Taş Yüreklilik ne demek? | Taş Yüreklilik anlamı nedir? | Taş Yüreklilik

Taş Yüreklilik anlamı nedir?

Taş Yüreklilik ne demek?

Taş Yüreklilik anlamı nedir?

Taş Yüreklilik | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tas yureklilik

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tatbik etme işi, bir şeyin bir başkasına göre ayarlanması, bir canlının yaşadığı muhite uyması işi: Bu piyesin adaptasyonu iyi olmuş. Bazı kelebekler adaptasyon sayesinde kendilerini korur, ADAPTE (i. Fr.). Adaptasyonu yapılmış, tamamlanmış: Bu eser Fransızca’dan adaptedir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adaptation

uyarlama

Uyarlamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation. conformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağızda kalan lezzet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitation

1. körükleme, 2. tıp çırpıntı

1. Körüklemek işi. 2. Ruhsal gerginliğin dışa vurması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally disordered person. mentally ill / disordered / defective. mental patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accreditation

denklik

Denk olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accreditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Merm(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). astımı teskin eden, antiazmatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). irtidat, din değiştirme; bir partiden başka bir partiye geçme; esas doktrinden cayma, prensip ve inançlarında değişiklik yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşı boyasının madeni, ezilmemişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbiriyle Aşıklık eden erkek veya kadından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ciddiye alınmayan aşk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. attache

tutturgaç

Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip. paper clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطش] susuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atşân’ın c. Susuzlar, susamışlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. attachö). Elçiliklerde görevli memur; ataşemiliter = Elçiliklerdeki askerî ataşe. Ataşenaval = Elçiliklerdeki askerî deniz ataşesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality or office of anattaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ci.). 1. Yol arkadaşı, yoldaş, Fars. hempâ. 2. Arkadaş, Ar refik, aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ayakdaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bağlantı istasyonu, taşınabilir bilgisayara ek arayüzler, sürücü yuvaları ve güç kaynağı sağlayarak gerçek bir masaüstü bilgisayar gibi çalışmasını sağlayan bir donanımdır. Dizüstü bilgisayar ve bağlantı istasyonu arasındaki dijital ve fiziksel bağlantıyı tek arayüz sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press attaché. press secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Mobil iletişimin sağlanması için gerekli olan elektromanyetik sinyalleri gönderen ve alan sistemlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (Eski Türkçe). Akran, küfüv, muadil, eşit. Hacı Bektaş tuzu: Hacı Bektaş Velî türbesi civarlarında çıkan berrak ve billûrî bir cins kaya tuzu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Akran. 2.Eş, müsavi. - Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan’da gelip Anadolu’ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacı Bektaş Velî’ye mensup tarikatte bulunan adam, Bektaşî dervişi, babası: Bu tarikatın dervişi, şeyhi. Bektaşî üzümü = Üzümün bir nevi. mec. Kayıtsız, rind.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bektaşî Raksârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bektaşî tarikatı ve bu tarikata mensubiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenküzümü cinsinden bir çalı. Taşkırangillerden olan bitkinin yemişi de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas station. petrol station. filling station. gasoline station. gas pump. petrol pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whetstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur. Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır. Böbrek taşlarını düşürmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 1 kahve kaşığı gliserin konur. Karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ünlü Türk beylerinden biri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rounded pebble. pudding stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). afet, felâket; felâketle sonuçlanan olay; tiyatro dönüm noktası; sonuç; (jeol). yeryüzü kabuğunda meydana gelen şiddetli bir değişim.catastroph'ic (s). felâket gibi, felâket meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çobankesesi): Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden yabanî bir bitki ve bunun torbayı andıran meyvesi (capsella pastoris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checker board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkerboard. chessboard. draught board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kahve fincanı; küçük bir fincan kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. sounding board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diyastaz, filizlenmeye başlamış tahıl tanelerinde bulunan ve nişastayı şekere çeviren azotlu maya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obelisk. stele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). sevmeyiş, hoşlanmayış; (f). tadını beğenmemek, zevk almamak, hazzetmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatsız, nahoş, sevilmeyen, makbul olmayan. diststefully (z). tatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuz taşla oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. İ.). Arap harfleri ile gösterilen ve birkaç çeşidi olan eski Türk notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vecit halinde olma, kendinden geçme, aşırı sevinç; vecit; (tıb.) ekstaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breadboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag. hand baggage / luggage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Emek, çalışma, iş arkadaşı, emektarlıkta arkadaş, kapı yoldaşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Enerji Tasarruf Düğmesi, enerji tüketimini sıfıra düşürmek için BRAVIA TV’nizi tamamen kapatmanızı sağlar. Yeniden TV izlemek istediğinizde açmanız yeter; fişi çekip tekrar takmaya gerek kalmadan TV hemen bir önceki konumuna geri döner.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgıları inceleyen musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş gibi erkek. -Er ve taş kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attache case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). phantasm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Olmayan şeyleri var gibi görmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayalperest, hayal peşinde koşan kimse, garip fikirleri veya üslubu olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garip, tuhaf, acayip; mantıksız; hayali, gerçekten uzak; kaprisli, hayalperest; (i). hayali ve garip fikirleri olan kimse; sÜs düşkünü. fantastical (s). hayali;fantezi seven. fantastically (z). aşırı derecede;acayip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. fantastical. fanciful. raving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal, fantezi,kapris; hülya, kuruntu, garip fikir, garabet; (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermentation

kim. mayalanma

Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. zymosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önceden alınan tat; önceden tadına varma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heated marble platform on which one lies to sweat in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Uzayda gezegenler arasında dolaşan küçük gök cisimleri. Bunlar atmosfere girince sürtünmekten akkor haline gelip parlak ışıklar saçarak yanıp kül olur yahut yere düşerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hutch. pasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. impeccable. irreproachable. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. irreproachable. unerring. watertight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless. free of error. unerring. not at fault. impeccable. irreproachable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air map. weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir canlı sistemde bulunan, kendi kendini ayarlama ve bazı hallerde onarım gücü olan mekanizma ve yetenektir. Bu sibernetik sistemlerdeki “geri bildirim” (feedback) mekanizması olarak da nitelenebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel, esas; bir şeyin asıl niteliği; tıb. dolaşım güçlüğünden ileri gelen birikme. hypostat'ic(al) s. esaslı; özdenligi olan; tıb. kan tıkanmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu kiliselerinde en mukaddes yeri cemaatin bulunduğu kısımdan ayıran üç kapılı ve üstünde azizlerin resimleri bulunan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age insurance. social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin board. notice board. billboard. bill poster. sign board. show board. bulletin board. billboard. indicator board. poster panel. poster site. showboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Listing)

