Ta (trafik Anonsu) ne demek? | Ta (trafik Anonsu) anlamı nedir? | Ta (trafik Anonsu)

Ta (trafik Anonsu) anlamı nedir?

Ta (trafik Anonsu) ne demek?

Ta (trafik Anonsu) anlamı nedir?

Ta (trafik Anonsu) | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ta trafik anonsu

Teknolojik Terim

Yerel trafik sorunları, çalan CD, MiniDisc ya da kasetinizin yerine verilecektir; kafa biriminizde ses kapatılmış olsa bile anons duyulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

160 yüksek çözünürlüklü görüntü (UXGA) ve 1080 taneye kadar 640 x 480 piksel görüntü alabilen 8 cm çaplı 156 MB CD-RW. Görüntü harici verilerin saklanmasında da kullanılabilir ve 300 keze kadar biçimlendirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abdest almaya mahsus ibrik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işlerini açan Allah’ın kulu. (bkz.Fettah). Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahları örten, gizleyen Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekinmek, kaçınmak, geri durmak, sakınmak, imtina etmek abstain from (-den) imtina etmek, (-den) kaçınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul olunabilir, makbul be acceptable makbule geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; kabul edilme ; tasdik ve imza olunmuş tahvil, poliçe v,b non-acceptance (i), (huk). ademi kabul, ret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; anlam, mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sorumlu, mesul; tarif edilebilir, anlatılabilir accountabil ity (i). sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasebeci, sayman accountancy (i). muhasebecilik accounting (i). muhasebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Agent)

Acentalık sözleşmesi çerçevesinde, faaliyet gösterdikleri mahalde, sadece sermaye piyasası araçlarına ilişkin alım ve satım emirlerinin aracı kuruma iletilmesine ve gerçekleşen emirlerin tasfiyesine aracılık eden gerçek kişi veya ticaret şirketleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Agente). 1. Bir vapur şirketinin her iskeledeki memuru. 2. Bir şirket veya idarenin diğer memleketteki vekili. 3. Bu memur veya vekilin memuriyeti ve idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (anat). hokka çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi sentetik kumaş, rayon; asetik asit tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emek çekmeden: Açıktan iş sahibi oldu. 2. Uzaktan. 3. İlâve olarak: Maaşından başka açıktan da para kazanır. Açıktan açığa: Gizli tarafı kalmamacasına: Adam açıktan açığa para istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from a distance. extra. in addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Herhangi bir açıyı iki eşit açıya ayıran yarım doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bisector. bisecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanıdık, bildik; iyi bilme; haber, bilgi, malumat; tanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçsuzluk hükmü, beraat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zimmetten kurtulma; ibra senedi, makbuz,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şartlara ve çevreye uyma yeteneği, intibak kabiliyeti, uysallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tatbik etme işi, bir şeyin bir başkasına göre ayarlanması, bir canlının yaşadığı muhite uyması işi: Bu piyesin adaptasyonu iyi olmuş. Bazı kelebekler adaptasyon sayesinde kendilerini korur, ADAPTE (i. Fr.). Adaptasyonu yapılmış, tamamlanmış: Bu eser Fransızca’dan adaptedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adaptation

uyarlama

Uyarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation. conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, imtizaç , intibak, tatbik, uyma; (edeb). adaptasyon, uyarlama; ışık değişikliklerine gözü alıştırma işlemi; uydurulma, şekil değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. cony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. doğrusu: Ade). 1. Adet olduğu üzere, her vakitki gibi, alelâde. 2. Bayağı surette, Adi bir suretle: Adetâ bir yemek. 3. Düpedüz: Bu, Adetâ hırsızlık

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. fairly. in fact. so to say. so to speak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. as good as. nearly. a kind of. a sort of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. as usual. so to say. nearly. within an ace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عادتا] basbayağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı, muavin; emir subayı, yaver. adjutant general komutana bilgi veren ve emirlerini orduya tebliğ eden general. adjutant stork Hindistan'da bulunan bir çeşit iri leylek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a doctor of forensic medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary recess. vacation. vacations. judicial holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary / court police. judiciary police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kârlı, faydalı , istifadeli. advantageously (z). faydalı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havada sabit durabilen balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık, taklit; naz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Afghanistan) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Pakistan’ın kuzey batısında, İran’ın doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 00 Kuzey enlemi, 65 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: toplam: 647,500 km²; Kara: 647,500 km²; Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 529 km.

Sınır komşuları: kuzeydoğuda Çin 76 km, batıda İran 936 km, doğu ve güneyde Pakistan 2,430 km, kuzeyde Tacikistan 1,206 km, kuzeyde Türkmenistan 744 km, kuzeyde Özbekistan 137 km

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)

Sahip olduğu denizler: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Sert bir bozkır iklimi hakimdir; kışları soğuk, yazları sıcak geçer.

Arazi yapısı: Kuzeydoğu ve güneyde engebeli dağlık arazilere ve ovalara sahiptir. Kuzey doğusunu Hindu Kuş dağları kaplar. Ayrıca güneyde Süleyman, kuzeyde Bendi Türkistan dağları mevcuttur. Güney bati bölgeleri geniş çöllerle kaplıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Amu Darya 258 m; en yüksek noktası: Nowshak 7,485 m.

Doğal kaynakları: doğal gaz, petrol, kömür, bakır, krom, kükürt, kurşun, çinko, demir, berilyum, yakut, tuz, kıymetli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.3.

Otlaklar: %46.

Ormanlık arazi: %3.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 27.200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Hindu Kuş dağları bölgesinde depremler; su baskınları; kuraklıklar.

Akarsuları: En önemli akarsuyu Hilmend’dir. Amuderya, Kokça, Kunduz ve Kâbil adlı akarsuları bulunmaktadır. Bunların dışında küçüklü büyüklü çok sayıda akarsuyu mevcuttur.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 31,056,997 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlarda: %44.6 (erkek 7,095,117/kadın 6,763,759).

15-64 yaşlarda: %52.9 (erkek 8,436,716/kadın 8,008,463).

65 yaş ve üzerinde: %2.4 (erkek 366,642/kadın 386,300) (2006 tahmini).

Nüfus artış oranı: %2.67 (2006 tahmini).

Not: Bu oran İran mültecilerini de kapsar.

Mülteci sayısı: 23.06 mülteci/1,000 nüfus (2004 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.95 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.05 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 160.23 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.34 yıl.

Erkeklerde: 43.16 yıl.

Kadınlarda: 43.53 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 6.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01(2001 verileri).

Ulus: Afgan.

Nüfusun etnik dağılımı: Pestunlar %42, Tacikler %27, Hazaralar %9, küçük etnik unsurlar (Aymaklar, Türkmenler, Beluciler ve diğerleri) %13, Özbekler %9.

Dinler: Sünni Müslümanlar %80, Şii Müslümanlar %19, diğerleri %1.

Dil: Resmi dil Pestuca ve Tacikçedir. Nüfusun %35 i Pestuca, %50 si Farisice (Dari), %11 i Özbekce ve Türkmence, %4 ü Belucice ve Pasice) ve diğer azınlıkların dillerinde konuşmaktadır.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %36.

Erkeklerin: %51.

Ka


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afganistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aftâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) l. Güneş, gün ışığı. 2.Çok güzel, dilber, parlak yüz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آفتاب جمال] güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş, mec. pek güzel şahıs, pek parlak çehre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب] güneş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şemsiye. 2. Güneşli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.). 1. Güneşe tapan. 2. Nilüfer çiçeği. 3. Ayçiçeği. 4. Kaya keleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güneş yüzlü, yüzü güneş gibi parlak (güzel). 2. Sevimli, dilber. 3. Güneşe karşı olan (yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş yanaklı (güzel).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Su kabı. (bk.) Sftâve. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابه] ıbrık, su kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - 1.Su kabı. 2.Güneş biçiminde yapılan mücevh(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابگير] güneş alan, güneş gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتابی] güneşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفتاب رو] parlak yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağızda kalan lezzet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalım, afi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Laçka veya yısa edilen bir halatı sıkıca tutma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarraflık; borsa oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously ill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy duty truck / lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i İ. musiki). Bir parçanın coşkun ve canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sung or played in a restless, hurried, and spasmodic manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated; with excitement. Excited, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an agitated, exited or restless style [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated Restless and wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hurried, agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (it)., (muz). acele ve heyecanlı tarzda çalınan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. peace. gusto. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Görme sinirlerinin göz yuvarlağı içinde dağılmasından meydana gelen zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احطاب] odunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R. Sekiz ayaklı). 1. Maruf bir cins deniz hayvanıdır ki kemiksiz olup, uzun ayaklarında nasır gibi çekme kuvveti olan düğümleriyle kayalara yapışır. 2. Kansere benzer bir çeşit çıban: Rahim ahtapotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus. octopod. devil-fish. polyp. hanger-on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octopus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخطار] tehlikeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Alışveriş (Aksata).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و عطا] alış veriş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitation

1. körükleme, 2. tıp çırpıntı

1. Körüklemek işi. 2. Ruhsal gerginliğin dışa vurması.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booby hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. mental hospital. metal asylum / home / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally disordered person. mentally ill / disordered / defective. mental patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan yeri ağarırken yapılan akın

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. accreditation

denklik

Denk olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accreditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ahzüita’dan). Alış veriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

else. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the contrary. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطاع] kesmeler. 2.beylik araziler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kutb). Kutuplar. (bk.) Kutup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطاب] kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz taç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Aydınlık, mehtaplı gece.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kutur). Kuturlar, çaplar, (bk.) Kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attâr). (i. A. «ıtır» dan imüb.) 1. Güzel kokulu ruhlar, yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taciri. Fr. Parfumeur. 2. Ecza, ilâç vesaire satan adam. Fr. Droguiste. 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik vesaire satan dükkâncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbalist. haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of medicinal herbs. herbalist. dealer in small wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار] taraflar, yöreler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık sabah.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار جهان] dünyanın her tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremitleri yeniden sıralayan, kırılmışları yenileyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiler. transposer. transmitter. passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who repairs tile roofs. transmitter. transmitting-medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. quotation. translation. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attarlık). (i.). Kokular yahut kimya maddeleri veya baharat satan adamın işi ve ticareti: Attarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükün bir yerden bir yere veya karaya indirilmeksizin bir gemiden diğerine nakli. 2. Dam kiremitlerinin alt üst edilerek yeniden tanzimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. connection. quotation. transmission. transposition. adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. quotation. transit. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transshipment. transfer. changing. quotation. retiling. buffered transfer. change. connection. hand over. trans s hipment. transshipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aktarmak, bir yerden veya bir kaptan diğerine nakletmek, taşımak, devretmek. 2. Arayarak alt üst etmek. 3. Altını üstüne getirmek: Damın kiremitlerini aktarmak. Tarım: (tarlayı) altı üstüne gelecek surette bellemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. change. quote. adapt. transpose. transfuse. cite. hand on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. narrate. to transfer. to transmit iletmek. to cite. to quote alıntılamak. iktibas etmek. to translate çevirmek. to narrate anlatmak. to retile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Merm(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çöl sıçanı, yerbû.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Beyaz tay. Türkler’de çok kullanılan bir isimdi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Altüst, karma karışık, allak bullak: Evde ne varsa alan talan olmuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Derisinde benekler olan tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iğfal eden, (Ar muğfil, Fars. firîbende). 2. Yalan söyleyen, yalancı. Ahmak aldatan (ıslatan) = İnce İnce yağıp çok ıslatan yağmur. Çoban aldatan = Alaca tavuk dahi denilen bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Tafsilatlı olarak, uzun uzadıya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Muhakkak sûrette, besbelli, apaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aşağı yukarı, tahminen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsî olarak hususiyetle, bilhassa, hele, en çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Alem = cihan, F. taften = parlamak). Cihanı parlatan: Aftâb-ı Alemtâb = Dünyayı aydınlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالمتاب] dünyayı aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Allesta). Hazır, müheyya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. prepared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready. right away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی التفصيل] ayrıntılı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). İskenderun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karşı olan, aleyhte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opponent. opposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one under the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttom layer. bottom course. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. i. Denizcilik). Alttakinin aşağısında bulunan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2.Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurban kesilen yahut buhur yakılan özel yüksek yer, sunak, kurban taşı, mezbaha; altar, mihrap; aşai rabbani sofrası. altar-piece (i). mihrabın arkasındaki veya üstündeki mozaik, heykel veya resim. altar rail mihrabın önündeki parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Asya’da Batı Sibirya ile Moğolistan’ı ayıran dağlık bölge. 2.Altay dağlan bölgesinde yaşayan Türklerin genel adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i (astr). gökcisimlerinin açı ve yüksekliklerini ölçmeye yarayan ve biri yatay diğeri dikey iki tane dereceli dairesi olan bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Altından taç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir takımın içinde bulunan ikinci derecedeki takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Musikide oya çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amfetamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca) Açıcı. t. Açar, miftah, kilit. 2. Açma ve kurmaya yarayan çeşitli cins Alet: Piyano, kanun, saat, vida anahtarı. 3. Şifre çözmeye yarayan cetvel, miftah. mec. Vasıta: Çalışma, servetin anahtarıdır. Anahtar uydurmak = Hile ve desise kurmak. Cebinde yüz anahtar: Desise çokluğundan kinaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cipher. clew. clue. cotter. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clef. key. clue. code. wrench. spanner. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. switch. electric switch. clef. chatelaine. clue. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key-maker. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key maker / repairer. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key chain. key ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key holder. keyring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key ring. key holder / ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şerh etmek, haşiyeler ilâve etmek, notlarla izah etmek. annota'tion (i). not, şerh annotator (i). müfessir, notlar ilâve eden, yorumlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıllık taksit veya tahsisat alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mide ekşimesini tedavi eden, asitleri giderici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). husumet, kin; zıddiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antagoniste

düşman

Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who contends with another, especially in combat; an adversary; an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A muscle which acts in opposition to another; as a flexor, which bends a part, is the antagonist of an extensor, which extends it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A medicine which opposes the action of another medicine or of a poison when absorbed into the blood or tissues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Antagonistic; opposing; counteracting; as, antagonist schools of philosophy. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who offers opposition. a muscle that relaxes while another contracts; 'when bending the elbow the triceps are the antagonist'. a drug that neutralizes or counteracts the effects of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug or a compound that opposes the physiological effects of another At the receptor level, it is a chemical entity that opposes the receptor- associated responses normally induced by another bioactive agent [IUPAC Medicinal Chemistry] Compare agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An agent or substance that counteracts the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muscle that counteracts the agonist, lengthening when the agonist muscle contracts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical that binds to a receptor and blocks it, producing no response, and preventing agonists from binding, or attaching, to the receptor Antagonists include caffeine and naloxone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drug that prevents or reverses the action of another drug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A substance that tends to nullify the action of another; in pharmaceutical terms, a drug that binds to a receptor without eliciting a biological response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A character whose actions work in direct opposition to the protagonist Examples:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound or drug which blocks or inhibits the effects of a neurotransmitter on receptor activation in the post-synaptic cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Opponent of the protagonist in a drama. a neutral term for a character who opposes the leading male or female character See hero/heroine and protagonist Close Window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that makes it more difficult for a post-synaptic cell to be influenced by neurotransmitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that prevents the activation of a receptor See Agonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One agent that opposes or fights the action of another For example, insulin lowers the level of glucose in the blood, whereas glucagon raises it; therefore, insulin and glucagon are antagonists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Biological agent that reduces the number or disease-producing activities of a pathogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The major character in opposition to the hero or protagonist of a narrative or drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something opposing or resisting the action of another One of two muscles which pull in nearly opposite directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasım, karşı çIkan, muhalif kimse. antagonis'tic (s). muhasım, zıt, muhalif. antagonis'tically (z). muhalefet ederek, karşı çIkarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zıtlık yaratmak, aleyhine çevirmek, husumeti tahrik etmek, kışkırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antagonisme

düşmanlık

Düşmanca duygu veya davranış.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. antagonisme

tezat

Karşıtlık, karşıt olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a town in southern Turkey; ancient commercial center and capital of Syria; an early center of Christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antalya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a port city in southwestern Turkey on the Gulf of Antalya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a port city in southwestern Turkey on the Gulf of Antalya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Anlaşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Güney Kutbu ve civarı; (s). Güney Kutbuna ve o civara ait. Antarctic Circle Güney Kutup dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Güney kutbu ile ilgili, güney kutbu yakınında olan. Güney kutbundaki kara bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the antarctic. antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). eklem ağrısını teskin eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). astımı teskin eden, antiazmatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğumdan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözlerin önünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). antıhistamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kanı yürekten vücuda nakleden şahdamar, büyük ortadamar, (aort). aortal, aortic s aortla ilgili. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irtidat, din değiştirme; bir partiden başka bir partiye geçme; esas doktrinden cayma, prensip ve inançlarında değişiklik yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). din değiştiren kimse; siyasi parti veya inancını değiştiren kimse; s din değiştiren, mürtet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Appalaş dağları

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ait olmak, bağlı olmak, merbut olmak appertaining (s). ait olan, ilgili, alâkadar, mensup, bağlı, merbut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâsı gelişmemiş kimse. (bk.) Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. stupid. silly. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr. ass. barmy. berk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. fool. simpleton. booby. clueless. dim. dope. empty- headed. fat head. gormless. lumpish. moon calf. soppy. a bit thick. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zekâsını işletemez hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal olma hali veya aptalca iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. crime. folly. foolery. idiocy. insanity. stupidity. foolishness. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly. foolishness. imbecility. stupidity. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzoz gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle bir alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi pek çok model binek arabalarda arka kapıların camları dibine kadar tam açılamaz. Yaklaşık üçte bir mesafeye gelince dururlar. Tabii bu sürücüler için bir problem değildir. Onlar ön camları tam açıp püfür püfür giderler. Klimalı araç sayısı çoğalıp tüm camların kapalı tutulması durumu ortaya çıkınca arka camların tam açılamaması konusu gündemden iyice düşmüştür.

Arabaların arka camlarının tam açılmamasının içeriye egzos gazı, böcek veya gürültü girmesiyle ve arabanın emniyetiyle biri alakası yoktur. Arabaları dizayn eden mühendisler bunu kullanıcıların çocuklarının arabadan sarkmamaları için tercih ettiklerini söylüyorlar. Hatta arka camların açılmaması için arabaya kilit dahi koyuyorlar.

Gerçek ise farklıdır. Performansı en yüksek arabayı yapabilmek için katlanılması gereken bir durumdur bu. Dikkat ederseniz orta ve küçük boy arabaların çoğunda arka tekerlekler arka kapılara çok yakındır. Bu nedenle ön ve arka kapıların şekilleri farklıdır. Ön kapıda camın dibine kadar girmesi için yer varken arka kapılarda tekerleğin ve çamurluğunun konumlarından dolayı alt kısım daraldığından yer yoktur. Bu, şekilden dolayı zaten arka kapıdan inmek de daha zordur. Cam, kapının düz devam eden kısmındaki yuvasına kadar inebilir, daha sonra gidebileceği bir yer yoktur.

Peki arabalarımızın kapıları niçin arkadan öne doğru açılıyor? Bir sürücü olarak kapınızı hep sol elle açtığınız dikkatinizi çekti mi? Kapı arkadan öne doğru açıldığından zaten sağ elle hiç denemeyin sorun yaşarsınız. Arabaların ilk yapıldıkları zamanlarda kapıların menteşe ve kilit sistemleri bugünkü kadar sağlam değildi. Ancak insanların çoğu sağ ellerini kullandıklarından sürücü tarafındaki kapı önden arkaya açılır şekilde yapılıyor, diğer kapı(lar)da da bu şekle uyuluyordu.

Bu durum hareket halinde iken aniden açılan kapının karşıdan gelen hava akımıyla kapanamamasına hatta kopmasına yol açabiliyordu. Bu nedenle kapıların arkadan öne doğru açılır şekilde yapılmasına başlandı. Artık kilit kazara boşalsa bile karşıdan gelen hava akımı kapının açılmasına müsaade etmiyordu.

Konu arabalardan açılmışken fabrikadan yeni çıkmış arabalardaki güzel kokudan da söz edelim. ‘Yeni araba kokusu’ denilen ve insanların hoşuna giden bu koku tek bir koku olmayıp, birçok kokunun birleşmesinden oluşan çok özel bir kokudur. Zamanla kaybolur ve arabaya asılan suni koku yayıcılardan hiçbirinin kokusu onun yerini tutamaz.

