Tart Etmek ne demek? | Tart Etmek anlamı nedir? | Tart Etmek

Tart Etmek anlamı nedir?

Tart Etmek ne demek?

Tart Etmek anlamı nedir?

Tart Etmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tart

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expel sb from. to dismiss. to discharge sb from. to repulse. to drive back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). eklem ağrısını teskin eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fenikelilerin aşk ilâhesi, Kibele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızılkuyruk, (zool.) Phoe nicurus phoenicurus; Amerika'ya mahsus bir çeşit sinekyutan kuşu, (zool.) Setophaga ruticella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto marş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. start

sp. çıkış, başlama

1. Çıkmak işi. 2. Başlamak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyik boynuzunun ucu; kuş kuyruğu biçiminde parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, harekete geçmek, yola çıkmak; harekete geçirmek, başlatmak, yola koymak; kalkmak; ürküp sıçramak; irkilmek, fırlamak; dışarı uğramak; gevşemek, gevşetmek; çatmak; kurmak, tesisetmek; uçurmak (av kuşları). start in başlamak, işe koyulmak st

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; yola çıkma, kalkış; gelip geçici gayret; sıçrama, irkilme; öncelik; mühlet; evvelden başlama; başlangıçta bir işe verilen kuvvet ve yardım; geminin tahtalarında çatlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlayan veya başlatan kimse; trende hareket memuru; oto. marş; mak. harekete geçirme tertibatı; yoğurt mayası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ürkmek, sıçramak, irkilmek; ürkütüp sıçratmak; korkutup şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, ürkütücü. startlingly z. ürküterek, şaşırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tard.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sharp to the taste; acid; sour; as, a tart apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Sharp; keen; severe; as, a tart reply; tart language; a tart rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of small open pie, or piece of pastry, containing jelly or conserve; a sort of fruit pie. pastry cup with a filling of fruit or custard and no top crust a small open pie with a fruit filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismissal. discharge. debarment. exclusion. flan. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman who engages in sexual intercourse for money. a small open pie with a fruit filling. pastry cup with a filling of fruit or custard and no top crust. tasting sour like a lemon. harsh; 'sharp criticism'; 'a sharp-worded exchange'; 'a tart remark'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A secondary coffee taste sensation characterized by a predominantly puckering, sour sensation along the sides of the tongue Caused by higher-than-normal percentage of sour acids, almost giving the taste a puckering sensation. sharp; acceptable if not too

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'acidic'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'acidic'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pastry shell with shallow sides and no top crust that is filled with a savory or sweet filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sweet- or savory-filled baked pastry with no top crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pastry crust with shallow sides, a filling and no top crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wine whose taste is similar to that of vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sharp-tasting because of acidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shallow open-face savory or sweet pie, or similarly shaped dessert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A descriptor for wines with high acid content and unripe fruit flavors Not a compliment Thin: It is said of wines that lack substance and structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acidic; sharp tasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste due to an excess of acidity, or low pH.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sharp-tasting because of acidity Occasionally used as a synonym for acidic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also referred to as acidic Young white wines often have this characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pastry crust with shallow sides but no top crust It is filled with French cream and topped with fresh fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşi, mayhoş; ters, keskin, acı. tart'ly z. terslikle; ekşice .tart'ness i. ekşilik; keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turta; (argo) fahişe, sokak kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan, dağınık: Dardağan sarık. Daha mübalâğa için «darmadağın» denilir Dardağan darısı = LAnetleme niyetiyle saçılan darı. (bk.) Dardağan, darmadağın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be harassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kareli ve yünlü İskoç kumaşı; s. bu kumaştan yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latin yelkeni olan tek direkli ve Akdeniz'e mahsus bir gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reddish crust or sediment in wine casks, consisting essentially of crude cream of tartar, and used in marking pure cream of tartar, tartaric acid, potassium carbonate, black flux, etc., and, in dyeing, as a mordant for woolen goods; called also argol, w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A correction which often incrusts the teeth, consisting of salivary mucus, animal matter, and phosphate of lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native or inhabitant of Tartary in Asia; a member of any one of numerous tribes, chiefly Moslem, of Turkish origin, inhabiting the Russian Europe; written also, more correctly but less usually, Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of a keen, irritable temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to Tartary in Asia, or the Tartars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Tartarus. an incrustation that forms on the teeth and gums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a salt used especially in baking powder. a fiercely vigilant and unpleasant woman. a member of the Mongolian people of central Asia who invaded Russia in the 13th century. an incrustation that forms on the teeth and gums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tatar; düzenbaz kimse, çetin ceviz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .şarap tortusu; kefeki pesek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

