Tak-ı Zafer ne demek? | Tak-ı Zafer anlamı nedir? | Tak-ı Zafer

Tak-ı Zafer anlamı nedir?

Tak-ı Zafer ne demek?

Tak-ı Zafer anlamı nedir?

Tak-ı Zafer | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tak zafer

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâk = kemer, zafer). Kazanılan bir zaferin hatırası ve ekseriya galip kumandanın, alayında altından geçmesine mahsus olmak üzere süslü kemer: Paris’te büyük bir tâk-ı zafer vardır.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

else. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the contrary. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir takımın içinde bulunan ikinci derecedeki takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a town in southern Turkey; ancient commercial center and capital of Syria; an early center of Christianity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artıp geriye kalan. 2. Eski çağlardan beri görenekle sürüp gelen inanış, alışkanlık v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyden artıp kalmak. 2. Çağdaşları öldüğü veya yok olduğu halde kendi hayatta veya var olarak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» dan). Düşünmeksizin her işe atılıp sokulan, mülâhazasız, düşüncesiz, yiğit, hiddetli, savruk, mec. Yiğit, cesur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. reckless. confident. gutsy. daring. pushing. pushful. dapper. dashing. heady. mettled. mettlesome. militant. spunky. venturous. attack. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. bold. reckless. audacious. forward. impulsive. militant. nervy. venturesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(İ. T. A). Türk musikisinde «fasıl» denen klasik koronun başın da yapılan saz solosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «batmak» tan). 1. Batacak, mahvolacak, kurtarılması mümkün olmayan, ümitsiz: Batak mal, batak bir şirket. 2. Batıcı, suya batan: Karabatak. 1. Batılan yer, çamurluk mahal, vahal. 2. Hamam havuzu. 3. Hayvanları sokmağa mahsus küçük göl. Karabatak = Ördeğe benzer, suya batıp çıkan bir cins su kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. miry. in carey street. bog. quagmire. marsh. gutter. mire. morass. quag. quicksand. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. hotbed. slough. swamp. marsh. swampy. marshy. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swamp. march. unsound. unstable. floundering. spades. marsh. morass. nonsolvent. quagmire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vermemek niyetiyle borç alan, işi batak olan, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. fraudulent borrower. cheat. crook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcılık, işi batak olmakla herkesin de malını batıran adamın hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devam eden akılsızları soymaya ve bazan büsbütün mahvetmeye mahsus kumarhane ve fuhuş yeri: Orası Adî bir batakhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. gambling den. den of thieves. den of vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batakları ve sulak yerleri çok yer: Bataklı ovaların temizlenmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [باتقریر] rapor halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. , oneself ile gitmek; üzerine almak, müracaat etmek, baş vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. a certain number of. certain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain number of. certain. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Çardak. 2. Dört köşe çadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yerin hizmet işleriyle görevli olan kimse, bina yöneticisi. caretaker government geçici hukümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارطاق] çardak. 2.kare şeklinde çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirine çatmış, çatışmış, girift. İki dağın birbirine çatıp dere meydana getirdikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea-things. tea set. tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şiveleri çetrefilce olan Rumeli Türkleri’ne verilen isimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. fetk’den). Çok adam öldürmüş kimse, kanlı katil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phototaxie

bit. b. ışığa göçüm

Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. phototactisme

bit. b. ışığa göçüm

Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(kince) (i. A. c.) (m. fâtik). Ellerine fırsat geçince adam öldürenler.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Revenue Sharing Certificates)

Köprü, baraj, elektrik santralı, karayolu, demiryolu, telekomünikasyon sistemleri ile sivil kullanıma yönelik deniz ve hava limanları ile benzerlerinden, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olanlarının gelirlerine, ortak olunması için çıkarılan senetlerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), A.B.D., (k.dili) bir maden arayıcısına maden ocağını bulmak için ödünç verilen ve karşılığı ileride fazlasıyla geri alınacak para; (k.dili) yeni bir teşebbüse yapılan yardım; (f.) böyle bir yardımda bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطاکار] hatalı, hata yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هتاک] yırtan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohammedan calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muslim calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nutk» tan masdar). Söyletme, dile getirme, Osm. nutka getirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انطاق] konuşturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giriş ağzı, giriş; içeriye alınan şey. intake valve emme supapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). On ayaklı kabuklulardan, suda yaşayan iri bir böcek (homarus vulgaris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Bilinen büyük deniz böceği ki, kıskaçlıdır; eti beyaz ve lezzetli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lobster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nutk»tan masdar) (c. istintâkat). J. Söyletme, söz söylemesini teklif. 2. (hukuk) Bir adlî olayla ilgili olan bir şahsın sorguya çekilmesi ve verdiği cevapların kaydı: İstintak etmek istintaka almak, çekmek; taht-ı istintaka almak. İstintak memuru = Müstantik; sorgu hâkimi; istintak dairesi, kalemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogating. questioning. interrogation. cross-examination. public examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استنطاق] sorgulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sorgulamak, sorguya çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Sanığın, sorulan suallerle verdiği cevapları içine alan zabıt: Istintak-nâmeyi mühürledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (mü. istlntâkıyye) (hukuk). İstintâka ait: Evrâk-ı istintâkıyye = Sorgu evrâkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. «ıtk»dan masdar). (köle, halayık) Azad etme serbest bırakma: Kölesini İtâk etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتاق] âzâd etme, özgür bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonkers. crackers. nuts. up the pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Eyer: Tatar kaltağı. 2. Eyerin tahtadan olan kısmı, kerestesi, kaplanmamışı: Kaltakkaşı = Eyerin önden ve arkadan olan yüksek yerleri. 3. mec. Namussuz ve Adi, aşağılık kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whore. floozie. turd. bitch. hussy. saddletree. saddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hussy. slut. whore. saddle without a cropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Ko Profit and Loss Sharing Certificate)

