Tat ne demek? | Tat anlamı nedir? | Tat

Tat anlamı nedir?

Tat ne demek?

Tat anlamı nedir?

Tat | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tat

Türkçe Sözlük

(i.) (vokal gelince sondaki «t» «d» olur.). 1. Lezzet, ağızla alınan duygu, zevk: Ağzımda hiç tat yoktur, ağzımın tadı kaçmış. 2. Tatlılık: Bu helvanın tadı noksan. Ağız tadıyla yemek = Lezzetini duymak. Tadını almak = Dadanmak, lezzetini almak. Tadı damakta kalmak = Çok lezzetli görünmek, lezzeti unutulmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türkler’in kendi hükümleri altında bulunan yerlerde İranlı ve Kürtler’e verdikleri isim olup, aşağılayıcı mânâsı vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gustatory. taste. flavor. flavour. relish. savor. savour. sapidity. sauce. savoriness. savouriness. sweet. zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flavour. relish. salt. savour. taste. zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gunny cloth made from the fiber of the Corchorus olitorius, or jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pony. make lacework by knotting or looping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flavo r. sweetness. sweet taste. delight. flavour. pleasure. relish. salt. savour. spice. zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text attribute table for an annotation subclass in a coverage In addition to user-defined attributes, the TAT contains a sequence number and text feature identifier See also feature attribute table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Theoretical Arrival Time. transactivator of transcription, a gene of HIV that plays a role in viral replication by regulating the transcription of viral DNA into RNA; also the protein produced by that gene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assumes equally spaced cells arriving at an anticipated rate Cells that arrive too early are considered non-conforming. shelf made of wire mesh or burlap used to spread the leaves out for withering and fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TransATlantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transient Occupancy Tax; tax revenue created by hotels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical Applications Team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sanskrit word meaning that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

did , act , action , deed , exploit , feats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) mekik oyası yapmak . tatting i. mekik oyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; anlam, mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi sentetik kumaş, rayon; asetik asit tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, imtizaç , intibak, tatbik, uyma; (edeb). adaptasyon, uyarlama; ışık değişikliklerine gözü alıştırma işlemi; uydurulma, şekil değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary recess. vacation. vacations. judicial holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havada sabit durabilen balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık, taklit; naz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i İ. musiki). Bir parçanın coşkun ve canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sung or played in a restless, hurried, and spasmodic manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated; with excitement. Excited, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an agitated, exited or restless style [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated Restless and wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hurried, agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (it)., (muz). acele ve heyecanlı tarzda çalınan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şerh etmek, haşiyeler ilâve etmek, notlarla izah etmek. annota'tion (i). not, şerh annotator (i). müfessir, notlar ilâve eden, yorumlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). din değiştiren kimse; siyasi parti veya inancını değiştiren kimse; s din değiştiren, mürtet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., fiz. tesirsiz denkligi olan; sabit olmayan, belirli bir yeri veya yönu olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent of Atatürk's policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) şahadet, tasdik; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). stetoskop ile dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BER-MUTAD) (i. F. A.). Adet olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerates a continuous beam of electrons to high speeds by means of the electric field produced by changing magnetic flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particle accelerator in which magnetic induction is used to accelerate electrons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that accelerates electrons by means of the transformer principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large doughnut-shaped accelerator in which electrons are whirled through a changing magnetic field gaining speed with each trip and emerging with high energies Energies of the order of 100 million electron volts have been achieved The betatron produces

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Typically motion of a particle in the non-accelerating planes, or what is usually referred to as the 'bend' planes, of a circular accelerator is described as betatron motion Since the 'forward' direction of the particles motion is the 'plane' in which acc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betatron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. betatron, bir çeşit elektron makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. uzuvların bünyeleri ile faaliyetleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kantat, kısa bir oratoryoyu andıran beste; bestelemek için yazılan şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. -ci) kadın şarkıcı, şantoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). muktedir hale koymak; salahiyet vermek, yetkilendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). baş vergisi; adam başına eşit olarak tahsil edilen vergi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (psik). dış ortamla ilginin kesildiği bir çeşit şizofreni belirtisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). boşlama;(mak). kavitasyon, akan bir sıvıda alçak basınçlı buhar boşluklarının meydana gelip çökmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çimentolama işi; (mad). tavlama, sementasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir eserden bir diğerine aktarma, iktibas; aktanlan bölüm; celp, mahkemeye çağrı; celp kağıdı; kahramanIlğından dolayı bir asker veya taburun günlük emirde zikredilmesi. ci'tatory (s). aktarma ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cohabitation

