Tad ne demek? | Tad anlamı nedir? | Tad

Tad anlamı nedir?

Tad ne demek?

Tad anlamı nedir?

Tad | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tad

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.), k.dili. küçük çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony. peace. gusto. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برمعتاد] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. a bird in hand. cert. cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

CARTADAN (i.). Gürültü ile ve ansızın. Cartadak pencereyi açtı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(zool). tatlı suda yaşayıp denizde yumurta bırakan balıklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hisar, kale; harp gemisinde zırhlı bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp). 16. yüzyılda Meksiko veya Peru fatihlerinden herhangi biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. veted). Vetedler, direkler, (bk.) Veted.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوتاد] kazıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. firistâde-gân). 1. Gönderilmiş, Ar. mersûl, mürsel. 2. Elçi, hususî görevli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرستاده] elçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. fütâde-gân, üftâde-gân). Düşmüş, düşkün, mübtelâ. mec. Aşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. fütâde). Düşmüşler, düşkünler, bîçareler, tutkunlar, Aşıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فتاده] düşkün. 2.düşmüş. 3.aşık. 4.tutkun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. si. F. ). Yetmiş. Heftâd sile = Yetmişlik, yetmiş yaşında.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هفتاد] yetmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yedilik grup veya sayı; (kim). yedi değerli atom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. si. F.). Seksen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هشتاد] seksen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Durmuş, oturmuş, Ar. kaim: Istlde-i mevkî-i tâzîm = Saygı yerinde durmuş (asker).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sert bir şeyi ısırmayı taklit ve tasvir eder: Elindeki elmayı kartadak ısırdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 13 yy.’dan itibaren Mekke’de hakim olan Şeriflerin atasına verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Finlandiya körfezindeki bir adada bulunan Rus deniz üssü ve limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. matador

boğa güreşçisi

Boğa güreşi yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The jack of clubs, or any other trump held in sequence with it, whether by the player or by his adversaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A certain game of dominoes in which four dominoes , called matadors, may be played at any time in any way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The killer; the man appointed to kill the bull in bullfights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the game of quadrille or omber, the three principal trumps, the ace of spades being the first, the ace of clubs the third, and the second being the deuce of a black trump or the seven of a red one. the principal bullfighter who is appointed to make the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the principal bullfighter who is appointed to make the final passes and kill the bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matador, boğa güreşçisi; bazı iskambil oyunlannda esas kozlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avd» dan imef.) (mü. mûtâde). Itiyâd edilmiş, alışılmış, Adet olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتاد] alışılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتاده] alışılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekizli takım; (kim.) sekiz değerlikli bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the middle. in between. exposed. obvious. clear. apparent. evident. evidential. evidentiary. between. betwixt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. borderline. clear. demonstrable. evident. halfway. indecisive. indeterminate. overt. palpable. patent. a) in the middle b) clear. obvious. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. halfway. median. midway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the middle. in between. exposed. obvious. clear. apparent. evident. evidential. evidentiary. between. betwixt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparent. borderline. clear. demonstrable. evident. halfway. indecisive. indeterminate. overt. palpable. patent. a) in the middle b) clear. obvious. self-evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amid. halfway. median. midway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. lift. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. axe. blot out. bring away. cut out. eliminate. kill. make away. prescind. remove. shuffle aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Pattadan bir misafir geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş sayısı; beşli küme; beş kişilik grup; beş senelik süre; kim. beş değerli eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رابطه دار] bağlantılı, ilintili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kuru laf, boş yere övünme, büyük söz; s., nad. övüngen, kuru lafçı; f. büyuksöylemek,övünmek, atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alma, alış, alım, ahz. Dld-u sitâd = Alış veriş, alım satım, Ar. ahz-ü İtâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Stadyum sözünün kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda'da genel vali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arazi ölçmesinde geçici topoğrafya istasyonu; ölçme çubuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -dia) eski Yunan stadyumu; stadyum; 185 metrelik eski uzunluk ölçüsü; inkişaf derecesi; tıb. hastalığın devresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). İki nokta arasındaki uzaklığı, uzaktan ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(il). Spor sahası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stadium. coliseum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stadium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stadium. sports stadium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sayma, sayı. Tâdâd etmek = Saymak. Tâdâda gelmez = Sayıya gelmez, sayılamaz, pek çok. 2. Birer birer gösterme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعداد] sayı. 2.sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to count. to enumerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TADİL) (i. A. «adi» den masdar) (c. tadîlât). I. Adalete uydurma, doğru etme, doğrultma. 2. Fazla aşırılıktan kurtarıp lüzumu derecesinde bulundurma, itidal kazandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. changing. altering. moderating. tempering. modulation. qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design conversion. remodeling. modifications. alterations. change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. amendments. modifications. alterations. changes. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Ağza bir şey alındığı zaman tatlılık, acılık, ekşilik gibi sıfatlardan duygulanma, Ar. zâika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. the sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. small amount tasted. the sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadece tadına bakmaya yetecek miktar: Bir tadımlık bal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just enough of sth to let one discover its taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to taste. to sample a food. sample. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make the most of. to get the utmost enjoyment out of sth. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «add» den masdar). 1. Geçirme, tecavüz ettirme. 2. Bir fiili, müteaddî (etken) hâle getirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. iribaş, tetari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir şeyin çeşnisine bakmak için ağza alınan miktarı, (bk.) Tadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «üftâden» fiilinden) (c. üftâde-gân). Düşmüş, düşkün, çaresiz, zavallı. mec. Aşık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Düşmüş, düşkün. 2.Aşık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Düşkünlük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Programı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça’da da kullanılır). 1. Öğretici: Benim üstâdımdır. 2. Bir fen ve hüner, bilhassa san’atta en ileri dereceye erişmiş: Ustâd-ı Azam. 3. Mahir, san’atında mahareti olan, usta: Ustâd işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). En büyük üstâd. Abdülhak HAmid Tarhan’a verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üstâda yakışır, üstâd elinden çıkmış, maharetle yapılmış, ustaca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افتاده] düşmüş. 2.düşkün. 3.aşık. 4.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ افتادگان] düşmüşler. 2.düşkünler. 3.aşıklar. 4.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ استاد] üstat. 2.profesör. 3.usta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [استادانه] ustaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ استادی] ustalık. 2.üstatlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by