Tal ne demek? | Tal anlamı nedir? | Tal

Tal anlamı nedir?

Tal ne demek?

Tal anlamı nedir?

Tal | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tal

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Çiçeklerin çoğalmasını sağlayan sarı toz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmaceutical abbreviation, of such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Martian second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tag Attribute Language TAL Wiki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Target Analyte List. nIII: village.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Former World Champion who defeated Botvinnik, but lost the rematch His fans idolized him and he was probably the most loved world champion in history He had a speculative attacking style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thick ascending limb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dale , vale , valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suçsuzluk hükmü, beraat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Altüst, karma karışık, allak bullak: Evde ne varsa alan talan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antalya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a port city in southwestern Turkey on the Gulf of Antalya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a port city in southwestern Turkey on the Gulf of Antalya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğumdan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gözlerin önünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yapraksız (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâsı gelişmemiş kimse. (bk.) Abdal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. stupid. silly. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. dumb. foolish. idiotic. bird-brained. fat-headed. feeble minded. half-witted. thickheaded. daft. dotty. fatuous. gaga. goofy. gormless. harebrained. inane. oafish. softy. tomfool. fool. dummy. idiot. birdbrain. booby. cr. ass. barmy. berk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. fool. simpleton. booby. clueless. dim. dope. empty- headed. fat head. gormless. lumpish. moon calf. soppy. a bit thick. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. stupidly. silly. foolish. idiotic. crazy. footling. half-baked. ill-considered. inept. foolishly. fatuously. fondly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asinine. crass. crazy. emptily. foolish. harebrained. ludicrous. nonsensical. puerile. rubbish. sappy. sloppy. stupid. vacuous. stupidly. foolishly. silly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. cloddish. cockeyed. half baked. jerky. vacuous. witless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zekâsını işletemez hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal olma hali veya aptalca iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock. crime. folly. foolery. idiocy. insanity. stupidity. foolishness. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidly. foolishness. imbecility. stupidity. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act like a fool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Pek iri, pek büyük cins ve nevinin icabından çok ziyade büyük dev, canavar. Fr. geant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Pek irilik; cins ve soy icabından çok ziyade iri olma (fr. geantisme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), işsizlik, boş durma, battal ve muattal olma: insana atâlet yakışmaz. (Tıp) atâlet-havâs: Duymamış, duygusuzluk (fr. dysesthösie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia. lethargy. laziness tembellik. unemployment işsizlik. inertia süredurum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia. idleness. inaction. lethargy. stagnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطالت] durgunluk. 2.tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata lıal ve sıfatı: Babalık, pederlik, Ar. ubııvvot.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk komutan. Osman Gazi’nin silah arkadaşı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Kara Ali’nin babası. Yıldırım Bayezid’le birlikte Timur’a esir düşen Timurtaş Paşa’nın dedesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balta ile (orman vesaire) kesmek: Bu ormanı hiç baltalamamışlar, bu ağacı baltalamalı. 2. Yıkmak, devirmek, harap etmek: Eski evi baltaladılar. 3. Kırıp geçirmek, berbat etmek. 4. Hacamat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. sabotage. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sabotage. to frustrate. to block. to strike with an axe. to hew down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoldan engelleri kesip defetmek için balta taşıyan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunmuş ve vergiden muaf küçük orman ve koruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İşsizlik, işlemezlik, battallık, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «batâlet» den imüb.). 1. Hükümsüz, hükümden sâkıt, boş: Battal evrak. 2. İşlemez, muattal: Battal bir değirmen. 3. Kolay kullanılamıyacak kadar büyük, hantal: Battal küp. (Bu mânâ Türkçe’ye mahsustur. Kahraman ve bahadır mânâsiyle dilimizde kullanılmaz). Bir işe müteallik hükümsüz evrak: Battalda hıfzetmek, saklamak, battal etmek, battal çekmek (yani üstüne battal kelimesini yazmak): Hükümsüz bırakmak, hükümsüz evraka katmak. Battal kâğıt = Son devir Osmanlı tarihinde 57 X 82 sm. eb’adında basılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large and clumsy. oversize. void. canceled. abrogatedto put out of service. make unusable. abrogated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over-size. useless. void. cancelled. abrogated. lapsed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بطال] yiğit. 2.köhnemiş. 3.hantal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cesur, kahraman. 2.Pek büyük. 3.İşe yaramaz, hantal. 4.İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans’a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out size. unusual size. outsize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. tabur, müfreze, kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kısrak. 2.Bayır, yokuş.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bina patlaması sesinden yavaşça nefes alışa dek BRAVIA setinizden gelen her sesi ‘parazitsiz’ saf bir netliğe kavuşturur. BBE® dijital ses sinyaline yapay hiçbir şey eklemez bunun yerine sesi orijinal her ayrıntıyı ve farkı verebilmek için sadık biçimde yeniden yapılandırır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki madenden meydana gelmiş; iki maden esasına dayanan para sistemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. iki taç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; ing. gazeteci. koşesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vahşi, yabani; hayvani; merhametsiz, insanlıktan uzak; kaba, nezaketsiz; makul olmayan, mantıksız. brutally z. vahşi bir şekilde. brutal'ity i. vahşilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanca veya gaddarca davranmak, böyle bir davranışa sebep olmak. brutaliza'tion i. vahşileştirme, vahşileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kantalup kavunu, üstünde dilim çizgileri olan çok lezzetli küçük bir kavun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). başşehir, başkent; büyük harf, majüskül; mal. sermaye, anamal, kapital; sütun başı; (s). sermayeye ait; belli başlı, baş, ana, önemli; mükemmel, kusursuz. make capital of kendi çıkarına kullanmak, istismar etmek. capital account sermaye hesabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sermaye miktarı; faiz vb. gelirleri sermayeye katma, kapitalizasyon; majüskül harf kullanma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sermayeye katmak, kapitalize etmek; büyük harf ile yazmak. capitalize on kendi menfaatine çevirmek, faydalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanistan'daki Parnas dağında bulunan ilham çeşmesi. Castalian (s) bu ceşmeyle ilgili, ilham verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İkiye ayrılmış dal vs. 2. İki dişli yaba vs. Aletler. İ. Yemek yemede kullanılan dört veya i]ç dişli maden Alet ki, kaşık ve bıçakla beraber bir takım teşkil eder: Çatal, bıçakla yemek yemek. 4. mec. İki şıklı, şüpheli, karışık, dolaşık: Çatal iş. 5. Çatlak bir borudan çıkar gibi boğuk ses. Çatal tırnak = Çatal tırnaklı hayvanların ikiye ayrılmış tırnağı, bakanak. Çatal tırnaklı (hayvan) = Geviş getirenlerden, bakanaklı. Çatal görmek = Uykudan kalkan adamın görmesi gibi karışık ve her şeyi iki görmek: Fazla içmiş, her şeyi çatal görüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. bifurcated. two-sided. difficult. fork. prong. clevis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fork. pitchfork. bifurcation. clow. gab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Y-branch. yoke. biforked. peg. toe. prong. swallow-tail. horn. split. slotted. double. grains forked. crotch. cutlery. plate basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). (bk.) Delta.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tlb). katalepsi, adalelerin donması ile irade ve hissin birdenbire kaybolması hastalığı. catalep'tic (s). katalepsi ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İkiye ayrılıp çatal olmak, dallanmak: Anadolu demiryolu Eskişehir’de çatallanıyor. 2. mec. Karışık, zor bir vaziyet almak: Şimdi iş çatallandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fork. furcate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bifurcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dichotomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çatallaşmak: İşler çatallaştı. (bk.) Çatallanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fork. to get complicated. to become cracked. bifurcate. bifurcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çatallandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatalı olan, ikiye, üçe bölünmüş: Yılanların dili çatallıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. spiny. furcate. pronged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forked. difficult. cracked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin ikiye ayrılıp çatal olması. Çatal olan şeyin hali, çatallanma. Ar. teşâ’ub: Yolun çatallığı. 2. mec. Kargaşalık. Ar. meşkûkiyyet, teşevvüş: Meselenin çatallığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tarlasında biten bir çeşit zararlı tane.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalog yapmak, kataloğunu hazırlamak; bir kitap hakkında bibliyografik veya teknik bilgi vermek; kitabı tanltmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalog, alfabe sırasına göre yapılmış eşya listesi. cataloger, catalogist (i). katalog şeklinde düzenleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katalpa ağacı, kurt yemez ağacı,(bot). Catalpa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kataliz. catalyt'ic (s). katalizle ilgili. catalyst (i). katalizör; başlatan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katalize etmek, katalizlemek, kolaylaştırmak. catalyzer (i). katalizör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). merkezcil, merkeze doğru giden, merkeze yaklaşan. centripetally (z). merkezcil olarak. centro- onek merkez, orta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğuştan olan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıtasal; (b.h). Avrupa kıtasına ait; (b.h)., (s)., (i). (Amerikan istiklâl Harbinde) ihtilâlcilere ait (asker, meclis, değersiz para). continental climate kara iklimi. Continental Congress (A.B.D). 1774 ile 1781 yılları arasmdaki Amerikan milli me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). kontrpuana ait , iki veya daha çok sayıda melodinin bir arada çalınmasından meydana gelen; )bak). counterpoint.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (biyol). kaburgalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (telefonda) hatların karışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kristal, billur; şeffaf şey; kol saati camı; (s). billur gibi, şeffaf, berrak. crystal ball billur küre. crystal gazing billur küre ile fal bakma. crystal glass parlak ve şeffaf cam. crystal set kristal ile çalışan radyo alıcısı. crystal syste