birlikte yaşama

Birlikte oturma, bir arada yaşama.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirmeci; yorumcu, şarih, tefsirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değiştirme, değiş mübadele; A.B.D. bir kimsenin evi ile işi araslnda abonman bileti ile yaptğı yolculuk; (huk). cezanın değiştirilmesi veya hafifletilmesi. commutation ticket abone kartı veya bileti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). değiş tokuş veya yer deiştirmeyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek). çevirgeç, komütatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekzip, çürütme (fikir, iddia).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaburgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ibikli; hotozlu, tepelikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereddüt, tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takatini kesmek, kuvvetten düşürmek , zayıflatmak. debility (i). zayıflık, takatsizlik, kuvvetsizlik; anormal derecede halsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). başını kesmek, boynunu vurmak .decapita'tion (i). boynunu vurma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdatarak ateşte kavurmak (tuz, maden vb)', ateşte çatırdamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iezzet, haz, büyük zevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kelimenin sözlük anlamı, anlam, mana; tarif, tefrik etme, belirtme, ayırma; işaret, alâmet. deno'tative (s). işaret ve delil teşkil eden, tefrik eden, ayırt eden, gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişli, tarak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temsilciler heyeti, murahhas heyet; bir kimse veva heyeti temsilcitayin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, iğrenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, viran etmek, mahvetmek; (k).dili utandırmak. devasta'tion (i). harap etme, viran olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nişastayı şekere çeviren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emir; prensip. dictates of conscience vicdanın emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dikte etmek, yazdırmak; emretmek; zorla kabul ettirmek. dictation (i). dikte; emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diktatör; mutlak hakimiyeti elinde tutan kimse; dikte eden kimse, yazdıran kimse. dictatorship (i). diktatörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diktatörce; amirane. dictatorially (z). amirane, sert ve kati bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Her türlü yetkiyi kendisinde toplamış bulunan devlet yahut hükümet başkanı, memleketi dikta ile idare eden şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. autocrat. warlord. big brother. caesar. fuhrer. strong man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictator. big brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diktatör olma hali. 2. Bir diktatör tarafından idare edilen ülke. 3. Diktatör idaresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictatorship. rule of force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tartışma, münakaşa, münazara. disputatious, dispu'tative (s). münakaşacı, tartışmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tez, travay, risale: nutuk, söylev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüphe, tereddüt. dubitative (s). şüpheli, ,şüphe veya kararsızlık belirten .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vecit haline ait. ecstatically (z). vecit halinde olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişsiz; (zool.) bazı dişsiz memeli hayvanlara ait; (i). bu hayvanlardan biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kusup çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. statik elektrik bilimi. electrostatic s. statik elektriğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik) Cisimlerin sathındaki durgun elektrikle alâkalı hadiseleriinceleyen fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatic. electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) binicilik, atıcılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geğirmek; fışkırtmak. eructa'tion (i.) geğirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mal, mülk, arsa; ölümle bırakılan mal ve mülk; malikâne, konak; itibar, yüksek mertebe; sınıf, tabaka, mevki; durum, hal personal estate menkul mal. realestate mülk, gayri menkul mal. the fourthestate basın, gazetecilik the three estates asiller, ruh

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, aşkagelme, vecit; yükseklik, yücelik, ululuk; yükseğe çıkarma veya çıkarılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) düşünüp bulmak, çıkarmak, icat etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) egzersiz, pratik, işletme (bedeni veya zihni) talim yetiştirme,eğitim; edebi kabiliyet gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bekleme, intizar, ümit; beklenilme. contrary to expectations beklenilenin aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhtemel, beklenilen; ümit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolaylaştırmak, teshiletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yetenekli; seçimli,ihtiyari, mecburi olmayan; bir hassa veya melekeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutlamak, tebrik etmek. felicitate someone on an occasion bir kimsenin bayramını kutlamak, yaptığı bir işten dolayı bir kimseyi tebrik etmek. felicita'tion (i). tebrik, selâm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalanma, fermantasyon, tahammür: galeyan, heyecan, fer'mentative (s). mayalanan, mayalayan: mayalanma sonucu hasıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüzme, su üstünde durma; (tic). sermaye temini; esham ve tahvilât satma; maden cevheri tozunu belirli bir sıvı içinde yüzdürerek ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahrik, kışkırtma; isteklendirme, teşvik; (tıb). pansuman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). parçalanma. fragmentation bomb (ask). patlayınca şarapnel gibi parçalar saçan bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yere sık gitme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram). tekrarlama bildiren; (i). tekrarlama gösteren fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arz küresinin içindeki tazyikler ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gebelik; gebelik süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yerçekimi ile hareket etmek; çekilmek; çökelmek, çökmek. gravitative (s.) yerçekimi ile oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yerçekimi gücü; cazibe kuvveti; çekilme. gravitational (s.) yerçekimiyle ilgili; cazibe kabilinden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) girdap suyu gibi kaynama; fokurdayarak kaynama .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatma, tadına bakma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tatma duyusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) damlaya benzer; benekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) cirostat bahsi, topaç denkliği bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural abode, locality or region of an animal or plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Place where anything is commonly found. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a plant or animal species naturally lives and grows; or characteristics of the soil, water, and biologic community that make this possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which an organism or biological population lives or grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place and conditions in which an organism lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The environment in which a population or individual lives; includes not only the place where a species is found, but also the particular characteristics of the place that make it especially well suited to meet the life cycle needs of that species Habitat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or environment where a plant or animal naturally or normally lives and grows. the natural home of an animal or plant; the sum of the environmental conditions that determine the existence of a community in a specific place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population lives and its surroundings, both living and non-living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural environment/area/location in which where an organism normally grows. the area in which an animal, plant, or microorganism lives and finds the nutrients, water, sunlight, shelter, living space, and other essentials it needs to survive Habitat l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific area or environment in which a particular type of plant or animal lives Components of a habitat include food, water, and shelter. the place where an organism lives and/or the conditions of that environment including the soil, vegetation, water,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place or community where a plant or animal lives and grows. the place where an organism naturally lives, grows, and interacts. the place where an animal or plant lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific area or environment in which a particular plant or animal lives An organism's habitat provides all of the basic requirements for the maintenance of life For example, typical coastal habitats include beaches, marshes, rocky shores, bottom sedi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where an animal or plant naturally lives and grows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The place where a population or community lives and its surroundings, both living and non-living. The native environment or specific surroundings where a plant or animal naturally grows or lives The surroundings include physical factors such as temperatur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The natural home or environment of an animal or plant. the place where a species normally lives. the place or type of site where an animal or plant naturally or normally lives and grows; the arrangement of food, water, shelter, and space suitable to an an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The specific environment in which an organism lives and on which it depends for food and shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The location and environmental conditions in which a particular organism normally lives. the type of environment in which an organism or group normally lives or occurs; 'a marine habitat'; 'he felt safe on his home grounds'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer; herhangi bir şeyin doğal yeri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ikamet, oturma; mesken, ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mızrak başı şeklinde; (bot.), buna benzer üç köşeli (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATTAT) (i. A. «hat» tan imüb.) (c. hattâtîn). 1. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ve nesih gibi yazılar yazan adam. Güzel yazı sahibi: Bu levhayı hangi hattâta yazdırdınız? 2. Güzel yazı öğreticisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligrapher. pen-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligrapher. penman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطاط] hattat, güzel yazı yazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ye nesih gibi yazılar yazmak mahareti, Güzel yazıya sahip olmak. 2. Güzel yazı öğreticiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of a calligrapher. penmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zihnini körleştirmek, zekasını söndürmek. hebetation (i). körleştirme, zihin körlüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanamayı kontrol altına alan alet veya ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tereddüt etmek, duraksamak; lafını şaşırmak, ne diyecegini bilememek, kem küm etmek. hesita'tion (i). tereddüt, şüphe: kekeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıtta). Hıttelar, ülkeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطط] ülkeler, diyarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hortatory s. nasihat verici, nasihat yollu; teşvik edici, gayret verici, yüreklendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidrostatikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrostatik, makina ilminin sıvıların dengesinden ve basıncından bahseden dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taklit etmek, taklidini yapmak, benzetmek; bir kimseyi örnek tutmak. imitative s taklit kabilinden. imitatively z. taklit yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taklit, sahte şey; taklit etme, uyma, benzetme. inimitation of taklit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yürütme, yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isnat; töhmet, suçlama. impu'tative s. töhmet kabilinden. imputatively z. töhmet kabilinden olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. eski halinde, evvelki gibi, statüko halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. efsun, büyü, sihir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kudretsiz hale getirmek; huk ehliyetini elinden almak. incapacita'tion i. ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstüne kabuk bağlama; bağlanmış kabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bere, çentik; çentik yapma; koy, körfez; matb. içerlek yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istila (bit, kurt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. bir insanın üstüne yakışmayan, yakışıksız, İng, k.dili infra dig.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. oburcasına yutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatt» tan masdar). 1. Düşme, aşağılama, alçalma: Arazinin inhitatı. 2. Gerileme: Roma’nın inhitatı. 3. Olgunluk çağından sonra ihtiyarlamaya yüz tutma: İnhitat yaşı. 4. (tıp) Kuvvetten düşme. 5. Bir şiş vesairenin inmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

