Tea ne demek? | Tea anlamı nedir? | Tea

Tea anlamı nedir?

Tea ne demek?

Tea anlamı nedir?

Tea | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tea

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çay fidanı, bot. Thea sinensis; kuru çay yaprağı; çay; demli içecek; çay ziyafeti; (İng.) akşam kahvaltısı; f. çay içmek: çay vermek. tea bag çay yapmak için içinde çay yapraklan bulunan kâğıt torba. tea ball içine çay yaprakları konulup kaynar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anfiteatr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Oturulacak yerleri kademe kademe yükselen büyük yapı. 2. Kademeli şekilde yükselen arazi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Myrmccophaga cinsinden karınca yiyen bir takım hayvanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altln renginde, yaldlzlı; parlak, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karyola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. yardım etmek, işine yaramak; faydalı olmak; s., (eski) konmuş, yerlestirilmiş durumda olan hard, ill veya sore bestead müşkül durumda, sıkışık halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. brakteli, bürgülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -teaux). şato Fransız tipi büyük köşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik ve içindeki binalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kocaman, cesim, cüsseli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حق تعالی] Yüce Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev ve müştemilâtı, malikane; çiftlik ve müştemilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. ice-tea

buzlu çay

Soğuk olarak ikram edilen bir tür çay.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yerinde, yerine, karşılık olarak. instead of yerine. He came here instead. Oraya gideceğine buraya geldi. Başkasının yerine kendisi buraya geldi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaş otu, bot. Coix lachrvma -jobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) süte ait; süte benzer; sütlü; (i.), (anat.) bağırsaklarda emilen gıda maddesini taşıyan lenfa damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «avn»den imef.) (mü. müsteâne). Kendisinden yardım İstenen (Esmây-ı Hüsnâ’dandır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kendisinden yardım beklenen, yardım istenen. -Allah’ın sıfatlarındandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk rrlusikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ariyyet» ten İmef.) (mü. müsteâre). Ariyet, ödünç alınmış, kendi malı olmayan. NSm-ı müsteâr = Kendi ismini belli etmek istemeyen bir adamın kullandığı takma isim. Hayât-ı müsteâr = İğreti ve geçici olan hayat, dünya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ibâdet» ten if.) (mü. müteabbide). Tanrı’ya kulluk ve ibâdet eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ucb» dan if.) (mü. müteaccibe). Taaccüp eden, şaşakalan, bir işi acayip görüp hayrette kalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taaccüp ederek, şaşakalarak, hayretle: Müteaccibâne yüzüme baktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEADDİDİ (i. A. «aded» den if.) (mü. müteaddide). Birkaç tane olan, birden fazla olan, çok, birkaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerous. many. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ufûnet» ten İf.) (mü. müteaffine). Kokmuş, taaffün etmiş, bozulup fena kokan, çürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahd» den if.) (mü. müteahhide). Bir işi üzerine alan, taahhüt eden, deruhde eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Aher» den if.) (mü. müteahhire) (c. müteahhirîn). Sonra gelen, sonraya kalan, sonraki, zıddı: «mütekaddim».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

