Ta’n Etmek ne demek? | Ta’n Etmek anlamı nedir? | Ta’n Etmek

Ta’n Etmek anlamı nedir?

Ta’n Etmek ne demek?

Ta’n Etmek anlamı nedir?

Ta’n Etmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tan

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayıplamak, kınamak, kötülemek, suçlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abdest almaya mahsus ibrik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; kabul edilme ; tasdik ve imza olunmuş tahvil, poliçe v,b non-acceptance (i), (huk). ademi kabul, ret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhasebeci, sayman accountancy (i). muhasebecilik accounting (i). muhasebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. coğrafya). İran, Farsça konuşulan yerler: Acemistan’a seyahat; Acemistan’ı dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عجمستان] İran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emek çekmeden: Açıktan iş sahibi oldu. 2. Uzaktan. 3. İlâve olarak: Maaşından başka açıktan da para kazanır. Açıktan açığa: Gizli tarafı kalmamacasına: Adam açıktan açığa para istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from a distance. extra. in addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite openly. boldly. freely. without any hesitation. down- the-line. in plain english. without stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanıdık, bildik; iyi bilme; haber, bilgi, malumat; tanış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahbaplık , tanışıklık, aşinalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zimmetten kurtulma; ibra senedi, makbuz,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardımcı, muavin; emir subayı, yaver. adjutant general komutana bilgi veren ve emirlerini orduya tebliğ eden general. adjutant stork Hindistan'da bulunan bir çeşit iri leylek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afghanistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Afghanistan) Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Pakistan’ın kuzey batısında, İran’ın doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 33 00 Kuzey enlemi, 65 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: toplam: 647,500 km²; Kara: 647,500 km²; Su: 0 km².

Sınırları: toplam: 529 km.

Sınır komşuları: kuzeydoğuda Çin 76 km, batıda İran 936 km, doğu ve güneyde Pakistan 2,430 km, kuzeyde Tacikistan 1,206 km, kuzeyde Türkmenistan 744 km, kuzeyde Özbekistan 137 km

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)

Sahip olduğu denizler: yok (kara ile çevrili).

İklimi: Sert bir bozkır iklimi hakimdir; kışları soğuk, yazları sıcak geçer.

Arazi yapısı: Kuzeydoğu ve güneyde engebeli dağlık arazilere ve ovalara sahiptir. Kuzey doğusunu Hindu Kuş dağları kaplar. Ayrıca güneyde Süleyman, kuzeyde Bendi Türkistan dağları mevcuttur. Güney bati bölgeleri geniş çöllerle kaplıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Amu Darya 258 m; en yüksek noktası: Nowshak 7,485 m.

Doğal kaynakları: doğal gaz, petrol, kömür, bakır, krom, kükürt, kurşun, çinko, demir, berilyum, yakut, tuz, kıymetli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.3.

Otlaklar: %46.

Ormanlık arazi: %3.

Diğer: %39 (2003 verileri).

Sulanan arazi: 27.200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Hindu Kuş dağları bölgesinde depremler; su baskınları; kuraklıklar.

Akarsuları: En önemli akarsuyu Hilmend’dir. Amuderya, Kokça, Kunduz ve Kâbil adlı akarsuları bulunmaktadır. Bunların dışında küçüklü büyüklü çok sayıda akarsuyu mevcuttur.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 31,056,997 (2006 Temmuz ayı tahmini).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlarda: %44.6 (erkek 7,095,117/kadın 6,763,759).

15-64 yaşlarda: %52.9 (erkek 8,436,716/kadın 8,008,463).

65 yaş ve üzerinde: %2.4 (erkek 366,642/kadın 386,300) (2006 tahmini).

Nüfus artış oranı: %2.67 (2006 tahmini).

Not: Bu oran İran mültecilerini de kapsar.

Mülteci sayısı: 23.06 mülteci/1,000 nüfus (2004 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.95 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.05 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 160.23 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.34 yıl.

Erkeklerde: 43.16 yıl.

Kadınlarda: 43.53 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 6.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01(2001 verileri).

Ulus: Afgan.

Nüfusun etnik dağılımı: Pestunlar %42, Tacikler %27, Hazaralar %9, küçük etnik unsurlar (Aymaklar, Türkmenler, Beluciler ve diğerleri) %13, Özbekler %9.

Dinler: Sünni Müslümanlar %80, Şii Müslümanlar %19, diğerleri %1.

Dil: Resmi dil Pestuca ve Tacikçedir. Nüfusun %35 i Pestuca, %50 si Farisice (Dari), %11 i Özbekce ve Türkmence, %4 ü Belucice ve Pasice) ve diğer azınlıkların dillerinde konuşmaktadır.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %36.

Erkeklerin: %51.

Ka


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afganistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booby hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. mental hospital. metal asylum / home / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan yeri ağarırken yapılan akın

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Aydınlık, mehtaplı gece.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iğfal eden, (Ar muğfil, Fars. firîbende). 2. Yalan söyleyen, yalancı. Ahmak aldatan (ıslatan) = İnce İnce yağıp çok ıslatan yağmur. Çoban aldatan = Alaca tavuk dahi denilen bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2.Hakanlara verilen unvan, sultan, padişah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Musikide oya çeşitlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yıllık taksit veya tahsisat alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Anlaşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanksavar top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Arap memleketi. Arap ahali ile meskûn yer, Cezîre-t-ül-Arab = Arabistan yarııVıadası: Arabistan’da çok dolaştığı için güzel Arapça söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arabia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temizleyen, arı duruma getiren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remaining. leftover. accelerating. growing. odd. residual. residuary. surplus. upgrade. residual. surplus. surplusage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing. remainder. residual. spare. upward. remaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascending. remaining. leftover. growing. increasing. progressive. increased. upward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yarar, fayda. 2.Üstünlük, meziyet, nitelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir işin başında bulunan bir kimsenin yardımcısı. Daha çok profesör ve doçent yardımcıları için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. assistant

1. yardımcı, 2. araştırma görevlisi

1. Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb. 2. Yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen görevleri yapan öğretim yardımcısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. intern. coadjutor. demonstrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant. assistant to a professor. assistant doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant (of a professor. assistant. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistantship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Astân (i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Dergâh, der-bâr, bâr-gâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbullu, Osm. şehrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Dergâh, derbâr, bârgâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستان] eşik. 2.tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote city of Kazakhstan that was made the capital in 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote city of Kazakhstan that was made the capital in 1998.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Payitaht, saltanat merkezi. (Bu mânâ ile İstanbul’a alem olmuştur). 3. Büyük tekke, merkez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Pâyitaht, saltanat merkezi (bu mânâ ile İstanbul’a alem olmuştur). Büyük tekke, merkez (Asitâne telâffuzu daha yaygındır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستانه] eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckeye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse chesnut. horse chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindkestanesi): Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uvd. k.) Tayin edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appointed tayin olmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appointed. to be nominated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointed. nominated. designated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden iri bir gölge ağacı ve bunun kestaneye benzeyen yemişi. Atkestanesi, atkestaneslgiller familyasındandır. Hint kestanesi de denir (Aesculus hippocastanum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) Roma imparatoru Ogüst'e veya onun devrine ait; Roma imparatorluğunun veya herhangi bir memleketin edebiyatının altın çağına ait; üstün zevke sahip, klasik nitelikte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak vakti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırtmaya sebep olan: Devebağırtan = Pek dik ve çamurlu yokuş (taşlık olursa naldöken denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bahçelik ve bağlık yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada çalan muzik topluluklarına mahsus çoğu zaman üstü kapalı platform.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rain cats and dogs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir milletin veya birleşmiş birkaç milletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini komutası altında tutan komutan, başkumandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander in chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief başkumandan. serdar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander-in-chief. commander in chief. generalissimo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme military command. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Yeniden, ilk noktadan başlayarak: Şunu bana baştan anlatır mısın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over. afresh. anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially. baş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over. anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from top to bottom. from head to foot. throughead. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from end to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. corrupt. pervert. seduce. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. corrupt. deprave. inveigle. mislead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crude. perfunctory. slapdash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly. in a perfunctory way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from beginning to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çeşit iskete kuşu (Parus maior). 2. Baştan kara etmek. (bk.) Baş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgan yerine veya yorganın üstünde kullanılan kalınca örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bedclothes. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Berber kavmiyle meskûn yer. Berber ülkeleri. Eskiden bilhassa Cezâyir’e Avrupalılar’ın verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEZZAZISTAN (bk.) Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEZİSTAN bk. Bedesten.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Thimphu.

Nüfus: 1.739.000.

Yüzölçümü: 18.147 km2.

Komşuları: Batıda ve Güneyde Hindistan, Kuzeyde Çin.

Önemli Şehirleri: Thimphu.

Din: %75 Lama Budisti, %25 Hindu.

Dil: Dzongkha, Gurung, Assemese.

Yönetim Biçimi: Monarşi.

Tarih: Bölge, 16. yy.da Tibet hakimiyetine girdi. İngiliz etkisi 19. yy.da giderek arttı. 1907’de kurulan monarşi, 1910’da yapılan bir andlaşma ile İngiliz himayesine girdi. 1949’da bağımsızlık kazanan Bhutanın dış ilişkilerini Hindistan yürütmektedir. Dışardan aldığı yardımın büyük kısmı da Hindistan’dan gelmektedir. Butan-Hindistan bağlantıları hava taşımacılığında ve yol yapımında girişilen işbirlikleriyle daha da güçlenmiştir. Nüfusun büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hastane. (Arapça’da dahi kullanılıp, Abbâsîler zamanında hastaneler bu namla yâd olunurdu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tane, tek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bödüren; yüksek sesle bağıran; kaba, açık, bariz, aşikâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabolical. pathetic. rotten. shitty. tacky. tinny. crappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shitty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap sergisi; ufak kitabevi; açık kitap için altlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapçalaşmışı: Büstân). Bahçe, çiçek bahçesi. 1. Sebze bahçesi. 2. Kavun, karpuz: Bostan ekmek, bostan tarlası. Bostan korkuluğu = Oyük, kuşları korkutmak için bostanlara ve tarlalara konulan kukla. mec. Kalıbı kıyafeti yerinde fakat işe yaramaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orchard. garden ware. kitchen garden. market garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sebze bahçesini idare eden adam, sebze bahçıvanı. 2. Eskiden has bahçeler muhafızları iken sonra saray-ı hümâyûn muhafazasına memur olmuş bir sınıf askere mensup adam. Bostancıbaşı = Bu sınıf askerin reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetable gardener. market gardener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze bahçıvanlığı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truck farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market gardening. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu bitkileri incelemek olan ilim kolu, bitki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. botanique

bitki bilimi

Bitkileri inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. botany. botany bitkibilim. nebatat. botanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanist, bitkiler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise f. inceleme yapmak için kırlardan bitki toplamak; bitkileri yerinde incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanik bitkibilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Britanya, Britanya imparatorluğu. britannia metal bazen kaşık, çatal, bıçak yapımında kullanılan bir çeşit beyaz maden alaşımı, beyaz metal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Britanya'ya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bretanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birine yalandan bir şey isnâd etmek, iftira: Bana bühtân etmişler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Yalan, iftira. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Asılsız yere birine bir şey isnâd eden, iftiracı. Ar. müfterî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler 6. Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarları 7. yy.’da geldiler. Slavlarla karışarak 9. yy.da Hıristiyan oldular, 10. Ve 12. yy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bahçe içinde bulunan köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bostana ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sıvı hale getirilerek kullanılan yanıcı bir gaz. Bütan gazı petrol damıtımından elde edilir ve yakıt olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Bütler, putlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütan, bütan gazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بهتان] iftira. bühtân etmek iftira etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işe veya olaya karışmadan kenarda duran kimse, seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruh alıcı, can çıkarıcı, insana belâ olan, güzel.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان ستان] can alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). huysuz, aksi, geçimsiz. cantankerously (z). huysuzluk yaparak. cantankerousness (i). huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). kapasitans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ırgat, bocurgat. capstan bar ırgat kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kastanyet, ispanyol çalparası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Tuna sahilinde bir kasaba isminden gelir). Sandal şekil ve büyüklüğünde vapur, istimbotun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çimenlik, bah

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çok sık ağaçlardan müteşekkil orman. Bilhassa Hindistan ve daha çok Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sık ağaçlı orman. Bilhassa Bengal ormanları hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir çevrede bir kirletici için izin verilebilir en yüksek düzey ya da çevrenin bazı vasıfları için kabul edilebilir en düşük düzey.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şarlatan kimse, sahtekar kimse. charlatan'ic (s). şarlatan. charlatanism (i). şarlatanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double standard. alternating standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dual citizenship. dual nationality. double nationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişahlık, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇİNTİYAN (i.). Kadın şalvarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hal, durum, keyfiyet, şart, vaziyet; vaka, olay; teferruat, ayrıntı. Circumstances aIter the case Olaylar kararları değiştirir. under no circumstances hiç bir surette. under the circumstances bu şartlar altında. pomp and circumstance debdebe ve tant

