Teb ne demek? | Teb anlamı nedir? | Teb

Teb anlamı nedir?

Teb ne demek?

Teb anlamı nedir?

Teb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: teb

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıtma, hummâ. Teb-zede = Sıtmaya tutulmuş. Teb-lerze = Sıtma titremesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تب] ateş, hastalık harareti. 2.sıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek tebâr = soy). Büyük bir nesil ve soya mensup olan, şerefli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Lat). harpten evvel (özellikle Amerikan iç harbinden evvel).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atebe’nin c. 1. Eşikler, basamaklar. 2. Iranlılar’ın mukaddes ziyâretgâhı. 3. Eşiği öpülen mukaddes yerler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتبات] eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. atebât). 1. Basamak, kademe, paye. 2. Eşik, Asitân: Atabe-i felek-mertebe-i cenâb-ı pâdişâhîye: Padişah katına. 3. Eşiği öpülen yüksek makam, ziyaret yeri: Atabât-ı aliyyeyi ziyaret etmek. (Atabât başlıca Necef, Kerbelâ, KAzımiye cihetlerindeki kutsal yerlere denir, bilhassa Şİİler’ce ziyaret edilir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتبه] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtma tedavisinde kininin yerini tutan sarı renkli bir ilâcın adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تبدیل] değiştirilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika'ya mahsus iri bir antilop .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) , (m. hatîb). Hatîbler. (bk.) Hatîb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومت مستبده] istibdat hükümeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde vali, kumandan anlamlarında unvan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (zool.) omurga kemiği olmayan, omurgasız, vertebrasız; mukavemetsiz, dayanıksız, zayıf iradeli; (i.) omurga kemiği olmayan hayvan; dayanıksız kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâtîb). Kâtipler, yazıcılar, bk. Kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ketebe yani «onu yazdı» tâbirinden gelir). 1. Levha, kitap vesaire imzası ki, nihayette «ketebüi-fakıyr filân» diye yazılmak Adetti. 2. Hattat icâzeti (diploması): Ketebe aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ver sıçanı, kör sıçan. Köstebek illeti = Sıracanın bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole. spy. infiltrator. taupe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مکتب] okul. 2.ekol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب عالی] yüksekokul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب حربيه] harp okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب ابتدائی] ilkokul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب اعدادی] lise.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب رشدی] ortaokul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکتب سلطانی] Galatasaray Lisesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Merteban’da yapılan bir cins çanak çömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâtib). 1. Basamak, derece: Mertebe mertebe çıktılar. 2. Rütbe, pâye, menzile. Yükseliş derecesi: Bu mertebeye erişti. 3. Miktar, değer, kıymet: Bu mertebede sabır ve tahammülü herkes gösteremez. 4. (musiki) Musikide usullerin derecesi, 2, 4, 8 veya 16 derecesinde olması. Silsile-i merâtib = Rütbeye göre, aşağıdan yukarıya sırasiyle: Sllsile-i merâtibe rîayet etmek. Ali meritiblhlm = Rütbelerine göre, rütbe sırasiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. degree. stage. rank. position. grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree. grade. rank. step. stage. position. place. point. quality. rate. state. estate. standing. extent. measure. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرتبه] derece. 2.miktar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarlatanlıkla sahte ilâç satan kimse; şarlatan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «muâtebe», itâb’dan imef.). Paylanan, azarlanan. Muâteb olmak = Paylanmak, azarlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «itâb» dan masdar). İtâb etme, birinin suçunu yüzüne vurup ondan dolayı tekdirime, çıkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seçilmiş, seçkin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seçilmiş, seçkin. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketb.den masdar) (c. mükâtebât). Biribirine yazma, mektuplaşma, muhabere: Babamla muntazam mükâtebemiz vardır; ortağımla mükâtebeyi kestim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabs»dan imef.) (mü. muktebese). Bir yerden alınan, faydalanılan: Bu haber diğer bir gazeteden muktebestir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقتبس] alıntı yapılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabs» dan if.) (mü. muktebise). Birinin bilgi ve tecrübesinden faydalanılan (asıl Arapça’da «ateş yakmak için birinden ateş alan» demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lebs» ten lf.) (mü. mültebise). İltibastı, diğer bir şeyden farkolunmayan, şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «retb.den imef.) (mü. mürettebe). 1. Tertip olunmuş, sıralanmış, sıraya konmuş. 