Spor ne demek? | Spor anlamı nedir? | Spor

Spor anlamı nedir?

Spor ne demek?

Spor anlamı nedir?

Spor | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: spor

Türkçe Sözlük

(I. ing). Ferdt veya toplu oyunlar şeklinde yapılan, umumiyetle müsabakalara yol açan, belirli kaidelere uyarak tatbik edilen fizik hareketlerin bütünü. Spor Toto = 13 maçın neticesini tahmin esasına dayanan paralı oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Çiçeksiz bitkilerde üreme organı. 2. Bir hücreli hayvanların bazılarının üreme cisimciği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sports. sporting. sport. gym. sports. sporting. sport. spore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spore. sport. sports. games. sporting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sport. recreation. sports. casual and comfortable. athletics. game. spore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik) Asklı mantarların sporu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) Bazitli mantarların sporlarının adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istanbul Boğazı, Karadeniz Boğazı. the Bosphorus and its shores Boğaziçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

kopuntu

1. Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu. 2. Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit., 'Dispersion.' applied collectively: To those Jews who, after the Exile, were scattered through the Old World, and afterwards to Jewish Christians living among heathen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

James i. 1. By extension, to Christians isolated from their own communion, as among the Moravians to those living, usually as missionaries, outside of the parent congregation. the dispersion or spreading of something that was originally localized the disp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

areas of the world outside of the Land of Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The forced exiles of the Jewish people from Palestine by the Babylonians in the sixth century BCE and by the Roman Empire in the middle of the 2nd century CE. The technical term for the dispersion of the Jewish people, a process which began after defeats

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The worldwide Jewish dispensation after the destruction of the second Temple in 70 C E Refers to all Jews living outside of Israel also known as the 'exile ' In Hebrew, the word for exile is 'galut '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those Jews living outside the land of Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jews who lived outside Israel after the Exile, especially around the Mediterranean Basin They mainly spoke Greek and the Septuagint was their Bible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish dispersion or exile from the Land of Israel Also the term used to refer to Jews and Jewish communities living worldwide beyond the borders of the State of Israel. the movement, migration or scattering of people from their original homelands. forced

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Greek for 'dispersion,' most commonly used of Jews living outside the land of Israel anytime after the Babylonian Exile, but also used by other groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes the scattering of the Jews after the Fall of Jerusalem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exile The dwelling of Jews outside the land of Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jews living in Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dispersion of the Jews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the Jews living in scattered communities outside Eretz Yisrael during and after the Babylonian Captivity and, especially, after the dispersion of the Jews from the region after the destruction of the Temple by the Romans in A D 70 and the Bar-Ko

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The offspring of an area who have spread to many lands. the Dispersion, the scattering of the Jews into excile to the four corners of the earth However it is starting to end, with the Jews returning to Israel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Jewish communities outside of Israel. the body of Jews outside Palestine or modern Israel. the dispersion of the Jews outside Israel; from the destruction of the temple in Jerusalem in 587-86 BC when they were exiled to Babylonia up to the present time. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diaspora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürgünden sonra Yahudilerin dünyanın her tarafına yayılması; İncil'de Kudüs'ün dışında bulunan Yahudi Hıristiyanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oynama, oyalanma, eğlenme; (f). oynamak, oyalanmak, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. (spor) zarının iç tabakası; bakt. hücre içinde yetişen cinsiyetsiz spor; iç spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bükülebilen bir cins konusma borusu (pilotlar veya odalar arasında kullanılır) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça’dan). 1. Yayvan yemiş sepeti. 2. Seyyar satıcı tezgâhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street vender. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaddy goods. catchpenny article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malını işportada satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawker. pedlar. peddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street peddler. handseller. pitchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddling. hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. mikrospor, pek ufak tohum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasaport; bir memleketin karasularına girmek veya çıkmak için bir gemiye verilen izin kâğıdı; giriş vesilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Patates, pancar ve daha başka bitkileri hasta eden mikroskobik bir mantar çeşidi (phytophtora infestans).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genus of destructive downy mildews.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

