Taksirli Suç ne demek? | Taksirli Suç anlamı nedir? | Taksirli Suç

Taksirli Suç anlamı nedir?

Taksirli Suç ne demek?

Taksirli Suç anlamı nedir?

Taksirli Suç | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: taksirli suc

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime committed by imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictable offence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin baş tarafı. 2. (Astronomi) yeryüzündeki bir noktada şakul doğrultusunda olan üst yön, semtürre’s Başucu uzaklığı = Bakılan yıldızdan bakan göze gelen ışın çizgisi ile o yerdeki çekül çizgisi arasında meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zenith. head. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head end. bedside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break of discipline. disciplinary offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanımeli, bot. Lonicera caprifolium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Koşan, yarışan. 2. Çok İyi koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. liposuction

yağ aldırma

Vücuda şekil vermek amacıyla fazla yağların belli yöntemlerle alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesc» den imef.) (mü. mensûce). Dokunmuş, nescolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منسوج] dokunmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Nescolunmuş, dokunmuş şeyler, dokumalar, kumaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile goods. dry goods. soft goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textiles. hosiery. textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منسوجات] dokumalar. 2.dokuma sektörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eşsiz kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) nonesuch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan Sphyrapicrus cinsinden ağaçkakan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gofre kumaş, çizgili ve üstü pürtüklü ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).l. Kabahat, hata: Benim ne suçum var? 2. (hukuk) Kanunun yasakladığı fiil. 3. Günah: Suç etmek. Suç almak = Suçlamak, iftira etmek. Suçlan geçmek = Affetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fault. offence. offense. guilt. crime. sin. wrong. blame. caper. criminality. culpability. delict. delinquency. error. felony. irregularity. job. misdeed. misdemeanor. misdemeanour. rap. transgression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. crime. fault. offence. sin. wrongdoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. guilt. offence. offense. criminal offence. abuse. caper. crimen. criminality. debt. delict. fault. infraction. misdeed. misdoing. criminal offense. public offence. sin. tortious act. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abettor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abettor. accessory. accomplice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplice. associate in crime. associate in guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) şecâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun düzgün boy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cesaretli, cesur, yiğit. 2.Aslan ve yengeç arasında yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâcid). Secde edenler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (çoğ., -s, -nea) vekil; bedel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başarmak, muvaffak olmak, becermek; izlemek, takip etmek; halefi olmak; halef selef olmak, yerine geçmek veya oturmak; vâris olmak; tahta vâris olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başarı, muvaffakiyet; başarılı şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, muvaffakıyetli. successfully z. başarıyla, muvaffakıyetle. successfulness i. başarılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ardıllık; silsile, dizi, sıra; birbiri arkasından gelen şeyler; vekâlet, yerine geçme; yerine geçme hakkı döl döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ardıl, birbirini ileyen, müteakıp, silsile halindeki. successively z. sıra ile, birbiri arkasından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. halef, ardıl, vâris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az ve öz, muhtasar, kısa; biyol. ipek iplik ile çevrilip tutulmuş. succinctly z. kısaca. succinctness i. az ve öz olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kim. kehribar asidi, suksin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yardım etmek, imdadına yetişmek, sıkıntıdan kurtarmak; i. yardım, imdat; imdada yetişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hindiba, bot. Cichorium intybus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fasulye ve mısır haşlaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Sukkoth.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -bi, -buses) ifrit, şeytan; mit. geceleyin kadın şeklinde erkeklerin rüyasına girip onlarla cinsel münasebette bulunan dişi şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü; bot. etlenmiş, körpe ve sulu; dolgun, yararlı fikirlerle dolu. succulence, -cy i. körpe ve sulu olma, özlülük. succulently z. sulu sulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilmek, mağlup olmak, dayanamamak; ölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiddetle sarsmak; tıb. göğsünde su olup olmadığını anlamak için sarsmak. succussion, succussation i., tıb. sarsma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). (bk.) Şüc’An.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağaçcık, nihal.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bunun gibi, böyle, şöyle, öyle. such and such filan. such a one filan kimse; öyle biri ki. such as gibi, meselâ, örneğin. such as it is her nasılsa, kötü veya değersiz olmakla beraber. as such böyle olmak sıfatıyla, bu sıfatla, haddi zatında; sadec

