Süper Grafiti | Süper Grafiti ne demek? | Süper Grafiti anlamı nedir?

Süper Grafiti | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: super grafiti

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exaggerate. aggravate. amplify. colour. glorify. to talk through one's hat. heighten. magnify. overplay. overstate. pile it on. put it on. romanticize. spread it thick. stretch. superlatives to speak. to lay it on thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Athletic Director- responsible for organizing, scheduling and supervising interscholastic sports for the high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief. governor. superior. commanding. imperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. superior. chief. commander. boss. commandant. imperative. immediate manager. president. top brass.

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. superiority in rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük

the earth. land. presentation. demonstration. submitting sth to one's superior. offer. latitude. submission. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük

As is a word meaning than mair as yin. abbr Answer Supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Standards Association denotes a speed system with which manufacturers may 'rate' their film in terms of its sensitivity to light Now superseded by ISO.

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Standards Association Denotes a speed system in which manufacturers rate their film in terms of of its sensitivity to light Now superseded by ISO.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extreme. excessive. ultra. super. acute. breakneck. camp. crusted. deep. desperate. devilish. disproportionate. exaggerated. exceeding. exorbitant. exquisite. extortionate. extravagant. fancy. ferocious. fond. fucking. fulsome. heavy. like hell. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismiss from office. deposal. dismissal. supersession.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supersession from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. nurse. fortune teller. examiner. supervisor. surveillant. overlooker. guardian. caretaker. handler. minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. watch. survey. attendance. superintendence. feeding. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük

front on to. have a frontage on. look. look at. set eyes on. take a gander. give a look. look upon. see. take a look. take a look at. watch. supervise. superintend. attend. keep. consult. look after. care for. feed. maintain. nurse. behold. concern o.

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tipte satılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

Şimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkod olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır. 1) Makinenin okuduğu dikey çizgiler kısmı; 2) İnsanların okuyabildiği 12 adet rakam. İlk altı rakam eşyanın tanım numarası olup, üreticiler yıllık bir ücret karşılığında, bu kodları veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş rakam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılamaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder, yani altlarındaki rakamın bilgisayar tarafından okunmasını sağlarlar.

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tiptesatılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

İimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkd olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır.

1) Makinenin opkuduğu dikey çizgiler kısmı;

2) İnsnların okuyabildiği 12 adet rakam.

İlk altı rakam eşyanın tanmım numarası olup, üreticiler yılık bir ücret karşılığında, bu kodlaeı veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş raklam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılmaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey, kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasynlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder yani altlarındaki rakamın bilgisyar tarafından okunmasını sağlarlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük

head doctor. chief physician. head physician. medical superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

caption. heading. title. cap. headline. headscarf. crown. helmet. capital. heading. address director. capital heading. contents heading. cowl. crest. ferrule. head gear. head piece. headpiece. hood. superscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstitious. unreasoningwesterner. occidental. unreasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The superficial earthwork, or ballast, of a railroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. ample. copious. plentiful. too large. abounding. bounteous. effusive. fat. full. generous. handsome. hearty. hefty. liberal. luxuriant. opulent. profuse. profusely. rich. rife. spacious. superabudant. unsparing. unstinting. wealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

size. greatness. bigness. largeness. generosity. superiority. magnitude. ampleness. enormity. enormousness. grandeur. grandness. hugeness. sovereignty. substantiality. supremacy. vastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük

monster. imp. monkey. cruel. evil. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplicity. multitude. plentifulness. muchness. crowd. affluence. ampleness. amplitude. commonness. considerable. fullness. fulness. heaviness. host. multeity. plenitude. plenty. plethora. plurality. superfluity. throng. vastness. lashings.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bileşik veya karışık herhangi bir şey; karmaşa; (psik). komplek. building complex site. inferiority complex aşağılık duygusu. superiority complex kendini üstün görme duygusu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of applying water to the lithographic plate on a litho printing machine Also the application of moisture to paper in preparation for a subsequent process, e g supercalendering.

Türkçe - İngilizce Sözlük

adviser. consultant. counsellor. counselor. advisor. mentor. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. consternation. dismay. dread. fear. funk. horror. terror. super. terrific.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superannuated. out of fashion. old-fashioned. out-of-date. behind the times. dated. outdated. outmoded. dowdy. obsolete.

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. inspection. supervision. audit teftiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. supervisor. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. check. test. audit. review. superintendence. governance. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. check. control. inspection. supervision. audit. censure. censorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. check. inspection. auditing. control. audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection. auditing. checking. supervision. check. inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük

reappraisal. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. supervision. inspection. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. audit. inspect. examine. supervise. superintend. oversee.

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. guard. inspect. monitor. police. superintend. supervise. to control. to check. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük

audit. control. to check. to control. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inspected. to be supervised. to be audited.

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlling. supervisory. controller. inspector. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval airplane. amphibian. float plane. floatplane. hydroplane. naval seaplane. supermarine. waterplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angel or celestial being belonging to a kingdom in nature evolving parallel to humanity, and ranging from sub-human elementals to super-human beings on a level with a planetary Logos They are the 'active builders,' working intelligently with substance to

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

outer. outside. exterior. external. outward. out. foreign. extrinsic. offshore. salient. superficial. outside. without. ecto-. exo-.