2. Kurulmuş, uydurulmuş, yalandan düzenlenmiş. 3. Tayin ve tahsis olunmuş, hususî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Maaş ve tâyinât: Hazineden mürettebatı vardı. 2. (denizcilik) Savaş gemisinin insan mevcûdu; yolcu vapurları ve şilebleri kullanan vazifelilerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. complement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. flight crew. ship's crew. man. member of the crew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan if, iftiâl). Irtibâtı olan, bağlantılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» dan imef.) Apaçık, meydanda olan, vâzıh, şüphe bıTakmayacak şekilde anlaşılan: Söylediklerimden müstebân olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den imef.) (mü. müstebdele). Değiştirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebeh» ten if.) (mü. müştebihe). Şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şebek» ten if.) (mü. müştebike). Ağ ve kafes gibi birbirine geçip örülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEBİDD) (i. A. if.). İstibdatla hareket edenemrindekilere söz hakkı tanımayan: Müstebit bir Amir, müstebit bir kı rai.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotic. tyrannical. despot. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstibşar eden, müjdeleyen. Müjde ile sevinen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bu’d»dan). Uzak görülen, olacağı zannedilmeyen, baîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den if.) (mü. mütebâdile). 1. Bir birinin yerine geçebilen, nöbetle değişen. 2. (matematik, geometri) Karşılıklı. Zâviyetân-ı mütebâdiletân = Karşılıklı iki açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «büdûr» dan if.) (mü. mütebâdire). Ortaya çıkan. Mütefeâdir-i hâtır = Hatıra gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahr»den if.) (c. mütebahhirîn). İlimde deniz gibi derin ve geniş olan, ilmin derinliklerine varan: Mütebahhirîn-i ulemâdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhâr» dan if.). Tebahhur eden, buharlaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bud’» dan if.) (mü. mütebâide). Birbirinden uzak bulunan, uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «beka» dan if.) (mü. mütebâkıyye). Geri kalan, artan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûz» dan if.). Tebarüz eden, belirmiş, bâriz, Aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basbasa» dan if.). Tabasbus eden, yaltakçı, yaltaklanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. »beyn» den if.) (mü. mütebâyine). Birbirine zıt olan, birbirinin aksi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedeli» den if.). Tebeddül etmiş, değişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan if.) (mü mütebellire) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Billûr şekil ve suretinde donmuş olan, tebellür etmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ubûr» dan imef.) (mü. mâtebere) (F. c. muteberân). 1. İtibarlı, hatırı sayılır, hürmetli, saygı değer: MÜteber bir zat, kendisi memleketince pek mûteberdir. 2. Sözü ve imzası geçer, sözüne ve namusuna emniyet ve itimat olunan: Muteber tüccar, kendisi buraca mûteberdir. 3. Geçer, sayılır, kullanılır, makbûl, hükmü olan: Bu söz muteber değildir (bu suretle bilhassa cem’i kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solvent. valid. esteemed. respected saygın. legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic. binding. valid. in force. in effect. esteemed. estimable. worthy. eminent. trustworthy. approved. significant. reputable. noted. sound. admissable. standing. honorable. passable. accredited. good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معتبر] itibarlı. 2.geçerli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İtibarlı, hatırı sayılır, saygın. 2.İnanılır, güvenilir. 3.Yürürlükte olan geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bereket» ten if.) (mü. müteberrike). Mübarek, bereketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm»den if.) (mü. mütebessime). Gülümseyen, tebessüm eden, güler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gülümseyerek, tebessümle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» den if.) (mü. mütebeyyine). Tebeyyün etmiş, meydana çıkmış, ispat olunmuş, apaçık ortada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tib» dan İf.) (mü. mütetebbia). Tetebbû eden, arkasına düşüp araştıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتبه] yazışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرتب] düzenlenmiş, tertip edilmiş. 2.dizilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستبد] despot.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبحر] derin bilgi sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متبحرانه] derinlemesine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متباقی] kalan, geriye kalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبارز] açık seçik, belirgin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبصبص] yaltakçı, yardakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متبسم] gülümseyen, tebessüm eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متتبع] araştırmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. notebook

