Tanı ne demek? | Tanı anlamı nedir? | Tanı

Tanı anlamı nedir?

Tanı ne demek?

Tanı anlamı nedir?

Tanı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tani

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnosis. diagnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnosis. diagnosis teşhis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teskin edici ve ateş düşürücü bir ilâç, asetanelit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yorgan yerine veya yorganın üstünde kullanılan kalınca örtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blanket. bedclothes. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saray teşkilâtında padişah saraylarının korunması ile vazifeli olan kimseler, bostancılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu bitkileri incelemek olan ilim kolu, bitki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. botanique

bitki bilimi

Bitkileri inceleyen bilim kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical. botany. botany bitkibilim. nebatat. botanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botanist, bitkiler bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise f. inceleme yapmak için kırlardan bitki toplamak; bitkileri yerinde incelemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bostana ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişahlık, hükümdarlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داستانی] destânî, kahramanlıkla ilgili, epik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye witness. eye-witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Herkesin hakkını gözeten kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Hindistan'a ait, Hindistan halkına ait; (i). Hindistan'da çoğunluğun konuştuğu dil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمت وطنيه] askerlik. 2.vatan hizmeti, vatan borcu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mikroplu, mikroptan meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتانی] mikroplu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moritanya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب سلطانی] Galatasaray Lisesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commander of the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçeği ayırabilen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Seytanca, iblise benzer satanically z. şeytan gibi, şeytanlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very wicked person. an adherent of Satan or Satanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an adherent of Satan or Satanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şeytâniyye). Şeytana ait, şeytanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demoniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baleful. black. diabolical. fiendish. impish. infernal. satanic. devilish. balefuldevilish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devilish. satanic. diabolic. infernal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شيطانی] şeytanlık. 2.şeytanca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart Tanımlamalı, ekranda 576 Yatay satırdan oluşmuş TV ve video için kullanılan geleneksel formattır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the ruler of a Muslim country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay term used for a king or ruler of the country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ottoman Emperor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally 'Holder of Power'' a mortal Islamic king who does not claim to be a caliph; among Cainites; a generic term for the preeminent vampire in a city or other large domain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Title of the Almoravid, Hafsid, and Ottoman overlords of Libya Considered the ultimate secular title for a Muslim ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir musiki makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde çok kullanılmayan bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابستانی] yazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tahtâniyye). 1. Alta yani aşağıya ait, aşağıda bulunan, zıddı: fevkaanî: Tahtânî bina, tahtânî kat. 2. Noktası alttan olan harf: Yâ-i tahtâniyye. 3. Zühre ve Utârit gezegenleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحتانی] alttaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanışılıp konuşulan kimse, bildik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiar. friend at court. acquaintance. contact. friend. contact man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. speaking acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tânîfât). Şiddetle azarlama, darılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Şahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. evidence. attester. deponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. eyewitness şahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şahitlik. 2. Nişan, alâmet, ispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony. witness. evidence şahitlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimonial proof. testimony. witness. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testify. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bear witness to sth. to testify. attest. bear evidence. bear testimony. bear witness. to give evidence. to state in evidence. to bear record. to bear testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette tanılmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Târif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. illustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. definition. description. description tarif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition. acknowledgement. recognizance. identification. spotting. familiarization. acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification. recognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. acknowledgment. recognition. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birisini bilmek: Ben, bu adamı tanımıyorum; kendisi beni tanıyor. 2. Fark etmek, ayırmak, kim olduğunu seçmek, teşhis etmek: Sizi birdenbire tanıyamadım. 3. Kabûl ve tasdik etmek, inanmak: Allah’ı tanımayan adamdan ne umulur? 4. İtaat etmek: Küçük, büyüğü tanımazsa onunla iş görülemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