re-export.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkasının zevklerini bozan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football pools.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football pools.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ege Denizi adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ara sıra olan; seyrek; münferit, dağınık, ayrı. sporadically z. ara sıra, zaman zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. gia) bot. tohum kabı, spor kesesi, ovogon dağarcığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sporu seven veya sporla uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportive. sportsman. sportswoman. athlete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete. sportsman. game. player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot., zool. spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Sporla üreyen bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) tohum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. sporla üreme; spor husule gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sporla üreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçyalıların kullandığı kürk kaplı para kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporty. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sports fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. eğlence, oyun, spor; neşe; alay, istihza; eğlence konusu, alay mevzuu; oyuncak; kdili. kumarbaz kimse; gösteriş meraklısı kimse; biyol. değşinme, değşinme gösteren hayvan veya bitki; f. oynamak, eğlenmek; alay etmek, takılmak, şaka etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Sporla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporting. sport. sportive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining sports. sportsmanlike. gentlemanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spor ile ilgili; oyun kurallarına uyan, sportmen; kumarbaz. sporting chance k.dili. kazanma ihtimali ağır basan şans. sporting house genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sporcu, sportmen; oyun oynamayı seven; oyun veya şaka kabilinden . sportively z. sportmence; neşeyle. sportiveness i. sportmenlik; neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Sporcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportive. sportsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman. athlete. sportsmanlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman. gentlemanly player. athleté.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) sporcu; avcı; profesyonel kumarbaz; sportmen. sportsman like s. sporcuya yakışır, sportmence; namuslu. sportsmanship i. sporculuk sportmenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. sporcu: hovarda, neşeli, canlı; gösterişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, biyol. küçük spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Litografyada yazı veya resmin eczalı kâğıt vasıtasıyla bir taştan diğerine nakli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry or bear from one place to another; to remove; to convey; as, to transport goods; to transport troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry, or cause to be carried, into banishment, as a criminal; to banish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry away with vehement emotion, as joy, sorrow, complacency, anger, etc.; to ravish with pleasure or ecstasy; as, music transports the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation; carriage; conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel employed for transporting, especially for carrying soldiers, warlike stores, or provisions, from one place to another, or to convey convicts to their destination; called also transport ship, transport vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vehement emotion; passion; ecstasy; rapture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A convict transported, or sentenced to exile. an exchange of molecules across the boundary between adjacent layers of a fluid or across cell membranes move while supporting, either in a vehicle or in one's hands or on one's body; 'You must carry your camp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charges for postal service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term describing an agreement between a fiber provider and their customer to provide backbone fiber for a fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a request to transport objects from the software development environment, identified as the source system, to the specified target system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of three distinct processes involved in erosion It is the movement of eroded material in the medium of air, water or ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any mechanism in physics by which particles or regions of fluid move around, or a mathematical model of such a mechanism such as a PDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of emissions from one source being carried by wind to other locations. transportation of racecar to and from selected event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intercity Transport. the moving of eroded rock or soil particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the functions carried out by protocols in the Network or Transport Layers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This layer provides transparent transfer of data between end systems, or hosts, and is responsible for end-to-end error recovery and flow control It ensures complete data transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System for conveyance of information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the WASP server that is responsible for transferring messages to a web service using particular transport protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The method by which the paper is moved past the digitizing scanner Affects speed of throughput and types of paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Responsible for end-to-end delivery of the entire message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipping , carriage , conveyance , freightage , portage , porterage , traction , transport , transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askeri vasıta; kendinden geçme, zevk ve heyecandan çılgın hale gelme; nakil, münakalat, taşınma, yerden yere götürme; sürgün olmuş kimse. Ministry of Transport Ulaştırma Bakanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerden yere götürmek, taşımak, nakletmek; kendinden geçirmek, çı1dırtmak; sürgüne göndermek, nefyetmek. transportable s. nakli mümkün; taşınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. nakil, yerden yere taşıma, münakalât, ulaştırma; nakil vasıtası; nakil vasıtası bileti; taşıt ücreti; sürgünlük cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. transporter

yükçeker

Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sportmence olmayan, sporcuya yaraşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı su yosunlarınki gibi titrek tüyleri olup suda yüzen spor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. zoospor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. 2 gametten teşekkül eden tohum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by