Tali ne demek? | Tali anlamı nedir? | Tali

Tali anlamı nedir?

Tali ne demek?

Tali anlamı nedir?

Tali | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tali

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. tâliye). 1. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden, zıddı: mukaddem. 2. Kur’an-ı Kerîm okuyucusu. 3. (mantık) Kaziye’nin ikinci kısmı, zıddı: mukaddem. 4. (askerlik) (Tanzimat ordusunda) Redif askerinin ikinci sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidiary. secondary. subordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collateral. collateral power. secondary. subordinate. ancillary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تالی] ikincil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طالع] doğan. 2.talih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontoloji). Pek irilik; cins ve soy icabından çok ziyade iri olma (fr. geantisme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata lıal ve sıfatı: Babalık, pederlik, Ar. ubııvvot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

osprey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoldan engelleri kesip defetmek için balta taşıyan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahalinin yakacak ihtiyaçları için odun kesmelerine tahsis olunmuş ve vergiden muaf küçük orman ve koruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ask. tabur, müfreze, kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para birimi olarak altın ve gümüşü veya diğer iki madeni birbirlerine olan nispetlerini tespit ederek kullanma sistemi; bu sistemi destekleyen doktrin veya siyaset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayvanca veya gaddarca davranmak, böyle bir davranışa sebep olmak. brutaliza'tion i. vahşileştirme, vahşileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicable disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious disease. communicable disease. contagion. infectious disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kapitalizm, anamalcılık. capitalist (i). kapitalist, anamalcı. capitalis'tic (s). kapitalistliğe ait, anamalcıIıkla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sermaye miktarı; faiz vb. gelirleri sermayeye katma, kapitalizasyon; majüskül harf kullanma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sermayeye katmak, kapitalize etmek; büyük harf ile yazmak. capitalize on kendi menfaatine çevirmek, faydalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Yunanistan'daki Parnas dağında bulunan ilham çeşmesi. Castalian (s) bu ceşmeyle ilgili, ilham verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunun solunda, midenin arka tarafında bulunan dalak; eskimiş kırmızı kan hücrelerini yok eder, gerektiği zaman da yeni kırmızı kan hücreleri imal eder. Sıtma ve tifo gibi bulaşıcı hastalıklar veya kansızlık sonucu dalak hastalanabilir. Dalak ağrısı, dalak büyümesi, dalak şişmesi ve dalak zafiyetinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pazı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 2 tutam pazı konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cansızlaştırmak; hevesini kırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran Üstü Talimat Kılavuzu, BRAVIA TV’nizi kolay ve sorunsuz şekilde ayarlamanızı sağlar. BRAVIA talimat kılavuzunu istediğiniz zaman ekranda görüntüleyebilirsiniz; böylece basılı kılavuzu nereye koyduğunuzu düşünmenize gerek kalmaz. Cihazların bağlanmasına kılavuzluk etmek ve TV’nizin tam istediğiniz gibi ayarlanmasına yardımcı olmak amacıyla grafikler eklenmiştir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. expérimentalisme

fel. deneyselcilik

Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. instrumentalisme

fel. araççılık

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fataliste

fel. yazgıcı

Yazgıcılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who maintains that all things happen by inevitable necessity. anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking' believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny. believing in or inclined to fatalism; 'a fatalist person'. relating to or implying fatalism; 'fatalistic thinking'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). mukadderata bırakarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kadercilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fatalisme

fel. yazgıcılık

Her şeyin, alın yazısına göre önceden belirlenmiş olduğuna, insanın bu önceden belirlenmiş olan alın yazısını değiştiremeyeceğine inanan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Tâlihi yâver.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). küçük istihkâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Pro testanllkta aşırı tutuculuk; Kitabı Mukaddesi harfi harfine tefsir etme fundamentalist i dini akidelerde aşırı tutucu kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentaliste

top. b. kökten dinci

Kökten dincilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a supporter of fundamentalism of or relating to or tending toward fundamentalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who thinks that a corporation's security prices are determined by its future earnings and dividend abilities Besides studying a corporation's financial data, they will also examine its industry and how the economy will affect the company's core b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamentalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fondamentalisme

