Süs Işaretleri ne demek? | Süs Işaretleri anlamı nedir? | Süs Işaretleri

Süs Işaretleri anlamı nedir?

Süs işaretleri ne demek?

Süs işaretleri anlamı nedir?

Süs işaretleri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sus isaretleri

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Nota yazısında kullanılan ve aslî seslerden sayılmayan ses işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Hele, husûsiyle, en çok.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الخصوص] özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. bâ = ile A. husûs = tayin). Husûsiyle, husûsen, alel-husûs, hele, en ziyade, en fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باخصوص] hele hele, özellikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aye aye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güler yüzlü mânâsiyle «beşâşet» den mübalağa ismi olmak üzere kullanılıyorsa da, Araplar’ca kullanılmadığı için galat sayıldır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشوش] güleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Okşadıkça süt veren deve. 2.Araplarca çok meşhur ve meş’um bir kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بشوشانه] güleryüzle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazı kabuklu hayvanlan kayalara bağlayan lif; iyi cins sarımtırak keten:Mısırlıların mumyalamada kullandıkları kumaş; pamuklu veya ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ces» ten) (c. cevâsis). 1. Kötülüğe ait haber ve sırları gizlice öğrenip haber veren kimse. 2. Düşman tarafından bir devletin askerî, siyasî, iktisadî durumunu ve kuvvetini öğrenmek üzere asıl şahsiyetini gizleyerek onun ülkesine veya ordusuna sokulmuş, yahut kendi vatanı aleyhinde böyle bir hizmette bulunmak üzere düşman tarafından kazanılmış adam. Eski Türkçe’de: Çaşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spy. intelligencer. beagle. emissary. gumshoe. infiltrator. spook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emissary. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event; an occurrence; an occasion; a combination of circumstances; a case; an act of God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See the Note under Accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret agent. spy. beagle. emissary. intelligence agent. intelligencer. nack. plant. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). savaşı gerektiren olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاسوسی] casusluk, ajanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Casus sıfat ve hizmeti: Düşmana casusluk etmek, casus olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloak-and-dagger. espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espionage. spying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to commit espionage. snook. spy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kafkas Dağları; Kafkasya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sayım, nufus sayımı; eski Roma'da vergi sistemiyle ilgili olarak vatandaş ve mal sayımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir veya oy birliği, umumun fikri; (biyol). uzuvların ahenkle işlemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). serveti ile meşhur Lidya kralı Krezüs; çok zengin adam, Karun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kullanılmama, kullanılmazlık; terk. fall into disuse kullanılmaz olmak, terkedilmiş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kullanmaz olmak, kullanmamak, terketmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recessional. fall. falling. drop. reduction. scale-down. collapse. comedown. cutback. decline. decrease. downgrade. ebb. ebb tide. eclipse. purler. sinking. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downfall. drop. eclipse. fall. recession. falling. decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent. fall. drop. decrease. loss. sinking. reduction. crashing. crash. falling. incident. downfall depression. comedown. downfall. downturn. shortfall. slippage. spill. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yazık, hayf, diriği

