Taat Kılmak ne demek? | Taat Kılmak anlamı nedir? | Taat Kılmak

Taat Kılmak anlamı nedir?

Taat Kılmak ne demek?

Taat Kılmak anlamı nedir?

Taat Kılmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: taat kilmak

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ibadet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nazar ve müşahede olunmak: Buradan denize bakılır. 2. Nazar-ı itibare alınmak, dikkat olunmak: Dostlar arasında öyle merasime bakılmaz; bir bakımla bakılırsa ve (sadece) bakılırsa bu, daha iyidir. 3. Hizmet olunmak, yapılmasına çalışılmak ve ihtimam olunmak: Bu hayvana iyi bakılmıyor; bu çocuklara bakılmak lâzım gelir. Yüzüne bakılmaz, yüzüne bakılır şey değildir = Pek çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken care of. to be maintained and kept in repair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıkıntı gelmek, usanılmak: Her gün bir türlü yemek yemekten bıkılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Terkedilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa bağlanmak. 2. Mıhlanıp yerleşmek: Çingene horozu gibi ayağından çakılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nailed down. to be driven into place. to be pegged down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya nakledilmek, dışarı atılmak: Bu havada evden çıkılmaz. 2. Yola girişilmek, gidilmek, hareket olunmak: Yarın kaçta çıkılacaktır? 3. Yukarı gidilmek, yükselmek: Bu merdivenden üst kata çıkılır. Bu dağın tepesine çıkılamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güc yetme, kudret, iktidar. Alâ kadr-ül-istitâa = Güc yettiği, elden geldiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استطاعت] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTAAT) (i. A. masdar). Dinleme, alınan emre göre hareket, baş eğme, Osm. inkıyâd, mutî ve tâbî olma: Emirlere itaat etmek. Adem-i itâat = İtaatsizlik, serkeşlik, muhalefet. Arz-ı itâat = Serkeşlikten dönüp baş eğme: Eşkıyâ arz-ı itâat etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obedience. submission. compliance. deference. subjection. subordination. tameness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliance. obedience. observance. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obedience. submission. obeying. compliance. discipline. duty. subordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطاعت] uyma, boyun eğme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obey. submit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to obey. to submit oneself to. comply. conform. keep. mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak, boyun eğmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliant. obedient. obsequious. pliable. submissive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gehorsam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüklerini dinleyen, aldığı emre uyup muhalefet etmeyen. Ar. mutî, münkad: Pek itaatli çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obedient. good. orderly. tractable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyüğüne itaat etmeyen, baş eğmeyen, dikbaşlı, Fars. serkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. contumacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. insubordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedient. insubordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İtaat etmeme, baş eğmeziik, emir dinlememe hâli, Osm. serkeşlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disobedience. breach. contumaciousness contumacy. insubordination. recalcitrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disobey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurularak çakılmak: Bu toprağa kazık kakılamaz; bu kapıya bir çivi kakılmış. 2. (madenî eşya) Arkadan vurularak kabartma yapılmak: Bu kutunun kapağı fena kakılmış. 3. Tahta vesaireye altın, gümüş tel ve pulları veya çivileri sokularak süslenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafa doğru yaslanıp yatar gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean to one side. to lean back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kerem etmek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etmek, eylemek, yapmak:, bildirmek, yazmak (daha çok yazı dilinde kullanılır). 2. Edâ ve İfâ etmek: Namaz kılmak; daha öğleyi kılmadım; ikindiyi kıldıktan sonra gideceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

render. to render. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to render. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Kesik şeyler, eksik parçalar. 2. Her biri bir kelimeye delâlet eden harfler ve eksik terkipler vs., ilah. İşaretler gibi ki vesaire, ilâAhıre tâbirinden kesilmiştir. 3. Eksik şiir parçaları, çeşitli gazel ve kasidelerden vs. alınmış beyitler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamak, söylemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asılmak, asılı durmak: Pencereden bir sepet sarkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daralmak, darlaşmak, tazyik olunmak: Bu çanta bundan fazla sıkılmaz. 2. Sıkıntı çekmek: Bugün çok sıkıldım. 3. Utanmak, mahcûb olmak: Sıkılmaksızın söylüyor. 4. Darlık çekmek, sıkıntıda olmak: Çok sıkılıp kendisine müracaat edersem reddetmez. İç sıkılmak = Kederli ve sıkıntılı olmak. Can sıkılmak = Bir şeye üzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get the pips. have the pips. be bored. get the willies. die.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chafe. fret. to be bored. be annoyed. be uneasy. be ashamed. to be squeezed. to be pressed. to feel embarrassed. to be in straits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be squeezed. to get bored. to become bashful. to feel embarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tâAt). 1. İtaat, bilhassa Tanrı emirlerine baş eğme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طاعت] ibadet. 2.itaat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ibadet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atf» tan) (c. taattufât). Acıma, şefkat ve merhamet etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan mas.). Güzel kokular sürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involve. subjugate. to be subordinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Asılmak, bağlı olmak: Bu balta nereye takılır. 2. Konulmak, asılmak: Yüzük bu parmağa takılmaz. 3. İlişip kalmak, gecikmek: O işe takıldı kaldı. 4. Eğlenmek, eğlence yoluyla alay etmek: Herkese takılmayı çok sever S. Yapışıp ayrılmamak, arkası sıra gitmek: O da bize takıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. guy. haunt. impose oneself on. jam. jam in. jolly. josh. lark. lark about. lark around. lock. lock on. rally. rib. rot. snag. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a person. to annoy with ridicule. to deride. banter. to be attached. to be fastened. to get caught. to catch. to banter. to chaff. to josh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fastened to. to be attached to. to be affixed to. to be put on. to be pinned to. to be hung on. to tease. to kid plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak, merhamet etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokulmak, araya girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crammed into. to be jammed into. to be forcibly / quickly thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tutuşturulmak: Mumlar yakıldı. 2. Hasbıhâl etmek, dert anlatmak: Yanıp yakıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yıkmak işine konu olmak. 2. Perişan olmak. 3. mec. Defolup gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break down. cave. cave in. collapse. come down. crack up. crumble. drop down. fall. fall down. fall over. fall to pieces. founder. go to pieces. go to ruin. shipwreck. tumble. tumble down. wither away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. fall. to collapse. fall down. to become decrepit. to scram. to be demolished. to be wrecked. to be destroyed. to be ruined. to fall down. to come down. to give way. to crumble. to clear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cave. collapse. come to the ground. decay. fall. fall about one's ears. fall down. fall in. founder. go. to go to ruin. to be ruined. tumble. tumble down. wrack and ruin. to go to wreck and ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entail. necessitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make it necessary. to necessitate. to oblige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by