builder. contractor. building contractor. purveyor. entrepreneur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractor. entrepreneur. contractor üstenci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contractor. undertaker. builder. unertaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a building contractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahd»den if.) (tes. müteâhideyn). Ahdeden, kendi aralarında yemin edenlerin herbiri: Tarafeyn-i müteâhideyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ardı sıra, arkası sıra, arkasından: Şiddetli yağmuru müteakiben sıcak bir güneş çıkınca ortalık kurudu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akd» den if.) (tes. müteâkıdeyn). Aralarında anlaşanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEAKIB) (I. A. «akab» den if.) (mü. müteâkıbe). 1. Birbirinin arkasından gelen. 2. Ardından gelen, takib eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsequent. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successive. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. after. subsequent. succeeding. successive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ulüvv» den if.). Yüksek: Hudây-ı müteâl, Rabb-i müteâl (Allah’ ın sıfatlarındandır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüksek, yüce. (bkz.Bülend).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «alâka» dan if.) (mü. müteallika). 1. Asılı, bağlı, münasebetli, mensup. 2. Ait, dair: Bu iş bana müteallik değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.). Akraba, taallukat, mensuplar: Filânın mütealllkatından bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ilm»den if.) (mü. müteallime) (c. müteallimîn). İlim öğrenen, okuyan, ders alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «amd» den if.) (mü. müteammide). Bir işi kasten ve niyet ederek yapan. Gayr-i müteammid = Kasten yapmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûm» dan if.). Yaygın, umumileşmiş, yayılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «örf» den if.) (mü. müteârife). 1. Birbirini tanıyan, tanışan. 2. Mâruf, bilinen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilinir, belli, gerçekliği açık olan, isbat istemeyen, (bk.) Müteârif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Taâruz eden, zıt giden, muhalif olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan if.) (mü. mütearribe). Arap’laşmış: Arâb-ı mütearribe. Zıddı: Arâb-ı Aribe, Arâb-ı bâide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «arz» dan if.). Taarruz eden, sataşan, tecavüz eden, saldıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asr» den if.) (mü. müteassire). Güç, zor, zahmetli, çetin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ivec» den if.) (mü. müteavvice). Eğrilmiş, çarpık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ayn» dan if.) (mü. müteayyine). 1. Belli edilmiş, tâyin olunmuş, muayyen, belirli. 2. Ayân ve eşrâftan olan, ilerigelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ayş» dan if.). Taayyüş eden, yiyip içen, geçinen, beslenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «uzv» dan if.J.Uzuvlaşmış, organlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azamet» ten if.). Taazzum eden, büyüklük taslayan, azamet taslayan, kurumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «özr» den if.) (mü. müteazzire). 1. Özrü olan, özürlü, mâzur. 2. Güç, zor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعدد] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعفن] kokuşmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعهد] taahhüt eden, üstlenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعاقب] ardından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعلق] ilgili, ilişkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعلم] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعمم] yaygın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعند] inatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعارفه] kanıtlanmak gerektirmeyecek kadar açık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعصب] taassup gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- teaus,- teaux) plato, yüksek düzlük, yayla; psik. bir kimsenin öğrenim süresi içinde hiç ilerleme kaydetmediği dönem; birkaç katlı sini takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kalın ve yumuşak biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -eaus, - eaux) İng. bavul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zulüm ve cebirle yola getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dönek tabiatlı, her kalıba giren, çok yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dış liman, demirleyecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başkasının yeri, yer; f.,( eski) yararlı olmak. stand in good stead yararlı olmak, faydalı olmak, yardımı dokunmak. in his stead onun yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabit, değişmez, dönmez, muhkem; metin. stead fastly z. sebatla. steadfastness i. sebat .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f., ünlem sabit, titremez, sallanmaz, değişiklik göstermez, oynamaz; şaşmaz, dönmez, metin; sağlam; ılımlı, ciddi; düzenli, muntazam; sürekli, daimi; den. yerinde duran, rüzgârdan sallanmaz; i., (argo) devamlı flört edilen arkadaş; f. sabit k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir görüntü sabitleme sistemi. Sony SteadyShot, bir dahili hareket sensörü ve CCD teknolojisinden oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külbastı, biftek, kontrfile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle ızgara et yenilen lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stole, stolen) i. çalmak, aşırmak, (slang) yürütmek; çaktırmadan almak; gizlice yapmak; gizlice hareket etmek; gizlice ve yavaş yavaş gitmek; (beysbol) bir kaleden diğerine ustalıkla koşmak; hırsızlık etmek; i. çalma, hırsızlık;çalınmış şey;(beysbol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalma; çalınan maldan ileri gelen zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli iş veya teşebbüs; gizlilik. by stealth gizlice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizlice yapılan; sinsi. stealthily z. gizlice, sinsice, hissettirmeden, çaktırmadan. stealthiness i. gizlilik, sinsilik; gizlice yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhar, islim, buğu, istim; k.dili. kuvvet, şiddet, enerji; k.dili. hidde.t steam boiler buhar kazanı. steam engine buhar makinası; lokomotif. steam hammer buharlı varyos .steam heat buharlı kalorifer sistemi. steam shovel istimli ekskavatör. steam t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. buhar salıvermek; buğulamak: buharda pişirmek; buğusu çıkmak, dumanı çıkmak, buram buram tütmek, islim halinde çıkmak; vapurla yolculuk yapmak. steam up buğulamak; güçlendirmek; coşturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur; buharla yemek pişirmeye veya eşya yıkamaya mahsus kap; buğulaması yapılan tarak. steamer trunk den. ranza altına sığacak büyüklükte eşya sandığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buhar borucusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. yol işlerinde kullanılan silindir; ezici güç; zor kullanma; f. silindir ile düzletmek; basmak, ezmek; zorla elde etmek; s. ezici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vapur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. buharlı; buhara benzer; şehvetli. steaminess i. buharlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. stearik stearic acid stearik asit, içyağı asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Stearik asit = içyağından çıkarılan beyaz bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yağlardaki gliserinle stearik asitten meydana gelmiş beyaz madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the constituents of animal fats and also of some vegetable fats, as the butter of cacao.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is especially characterized by its solidity, so that when present in considerable quantity it materially increases the hardness, or raises the melting point, of the fat, as in mutton tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemically, it is a compound of glyceryl with three molecules of stearic acid, and hence is technically called tristearin, or glyceryl tristearate. an ester of glycerol and stearic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ester of glycerol and stearic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kim. stearin .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mad. sabuntaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. striptiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan benzersiz resim sabitleme teknolojisi, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makineleri ürün serilerinde bulunmaktadır. Titremeyi algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve yararı (daha az bulanıklık) tüm ürünlerde aynıdır fakat her birindeki teknoloji biraz farklı çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (taught) öğretmek, eğitmek, yetiştirmek; göstermek; ders vermek, hocalık etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğrenmeye hevesli, öğrenme kabiliyeti olan; uysal. teachabil'ity, teachableness i. öğrenme kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretmen, hoca. teacher bird çömlekçi kuşu, zool. Furnarius teachers college. (A.B.D.) eğitim fakültesi. teachers pet öğretmenin gözde talebesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğretme, öğretim; öğretilen şey, telkin, talim. teaching machine öğretici makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay fincanı teacupful i bir çay fincanı dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adû»dan masdar). Ara açılma, düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adi» den). Beraberlik, denklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being equivalent. equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعادل] denklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi inşaatında kullanılan tik ağac kerestesi. teak tree tik ağacı, bot. Tec tonagrandis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay ibriği, çaydanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» dan). Tersine dönme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akab» den masdar). Birbiri arkasından gitme, birbirini takip etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعاقب] birbirini izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birbirini izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılıklı akitleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamurcun, zool. Anascrecca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Yüksek olsun»: Allah Taâlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ulüv» den masdar). Yükselme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعالی] yükselme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yükselme, ululanma.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çift hayvan takımı, arabaya koşulmuş bir veya birkaç at; oyuncu takımı, ekip: leh. ördek sürüsü; f. takım atlatı sürmek; takım kurmak; grup meydana getirmek, takıma girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «amâ»dan masdar). Görmezliğe gelme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabacısı; kamyon şoförü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ameliden masdar). (c. teâmülât). 1. Muamele. 2. (hukuk) Cemiyetteki gelenek, Adet, örf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precedent. custom. practice. reaction tepkime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established practice. customary way of doing things. precedent. sanction by usage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customary law. unwritten law. common law. traditional law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعامل] alışılagelmiş uygulama. 2.iş. 3.tepkime.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعاملات] alışılagelmiş uygulamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takım halinde çalışma işbirliğiyle yapılan grup çalışması

