Subservience , -cy ne demek? | Subservience , -cy anlamı nedir? | Subservience , -cy

Subservience , -cy anlamı nedir?

Subservience , -cy ne demek?

Subservience , -cy anlamı nedir?

Subservience , -cy | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: subservience cy

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun eğme, köle gibi itaat veya hizmet; yaranma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğruluk, dikkat, titizlik, ihtimam, incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Aggio). Para farkının banka muameleleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ehliyet, yetenek, kifayet, yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bitişik olma, yakınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taraf tutma, taraftarlık ; savunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vasıta, fail; iş, faaliyet; acentalık, vekâlet; acente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kancalı kurt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokratlık, aristokrasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hüküm, nüfuz, itibar, üstünlük, faiklyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otokrasi, bir hükumdarın mutlak hâkimiyeti, istibdat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iflas. declare bankruptcy iflas etmek. fraudulent bankruptcy hileli iflas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap falı; bilhassa Kitabı Mukaddes'le kitap falı açma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bisiklet; f. bisiklete binmek, bisikletle dolaşmak. bicyclist i. bisikletle gezen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyosferin üç sahasından biri: deniz, tatlı su veya kara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su üzerinde durabilme, yüzme hassası; neşe, canlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bürokrasi, devlet dairelerine mahsus formaliteler, kırtasiyecilik; devlet memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adaylık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil falcılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekârlık; evlenmeme yemini (dini sebeplerden öturü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (k.dili). kesin olmayan, rizikolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el falı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merhamet şefkat; müsamaha, hoşgörü; yumuşak başlılık; mülayimlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kuyruksokumu kemiği, koksiks, paldım kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutarlık; uygunluk; yapışma, iltisak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendi kendinden memnun olma hali; gönül rahatlığı. complacent (s). kendi halinden memnun, rahat; kendini beğenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeşitli bağımsız devletlerin konfederasyon halinde bir araya gelmeleri, ittifak, birlik; kanunen yasak olan bir fiilin yapılması için çeşitli parti, grup veya kimselerin birlik olmaları. the Confederacy Amerikan iç harbi esnasmda Güney Eyaletlerinin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruma; (ing). doğal kaynakları koruma teşkilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık tutarlık, uyum, ahenk; yoğunluk, kesafet, kıvam, koyuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fesat maksadı ile yapılan gizli anlaşma, suikast; (huk). fesat tertibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat; değişmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir seçim bölgesindeki seçmenler; seçime iştirak edenler; seçimle ilgili olanlar; seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtimal; beklenmedik olay. contingency fund bir bütçede beklenmedik ihtiyaçlara karşı ayrılan para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hor görürcesine itaatsizlik; serkeşlik; inat, inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakit para; revaç, geçerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Siyanojen elemanının sembolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