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افسوس] yazık, çok yazık, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Efes, şimdiki Selçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) arasöz; konu dışına çıkma, konudan ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Cehenneme giden yol kolaydır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. fass). (bk.) Fas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.) (efsûs’un hafifletilmişi). Yazık, eyvah! (bk.) Efsûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محسوس] hissedilmeyecek şekilde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. husûsât). 1. Hâs ve mahsûs olma, zıddı: umum; husûsiyet, bir şahıs veya şeye ait: Umumdan husûsa geçelim. 2. İş, madde, keyfiyet: Bu hususta; (cem’i bu mânâ ile kullanılır). 3. Eskiden mahkemeye gidemeyen adamın ikrar, takrir veya şehâdetini dinlemek üzere kendi isteğiyle mahkemeden evine gönderilen heyet: Husûs gönderildi; husûs getirdi (bu mânâ bugün terkedilmiştir). Bâ-husûs, alel-husûs, husûsiyle = Hele, hepsinden fazla, bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. point. case. matter. particularity. particular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. point. matter. subject. question. respect. case. a particular point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. particularity. respect. subject. question. case. a particular point. relation. peculiarity. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوص] konu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Husûsi olarak, bilhassa, hasseten, ayrıca. 2. Hele, alelhusûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûs). Husûslar. (bk.) Husûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصات] hususlar, konular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. husûsiyye). 1. Umuma ait olmayıp bir şahıs ve şeye veya bir hey’ete ait olan: Bu konferans umumî olmayıp husûsî olduğundan yalnız dâvetliler girebilir. 2. Zâtî, şahsî, resmî göreve ait olmayıp şahsa ve zâta ait olan: Hususî bir mektup yazıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. personal. private. special. characteristic. distinctive. privately owned. reserved. privately owned automobile. in camera. peculiar. proper. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصی] özel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HUSÜSIYYET) (i. A.). 1. Hususîlik, umumî olmayıp hususî olan şeyin hal ve sıfatı: Bu yazının maksadı hususiyetinden bellidir. 2. Bir adamın şahıs ve zâtına ait ve bağlı olma, mensubiyet: O zâta eskiden hususiyetim vardır. 3. Birine mehsus olma, ayrıca bir halde bulunma: O adamın husûsıyyet-i ahvâli vardır = Kendine mahsus hal ve tavrı vardır. ‘

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiarity. special feature. characteristic. intimacy. close relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصوصيت] özellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Bilhassa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) özellikle, hele hele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. husûsî). Husûsî hayata ait şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particularly. especially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hazreti İsa. Jesus! (ünlem) Allah Allah! Jesus Christ İsa Mesih. Society of Jesus Cizvit cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. consensus

uzlaşma

Uzlaşmak durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşmak işi ve şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running hither and tither. agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hep birlikte ve birden koşmak, üşüşmek, üstüne düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run / to rush together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. chase. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run hither and yon. to rush from one place to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayvanlar aleminde genellikle dişiler erkeklerini seçerler. Bu nedenle erkek cazip olmak zorundadır. Sadece dış görünüşü ile değil kuşlarda olduğu gibi özellikle çiftleşme zamanında sesleriyle, yani ötüşleriyle de rakiplerinden üstün olmaları gerekir.

Dişileri cezbetmek için bu kadar gösterişli olmak erkekleri düşmanları için çok kolay bulunan bir av haline getirir. Dişiler kendilerini tabiat içinde veya yuvalarında gösterişsiz renkleri ile daha iyi saklayabilir, düşmanların dikkatlerini çekmezken çoğunlukla erkekler hedef olurlar.

Aslında tüm kuşlar memeli hayvanlardan daha güzel ve süslüdürler. Bu, kuşların tüylerindeki melanin denilen bir maddeden kaynaklanmaktadır. Bu madde insanın saç ve derisinde de vardır ama miktarı kuşlardakine oranla çok azdır.

Hayvanlar dünyasında güzellik ve renklilik önemli bir iletişim aracıdır. Çevresindekilere büyüklük, güç, yaş ve cinsiyet konularında fikir verir, etkiler.

İnsanların aksine hayvanlarda erkek daha güzeldir, dişisinden görünüm ve ebat olarak farklıdır. Erkek geyiğin gösterişli boynuzları, erkek aslanın yelesi, horozun ibiği hep ya düşmana karşı veya sürü içinde liderlik yarışındaki rakiplerine karşı etkileyici bir silahtır.

Kuşlarda erkeklerin daha iri olmaları, parlak renkleri ve kuvvetli ötüşleri bir açıdan da yuvayı savunma sorumluluğunu taşımalarındandır. Bu özellikler ne kadar kuvvetliyse düşman o kadar ürküp çekinebilir, o yuvayı bırakıp daha başka kolay avlara yönelebilir.

Güzellik ve gösteriş sadece kelebeklerde güzel olma amacına yöneliktir. Onlar ömürlerinin büyük bir kısmını kuluçka devrinde geçirdiklerinden, kelebek şeklindeki kısacık yaşamlarında bu kadar güzel olmaları da haklarıdır doğrusu.