Hisse senetleri Borsa kotunda bulunan bir ortaklığın sermaye artırımı nedeniyle ihraç ettiği yeni hisse senetlerinin kotasyon işlemini ifade eder.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Initial Listing)

Ortaklık hisse senetlerinin ilk kez Borsa kotuna alınmasını, ortaklığın borçluluğu temsil eden menkul kıymetlerinin Borsa kotuna alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. imitation

taklit

Benzetilerek yapılmış şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imitation. fake. counterfeit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Feldspat cinsinden, eridiği zaman inci gibi tane tane olan volkanik cam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (kim.) bira mayasında ve bazı hayvanların bağırsaklarında bulunan bir ferment.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(IRKDAŞ) (i.). Aynı ırktan olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (jeol.) dünya üst tabakasının dengesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. station). Demiryolu durağı, Ar. mevkıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

station. railway station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

station. railway station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kanal hafızalarını otomatik olarak tanımlamak ve etiketlemek için her bir TV yayın istasyonu tarafından gönderilen bilgileri kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin teferruatına inmeden ana çizgilerini belirtme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. rude. sketchy. roughly sketched out/outlined. crude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough draft. rough copy. rough sketch. raw. blank. coarse. preliminary design. preliminary. diagrammatic sketch. roughly drawn. in outline. without details. crude. rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). İnsanda ve omurgalı hayvanlarda beyni muhafaza eden kemikten kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium. skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skull. cranium. pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curbstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paving stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiac patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Bir çeşit yanardağ camı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yaprak yaprak ayrılabildiği için evlerin damlarını örtmekte kullanılan yumuşak ve koyu mavimtırak bir taş, arduvaz. Bu taş üzerine yazı yazılan taş tahta yapmakta da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan). 1. Balina, kadırga balığı, (astronomi) 2. Bir takım yıldız, Fr. cetus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tâife-i kaytasiyye = Kadırga balığı cinsinden olan hayvanlar, Fr. cetacös.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hewn stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keystone. pivot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâtis) (Yunanca’dan). Kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kırtâsiyye). Kâğıda ait: Mevâdd-ı kırtâsiyye = KAğıt, mürekkep ve kalem gibi yazıya ait şeyler. Masârif-i kırtâsiyye = Bir resmi dairenin kâğıt, kalem vesair yazı işlerinde kullanılacak şeylere ait masraflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KIRTASİYYE) (i. A). Bir resmî dairede kâğıt vesair yazı malzemesi için tahsis ve sarf olunan para: Büromuzun, bizim meclisin ayda üç yüz lira kırtasiyesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationery. paper-work. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationery. writing materials. expendable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرطاسيه] kağıt işleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırtasiyecilik yapan kimse. 2. Sürünceme yoluyla işleri uzatma huyunda olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer. stationer's. bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer. seller of writing materials. petty-minded bureaucrat. pettifogger who insists on unnecessary paperwork. stationer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kırtasiye ticareti. 2. Dairelerde muamelenin aşırı derecede çoğaltılıp, işlerin uzatılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperwork. stationery business. bureaucracy. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red tape. the stationary business. bureaucracy. officialdom. officiality. red tapism. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büyük terazi, kapan, Ar. mîzân. 2. mec. Ölçü, nisbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion ölçüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. check. yardstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسطاس] ölçü. 2.terazi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious stone. gem. jewel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hastalığı teşhis etmek ve tedavi şeklini kararlaştırmak için birkaç doktorun toplanıp müşavere ve müzakereleri, Osm. müşâvere-i tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornerstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hotoz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cotation

geçer değer

Bir malın veya hisse senedinin borsadaki değeri.


Yabancı Kelime by

Finansal Terim

(Listing)

Bir şirkete ait menkul kıymetlerin borsa listesine alınmasıdır. Menkul kıymetlerin Borsa kotuna alınması ile şirketin Borsa tarafından gerekli görülen şartları yerine getirmiş olduğu anlaşılır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kum tanelerinin birbiriyle kaynaşıp taşlaşması sonunda meydana gelmiş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hotoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapis lazuli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî magnezyum silikatından ibaret, beyaz bir taş, Eskişehir taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Bazen kayıklarda çapa yerine kullanılan büyükçe taş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méditation

ruh b. dalınç

1. Kendinden geçercesine sessiz bir coşkuya dalma. 2. Günlük hayatın sıkıntılarından sıyrılmak amacıyla bağdaş kurarak sessiz ve hareketsiz bir biçimde düşüncelerden uzaklaşma, kendini dinleme.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası veya idrar yollarında meydana gelen taşlara; halk arasında mesane taşı, tıp dilinde kalkül denir. Boy şekli ve bileşimleri bakımından çeşitlidirler. Yerlerinde kaldıkları sürece pek rahatsızlık vermezler ama, yerlerinden ayrıldıklarında ağrı yaparlar. Ağrıyı hafifletmek için ağrının bulunduğu bölgeye ateşle ısıtılmış tuğla parçası veya içi sıcak su dolu bir şişe konulur. Ayrıca sıcak suya bastırılmış bir parça bezle de kompres yapılabilir. Taşları eritmek ve düşürmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 3 tane şalgam doğranır. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Aynı meslekten olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colleague. counterpart. co-worker. yoke mate. confrere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colleague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional colleague. co-worker. associate. confrère. co worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın bir uzuvdan diğerine yayılması, metastaz; değişme; bedende bir organa ait vazifenin diğer organa intikali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métastase