isim belirten sonek: fluent (s). akıcı; fluency (i). akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(huk). takribi olarak (vasiyetname yorumu ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek mavi, koyu mavi; (kim). siyanür ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kiyanusa ait; siyanüre ait; mavi. cyanic acid siyanik asit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siyanür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kiyanus; siyanür iyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, Sony Dijital Fotoğraf Makinesi serisine verilen addır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot®, yüksek kaliteli fotoğraf makineleridir. Fotoğrafların yanı sıra hareketli görüntüler ve ses de kaydedilebilir. Kayıt ortamı olarak Memory Stick™ kullanılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sibernetik, kibernetik, ayarlama-yönleme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklamen, tavşankulağı, buhurumeryem çiçeği, (bot). Cyclamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dönem, devre; dönme, dönüş, devir; divan; bisiklet, motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir devir yapmak; bir devreden geçmek; devir devir vaki olmak; bisiklete binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). devirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bisikletçi, motosikletçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). yuvarlanma eğrisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). siklometre, mesafe saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklon, kiklon; kasırga, hortum. cyclone cellar kasırga sığınağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, Cyclopic (s). iri; büyük taşlarla harç kullanılmadan yapılmış (yapı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ansiklopedi. cyclopedic (s). geniş (bilgi, malumat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (,coğ Cyclopes) eski Yunan efsanelerinde tek gözlü dev, Kiklops, Tepegöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir şeklindeki bir odanın duvarlarına yapılan resim; tiyatro sahnenin silindir şeklindeki arka duvarı veya arka perdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). siklotron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Tarsus ,Cayı (eski ismi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Siklat Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuğu yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silindir. cylin'drical (s). silindir şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (mim). tepe silmesi pervaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). büyük zil. cymbalist (i). zil çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). talkım, cymoid (s). talkıma benzer. cymose (s). talkımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Sömbeki Simi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Galler Ülkesinde konuşulan dil; (s). Kelt kabilelerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). herkesin yalnız kendi menfaatine çalıştığna inanan kimse; insanlardan hoşlanmayan kimse; (b.h). kinik, sinik: (s). alaycı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaycı müstehzi; insanın iyiliğine inanmayan; ahlâkı hor gören, bile bile ahlâk ve namus kurallannı çiğneyen. cynically (z). alay ederek, istihza ile; menfaatperestçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kinizm; ahlakı hor görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dikkati çeken şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). selvi, selvi ağacı. (bot). Cupressus sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Kıbrıslı kimse; (s). kıbrıslı,, Kıbrısa ait; şehvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). havuz balığı: (s). havuz balığına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Kıbrıslı, Kıbrıs'a ait; (i). Kıbrıs lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kıbrıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). eski Islav alfabesi; (s). bu alfabeye ait veya bu alfabe ile yazılı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kist; (bot). yağ cebi. cystectomy (i). kist ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kiste ait; safra kesesine veya mesaneye ait; kist ihtiva eden; kistte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). (kemikte, saçta ve nadiren idrarda bulunan) beyaz billurumsu bir madde, sistin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane iltihabı, sistit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mesane muayenesine mahsus alet, sistoskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ek (zool). (bot). hücre, hücreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sistoloji, hücreleri inceleyen bilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). terbiye, edep, nezaket; ıIımlılık, itidal; kanunlara uyma; iffet, namus; bu şekilde yapılan herhangi bir iş veya davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, noksanlık, kusur, yetersizlik, kifayetsiz!ik; hesap açığı. deficiency disease (tıb). gıda eksikliğinden ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yozlaşma, soysuzlaşma, bozulma, dejenere olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elçilik, murahhaslık; murahhaslar heyeti; delegasyon; delegasyona verilen yetki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iezzetli şey; incelik, nezaket, zarafet, hassasiyet, kibarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrasi, elerki; demokrasi rejimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma, tabi olma; sömürge, müstemleke; müştemilat, ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diplomasi, diplomatlık, siyaset, hariciye mesleği; başka insanlarla ilişkide incelik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceyl). (bk.) Ceyl.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istenen sonucu verebilme yeteneği, yarar, fayda, etki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapılan işe veya kullanılan enerjiye göre verim oranı, randıman oranı; yeterlik, kifayet, ehliyet; etki, tesir; kabiliyet derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ani olarak ortaya çıkan güç durum, âcil ihtiyaç veya vaka; icap. emergency door, emergency exit tehlike zamanında kullanılan çıkış kapısı. emergency ration olağanüstü zamanlara mahsus yemek paketi. in case of emergency icabında, âcil bir durumda. s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek yer, tepe, doruk; yüksek mevki veya rütbe, itibar; b.h. Katolik kilisesinde Kardinal unvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tamim edilmiş; i. genelge, tamim, özellikle Papanın Katolik piskoposlara gönderdiği tamim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ansiklopediyi yazan veya derleyen veya bu işe katılan kimse; ansiklopedik bilgisi olan kimse. the Encyclopedists on sekizinci yüzyılın büyük Fransız Ansiklopedisini yazmış olan âlimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kese teşkil etmek, kese içine almak veya alınmak. encysted tumor kese içinde bulunan ur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mat.) merkezsel bir daire çevresi üzerinde devreden küçük daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kiliseyi piskoposlar vasıtasıyla idare usulü; piskoposluk; piskoposlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) alyuvar, eritrosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ekselans, sefir veya vekile verilen unvan. His Excellency Ekselansları. Your Excellency Ekselans, zatı âliniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ihtiyaç; zorunluluk, zaruret, derhal tedbir almayı icap ettiren olay; lüzum. exigent (s.) hemen tedbir almayı icap ettiren; icbar edici, zorlayıcı, çok acele, acil; buhranlı; çok şey isteyen, fazla kuvvet ve enerji sarf ettiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, bekleyiş,intizar, ümit; (huk). beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). israf,aşırılık, ifrat, taşkınlık, delilik, saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanlış fikir, aldatıcı kavram,sahte görünüş; aldatma, hile, yanlışlık, yanlış, hata, temelsizlik; (man.) safsata, mantık kurallarına aykırı gelen sav. pathetic fallacy insanlara has duyguların doğal belirtilere mal edilmesi (insafsız deniz gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). hayal, düş, imge; merak,kuruntu; kapris; meyil, sevgi; zevk; zihinde yaratılan bir kavram, mefhum; (s). fantazi, süslü; hayale dayanan, keyfi; yüksek kaliteli (meyve); ifrat derecesinde. fancy dress fantazi elbise, karnaval kıyafeti. fancy dres