dizüstü

Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not defteri, muhtıra defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mukavva; hamur tahtası; (argo) kartvizit, iskambil kâğıdı; s. mukavvadan yapılmış; dayanıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rütbe), (bk.) Rütbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکسته بال] kanadı kırık. 2.çaresiz, üzgün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکسته بسته] kırık dökük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستبر] kalın. 2.yoğun. 3.kaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebea.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject uyruk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. citizens. subjects. citizen. people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبعه] uyruk, teba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «tubbâ» nın cem’idir). Eski Yemen kralları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Değişme, değiştirme, trampa az çok argodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Birdenbire zihne gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buğz» dan). Gizli düşmanlık besleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mahv ve harâb olmuş: Mahv, harâb olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تباه] yok olmuş. 2.yıkılmış. 3.bozulmuş, çürümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok etmek. 2.yıkmak. 3.bozmak, çürütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak. 2.yıkılmak. 3.bozulmak, çürümek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhâr» dan masdar) (c. tebahhurât). 1. Buğulanma, (su) kaynayıp buğu olma, ağma. 2. Tütsülenme..

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bahr» dan masdar). Bir şeyin içine dalma, pek derine varma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبخر] buharlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تبحر] göllenme. 2.derin bilgi sahibi olma, uzmanlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

buharlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Buharlanmalar. (bk.) Tebahhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Övünme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تباهکار] yok eden, mahveden, yıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبختر] kibirlenerek yürüme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submission. conformity. obedience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبعيت] uyrukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبعية] uyarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Soy, nesil, neseb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Helâk, mahv olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبار] soy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Soy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Mübarek etsin». Tebâreke-llâh = Allah mübarek etsin, mâşallahl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming clear. becoming evident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebeşir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Müjde. 2. Bir şeyin başlaması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تباشير] tebeşir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bûd.dan masdar). Uzaklaşma, birbirinden uzak düşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تباعد] uzaklaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzaklaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyn» den masdar) (c. tebâyünât). 1. İki şey arasındaki tezat («mübâyenet» daha çok kullanılmıştır). 2. (matematik) Bir rakamla bölünmesi mümkün olmayan iki rakam arasındaki ilgi: 7 ile 9 gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تباین] zıtlık, aykırılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «becl» den masdar). Büyütme, ağırlama, saygı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exaltation. glorification. celebrating. observing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبجيل] ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ululanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ululamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tebcîl ederek, saygıyla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) yüceltme, ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «budl»den masdar). Birine cimrilik isnâdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEBDİL) (i. A. «bedel» den masdar) (c. tebdilât). Değiştirme, başka bir şekle koyma. Tebdîl-i havâ = Sıhhatça görülen lüzum üzerine havası daha iyi bir yere gitme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki Ar. kelimeden). 1. Resmî bir görevli veye büyük bir insanın, hüviyetini gizleyerek gezmesi: Tebdil çıkmıştı, tebdil geziyordu. 2. Sivil polis hafiyesi Tebdîl hasekisi = Eskiden saray ahırları seyislerinin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing. alteration. replacement. exchange. in disguise. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبدیل] değiştirme, dönüştürme, değişiklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değiştirilmek, dönüştürülmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değiştirmek, dönüştürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Değiştirerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تبدیلا] değiştirerek, dönüştürerek. 2.değiştirilerek, dönüştürülerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m tâbî) Bir devletin hükmünde bulunan: Fransa tebeası (dilimizde bazen müfred gibi dahi kullanılıyorsa da, ekseriya müfredi «den» edâtı ile ifade olunur: Fransa tebasından bir adam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tâbî olarak, uyarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den masdar) (c. tebeddülât). Değişme, başka durum ve şekle girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebeddül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبدل] değişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبدلات] değişimler, değişiklikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıvrım, kat, buruşuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı: teberleş). Birbirine geçmiş, karışmış, karmakarışık. Tebelleş olmak = Birine dadanıp devamlı musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pester. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tebellügaat) 1. Yetişme, erişme. 2. Anlayıp alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being notifed / informed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «billûr» dan masdar) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir) Billûrlaşma: Tebellür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallization. becoming clear or manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبلغ] alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bizzat almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Oğulluğa kabûl etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Balta. 2. Bazı dervişlerin taşıdıkları hilâl şeklinde ve bir sapa geçirilmiş Alet

