Takat-güdaz ne demek? | Takat-güdaz anlamı nedir? | Takat-güdaz

Takat-güdaz anlamı nedir?

Takat-güdaz ne demek?

Takat-güdaz anlamı nedir?

Takat-güdaz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: takat gudaz

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati, gücü eriten, yakan mahveden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can eritici, can yakan, acıma uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, güdâhten = eritmek). Yüreği eriten, yüreğin dayanamayacağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (güdâhten’den imas. olup, sıfat terkiplerinde bulunur). 1. Eriten, Osm. izâbe eden. 2. Yakan, Fars. sûzân: Dil-güdâz = Yürek yakan. 3. Bırakmayan, imha eden: Tâkat-güdâz — Takat bırakmayan, takat getirilemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yanma, Fars. sûziş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yanma, yakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tahammül = dayanma, Fars. güdâhten = eritmek). Sabır ve tahammülü mahveden, sabır ve tahammüle yer bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Arapça terkiplerde: tâka). Güç, zor, kuvvet, kudret, iktidar: Bunu yapmaya tâkatim yoktur, bende tâkat kalmadı. Tâkat götürmek = Kuvvet yetmek, muktedir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. energy güç. hal. derman. power. capacity. potency. energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. strength. fund of strenght. energy. force. capacity. might. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاقت] dayanma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güç, kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tâkat = güç, Fars. fersûden = eskitmek). Tâkati eskitip çürüten, tâkat götürülemez, dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati, gücü eriten, yakan mahveden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati tüketen, tâkat kıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طاقت فرسا] takat tüketici, dayanılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tâkat, kuvvet ve iktidarı olmayan, zayıf, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. feeble. prostrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iktidarsızlık, kuvvetsizlik, zaaf, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقطر] damlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kat» dan mas.). Birbirini kesme, birbirinin üstünden geçme: İki demiryolu hattı tekatû ediyor (Ar.’da birbirinden kesilip ayrılmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gürültü, velvele. 2. Vaktiyle çubukları silmek için odanın ortasına konulan tahtadan veya madenden geniş ve ortası tokmaklı tabla. 3. (matbaacılık) Sahifeler makineye «konmak üzere sıkıştırıldığında harfleri vurarak düzeltmeye mahsus takoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noise. tumult. commotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «katr»dan). Damla damla akma.

Türkçe Sözlük by