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal etmek, tasavvur etmek,kurmak; beğenmek, sevmek; zannetmek, tahmin etmek, neslini ıslah etmek için hayvan yetiştirmek. Fancy ! Fancy that ! Takdir sizindir! Acaba! Yok canım!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (bayt). atlara mahsus bir çeşit çıban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hararet, şiddet ve hiddet, şevk, iştiyak, gayret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifade düzgünlüğü, fesahat, akıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sık sık vuku bulma, çok tekerrür etme; belirli bir zaman içinde tekerrür etme sayısı; (fiz). frekans. frequency modulation radyo frekans modülasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - İlkbahar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fal bakma, remil atma. geomancer i. falcı. geoman'tic s. falcılığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Eyvallah ! Sağol ! Çok teşekkür ! Allah Allah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yalıçapkını, iskelekuşu emircik, (zool.) Alcedo atthis; kış başında deniz kenarında yumurtladığı zamanlarda fırtınayı durdurduğu farzolunan hayal mahsulü bir kuş; (s.) bu hayali kuşa ait; durgun, sakin, dingin. halcyon days kış ortasında i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarım daire, yarım daire şeklinde olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yılmaz).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. hidrojen ile siyanürun bileşiminden meydana gelen. hydrocyanic acid hidrosiyanür asit, siyanür asidi (çok kuvvetli bir zehir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. banotundan çıkarılan bir alkaloit, musekkin olarak kullanılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buzlu, buz gibi, donmuş; soğuk hal veya tavırlı, donuk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suet. fixed oil. grease. mincemeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünenden başka olan taraf, mahiyet: Bu işin içyüzünü öğrenemedik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahmaklık, bönlük, dimağ zaylflığı; delilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i vasiyetle bırakılmış şey, miras; vasiyet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tedbirsizlik, münase betsizlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmazlık, manasızlık; birbirini tut- mazlık, irtibatsızlık, tutarslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş. görev, ödev; memuriyet; memuriyet devri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bebeklik, çocukluk; huk. rüştten önceki zaman, küçüklük; başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manasızlık; önemsizlik, ehemmiyetsizlik, değersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acil olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Büyük Britanya adasının kuzey kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İskoçya halkından olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü, sulu; meraklı, cazip, ağız sulandırıcı. juiciness i. özlülük, sululuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güneydoğu Asya’da, Tayland Körfezi kıyısında, Tayland, Vietnam ve Laos arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 13 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneydoğu Asya.

Yüzölçümü: toplam: 181,040 km².

Kara: 176,520 km².

Su: 4,520 km².

Sınırları: toplam: 2,572 km.

sınır komşuları: Laos 541 km, Tayland 803 km, Vietnam 1,228 km.

Sahil şeridi: 443 km.

İklimi: Tropikal muson iklimi hakimdir. Muson mevsimi Haziran’dan Ekim ayına kadardır. Kasım-Mayıs ayları dönemlerinde hava kurudur. Kışları kuzeyde biraz soğuktur, bütün yıl boyunca ülke genelinde ısı aynıdır.