Bu koku, boya ve boyadan önce kullanılan astar boya, konsolda, pencere ve kapılarda kullanılan

lastik ve plastik malzemelerin kokularının bir karışımıdır. Bunlara yapıştırıcıların, izolasyon malzemelerinin, koltuklardaki kumaşın, deri parçalarının ve döşemelerde kullanılan vinilin kokuları da karışır. Ortaya çok özel ve taklidi imkansız bir koku çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arap memleketi. Arap ahali ile meskûn yer, Cezîre-t-ül-Arab = Arabistan yarııVıadası: Arabistan’da çok dolaştığı için güzel Arapça söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in between.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body search. police search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. musiki) (aryetta okunur). Kısa aria.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temizleyen, arı duruma getiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artıp geriye kalan. 2. Eski çağlardan beri görenekle sürüp gelen inanış, alışkanlık v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyden artıp kalmak. 2. Çağdaşları öldüğü veya yok olduğu halde kendi hayatta veya var olarak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Pek iri, pek büyük cins ve nevinin icabından çok ziyade büyük dev, canavar. Fr. geant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Pek irilik; cins ve soy icabından çok ziyade iri olma (fr. geantisme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arda kalmak, en son bulmak. 2. Evlât ölümünden sonra yaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remaining. leftover. accelerating. growing. odd. residual. residuary. surplus. upgrade. residual. surplus. surplusage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing. remainder. residual. spare. upward. remaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascending. remaining. leftover. growing. increasing. progressive. increased. upward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yarar, fayda. 2.Üstünlük, meziyet, nitelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arietta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitive / permanent appointment. definitive appointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğrusunu anlamak, tahkik etmek, araştırmak, soruşturmak. ascertainable (s). soruşturulabilir, tahkik edilebilir , anlaşılabilir. ascertainment (i). soruşturma , tahkik, anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşı boyasının madeni, ezilmemişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbiriyle Aşıklık eden erkek veya kadından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ciddiye alınmayan aşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir işin başında bulunan bir kimsenin yardımcısı. Daha çok profesör ve doçent yardımcıları için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assistant

1. yardımcı, 2. araştırma görevlisi

1. Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb. 2. Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. intern. coadjutor. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. assistant to a professor. assistant doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant (of a professor. assistant. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Astân (i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Dergâh, der-bâr, bâr-gâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbullu, Osm. şehrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İ.). Armonide süs notası olmayan nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Dergâh, derbâr, bârgâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik. 2.tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote city of Kazakhstan that was made the capital in 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote city of Kazakhstan that was made the capital in 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Payitaht, saltanat merkezi. (Bu mânâ ile İstanbul’a alem olmuştur). 3. Büyük tekke, merkez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Pâyitaht, saltanat merkezi (bu mânâ ile İstanbul’a alem olmuştur). Büyük tekke, merkez (Asitâne telâffuzu daha yaygındır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستانه] eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski ve Doğu Türkçesi’nde alt. Ar. taht, Fars. zîr demek olan «ast» tan). 1. Esvapta yüzü teşkil eden kumaşın altına yani içine kaplanan bez vesaire: Astarı yüzünden pahalı. 2. Sıva ve boya vesaire altına geçirilen kaba kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining. liner. undercoat. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coating. liner. lining. undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining. priming. undercoat. coating. casing. furring. line. liner. inlet. insert. ground. prime coat. ground work. wash. bond coat. sheath. rough coating. back lining. primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Astar geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. to line. to prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to line. to apply an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astarı olan, astar geçirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lined. having an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astara yarar (bez, sıva, boya vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material for lining. paint for undercoating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fenikelilerin aşk ilâhesi, Kibele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., fiz. tesirsiz denkligi olan; sabit olmayan, belirli bir yeri veya yönu olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hırçın tay.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) gramer kurallarına uymayan, biçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckeye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse chesnut. horse chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindkestanesi): Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baba, Ar. vâlid, Fars. peder. 2. Yaşlı ve muhterem adam. Atabey = Beybaba (bk.) Atabey). Kayın ata = Kayınpeder, eşlerden beherine nisbetle diğerinin babası, (c.) atalar = Abâ ve ecdât, eslâf. Atalar sözü — Darb-ı mesel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Verme, veriş. 2. Bağışlama, vergi, atiyye, ihsan: O zâtın atâsı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestor. father. elder. forbear. ataturk. forebear. forefather. forerunner. predecessor. progenitor. sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestor. forefather. predecessor. father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father. ancestor. elder. forebear. forefather. foregoer. gee. parent. patriarch. predecessor. progenitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment Also known as IDE ATA defines the physical, electrical, transport, and command protocols for the internal attachment of storage devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment A popular 16-bit interface standard that extends the ISA bus of the IBM PC-AT to attach peripherals; it has evolved through over 5 generations; the original ATA is better known as IDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Transport Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment A disk drive implementation that integrates the controller on the drive itself There are several versions of ATA, all developed by the Small Form Factor Committee: ATA: Also known as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Technology Attachment; a disk drive interface standard for IDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A standard for storage devices that lets them be treated as if they were hard drives on the system Any ATA compatible media can be read by any ATA device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Transport Association of America. 'Advanced Technology Attachment' - The common disk drive interface technology that puts the drive controller right on the drive itself There are a number of ATA versions, from the original a k a IDE) to the 33MBps ATA

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airline Transportation Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

For the PC, what are the differences between MFM, RLL, IDE, EIDE, ATA, ESDI, and SCSI hard drives?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Transport Association. The specification, formulated in the 1980s by a consortium of hardware and software manufacturers, that defines the IDE drive interface AT refers to the IBM PC/AT personal computer and its bus architecture IDE drives are sometim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment Interface for hard drives. , in the US, is a national credential conferred by Accreditation Council for Accountancy and Taxation to professionals who handle sophisticated tax planning issues, including ownership of closely held businesses, q

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for AT Attachment, a disk drive implementation that integrates the controller on the disk drive itself ATA: Known also as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface and PIO modes 0, 1 and 2 ATA-2: Supports faster PIO modes and multiwor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airline Transportation Assication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Technology Attachment An interface standard generally used for data storage devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Known also as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface and PIO modes 0, 1 and 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Transport Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Telemedicine Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ARCnet Trade Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment - also known as IDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطاء] bağış, ihsan, bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Baba. 2.Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3.Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4.Yesevi tarikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin el-Fikri’nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطا بخش] bahşiş veren, ihsanda bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). davul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atabey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2.Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Devlet yönetiminde bir san. Lala.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Selçuklular devrinde şehzadelere mürebbilik eden şahıs, lala.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kinin gibi bir ilâç, atebri n.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal. patriarchal pederşahi. patriarkal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. atıf). Atıflar, (bk.) Atıf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» dan). Düşünmeksizin her işe atılıp sokulan, mülâhazasız, düşüncesiz, yiğit, hiddetli, savruk, mec. Yiğit, cesur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. reckless. confident. gutsy. daring. pushing. pushful. dapper. dashing. heady. mettled. mettlesome. militant. spunky. venturous. attack. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. bold. reckless. audacious. forward. impulsive. militant. nervy. venturesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), işsizlik, boş durma, battal ve muattal olma: insana atâlet yakışmaz. (Tıp) atâlet-havâs: Duymamış, duygusuzluk (fr. dysesthösie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia. lethargy. laziness tembellik. unemployment işsizlik. inertia süredurum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia. idleness. inaction. lethargy. stagnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطالت] durgunluk. 2.tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata lıal ve sıfatı: Babalık, pederlik, Ar. ubııvvot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. placement. posting. assignation. assignment. co-optation. commission. creation. designation. installation. installment. instalment. institution. investiture. investment. nomination. preferment. cooptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. designation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assignment. appointment. nomination. constitution. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head, or more specifically, top of the head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head, or more specifically, top of head. the crown, the head, but not generally the face and ears. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.).Bir kimseyi bir işe vermek, tavin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. post. accredit. advance. assign. co-opt. commission. constitute. coopt. create. depute. deputize. designate. elect. install. institute. nominate. prefer. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. create. designate. name. nominate. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. to appoint. to nominate. commission. constitute. coopt. create. institute. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hetman, or chief of the Cossacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kazak reisi, hetman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). 1.Ata kişi, başkan, önd(Erkek İsmi) 2.Don kazaklarının önderlerine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uvd. k.) Tayin edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appointed tayin olmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appointed. to be nominated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointed. nominated. designated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sakinleştirici, yatıştırıcı, huzur verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataraksiya; huzur, sukun, rahat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kanın kalpten vücudun her tarafına gitmesine yarayan damar. Büyük atardamar: Kalpten çıkıp akciğerden başka vücudun her yanına dal salan ve kalça atardamarlarına ayrılarak sona eren kalın atardamar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery. arterial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maker of early computers such as the Atari 400 and 800, which brought computers home for low prices, and later the Atari ST, which again earned attention for power at a low price, but also at a low quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move that threatens to capture an enemy pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atari is an arrangement of stones where there is only one more move until a capture In the middle of the board, for example, if your stone is surrounded on three of the four sides by opposing stones, your stone is in atari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move which occupies the second last liberty of an enemy stone or group, thus threatening to capture it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. attache

tutturgaç

Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip. paper clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطش] susuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atşân’ın c. Susuzlar, susamışlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. attachö). Elçiliklerde görevli memur; ataşemiliter = Elçiliklerdeki askerî ataşe. Ataşenaval = Elçiliklerdeki askerî deniz ataşesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality or office of anattaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent of Atatürk's policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birleşik isim. - Allah’ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (1719-1785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski atalarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. atvel). 1. Uzun boylular. 2. Seçkinler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). beden faaliyetlerinde düzensizlik, adalelerin koordinasyon bozuklugu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilinen, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. atiye), (bk.) Atiye-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطایا] bağışlar, ihsanlar, bahşişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ateş gibi hararetli. 2. Ateş gibi yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden iri bir gölge ağacı ve bunun kestaneye benzeyen yemişi. Atkestanesi, atkestaneslgiller familyasındandır. Hint kestanesi de denir (Aesculus hippocastanum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takmak, raptetmek, iliştirmek, tutturmak; bitiştirmek, bağlamak; (huk). haczetmek , müsadere etmek; maiyete tayin etmek; vermek, hamletmek, isnat etmek; sevdirmek attached (s). bağlı, merbut, ilgili; ilişik; tutkun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataşe attache case genellikle deriden yapılan, dik dörtgen ve menteşeli evrak koyacağı, çanta. naval attache deniz atasesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık, merbutiyet; ilgi, alaka; sevgi, muhabbet, dostluk; (huk). zapt ve müsadere, haciz; zapt ve müsadere ilamı; ek parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). hücum etmek, saldırmak, vurmak, basmak, tecavüz etmek; laf atmak, aleyhinde söylemek; işe koyulmak; tutmak, isabet etmek; (i). saldırı, hücum; (tıb) yakalanma , tutulma, nöbet; birbirinin aleyhinde söyleme; işe koyulma; (müz). bir nota

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). varmak, ulaşmak, ermek, erişmek, vâsıl olmak, yetişmek; kazanmak, bulmak, kespetmek. attainable (s). ulaşılabilir, erişilebilir, kazanılabilir, ele geçirilebilir, istihsali mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). idam hükmü verilmesi veya kanun dışı ilân edilmesi hallerinde bir kimsenin bütün vatandaşlık haklarını kaybetmesi; eski leke, şerefsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).hüner, marifet; elde etme, erişme, edinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). (huk). idam hükmü verilmesi üzerine bir kimsenin vatandaşlık haklarını kaldırmak; lekelemek, rezil etmek; (i). Ieke, ayıp; medeni hakların kaldırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan imüb.). 1. Güzel kokulu ruhlar ve yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taeiri. (Fr. parfumeur). 2. İlâç ve ecza vesaire satan adam. (Fr. droguiste). 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik ve saire satan dükkâncı. Halk ağzında: Aktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطار] attar, baharatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıtır attar of roses gülyağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2.İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3.Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطاری] attarlık. 2.attar dükkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ecza veya baharat satan adamın işi ve ticareti. Attarlık ediyor. (Halk arasında: Aktarlık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) şahadet, tasdik; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) Roma imparatoru Ogüst'e veya onun devrine ait; Roma imparatorluğunun veya herhangi bir memleketin edebiyatının altın çağına ait; üstün zevke sahip, klasik nitelikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). stetoskop ile dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hormon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak hâkimiyet; muhtariyet , özerklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağımsız ekonomi politikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir kimsenin, yolunu bulup sağladığı haksız kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illicit gain. pickings. cleanup. spoils. plunder. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something obtained illicitly for nothing. cheating with marked cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sponger. freeloader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. avantage