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay demliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .gözyaşı; gözyaşına benzer şey; damla; çoğ. keder. tear bomb göz yaşartıcı bomba. tear gas göz yaşartıcı gaz. in tears ağlamakta .weep bitter tears acı acı ağlamak .tear'y s gözyaşları ile ıslanan, göz yaşları ile dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-tore, -torn) i. yırtmak; yarmak; koparmak; çok hırpalamak; kopmak; yırtılmak, yarılmak; çılgın gibi koşmak; i. yırtık, yırtık şey; (argo) cümbüş, çılgınca eğlence; çılgınca hareket. tear down k.dili. yıkmak, kötülemek. tear into k.dili. saldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gözyaşı damlası; s. damla şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözyaşı dolu, ağlayan. tear fully z. ağlayarak. tearfulness i. gözyaşı ile dolu olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. çılgınca; (İng.) korkunç, kocaman .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.), (argo) aşırı derecede kederli hikâye veya filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gözyaşı kesilmiş, gözleri kurumuş, gözyaşsız. tearlessly z. ağlamadan, gözyaşı dökmeden. tearlessness i. ağlamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعری] arınma. 2.çıplaklaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aref» den masdar). Birbirini tanıma, tanışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A. «arz» dan masdar). Birbirine aykırı ve zıd olma, Ar. tebâyün, tahâlüf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعارض] karşılıklı zıtlık, çelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعارف] birbirini bilme. 2.herkesçe bilinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kızdırmak, eziyet etmek, rahat vermemek, tedirgin etmek; durmadan rica etmek; takılmak; önce yüz verip sonra sırt çevirmek; ditmek, yün taramak, didiklemek, mıncıklamak; (saç) kabartmak; mikroskopla muayene için liflere ayırmak; i. takılmayı s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarakotu; kumaş tüyünü kabartmak için kullanılan kuru deve dikeni başı, kumaş tüyünü kabartma aleti; f. kumaş tüyünü kabartmak. fuller's teasel fes tarağı, bot. Dipsacus fullonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takılmayı seven kimse; bulmaca; yün tüyünü kabartma makinası; gelecek programı gösteren filim; iştah açıcı şey; sahne perdesinin arkasında asılı bulunan ve tavanın görülmesini önleyen kısa perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay kaşığı. teaspoonful i. çay kaşığı dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meme, emcik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atâ» dan masdar). Birbirine verme, alıp verme, değiştirme: TeAtî-i efkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchanging. exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعاطی] birbirine verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

birbirine verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «avn» dan masdar). Birbirine yardım etme, yardımlaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعاون] yardımlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine arka ve omuz verip yardım etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.), (i.) baş başa, iki kişi arasında; (s.) gizli, özel; (i.) iki kişi arasında özel görüşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabit olmayan, sallanan; titrek; düzensiz; değişken, kararsız, güvenilmez. unsteadily z. sallanarak, düşecek gibi; kararsız. unsteadiness i. kararsızlık; sabit olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (taught) bildigini unutturmak; aksini öğretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuyrukkakan, zool. Oenanthe oenanthe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by