Sûf ne demek? | Sûf anlamı nedir? | Sûf

Sûf anlamı nedir?

Sûf ne demek?

Sûf anlamı nedir?

Suf | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: suf

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صوف] yün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Meftûn, şeydâ, çıldırırcasına Aşık. 2. Açık meşrebli, oynak, namusu şüpheli kadın. (bk.) Aşifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü perîşan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşiftelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delinmemiş inci. mec. Bâkire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir sofrada yemek yiyenerin beheri, sofra arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ YÜSUF) (i. A.). Karanfilgillerden güzel çiçekler açan bir süs bitkisi, Fr. bychnide.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(guguçiçeği): Karanfilgiller familyasından bir çeşit süs bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. İktidarsızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayın tutulması: Husuf-i külli = Ayın tam tutulması. Husüf-i cüz’i = Ayın kısmen tutulması. Husuf vâki olmak = Ay tutulmak. Güneşinkine «küsûf» derler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسوف] ay tutulması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmez, katlanılamaz, tahammül olunamaz. insufferably z. tahammül olunamayacak derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksik, kiyafetsiz, yetersiz, ehliyetsiz. insufficiently z. yetersiz derecede. insufficiency i. yetersizlik, yetmezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üzerine üflemek; içine üflemek, içine hava vermek. insuffla'tion i. üzerine veya içerisine üfleme veya hava verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneş tutulması:Ay’ ın araya girmesiyle güneşin tamamen veya kısmen örtülmesi: Küsûf-ı küllî, küsûf-ı cüz’İ, küsûf-ı dairevî (Ay’ın tutulmasına «husûf» denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کثوف] güneş tutulması. 2.tutulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammüllü, sabırlı, azap çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAA’T-TEESSÜF) (I.). Teessüfle, esef ederek, üzüntüyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ckeşf» ten imef.) (mü. mekşûfe). 1. Açılmış, açık, örtülü olmayan, meydanda olan. 2. Açık, zâhir, Aşikâr. 3. Keşfolunmuş, bulunup bilinmiş, vaktiyle meçhulken sonra bulunmuş. 4. Askerî bakımdan keşfedilmiş: Arâzî-i mekşûfede harb etmenin faydası vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکشوف] keşfedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Açılmış, açık. Bilinmez değil, keşfolunmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delinmemiş, deliksiz: Dürr-i nâ-süfte = Delinmemiş inci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine güvenen; kendi kendine yeten, başkasına muhtaç olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (c. şerâsif). Kaburga kemiklerinin ön taraftaki uçlarında bulunan kıkırdak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şefî). Şefîler, şefâat edenler, (bk.) Şefî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefîh). Sefihler. (bk.) Sefih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefîr). Sefirler, elçiler, (bk.) Sefir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Sofa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفه] sofa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göz yumma, müsamaha; tahammül, dayanma, sabır. on sufferance zarar vermemek şartıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ıstırap çekmek; tutulmuş olmak, müptela olmak; cezasını çekmek; idam olunmak; cefa çekmek; (eski) katlanmak, tahammül etmek; müsaade etmek, izin vermek, bırakmak. sufferer i. ıstırap çeken kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilebilir, dayanılabilir, tahammül edilebilir. sufferably z. tahammül edilebilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ıstırap, elem, acı, keder; s. ıstırap çeken; mazlum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kafi gelmek, yetişmek, el vermek, yetmek. suffice it to say şu kadarını söylemek yeter ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeterlilik, kifayet, elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kâfi, yeterli; elverişli, uygun, münasip. sufficiently z. kâfi derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. sonek, sontakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir kelimenin sonuna ek koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boğmak, nefesini kesmek; bastırarak söndürmek; boğulmak, nefes alamamak. suffocating s. bunaltıcı, boğucu. suffoca'tion i. boğulma bunalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yardımcı (piskopos).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı; oy kullanma; tasvip tasdik onay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınların oy kullanma hakkını savunan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oy kullanma hakkı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşağıdan tütsülemek. suffumigation i. alttan tütsüleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. etrafa yayılmak, kaplamak; boya vermek, renk vermek. suffusion i. yayılma; kızartı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sûfiyyûn). 1. Tasavvuf ehli. 2. Sofu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صوفی] mutasavvıf. 2.sofu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofi, gizemci mutasavvıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. islâm gizemciliği, tasavvuf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasavvufçular.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صوفيه] mutasavvıflar, tasavvufla uğraşanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sOfi). 1. Tasavvuf ehli olanlar. 2. Sofular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Tortu. 2. (tıp): Büyük aptest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) ( mü. esfel). Esfeller. (bk.) Esfel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soufflé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soufflé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. süfliyye). 1. Aşağıda bulunan, aşağıki, zıddı: ulvî. 2. Alçak, bayağı, kıymetsiz ve itibarsız: Pek süflî bir adamdır. 3. Kıyafeti pek pejmürde ve hâli perişan: Kendisini pek süflî bir halde gördüm; üstü başı pek süflî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. mean. base. shabby. ragged kılıksız. hırpani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptible. low-down. inferior. wretched. dressed in dirty. shabby clothes. menial. out at elbows. reptile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wretchedness. shabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Alçak ve aşağılık şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Aşağılık, aşağıda bulunan şeyin hal ve yeri. 2. Alçaklık, Adîlik. 3. Pejmürde kıyafet, perişan hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tiyatroda oyunculara rollerindeki sözleri fısıldayıp hatırlatan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prompter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delinmiş. Ni-»üfte = Delinmemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Saf). Saflar, diziler. (bk.) Saf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفوف] sıralar, saflar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefîne). Sefîneler, tekneler, (bk.) Sefîne («Sefâin» de gelir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ashab-ı kiramın meşhurlarından bazılarının ismi. Süfyan-ı Sevri: Kelamcı, muhaddis, alim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «esef» ten). Keder ve esef etme, acıma: Buna çok teessüf ettim. Beyân-ı teessüf etmek = Teessüf ettiğini söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. sorrow. sadness. regret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regret. feeling sorrow about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «felsefe» den). Felsefe yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesâfet» ten). Kesafet peydâ etme, sıklaşma, koyulaşma, (y. k.) yoğunlaşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. intifa hakkı, yararlanma hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., huk. intifa hakkına ait; i. intifa hakkı olan kimse . usufructuary lease hasılât icarı. usufructuary tenancy yarıcılık sözleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(YÜSUF) (hi.). 1. Hazret-i YAkub’un evlâdından olup kıssası meşhurdur. 2. mec. Çok güzel şahıs.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Ya’kub (a.s.)’un oğlu olan peygamber Hz.Yusuf. 2.İbranice; inleyen, ah eden, inilti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kumrunun küçük bir nevi. 2. Su üzerinde uçan bir cins güzel kelebek. 3. Mandalina denilen portakal cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly. turtledove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle yüksek devlet erkânının giydiği kırmızı tepeli sarık.

Türkçe Sözlük by