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). durumla ilgili; teferruata dair, ikinci derecede önemi olan; ayrıntılı, mufassal. circumstantial evidence ikinci derecede deliller. circumstantially (z). durumla ilgili olarak. circumstantially (i). durumla ilgili oiuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tafsilatlı olarak izah etmek; delil ileri sürerek desteklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Bilmece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Kırlangıçtan büyücek, uzunca kuyruklu, bir çeşit keçisağan: Bu kuş insanı yanına yaklaştırdığı halde yakalanmamasıyle tanınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightjar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaşıt, akran; muasır, çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşterek miras, miras ortaklığı. coinheritor (i). miras ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı dakikada vaki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long. a long time ago. for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. long time ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. felsefe). Birden fazla tanrının varlığı düşüncesini benimseyen inanış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). antoloji, seçmeler, derlemeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

savaşçı, kavgacı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bir arada vuku bulan, refakatinde olan, eşlik eden; birlikte bulunan; (i). tabii sonuç. concomitantly (z). aynı zamanda olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). iletkenlik, nakil kabiliyeti, isal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı fikirde, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat; değişmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). değişmez; sürekli, devamlı, sabit, daimi; sadık; (i). sabit olan şey; (mat). konstant, sabite. constantly (z). daima, hiç durmadan, biteviye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istanbulun eski ismi, Bizans, Kostantinya, Dar-i Saâdet, Asitane..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Köstence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarışmacı; bir seçimin sonucuna itiraz eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Evlenmelerde aracılık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaker. go-between. marriage broker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranger of marriage. marriage broker. matchmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchmaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). tümey teğet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). taharrüşe mani olan ilaç; ilgiyi başka yöne çekmek için yaratılan olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şifre çözme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., biyol deriye ait, cilde ait, cildi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tabir) Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kafkasya’nın kuzeydoğusunda bir ülke ki eskiden Albanya denilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dagestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Dağıstan halkından olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saltanat yeri, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe «destan»). 1. Hikâye, masal, sergüzeşt. 2. Bir vaka veya kahramanlığı hikâye eden manzûme. Dillerde (dillere) destan olmak = Halk arasında şöhret bulmak, tanınmak (daha çok kötü mânâ da kullanılır), (bk.) Destan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستان] destan. 2.hikaye. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Desten okuyan, destancı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستانی] destânî, kahramanlıkla ilgili, epik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektep, medrese.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sosyeteye ilk defa takdim olunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). burundaki nemi azaltarak soluk almayı kolaylaştıran ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş, içinde her türden bitki bulunan, karışık bahçe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisi dikenlilerden kestaneye benzeyen bir yumuşakça (echinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Millî, dinî, mitolojik hikâye. 2. Türk halk şiir ve musikisinde bir çeşit. (bk.) DAstân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epopee. epos. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epic poem. saga. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستان] hikaye. 2.destan. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Hikaye, kıssa. 2.Hile, mekr, tenvir. 3.Rüstem’in babasının lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détente

yumuşama

Dünyada soğuk savaş döneminden sonra stratejik silahların geliştirilmesiyle başlayan siyasal gerginliğin ortadan kaldırılması siyaseti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

détente.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entspannung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Mikrop öldürücü ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant. disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfectant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, sitaden = almak). Gönül alan, kendisine bağlayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). (çoğ ti) eğlence için özel bir şeyle ilgilenen kimse; güzel sanatlar düşkünü kimse, sanat meraklısı kimse; amatör: (s). sathi merakı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). serbest bırakmak, çıkarmak, dolaşmış bir şeyi çözmek; salıvermek; açılmak, kurtulmak, çözülmek. disentanglement (i). çözülme, açılma, kurtulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münakaşacı, tartışmacı, münakaşada bir tarafı savunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Aslında olmayıp dışarının etkisiyle sonradan meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

externally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). mesafe, uzaklık, ara, menzil; müddet, fasıla; aralık; (güz). (san). buut, perspektif; (f). geride bırakmak. a good distance off epeyce uzakta. at a distance uzakta, uzak bir yerde; belirli bir mesafede. from a distance uzaktan. keep one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uzak, ırak (yer veya zaman); soğuk, ağır, mesafeli (kimse); belirsiz, hafif. distant relative uzak akraba. distantly (z). uzaktan, soğuk bir tavırla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geyikotu, girit otu, (bot). Dictamnus albus, ilaç için kullanılan birkaç çeşit ot. dittany of Crete kurt helvası, (bot). Origanum dictamnus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innate. congenital. trueborn. inborn. inbred. native. natural. congenitally. naturally. inherently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

born. inborn. native. natural. innate. congenital. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

innate. from birth. congenital. born. inborn. natural born. naturally. trueborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostlukla olan, doğruluk ve sevgiye dayanan veya lâyık: Bazı dostâne ihtarlarda bulundu. 2. Dostluğa yakışır surette, dostçasına: Size dostâne söylüyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستانه] dostça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. existentialiste

fel. varoluşçu

Varoluşçuluk yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. existentialisme

fel. varoluşçuluk

Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) I. Beyazıd zamanında Buhara’dan Bursa’ya hicret eden mutasavvıf.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. instantené

anlık

Kısa süren, bir an içinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantaneous. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snapshot. instantaneous. candid photograph. instantaneous shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dolaştırmak, karmakarışık etmek; bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak. entanglement i. karışıklık, dolaşıklık; engel, mânia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aşai Rabbani ayininde Hazreti isa'nın ekmek ve şarapla birlikte var olması doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eşit uzaklıkta,aynı mesafede olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Erivan.

Nüfus: 3.522.000.

Yüzölçümü: 11.500 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gürcistan, Doğuda Azerbaycan, Güneyde İran, Batıda Türkiye.

Din: %94 Ortodoks.

Dil: Ermenice.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bugünkü Ermenistan 2 Nisan 1921’de bir Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. 30 Aralık 1922’de SSCB’nin bir parçası olan Kafkas seddini oluşturmak üzere, 12 Mart 1922’de Gürcistan ve Azerbaycan’la birleşti. Ermenistan, 5 Aralık 1936’da SSCB’nin anayasal bir cumhuriyeti oldu. 7 Aralık 198’de meydana gelen bir deprem sonucu 55.000’den fazla insan öldü, bir çok şehir yıkıntı haline dönüştü. Ermenistan 23 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve 26 Aralık 1991’de SSCB dağılınca da tamamen bağımsız bir devlet oldu. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ermenistan ile çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan arasındaki savaş 1992’de yayıldı ve 1993’te, 1994’te de devam etti. Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Enklavi üzerine iki tarafın da egemenlik iddiaları vardı. 1994 Mayıs’ında Ermeni güçlerinin bu bölgede kontrol kazanmaları üzerine geçici bir ateşkes ilan edildi.


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dericilerin,, yaprağıyla sahtiyan (deri) boyadıkları bir nevi ağaç.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) icra eden kimse; konser veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aşırı, had derecede, fahiş (fiyat), çok fazla, ifrata kaçan; (huk.) kanun dışında kalan. exorbitance, cy (i.) fazlalık, aşırılık, ileri gitme, haddini aşma. exorbitantly (z). aşırı olarak, had derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, bekleyiş,intizar, ümit; (huk). beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). bekleyen, ümit eden, uman (kimse). expectant mother hamile kadın. expectantly (z). bekleyerek,ümitle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halâ mevcut, baki,günümüze kadar gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Çin'e mahsus ve parayla oynanan bir kâğıt oyunu; bir çeşit kâğıt oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zihin açıklığı, anlayış, zeyreklik, sür’at-i intikal: Bu çocukta çok fetânet vardır. «Fıtrat» ile aynı mânâdadır. (bk.) fetânet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zihni açık, anlayışlı, zeyrek. Ar. fatîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fatânet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması. Peygamberlere mahsus beş sıfattan biridir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. fettâne) (fitneden imüb.). 1. Fitne ve fesat sahibi, karıştırıcı, kurnaz. 2. Gönül alan, meftûn eden, sihirbâzca bir kuvvetle aşka düşüren: Bir dilber-i fettân. Çeşm-i fettân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فتان] işveli, oynak, cilveli. 2.fitne koparan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arnavutça’dan). 1. Arnavutların giydikleri ve belden dize kadar uzanan geniş ve çok kırmalı patiskadan yapılmış beyaz bir giyecek: Arnavut fistanı. 2. Eski zaman modasında kadınların giydikleri çeşitli biçimde kırmalı ve süslü entari: ipek fistan. 3. (denizcilik) Direklerin güverte ıskarçalarını yağmurdan korumak için üzerine kaplanan muşamba. Baca fistanı = Bacaların alt nihayetindeki arbaz kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan giyen: Yunanlıların, efzun denen fistanlı bir sınıf askeri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fistan yapmaya yarayan, fistana mahsus: Fistanlık kumaş, basma. Bir fistan yapmaya yetecek ölçüde kumaş: Kendisine bu kumaştan bir fistanlık alacağım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bıngıldak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bayt). sığıra mahsus bir çeşit bulaşıcı hastallk, aft humması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Frenkler’in memleketi, Frenkler’le meskûn yer, Avrupa: Frengistan’a seyahat etti. Bu mânâda eskiden Fransa için kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Yunan Efsun asker lerinin giydikleri eteklik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşerek, düşen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekerlenen, yuvarlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pamuk veya ipekten sicim, bükme: ipek kaytan, pamuk kaytan. Gaytan yakısı = Kaytan şeklinde dar ve uzun yakı. (bk.) Kaytan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı zapteden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness. eye-witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz tansiyonunun yüksek olduğu hallerde aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya çiçeği.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı kuru papatya çiçeği iyice dövülerek toz haline getirilir. Sonra enfiye gibi buruna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(GÜLSİTAN) (i F.). Gül ülkesi, güllük, gül bahçesi, gül ağaçları çok bahçe. Sadî’nin ünlü eserinin adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül bahçesi, güllük. 2.Azerbaycan’da Karabağ bölgesinde bir mevki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeni açmış gül, gonca.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Güneybatı Kafkasya’da bir ülke ki, Gürcü denilen ve Gürcü dili konuşan bir milletin yurdudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Georgia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Asya’da Karadeniz kıyısında, Türkiye ile Rusya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 42 00 Kuzey enlemi, 43 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Güneybatı Asya.

Yüzölçümü: toplam: 69,700 km².

Sınırları: toplam: 1,461 km.

sınır komşuları: Ermenistan 164 km, Azerbaycan 322 km, Rusya 723 km, Türkiye 252 km.

Sahil şeridi: 310 km.

İklimi: Ilıman ve sıcaktır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m; en yüksek noktası: Mt’a Mqinvartsveri (Kazbek dağı) 5,048 m.

Doğal kaynakları: Orman, hidro enerji, manganez, demir, bakır, kömür, petrol.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %11.51.

daimi ekinler: %3.79.

Diğer: %84.7 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,690 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,661,473 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.34 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.54 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 17.97 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.09 yıl.

Erkeklerde: 72.8 yıl.

Kadınlarda: 79.87 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.42 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Gürcü.

Nüfusun etnik dağılımı: Gürcü %70.1, Ermeni %8.1, Rus %6.3, Azeri %5.7, Osetin %3, Abkhaz %1.8, diğer %5.

Din: Gürcistan Ortodoksları %65, Müslümanlar %11, Rus Ortodoksları %10, diğer %14.

Diller: Gürcüce %71 (resmi), Rusça %9, Ermenice %7, Azerice %6, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %100.

erkekler: %100.

kadınlar: %100 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Gürcistan Cumhuriyeti.

Yerel adı: Sak’art’velo.

Eski adı: Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Georgia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Tiflis.

İdari bölümler: 53 bölge, 9 şehir ve 2 bağımsız cumhuriyet ; Abashis, Abkhaziai (Sokhumi), Adigenis, Ajaria (Bat’umi), Akhalgoris, Akhalk’alak’is, Akhalts’ikhis, Akhmetis, Ambrolauris, Aspindzis, Baghdat’is, Bolnisis, Borjomis, Chiat’ura, Ch’khorotsqus, Ch’okhatauris, Dedop’listsqaros, Dmanisis, Dushet’is, Gardabanis, Gori, Goris, Gurjaanis, Javis, K’arelis, Kaspis, Kharagaulis, Khashuris, Khobis, Khonis, K’ut’aisi, Lagodekhis, Lanch’khut’is, Lentekhis, Marneulis, Martvilis, Mestiis, Mts’khet’is, Ninotsmindis, Onis, Ozurget’is, P’ot’i, Qazbegis, Qvarlis, Rust’avi, Sach’kheris, Sagarejos, Samtrediis, Senakis, Sighnaghis, T’bilisi, T’elavis, T’erjolis, T’et’ritsqaros, T’ianet’is, Tqibuli, Ts’ageris, Tsalenjikhis, Tsalkis, Tsqaltubo, Vanis, Zestap’onis, Zugdidi, Zugdidis.

Bağımsızlık günü: 9 Nisan 1991 (Sovyetler Birliği).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 26 Mayıs (1918).

Anayasa: 17 Ekim 1995.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karad


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kabristan, mezarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گورستان] mezarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلستان] gül bahçesi, güllük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلابدان] gülsuyu kabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yatak odası, yatakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abyssinia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ethiopia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفتان] kaftan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hakka tapınana lâyık bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Allah’tan gelen, Allah’ın verdiği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Herkesin hakkını gözeten kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Osmanlı hânedânında «sultan» denen imparatorluk prenseslerinin kızlarına verilen resmî unvan. Bu prensesler, yalnız ana tarafından Osmanoğlu’dur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, (k.dili) rastlantı, tesadüf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dikenlik, çalılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خارستان] dikenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher shop. hospital. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital. chapel. chaplain. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat sb up so badly that he / she needs to be hospitalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get so sick that one needs hospitalization. to be badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), hat tree şapka asmaya mahsus ayaklı askı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living standard. standard of living. life standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hazan (sonbahar) görmüş, sararıp solmuş yer, güz bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zırhın altına giyilen pamuklu elbise. 2. Üstten giyilen kürkümsü süslü elbise ki, eskiden ekseriya taltif ve iltifat için, büyükler tarafından liyakat sahiplerine giydirilir veya üstlerine atılırdı. Kaftan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yedi açılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tereddüt eden, şüphe içinde. hesitance, hesitancy (i). tereddüt, duraksama. hesitantly (z). tereddütle, duraksayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزاردستان] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for no reason at all. at least. from a trifle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Hindûstân). Hind ülkeleri. Hindistan cevizi = 1. Baharattan sayılan sert bir tane ki, mideyi kızdırmak ve sancıyı durdurmak için yenir, cevz-i bua. 2. Kabuğu sert ve içi kestane gibi beyaz ve besleyici, portakaldan büyükçe bir meyve, narcil, koka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

india. hindustan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. india. indian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

India. rupee. the subcontinent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya, Arap Denizi ve Bengal Körfezi kıyısında, Burma ile Pakistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 20 00 Kuzey enlemi, 77 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 3,287,590 km².

Sınırları: toplam: 14,103 km.

sınır komşuları: Bangladeş 4,053 km, Butan 605 km, Burma 1,463 km, Çin 3,380 km, Nepal 1,690 km, Pakistan 2,912 km.

Sahil şeridi: 7,000 km.

İklimi: Güneyde tropikal musondan kuzeydeki ılıman iklime kadar çeşitlilik görülmektedir.

Arazi yapısı: Güneyde yüksek ovalar (Deccan Yaylası), Gang arazisinde düzlükler, batıda çöller, kuzeyde Himalaylar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kanchenjunga 8,598 m.

Doğal kaynakları: Kömür, demir, manganez, mika, boksit, titanyum, krom, doğal gaz, elmas, petrol, kireçtaşı, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: İslenebilir topraklar: %48.83.

daimi ekinler: %2.8.

Diğer: %48.37 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 558,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklık, su baskını, yıldırımlı fırtına, deprem, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 1,095,351,995 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.38 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.07 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 54.63 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.71 yıl.

Erkeklerde: 63.9 yıl.

Kadınlarda: 65.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.9 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5.1 milyon (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 310,000 (2001 verileri).

Ulus: Hintli.

Nüfusun etnik dağılımı: Hint-Aryan %72, Dravidian %25, Moğol ve diğer %3 (2000).

Din: Hindu %81.3, Müslüman %12, Hıristiyan %2.3, diğer %4.4 (2000).

Dil: İngilizce, Hintçe, Bengali (resmi), Telugu (resmi), Marathi (resmi), Tamil (resmi), Urdu (resmi), Gujarati (resmi), Malayalam (resmi), Kannada (resmi), Oriya (resmi), Punjabi (resmi), Assamese (resmi), Kashmiri (resmi), Sindhi (resmi), Sanskrit (resmi), Hindustani.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %59.5.

erkekler: %70.2.

kadınlar: %48.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hindistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hindistan.

ingilizce: India.

Yönetim biçimi: Parlamenter Federal Cumhuriyet.