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kristal gibi, parlak, temiz, şeffaf; billurdan yapılmış, kristal halinde. crystalline aggregate (jeol). granit taşında olduğu gibi bir arada bulunan karışık kristaller. crystalline lens (anat). göz merceği, lens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). billurlaştırmak billurlaşmak, kristal şekline koymak, kristal haline gelmek; belli olmak, sabit olmak; belirli bir şekil vermek veya almak; şekerle kaplamak; (çelik) müteaddit gerilmeler ile mikrostrüktürünü değiştirmek. crystalliza'tion (i). billu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kristallerin şekillerini veya yapılışını tetkik eden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Evde dijital surround efektleri yaşamanızı sağlayacak bir özelliktir. DCS, surround sesleri Cinema Studio Mode’ları ya da Virtual 3D modlarıyla yeniden düzenleyerek, filmlerin amaçlandığı şekilde izlenmesini sağlayacak yüksek kaliteli surround sesler oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi karar, Papa tarafından verilen emir ve hüküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişlere veya diş hekimliğine ait ; (dilb). dişsel; (i). (t, d gibi) dişsel ünsuz. dental arch diş kavsi. dental nerve (anat). diş siniri. dental plate takma diş. dental surgery diş cerrahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cansızlaştırmak; hevesini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. digital

sayısal

Sayı ile ilgili, sayıya dayanan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle bir çift sistemi kullanılarak ayrı darbeler ya da örnekler serisi şeklinde elektronik olarak kaydedilmiş bilgiler

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital amplifikatörde, amplifikasyon için analog yöntemler yerine dijital yöntemler kullanılır. Dijital amplifikatörler, daha küçük bir hacimde, daha yüksek ses kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV sinyallerinde genellikle siyah-beyaz ve renkli görüntü bilgileri tek sinyalde birleştirilirler. Dijital Comb Filtresi, renkli ve siyah-beyaz görüntü bilgilerini ayırarak, hassas görüntü ayrıntılarında yaşanan türden resim titreşimine neden olmadan net ve keskin görüntü ayrıntıları sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu bağlantı, koaksiyel Dijital Giriş/Çıkış’a sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız koaksiyel dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Harici bir kablolu set üstü kutusuna ihtiyaç duymadan ücretsiz dijital kablolu TV kanallarına erişim sağlayan entegre televizyon yayın tuneri. Ücretsiz yayın, desteklenen operatörlere bağlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ses seviyelerinde, D/A dönüştürücüde bas ve tiz sesleri güçlendirir; ses kalitesini artırır ve kulaklık çıkışının parazitlerini azaltır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Ses İşleme (DSP), ses üretiminin atmosferini değiştirerek, sese ayrı bir hava katabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony Ses Mühendisleri ve ses uzmanları tarafından Sony Pictures Entertainment’ta geliştirilen Digital Sinema Sesi, film deneyimini evinize taşır. Bu teknoloji, Sony’ye ait üç prestij sahibi ses dublaj salonlarında Kim Novak, Barbara Streisand ve Cary Grant’ın yardımlarıyla geliştirilmiştir. Bu salonlarda ses alanı ölçüleri alarak Sony, sinemadakiyle aynı aural hissini yeniden yaratabilen dijital işleme teknolojisini geliştirmiştir. Çoğu Sony HiFi alıcıları ve ev sinema sistemleri DCS özelliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Video kullanarak görüntüler ve sesler, dijital sinyallere dönüştürülür ve bu şekilde işlenirler. Dijital teknikler kullanılarak hem ses hem de video, kalite kaybı olmaksızın aktarılabilir ve kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeyen suni efektlere neden olmadan resim kalitesini artıran bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video sinyalleri sıkıştırıldığında, DVD’nin bazı bölümlerinde dijital parazit meydana gelebilir ve bunlar titiz video düşkünleri tarafından fark edilebilir. Sony, en yeni dijital görüntü işleme teknolojisini temel alan yeni bir Dijital Parazit Giderme sistemi kullanmaktadır. Efekt, adımlar halinde seçilebildiğinden, görüntünün sabit fon görüntülerinde daha az titreşime neden olmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yapıyı bozmadan 4:3 standart letterbox yayına zoom yapar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (anat). merkez veya mafsaldan uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dökümanter, belgelere dayanan, belgesel, yazılı. documentary bills vesikalı poliçeler. documentary credit (tic). vesikalı kredi. documentary film belgesel filim, dökümanter filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital fotoğraflar için “sipariş dosyası”dır. DPOF-uyumlu fotoğraf makineleri, dijital baskılar için sipariş verisi oluşturabilirler. Kullanıcı, her fotoğrafın kaç tane basılacağını belirleyebilir. Fotoğraf tarihi de basılabilir. DPOF ile, her fotoğrafın küçük halini içeren bir dizin baskısı da istenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(daphne mezereum): Dulaptalotugillerin örnek bir bitkisi olan bir ağaçcıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Çiçekleri güzel kokuludur. Meyveleri kırmızımtıraktır. Yaprakçıkları ise, açık yeşildir. Kabukları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Zona tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taçsız ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tıfl). Tıfllar, çocuklar. (bk.) Tıfl.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esasa ait, esas, ana, temel, başlıca; basit, ilkel; tabiat kuvvetleri ne ait; kim bileşik olmayan; saf, halis. elementally z. esasa ait olarak; saf bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Büyük deniz, okyanus.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. instrumental

müz. sözsüz

Sözleri olmaksızın çalınan (müzik).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumentalisme

fel. araççılık

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. exemplar. model (for defining a weight or measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öldürücü, mahvedici, yok edici; talihsizlik getiren; kadere bağlı, mukadder,önüne geçilemeyen. fatally (z). öldürücü bir surette, ölecek derecede; kadere bağlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fataliste

fel. yazgıcı

Yazgıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who maintains that all things happen by inevitable necessity. anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking' believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny. believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist person'. relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). mukadderata bırakarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadercilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fatalisme

fel. yazgıcılık

Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Tâlihi yâver.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bayram veya yortuya ait; şen, sevinçli, eğlenceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cenine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). fetal fetus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). siçek sapı, yaprak sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadınlara mahsus eyerin tek üzengisi; (mim). sütun kaidesi veya kürsüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). erken davranıp önlemek, önüne geçmek; daha evvel davranmak; fiyatı yükseltmek için önceden satın almak veya istif etmek, kapatmak (mal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). küçük istihkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s),, (anat). alın çatkısı; alın kemiği; (kil). mihrap örtüsü; (s). alna ait, alında olan. frontal attack cepheden taarruz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i esaslı, asli, önemli, mühim; birinci, temele ait, kaideye ait; muz esası bassoda bulunan; i esas, temel; müz en pes nota fundamental rights temel haklar fundamentally z esasen, esas itibariyle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentalisme

top. b. kökten dincilik

1. Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti. 2. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tenasül uzuvlarına ait; i., çoğ. tenasül uzuvları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. tenasül organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a configuration or pattern of elements so unified as a whole that it cannot be described merely as a sum of its parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of memories connected neurologically based on similar emotions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any system of stuff that appears to take on an existence of its own, beyond the sum of its parts It can be addressed as a whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A perceptual pattern or structure possessing qualities as a whole that cannot be described merely as a sum of its parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The totality of an experience at all logical levels and in all senses. whole, figure, form, pattern, meaning, configuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collection of memories that are organized in a certain way around a certain subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music Psychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A physical, biological, psychological, or symbolic configuration or pattern of elements so unified as a whole that its properties cannot be derived from a simple summation of its parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A German word for 'form', defined as an organized whole in experience The Gestalt psychologists, about 1912, advanced the theory which explains psychological phenomena by their relationships to total forms rather than their parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the process of perceiving objects, physical and social, as whole units, not separable into parts. a psychological view that the whole is not just the sum of its parts. :An organized or unified whole. a configuration or pattern of elements so uni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure , gestalt , guise , shape , stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. geştalt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gırtlaksı; glotise ait. glottal stop dilb. hemze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her hafta ve haftada bir vâki olan: Haftalık gazete = Haftada bir çıkan. 2. Hafta itibariyle verilen ücret veya aylığa karşılık her hafta verilen para: Bu mürettibin haftalığı ne kadardır? Bugün, haftalık dağıtma günüdür. Mağaza haftalığı kesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. hebdomadal. sennight. wage. wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. weekly wages. a weekly. once a week. lasting. weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. occurring once a week. weekly wage. lasting weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker paid by the week.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftalık ücretle çalışan: Haftalıklı rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba bir şekilde büyük ve ağır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulky. cumbersome. clumsy. chubby. lumpish. lumbering. hulky. gross. cumbrous. elephantine. hulking. loutish. plodding. ponderous. rude. sesquipedalian. soggy. stodgy. ungainly. ungraceful. unwieldy. yahoo. lubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. bovine. bulky. cumbersome. gawky. gross. hulking. ponderous. slob. slowcoach. ungainly. unwieldy. clumsy. coarse. lowcoach. slowpoke. huge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsy. coarse. unnecessarily large. bulky. huge. awkward. cumbersome. gawky. hulking. lumpish. ponderous. ungainly. unwieldy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hantal hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clumsy or coarse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become clumsy or coarse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gawkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clumsiness. coarseness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesini korurken elektronik olarak zoom mesafesini artırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta etmek, hastalığı mucib olmak: Dünkü rüzgâr beni hastalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta olmak, hasta düşmek: Soğuk alıp hastalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall sick. fall ill. become ill. ail. fall. go down. be taken ill. get ill. take ill. sicken. be sickening for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ill. to get sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sick. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Organizmada meydana gelen bazı anormal değişiklikler neticesinde başgösteren fizyolojik bozukluklar. Maraz, illet: Cild hastalığı, sinir hastalığı, kalb hastalığı. Salgın hastalık = Yaygın ve sârî hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-. complaint. disorder. fetish. infection. mania. passion. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disease. illness. sickness. ill health. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünden hastalık eksik olamayan, sıhhati bozuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morbid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diseased. sickly. unhealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. ailing. diseased. invalid. morbid. out of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrong. false. erroneous. inexact. inaccurate. amiss. delinquent. errant. erring. faulty. illegitimate. improper. incorrect. mistaken. solecistic. unsound. wet. amiss. out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. defective. errant. erroneous. fallacious. faulty. imperfect. inaccurate. mistaken. false. incorrect. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. defective. flawed. in the wrong. at fault. amiss. errant. erroneous. faulty expression. inaccurate. incorrect. inexact. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yatay, ufki, ufka para!el, ufka ait; i. yatay düzlem veya çizgi. horizontally z. yatay bir şekilde, ufki olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastane; eski darülaceze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. bazı Londra hastanelerinde baş rahip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konukseverlik, misafirperverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hastaneye yatırmak. hospitaliza'tion i. hastaneye yatırma; A.B.D hastane sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «butlân» dan mastar). 1. Battal ve hükümsüz bırakma, kaldırma, Ar. ref’, lağv, fesh: Bir kanunu ibtâl etmek. 2. Bâtıl olduğunu gösterip ispat etme, çürütme: O davayı ibtâl etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابطال] geçersiz kılma, kaldırma, bozma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçersiz kılınmak, kaldırılmak, bozulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçersiz kılmak, kaldırmak, bozmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yarık, aralık, yırtık. 2. Dağınık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. having many meanings. knowledgeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölmez, ebedi ölümsüz, daim, baki, sonsuz; i. ölümsüz varlık; şöhreti devam eden kimse; coğ. ilâhlar; çoğ.,the ile Fransız Akademisi üyeleri. immortal'ity i. ebedilik, olümsüzlük. immortally z. ebedi olarak, ölümsüz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, ölümsüzleştirmek; ebedi şöhrete nail etmek, unutulmaz hale getirmek. immortaliza'tion i ebedileştirme, ölümsüzleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. meşimesiz, son çıkarmayan, etenesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rastlantıya bağlı, tesadüfi; arızi, dıştan gelen; doğal olarak takip eden. incidentally z. tesadüfen; fazladan; aklıma gelmişken .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taksit; kısım, bölüm. installment plan taksit usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerine koymak; tesisat yapmak, tanzim etmek, düzenlemek; makamına getirmek (memur), bir yere yerleştirmek. installa'tion i. tesisat, tertibat, düzen; askeri üs; fabrika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsmin bir hali. ismi vasıta bildiren halidir. Instrumentel ekleri, ile, -lela’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararlı, tesirli, etkili; yardımcı, aracı olan; bir alete ait; müz. enstrümantal. instrumentalist i. çalgı çalan kimse. instrumentally z. yararlı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kıtalararası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaburga kemikleri arasında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) göğüs kemiğinin iç tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation. cancelling. cancel. void. annulment. invalidation. withdrawal. nullity. nullification. abatement. abolition. abrogation. annihilation. avoidance. cassation. defeasance. recall. repeal. rescission. reversal. revocation. termination. defe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. annulment. cancellation. repeal. cancel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. revocation. annulment. avoidance. cancellation. cassation. cancelling. abolition. deletion. counteraction. nullification. obliteration. annihilation. countermand. defeasance. invalidation. overprint. rescission. supersession. withdrawal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. annul. cancel. countermand. nullify. overrule. quash. recall. repeal. rescind. revoke. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. annul. call-off. drop. to make void. to annul a sale by paying a fine. to cancel an item. to render null and void. to rescind. abate. abolish. annihilate. avoid. blank. cancel. correct. declare null and void. defeat. disaffi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dikit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarkıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Gemilerin limanda yük almak için nöbet beklemelerinin nizâmî müddeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevre kirlenmesi sonucunda besin zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya’da görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl»den masdar). Uzatma, Ar. temdid. İtâle-i lisân = Dil uzatma, haksız söyleme, haddini aşma. Itâle-i yed = El uzatma, gasb, zulüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطاله] uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İtalya, İtalyanlar ve İtalyanca ile ilgili veya onlara ait; (i.) İtalyan; İtalyan dili, İtalyanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) italik harflere ait; italik yazı gibi; (i.), (gen.) (çoğ.) italik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) italik harflerle basmak; el yazısında kelime veya satırın altına çizgi çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). El yazısında olduğu gibi, üstten sağa doğru yatık matbaa harfi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. italique

eğik yazı

Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic. italics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic. italic. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İtalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa, Akdeniz kıyısında yarımadada, kuzeydoğu Tunus›ta yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 42 50 Kuzey enlemi, 12 50 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 301,230 km².

Sınırları: toplam: 1,932.2 km.

sınır komşuları: Avusturya 430 km, Fransa 488 km, Holy See (Vatican City) 3.2 km, San Marino 39 km, Slovenya 232 km, İsviçre 740 km.

Sahil şeridi: 7,600 km.

İklimi: 7 ayrı iklim görülmektedir. Ama genel olarak ılıman hava hakimdir.

Arazi yapısı: Arazi engebeli ve dağlıktır, ovalar ve kıyıda alçak araziler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Blanc Tepesi (Monte Bianco) 4,748 m.

Doğal kaynakları: Cıva, potas, mermer, sülfür, doğal gaz, ham petrol, balık, kömür, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %26.41.

daimi ekinler: %9.09.

Diğer: %64.5 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 27,100 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Toprak kaymaları, çığ düşmeleri, depremler, volkanik patlamalar, su baskınları, toprak çökmeleri.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 58,133,509 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.04 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.06 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.83 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.81 yıl.

Erkeklerde: 76.88 yıl.

Kadınlarda: 82.94 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.28 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.5 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 140,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,000 (2003 verileri).

Ulus: İtalyan.

Nüfusun etnik dağılımı: İtalyan.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, Museviler, Müslümanlar.

Diller: İtalyanca (resmi), Almanca, Fransızca, Slovence.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.6 (2003).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İtalya Cumhuriyeti.

kısa şekli : İtalya.

Yerel tam adı: Repubblica Italiana.

yerel kısa şekli: Italia.

Eski adı: İtalya Krallığı.

ingilizce: Italy.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Roma.

İdari bölümler: 20 bölge; Abruzzi, Basilicata, Calabria, Campania, Emilia-Romagna, Friuli-Venezia Giulia, Lazio, Liguria, Lombardia, Marche, Molise, Piemonte, Puglia, Sardegna, Sicilia, Toscana, Trentino-Alto Adige, Umbria, Valle d›Aosta, Veneto.

Bağımsızlık günü: 17 Mart 1861.

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 2 Haziran (1946).

Anayasa: 1 Ocak 1948.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletl


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. İtalyan vatandaşı. 2. İtalyanca konuşan, 3. İtalya’ya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). italyan dili. Latin dillerinin başlıcalarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fill or Kill Orders)

Fiyat ve miktarın girildiğiancak işlem kısmen veya tamamen gerçekleşmezse işlem görmeyen kısmın ekranda pasif olarak görünmeyerek sistem tarafından otomatik olarak iptal edildiği emir türüdür.


Finansal Terim by

Sağlık Bilgisi

Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir.

- Sinirlenmeyin.

- Sigarayı bırakın.

- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın.

- Fazla yorucu işler yapmayın.

- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin.

- Koşmayın, acele etmeyin.

- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın.

- Kabız olmamaya dikkat edin.

- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin.

- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın.

- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın

- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin.

- Bol bol yoğurt yiyin.

Ayrıca aşağıdaki reçetelerden dilediğinizi kullanın.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 3 kahve kaşığı süzme bal konur. Iyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem her yemekten sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sermaye.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capital

tic. sermaye

Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. capital sermaye. anamal. başmal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital , fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Sermaye sahibi. 2. Kapitalizmi benimseyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitaliste

ekon. anamalcı

1. Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse. 2. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic. moneyed man. plutocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sermaye sahiplerinin, sermayelerini serbest olarak işletmelerine imkân veren iktisadi sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitalisme

ekon. anamalcılık

Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism. capitalism anamalcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.

Karaciğerin görevi :

- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.

- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.

- Vücudun ısısını ayarlar.

- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.

- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.

- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.

Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :

Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limonsuyu.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına, 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limon suyu karıştırılır. Sabahları aç karnına içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı büyük bir cins kuş, Ar. ukab. Kartalağacı = Hindistan’da yetişen odunsu kokulu bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle. king of birds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kartalgillerden, beyazla karışık siyah tüylü, kıvrık ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı büyük yırtıcı kuş. 2.Yeniden diriliş ve güçlülük sembolü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kartlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kartlaşmış, yaşı geçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Posta kartı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture-postcard. card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post card. postcard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). İradenin kaybı, dış tesirlere karşı hassasiyetin ortadan kalkması ve hereket organlarına verilen herhangi bir durumun olduğu gibi sürüp gitmesi ile beliren bir hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Katalizle alâkalı, kataliz vasfında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı cisimlerin kendileri hiçbir değişmeye uğramadan, başka cisimlerin birleşmeleri üzerine yaptıkları tesir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalyst. catalyzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Belli bir tertibe göre yapılmış eşya listesi: Kitap kataloğu. Otomobil kataloğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. catalog. beadroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalog. catalogue. catalog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue , catalog , newsletter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelme iri yapraklı bir çeşit ağaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. catalysis, catalytic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kati» den imüb.). Pek öldürücü, çok can alıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Yüz kilogram ağırlığında tartı birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintal. one hundred kilos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenklik, deyyûsluk, namussuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nişastalı ve kolalı parlak bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kati» den). 1. Vuruşma, Ar. mukatele, mudârebe, muşâcere: Aralarında kıtâl vuku buldu. 2. Muharebe, mücadele, cenk, kavga: Harp ve kıtâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قتال] savaş. 2.birbirini öldürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Korkut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Billûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystal. crystalline. crystal. flint glass. cut glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystal. crystal billur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystal. cut glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Billûra benzeyen, billOrî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu ol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mutlu olmuş, kutlu olmuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yönetimsel, idari, idareye veya müdüre ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zihniyet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mentalité

anlayış

Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evlenmeye ait; evlenme ile ilgili. marital rights evlilikte karı kocaya tanınan haklar. maritally z. evlenme bağIıIığında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihne,ait, zihni, akılla ilgili, ansal. mental age akıl yaşı. mental arithmetic akıldan yapılan hesap. mental deficiency geri zekâlılık. mental healing telkin yoluyle sözde tedavi. mental hygiene ruh sağlığını koruyan tedbir ve usuller. mental reserv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihniyet, düşünüş, fikir durumu; zekâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maden; madde; tıynet, tabiat; şişirilmeye ve dökülmeye hazır erimiş cam; ing. yol yapmak için kullanılan kırık taş. test someones metal bir kimsenin cesaretini ve ataklığını denemek. metallist i. madenci, maden uzmanı. metalize f. maden haline koym

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlâ). Matlâlar, doğuşlar, (bk.) Matlâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالع] doğuş yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. madeni, madene benzer, madenden yapılmış; maden hâsıl eden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. madeni; maden tuzu ile dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metalografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. maden olmayan fakat madene benzer basit cisim; s. madene benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birtakım sinir hastalıklarının maden tuzları ile tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metalurji metallur'gic(al) s. metalurjiye ait. metallurgist i. metalurji uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Maden ve maden filizlerinin yüzeylerini, kesitlerini, billûrlaşma özelliklerini inceleyen ilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métallurgie

metal bilimi

Genellikle elementleri, özellikle metalleri saf olarak elde eden ve bunların işleme tekniğini belirleyen kimya endüstrisi kolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madeni eşyalar; maden işi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. bitişik taçyapraklı, simpetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ölümlü, geçici, fani; insani, beşeri; öldürücü, amansız; ölümcül; k.dili çok büyük; k.dili uzun ve sıkıcı; k.dili olası; i. insan, insanoğlu, beşer, ölümlü yaratık. mortal enemies birbirinin can düşmanı. mortal remains cenaze, ceset. in mortal

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atal.den imef) (mü. muattala). 1. Bırakılmış, terkedilmiş, hareketsiz. 2. İşsiz, boş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibtâl» den imef.) (mü. mubtala). Fesih, iptal ve lağvolunan, Ar. mefsuh, mülga: Yürürlükten kaldırılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hîle» den if.) (mü. muhtâle). Hilekâr, desiseci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «matl» dan masdar). Uzatma, bugün, yarın diye geriye bırakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» dan if.) (mü. muntalaka). Bırakılmış, serbest kalmış, koyuverilmiş, salıverilmiş, azad edilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» dan imef.) (mü. mustalaha). 1. Istılahlı, terimli olan 2. Anlaşılmaz ve garip kelime ve terkiplerle dolu olup herkes tarafından anlaşılmayan: Pek mustalah bir mektup yazmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muşta ile vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hit with one's fist or brass knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü» dan masdar) (c. mütâlaât). 1. Bir işi iyice ve etraflıca düşünme: Bu işi iyice mütâlâa ediniz. 2. Bir İş hakkında inceleme neticesi olan fikir, görüş: Benim bu husustaki mütâlaam. 3. Okuma, anlamak şartıyle dikkatli duyuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study. opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. reading. opinion. view point. statement. studying. reading carefully. one's considered opinion. comment. deliberation. idea. remark. sentiments. survey. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mütelaffız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Talep edilen şeyler, İstekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالبات] istekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den masdar) (c. mütâlebât). Hakkını isteme, dâvâ, iddia.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطالبه] istek. 2.isteme, talep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek, talep etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tılâ»dan) Yaldızlanmış, yaldızlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yaldızlanmış, yaldızlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boşanmış kadın. Bir kimsenin boşadığı kadın: O, falanın mutallakasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tılsım» dan imef.) (mü. mutalsama). Tılsımlı, tılsım ve büyü ile yapılmış: Mutalsam bir define.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü dan if.) (mü. muttalia). Bir işe ittılaı olan, haberdar, bilgili: Gerçeğe muttali olamadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. aware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Talepte bulunan, isteyen, (bkz.Abdülmuttalib)

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof’ sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi (C=do, D=re, E=mi, F=fa, G-sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطالعه] okuma. 2.görüş. 3.inceleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maden kömürü katranından elde edilen, özel kokulu beyaz,antiseptik bir hidrokarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthaline. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mothball. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthalene. moth balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. burun ile alın bölgesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğuşa ait, doğuş gününe ait; (şiir) doğuş yerine ait. natal day doğuş günü. natal star astrol. insanın altında doğduğu yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğum oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tâlik yazının biı çeşidi, (iranlılar, nesih ile tâlikten bozma olan yazıya nestâ’lik demişlerdir).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Beyaz peynir.

Hazırlanışı : Nikris olan yerlere dilimlenmiş taze beyaz peynir konur. Ağrı geçinceye kadar, 10 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f ). Nokta, virgül gibi işaretler koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation. pointing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nokta koymak. 2. İşaret etmek: Orasını noktalamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty. punctuated. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tarafsız; fikrini açıklamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) madeni olmayan eleman; hidrojen ile birleşince asit meydana getirebilen eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) özlem; vatan hasreti, sıla hastalığı. nostalgic (s.) vatan hasreti kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nostalgie

gündedün, geçmişseverlik

Geçmişte kalan güzelliklere olan özlem duygusu ve bu duygunun baskın bir duruma gelmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. nostalgia yurtsama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgia. homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostalgic. nostalgique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) diş ağrısı. odontalgic (s.) diş ağrısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologue

göz bilimci

Göz bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gözün yapısı, çalışması ve hastalıkları ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ophtalmologie

göz bilimi

Gözün yapısının, çalışmasının ve hastalıklarının incelendiği hekimlik dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophtalmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gözün içini aydınlatıp görmek için kullanılan küçük bir hekim Aleti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony DVD oynatıcılarda İki set analog ses çıkışı terminalinin yanı sıra, koaksiyel ve optik dijital ses terminalleri bulunur. Bunlar, her türlü MPEG-2/Dolby® Digital işlemciyle kalite kaybına yol açmayan bağlantılar kurulmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. çevre yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Doğulu; Doğu'ya özgü, doğusal; çok parlak ve seffaf; b.h. Dogulu kimse; Asyalı. Orientalism i. Doğu'ya özgu töre veya usul; Doğu dilleri veya tarihi bilgisi. Orientalist i. Doğu dilleri, edebiyatı ve tarihi uzmanı, müsteşrik. Orientalize f. Doğu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şarkıyyât. Doğu, bilhassa İslâm ülkelerine ait ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortalamak işi, ortasını bulma, alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium. average. mean. equated. fair average. medial. normal. par. average. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. normal. medium. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center alignment. mean. average. mean average.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on an average. average propensity to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Average Collateral)

Üçer aylık hesaplama dönemlerinde tüm Borsa üyeleri için hesaplanan oransal teminat tutarlarının basit ortalamasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ortaya, meydana koymak. 2. Bir şeyin ortasına varmak, yarısını bulmak: Kışı ortaladık. 3. Yarı yarıya bölmek, ortasından ayırmak: Kârı iki ortak arasında ortalamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle. to center. to centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle of. to reach the midpoint of. to divide sth in half. to kick the ball towards the goal. centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortasına varılmak, yarısı bitmek: Bu iş ortalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Yeryüzünün görünen kısmı, ufuklar: Ortalık ağardı, ortaIık karardı, ortalıkta kimse yok. 2. Halk: Ortalıkta bir büyük sevinç hüküm sürüyor. 3. Oda veya evin içi: Ortalığı biraz toplayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the world around. surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the area around one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the world around. surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the area around one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in view. in sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir.

Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

İehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika’dır. Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oriental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orientaliste

Doğu bilimci

Doğu bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. orientalisme

Doğu bilimi

Avrupa’ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kulak ağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek mutluluk senin olsun.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir çok görüntü çerçevesine ve resimdeki harekete bakarak renkseme ve aydınlık ayrımı yapar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. damağa ait; dilb. dilin damağa dokunmasıyle çıkarılan (ses); i. damaksı ses, damak sessizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. eskiden giyilen uzun ve bol paçalı kadın külotu; bu külotun kenarına geçirilen farbala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. pantalon). Belden aşağı giyilen ve bacaklar için iki ayrı kısmı olan giyecek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (tiyatro) çağdaş pandomimde soytarının yerini alan ihtiyar bunak adam. pantaloons i. eski moda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anat., zool. parietal herhangi bir organın duvarlarına ait; bot. çepersel, bilhassa yumurtalık çeperine ait; A.B.D. üniversite sınırları içinde oturma veya idareye ait. parietal bones biyol. kafatasnın yan kemiği; çeper kemiği. parietal lobe çep

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski püskü ve yırtık (esvap vesaire): Parsal bir cübbe. (bk.) Partal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok kullanılmaktan yıpranmış, örselenmiş pabuç vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tütün yaprağı dizisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde pasta olan: Pastalı bulûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large rowboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel veya sütun tabanı, kaide; esas, temel; f. sütun üstüne koymak. set on a pedestal idealize etmek, yüksek paye vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) fizyol. mide ve bağırsakların sindirim esnasında yaptığı sığamsal devinim peristalsis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. solucan halkalarının hareketine benzeyen ve içindeki maddeleri aşağı doğru iten mide ve bağırsak hareketlerine ait, sığamsal, peristaltik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bo.t taç yaprağı, çiçek yaprağı, petal. petaled s. taç yaprakları olan. petaloid s. taç yaprağına benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Üstünde tek kabuğu olan küçük bir yumuşakça (patella).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. uykusuzluk ve asabiyet hallerinde kullanılan bir uyku ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çok taç yaprağı olan (çiçek), polipetal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A door or gate; hence, a way of entrance or exit, especially one that is grand and imposing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lesser gate, where there are two of different dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly, a small square corner in a room separated from the rest of the apartment by wainscoting, forming a short passage to another apartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By analogy with the French portail, used by recent writers for the whole architectural composition which surrounds and includes the doorways and porches of a church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space, at one end, between opposite trusses when these are terminated by inclined braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prayer book or breviary; a portass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a porta, especially the porta of the liver; as, the portal vein, which enters the liver at the porta, and divides into capillaries after the manner of an artery. a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the port

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pig; a porket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The coarse-grained brownish yellow wood of a small tree of Florida and the West Indies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called pigeon wood, beefwood, and corkwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lascivious; licentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pornography; lascivious; licentious; as, pornographic writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Licentious painting or literature; especially, the painting anciently employed to decorate the walls of rooms devoted to bacchanalian orgies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treatise on prostitutes, or prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quality or state of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the portals of heaven'; 'the portals of success'. a site that the owner positions as an entrance to other sites on the internet; 'a portal typically has search engines and free email and cha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a web site that is or is intended to be the first place people see when using the web Typically, a portal site has a catalog of web sites, a search engine, or both A portal site also may offer e-mail and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site that offers services to entice Internet surfers to use the site as their main 'point of entry' to the Web Typically, a portal will provide a directory of links to sites, a search engine, and other services such as free e-mail, or filtering and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalogue of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site or service that offers a broad array of resources and services, such as e-mail, forums, search engines, and on-line shopping malls The first Web portals were online services, such as AOL, that provided access to the Web, but by now most of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually Portal is used as a marketing term to described a Website that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a Portal site has a list of sub-sites, a search engine, news, weather, etc A Portal site may also offer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site or service that offers a broad array of resources and services, such as email, forums, search engines, and on-line shopping malls The first Web portals were online services, such as AOL, that provided access to the Web, but by now most of the t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to describe a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically, a portal site has a catalog of web sites, a search engine or both A portal site may also offer email and other se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a term used to describe a web site that is intended to be the first place people when using the web A portal site may offer e-mail and other services to entice people to use that site as their main point of entry to the web It typically has a cata

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portal is a Web site that serves as a gateway to the Internet, often consisting of a collection of links to the most popular Web services on the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalogue of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and oth

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalog of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is generally used as a marketing term to describe a website that is or is intended to be the first place people see when using the Web Generally, a portal site has a catalog of websites, a search engine and it may offer email service to entice people

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to describe a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'portal site' has a catalog of web sites, a search engine, or both A portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An integrated and personalized web-based interface to information, applications and collaborative services Access to most portals is limited to corporate employees or corporate employees and certain qualified vendors, contractors, customers and other part

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term, generally synonymous with gateway, for a World Wide Web site that is or proposes to be a major starting site for users when they get connected to the Web or that users tend to visit as an anchor site There are general portals and specialized or ni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gateway or entrance to the web In common usage it has come to describe a starting point page with a hierarchical, topical directory, a search window, and added features like news headlines and stock quotes For typical examples, see Yahoo and Netscape Ne

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web site that becomes a user's primary starting point for access to the Internet AOL and Yahoo! are examples of portal sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high-traffic Web site with a wide range of content, services and vendor links It acts as a value-added middleman by selecting the content sources and assembling them in a simple-to-navigate and customize interface for presentation to the end user Portal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internet A web site aiming to be a first 'port of call' for Internet users Most portals are search engines offering news and other content facilities in their attempt to become the best place to start when browsing the web Successful portals are likely to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site that acts as a doorway to a variety of other sites and services Since healthcare portals can guide high volumes of users to search engines, drug databases, consumer content, online prescription services, medical supplies and physician continuin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A site which provides wide variety of information and services such as e-mail, chat rooms, shopping and search facilities to attract and retain a greater number of visitors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web site designed to be a 'first port of call' when you go online such as Excite and Yahoo Portals offer a mixture of news and information, a search engine and/or a directory Portals are search tools, Most started life as search tools but have had addit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Web sites that serve as starting points to other destinations or activities on the Web Initially thought of as a 'home base' type of Web page Most major search engines and directories have positioned themselves as 'portals' Often portals offer free servic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web 'supersite' that provides a variety of services including Web searching, news, white and yellow pages directories, free e-mail, discussion groups, online shopping, and links to other sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gantry , portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı, süslü ve büyük kapı; medhal, girilecek yer. portal-to-portal pay (maden ocağı veya fabrikada) işçinin işyerinde harcadığı zamana göre ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. kapıya ait (karaciğer deki); tıb. bağırsaklardan karaciğere kan nakleden büyük damara ait. portal vein tıb. kapı toplardamarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaba yapılı potin. 2. mec. Sürtük karı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Belonging to the post office or mail service; as, postal arrangements; postal authorities. of or relating to the system for delivering mail; 'postal delivery'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ile ilgili. postal clerk postane memuru. postal convention milletlerarası posta anlaşması. postal money order, postal order posta havalesi. postal savings bank posta idaresine bağlı banka, tasarruf sandığı. postal union milletlerarası posta bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailing. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. mail. post. to post. to mail. to send away. to send off. to dismiss. to sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. to mail. to post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mailed / posted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan önceye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Vapurda ince demir sütün.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. erimiş magmadan kristalleşmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzlük ağırlık ölçüsü; 100 kiloluk ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tertipli, muntazam, yolunda, sözünü ve işini bilir: Râbıtalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. coherent. consistent and logical. conscientious and capable. decorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ezberden okuma; ifade, anlatış, beyan; hikaye; resital.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) rektuma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alaya ait. regimentals (i.), (çoğ.) askeri üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşılığını verme, mukabele, karşılık, lâyığını verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Solo çalgı veya sesle verilen konser. Çalgı ve ses, eşllkll olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dengiyle karşılamak, misillemek: intikam almak. retalia'tion i. misilleme, kısas, aynen karşılığını yapma. retaliative, retaliatory s. misilleme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. rhizome.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. papaza veya papazlığa ait. sacerdotalism i. papazlık sistemi; bu sistem taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oka benzer, ok şeklinde, oka ait; anat. sagital, oksal, sehmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Salata yapmaya yarayan. 2. Hıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ve patırtısı çok: Şamatalı yer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ardıçkatranı, saf alkol, eter