Ortaklıkların, kar ve zarara ortak olmak üzere iştigal sahalarına giren tüm faaliyetlerin gerektirdiği finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ihraç veya halka arz edebilecekleri bir tür sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir kısmı tek saz, bir kısmı saz hey’eti tarafından icrâ edilen peşrev çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ördeğe benzer siyah bir cins deniz kuşu. 2. mec. Bir görünüp bir ortadan kaybolan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cormorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. İ. catacomba). Büyük yeraltı mezarlığı veya kemikliği; Roma katakombu, Paris katakombu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hile ve gözbağcılıkla aşırma, gürültüye getirip usulle yok etme: Bizim kitabı katakulli ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Book-entry Settlement)

Üyelerin, takasa olan para borçları ile takastan olan para alacaklarının hesaben ödenmesi ile menkul kıymet borçları ile menkul kıymet alacaklarının hesaben teslimidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Berzah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isthmus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Köçekçe oynayan köçeklerin meydana getirdikleri topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde köçekçe’lerden meydana gelen köçek süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Negatif ve pozitif elektrik taşıyan iki maddenin birbirine dokunması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. shortchange. short. short circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonkers. contact. ignition. short. short circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short circuit. short contact. cracked. touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition key / switch / cut-out / lock. key switch. starter key. switch key. contact breaker. fire lock. breaker trembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact lens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. contre-attaque

sp. karşı akın

Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counterattack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar almayan çukur y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâkat getirilemez, çekilemez, tahammül olunmaz. Mâlâ-yutak = Tahammül olunmaz derecede. Teklîf-i mâlâyutak = Tahammül edilemez teklif.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Suriye'de Lâzkiye limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Central Settlement)

Borsa’da gerçekleşen tüm işlemlerin takasının yine Borsa’da sonuçlandırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâtık). 1. Kuşak, kemer, bölge. 2. (astronomi) Semada on iki burcun sıralandıkları daire, (denizcilik) Mıntaka-I söküne» = Büyük Okyanus’ta ekvator yakınlarında rüzgârsız bölge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منطقه] bölge, mıntıka. 2.iklim kuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış, hata, yanlışlık, yanılma. Make no mistake ,şüphe etme, yanılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-took, -taken) yanlış anlamak; yanlışlıkla benzetmek, başkası zannetmek; yanlış telakki etmek veya görmek; yanılmak. mistaken for benzetilmiş, başka birisiyle karıştınlmış mistakable s. yanlış anlaşılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış, yanlış fikre dayanan, hatalı mistakenly z. yanlışlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.«nakl»den if.) (mü. müntakıle). 1. İntikal eden, geçen, kalan, miras kalmış: Babasından müntakil miras. 2. mec. Ölü, Ölmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «tnakm» dan if.) (mü. müntakıme). intikam alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şevk» ten if.) (mü. müştâka) (c. müştâkîn). Özleyen, arzu eden, göreceği gelmiş olan, can atan: Evlâdına, memleketine müştaktır («müştakk» ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞTAKK) (i. A. «şakk» tan imef.) (mü. müştakka). Diğer bir kelimeden çıkmış, ondan ayrılmış, diğer bir kelimeden türemiş: Kışlak, kış’tan müştaktır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kararı dan im.) (aslı müstakırr). Yerleşilen ve karar kılınan yer, durulan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabl» den imef.) (mü. müstakbele). 1. Gelecek, önde bulunan, ilerdeki: Müstakbel zaman. (I. A. c. müstakbelât). 2. Gelecek zaman, istikbâl. (edebiyat) Fiilde gelecek zaman kipi, istikbal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future. intended. prospective. unborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıllet» ten if.) (mü. müstakille). 1. Kendi başına, başlıbaşına, bir yere bağlı ve tâbî olmayan. 2. Ayrıca, kendi kendine: Aradaki kapı kapanırsa bu daire müstakil bir ev olur. 3. (Türkçe) Bilhassa, ancak: Bunu müstakil (sırf) beni kızdırmak için yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-contained. separate. private.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independent bağımsız. detached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. independent. autonomous. self-governing. detached. self-contained. individual. free. sovereign. integral. freestanding. motor home. substantive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendi başına olarak, bir yere tâbî ve bağlı olmaksızın. 2. Ancak, bilhassa: Müstakillen sizi görmeye geldim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kıyâm» dan if.) (mü. müstakıyme). 1. Doğru, düz: Hatt-ı müstakim. 2. mec. İffetli, namuslu, hilesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقيم] doğru, düz, dosdoğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müstakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» dan imef.) (mü. müstakraza). İstikrâz olunmuş, borç alınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. A. «karz» dan if.) (mü. müstakrize). İstikrâz eden, borç alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kutb» dan if.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Işıkların bazı şeffaf yüzeylerden geçerken aldıkları şekilleri belirtmeye mahsus Alet, Osm. mıkyâs-ı Istiktâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtk» dan imef.) (mü. mûtaka). Azad edilmiş, azatlı: Abd-i mûtak, câriye-i mûtaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. «vaky, vikaye» den if.) (mü. müttakıyye). Günah ve haramdan sakınan, dindar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İttika eden, sakınan, çekinen. Allah’tan korkan, abid, zahid. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Tüm programı ya da mevcut parçalara genel bakışı gösterir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتقم] intikam alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتاق] çok isteyen, can atan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقل] bağımsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقلا] bağımsız olarak, ayrıca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقرضه] borç alınan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A ). 1. Kuşak, kemer. 2. Futa, peştemal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «orta» dan). 1. Şerîk, ortaklama iş yapan. 2. Eskiden bir kocanın karılarından birine nisbetle diğeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. collective. joint. conjunct. consociate. fellow. identic. mutual. sympathetic. partner. associate. shareholder. collaborator. consociate. cooperator. copartner. dormant partner. mate. pard. party. privy. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. common. communal. concerted. corporate. joint. mutual. partner. unanimous. universal. associate. shared. accomplice. in common. any wife in a polygamus household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate. partner. accomplice. hold in common. shared. fellow wife (in a polygamous household. associated. collective. companion. conjoint. consociate. copartner. fellow partner. interested partner. joint partner. kiss- and-tell. law partner. mutual. par

