Tara ne demek? | Tara anlamı nedir? | Tara

Tara anlamı nedir?

Tara ne demek?

Tara anlamı nedir?

Tara | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tara

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Yıldız, necim. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Altüst, karma karışık, allak bullak: Evde ne varsa alan talan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body search. police search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sakinleştirici, yatıştırıcı, huzur verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataraksiya; huzur, sukun, rahat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal line. paternal side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir tarafı tutmayan, tarafsız. Bîtaraflık = Devletler hukukunda iki veya daha fazla devlet arasında açılan savaşa katılmayan devletin siyasî vaziyeti, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseyi tutmama hali, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifesaver. lifeguard. meat waggon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şelâle, buyük çağlayan, çavlan; (tıb). katarakt, perde, aksu, akbasma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (scandix).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD üzerindeki her parçanın başlangıcı çalınır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görsel İndeks Taraması ekranı dokuz parçaya bölünmüştür. İndeks işareti konulmuş başlangıç sahneleri otomatik olarak bulunur ver fotoğraflar şeklinde gösterilir. Böylece kayıtlı kaset içeriğine kolayca bakılabilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطرات] tehlikeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihtâr). ihtarlar, hatırlatmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral. two-sided. two-way. mutual. reciprocal. two sided. two way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İndeks Araması, kaset üzerindeki işaretli noktaları bulmanızı sağlar. İndeks Taraması, tüm işaretli noktaların ilk birkaç saniyesini göstererek kasette neler bulunduğunu görmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kanâtır). Köprü, kârgir ve kemerli köprü, Ar. cisr, Fars. pül (cisr’den farklı için cisr maddesine bk.).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Köprü, özellikle taştan yapılmış. 2.Su yolu, bend, hisar anlamına da gelir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Aksu, ekbasma, perde.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şap, bal.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bala, 1 kahve kaşığı dövülmüş şap konur. İyice karıştırıldıktan sonra göze sürülür. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract. cataract aksu. akbasma. perde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. katre). Ketreler, damlalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطرات] damlalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yun. A.). Telli bir çalgı, gitar. bk. Gitar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikeden uzaklaştıran, Osm. tahlîs eden. Cankurtaran = Denize düşüp boğulmak tehlikesinde bulunanları kurtaran veya bu işle resmen görevli adam. Cankurtaran demir = Tehlike hâlinde atılmak üzere gemide yedek bulunan ağır demir. Cankurtaran simidi = İcabında tutunup boğulmamak üzere gemilerde bulunan mantarlı halka. Cankurtaran sandalı, flikası = Gemilerde ve tahlisiye idarelerinde yanları mantarlı olarak batmaz bir surette yapılmış sandal. Cankurtaran otomobili = ilk yardıma muhtaç hastaları taşıyan otomobil, ambülans.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurtulmasını sağlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Açı ölçme cedvell.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mutahhara» dan galat). 1. Meşinden veya tenekeden eğer kaşına veya arkaya asılan su kabı. 2. Uzun boğazlı kimyager şişesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. flask. water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen or flask ; leather flask. canteen. flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanlarda su taşıyıp yolculara dağıtan adam, kafile sakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. “satr”dan). Açıların derecelerini ölçmeye mahsus hendese Aleti, açı cetveli. Ar. idâde (Fr. alidade, Ar. el-idâde’den alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatar»dan) (c. muhâtarât). Zarar ve ziyan veya can korkusu, tehlike: Bu işte muhâtara vardır; bile bile muhâtaraya girmemeli, (ticaret) Şirket-i muhâtara = Kâr ve zararı ortaklaşma olmak şartıyle kurulan şirket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخاطره] tehlike. 2.zarar, ziyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkulu, tehlikeli: Muhataralı yol; muhataralı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukantarât). 1. (astronomi) Güneşin gölgesiyle saatleri gösteren Alet, Osm. basîta-i şemsiyye. 2. Ufka paralel olarak gökyüzünde tasavvur olunan daireler, Fr. almicantarat (bu kelime Arapça’dan alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad» dan if.) (mü. mutarassıda). Gözeten, bekleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. fore / n , adj / ön ;. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayvanları otlatan çoban.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zevk ve eğlence») (musiki). Türk Musikisi’nde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. kükürt benzeri gazlar yayan volkan ağzı; püskürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sevinç, şenlik, ferah, sevinçten gelen coşkunluk ve tepinme: Taraba gelmek; tarab vermek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرب] şenlik, neşelenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sevinç, şenlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tarab = sevinç, Fars. engîhten = koparmak). Sevinç veren: Tarab-engîz bir hava, bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرب انگيز] neşe veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevindirici, coşturucu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طربگاه] neşelenme yeri, eğlence yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağma, çapul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاراج] yağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Oturup hava almaya yarayan etrafı açık yüksekçe seki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrace (flat roof or open platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yalan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etrâf, tarafîn). 1. Yan, cihet, üst ve alt, ön ve arka, sağ ve sol gibi cihetlerin herbiri: On taraf, arka taraf, üst taraf, alt taraf, yan taraf, sağ taraf, sol taraf. 2. Yer, memleket, kıt’a, ülke, cihet: Bazı taraflara yağmur yağdı; o tarafların meyvesi güzeldir. 3. Ind, nezd, yan: Tarafınıza gönderildi, tarafınızdan geldi. 4. Taraftarlık, tarafgirlik, koruma: Siz onun tarafını tutuyorsunuz; o, sizden tarafa çıkıyor. 5. Fırka, parti, bölük, aralarında muhalefet bulunan kısımların herbiri: Onlar iki taraf olmuşlar, birkaç tarafa ayrılmışlar. 6. Muharebe veya muhâkemede yahut güreş ve oyun gibi bir müsabakada bulunan iki muhalif şahıs veya topluluğun herbiri: Bir tarafın vekili geldi öbür taraf daha vekil göndermedi. Alt taraf = Ar. mâbaad: Romanın alt tarafını yarın okuyacaksınız. Üst taraf = 1. Ar. mâkabl: Bunun üst tarafını okuduk. 2. Fazla, artık, kalan, bakıyye: Ust tarafını sonra veririm. O taraf = Orası. Bu taraf = Burası. Bir taraftan = Bir yönden Ber-taraf = Aradan çıkmış: O mesele ber-taraf oldu; orası ber-taraf. Onu ber-taraf et = O, şöyle dursun, onu şöyle bırak, aradan çıkar. Bitaraf = Tarafsız. Taraf taraf = Cihet cihet, her yanda. Taraf tutmak = Taraftarlık etmek. Her taraf = Her yer, her cihet, her yan Her taraftan = Her yerden veya herkesten. Hiçbir taraftan = Hiçbir yerden veya hiç kimseden: Hiçbir taraftan yardım beklemiyorum. 7. Havali, civarlar: Etrafta yağmur yağdı. Etrâf-ı erbaa = Dört cihet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side. part. end. party. hand. way. contractor. facet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. part. side. way. aspect. direction. district. edge. border. party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. side. portion. area. region. direction. party. aspect. behalf. facet. hand. quarter. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرف] yön. 2.ülke. 3.muhatap iki kişiden her biri. 4.yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer yer, kısım kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. dâşten = tutmak). Birinin tarafını, bir tarafı tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taraftarlık. TâRAFDARLIK (i. F.). Taraf tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. giriften = tutmak) (c. F. tarafgîrân). Taraf tutan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taraf tutma, taraf çekme, taraftarlık, Osm. tarafgirlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفدار] yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداران] yandaşlar, taraftarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداری] yandaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.), iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the two parties (to a contract in a legal proceeding. the plaintiff and the defendant. the prosecution and the defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفين] iki taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفگير] yan tutan, yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafgiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partiality. biased behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yan tutmak, taraf tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. taraf), (bk.) Taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. on the part of. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yan ve ciheti olan. İki taraflı = İki tarafı Olan. Üç taraflı = Üç yanı olan, üç tarafa da mensup bulunan. 2. Taraftarları çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided. partial. partisan. tendentious. unfair. colored. coloured. biased. biassed. interested. one-sided. one-way. prejudiced. warped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed of or affecting sides. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taraf tutmayan, Osm. bî-taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. objective. fair-minded. even-handed. non-partisan. non-party. free from bias. candid. clinical. colorless. colourless. detached. disinterested. dispassionate. equitable. judicial. non-committal. noncommittal. nonpartisan. nonparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispassionate. impartial. neutral. objective. unbiased. impertial. unbiassed. detached. disinterested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even handed. impartial. neutral. unbiased. adlaphrous. candid. clinical. disinterested. dispassionate. equitable. even. on the fence. noncommittal. nonpartisan. nonparty. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. detachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. disinterest. disinterestedness. equity. fair mindedness. impartiality. neutrality. objectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorable. favourable. sympathetic. fan. follower. supporter. partisan. sympathizer. adherent. advocate. pro. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. advocate. follower. partisan. pro. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. follower. partisan. supporter. adherent. partial. disciple. fan. favo u rable. people. proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. partiality. adherence. partisanship. discipleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Az bulunur, ince şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tarikat). Tartkatler. (bk.) Tarikat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Saç ve sakal kıllarını birbirlerinden ayırıp temizlemeye ve düzeltmeye yarayan dişli Alet ki, ekseriya şimşir, boynuz, kemik, fildişi, abanos ve çeşitli plastik maddelerden yapılır, Ar. meşt, Fars. şâne: Saç tarağı; sakal tarağı; seyrek tarak; sık tarak. 2. Çulha tezgâhında ipliklerin geçirilmesine mahsus tarak şeklinde pek sık telli Alet: Bezi tarağa koymak. 3. Yün ve keten açıp ayıklamaya mahsus Alet: Yün tarağı, keten tarağı. 4. Taşçıların taşları düzeltmeye mahsus ufak dişli çelik kalemi: Taşçı tarağı; tarakla düzeltmek. 5. Toprağı çekip düzeltmek için enli ve birçok kısa dişli çapa şeklinde tahta veya demirden bahçıvan Aleti, gelberi, tırmık: Toprağı kazdıktan sonra tarakla düzeltmeli. 6. Suyun dibindeki çamur vs. yi ayıklamaya mahsus geniş kazma şeklinde Alet. 7. Liman ve nehir vesairenin altını temizlemeye mahsus makineli duba: Limanı temizlemek için büyük bir tarak lâzım. 8. Kadınların saçlarını tutturmak ve bu vesile ile de süs için başlarına taktıkları tarak gibi süs Aleti: Başında elmaslı bir tarak, bağa bir tarak vardı. 9. Bazı kuşların başında bulunan yassı ve yelpaze şeklinde tüy, tepelik. 10. El ve ayak parmaklarının bağlı bulundukları kemikler: Ayağının tarağı yüksektir; elinin tarağı geniştir. 11. Balığın nefes yerine su alıp verdiği delikleri kapayan kulak gibi kanatçıklar, Ar. galsame: Balık tarağı. 12. İstridye gibi kabuğu diş diş bir cins deniz böceği. Tarakotu = Bir bitki. Bin tarakta bezi vardır = Çok işe birden teşebbüs etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. scallop. card. comber. doffer. rake. harrow. instep. scollop. reed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. rake. scallop. card. hackle. harrow. reed. metacarpus. metatarsus. gill. crest. dredge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarak yapan veya satan: Tarakçılar çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comber. maker or seller of combs. carder. hackler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarakçı işi ve tico reti: Tarakçılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tarakla tesviye olunmak: Bahçe öyle taraklanmaz. 2. Temizlenmek ve tasfiye olunmak: Bu liman kaç yıldan beri taraklanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzelttirmek: Şu küçük tarlaları bahçıvana taraklatmalı. 2. Havuz, nehir, liman vesairenin dibini ayıklatmak: Şu limanı birine taraklatmak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başında yelpaze şeklinde sorgucu olan: Taraklı kuş. 2. Diş diş nakışlı: Taraklı kumaş. 3. Parmaklarının üst tarafındaki tarağı enli: Taraklı ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested. embroidered in a striped pattern. wide. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taramak işi. 2. Topografyada, haritalarda yükseklikleri çizgiyle gösterme usûlü: Tarama öğrenmek; taramayı güzel yapmak. Tarama havyar — Diş diş duran bir cins havyar. Tarama = Sahte ve değersiz havyar taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. combing. carding. line drawing. hatch. crosshatching. scanning. screening. hachure. hachures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hatch. combing. hatching. cross-hatching. hachure. a spread made with fish return. carding. rabbing. dredging. raking. sweep. sweeping. lining. lineated. scoop. scarification. grating. ruling. trawling. rippling. gilling. comb. cross hatchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En sevdiğiniz istasyonların hafıza alınması ve ayarlanmasını sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Saç, sakal vesaireyi tarakla ayırıp temizlemek: Başını, sakalını, çocuğunu taramak. 