Başkent: Yeni Delhi.

İdari bölümler: 28 eyalet ve 7 birleşik bölge; Andaman ve Nicobar Adaları, Andhra Pradesh, Arunachal Pradesh, Assam, Bihar, Chandigarh, Chhattisgarh, Dadra ve Nagar Haveli, Daman ve Diu, Delhi, Goa, Gujarat, Haryana, Himachal Pradesh, Jammu ve Kashmir, Jharkhand, Karnataka, Kerala, Lakshadweep, Madhya Pradesh, Maharashtra, Manipur, Meghalaya, Mizoram, Nagaland, Orissa, Pondicherry, Punjab, Rajasthan, Sikkim, Tamil Nadu, Tripura, Uttaranchal, Uttar Pradesh, Batı Bengal.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cum


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coconut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cocos nucifera): Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve Küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hindistan'a ait, Hindistan halkına ait; (i). Hindistan'da çoğunluğun konuştuğu dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high blood pressure. hypertension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Croatia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa, Adriyatik Denizi kıyısında, Bosna - Hersek ve Slovenya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 45 10 Kuzey enlemi, 15 30 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 56,542 km².

Sınırları: toplam: 2,197 km.

sınır komşuları: Bosna - Hersek 932 km, Macaristan 329 km, Sırbistan 241 km, Karadağ 25 km, Slovenya 670 km.

Sahil şeridi: 5,835 km.

İklimi: Akdeniz ve kıtasal iklim etkilidir.

Arazi yapısı: Coğrafik olarak çeşitlilik göstermektedir; Macaristan sınırı boyunca düz ovalar, Adriyatik kıyısında yüksek olmayan dağlar ve dağlık bölge yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Dinara 1,830 m.

Doğal kaynakları: Petrol, az miktarda kömür, boksit, demir, kalsiyum, doğal asfalt, silis, mika, kil, tuz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25.82.

Sürekli ekinler: %2.19.

Diğer: %71.99 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 110 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yıkıcı depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,494,749 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 1.58 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.99 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.72 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.68 yıl.

Erkeklerde: 71.03 yıl.

Kadınlarda: 78.53 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.4 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 200 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 10 (2001 verileri).

Ulus: Hırvat.

Nüfusun etnik dağılımı: Hırvat %89.6, Sırp %4.5, diğer %5.9 (Boşnak, Macar, Slovenyalı, Çek ve Romalı) (2001).

Din: Roma Katolikleri %87.8, Ortodoks %4.4, Müslüman %1.3, Protestan %0.4, diğer %6.1 (2001).

Diller: Hırvatça %96.1, Sırpça %1, diğer %2.9 (İtalyanca, Macarca, Çekce, Slovakca ve Almanca).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.5.

erkekler: %99.4.

kadınlar: %97.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Hırvatistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Hırvatistan.

Yerel tam adı: Republika Hrvatska.

yerel kısa şekli: Hrvatska.

ingilizce: Croatia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Zagrep.

İdari bölümler: 20 bölge ve 1 şehir; Bjelovarsko-Bilogorska Zupanija, Brodsko-Posavska Zupanija, Dubrovacko-Neretvanska Zupanija, Istarska Zupanija, Karlovacka Zupanija, Koprivnicko-Krizevacka Zupanija, Krapinsko-Zagorska Zupanija, Licko-Senjska Zupanija, Medimurska Zupanija, Osjecko-Baranjska Zupanija, Pozesko-Slavonska Zupanija, Primorsko-Goranska Zupanija, Sibensko-Kninska Zupanija, Sisacko-Moslavacka Zupanija, Splitsko-Dalmatinska Zupanija, Varazdinska


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Sünnet etme. (bk.) Hitan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HITAN) (i. A.). Sünnet dediğimiz ameliyat ki, bülûğdan önce erkek çocukların erkeklik organlarının tepesini örten derinin kesilmesinden ibarettir: Hitân cem’iyeti, hitân düğünü, çocuğu hitân etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ختان] sünnet, sünnet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sünnetçilik, çocukları sünnet eden adamın işi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت وطنيه] askerlik. 2.vatan hizmeti, vatan borcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Holanda dilinden). Güney Afrika’da yaşıyan ilkel bir kavim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حب الوطن من الایمان] vatan sevgisi imandan gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصة] özetle, kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid post / station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkeni tanı, ülkesini tanıyan seven.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; etki, tesir, nüfuz, itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ehemmiyetli, mühim; gururlu, kibirli, azametli; etkili; nufuzlu, itibarlı. importantly z. önemle, ehemmiyetle; sıkkıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsız, sebatsız, dönek; vefasız. inconstancy i. kararsızlık, değşkenlik; vefasızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikamet, sakin olma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir yerde) ikamet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. miras, kalıt; huk. veraset; kalıt alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek, misal; kere, defa. for instance örneğin, meselâ. at the instance of (onun) isteğinden ötürü. court of first instance asliye mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. misal getirmek; örnek ile göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acil olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hemen olan, derhal olan; âcil; şimdiki; su ilavesiyle hemen hazırlanan (yiyecek). instantly z. hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. an, dakika, lahza. at this instant bu anda. the instant I came ben gelir gelmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. instant coffee

hazır kahve

Granül hâline getirilen kahveye sıcak su veya süt eklenerek hazırlanan içecek.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Çoklu ortam dosyaları ile optik sürücüye erişmek için Windows® baypas seçeneği. Size zaman kazandıran ve pil ömründen tasarruf etmenizi sağlayan bu özellik 7 saniye içerisinde kolay erişim sağlar. Anında DVD izleyebilir, CD dinleyebilir veya fotoğraflara göz atabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir anda olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ani, ansızın, anında olan, bir anlık. instantaneously z. bir anda olarak; hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. hemen, derhal, birdenbire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. etkili eylem için mantıki düşünce gerektiğini ileri süren bir tür faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. esassız, hakiki olmayan, hayali; zayıf, kuvvetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fenâ kokma, mikrobun yaptığı şey, hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fiziksel varlığı olmayan, el ile tutulamaz, dokunulamaz; kavranamaz, kafaya giremez; i. fiziksel varlığı olmayan şey; tic. manevi değer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mikroplu, mikroptan meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتانی] mikroplu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sinirlendirici, öfkelendirici; tahrik edici; tahriş edici; (i.) tahriş edici madde veya alet; sinirlendirici herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uluslararası tanınan standartları tanımlayan bir örgüt. Üyeleri çeşitli ülkelerden seçilen örgütün görevleri arasında, bilgisayar, fotoğrafçılık ve reporgrafinin çeşitli yönleriyle ilgili standartları belirlemek de bulunmaktadır. Örneğin ISO film hassasiyeti, fotoğraf emülsiyonlarının ışık hassasiyetini ve pozlama gereksinimlerini belirlemektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. R. «şehre» mânâsında). Türkiye’nin en büyük şehri ve Osmanlı İmparatorluğunun taht şehri (1453 1922), İslâm halifeliğinin son merkezi (1516 1924). Türkler’den önce Bizans (Doğu Roma) imparatorluğunun taht şehri idi (3951453). İstanbul pâyesi = İstanbul kadılığı ilmî rütbesi ki, askerî rütbelerden birinci ferik (orgeneral) e eşitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

istanbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Istanbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the largest city and former capital of Turkey; rebuilt on the site of ancient Byzantium by Constantine I in the fourth century; renamed Constantinople by Constantine who made it the capital of the Byzantine Empire; now the seat of the Eastern Orthodox Chu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Istanbul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar kullanılan, yakası kapalı bir çeşit redingot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mezarlık, Ar. makbere: Kabristanın etrafına duvar çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cemetery. graveyard sinlik. gömütlük. mezarlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cemetery. graveyard. burying ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قبرستان] mezarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. i. catena). 1. Vaktiyle küreğe verilen esirlerin ayağına vurulan zincirli halka, pranga. 2. Bir tür çok iri at. bk. Katana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kâfirler memleketi. Afganistan’ın güneydoğusundaki MÜnistân eyaletinin eski adı. 2. Güneydoğu Afrika sahilleri, Fr. cafrerie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe olup Farsça’ya geçmiştir). Eskiden padişah nâmına devlet adamlarına giydirilen üstlük süslü ceket ki, bir çeşit nişan vermek mahiyetindeydi; hıl’at: Kaftan giydirmek. Kaftanağası = Eskiden büyüklerin dairelerinde baş içağası. Kaftanböceği = Hanımböceği de denilen güzel bir böcekcik, Fr. bette a bon Dieu. Biçilmiş kaftan, üstüne biçilmiş kaftan = Pek lâyık ve münasip, tam yakıştığı gibi olan: Bu iş size biçilmiş kaftandır, üstünüze biçilmiş kaftandır. Kılıç kaftan = Eskiden bir kumandana verilen imtiyaz alâmetleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caftan. kaftan. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Caftan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caftan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman's dress style that imitates the caftan cloaks worn by men in the Near East. a cloak with full sleeves and sash reaching down to the ankles; worn by men in the Levant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caftan , kaftan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir büyük dairede baş içağası ki, kaftanlara bakardı, kaftanağası. Kaftancıbaşı = Vaktiyle büyük devlet adamlarına giydirilen hıl’atların verilmesine nezaret eden memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Adamotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eski şekil: KâPDAN, KAPUDAN) (i. İtalyanca: capitano). 1. Reis, baş, sergerde. 2. Gemi reisi, süvarisi: Gami kaptanı. Birinci kaptan, ikinci kaptan. 3. Eskiden savaş gemilerinde deniz kolağalarına (kıdemli yüzbaşı) verilen unvandır. Unvan gibi de kullanılır: Ahmed Kaptan, Mehmed Kaptan. Kapdân-ı derya, kaptan paşa = Vaktiyle bahriye nâzırı. Topçu kaptanı = Eskiden savaş gemilerinde topçu öğretmeni olan kolağası (kıdemli yüzbaşı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. shipmaster. master. skipper. the old man. old man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. skipper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain. skipper. captain. crew captain. team leader. sea captain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İtal). 1.Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. 2.Şehirlerarası otobüs şoförü. 3.Baş pilot.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captain's bridge. bridge of boats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conning tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilothouse. wheelhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlık, başkanlık. 2. Gemi süvariliği, reislik. Bu gemide kim kaptanlık ediyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy. captainship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captaincy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowflake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowflake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca, musiki). İspanyol raksında kullanılan vurma Aleti ki, geliştirilmiş bir çeşit çâr-pâre (çalpara) dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castanets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castanet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawl. detent. ratchet (on a ratchet wheel or capstan. ratchet. trip. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch on a ratchet wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). Ağır süvari. Katana beygiri = İri beygir ki, ekseriya ağır ve kaba yüke tahsis olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpek veya pamuktan sicim. Kaytan bıyıklı = Uzunca ve ince bıyıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton cord. silk cord. braid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton / silk cord. string. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in kuzey batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 48 00 Kuzey enlemi, 68 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 2,717,300 km².

Sınırları: toplam: 12,012 km.

sınır komşuları: Çin 1,533 km, Kırgızistan 1,051 km, Rusya 6,846 km, Türkmenistan 379 km, Özbekistan 2,203 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal iklim görülür, kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer.

en alçak noktası: Vpadina Kaundy -132 m.

en yüksek noktası: Khan Tangiri Shyngy 6,995 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, demir, manganez, krom, nikel, kobalt, bakır, molibden, kurşun, çinko, boksit, altın, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8.28.

daimi ekinler: %0.05.

Diğer: %91.67 (205 verileri).

Sulanan arazi: 35,560 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Depremler ve toprak kaymaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,233,244 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.33 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.33 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 28.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.89 yıl.

Erkeklerde: 61.56 yıl.

Kadınlarda: 72.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.89 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 16,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kazakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kazakistanlı %53.4, Rus %30, Ukraynalı %3.7, Özbek %2.5, Alman %2.4, Uygur %1.4, diğer %6.6 (1999 nüfus sayımı).

Din: Müslüman %47, Rus Ortodoksları %44, Protestanlar %2, diğer %7.

Diller: Kazakistanlı %40, Rus %66.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.4.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %97.7 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kazakistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kazakistan.

ingilizce: Kazakhstan.

Yerel tam adı: Qazaqstan Respublikasy.

Eski adı: Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Astana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 3 şehir; Almatı, Almatı şehri, Aqmola (Astana), Aqtobe, Astana, Atyrau, Batys Qazaqstan (Oral), Bayqongyr, Mangghystau (Aqtau; formerly Shevchenko), Ongtustik Qazaqstan (Shymkent), Pavlodar, Qaraghandy, Qostanay, Qyzylorda, Shyghys Qazaqstan (Oskemen; formerly Ust’-Kamenogorsk), Soltustik Qazaqstan (Petropavl), Zhambyl (Taraz; eski Dzhambul).

Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 25 Ekim (1990).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Ko


Ülke by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kelbeteyn, kerpeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Y.’dan). Maruf meyve kl, mutedil iklimlerde yetişip dikenli yeşil bir dış kabuk içinde iki tane bulunur ve her biri açık siyah ve yumuşak bir kabuk içinde bir tekliden ibarettir. Atkestanesl = Yenmez iri cinsi ki, ağacı, gölgesi için bahçelerde ve yol kenarına dikilir. Kuzukestanesi = Çiğ de yenilen bir cins küçük tanelisi. Külkestanesi = Sulak yerlere mahsus cinsi. Kestane kebabı = Kabukla beraber veya kabuksuz olarak ateşte pişmiş kestane. Kestane ağacı = Kestane meyvesini veren ağaç ki, hayli büyük olur. Kestane rengi = Koyu kahverengi. Kestane fişeği = Fazla patırdı eden bir fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut. marron. spanish chestnut. sweet chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut. chestnut tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(castanea vesca): Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir. Kullanıldığı yerler: Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi, kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firecracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. chestnut. maroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestane veya kestane kebabı satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (anatomi) İdrar yollarının arka kısmında ve yalnız erkeklerde bulunan bir bez, prostat. 2. Atların bileğinde çıkan ve boynuz kemiği gibi görünüşü olan kısa çıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestane ağaçlarını içine alan yer, kestane ağacı korusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتان] keten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirghizistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirghizia. kyrgyzstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kyrgyzstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya, Çinin batısı.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 75 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 198,500 km².

Sınırları: toplam: 3,878 km.

sınır komşuları: Çin 858 km, Kazakistan 1,051 km, Tacikistan 870 km, Özbekistan 1,099 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Tien Shan’ın yüksekliklerinde kuru kıtasaldan kutupsala değişiklik görülür; güneybatıda subtropikal iklim görülür, kuzey dağ eteklerindeki bölgelerde subtropikal iklim görülür.

Arazi yapısı: Tien Shan zirvesini vadi ve havzalar kuşatmışlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Kara-Darya 132 m.

en yüksek noktası: Jengish Chokusu 7,439 m.