Teknolojik Terim

Super Audio CD’lerin (SACD), yazılım üreticisine bağlı olarak üç türü bulunmaktadır: tek katmanlı SACD, çift katmanlı SACD ve hibrit SACD.

Türkçe - İngilizce Sözlük

metaphysical. supernatural. preternatural. superphysical. unearthly. occult.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supernatural. preternatural. unearthly.

Teknolojik Terim

Doğrudan Dijital Akım Super Audio CD platformunun tam merkezinde yer alan Yüksek Tanımlı (HD) ses teknolojisidir ve Avrupa’daki önce gelen kayıt stüdyoları ve mastering tesisleri tarafından hızla benimsenmektedir. Sony ve Philips tarafından ortak olarak geliştirilen Super Audio CD, gelecek nesil Kompakt Disk teknolojisidir ve müzik tutkunlarına 5.1 çok kanallı Çevreleyen Seste yüksek ses çözünürlüğü sunar.

Teknolojik Terim

Bu işlemci, üstün dinamik aydınlık aralığı ve daha ince kuantizasyon sunarak görüntü ayrıntılarının iyileştirilmesini sağlar. Sony Super HAD CCD™ ile birlikte bu teknoloji, müthiş pürüzsüz, gerçekçi kontrast ve daha iyi renkler sunar. Geleneksel 10-bit sistemlerde analog görüntü dijitale çevrilirken sinyalin az bir kısmı kesintiye uğrar, ayrıntılarda ve kontrastta kayıp yaşanır.

Teknolojik Terim

Gelişmiş Tanımlamalı (ED) Tweeter. Bu karbon kompozit tweeter, hafifliği üstün dayanıklılıkla birleştirerek, Super Audio CD’lerin dinlenilmesi için ideal, 70kHz’ye uzanan bir frekans aralığına sahiptir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructor. supervisor of the education of children. tutor. governess. animal trainer. informative. instructional. instructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The conscious and permanent subject of all psychical experiences, whether held to be directly known or the product of reflective thought; opposed to non-ego. the conscious mind an inflated feeling of pride in your superiority to others.

Türkçe - İngilizce Sözlük

an inflated feeling of pride in your superiority to others. your consciousness of your own identity. the conscious mind. the conscious self; the 'I'; the central, experience-filtering complex of consciousness --and the most stable complex because it's gro

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freudian theory divides the psyche into three parts: id, ego and superego Ego is the self-concept, the mediator between id, the primitive part, and superego, the conscience. , Self; an individual's inner or mental consciousness In psychoanalysis, the term

Türkçe - İngilizce Sözlük

A false sense of separateness created by living within delusion. the conscious part of the personality that is derived from the id through contacts with reality and that mediates the demands of the id, superego, and external reality. the part of your pers

Türkçe - İngilizce Sözlük

additional. extra. supplemental. supplementary. further. addition. supplement. extension. extra. annex. appendix. appendage. addendum. adjunct. appurtenance. formative. insertion. inset. postscript. schedule. supplementation. by-. bye-. super-.

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffix. add. join. attach. adjoin. join together. put to. write in. insert. affix. annex. append. interlard. interpolate. joint. link. link up. piece. put in. put on. run in. slap on. splice. subjoin. superimpose. supplement. tack. throw in.

Türkçe - İngilizce Sözlük

add. affix. annex. append. compound. embody. interject. interpose. joint. lend. splice. superimpose. tag. to add. to attach. to join. to append. to annex.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra. additional. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of figs of superior quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük

retired. retiring. superannuated. pensioner. old age pensioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük

retired pay. pensionable emoluments. superannuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük

retiring. retirement. superannuation. pension.

Türkçe - İngilizce Sözlük

European Normes or standards, which are gradually harmonising with and superseding British Standards.

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximum. highest. superlative. supreme. topmost. utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superb. splendid. delightful. delicious. excellent. grand. scrumptious.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a witty saying. a brief witty poem Randle Cotgrave translates 'Epigramme' as 'An Epigram; a Couplet, Stanzo, or short Poeme, wittily taxing a particular person, or fault; also, a title, inscription, or superscription '.

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. dated. outworn. worn. worn-out. timeworn. obsolescent. decrepit. effete. moss-grown. rusty. stale. superannuated. well-worn. worm-eaten. out. detrited.

Türkçe - İngilizce Sözlük

incomparable. inimitable. matchless. peerless. singular. superlative. unequalled. unique. unparalleled. unprecedented. unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerless. unique. unmatched. unequaled. unpaired. unprecedented. unsurpassed. beyond example. heavenly. inapproachable. inimitable. irreplaceable. matchless. non pareil. only. superlative. surpassing. unequalled. unexampled. unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superior. excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superior. excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Miscarriage; failure; deficiency; fault; mostly superseded by failure or failing, except in the phrase without fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. superfluous. spare. plus. much. extra. unneedful. de trop. supernumerary. surplus. thick. too. over. big. in excess of. excess. surplus. super-. over. out. rising of.

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. excess. extra. heartily. much. redundant. spare. superfluous. surplus. too. excessive. more. too much. too many. excessive. superfluous.

Türkçe - İngilizce Sözlük

too. too much. too many. more (than. acute. devilish. in excess. great. heavy. residual. residuary. spare. steep. superlative. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük

de trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

disproportionate. jolly. darned. extremely. in spades. exceedingly. far better. jolly. amply. damned. eminently. more than enough. largely. parlous. precious. strongly. superfluously.