Hazırlanışı : 5 gram ardıçkatranı, 4 gram saf alkol ve 4 gram eter karıştırılıp merhem yapılır. Deri sabunlu su ile yıkandıktan sonra sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psoriasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEFTALİ, ŞEFTALİ) (i. F. Şeft = semiz, Alû = erik). Elma büyüklüğünde güzel kokulu, dışından ince bir tüyü olan, bol sulu bir yaz meyvesi. Yarma şeftali = ortasından yarılıp çekirdeğinden kolay ayrılan cinsi; et şeftalisi = yarılmayan sulu cinsi; dürâki şeftali = tüysüz cinsi. Bir şeftali almak, vermek = Öpücük almak ve vermek, öptürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus persica): Gülgiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen bir ağaç ve meyvesidir. A provitamini bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Çiçekleri kabızlığı giderir ve bağırsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Susuzluğu giderir. Ve vücuda serinlik verir. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شفتالو] şeftali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hissi, hislerin etkisiyle yapılan; hassas, duygusal, içli. sentimentalism (i.) aşırı duygusallık. sentimentalist (i.) hislerine fazla kapılan kimse. sentimentally (z.) hissi bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. cover. to insure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insure. to issue the safety of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sigorta ettirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. assured. insurant. secured. the insured. the insured party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. the insured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assured. insured. covered by an insurance policy. covered. insurance holder. insuree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being covered by old age insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شکسته طالع] talihsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurological disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve case. nervous derangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden düşünce ve duyguların merkezinin kalp olduğu sanılırdı. Kalbin anatomik yapısına pek benzemese de kalp simgesi -iskambilde kupa- hala sevmek kelimesinin sembolü olarak kullanılmaktadır. Oysa bugün bilincin, içgüdülerin, vücudun bütün hareketlerinin, tepkilerinin ve duyguların beyinde oluşup biçimlendiğini biliyoruz.

Duyu organlarımız sadece aracıdırlar. Gözlerimizle bakar ama beynimizle görür ve anlarız. Kulağımızla dinler ama beynimizle işitiriz. Beynimizle güleriz, beynimizle sinirleniriz.

Anatomik değil de ruhsal anlamda sinir, “herhangi bir durum veya olay karşısında duyulan ruhsal gerginlik” diye tanımlanır. Sinir krizi ise, çok şiddetli bir heyecanın veya bunalımın etkisiyle davranışlarını denetleyemeyen ve bunu bağırma, ağlama, gülme gibi tepkilerle ortaya koyan bir kişinin durumudur.

Genel anlamda sinirli olma durumunu, sinir sistemi hastalığı ile karıştırmamak gerekir. Sinir hastası, sinir sisteminde dengesizliği olan kimselere denilir. Bu dengesizlik bazı fonksiyonel bozukluklara da yol açar, kişiyi hastalık hastası yapar. Hastada aynı zamanda şiddetli yürek darlığı, kolay heyecanlanma, ruhsal dengesizlik görülür. Çoğunlukla da bütün bu belirtiler birbirleriyle karışırlar.

Sinirlilik ise belirli bir hastalık değildir. Genellikle çocuklukta yaşanan kötü şartlardan ileri gelen ve yetişkinlikte de devam eden bir çeşit hırçınlık halidir. Her ne kadar toplumda zaman zaman olumlu bir özellikmiş gibi algılanıyor ve insanlara hükmetme aracı olarak görülüyorsa da, hatta kimi yöneticiler bu amaçla sinirlenmiş rolünü oynuyorlarsa da, sinirlilik zamanımızda alkolizm gibi toplumsal bir hastalıktır.

İnsanlar genellikle sinir yerine ‘asap’ kelimesini kullanırlar. Asap Arapça a’şab kelimesinden gelmiş olup sinirin çoğulu anlamındadır. Bu konudaki uzmanlara hala bir çok yerde ‘asabiyeci’ denilir. Ancak asap sözcüğünün tarihine gidince eski hukukta ‘akrabalık’ ve ‘kandaşlık’ anlamında kullanıldığı görülüyor.

Asap’ın tarihteki asıl anlamı ise, Araplarda İslamiyetten evvelki devrede, bir insanın baba tarafından akrabalarını yahut kabilesini haklı haksız her meselede müdafaaya hazır olması ve kabile mensuplarının gerek kendi mal ve mülklerini korumak, gerek başkalarının mal ve mülklerini zaptetmek için bir söz üzerine derhal birleşmeleridir.

Günümüzde asabi kelimesinin öfke ve kızgınlık içinde kontrolünü ve soğukkanlılığını yitirmiş, sinirlerini denetleyemez duruma gelmiş anlamında kullanılmasının kökeninde bu eski davranış biçimi yatıyor.

Zaten sinir sistemimizin en güç kavranan özelliği de işte bu duyguların ve kişilik özelliklerinin denetlenememesidir. İnsan beyninin bu karmaşık üst düzey işlevi, insanın bazen kendi çıkarlarını ya da güvenliğini bile tehlikeye atarak içgüdülerini ve reflekslerini öne çıkarmasını sağlıyor. İnsanlar değişik nedenlerle inançları uğruna ölümü bile göze alabiliyorlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iskelete ait, iskelet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Softa hâli, medrese talebeliği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istalaktit, sarkıt. stalactic(al), stalactit'ic(al) s. sarkıtlarla ilgili veya onlara benzer. stalactiform s. istalaktit şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Alman savaş esirleri kampı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stalagmite

min. dikit

Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalagmite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istalagmit, dikit. stalagmitic(al) s. dikitlerle ilgili; dikitlere benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stalactite

min. sarkıt

Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalactite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. bayat, durmuş, eski; adi; yıpranmış, bitkin (fazla spor yapanlar için kullanılır); f. bayatlatmak, tazeliğini gidermek; bayağılaştırmak. staleness i. bayatlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaşanmak, işemek (at veya sığır); i. at veya sığır sidiği veya kaşanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. satranç oyununda şahın kiş denmemiş fakat nereye oynarsa kiş denecek vaziyette olması, pata; iki taraftan her biri kımıldanamaz halde olma; faaliyetsizlik; f. satrançta şah demeden hareket edemez hale getirmek; kımıldanamaz hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sap, bitki sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sezdirmeden ava yaklaşmak; azametle yürümek; i. azametli yürüyüş; sezdirmeden ava yaklaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkasında avcının siper aldığı at veya at şeklinde şey; arkasında gizlenilen şey, maske.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahır; ahırda tek at için yapılmış bölme; küçük dükkân; hav. hız kaybedip bocalama: Oto. motorun durması; orkestra üyelerinin veya kilise korosunun oturduğu kısmen kapalı yer; araba park edecek yer; yaralı parmak sargısı; k.dili. oyun, düzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ahırda kalmak; ahıra kapayıp beslemek; istemeyerek stop etmek, yük fazlalığından stop etmek (motor); hav. hızını kaybedip düşmek üzere olmak; çamur veya kara saplanıp durmak; durdurmak; k.dili. soruşturmadan kaçınmak; tehir etmek, vakit kazanmaya ça

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ahırda semirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damızlık at, aygır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bünyesi kuvvetli, iri yapılı; cesur, yürekli, yiğit; i. cesur ve kuvvetli adam; sadık parti üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dünya çevresinde tam bir devir yapmayan (uydu, roket); anat. göz çukuru altındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. deliğinin üstünde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bunlar, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan farklı Otomatik Odaklama yöntemleridir. Sürekli AF, deklanşör düğmesi kullanıldığından doğru odaklama sağlar. Normal olarak deklanşör düğmesine yarım basılması, görüntü odağını ‘kilitler’. Sürekli AF modunda, doğru odaklama elde edilene kadar odaklamaya devam eder. Çok Noktalı AF, çekim alanı kameranın merkezinde olmasa dahi mükemmel olarak odaklanırken, odak kilidi yapmanız gerekmez ve daha yaratıcı olabilirsiniz. Merkez Ağırlıklı AF, odaklama için görüntünün merkezini kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. davacının iddiasını ispatlayan delil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a safety catch. switchblade. with a safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has a safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clasp knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switchblade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. devamlı büzülüp açılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tahtası olan 2. Bir çeşit yabanî güvercin, tahta güvercini. Tahtalı köy (argo) = Mezarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarded. planked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talapımak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Ses, seda, çığlık. 2.Meşale. 3.Kavga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boşama, nikâhın feshi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce of a wife by her husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلاق] boşama. 2.boşanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dil açıklığı, kolay ve serbestçe söz söyleyiş. Ar. selâset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلاق نامه] boşanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe: talan’dan Farsça’ya geçmiştir). Yağma, çapul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yağma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Alan» sıfatına uydurularak kullanılır. Alan talan = Karmakarışık. _