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingua franca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingua franca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to associate. to make sb a partner. to take sb on as a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to associate. to make sb a partner. to take sb on as a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common multiple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. participate. to be at a partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common denominator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor / factor. common diviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common divisor / factor. common diviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahsule ortak olarak başkasının tarlasında çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropper. sb who assists a farmer in return for a share of the crop. metayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share cropping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortaklıkla, müştereken: Ortaklaşa bir dükkân açalım veya bir çiftlik alalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint. in collaboration with. jointly. collectively. in common. in cahoots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. as a partner. in common. sharing equally. collectively. jointly. together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jointly. together. as partners. collectively. joint. common. shared. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). 1. Ortak olarak bir varlık meydana getiren fertlerin bütünü. 2. Ortak mülkiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortak olmak: Hepimiz ortaklaşırsak bir mağaza açabiliriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collectivize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şirket: Ortaklık, ticaretin ruhudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. association. company. community. coparcenary. copartnership. joint adventure. joint undertaking. joint venture. participation. privity. tie-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. incorporation. partnership. society. firm company. partnership iştirak. müşareket. firm. company. corporation şirket. kumpanya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. company. consortium. copartnership. corporation. firm. interestedness. joint partnership. participating state. participation. partnership firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kulak zarının arkasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’ya da geçmiştir). Hükümdar ve vezirlere mahsus büyük çadır. Otağ-ı hümâyûn = Osmanlı padişahlarına mahsus olanı («oda» buradan gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Otak yapan ve satan çadırcı. 2. Osmanlı ordusunda otak kurmakla görevli askerî sınıf.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

01.01.1998 ile 31.12.2100 arası tarihlerin kayıtlı olduğu saatli radyo. Bu, aygıtın tarihi bir kez ayarlandığında, bir kez daha ayarlama gerektirmeden (31 günden az olan aylar ve artık yıllar da dahil olmak üzere) her zaman doğru olacağı anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (took, taken) yetişmek; birden karşısma çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özenen, dikkat sarfeden; zahmet çektiren; i. özenme, itina etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (took, taken) katılmak, iştirak etmek; hissedar olmak, paylaşmak .partake of iştirak etmek (yemeğe); çeşnisi olmak; mahiyetinde olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. knock kneed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «betaka» dan galat). Kıymet ve fiyatı belirtmek üzere eşya ve kumaşlara iliştirilen pusula, yafta, Fr. etiquette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pat küt diye dövmek. 2. Acele ile ve üstünden süpürmek: Şu odayı pataklayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastise. clobber. lick. to spank. to tan sb's hide. to give sb a beating/whacking. to beat sb up. to clobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. to give sb a beating. to wash clothes by beating them in a hurried. haphazard way. belabour. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be beaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğri bacaklı. 2. Satrancın piyade taşı. Paytak yolu = Keçi yolu, patika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knock-kneed. bandylegged. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knock-kneed. bandy-legged. bowlegged. bandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Penguenlerin tıpkı hacıyatmaz gibi sağa sola sallanarak yürümelerinin sebebini bilimadamları araştırdı. Ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Kutuplarda yaşayan bu sevimli hayvanlar, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürüyorlar. Colorado Üniversitesi’nden Timothy Griffin ve Rodger Kram, penguenleri San Diego kentindeki Deniz Dünyası Merkezi’nde aylarca süren bir incelemeye aldı ve ilginç bulgular elde etti.

İki bilimadamı, araştırmanın sonucunu şöyle açıkladı : “Aşırı kısa bacaklı olan penguenler, yana doğru adımlar atarak kaslarının daha az yorulmasını sağlıyor. Böylece her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depoluyor. Normal yürümüş olsalar, kendi heybetlerindeki bir hayvandan iki kat daha fazla enerji harcamaları gerekiyordu. İşte bunu keşfederek bu şekilde yürümeyi geliştirmişler.

Sadece yürümeye başlarken enerji harcıyorlar, bir de dururken....


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Portekiz «portugal» İsminden). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi, Ar. nârenc. Çin portakalı = Mandalina. Kan portakalı = İçi kırmızı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium var): Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Kullanıldığı yerler: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal renginde (turuncu demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Pa senbolüyle gösterilen, radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Venture Capital Investment Trust)

Kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak sermaye ve faiz kazancı elde etmek amacıyla risk sermayesi yatırımlarına yönelten halka açık anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

julian calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. (resâtik) (Farsça rûstâ’dan Arapça’laşmış). Köy, çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavgacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Cümle bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. syntaxe

db. söz dizimi

Bir cümleyi oluşturan kelime türlerinin arasındaki ilişkileri inceleyen ve sınıflamalar yapan dil bilgisi kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syntax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. syntactique

db. söz dizimsel

Söz dizimi ile ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. chimiotaxie