Arazi yapısı: Ülke topraklarının büyük bölümünü orta kesimdeki geniş ovalar kaplamaktadır ve doğu kesimini boydan boya aşarak güneye doğru akan Mekong Irmağı egemendir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tayland Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Phnum Aoral 1,810 m.

Doğal kaynaklar: Kereste, değerli taşlar, demir yatakları, manganez, fosfat, hidrolik güç potansiyeli.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %20.44.

ekinler: %0.59.

Diğer: %78.97 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 2,700 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Muson yağmurları (Haziran - Kasım ayları arasında); su baskınları; arada sırada görülen kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,881,427 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %35.6 (erkek 2,497,595; kadın 2,447,754).

15-64 yaş: %61 (erkek 4,094,946; kadın 4,370,159).

65 yaş ve üzeri: %3.4 (erkek 180,432; kadın 290,541) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.78 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.02 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.94 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.95 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 68.78 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 59.29 yıl.

Erkek: 57.35 yıl.

Kadın: 61.32 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.37 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan kişi sayısı: 170,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 15,000 (2003 verileri).

Ulus: Kamboçyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Khmerler %90, Vietnamlılar %5, Çinliler %1, diğer %4.

Dinler: Budist %95, diğer %5.

Dil: Khmer (resmi) %95, Fransızca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %73.6.

Erkek: %84.7.

Kadın: %64.1 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kamboçya Krallığı.

kısa şekli : Kamboçya.

Yerel tam adı: Preahreacheanachakr Kampuchea.

yerel kısa şekli: Kampuchea.

Eski adı: Khmer Cumhuriyeti, Kamboçya Cumhuriyeti.

ingilizce: Cambodia.

Yönetim şekli: Cumhuriyet.

Başkent: Phnom Penh.

İdari bölmeler: 20 eyalet ve 4 belediye; Banteay Mean Cheay, Batdambang, Kampong Cham, Kampong Chhnang, Kampong Spoe, Kampong Thum, Kampot, Kandal, Kaoh Kong, K