Doğal kaynakları: Çok hidro güç, altın kaynakları ve diğer metaller, kömür, petrol, doğal gaz, cıva, bismut, kurşun, çinko.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.55.

daimi ekinler: %0.28.

Diğer: %93.17 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 10,720 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,213,898 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.32 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.5 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 34.49 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.49 yıl.

Erkeklerde: 64.48 yıl.

Kadınlarda: 72.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,900 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kırgız.

Nüfusun etnik dağılımı: Kırgız %52.4, Rus %18, Özbek %12.9, Ukrayna %2.5, Alman %2.4, diğer %11.8.

Din: Müslüman %75, Rus Ortodoksları %20, diğer %5.

Diller: Kırgızca - resmi dil, Rusça - resmi dil.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.7.

erkekler: %99.3.

kadınlar: %98.1 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kırgızistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kırgızistan.

Yerel tam adı: Kyrgyz Respublikasy.

yerel kısa şekli: yok.

Eski adı: Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Kyrgyzstan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bişkek.

İdari bölümler: 7 bölge ve 1 şehir; Batken Oblasty, Bishkek Shaary, Chuy Oblasty (Bishkek), Jalal-Abad Oblasty, Naryn Oblasty, Osh Oblasty, Talas Oblasty, Ysyk-Kol Oblasty (Karakol).

Bağımsızlık günü: 31 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 31 Ağustos (1991).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kal


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. compétent

uzman

Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialist. expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.) (uyd. k.). Askerî bir birliğin başı, kumandan: Takım komutanı, tüman komutanı, ordu komutanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander. commandant. general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandant. commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officer. commander. captain. high-ranking officer. commandant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Komutanın görevi, kumandanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanan, sıcak ten. 2.Yalçın ve kesik kaya. 3.Pelikan kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm dünyasında İstanbul için kullanılmış isimlerden biri. «Konstantin şehri» mânâsındadır ve IV. asır Roma imparatoru Büyük Konstantin’in adından gelmedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç demirli büyük pulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir açının tamamlayıcısının tanjantı, bk. Tanjant.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağ bucağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوهستان] dağlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dağlık memleket, İran yaylasında dağların çok olduğu bölge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). 1. Kürd ülkeleri: Kürdistan dağları. 2. iran’ın Ardelân eyaletinin eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda tehlikeli bir hastalık ki, burunlarında kemik hâsıl eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç demirli büyük pulluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutaneous , skin-related.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dua, yalvarma. 2.Saka kuşu. 3.Saban. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kuter).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commanding officers of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yerel Uygulama Kontrol Veri Yolunu kullanarak cihazla iletişim kuran bir uzaktan kumanda. Ev video kaydedicileriyle, bir oynatıcıyla birlikte senkronize düzenleme olanağı sağlayan değiştirilebilir kumanda işlevleri sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). La senbolü ile gösterilen kolay işlenir bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanthanum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Bir palmiye çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Lazlar’ın oturduğu ülke. 2. Osmanlı devrinde Rize sancağına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münacat: mukabele ile okunan dua nakarat, tekrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun mesafeli; şehir dışı (telefon konuşması).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Macarlarin oturdukları ülke ki, Tuna’nın iki tarafında olup bir devlet teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hungary. hungary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Romanya’nın kuzeybatısı.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 93,030 km².

Sınırları: toplam: 2,171 km.

sınır komşuları: Avusturya 366 km, Hırvatistan 329 km, Romanya 443 km, Sırbistan 151 km, Slovakya 677 km, Slovenya 102 km, Ukrayna 103 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: Ilıman; kışlar soğuk, bulutlu ve nemli, yazlar ılımlı geçer.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Tisza Nehri 78 m.

en yüksek noktası: Kekes 1,014 m.

Doğal kaynakları: Boksit, kömür, doğal gaz, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %49.58.

daimi ekinler: %2.06.

Diğer: %48.36 (2005).

Sulanan arazi: 2,300 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 9,981,334 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.86 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 8.39 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.66 yıl.

Erkeklerde: 68.45 yıl.

Kadınlarda: 77.14 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.32 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 2,800 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2001 verileri).

Ulus: Macar.

Nüfusun etnik dağılımı: Macar %89.9, Romalı %4, Alman %2.6, Sırp %2, Slovak %0.8, Romanyalı %0.7.

Din: Roma Katolikleri %67.5, Calvinist %20, Lutherci %5, ateist ve diğer %7.5.

Diller: Macar %98.2, diğer %1.8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.4.

erkekler: %99.5.

kadınlar: %99.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Macaristan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Macaristan.

Yerel tam adı: Magyar Koztarsasag.

yerel kısa şekli: Magyarorszag.

Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Başkent: Budapeşt.

İdari bölümler: 19 bölge, 20 kentsel bölge ve 1 başkent; Bacs-Kiskun, Baranya, Bekes, Bekescsaba, Borsod-Abauj-Zemplen, Budapest, Csongrad, Debrecen, Dunaujvaros, Eger, Fejer, Gyor, Gyor-Moson-Sopron, Hajdu-Bihar, Heves, Hodmezovasarhely, Jasz-Nagykun-Szolnok, Kaposvar, Kecskemet, Komarom-Esztergom, Miskolc, Nagykanizsa, Nograd, Nyiregyhaza, Pecs, Pest, Somogy, Sopron, Szabolcs-Szatmar-Bereg, Szeged, Szekesfehervar, Szolnok, Szombathely, Tatabanya, Tolna, Vas, Veszprem, Veszprem, Zala, Zalaegerszeg.

Bağımsızlık günü: 1001 (Kral Stephen tarafından birleştirilmiştir).

Milli bayram: St. Stephen Günü, 20 Ağustos.

Anayasa: 18 Ağustos 1949.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik K


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Manhattan adası; viski ve vermutla yapılmış bir içki. Manhattan District atom bombası. planının şifreli ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Fars. «bîmaristân» dan galat). Hastahane.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moritanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutanak düzenlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب سلطانی] Galatasaray Lisesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoşa lâyık bir surette, sarhoşçasına: Mestâne nâra atıyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مستانه] sarhoşça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). CH4 senbolü ile gösterilen ve çürüme halindeki karbonlu maddelerden çıkan yanıcı bir gaz: Grizu bir metandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bataklık topraklarda, lağım sularında ve ayrıca kömür madenlerinde organik maddenin anaerobik koşullarda ayrışmasından oluşan, genellikle bataklık gazı olarak adlandırılan, doğal ve renksiz gaz. Atmosferde yoğunluğunun artması “sera etkisi”ne katkıda bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Dayanma, metin ve kavi olma, sağlamlık, sebat ve gayret: İnsanda metanet olmadıkça hiçbir işte muvaffak olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. steadiness. earthiness. resistance. fortitude. steadfastness. backbone. grit. resoluteness. sturdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. fortitude. firmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortitude. firmness of character. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متانت] dayanıklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. spineless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. başşehre ait; başpiskoposa ait; i. metropolit; başşehirde oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEZARİSTAN) (i. F.). Ölüler için mezar kazılan yer, mezarlık, makbere: Duvarla çevrili bir mezaristan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saldırgan, atak; azimkar, faal; kavgacı, militan. militancy i. saldırganlık; azimkarlık. militantly z. saldırganca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Fars. «nîm-.ten» den ki «yarım beden» demektir). Kollu yelek ki, basma vesaireden yapılıp eski kıyafette gömleğin üstüne giyilirdi: Pamuklu, çuha mintan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood) yanlış anlamak, ters anlamak. misunder standing i. yanlış anlama; anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Moğollar’ın oturduğu ülke ki, bugünkü Moğolistan devleti dışında kuzeyde Rusya’ya ait Buryatlstan ve güneyde Çin’e ait İç Moğolistan’dan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mongolia. mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Asya’da, Çin ve Rusya arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 1.565 milyon km².

Sınırları: toplam: 8,161.9 km.

sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Çöl, kıtasal.

Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 m.

en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m.

Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %81.

Ormanlık arazi: %11.4.

Diğer: %1.9 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,654,999 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl.

Erkeklerde: 62.14 yıl.

Kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Moğol.

Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998).

Din: Tibet Budist Lamaizm’i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998).

Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %98.

kadınlar: %97.5 (2000).

Yönetimi

Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan.

yerel adı: Mongol Uls.

Eski adı: Dış Moğolistan.

Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti.

Başkent: Ulan Batur.

İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhan**** Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhan**** Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, Uvs.

Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921).

Anayasa: 12 Şubat 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fo


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağlarla ilgili; dağlarda yaşayan veya yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

montana mumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mauritania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mauritania. mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mauritanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'ya mahsus yabani at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A.). 1. İstinkab eden, sorguya çeken. 2. Sorgu hâkimi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişken; biyol. genleri değişmiş, mutasyona uğramış; i. mutasyona uğramış hayvan veya bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tantana» dan imef.) (mü. mutantana). Tantanalı, debdebeli, haşmetli: Mutantan bir alay, mutantan bir resm-i kabûl (asıl Arapça’da «gürültülü» demektir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطنطن] tantanalı. 2.gösterişli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. gerekli değişiklikler yapılmış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستنطق] sorgu yargıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hurmalık, hurma bahçesi veya ormanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نخلستان] hurmalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suda yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Napoli şehrine özgü veya onunla ilgili; i. Napolili. Neapolitan ice cream katmerli dondurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satılacak gazetelere mahsus yer, gazete tezgâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kamışlık, sazlık («ney-zâr» ile aynı mânâdadır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نيستان] sazlık, kamışlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(nigâr-istân) (i. F.). 1. Resim, tasvir ve heykellerle dolu yer, resim ve heykel müzesi. 2. Putlarla dolu mâbed, puthane. 3. mec. Güzelleri çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fidanlık, fidan yetiştirilen bahçe.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.), (ask.) geri hizmetlerde görevli kimse; savaş zamanında sivil olan kimse; (s.) savaşta kullanılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mukavemetsizlik, karşı koymayış, direnmeyiş, teslimiyet. nonresistant (i.) karşı koymayan kimse; otoriteye uyma taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Işıklı tan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, biricik insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oktan. octane number oktan öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) sekiz açılı; (i.) sekizgen. octangular (s.) sekiz köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) bir dairenin sekizde biri; (astr.) bir gökcisminin diğerinden 45 derece uzaklıkta iken bulunduğu yer; oktant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görkemli, aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Doymuş hidrokarbürlerin adı. Yüksek oktanlı = Oktanı yüksek hidrokarbür karıştırılmış benzin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octane. octant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: octant) (denizcilik ve astronomi). 1. Yükseklik tahtası. 2. Ay’ın, sekizde birinin görünecek mevkide bulunması, yani dört günlük olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eğitici, öğretmen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyileştiren, düzelten, sağlığına kavuşturan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, orangutan i. orangutan, zool. Simia atyrus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (orang-outang Malayca «yaban adamı» demektir). İndonezya’da yaşayan büyük bir maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orangutang. orangutan. orangoutang. orangoutan. orang-utan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orangutang. orangutan. orangoutang. orangoutan. orang-utan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large long-armed ape of Borneo and Sumatra having arboreal habits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateş renginde kızıl tan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «orta» dan). Ortada bulunan, vasati, üç şeyin ortasındaki, ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrangea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle. middle child. hydrangea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the second child in a family which has three children. middle-sized thing. hortensia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Pek çok türü bulunan süs bitkisi. 2.Yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasındaki kardeş. İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Japonya asıllı bir çiçek, Japon çiçeği

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı açık, esneyen; uyuşuk, uykusu gelmiş. oscitancy, oscitance i. esneme; uyuşukluk, tembellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. euthanasie

ölme hakkı

İyileşme olasılığı olmayan hastaların veya yaşamını kendi başına sürdüremeyecek ölçüde sakat olan kimselerin yaşamını sona erdirme hakkı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy killing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, göze çarpan; kalmış (borç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sabah seher vöaktinde göğün kızıllaşarak aydınlanması. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Uzbekistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz ertan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karanlığı bitiren, aydın başlangıç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçeği ayırabilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupee. pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim republic that occupies the heartland of ancient south Asian civilization in the Indus River valley; formerly part of India; achieved independence from the United Kingdom in 1947.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pakistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Asya’da, Arap Denizi kıyısında, Hindistan, İran ve Afganistan arasunda, kuzeyde Çin sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 30 00 Kuzey enlemi, 70 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 803,940 km².

Sınırları: toplam: 6,774 km.

sınır komşuları: Afganistan 2,430 km, Çin 523 km, Hindistan 2,912 km, Iran 909 km.

Sahil şeridi: 1,046 km.

İklimi: Daha fazla sıcak ve kuru çöl iklimi hakimdir. Kuzeybatıda ılıman, kuzeyde arktik iklim tipleri görülür.

Arazi yapısı: Doğuda Indus ovası, kuzey ve kuzeybatıad dağlar, batıda Balochistan platosu yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: K2 (Mt. Godwin-Austen) 8,611 m.

Doğal kaynakları: Toprak, doğal gaz, sınırlı petrol yatakları, kömür, demir, bakır, tuz, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %6.

Ormanlık arazi: %5.

Diğer: %61 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 171,100 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın depremler, yağmur sonrası su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 144,616,639 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.11 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.84 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 80.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61.45 yıl.

Erkeklerde: 60.61 yıl.

Kadınlarda: 62.32 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.41 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 74,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 6,500 (1999 verileri).

Ulus: Pakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Punjabi, Sindhi, Pashtun (Pathan), Baloch, Muhajir.

Din: Müslüman %97, Hıristiyan, Hindu, ve diğer %3.

Diller: Punjabi %48, Sindhi %12, Siraiki %10, Pashtu %8, Urduca (resmi) %8, Balochi %3, Hindko %2, Brahui %1, İngilizce, Burushaski, ve diğer %8.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %42.7.

erkekler: %55.3.

kadınlar: %29 (1998).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Pakistan İslam Cumhuriyeti.

kısa şekli : Pakistan.

Eski adı: Batı Pakistan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Islamabad.

İdari bölümler: 4 eyalet, 1 bölge, 1 başkent bölgesi; Balochistan, Federal yönetim Bölgesi, Islamabad Başkent Bölgesi, North-West Frontier Province, Punjab, Sindh.

Bağımsızlık günü: 14 Ağustos 1947 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Mart (1956).