Hayvanlar aleminde kuşların en çok ötenleri de erkeklerdir. Bunu hem dişi kuşu davet hem de hakimiyetleri altında olan alanları belirtmek için yaparlar. İüphesiz dişi kuşlar da en çok öten erkeği tercih ederler. Bu tercih tabii ki erkeğin sesinin güzel olmasından dolayı değil güçlü olmasından, hakimiyet sahasının geniş olmasından ve daha fazla yiyecek imkanına sahip olmasındandır.

Tabiatın kanunu dişi kuşlar için de geçerlidir. Erkeklerini zengin ve güçlü oldukları için seçerler.

Aslında erkekler yiyecek bulmak için çok zaman harcamazlar, onlar daha çok öterler. İunu da ilave edelim ki, memeli hayvan türleri içinde sadece yüzde 3’ü tek eşli iken kuş türleri içinde tek eşlilik oranı yüzde 90’dır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cross with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gevşek, sülpük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Lat.) hata, yanlış, yanıltı. lapsus calami kalem hatası. lapsus linguae dil hatası, ağızdan kaçırma (söz) lapsus memoriae hafıza hatası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Yunanca). İskorpit balığının küçük bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gışş» dan imef.) (mü. mağşûşe). Hâlis ve sâf olmayan. Karışık, mahlût, hileli. Slkke-i mağşûşe = Az gümüş karıştırılmış bakır para.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مغشوش] karışmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hiss» ten imef.) (mü. mahsûse). Hissolunan, duyulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» tan imef.) (mü. mahsûsa). 1. Başkasında bulunmayan, yalnız birine ait olan, münhasır: Bu türlü yazı yazmak ona mahsûstur; bu tönbeki Şİrâz’a mahsûstur; onun, kendine mahsûs bir Adeti vardır. 2. Birisine ayrılmış bulunan, biri için ayrılmış, husûsî: O at efendiye mahsûstur; bu oda misafirlerin yatmasına mahsûstur. 3. Lâyık: Oyuncak, çocuklara mahsûstur; enfiye çekmek ihtiyarlara mahsûstur. 4. Ayrı, müstakil, hâs: Bu hastalık için mahsûs doktor vardır; bu ameliyat için mahsûs Aletler vardır. 5. Ayrıca, bilhassa, özellikle, hususî surette, sırf: Ben mahsûs sizi görmeye geldim; mahsûs eğlenmeye çıkmış; kendilerine mahsûs selâm ederim. 6. isteyerek, tabiî ve mecburî olmayarak: Oynarken topu mahsus düşürdü; o kâğıdı mahsûs oynamadım. 7. Yalandan, doğru olmadığı halde, ciddî olmayarak, sadece eğlenmek için: Ben mahsûs öyle söyledim; mahsûs bilmez gibi oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particular. peculiar. purposely. peculiar to. proper to. reserved for. intentionally. on purpose. just for fun. for fun. in jest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peculiar to. special to. unique to. reserved for. set aside for. appropriate. especial. intentional. particular. peculiar. purposely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخصوص] özgü, ayrılmış. 2.bilerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخصوص] hissedilen, hissedilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hususî surette, ayrıca: Bu yazıyı mahsûsan sizin için yazdım; odaların pencerelerini mahsûsan az yaptırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHSÜSİ YYET) (i. A.). Mahsûs olma, mahsûs olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nass» dan imef) (mü. mansûsa). Kur’an’da açıkça söylenen, hakkında Ayet-i kerime olan: Şarabın hartm kılınması mansûstur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ayak tarağı. metatarsal s. ayak tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış kullanılış; fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü kullanış; suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü işte kullanmak, suiistimal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامحسوس] hissedilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nergis çiçeği, zerrin, fulya, bot. Narcissus; b.h. Yunan efsanesine göre suda gördüğü kendi hayaline âşık olan genç adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. T.) (musiki). Nota yazısında her türlü nüansı gösteren işaretler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nass). (bk.) Nass.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Orta Yunanistan'da dokuz güzel sanat tanrıçasının meskeni olan Parnas dağı. Parnassian s., i. Parnas dağına ait; i. Parnasyen şair, 19. yüzyıl ortalanna ait Fransız şiir ekollerinden birine mensup şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. kanatlı at; ilham perisi; astr. kuzey takımyıldızlarından biri, Pegasus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mora Yarım adası Peloponnesian s. Moralı, Mora'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak kandil ki, içinde don yağı ile bezden fitil yakılır. Top pesüsii = Gülle kızdırdıkları kepçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yerinden düşme, sarkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .ölüyü diriltme ölü gibi olanı ayıltmak; batmış ve unutulmuş şeyi tekrar meydana çıkarmak. resuscita'tion i. canlandırma, canlandırılma, di- riltme. resuscitative s. diriltici, canlandırıcı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'a mahsus kısa kuyruklu bir çeşit maymun, zool. Macaca mulatta. Rhesus factor bak. Rh factor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırıtma, sırıtış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini geçindiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Halk arasında yanlış olarak «susamçiçeği» denilen bitki ki, çiçeğinin rengine göre çeşitleri olur. (bk.) SÜsen.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslında kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın yavaşça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salını verirse, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20-30 kat daha fazladır. Kurşunun arkasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Filmlerde görmüşsünüzdür. Aslıjda kulaklara zarar verebilecek kadar yüksek olan silah sesi, silahın ucuna takılan boru gibi çok basit bir madeni parça ile neredeyse işitilemeyecek kadar, çok düşük bir seviyeye indirilebilmektedir.