top. b. kökten dincilik

1. Kurulu düzenin temellerini dinî kural ve inançlar doğrultusunda değiştirip uygulamadan yana olan tutum veya öğreti. 2. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Amerika’da ortaya çıkan protestan kökenli dinî akım.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. tenasül organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her hafta ve haftada bir vâki olan: Haftalık gazete = Haftada bir çıkan. 2. Hafta itibariyle verilen ücret veya aylığa karşılık her hafta verilen para: Bu mürettibin haftalığı ne kadardır? Bugün, haftalık dağıtma günüdür. Mağaza haftalığı kesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. hebdomadal. sennight. wage. wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. weekly wages. a weekly. once a week. lasting. weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weekly. occurring once a week. weekly wage. lasting weeks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worker paid by the week.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftalık ücretle çalışan: Haftalıklı rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Organizmada meydana gelen bazı anormal değişiklikler neticesinde başgösteren fizyolojik bozukluklar. Maraz, illet: Cild hastalığı, sinir hastalığı, kalb hastalığı. Salgın hastalık = Yaygın ve sârî hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illness. disease. sickness. affection. ailment. bad blood. distemper. ill. infirmity. invalidism. invalidity. malady. patho-. complaint. disorder. fetish. infection. mania. passion. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disease. illness. sickness. ill health. addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünden hastalık eksik olamayan, sıhhati bozuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morbid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diseased. sickly. unhealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. ailing. diseased. invalid. morbid. out of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrong. false. erroneous. inexact. inaccurate. amiss. delinquent. errant. erring. faulty. illegitimate. improper. incorrect. mistaken. solecistic. unsound. wet. amiss. out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. defective. errant. erroneous. fallacious. faulty. imperfect. inaccurate. mistaken. false. incorrect. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faulty. defective. flawed. in the wrong. at fault. amiss. errant. erroneous. faulty expression. inaccurate. incorrect. inexact. wry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konukseverlik, misafirperverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hastaneye yatırmak. hospitaliza'tion i. hastaneye yatırma; A.B.D hastane sigortası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vast. having many meanings. knowledgeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ebedileştirmek, ölümsüzleştirmek; ebedi şöhrete nail etmek, unutulmaz hale getirmek. immortaliza'tion i ebedileştirme, ölümsüzleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misafir sevmezlik, soğuk muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevre kirlenmesi sonucunda besin zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya’da görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) İtalya, İtalyanlar ve İtalyanca ile ilgili veya onlara ait; (i.) İtalyan; İtalyan dili, İtalyanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) italik harflere ait; italik yazı gibi; (i.), (gen.) (çoğ.) italik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) italik harflerle basmak; el yazısında kelime veya satırın altına çizgi çizmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). El yazısında olduğu gibi, üstten sağa doğru yatık matbaa harfi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. italique

eğik yazı

Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic. italics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

italic. italic. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Düzensiz bir hayat, yorgunluk, sinir bozuluğu, şiddetli romatizma veya doğuştan meydana gelen kalp hastalıklarında; daha geniş bir ifadeyle bütün kalp hastalıklarında aşağıdaki maddelere dikkat etmek gerekir.

- Sinirlenmeyin.

- Sigarayı bırakın.

- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın.

- Fazla yorucu işler yapmayın.

- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin.

- Koşmayın, acele etmeyin.

- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın.

- Kabız olmamaya dikkat edin.

- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin.

- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın.

- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın

- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin.

- Bol bol yoğurt yiyin.

Ayrıca aşağıdaki reçetelerden dilediğinizi kullanın.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 3 kahve kaşığı süzme bal konur. Iyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem her yemekten sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Sermaye sahibi. 2. Kapitalizmi benimseyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitaliste

ekon. anamalcı

1. Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse. 2. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalist. capitalistic. moneyed man. plutocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sermaye sahiplerinin, sermayelerini serbest olarak işletmelerine imkân veren iktisadi sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. capitalisme

ekon. anamalcılık

Anamala dayanan ve kâr amacı güden üretim düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism. capitalism anamalcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.

Karaciğerin görevi :

- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.

- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.

- Vücudun ısısını ayarlar.

- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.

- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.

- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.

Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :

Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limonsuyu.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına, 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limon suyu karıştırılır. Sabahları aç karnına içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Katalizle alâkalı, kataliz vasfında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Bazı cisimlerin kendileri hiçbir değişmeye uğramadan, başka cisimlerin birleşmeleri üzerine yaptıkları tesir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalyst. catalyzer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalyst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenklik, deyyûsluk, namussuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zihniyet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mentalité

anlayış

Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihniyet, düşünüş, fikir durumu; zekâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlâ). Matlâlar, doğuşlar, (bk.) Matlâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطالع] doğuş yerleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. matlab). Matlablar, istekler, (bk.) Matlab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para için tek maden standardı; para kıymeti için altın gibi tek maden kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tulü dan if.) (mü. muttalia). Bir işe ittılaı olan, haberdar, bilgili: Gerçeğe muttali olamadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informed. aware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Talepte bulunan, isteyen, (bkz.Abdülmuttalib)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maden kömürü katranından elde edilen, özel kokulu beyaz,antiseptik bir hidrokarbon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthaline. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mothball. naphthalene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naphthalene. moth balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put naphthalene among woolens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğum oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tâlik yazının biı çeşidi, (iranlılar, nesih ile tâlikten bozma olan yazıya nestâ’lik demişlerdir).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Beyaz peynir.

Hazırlanışı : Nikris olan yerlere dilimlenmiş taze beyaz peynir konur. Ağrı geçinceye kadar, 10 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pointy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotty. punctuated. dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semicolon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şarkıyyât. Doğu, bilhassa İslâm ülkelerine ait ilimler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Yeryüzünün görünen kısmı, ufuklar: Ortalık ağardı, ortaIık karardı, ortalıkta kimse yok. 2. Halk: Ortalıkta bir büyük sevinç hüküm sürüyor. 3. Oda veya evin içi: Ortalığı biraz toplayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the world around. surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the area around one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the world around. surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one's immediate surroundings. the area around one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in view. in sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genellikle hayvanlar kendilerini ölüme yakın hissettiklerinde ölümü beklemek için bir yerlere gizlenirler. Bu, bir ağaç kovuğu, kayaların arası veya saklanabilecekleri herhangi bir yer olabilir.

Buradaki içgüdü, hayvanın kendisini güçsüz hissetmesi nedeniyle bir düşmanla karşılaştığında karşı koyamamak ve kaçamamak korkusudur.

İehir hayatının bir parçası haline gelen serçe, güvercin, karga gibi kuşlar da etrafta çok miktarda bulunmasına rağmen bunların ölülerine aynı nedenle hiç rastlayamazsınız. Saklandıkları yerlerde öldükten sonra da vücutları bir şekilde ya bir başka hayvan ya da böcekler tarafından yenilerek yok edilir veya kendi kendilerine çürüyerek toprağa karışırlar.

Sokaklarda, meydanlarda insanlardan hiç çekinmeden dolaşan güvercinler bazen balkonlarımıza bile konarlar. Hiç dikkat ettiniz mi? Bütün bu güvercinlerin boyutları üç aşağı beş yukarı aynıdır. Öbür hayvanlar gibi yanlarında yavruları, minik güvercinler yoktur.

Bunun nedeni güvercinlerin yuva kurdukları yerlerdir. Onlar yeterince emniyetli görmedikleri ağaçlara yuva yapmazlar. Güvercinlerin ana yurdu Kuzey Afrika’dır. Buralarda yuvalarını kayalıkların üst noktalarına kuruyorlardı. Bu sayede aşağıdan gelecek düşmanlarını görebiliyorlardı.

Sonradan başka bölgelere göç eden güvercinler bu içgüdüsel alışkanlıklarını buralarda da sürdürdüler. Yuvalarını yüksek binaların pencere, çatı gibi yüksek yerlerine kurdular. Yavrularını gelişene kadar buralarda büyüttüler.

