Tatil Köyü ne demek? | Tatil Köyü anlamı nedir? | Tatil Köyü

Tatil Köyü anlamı nedir?

Tatil Köyü ne demek?

Tatil Köyü anlamı nedir?

Tatil Köyü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tatil koyu

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday village. holiday camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary recess. vacation. vacations. judicial holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain sheep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşağı doğru, aşağıya dönmüş vaziyette. Yüzü koyu (koyun) = Yüzü yere gelecek surette, yüzü aşağıya, bk. Koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sıvı şeyin pek sulu olmayanı. 2. Rengin açık olmayanı, beyaza çalmayanı. 3. mec. Bulunulan hâlin pek hâlis ve derini: Koyu Müslüman, koyu milliyetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. deep. thick. dense. intense. saturated. sad. black. crusted. darkish. dyed-in-the-wool. sable. somber. sombre. stiff. strong. tenebrous. dyed in the wool. peasoupy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark. dense. stiff. viscous. thick. deep. husky. strong. fanatic. extreme. fervent. rabid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. thick. dark. deep. extreme. consistent. dense. impenetrable. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prussian blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyan, koymuş bulunan. Yata koyucu = Kanun yapıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı daha kalın ve yoğun olmak: Pekmez, şerbet kaynadıkça koyulaşır. 2. Renk kararmak, daha koyu olmak: Bu çocuk büyüdükçe seçı daha koyulaşıyor. Bazı ağaçlar büyüdükçe yaprakları koyulaşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to darken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvıyı daha koyu va kesif yapmak: Şu pekmezi biraz daha koyulaştırmalı. 2. Bir rengi dahe koyu etmek, açıklığını gidermek: Bunun yeşilini koyulaştırıp sarısını açmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condense. congeal. enrich. thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Konulmak, vaz’edilmek. 2. Düşmek, dökülmek, munsab olmak: Yeşilırmak, Karadeniz’e koyulur. 3. Üzerine düşmek, çok meşgul olmak: Bu aralık yazıya, piyanoya çok koyuldu. 4. Hücum ve takip etmek: Süvarilerimiz büyük bir gayretle düşmana koyuldular (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspissation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sıvının kalınlığı, Ar. kesâfet: Balın koyuluğu pekmezinkinden fazladır. 2. Rengin karalığa yaklaşması, açık olmaması: Yeşilin koyuluğu iyi ise de kırmızısını biraz daha koyulaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

darkness. deepness. thickness. consistency. deep. intenseness. intension. intensity. saturation. somberness. sombreness. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. thickness. density. depth. darkness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Herhangi biri koyulmak, teşebbüs edilmek, girişilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de «kun» derler). Evcil hayvanların en yararlısı olan meşhur yumuşak huylu ve müdafaasız hayvan ki, insan, bunun yününden, sütünden ve etinden faydalanır. Ar. ganem. Koyun umumî adı olup erkeğine: koç, dişisine: marya, yavrusuna: kuzu, bir yaşındakine toklu, ikisindekine: şişek, üçündekine: ögeç, denir. Kıvırcık, karaman, dağlık, Odesa, İspanyol, Mihaliç, Sakız, koyun cinslerindendir. mec. Halim ve bön adam hakkında kullanılır: Koyun gibi adam. Koyun otu = Ağırotu, kuzu pıtrağı. Boynuzsuz koyun = Yumuşak huylu ve Aciz adam, miskin. Koyun sarmaşığı = Bir bitki. Koyunkıran = Kılıçotu, kantaron. Koyungözü = Papatya çeşidi. Her koyun kendi bacağından asılır = Herkes kendi işinden mesuldür. Koyun yılı = Eski Türk takviminde bir devrin sekizinci yılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elbisenin göğüste kavuşmasından hâsıl olan kuytu yer ki, içine mendil, saat, cüzdan, kitap gibi şeyler konur: Koynuna koydu, koynundan çıkardı. 2. Cep, kese: Masraflarını koynundan etti (eskimiştir). 3. Göğüs, Ar. sadr, sîne, kucak, Fars. Ağûş: Çocuğunu koynuna alıp ayrı yatak yaptırmadı, o daima anasının koynunda yatar. Koyun saati = Koyuna ve cebe konan, cepte taşnınan küçük saat. Koyunkoyuna = Birbirinin koynunda, birlikte: Onlar koyunkoyuna yatıyorlar. O, benim koynumdadır = Benim demektir, bendedir. Koyun ile kucak arasında fark vardır: Kucak, oturan veya ayakta duran, koyun ise yatan adam hakkında kullanılır, meselâ: «Çocuğu kucağına aldı» denildiği vakit alan adamın ayakta veya oturmakta, «koynuna aldı» denildiği vakit de yatmakta olduğu anlaşılır. «Koyunkoyuna» sarılıp beraber yatmış, «kucakkucağa» ise ayakta veya oturmakta iken sarılmış demektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KOYU) (i.). Yüzü yere gelecek surette, yüzü aşağıya, bk. Koyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheep. ewe. bosom. arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. sheep. breast. arms. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. sheep. breast. buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Artık tutmamak, bırakmak, salıvermek, engel olmamak: Suyu koyuverdi; köpeği gündüzün bağlı tutup gece bahçeye koyuverirler. 2. Hapisten veya diğer bir bağlı halden çıkarmak, serbest bırakmak: Esirleri koyuverdiler; bir gece hapsedip gündüz kokuverdi. 3. İzin vermek, gitmeye müsaade etmek, bırakmak; ben gelinceye kadar sen misafirleri koyuverme. 4. Tutmayıp ve zaptetmeyip serbest bırakmak, koparmak: Bir kahkaha koyuverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little suspecting the disaster that awaits him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den if.) (mü. mustatile). Uzunca: Şekl-i mustatil. Müstatilü’r-re’s = Başı önden arkaya doğru uzanan (insan cinsi), Fr. dolichociphale. Müstatilü’l-fek = Alt çenesi ileriye doğru uzanan (İnsan cinsi), Fr. prognathe. İki kenarı uzun ve diğer ikisi kısa dörtgen şekli, dikdörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TATİL) (i. A. «atal» dan masdar). 1. İşsiz bırakma, işlemez hâle koyma: Bir fabrikayı, bir gazeteyi tatil etmek. 2. işsizlik, geçici olarak işi bırakma: Bugün tatildir, bayramda birkaç gün tatil edeceğiz, günde iki saat tatil vardır. Tatil vakti. 3. Durdurma, kesme: Harekâtını tatil etmek. Mektep tatili = Okulda derslerin tatil olunduğu müddet ki, senenin en sıcak aylarında olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacation. holiday. recessional. vacation. holiday. stoppage. recess. vac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacation. holiday. recessional. stoppage. recess. vac. shutdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday. vacation. long break for a meal. breaking-up. intermission. leave day. respite. standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday village. holiday camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü yere gelecek şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prone. face downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by