1. üstünlük, 2. kazanım, 3. yarar

1. Üstün olma durumu. 2. Bir iş yerinde çalışanlara sağlanan hukuksal, sosyal ve mali her türlü hak. 3. Bir işten elde edilen iyi sonuç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. advantage. avail. benefit. facility. start. virtue. head start. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. favored. favoured. expedient. favorable. favourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous. propitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advantageous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu mitolojisinde bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). vitaminsizlikten ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. up. afoot. afoot. on one's legs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing. on foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outpatient treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ayakdaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak vakti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk komutan. Osman Gazi’nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara Ali’nin babası. Yıldırım Bayezid’le birlikte Timur’a esir düşen Timurtaş Paşa’nın dedesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başa takılan ay şeklinde taç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde TAhir makamının eski adı. (bk.) TAhir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal line. paternal side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (z). kulis, soyunma odaları, perde arkası; (s). perde arkasında olan, kuliste bulunan; (z). kuliste, perde arkasmda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). arka merdiven; gizli yol; (s). dolaylı, gizlice yapılan, el altından olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). patrise; (mak). bir mekanizmada destek veya kontrol vazifesi gören parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırtmaya sebep olan: Devebağırtan = Pek dik ve çamurlu yokuş (taşlık olursa naldöken denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bahçelik ve bağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bağlantı istasyonu, taşınabilir bilgisayara ek arayüzler, sürücü yuvaları ve güç kaynağı sağlayarak gerçek bir masaüstü bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan bir donanımdır. Dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonu arasındaki dijital ve fiziksel bağlantıyı tek arayüz sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر متوسط] Akdeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A West Indian sapotaceous tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bully tree ; also, its milky juice , which when dried constitutes an elastic gum called chicle, or chicle gum. a hard-wooded tropical tree yielding balata gum and heavy red timber when dried yields a hard substance used e.g. in golf balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake lining. facing. liming. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber like material used for making soft golf ball covers Example: Balata covered golf balls yield a high spin rate and lots of feel, but don't offer much durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Narural or synthetic compound used to make the cover for top-standard golf balls Its soft, elastic qualities produce a high spin rate and it is favoured by tournament players. rubber like material used for making the outermost layer of a golf ball softer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ.-tae) mancınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir seçimde herhangi bir adayın oyların mutlak çoğunluğunu alamaması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Odun ve saire kesmeye mahsus saplı kesme Aleti. Osm. fas, teber. Küçüğüne nacak derler. 2. Baltaya benzer silâh, teber. Aşçı baltası = Et kesmeye mahsus enli ve kısa saplı balta. Eğer baltası = Eğere takılan kısa saplı silâh, teberzîn. Baltabaş, (bk.) Baş. Balta asmak = Musallat olmak. Balta sapı = Muavin, yardak. Bir baltaya sap olmak = Bir işe yaramak. Baltayı taşa vurmak = Bilmeyerek bir adamın yüzüne karşı kendisine dokunacak söz söylemek. Balta görmemiş, balta girmemiş = Hiç kesilmemiş, budanmamış, tabiî hâlinde (orman). El dokunulmamış (iş). Balta ile yonulmuş = Kaba, yontulmamış adam. Hacamat baltası = Hacamat etmeye mahsus küçük cerrah Aleti. Marangoz baltası = Tahta kesmeye mahsus küçük balta şeklinde Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. ax. broad-ax. chopper. cleaver. hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. chopper. ax. hatchet. bumpkin. hick. boor. lout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle axe. hatchet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Osmanlı teşkilâtında saray vazifelilerinin bir sınıfı. 2. Balta ile giden itfaiyeci, tulumbacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of axes. hewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balta ile (orman vesaire) kesmek: Bu ormanı hiç baltalamamışlar, bu ağacı baltalamalı. 2. Yıkmak, devirmek, harap etmek: Eski evi baltaladılar. 3. Kırıp geçirmek, berbat etmek. 4. Hacamat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. sabotage. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sabotage. to frustrate. to block. to strike with an axe. to hew down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoldan engelleri kesip defetmek için balta taşıyan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunmuş ve vergiden muaf küçük orman ve koruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بامضبطه] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada çalan muzik topluluklarına mahsus çoğu zaman üstü kapalı platform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). ufak cins tavuk, ispenç, çin tavuğu; ufak tefek kavgacı insan; (s). küçük, ufak. bantamweight (i).,(spor) filiz siklet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). 1. Yukarısı geniş keçe başlık, gemici başlığı. Yeniçeriler de giyerdi: Bostancı, haseki baratası. 2. Bir cins horoz ibiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ). Kaptanın veya tayfaların gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek yaptıkları ziyankârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca «perapetto»). Kale korkuluğu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rain cats and dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eti yenen birkaç cins deniz balığı, zool. Sphyraena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). baryum monoksit. barytic (s). baryum monoksit ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. T. A). Türk musikisinde «fasıl» denen klasik koronun başın da yapılan saz solosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press attaché. press secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İrtifâ, yükseklik tahtası: Basita-i şemsîyye, basita-i kutbiyye, basita-i ufkıyye, basita-i leylîyye = Bu Aletin çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir milletin veya birleşmiş birkaç milletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini komutası altında tutan komutan, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander in chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief başkumandan. serdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief. commander in chief. generalissimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. first. foremost. in the first instance. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. first of all. most of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. in front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Yeniden, ilk noktadan başlayarak: Şunu bana baştan anlatır mısın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over. afresh. anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially. baş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over. anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from top to bottom. from head to foot. throughead. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from end to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. corrupt. pervert. seduce. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. corrupt. deprave. inveigle. mislead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crude. perfunctory. slapdash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly. in a perfunctory way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from beginning to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çeşit iskete kuşu (Parus maior). 2. Baştan kara etmek. (bk.) Baş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). piç, nikahsız doğan çocuk; (argo) alçak herif, kepaze kimse; (s). gayri meşru (çocuk); sahte, hakiki olmayan, kalp; alışılmışın dışında; matb. normal boyda olmayan. bastardy (i). piçlik. bastardly (s). gayri meşru olarak doğan; hileli; bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca bastarda) (denizcilik). Bir cins küçük gemi, kadırganın küçüğü. Geminin başındaki ufkî direk. Ş ile baştarda da denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir nevi harb gemisi, (bk.) Bastarda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). piç olduğunu ispat etmek; alçaltmak; şerefi lekelenmek, alçaltılmak; değiştirip kıymetini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ten bellik, ağırlık, yavaşlık, ağır davranma, sür’at zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطائت] ağırlık, yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «batmak» tan). 1. Batacak, mahvolacak, kurtarılması mümkün olmayan, ümitsiz: Batak mal, batak bir şirket. 2. Batıcı, suya batan: Karabatak. 1. Batılan yer, çamurluk mahal, vahal. 2. Hamam havuzu. 3. Hayvanları sokmağa mahsus küçük göl. Karabatak = Ördeğe benzer, suya batıp çıkan bir cins su kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. miry. in carey street. bog. quagmire. marsh. gutter. mire. morass. quag. quicksand. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. hotbed. slough. swamp. marsh. swampy. marshy. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swamp. march. unsound. unstable. floundering. spades. marsh. morass. nonsolvent. quagmire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vermemek niyetiyle borç alan, işi batak olan, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. fraudulent borrower. cheat. crook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcılık, işi batak olmakla herkesin de malını batıran adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devam eden akılsızları soymaya ve bazan büsbütün mahvetmeye mahsus kumarhane ve fuhuş yeri: Orası Adî bir batakhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. gambling den. den of thieves. den of vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakları ve sulak yerleri çok yer: Bataklı ovaların temizlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باتقریر] rapor halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşsizlik, işlemezlik, battallık, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi eğrelti otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batterie, askerlik). 1. Altı (veya dört) top ile asker ve levazımından mürekkep bölük: Bir batarya top. (mec.) Sert muamele, şiddetli tekdir, alabanda: Bataryayı yemek 2. (fizik) Birkaç cihazın bir araya getirilerek usulüne göre bağlanmasından meydana gelen takım: Elektrik bataryası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Patiska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «batâlet» den imüb.). 1. Hükümsüz, hükümden sâkıt, boş: Battal evrak. 2. İşlemez, muattal: Battal bir değirmen. 3. Kolay kullanılamıyacak kadar büyük, hantal: Battal küp. (Bu mânâ Türkçe’ye mahsustur. Kahraman ve bahadır mânâsiyle dilimizde kullanılmaz). Bir işe müteallik hükümsüz evrak: Battalda hıfzetmek, saklamak, battal etmek, battal çekmek (yani üstüne battal kelimesini yazmak): Hükümsüz bırakmak, hükümsüz evraka katmak. Battal kâğıt = Son devir Osmanlı tarihinde 57 X 82 sm. eb’adında basılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large and clumsy. oversize. void. canceled. abrogatedto put out of service. make unusable. abrogated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over-size. useless. void. cancelled. abrogated. lapsed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطال] yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cesur, kahraman. 2.Pek büyük. 3.İşe yaramaz, hantal. 4.İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans’a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out size. unusual size. outsize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. tabur, müfreze, kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgan yerine veya yorganın üstünde kullanılan kalınca örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bedclothes. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Musikide bir ölçülük nota ki, diğer ölçüden bir çizgi ile ayrılır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr). 1. Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2. Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısrak. 2.Bayır, yokuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). At vesair hayvanların hastalık ve tedavisine ve bakımı usûlüne vâkıf adam, hayvan doktoru, veteriner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. veterinarian. vet. horse doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيطار] veteriner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the veterinary art or profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil iletişimin sağlanması için gerekli olan elektromanyetik sinyalleri gönderen ve alan sistemlerdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bina patlaması sesinden yavaşça nefes alışa dek BRAVIA setinizden gelen her sesi ‘parazitsiz’ saf bir netliğe kavuşturur. BBE® dijital ses sinyaline yapay hiçbir şey eklemez bunun yerine sesi orijinal her ayrıntıyı ve farkı verebilmek için sadık biçimde yeniden yapılandırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(A.). Husûsiyle, hele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدرفتار] kötü davranışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İleri gelen, saygın. Soylu, isim yapmış sülaleden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Eski Türkçe). Akran, küfüv, muadil, eşit. Hacı Bektaş tuzu: Hacı Bektaş Velî türbesi civarlarında çıkan berrak ve billûrî bir cins kaya tuzu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Akran. 2.Eş, müsavi. - Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan’da gelip Anadolu’ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacı Bektaş Velî’ye mensup tarikatte bulunan adam, Bektaşî dervişi, babası: Bu tarikatın dervişi, şeyhi. Bektaşî üzümü = Üzümün bir nevi. mec. Kayıtsız, rind.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bektaşî Raksârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bektaşî tarikatı ve bu tarikata mensubiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenküzümü cinsinden bir çalı. Taşkırangillerden olan bitkinin yemişi de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station. petrol station. filling station. gasoline station. gas pump. petrol pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Berber kavmiyle meskûn yer. Berber ülkeleri. Eskiden bilhassa Cezâyir’e Avrupalılar’ın verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BER-MUTAD) (i. F. A.). Adet olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برمعتاد] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See B, and cf. etymology of Alphabet. the 2nd letter of the Greek alphabet beets preliminary or testing stage of a software or hardware product; 'a beta version'; 'beta software' second in order of importance; 'the candidate, considered a beta male, was p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A statistical measure of a stock's volatility compared with the overall market A beta of less than 1 indicates lower risk than the market; a beta of more than 1 indicates higher risk than the market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of the variability of rate of return or value of a stock or portfolio compared to that of the overall market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A statistical measure of a security's or portfolio's volatility relative to the market as a whole A security with a beta of 1 indicates its price moves exactly with the overall market A beta greater than 1 is more volatile than the overall market, while a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of how a stock's movement correlates to the movement of the entire stock market The Beta is not the same as volatility See also Standard Deviation and Volatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The beta coefficient is a means of measuring the volatility of a stock or stock portfolio in comparison with the market as a whole A beta of 1 0 indicates that the price of the stock portfolio will move with the market A beta higher than 1 0 indicates tha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indicates the return volatility of the fund's holdings relative to the general stock market over the past 5 years A beta of greater than 1 indicates higher return volatility than the market, while a beta of less than 1 indicates lower return volatility th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan alfabesinin ikinci harfi (bilimsel sınıflandırmalarda ikinci olan bir şeyi ifade için kullanılır). beta particle fiz. beta ışınındaki elektron. beta rays fiz. radyoaktif maddelerden çıkarılan elektron ışınları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطائت] ağırlık, yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. , oneself ile gitmek; üzerine almak, müracaat etmek, baş vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerates a continuous beam of electrons to high speeds by means of the electric field produced by changing magnetic flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particle accelerator in which magnetic induction is used to accelerate electrons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that accelerates electrons by means of the transformer principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large doughnut-shaped accelerator in which electrons are whirled through a changing magnetic field gaining speed with each trip and emerging with high energies Energies of the order of 100 million electron volts have been achieved The betatron produces