descent. decline. fall. decadence. downfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انحطاط] çöküş, düşüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yere yerleştirmek, belirli bir yere koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir müzik parçasının çeşitli seslerini çalgılara taksim etme, enstrümantasyon; aletler takımı; alet kullanma; aletli iş görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ABD eyaletleri arasında olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) vasiyetname bırakmadan ölen; vasiyetnameye girmemiş; (i.) vasiyetname bırakmadan ölen kimse. intestacy (i.) vasiyetsiz öIme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) davet; davetname; çağırma, çağrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) davet ihtiva eden, davet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sinirlendirmek, kızdırmak; tahrik etmek; tahriş etmek; (biyol.) (bir siniri) harekete geçirmek. irrita'tion (i.) öfke, hiddet; sinirlendirme. ir'ritative (s.) sinirlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sinirlendirici, asap bozucu, kızdırıcı; tahrik edici; tahriş edici . irritatingly (z.) sinirlendirerek; tahrik ederek; tahriş ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y„ Fr. statistique). Bir memleketin nüfus, gelir, ithalât ve ihracat gibi şeylerini her sene muntazam surette kayıt ve mukayesesi ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İstatistikle alâkalı (nisbet bildirmek için Arapça ekle yapılan istatistikî sözü yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. statistique

1. sayımlama, 2. sayım bilimi

1. Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi. 2. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistic. statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistics. statistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the science of statistics. a statistic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mathematical statistician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) övünme; (huk.) başkasının zararına olan boş övünme veya sav; (tıb.) çırpınma. jactitation of marriage (İng.), (huk.) gerçeğe aykırı olarak belirli bir şahısla evlenmiş gibi davranma suçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualitatif

nitel

Nitelik bakımından, nitelikle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Batı musikisinde bir form (şekil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Şantöz, kadın ses sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. quantitatif

nicel

Nicelik bakımından, nicelikle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. commutateur

fiz. anahtar

İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator. change-over switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) laktik asidin tuzu veya esteri; (f.) süt hasıl etmek; meme vermek, emzirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) süt salgılama; emzirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ağlayış, feryat, figan, inleme; (çoğ.), (b.h.) Yeremya Peygamberin Mersiyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hafif olmaktan dolayı havaya kalkmak, havada durmak; ispritizma kuvveti ile veya rüyada havaya yükselmek; havaya yükseltmek. levita'tion i. havaya yükselme olayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahdit, sınırlama; mahdut olma; sınırlanmış olma; tahdit edici şey; takyit, bağlı kılma, kayıtlama; huk. hudut tayin etme; sınırlanmış sorumluluk. statute of limitations zaman aşımı tayin eden kanun. He has his limitations. Yetenekleri sınırlıdır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (kıs. l.c.) yukarıda zikrolunan kitapta veya yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tezahür, görünme, belli olma; meydana koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضبوطات] kayda geçirilenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. düşünceye dalmak; düşünmek, niyet etmek, tasarlamak, kurmak. medita'tion i. düşünceye dalma, düşünme. meditative s. çok düşünen; düşünce kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. merbût). (bk.) Merbut.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ayak tarağı. metatarsal s. ayak tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métathèse