Zaten güvercin yavruları çok hızlı büyürler. Kısa bir süre içinde vücutları tüy ve teleklerle örtülür, birinci ay sonunda uçarak anne ve babalarını izlerler. Yani yavrular uçabilecek hale gelince boyut olarak büyüklerinden farkları kalmaz.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. orientaliste

Doğu bilimci

Doğu bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. orientalisme

Doğu bilimi

Avrupa’ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde pasta olan: Pastalı bulûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Üstünde tek kabuğu olan küçük bir yumuşakça (patella).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tertipli, muntazam, yolunda, sözünü ve işini bilir: Râbıtalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. coherent. consistent and logical. conscientious and capable. decorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dengiyle karşılamak, misillemek: intikam almak. retalia'tion i. misilleme, kısas, aynen karşılığını yapma. retaliative, retaliatory s. misilleme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Salata yapmaya yarayan. 2. Hıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ve patırtısı çok: Şamatalı yer.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ardıçkatranı, saf alkol, eter

Hazırlanışı : 5 gram ardıçkatranı, 4 gram saf alkol ve 4 gram eter karıştırılıp merhem yapılır. Deri sabunlu su ile yıkandıktan sonra sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psoriasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEFTALİ, ŞEFTALİ) (i. F. Şeft = semiz, Alû = erik). Elma büyüklüğünde güzel kokulu, dışından ince bir tüyü olan, bol sulu bir yaz meyvesi. Yarma şeftali = ortasından yarılıp çekirdeğinden kolay ayrılan cinsi; et şeftalisi = yarılmayan sulu cinsi; dürâki şeftali = tüysüz cinsi. Bir şeftali almak, vermek = Öpücük almak ve vermek, öptürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus persica): Gülgiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen bir ağaç ve meyvesidir. A provitamini bakımından zengindir. Kullanıldığı yerler: Çiçekleri kabızlığı giderir ve bağırsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Susuzluğu giderir. Ve vücuda serinlik verir. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırı duygusallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aşırı hassasiyet göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sigorta ettirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. assured. insurant. secured. the insured. the insured party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insured. the insured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assured. insured. covered by an insurance policy. covered. insurance holder. insuree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being covered by old age insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شکسته طالع] talihsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurological disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve case. nervous derangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden düşünce ve duyguların merkezinin kalp olduğu sanılırdı. Kalbin anatomik yapısına pek benzemese de kalp simgesi -iskambilde kupa- hala sevmek kelimesinin sembolü olarak kullanılmaktadır. Oysa bugün bilincin, içgüdülerin, vücudun bütün hareketlerinin, tepkilerinin ve duyguların beyinde oluşup biçimlendiğini biliyoruz.

Duyu organlarımız sadece aracıdırlar. Gözlerimizle bakar ama beynimizle görür ve anlarız. Kulağımızla dinler ama beynimizle işitiriz. Beynimizle güleriz, beynimizle sinirleniriz.

Anatomik değil de ruhsal anlamda sinir, “herhangi bir durum veya olay karşısında duyulan ruhsal gerginlik” diye tanımlanır. Sinir krizi ise, çok şiddetli bir heyecanın veya bunalımın etkisiyle davranışlarını denetleyemeyen ve bunu bağırma, ağlama, gülme gibi tepkilerle ortaya koyan bir kişinin durumudur.

Genel anlamda sinirli olma durumunu, sinir sistemi hastalığı ile karıştırmamak gerekir. Sinir hastası, sinir sisteminde dengesizliği olan kimselere denilir. Bu dengesizlik bazı fonksiyonel bozukluklara da yol açar, kişiyi hastalık hastası yapar. Hastada aynı zamanda şiddetli yürek darlığı, kolay heyecanlanma, ruhsal dengesizlik görülür. Çoğunlukla da bütün bu belirtiler birbirleriyle karışırlar.

Sinirlilik ise belirli bir hastalık değildir. Genellikle çocuklukta yaşanan kötü şartlardan ileri gelen ve yetişkinlikte de devam eden bir çeşit hırçınlık halidir. Her ne kadar toplumda zaman zaman olumlu bir özellikmiş gibi algılanıyor ve insanlara hükmetme aracı olarak görülüyorsa da, hatta kimi yöneticiler bu amaçla sinirlenmiş rolünü oynuyorlarsa da, sinirlilik zamanımızda alkolizm gibi toplumsal bir hastalıktır.

İnsanlar genellikle sinir yerine ‘asap’ kelimesini kullanırlar. Asap Arapça a’şab kelimesinden gelmiş olup sinirin çoğulu anlamındadır. Bu konudaki uzmanlara hala bir çok yerde ‘asabiyeci’ denilir. Ancak asap sözcüğünün tarihine gidince eski hukukta ‘akrabalık’ ve ‘kandaşlık’ anlamında kullanıldığı görülüyor.