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typically motion of a particle in the non-accelerating planes, or what is usually referred to as the 'bend' planes, of a circular accelerator is described as betatron motion Since the 'forward' direction of the particles motion is the 'plane' in which acc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betatron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. betatron, bir çeşit elektron makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيطار] veteriner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEZZAZISTAN (bk.) Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEZİSTAN bk. Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Thimphu.

Nüfus: 1.739.000.

Yüzölçümü: 18.147 km2.

Komşuları: Batıda ve Güneyde Hindistan, Kuzeyde Çin.

Önemli Şehirleri: Thimphu.

Din: %75 Lama Budisti, %25 Hindu.

Dil: Dzongkha, Gurung, Assemese.

Yönetim Biçimi: Monarşi.

Tarih: Bölge, 16. yy.da Tibet hakimiyetine girdi. İngiliz etkisi 19. yy.da giderek arttı. 1907’de kurulan monarşi, 1910’da yapılan bir andlaşma ile İngiliz himayesine girdi. 1949’da bağımsızlık kazanan Bhutanın dış ilişkilerini Hindistan yürütmektedir. Dışardan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan’dan gelmektedir. Butan-Hindistan bağlantıları hava taşımacılığında ve yol yapımında girişilen işbirlikleriyle daha da güçlenmiştir. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortağı ve dengi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ortağı ve dengi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hastane. (Arapça’da dahi kullanılıp, Abbâsîler zamanında hastaneler bu namla yâd olunurdu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiatiyle, normal olarak: Çocuk iyi beslenmezse bittabi zayıf kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tafsilâtıyle, etrâfiyle, uzun uzadıya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Harekete getirerek. 2. Teşvik ederek, kışkırtarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamamiyle, tekmil, bütün: İstediğini bittamâm aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bitkin bir halde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Belirsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvetsiz, kudretsiz, yorgun, bitkin: İki saat koştuktan sonra bîtâb düştü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tâkatsizlik, halsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamamiyle, bütün, tekmil, hep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Müzekker için). Tamamiyle, tamamlanmış olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir tarafı tutmayan, tarafsız. Bîtaraflık = Devletler hukukunda iki veya daha fazla devlet arasında açılan savaşa katılmayan devletin siyasî vaziyeti, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseyi tutmama hali, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی همتا] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lug wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاانقطاع] kesintisiz, aralıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araçsız, vasıtasız, aracısız, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whetstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bilmen).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالواسطه] dolaylı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki madenden meydana gelmiş; iki maden esasına dayanan para sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. uzuvların bünyeleri ile faaliyetleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir coğrafi alan ve jeolojik devrenin karışmış direy ve biteyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki taç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhammed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhamnıed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pinch of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wispy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik din adamlarının giydiği köşeli ufak şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. a certain number of. certain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain number of. certain. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tane, tek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki sabit durumu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mercan taşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bistem). - Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf, hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بيتاب] yorgun, takatsiz. bîtâb kalmak bitkin düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيتابانه] bitkince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بتمامها] tümüyle, tamamen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. feeble. weary. dead-beat. tired out. all in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tired. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالطبع] doğal olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certainly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتفصيل] ayrıntılı olarak, uzun uzadıya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالتمام] tümüyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bödüren; yüksek sesle bağıran; kaba, açık, bariz, aşikâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan lekesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayıkla taşıma ücreti. boat hook den. kanca, çengelli uzun sırık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur. Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır. Böbrek taşlarını düşürmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 1 kahve kaşığı gliserin konur. Karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mıstaço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kısa kuyruk; kuyruğu kesilmiş hayvan; s. kısa kuyruklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü Türk beylerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bogota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabolical. pathetic. rotten. shitty. tacky. tinny. crappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shitty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) bazen esrarla alınan amfetamin içitimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavana kadar yükselen kitaplık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; ing. gazeteci. koşesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; açık kitap için altlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Boran).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Halatın kalınlığını ölçmeye mahsus delikli tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Burtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karpuz biçiminde kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapçalaşmışı: Büstân). Bahçe, çiçek bahçesi. 1. Sebze bahçesi. 2. Kavun, karpuz: Bostan ekmek, bostan tarlası. Bostan korkuluğu = Oyük, kuşları korkutmak için bostanlara ve tarlalara konulan kukla. mec. Kalıbı kıyafeti yerinde fakat işe yaramaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchard. garden ware. kitchen garden. market garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sebze bahçesini idare eden adam, sebze bahçıvanı. 2. Eskiden has bahçeler muhafızları iken sonra saray-ı hümâyûn muhafazasına memur olmuş bir sınıf askere mensup adam. Bostancıbaşı = Bu sınıf askerin reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable gardener. market gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze bahçıvanlığı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truck farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market gardening. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu bitkileri incelemek olan ilim kolu, bitki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. botanique

bitki bilimi

Bitkileri inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. botany. botany bitkibilim. nebatat. botanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanist, bitkiler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise f. inceleme yapmak için kırlardan bitki toplamak; bitkileri yerinde incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanik bitkibilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Britanya, ingiltere adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Britanya, Britanya imparatorluğu. britannia metal bazen kaşık, çatal, bıçak yapımında kullanılan bir çeşit beyaz maden alaşımı, beyaz metal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Britanya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bretanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, yabani; hayvani; merhametsiz, insanlıktan uzak; kaba, nezaketsiz; makul olmayan, mantıksız. brutally z. vahşi bir şekilde. brutal'ity i. vahşilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanca veya gaddarca davranmak, böyle bir davranışa sebep olmak. brutaliza'tion i. vahşileştirme, vahşileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarı insan yarı boa şeklinde olan efsanevi bir canavar; eski devirlerde özel törenlerde kullanılan Venedik devlet kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birine yalandan bir şey isnâd etmek, iftira: Bana bühtân etmişler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Yalan, iftira. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılsız yere birine bir şey isnâd eden, iftiracı. Ar. müfterî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler 6. Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarları 7. yy.’da geldiler. Slavlarla karışarak 9. yy.da Hıristiyan oldular, 10. Ve 12. yy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this small place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 0.0255 metreye eşit bir uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Babafingonun yaka ipi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Burunda et büyümesinden kaynaklanan bu hastalığa tıp dilinde Adenoid ve Polip denir. Hastanın burnundan soluması güçleşir. Daha çok ağzından nefes alıp verir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tereotu, pamuk