biy. kimya göçümü

Bir hücreli varlıklarda, kimyasal maddelerin etkisi altında yanaşma veya uzaklaşma biçiminde görülen yer değiştirme durumu.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط مستقيم] doğru yol. 2.sırat köprüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tableware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. the dishes. flatware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kazık; kazığa bağlayıp yakarak öldürme; kumarda ortaya konan para: sık sık çoğ. yarışmada ödül; şansa bağlı olan şey; f. kazığa bağlamak, kazıklarla sınırlamak; kazıklarla pekiştirmek; k.dili kumarda para koymak; tehlikeye atmak. stake a claim sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bahis için ortaya konan parayı muhafaza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusurlu davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyango ve at yarışlarında kazanınca verilen büyük meblağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturulan veya yatıları yerlerde üreyerek insan kanıyle beslenen, pis kokulu yassı ve küçük bir böcek (cimex).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug. bug. chinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (Farsça’dan Arapça’laşmış). 1. Kemer, yarım daire şeklinde kapı, pencere vesaire üstü. 2. Kubbe, kümbet. Tâk-ı ebrû = Kemer şeklinde olan kaş. Çâr-tak = Çardak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Tahte gibi şeylerin çıkardığı sesi taklit ve tasvir eder: Tak tak kapı çalındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassemble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tock. tack. knock. arch. vault. triumphal arch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاق] kemer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاک] asma, asma kütüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik cihaz algılamasıyla donanım bileşenlerinin otomatik olarak yüklenmesi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrudan ve kolay ürün kullanımı. İlk kullanımdan önce uzun zaman alan ürün kurulumu kılavuzu gerekmez.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Küçük kemer veya pencere ve kapı kemeri, küçük tâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâk = kemer, zafer). Kazanılan bir zaferin hatırası ve ekseriya galip kumandanın, alayında altından geçmesine mahsus olmak üzere süslü kemer: Paris’te büyük bir tâk-ı zafer vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki, üç kişi ile yönetilen küçük yelkenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir çeşit kumaş topu: Sopalı taka, bir taka şal (som sırmalısına «altınoluk» denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Bangladesh; equal to 100 paisas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small. single-masted boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Bangladesh; equal to 100 paisas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerikan zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabûl» den). 1. Kabûl etme, alma. 2. Benimseme. 3. Üstüne alma. 4. Öpülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan mas.). 1. Toplanıp çekilme, büzülme. 2. (tıp) Kabız olma (ikinci mânâ ile «inkıbaz» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقبل] kabul etme. 2.benimseyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A ). Mukaddes olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıdem» den). 1. Önce gelme. 2. ileri geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence. precedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübarek, mukaddes kılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدم] öncelik. 2.öne geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öne geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar). (c. takallübât). 1. Dönme, bir yandan bir yana çevrilme, alt üst olma. 2. Değişme, başka kalıba girme, (c.) Değişiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kald» den masdar). 1. Gerdanlık gibi boyuna sarma, asma, takınma, kuşanma. Takallüd-i seyf = Kılıç kuşanma, takınma. 2. Üstüne alma, deruhte etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kulus» tan masdar). (c. takallüsât). (tıp) Bir organın çekilip toplanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقلص] kasılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kasılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan). Yaklaşma, yanaşma, vakti yakın olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approaching. drawing near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karâr» dan). 1. Yerleşme, bir yerde karar ve sebat bulma. 2. Kararlaşma, kararı verilme: Ne günü hareket edeceğimiz daha takarrür etmedi. 3. (tıb) Hastalığın, vücudun bir yerinde sınırlanması, Fr. ‘localisation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established. being established. being decided. being fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقرب] yaklaşma, yakınlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaklaşmak, yakınlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقرر] karar kılma. 2.yerleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.karar kılmak. 2.kararlaştırılmak. 3.yerleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kass» dan). Ödeşme, hesaplaşma, alacak verecek kalmama, sayışma: Takas olduk. Takas tokuş etmek = Alacağını vereceğine hesap etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interchange. exchange. swop. swap. clearing. barter. dicker. truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. interchange. swap. clearing. exchange. clearing kliring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. clearing. exchange. exchange. settling with each other. clearance. compensation. clearing ratio. swap. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Settlement)