Teknolojik Terim

Süper İnce Nokta Aralıklı Resim Tüpü, görüntü çözünürlüğünü inanılmaz geliştirir. Ortadan aralıklı tüp yuvaları, 0,47 mm’ye indirilerek yatay çözünürlük %60 oranında artırılmış ve hassas resim ayrıntıları daha iyi görüntülenebilir hale getirilmiştir. Yeni CRT sürücü devresi, odaklanmayı %25 oranında geliştirmektedir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional. excellent. superb. extraordinary. unusual. above. out of the cap. dreamy. fantastic. far out. golden. grand. great. paramount. phenomenal. remarkable. shining. surpassing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra. walk-on. supernumerary.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Format, in VoyForums, is a Forum option which chooses how to show the messages in the message index and replies VoyForums provides four different formats: Super-Compact, Compact, Medium, and Verbose Super-Compact displays the Author, Subject, and Date o

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. unnecessary. superfluous.

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. unneeded. inessential. digressive. excrescent. gratuitous. idle. indecent. indiscreet. needless. no. non-essential. nonessential. otiose. redundant. supererogatory. superfluous. uncalled-for. unjustifiable. unneedful.

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensable. gratuitous. inessential. needless. pointless. redundant. superfluous. uncalled-for. unfounded. unnecessary. uncallad-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. inessential. needless. otiose. pointless. superfluous. uncalled for. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük

empyreal. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. guard. protector. observer. line-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. observation. observance. watch. custody. guard. oversight. superintendence. surveillance. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance. supervision. custody. watching. care.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. watch. care. control. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protect. oversee. study. supervise. tend.

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. strong. able. brawny. consuming. doughty. forcible. hardy. impact. lusty. mighty. potent. puissant. punchy. rude. sappy. sinewy. superminicomputer. vibrant. virile.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, 'from darkness to light' a person who acts as spiritual teacher and role model In the hijra community, one's superior and the person primarily responsible for one's welfare as well. teacher. a Sanskrit and pan-Indian word denoting a spiritual m

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. proud. superior. swollen. conceited. self-imported. vain. haughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Globus Ubiquitous Supercomputing Testbed Organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Falling ice in roughly round shapes at least 0 2 of an inch in diameter Hail comes from thunderstorms and is larger than sleet Hailstones form when upward moving air -- updrafts -- in a thunderstorm keep pieces of graupel from falling Drops of supercooled

Türkçe - İngilizce Sözlük

beautiful. brilliant. dreamy. exquisite. fabulous. fantastic. gorgeous. great. heavenly. incredible. lovely. marvellous. prodigious. rare. sensational. smashing. superb. terrific. tremendous. wonder. wonderful. miracle. marvelous. extraordinary. great!. w

Teknolojik Terim

Bu hibrit SACD (Super Audio CD), bir HD katmanı ve bir CD katmanında oluşmaktadır. Hibrit diskin CD katmanı geleneksel CD çalarlar tarafından okunabildiğinden ve SACD çalarlar mevcut CD’leri çalabildiğinden, SACD ve CD biçimleri arasında tam bir uyumluluk sağlanmaktadır. HD katmanında, 2 kanal ve çok kanallı DSD ses kayıtları ve çalmaları yapılabilir, ayrıca metin, grafik ve video verileri saklanabilir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for high performance parallel interface as defined by the ANSI X3T9 3 document, a standard technology for physically connecting devices at short distances and high speeds Primarily to connect supercomputers and to provide high-speed backbones

Türkçe - İngilizce Sözlük

An 800 Mb/s interface to supercomputer networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method for connecting heterogeneous supercomputers with IBM mainframes.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. legend. myth. silly tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. old wive's tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailiff. enforcement officer. execution officer. public official who supervises the collection of debts. sequestrator. bound bailiff. law enforcement officer. sheriff's officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management. handling. control. economy. sparing. thrift. admin. chancellery. conduct. conn. disposition. dominion. government. helm. mastery. regimen. rein. rule. ruling. steerage. steering. stewardship. supervision. sway. wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. direction. management. economy. thriftiness. administration of office. charge. conduct. control. dispensation. governance. government. guidance. helm. husbanding. manipulation. regime. regimen. retrenchment. running. stewardship. supervisi

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. conduct. govern. handle. lead. manage. shift. subsist. superintend.

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. gift granted by a superior. benefaction. bounty. charisma. charitable disposition. gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük

hymn. psalm. chant. godlike. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman. transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superhuman. preternatural.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başa çıkılmaz, yenilemez; geçilemez. insuperably z. başa çıkılamayacak bir şekilde.

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. revocation. annulment. avoidance. cancellation. cassation. cancelling. abolition. deletion. counteraction. nullification. obliteration. annihilation. countermand. defeasance. invalidation. overprint. rescission. supersession. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person who is empowered to order that money be paid out. a superior authorized to issue payment orders.

