Taka Maka ne demek? | Taka Maka anlamı nedir? | Taka Maka

Taka Maka anlamı nedir?

Taka Maka ne demek?

Taka Maka anlamı nedir?

Taka Maka | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: taka maka

Türkçe Sözlük

(i.). Amerikan zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احمقانه] ahmakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek makam = yer), yeri yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی مقام] yüksek makamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artıp geriye kalan. 2. Eski çağlardan beri görenekle sürüp gelen inanış, alışkanlık v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyden artıp kalmak. 2. Çağdaşları öldüğü veya yok olduğu halde kendi hayatta veya var olarak kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kabağın çardağa alınan uzun bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A). Türk musikisinde bir tam dörtlü ile bir tam beşlinin birleşerek teşekkül ettirdiği makamlar. Hepsi 13 tanedir: Çârgâh, BÜselik, Kürdi, Rast, Uşşak, Hüseynî, Nevâ, Hicâz, Hümâyûn, Uzzâl, Zengûle, Karcıgâr ve SÜznâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Gazete ve dergilerin baş tarafına konan önemli makale, başyazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editorial. leading article. feature article. shirttail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotype. conventional. cliche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Durağı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide geçki sırasında asıl makam ki, gidilen makamın zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Musikide geçki sırasında, geçki yapılan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. musiki). Asıl durağından başka .bir perdeye nakledilmiş, şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmaklık, budalalık: Hamâkat etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حماقت] ahmaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطاکار] hatalı, hata yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قائم مقام] kaymakam. 2.yerine geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter disorder. in complete confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Book-entry Settlement)

Üyelerin, takasa olan para borçları ile takastan olan para alacaklarının hesaben ödenmesi ile menkul kıymet borçları ile menkul kıymet alacaklarının hesaben teslimidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). (A. kaim = duran, makam = yer). 1. Birinin yerine geçen, yerini tutan, vekil, nâib: Yerine bir kaymakam bırakıp gitti. 2. Bir kazâ (ilçe) idare eden mülkiye memuru: Kazâ kaymakamı, kaymakam tayin edildi. 3. Eskiden yarbay rütbesinin adı. bk. Yarbay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head official of a district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official charged with governing a provincial district. lieutenant colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor. 2. Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor. 3. Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor. 4. Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank / duties of a kaimakam. administrative district within a province. building housing a kaimakam's office. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کماکان] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقابر] mezarlar, kabirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل] önceki, önü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuûd» dan im.). 1. Oturulacak yer. 2. Oturak yeri, geri, kıç, Fars. dübür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.). Kırık taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macadam. macadamized road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den) (zooloji). Orta boy bir şebek cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kavi» den masdar). Söyleme, söyleyiş, söz, kelâm: Her şey için bir makal vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقال] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Söz, lakırdı. Söyleme, söyleyiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A. «kavi» den) (c. makalât). Bir madde hakkında söylenilen veya yazılan şey, söz, nutuk, bend, bahis: Musiki hakkında uzun bir makale yazdı. Gazetelerdeki makaleleri ona büyük ün kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. column. story. writing. write-up. contribution. paragraph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. contribution. feature. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article in a newspaper. article. contribution. story. write up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (musiki). Musikide belirtilmiş ses dizi veya dizilerinden meydana gelen ve tam bir hususiyet gösteren sistem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im.). 1. Durulan yer, durak, mekân, mahal: Orası sizin makamınızdır; siz makamınıza geçin. 2. Ar. mansıp, mesnet, büyük görev: Makam-ı sadâret-i uzmâ; makama hitaben yazılmış bir dilekçe. 3. Bir velinin veya bir büyük zâtın gömüldüğü veya gömülmediği halde nâmına yapılmış türbe, ziyaret yeri: İstanbul’da birçok türbe ve makamlar vardır. Kaalm-nakaam. (bk.) Kaymakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place. office. quarter. station. chair. strain. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music. station. post. office. mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. office. position. post. chair. competent office. mode. music. opposite number. portfolio. prefecture. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقام] yer. 2.kat, huzur. 3.musikî makamı

