Tav ne demek? | Tav anlamı nedir? | Tav

Tav anlamı nedir?

Tav ne demek?

Tav anlamı nedir?

Tav | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tav

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kumarda ödüle ekleme: Tav etti. 2. içki meclisinde sıhhate kadeh kaldırma: Tav kaldırmak, Fr. toast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işlenecek bir maddeye verilen ısı, kıvam: Demir tavında işlenir. 2. Basılacak kâğıda, ütülenecek çamaşıra, tütüne vesair şeylere püskürtülen su: Tav vermek. 3. mec. Semizlik, dolgunluk. Tavlanmak = Semirmek, dolmak, tüyü düzelip parlamak. Tavını kaçırmak = Münasip vakti iyi kullanamayıp fırsat kaçırmak. Tava getirmek = Lüzumu derecede ısıtmak. Tav vermek = Islatmak, nemlendirmek. Tavlamak

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. itaat, baş eğme. 2. İsteyerek bir şey yapma, kendi arzusuyle hareket, zıdları: kerh ve cebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct heat. temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper. annealing. opportune moment. right time. proper condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. annealing. anneal. opportune time. hardness. temper. tempering. heat treatment. humidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طوع] boyun eğme, itaat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. cony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çöl sıçanı, yerbû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski atalarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. atvel). 1. Uzun boylular. 2. Seçkinler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر متوسط] Akdeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دهشت آور] dehşet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستاویز] küçük hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut FETAVÜ (i. A. c.) (m. fetvâ). Fetvâlar. (bk.) Fetvâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فتاوی] fetvalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خجالت آور] utanç verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خجلت آور] utanç verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sipahilerin yeniçeri keçesine eşit olarak giydikleri toparlak keçe külâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Omuzunda haç şekli bulunan bir cins deniz balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse mackarel. horse mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Haç, Ar. salîb, çelîpâ, çarmıh. İstavroz çıkarmak = Haç işareti yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. crucifix haç. spider. pinion spider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. spider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Serçegillerin, ardıçkuşu cinsinden bir kuş (turdos merula). Avustralya karatavuğu = Serçegillerden, erkeğinin kuyruğu lir biçiminde bir Avustralya kuşu (maenura superba).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ousel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma sapan söz, hezeyan, yalan dolan. Martaval okumak = Uydurma söz söyleyip aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. bunkum. hot air. humbug. boloney. baloney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guff. maloney. hot air. bullshit. cock and bull story n. humbug. jazz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânâsız ve münasebetsiz saçma sapan uydurma sözler söyleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayy» dan if.) (mü. muntaviyye). Devşirilmiş, toplanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan masdar). itâat etme, baş eğme: O, kimseye mutâvaat etmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan if.) (mü. mutavassıta). 1. Araya giren, tavassut eden, aracı. 2. Orta halde olan, ortada gelen, ikisi ortası, vasatî. 3. Komisyoncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermediary. agent. middleman. go-between. medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan if.) (mü. mutavattına). Bir yeri vatan seçen, yerleşen, yerleşik, yerleşmiş: Ankara’da mutavattın oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متوطن] yurt tutmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطاوعت] baş eğme, boyun eğme, itaat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den masdar) (c. mutâvelât). Vâdeyi uzatma, bugün yarın ile oyalandırma, sürüncemede bırakma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tav’» dan masdar) (mü. mütâvia). 1. İtaat eden, Ar. mutî. 2. (gramer) Fiilin failde olduğunu ifade eden (fiil) (Osm. fiil-i mütâvî, ef’Al-i mütâvia). Kırılmak, yıkanmak, inkisâr, içtimâ gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den imef.) (mü. mutavvele). 1. Uzatılmış, uzun. 2. Tafsil edilmiş, mufassal.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) oktav, sekizlik perde tertibi; sekiz notalık ara; dini yortudan sonra gelen sekizinci gün; sekiz mısralı şiir; bir sonenin sekiz mısraı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) sekiz yaprak halinde katlanmış kağıt tabakası; bu büyüklükte kitap; (s.) tabakası sekiz yaprağa katlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (musiki). Sekizli. Birbirini takip eden 8 sesten yapılmış dizi. (bk.) Sekizli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical octave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

octave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jungle hen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jungle hen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). 1. Kiremit altına çatı örtüsü yapılan ince tahta. 2. Kutucuların kullandıkları ince çam tahtası ki, kolay bükülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Macarca’dan). Ucu yaldızlı çuha topu. Pastavla pazarlık = Toptan pazarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nereye varacağını düşünmeden, saygı kaidelerine aldırmadan, aklına estiği gibi hareket eden, konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. plainspoken. politically incorrect. indiscreet. thoughtless. blunt. headfirst. headlong. gauche. harum-scarum. headforemost. out-of-turn. plump. without tact. unadvised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facetious. gauche. indiscreet. tactless. disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless. harum scarum. heavy handed. indiscreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Atılma, sıçrama. 2.Uzağa düşen ok.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. pertev = ışık, sûhten = yakmak. Fars. okunuşu: pertev-sûz). Güneşe tutulunca ışınları bir noktaya toplayarak altına gelen şeyi yakan cam. Büyütücü olduğu için küçük yazılara, harita ve kitaplara bakmaya yarar (Fr. loupe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnifying glass. burning- class. burning glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) büyüteç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşcasına davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası vardır.

Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen tuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, altı bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer dört bacak daima sabit durumdadır.

Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar. Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda yürüyebilirler.

Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir sineğin tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?

Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açığa kavuştu.

Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil, sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar. Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını sağlamaktadırlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-d veya stove) (sandalda, fıçıda) tahtayı kırarak delik açmak; kabuğunu kırarak parçalamak; vurarak delik açmak; fıçı tahtalarıyle donatmak: parçalanıp açılmak. stave off savmak, uzaklaştırmak; meydana gelmesini önlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çomak, değnek; çubuk; fıçı tahtası; portatif merdiven basamağı; şiir. beyit; müz. porte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bak staff, stave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hekimlikte kullanılan zehirli bir çeşit hezaren, bot. Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «tâb-hâne» den). 1. Fakirlerin sığındıkları sıcak yer. 2. Ateşle ısıtılan çiçeklik, sobalı çiçeklik. Tavhane gibi = Karma karışık, altüst, muntazam olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yağ eritilip balık ve köfte gibi şeyler kızartmaya mahsus yassı ve uzun kulplu mutfak Aleti. 2. Tavada pişmiş yemek: Ciğer tavası, balık tavası. 3. Bazı madenlerin eritildiği uzun saplı Alet: Kurşun tavası. 4. Kireç karıştırmakta kullanılan büyük tekne: Kireç tavası. 5. Tuzlada deniz suyunu çeken eleklerin herbiri: Tuz tavası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fryer. frier. pan. broiler. skillet. frying pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pan. skillet. frying pan. fried food. fry-pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frying pan. skillet. frypan. spider. cast iron frying pan. fried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

griddle bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çevresini dolaşma. 2. Kâbe-i Şerîfe’nin çevresini dolaşma: Tavâf etmek, tavâf-ı KAbe-i Şerife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumambulation. walking around. wondering around (a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طواف] etrafında dönme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

etrafında dönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâife). Tâifeler, topluluklar, (bk.) TAife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طوائف] zümreler. 2.tayfalar. 3.kavimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L A. F ). Abbâsî imparatorluğunun yıkılmasından sonra İslâm Aleminde teşekkül eden küçük devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâli). Talihler, bahtlar, kısmetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good to be fried in a pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tûmâr). Tomarlar. (bk.) Tomar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oda, salon vs. nin damı, üst kısmı. Tavan başa geçmek, başa yıkılmak = Pek utanacak ve münasebetsiz bir söz işitmekten mahcup ve müteessir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. plafond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling. cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attic. garret. loft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garret. attic. mansard. attic story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceiling price. maximum price. ceiling / maximum price. maximum fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Maximum Price)

Hisse senetlerinin bir seans içinde işlem görebileceği en yüksek fiyattır. Her hisse senedi için fiyat ve fiyat adımı gözönüne alınarak ayrı olarak hesaplanır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-handed broom used to clean ceilings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hadım ağası, harem ağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan masdar) (c. tavassutât). Barıştırmak, yardım veya aracılık etmek: Kendilerini barıştırmaya tavassut etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediation. interposition. intervention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توسط] aracılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mediate. to act as a mediator. to interpose. to intervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

