Tb ne demek? | Tb anlamı nedir? | Tb

Tb anlamı nedir?

Tb ne demek?

Tb anlamı nedir?

Tb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tb

Türkçe Sözlük

(kimya). Terbiyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفيت بخش] afiyet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاقبت بين] sonu gören, ileri görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Myrmccophaga cinsinden karınca yiyen bir takım hayvanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabak), (bk.) Tabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). Sepet topu mânâsına gelen bir top oyunu. Beşer kişilik iki takım arasında oynanır. Oyunda tarafların amacı topu karşı tarafın sepetine sokmaktır. Sepet, üst tarafı daire şeklinde çemberli, altı açık bir ağdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. basketball

sp. sepet topu

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basketballbasketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı boyacısı, lostracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins at sineğinin sürfesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). heybe carpetbagger (i) Amerikan iç Savaşından sonra Kuzey'den Güney'e giderek vurgun yapan kimse; vurguncu kimse, dolandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus ve kedi miyavlamasına benzer ses çıkaran bir kuş, (zool). Dumetella carolinensis; Avustralya'da bulunan ve kedi miyavlamasına benzer sesler çıkaran bir kuş; (zool). Ailuroedus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tek direkli küçük yelkenli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بدست] elden ele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوس] el öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوسی] el öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toz fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tebâ kullanılmamıştır) (tâbi sıfatının çokluğu sananlar yanılmışlardır, zira «tâbî» in çokluğu tebea ve tevâbî gelir). Birine tâbi olup her hususta kendisinden ayrılmayanlar. Osm. peyrevler, tarafgirler. Türkçe’de: Uşaklar ve hizmetçiler takımı: Adamı şereflendiren etbâıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). portatif bot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). futbol; (A.B.D). yumurta şeklinde topla oynanan oyun, Amerikan futbolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayakları dayayacak tahta; tahta karyolanır ayak ucundaki parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak freni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayalara mahsus köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (parmak, yüz, kulak) soğuk ısırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). donmuş, soğuktan çürümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). On birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu, ayak topu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. football

sp. ayak topu

Topu, kafa veya ayak vuruşları ile karşı kaleye sokma kuralına dayanan ve on birer kişilik iki takım arasında oynanan top oyunu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer. football. soccer. association football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football. soccer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer. football.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Futbol oyuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

football player. footballer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footballer. football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soccer / football player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şapka şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şapka kutusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.), oboe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيات بخش] hayat veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حيرت بخش] hayret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yürek vuruşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük keder, kalp kırıklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mide ekşimesinden dolayı boğazda duyulan yanma hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıskançlık, kin, gizli husumet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rütbede bulunan, rütbeleri bir olanların her biri, Ar. akrân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Topa yalnız el ile vurmak suretiyle iki takım arasında oynanan bir top oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. limonluk gibi cam altında bulunan gübreli toprak; (fesat, kötülük, huzursuzluk) kaynağı veya yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cuma ve bayram namazlarında hatîblerin okudukları Ayet ve hadîslerle süslü dinî nutuk ki, 1924’e kadar Halîfe’nin ismini ve duasını da içine alırdı. Kendi namına hutbe okutmak = Ortaçağ İslâm devletlerinde mâdenî para basmak gibi saltanat ve istiklâl alâmetlerindendi. 2. Kitabın veya bir nutuk ve makalenin başındaki süslü ve mensur ön söz: Kitabına güzel bir hutbe yazmıştır; kitabının hutbesini başkasına yazdırdı (bu mânâ bugün kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sermon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبرت بخش] ibret verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbb» dan masdar). Doktora başvurma, kendisini hekime gösterme, tedavi ettirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir kelimenin arkasından, ses bakımından ona benzer olarak söylenen kelime: At mat, kılıç mılıç gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباع] tabi kılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir çiğdem çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yabanî gülün meyvesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kayıtbay el-Zahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Yazma, yazı. Ketb ü tahrîr etmek = Yazmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) değer bilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Zeytingillerden çiçekleri salkım durumunda olan bir süs bitkisi (ligustrum vulgare).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtbaharı): Zeytingiller familyasından kış aylarında yaprağını döken veya her zaman yeşil olan odunsu bir bitkidir. Yurdumuzda adi kurtbağrı yetişir. 4-5 m boyunda bir çalıdır. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri parlak siyah renkte olup, üzümsüdür. Bütün orman bölgelerinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Çiçekleri cilt kurumasında faydalıdır. Meyveleri kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Boğanotunun bir cinsi (aconitum napellus).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطب] kutup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutbay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). 1. İki kutup: Kuzey ve Güney Kutupları. 2. mec. Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kutbiyye). Kutba ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı Arapça bir kelimedir) (astronomi). Pusla ibresinin kutba doğru dönmek hassası, Fr. polarit£.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

north pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

north pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [لعبت باز] kuklacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’»dan im.) (c. matâbî). Kitap vs. basmaya mahsus yer, basmahane, yeni kelimesi: basımevi. Matbaa-i Amire = Osmanlı devletinde devlet matbaası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing office. printing house. printing press. printing works. printery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. printing house. printing press basımevi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing house ; press. press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطبعه] basımevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir matbaa idare edip kitap vesaire basmakla geçinen adam, basımevi sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer. presser. pressman. typographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printer , operator of a printing business or a printing machine. printer. typographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matbaacının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printing. printing basımcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the print. typography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mutfak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطبخ] mutfak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’»dan imef.). (mü. matbua). 1. Tabiî. 2. Tabiata uygun. Ar. makbûl, Fars. pesendîde: Matbû bir biçimde. 3. Tab’olunmuş, basılmış, basma: Matbû kitap, kütüb-i matbûa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطبوع] basılı. 2.hoşa giden, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