Hazırlanışı : 1 avuç tere otu ezilir. Suyuna batırılan pamuk, burun içindeki ete sürülür. Bu işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bahçe içinde bulunan köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bostana ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toy kuşu, zool. Otis tarda; Avrupa ve Afrika'da yaşayan diğer birkaç cins kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sıvı hale getirilerek kullanılan yanıcı bir gaz. Bütan gazı petrol damıtımından elde edilir ve yakıt olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Bütler, putlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütan, bütan gazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهتان] iftira. bühtân etmek iftira etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işe veya olaya karışmadan kenarda duran kimse, seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif. Vasıta = araya giren). Birini araya koyarak, birinin tavassutuyla, doğrudan doğruya olmayarak: B’il-vâsıta kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Cengiz Han’ın oğlu Çağatay Han’ın ismine nisbetle Maverâünnehr taraflarında oturan Doğu Türkleri’ ne ve edebî dil olarak kullandıkları Doğu Türkçesi’ne verilen isimdir: Çağatay kavmi. Çağatay lehçesi. Bugünkü Türkistan Türkleri ve lehçeleri için kullanılmaz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yavru at, tay. 2.Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad. - Çağatay Han: Cengiz Han’ın 2.oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını tatbik etmekteydi. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hristiyan dostu olarak bilinmektedir. Marco Polo kendisinin vaftiz edildiğini kaydetmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çağatay kavmine mensup veya lâyık olan: Çağatayca lisan, Adet. Çağatay kavmi tarz ve usûlünde veya dilinde: Çağatayca muamele ediyor, Çağatayca konuşuyorlar. Çağatay lisanı. Doğu Türkçesi: Çağatayca Uygurca’nın devamıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rounded pebble. pudding stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kalküta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh alıcı, can çıkarıcı, insana belâ olan, güzel.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., iskambil kanasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifesaver. lifeguard. meat waggon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان ستان] can alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşin veya kumaş kaplı ve açılıp kapanan, yukarı tarafı demir pervazından yapılmış torba ile çekme arasında mahfaza ki, çeşitli büyüklükte nevileri olup, esvap ve çamaşır, evrak, yiyecek, para vesaire taşımaya yarar: Yol çantası, evrak çantası, para çantası, mec. Çantada Çan çiçeği keklik = Hazır veya tedariki kolay şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. case. purse. handbag. briefcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bag. handbag. purse. briefcase. suitcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). nağmeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çanta yapan veya satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. a bird in hand. cert. cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). huysuz, aksi, geçimsiz. cantankerously (z). huysuzluk yaparak. cantankerousness (i). huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kantat, kısa bir oratoryoyu andıran beste; bestelemek için yazılan şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ci) kadın şarkıcı, şantoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). başşehir, başkent; büyük harf, majüskül; mal. sermaye, anamal, kapital; sütun başı; (s). sermayeye ait; belli başlı, baş, ana, önemli; mükemmel, kusursuz. make capital of kendi çıkarına kullanmak, istismar etmek. capital account sermaye hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sermaye miktarı; faiz vb. gelirleri sermayeye katma, kapitalizasyon; majüskül harf kullanma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sermayeye katmak, kapitalize etmek; büyük harf ile yazmak. capitalize on kendi menfaatine çevirmek, faydalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş vergisi; adam başına eşit olarak tahsil edilen vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ırgat, bocurgat. capstan bar ırgat kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kaptan, reis, suvari; şef, lider; deniz albayı, yüzbaşı, bahriye albayı; (f). kaptanlık etmek, kumanda etmek. captaincy (i). kaptanlık. captainship (i). kaptanlık; liderlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Çardak. 2. Dört köşe çadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yerin hizmet işleriyle görevli olan kimse, bina yöneticisi. caretaker government geçici hukümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Carl Zeiss®’in profesyonel sınıf, tam kaplamalı, hassas cam lensleri, sapmasız optik mükemmellikleriyle ünlüdür. Görüntünün kenar kısımlarında bile net görüntüler ve daha az bozulma sağlar. Optik elemanlara uygulanan gelişmiş kaplama, kontrastı ve renk doğruluğunun daha iyi olmasını sağlarken istenmeyen suni efektleri azaltır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Karpat Dağları, Karpatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarta» dan). Yellenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CARTADAN (i.). Gürültü ile ve ansızın. Cartadak pencereyi açtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). araba ile taşıma; araba ile nakletme ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak. 2.kare şeklinde çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanistan'daki Parnas dağında bulunan ilham çeşmesi. Castalian (s) bu ceşmeyle ilgili, ilham verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kastanyet, ispanyol çalparası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). serseri; akıntıyla sürüklenen; değersiz diye atılmış;(i). kazazede (denizde); reddedilmiş kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dokuz kamçılı kırbaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş; (tıb). bir hastalığın geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). dokularda maddelerin karışımının bozularak daha basit maddeler haline gelmesi, anabolizmin karşıtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kelime ve deyimleri yanlış kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dünyanın tamamen yok olması; afet, tufan, dâhiye; (jeol). yeryüzünde değişiklikler meydana getiren fiziksel olay. cataclys'mic, cataclys'mal (s). müthiş; kıyamet günü gibi, felaket cinsinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (çoğ). yeraltında inşa edilmiş koridorları ve odaları olan mezarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(zool). tatlı suda yaşayıp denizde yumurta bırakan balıklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katafalk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine çatmış, çatışmış, girift. İki dağın birbirine çatıp dere meydana getirdikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İkiye ayrılmış dal vs. 2. İki dişli yaba vs. Aletler. İ. Yemek yemede kullanılan dört veya i]ç dişli maden Alet ki, kaşık ve bıçakla beraber bir takım teşkil eder: Çatal, bıçakla yemek yemek. 4. mec. İki şıklı, şüpheli, karışık, dolaşık: Çatal iş. 5. Çatlak bir borudan çıkar gibi boğuk ses. Çatal tırnak = Çatal tırnaklı hayvanların ikiye ayrılmış tırnağı, bakanak. Çatal tırnaklı (hayvan) = Geviş getirenlerden, bakanaklı. Çatal görmek = Uykudan kalkan adamın görmesi gibi karışık ve her şeyi iki görmek: Fazla içmiş, her şeyi çatal görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. bifurcated. two-sided. difficult. fork. prong. clevis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork. pitchfork. bifurcation. clow. gab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Y-branch. yoke. biforked. peg. toe. prong. swallow-tail. horn. split. slotted. double. grains forked. crotch. cutlery. plate basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). (bk.) Delta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tlb). katalepsi, adalelerin donması ile irade ve hissin birdenbire kaybolması hastalığı. catalep'tic (s). katalepsi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İkiye ayrılıp çatal olmak, dallanmak: Anadolu demiryolu Eskişehir’de çatallanıyor. 2. mec. Karışık, zor bir vaziyet almak: Şimdi iş çatallandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fork. furcate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bifurcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dichotomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çatallaşmak: İşler çatallaştı. (bk.) Çatallanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fork. to get complicated. to become cracked. bifurcate. bifurcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çatallandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatalı olan, ikiye, üçe bölünmüş: Yılanların dili çatallıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. spiny. furcate. pronged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. difficult. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin ikiye ayrılıp çatal olması. Çatal olan şeyin hali, çatallanma. Ar. teşâ’ub: Yolun çatallığı. 2. mec. Kargaşalık. Ar. meşkûkiyyet, teşevvüş: Meselenin çatallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tarlasında biten bir çeşit zararlı tane.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalog yapmak, kataloğunu hazırlamak; bir kitap hakkında bibliyografik veya teknik bilgi vermek; kitabı tanltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalog, alfabe sırasına göre yapılmış eşya listesi. cataloger, catalogist (i). katalog şeklinde düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalpa ağacı, kurt yemez ağacı,(bot). Catalpa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kataliz. catalyt'ic (s). katalizle ilgili. catalyst (i). katalizör; başlatan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalize etmek, katalizlemek, kolaylaştırmak. catalyzer (i). katalizör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). kütüklerden yapılmış sal; çift tekneli kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol) aybaşı, âdet görme, hayız. catamenial (s). aybaşına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibne, oğlan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kedigiller familyasından jagar gibi bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Tuna sahilinde bir kasaba isminden gelir). Sandal şekil ve büyüklüğünde vapur, istimbotun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne basıldıkça veya yere sürtüldükçe hafif patırtılar çıkaran bir eğlence fişeği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). mancınık, katapult; (ing). sapan;(f). mancınık ile atmak; sapanla vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şelâle, buyük çağlayan, çavlan; (tıb). katarakt, perde, aksu, akbasma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir İpekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). nezle. catarrhal, catarrhous (s). nezleyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince ve dar burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). afet, felâket; felâketle sonuçlanan olay; tiyatro dönüm noktası; sonuç; (jeol). yeryüzü kabuğunda meydana gelen şiddetli bir değişim.catastroph'ic (s). felâket gibi, felâket meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (psik). dış ortamla ilginin kesildiği bir çeşit şizofreni belirtisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük sukamışı, (bot). Typha latifolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). boşlama;(mak). kavitasyon, akan bir sıvıda alçak basınçlı buhar boşluklarının meydana gelip çökmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea-things. tea set. tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimentolama işi; (mad). tavlama, sementasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok sık ağaçlardan müteşekkil orman. Bilhassa Hindistan ve daha çok Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sık ağaçlı orman. Bilhassa Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öImüş bir kimseyi anmak için dikilmiş olan ve boş bir mezardan ibaret abide.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(mat). santiar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(Yu).,(mit). insan başlı at biçimindeki mitolojik yaratık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kentaurus takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantaron,(bot). Centaurium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezcil, merkeze doğru giden, merkeze yaklaşan. centripetally (z). merkezcil olarak. centro- onek merkez, orta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocketbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket volume. pocketbook. pocket book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). katı kesin; emin, kaçınılmaz; muhakkak, şüphesiz; belirli, muayyen, kararlaşmış; güvenilir, itimada şayan; bazı; (i). belirli olmayan miktar, bir kısım. for certain muhakkak, süphesiz. of a certain age orta yaşlı. certainly (z). elbette, tabi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ)., (zool). memeli deniz hayvanları takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). memeli deniz hayvanları takımına mensup; (i). memeli deniz hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bak). cetacean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (coğ -tae).,(zool). kıl, diken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hayırsever, yardımsever, cömert; merhametli, şefkatli; hayır işleri ile meşgul olan. charitableness (i). hayırseverlik; merhamet, hoşgörürlük charitably (z). cömertçe; hoşgörürlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarlatan kimse, sahtekar kimse. charlatan'ic (s). şarlatan. charlatanism (i). şarlatanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). eğitici toplantı serisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyik avında kullanılan parsa benzer bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya üIkelerine mahsus geyiğe benzer birkaç çeşit geviş getiren hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabile reisi; başkan, idareci. chieftaincy, chieftainship (i). kabile reisi; başkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double standard. alternating standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemi kızağı altına konulan çerçeve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mezopotamya taraflarında yaşayan oldukça güzel bir cins yaban eşeği, kûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bütün dünyanın boyun eğdiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişahlık, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihan = dünya, tâbîden = parlatmak). Alemi parlatan: Aftâb-ı cihân-tâb = Alemi parlatan güneş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Meksika yerlilerinin dilinden). Sütlü veya sütsüz olarak kakaodan yapılan maruf yiyecek, çikolata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc. chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate. confectionery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üzerinde benekler bulunan tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexual harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇİNTİYAN (i.). Kadın şalvarı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabah vakti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. girante). Poliçeyi devir ve havale eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Y.). Bir senedi ciro eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endorser. holder in due course. indorser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, durum, keyfiyet, şart, vaziyet; vaka, olay; teferruat, ayrıntı. Circumstances aIter the case Olaylar kararları değiştirir. under no circumstances hiç bir surette. under the circumstances bu şartlar altında. pomp and circumstance debdebe ve tant

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durumla ilgili; teferruata dair, ikinci derecede önemi olan; ayrıntılı, mufassal. circumstantial evidence ikinci derecede deliller. circumstantially (z). durumla ilgili olarak. circumstantially (i). durumla ilgili oiuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tafsilatlı olarak izah etmek; delil ileri sürerek desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bilmece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yontulmuş çok ince kereste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çentik, ufak gedik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lath. long narrow strip of wood. slat. slatting. molding. reglet. batten. stave. screed. strip. ledge. welt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheetah. hunting cat. hunting leopard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheetah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheetah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hisar, kale; harp gemisinde zırhlı bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şiveleri çetrefilce olan Rumeli Türkleri’ne verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ipekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Mercan balığına benzer bir cins alaca balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipek ve pamukla dokunan bir çeşit kumaş. 2. Sarı çizgili, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, bir balık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir eserden bir diğerine aktarma, iktibas; aktanlan bölüm; celp, mahkemeye çağrı; celp kağıdı; kahramanIlğından dolayı bir asker veya taburun günlük emirde zikredilmesi. ci'tatory (s). aktarma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkası iri başlı ve ucu somun geçmek üzere yivli vida, başlıca potrelleri, demir ve tahtaları birbirine bağlamaya yarar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. gib. pin bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. bolt screw. pin. screw bolt. pintle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolalamak, kolalayıp ütülemek. clearstarcher (i). kolacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). piyes veya filimde baş oyunculardan biri; (f). baş rollerden birinde oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri bir cins ingiliz elması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çobankesesi): Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i). Kırlangıçtan büyücek, uzunca kuyruklu, bir çeşit keçisağan: Bu kuş insanı yanına yaklaştırdığı halde yakalanmamasıyle tanınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightjar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden yabanî bir bitki ve bunun torbayı andıran meyvesi (capsella pastoris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (scandix).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güdük kuyruklu at; saf kan olmayan at; asil diye geçinen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kokteyl; karides kokteyli; meyva kokteyli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaşıt, akran; muasır, çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek miras, miras ortaklığı. coinheritor (i). miras ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı dakikada vaki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multimedia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long. a long time ago. for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long time ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. felsefe). Birden fazla tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). antoloji, seçmeler, derlemeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