Anayasa: 10 Nisan 1973.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), C (beklemede), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), I


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pakistani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patisserie. confectionery. sweetshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry shop. cake shop. confectionery. confectioner's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry shop. bakery. cafe. tuckshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. petrolde bulunan uçucu bir gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پستان] meme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. az miktarda gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyurethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polyurethane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kirleten şey, havayı veya suyu kirleten kimyasal madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office. letter office. mail station. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. postrestant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). «Kalan posta» mânâsındaki bu kelime, postacılıkta bir usuldür. Postrestant olarak gönderilen mektup vs. postahanede bekler. Alıcı, hüviyetiyle postahaneye gidip, gelen şeyi alır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). 1. İş hâlinde olmayan fakat içinde olduğu cismin durumu değişince ortaya çıkan kuvvet. 2. Bir iletkenin iki noktası arasında bir akım meydana getiren kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. potentiel

1. gizil, 2. fiz. gizil güç

1. Gizli kalmış, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan. 2. Bir iletkenin herhangi iki noktası arasında bir elektrik akımının ortaya çıkmasına yol açan güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential. back demand. potential. potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acele, telâş; acelecilik. precipitant s., i. acele giden; acele yapılmış; i. kimyasal veya mekanik çökelme yapan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. protestant). Protestanlık mezhebi mensubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evangelical. protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katoliklikten ayrılmış, Papanın ruhânî reisliğini tanımayan Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. itiraz eden kimse; b.h. Protestan; s. itiraz eden; b.h. Protestanlara ait. Protestantism i. Protestanlık, Protestan mezhebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., b.h. İngiltere'de kraliçe Elizabeth zamanında meydana çıkan ve bilhassa ibadette sadelik taraftarı olan mezhebin bir ferdi, Püriten; s. ahlâk ve din hususunda çok sofu. puritan'ic(al) s. sofu. puritan'i - cally z. sofucasına. Puritanism i. sofu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dört günde bir olan dördüncüye ait; i., tıb. dört günde bir tutan sıtma gibi bir nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. beşinci; tıb. beş günde bir olan; i., tıb. beş günde bir tutan nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. affolunma, borçtan veya yükümden kurtuluş, temize çıkma; aklama belgesi, ibraname, alındı, makbuz; bedel, ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z.,müz. derece derece ağırlaşan; z. yavaşlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Doğru olanlar, haklı olanlar, haklılar.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(krameria triandra): Baklagiller familyasından; Amerika’da yetişen ve birçok türü olan bir bitkidir. Kökü toz haline getirilip, kullanılır. Çiçekleri kırmızı; yaprakları uzun, ince ve uçları dilimlidir. Kullanıldığı yerler: Şurubu; ishali keser. Bağırsak iltihaplarını giderir. Basur memelerine karşı pomad ve fitil olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) benekli hintkamışı, (bot.) Calamus rotang.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (geom.) dikdörtgen. rectan'gular (s.) dik açıları olan, dikdörtgen şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) bir yüzeye çarpan ışıkla yansıyan ışık arasındaki oran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenmeden yapılan, gönülsüz, isteksiz, zorla yapılan. reluctance, reluctancy i.istemeyiş,gönül- süzlük, rızasızlık. reluctantly z. istemeyerek, gönülsüzlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşı gelen, direnen, mukavemet eden (şey veya kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. meydana gelen, neticesi olan; i. sonuç; fiz. iki ayrı kuvvetin bileşkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. résistance

fiz. direnç

1. Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği. 2. Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. resistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistor. resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. resistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilisede hizmet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah ülkesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaka gibi görünerek. Şaka olsun diye: Şakacıktan arabayı bozdular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü. 2. Devlet, hükümet. 3. Debdebe, tantana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate. reign. sovereignty. court. grandeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. sovereignty. sultanate. magnificence. state. rule. splendour. pomp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. dominion. authority. rule. sultanic rule. showy and luxurious way of life. magnificence. pomp. regality. regency. reign. royalty. show. throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be established. to be determined. to be fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. charlatan). 1. Kendini taşımadığı sıfatlara mâlik göstererek herkesi kandıran. 2. Ilimsiz ve yalandan doktorluk yapan, Ar. mütetabbib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan. quack. fake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatan. cheat. lobster. tamperer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağız kalabalığıyla herkes kandırarak kendini taşımadığı sıfatlara mâlik gösteren yalancının hâli. 2. Ilimsiz ve yalandan doktorluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empiricism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charlatanry. quackery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (eski Türkçe’de). Bacak. 2. Bütün but.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeytan, iblis; kötü adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Seytanca, iblise benzer satanically z. şeytan gibi, şeytanlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very wicked person. an adherent of Satan or Satanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adherent of Satan or Satanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski iranlılar’da harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شبستان] yatak odası. 2.harem dairesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük şehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهرستان] kent, büyük şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-DANE) (I. F. şeh-dâne’den galat), (bk.) Şeh-dâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sextant). Denizcilerin yön tayininde kullandığı bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sextant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine fazla önem verme, kendini fazla yüksek görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Altan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taşlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yengeç, çağanoz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرطان] yengeç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Servi ormanlığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سروستان] servilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) altı günde bir gelen (nöbet).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekstant, gemicilikte bir gökcisminin yüksekliğini ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEYTAN) (i. A.) (c. şeyâtîn) (İbrântce’den). 1. iblis. 2. mec. Pek zeki ve kurnaz adam (bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır). Pek şeytan adamdır. Şeytan arabası = 1. Bazı bitkilerin havada uçuşan pek ince tüylü tohum kozalağı. 2. Demiryolu rayları üzerinde yürütülen açık araba ki, işçi taşır. 3. Bisiklet. Şeytan tüyü = Bir kimseyi başkalarına sevdiren hâl: Onda şeytan tüyü vardır. Şeytan tırnağı s Tırnağın yanında deri üzerinde çıkan tırnak piçi. Şeytanın kıç bacağı = Cin fikirli yaramaz çocuk. Cem’i: cinler, kötü ruhlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. crafty. cunning. sly. wily. devil. the devil. satan. the evil one. dickens. demon. daemon. deuce. prince of darkness. adversary. the arch-enemy. arch-fiend. belial. cloven foot. cloven hoof. the old dragon. the old enemy. fiend. old harry. lu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. evildoer. fiend. imp. satan. sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demon. devil. satan. crafty and malevolent person. clever and mischievous child. the black man. crafty. father of lies. fiend. the old gentleman. old harry. old nick. prince of darkness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demoniacal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilish. diabolic. diabolical. fiendish. satanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeytanlık, iblislik, hile, fesat, fitne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيطنت] şeytanlık, hilekârlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Şeytanlıkla, hileyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şeytâniyye). Şeytana ait, şeytanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demoniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baleful. black. diabolical. fiendish. impish. infernal. satanic. devilish. balefuldevilish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilish. satanic. diabolic. infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شيطانی] şeytanlık. 2.şeytanca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hîle: Ne şeytanlık düşünüyorsun?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. devilment. mischief. cunning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilry. act of devilry. caper. craft. devilment. mischief. prank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hıthıt): İran, Suriye, Afganistan ve Horasan dağlarında yetişen şeytanotu adlı bitkinin köküne yapılan kesiklerden akan koyu bir maddedir. Sarı esmer renkli, yumuşak balmumu kıvamında reçineli zamktır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak gazlarını giderir. Hazmı kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Balgam söktürür. İsteri ve sinir hastalıklarında yatıştırıcı olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile clinic. field hospital. mobile hospital. outpatient s'department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Avlak, av yeri, avı çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simultané

anında

Aynı anda, o anda yapılan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda vaki olan, eşzamanlı. simultaneously z. aynı zamanda, birlikte, bir arada . simultaneousness i. aynı zamanda vaki olma, eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serbia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serbia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., «sitâden» fiilinden imas.). Alan: Cin-sitSn = Can alıcı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yer adı yapmaya yarar. Gül-sitSn (Gülistân) = Gül yeri, gül bahçesi. Kabr-sitSn (Kabristân) = Kabir yeri, mezarlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz cüppesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, s. Spartalı; s. Spartalı gibi, güçlüklere dayanan, yılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spontané

1. anlık, 2. fiz. kendiliğinden

1. Bir anda oluşan, gelişen. 2. İradesiz olarak gerçekleşen (hareket).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spontaneous. spontaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spontaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spontanéisme

fel. kendiliğindenlik

Dıştan bir belirleme ile değil, kendi kendine gerçekleşen etkinlik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendine olan, kendiliğinden vücuda gelen veya yapılan; insan gayreti olmadan meydana gelen; ihtiyari. spontaneous combustion içten yanma, kendiliğinden yanma. spontaneously z. kendiliğinden. spontaneousness, spontaneity i. kendiliğinden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. «Sitâden» fiilinden imas. olup sıfat terkiplerinde bulunur). Alan: Cân-sitân = Can alıcı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duruş; tutum; golfta topu çelerken bacakların aldığı vaziyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. (kanı) durdurmak, akmasını önlemek; s., bak. staunch.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. direk, destek, ayak, dayak, payanda; ahırdaki hayvanları muhafaza için hayvanların boyunlarının iki tarafına konulan direk; den. puntal; f. hayvanların boyunlarının iki yanına direk koyarak çıkmalarına engel olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stood) ayakta durmak, kaim olmak; durmak, ayakta kalmak; kalmak, baki kalmak; sebat etmek, tahammül etmek, çekmek, dayanmak; sabit olmak; inat etmek, ayak diremek; olmak, bulunmak; durmak; uymak, uygun gelmek; (İng.) aday olmak; den. gitmek, yol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duruş; durak, durulacak yer; durum; saksı koymaya mahsus sehpa veya ayaklık; portmanto; satış tezgâhı veya masası, işporta; satıcının durduğu yer; tribün; mahkemede şahit yeri; bir kimsenin bulunduğu yer; işlemez durum, çıkmaz; turnedeki tiyatro e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stand-by

destek

Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. standart olarak kabul edilmiş; herkesçe itibar edilen; umumca kabul edilen (dil usulü). standard candle ayar mumu, ölçü olarak kabul edilen ve ayar edilen bir mumun saçtığı ışık. standard deviation istatistikte ortalama ile bunu teşkil eden rakam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sancak, bayrak, alem; sembol; ileri gelen bir şahsı temsil eden sancak; miyar, ölçü birimi, standart; ayar; para mikyası (altın veya gümüş); ayak, payanda, direk, destek; ağır eşya. standard of living hayat standardı .royal standard kraliyet sanca

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bayraktar, alemdar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. belirli bir ölçüye uydurmak, standardize etmek, ayarlamak, normalleştirmek. standardization i. ayarlama, normalleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Belli bir tip üzere yapılmış veya belli tiplere göre ayrılmış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. standard

ölçün, ölçünlü

1. Belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan. 2. Örnek veya temel olarak alınabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. canonical. stock. standard. norm. normal. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard. standardized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart Tanımlamalı, ekranda 576 Yatay satırdan oluşmuş TV ve video için kullanılan geleneksel formattır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standardization. standardizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to standardize. whip into line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -bys) yedekte bulunan kimse veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (tiyatro veya trende) yer kalmadığı için ayakta kalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sabit görüş; kımıldamayan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nüfuz, slang piston; dublör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokka, kalem mahfazası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. oyunda beraberlik; mukabil kuvvet, tesirsiz bırakma; ilgisizlik, soğukluk; sonraya bırakma, tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilgisiz, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük ve kıymeti ile göze çarpan şey veya kimse; k.dili. eski görüşünü muhafaza edip umumun kararına iştirak etmemekte ısrar eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tutucu, değişikliğe karşı koyan standpatter i. tutucu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikme boru; yangın musluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görüş noktası, bakım. from the standpoint of bakımın dan, görüşüyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. durma, işlemez hal, tevakkuf; tatil, paydos, işin durması. be at a standstill durgun halde olmak; inkıtaa uğramak, kesilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dik; ayakta durarak yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek kişilik dört tekerlekli açık at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stink.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kalay madeni, kalay madeni eritme ocağı; kalay maden havzası; s. kalay madenine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalay cinsinden, kalaya ait stannic acid stanat asidi, kalay asidi. stanniferous s. tabii olarak içinde kalay bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalay St Anthony's fire tıb. yılancık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. stand

sergilik

İş yerlerinde, fuarlarda vb. yerlerde malların alıcılara gösterilmek üzere özel olarak hazırlanmış bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şiir kıtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri altındaki; deri altına zerk olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s dağ eteğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madde, özdek, cisim; töz, cevher; esas; hulâsa, öz; kuvvet, sağlamlık; servet, varlık, zenginlik. in substance esasında; özet olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli seviyeden aşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. metin, dayanıklı; değerli, kıymetli; önemli, ehemmiyetli; zengin, varlıklı; özlü, cisimsel; hakiki; i. gerçek. substantially z. esasen, aslında. substantiality, substantialness i. gerçek varlık, hakiki mevcudiyet; sağlamlık; gerçek değer; yücel

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. özdekçilik. substantialist i. özdekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerçeklemek, kanıtlamak; gerçekleşmek; gerçekleştirmek, tahakkuk ettirmek. substantia'tion i. gerçekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mevcudiyet ifade eden; bağımsız, müstakil; dayanıklı; sabit, devamlı; tözel; i., gram. isim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. teğet altı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SULTANİ) (i. A.). 1. İslâm dininden imparator. 2. Osmanlı hükümdarı. 3. Osmanoğulları’nda imparatorluk prensesi: Ayşe Sultan. Vâlide-Sultan = Osmanlı hükümdarının annesi olan Türk ana imparatoriçesi. Hanım-Sultan = Annesi sultan olan Osmanlı prensesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ruler, or sovereign, of a Mohammedan state; specifically, the ruler of the Turks; the Padishah, or Grand Seignior; officially so called. the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay term used for a king or ruler of the country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ottoman Emperor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally 'Holder of Power'' a mortal Islamic king who does not claim to be a caliph; among Cainites; a generic term for the preeminent vampire in a city or other large domain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Title of the Almoravid, Hafsid, and Ottoman overlords of Libya Considered the ultimate secular title for a Muslim ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سلطان] hükümdar. 2.hükümdar eşi ve kız çocuğu. 3.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sultan, padişah; Türkiye asıllı ayakları tüylü ve beyaz tepeli bir çeşit paçalı tavuk. sultanate i. sultanlık padişahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Padişah, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Annesi sultan olan Osmanlı prensi ki »bey-efendi» diye anılırlar: Sultân-zâde Ahmed Bey-Efendi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hanım sultan, sultan karısı, kızı veya kız kardesi, valide sultan; sarayda cariye; İzmir'in çekirdeksiz kuru üzümü, sultani. sultaness i. sultan karısı veya validesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay term used for a king or ruler of the country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ottoman Emperor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally 'Holder of Power'' a mortal Islamic king who does not claim to be a caliph; among Cainites; a generic term for the preeminent vampire in a city or other large domain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Title of the Almoravid, Hafsid, and Ottoman overlords of Libya Considered the ultimate secular title for a Muslim ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir musiki makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyun üstünde yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. bir sıvının yüz gerilmesini azaltan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شورستان] çorak arazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi ve Kızıldeniz kıyısında, Yemen’in kuzeyinde yer alır.

Coğrafi konumu: 25 00 Kuzey enlemi, 45 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 1,960,582 km².

Sınırları: toplam: 4,415 km.

sınır komşuları: Irak 814 km, Ürdün 728 km, Kuveyt 222 km, Umman 676 km, Katar 60 km, Birleşik Arap Emirlikleri 457 km, Yemen 1,458 km.

Sahil şeridi: 2,640 km.

İklimi: Sert ve kuru çöl iklimi.