Borsa’da gerçekleştirilen işlemler sonucunda oluşan borç ve alacakların karşılıklı olarak tasfiye edilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaşş» tan masdar) (tıp). Tükürme, balgam çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kasr» dan mas.). Kusur etme, bir iş görmeye gücü varken görmeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Arapça terkiplerde: tâka). Güç, zor, kuvvet, kudret, iktidar: Bunu yapmaya tâkatim yoktur, bende tâkat kalmadı. Tâkat götürmek = Kuvvet yetmek, muktedir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. energy güç. hal. derman. power. capacity. potency. energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. strength. fund of strenght. energy. force. capacity. might. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاقت] dayanma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güç, kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâkat = güç, Fars. fersûden = eskitmek). Tâkati eskitip çürüten, tâkat götürülemez, dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati, gücü eriten, yakan mahveden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati tüketen, tâkat kıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طاقت فرسا] takat tüketici, dayanılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tâkat, kuvvet ve iktidarı olmayan, zayıf, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. feeble. prostrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iktidarsızlık, kuvvetsizlik, zaaf, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطر] damlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kat» dan mas.). Birbirini kesme, birbirinin üstünden geçme: İki demiryolu hattı tekatû ediyor (Ar.’da birbirinden kesilip ayrılmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürültü, velvele. 2. Vaktiyle çubukları silmek için odanın ortasına konulan tahtadan veya madenden geniş ve ortası tokmaklı tabla. 3. (matbaacılık) Sahifeler makineye «konmak üzere sıkıştırıldığında harfleri vurarak düzeltmeye mahsus takoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. tumult. commotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «katr»dan). Damla damla akma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). At nalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nalbant.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاویم] takvimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı. A. «kuvvet» ten). Kuvvetlenme, kuvvet kazanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takayyüdât). 1. Bağlanma, bağlı olma. 2. Çalışma, çabalama, iş edinip uğraşma, üstüne düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir), (tıp) İrinlenme, irin peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving careful attention to. attentiveness. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقيد] bağlanma. 2.özen gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKAZA) (i. A ). I. Borcunu ödemesi için borçluyu sıkıştırma, tazyik. 2. Serzeniş: Benimle takaza etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Gökkuşağı (kavs-i kuzah) şeklini gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takbîhât). Çirkin görme, beğenmeme: Bu hareketini herkes takbih etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقبيح] ayıplama, çirkin görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayıplamak, kınamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kucaklayıp öpme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ طاقچه] küçük kemer. 2.küçük pencere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKDİM) (i. A.) (c. takdîmât). 1. Öne geçirme, ileriye sürme, bir şeyi diğerinden önce bulundurma. Takdîmü’l-ehemmü ale’i-mühim = Daha mühim olan işi mühimminden önce yapmak. 2. Birinin ve bilhassa bir büyük zâtın huzûruna bir şey götürme, verme: Sadrâzama bir hediye takdim edildi. 3. Bir adamı diğer birinin huzûruna çıkararak görüştürme, tavsiye etme: Yarın geliniz sizi hoşlanacağınız bir zâta takdim edeyim. Takdim ve te’hîr = Bir cümlenin bazı yerlerini yukarıya alıp diğerlerini aşağıya alarak yer değiştirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation. introduction. presenting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. offer. presentation. presentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentation. presenting. offering. introducing sb to sb else. introduction. offer. presentment. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدیم] sunma, sunuş. 2.öne alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sunulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to introduce. to offer. to present. to submit / to tender. extend. feature. herald. lay before. lodge. prefer. send in. weigh in with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a master of ceremonies. emceeing. compèring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «takdim» gibi masdar). Uste takdim olunan, sunulan şey, verilen hediye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدمه] sunuş. 2.armağan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKDİR) (i. A.) (c. takdîrât). 1. Kader, ilâhî ve ezeli hüküm: Tedbir daima takdire uygun gelmez. 2. Kıymet biçme, fiyat tâyin etme. 3. Bir adamın değerini anlayıp itiraf etme, kadir bilirlik. 4. Beğenme. 5. Farz, ihtimal, itibar, çare. 6. Bir mânânın zihinde canlandırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. admiration. recognition. estimation. approbation. commendation. discretion. estimate. opinion. regard. tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. appreciation. approbation. commendation. estimate. estimation. tribute. predestination. fate. understanding. case. prearrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. estimation. recognition of the worth / merit / importance of sb / sth. assessment. understanding fully. approval. commendation. applause. distillation. critical appraisal. discretion. estimate n. evaluation. fate. front. plaudit. predestinat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدیر] değerlendirme. 2.beğenme. 3.Tanrı’nın isteği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Beğenme, değer verme. 2.Allah’ın isteği, Allah’ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirilmek. 2.beğenilmek. 3.değer biçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admire. appreciate. commend. esteem. recognize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estimate. to appreciate. to recognize the worth / merit / importance of sb / sth. to understand fully. to approve. to appraise. to assess. to distill. consecrate. get the hang of. ordain. to carry a tribute. upbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirmek. 2.beğenmek. 