db. göçüşme

Bir kelime içinde birbirini izleyen iki ünsüzün yer değiştirmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram bir kelimede harf veya seslerin yer değiştirmesi; kim çift dekompozisyon; şartların tersine dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tesir etmek, ağır basmak. militate against aleyhine etkilemek. militate in favor of lehine etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ifade etmek, yalan katarak anlatmak. misstatement i. yanlış ifade, hata; yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatt»dan imef.) (mü. muhattata). T. Çizgili, çizili. 2. Yivli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den if.) (mü. mustatile). Uzunca: Şekl-i mustatil. Müstatilü’r-re’s = Başı önden arkaya doğru uzanan (insan cinsi), Fr. dolichociphale. Müstatilü’l-fek = Alt çenesi ileriye doğru uzanan (İnsan cinsi), Fr. prognathe. İki kenarı uzun ve diğer ikisi kısa dörtgen şekli, dikdörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customary /. everyday. ordinary. normal. routine. conventional. general. accustomed. common. consuetudinary. customary. habitual. usual. wonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hekim taslağı. Hekimlik taslayan, yalancı doktor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mutatabbib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tıbk» dan if.) (mü. mutatâbıka). Birbirine uyan, uygun, mutabık: Evrâk-ı mutatâbıka.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişme, dönme, dönüşme; biyol. genleri değişmiş hayvan veya bitki; mutasyon; dilb. bir ünlü veya ünsüzün değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. gerekli değişiklikler yapılmış olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzme; yüzgeçlik. na'tatory, natato'rial s. yüzmeye veya yüzgeçliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle üstü kapalı yüzme havuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nebat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نباتات] bitkiler. 2.botanik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

botanical garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gerektirmek, icap ettirmek; zorunlu kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göz kırpmak. nictitation i. göz kırpma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işaret veya rakamlarla gösterme usulü; özellikle matematikte rakamlar ve işaretler sistemi veya müzikte notalar ile işaretler sistemi; not etme, kayıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başı öne düşme; (tıb.) baş sallanması hastalığı; (astr.) nütasyon, üğrüm; (bot.) nütasyon, yönelim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. istek belirten; i., gram istek kipi, dilek kipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. doğuya yöneltmek, doğuya doğru yönelmek; alışmak. orienta'tion i. yönelme, yöneltme; çevre şartlanna uydurma veya uyma, alışma; yeni bir çevreye alıştırma programı; istikamet hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösteriş, gereksiz gösteriş. ostentatious s. dikkati çekmek amacında olan. ostentatiouily z. gösterişli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mübalağa etmek, abartmak. overstatement i. mübalağalı söz, abartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yürek gibi hızlı çarpmak, nabız gibi atmak heyecandan titremek. palpita'tion i. çarpıntı, halecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden zengin nişastalı yumruları besin maddesi olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. murphy. spud. tater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. spud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato. murphy. root crop. tater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(solanum tuberosum): Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Kullanıldığı yerler: Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır. Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar. El ve ayak çatlaklarında faydalıdır. Skorbüt hastalığını önler. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Kanı temizler. Kansere karşı korur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mashed patatoes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sapma alt yüzünün ortasından bağlı (yaprak), kalkanımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kitabı Mukaddeste Eski Ahdin ilk beş kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (spor) pentatlon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Beş yapraklı bir cins çiçek, beş parmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pentathlon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değim, becayiş, mübadele, tebeddül, değiş tokuş; mat. bir seride yapılabilen sıra değişiklikleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotostat, negatife lüzum kalmadan doğrudan doğruya fotoğraf çeken makina; böyle çekilen fotoğraf. photostat'ic s. fotostatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koru, fidanlık; büyük çiftlik, geniş tarla, ekim alanı; istiridye yatağı; ekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PLAYSTATION®3, Sony tarafından sunulan gelecek nesil eğlence sistemidir. Sizi kristal netliğinde görüntüler ve cesur renklerle dolu, sinema kalitesinde bir film deneyiminin tam ortasına sokmak için Blu-ray Disc™ teknolojisine sahiptir. Gerçeğe yakın grafikler ve çarpıcı seslerle, teknoloji harikası oyunlar inanılmaz bir deneyim yaşatıyor. High Definition filmler izlemek, tüm sevdiğiniz şarkıları ve fotoğrafları depolamak ve PLAYSTATION®Network ile İnternet’e bağlanmak için PS3™’ünüzü kullanın. Sabit Disk Sürücü tüm dijital video dosyalarınızı tek bir güvenli yerde tutmak için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Taşınabilir, sökülüp, taşınabilen: Portatif gardırop. 2. Kolay taşınabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. folding. collapsible. foldaway. knockdown. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. portatif, taşınabilen, nakledilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içme; içki; içki âlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -toes) patates, bot. Solanum tuberosum. potato bug, potato beetle patatese zararı dokunan böcek, patates böceği. potato chip çips. potato race patates yarışı. potato rot daha toprakta iken patatesi çürüten hastalık. small potatoes adi ve öne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar, kral; büyük yetki ve otorite sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamanından önce meydana getirmek; yüksek bir yerden aşağı atmak; acele ettirmek, hızlandırmak; kim. tortusunu ayırmak, teressüp ettirmek, çökeltmek; meteor. (yağmur veya kar şeklinde) yere düşmek, yağmak; fiz. buharı teksif etmek; yüksek yerden aş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. tortu, çöküntü, rüsup; s. aceleci; baş aşağı düşen veya akan; düşüncesiz; acele ile yapılmış; birdenbire gelen veya olan, ani. precipitately z. acele ile, telaşla. precipitateness i. acelecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden düşünmek, tasarlamak, amaçlamak. premeditated s. tasarlanmış, kasıtlı. premedita'tion i. tasarlama, kasıt; önceden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; gösterme; huzura çıkma; verilme, sunulma; tiyatro oyunu; psik. kavrama gücü; tıb. doğumda ceninin duruş şekli. presen- tation copy hediyelik nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. akıl ile kavranır; hemen kavrayan veya hisseden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokkabaz, el çabukluğu ile hüner gösteren kimse. prestidigita'tion i. hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Erkekte idrar borusunun arka tarafını kuşatan bez. 2. Bu bezin İltihaplanması hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostate. prostate gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostate. prostate gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Prostat bezi, idrar torbasının boynu ile idrar yolu başlangıcını çevreleyen ceviz büyüklüğünde bir guddedir. Yalnız erkeklerde bulunur. Prostat bezi, 50 yaşını geçen erkeklerde büyümeye başlayıp, rahatsızlık verebilir. Hastalığın belirtileri gecenin son kısmında idrara kalkmak, gündüzleri sık sık idrar yapmak, idrar yapmakta zorluk, idrarın yavaş yavaş akması, idrarın başında veya sonunda bir damla kan şeklinde görülür. Kesin tedavi ameliyatla gerçekleşir. Ancak tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Mazı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam mazı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir yerindeki iltihabın, kan dolaşımı aracılığı ile prostat bezine gelip yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Hastada titreme, halsizlik, ateş, sırt ve bacak ağrıları görülür. Hasta, İdrarını ve büyük abdestini yapmakta güçlük çeker. Tedavi sırasında en az 10 gün yatak istirahati şarttır. Ayrıca 6 hafta süreyle aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Servi yaprağı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam servi yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Prostat bezinin genişleyip, büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastanın karın bölgesinin alt kısımlarında ve bacak aralarında ağrı vardır. Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir. Doktor tedavisi gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Atkestanesi, su.