tıp yayılma

Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın organizmanın başka bir yerine sıçraması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metastasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metastasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerçekimine kapılarak düşen göktaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravestone. headstone. tombstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor vehicle. automotive / motor vehicle. motor transport. prime motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHTASS) (i. A. «husûs» dan imef.) (mü. muhtassa). Bir şey veya şahsa ihtisâs etmiş, has, mahsus, hususî: Bu hastane verem hastalarına muhtastır. (i. A. c. muhtâsîn). Hususî şekilde mensup, birine intisâbı, bağlılığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan imef.) (mü. muhtasara). 1. Kısa kesilmiş, kısaltılmış, mufassal olmayan, hulâsa: Muhtasar bir nutuk söyledi; muhtasar bir risâle yazdı; bu tarihin bir de muhtasarı vardır. 2. Pek gösterişli olmayan, tekellüfsüz, gürültüsüz, az masrafla ve kalabalıksız: Muhtasar bir düğün yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compendious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condensed. concise. short. brief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصر] kısa, özlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, tafsilâtsız: Muhtasaran konuştu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصرا] kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasb» dan if.) (mü. müntasıba). Direk gibi dikilmiş, Osm. nasbolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» den if.) (mü. muntasıba). 1. Yarılamış, yarıya varmış. 2. Yarı, nısıf, vasat. Muntasıf-ı ramazan = Ramazanın yarısı, ortası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten imef.) Birinin yanına ve eşliğine alınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) Birini yanına alan, eşliğinde bulunduran, beraber götüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanında ve eşliğine aldığı halde, birlik alarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadv» dan if.). Bir işe girişen, teşebbüs eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan» if.). Başa geçip oturan, başta kurulan, Osm. tasaddur eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den if.) (mü. mutasallibe). 1. Sertleşmiş, katılaşmış: Cism-i mutasallib. 2. mec. Salâbeti olan, metin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salt» tan if.) (mü. mutasallıta). Çatan, sataşan, musallat olan, zorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şarf» tan if.) (mü. mutasarrıfa). 1. Bir işi istediği gibi idare eden ve kullanan: Kendi malına mutasarrıf değildir. 2. Mâlik, sahip: Bu mülkün mutasarrıfı, çiftliğe mutasarrıf oldu. 3. imparatorluk devrinde sancak beyi, vali, sancak (vilâyet, il) valisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصرف] sancak beyi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutasarrıfın sıfat ve durumu. 2. Bir mutasarrıfın idaresinde olan vilâyet, il, sancak: Serez, Kudüs, Çankırı, Balıkesir mutasarrıfı. Müstakil mutasarrıflık = İmparatorluk devrinde doğrudan doğruya dâhiliye nezâretine bağlı sancak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sûret» den imef.). 1. Akılda canlandırılmış olan. 2. Düşünce ve niyette olan: Demiryolu ana hattından oraya bir kol uzatılması mutasavverdir. 3. Akla gelebilir, mümkün kabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sof» dan daha doğrusu Yunanca sofes’dan if.) (mü. mutasavvıfe) (c. mutasavvıfîn). Tasavvuf görüşüne mensup adam, sûft.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâife-i mutasavvıfa» dan kısaltılmış). Mutasavvıflar, sûfîler: Mutasavvıfadan bir zât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متصوفانه] sûfice.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. mutation

biy. değişinim

Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil, birdenbire olması, bir şeyin ortam ve şartlarını bulduğunda birdenbire nitelik değiştirmesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mutationiste

biy. değişinimci

Değişinimcilik yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. mutationisme

biy. ve top. b. değişinimcilik

1. biy. Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram. 2. top. b. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan if.) (mü. muttasıfa). Bir hâl ve sıfatla vasıflanmış olan, kendinde bir hâl ve sıfat olan: Cömertlikle muttasıf bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan if.) (mü. muttasıla). 1. Bitişik, diğer bir şeye ulaşmış, aralık bırakmayacak surette yakın: Hana muttasıl bir ev, benim bağım onun tarlasına muttasıldır. 2. Ara vermeyen, aralıksız, fasılasız devam eden: Muttasıl yağmur, muttasıl ağlama. 3. (musiki) Yanaşık derece; iki notanın yanaşık dereceli olması. Hurûf-ı muttasıla = Arap harflerinde alttan diğer harflere yapışabilen harfler: B.C.S. gibi. Zıddı: hurûf-ı munfasıla: Elif, dal, vav gibi. Arasız, aralık vermeksizin, f&sılasız: Muttasıl yağmur yağıyordu, muttasıl söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصل] sürekli, durmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tasavvur olunamaz, hatır ve hayâle gelmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nadas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble. rock cristal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Nota yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yer ekseninin ayin etkisiyle 18 2/3 yılda bir doğrultusunu değiştirmesi olayı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. nutation

gök b. üğrüm

Çoğunlukla ayın neden olduğu, yerin dönme ekseninin yaptığı koni hareketindeki dönemsel salınım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearthstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. orientation

1. yönlendirme, 2. uyumlanma , 3. eğitme

1. Yönlendirmek işi. 2. Uyumlanmak işi. 3. Eğitmek işi, terbiye etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orientation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Bazı kaynak sularının dibinde biriken, kalkerli veya silisli tortu. En güzel örnekleri Pamukkale’ dedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag. purse. money bag. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sert taş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş mısralı (şiir), beşli, muhammes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., mim. önü beş sütunlu (bina).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fantezi, hayal; kuruntu; hayalet, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüyada olduğu gibi bir seri tutarsız hayal; bir projektörle duvara yansıtılan ve ani olarak büyüyüp küçülen şekiller; hayalet. .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. fantasy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalitesiz şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. kimya). Bazı potasyum birleşiklere verilen umumî isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potas, kalya taşı, potasyum hidrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. potasyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). K senbolüyle gösterilen 39,10 atom ağırlığında bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium. kalium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium hydroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potassium nitrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. présentation

tanıtma

Tanıtmak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) gram. şart cümlesinin şart kısmı; klasik tiyatroda piyesin konusunu anlatan önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the most important and the most delicate part of a matter. ropes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebetsiz, nizamsız, tertipsiz: Pek rabıtasız adam; rabıtasız bir daire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarranged. disorderly. untidy. lacking system. incoherent. inconsistent and illogical. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station. broadcasting station. radio / wireless station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir usul.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme. 2. tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rotation

yer değiştirme

Bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde başka birimlere geçmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra koyulaşması sonucu meydana gelen taşlara halk arasında safra taşı, tıp dilinde ise kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin bulunur. Bazı safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da safra kanalını tıkar. Çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların hepsine birden safra kesesi krizi denir. Düşmeyen veya alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına da neden olur. Safra taşlarının neden olduğu rahatsızlıkları gidermek için doktor müdahalesi gerekir. Ancak, ameliyat gerekmediği hallerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sanitation

tıp sağlıklama

Halk sağlığını korumak ve hastalıkları önlemek için tasarlanan önlemler ve bunların uygulanması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. molestation. teasing. interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çatmak, takılmak, rahat bırakmamak: Bana sataşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick on. tease. annoy. go for. hit at. ride. twit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ride. taunt. tease. to be aggressive. to pick a quarrel. to annoy. interfere with. to tease. to needle. to taunt. to ask for trouble. to molest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to annoy. to provoke. to aggravate. to molest / disturb. to attack. to assail. to worry one. to hoax. to tease. taunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess-board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chessman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرتاسر] baştanbaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