3.değer biçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial discretion. right to exercise judicial discretion. discretionary right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial discretion. discretionary authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Beğenilen bir işe karşı verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Takdir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admirable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Değer biçerek: Hizmetini takdîren terfiine karar verdiler. 2. Takdir şekliyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقدیرا] takdir ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. takdîriyye). Takdire ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Beğenen, takdir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takdîsât). 1. Mukaddes tutma, kudsiyyet verme: Bütün Müslümanlar KAbe’yi takdîs eder. 2. Hamdetme, şükretme: Cenâb-ı Hakk’ı takdîs etmek. 3. mec. Pek fazla saygı gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanctification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benediction. blessing. sanctification. consecration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. conservation. sanctification. hallowing. glorifying. benediction. consecration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقدیس] kutsama, ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bless. to consecrate. to sanctify. to hallow. to glorify. dedicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (took, taken) almak; götürmek; kapmak; yakalamak, gasp etmek; tuzağa düşürmek; kazanmak; seçmek; satın almak; kiralamak; olmak; abone olmak; çıkarmak; uğramak; karşılamak; farz etmek, saymak; anlamak, kavramak; yapmak; faydalanmak; ile gitmek; d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alma, alış; tutma, tutuş; sin. çekim; bir seferlik av miktarı; (A.B.D.), k.dili. hasılat; (çalınan) parti; (İng.) kiralanmış arazi; (ası) tutma; kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sokulur takılır, portatif; i. portatif alet; (A.B.D.), k.dili. gururunu kırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( A.B.D.) net maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havalanma; taklit; karikatür; (spor) atlamaya başlanılan yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacheometer. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ele geçirme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ip germe aleti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kafiyeli söyleme, kafiye uydurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. takıyye). 1. Günahtan, haramdan kaçınan, dinine bağlı. 2. On iki imamdan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelery. ornament. affix. ending. formative. garniture. ornamentation. particle. postposition. trappings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colours. jewel. particle. wedding present. suffix. case ending. gift of jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece of jewellery pinned or otherwise attached to a girl at her engagement. suffix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TA’KİBAT) (ka ile) (i. A. c.) (m. tâkıyb). Kovuşturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution kovuşturma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings. legal action. prosecution of a case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsequent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعقيبا] takip ederek, izleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tachygraphe

fiz. hızölçer

Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen deliğine tane veren tahtadan oynak bir Alet ki, daima gürültü eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affixed. attached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attached to. fastened to. affixed to. pinned to. stuck on. hung up on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takılmak işi. (bk.) Takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Takılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lark. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. chaff. leg pulling. leg pull. persiflage. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Asılmak, bağlı olmak: Bu balta nereye takılır. 2. Konulmak, asılmak: Yüzük bu parmağa takılmaz. 3. İlişip kalmak, gecikmek: O işe takıldı kaldı. 4. Eğlenmek, eğlence yoluyla alay etmek: Herkese takılmayı çok sever S. Yapışıp ayrılmamak, arkası sıra gitmek: O da bize takıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. guy. haunt. impose oneself on. jam. jam in. jolly. josh. lark. lark about. lark around. lock. lock on. rally. rib. rot. snag. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a person. to annoy with ridicule. to deride. banter. to be attached. to be fastened. to get caught. to catch. to banter. to chaff. to josh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fastened to. to be attached to. to be affixed to. to be put on. to be pinned to. to be hung on. to tease. to kid plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birlikte kullanılıp hepsi beraber bir düzen teşkil eden ve ancak birlikte kullanılırsa işe yarayabilen şeyler, malzeme: Bahçıvan takımı, çay takımı, yatak takımı, at takımı, yolcu takımı. 2. Hepsi birlikte bir iş görenler, avene, kumpanya: Ortaoyunu takımı. 3. Zümre, sınıf, topluluk, cemaat: Takım takım geldiler. 4. Mikdar, kısım, bölük, bazı: Birtakım adamlar, birtakım eşya, birtakım sözler. 5. Takılacak şey, süs için takılan mücevher vesaire: Bu kadının mükemmel takımı vardır. 6. Kehribar vesaireden ağızlık: Bu takım pek güzel. 7.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Verimsiz kılma ve neticesiz bırakma. 2. (tıp) Mikroplardan temizleme, Fr. sterilisation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe. ensemble. parcel. platoon. pool. range. togs. troop. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. battery. gang. kit. layout. platoon. set. suite. tackle. team. train. group. new. troop. band or bunch of people. set of things. team. unit. crew. series. party. tool. fixture. system. implement. assembly. instrument. aggregate. device. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archipelago. group of chain of islands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Birbirine yakın birkaç adanın bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökte birbirine göre olan durumları aynı kalan yıldızlar topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. hang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alma, alış; s. cazip, sevimli; sari, bulaşıcı. the takings ele geçen para. takingly z. alıcı tavırla; hoşa gidecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi üstüne takmak veya asmak, kendi bedenine asmak, kuşanmak: Yüzük, nişan takınmak. 2. Kendine yakıştırmak, kendine münasip görmek, edinmek: Azamet takınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assume. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ilişik bulunan şey

