Taki ne demek? | Taki anlamı nedir? | Taki

Taki anlamı nedir?

Taki ne demek?

Taki anlamı nedir?

Taki | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: taki

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. takıyye). 1. Günahtan, haramdan kaçınan, dinine bağlı. 2. On iki imamdan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jewelery. ornament. affix. ending. formative. garniture. ornamentation. particle. postposition. trappings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colours. jewel. particle. wedding present. suffix. case ending. gift of jewelry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece of jewellery pinned or otherwise attached to a girl at her engagement. suffix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir takımın içinde bulunan ikinci derecedeki takım.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir.

Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için buz küpçükleri bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan buzlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Buzun erimesi için sadece sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların sık sık kayma nedenleri de budur. Buzulun muazzam ağırlığının yarattığı basınç en alt tabakaların erimesine, orada kaygan bir su tabakası oluşmasına neden olur.

Genellikle yemeklerde içkiye veya suya atılmak için bu küpçükler bir kap içersinde getirilir. Bir süre sonra bir tanesini almak istediğimizde, bir kaçı birbirlerine yapışmış olarak gelirler, bunları birbirlerinden ayırmak da hayli zor olur.

Bir kabın içinde veya bardakta bulunan bazlar üst üste yığıldıklarında her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktadaki çok küçük bir kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda bu iki buz küpçüğünün birbirine en yakın olduğu noktada tekrar donar, iki küpçük arasında sanki kaynak yapılmış gibi çok güçlü bir bağ oluşturur. Artık ikisi tek bir parça gibi olduklarından bu noktadan tekrar erimeleri de mümkün değildir.

Bir buz küpünü buzluktan doğrudan elimizle almaya kalkıştığımızda da elimize yapışır. Bu nedenle buzlukta suyu dondurmada kullanılan kapların çoğu plastiktir. Peki elimizi veya dilimizi bir buz parçasına veya çok soğuk bir metal yüzeye değdirince niçin yapışıp kalıyor?

Bunun nedeni parmaklarımızın ve dilimizin ucunda daima çok ince bir nem tabakasının olmasıdır. Bu tabaka çok soğuk bir cisimle temas ettiğinde anında donar. Örneğin çok soğuk, sıfırın altındaki bir sıcaklıkta bir bayrak direğine dilinizle dokunursanız, metaller çok iyi iletken olduklarından direk hemen üzerindeki ısıyı dilin üzerindeki nem tabakasına yansıtır, dilin üzerindeki bu nem tabakasının donmasına sebep olur. Artık direk ile dilin arasında her iki yüzeye de yapışmış buzdan bir bağ vardır.

Sonuç olarak çok soğuk havalarda dilinizle metal yüzeylere dokunmayın. Belki dilinizi çekerek kurtarabilirsiniz ama bir daha ömür boyu yediklerinizden tat alamazsınız.

Elmas gibi değerli bir taş cam kesmede nasıl kullanılıyor?

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en serti olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da cam kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkla grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistör telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince isçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. a certain number of. certain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain number of. certain. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea-things. tea set. tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (mü. istlntâkıyye) (hukuk). İstintâka ait: Evrâk-ı istintâkıyye = Sorgu evrâkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Köçekçe oynayan köçeklerin meydana getirdikleri topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde köçekçe’lerden meydana gelen köçek süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Suriye'de Lâzkiye limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.«nakl»den if.) (mü. müntakıle). 1. İntikal eden, geçen, kalan, miras kalmış: Babasından müntakil miras. 2. mec. Ölü, Ölmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «tnakm» dan if.) (mü. müntakıme). intikam alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıllet» ten if.) (mü. müstakille). 1. Kendi başına, başlıbaşına, bir yere bağlı ve tâbî olmayan. 2. Ayrıca, kendi kendine: Aradaki kapı kapanırsa bu daire müstakil bir ev olur. 3. (Türkçe) Bilhassa, ancak: Bunu müstakil (sırf) beni kızdırmak için yapıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-contained. separate. private.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independent bağımsız. detached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. independent. autonomous. self-governing. detached. self-contained. individual. free. sovereign. integral. freestanding. motor home. substantive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendi başına olarak, bir yere tâbî ve bağlı olmaksızın. 2. Ancak, bilhassa: Müstakillen sizi görmeye geldim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kıyâm» dan if.) (mü. müstakıyme). 1. Doğru, düz: Hatt-ı müstakim. 2. mec. İffetli, namuslu, hilesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقيم] doğru, düz, dosdoğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müstakar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. «vaky, vikaye» den if.) (mü. müttakıyye). Günah ve haramdan sakınan, dindar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İttika eden, sakınan, çekinen. Allah’tan korkan, abid, zahid. - Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتقم] intikam alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقل] bağımsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقلا] bağımsız olarak, ayrıca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özenen, dikkat sarfeden; zahmet çektiren; i. özenme, itina etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط مستقيم] doğru yol. 2.sırat köprüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tableware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. the dishes. flatware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TA’KİBAT) (ka ile) (i. A. c.) (m. tâkıyb). Kovuşturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution kovuşturma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proceedings. legal action. prosecution of a case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsequent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعقيبا] takip ederek, izleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tachygraphe