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow in smb.'s wake. follow. follow up. trace. track. pursue. chase. watch. observe. give chase. come on. dog. eye. go by. hound. monitor. monitorize. shadow. supervene. keep tabs on. tail. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük

trace. track. trail. monitor. to follow. to watch. to view. attend. go. hound. make after. pursue. spectate. succeed. supervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Juvenile Intensive Probation Supervision A form of probation which requires the juvenile to have frequent weekly contact with the probation officer, remain at home when not in school or at work, and to adhere to other restrictive requirements Juveniles on

Türkçe - İngilizce Sözlük

loafer. idler. sidewalk superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. lifting. removal. abolition. withdrawal. cancel. cancellation solution. superseding. repealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreman. experienced apprentice workman. master builder. supervisor at a construction site. master. architect. assistant. improver. journeyman. assistant architect. superintendent. headman. overseer.

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Serçegillerin, ardıçkuşu cinsinden bir kuş (turdos merula). Avustralya karatavuğu = Serçegillerden, erkeğinin kuyruğu lir biçiminde bir Avustralya kuşu (maenura superba).

Türkçe - İngilizce Sözlük

add. join. annex. mix. adjoin. affiliate. ally. append. include. incorporate. inosculate. integrate. interpolate. load. mingle. number. put in. run in. superadd. tack. tinge. weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. boastful. cocksure. cocky. conceited. haughty. immodest. pompous. pretentious. prig. proud. smug. supercilious. superior. swollen. upstage. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük

haughty. disdainful. arrogant. conceited. proud. assuming. bumptious. cavalier. consequential. high-flown. hoity-toity. holier-than-thou. important. lofty. lordly. overweening. pontifical. sniffy. snooty. stiff-necked. stuck-up. stuffy. supercilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. conceited. haughty. inflated. proud. supercilious. superior. upstage. vain. stuck-up. self-important.

Türkçe - İngilizce Sözlük

haughty. proud. arrogant. big head. bumptious. conceited. high. high and mighty. hoity toity. important. lordly. presumptuous. sniffy. snooty. snotty. stuffy. supercilious. uppish. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük

epigraph. inscription. marble. superscription. tablet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. pretty. fine. great. super.

Türkçe - İngilizce Sözlük

nice. great. swell. super. sharp-looking. easy on the eye. superduper. up to the knocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. superheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. anger. annoy. displease. enrage. exasperate. hassle. incense. irritate. nettle. peeve. provoke. rile. try. vex. to anger. to annoy. to irritate. to rile. to peeve. to put sb's back up. to rub sb up the wrong way. to superheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük

police superintendent. superintendent. police captain. captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük

compressor. air motor. air pump. supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot. control. supervision. inspection. check. clutch. countenance. examination. governance. helm. rein. superintendence. wire. clutches.

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. inspection. checkover. check inspection. look over. overhaul. probative experience. superintendence. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to check. to check up. to control. attend machinery. boss. inspect. monitor. overhaul. superintend. to keep tab on.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planned course of treatment or supervised series of spa treatments over a period of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Longer; longest; obsolete compar. and superl. of long.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off as the top or extreme part of anything; to shoorten by cutting off the extremities; to cut off, or remove, as superfluous parts; as, to lop a tree or its branches.

Türkçe - İngilizce Sözlük

needless. redundant. superfluous. unnecessary. uncalled-for. superfluous gereksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük

proud. supercilious. superior. self-confident. conceited. superiour.

Türkçe - İngilizce Sözlük

haughty. conceited. proud. high. lofty. overweening. snooty. supercilious. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. bounteous. generous. handsome. lavish. plentiful. profusely. superabudant.

Türkçe - İngilizce Sözlük

merit. virtue. superiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cavity or tunnel made under a fortification or other work, for the purpose of blowing up the superstructure with some explosive agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquated. archaic. corny. dated. obsolete. out. outdated. outmoded. outworn. superannuated.

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow +100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Teknolojik Terim

MotionFlow teknolojisi, süper kesintisiz ultra gerçekçi izleme deneyimi için yenileme hızını standart değer olan 50Hz’den 100Hz’ye yükseltir. Varolan 50 kareden her birinin arasında toplam 50 benzersiz kare oluşturarak gerçek zamanda görüntülenen kare sayısını iki katına çıkarır. Motionflow 100Hz hem film tabanlı içerikle hem de standart TV ve DVD’lerle çalışır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of god. act of providence. act of got. force majeure. circumstances beyond one's control. acts of God. fortuituous / unforeseeable event / circumstances. case of absolute necessity. superior force. main act. impossibility of performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

miraculously. supernatural. portentous.

Türkçe - İngilizce Sözlük

manager. director. administrator. supervisor. head. gaffer. guv. guvnor. intendant. warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. manager. head. chief. headmaster. principal. administrator. doer. woman manager. old man. superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. office of director. director's office. manager's office. superintendency. wardenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspector. supervisor. investigator. overseer. superintendent. visitor. examiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspector. investigator. overseer. superintendent. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspector. examiner. overseer. surveyor. controller. overlooker. superintendent. checker. supervisor. visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificent. splendid. majestic. gorgeous. spectacular. august. corking. glorious. grand. imperial. lordly. magnific. magnifical. noble. olympian. regal. resplendent. royal. slashing. solemn. stately. stupendous. superb.

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. consummate. excellent. exquisite. fabulous. faultless. flawless. glittering. grand. ideal. immaculate. impeccable. masterly. perfect. prodigious. smashing. spectacular. splendid. superb. terrific. ultimate. prodigous.