Hazırlanışı : Bir tencere suda 2 avuç atkestanesi haşlanır. Günde 5 tane yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. prostata ait; prostat, erkeklerde mesanenin boğazına yakın gudde, kestanecik. prostate gland prostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto etme, itiraz; temin, teyit, doğrulama, taahhüt; itirazname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benekli, nokta nokta. puncta'tion i. beneklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. farzedilen, varsayılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirostat, yüksek ısı için termostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niteliğe ait, niteleyici, nitel. qualitative adjective niteleme sıfatı. qualitative analysis kim. nitel çözümleme, kalitatif analiz. qualitatively z. nitelik bakımından, nitel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. niceliğe bağlı olan, nicel. quantitative analysis kim. niceliğin tahlili, nicel çözümleme, kantitatif analiz. quantitatively z. nicelik bakımından, nicel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aktarma, aktararak söyleme; aktarılan söz; tic. piyasa, cari fiyat.quotation marks tırnak işareti, ...'' closing quotation kapanış borsa fiyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sürekli kapı çalınma sesi, davul sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ezberden okuma; ezberden okunacak parça; ders anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ezber şeklinde, hikaye söyler gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) konuşur gibi okunan güfte veya makam, reçitatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çürütme, yalanlama, tekzip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hepsini aynı şekle koyma; tasnif etme, sistematik şekle koyma; murakabeye tabi kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kusturmak, geri çıkarttırmak; istifrağ etmek. regurgita'tion (i.) kusturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamir etmek, onarmak; yeniden ehliyetini vermek; namus veya itibarını iade etmek, eski haklarını iade etmek. rehabilita'tion (i.) eski itibara iade, eski hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski mevkiine veya haline iade etmek. reinstatement i. eski mevkiine dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme hakkı; ifade, takrir; önerme; milletvekili seçim sistemi; vekiller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir grup veya sınıfı temsil eden, numune olan; vekâlet nev'inden; taklit ve benzeme kabilinden; i. vekil, başkasını temsil eden kimse; mümessil; milletvekili, mebus, saylav. representative arts resim veya heykeltıraşlık gibi temsili sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ad, şöhret, ün, itibar, şeref.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Bir musiki parçasında konuşur gibi bestelenen kısım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .ölüyü diriltme ölü gibi olanı ayıltmak; batmış ve unutulmuş şeyi tekrar meydana çıkarmak. resuscita'tion i. canlandırma, canlandırılma, di- riltme. resuscitative s. diriltici, canlandırıcı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. direnç aygıtı, reosta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. s.dömek, eksen üzerinde dönmek; vardiya değiştirerek çalışmak; döndürmek, devrettirmek; sıra ile çalıştırmak; sıra ile farklı ekinler yetiştirmek; s., bot. tekerlek şeklindeki, rotat. rotative, rotatory s. çark gibi dönen, dönel; çark şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bobin haldeki kâğıda baskı yapan matbaa makinesi. 2. Karları emip püskürterek yol açan yol makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotary press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çark gibi dönme, eksen üzerinde devretme, deveran; sıra ile farklı ekinler ekme; devir sıra ile gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönen şey; (çoğ. -es) anat. bir uzvu döndüren kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. ok başı seklinde, temren biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Düşük yerler, kusurlar, noksanlar. 2. Eti yenen hayvanların böbrek, ciğer gibi etinden gayrı yenen kısımları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haslet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrails. offal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offal (used as food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offal seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hoplama, sıçrama, zıplama; vurma, çarpma saltatory s sıçramaya benzer; sıçrama kabili yeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâm; selâm verme, hatır sorma. salutatory s. selâm niteliğinde, selâm veren. salutatorian i. diploma töreninde halka hoş geldiniz anlamında söz söyleyen öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıhhi şartları geliştirme, hıfzıssıhha; sağlık teskilâtı; halk sağlığını koruma tedbirleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kalkansı, peltat; zool. iri pullu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölmeli, bölme ile bölünmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kumandayla kontrol ettiğiniz cihazların açık olup olmadığını algılayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. transistorlu; radyo tüpü olmayan. solid-state physics katı maddelerle uğraşan fizik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sıradan sabit disklerin aksine hareketli parça bulundurmayan, yüksek başarımfı, tak ve çıkar depolama alanı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyreden kimse, seyirci spectator sport ABD. gösteri mahiyetindeki spor faaliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ifade etmek, belirtmek, beyan etmek; tayin etmek, saptamak, tespit etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hal, vaziyet, durum, keyfiyet; debdebe, tantana, ihtişam; devlet; hükümet; eyalet; memleket; s. devlete ait; resmi; siyasi. state bank (A.B.D.) bir eyaletin müsaadesi altında çalışan banka; devlet bankası. state college eyalet üniversitesi. stat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet idaresi, devletçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli, muayyen, düzenli, muntazam; ifade edilmiş, beyan edilmiş; kaydedilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) eyalet olma durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haymatlos, vatansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşmetli, azametli; heybetli, gösterişli stateliness i. haşmetli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade; takrir, ifade olunan şey, beyanat, demeç; rapor; hesap raporu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Yunan şehirlerinde bir çeşit madeni para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususi vapur kamarası; yataklı vagon kompartımanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. ABD'de olan; z. ABD'de veya ona doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) devlet adamı, devlet işlerinde tecrübeli ve bilgili olan kimse. statesmanlike, statesmanly s. devlet adamına yakışır, akıllı ve tedbirli. statesmanship i. hükümet idaresinde hikmet ve cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün eyaleti kapsayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. statik, duran cisimlere ait; sakin, dengeli; fels. dural; pasif elemanlara ait; ikt. varidattan ayrı sermaye ile ilgili olan meselelere ait; elek. sürtünmeden hâsıl olan elektriğe ait, statik; i. radyo parazit; kdili. istenilmeyen itiraz . stati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. statik ilmi; sosyol toplumsal dengeyi sağlayan kuvvetlerden bahseden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir kuvvetin denge şartlarını ve bununla ilgili olarak, cisimlerin hareketsiz hallerini inceleyen mekanik kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. statique

