Taz ne demek? | Taz anlamı nedir? | Taz

Taz anlamı nedir?

Taz ne demek?

Taz anlamı nedir?

Taz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: taz

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koşma, sür’at.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاز] koşma, koşuşturma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

().i (astr). gökcisimlerinin açı ve yüksekliklerini ölçmeye yarayan ve biri yatay diğeri dikey iki tane dereceli dairesi olan bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Nişastayı dekstrin ve glikoz haline getiren bir maya (tükrük ve pankreas salgısında bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Yalandan gösteriş, boş tantana ve debdebe: Fantazyayı sever bir adamdır. Başlıca Araplar’ca kullanılıp lisanımıza onlardan geçmiştir: 2. Araplar’ın at koşturup yarış etmeleri: Fantazyaya çıktılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير منتظم] düzgün olmayan, düzenli olmayan, düzensiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ageless beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bazı felsefe ve din nazariyelerinin dayandığı temellerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay in lieu of notice. payment in lieu of notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hotoz, kotaz, kuş başındaki tepelik. 2. Tataristan sığırı. Karakaytaz = Durmadan öteye beriye koşan, her tarafa seğirtip saldıran adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. métastase

tıp yayılma

Organizmanın herhangi bir noktasında bulunan bir hastalığın organizmanın başka bir yerine sıçraması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metastasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metastasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. T.) (argo). Zorla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. perforce. willy-nilly. plea of necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzûr» dan if.) (mü. muhtazıra). Ihtizar hâlinde bulunan, can çekişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den imef.) (mü. mümtâze). 1. Diğerlerinden ayrılmış, benzerlerinden farklı tutulan, benzerlerine üstün, seçkin. 2. imtiyazlı: Eyâlet-i mümtâze = İmtiyazlı eyaletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished seçkin. privileged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. outstanding. select. preminent. privileged. special. laureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmtiyaz tanınmış, ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş. Seçkin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Mümtazlık, seçkinlik, yücelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nizâm» dan if.) (mü. muntazama). 1. Sıralanmış, sıraya konmuş, bir düzüye olan: Muntazam ağaçlar. 2. Düzeninde olan, tertipli: Pek muntazam bir idare; o mektebin dersleri pek muntazamdır. Asâkir-i muntazama = Eskiden başıbozuk ve gönüllüler dışındaki asıl ordu. Gayrı muntazam = Düzensiz. Asikir-i gayrı muntazama = Başıbozuk asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular. formal. neat. in good order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular. shipshape. steady. tidy. orderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. normal. regular. steady. uniform. orderly. even. methodical. disciplined. systematic. systematical. clear-cut. set. formal. arranged. always. coordinate. even running. settled production. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظم] düzenli, düzgün, intizamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularly. steadily. in an orderly way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظما] düzenli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan imef.) (mü. muntazara). Beklenen gözetilen: Gelmesi muntazardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan if.) (mü. muntazıra). Bekleyen, gözeten, intizâr eden, yaklaşan: Gelmesine muntazırım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظر] bekleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bekleyerek, gözeterek, bekler olduğu halde: Yazdığı kâğıdın kurumasına muntazıran bir sigara yaktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızâ» dan imef.). Beğenilmiş, seçilmiş (Hazret-i Alî’nin lakabıdır: Aliyyü’l-Murtazâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İrtiza edilmiş, beğenilmiş seçilmiş. Güzide. 2.Allah’ın razı olduğu kişi, kendisinden razı olunan kişi. - Aliyyü’l-Murtaza: Hz.Ali’nin lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. murtazaviyye). Hazret-i Alî Murtazâ’ya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyâ» dan İf.) (mü. mustazıye). Işık alan, aydınlatılan: Ay, güneşten müstazîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «zıll»den if.) (mü. müstazile). 1. Gölgelenen, gölge altına girmiş. 2. mec. Birinin himayesi altına girj miş, birisine sığınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» den if.) (mü. mutazallile). Gölgede bulunan, gölgeli: İki taraftan ağaçlarla mutazallil bir cadde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den if.) (mü. mutazallime). Kendisine olunan zulüm ve haksızlıktan şikâyet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan if.) (mü. mutazammıne). İçine alan: Bu tâbir o mânâyı da mutazammındır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متضمن] içeren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarâat» den if.) (mü. mutazarria). Alçalarak yalvaran ve rica eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarar» dan if.) (mü. mutazarrıra). Zarar görmüş, ziyana uğramış olan: Bu işten ben pek mutazarrır oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who suffers injury. injured. harmed. suffering loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متضرر] zarar gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar görmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممتاز] seçkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok taze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» dan masdar). Gölgelenme, gölge altına girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zulm» den masdar). Zulümden şikâyet etme, sızıldanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تظلم] sızlanma, yakınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sızlanmak, yakınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan masdar). İçinde bulundurma, başlıca şeyler arasında bir şeyi de içine alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضمن] içinde bulundurma. 2.kefil olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.içinde bulundurmak. 2.kefil olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tazannun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zann.dan). Zan ile iş görme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarû»dan masdar) (c. tazarruât). Kendini alçaltarak huşû ile yalvarma: Tanrı’nın merhametini tazarrû ederim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضرع] yalvarıp yakarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tazarrû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tazarrufât). Zarafet taslama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarar» dan masdar). Zarar görme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضرر] zarar görme, zarar etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضرعات] yalvarıp yakarmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyk» dan masdar). Darlaşma, sıkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZE) (i. F.). 1. Yeni kesilmiş, bayatlanmamış, buruşmamış, taravetli: Taze şeftali, taze salata. 2. Kuru olmayan, yeşil: Taze bamya, teze üzüm. 3. Yeni duyulan, henüz ortaya çıkan: Taze haber. 4. Genç, körpe: Taze kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh. green. tender. new. crisp. dewy. hot. raw. warm. freshly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. crisp. crispy. fresh. hot. late. new. young. youthful. recent. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh. new. young. hot. raw. spring chicken. sweet. warm. youthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازه] körpe, taze. 2.genç. 3.yeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Körpe, genç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

french bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scallion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tazelik, tarâvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازگی] körpelik, tazelik. 2.gençlik. 3.yenilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yeni açan gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taze yapmak, tazelik vermek. 2. Yeniletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshen. freshen up. renew. refresh. renovate. brush up. recreate. rub up. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renew. to renew. freshen up. to replenish. to freshen up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to replace sth old with sth fresh. freshen. refresh. revive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taze olmak. 2. Yenileşmek. 3. Gençleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Taze olmak, tazelik kazanmak. 2. Gençleşmek, gençlik peydâ etmek veya genç gibi görünmek: Semirip tazeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taze olan şeyin, yani kuru ve bayat olmayanın hâli. 2. Gençlik, körpelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freshness. newness. youth. bloom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ince ve zayıf bir cins köpek ki, başlıca tavşan avına yarar (aslı Farsça olup «Arap zağarı» demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyhound. beagle. bloodhound. harrier. hound. whippet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyhound. hound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greyhound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازی] Arapça. 2.tazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azab» dan masdar) (c. tâzîbât). Azap ve eziyet verme: Tâzîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Tazı gibi kuru ve zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azm» dan masdar) (c. tâzîmât). Büyütme, ağırlama, hürmet ve ikram etme: Kendisine çok tâzîm ettiler, arz-ı tâzîmât etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revering. homage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ululama, büyük sayma. Saygı gösterme, ikram etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) TAzîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tazim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hürmet ve ikrâm ederek, saygı maksadıyla: Tâzîmen ayağa kalktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «özr» den masdar). Esassız özürler öne sürme, vesile ve bahane arama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تازیان] araplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Karrtçı, kırbaç. 2. Tanbur ve benzeri çalgıların tellerine dokunmaya mahsus kemik veya boynuz parçası, Ar. mızrâb (galatı: tezene). 3. mec. Vasıta, Alet, sebep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازیانه] kırbaç. 2.tezene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azv» dan masdar). Bir yakını ölene teselli verme, başın sağ olsun deme: Tâziyeye gitmek (Farsça «tâziyet» de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathies. condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teselli ve tâziye için yazılan mektup, teselli mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), izzet verme, şerefli kılma, yüceltme, ağırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dallıdan masdar). Doğru yoldan çıkarma, azdırma, ayartma («ıdlâl» daha çok kullanılmıştır), (bk.) Tadili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zili» dan masdar). Gölgelendirme, gölge altına alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZMİN) (i. A. «zımn, zımân»dan masdar) (c. tazmînât). I. Sebep olduğu zarar ve ziyanı ödeme: Arabanın camını kıran yolcu, tazmin etmeye mecburdur. 2. (edebiyat) Başkasının seçilmiş ve meşhur bir sözünü yahut bir mısrâ ve beytini kendi söz veya şiirine alma. Tazminât-ı harbiyye = Harpte yenilen devletin galip devlete ödediği savaş tazminatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. indemnity. recovery. restitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restitution. satisfaction. indemnification. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indemnification. making good or loss. compensation. restitution. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضمين] zarar ödeme, tazminat verme, zarar karşılama. 2.bir başka şaire ait beyti sahibinin adını da bildirerek kendi şiirinde kullanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tazminat verilmek, zarar karşılanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indemnify. recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compensate. to indemnify. to make up for. to recoup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tazminat vermek, zararı karşılamak. 2.içinde bulundurmak, içermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZMİNAT) (i. A. c.) Zarar ödemeler, (bk.) Tazmin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. amends. indemnity. damages. reparations. indemnification. award. guerdon. recompense. redress. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. damages. indemnity. recompense. redress. reparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. indemnity. damages. compensation or reparations. severance pay. atonement. claim. damage. indemnification. total loss. consideration money. recoupment. reparation. smart money. redress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تضمينات] zarar ödemeleri, tazminat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suit for damages. action for damages. civil suit for damages. remedial action. action for compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zarar ödemesinde bulunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zarar» dan masdar). Zarara uğratma («ızrâr» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyâ» dan masdar) (c. tazyîAt). Bırakıp kaybetme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAZYİK) (ka ile) (i. A. «zıyk» dan masdar) (c. tazyîkaat). 1. Darlaştırma, sıkıştırma. 2. Zorlama. 3. Sıkıntı ve ıztırap verme, baskı yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure. compression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coercion. pressure. push. compression. plenum. load. exertion. weight. compulsion. crush. oppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضييق] sıkıştırma, daraltma. 2.basınç yapma, bastırma. 3.basınç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put pressure on. to press. to pressure. to overstrain. to exert. to compress. to squeeze. crush. oppress. persecute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., it çok süslü ayaklı vazo veya kadeh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zı’f» dan masdar) (c. taz’İfât). iki kat etme, bir o kadar daha artırma: Bir meblâğı taz’İf etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضعيف] zayıf düşürme. 2.iki kat yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تروتازه] taptaze, çok körpe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Koşup hücum ederek çapul ve yağma etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [ ترکتاز] koşturma, koşma. 2.yağmalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esâtize, esâtîz) (Farsça üstâd’dan Ar.’laşmış). (bk.) Üstâd.

Türkçe Sözlük by