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. excellent. perfect. superb. absolute. clean. down to the ground. elegant. exemplary. fabulous. famously. fine. finished. first rate. gilt edged. good. great. groovy. impeccable. lush. on the nose. peachy. perfection to. splendid. terrific. tho

Türkçe - İngilizce Sözlük

introspection. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection. control. audit. contemplation. meditating on spiritual things. revision. examination. surveilance. superintendence. overlooking. oversight. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrible. terrific. awful. almighty. appalling. colossal. deadly. devastating. devilish. dire. direful. fabulous. fearful. formidable. frightful. gee-whiz. helluva. prodigious. ripping. smashing. splendid. splendiferous. stunning. stupendous. superb.

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. awful. awfully. bloody. damn. eminently. exceedingly. fabulous. fabulously. fantastic. fearful. fearsome. frightful. funky. great. hairy. incredible. marvellous. plush. prodigious. rare. sensational. stupendous. super. terribly. terrific. tragic

Türkçe Sözlük

(i.) (bir Amerikan firmasının koyduğu marka adı). Çok çeşitli giyim ve ev eşyası yapımında kullanılan süper poliyamidler grubundan bir madde.

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. superior quality. choiceness. exquisitieness.

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. essential value. the flesh. the body. one's bodily appetites. the craving of the flesh. of superior quality. choice. detectable. bang-on. dainty. delectable. delicious. elegant. excellent. exquisite. galumptious. luscious. nice. self. splendid. s

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not including superfluous, incidental, or foreign matter, as boxes, coverings, wraps, etc.; free from charges, deductions, etc; as, net profit; net income; net weight, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. supervision. arrest in quarters. prospect. view. ministry bakanlık. surveillance gözaltı. gözetim. inspection denetim. kontrol.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. supervision. surveillance. superintendence. overseeing. ministry. state department. portfolio. control. oversight. overlooking. office. outlet. auspices. charge. custody.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A star which, from natural causes, experiences a sudden increase in brightness Stars experiencing an explosive increase are called supernovas.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. extreme. supernatural. supernormal. incredible. exceptional. remarkable. spectacular. terrific. breathtaking. classical. dreamy. exceeding. extra. fantastic. fantastical. glorious. huge. marvellous. marvelous. miraculous. necromantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. unusual. wonderful. abnormal. dreamy. fantastic. marvellous. miraculous. preternatural. prodigious. rare. remarkable. superior. unaccountable.

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeway. expressway. highway. motorway. autobahn. superhighway.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pagans; relating to the worship or the worshipers of false goods; heathen; idolatrous, as, pagan tribes or superstitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pagans; relating to the worship or the worshipers of false goods; heathen; idolatrous, as, pagan tribes or superstitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A seasoning powder made by grinding dried red or bell pepper pods The flavor ranges from mild to hot, the color from orange-red to bright red U S supermarkets carry the mild paprikas; try ethnic shops for stronger varieties. [Hungarian] translated to swee

Türkçe - İngilizce Sözlük

A seasoning powder made by grinding dried red or bell pepper pods The flavor ranges from mild to hot, the color from orange-red to bright red U S supermarkets carry the mild paprikas; try ethnic shops for stronger varieties. [Hungarian] translated to swee

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off, or shave off, the superficial substance or extremities of; as, to pare an apple; to pare a horse's hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cut off, or shave off, the superficial substance or extremities of; as, to pare an apple; to pare a horse's hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pasta may refer to any of a wide variety of noodles from a variety of countries Italian pasta is usually made with a dough of durum or semolina wheat flour, liquid, and sometimes egg Pasta made with semolina flour is generally superior, since it doesn't a

Türkçe - İngilizce Sözlük

the sound made by a gentle blow. a light touch or stroke. pat or squeeze fondly or playfully, especially under the chin. hit lightly; 'pat him on the shoulder'. completely or perfectly; 'he has the lesson pat'; 'had the system down pat'. having only super

Türkçe - İngilizce Sözlük

the sound made by a gentle blow. a light touch or stroke. pat or squeeze fondly or playfully, especially under the chin. hit lightly; 'pat him on the shoulder'. completely or perfectly; 'he has the lesson pat'; 'had the system down pat'. having only super

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imaginary being, male or female, like an elf or fairy, represented as a descendant of fallen angels, excluded from paradise till penance is accomplished. a supernatural being descended from fallen angels and excluded from paradise until penance is done

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Environmental Reporting Initiative US voluntary corporate initiative for reporting to the public on environmental matters Similar to EMAS's requirement. a beautiful and graceful girl. a supernatural being descended from fallen angels and excluded f

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is now superseded by the bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad highway designed for high-speed traffic. highly valued northern freshwater fish with lean flesh. a sharp point. medieval weapon consisting of a spearhead attached to a long pole or pikestaff; superseded by the bayonet. any of several elongate long

Türkçe - İngilizce Sözlük

table tennis. old. superannuated. gone to seed. ping pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web 'supersite' that provides a variety of services including Web searching, news, white and yellow pages directories, free e-mail, discussion groups, online shopping, and links to other sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brokerage firm employee who supervises registered representatives regarding their client's options account activities and their solicitation of new options clients.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotor is the part of the engine that receives the power impulse of the explosion and combustion of the fuel air mixture It supercedes the piston of old internal combustion engines Sometimes loosely called a 'rotary piston'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotor is the part of the engine that receives the power impulse of the explosion and combustion of the fuel air mixture It supercedes the piston of old internal combustion engines Sometimes loosely called a 'rotary piston'.