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sack. plunder. raid. tha sack. pillage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. plundering. sack. looting. plunder. spoliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تالان] talan, yağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Yağmacı, çapulcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağmacılık, çapulculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talapsımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), (dişi hayvan) Erkeğini istemek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., mit. ayak bileğine bağlı küçük kanatlar veya kanatlı sandallar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta veya mâdenî şeylerin rendelenmesinden, eğelenmesinden veya destere ile kesilmesinden çıkan kırıntı ve ufantı: Tahta talaşı, bakır talaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shavings. wood shavings. sawdust. excelsior. rasping. shiver. swarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawdust. shavings. swarf. wood shavings. filings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood shavings. sawdust. metal filings. marble clippings. chips. shaving (s. tailing. chipping. flake. trimming. wad. shave. bite. sliver. splinter. splint. excelsior. swarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yelin kaldırdığı toz. Fırtına, kasırga. 2.Can sıkıntısı. 3.Köşe. 4.Oğuzların 24 boyundan biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Yüz, çehre. Yüz güzelliği. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güzellik, tatlılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Deniz, büyük nehir, taloy. 2.Çok fazla.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz eri, denizci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Denizlerin hakanı, hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Denizci kanı taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal deniz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Deniz adamı, denizci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kasırga, fırtına.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). I. Dalga. 2. İpek gibi beyaz ve yumuşak şeylerin karışıp kabarması, kabarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deniz vesaire) Dalgalanmak. 2. (koyunler) Sürü ile yürürken dalgalı bir şekil göstermek. 3. (ipek vesaire) Kabarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kayık ve mavnaların küpeştesine baştan kıça kadar eklenen tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. washtroke. wasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iazâ»dan). Alevlenme, alev çıkarma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. talklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

talk pudrası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Uzun olsun» mânâsınadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikaye, masal; dedikodu; yalan; eski sayı, toplam. tell tales dedikodu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. isteme, dileme, arama: Hakkını taleb ediyor. 2. Arzu, meyil, rağbet: Allah’ın rızasını taleb ediyorum. Arz ve taleb = (ticaret) Ticarî piyasada bir mala karşı gösterilen istek ve aranan malın piyasaya sürülmesi, Fr. offre et demande.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلب] isteme. 2.istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taleb eden, dileyen, arayan; isteyen, arzu eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلبدار] alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâlib). Öğrenciler (teklik mânâsıyle de kullanılır), (bk.) TAlib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student. pupil öğrenci. pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلبه] öğrenci. 2.istekliler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek medrese talebesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ طلبکار] istekli. 2.alacaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabiliyet, yetenek, hüner, Allah vergisi; yetenekli kimseler; eski ibrani veya Yunan altın veya gümüş parası; tarb a talent for music müzik kabiliyeti. talent scout sin. yıldız adayı seçen kimse. local talent bir mahallin yerlilerinden olan kabili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taleb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. request. claim. application. charge. petition. plea. requisition. run. sale. solicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. request. claim. application. charge. petition. plea. requisition. run. sale. solicitation. market. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. claim. wanting. requiring. demanding. formal request. application. caption. exigency exigence. major concern. postulation. requisition. solicitation. support. waiver of demand , notice and protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. demand. petition. solicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ask. to demand. to claim. to request. to require. to wish. active demand. bound up. call for. call upon. move for. postulate. put in requisition. sue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Alman, Avusturya ve daha bazı milletlerin eski gümüş parası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. tales) huk. yedek jüri üyeleri; yedek jüri üyelerine yazılan celpname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. yedek jüri üyesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masalcı; yalancı kimse; jurnalci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Zamk ağacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Zamk ağacı. 2.Talha b. Ubeydullah. İslam dinini kabul eden ilk 10 kişiden biri, cennetle müjdelenmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. tâliye). 1. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden, zıddı: mukaddem. 2. Kur’an-ı Kerîm okuyucusu. 3. (mantık) Kaziye’nin ikinci kısmı, zıddı: mukaddem. 4. (askerlik) (Tanzimat ordusunda) Redif askerinin ikinci sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidiary. secondary. subordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collateral. collateral power. secondary. subordinate. ancillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تالی] ikincil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طالع] doğan. 2.talih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. askerlik) (c. talâyî). Önden gidip yolu keşfeden asker, öncü, Fars. pîş-dâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طليعه] öncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Tulu eden, öncü. 2.Talih, şans, kısmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den if.) (mü. tâlibe). 1. İsteyen, taleb eden. 2. İstekli, müşteri: Ben bu malın tâlibi değilim. 3. İlim tahsil eden, öğrenci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طالب] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Talep eden arayan, isteyen; istekli. 2.Alıcı müşteri. 3.Medrese talebesi, talebe. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Talib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TALİ) (i. A. «tulü» dan if.) (mü. tâlia). 1. TulO eden, doğan. 2. Baht, kısmet, kader: TSİ i i yerinde, (bk.) TAlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. fortune. lot. luck. star. good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. luck. fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şans, talih, kad(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Talih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtı uygun olan, bahtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtsız, kısmetsiî, bedbaht.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hapless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. poor. rough. tough. tragic. unfortunate. unlucky. untoward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baht uygunsuzluğu, bahtsızlık, bedbahtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster. misadventure. mischance. misfortune. mishap. bad luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. tâlikaat). 1. Asma: Avizeyi tavana tâlîk etti. 2. Bir şartla bağlama. 3. Geri bırakma, geciktirme: O işi gelecek seneye tâlîk ettiler. 4. Başlıca iran ve Hindistan’da kullanılan bir yazı çeşidi: Hatt-ı tâlîk. (c.). Bir kitaba yazılan şerh ve açıklamalar: Birçok tâlîkaat kaleme almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjournment. postponing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güleryüzlü. 2.Düzgün söz söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T.). Dört tekerlekli, beygirle çekilir kısa yük arabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» ten mas.) (c. tâlîlât). illet, sebep ve bahane gösterme, (edebiyat) Hüsn-i tâlîl = Gerçek olmayan, fakat güzel düşen uydurma sebep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TALİM) (i. A. «ilm» den masdar) (c. tâlîmât). 1. Öğretme, belletme. 2. Okutma, ders verme, öğretim. 3. Terimle alıştırma: Birine yazı, tanbur, şarkı tâlim etmek. Bu mânâ ile «öğrenme» yerinde de kullanılıp «yazı, tanbur tâlim ediyorum» denilir. 4. Orduda askerî eğitim: Tâlim yapmak, ayak, silâh, ateş tâlimi; piyade, süvari, topçu tâlimi. Tâllmat = Birine sözle veya yazılı olarak, yapacağı şeyleri gösteren emir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. drilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. teaching. instruction öğretim. practice. training. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. instruction. teaching. instructing. practicing sth. practice. exercise. education. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Askerlikte talim yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Askerin tâlim öğrenmesine mahsus yer ve meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Baltabaş olmayan geminin başında aşağıdan yukarıya ve ileriye doğru uzanan ağaç ki, ucuna baş şekli konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Talimarı olan gemi ki, olmayanına «baltabaş» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction. instructions. direction. rule. directive. charge. commission. precept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. direction. instruction. instructions. directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions. directions. acting order. body regulations. direction. directive. letter rogatory. guiding line. policies. precept. prescription. regulation. rules of action. terms of reference. working guides. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askeri tâlim ettiren subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. mec. Talim öğrenmiş, talim etmiş (asker). 2. Direktif ve emir almış: O, kendiliğinden söylemiyor, talimlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk kısas .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitor. claimant. aspirant. pretender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solicitor. desirous. wishful. suitor. customerdesirous. seeking. candidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who wants sth. suitor. wooer. customer. applicant. aspirant. candidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to want. to desire. to seek. to apply for. to seek the hand of a woman in marriage. aspire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yumru ayaklı kimse; s. yumru ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelpaze şeklinde iri yapraklı bir çeşit hurma ağacı, bot. Corypha umbraculifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mans) tılsım. talismanic(al) s. tılsımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. İkinci derecede olan. 2.Kur’an okuyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. «telk» ten Ar.’laşmış). Şeffaf taş şeklinde bir mâden ki, cam yapılmasına yaramakla beraber ateşe dayandığından ve kâğıt gibi makasla kesildiğinden sobanın kapı ve deliklerine konur ve böyle işlerde çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To utter words; esp., to converse familiarly; to speak, as in familiar discourse, when two or more persons interchange thoughts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To confer; to reason; to consult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To prate; to speak impertinently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To speak freely; to use for conversing or communicating; as, to talk French.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deliver in talking; to speak; to utter; to make a subject of conversation; as, to talk nonsense; to talk politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To consume or spend in talking; often followed by away; as, to talk away an evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause to be or become by talking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of talking; especially, familiar converse; mutual discourse; that which is uttered, especially in familiar conversation, or the mutual converse of two or more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Report; rumor; as, to hear talk of war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subject of discourse; as, his achievment is the talk of the town. the act of giving a talk to an audience; 'I attended an interesting talk on local history' an exchange of ideas via conversation; 'let's have more work and less talk around here' discussion

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talc. talcum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an exchange of ideas via conversation; 'let's have more work and less talk around here'. discussion; 'his poetry contains much talk about love and anger'. the act of giving a talk to an audience; 'I attended an interesting talk on local history'. a speech

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text telephone: a service that permit two people who are logged in to host computers to engage in a split-screen 'conversation,' in which what one user types is presented on the top half of both screens while the other user's typing is presented on the bo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protocol which allows two people on remote computers to communicate in real-time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A UNIX command that enables users to talk in real-time similar to Internet Relay Chat. a program that lets you speak to someone elsewhere in the world using your modem and Internet connection instead of your telephone You need a soundcard and microphone,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A program that allows two users to communicate using keyboards and display screens Each user's screen is divided in half; one half shows what the user types, while the other half shows what the other person types.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a handset is powered on, and is engaged in a voice or data call Talk time is the approximate length of time that a fully charged battery will last while on a continuous call, under ideal conditions, before needing to be recharged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A UNIX program which allows two users on different machines to carry on a dialogue in real time by typing messages into a split screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A UNIX utility that allows one user to communicate instantaneously with another user. any noise a prop makes, such as two coins clinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protocol which allows two people on remote computers to communicate in a real-time fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Talk is a UNIX protocol that lets two people conduct a real-time, text-based 'conversation' over the Internet A conversation can be initiated by using the command 'talk' followed by the e-mail address of the person with whom you wish to speak at the UNIX