fiz. duruk

Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

static. statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

static. statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. durak, tevakkuf mahalli; merkez, istasyon, gar; bir kimsenin bulunduğu yer; memuriyet, görev; hizmet, makam, rütbe, hal; yer, mahal, mevki; sosyal durum, derece, vaziyet; ordu veya donanmanın özel bir görevle gönderildiği yer; istasyon (radyo,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sabit, durağan; kımıldamaz; muayyen bir kararda kalan, ne ilerlemekte ne de gerilemekte olan; i. bir yerde daima kalan kimse veya şey; belirli bir yerde bulunan er. stationary air nefes alıp verme sırasında daima akciğerde kalan hava. station

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırtasiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt veya kalem gibi yazı eşyası, kırtasiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istasyon şefi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., pol. devletçilik taraftarı, devletçi; istatistik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istatistik, istatistik ilmi. statistic(al) s. istatistiğe ait. statistician i. istatistik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). Omurgalılarda denge ve yönetimle olan alâkası bakımından işitme taşlarına verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. fizik). Dinamo ve elektrik motorunda rotora göre duran kısım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stator

fiz. duruk

Dalgalı akımlı elektrik motor veya üreteçlerinde hareketsiz bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stationary part in or about which another part revolves, esp. when both are large; The stationary member of an electrical machine, as of an induction motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The case inclosing a turbine wheel; the body of stationary blades or nozzles. mechanical device consisting of the stationary part of a motor or generator in or around which the rotor revolves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a motor that is stationary Usually the outside casing, or platform. stationary member of a motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary magnetic field in a generator Also component of torque converter that improves oil circulation and thus, torque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixed part of an AC motor, consisting of copper windings within steel laminations. part of assembly that remains stationary with respect to a rotating part Stator vanes are a stationary set of airfoils in a compressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary part of a rotating electric machine Commonly used to describe the stationary part of an ac machine that contains the power windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the fan's motor that is stationary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a motor, generator or alternator that does not rotate In permanent magnet alternators it holds the coils and laminates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary part of a rotating electric machine Commonly used to describe the stationary part of an AC machine that contains the power windings. the stationary or fixed element of a pump or motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nonrotating part of the magnetic structure in an induction motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary part of a motor A PM DC motor holds its magnets in the stator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component in a motor that contains the windings; it does not turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The set of those cells that are ON in all phases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Stator is another term for the windings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stationary magnetic field in a generator Also, component of a torque converter that improves oil circulation and thus, torque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fixed part forming the reference for the moving diaphragm in a planar speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intermediate sleeve between barrel and cylinder. mechanical device consisting of the stationary part of a motor or generator in or around which the rotor revolves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik motorunda hareketsiz kısım, duruk, stator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. en küçük basınç derecelerini gösteren hassas barometre; hav. çok hassas yükseklik ölçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Anatomi). Statolitlerin içinde bulunduğu kesecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

status. position. place. statute. statue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

status. statute. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statute. memorandum and articles of association. character. estate. regulation. standing rules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. heykel koleksiyonu, heykeller; heykeltıraş; heykeltıraşlık; s. heykel veya heykeltıraşlığa ait..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. heykel statuette i. ufak heykel .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heykel gibi heybetli ve vakarlı statuesquely z. heybetle. statuesqueness i. heybetlilik, vakar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). 1. «Statü quo ante = Önceki ile aynı vaziyette» sözünün kısaltılmışı. 2. Hâlihazırdaki vaziyet: Statükoyu muhafaza etmek.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

sürer durum

Yürürlükte bulunan antlaşmalara göre olması gereken veya süregelen durum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