savaşçı, kavgacı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuyrukluyıldız gibi veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). rahat, müreffeh; teselli edici, rahatlatıcı; (k).dili yeterli; (i)., A.B.D. yorgan comfortably (z). rahatça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirmeci; yorumcu, şarih, tefsirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deiştirilebilir; hükümetçe deiştirilmesi veya hafifletilmesi caiz (ceza).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değiştirme, değiş mübadele; A.B.D. bir kimsenin evi ile işi araslnda abonman bileti ile yaptğı yolculuk; (huk). cezanın değiştirilmesi veya hafifletilmesi. commutation ticket abone kartı veya bileti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değiş tokuş veya yer deiştirmeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). çevirgeç, komütatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tamamlayan, tamamlayıcı, tümleyici. complementary angle tümler açı. complementary colors (bak). color.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bir arada vuku bulan, refakatinde olan, eşlik eden; birlikte bulunan; (i). tabii sonuç. concomitantly (z). aynı zamanda olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). iletkenlik, nakil kabiliyeti, isal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekzip, çürütme (fikir, iddia).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan olan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp). 16. yüzyılda Meksiko veya Peru fatihlerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı fikirde, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). kraliyet surlarının muhafızı veya valisi; polis; jandarma. Chief Constable (ing). bir vilâyetin polis müdürü. special constable geçici polis memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). polise ait; (i). polis teşkilâtı, zabıta kuvveti; jandarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat; değişmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). değişmez; sürekli, devamlı, sabit, daimi; sadık; (i). sabit olan şey; (mat). konstant, sabite. constantly (z). daima, hiç durmadan, biteviye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istanbulun eski ismi, Bizans, Kostantinya, Dar-i Saâdet, Asitane..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Köstence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirinin üzerine kapanan iki madenî parça arasında, hiç bir açıklık kalmamasını sağlamak için konuan karton, kösele, lâstik vs. şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket. seal. sealing. washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket. gaskin. joint packing. packing disc. seal. stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temas, değme, değiş, sürtünme, dokunma; ilişki, münasebet; görüşme; (elek). bağlantı; (tıb). bulaşıcı hastalık nakledebilen kimse, portör. contact flight (hav). görerek uçuş. contact lens kontakt mercek. contact print foto. negatif ebadırda basllan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). temas etmek, dokunmak; (k).dili ile konuşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sirayet, bulaşma, geçme; bulaşıcı hastalık; kötü tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). bulaşıcı, bulaşkan, sâri; mikroplu, zehirli; yayılan. contagious laughter herkesi coşturan gülme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kapsamak, içine almak, ihtiva etmek, havi olmak, şamil olmak; sınırlamak, tahdit etmek; kontrol altma almak. container (i). (sandık, varil, şişe gibi) kap; yük gemisine yükletilecek iri sandık veya mavna. container ship yükü iri sandıklarda veya po

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulaştırmak; geçirmek (hastalık, mikrop, pislik); lekelemek, kirletmek. contamina tion (i). bulaştırma; pislik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarışmacı; bir seçimin sonucuna itiraz eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıtasal; (b.h). Avrupa kıtasına ait; (b.h)., (s)., (i). (Amerikan istiklâl Harbinde) ihtilâlcilere ait (asker, meclis, değersiz para). continental climate kara iklimi. Continental Congress (A.B.D). 1774 ile 1781 yılları arasmdaki Amerikan milli me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). kontrpuana ait , iki veya daha çok sayıda melodinin bir arada çalınmasından meydana gelen; )bak). counterpoint.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mat). eş değerleri gösteren cetvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Evlenmelerde aracılık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaker. go-between. marriage broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranger of marriage. marriage broker. matchmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kostarika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). kaburgalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaburgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). tümey teğet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük ev, kulübe; yazlık ev, sayfiye evi. cottage cheese süzme peynir. cottage pudding üzerine meyvalı şurup dükülen bir kek. cottager (i)., (ing). rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). A.B.D.'ne mahsus bir tavşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukabil hücum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). taharrüşe mani olan ilaç; ilgiyi başka yöne çekmek için yaratılan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şeref kazandıran, beğenilir, takdir edilir, övülmeye değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tebeşirli, tebeşirle dolu; (jeol). ikinci zamanın son kısmı, kretas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ibikli; hotozlu, tepelikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (telefonda) hatların karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., zool eklembacaklılar kolundan kabuklular. crustacean (s)., (i). kabuklulara ait ; (i). kabuklular sınıfından bir hayvan. crustaceous (s). kabuklu; (zool). kabuklular sınıfına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre çözme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kristal, billur; şeffaf şey; kol saati camı; (s). billur gibi, şeffaf, berrak. crystal ball billur küre. crystal gazing billur küre ile fal bakma. crystal glass parlak ve şeffaf cam. crystal set kristal ile çalışan radyo alıcısı. crystal syste

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kristal gibi, parlak, temiz, şeffaf; billurdan yapılmış, kristal halinde. crystalline aggregate (jeol). granit taşında olduğu gibi bir arada bulunan karışık kristaller. crystalline lens (anat). göz merceği, lens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). billurlaştırmak billurlaşmak, kristal şekline koymak, kristal haline gelmek; belli olmak, sabit olmak; belirli bir şekil vermek veya almak; şekerle kaplamak; (çelik) müteaddit gerilmeler ile mikrostrüktürünü değiştirmek. crystalliza'tion (i). billu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kristallerin şekillerini veya yapılışını tetkik eden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakao tanelerinin tozundan yapılmış bir çeşit şekerleme, (bk.) Çikolata (çikolata sözü Meksika dilinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Palan örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereddüt, tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a junta. junta member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kürtaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıldırcın akını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kısaltmak, azaltmak. curtailment (i). azaltma, kısaltma, azalma, kısalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f perde; tiyatro perdesı; (çoğ)., argo mahvolma, ölüm; (f). perdelemek. curtain call tiyatro perde kapandıktan sonra alkışlarla tekrar sahneye çağırma. curtain lecture (k).dili yalnızken kadının kocasını haşlaması. curtain raiser programın ilk kıs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğurt koyuluğunda, süt ve yumurtadan yapılmış bir tatlı, krema. custard apple Hint ayvası, (bot). Annona reticulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., biyol deriye ait, cilde ait, cildi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). caketatay, bonjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CÜZ’İ TAM)(i. A). Birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün, parçalandığı vakit ana vasfını kaybeden şey.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tabir) Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkasya’nın kuzeydoğusunda bir ülke ki eskiden Albanya denilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dagestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dağıstan halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı çıplak, aşağılık takımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairing a roof by overhauling its tiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checker board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkerboard. chessboard. draught board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Devlet şûrası, şûrây-ı devlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yetimler yurdu, yetimlerin barındırıldığı yurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saltanat yeri, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالایتام] yetimhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe «destan»). 1. Hikâye, masal, sergüzeşt. 2. Bir vaka veya kahramanlığı hikâye eden manzûme. Dillerde (dillere) destan olmak = Halk arasında şöhret bulmak, tanınmak (daha çok kötü mânâ da kullanılır), (bk.) Destan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستان] destan. 2.hikaye. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Desten okuyan, destancı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستانی] destânî, kahramanlıkla ilgili, epik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak kimse; (s). alçak. dastardly (s). alçak, korkak, namert. dastardliness (i). alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. data

veri

Bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Datum. a collection of facts from which conclusions may be drawn; 'statistical data'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a collection of facts from which conclusions may be drawn; 'statistical data'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Facts represented in a readable language on a durable medium Data on its own carries no meaning Empirical data are facts originating in or based on observations or experiences A database is a store of data concerning a particular domain Data in a database

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Programs, files, and other information stored in, communicated, or processed by a computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Data can be defined in many ways Information science defines data as unprocessed information Data is converted into information, and information is converted into knowledge For the purposes of Enterprise, data is a small unit of information, i e a learner

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Representation forms of information dealt with by information systems and their users [642 1-G-1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of facts, concepts, or instructions in a formal manner suitable for communication, interpretation, or processing by human beings or by computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Factual information used as a basis for reasoning, discussion, or calculation. 'A formalized representation of facts or concepts suitable for communication, interpretation, or processing by people or automated means ' The term 'data' is often used to refe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A re-interpretable representation of information in a formalized manner suitable for communication, interpretation, or processing Operations can be performed upon data by humans or by automatic means Any representations such as characters or analog quanti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any information contained in a computer file Normally names and address plus other demographic information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital information that is input to, output from, or processed and stored in a computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A formal representation of raw material from which information is constructed via processing or interpretation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information that is collected, stored or processed systematically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital information or just information, depending on the context. 1 in the context of remote sensing, a computer file containing numbers which represent a remotely sensed image, and can be processed to display that image 2 a collection of numbers, string

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to information in numerical form that can be digitally transmitted or processed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Social science data are the raw material out of which social and economic statistics are produced Social science data originate from social research methodologies or administrative records, while statistics are produced from data Data are the information

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information stored on the computer system, used by applications to accomplish tasks. the information and evidence gathered during the assessment process for use in determining the level of teaching performance See Evidence, Extant Data, Information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Factual information used as a basis for reasoning, discussion, or calculation; a collection of numerical facts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gathering of facts, concepts or instructions in a formalized manner, made suitable for communication, interpretation or processing Anything other than voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Data is an un-processed collection or representation of raw facts, concepts, or instructions in a manner suitable for communication, interpretation, or processing by humans or by automatic means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ veya tek) bilgi, malumat, istatistik. data processing (özellikle elektronik makinalarla) bilgi toplayıp lüzumlu yere aktarma işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soruşturulması gereken, munakaşa edilebilir; şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takatini kesmek, kuvvetten düşürmek , zayıflatmak. debility (i). zayıflık, takatsizlik, kuvvetsizlik; anormal derecede halsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektep, medrese.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sosyeteye ilk defa takdim olunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başını kesmek, boynunu vurmak .decapita'tion (i). boynunu vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekolte elbisenin yakası; açık elbise.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). burundaki nemi azaltarak soluk almayı kolaylaştıran ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir cisim veya bölgeyi zararlı kimyasal maddelerden arıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdatarak ateşte kavurmak (tuz, maden vb)', ateşte çatırdamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi karar, Papa tarafından verilen emir ve hüküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دهشت آور] dehşet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ) dışkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hoş, latif, nefis, leziz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iezzet, haz, büyük zevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş, içinde her türden bitki bulunan, karışık bahçe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Alüvyonların yığılmasıyle bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yerde meydana gelen ve kabaca üçgene benzeyen kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tract of land shaped like the letter delta , especially when the land is alluvial and inclosed between two or more mouths of a river; as, the delta of the Ganges, of the Nile, or of the Mississippi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The closed figure produced by connecting three coils or circuits successively, end for end, esp. in a three-phase system; often used attributively, as delta winding, delta connection , etc. the 4th letter of the Greek alphabet a low triangular area where

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ratio of the change in the price of an option to the change in the price of the asset underlying the option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The amount by which an option's price will change for a one-point change in price by the underlying entity Call options have positive deltas, while put options have negative deltas Technically, the delta is an instantaneous measure of the option's price c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The low, nearly flat, alluvial tract of land at or near the mouth of a river, commonly forming a triangular or fan-shaped plain of considerable area, crossed by many distributaries of the main river, perhaps extending beyond the general trend of the coast

