Taya, Daya ne demek? | Taya, Daya anlamı nedir? | Taya, Daya

Taya, Daya anlamı nedir?

Taya, Daya ne demek?

Taya, Daya anlamı nedir?

Taya, Daya | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: taya daya

Türkçe Sözlük

(i.), (farsça «dayı» demek olan «dâye»den). Bir çocuğa sütninelik etmek üzere, çocuğu ile beraber satın alınmış emzikli halayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. atiye), (bk.) Atiye-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطایا] bağışlar, ihsanlar, bahşişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire door. fireproof. ovenproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Titreşimlerden kaynaklanan veri okuma sorunlarını telafi ederek sürekli ve hatasız müzik çalımını sağlayan bir tampon hafıza.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) DAye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dayanacak değnek, asâ, sopa. 2. Dövmekte kullanılan değnek veya sopa, kötek. 3. Kapı arkasına veya başka bir şeye dayatılan destek, payanda: Kapı dayağı. 4. Darbe, darp, vurma, dövme: Dayak atmak, dayak yemek, dayak cezası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. corporal punishment. whipping. rod. prop. bashing. basting. birching. caning. chastisement. dressing-down. drubbing. dusting. flogging. fustigation. hiding. lacing. licking. sock. trimming. wallop. whacking. whaling. the works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiding. thrashing. whacking. beating. going-over. prop. support. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. prop. support. backing. back rest. abutment. backstay. backstop. bar. bearing. bearing pile. strut. holdfast. fulcrum. reinforcement. leg. horse. column. stand-by. stock. pillar. stirrup. ground swell. auto seat pad. corporal punishmen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. chastise. cudgel. flog. to tan sb's hide. lam. lambaste. larrup. lather. lay in. lick. tan. trounce. wallop. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslanmış, dayanmış. Ar. müttekâ: Döşeli dayalı = LAzım olan eşya iyice yerleşmiş ve dayanmış. Döşemesi, mobilyası güzel: Döşeli, dayalı bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottomed on. against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reliant. leaning against. propped up. based on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning against. propped up. shared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully furnished. furnished. fitted and arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasdanma, Ar. ittikâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek koymak, Osm. ittikâ ettirmek: Binaya bir destek dayamak, başına kolunu dayamak. 2. Bir şeye istinat ettirmek, alıştırıp durdurmak: Merdiveni duvara dayamak, arkasını ağaca dayamak. 3. Şiddetle vermek, teslim etmek, yollayıvermek, bırakıvermek: Gider gitmez bir acı kahve dayadılar, sabahleyin kendisine çocuğu dayarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base on. base upon. prop up. support. lean against. prop. recline. recline on. recline upon. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nestle. rest. to lean against. to set against. to rest. to base on. to thrust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth against. to set sth against. to base sth on sth. prop. refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. prop. rest. base. abutment. anchorage. fulcrum. ground. hinge. mount. pivot. shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keynote. rest. shore. support. base. basis. substratum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. base. basis. baseline. bracing. resource. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proofs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth on sth. to make sth depend on sth. father on / upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturulan yerde dayanmaya mahsus kısa değnek. Ar. ukkâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayanan, dayanıklı. Ar. mütehammil, Fars. tâb-Aver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Beka, devam, ömür. 2. Metanet, sebat, karşı durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekalı, devamlı, çok süren, ömrü olan: Dayanıklı çiçek, kumaş. 2. Sebatlı, metin, kuvvetli: Dayanıklı hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasting. long lasting. enduring. durable. resistant to. proof. fast. for hard wear. heavy-duty. cast-iron. consolidated. firm. gritty. hard. hardy. impervious. impregnable. indestructible. invulnerable. keeping. nonperishable. patient. refractory. re.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable. firm. hardy. lasting. resistant. serviceable. solid. substantial. tough. hard-wearing. enduring sağlam. strong güçlü. metin. -proof. -resistant geçirmez.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. lasting. stabilized. strong. tough. resistant. durable. stout. unfading. long wearing. solid. stable. proof. arduous worker. everlasting. fast. forbearing. hardy. perdurable. serviceable. sturdy. substantial. substantive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. resistance. durability. strength. lastingness. toughness. fastness. fortitude. grit. hardihood. hardiness. hardness. indestructibility. reliability. solidity. staying power. sturdiness. substantiality. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. fortitude. grit. resistance. stamina. strength. tolerance. toughness. wear. durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. firmness. tenacity. solidity. resistance. durability. fortitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bekasız, devamsız, ömürsüz, çok sürmez. 2. Sebatsız, metanetsiz, gevşek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flimsy. frail. weak. feeble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weak. not resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weakness. flimsiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be leaned on. to be based on. to be borne. to be tolerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresistible. unbearable. insufferable. beyond bearing. beyond all bearing. beyond endurance. past endurance. insupportable. intolerable. unendurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. impossible. intolerable. irresistible. unbearable. insufferable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. devastating. insufferable. insupportable. intolerable. overpowering. passionate. unbearable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Dayanık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Dayanıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durability. toughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interdependent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji). Bir bütünü meydana getiren kısımların, duygu ve düşünce birliğine dayanarak, birbirlerine karşılıklı bağlanmaları. Ar. tesanüd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. interdependence. interdependency. solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidarity. interdependence. public spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dayanıp kuvvet kazanmak, birbirini kollamak, mütesanit olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act with solidarity. hang together. stick together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayanmak işi. (bk.) Dayanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. endurance. resistance. tolerance. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance. leaning. state of leaning. resistance. dependence. patience. stay. sufferance. tolerance. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arkayı veya vücudun diğer bir yerini bir şeye yükleterek durmak. Osm. istinâd etmek, yasdanmak: Duvara dayandım, oğlunun koluna dayanmıştı. 2. Güvenmek, itimat etmek: Ben, size dayandım. 3. Sebat ve mukavemet etmek, metanet göstermek, durabilmek: O mevkide iki gün dayandı. 4. Sürmek, yaşamak, bozulmamak, devamlı olmak: Bu bina, bu esvap, bu hayvan çok dayandı. 5. Sabır ve tahammül etmek: Soğuğa, sıcağa, acıya dayanmak: Ben artık dayanamam. 6. İyilikte, yardımda bulunmak, imdada yetişmek: Askerle, erzakla dayandı. 7. Arkasını vermek, altına girmek: Siz de dayanın, kaldıralım, hep birden dayanalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand the racket. last. endure. resist. go on. survive. hang on. hold on. stand. bear up. take. take it. tolerate. withstand. lean. lean upon. rest. rest against. rely on. rely upon. be based on. stand on. abut. bear up against. bear with. brook. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. brook. consist. endure. last. lean. lump. repose. resist. rest. stay. stomach. support. withstand. to lean. to be based on. to resist. to endure. to bear. to bear up. to stand. to put up with. to stomach. to withstand. to hold out. to last. to push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean against / on. to be based on. to rely on. to resist. to last. to stand up. to wear well. to endure. to bear. to put up with. to reach. to arrive at. to push. to shove. to carry. to stabilize. to lean. abide. abut. bear with sb. brook. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin üstüne istinat ettirmek: Elimdeki şeyi duvara dayattım. 2. Dik cevap verip karşı durmak, zıt gitmek, cevap vermemek: Biraz daha sordum, dayattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insist. stick out. exact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insist. to cause to lean. to insist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth leaned on sth else. to insist on getting one's own way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.). Gedâlar, yoksullar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hatie). Sanıldığı gibi hatâ’nın cem’i değilse de o mânâda kullanılmıştır, (bk.) Hatie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطایا] yanlışlar, hatalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هدایا] armağanlar, hediyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدایا] Tanrım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküslerdir ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir.

Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage’dir. Babbage’nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi.

Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin’de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu.

1946’da, Amerikalı J. Presper Erchert ve John W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam elektronik ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makina, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu.

Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu.

Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanısıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makina ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Hava, sıcaklık ve neme bağlı olarak çevremiz sürekli bir değişim halinde olup bu disk kalitesini de etkilemektedir. Sony, temel sıcaklık değişimlerine dayanıklılık göstermesi için tasarlanmış benzersiz bir boya ve aşama değiştirme kayıt malzemeleri kullanır. Böylece, resimdeki bozulma ve hata oranları azaltılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki cinsi (lycopodium).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Lycopode): Kibritotunun en çok görülen şeklidir. Boyu 1 m kadardır. Sporlu başaklarından kurtayağı tozu denilen ve hekimlikte kullanılan sarı bir toz elde edilir. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır. Ağrıları dindirir. Romatizmada şikayetleri giderir. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a la mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashionable. modish. sleek. stylish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion look. chic. conformity to fashion. dressy. elegant. all the kick. modish. posh. ritzy. snappy. stylish. swagger. swish. switched on. trendy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Meşe ağacına insanların ruhani bir değer vermesi çok eskilere dayanır. Ağacın yüksekliği ve sağlamlığı nedeni ile bazı güçlere sahip olduğuna inanılıyordu. Tahtaya vurma inancı dünyanın apayrı iki yerinde birbirinden bağımsız olarak gelişti. Önce milattan önce 2000’li yıllarda Kuzey Amerika yerlilerinde, sonra da Ege’de Helen uygarlığında.

Her iki kültür de meşe ağacına çok sık yıldırım düştüğünü gözlemlemişti. Amerika yerlileri meşenin, Tanrının yıldırımla yeryüzüne inip üzerinde oturduğu yer olduğuna, Helenler ise Yıldırım Tanrısı olduğuna inanmışlardı.

Kuzey Amerika yerlileri bu batıl inancı bir adım daha ileri götürdüler. Bu ağacın köküne vurarak, ileride başlarına gelebilecek tehlikelere ve şansızlıklara karşı Tanrı ile temasa geçtiklerine inanıyorlar ve ondan kendilerini korumasını istiyorlardı.

Ortaçağda ise Hıristiyan din adamları bu inancı kendi devirlerine taşıdılar. Onlara göre bu inanışın temelinde Hz. İsa’nın tahta bir çarmıhta öldürülmesi yatıyordu. Hatta Avrupa’nın her katedralinde orijinal tahta haçın küçük bir parçasının bulunduğuna inanılıyordu. Bu tahtaya vurmak ise “Tanrım dua ve isteklerimi gerçekleştir” anlamına geliyordu.

Bu arada diğer kültürlerde inanıştaki tahta aynı kaldı ama cinsi biraz değişti. Amerika yerlileri ve Helen medeniyetinin ağacı meşe iken, Mısırlılar incir ağacını, Almanlar dişbudağı tercih ettiler. Hollandalılar ise ağacın cinsine önem vermediler. Boyasız ve cilasız olması onlar için yeterliydi.

Amerikalıların tahtaya vurma inancının kökeni ne gariptir ki Amerikan yerlilerine dayanmıyor. Romalılar devrinde Avrupa’da iyice yaygınlaşan eski Helen inancının bir parçası olarak Amerikalılar tahtaya vuruyorlar.

Başımıza gelebilecek kötü şeyleri savuşturmak için tahtaya vurma inancı hala devam ediyor ama uygulama alanı çok daraldı. Her taraf plastik ve laminat dolu. Siz en iyisi yanınızda daima bir küçük tahta parçası bulundurun. Meşe ağacından olursa daha da iyi olur!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. emergence. light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثدایا] memeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (farsça «dayı» demek olan «dâye»den). Bir çocuğa sütninelik etmek üzere, çocuğu ile beraber satın alınmış emzikli halayık.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by