Gerçekten de susturucular silahın sesini çok aza indirirler ve de çok basit bir prensibe göre çalışırlar. Bir balon düşünün, bu balonu iğne ile patlattığınızda yüksek bir ses çıkar. Alt tarafı balonun içindeki basınçlı havayı boşaltmışsınızdır. Halbuki balonun ağzını çok az açarak basınçlı havanın rahatça boşalmasını sağlarsanız, çok az bir ses çıkar.

Bir diğer örnek de şarap şişeleridir. Köpüklü şarap veya şampanya şişelerinin mantarları çıkartıldığında çok yüksek bir ses çıkmasına rağmen, normal bir şarabın mantarı çıkartıldığında az bir ses çıkar. Çünkü şampanya şişesinde mantarın arkasında sıkıştırılmış basınçlı gaz bulunmaktadır.

Her iki örnekte de görüldüğü gibi, kapalı bir yerde sıkıştırılmış bir gaz aniden küçük bir delikten salınıverise, ortaya bir patlama sesi çıkmaktadır. Gazın basıncı fonksiyonel olarak size gerekli olduğu için, bu sesi azaltmanın tek yolu boşalan gazın tek bir delikten değil de, daha büyük bir delikten boşalmasını sağlamaktır. İşte silah susturucularının arkasında yatan temel fikir budur.

Kurşunu silahtan atabilmek için, kurşunun arkasındaki barut ateşlenir. Ateşlenen barut çok yüksek basınçlı ve hacimli bir sıcak gaz ortaya çıkarır. Bu gazın basıncı kurşunu namluya doğru iter.

Kurşun mermiden çıktığında, bir şişenin mantarının çekilip çıkarıldığında oluşan sese benzer bir olay olur. Kurşunun arkasındaki yaklaşık santimetrekarede 200 kilogram olan basınç, şampanyanın mantarının patlatılmasında olduğu gibi, kurşunun mermiyi terk etmesiyle birlikte yüksek bir ses çıkarmasına yol açar.