Arazi yapısı: Issız çöller büyük bir bölümü kapsamaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Jabal Sawda’ 3,133 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, altın, bakır.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %56.

Ormanlık arazi: %1.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 4,350 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Yaygın kum ve toz fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 22,757,092 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.27 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 1.32 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 51.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.09 yıl.

Erkeklerde: 66.4 yıl.

Kadınlarda: 69.85 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 6.25 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (1999 verileri).

Ulus: Suudi Arabistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %90, Afrika-Asyalı %10.

Din: Müslüman %100.

Diller: Arapça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %62.8.

erkekler: %71.5.

kadınlar: %50.2 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Suudi Arabistan Krallığı.

kısa şekli : Suudi Arabistan.

Yerel tam adı: Al Mamlakah al Arabiyah as Suudiyah.

yerel kısa şekli: Al Arabiyah as Suudiyah.

Yönetim biçimi: Mutlak Monarşi.

Başkent: Riyad.

İdari bölümler: 13 bölge; Al Bahah, Al Hudud ash Shamaliyah, Al Jawf, Al Madinah, Al Qasim, Ar Riyad, Ash Sharqiyah (Doğu Bölgesi), ‘Asir, Ha’il, Jizan, Makkah, Najran, Tabuk.

Bağımsızlık günü: 23 Eylül 1932 (Krallığın kuruluşu).

Milli bayram: Krallığın kuruluşu, 23 Eylül (1932).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-19, G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaz, Ar. sayf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابستان] yaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yaz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابستانی] yazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadzhikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tadjikistan. tadzhikistan. tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 71 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 143,100 km².

Sınırları: toplam: 3,651 km.

sınır komşuları: Afganistan 1,206 km, Çin 414 km, Kırgızistan 870 km, Özbekistan 1,161 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: İç kısımlarda kıtasal, Pamir dağlarında yarı çöl ve kutupsal iklim görülür.

Arazi yapısı: Pamir ve Alay dağları yer şekillerini oluşturur; Fergana Vadisi kuzeyde, Kofarnihon ve Vakhsh vadileri güneybatıda yer alırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Syrdariya 300 m.

en yüksek noktası: Ismail Samani Zirvesi 7,495 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, petrol, uranyum, cıva, kömür, kurşun, çinko, antimon, tungsten, gümüş, altın.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %65 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,390 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,578,681 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.12 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -3.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 116.09 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.18 yıl.

Erkeklerde: 61.09 yıl.

Kadınlarda: 67.42 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.29 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Tacik.

Nüfusun etnik dağılımı: Tacik %64.9, Özbek %25, Rus %3.5, diğer %6.6.

Din: Sünni Müslüman %80, Sii Müslüman %5.

Diller: Tacikce (resmi), Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tacikistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Tacikistan.

Yerel tam adı: Jumhurii Tojikiston.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Duşanbe.

Bağımsızlık günü: 9 Eylül 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Eylül (1991).

Anayasa: 6 Kasım 1994.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasy


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tahtâniyye). 1. Alta yani aşağıya ait, aşağıda bulunan, zıddı: fevkaanî: Tahtânî bina, tahtânî kat. 2. Noktası alttan olan harf: Yâ-i tahtâniyye. 3. Zühre ve Utârit gezegenleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحتانی] alttaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fecir, şafak. Tan atmak = Şafak sökmek. Tanyeri = Güneşin doğduğu taraf. Tanyeri ağarmak = Şafak atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayret, şaşma. Ne tan? = Ne aceb? Tan kalmak = Şaşakalmak, donakalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. twilight. aurora. sunglow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Picul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bark of the oak, and some other trees, bruised and broken by a mill, for tanning hides; so called both before and after it has been used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also tan bark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A yellowish-brown color, like that of tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brown color imparted to the skin by exposure to the sun; as, hands covered with tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of the color of tan; yellowish- brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To convert into leather, as by usual process of steeping it in an infusion of oak or some other bark, whereby it is impregnated with tannin, or tannic acid , and is thus rendered firm, durable, and in some degree impervious to water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make brown; to imbrown, as by exposure to the rays of the sun; as, to tan the skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To get or become tanned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To thrash or beat; to flog; to switch. a light brown a browning of the skin resulting from exposure to the rays of the sun get a tan, from wind or sun treat skins and hides with tannic acid so as to convert them into leather of a light yellowish-brown col

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. daybreak. dawn. first light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a browning of the skin resulting from exposure to the rays of the sun. a light brown. ratio of the opposite to the adjacent side of a right-angled triangle. treat skins and hides with tannic acid so as to convert them into leather. get a tan, from wind or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Total Acid Number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Temporary Authorization Number TRA: Threat and Risk Assessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Raised platform seats in the zendo upon which people sit for zazen. a variable color that is a light yellowish brown Plural tense: tan-colored articles of clothing. - tangent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for the Trust Assurance Network. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Line activated telephone recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allotted seat on the platform for zazen. when the message pertains only indirectly to Photoshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Traditional Access Nation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Computes a tangent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name or designation. total ammonia nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tax Anticipation Note. acid number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ned, -ning) i., s. tabaklamak, de bagat etmek; güneşe göstererek karartmak; k.dili. kamçılamak, dayak atmak; güneşte yanıp esmerleşmek; i. sarımsı kahverengi; güneşte yanmış ten rengi; tanen, mazı tozu; s. açık kahverengi; sepicilikte kullanılan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) tangent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Güneş doğmadan önceki alacakaranlık, şafak vakti. 2.Sabah, akşam esen serin esinti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sövme, ayıplama, yerme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (musiki). Tanburlar. (bk.) Tanbur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabah alacakaranlık.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ispinoza benzer parlak tüylü ve Amerika'ya mahsus bir çeşit kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Garip, tuhaf, şaşırtıcı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydın, bilge yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - altay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyan olma, başka dinden Hıristiyan’lığa girme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şafak ve ay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlık şafak.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meşe kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan - bay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydın bey.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Şafak çizgisi. 2.Parlayan şimşek..

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan renginde çelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hindliler’in diş ve dudaklarını karartmak için çiğnedikleri bir cins yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TANBÜR) (i. A.) (c. tanâbîr) (musiki). Türk musikisinin en tanınmış mızraplı çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنبور] tambur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanbura çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanbur çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنبوری] tanbur virtüözü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önü aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tan vaktinde doğan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. tendance

eğilim

Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One after another; said especially of horses harnessed and driven one before another, instead of abreast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A team of horses harnessed one before the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tandem bicycle or other vehicle. one behind the other; 'ride tandem on a bicycle built for two'; 'riding horses down the path in tandem'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two pins, one behind the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bicycle or other vehicle which accommodates two or more riders, one in front of the other Tandems for three riders are called 'triplets', for four: 'quadruplets' or 'quads', etc This site contains several different articles about tandem bicycles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Parachute jumps in which two skydivers, usually an instructor and student, share one parachute system The student is in a separate harness that attaches to the front of the instructor's harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One behind the other, together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bi-place wing for a pilot and a passenger The wing size is almost double that of a solo wing A tandem wing must be specifically certified as bi-place The pilot and passenger are suspended from spreader bars which ensure leg room for the pilot who sits b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Central computer of the Exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as barmaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At length A pun applied to two horses driven one before the other This Latin is of a similar character to plenum sed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arrangement of two or more AISwitches where the AISwitches are directly interconnected In this configuration you may call a remote AISwitch and then place a second call on that remote AISwitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two-person canoe or kayak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific group of two piece productsd from Hollister, incorporating the revolutionary Tandem CenterPoint Lock system This patented closure mechanism eliminates any possibility of accidental pouch detachment Available in a variety of pre-cut, cut-to-fit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A switching arrangement in which the trunk from the calling office is connected to a trunk at the called office through an intermediate point; serves to interconnect central offices when direct interoffice trunks are not available.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A truck that has two drive axles or a trailer that has two axles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two person payload on a single skydiving system Tandem master knows what is going on, tandem student doesn't Common route of entry into the sport for civilians Many do not wish to progress beyond the one or two tandem dives. a bicycle with two sets of ped

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., s. birbiri ardına koşulmuş halde; i. birbiri ardına koşulmuş atlar; iki kişilik bisiklet: s. birbiri arkasına dizilmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ufak fırın. 2. El ve ayak ısıtmaya mahsus üstü kapalı küçük mangal. 3. Kışın ısınmak üzere odanın ortasına konan bir mangalla onun üzerindeki bir kafes ve bunun üzerine açılmış pek geniş bir yorgan veya kebeden ibâret ısıtma vasıtası ki, mangalın etrafına toplanıp ayaklarını mangala doğru uzatanlar yorgan veya kebeyi üstlerine çekerler. Tandır yorganı, kebesi = Anılan yorgan veya kebe. Tandır kebabı = Ustü örtülerek buğu ile pişen bir çeşit kebap. El tandırı — El ısıtmaya mahsus içi sıcak su ile dolu yuvarlak kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oven made in a hole in the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oven consisting of a clay-lined pit or a large earthen jar buried in the. tandoor. tandoori.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıda târif olunan tandırın altında pinekleyen tenbellerden birinin okuyup veya söyleyip diğerlerinin dinledikleri masal, 2mec. Asılsız fasılsız şey, saçma sapan söz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ağaran şafak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan vakti doğan kimseye verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dorukların ilk ışıklarla aydınlanması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Sövme, ayıplama, zem. zemmetme. Tane atmak, tâne-zen olmak Sövmek, tânetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. aslı: dâne). 1. Habbe: Buğday tanesi. 2. Tohum, ekilen habbe: Tane ekmek, serpmek. 3. Ateşli silâhlara doldurulan mermi, kurşun, gülle. 4. Adet, miktar, sayı: Bir tane ceviz, beş tane karpuz (canlılar için kullanılması yanlış ve yersizdir). Tane tane = Taneleri ayrı ayrı olan: Tane tane bir pilâv pişirir; sözlerini tane tane söyler. Taneye gelmak = Ekin başak bağlamak, tohuma gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece. grain. seed. bead. bean. kernel. legume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. grain. item. particle. piece. seed. pip. berry. a single thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain. a single thing. item. piece. individual. pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granule. particle. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granule. tiny grain / kernel. granular. particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Biricik gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Tane tane etmek: Narı tanelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shell. to strip the kernels from an ear of (wheat , corn , etc. to remove the pulpy seeds from (a pomegranate. to granulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taneletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tane tane ettirmek: Şu narları kime taneletmeli?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taneleri olan, tanelerden mürekkep: Granit taşı taneli olur. 2. Taneleri biribirinden ayrı ve dağınık olan: Taneli pilâv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granulated. granular. granulous. graniferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular. granulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grainy. composed of distinct grains. which bears or has kernels. seeds. granular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çeşitli bitkilerde bulunan buruk lezzetli bir madde ki, sepicilikte ve hekimlikte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tannin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tannin. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Tan vaktinin yan aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. madeni ses çıkarmak, tangırdamak; i. madeni ses, tangırtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acı tat veya koku, keskin çeşni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit su yosunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bıçağın sapa giren kuyruğu, berazban, pırazvana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .Tanganika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanjant.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dokunan; geom. teğet kabilinden; i., geom. teğet; tanjant. go off at a tangent birden konu değiştirmek. tangency i. teğet geçme; konuya bağlı kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teğet halindeki; yüzeysel. tangentially z. yüzeysel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mandalina, bot. Citrus reticulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunulur, tutulur; anlaşılır, akla yakın, kavranabilir; gerçek; maddi; duyulur, hissedilir. tangible assets maddi kıymetler. tangiblos i. mal, mülk, servet. tangibil'ity, tangibleness i. tutulabilme. tangibly z. gerçek olarak; dokunulur halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fas'ta Tanca şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Boş bir kazana vurulduğu zaman çıktığı gibi kaba ve çınlayıcı sesleri anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a rude clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang. to make a clattering noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clatter. to clang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. clang. racket. plonk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .yenilebilen bir çeşit su yosunu, bot. Laminaria saccharina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. dolaştırmak, karıştırmak, karmakarışık etmek, arap saçına çevirmek; başına iş açmak; karışık vaziyete düşmek; girişmek; tartışmak; i. karmakarışık şey, düğüm olmuş şey; karışıklık, muğlâklık; deniz dibindeki hayvanlar tarayarak yakalama aleti. a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. isp.) (musiki). Arjantin menşeli bir dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tango.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A difficult dance in two-four time characterized by graceful posturing, frequent pointing positions, and a great variety of steps, including the cross step and turning steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dance is of Spanish origin, and is believed to have been in its original form a part of the fandango.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of various popular forms derived from this. a ballroom dance of Latin-American origin music written in duple time for dancing the tango dance a tango.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fun dance - also the name of our scanner--a Heidelberg Tango Drum Scanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Tango began in the West Indies and found its way to Argentina where it was stylised by the Gauchos to its present form Tango is a very dramatic, exciting dance Most people recognise Tango from the days of 'Valentino' to the 'Tango Argentina' Tango is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance originated in the streets and salons of Buenos Aires, Argentine Its is characterised as very aspassionate [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A scripting application that allows servers to search a database and deliver the requested information to a client.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance craze of Argentine origin, popular throughout the world in the 1910's and 1920's, featuring a couple gliding across the room to a moderate quadruple meter. a ballroom dance of Latin-American origin. music written in duple time for dancing the tang