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (aslında «makame» nin cem’i ise de dilimizde «makam» ın cem’i gibi de kullanılır). Makamât-ı »liyyeye başvurmak; makamât-ı mübâreke; musiki makamatı; makamât-ı Harîrî. (bk.) Makam, makame.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقامات] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im. mü.) (c. makamât). 1. Meclis, cemiyet. 2. Bir meclis ve toplulukta söylenen nutuk. 3. Nutuk şeklinde ve her biri ayrıca bir bahse ait makalelerin her biri: Harirî’nin sekizinci mekamesi; makamât-ı Hartrt; makamat meydanı (bu isimde Arapça’da birçok kitaplar vardır ki, sahiplerinin isimleriyle tanınır). 4. Tasavvufta yüksek mevki. Sâhib-i makamât = Yüksek mevkie erişmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahenkli, ölçülü: Makemlı bir sesle, güzel makamlı bir şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (muhtemelen Arapça’ dan). 1. Tahta veya demirden mekik şeklinde bir yuvanın içinde mil üzerinde dönen zıvana ki, üstünden geçirilen ipin hareketini kolaylaştırmak için kullanılır: Kuyu makarası; bir dilli, iki dilli makara. 2. Tahtadan iki ucu çıkıntılı ufak zıvana kl, üzerine iplik, sırma vesaire sarılır: İplik makarası; bir makara beyaz tire. mec. Makara gibi = Geveze, çok konuşan. Makaraları koyuvermek = Gülmeyi zaptedemeyip kahkahayı koyuvermek. Makara çekmek = (kuş) Bir nefeste uzun nağme çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. bobbin. spool. pulley. block. sheave. hasp. quill. roller. truckle. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbin. pulley. reel. spool. block. drum. barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reel. spool. block. bobbin. pulley. drum. barrel of windless. winch. roller. trundle. hasp. coil. caster. whip. cylindrical. muffle. fairleader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dragon demon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sanskrit 'The Crocodile ' In Europe the same as Capricorn the tenth sign of the Zodiac Esoterically, a mystic class of devas With the Hindus, the vehicle of Varuna, the water-god '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makarası olan. Makaralı kuş = Makara çeken kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. macaroni). Hamurdan çeşitli şekillerde dökülmüş ve pilâv gibi pişirilen bir yiyecek. Düdük makarnası = İçi boş makarna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasta. macaroni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macaroni. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macaroni. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makarna yapan veya makarnayı çok yiyen (bazen alay maksadıyla İtalyanler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karâr» dan im.). 1. Yer edinilen, durulan yer, karar-gâh. 2. Oturulan yer, ikamet yeri, mesken: O orman vahşî hayvanların makamdır; yezlık ve kışlık makarrı ayrıdır. 3. Merkez, kürsü, başkent: Fransa’nın makarr-ı hükümeti Paris’tir; Semerkand, Timur’un makarrı idi; makarr-ı saltanat; makarr-ı hükümet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقر] başkent. 2.merkez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «mıkass» tan). 1. Kâğıt, bez ve saç gibi yumuşak şeyleri kesmeye mahsus, ortadan bağlı iki parçadan ibaret Alet; kâğıt makası, tırnak makası. 2. Makas şeklinde çatışmış eğaç vesaire: Çatı makası. 3. İkiye bölünen şey, çatal, çatallama: Kemer mokası; demiryolu makası. 4. Asma olmayan arabanın yayı: Arabanın makası kırıldı. 5. (denizcilik) Gemi direği gibi ağır şeyleri kaldırmaya mahsus hareketli İki büyük seren ki, istenilen yere dikilir. Makas bendi = Bir çeşit pehlivan hilesi. Çifte, çatal. Makas gülle = Bir zincirin iki ucunda bulunan çifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. a pair of scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. spring. truss. clippers. clipper. shears. points. switches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. truss. shears. switch. spring a pinch on one's cheek. roof truss. crosstie. turnout shears. cropper. trimmer. point. bent. roofing. trussing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryollarında makasları açıp kapayan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). Terzi kalfası, büyük terzihanelerde elbiseyi biçen uste, makasçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاصد] maksatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaprazlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting with scissors. shear. shearing. scissors kick. diagonally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. scissors kick. blue pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Orta ve işaret parmakları arasına alıp sıkıştırmak. 2. Kesmek, makas vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makası olan. Makaslı böcek = Kınkanatlılardan makasları iri bir böcek (Lat. lucanius).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttocks. rump. anus. fundament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maksad). Maksatlar, (bk.) Maksat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maktâ). Maktâlar. (bk.) Maktâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maktel). Makteller, ölüm yerleri. (bk.) Maktel.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Central Settlement)