service station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knapsack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backpack. rucksack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packsack. rucksack. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili. saklamak. stash away saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. vücutta her hangi bir sıvının dolaşımının durdurulması; bağırsak hareketinin yavaşlaması.stat kıs. immediately, static, stationary, statistics, statute.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fasulye ve mısır haşlaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gözenekli ve pürüzlü bir yanardağ feldispatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı elbiseleri süslemekte kullanılan işlemeli şerit, suyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (belki Fars. «taşt» tan). 1. Altı yuvarlak bakır vesair mâdenden yemek kabı: Çorba, pilâv tası (çini veya billurdan olursa «kâse» denilir). 2. Su içmeye veya su dökmeye mahsus yine mâdenden yuvarlak ve kulplu yahut kulpsuz kab, maşraba. Hamam tası = Kurnadan su alıp dökünmeye mahsus kab. 3. Tabanca kundağına ve çekmece vesaireye süs için mıhlanan gümüş veya bakırdan yarım küre şeklinde içi kof şey: Piştov tası. Saat tası = Çalar saatin tokmakla vurulan tasçığı.4. mec. Tasın dibi gibi çıplak ve kılsız, cavlak. Tas başlı, (bk.) Daz. Eski hamam eski tas = Eskisi gibi, asla ıslah olmaksızın. Kafatası = Beyni içine alan kafa kemiği. Ar. kahf, cimcime. Demir tas = Tulga, miğfer Sefer tası = Yemek taşımaya mahsus olarak birbiri üzerine konulan birkaç sahandan mürekkeb kab. Tastarak = Pılıpırtı Tası tarağı toplamak = Pılı pırtısını toplayıp savuşmak. Kızgın tas = Vaktiyle kızdırıp başa giydirdikleri demirden işkence Aleti. Taskebabı = Ufakça kesilmiş etten yapılan bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki), Eski bir Türk sazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) «T» ile başlayan bazı kelimelerden önce kullanılıp mübalâğa gösterir: Tastamam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Yer yüzünde çok bol bulunan sert cisim. Ar. hacer, Fars. seng: Taş atmak, taşla vurmak. 2. Kaya. 3. Taştan direk, sütun veya heykel: Dikilitaş, Çenberlitaş, Kıztaşı. 4. Yüzük, küpe vs.de kullanılan maden: Cevâhir taşı, pek kıymetli bir taş buldum, tek taş yüzük. 5. Dama ve satranç gibi oyunlarda oynatılan pul: Taş oynamak, dama taşı. 6. Böbrek ve safra kesesi gibi iç organlarda teşekkül eden taşcık: Mesane taşı, karaciğerinde taş vardır. 7. Taştan yapılmış: Taş bina, taş köprü, taş mektep. 8. Taş gibi sert ve katı: Taş yürekli. Taş atmak = İmâ yoluyla birisinin lehinde olmayan söz söylemek. Atlama taşı = Çamur veya sudan geçmek için ayak basmak üzere ortaya konan taş. Taş atıp kolu yorulmamak = Zahmetsizce bir şeye sahip olmak. Alçı «aşı = Yakılıp alçı yapılan taş Ayak taşı = Kayıklarda denk taşı. Ot taşı = Ateşe dayanır bir cins sünger taşı. Taş ocağı = Yapı vesaire için taş çıkarılan yer. Taş bademi = Kabuğu sert badem, zıddı: diş bademi. Başı taşa gelmek = İbret olacak bir neticeye erişmek Başını taştan taşa vurmak = Çok pişman olup dövünmek. Bir taşla iki kuş vurmak = Bir zahmetle iki iş görmek. Taşbalığı = Bir cins balık. Bağra taş basmak = Sabır ve tahammül etmek, acıya katlanmak Baltayı taşa vurmak = Farkında olmaksızın birinin yüzüne karşı kendisine veya yakınına dokunur söz söylemek. Bileziktaşı = Kuyunun ağzına konulan ortası delik taş, taştan kuyu halkası. Bileği taşı = Bıçak ve benzerlerinin bilendiği taş. Binek taşı = Bazı merdiven altlarında ve kapı yanlarında, hayvana binmede basamak yerini tutmak için konan taş veya sed. Teslim taşı = Bazı tarikat mensuplarının boyunlarına astıkları balgamî veya siyah taştan etrafı dişli daire şeklinde taş. Tekne taşı = Çeşme suyunun aktığı yere konulan taş tekne. Temel taşı = Yapı temeline konulan büyük ve sağlam taş. Ceher.nemtaşı = Çürük etleri yakmakta kullanılan pek yakıcı bir kimyevî madde. Çakmak taşı = Çakmakla vurulunca kıvılcım çıkaran taş ki, çakmaklı silâhlara da konurdu. Çakıltaşı = Nehir ve deniz kenarlarında çalkanmaktan yuvarlak veya bidem taneleri şeklini almış küçük taşlar ki, rengârenk olup kaldırım yapmakta da kul lanılır. Taş çatlasa = Ne yapılsa, imkânı yok. Çeki taşı = Odun, taş vesaire tartmak için ölçü sayılan tartılı taş ki, bir demir halka ile çekiye asılı olur. Çırpıcı taşı = Su ile beraber deniz veya nehir içindeki taş, Fr. recif. Taş çıkarmaks = Oyunda, hile vesairede birinden daha mahir olup kendisine npüsaade etmek, geçmek, üstün gelmek. Harman taşı = Harman dövülen taş. Değirmen taşı = Değirmenin altlı üstlü iki taş tekerleği. Taşa dönmek = Pek sertleşmek, katılaşmak. Süzgeç, süzgü taşı = Delikleri süzgeç gibi kullanılan taş. Sünger taşı = Biçimce süngere benzeyen, pek hafif taş Taşı sıksa suyunu çıkarır = Gayet kuvvetli insan. Dağ, taş = Görünen yerlerin hepsi, dere tepe. Taş toprak = Moloz. Taşa tutmak Taş atarak kovalamak. Faltaşı = Falcıların attığı küçük çakıl taşı. Gözlerini faltaşı gibi açmak = Hayretle bakmak. Kaldırım taşı = Kaldırıma döşenen taş. Karataş = 1. Çocukların yazı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Dış» kelimesinin aslı olup, taşra, taşmak vesaire bundan gelir. (bk.) Dış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To tassel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porringer. bowl. stoup. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True Airspeed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True Air Speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True Airspeed Rectified airspeed corrected for altitude and outside air temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Traceable author statement: Anything in a review article where the original experiments are traceable through that article, or in a textbook or dictionary [e g 'everybody' knows that enolase is a glycolytic enzyme].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Targeted Assistance School Title I programs providing supplementary services to eligible educationally disadvantaged students.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tasmania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tuition Assurance Scheme The objective of this scheme is to ensure that overseas students receive the education or training for which they have paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tanzania Assistance Strategy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Toll Administration Subsystem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tolerance Assessment System Source: US EPA. true airspeed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Tropical Atlantic Study, a part of the TTO program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tasmania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stone. lapidary. stone. rock. flint. allusion. concretion. dig. gem. gibe. hit. innuendo. jeer. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masonry. scale. stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock. stone. stone. gem. playing piece. dig. barbed allusion. stone. calculus. made of stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاس] tas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolly bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paleontology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stone age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stone age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonyhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stock quarry. stone quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardhearted. stonyhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.) (musiki). Eski Türk sazlarından tas’ı çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keder, gam, kaygı, dert, esef. Tasa çekmek = Esef etmek. Tasasını çekmek = Gamını çekmek, derdine düşmek. Ne tasası? = Onun vazifesi mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. concern. mopes. sorrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. preoccupation. worry. grief. care. affliction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry. concern. preoccupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصدی] girişme, başlama, el atma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