Asap’ın tarihteki asıl anlamı ise, Araplarda İslamiyetten evvelki devrede, bir insanın baba tarafından akrabalarını yahut kabilesini haklı haksız her meselede müdafaaya hazır olması ve kabile mensuplarının gerek kendi mal ve mülklerini korumak, gerek başkalarının mal ve mülklerini zaptetmek için bir söz üzerine derhal birleşmeleridir.

Günümüzde asabi kelimesinin öfke ve kızgınlık içinde kontrolünü ve soğukkanlılığını yitirmiş, sinirlerini denetleyemez duruma gelmiş anlamında kullanılmasının kökeninde bu eski davranış biçimi yatıyor.

Zaten sinir sistemimizin en güç kavranan özelliği de işte bu duyguların ve kişilik özelliklerinin denetlenememesidir. İnsan beyninin bu karmaşık üst düzey işlevi, insanın bazen kendi çıkarlarını ya da güvenliğini bile tehlikeye atarak içgüdülerini ve reflekslerini öne çıkarmasını sağlıyor. İnsanlar değişik nedenlerle inançları uğruna ölümü bile göze alabiliyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Softa hâli, medrese talebeliği.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bunlar, dijital fotoğrafçılıkta kullanılan farklı Otomatik Odaklama yöntemleridir. Sürekli AF, deklanşör düğmesi kullanıldığından doğru odaklama sağlar. Normal olarak deklanşör düğmesine yarım basılması, görüntü odağını ‘kilitler’. Sürekli AF modunda, doğru odaklama elde edilene kadar odaklamaya devam eder. Çok Noktalı AF, çekim alanı kameranın merkezinde olmasa dahi mükemmel olarak odaklanırken, odak kilidi yapmanız gerekmez ve daha yaratıcı olabilirsiniz. Merkez Ağırlıklı AF, odaklama için görüntünün merkezini kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a safety catch. switchblade. with a safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has a safety catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clasp knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switchblade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tahtası olan 2. Bir çeşit yabanî güvercin, tahta güvercini. Tahtalı köy (argo) = Mezarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boarded. planked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. askerlik) (c. talâyî). Önden gidip yolu keşfeden asker, öncü, Fars. pîş-dâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طليعه] öncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Tulu eden, öncü. 2.Talih, şans, kısmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den if.) (mü. tâlibe). 1. İsteyen, taleb eden. 2. İstekli, müşteri: Ben bu malın tâlibi değilim. 3. İlim tahsil eden, öğrenci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طالب] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Talep eden arayan, isteyen; istekli. 2.Alıcı müşteri. 3.Medrese talebesi, talebe. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Talib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TALİ) (i. A. «tulü» dan if.) (mü. tâlia). 1. TulO eden, doğan. 2. Baht, kısmet, kader: TSİ i i yerinde, (bk.) TAlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. fortune. lot. luck. star. good fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chance. luck. fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şans, talih, kad(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Talih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtı uygun olan, bahtiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bahtsız, kısmetsiî, bedbaht.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hapless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. poor. rough. tough. tragic. unfortunate. unlucky. untoward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baht uygunsuzluğu, bahtsızlık, bedbahtlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mischance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster. misadventure. mischance. misfortune. mishap. bad luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. tâlikaat). 1. Asma: Avizeyi tavana tâlîk etti. 2. Bir şartla bağlama. 3. Geri bırakma, geciktirme: O işi gelecek seneye tâlîk ettiler. 4. Başlıca iran ve Hindistan’da kullanılan bir yazı çeşidi: Hatt-ı tâlîk. (c.). Bir kitaba yazılan şerh ve açıklamalar: Birçok tâlîkaat kaleme almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjournment. postponing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güleryüzlü. 2.Düzgün söz söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T.). Dört tekerlekli, beygirle çekilir kısa yük arabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» ten mas.) (c. tâlîlât). illet, sebep ve bahane gösterme, (edebiyat) Hüsn-i tâlîl = Gerçek olmayan, fakat güzel düşen uydurma sebep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TALİM) (i. A. «ilm» den masdar) (c. tâlîmât). 1. Öğretme, belletme. 2. Okutma, ders verme, öğretim. 3. Terimle alıştırma: Birine yazı, tanbur, şarkı tâlim etmek. Bu mânâ ile «öğrenme» yerinde de kullanılıp «yazı, tanbur tâlim ediyorum» denilir. 4. Orduda askerî eğitim: Tâlim yapmak, ayak, silâh, ateş tâlimi; piyade, süvari, topçu tâlimi. Tâllmat = Birine sözle veya yazılı olarak, yapacağı şeyleri gösteren emir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. drilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. teaching. instruction öğretim. practice. training. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. instruction. teaching. instructing. practicing sth. practice. exercise. education. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Askerlikte talim yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Askerin tâlim öğrenmesine mahsus yer ve meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Baltabaş olmayan geminin başında aşağıdan yukarıya ve ileriye doğru uzanan ağaç ki, ucuna baş şekli konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Talimarı olan gemi ki, olmayanına «baltabaş» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruction. instructions. direction. rule. directive. charge. commission. precept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. direction. instruction. instructions. directions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions. directions. acting order. body regulations. direction. directive. letter rogatory. guiding line. policies. precept. prescription. regulation. rules of action. terms of reference. working guides. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Askeri tâlim ettiren subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. mec. Talim öğrenmiş, talim etmiş (asker). 2. Direktif ve emir almış: O, kendiliğinden söylemiyor, talimlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk kısas .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitor. claimant. aspirant. pretender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solicitor. desirous. wishful. suitor. customerdesirous. seeking. candidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who wants sth. suitor. wooer. customer. applicant. aspirant. candidate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to want. to desire. to seek. to apply for. to seek the hand of a woman in marriage. aspire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yumru ayaklı kimse; s. yumru ayaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yumru ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelpaze şeklinde iri yapraklı bir çeşit hurma ağacı, bot. Corypha umbraculifera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mans) tılsım. talismanic(al) s. tılsımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. İkinci derecede olan. 2.Kur’an okuyan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak .tantaliza'tion i. boşuna ümit verme, kuyruk sallama. tantalizingly z. hayal kırıklığına uğratarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. totaliter, bütüncül; i. totaliter yönetim yanlısı. totalitarianism i. totalitercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Totaliter rejim veya doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muhalefete hiçbir hak tanımadan bütün vatandaşları devlet otoritesinin hizmetinde ve emrinde toplayan idare sistemi: Rusya’da totaliter bir rejim vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. toplamak totaliza'tion i. toplama totalizer. totalizator i. at yarışlarında müşterek bahisleri kaydedip toplayan hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transcendantalisme