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyo dalgalarının ölçü birimi, saniyede bin devir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yürekli, cesur, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dantel gibi; dantelli; dantelden yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hafif parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kandaki beyaz kürecik, akyuvar, lökosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okuyup yazma, okur yazarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delilik, cinnet, akıl hastalığı, divanelik, kaçıklık, ahmaklık, delicesine hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hakimlik; hakimler; bir hâkimin nüfuz bölgesi veya vazifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. habislik; tıb. habis tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (radyo) elekromanyetik dalganın saniyede bir milyon devirlik frekans birimi, megasikl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merhamet, inayet, lütuf; rahmet, mağfiret, af; bereket; insaf. Mercy!, For mercy's sake ! Aman ! Allah aşkına ! at the mercy of insafına (kalmış), elinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avamtakımı yönetimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motosiklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölülerle haberleşerek fala bakma; sihirbazlık, büyücülük. necromancer i. büyücü, sihirbaz. necroman'tic s. büyücülük yapan; büyü kabilin- den; şaşılacak, harikulade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) avam idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüya vasıtasıyle falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. olgunlaşmamış dişi gamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papalık rütbesi; Katolik kilisesi reisliği; papalık sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşikarlık; tıb. açıklık, büyümüşlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yutarhücre, fagosit. phagocyto'sis i. fagositlerin mikropları yok etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eczacılık; eczane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zenginler hakimiyeti, plutokrasi; servet sahipleri sınıfı, zengin takımı. plu'tocrat i. servetinden dolayı fazla nüfuzu olan kimse, plütokrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyaset , politika,idare, tedbir;takip edilen yol veya yön,hareket hattı.domestic policy iç politika,dahili siyaset.foreign policy dış politika, harici siyaset. public policy kamu yararını gözeten politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sigorta mukavelenamesi, poliçe;piyangoda kazanan numaralar üzerine oynanan kumar. policy shop piyango biletleri üzerine kumar oynanan yer.endowment policy belirli bir sürenin bitiminde belirli bir meblağın ödenmesini icap ettiren hayat sigortası poliçe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poliçe hamili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, kudret, güç; yetki, salâhiyet; etki, tesir; nüfuz; potansiyel; erkeğin cinsel iktidarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acele, telâş; acelecilik. precipitant s., i. acele giden; acele yapılmış; i. kimyasal veya mekanik çökelme yapan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i bir mülkü başkasından evvel işgal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkanlık, reislik; başkanlık süresi; b.h. eskiden Hindistan'da en büyük üç eyaletten biri (Madras, Bombay ve Bengal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önce gelme, ileri gelme; baş papazlık; papalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellik; gizlilik; kişisel dokunulmazlık. in absolute privacy tamamen mahrem olarak, sır olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Prosyon, Küçük köpek takımyıldızında en büyük yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ehliyet, maharet, beceriklilik, ustalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kehanet; keramet; ilham; tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. utangaçlık, sıkılganlık, mahcupluk, tevazu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşe bakma suretiyle falcılık. pyromantic s. bu çeşit falcılığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine has tadı olan (şarap); canlı, zinde; açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaha kalkma, şahlanma; ifrat, haddi aşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yenilik, yeni vuku bulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (kullanılmış maddeleri) yeniden işleyip kullanışlı hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fazlalık; ağdalı ifade; bir metin içindeki tekrar oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarlık, krallık, saltanat; vekillik, kral naipliği; vekiller heyeti; vekillik müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri fırlama, seğirdim yapma; esneklik; çabuk iyileşme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız sıkılığı, sır saklama, sükut etme, susma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ecza) salisilat. salicyl'ic s. salisilat kabilinden. salicylic acid salisilat asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkati çekme; çıkıntı, çıkıntılı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arsız, sulu sırnaşık, saygısız, küstah; dokunaklı; eğlenceli. saucily z. arsızca, saygısızca. sauciness i. arsızlık, sululuk; saygıslzlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. İtalyan sahilinde ve Charybdis girdabı karşısında tehlikeli bir kaya, bak. Charybdis: altı başlı olduğu farz olunan deniz canavarı. between Scylla and Charybdis iki ateş arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. - phi) eski Yunan'da kullanılan iki kulplu su bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tırpan; f. tırpanla biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İskit; s. İskitya'ya veya İskit diline özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sır saklama, sır tutma; ketumluk, gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manalı olma; anlam, mana; önem, ehemmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyku basması, uykulu hal, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baharatlı, bahar gibi güzel kokulu; tadı tuzu yerinde olan, çeşnili; hoş, zevkli; açık saçık (hikaye); cazip, çekici. spicily z. baharatla. spiciness i. baharatlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durgunluk; atalet, işlemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askeri hükümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkası gelme, sonradan gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun eğme, köle gibi itaat veya hizmet; yaranma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeterlilik, kifayet, elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük, yücelik, ululuk; herkesten üstün olma, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçeklerde üreme organının etrafında bulunan, rengârenk yaprakçıkların her biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzmanların yönetimi altında hükümeti idare etme teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Vurmak suretiyle korkutmak. 2. Çok korkmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kullanım, kiracılık; kira ile tutulmuş mülk; kira suresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil, istidat, eğilim, şev; psik. yönseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) vasiyetname bırakmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teokrasi, dincierki; Allah namına papazlar idaresi; böyle idare olunan memleket. the'ocrat (i.) böyle bir idarenin reisi; Allahın verdiği şeriata göre işleri idare eden kimse. theocrat'ic(al) (s.) teokratik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) en yüksek iyiliğin meydana gelebilmesi için fenalığın gerekli olduğunu iddia ederek Allahın tedbirlerini haklı çıkaran felsefe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un fikrine göre şeref ve azametin hâkim prensip olduğu devlet; Aristo'ya göre şeref rütbelerinin servet derecelerine göre verildiği devlet idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçici hal, geçicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeffaflık; şeffaf şey; ışığa tutulunca görülebilen cam üzerine yapılmış resim; slayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. üç tekerlekli velespit; f. üç tekerlekli velespite binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okul kaçkınlığı, dersi asma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki zamanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(radyo) 300 ile 3000 megasikl arasında frekans, kıs. uhf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek tekerlekli sirk aracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acele; ısrar; sıkıştırma, zorunluluk kaçınılmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boşluk; boş yer, aralık, fasıla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. valans, değerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by