girişmek, başlamak, el atmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tasaddukaat). Sadaka verme, sadaka olarak verme: Malını tasadduk etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan masdar). Başa geçme, en. başta oturma, öne ve ileriye geçme: Bu adam tasadduru çok sever, daima tasaddur etmek ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Husye, erkeklerde yumurta. Tek taşak = Yalnız bir husyesi olan veya biri gizli bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocks. testicle. testis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut. testicle. ball. bollocks. nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Husyesi olan. 2. (argo) Cesur, şecî, bahadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virile. bold. influential. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has nuts. bold. fearless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaygılanmak, kederlenmek, kederli ve gamlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret. be sad. to worry. be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygılı, kederli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den masdar). 1. Katılaşma, katı olma: Cıvanın tasallubu. 2. mec. Sağlamlık, kuvvet kazanma. 3. (tıp) Bazı organların hastalıktan dolayı katılaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musallat olma, haksızca birinin başına hâkim kesilip rahat bırakmama: Kanun sayesinde kimse kimseye tasallut edemez. 2. Birini son derece rahatsız etme; peşini bırakmama: Başıma musallat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation. attack made on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلط] musallat olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to molest. to attack sb violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taş olmak, taş kesilmek, Osm. tahaccür etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Coşkulu, taşkın. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sun’» dan masdar). Kendine fazlaca çeki düzen verme, fazla süslenme ve süsleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصنع] yapmacık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing. plan. project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tasarlanan şekil, lâyiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. plan. scheme. bill. draught. design. proposal. set-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. project. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

project. bill. draft of a proposed law. written proposal. plan. scheme. blueprint for action. draft. egg. projection. schema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. imagination tasavvur. design tasarçizim. representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner. draughtsman. draftsman. designer. drafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurma, tasavvur etme, zihinde hazırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. cogitation. contemplation. laying out. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurmak, tasavvur etmek, zihinde hazırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. project. design. contrive. propose. purpose. think up. think out. architect. blue-print. calculate. cast about. cast around. contemplate. devise. draft. draught. fix. forecast. incubate. mean. meditate. premeditate. ruminate. scheme. skeletoniz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. conceive. contemplate. design. hatch. intend. map. plan. project. schedule. scheme. to plan. to project. to design. to draft. to sketch out. to intend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasarlamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envisaged. to be envisioned. to be planned. to be projected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarf» tan masdar) (c. tasarrufât). 1. Mâlik ve sâhip olma, kullanma: Bu eve kim tasarruf ediyor? Kimin tasarrufu altındadır? 2. idare ile kullanma, idare etme, iktisat: Tasarrufa riâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provident. saving. economy. possession. austerity. providence. retrenchment. thriftiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy. saving. savings. possession. use. power of disposal. frugality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

savings. disposal. disposition. thrift. administration. management. possession. conservation. careful use of a resource. saving. economy. money saved. economies. economization. entry. retrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصرف] tutum. 2.elinde bulundurma. 3.para arttırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving bond. savings bond. savings bond. national bond certificate. treasury bond certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), idare, tutum, iktisat maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gamsız, kaygusuz. 2. Üzerine hiçbir sorumluluk almayan, kayıtsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. happy-go-lucky. light-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. lighthearted. blithe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasasız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefreeness. lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suûbet» den masdar). (c. tasâubât). Güçleşme, güçlük peyda etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Suûd» dan masdar) (c. tasâudât). Yükselme, kalkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tasvir). Tasvirler, resimler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصاویر] resimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yün» demek olan «sûf»dan ve daha doğrusu Y. «hikmet» demek olan «sofiya»dan) (c. tasavvufât). Sûfilik, dinde mânevi ve beşerî duygulara yer veren mistik akım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysticism. islamic mysticism. sufism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sufism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islamic mysticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T.) (musiki). Türk dinî musikisinin cami musikisi dışında kalan dalı ki, «tarikat musikisi» de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A ). Tasavvufa ait, tasavvufla ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystical. sufistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصوفی] tasavvuf ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sûret» ten masdar) (c. tasavvurât). i. Zihinde canlandırma, şekillendirme, bir fikir peyda etme: Tasavvurum doğru çıkmadı, ben bu işi başka şekilde tasavvur etmiştim. 2. Akla ve hayale getirme, tahayyül: Etrafı ağaçlarla çevrilmiş bir büyük meydan tasavvur ediniz. 3. Niyet, tertip, maksat: Öyle bir tasavvurum vardı ama sonra vazgeçtim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imagination. thinking. concept. proposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vision. idea. conception. imagination. plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. conception. conceiving. imagining. envisagement. concept. representation. edifice. mental image. realization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصور] zihinde kurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conceive. to imagine. to envisage. to represent. fancy. suppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tasavvur» dan imen.) (mü. tasavvuriyye). Tasavvura ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصورات] tasavvurlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, ava çıkma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş gibi sert, boğa gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş gibi sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapı vesaire için ocaktan çıkarıp satan. 2. Mermer vesair taşları yontarak çeşitli şeyler yapan. Taşçı kalemi = Bu işçinin kullandığı çelik kalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonemason. knapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonemason. quarryman. quarrier. stonecutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ocaktan taş kırıp çıkararak satanın işi. 2. Mermer vesair taşları yontup işleyerek çeşitli şeyler yapanın işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrying. stonecutting. stonemansory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sudâ» dan masdar). (c. tasdîAt). 1. Baş ağrıtma, tedirginlik verme: Tasdî etmek. 2. mec. Rahatsız etme: Tasdîden kaçınırım (bu şekilde ziyaret mevzuunda saygı mübalâğası olarak kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصدیع] baş ağrıtma, rahatsız etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