fel. deneyüstücülük

1. İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış.2. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sanatkârlık, esnaflık. 2. Kendi başına işleyebilen sanatkârın hâli. 3. (eskiden) Hizmetçi, câriye vesaire başlarının hâli. 4. Maharet, tecrübe: O adamın ustalığı inkâr olunamaz. 5. Maharet eseri, ince sanat, mükemmellik: Bu işte büyük bir ustalık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastery. proficiency. skill. mastership. expertness. art. artfulness. craftsmanship. deftness. dexterity. facility. feat. finesse. hand. handiness. ingeniousness. ingenuity. knack. masterliness. perfection. sleight. subtility. subtlety. virtuosity. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competence. craft. dexterity. diplomacy. facility. feat. finesse. knack. proficiency. savvy. skill. stunt. trick. workmanship. mastery. masterstroke. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expertly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skillfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ustalıkla yapılmış, mârifetli: Ustalıklı iştir. 2. Hileyle düşünülmüş: Ustalıklı bir dolap kurmuşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepy sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. involving an intermediary. indirectly. through an intermediary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı bitkilerden çıkarılan ve sade yağ yerine kullanılan yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels., biyol. dirimselcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayat, dirilik, can, ruh; canlılık; dayanma kuvveti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hayat vermek, canlandırmak, diriltmek, kuvvet vermek. vitaliza' tion i. canlandırma, hayat verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canlılarda ve bitkilerde dişi üreme hücrelerini veren organ. 2. Rafadan yumurtayı içine oturtmaya yarar fincanımsı kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovarian. bursa. eggcup. gonad. ovary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ovary. anat. eggcup. egg cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eggcup. gonad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by