asit tartarik, tar tar asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarap tortusuna ait; şarap tortusu cinsinden; kefeki kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. ölüler diyarı ''Hadesten aşağıda bulunan derin uçurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tataristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Tartmak işi: Kömürü tartı ile satarlar. 2. Denge, tahmin, takdir: Elinde hiç tartı yoktur 3. Karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. weighing. weigher. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. a weighing. balance. scale. measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ratab» dan). Rütûbetlendirme, ıslatma, ıslatılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigher. reflector. ponderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Tartılmış, ölçülü: Bu denk tartılı mıdır? 2. Dengeli: Tartılı söz. 3. mec. İyi düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighed. balanced. ponderable. well-pondered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçülmek, kantar veya teraziye çekilmek: Bu kömür tartıldı mı? 2. Sendelemek, sallanarak bir çeşit tereddütle yürümek. 3. Birinin üstüne düşmek, sataşmak, sarkıntılık etmek. 4. Kesik kesik ve tereddütle söylemek S. Karşı koyup gitmemek istemek: Suçlu, karakola giderken tartıldı durdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to weigh oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to totter. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşice; tersçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be disputed. to be argued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tartılmamış, ölçüsüz: Kantarı olmadığından tartısız satıyor 2. mec. Dengesiz, düşüncesiz. Eli tartısız = İdaresiz, müsrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unweighted. unbalanced. imponderable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. discussion. dispute. quarrel. cross talk. altercation. argumentation. bickering. brawl. breeze. broil. bust-up. contention. contest. contestation. controversy. debate. disagreement. disputation. hassle. jangle. moot. parley. rap. row. set-t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. contention. controversy. debate. discussion. dispute. dustup. fray. hassle. tiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguing. debate. deliberation. discussion. argument. argumentation. barney. brawl. breeze. confab or conflab. contest. controversy. debating. disputation. free for all. fuss. hassle. parley. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahis üzerine bir şeyi birlikte tartmak, konuşarak halletmek. 2. Münakaşe etmek. 3. Elele gelip çekişmek, bir mesele için dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. argue. discuss. dispute. debate. negotiate. wrangle. have words with smb. altercate. bicker. brawl. bust. canvass. contend. controvert. join issue with smb. take issue with smb. jangle. moot. have a row with. set to. have a set-to. spa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. debate. deliberate. discuss. dispute. fight. haggle. reason. spar. to dispute. to discuss. to argue. to have words. to have a tiff. to have a row. to debate. to talk sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discuss. to dispute. to argue. to deliberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial. polemic. contentious. explosive. moot. vexed. eristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. argumentative. controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable. beyond question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without dispute. without arguing. as sure as eggs is eggs. beyond controversy. beyond debate. beyond dispute. noncontestable. on the nod. unargued. unquestioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Derece derece ve tarta tarta gem çekme. 2. Kolan tokası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tartış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighing. pondering in the mind. assay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ı. Ölçmek, bir şeyin ağırlığını anlamak için kantara veya teraziye çekmek: Kömürü, yağı, peyniri tartmak. 2. Elde sallamak, avucun içinde yukarıya atarak ağırlığını tahmin etmek: Altını elinde tartıyordu. 3. Çekip bırakarak sallamak: Atın dizginini tartıyordu. 4. İyice düşünmek, önceden iyi düşünmek: Sözünü tartmadan söylemez. S. Bir kimseyi tecrübe etmek, ne diyeceğini, ne yapacağını önceden anlamak istemek: Herifi tarttım, baktım ki benden kuvvetli. Papuç tartmak Ayak sürüyerek edâ ile yürümek. Sözü tartmak = mec. Söylenilen sözü iyice düşünüp söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh. weigh out. measure. scale. balance. debate with oneself. deliberate. gage. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh. weight. to weigh. to ponder. to consider carefully. to weigh sth out. to evaluate. to think sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh. to weigh. to sound out. to feel out. to size up. to evaluate. balance. deliberate. gauge. measure. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkrıkçı çarkı

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim tartar asidinin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağırlığını ölçtürmek: Kömürü tarttırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moliere in bir piyesinde ikiyüzlü papaz; dindarlık taslayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tatar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birden zengin olan kimse; s. türedi, sonradan görme, zıpçıktı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by