baş ağrıtmak, rahatsız etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASDİK) (ka ile) (i. A. «sıdk» dan masdar) (c. tasdîkaat). Gerçeklendirme, gerçek olduğunu söyleme: O da beni, benim sözümü tasdik etti. Edât-ı tasdik = «Evet» gibi tasdik ifade eden edat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. ratification. attestation. ok. okay. validation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. sanction. confirmation. affirmation. assertion. ratification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. affirmance. certification. ratification. certification. bearing sb out. attesting the truth of. acceptance. acknowledgement. affirmation. assent. authentication. avowal. confirmation. recognition. sanction. suffrage. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصدیق] onay, doğrulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanction. validate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. certify. to affirm. to approve. to attest. to ratify. to sanction. to verify. to authenticate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onaylamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasdik suretiyle, tasdik için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certified. attested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasdik bildiren vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate. certification. certificate which formally attests sth. certificate of attendance (given to a student who has attended , but not gr. acknowledgement. school leaving certificate. instrument of ratification. instrument of signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan masdar). Başa koyma, başa geçirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). El çırpma, alkış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاسه] tasa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük bir taahhüt işinin bir kısmını yaptırmayı asıl müteahhitten alan ikinci müteahhit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subcontractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subcontractor. sub contractor. little master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incentive operation. subcontract work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «saff»dan masdar). Sıralama, dizme, saf saf düzenleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safhadan masdar). 1. Yassılatma, safha ve yufka hâline koyma. 2. El çırpma, el vurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safir» den ). 1. Sarartma, sarıya boyama. 2. Islık çalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safv»dan). Saf ve hâlis etme, temizleme Tasfiye-i düyûn = Borç ödeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. liquidation. close-out. purification. settlement. refinement. cleanup. combout. dissolution. house-cleaning. purge. takeout. winding-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquidation. purge. rectification. refinement. purification. discharge. elimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settlement. winding-up. liquidation. refinement. winding up. purification. refining. liquidation. discharge. elimination. doing away with. clarification. freshening. distillation. sublimation. salvage. clearing. reducing. redu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصفيه] arıtma. 2.temizleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Liquidation Value)

Şirket varlıklarının belirli bir süre içinde zorunlu satışı ile sağlanabilecek değerden tüm borçlar ödendikten sonra kalan miktarın, hisse senedi sayısına bölünmesi sonucu bulunan değerdir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.arıtılmak. 2.temizlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.arıtmak. 2.temizlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تصفيه خانه] rafineri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Pınar, kaynak. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «sıgaar» dan masdar). 1. Küçültme, ufaltma. 2. Bir isim veya sıfatı küçülterek kullanma ki, Türkçe’de «cek, cak»; Farsça’da «k» edatı ve Arapça’da cezir harfleri arasına «y» eklemekle olur: Elcik, adamcık, merdümek, tufeyl gibi. İsm-i tasgir = Bu şekilde yapılmış küçültme ismi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصغير] küçültme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahf»dan masdar). Yanlış yazma, Osm. tahrif etme (tashîf, hem mânâyı, hem de kelimeyi değiştirmek, tahrif ise kelimeyi değiştirip mânâya dokunmamaktır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصحيف] kelimeyi yanlış yazma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASHİH) (i. A. «sıhhat» ten masdar) (c, tashîhât). 1. Sıhhatini iade etme, iyileştirme 2. Yanlışı doğrultma, düzeltme: Müsveddeyi, mektubu tashih etmek, düşüncesini tashih etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction. revision. revise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. rectification. connection. correction. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصحيح] düzelti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düzeltilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düzeltmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (mü. tâsia). Dokuzuncu, Fars. nühüm TAsi-aşer = On dokuzuncu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تاسع] dokuzuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ) Dokuzuncu olarak, dokuzuncu derecede

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachycardia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Fosil, Ar. müstehâse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fossilize. to turn into a fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i mantık) (uyd k.) Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynarken bir kere taşmak: Bir taşım kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in :.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrying. carriage. transportation. transport. shipping. conduction. conveyance. freight. haulage. portage. removal. traction. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. carriage. conduction. freight. haulage. portage. shipping. take. transit. transmission. transport. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry. to transport from one place to another. to bear. to support. bearing. carriage. carrying. conveyance. conveying. exchange order. haulage. hauling. hotel package. tote. transmission. uninsured working expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. transporter. shipping agent. forwarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere götürmek, nakletmek: Yarın eşyayı yeni eve taşıyacağız. Bu kitapları nereye taşıyacaksınız? 2. Üstünde bulundurmak, yüklenmek: Üstünde para taşımaz. 3. mec. Bir yerden bir yere söz götürüp dedikodu yapmak: Söz taşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. transport. bear. wear. bear away. carry away. convey. haul. put across. relocate. remove. run. stanchion. sustain. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. ease. ferry. haul. lug. receive. tote. transfer. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. transport. to carry. to transport sth from one place to another. to bear. to support. cart. catch up. convey. haul. mount. pack. receive. sustain. tote. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogistic. syllogistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. transportable. removable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearable. carriageable. fit for transport. portable. removable. transferable. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable. conveyable. transferable. movable possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakil, göç Düşünüp taşınma = Etraflı düşünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. move. flit. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving from one place to another. being carried. flit. moving in. moving out. shift. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşyasını kaldırıp başka yere naklolunmak, göç etmek: Bu yaz yalıya taşınacağız. 2. Bir yere çok gitmek, pek sık gidip gelmek: Bütün gece tuvalete taşındı. Düşünüp taşınmak = Etrafıyla düşünmek. 3. Üstte bulundurulmak: Şehrin içinde silâh taşınmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. move out. move in. move house. relocate. flit. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. remove. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move to / to remove to a new place of residence or business. to be carried to. to be transported to. to be borne. to be supported. to take lodgings with sb. move. move away. move in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. unmovable. real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. immovable property. immovable. real chattels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «üsr»’den masdar). Güçleştirme, zorlaştırma («tas’İb» daha çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «asr» dan masdar). Üzüm ve zeytin gibi meyveleri sıkıp suyunu alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «öşr» den masdar). 1 10 sayısına bölme. 2. Ürünün ondalığını alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşmasına sebep olmak: Yağmur çayları taşırdı. 2. (hayvan) Tırnağı aşınmakla etinin taşmasından topallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to overflow. to cause sth to boil over. to cause sb to lose his patience completely. overfill. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. transport. conveyance. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. vehicle. means of transportation. conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. conveyance. means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyine hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında ‘araba tutması’ diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormonları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakma bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehiri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akupunktur tedavisi uyguluyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz ırktan insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyne hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında “araba tutması” diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormanları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakına bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenlerdir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akapuntur tedavisi uyguyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Naklettirmek, bir yerden bir yere götürtmek: Bu kadar eşyayı kime taşıtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. conveyor. transporter. bearer. germ carrier. contact. conveyer. haulier. mover. vector. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. porter. bearer. conveyor. transporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. bearer. transporter. stevedore. conveyor. carrier. supporter. hauler. carrying. conveying. live. conveyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CNR : Taşıyıcı – Gürültü Oranı (dB). Taşıyıcı – gürültü oranı, alınan taşıyıcı gücünün alınan ses gücüne göre ölçüsüdür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. tachisme