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

USENET's version of talk radio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Like the talk in an IRC chat, this is the simplest method of communication, and is used for speaking with people in the same room See the MOOing 101 tutorial for more information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Discussion and debate. talk to another user - two way screen-oriented communication program. chatty topic Groups that discuss controversial topics such as politics, religion, and current affairs Opinions can be very explicit and extreme because there are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. konuşmak, söylemek; lakırdı etmek, laf etmek; müzakere etmek, görüşmek; (A.B.D.), k.dili. gammazlamak; k.dili. hükmü geçmek; i. konuşma; laf, lakırdı, söz; söz konusu: boş laf; müzakere, görüşme; ağız, (argo) talk about, talk of hakkında konuşma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talcum powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talcum / dust powder. talc. talcum powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşkan. talkativeness i. konuşkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapın ucunda meydana gelen çiçeklerime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Verdikleri nasihata kendileri uymayanlar için Aleme verir talkını kendi yutar salkımı tâbirinde geçer

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i konuşan, konuşabilen; konuşkan; i. konuşma. talking machine eski gramofon. talking point üstünde durulacak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. azarlama, paylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y.). Talktan meydana gelmiş şist.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulaklıklarınızı çıkarmadan çevrenizdekilerle iletişim kurabilmenizi sağlayan özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşkan; geveze, çenesi düşük; palavrası bol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun boylu, uzun; yüksek; k.dili. mübalağalı, abartmalı; k.dili. büyük. tallness i. uzun boyluluk; yükseklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İngiltere'de bir çeşit vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) MAnâyı kuvvetlendirmek için vallahi ve billâhi’den sonra söylenir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) şifoniyer, konsol; baca külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilerin bilhassa ibadet zamanında kullandıkları atkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. donyağı; mum yağı; f. mum yağı ile yağlamak. tallowy s. yaglı; mum yağına benzer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çetele; çetele ile hesap tutma; çentik, kertik; seri numarası, seri işareti; etiket; f. çeteleye yazmak veya işaret etmek; uydurmak; uymak; sayım yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), f. Haydi ! Yallah ! (köpekleri ileri sürmek için avcının seslenmesi); f. Yallah ! diyerek köpekleri koşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Musevilerin Talmud denilen kanun ve tefsir kitabı. Talmud'ic(al) s. Talmud kitabına ait. Talmudist i. Talmud alimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pençe; kilit anahtar yatağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Talon)

Hisse senedinin kuponlarından oluşan kısmına verilen isimdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lutf» tan masdar) (c. taltîfât). 1. Lutf etme, bir iyilik ederek gönlünü alma. 2. (tıp) Yumuşatma, yumuşatacak bir ilâç kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratifying. rewarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rewarding sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تلطيف] ödüllendirme. 2.gönlünü alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Seçkin, seçilmiş, güzel. 2.İki kürek kemiği arası. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da yerli kesimcinin vergi topladığı bölge; Hindistan'da mali kane. talukdar i .yerli kesimci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. aşık kemiği; jeol. tepe veya uçurum dibinde biriken kaya parçalan; meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut’un ordularını yok eden komutan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz, okyanus, talay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Al.). Bir vadinin en büyük meyil çizgisi ki, sular o çizgi boyunca akar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hatmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. kimya). Tl senbolüyle gösterilen, tuzları ve bileşikleri zehirli bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Yüz, çehre. 2. Güzellik, güzel yüz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طلعت] yüz. 2.güzellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D/A dönüştürücü için dijital ses sinyallerini işleyen bir IC yongası. Fazla örnekleme işlemi sırasında matematiksel bir operasyonun yardımıyla kuantizasyon paraziti en aza indirilir ve ses kalitesi en üst düzeye çıkartılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Ta senbolüyle gösterilen siyah bir toz hâlinde elde edilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tantalum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak .tantaliza'tion i. boşuna ümit verme, kuyruk sallama. tantalizingly z. hayal kırıklığına uğratarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. tantal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yumit kral Tantalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. fitneci kimse; s. açığa vuran. tattletale gray gri beyaz, azmış (çamaşır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alkollü içki içmemeye ait; Yeşilaycı; tamamen, bütün. teetotaller i. ağzına içki almayan kimse. teetotalism i. içki içmeme prensibi. teetotally z., k.dili. tamamen, bütün bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse, dedikoducu kimse; dümenin durumunu gösteren alet; org körüğünün dolu veya boş olduğunu gösteren cihaz; memurların işe gelip gitme saatini kaydeden saat: tren makinistine bir köprünün yaklaştığı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mizaca veya tabiata ait; değişen mizaçlı; huysuz, sinirli; azimsiz. temperamentally z. azimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) dört taçyapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başparmak mahfazası; yelkenci yüksüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. total

bütünsel

Bütün niteliğinde olan, bütünle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whole; not divided; entire; full; complete; absolute; as, a total departure from the evidence; a total loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole; the whole sum or amount; as, these sums added make the grand total of five millions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Complete amount of buy or sell interest, as opposed to having more behind it See: Partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Used in the context of general equities Complete amount of buy or sell interest, versus having more behind it See: partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertains to the constituents in an unfiltered, representative water-suspended-sediment sample This term is used only when the analytical procedure ensures measurement of at least 95 percent of the constituent present in both dissolved and suspended phases

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A button setting on a Digital Geiger counter that accumulates radiation counts over time, as in the Inspector, versus the standard button setting that displays changing radiation levels at a moment in time Thus, the Total button setting is somewhat like a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A total function is one that is defined on every possible input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Total On-Line Tax and Accounting Library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling ) bütün, tam tamam; top yekun; i. toplam, yekun, tutar; top, hepsi; f. toplamak, yekununu bulmak; tutmak, etmek; (argo) tamamen harap etmek. total abstinence alkolden kaçınma, Yeşilaycılık. total eclipse güneşin

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. totaliter, bütüncül; i. totaliter yönetim yanlısı. totalitarianism i. totalitercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Totaliter rejim veya doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muhalefete hiçbir hak tanımadan bütün vatandaşları devlet otoritesinin hizmetinde ve emrinde toplayan idare sistemi: Rusya’da totaliter bir rejim vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. toplamak totaliza'tion i. toplama totalizer. totalizator i. at yarışlarında müşterek bahisleri kaydedip toplayan hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transcendantal

fel. deneyüstü

Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transcendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transcendantalisme

fel. deneyüstücülük

1. İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış.2. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; fels. deneyüstü, tecrübeden üstün olan; fizikötesi, doğaüstü. transcendental number esas cebir işlemleriyle temin edilemeyen sayı (örneğin Pi sayısı). transcendentalism i. beşer tecrübesi fevkindeki insan bilgisi esaslarını tespit eden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıtayı kateden; kıtanın öte tarafındaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. çiçeği üç yapraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bahsedilmeyen, adı geçmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. urinogenital.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become skilled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sanatkârlık, esnaflık. 2. Kendi başına işleyebilen sanatkârın hâli. 3. (eskiden) Hizmetçi, câriye vesaire başlarının hâli. 4. Maharet, tecrübe: O adamın ustalığı inkâr olunamaz. 5. Maharet eseri, ince sanat, mükemmellik: Bu işte büyük bir ustalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastery. proficiency. skill. mastership. expertness. art. artfulness. craftsmanship. deftness. dexterity. facility. feat. finesse. hand. handiness. ingeniousness. ingenuity. knack. masterliness. perfection. sleight. subtility. subtlety. virtuosity. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competence. craft. dexterity. diplomacy. facility. feat. finesse. knack. proficiency. savvy. skill. stunt. trick. workmanship. mastery. masterstroke. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ustalıkla yapılmış, mârifetli: Ustalıklı iştir. 2. Hileyle düşünülmüş: Ustalıklı bir dolap kurmuşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepy sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çeşitlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. involving an intermediary. indirectly. through an intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. bitkisel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ocak tanrıçasına ait; bu tanrıçanın rahibelerine ait; iffetli; i. ocak tanrıçasının kâhinesi; erdemli kadın; rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hayata ait, hayati; hayat değerinde, hayat için gerekli, hayatı devam ettirici; yaşayan, canlı, hayatı olan, dirimsel; hayat merkezine ait; önemli, ehemmiyetli, esaslı, çok lüzumlu; i., çoğ. kalp veya beyin gibi hayat için esas olan organlar;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels., biyol. dirimselcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat, dirilik, can, ruh; canlılık; dayanma kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayat vermek, canlandırmak, diriltmek, kuvvet vermek. vitaliza' tion i. canlandırma, hayat verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedridden. housebound. confined to bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanently bedridden. bed ridden. confined to bed. confined. invalid. laid up. sick- abed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canlılarda ve bitkilerde dişi üreme hücrelerini veren organ. 2. Rafadan yumurtayı içine oturtmaya yarar fincanımsı kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovarian. bursa. eggcup. gonad. ovary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovary. anat. eggcup. egg cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eggcup. gonad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.


Genel Bilgi by