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. affair. small debt. condition. subject which a student has flunked. hang-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thing that is connected with or related to sth else. outstanding debt / obligation. relationship. relations. dealing with sb. piece of jewelry. subject which a student has flunked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person having outstanding debt. student who has flunked a subject. obsessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKIYB) (ka ile) (i. A.) (c. tâkıybât). 1. Arkası sıra gitme veya gelme. 2. Kovalama, arkasına düşme. 3. Arkasını bırakmayarak devam etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuit. tracing. chase. chasing. follow-up. hunting. prosecution. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. pursuance. pursuit. prosecution. follow-up. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. trailing. succeeding. watching closely. legal proceedings. prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to follow. to pursue. excuss. heel. hound. prosecute. recover. to keep tab on. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower. tracker. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persecutor. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not being pursued. lack of grounds for legal action. dismissal of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial decision to abate an action or quash a charge or indictment. decree whereby the indictment is quashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). 1. Atın ayaklarıyla, çekiç vesairenin gürültüsü gibi kuru bir sesi taklit ve tasvir ederek çok defa art arda kullanılır: Takır takır bir at geçtiğini işittim. Takır-tukur da denilir: Sabahleyin ustaların takır-tukur işlediklerini işittik. 2. Takır takır ses çıkaracak şekilde boş. Bu mânâ ile ekseriya «tam» mübalâğa edâtı ile beraber kullanılır: Bizim kiler tam-takır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Takırtı etmek, kuru ve sert gürültü çıkarmak: Ortalık donmuş olduğundan hayvanların ayakları çok takırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Kuru ve sert bir ses çıkartmak, gürültü ettirmek: Ayaklarını takırdatarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle. to clatter. to bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan ayaklarının çıkardığı gürültü gibi kuru ve sert ses: Takırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. clack. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatter. clatter. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle. bang. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takıp takıştırmak, uygun şekilde asmak: Mücevheratını takıp takıştırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Takke.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقيه] gizleme. 2.sakınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاقيه] takke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.mezhebini gizlemek. 2.amacını gizlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinde muttaki, Allah’tan hakkıyla korkan kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce bezden basit başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skullcap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skullcap. coif. cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skullcap. coif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takke yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taklak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartwheel. somersault. tumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe takla ile Farsça «bâhten» fiilinden mürekkep), (bk.) Taklacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKLAKÇI) (i ). Takla ve perende atan canbaz veya hokkabâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başı yere koyup bütün vücudu çevirmekten ibâret oyun, Fars. perende. Tepe-taklak = Başaşağı, Osm. sernigûn olma. 2. Bütün varını yoğunu kaybetme: Borsa oyununda tepe-taklak gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takım ve takıntıları mânâsındaki «takım taklavat» tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar) (c. taklîbât). 1. Döndürme, çevirme, altüst etme. 2. Bir şeyin şekil ve kalıbını değiştirme. Taklîb-i hükümet = İhtilâl, hükümeti devirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليد] taklit, öykünme. 2.sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقليدا] öykünerek, taklit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. taklîdiyye). Taklitle yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıilet» ten masdar). Azaltma, indirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقليل] azaltma, kısma. 2.azaltılma, kısılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büzme. 2. Bazı hastalıklardan sonra kaslarda meydana gelen sertlik, katılık, kasılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKLİD) (i. A.) (c. taklîdât). 1. Takma, asma, kuşatma. 2. Birinin hareketinin veya şekil ve sûretinin aynını yapma, benzemeye veya benzetmeye çalışma. 3. Bir şeyin sahtesini yapma. 4. Birinin bir hareketinin aynını yaparak kendisiyle eğlenme, maskaralık etme: Herkesi taklit eder, herkesin taklidini yapar. 5. Bir san’at eserinin veya ticarî maddenin sahtesi: Bu malın taklidi ucuzdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitated. imitative. fake. false. counterfeit. sham. bogus. mock. pinchbeck. simulated. snide. imitation. fake. sham. mimicry. mockery. mimic. mock. simulation. simulacrum. affectation. bastard. echo. gold brick. hit-off. impression. mimesis. repetit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation. counterfeit. dummy. fake. false. impression. sham. simulated. spurious. takeoff. imitated. colorable imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making an imitation of. copying. duplicating. imitating. aping. mimicking. impersonating. mocking. faking. counterfeiting. forgery. artificial. bogus. counterfeit. ersatz. fake. false. imitated. imitation. mime. mock. mockery. phony. sham. shoddy. show. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. copy. counterfeit. do. echo. imitate. mimic. simulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to copy. to reproduce. to duplicate. to imitate. to make an imitation of sth. to try to act like. to ape. to mimic. to impersonate. to mock. to fake. to counterfeit. to sham. act. echo. feign. follow. pretend. simulate. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. imitator. copyist. forger. ape. copycat. mimic. mime. impersonator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ape. apish. copycat. mimic. imitator. copy-cat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitator. mimic. copier. sb who imitates or copies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mimicry. imitating. copying. being an imitator or copier. mimicking. mocking. being a mimic or mocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Takmak işi. 2. Takılmış, birden yapılmış olmayıp sonradan eklenmiş olan: Takma elmas; takma süs. 3. Sonradan konmuş, aslı olmayıp eklenmişi: Takma ad. (bk.) Takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. false. attachable. postiche. assumed. by-. bye-. pseudo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. false. fixation. mounting. stuck on. attached. attaching. fastening. artificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixing. attaching. fastening. affixing. putting on. pinning to. hanging on. artificial. glass. false. attachment. connection. loose. hanging. attachable. attached. wearing. mounting. artificier. assembl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickname. pseudonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen name. nickname. alias. assumed name. pseudonym. stage name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dental plate. denture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false teeth. dentures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alias.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wig. toupee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Asmak, iliştirmek: Perdeyi kornişe takmak. 2. Koymak, dikmek, bağlamak: Bu cekete düğme takınız. 3. Giyinmek, kuşanmak, üstüne almak: Kılıç takmak; yüzük, küpe, saat, kordon takmak. 4. Geçirmek, tatbik etmek, yapıştırmak: Resme korniş, kornişe cam, kitaba kab takmak. 5. Koymak, tâyin etmek: Ad, lâkab takmak. Kulp takmak = mec. Vesile ve özür bulmak. Yumurtaya kulp takmak = mec. Olmayacak yerde vesile aramak. Ad takmak = Birine münasebetsiz ve kötü bir unvan vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a damn. fixate. affix. attach. fix. stick. hook. set. wear. bother. hang. hang on. hitch. infix. snag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attach. hitch. mount. stick. wear. to attach. to affix. to fasten. to hitch. to set. to put on. to wear. to put sth on. to give. to incur. not to pay. to have it in for sb. to have a down on. to make a dead set at. to care. to give a damn/shit. to. to giv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. to attach. to fasten. to affix. to put sth on. to pin sth to. to hang sth on. to pick on. to single sb out for harassment. to nickname. to do or diddle sb out of a certain amount of money. to fail. to flunk. to couple. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beğenmeme, zemmetme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacheometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. speedometer. tacheometer. tachymeter. transit compass. speed counter. speed indicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Doğramayı sıkıştırmak veya ağır bir şeyin altına konmak yahut büyük bir ağacın bir tarafındaki gediği tıkamak için tahtadan kama: Bir takozla sıkıştırmak, kaldırmak, kapamak. 2. (denizcilik) Kızakta bulunan geminin oturduğu iskemleleri teşkil eden kısa ağaç parçalarının herbiri. 3. Tamirdeki otomobillerin altına konan kütük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedge. skid. scotch. chock. batten. chump. dowel. nog. sprag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock. chump. quoin. skid. template. wedge. wooden wedge. log. block. cleat. billet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock. trig. wedge. plug. stock. skid. slug. holdfast. nog. backstop. wood-block. key. headstock. underlay. cleat. glut. chunk. chump. batten. template.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan) (c: takrîbât). 1. Yanaştırma, yaklaştırma: Şu masayı duvara takrîb etmeli. 2. Tahmin etme. 3. Münasebet, vesile, bahane: Bir takrîb ile savuştu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریب] yaklaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tahminen, yaklaşık olarak, aşağı yukarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almost. approximately. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. almost. circa. nearly. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریبا] yaklaşık olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. takrîbiyye). Aşağı yukarı söylenen, tahminî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approximate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریبی] yaklaşık olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beraber bulundurma, yaklaştırma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Takrin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TAKRİR) (i. A. «karâr» dan masdar) (c. takrîrât, tekaarîr). 1. Yerleştirme, yerini tâyin ve tahsis etme. 2. Sabit ve sağlam yapma, sağlamlatma. 3. Ağızdan ifade ve beyan etme, anlatma, uzun uzadıya târif etme. 4. Bir işi resmen ve yazılı olarak açıklama, Fr. «rapor» kelimesinin tercümesidir. 5. Siyasî nota. 6. Eskiden resmî dairelerden sadârete gönderilen mühürlü rapor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. proposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. presenting. expounding. explaining. setting forth. proposal. official note. memorandum. conveyance. official transfer of the title to a piece of real estate. establishment. securing. declaration. report. representation. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقریر] yerleştirme. 2.anlatma. 3.önerge. 4.sağlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریرا] anlatarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerine takrir yazılan bir yapraklı büyük kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takrîzât, tekaariz). Bir eseri öven yazı, yazardan başkası tarafından kaleme alınmış önsöz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریظ] eleştiri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقریض] borç verme. 2.kitaba beğeni yazısı yazma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taksa pulu = Taksalı mektuplara yapıştırılan pul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the amount of postage due on a letter bearing insufficient postage. coupled with fine (it is collected from the addressee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage-due stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için bedeli ceza puluyla beraber alıcısından alınan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Taksimetresi olan ve müşteri taşıma maksadıyla piyasada çalışan otomobil.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. taxie