printed matter. third-class mail. printed papers. press. print. printed document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Tab’olunmuş, basılmış şeyler. 2. Basın: Türk matbûAtı, matbûAt-ı ecnebiyye, matbûAt idaresi, kalemi, Fr. presse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطبوعات] basın. 2.basılı şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. matbûha). 1. Pişirilmiş (yemek): Et’ime-i matbûha. 2. (eczacılık). Kaynatılmış, haşlanmış ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab» dan imef).) (mü. metbûa). 1. Kendisine tâbî olunan, zıddı: tâbî. Metbûl mutahhamım = Tabasından bulunduğum hükümdar veya devlet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبوع] uyulan, izinden gidilen, tâbi olunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine tâbi olunan hükümdar veya devletin hâli: Tâbiiyyet ve metbûiyyet münasebeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan if.) (mü. mutbıka) (tıp). Umumî ve devamlı kesiksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hoş gelmeyen, hoşa gitmeyen. 2. Basılıp yazılmamış: Nâmatbû bir kitap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. voleybole benzer bir top oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ört.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coverup. hushing up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coverup. hushing up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conceal sth from notice. to hush sth up. to cover sth up. blanket. cover- up. cover up. explain away. hide. hush up. obscure. suppress. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek (tartı): geçmek, daha üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bade, -bidden, -bidding) açık artırmada fiyatı artırmak, fazla fiyat vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., den. takma motorlu, dıştan motorlu. outboard motor takma motor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehirden veya limandan dışarı giden (tren veya gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feveran, patlama, patlak verme, isyan; baş gösterme, çıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birdenbire patlayış, patlak verme; feveran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uyumlu dijital fotoğraf makinesi ve yazıcı arasında usb üzerinden direkt baskı imkanı sağlayan standardın adı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictBridge™ teknolojisi kullanıcının USB kablosu aracılığıyla fotoğraf makinesi veya video kamerayı doğrudan uyumlu bir yazıcıya bağlamasına olanak sağlar. Kullanıcı, fotoğraf makinesinin LCD ve kontrollerini kullanarak fotoğraf seçebilir, düzenleyebilir ve yazdırabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan; ufak boy kitap, cep kitabı; cep defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luggage rack / stand / grid. trolley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göbek, büyük ve şiş karın; şişkin karınlı adam, göbekli kimse; kenarları şişkin soba. potbellied s. göbekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili yalnız geçim parası kazanmak maksadıyle yazılan kitap veya meydana getirilen sanat eseri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. lokantada bulaşıkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راست بين] gerçekçi, doğruları gören.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Herşeyin doğrusunu gören. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ratbe). Taze, yeşil, yaş. Ratb ü yâbis = Yaş ve kuru. mec. Münasebetll münasebetsiz. Ratbü’l-lisân = Dilde canlılık, mec. Güzel bir şey söyleyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رطب و یابس] yaş ve kuru. 2.düşünmeden konuşan, boşboğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. rüteb). 1. Sıra, basamak, derece, pâye. 2. Miktar, derece: Bu rütbe çalışmak. 3. Devlet görevlilerine verilen pâye, derece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. degree. grade. order. distinction. promotion. station. stripe. tier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignity. grade. order. position. rank. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. commission. degree. dignity. honour. service rank. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâyeli, yüce dereceli . (eski nesir dilinde patriklere verilen unvandır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سعادت بخش] mutluluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. dik çatılı ufak ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir bitki. Sitar-1 berrt = Kekik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aksilik, işin ters gitmesi; ters akıntı; (mim.) yüksek binalarda üst katların alt katlara nazaran daha geriden inşa edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekerli galeta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit beysbol; bu oyunda kullanılan top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiğnenip top haline getirilen kağıt; (beysbol) bir çeşit top atışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri buğu dolabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dana veya kuzu uykuluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani gül, bot. Rosa eglanteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uçları arkaya doğru çekilmiş (uçak kanadı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TATBİK) (ka ile) (i. A. «tıpk» tan masdar) (c. tatbikaat). 1. Uydurma, uygun ve muvafık etme, yakıştırma. 2. Uydurma, benzetme, temsil. 3. Karşılaştırma, mukabele, mukayese. 4. Bir kaide ve kanunu yerine getirme. 5. (paleontoloji) Madenlerin tabaka tabaka durumu. 6. İcraat, operasyon, pratik çalışma. 7. Manevra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application uygulama. kılgı. utilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. putting sth into effect or practice. exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيق] uygulama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth into effect or practice. to carry sth out. to apply. to bring / to carry into effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specimen signature. signature specimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officials eal (of a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tatbik ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيقا] uygulayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. practice. sham battle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise. utilization. practice. maneuvers. application uygulama. manoeuvres. military exercises manevra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practice. application. maneuvers. exercises. field exercise. operation. praxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تطبيقات] uygulamalar. 2.tatbikat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygulama yapmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who puts sth into effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. taatbîkıyye). Tatbika ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيقی] uygulamalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. tuberculosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ders kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. ala lokma, çok iyi ve lezzetli parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. k.dili tröstü bozmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Meşhur sahabelerden bazılarının ismi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elbisenin beli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. batıya doğru giden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.), k.dili. Meksikalı kaçak tarla işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kol ağzı, yen(gömlekte).

İngilizce - Türkçe Sözlük by