Namlunun ucuna vidalanan ve üzerinde delikler bulunan susturucunun hacmi, namludan 20 - 30 kat daha fazladır. Kurşunun arasındaki sıkıştırılmış, basınçlı sıcak gaz anında buraya boşalır ve basıncı yaklaşık santimetrekarede 15 kilograma kadar düşer. Kurşun da namludan çıkarken arkasında şampanya örneğinde olduğu gibi basınçlı gaz olmadığından, normal bir şarap şişesi mantarı çıkarılıyormuş gibi, çok az bir ses çıkarır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ziynet, bezek: Süse çok merakı vardır. Süsü çok sever. 2. Üstünü başını dikkatle düzeltme, çekidüzen, tuvalet: Sabah süsünü etmeden işe başlamaz. Süs vermek = Süslemek. Bir şey süsünü vermek = Bir şeye benzetmek. Aslı yokken bir şeye diğer bir şekil vermek: Kendine zengin süsü veriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental. fancy. ornament. adornment. decoration. finery. garnish. make-up. setout. apparel. attire. embellishment. embroidery. encrustation. enrichment. falbala. falbelo. flamboyance. flourish. flower. frill. frippery. garnishment. garniture. get-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. garnish. ornament. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. decoration. doodad. facing. flamboyance. ornament. ornamentation. trappings. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indoor plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Nota yazısında kullanılan ve aslî seslerden sayılmayan ses işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Susamış, Fars. teşne, Ar. atşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirsty. stupid. dense. daft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susamgillerden «Samsam» denilen tane; Susamyağı = Susam tanelerinden çıkarılan yağ. Şırlağan; Susamçiçeği = Doğrusu: SOsen çiçeği. Susam adası = Doğrusu: Sisam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame. sesame seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sesanum indicum): Susamgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, bir yıllık, yağ veren otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz veya kırmızı, sarıyla karışık alacalı beyazdır. Meyvesi kapsül şeklindedir. Tohumları esmer veya sarı renklidir. Tohumlarından susamyağı çıkarılır. Tahin helvası yapımında da kullanılır. Ev ilaçlarında; yaprakları ve yağı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yağı, safra taşlarının düşürülmesinde faydalıdır. Karaciğer hastalıklarında kullanılır. Kabızlığı giderir. Cinsel gücü artırır. Karın ağrısını giderir. Nefes darlığı ve bronşitte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting / being thirsty. thirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su içme ihtiyacı duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be thirsty. thirst. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thirsty. to thrist. long. to thirst for. to hunger after sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thirsty. to be thirsty. to thirst for. to long for. thirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi susamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Susamurugillerden küçük bir cins kürk hayvanı (Lat. lutra).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kokarcaları, sansarları ve susamurlarını içine alan bir hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susuzluk duyulmak: Bu havada böyle sabahleyin susanır mı?.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susuzluğa uğratmak, susuzluk vermek: Sabah yediğimiz tuzlu yemek beni bugün çok susattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb thirsty. to make trouble for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas; alıngan; kolay aşık olan, şıpsevdi. susceptibil'ity, susceptibleness i. hassasiyet, alınganlık. susceptibly z. hissedilir derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Halk arasında galat olarak «susamçiçeği» denilen bitki, ki çiçeğinin rengine göre çeşitleri olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜSEN) (i. botanik). Süsengillerden, çiçekleri türlü renkte bir süs bitkisi (iris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوسن] susam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(iris): Süsengiller familyasından; Nisan - Haziran ayları arasında türlü renklerde ve güzel kokulu çiçekler açan, 30-80 cm boyunda, çok yıllık soğanlı otsu bir bitkidir. Çiçekleri dalların ucunda başak şeklindedir. Dış kısımları soyulup, kurutulduktan sonra menekşe kökü diye kullanılır. İçeriğinde uçucu yağ, sabit yağ, müsilaj, nişasta, tanen, şeker, iridin ve reçineli maddeler vardır. Yurdumuzda 20 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Az miktarda kullanıldığı takdirde astım ve bronşitte faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Balgam söktürür. Yüksek dozda kullanıldığı takdirde kusturucudur. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Vücutta biriken suyu boşaltır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde yaraları iyileştirir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Birçenekl ilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi süsendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sukamışıgillerden, bir metreye kadar uzayabilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sushi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturn. silent. self-contained. tongue-tied. mute. reticent. speechless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumb. reticent. silent. speechless. taciturn. quiet. reserved. mute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturn. quiet. mum. mute. reticent. silent. speechless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taciturnity. quietness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietness. taciturnity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. decor. adornment. ornamentation. ornament. trimming. trim. embellishment. enrichment. figuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. garnish. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süslü hâle getirmek. 2. mec. Birinin ayıplarını uzun uzun yüzüne vurmak. Süsleyip püslemek = İtina ile süslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. adorn. beautify. array. doll up. dress up. embellish. enrich. ornament. smarten. bedeck. bedight. caparison. crown. damask. deck out. dike. dizen. doll out. dress. embroider. enamel. fancy up. fig out. figure. flourish. garnish. gild. gird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorn. array. attire. deck. decorate. drape. dress. grace. ornament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish. bedeck. dress. enrich. figure. garnish. gild. grace. ornament. set off. titivate. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süs vermek, bezemek, Osm. tezyîn etmek: Evini çok süslendirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnishment. toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendisine süs etmek, kendine süs vermek, bezenmek, Osm. Tezeyyün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to adorn oneself. deck oneself out. to be decorated. to adorn oneself out. to deck oneself out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deck oneself out. to doll oneself up. to be decorated / adorned / embelished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süsleme işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb decorate. adorn or embellish sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süslenmiş, kendisini süslendirmiş, bezenmiş, Ar. Müzeyyen: Süslü ev, süslü gelin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. ornate. arrayed. luxuriant. bombastic. figurative. florid. flowery. frilly. high-flown. natty. chichi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy. florid. opulent. ornamental. ornamented. decorated. carefully dressed. decked. adorned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with. adorned with. embellished with. elaborate. ornate. dressy. florid. gilt. pompous. smart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jazzed up. ornate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keeping / remaining silent. professional discretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz söylememek, sükût etmek, Osm. hâmûş olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe down. stop speaking. be quiet. keep quiet. quiet down. hold one's peace. shut up. shush. keep mum. hush. quiet. quieten. be tongue-tied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clam. hush. quieten. to be silent. stop talking. be quiet. to hush. to pipe down. to stop speaking/talking. to hold one's tongue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remain silent. not to say anything. to stop talking. to become silent. belt up. button one's lip. hush. keep one's own counsel. quieten. shut up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hush money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Keler, kertenkele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سوسمار] kertenkele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tos vurmak, itip yere düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. suspension