Borsa’da gerçekleşen tüm işlemlerin takasının yine Borsa’da sonuçlandırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. menâtık). 1. Kuşak, kemer, bölge. 2. (astronomi) Semada on iki burcun sıralandıkları daire, (denizcilik) Mıntaka-I söküne» = Büyük Okyanus’ta ekvator yakınlarında rüzgârsız bölge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منطقه] bölge, mıntıka. 2.iklim kuşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) musiki). Türk musikisinde basit makam hususiyeti taşımayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kararı dan im.) (aslı müstakırr). Yerleşilen ve karar kılınan yer, durulan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «betaka» dan galat). Kıymet ve fiyatı belirtmek üzere eşya ve kumaşlara iliştirilen pusula, yafta, Fr. etiquette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekiz «portugal» İsminden). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi, Ar. nârenc. Çin portakalı = Mandalina. Kan portakalı = İçi kırmızı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium var): Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Kullanıldığı yerler: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal renginde (turuncu demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Göçürülmüş, transpoze edilmiş makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki, üç kişi ile yönetilen küçük yelkenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir çeşit kumaş topu: Sopalı taka, bir taka şal (som sırmalısına «altınoluk» denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Bangladesh; equal to 100 paisas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small. single-masted boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Bangladesh; equal to 100 paisas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerikan zamkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabûl» den). 1. Kabûl etme, alma. 2. Benimseme. 3. Üstüne alma. 4. Öpülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan mas.). 1. Toplanıp çekilme, büzülme. 2. (tıp) Kabız olma (ikinci mânâ ile «inkıbaz» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقبل] kabul etme. 2.benimseyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A ). Mukaddes olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıdem» den). 1. Önce gelme. 2. ileri geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence. precedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübarek, mukaddes kılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدم] öncelik. 2.öne geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öne geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den masdar). (c. takallübât). 1. Dönme, bir yandan bir yana çevrilme, alt üst olma. 2. Değişme, başka kalıba girme, (c.) Değişiklikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kald» den masdar). 1. Gerdanlık gibi boyuna sarma, asma, takınma, kuşanma. Takallüd-i seyf = Kılıç kuşanma, takınma. 2. Üstüne alma, deruhte etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kulus» tan masdar). (c. takallüsât). (tıp) Bir organın çekilip toplanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقلص] kasılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kasılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan). Yaklaşma, yanaşma, vakti yakın olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approaching. drawing near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karâr» dan). 1. Yerleşme, bir yerde karar ve sebat bulma. 2. Kararlaşma, kararı verilme: Ne günü hareket edeceğimiz daha takarrür etmedi. 3. (tıb) Hastalığın, vücudun bir yerinde sınırlanması, Fr. ‘localisation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established. being established. being decided. being fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقرب] yaklaşma, yakınlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaklaşmak, yakınlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقرر] karar kılma. 2.yerleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.karar kılmak. 2.kararlaştırılmak. 3.yerleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kass» dan). Ödeşme, hesaplaşma, alacak verecek kalmama, sayışma: Takas olduk. Takas tokuş etmek = Alacağını vereceğine hesap etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interchange. exchange. swop. swap. clearing. barter. dicker. truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. interchange. swap. clearing. exchange. clearing kliring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. clearing. exchange. exchange. settling with each other. clearance. compensation. clearing ratio. swap. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Settlement)

Borsa’da gerçekleştirilen işlemler sonucunda oluşan borç ve alacakların karşılıklı olarak tasfiye edilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaşş» tan masdar) (tıp). Tükürme, balgam çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kasr» dan mas.). Kusur etme, bir iş görmeye gücü varken görmeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Arapça terkiplerde: tâka). Güç, zor, kuvvet, kudret, iktidar: Bunu yapmaya tâkatim yoktur, bende tâkat kalmadı. Tâkat götürmek = Kuvvet yetmek, muktedir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. energy güç. hal. derman. power. capacity. potency. energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. strength. fund of strenght. energy. force. capacity. might. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاقت] dayanma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güç, kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâkat = güç, Fars. fersûden = eskitmek). Tâkati eskitip çürüten, tâkat götürülemez, dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati, gücü eriten, yakan mahveden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati tüketen, tâkat kıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طاقت فرسا] takat tüketici, dayanılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tâkat, kuvvet ve iktidarı olmayan, zayıf, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. feeble. prostrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iktidarsızlık, kuvvetsizlik, zaaf, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطر] damlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kat» dan mas.). Birbirini kesme, birbirinin üstünden geçme: İki demiryolu hattı tekatû ediyor (Ar.’da birbirinden kesilip ayrılmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürültü, velvele. 2. Vaktiyle çubukları silmek için odanın ortasına konulan tahtadan veya madenden geniş ve ortası tokmaklı tabla. 3. (matbaacılık) Sahifeler makineye «konmak üzere sıkıştırıldığında harfleri vurarak düzeltmeye mahsus takoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. tumult. commotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «katr»dan). Damla damla akma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). At nalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nalbant.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاویم] takvimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı. A. «kuvvet» ten). Kuvvetlenme, kuvvet kazanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takayyüdât). 1. Bağlanma, bağlı olma. 2. Çalışma, çabalama, iş edinip uğraşma, üstüne düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir), (tıp) İrinlenme, irin peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving careful attention to. attentiveness. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقيد] bağlanma. 2.özen gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKAZA) (i. A ). I. Borcunu ödemesi için borçluyu sıkıştırma, tazyik. 2. Serzeniş: Benimle takaza etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Gökkuşağı (kavs-i kuzah) şeklini gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hırs ve tamâ eden, açgözlü, doymaz. 2. Mal ve parayı çok seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAMAHKARLIK) (i.) 1. Açgözlülük, hırs, doymazlık. 2. Mal ve parayı çok sevme, hasislik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Alacaklının borçluyu sıkıştırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış anlaşılmaz, açık. unmistakably z. şüphe götürmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Bir makama nisbetle, dizi bakımından, yakın ve benzer olmayan makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by