biy. göçüm

Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxi. cab. taxicab. hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cab. taxi. taxicab. taxi-cab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cab. taxi. taxicab. carfare. motor cab. motorcab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKSİM) (i. A. «kısm» dan mas.) (c. taksîmât). 1. Bölme, parçalara ayırma. 2. (matematik) Bölme işlemi. 3. (musiki) Saz ve söz ile irticâlî olarak solo yapmak. Taksîm-i guremâ = Bir borçlunun malının alacaklılar arasında taksimi. Taksîm-i meyâh = Akar suların ayrıldığı yer. 4. Bir binanın bölmeleri, dairelere bölünmesi: Bu evin taksîmâtı çok iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shareout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. partition. distribution. an instrumental improvisation. improvisation. instrumental solo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

division. dividing sth up. slash mark. slash. partition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقسيم] bölme. 2.bölüm. 3.bölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taksim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. divisions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divisions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقسيمات] bölümlendirme, bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taksilerde kullanılan ve ödenecek parayı gösteren sayaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taximeter. speedometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tahsin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. taksîrât). 1. Kısaltma. 2. Bir işi eksik yapma, kusur işleme. 3. (hukuk) Kabahat, suç ve günah: Benim taksîrâtım nedir? Hep bizim taksîrâtımızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtailing. negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقصير] kısaltma. 2.kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sins. negligences. fate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقصيرات] kusurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime committed by imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKSİT) (i. A. «kist» tan mas.) (c. tekaasit). Ödenecek paranın her dilimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hire-purchase. instalment. installment. hire purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instalment. installment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instal lment. payment. instal l ment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقسيط] borç parçası, taksit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a sum due payable on the installment plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmanları sınıflandırma bilimi ( Taxonomy )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar , beat , clock , clock pulse , gating , measure , meter , rhythm , savoir faire , stroke , tact , time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır dövmeye mahsus yassı tokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kat’» dan mas.) (c. taktîAt). 1. Kesme, parça parça etme, parçalara bölme. 2. (edebiyat) Şiiri arûz tef’ilelerine ayırarak ve veznini iyice belirterek okuma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقطيع] kesme. 2.şiiri veznine göre parçalara ayırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tâbiye, usûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversionary. tactical. tactics. strategy. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactic. tactical. tactics. tactics tabiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactics. maneuver. strategem. tactic. tactical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy , tactic , tactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. taktîrât). 1. Damla damla akıtma, damlatma. 2. Inbikten çekme, damıtma: Deniz suyunu taktir etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطير] damıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Koydurmak, yapıştırtmak. 2. Kuşatmak, kuşandırmak, bağlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb attach. to fasten. to affix or pin sth to. to have sb hang sth on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Nalm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clog. sabot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clog. patten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reactionary fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Takır» kelimesinin belirttiği gürültünün daha ağırını taklid ve tasvir eder: Takur tukur, takur tukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vikaaye» den). Allah’tan korkup günahlardan çekinme, perhiz. Ehl-i takvâ = Aşırı, fakat samimî dindar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقوا] haramdan kaçınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah korkusuyla dinin yasak ettiği şeylerden çekinme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TAKVİM) (i. A.) (c. tekavîm). 1. Doğrultma, düzeltme, yoluna koyma, tertip, düzen. 2. Ülkeleri veya yıldızları yerleri ile belirten kitap veya cetvel. 3. Her seneye mahsus olarak düzenlenen ve yılın günlerini gösteren yıllık (İslâm Aleminden Avrupa’ya geçmiştir), mec. Eski takvim, köhne takvim, geçen senenin takvimi = İşe yaramaz şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calendar. almanac. date block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calendar. almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calendar. almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvvet» ten masdar). 1. Kuvvetlendirme, kuvvet verme, kuvvetini artırma: İki tabur daha göndererek filân mevkideki askeri takviye etmeli. 2. Tasdik etme: Sözünüzü takviye için bir misal getireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement. support. backing. strengthening. consolidation. fortification. fortifier. recruitment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement. strengthening. ramification. stiffening. fortification. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقویه] kuvvetlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kuvvetlendirilmek, desteklenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kuvvetlendirmek, desteklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقویت] kuvvetlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Takviye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Takke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kayd» dan masdar) (c. takyîdât). 1. Kayıt ve şartla bağlama, şart koyma. 2. Göz-kulak olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen boş. (bk.) Tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be harassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca ile oynayan eski Türk raks takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca’lardan yapılmış Türk dans süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «akd» den) (c. tâkîdât). t. Düğümleme, düğüm bağlama. 2. Mânâyı karıştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Alacaklının borçluyu sıkıştırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upside down. head over heels. on one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head foremost. head over heels. upside- down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. potholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser set. toilet set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-took,-taken) üzerine almak, yüklenmek, deruhde etmek; taahhüt etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müteahhit, üstenci; bir işe girişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cenaze işleri görevlisi, ölü kaldırıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el atma, girişme; girişilen iş; cenaze işi; taahhüt, teşebbüs, üzerine alma, deruhde etme; vaat, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış anlaşılmaz, açık. unmistakably z. şüphe götürmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırma, yükseltme; kazandan bacaya giden boru; mad. hava bacası. quick on the uptake k.dili. hazırcevap, kavrayışlı, uyanık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقتاکه] –diği zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. eskiden bazı yerlerde kontluk bölgesinin bir bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Foreign Company)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dışarıda yerleşik kişilerden ilgili ülke mevzuatına göre yabancı sermaye piyasası araçlarını çıkaran ortaklıklar ile yatırım ortaklıklarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lordolatry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulation. blandishment. blarney. cheap flattery. flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dalkavukluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to toady to. to fawn on over. to lickspittle. bow and scrape. to stoop to conquer. cringe. curry favour. fawn on sb. flatter. grovel. toady. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. berth. den. doss. flop. haunt. hotbed. kip. mattress. recess. sack. bearings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. bedding. berth. bunk. den. sack. couch. lair. anchorage. riverbed. stratum. ore bed. deposit. bearing. den. mattress. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedstead. course. channel. seam. vein. lode. placer. den. lair. bearing. receiver of stolen goods. bearing lining. bush. bushing. dump. friction / journal / guide / sliding / thrust bearing. plateau. bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedchamber. bedroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedclothes. bedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedroom suite or set of bedsheets and pillowcases (for one b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dorm. dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. dorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek boşlukları arasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharynx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rachen. schlund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Maksada ulaşma, muvaffakkıyyet. 2. Düşmanı yenme, Ar. galebe, galibiyet, nusret, feth.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumphal. conquest. triumph. victory. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumph. victory. triumpha name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triumph. victory. success. winning. conquest. palm. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظفر] üstünlük kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) l. Amaca ulaşma, basan. 2.Düşmanı yenme, üstün gelme, utku. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Zafer bulan, üstün gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظفریاب] üstünlük kazanan, muzaffer olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üstünlük kazanmak, muzaffer olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by