fiz. asıltı

Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şüphelenmek, kuşkulanmak, hakkında şüpheye düşmek; hakkında kötü düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şüpheli, zan altında bulunan; i. sanık, maznun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçici olarak durdurmak veya iptal etmek; tatil etmek; ertelemek, tehir etmek; muallâkta bırakmak; makamından geçici olarak mahrum etmek; asmak; okuldan geçici olarak tart etmek. suspend payment tediyatı durdurmak. suspended animation geçici olara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. pantolon askısı; İng. çorap jartiyeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askıda kalış, ümitle korku karışık bir his; muallakiyet, şüpheli durumda kalma, kesilme, inkıta. suspense account muallak hesap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma, asılma, talik edilme; geçici tatil; ödemeleri geçici olarak durdurma; kim. sıvı içinde erimeden durma, süspansiyon; mıknatıs iğnesini muallakta tutan tertibat; müz. asış, duraklatış. suspension bridge asma köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt kabilinden; geçici olarak tatil veya erteleme kabilinden. suspensively z. geçici olarak tatil ederek veya erteleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasık bağı, suspensuar. suspensory ligament anat. asıcı bağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüphe, kuşku, vehim; ima, iz; k.dili gayet az miktar. above suspicion her türlü şüphenin dışında, şüphe uyandırmayan, çok dürüst.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli, şüphe eden, vesveseci; suizan uyandıran, şüphe edilir; şüphelenen. I am suspicious of him. Ondan şüpheleniyorum. suspiciously z. şüphe uyandıracak şekilde, muhtemelen. suspiciousness i. şüpheli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (şiir) içini çekmek, ah çekmek. suspiration i., (şiir) iç çekme, ah çekme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susup sinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvarnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. undecorated. unadorned. unembellished. austere. homely. simple. stark. uncoloured. unvarnished. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gevşek. Süst-peymin = Yemini gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet yayı: Sustalı çakı = Sustasına basınca açılıp kapanan çakı. 2. (köpek)’ İki art ayağı üzerinde durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I) isim (su'sta) İtalyanca sosta Köpeğin arka ayakları üzerinde durması. susta (II) isim (su'sta) Rumca Emniyet yayı: "Çakının sustası."