aracılık etmek, aracı olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan masdar) Yerleşme, bir yeri vatan edinme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توطن] yerleşme, yurt tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleşmek, yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzû» dan). Abdest alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «vuzûh» tan). açıklanma, aydınlanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavlayarak adam dolandıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taverna, meyhane; han.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tavern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tavern. nightclub. drinking place with music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub. osteria. tavern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tavâf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çekicilik, cazibe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adet ettirme, ettirilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «avk» dan masdar). Geri bırakma, alıkoyma, geciktirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. delay. retardation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl»dan smüş.) (mü. tavîle). 1. Uzun. 2. Çok süren: Omr-i tavll. 3. (edebiyat) Arûz’da bir bahis: Bahr-i Tavîl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طویل] uzun. 2.uzun süreli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uzun. Çok süren. 2.Aruzda bir ölçek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tavla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVR) (i. A.) (c. etvâr). 1. Hareket şekli, hâl, edâ, tarz: Tavrı hiç hoşuma gitmiyor. 2. (Türkçe) Yapma ve sahte hâl ve hareket, azamet, gösteriş: Bu adamın tavrı hiç çekilmez. 3. (musiki) Okuyuş ve çalış üslûbu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-on. attitude. manner. air. posture. address. aspect. behavior. behaviour. carriage. demeanor. demeanour. deportment. face. form. mien. port. pose. presence. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attitude. behaviour. demeanour. fashion. front. style. tone. mode. manner. arrogant manner. bearing. arrogance. pose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner. air. expression. airs. affectation. put-on. pose attitudinizing. assumption. attitude. bearing. behaviour. carriage. conduct. demeanour. deportment. mien. mode. plague. style. tone. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasıt, niyet, maksat, emel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TA’VİZ) (i. A. «iyâz» dan masdar). Muska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVİZ) (i. A. «ivaz» dan masdar) (c. tâvizât) Bir şeyin diğer bir şey yerine geçmesi, bedel verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. compromise. concession. quid pro quo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession. compromise. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâviz yoluyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etvâk). 1. Gerdanlık, boyun süsü. 2. Hayvanların boynuna takılan halka, tasma. 3. Kumrununki gibi boynunda halka şeklinde çizgi. 4. Tâkat, kudret, iktidar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طوق] kolye, gerdanlık. 2.tasma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça tavile’den veya Latince stabulm’dan). At ahırı. Tavla uşağı = Seyis yardımcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca tavola). Hânelere bölünmüş iki taraflı tahta üzerinde on beşerden otuz pul ve iki zarla oynanılan oyun ki, satrançla beraber Hindistan’dan gelmiştir: Tavla oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backgammon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backgammon. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backgammon. tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At beslenen tavlaya bakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealing. tempering. heat treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealing. dampening. bomboozling. tempering. heat treatment. annealing process. cementation. roasting. lighting. humidification. conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tav vermek, lüzumu derecede ısıtmak veya nemlendirmek: Demiri, kâğıdı, tütünü tavlama. 2. (argo) İyilikle aldatarak bir işe ikna etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper. to bring to its best condition. to swindle. to anneal. to dampen. to chat up. to try and pick up. to try and get off with. to cajole sb. to coax sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dampen. to anneal. to fatten. to trick. to hoodwink. to bamboozle. to pull the wool over sb's eye. to now. to beguile. to charm. to heat-treat. to fry. to roast. to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tava getirmek, semirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tava getirilmek, lüzumu derecede “ısıtılmak, kıvâma getirilmek: Demirin işlenmesi için tavlanması lâzımdır. 2. Islanmak, nemlenmek, üstüne su serpilmek: Kâğıt tavlanmadıkça basılmaz. 3. mec. Semirmek, dolmak, tüyü düzelip parlamak: En zayıf hayvan bile çayırdan tavlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tav verdirmek, su serptirmek, ıslattırmak: Tütünü, kâğıdı tavlattınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavını bulmuş, kıvâmına gelmiş, lüzumu derecede ısınmış veya ıslanmış: Tavlı demir, tütün, kâğıt. 2. mec. Semiz, dolgun: Tavlı at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealed. heat treated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerde sintinenin üstündeki güverte.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طور] tavır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tavı geçmek, revaç ve rağbetinden düşmek, soğumak: Pazar tavsadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moderate. to abate. to slacken. to fall off. to become easier. peter out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca oynayan dans san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük, eti lezzetli bir av hayvanı. Adatavşanı = Küçük tavşan. Aktavşan = Çöl sıçanı. Amerika tavşanı = Şinşila denilen hayvan ki, güzel kürkü olur. Tavşanotu = Bir cins bitki. Tavşanı araba ile avlamak = Bir şeyi telâşsızca, usulca elde etmek. Tavşanboku = faydası da, zararı da dokunmayan

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abanoz vesair kıymetli ağaçlar üzerine ince oymalar işleyen ve böyle tahtalardan çekmece ve kutu gibi işler yapan marangoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. hare. bunny. bun. cony. ground game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunkum. rabbit. cabinetmaker. hare. bunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit or hare. buck. rabbit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca ile oynayan eski Türk raks takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very light sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir Türk raksı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca’lardan yapılmış Türk dans süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunkum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanları kaldırıp avlayan büyük bir cins karakuş. Tavşancılotu = Sügü denilen bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Parlak güvez rengi. 2. Bu renkte iyi demlenmiş çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çuhaçiçeğlgillerden bir süs bitkisi: Siklamen (cyclamen).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siklamen): Çuhaçiçeğigiller familyasından; toprak altında yassı ve toparlak yumruları olan çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları uzun saplı, kalp şeklinde ve açık renkli lekelidir. Çiçekleri uzun saplıdır. Rengi pembe, veya morumsu pembedir. Hafif kokuludur. Meyvesi kapsül şeklindedir. Toprak altında bulunan kısmında; zamk, pektin, şeker ve saponin karakteri bir glikozit taşır. Köküne, topalak kökü denir. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanı söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıflayıp tavşan gibi kuru ve yağsız olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ince marangozluk, abanoz ve başka değerli ağaçlarla ince işler yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tavsamış hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to moderate. to abate. to slacken. to fall off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVSİF) (i. A. «vasf» dan masdar) (c. tavsîfât). Vasıflandırma, vasıflarını sayma, tasvir etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterization. description. qualification. designation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توصيف] vasıflandırma, niteleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vasıflandırılmak, nitelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