2. Yün ve keteni tarak denilen Aletle açmak: Şiltenin yününü taramak. 3. Taşı, dişli çelik kalemle tesviye etmek: Bu mermeri iyi taramamışlar. 4. Her tarafını açıp bakmak, karıştırmak: Bütün eşyayı arayıp taradılar. 5. mec. Hırsızlık maksadiyle karıştırmak: Yankesiciler adamcağızını cebini taramışlar. 6. (denizcilik) Tarak dubasıyle deniz dibini temizleyip derinleştirmek. Arayıp taramak = Etraflıca sorup anlamak, araştırma yapmak, (denizcilik). Demir taramak = Gemi rüzgâr veya akıntıya uyarak demiri sürüklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. groom. drag. sweep. scan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredge. rake. sift. to comb. to rake. to harrow. to tease. to card. to heckle. to rove. to drag. to scan. to rake. to rake about/around. to hackle. to search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scan. to comb. to rake. to harrow. to card. to hackle. to dredge. to rake strafe. to search thoroughly. to scan. to hachure. to rabble. to hatch. to rule. to sweep. to scoop. to skim. to survey. to break. to trawl. to ripple. to garnett. comb out. drag. d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Geniş alan. 2.İn. 3.Kuş ya da balık kümeleri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rençper, çiftçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tatlı su balığı. Kurusu ringa diye satılır (abramis brama).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendini, yani kendi başını veya sakalını taramak: Sabahleyin daha taranmamıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb oneself. primp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be combed. to be raked. to comb oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be combed. to comb one's hair. to be racked. to be harrowed. to be carded. to be hackled. to be dredged. to be raked or strafed. to be hatched. to be hachured. comb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Napoliye mahsus oynak bir dans; bu dansın havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taramaktan çıkan süprüntü. dökülen kıllar vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combings. rakings. dredgings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dans ve müzik manisi husule getiren sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüteyla, bir çeşit büyük örümcek, zool. Lycosa tarentula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad» dan masdar). Gözetme, bekleme, dikkatle bekleme: Tarassud etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترصد] gözleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. surveillance. close watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taramaya zorlama veya müsaade etmek: Çocukları kime taratıyorsunuz; kendi saçını başkasına taratıyor; bu çocuk kendini taratmıyor. 2. Taş ve mermeri tarak denilen dişli çelik kalemle kazdırmak, düzeltmek: Şu taşları taratmalı. 3. Havuz veya deniz dibini tarak denilen kazma şeklinde kürekle veya bu işi gören duba ile ayıklatmak: Havuzu, limanı taratmak. Aratıp taratmak = Her tarafını karıştırarak teftiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb comb / rake / card / hackle / dredge / strafe / hatch / crosshat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık veya ceviziçi ezmesiyle ekmek içi, sirke ve sarmısaktan yapılan salça ki, bazı yemeklere ve salatalara konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut and garlic sauce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a rich sauce made with walnuts. bread. garlic. olive oil and vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Körpe, taze olma, tazelik: Çehrenin tarâveti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طراوت] tazelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, tazelik, genç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze; yüzü pek tarâvetlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. hindiba kökü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. scanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scanner. scanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scanner. comber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taramaktan olan pürüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raveled threads on the surface of a fabric. ravels. ravelings. fuzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ipeğin) Tel tel pürüzleri çıkmak, pürtükleri kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ravel. to fuzz. to frizz. to become frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral. ex- parte. one- sided. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retentively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. seizure. epilepsy sara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Resim araması ve yavaş oynatım gibi tüm oynatma hızlarında yumuşak görüntü sağlayan geliştirilmiş bir işlev. Saniyede gösterilen resim sayısı %50 artırılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by