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of how much an option premium changes, given a unit change in the underlying futures price Delta often is interpreted as the probability that the option will be in-the-money by expiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of change of the price of a derivative security relative to the price of the underlying asset; i e , the first derivative of the curve that relates the price of the derivative to the price of the underlying security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of the relationship between an option price and its underlying futures contract or stock price BACK TO TOP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The percentage of price movement in the underlying stock that will be translated into the price movement in a particular option For example, a delta of 50 percent indicates that the option will move up by one-half point for each one-point rise in the unde

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The measure of change in the value of an option compared with a change in the price of the underlying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The low, nearly flat, alluvial tract of land at or near the mouth of a river, commonly forming a triangular or fan-shaped plain of considerable area, crossed by many distributaries of the main river, perhaps extending beyond the general trend of the coast

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The change in the value of the option premium relative to the instantaneous change in the value of the underlying instrument, expressed as a coefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called the hedge ratio, the ratio of the change in price of a call option to the change in price of the underlying stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The change in the price of a derivative due to a change in the price of the underlying asset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fan--shaped area at the mouth, or lower end, of a river, formed by eroded material that has been carried downstream and dropped in quantities larger than can be carried off by tides or currents The Nile and Mississippi Rivers have deltas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is a measure that indicates the change of an option price relative to a change in the currency price A delta of 5 would indicate that the long option holder is long the equivalent of 1/2 of a futures currency contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alluvial deposit, often in the shape of the Greek letter 'delta,' which is formed where a stream drops its debris load on entering a body of quieter water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an RCS or SCCS file, the set of changes that constitute a specific version of the file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ratio of the change in price of a call option to the change in price of the underlying stock Also called the hedge ratio Applies to derivative products Measure of the relationship between an option price and the underlying futures contract of stock pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The change in the value of the option premium made fully paid by the capitalisation of reserves and given relative to the instantaneous change in the value of the; underlying instrument, expressed as a coefficient. An alluvial deposit made of rock particl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The percentage of the price movement in the underlying stock that will be translated into price movement in a particular option series For example, a delta of 50 percent indicates that the option will move up by one half point for each 1 point rise in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large deposit of alluvial sediment located at the mouth of a stream where it enters a body of standing water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A value used in referring to power tables that combines gamma and the sample size. a low triangular area where a river divides before entering a larger body of water. the 4th letter of the Greek alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunan alfabesinin dördüncu harfi; delta şeklinde herhangi bir şey; üçgen; (coğr). delta; (elek). trifaze akımda üçgen bağlantı .delta -wing (airplane) kanatları üçgen şeklinde olan jet uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kahve fincanı; küçük bir fincan kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. sounding board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisi dikenlilerden kestaneye benzeyen bir yumuşakça (echinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kelimenin sözlük anlamı, anlam, mana; tarif, tefrik etme, belirtme, ayırma; işaret, alâmet. deno'tative (s). işaret ve delil teşkil eden, tefrik eden, ayırt eden, gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişlere veya diş hekimliğine ait ; (dilb). dişsel; (i). (t, d gibi) dişsel ünsuz. dental arch diş kavsi. dental nerve (anat). diş siniri. dental plate takma diş. dental surgery diş cerrahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişli, tarak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temsilciler heyeti, murahhas heyet; bir kimse veva heyeti temsilcitayin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction book. schoolbook. textbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidant. agony aunt / uncle. active columnist. agony aunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Millî, dinî, mitolojik hikâye. 2. Türk halk şiir ve musikisinde bir çeşit. (bk.) DAstân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epopee. epos. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epic poem. saga. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستان] hikaye. 2.destan. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Hikaye, kıssa. 2.Hile, mekr, tenvir. 3.Rüstem’in babasının lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık, Ar. amâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستار] sarık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık bağlayan, mec. Din adamları sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستاویز] küçük hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, çözmek, çıkarmak, koparmak, sökmek; çıkmak, kopmak, ayrılmak. detachable (s). çıkarılabilir, yerinden sökülebilir detachment (i). ayırma, aynlma, çıkarma; müfreze; ayrılık; dalgınlık; tarafsızlık; (ask). kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (çoğ). teferruat, ayrıntılar; tafsilât; ayrıntılı plan; (ask). müfreze, hususi bir işe ayrılan asker takımı; (f). tafsilatıyla anlatmak; hususi bir işe tahsis etmek. in detail tafsilatıyla, teferruatıyla, mufassalan, ayrı ayrı, ayrıntılarıyla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıkoymak; engellemek, mani olmak, durdurmak; geciktirmek; gözaltma almak. detainment (i). engelleme, alıkoyma; geciktirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). başkasının malına alıkoyma; mevkufiyetin uzatılması emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détente

yumuşama

Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

détente.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entspannung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détail

ayrıntı

Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail. circumstance. elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail. subtlety. detail ayrıntı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, iğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, viran etmek, mahvetmek; (k).dili utandırmak. devasta'tion (i). harap etme, viran olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philodendron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(phlodentron): Bileşikgillerden geniş yapraklı, her türlü toprakta yetişebilen bir bitkidir. Çiçekleri, yapraklarından önce açar, altın sarısı rengindedir. Hekimlikte çiçekleri ve yaprakları kullanılır. Çiçekleri Nisan’da, yaprakları ise, Haziran ve Temmuz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır ve vücuda kuvvet verir. Astım, nefes darlığı, bronşit ve soğuk algınlığında şikayetleri geçirir. Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Nezle ve ciğer iltihabında da kullanılır. Yaraların iyileşmesinde ve çıbanların olgunlaşmasına yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cansızlaştırmak; hevesini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government bond. treasury bond. bill of credit. state bonds. government paper. funded debt. funded loan. public loan. state loan. government s e c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. deficit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. handicap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disadvantage. drawback. derogation. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikrop öldürücü ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant. disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyastaz, filizlenmeye başlamış tahıl tanelerinde bulunan ve nişastayı şekere çeviren azotlu maya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nişastayı şekere çeviren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tic). (mark). diktafon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emir; prensip. dictates of conscience vicdanın emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dikte etmek, yazdırmak; emretmek; zorla kabul ettirmek. dictation (i). dikte; emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diktatör; mutlak hakimiyeti elinde tutan kimse; dikte eden kimse, yazdıran kimse. dictatorship (i). diktatörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diktatörce; amirane. dictatorially (z). amirane, sert ve kati bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). perhiz kuralları, perhiz hakkında broşür; perhiz yemeği: beslenmeyi ayarlama: (s). perhize ait. dietary laws Musevilerin dini yemek kuralları. dietetic, ical (s). perhize ait. dietetics (i). diyet ihtisası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rütbe veya mevki sahibi kimse, büyük adam, ileri gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. digital

sayısal

Sayı ile ilgili, sayıya dayanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle bir çift sistemi kullanılarak ayrı darbeler ya da örnekler serisi şeklinde elektronik olarak kaydedilmiş bilgiler

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV sinyallerinde genellikle siyah-beyaz ve renkli görüntü bilgileri tek sinyalde birleştirilirler. Dijital Comb Filtresi, renkli ve siyah-beyaz görüntü bilgilerini ayırarak, hassas görüntü ayrıntılarında yaşanan türden resim titreşimine neden olmadan net ve keskin görüntü ayrıntıları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ses seviyelerinde, D/A dönüştürücüde bas ve tiz sesleri güçlendirir; ses kalitesini artırır ve kulaklık çıkışının parazitlerini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Video kullanarak görüntüler ve sesler, dijital sinyallere dönüştürülür ve bu şekilde işlenirler. Dijital teknikler kullanılarak hem ses hem de video, kalite kaybı olmaksızın aktarılabilir ve kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yapıyı bozmadan 4:3 standart letterbox yayına zoom yapar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk. stele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Emir, zora dayanan emir, zorbalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporter of a dictatorial regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Yunanca’dan). Ses kaydeden makine. Şimdi daha çok İngilizce tape (teyp) denmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Her türlü yetkiyi kendisinde toplamış bulunan devlet yahut hükümet başkanı, memleketi dikta ile idare eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. autocrat. warlord. big brother. caesar. fuhrer. strong man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diktatör olma hali. 2. Bir diktatör tarafından idare edilen ülke. 3. Diktatör idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship. rule of force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, sitaden = almak). Gönül alan, kendisine bağlayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (çoğ ti) eğlence için özel bir şeyle ilgilenen kimse; güzel sanatlar düşkünü kimse, sanat meraklısı kimse; amatör: (s). sathi merakı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ayıplanacak haysiyet kırıcı, şerefe halel getirici. discreditably (z). şerefe halel getirecek şekilde, yakışık almaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, çıkarmak, dolaşmış bir şeyi çözmek; salıvermek; açılmak, kurtulmak, çözülmek. disentanglement (i). çözülme, açılma, kurtulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmi müessese halinden çıkarmak, kilisenin devletle olan ilişkisini kesmek. disestablishment (i), resmi müessese halinden çıkarma, kilisenin devletle olan ilişkisini kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). dağıtılmış kısımlar veya parçalar (yazıda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inkâr edilebilir, itiraz kaldırır, tartışılabilir; şüpheli. disputably (z). tartışılabilecek surette, inkâr edilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münakaşacı, tartışmacı, münakaşada bir tarafı savunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa, münazara. disputatious, dispu'tative (s). münakaşacı, tartışmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). itibarsız, kötü şöhreti olan, haysiyetsiz, namussuz, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tez, travay, risale: nutuk, söylev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öreke; kadın işi, kadın veya kadınlar. distaff side ailenin kadın kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (anat). merkez veya mafsaldan uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Aslında olmayıp dışarının etkisiyle sonradan meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

externally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mesafe, uzaklık, ara, menzil; müddet, fasıla; aralık; (güz). (san). buut, perspektif; (f). geride bırakmak. a good distance off epeyce uzakta. at a distance uzakta, uzak bir yerde; belirli bir mesafede. from a distance uzaktan. keep one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzak, ırak (yer veya zaman); soğuk, ağır, mesafeli (kimse); belirsiz, hafif. distant relative uzak akraba. distantly (z). uzaktan, soğuk bir tavırla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sevmeyiş, hoşlanmayış; (f). tadını beğenmemek, zevk almamak, hazzetmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatsız, nahoş, sevilmeyen, makbul olmayan. diststefully (z). tatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl nehirden dışarı akan kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyikotu, girit otu, (bot). Dictamnus albus, ilaç için kullanılan birkaç çeşit ot. dittany of Crete kurt helvası, (bot). Origanum dictamnus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Nişastayı dekstrin ve glikoz haline getiren bir maya (tükrük ve pankreas salgısında bulunur).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). belge, vesika; senet, delil; (f). tevsik etmek, belgelerle ispat etmek. documenta'tion (i). tevsik, belgelerle ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dökümanter, belgelere dayanan, belgesel, yazılı. documentary bills vesikalı poliçeler. documentary credit (tic). vesikalı kredi. documentary film belgesel filim, dökümanter filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta