Tatlı Söz ne demek? | Tatlı Söz anlamı nedir? | Tatlı Söz

Tatlı Söz anlamı nedir?

Tatlı Söz ne demek?

Tatlı Söz anlamı nedir?

Tatlı Söz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tatli soz

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frank. outright. outspoken. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthright. foq- spoken. open character. straight out. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong language. rap on the knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master agreement. main agreement. main contract. principal agreement. founding charter. primary contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encyclopedic dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerde kaplama tahtaları başlarının bindirilmesi için omurga ve bodoslamalara açılan yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Önemli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikide ninni formu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a couple of words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fond of comfort. afraid of disturbances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dans etmeyi meslek edinen kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danseuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female dancer. belly-dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

professional dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit sözlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Güzel yazı ve bilhassa sülüs ye nesih gibi yazılar yazmak mahareti, Güzel yazıya sahip olmak. 2. Güzel yazı öğreticiliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calligraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of a calligrapher. penmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract of employment. business agreement / concert / contract. empoyment agreement. business agreement. business contract. employment agreement. work contract. working agreement. business concert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease agreement. hiring contract. hiring agreement. contract of lease / premises / tanancy. real agreement. contract of lease. contract of premises. contract of tenancy. indenture of lease. lease arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence agreement. lincence contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. mesozoik, ikinci zamana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir eserin başında, o eser hakkında söylenen fakat eserin asıl parçası olmayan kısım, mukaddime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. preface. introduction. prolog. prologue. exordium. preamble. proem. prolegomena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreword. introduction. preamble. preface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preface. foreword. preamble. prolegomenon. prologue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Option Contract)

Belli miktarda bir malı, menkul kıymeti veya finansal göstergeyi belli bir fiyattan ileride önceden belirlenmiş bir tarihte veya öncesinde alma veya satma hakkıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kelime: «Bülbül» Fersça’dan alınma bir sözdür. 2. Kelimelerden mürekkep, İsteklerin ifedesine yarayan lâkırdı, Ar. kelâm, kavi: Atalarımızdan kalma bir sözdür. 3. Haber, havâdis, şâyia: Bir söz işittim; bir söz dolaşıyor. 4. Vaad, taahhüt: Kendisi söz verdi; o sözünde durmaz adam değildir. 5. Uyuşma, Ar. mukavele, muvafakat, karar: Aramızda söz ettik; önler söz bağlamışlar; söz alıp vermişler. 6. Bahis: Onun sözü geçti; ondan söz açıldı. 7. Dedikodu, Fars. güft-ü gû, Ar. kıyl-u kaal: Söz olmasın diye çekmiyorum. 8. Hüküm, nüfuz. Atalarsözü = Ar. Darb-ı mesel. Söz atmak = Sözle sataşmak, Osm. harfendâzlık etmek. Acı söz = Hoşe gitmeyecek söz. Söz açılmak = Bahsi geçmek. Söz anlamak = Anlayış göstermek. Söz anlatmak = İnandırmak. Söz almak = VAdettlrmek. Söz ayağa düşmek = Küçük büyüğü dinlememek, her kafadan bir ses çıkmak. Sözebesi = Durmadan konuşan, laf yetiştiren. Söz eri = Baş, reis. Sözünün eri = Sözünde durur, vâdine sadık. Söz ehil = Güzel söz söylemeye muktedir, Osm. mîr-i kelâm. Söz etmek = Bir şeyden bahsetmek. Söz başı = Bahis başı. Söz bir Allah bir = Söylediğim söyledik, kararımdan dönmem. Söz bir etmek = Söz birliği etmek, ittifak etmek. Söz bitmek = Karar verilmek, muvafakat hâsıl olmak. Söz birliği = İttifak. Büyük söz = Kibirle söylenilen söz. Söz aramızda, beynimizde = Gizli kalsın, kimse işitmesin. Söz çıkarmak = Haber yaymak. Düşman sözü — İftira. Söz düşmek = Bahsi geçmek. Sözde = Sanki, güya. Sözden dönmek = Vaadden caymak. Söz dinlemek = Kanmak, itaat etmek. Söz tutmak = Dediğini yapmak. Söz kaldırmak = Sert söze tahammül etmek. Söz kesmek = Karar vermek. Sözü kesmek — Sözü tamamlamadan bırakıp sükût etmek. Söz geçirmek — Sözünü dinletmek. Söz gelişi = Meselâ, farazâ. Söz götürmek = Kesin olmamak. Söz götürmez = Diyecek yok. Söz girmek, karışmak — Bir bahse başka lâkırdı karışmak. Sözüm ona, sözüm yabana = Biri hakkında ağır veya edebe aykırı bir şey ileri sürülünce söylenen nezaket cümlesi. Sözüm sözdür, sözüm söz olsun = VA’dimden dönmem. Söz vermek = Vaad ve taahhüt etmek. Sözü yabana atmak = İtibar etmemek. Yabana atılacak söz değildir = Doğrudur. Söz yok = Diyecek yok, uygun, doğru. Saz ve söz = Eğlenceli meclis. Söz alıp vermek = Bir işi kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. say. saying. expression. talk. term. verbalism. promise. faith. commitment. committal. statement. assurance. engagement. pledge. plight. sentence. spiel. vocable. voice. foregoing. parole. remark. undertaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. expression. promise. remark. word. utterance. statement. asseveration. assurance. covenant. expletive. hearsay. observation. pledge. profession. saying. speech. talk. tongue. undertaking. verbalism. vocable. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battle of words. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a manner of speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1) Doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak; 2) Dedikodu yapmak; 3) Tahammül etmek, katlanmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the said. person or thing being talked. assessment roll. point at issue. talk. text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. promise. undertake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give one's word. to deliver / to make a promise. to promise. assure. engage. engage one's word. to pledge one's faith. pass. pass one's word. pledge one's word. to deliver a promise. stipulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphasia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir kurul veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse. 2. Bir komisyonun verdiği kararların gerekçesini kaleme alıp genel kurul karşısında savunmakla görevlendirilen üye ki. Meclis komisyonlarında ikisi başkadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. announcer. rapporteur. mouthpiece. speaker. coryphaeus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthpiece. speaker. spokesman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokesman. spokeswoman. front. mouthpiece. speaker. vocal proponent. voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. dele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spokemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sanki: Sözde eğlendik. 2. Gerçekte öyle olmayıp öyle bilinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-called. would-be. reputed. supposed. nominal. alleged. ostensible. professed. self-styled. soi-disant. so-called. nominally. as if. as though. allegedly. professedly. quasi. of a sort. of sorts. quasi-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. ostensible. seeming. supposedly. would-be. so-called. as if. as though. psuedo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposedly. so-called. in the abstract. nominal. pretended. professedly. reputedly. so to speak. so called. supposed. would be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linguistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Söylev veren, güzel konuşan hatib.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünde duran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Anlaşma, anlaşıp karar verme. 2. Sözle anlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual. agreement. articles. contract. engagement. oral contract. charter. compact. covenant. indenture. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. contract. covenant. aggreement. contrant. appointment. agreement. bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agreement. arrangement. contract. covenant. engagement. accord. treaty. convention. boilerplate. bond. compact. deal. joint compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz etmek, ittifak edip karar vermek: Bu iş hakkında onunla sözleştim. 2. Söz etmek, birbirine sert söz söylemek: Kendisiyle geçen gün biraz sözleştik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to promise each other. to agree to meet (at a certain place at a certain time. compact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

done by agreement or under contract. contractual. sb who is bound by a contract. founded on contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having no contractual agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Söz etmiş, önceden anlaşmış veya emir almış. 2. Nişanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbal. oral. nuncupative. parol. verbatim. viva. viva voce. vocal. word-of-mouth. oral. oral examination. fiancee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. agreed together. having promised. engaged to be married. fiancé. fiancée.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral. verbal. engaged to be married. fiancé. fiancée. orally. parol. spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oral speakie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lügat kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexical. dictionary. lexicon. glossary. thesaurus. wordbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexiographer. vocabulist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lexicography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Güzel, etkili konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seemingly. supposedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man of his word. true blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağıza hoş gelen, zıddı: acı: Tatlı meyve, tatlı yemek. 2. Lezzetli, hoşa gider, latif: Mal tatlıdır, can tatlıdır, tatlı söz. 3. İçilir, içilmeye gelir, tuzlu ve acı olmayan su: Tatlı su balığı. 4. Tatlı yemek veya reçel. Sabahleyin bir kaşık tatlı yemek iyidir. Tatlı belâ = mec. Evlât. Tatlıdil = Gönül alan nazik söz. Tatlısu Frengi = Osmanlı Türkiyesi’nde doğmuş ve azınlıklara karışmış Avrupalı, levanten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters. app

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. nice. pleasant. sweet. agreeable. genial. delicious. dulcet. gentle. mild. quiet. sociable. soft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft spoken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candied. soft spoken. suave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshwater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh water. fresh water (as opposed to salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suavely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az tatlı, tatlımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı yemekler veya reçel ve şekerlemeler yapan ve satan. 2. Tatlı yemekleri, reçel ve şekerleme gibi tatlıları çok seven, çok tatlı yiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of pastries soaked in syrup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «talâk» tan masdar). Boşama, bırakma, ayrılma: karısını tatlîk etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطليق] boşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı olmak: Portakallar daha tatlılaşmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sweet (owing to ripening. to become pleasant or genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlı etmek, tat vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlısı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatlı şeyin hâli. 2. Lutuf, iyilik: Tatlılıkla kendisini vazgeçirmeli, tatlılıkla kandırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetness. sweet taste. pleasantness. agreeableness. niceness. amiability. geniality. deliciousness. melodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blandly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with kindness. amicably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatlıya benzer bir lezzeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective agreement. trade agreement. collective bargaining. collection agreement. collection bargaining agreement. collective contract. joint agreement. labo u r agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Contracts)

Sözleşmenin taraflarına bugünden, belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti satın alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.


Finansal Terim by