lekecilik

Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تاسعا] dokuzuncusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. iş, görev, vazife; ödev; hizmet; külfet; f. iş vermek, görevlendirmek; külfet yüklemek; itham etmek, suçlamak. task force geçici işbirliği. take one to task azarlamak, paylamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TESKİB) (ka ile) (i A «sakb» dan masdar). Delme, delik açma

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «saki» den masdar) Ağırlaştırma, ağırlığını arttırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «taşmak» tan). T. Taşmış, dışarı çıkmış, fazla gelip artmış. 2Çok gelip yatağından dışarı yayılmış: Taşkın çay, su. 3. Coşkun, azgın, haşarı: Taşkın adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overflowing. excessive. boisterous. ebullient. effusive. expansive. exuberant. gushing. intemperate. rambunctious. rumbustious. volcanic. disorderly. flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusive. exuberant. frenzied. full. irrepressible. overflow. overflowing. excessive. flood seylap. feyezan. boisterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. effusive. excessive. flood. flooding. overflow. overflowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı. 2.Akarsuların yatağa sığmayacak miktarda su taşıması sırasında meydana gelen su yayılması olayı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Taşkın). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşkulu, coşkun kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Taşıp artan şeyin hâli, artıklık. 2. Suların çok gelip yatağından dışarıya yayılması. 3. Şiddetli hücum. 4. Coşkunluk, azgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. furore. rampage. overflowing. flooding. excess. impetuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked lack of restraint. rowdiness. boisterousness. impetuousness. excessive exuberance. rowdy and unrestrained behaviour. abandon. frenzy. intemperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya. Örnek bitkisi taşkıranotudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taşkırangillerden bir bitki (saxifraga).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkasına iş yükleyen kimse, angaryacı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin merkez çekirdeğinin etrafını kuşatan katı küre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. götürü iş; külfetli iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tasın dibi gibi çıplak ve kılsız, cavlak: Başı taslak. 2. Başı bu şekilde kılsız olan, tas başlı: Taslak adam. 3. Bir işin henüz halledilmemişi, kabası, tasarlanmış şekli: Taslağını bir kere meydana getirelim. 4. Tertip, plan, çerçeve, kafes: Binanın taslağı. Kabataslak — Ancak şekil düzenini gösterecek surette kaba ve sade. Ukalâ taslağı = Ukalâlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch. outline. schema. roughcast. rough. drawing. study. conspectus. design. diagram. draft. draft plan. draught. plan. silhouette. skeleton. tracing. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. draft. outline. plan. rough. skeleton. sketch. study. wishy-washy person. rough draft. model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Taslak hazırlayan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taşlamak işi. 2. (edebiyat) Hicviye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoning. satire. lampoon. epigram. burlesque. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque. lampoon. satire. stoning. grinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampoon. satire. stoning. satirizing. removing the stones from of stones. making a critical allusion. burlesque. satirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendinde olmayan şeyi var gibi görünmek: Yiğitlik taslıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşa tutmak, taşla vurmak. 2. Taş atmak, söz atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make others think one is (sth one is not. to act as if one were (sth one is not. affect. play act. pretend. profess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satirize. stone. to stone. stone to death. to malign. to grind. to satirize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stone. to throw stones at. to satirize. to lampoon. to have. to pave with stones. to get in a dig at. to make a critical allusion about sb. lapidate. pelt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stoned. to be stoned to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taş hâline gelmek, taş kesilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taşa tutturmak, taş attırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb throw stones at sb / sth. to have sb stone sb to death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşı olan: Taşlı pirinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. stony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony. full of stones or stony bits. paved with stones. set with a stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salb» den masdar). 1. Haça germe, çarmıha gererek idam etme. 2. Haç çıkarma. 3. Katılaşma (sulb’den).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taşı çok, taşla örtülü: Taşlık bir yerdir. 2. Taş döşenmiş avlu 3. Sokak kapısının içi, merdiven altı. 4. Kuş midesinin «katı» da denen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gizzard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony place. courtyard or entrance hall paved with stones. gizzard of a bird. yard. entrance yard. boulder flat. stone paving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâte» den masdar). Musallat etme, sataştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A «salavât» tan masdar) Salavât okuma

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşmak işi. (bk.) Taşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. strap. collet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. leash. collar. strap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar (on animal's neck. collar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overflowing. outpouring. overflow. outpour. outburst. gush. ebullition. surge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overflow. overflowing. overbrimming. running over. flush. flushing. outburst. boilover. surve. streaming. flux. super flux. lap. effusion. efflux. projection. project. backup. overhanging. gush. high water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzayıp artmak, fazla gelmek. 2. Çok gelip yerine veya yatağına sığmayarak çevresine yayılmak, etrafı basmak: Nehir taştı, havuz taşmış. 3. Kaynamak, coşmak: Yemek taştı, tencere taşıyor. 4. Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overflow. run over. boil over. pour out. spill over. brim over. flow. get over. gush. overbrim. pour forth. slop over. swell. swim. well over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bubble. cascade. flood. overflow. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run over. to boil over. to overflow. to overflow its banks. to spill over into a place. to project or extend over the edge of or edges of sth. to lose one's patience. to blow one's stack. to give vent to one's excitement. to inund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاسمه] tasma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ) (c, tasmîmât). Kesin şekilde kararlaştırma