Teknolojik Terim

(S-Master Dijital Amplifikatör) Super gibi yüksek kalite dijital ses kaynaklarından en iyi sonucu almak için geliştirilmiştir Audio CD ve DVD kaynakları, S-Master (Tam Dijital Amplifikatör) teknolojisi, basit ama oldukça gelişmiş dijital bir işlemle sesi hoparlörlere iletir. S-Master teknolojisi mükemmel görüntüleme, yüksek çözünürlük ve sağlam performansla çok etkili güç dağıtımı sağlar. Birçok Sony ev sinema sistemleri, S-Master Dijital Amplifikatör teknolojisine sahiptir. Son modellerden bazılarında mümkün olan en iyi ses kalitesi için S-Master Pro’ya sahip olabilirsiniz.

Teknolojik Terim

(S-Master Dijital Amplifikatör) Super gibi yüksek kalite dijital ses kaynaklarından en iyi sonucu almak için geliştirilmiştir Audio CD ve DVD kaynakları, S-Master (Tam Dijital Amplifikatör) teknolojisi, basit ama oldukça gelişmiş dijital bir işlemle sesi hoparlörlere iletir. S-Master teknolojisi mükemmel görüntüleme, yüksek çözünürlük ve sağlam performansla çok etkili güç dağıtımı sağlar. Birçok Sony ev sinema sistemleri, S-Master Dijital Amplifikatör teknolojisine sahiptir. Bazı son modellerde, mümkün olan en iyi ses kalitesi için S-Master Pro’ya sahip olabilirsiniz.

Teknolojik Terim

Diğerleri ile birlikte Sony ve Samsung tarafından da kullanılan Super Patterned Vertical Alignment teknolojisi ekstra geniş görüntüleme açıları elde etmek için de kullanılır.

Teknolojik Terim

Super Audio CD — mümkün olan en yüksek kalitede ses standardı.

Teknolojik Terim

Aygıtın, Super Audio CD ses kalitesi oluşturabildiğini ifade eder.

Teknolojik Terim

Pit Sinyal İşleme (Pit Signal Processing – PSP) teknolojisiyle, Super Audio CD’nin sinyal yüzüne belirsiz bir görüntü ya da filigran basılabilir. Bu teknoloji sanatçıları ve tüketicileri yasa dışı kopyalamaya karşı korumaktadır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. regal. royal. tremendous. magnificent. superb. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. splendid. superb. devastating. fantastic. glorious. kingly. majestic. regal. resplendent. royal. superduper. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese rice wine Necessary to good Japanese cooking Found in Japanese markets, larger supermarkets and liquor stores.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese rice wine Necessary to good Japanese cooking The term 'Ginjo' on the label means 'superior ' The term 'Dai-ginjo' on the label means 'superior premium ' These indicate the highest grades of both pure rice and fortified sake 'Futsu-shu' is the low

Türkçe - İngilizce Sözlük

Obligatory or supererogatory prayers.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act. the Superfund Amendments and Reauthorization Act 42 U S C 9601 et seq.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act of 1986.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Super-fund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Superfund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act Signed into law October 17, 1986 Title III of SARA is known as the Emergency Planning and Community Right-to-Know Act of 1986 A revision and extension of CERCLA, SARA is intended to encourage and support local

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments of Reauthorization Act of 1986 Reauthorized the Superfund regulations and created the Community Right-to-Know regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. shallow. superficial. pertaining to a surface. dilettantish. frivolous. trifling.

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. select. choice. outstanding. superior. elite. picked. pre eminent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. superiority. excellence.

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. select. selecting. choosing. distinguished. outstanding. superior. hand picked. polling. selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük

general. chief. head. supervisor. headman. top dog. captain. chef. commander. gaffer. guv. guvnor. principal. taskmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial. firmamental. empyreal. etheral. heavenly. supernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb of merit. superior. excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superannuation Industry Act, 1994 This is the act which regulates superannuation funds It prescribes prudential standards for trustees and establishes regulations for complying funds.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superannuation Industry Act 1993 This is now the governing legislation for superannuation funds, approved deposit funds and pooled superannuation trusts The trustees of these entities must comply with SIS in order for the funds to be concessionally taxed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extent of superficies or volume; bulk; bigness; magnitude; as, the size of a tree or of a mast; the size of a ship or of a rock.

Teknolojik Terim

Her sensörün daha fazla ışık alması için pikseller arasındaki ölü alanları azaltan gelişmiş sensör yapılandırmasına sahip Sony Super HAD (Hole Accumulated Diode) CCD™, nefes kesici görüntüler elde edilmesini sağlar. Yonga üzerindeki mikro lensler, ışık toplama performansını ve CCD hassasiyetini geliştirerek, daha parlak, daha gerçeğine uygun ve daha az parazitli görüntüler elde edilmesini sağlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alto with a superiority complex.

Teknolojik Terim

Süper Sonik Dalga Motoru: Dahili lens motoru, daha hızlı otomatik odaklamanın yanı sıra daha sessiz ve sorunsuz bir çalışma sağlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. supersonic transport

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superscript This Physical Style element makes contained text superscripted in relation to surounding content.