vasıflandırmak, nitelemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasat» tan masdar). Araya koyma, vâsıta yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasy» den masdar). 1. Vasiyet bırakma. 2. Ismarlama, sipariş. 3. Bir adamı bir mektupla veya sözle birine tanıştırıp hakkında yardımını isteyerek iltimas etme. 4. Birini takdim ve iltimas için yazılan mektup: Tavsiye mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recommendatory. recommendation. advice. suggestion. tip. a piece of advice. hint. commendation. counsel. exhortation. rede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advice. counsel. recommendation. tip. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commendation. recommendation. advising (a certain course of action. advice. exhortation. lead. recommendatory letter. piece of advice. tip. a good word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توصيه] vasiyet etme. 2.ısmarlama. 3.öğüt verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. counsel. prescribe. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to advise. to recommend. to commend. counsel. warn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commendatory letter. letter of recommendation. recommendatory letter. letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Birini takdim eden ve hakkında iltimas isteyen mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçırılması istenen, kayırılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavlanmamış, tavı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vatan» dan). 1. Bir yerde yerleştirme, yurtlandırma. 2. Bir şeye bağlanıp onu neticelendirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken. hen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken. hen. giblets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hen. chicken. barbecue. fowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hen house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukgillerden çok bilinen kümes hayvanı ki, erkeğine «horoz» ve yavrusuna «piliç» denir. Varna, İsveç ve yanlış olarak ispenç tavuğu = Güvercin kadar küçüğü. Beç tavuğu, Nemçe tavuğu = Tavuktan çok farklı benekli bir cins kümes kuşu ki, çirkin bir bağırması vardır. Dağ tavuğu = Yabanî tavuk, bednos. Tavuk ayağı yemiş = Boşboğaz. Tavukotu = Anagalis denen bir cins bitki. Karatavuk = Avlanıp eti yenen bir cins siyah kuş. Tavukkarası = Bir göz hastalığı. Tavuk kanadı = Tüyden ateş yellemeye mahsus süpürge. Tavukgötü = Siğil çeşidinden elde ve ayakta çıkan nasır. Tavukgöğsü = Tavuğun göğüs etini didikleyip süte karıştırarak yapılan bir çeşit muhallebi. Hinttavuğu = Hindi. Tavukyılı = Türk takviminde yılların onuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poulterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poulerer. poultry seller. poulterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk alıp satan adamın işi: Tavukçuluk ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poultry rearing. poultry husbandry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken farming. poultry selling. poultry culture raising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Tavuk, hindi, tavus, keklik, bıldırcın gibi hayvanları içine alan geniş bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuğun göğüs etini didikleyip süte karıştırarak yapılan muhallebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siğil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az aydınlık yerlerde kolay görünmeme hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Az aydınlık yerlerde, görememek şeklinde ortaya çıkan bir çeşit göz hastalığıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yeşil bakla, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç yeşil bakla konur. Haşlandıktan sonra, hepsi bir kerede yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukların yatmasına ve yumurtlayıp piliç çıkarmalarına mahsus yer, kümes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Kırmızı veya erguvânî kabuklu bir söğüt türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAVÜS) (i. A.) (c. etvâs, tevâvîs) (Yunanca ve belki Hintçe’den). Tavukgillerden, güzel tüylü, çirkin sesli kuş. Ak tavus, kara tavus = Kızkuşu türünden iki çeşit yerli kuş. mec. Tavuskuyruğu = Şiddetli kusma: Bir tavus kuyruğu salıverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak sesi, yürüyüş sesi, tapış, (tıpış).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peacock. peacockpeacock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peacock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طاوس] tavus kuşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Cebrail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tavşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayaklar pek az patırdı edecek şekilde yürümek, tıpış tıpış yürümek (tapış tapış yürümek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vazf» dan masdar). Vazife verme, bir işle vazifelendirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توظيف] görevlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzuh» tan masdar). Açıkça ifade etme, açma: Meseleyi tavzih etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توضيح] açıklama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklamak, açıklığa kavuşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توضيحات] açıklamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طوعا] isteyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طوعی] kendiliğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tûl» den). 1. Uzanma, uzama, uzun olma. 2. Zulüm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uz - tav.

İsimler ve Anlamları by