status quo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

status quo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boy, kamet, endam, insan veya hayvan boyu. moral stature ahlaki fazilet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hal, durum, vaziyet; medeni hal, toplumsal durum; rol; övünme payı. status quo statüko.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanuna göre ceza verilebilir; kanunda yeri olan, kanuna uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kanun, yasa, nizam, kural, kaide; emir, hüküm; s. kaideye göre; kurallı. statute law yazılı kanun. statute mile mil statute of limitations zaman aşımı süresini tayin eden kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanuna uygun, kanuni, kanuna bağlı. statutory rape reşit olmayan bir kızla cinsi munasebette bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksırma. sternutative, sternutatory s. aksırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şube.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gebe hayvanın doğurmadan evvel bir daha gebe kalması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç bağımlı memleketi idare eden memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. besleme, tutma, kuvvet verme; maişet, geçim, nafaka; koruyan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tataristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gustatory sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbb» dan masdar). Hekimlik, doktorluk etme, tabâbetle meşgul olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tufl» dan masdar). Dalkavukluk etme, davetsiz ziyafete gitme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski bir Moğol kabilesi. 2. Kırım ve Volga İdil Türkleri’ne verilen ad. Tatarböreği = Kıymalı ve yoğurtlu ufak hamur parçalarından ibaret yemek. Tatar kalpağı = Kenarı kürklü kalpak, şubara. Tatar kaltağı = Eğerin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden mektup taşıyan postacı, Ar. berîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Tatar people living from the Volga to the Ural Mountains a member of the Turkic-speaking people living from the Volga to the Ural Mountains a member of the Mongolian people of central Asia who invaded Russia in the 13th c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of the Mongolian people of central Asia who invaded Russia in the 13th century. a member of the Turkic-speaking people living from the Volga to the Ural Mountains. the Turkic language spoken by the Tatar people living from the Volga to the Ural M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir Türk kavmi. 2.Posta sürücüsü. 3.Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tatar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatar. the Tatar language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tartar. in Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivrisineğe benzer, lâkin ondan küçük ve sessiz bir sinekçik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmemiş veya pek pişmiş (et). 2. Mektup iletmeye alıştırılmış, posta hizmetini yapan (güvercin),

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «turûk» dan masdar) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Yol bulma, girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayerân» dan masdar) (c. tatayyurât). Uğursuz sayma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TATBİK) (ka ile) (i. A. «tıpk» tan masdar) (c. tatbikaat). 1. Uydurma, uygun ve muvafık etme, yakıştırma. 2. Uydurma, benzetme, temsil. 3. Karşılaştırma, mukabele, mukayese. 4. Bir kaide ve kanunu yerine getirme. 5. (paleontoloji) Madenlerin tabaka tabaka durumu. 6. İcraat, operasyon, pratik çalışma. 7. Manevra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application uygulama. kılgı. utilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. putting sth into effect or practice. exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيق] uygulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth into effect or practice. to carry sth out. to apply. to bring / to carry into effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specimen signature. signature specimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officials eal (of a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tatbik ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيقا] uygulayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. practice. sham battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise. utilization. practice. maneuvers. application uygulama. manoeuvres. military exercises manevra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practice. application. maneuvers. exercises. field exercise. operation. praxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تطبيقات] uygulamalar. 2.tatbikat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygulama yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who puts sth into effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. taatbîkıyye). Tatbika ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيقی] uygulamalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahn»dan masdar). Öğütme, un yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tahr»dan). Temizleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطهير] temizleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطهيرات] temizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tatım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TATİL) (i. A. «atal» dan masdar). 1. İşsiz bırakma, işlemez hâle koyma: Bir fabrikayı, bir gazeteyi tatil etmek. 2. işsizlik, geçici olarak işi bırakma: Bugün tatildir, bayramda birkaç gün tatil edeceğiz, günde iki saat tatil vardır. Tatil vakti. 3. Durdurma, kesme: Harekâtını tatil etmek. Mektep tatili = Okulda derslerin tatil olunduğu müddet ki, senenin en sıcak aylarında olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacation. holiday. recessional. vacation. holiday. stoppage. recess. vac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacation. holiday. recessional. stoppage. recess. vac. shutdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday. vacation. long break for a meal. breaking-up. intermission. leave day. respite. standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday village. holiday camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir şeyin çeşnisine bakmak için ağza alınan miktarı, (bk.) Tadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtr»dan masdar). Güzel koku yayma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flavo u ring. sweetening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeten. to sweeten. to flavour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve the taste of sweet (by ripening it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı olmak, tadı artmak: Üzümler tatlanmaya başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sweet (owing to ripening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağıza hoş gelen, zıddı: acı: Tatlı meyve, tatlı yemek. 2. Lezzetli, hoşa gider, latif: Mal tatlıdır, can tatlıdır, tatlı söz. 3. İçilir, içilmeye gelir, tuzlu ve acı olmayan su: Tatlı su balığı. 4. Tatlı yemek veya reçel. Sabahleyin bir kaşık tatlı yemek iyidir. Tatlı belâ = mec. Evlât. Tatlıdil = Gönül alan nazik söz. Tatlısu Frengi = Osmanlı Türkiyesi’nde doğmuş ve azınlıklara karışmış Avrupalı, levanten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters. app