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصميم] kesin karar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karar almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصميمات] kesin kararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susturma

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sun’» dan masdar) (c tasnîAt). 1. Uydurma, yapma, yakıştırma. 2. Yalandan uydurma, icat, sahte olarak yapma: Bu haberi kendisi tasnî etmiştir. 3. (cerrâh!) Eksik olan bir organın tahta, kauçuk vesaireden sahtesini uydurup takma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصنيع] yapma. 2.uydurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASNİF) (i A «sınf» tan masdar) (c. tesânîf, tasnîfât). 1. Sınıf sınıf etme, sınıflara ve takımlara ayırma, sıralama. 2. Kitap telif etme veya bir san’at eseri ortaya koyma (eskiden yazma sanatı sırasıyle şu üç basamakla derecelenirdi: tahrir, daha üstün olan te’lif ve en üstün tasnif).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment. classification. classification bölümleme. sınıflama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. assortment. rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصنيف] sınıflandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yapılmak, oluşturulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin dış tarafı, hariç (bu mânâ ile «dış» ve «dışarı» daha çok kullanılır). 2. Başşehrin dışında kalan yerler, bilhassa İstanbul dışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. provincial. backwoods. bush-league. freshwater. backwoods. country. boondocks. the provinces. back country. jerkwater. jerkwater town. upcountry. upstate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. the provinces. the country. the outside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the provinces. the parts of a country outside the big cities. country. sticks. / n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşrada doğan veya yaşayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provincial. upcountry. provincial. countryman. backwoodsman. rustic. hick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provincal. person from the provinces. countryman. country people. provincial. upstater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASRİF) (i. A. «sarf» dan masdar) (c. tesârîf, tasrîfât). 1. Keyfe göre idare. 2. (edebiyat) Fiil çekimi

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریف] fiil çekimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

fiil çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarh»den masdar) (c. tasrîhât). Açık surette ifade etme, sarahat verme, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explaining sth very clearly. making sth perfectly clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریح] açıkça belirtme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıkça belirtmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریحا] açıkça bildirerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. püskül; f püsküllerle süslemek; püskül vermek, püskül haline gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Leğen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [طشت] leğen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen uygun, ucu ucuna, tıpatıp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .tatmak, tadına bakmak, çeşnisine bakmak; denemek; tadı olmak. taste blood galip gelmekten büyük bir zevk almak. taste of tatmak, görmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lezzet, tat, çeşni; tat alma duyusu; uyum; üslûp; az miktarda şey; yudumluk, tadımlık miktar; tatma a taste for hoşlanma, hazzetme, beğeni, zevk. in good taste uygun .in bad taste uygunsuz. leave a bad taste kötü etki bırakmak. out of taste zevk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyumlu, zarif. taste fully z. zevkle. tastefulness i. zevk; zevklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, dayanılır, sağlam kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatssız, yavan; zevksiz; uygunsuz. tastelessly z. tatsızca. tastelessness i. tatsızlık; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşnici; şarap tatmaya mahsus ufak bardak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sath» dan masdar). Bir şeyi satıh (düzey) şekline koyma, yassı ve düz etme, düzeltme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «satr»dan masdar) (c. tastîrât). Satırlar teşkil edecek şekilde yazma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Eskiden gazelin her beytinin mısrâları arasına başka bir şairce birkaç mısrâ katarak meydana getirilen murabba, muhammes veya müseddes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı, lezzetli, çeşnili, zevkli, zevke uygun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «savâb» dan masdar) (c. tasvîbât). Doğru bulma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصویب] uygun görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygun görülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tasvîb ederek, doğru bularak uygun görerek, görülerek’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approbation. approval. countenance. assent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanction. approval. affirmation. approbation. placet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to approve of. to approve. to give one's approval. to sanction. affirm. allow. to give approval. to give countdown to. to lend countdown to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TASVİR) (i. A. «sûret» ten masdar) (c. tesâvîr, tasvîrât). 1. Bir şeyin şeklini çıkarma, resmini yapma. 2. Resim yaparcasına güzel târif etme. 3. Resim: Tasvirinizi gördüm (birinci cem’i asıl bu mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. picture. portrait. portrayal. depiction. pen-portrait. portraiture. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picture. representation. description betim. betimleme. design resim. design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depiction. description. descriptive narration. image. imagery. portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصویر] resmetme. 2.resim. 3.niteleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Betimleme. 2.Resim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descriptive. figurative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تصویرکار] tasvir edici, tasvir eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «suûbetten mas.) (c. tas’İbât). Güçleştirme, zorlaştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation block / stone. foundation block. foundation stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial attaché. commercial counsellor. commercial secretary. trade service diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Demir ve taş gibi güçlü ve sert olan. 2.Mardin Artuklular’ın 2.Emiri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. transplantation

1. tıp organ nakli, 2. bit. b. bitki nakli

1. İşlevini yitirmiş bir organın yerine sağlam bir organı koyma, organ aktarımı. 2. Bitkiyi bir yerden alıp başka bir yere dikme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ taş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu taş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .tadılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uz - taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanlight. transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transom. transom window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétation

1. tıp ur, 2. bit. b. bitki örtüsü

1. Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru. 2. Bir bölgede yetişen bitkilerin tümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Çok değişken küçük yetişme ortamlarında, küçük alanlar kaplayan çok çeşitli türler ve çok değişik tür grupları yapısının oluşturduğu vejetasyon görünümü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. hakikat, gerçek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski biçim sinema makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap eksperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kolaylıkla yaprak yaprak ayrılan taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midsummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Hidratlı manyezi sikatlarından birleşmiş kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yürekli olma hâli, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. pecker. pluck. spunk. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. chivalry. courage. exploit. fortitude. gallantry. grit. gumption. heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courage. fortitude. pecker. pluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı yurttan olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. compatriot. countryman. national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. compatriot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yurttaş olma hâli.

Türkçe Sözlük by