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. above, superior, supplement.

Türkçe - İngilizce Sözlük

super. classy. some. gee-whiz. topping.

Türkçe - İngilizce Sözlük

almighty. bloody. damn. divine. fantastic. funky. incredible. marvellous. neat. nifty. phenomenal. plush. rare. smashing. super. superb. superlative. swell. terrific. terrifically. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük

super , extra ordinarily good.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) üstün, üzerinde, fevkinde, fazlasıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) tiyatroda önemsiz rollere çıkan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üstün kalite, ekstra cins; mücellithanede kullanılan pamuk takviye bezi; tic. âlâ derece, âlâ derecede olan şey; s., (argo) üstün.

Teknolojik Terim

Super ESP² (Elektronik Şok Koruması), ESP²’nin üç katı şok koruması sağlar.

Teknolojik Terim

Super Trinitron® resim tüpleri, HDTV (Yüksek Tanımlamalı TV) kullanımı için idealdir. Tüpte, resim kalitesini önemli ölçüde geliştiren parlak bir kaplama bulunmaktadır.

Teknolojik Terim

Super Trinitron® Wide TV görüntüsü, 16:9 en-boy oranına sahip olmanın yanı sıra düzdür. Yansıma ve bozulmalar önemli ölçüde elimine edilmektedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yenilmesi mümkün, galebe çalınabilir, hakkından gelinebilir, çaresi bulunabilir, atlatılabilir. superably z. hakkından gelinebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pek çok, mebzul, bol, taşkın. superabundantly z. pek bolca.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaşlılık veya yetersizlik sebebiyle işten çıkarmak, emekliye ayırmak; geçersiz diye çıkarmak. superannuated s. emekli; eskimiş; kullanılmaz hale gelmiş; modası geçmiş. superannua'tion i. emeklilik; emekli maaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhteşem, görkemli; âlâ, nefis, enfes; zengin, zarif. superbly z. muhteşem bir şekilde; tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mağrur, kibirli. superciliously z. kibirle. superciliousness i. kibir, gurur.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok üstün. supereminence i. aşırı üstünlük. supereminently z. büyük üstünlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. görevinden fazla iş görmek. supereroga'tion i. vazife dışında iş yapma, fuzulî iş görme. supererogatory s. asıl görevden fazla veya ayrı; lüzumsuz, fuzuli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzeyde kalan, satha yakın veya satıhta olan; sathi, yüzeysel, üstünkörü, yarım yamalak. superficiality, superficialness i. yüzeyde kalış, sathilik. superficially z. görünüşte, üstünkörü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla, lüzumsuz, gereksiz. superflu'ity, superfluousness i. fazlalık, aşırı bolluk. superfluously z. çok fazla.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyin üzerine koymak; bir şeye ilave etmek. superimposi'tion i. bir şeyin üzerine koyma veya ilâve etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bakmak, nezaret etmek, yönetmek, idare etmek, kontrol etmek. superintendence i. bakma, yönetme, yönetim. superintendency i. müdürlük, yöneticilik; yönetim.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. daha yüksek, âlâ, üstün, faik; olağanüstü; (to ile )fevkinde, daha üstün; üstünlük taslayan; bot. üst tarafında bulunan, üst; i. üstün derecede olan kimse; manastırda baş rahip; matb. satırdan yukarı basılmış rakam veya harf. superior court A

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. en yüksek; mükemmel, eşsiz, üstün; gram. enüstün; fazla; i. en yüksek derece veya miktar; gram. en üstünlük. talk in superlatives abartmak, mübalâğa etmek. superlatively z. en üstün derecede. superlativeness i. fevkaladelik, üstünlük.

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne koymak; geom. üst üste gelecek şekilde koymak. superposi'tion i. üstüne koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne yazmak; zarf üstüne adres yazmak. su'perscript s., i. üste yazılan; i. satırın üstüne yazılan küçük harf veya rakam; mat. satır yukarısına yazılı kuvvet veya türev gösteren işaret. süperscrip'tion i. bir şeyin üstündeki yazı; serlevha, başlı

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süpersonik, sesten hızlı. supersonics i. süpersonik ilmi, sesten hızlı olguları inceleyen bilim dalı. supersonic transport süpersonik araç.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıl itikat kabilinden; batıl itikatlı, boş şeylere inanan. superstitiously z. batıl inançlara saplanarak. superstitiousness i. batıl inançlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denetlemek, teftiş etmek, nezaret etmek; idare etmek, bakmak. supervi'sion i. denetleme, nezaret, murakabe; idare. supervisor i. müfettiş, denetçi. supervi'sory s. denetçiye özgü; denetimsel; denetleyici, teftiş edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Teaching Assistant A graduate student who assists a faculty member to grade homework and supervise undergraduate laboratories A TA is not permitted to teach a course at UT.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light creamy paste made of toasted sesame seeds and sesame oil -- almost like peanut butter Used in many Middle Eastern dishes, it can be found in Middle Eastern delicatessens or larger supermarkets.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light creamy paste made of toasted sesame seeds and sesame oil - almost like peanut butter Used in many Middle Eastern dishes, it can be found in Middle Eastern delicatessens or larger supermarkets.