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tango.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kare teşkil etmek üzere kesilmiş yedi parçadan ibaret bir Çin bulmacası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafakla başlayan aydınlık gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kazan gibi bir şey yuvarlanırken çıkan gürültüyü enlatır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hasiyetli, keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnosis. diagnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnosis. diagnosis teşhis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanışılıp konuşulan kimse, bildik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. friend at court. acquaintance. contact. friend. contact man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. speaking acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tânîfât). Şiddetle azarlama, darılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Şahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. evidence. attester. deponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. eyewitness şahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şahitlik. 2. Nişan, alâmet, ispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony. witness. evidence şahitlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimonial proof. testimony. witness. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testify. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bear witness to sth. to testify. attest. bear evidence. bear testimony. bear witness. to give evidence. to state in evidence. to bear record. to bear testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette tanılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Târif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. illustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. definition. description. description tarif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition. acknowledgement. recognizance. identification. spotting. familiarization. acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification. recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. acknowledgment. recognition. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birisini bilmek: Ben, bu adamı tanımıyorum; kendisi beni tanıyor. 2. Fark etmek, ayırmak, kim olduğunu seçmek, teşhis etmek: Sizi birdenbire tanıyamadım. 3. Kabûl ve tasdik etmek, inanmak: Allah’ı tanımayan adamdan ne umulur? 4. İtaat etmek: Küçük, büyüğü tanımazsa onunla iş görülemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

know. recognize. identify. get to know. be recognizant of. own. legitimize. legitimatize. acknowledge. be acquainted with. affiliate. ken. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. distinguish. give. identify. know. own. recognize. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to know. to recognize. to be acquainted with. to know well. to distinguish between. to acknowledge. to respect. to listen to. to pay attention to. to hold sb responsible. recognise. to make acquaintance. approve. familiarize. give scope for. note. own. pl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disavowal. disclamation. nonacknowledgement. nonrecognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. portrayal. portraiture. characterization. specification. explanation. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. definition. description tarif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Târif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define. describe. portray. characterize. be descriptive of. designate. diagnose. illustrate. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. characterize. define. describe. label. to define. to describe tarif etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. particle. article artikel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sesin bir müddet devam edip işitilmesi, tınlama, çınlama: Çanın tanîni birkaç dakika sonra kulağımıza aksediyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنين] tınlama, tını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Herkesçe adın duyulsun, ünlen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tanîn = çınlama, Fars. endâhten = atmak). Tanîn bırakan, tınlayan, çınlayan: Çıngırağın sesi etrafa tanîn-endâz oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طنين انداز] tınlayan, tını veren, çınlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). 9 koma yani tam ses değerinde (diyez, bemol vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). 9 komalık tam ses aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. T.) (musiki). Çifte bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. T.) (musiki). Çifte diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette daha tanınmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become known. gain fame. to be known. to be well-known. to win fame. to be recognized. to be acknowledged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be known. to be well-known. to be known for. to be recognized. to be acknowledged. to earn a fame. come into prominence. come to the fore. to gain currency. cut it fat. cut a shine. to come to be known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ünlü, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

known. notable. noted. reputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. well-known. approved. distinguished. famed. granted. noted. proven. recognized. well- known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anımsar, bilir. Bilip ayıran, seçen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tanır-can).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanıdık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an acquaintance. acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanıdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini karşılıklı olarak tanımış bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual acquaintance. acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting acquainted with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımak: Bir görüşmede tanıştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. make acquainted with. become acquainted with. make oneself acquainted with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get acquainted with sb. to be acquainted with each other. to know one another. meet. pick up with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Kelt kabile reisinin hayattayken seçilen veliahdı. tanistry i. Keltlerde cülus kanunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. introduction takdim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımıyanların tanışmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. a knockdown to smb. introduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to introduce to (another. introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. piece of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory. introducer. presenter. advertiser. promotional. informative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identifier. sth which gives knowledge about sb / sth. advertiser. initiatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanıtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be introduced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. introduction. presentation. introducing. promotion. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. advertisement. publicity. promotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. advertising. advertisement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. publicity. presentation takdim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. advertising. dash. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salesman. sales representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirmek, kim olduğunu anlatmak: Onu bana siz tanıttınız; kendisini tanımıyordum, kimse de tanıtmadı. 2. Kabûl ve tasdik ettirmek, İtiraf ettirmek: Bize Allah’ın birliğini tanıtan Peygamberimiz’dir («tanıttırmak» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present. acquaint. familiarize. hold out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertise. establish. familiarize. introduce. popularize. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint with. to introduce to. to present and explain sb / sth to sb. to advertise. to introduce. to present sb to a group. establish. familiarize. make known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prospectus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Trigonometride bir açının tepesini merkez alarak yarı çapı 1 olan bir çember çizdikten sonra açının birinci kenarının çemberi kestiği noktadan çembere çizilen teğet üzerinden açının ikinci kenarının ayırdığı AT doğru parçası uzunluğunun cebrî değeri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen unvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. ing ). 1. Zırhlı ve silâhlı, tekerlekleri paletlerden yapılma tırtıl üzerinde dönen savaş otomobili. 2. Demir sarnıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small Indian dry measure, averaging 240 grains in weight; also, a Bombay weight of 72 grains, for pearls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large basin or cistern; an artificial receptacle for liquids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pond, pool, or small lake, natural or artificial. a large vessel for holding gases or liquids an enclosed armored military vehicle; has a cannon and moves on caterpillar treads as much as a tank will hold treat in a tank; 'tank animal refuse' store in a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tank. armed combat car. land cruiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an enclosed armored military vehicle; has a cannon and moves on caterpillar treads. a large vessel for holding gases or liquids. as much as a tank will hold. a freight car that transports liquids or gases in bulk. a cell for violent prisoners. store in a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large receptacle constructed in a furnace for melting the batch Tanks replaced pots in larger glass factories in the 19th century. syn Bath, q v , or any container holding a body of liquid, especially an ultrasonically-activated container or tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixture reservoir for flush water On a conventional toilet, the ballcock, flush valve, and trip lever are installed in the tank A tank lid closes the top tank opening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixture reservoir for flush water On a conventional toilet, the ballcock, flush valve and trip lever are installed in the tank A tank lid closes the top tank opening. An artificial pool, pond, reservoir, cistern, or large container for holding and sto

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Container for the fuel used by the kart engine The tank is usually located below the steering column, i e between the driver's legs It may be made from metal or plastic A fuel line is connected to the bottom of the tank and leads to the engine See also: s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel of large size to contain liquids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An artificial reservoir for stock water; local in Southwest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A player or NPC who absorbs the damage a mob inflicts, normally while other players or NPCs provide assistance. means any stationary device, designed to contain an accumulation of used oil which is constructed primarily of non-earthen materials, which pro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vessel inside the dewar which contains liquid nitrogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit that is designated to take the hits, while other weaker units attack or cast their spells Summoned units are often effective tanks early in the game However, 'tank' can also refer to the Steam Tank, a Human siege unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Enforcer or other character with good armor and melee expertise Used as humanshield for nano wielders, who are more vulnerable to melee attack Also known as a Meatshield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A SCUBA breathing gas cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any melee class, but more specifically, Warriors, Shadow Knights, and Paladins--all heavy AC classes. means a container for holding gases, liquids, or solids. tank A 210,000-gallon, collapsible, fabric tank in the IPDS, for storage of petroleum products;

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combat vehicle armed with machine-guns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually when you are struck by a single projectile, esp from a 9mm or 357, and it is just enough force to make you shudder, but not seriously harm you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Heavy Weapons expert. furnace used to make glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sarnıç, su deposu; depo, tank; havuz, golcük; ask. tank; f. sarnıca koymak. tank town (A.B.D.), k.dili. eskiden trenlerin su aldığı ara istasyon. tank up k.dili. istimini almak; yakıt almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. havuz veya depoya doldurma; havuz doldurma ücreti; havuz veya depo istiap hacmi; mezbaha artıkları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık, temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapaklı büyük içki maşrapası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tank sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker (member of a military tank crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Akaryakıt taşıyan gemi veya kamyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker. oil tanker. petrol tanker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a soldier who drives a tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker. tankship. oil tanker. tank ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An oceangoing ship specially designed to haul liquid bulk cargo in world trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An oceangoing ship designed to haul liquid bulk cargo in world trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel designed for transporting fluid cargoes in bulk but also used for the transport of grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ocean going ship which hauls crude oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A steamer or motor vessel in which oils or molasses are transported in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tanker is a bulk carrier designed to transport liquid cargo, most often petroleum products Oil tankers vary in size from small coastal vessels of 1,500 tons deadweight, through medium-sized ship of 60,000 tons, to the giant VLCCs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ship designed to carry liquid bulk cargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any player who is not the Linker. a cargo ship designed to carry crude oil in bulk. a soldier who drives a tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker , tankers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tanker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan koç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu sabah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşakalmak, hayrete düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taaccüb etmek, hayrette kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok tınlayıcı olan, İyi çınlayan, güzel ses veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Herkesle eğlenen, alaycı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طناز] alaya alan, eğlenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. debbağ, tabak, sepici; (İng),( argo )altı penilik para. tannery i. debbağ hane, tabakhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tanen, mazı tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sepileme, tabaklama, debagat; güneşte esmerleşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafakta çalışan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan pınar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) («gökyüzü» ve «şafak» demek olan «tan» dan), ilâh, Mevlâ, Hudâ, Çalap, mâbud: Tanrı’nın kulu. Tanrı’nın günü = Bütün gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god. father. the almighty. the creator. deity. the deity. divinity. the divinity. the eternal. the godhead. heaven. the i infinite. the providence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deity. divinity. father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God. heaven. lord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

god. creator. godhead. lord. supreme being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın Tanrı, ilâhe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess. the deity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deity. divinity. goddess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a God.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanrı yerine koymak, Osm. te’lîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Allahlık. 2. Ulûhiyyete ait, ilâhî. Tanrılık söz = Doğru ve insaflı söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godhead. divinity. deity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. godlike. heavenly. relating to God. celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic. godless. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. godlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan gibi aydınlık, temiz adı olan. .

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tan sel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Tan seli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» dan). Yarıya bölme, iki eşit kısma ayırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İnsanın aklnının alamayacağı, şaşırtıcı, olağanüstü olayı mucize. 2.Özlem, hasret. 3.Değerli, kıymetli. 4.Tatlı, nefis.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıristiyan etme, Nasrânî yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nass» tan), kayıtları teferruatıyla beraber iyice tetkik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neşât» tan masdar). Şenlendirme, keyiflendirme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tensiomètre

tek. gerilimölçer

Buhar, ayrışma, yüzey vb.ne ilişkin gerilimleri ölçen alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. tensiométrie

gerilim ölçümü

1. Sıvılardaki yüzey gerilimlerini belirleme işi. 2. Mekanik gerilim niceliğini, birtakım ölçü araçlarından yararlanarak belirleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tension arterielle’den kısaltılmış). 1. Kanın atardamarlara yaptığı basınç. 2. mec. (bilhassa siyasî anlamda) Gerginlik: Tansiyon yükselmek, düşmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kan basıncına tansiyon denir. Kalp her kasılışında belirli miktardaki kanı atardamarlara pompalar. Bu sırada da, kan basıncı en yüksek seviyeye çıkar. Buna büyük tansiyon denir. Kalbin iki kasılışı arasında geçen zaman içinde ise, kan basıncı en düşük seviyeye iner. Buna da küçük tansiyon denir. Büyük tansiyon ile küçük tansiyon arasındaki fark da nabız basıncını gösterir. Tansiyon yaşa bünyeye ve tansiyon ölçüldüğü andaki ruhi veya bedeni duruma göre farklılık gösterir. Yaşlandıkça tansiyon yükselmesi normaldir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure. tension. stress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure. tension. tense state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Büyük tansiyon, 11’den aşağı düştüğü zaman tansiyon düşüklüğü vardır. Bu duruma tıp dilinde hipotansiyon denir. Tansiyon, ateşli hastalıklar sırasında, büyük kanamalardan sonra, iç salgı bezi bozukluklarında veya herhangi bir hastalıktan sonraki iyileşme döneminde düşer. Bazı kadınların aybaşı hallerinde, veya sıcakta fazla ter kaybından sonra veya sinirli kimselerde de tansiyon düştüğü görülür. Devamlı olarak tansiyon düşüklüğü önemli bir hastalığın işareti olabilir.

Geçici tansiyon düşüklüğünde Tuzlu Ayran içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Büyük tansiyonun kişinin yaşına göre yüksek olmasına halk arasında tansiyon yüksekliği, tıp dilinde ise hipertansiyon denir. Bir çok hastalıkta tansiyon yüksekliği görülür. Mesela kalbin sol bölümünün büyümesinde, böbrek hastalıklarında, damar sertliğinde, kan hücrelerinin çoğalmasında, şişmanlıkta ve iç salgı bezleri hastalıklarında kan basıncı artar. Tansiyon yüksekliğinin belirtileri arasında yorgunluk, sinirlilik, çarpıntı, baş dönmesi, uykusuzluk, baş ağrısı vardır. Tansiyonu normal seviyeye indirmek amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek kökü, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 20 gram çilek kökü konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık soyu olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şafağın aydınlattığı su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solucan otu, bot. Tanacetum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Ta senbolüyle gösterilen siyah bir toz hâlinde elde edilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tantalum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak .tantaliza'tion i. boşuna ümit verme, kuyruk sallama. tantalizingly z. hayal kırıklığına uğratarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. tantal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yumit kral Tantalus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., to ile eşit, müsavi, aynı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâşaa, debdebe, hazmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanfare. pomp. rampage. flatulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ado. array. pandemonium. pomp. splendour. state. display. magnificence. splendor görkem. şaşaa. to-do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomp. display. show. pomp and circumstances. array. flamboyance. pageant. pomp and circumstance. splendour splendor. wampum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنطنه] gürültü patırtı ile gösteriş yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tantana ile, tantana sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pompous. grand. grandiose. sumptuous. tumid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., z .av narası; s. acele, hızlı; z. hızla, acele ile; dörtnala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., it., müz. o kadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huysuzluk nöbeti, aksilik, terslik fly. into a tantrum. hiddetten ter ter tepinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, mübarek sabah vakti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi ışık saç, aydınlat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şafak vakti esen rüzgar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Tan vakti esen yel. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the daybreak sky. dawn. daybreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güneş doğmak üzereyken, ufukta hafifçe aydınlanan y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çoban yıldızı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak yolu, aydınlık yol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlığa götüren, yol açan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنز] alaya alma, eğlenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tanzanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - San, altın renginde tanyeri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nezâfet» ten masdar) (c. tanzîfât). T. Temizleme: Bahçeyi tanzîf etmekle meşgulüm. 2. Belediyenin, şehrin sokaklarını ve her tarafını temiz tutmak ve süprüntüleri kaldırtmak görevi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنظيف] temizleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belediye tarafından yaptırılan temizlik işleri. Tanzifat amelesi = Sokakları süpüren amele, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنظيفات] temizlik işleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TANZİM) (i. A. «nazm» dan masdar) (c. tanzîmât). 1. Sıralama, sıraya koyma, dizme: İncileri tanzim etmek. 2. Nizam verme, nizamına koyma, düzenleme, düzeltme: Bahçeyi, salonu tanzim ediyor. 3. Tertip etme, kaleme alma, telif etme, yazma: Bir kasîde, bir makale tanzim etti. 4. Islah: Mâliyeyi tanzim ettiler. 5. İdare işlerinde düzen, yeni düzen: Tanzîmât-ı askeriyye; tanzîmât-ı mülkiyye; tanzîmât-ı hayriyye. Tanzîmât Devri = Türkiye tarihinde 1839 Gülhâne Hatt-ı Hümâyûnu ile ilân edilen yeni düzen. 18391871 devresi ki, ilk demokrasi tecrübesidlr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation. putting in order. organizing. arrangement. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arranging. organizing. determining. putting sth in order. regulating. reorganizing. preparing. drawing up. drafting. framing. arrangement. disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a terrorist group organized by Yasser Arafat in 1995 as the armed wing of al-Fatah; serves a dual function of violent confrontation with Israel and serves as Arafat's unofficial militia to prevent rival Islamists from usurping leadership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنظيم] düzenleme, tertipleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düzenlenmek, tertip edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düzenlemek, tertip etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative reforms. reforms. reorganizations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative reforms (1839.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) T. Tanzimat taraftarı. 2. Tanzimat hareketinde vazife almış olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar). 1. Benzetme. 2. (edebiyat) Bir şiirin benzerini ve taklidini yapma (Arapça’da büsbütün başka mânâlara gelir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تنظير] benzetme. 2.nazire yazma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.benzetilmek. 2.nazire yazılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.benzetmek. 2.nazire yazmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nazîre olarak, tanzir ederek, benzetme suretiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tarlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of thin, transparent muslin, used for dresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve şeffaf muslin, tarlatan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kareli ve yünlü İskoç kumaşı; s. bu kumaştan yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latin yelkeni olan tek direkli ve Akdeniz'e mahsus bir gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek tanrıya inanan, Ar. muvahhid.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman değişti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (tıb.) tetanosa ait, tetanos kabilinden, tetanos meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanus. lockjaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanos. lockjaw. tetanus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) tetanos, kazıklıhumma. tetaniza'tion (i.) tetanosdan meydana gelen kas kasılması. tetanize (f.), (biyol.) az aralıklarla kasılmaya sebep olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) aralıklı kas kasılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. think-tank

beyin takımı

Bir kurum veya kuruluşun yönetiminde etkin rol oynayan kimseler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin takımı, uzman danışmanlar grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Ti senbolüyle gösterilen, siyah renkli, bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Titanic. the largest of the satellites of Saturn; has a hazy nitrogen atmosphere any of the primordial giant gods who ruled the Earth until overthrown by Zeus; the Titans were offspring of Uranus and Gaea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person of exceptional importance and reputation. any of the primordial giant gods who ruled the Earth until overthrown by Zeus; the Titans were offspring of Uranus and Gaea. the largest of the satellites of Saturn; has a hazy nitrogen atmosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The satellite of Jupiter which was turned into a prison world for all Mega-City One Judges Standard sentence for crimes committed by Judges is a Twenty year stretch of Forced labour mining in a extremely lethal atmosphere, only severe bio-engineering enab

