Tane ne demek? | Tane anlamı nedir? | Tane

Tane anlamı nedir?

Tane ne demek?

Tane anlamı nedir?

Tane | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tane

Türkçe Sözlük

(i. A ). Sövme, ayıplama, zem. zemmetme. Tane atmak, tâne-zen olmak Sövmek, tânetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. aslı: dâne). 1. Habbe: Buğday tanesi. 2. Tohum, ekilen habbe: Tane ekmek, serpmek. 3. Ateşli silâhlara doldurulan mermi, kurşun, gülle. 4. Adet, miktar, sayı: Bir tane ceviz, beş tane karpuz (canlılar için kullanılması yanlış ve yersizdir). Tane tane = Taneleri ayrı ayrı olan: Tane tane bir pilâv pişirir; sözlerini tane tane söyler. Taneye gelmak = Ekin başak bağlamak, tohuma gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piece. grain. seed. bead. bean. kernel. legume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. grain. item. particle. piece. seed. pip. berry. a single thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grain. a single thing. item. piece. individual. pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طعنه] ayıplama, kınama, kötüleme, suçlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booby hatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. mental hospital. metal asylum / home / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbullu, Osm. şehrî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Payitaht, saltanat merkezi. (Bu mânâ ile İstanbul’a alem olmuştur). 3. Büyük tekke, merkez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eşik, atebe. 2. Pâyitaht, saltanat merkezi (bu mânâ ile İstanbul’a alem olmuştur). Büyük tekke, merkez (Asitâne telâffuzu daha yaygındır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آستانه] eşik. 2.başkent. 3.tekke. 4.İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckeye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse chesnut. horse chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindkestanesi): Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden iri bir gölge ağacı ve bunun kestaneye benzeyen yemişi. Atkestanesi, atkestaneslgiller familyasındandır. Hint kestanesi de denir (Aesculus hippocastanum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütan, bütan gazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kastanyet, ispanyol çalparası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaşıt, akran; muasır, çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı dakikada vaki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). antoloji, seçmeler, derlemeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aynı fikirde, mutabık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., biyol deriye ait, cilde ait, cildi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisi dikenlilerden kestaneye benzeyen bir yumuşakça (echinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostlukla olan, doğruluk ve sevgiye dayanan veya lâyık: Bazı dostâne ihtarlarda bulundu. 2. Dostluğa yakışır surette, dostçasına: Size dostâne söylüyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستانه] dostça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instantené