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. nice. pleasant. sweet. agreeable. genial. delicious. dulcet. gentle. mild. quiet. sociable. soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candied. soft spoken. suave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh water. fresh water (as opposed to salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suavely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az tatlı, tatlımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı yemekler veya reçel ve şekerlemeler yapan ve satan. 2. Tatlı yemekleri, reçel ve şekerleme gibi tatlıları çok seven, çok tatlı yiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of pastries soaked in syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» tan masdar). Boşama, bırakma, ayrılma: karısını tatlîk etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطليق] boşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı olmak: Portakallar daha tatlılaşmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sweet (owing to ripening. to become pleasant or genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlısı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı şeyin hâli. 2. Lutuf, iyilik: Tatlılıkla kendisini vazgeçirmeli, tatlılıkla kandırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetness. sweet taste. pleasantness. agreeableness. niceness. amiability. geniality. deliciousness. melodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with kindness. amicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlıya benzer bir lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin lezzetini duyma, zevk. 2. Deneme, tecrübe. 3. Çekme, tutulmuş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağızla bir şeyin lezzetini duymak, lezzetini hissetmek, ağza almak, çeşnisine bakmak. 2. Çekmek, uğramak: Hayatta çok ıztıraplar tattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste. experience. try. die. extract. know. sample.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. taste. to taste. to experience. to sample.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to taste. to experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TATMİN) (i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Kandırma, Osm. mütmain ve temin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. reassurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfaction. satisfying. gratifying. gratification. contenting. content. contentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تطمين] doyurma. 2.doyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. content. fill. fulfil. meet. sate. satiate. satisfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to satisfy. to gratify. to content. fill. quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Gönül kandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satisfactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of satisfaction. dissatisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsiz, saman gibi, Osm. nâ-metbû: Şalgam tatsız bir sebzedir. Pek tatsız tuzsuz bir şey. 2. Tatlı olmayan, tatlısı eksik: Bu helva tatsız olmuş. 3. mec. Sözünde, iş ve hareketinde şirinliği olmayan, soğuk: Pek tatsız adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distasteful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. bleak. disagreeable. distasteful. dusty. grisly. hard. hateful. hellish. insipid. prosaic. tame. tasteless. ugly. unenviable. unpleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insipid. tasteless. unpleasant. rapid. not sweet enough to the taste. unsweet. disagreeable. boring. arid. distasteful. dreary. flat. flat footed. horrid. objectionable. prosy. raucous. seamy. in bad style. terrible. uncongenial. undesirable. unedifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very tasteless. very insipid. very boring. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatsızlık etmek, soğuk ve münasebetsiz bir işi yapmak: Artık tatsızlanıyorsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become unpleasant / disagreeable / boring. come over. pall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lezzetsizlik. 2. Tatlılık eksikliği veya yokluğu: Bu üzümün tatsızlığı hamlığındandır. 3. Davranışta soğukluk: Bu adamın tatsızlığı da çekilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distastefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tastelessness. insipidity. unpleasantness. disagreableness. action which creates unpleasantness. platitude. vapidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çaput, paçavra; çoğ. yıpranmış giysi; f. parçalayıp paçavra haline koymak; parçalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü baş perişan kimse, pejmürde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Lezzetine baktırmak, çeşnisine baktırmak, lezzetine bakacak kadar yedirip denetmek: Şu reçeli size tattırayım. 2. Duyurmak, hissettirmek: Allah kimseye evlât acısını tattırmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb taste sth. to have sb to experience sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fitlemek, yerip çekiştirmek, gammazlamak; gevezelik etmek, boşboğazlık etmek, sırrı ifşa etmek; i. boşboğazlık, dedikodu; bebeğin gevelediği sözler. tattler i. fitneci kimse, gammaz kimse, boşboğaz kimse, zevzek kimse, dedikoducu kimse; çulluk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. fitneci kimse; s. açığa vuran. tattletale gray gri beyaz, azmış (çamaşır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. koğuş borusu veya trampeti. beat a tattoo trampet çalmak, parmaklarla masayı tıkırdatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vücuda dövme yapmak; i. dövme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Barış, sulh. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TATÜLE) (i. Hinçte’den). t. Hint baharatından bir cins ceviz, cevz-i mâil. 2. mec. Ağza alınmaz, yenmez ve içilmez, lezzetsiz şey: Bu, tütün değil tatula.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(boru çiçeği): Patlıcangiller familyasından; 3 - 100 cm boyunda, dik gövdeli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları saplı, büyük, oval ve kenarları tam, az girintili veya lopludur. Çiçekleri beyazdır. Meyvesi, çok tohumlu bir kapsüldür. 10 kadar türü vardır. Bunlardan datura metel ve datura stramonium yurdumuzda yetişir. İlaçlarda yaprakları ve tohumları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığını giderir. Astımda faydalıdır. Uyuşturucudur. Spazm giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» dan masdar) (c. tatvîlât). Tatvîl-i kelâm = Sözü uzatma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطویل] uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayyib» den masdar) (c. tatyîbât). Hoşlandırma, hoş etme, lutufla muamele etme. Tatyîb-i hâtır etmek = Gönlünü almak, gönlünü hoş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gönlünü alma, gönlünü hoş etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günaha teşvik etme veya olunma; günaha teşvik edici şey veya kimse; yolu şaşırtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deneme kabilinden, tecrübe olarak yapılan; (i.) tecrübe, deneme. tentatively (z.) muvakkaten, tecrübe kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir makinenin veya bir yerin sıcaklığını bir seviyede tutmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. thermostat

fiz. ısıdenetir

Bir yer veya nesnenin ısısını kendiliğinden düzenleyen, aynı derecede kalmasını sağlayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermostat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermostat. heater timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) öIdüğü zaman vasiyetnamesi bulunmuş. testa'tor (i.) vasiyetname sahibi, kalıt bırakan kimse. testa'trix (i.) vasiyetname yapan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. termostat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcaklığı bir düzeyde tutma ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dedikodu; dedikoducu veya geveze kimse; f., dedikodu yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. risale, broşür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahavvül, değiştirilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. nakil, yerden yere taşıma, münakalât, ulaştırma; nakil vasıtası; nakil vasıtası bileti; taşıt ücreti; sürgünlük cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dişli, üç çıkıntısı veya ucu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olduğundan eksik veya hafif göstermek. understatement bir şeyi olduğundan hafif gösteren ifade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tereddüt etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gösterişsiz, dikkati çekmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasltsız; önceden tasarlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z.,( A.B.D.) (gen. New York ,sehri ile ilgili) merkez dışındaki, kuzey; i. taşra; z. merkezden uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adept. master. expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gebelik müddetince çocuğun rahimde büyümesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bitki gibi büyümek; bitki gibi yaşamak, kuru ve anlamsız hayat yaşamak; tıb. fazla büyümek, bitmek (ur). vegetative s. bitki gibi biten; bitkisel; bitek; bitkinin üremeyle ilgisi olmayan kısımlarına ait; bitki gibi yaşayan; fizyol. otonom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki gibi büyüme; bitkiler; h.b. ur, tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kavga, çatışma; münakaşa, hafif çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziyaret, ziyaret etme; resmi kontrol; musallat olma. visitatorial s. teftişe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uçuş; uçma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by