know. recognize. identify. get to know. be recognizant of. own. legitimize. legitimatize. acknowledge. be acquainted with. affiliate. ken. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledge. distinguish. give. identify. know. own. recognize. spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to know. to recognize. to be acquainted with. to know well. to distinguish between. to acknowledge. to respect. to listen to. to pay attention to. to hold sb responsible. recognise. to make acquaintance. approve. familiarize. give scope for. note. own. pl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disavowal. disclamation. nonacknowledgement. nonrecognition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. portrayal. portraiture. characterization. specification. explanation. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. definition. description tarif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Târif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define. describe. portray. characterize. be descriptive of. designate. diagnose. illustrate. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. characterize. define. describe. label. to define. to describe tarif etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. particle. article artikel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sesin bir müddet devam edip işitilmesi, tınlama, çınlama: Çanın tanîni birkaç dakika sonra kulağımıza aksediyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طنين] tınlama, tını.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Herkesçe adın duyulsun, ünlen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tanîn = çınlama, Fars. endâhten = atmak). Tanîn bırakan, tınlayan, çınlayan: Çıngırağın sesi etrafa tanîn-endâz oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طنين انداز] tınlayan, tını veren, çınlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). 9 koma yani tam ses değerinde (diyez, bemol vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). 9 komalık tam ses aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. T.) (musiki). Çifte bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. T.) (musiki). Çifte diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recognition. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bilinmek, Osm. mârûf olmak: O, bu memlekette daha tanınmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become known. gain fame. to be known. to be well-known. to win fame. to be recognized. to be acknowledged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be known. to be well-known. to be known for. to be recognized. to be acknowledged. to earn a fame. come into prominence. come to the fore. to gain currency. cut it fat. cut a shine. to come to be known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ünlü, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

known. notable. noted. reputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

famous. well-known. approved. distinguished. famed. granted. noted. proven. recognized. well- known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anımsar, bilir. Bilip ayıran, seçen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tanır-can).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanıdık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an acquaintance. acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tanıdık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini karşılıklı olarak tanımış bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual acquaintance. acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting acquainted with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımak: Bir görüşmede tanıştık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. make acquainted with. become acquainted with. make oneself acquainted with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get acquainted with sb. to be acquainted with each other. to know one another. meet. pick up with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tar. Kelt kabile reisinin hayattayken seçilen veliahdı. tanistry i. Keltlerde cülus kanunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. introduction takdim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirini tanımıyanların tanışmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. a knockdown to smb. introduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to introduce to (another. introduce. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. piece of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory. introducer. presenter. advertiser. promotional. informative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identifier. sth which gives knowledge about sb / sth. advertiser. initiatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanıtmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be introduced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

display. introduction. presentation. introducing. promotion. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. advertisement. publicity. promotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. advertising. advertisement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. publicity. presentation takdim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduction. presentation. advertising. dash. publicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

previous notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identification card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salesman. sales representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirmek, kim olduğunu anlatmak: Onu bana siz tanıttınız; kendisini tanımıyordum, kimse de tanıtmadı. 2. Kabûl ve tasdik ettirmek, İtiraf ettirmek: Bize Allah’ın birliğini tanıtan Peygamberimiz’dir («tanıttırmak» yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introduce. present. acquaint. familiarize. hold out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advertise. establish. familiarize. introduce. popularize. present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint with. to introduce to. to present and explain sb / sth to sb. to advertise. to introduce. to present sb to a group. establish. familiarize. make known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prospectus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheistic. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (tıb.) tetanosa ait, tetanos kabilinden, tetanos meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. titan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Trablusgarp ülkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaç, mahcup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaçlık, mahcupluk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utanmak işi ve tarzı, mahcupluk, Fars. şerm: Bu ne utanıştır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining to one's country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وطنی] yurt ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Görüntüdeki yüzleri algılar ve odak, pozlama, beyaz dengesi ve flaş ayarını otomatik olarak ayarlayarak doğal portreler çekmenizi sağlar. Bir alanda en fazla sekiz kişinin yüzü algılanabilir. Öncelik, çocuklar veya yetişkinler için ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زمستانی] kışlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by