anlık

Kısa süren, bir an içinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantaneous. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snapshot. instantaneous. candid photograph. instantaneous shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Shutter Priority (Enstantane) modunda, enstantane ayarlanır; diyafram açıklığı buna göre fotoğraf makinesi tarafından belirlenir. Aperture Priority (Diyafram açıklığı) modunda, kullanıcı diyafram açıklığını seçer ve fotoğraf makinesi enstantaneyi buna göre ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zihin açıklığı, anlayış, zeyreklik, sür’at-i intikal: Bu çocukta çok fetânet vardır. «Fıtrat» ile aynı mânâdadır. (bk.) fetânet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zihni açık, anlayışlı, zeyrek. Ar. fatîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fatânet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi kavraması. Peygamberlere mahsus beş sıfattan biridir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). bıngıldak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Yunan Efsun asker lerinin giydikleri eteklik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yeni açmış gül, gonca.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hakka tapınana lâyık bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hastahane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher shop. hospital. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital. chapel. chaplain. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat sb up so badly that he / she needs to be hospitalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get so sick that one needs hospitalization. to be badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (oto). yüksek oktanlı (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sünnetçilik, çocukları sünnet eden adamın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid post / station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir anda olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ani, ansızın, anında olan, bir anlık. instantaneously z. bir anda olarak; hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowflake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowflake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Y.’dan). Maruf meyve kl, mutedil iklimlerde yetişip dikenli yeşil bir dış kabuk içinde iki tane bulunur ve her biri açık siyah ve yumuşak bir kabuk içinde bir tekliden ibarettir. Atkestanesl = Yenmez iri cinsi ki, ağacı, gölgesi için bahçelerde ve yol kenarına dikilir. Kuzukestanesi = Çiğ de yenilen bir cins küçük tanelisi. Külkestanesi = Sulak yerlere mahsus cinsi. Kestane kebabı = Kabukla beraber veya kabuksuz olarak ateşte pişmiş kestane. Kestane ağacı = Kestane meyvesini veren ağaç ki, hayli büyük olur. Kestane rengi = Koyu kahverengi. Kestane fişeği = Fazla patırdı eden bir fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut. marron. spanish chestnut. sweet chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chestnut. chestnut tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(castanea vesca): Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir. Kullanıldığı yerler: Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi, kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firecracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. chestnut. maroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestane veya kestane kebabı satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (anatomi) İdrar yollarının arka kısmında ve yalnız erkeklerde bulunan bir bez, prostat. 2. Atların bileğinde çıkan ve boynuz kemiği gibi görünüşü olan kısa çıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kestane ağaçlarını içine alan yer, kestane ağacı korusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarhoşa lâyık bir surette, sarhoşçasına: Mestâne nâra atıyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مستانه] sarhoşça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Dayanma, metin ve kavi olma, sağlamlık, sebat ve gayret: İnsanda metanet olmadıkça hiçbir işte muvaffak olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. steadiness. earthiness. resistance. fortitude. steadfastness. backbone. grit. resoluteness. sturdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. fortitude. firmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortitude. firmness of character. backbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متانت] dayanıklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. spineless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağlarla ilgili; dağlarda yaşayan veya yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, biricik insan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oktan. octane number oktan öIçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patisserie. confectionery. sweetshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry shop. cake shop. confectionery. confectioner's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastry shop. bakery. cafe. tuckshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. petrolde bulunan uçucu bir gaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post office. letter office. mail station. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-DANE) (I. F. şeh-dâne’den galat), (bk.) Şeh-dâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeytanlık, iblislik, hile, fesat, fitne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شيطنت] şeytanlık, hilekârlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Şeytanlıkla, hileyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile clinic. field hospital. mobile hospital. outpatient s'department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. simultané

anında

Aynı anda, o anda yapılan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı zamanda vaki olan, eşzamanlı. simultaneously z. aynı zamanda, birlikte, bir arada . simultaneousness i. aynı zamanda vaki olma, eşzamanlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz cüppesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spontané

1. anlık, 2. fiz. kendiliğinden

1. Bir anda oluşan, gelişen. 2. İradesiz olarak gerçekleşen (hareket).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spontaneous. spontaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spontaneous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spontanéisme

fel. kendiliğindenlik

Dıştan bir belirleme ile değil, kendi kendine gerçekleşen etkinlik.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendine olan, kendiliğinden vücuda gelen veya yapılan; insan gayreti olmadan meydana gelen; ihtiyari. spontaneous combustion içten yanma, kendiliğinden yanma. spontaneously z. kendiliğinden. spontaneousness, spontaneity i. kendiliğinden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri altındaki; deri altına zerk olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s dağ eteğindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granule. particle. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granule. tiny grain / kernel. granular. particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Biricik gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Tane tane etmek: Narı tanelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shell. to strip the kernels from an ear of (wheat , corn , etc. to remove the pulpy seeds from (a pomegranate. to granulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taneletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tane tane ettirmek: Şu narları kime taneletmeli?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taneleri olan, tanelerden mürekkep: Granit taşı taneli olur. 2. Taneleri biribirinden ayrı ve dağınık olan: Taneli pilâv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granulated. granular. granulous. graniferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granular. granulated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grainy. composed of distinct grains. which bears or has kernels. seeds. granular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çeşitli bitkilerde bulunan buruk lezzetli bir madde ki, sepicilikte ve hekimlikte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tannin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tannin. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesindeki: (İtalya'ya göre) Alplerin ötesindeki; yabancı; i. dağların ve bilhassa Alplerin ötesinde oturan kimse; yabancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dağ(lar)ın ötesindeki; Alplerin kuzeyindeki; Alplerin güneyindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. triptan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dağların ötesinde; Alp dağlarının güneyinde bulunan; i. Papanın mutlak yetkisi olmasına taraftar kimse. Ultramontanism i. Papanın mutlak hakimiyetini fazlasıyle isteyen zümrenin sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by