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A satellite of Saturn orbiting at a mean distance of 1,222,000 kilometers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manufacturer of a 2-cycle engine used in some karting classes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The largest satellite of Saturn, and the only moon in our solar system that has a substantial atmosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titanium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. Titan; muazzam kuvvet veya kabiliyeti olan kimse; Satürn gezegeninin en buyük uydusu. titan'ic s. muazzam, beşerden üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. titan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ti

Atom Numarası: 22

Kütle Numarası: 47,867

Yoğunluk:4,54 g/cm3

Erime Sıcaklığı:1668 °C

Kaynama Sıcaklığı: 3287 °C

Düşük yoğunluklu, hafif dayanıklı ve kolay işlenebilir bir metaldir.

Alaşımları, hava taşıtlarında ve füzelerde kullanılır.

Çelik kadar sağlam olduğu halde, ondan yaklaşık % 45 daha hafiftir.


ELEMENTLER by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarı renkte uzunca bir kavun çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplu olarak. 2. Büyük ölçüde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesale. bulk. gross. total. collectively. in the lump. in bulk. by wholesale. wholesale. en bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mass. wholesale. collectively. in all. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesale. bulk. direct sale. en masse. by the gross. in gross. in bulk. in the lump. volume business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Wholesale Market)

Alıcıları önceden belli olan veya olmayan, belli bir miktarın üzerindeki hisse senedi işlemlerinin Borsa’da güven ve şeffaflık ortamında organize bir piyasada gerçekleşmesini sağlayan pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Perakendecilere topluca mal satan tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. jobber. packer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. wholesale dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaler. wholesale. wholesale dealer / trader / merchant. bulk supplier. wholesale dealer. wholesale establishment. large merchant. quantity buyer. salesman. wholesale trader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wholesaling. being a wholesaler. wholesale trade / commerce / business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Geminin geri geri gitmesi; bu maksatla pervanesini ters yönde çevirmesi. 2. mec. Ters yüz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sternway. disavowal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse ! astern ! backward rotation. going backwards. making over by resewing it. reversing back motion. reverse motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesindeki: (İtalya'ya göre) Alplerin ötesindeki; yabancı; i. dağların ve bilhassa Alplerin ötesinde oturan kimse; yabancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağ(lar)ın ötesindeki; Alplerin kuzeyindeki; Alplerin güneyindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir cisme deiğştirmek; Hazreti İsa'nın et ve kanına değiştirmek. (Aşai Rabbani'de kullanılan ekmek ve Sarabı). transubstantia'tion i. Katolik ve Ortodoks kiliselerinin inanışına göre Aşai Rabbani ayininde kullanılan ekmek ve şarabın Hazreti İ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Trablusgarp ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. triptan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ - altan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Orta Asya’da Türkler’le meskûn büyük ülke ki, Doğu Türkistan bugün Çin’de, Güney Türkistan ise Afganistan’da, fakat büyük parçası olan Batı Türkistan, Rusya’da kalmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkestan. turkistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkestani.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkmenistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Hazar Denizi kıyısında, İran ile Kazakistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 60 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya’da.

Yüzölçümü: 488,100 km².

Sınırları: toplam: 3,736 km.

sınır komşuları: Afganistan 744 km, Iran 992 km, Kazakistan 379 km, Özbekistan 1,621 km.

İklimi: subtropikal çöl iklimi.

Arazi yapısı: Kuzeyde dağlar ve kum çölleri, İran sınırında alçak dağlar, batıda hazar denizi yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Vpadina Akchanaya -81.00 m.

en yüksek noktası: Gora Ayribaba 3,139 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğala gaz, kömür, sülfür, tuz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %63.

Ormanlık arazi: %8.

Diğer: %26 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 13,000 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,603,244 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.04 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61 yıl.

Erkeklerde: 57.43 yıl.

Kadınlarda: 64.76 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.58 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Türkmen.

Nüfusun etnik dağılımı: Türkmen %77, Özbek %9.2, Rus %6.7, Kazakistanlı %2, diğer %5.1 (1995).

Din: Müslüman %89, Doğu Ortodoks %9, diğer %2.

Diller: Türkmence %72, Rusça %12, Özbek %9, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: kısa şekli: Türkmenistan.

Eski adı: Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Aşkabat.

İdari bölümler: 5 vilayet: Ahal (Ashgabat), Balkan (Nebitdag), Dashhowuz (eski Tashauz), Lebap (Charjew), Mary.

Bağımsızlık günü: 27 Ekim 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ekim (1991).

Anayasa: 18 Mayıs 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Oli


Ülke by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Mahkeme, meclis gibi yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazılmışı, zabıt ceridesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. minutes. protocol. official report. report. minute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. proceeding. protocol. record. report. written report. signed proceedings. minutes. court record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes. record. official report. statement signed by several persons. minute book. minutes. proceeding. protocol. record. written record. report of proceedings. account of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşen, düşerek (yalnız «üftân ü hîzân» = Düşe kalka tâbirinde geçer).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Sabah aydınlığının ufukla birleştiği nokta.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur tan.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Evin her yerinde tam özgürlük için, TV’nizi, ses sisteminizi ve diğer cihazlarınızı kumandayı kızılötesi alıcıya doğrultmaya gerek olmadan çalıştırın

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesinde; Alp dağlarının güneyinde bulunan; i. Papanın mutlak yetkisi olmasına taraftar kimse. Ultramontanism i. Papanın mutlak hakimiyetini fazlasıyle isteyen zümrenin sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu tan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood) anlamak; kestirmek; öğrenmek; kavramak, bilmek; haberdar olmak; mana vermek; şart kabul etmek; farz etmek; tahmin etmek; anlayışlı olmak; hemfikir olmak, hisleri paylaşmak. It is understood that... Koşulan şartlara göre... give one to unde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılır, anlaşılması mümkün, kavranılır. understandebly z. anlaşılır şekilde; mazereti kabul edilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. anlayış, kavrayış; kafa, zekâ; fikir; söz kesme; anlaşma; anlaşmazlığın halledilmesi; s. akıllı, anlayışlı. understandingly z. anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, unimportance i. önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cisimsiz, katı olmayan; asılsız; hakikatte olmayan, hayali. unsubstantiality i. cisimsizlik. unsubstantially z. cisimsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karışık şeyi acmak, çözmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru, dürüst; dik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ur - altan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(.). Hayâ, mahcupluk, utanma (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Utanabilir: Hiç utanacak adama benziyor mu? O, utanacak adam değildir. 2. Utandıran: Utanacak bir iş yapmadım. 3. Kendisinden utanılır, karşısında dikkatli bulunulması gereken, yabancı: İçimizde utanacak kimse yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahcupluk, (bk.) Utanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. disgrace. deception. opprobrium. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilt. shame. modesty. bashfulness. embarrassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. bashful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opprobrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. embarrassing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkasının utanmasına sebep olmak, mahcupluk vermek: Çocuğu utandırmayınız. 2. Utandırıcı olacak bir söz söylemek veya iş yapmak: O işinize aracılık edeyim ama sonra beni utandırmayasınız. 3. Büyük iyilik etmek, ikrâm ve ihsâniyle mahcub etmek: İyiliğinizle bizi utandırdınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embarrass. put smb. to shame. shame. put to the blush. put smb. to confusion. humiliate. make smb. feel small. bring disgrace on smb. disgrace. abash. confound. mortify. scandalize. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abash. embarrass. humiliate. mortify. shame. wither. to put to shame. to shame. to mortify. to humiliate. to embarrass. to show sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok utanan, Ar. mahcup, Farsi şermende: Pek utangaç çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shy. bashful. timid. shamefaced. coy. shame-faced. diffident. embarrassed. gawky. mean. pudent. retiring. timorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashful. coy. inhibited. sheepish. shy. timid. backward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashamed. bashful. coy. diffident. mean. prude. retiring. self-conscious. shamefaced. shy. strange. timid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk utanan adamın hâli, mahcupluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. shyness. bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bashfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanan, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaç, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaçlık, mahcupluk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmak işi ve tarzı, mahcupluk, Fars. şerm: Bu ne utanıştır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shame. being ashamed. embarrassment. blush. confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blush. compunction. shame. feeling ashamed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgraced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of shame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı «ateş» demek olan «ot» tan otanmak»). Bir kötü iş veya sözden veyahut sebebsiz kızarmak, mahcûb olmak: Yanına çıkmaya utandım; o sözü söylemeye utanmaz mısın? İnsan hakkını istemekten utanır mı? Utanacak bir şey söylemedim; çocuktur, utanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be shy. blush. be ashamed. be ashamed of. blush with shame. feel shame at. look small. feel small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blush. outrageous. to blush. to be ashamed. to be embarrassed. to blush. to feel cheap. to look small. to feel small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel humiliated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanması olmayan adam, arsız, hayâsız, küstah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shameless. impudent. unashamed. bare faced. barefaced. bold. bold-faced. brazenfaced. gay. immodest. ribald. sassy. unabashed. unblushing. unembarassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barefaced. blatant. brassy. profligate. shameless. unabashed. vile. brazen. immodest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alâka derecesi az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distant. from a distance. afar. kissing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a) from afar b) distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektromanyetik enerjinin bulunmasıyla sözgelimi havadan fotograf çekme gibi, fiziksel özelliklerle ilgili uzak mesafelerden bilgi toplama yöntemi. ( Remote sensing )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remote controlled. remote guided. wireless- controlled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Özbekistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uz - tan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [افتان و خيزان] düşe kalka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitat. home. homeland. land. motherland. native land. native shore. soil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. home. land. one's native country. motherland. native country. homeland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatherland. home. one's native country. motherland. mother country. homeland. shipping country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وطن] yurt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yurt, ülke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traitor. traitor to his country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high treason. lese-majesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. compatriot. countryman. fellow countryman. countrywoman. fellow countrywoman. man-in-the-street. national. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. countryman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [وطنداش] yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship. national status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to one's country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وطنی] yurt ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وطن پرور] yurtsever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وطن پرورانه] yurtseverce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic. public-spirited person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriot. patriot yurtsever. patriotic yurtsever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotism. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heimatlos. stateless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ziyaret eden; i. ziyaretçi; göçmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçucu, uçabilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lavabo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. dünya görüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood, -standing) dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerçek olmayarak, şakadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by nature. naturally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoktan var eden, Allah, Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.!.). Dayanacak şey, yastık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, uzanıp dayanmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneşin ilk ışıklan.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Yunan memleketi (aslında Yunan, zaten memleket ismi olduğundan, «sitân» edatının ilâvesi galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Greece. greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa’da, Ege Denizi, İon denizi ve Akdeniz kıyısında, Arnavutluk ile Türkiye arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 22 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 131,940 km².

Sınırları: toplam: 1,228 km.

sınır komşuları: Arnavutluk 282 km, Bulgaristan 494 km, Türkiye 206 km, Makedonya 246 km.

Sahil şeridi: 13,676 km.

İklimi: Ilıman, kışlar yumuşak ve nemli, yazlar kuru ve sıcak geçer.

Arazi yapısı: Dağlar denizden başlayarak bir silsile oluşturmaktalar. Kuzeydoğuda billurlu dağlar, batıda Dinar sistemine bağlı sıradağlar ve Ege Denizinde adalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Olimpos Dağı 2,917 m.

Doğal kaynaklar: Boksit, linyit, manganez, petrol, mermer, hidro enerji.

Doğal kaynakları: tarıma uygun topraklar: %20.45.

daimi ekinler: %8.59.

Diğer: %70.96 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,530 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Ara sıra depremler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,688,058 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.34 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.24 yıl.

Erkeklerde: 76.72 yıl.

Kadınlarda: 81.91 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 9,100 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (2003 verileri).

Ulus: Yunan.

Nüfusun etnik dağılımı: Yunan %98, Türk ve diğer %2.

Din: Yunan Ortodoksları %98, Müslümanlar %1.3, diğer %0.7.

Diller: Yunanca %99 (resmi), İngilizce, Fransızca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.5.

erkekler: %98.6.

kadınlar: %96.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Yunan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Yunan.

Yerel tam adı: Elliniki Dhimokratia.

yerel kısa şekli: Ellas or Ellada.

Eski adı: Yunanistan Krallığı.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Atina.

İdari bölümler: 51 bölge ve 1 bağımsız bölge; Ayion Oros (Mt. Athos), Aitolia kai Akarnania, Akhaia, Argolis, Arkadhia, Arta, Attiki, Dhodhekanisos, Drama, Evritania, Evros, Evvoia, Florina, Fokis, Fthiotis, Grevena, Ilia, Imathia, Ioannina, Irakleion, Kardhitsa, Kastoria, Kavala, Kefallinia, Kerkyra, Khalkidhiki, Khania, Khios, Kikladhes, Kilkis, Korinthia, Kozani, Lakonia, Larisa, Lasithi, Lesvos, Levkas, Magnisia, Messinia, Pella, Pieria, Preveza, Rethimni, Rodhopi, Samos, Serrai, Thesprotia, Thessaloniki, Trikala, Voiotia, Xanthi, Zakinthos.

Bağımsızlık günü: 1829 (Osmanlı İmparatorluğu).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Mart (1821).

Anayasa: 11 Haziran 1975; Mart 1986 tarihinde yeniden düzenlenmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar B


Ülke by