fiz. hızölçer

Motorlu araçlarda hız ölçüm aygıtı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmen deliğine tane veren tahtadan oynak bir Alet ki, daima gürültü eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affixed. attached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attached to. fastened to. affixed to. pinned to. stuck on. hung up on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takılmak işi. (bk.) Takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Takılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lark. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banter. chaff. leg pulling. leg pull. persiflage. tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Asılmak, bağlı olmak: Bu balta nereye takılır. 2. Konulmak, asılmak: Yüzük bu parmağa takılmaz. 3. İlişip kalmak, gecikmek: O işe takıldı kaldı. 4. Eğlenmek, eğlence yoluyla alay etmek: Herkese takılmayı çok sever S. Yapışıp ayrılmamak, arkası sıra gitmek: O da bize takıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. guy. haunt. impose oneself on. jam. jam in. jolly. josh. lark. lark about. lark around. lock. lock on. rally. rib. rot. snag. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a person. to annoy with ridicule. to deride. banter. to be attached. to be fastened. to get caught. to catch. to banter. to chaff. to josh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fastened to. to be attached to. to be affixed to. to be put on. to be pinned to. to be hung on. to tease. to kid plat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birlikte kullanılıp hepsi beraber bir düzen teşkil eden ve ancak birlikte kullanılırsa işe yarayabilen şeyler, malzeme: Bahçıvan takımı, çay takımı, yatak takımı, at takımı, yolcu takımı. 2. Hepsi birlikte bir iş görenler, avene, kumpanya: Ortaoyunu takımı. 3. Zümre, sınıf, topluluk, cemaat: Takım takım geldiler. 4. Mikdar, kısım, bölük, bazı: Birtakım adamlar, birtakım eşya, birtakım sözler. 5. Takılacak şey, süs için takılan mücevher vesaire: Bu kadının mükemmel takımı vardır. 6. Kehribar vesaireden ağızlık: Bu takım pek güzel. 7.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Verimsiz kılma ve neticesiz bırakma. 2. (tıp) Mikroplardan temizleme, Fr. sterilisation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe. ensemble. parcel. platoon. pool. range. togs. troop. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. battery. gang. kit. layout. platoon. set. suite. tackle. team. train. group. new. troop. band or bunch of people. set of things. team. unit. crew. series. party. tool. fixture. system. implement. assembly. instrument. aggregate. device. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archipelago. group of chain of islands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Birbirine yakın birkaç adanın bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökte birbirine göre olan durumları aynı kalan yıldızlar topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. hang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alma, alış; s. cazip, sevimli; sari, bulaşıcı. the takings ele geçen para. takingly z. alıcı tavırla; hoşa gidecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi üstüne takmak veya asmak, kendi bedenine asmak, kuşanmak: Yüzük, nişan takınmak. 2. Kendine yakıştırmak, kendine münasip görmek, edinmek: Azamet takınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assume. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ilişik bulunan şey

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. affair. small debt. condition. subject which a student has flunked. hang-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thing that is connected with or related to sth else. outstanding debt / obligation. relationship. relations. dealing with sb. piece of jewelry. subject which a student has flunked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person having outstanding debt. student who has flunked a subject. obsessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKIYB) (ka ile) (i. A.) (c. tâkıybât). 1. Arkası sıra gitme veya gelme. 2. Kovalama, arkasına düşme. 3. Arkasını bırakmayarak devam etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuit. tracing. chase. chasing. follow-up. hunting. prosecution. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. pursuance. pursuit. prosecution. follow-up. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. trailing. succeeding. watching closely. legal proceedings. prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to follow. to pursue. excuss. heel. hound. prosecute. recover. to keep tab on. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower. tracker. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persecutor. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not being pursued. lack of grounds for legal action. dismissal of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial decision to abate an action or quash a charge or indictment. decree whereby the indictment is quashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). 1. Atın ayaklarıyla, çekiç vesairenin gürültüsü gibi kuru bir sesi taklit ve tasvir ederek çok defa art arda kullanılır: Takır takır bir at geçtiğini işittim. Takır-tukur da denilir: Sabahleyin ustaların takır-tukur işlediklerini işittik. 2. Takır takır ses çıkaracak şekilde boş. Bu mânâ ile ekseriya «tam» mübalâğa edâtı ile beraber kullanılır: Bizim kiler tam-takır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Takırtı etmek, kuru ve sert gürültü çıkarmak: Ortalık donmuş olduğundan hayvanların ayakları çok takırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Kuru ve sert bir ses çıkartmak, gürültü ettirmek: Ayaklarını takırdatarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle. to clatter. to bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvan ayaklarının çıkardığı gürültü gibi kuru ve sert ses: Takırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. clack. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chatter. clatter. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle. bang. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takıp takıştırmak, uygun şekilde asmak: Mücevheratını takıp takıştırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Takke.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقيه] gizleme. 2.sakınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاقيه] takke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.mezhebini gizlemek. 2.amacını gizlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinde muttaki, Allah’tan hakkıyla korkan kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen boş. (bk.) Tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca ile oynayan eski Türk raks takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca’lardan yapılmış Türk dans süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «akd» den) (c. tâkîdât). t. Düğümleme, düğüm bağlama. 2. Mânâyı karıştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser set. toilet set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el atma, girişme; girişilen iş; cenaze işi; taahhüt, teşebbüs, üzerine alma, deruhde etme; vaat, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقتاکه] –diği zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedclothes. bedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedroom suite or set of bedsheets and pillowcases (for one b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by