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zam. benzeri, bunun gibi; zam. böylesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Çiçeği andıran, fakat pek hafif olan bir çocuk hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox. varicella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. emmek, massetmek; içine çekmek, soğurmak; sorumak; içmek, çekmek, almak; emer gibi içine çekmek; (argo) yetmemek, eksik gelmek; i. emme, emiş, mas; emilen şey; yudum, içim; ana sütü; anafor. give suck emzirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. emen şey veya kimse; meme emen çocuk veya hayvan; sazana benzer tatlı su balığı; zool. emici uzuv; tulumba pistonu; emici boru; kökten ayrılarak kendi başına büyüyen fidan, piç; A.B.D., (argo) enayi kimse; emilerek yenen çubuklu şeker; f. piçle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emzirmek, meme vermek; meme emmek. suckling i. memede olan çocuk veya hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. charge. accusing. blaming. blame. arraignment. censure. complaint. condemnation. crimination. denunciation. excoriation. impeachment. incrimination. inculpation. indictment. plaint. rap. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. implication. indictment. reproach. charge. indictment itham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. accusing. censure. charge. denunciation. impeachment. imputation. incriminating. incrimination. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suç yüklemek. Osm. ithâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put in the dock. accuse. charge smb. with smth. charge. blame. put the blame on smb. bring an accusation against smb. arraign. censure. condemn. criminate. excoriate. impeach. impute. incriminate. inculpate. indict. reproach. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. blame. charge. impeach. incriminate. indict. plead. reprehend. to accuse. to indict. to blame. to charge sb itham etmek. lay the blame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accuse sb. to accuse sb of an offence / crime. to charge sb. to indict sb for sth. accuse. allege. blame. bring about an accusation. bring a charge. complain. criminate. denounce. impeach. incriminate. inculpate. indict. reprehend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ithâm edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accused. to be accused of. to be charged with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabahatli. 2. Günahkâr. Suçlu durmak = Suçlu gibi mahcub durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilty. culpable. delinquent. offender. criminal. culprit. con. convict. delinquent. evil-doer. felon. malefactor. misdemeanant. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. culprit. delinquent. guilty. offender. villain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal. felon. guilty. offender. criminal person. criminal offender. culpable. culprit. delinquent. lag. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt. criminality. delinquency. culpability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. quiltiness. guiltiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guiltiness. guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sucre, Bolivya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sakaroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsiz, mâsüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not guilty. innocent. guiltless. blameless. harmless. clean-handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blameless. clear. innocent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocent. not guilty. blameless. clean handed. guiltless. in the clear. unimpeachable. unsuspecting. white handed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabahatsizlik, Osm. bîgünahsızlık, mâsumluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blamelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innocence. white hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emme. suction pump adi tulumba, emme basma tulumba. suction stroke emme devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. emerek beslenen veya yapışan, emici veya yapışıcı uzvu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waterman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water seller. water-bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water seller. water- bearer. water carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Namazda veya saygı gösterisi olarak yere yüz sürme, yere kapanma, secde etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Islatıp döğerek yapılan bazı şeyler, temizlenip kurutulmuş koyun veya inek barsak ve bunları içine doldurulmuş baharları kıymadan ibaret şey ki hem çiğ, hem de kızarmış ve pişmişi yenir: Ev sucuğu, Kayseri sucuğu. 2. Et sucuğu şeklinde şekerleme ki ipe dizilmiş ve şeker yahut pekmez şerbetine batırılmış badem, ceviz, fındık vesair içinden ibaret olur: Badem, ceviz sucuğu, (mec.): Sucuk olmak = Çok ıslanmak. Sucuğunu çıkarmak = Çok döğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bologna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sausage. garlic-flavored sausage. confection made of grape juice boiled and dried on strings of nuts. sausage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faggot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flagrante delicto. red-handed. in the very act. in the fact. flagrant offence. in delicto. in fault. red handed. with hands red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magistrates. police court. flagrante delicto court. summary court of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şecî). Şecîler, yiğitler, (bk.) Şecî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime committed by imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turşu kurup satan, turşucu dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of seller of pickles. pickleman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Turşucu İşi: Turşuculuk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalarıyla bir şeyi paylaşan, hissedar (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .başarısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by