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing on hind legs. safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutmak, düşmesine engel olmak, destek olmak; tahammül etmek, dayanmak, taşımak; çekmek; teselli etmek; muhafaza etmek; tedarik etmek; besleyip kuvvet vermek; doğruluğunu teslim etmek; ispat etmek, iddia etmek. sustain a defeat yenilmek. sustain a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a safety catch. switchblade. with a safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has a safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clasp knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switchblade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaşatma, devam ettirme; gıda, yiyecek, maişet, geçim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. destek bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. besleme, tutma, kuvvet verme; maişet, geçim, nafaka; koruyan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. besleme, tutma, kuvvet verme; para yardımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietus. squelch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Susmaya, sükûta mecbur etmek, sükût ettirmek, Osm. iskât etmek: Şu bağıran çocukları susturun; ben onu sustururum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settle smb.'s hash. silence. cut short. shush. blanket. burke. confute. gag. hush. outtalk. quiet. quieten. shut up. squelch. still. stow. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gag. hush. muzzle. quieten. silence. squash. squelch. still. wither. to silence. to quieten. to hush. to muzzle. to gag. to shut up. shut up. cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiesce. to silence. to make sb stop talking. appease. bottle up. gag. hush. muzzle. pose. put down. put to silence. quell. quiet. quieten. shut up. squelch. still. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silencer. silence. muffler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. silencer. silencer. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Susmasını sağlamak. 2. Artık söz söylemiyecek bir duruma düşürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be silenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fısıltı, hışırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suyu olmayan, kuru: Susuz ova = Çöl; susuz yer. 2. İçecek su bulamayan, susamış: Uç gün susuz kaldık. 3. Suyu olmaksızın, su bulamadığı halde: Susuz yaşamak, susuz yol almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juiceless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. waterless. arid. thirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterless. dry. without water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Su eksikliği veya yokluğu, kuruluk: Bu ovanın susuzluğu geûşmesini engelliyor. 2. Susama, su içmeme: Deve susuzluğa dayanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirst. thirstiness. lack of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. thirst. waterlessness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterlessness. thirst. dehydration. being in a dehydrated state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» dan masdar). Hususî ve mahsûs olma («ihtisas» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hiss»den). 1. Haber duyup inanma. 2. Kalbden duyma. 3. Hislenme, duyguyla intibâ alma (bu iki mânâ dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ankle; the bones or cartilages of the part of the foot between the metatarsus and the leg, consisting in man of seven short bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plate of dense connective tissue or cartilage in the eyelid of man and many animals; called also tarsal cartilage, and tarsal plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The foot of an insect or a crustacean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It usually consists of form two to five joints. the part of the foot of a vertebrate between the metatarsus and the leg; in human beings the bones of the ankle and heel collectively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the leg between the knee and the foot. : the 'foot' of an insect consisting of from 1 to 5 segments attached to the tibia. the chief city of Cilicia It was distinguished for its wealth and for its schools of learning, in which it rivalled, nay, ex

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hock joint. : Last section of insect legs which are made up of several segments called tarsomeres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dense, plate-like framework within upper and lower eyelids that provides stiffness and shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most distal segment of the legs and pedipalps In tarantulas the tarsus bears two claws. - cartilage-like stiffeneing layer extending across the eyelid. the part of the foot of a vertebrate between the metatarsus and the leg; in human beings the bones

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ.. si) ayak bileği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cess» den masdar) (c. tecessüsât). 1. Yoklama, araştırma, inceleme. 2. Bir şeyin içyüzünü araştırıp bilmeye çalışma, (askerlik) Tecessüs kolu = Keşif birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prying curiosity. nosiness. snoopiness. spying. pry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Ar. kelimedir). Temelleşme, yerleşme, teşekkül etme, kurulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Notayı süsleme işaretleri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -si) Baküs'e tapanların raks ederken taşıdıkları sarmaşıklı değnek; salkım biçiminde çiçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüphelenilmeyen, şüphe altlnda olmayan; önceden akla gelmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. masum, saf, güvenilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan hücum edip yığılmak, koşuşup toplanmak: Karıncalar şekere üşüştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowd. flock. pour. press on. swarm. swarm to a place. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descend. pile on. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(edat) karşı, aleyhinde, kıs v. veya vs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by