Türkçe - İngilizce Sözlük

overflow. overflowing. overbrimming. running over. flush. flushing. outburst. boilover. surve. streaming. flux. super flux. lap. effusion. efflux. projection. project. backup. overhanging. gush. high water.

Türkçe - İngilizce Sözlük

visitorial. visitatorial. inspection. examination. investigation. visitation. inspectorship. review. revisal. supervision.

Teknolojik Terim

Tek/çift katmanlı Super Audio CD’lerde (SACD), sırasıyla bir ya da iki yüksek yoğunluklu katman bulunur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellate. appeal. supersedeas.

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, teletekst yazılımı ve menüleri için daha gelişmiş grafik kalitesi ve renk sunmaktadır. Super Trinitron® Wide TV’lerde, kanalın desteklemesi koşuluyla ek bilgiler ayrı bir pencerede gösterilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçüncü sınıf adi.Third World süper devletlerle siyasal ilişkisi gelişmemiş ülkeler, üçüncü Dünya.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something shining and gaudy; something superficially shining and showy, or having a false luster, and more gay than valuable.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Showy to excess; gaudy; specious; superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To improve by crossing certain individuals or breeds with other superior.

Teknolojik Terim

Video kaset kaydı ve oynatımı için otomatik bir ayarlama yöntemi. Yalnızca 2,5 saniyede alınan ölçümler, parazit giderme ve frekans tepkisinin otomatik olarak düzeltilmesini sağlar. Her türlü VHS kasette kullanılabilen bu sistem, video kafalarının kullanım ömrünü önemli ölçüde artırmanın yanı sıra daha parlak görüntü, daha net resimler ve güçlü renkler sağlar. Tri Logic Plus, oynatma parametrelerinin daha iyi ayarlanması ve yeni parazit giderici sistemi sayesinde resim kalitesini önemli ölçüde geliştirir. Super Tri Logic ile Long Play kayıtlar bile en iyi görüntü kalitesinde izlenebilir. Tri Logic Digital, dijital bir devre kullanarak VHS sistemlerde genelde görüşen renk parazitini düzeltir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. cocksure. cocky. officious. prig. pseud. smart-alecky. superior. smart aleck. clever dick. wise guy. wiseacre. know-all. know-it-all.

Türkçe - İngilizce Sözlük

title. superscription. degree. denotation. appellation. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük

covering. surface. high. senior. superior. top. upper. senior. superior. top.

Türkçe - İngilizce Sözlük

superior. top. upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent. powers. upper. exponent. top. face. immediate manager. immediate superior. superordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreman. overseer. supervisor. journeyman. head workman.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascendant. ascendent. choice. distingue. excellent. extra. golden. high. pre-eminencent. predominant. preponderant. super. super-duty. superior. transcendent. unsurpassed. up. hyper-. super-. supra-. above. atop. atop of. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. excellent. paramount. predominant. preeminent. supreme. transcendent. superior. above.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. sketchy. superficial. skin-deep. superficially.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. ascendance. distinction. dominance. excellence. hegemony. predominance. preference. preponderance. primacy. priority. superiority. supremacy. virtue. ascendancy. head start.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage. ascendency ascendancy. distinction. dominance. excellence. hegemony. lordship. odds. paramountcy. precedence. predominance. preponderance. primacy. quality. superiority. supremacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first note in Guido's musical scale, now usually superseded by do.

Türkçe - İngilizce Sözlük

super-. above. on. over. upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A business that repackages and improves hardware manufactured by an Original Equipment Manufacturer A VAR typically improves the original equipment by adding superior documentation, packaging, system integration, and exterior finish. abbreviation for volt

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba, terbiyesiz; aşağılık; bayağı, umumi, adi, umuma mahsus; pespaye; halka ait (dil). vulgar fraction bayağı kesir. vulgar superstitions halka mahsus batıl itikatlar. the vulgar herd halk sürüsü avam; ayak takımı. vulgarly z. kabaca, terbiyesizce

Teknolojik Terim

16:9 TV kabini içindeki Super Spectrum Sound hoparlör konsepti ve hoparlör yerleşimi, etkileyici bir stereo ses elde edilmesini sağlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük

No real translation, just used at the end of a verb to make it a command Not meant to be used when speaking to superiors Examples:.

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. orient. point. seek. shepherd. superintend. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. boss. controller. director. executive. governor. head. headman. intendant. manager. overseer. ruler. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. chairman. director. executive. governor. helm. helmsman. manager. master. principal. ruler. superintendent. administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. manager. corporate fiduciary. director. governer. dominant leader. manciple. officer. administrative officer. ministerial officer. overseer. ruler. superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. superintendence. superintendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. management. direction. government. oversight. regimen. rule. running. stewardship. superintendency. trusteeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. administrate. boss. captain. chair. command. conduct. direct. edit. govern. head. lead. oversee. police. preside. rule. run. run the show. steer. supervise.

Türkçe - İngilizce Sözlük

administer. boss. captain. chair. command. conduct. direct. govern. handle. head. lead. manage. preside. rule. steer. superintend. to administer. to direct. to manage. to run. to rule. to govern. to preside. to chair. to conduct. to command.

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük

surface. face. plane. superficies. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. shallow. skin-deep. superficial. surface. tangential. skin-deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad. facile. shallow. sketchy. superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. shallow. superficial. tenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceful. formidable. hard. insuperable. violent. strong. powerful. influential. keen.