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halberd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبر] balta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta. Meşin kesmek için kullanılan araç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). ı. Balta ile silâhlı asker ve muhafız, baltalı nefer. 2. Teber denilen ve dervişler tarafından kulla nılan ucu hilâl şeklindeki baltayı taşıyan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبردار] baltacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kızıl söğüt, tarhun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Teberrî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرا] uzak durma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «berâ» dan masdar). Uzaklaşma, uzak durma, çekilme, zıddı: tevellâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürû» dan masdar) (c. teberruât). Mecbur olmaksızın ve kendi isteğiyle yardım etme, verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرع] bağış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teberrû şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرعا] bağışlayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرعات] bağışlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den masdar). Soğutma. Teberrüd etmek = Soğumak (Ar.’da mânâsı: soğuk suya girmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bereket» ten masdar). Uğur ve bereket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Teberrükler, uğur saymalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bereket ve uğur sayarak: Teberrüken işe cuma günü başlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for good luck. owing to its being lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرد] soğuma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soğumak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرک] mübarek görme, kutlu sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرکا] mübarek görerek,uğur sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eyer baltası, eyere asılan küçük savaş baltası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تبرزین] savaş baltası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Kireç ve alçıdan daha yumuşak beyaz bir madde; siyah tahta ve taş levha üzerine yazı yazmak için kullanılır. 2. Tebeşir parçası. Tebeşir tahtası = Tebeşirle yazmaya mahsus siyah tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. piece of chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. piece of chalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm» den masdar). Gülümseme. Tebessüm etmek = GÜlümsemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile. smile gülümseme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gülümseme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبسم] gülümseme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gülümsemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبتل] köşesine çekilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

köşesine çekilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bevl» den masdar). İşeme, su dökme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبول] idrar yapma, işeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» dan masdar). Meydana çıkma, görünüp anlaşılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبين] ortaya çıkma, anlaşılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ortaya çıkmak, anlaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبعه] tebalar, uyruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبعا] uyarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبخال] uçuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «buhâr» dan). 1. Buğu çıkartma, kaynatıp buğu hâline getirme. 2. Tütsüleme. 3. Bazı bulaşık eşyayı etüvden geçirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبخير] buharlaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تب لرزه] sıtma nöbeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEBLİĞ) (i. A. «bülûğ» dan masdar) (c. tebligaat). 1. Yetiştirme, eriştirme, götürme, nakil: Bu haberi, selâmımı tebliğ et. 2. (hukuk) Resmî bir kâğıt, bilhassa mahkemeye ait bir yazıyı ilgiliye imza karşılığı verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notification. communication. communique. edict. manifesto. rescript. service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notification. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communique. communiqué. notification. communicating. conveying. notifying. written notice. communication. paper (read to a congress. official statement. announcement. aviso. declaration. manifesto. rescript. service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تبليغ] bildiri. 2.yetiştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advice letter. -note. service. declarations. communications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official communication. notification. written notice. communiqué. announcement. written notices. notifications. communiqués. judgment judgement. precept. process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبليغات] bildiriler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûdet» ten masdar). 1. Soğutma, soğukluğu artırma: Suyu karla tebrîd etmeli, mec. İlgiyi gevşetme, sevgiyi azaltma, soğutma: Bu muamelesi beni kendisinden tebrîd etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرید] soğutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرئه] arındırma, temize çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temize çıkarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEBRİK) (i. A «bereket» ten masdar) (c. tebrîkât). Yeni bir şey için «bereketli, uğurlu olsun» diye dua etme veya iyi bir iş için sahibini övme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory. greeting. congratulation. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulation. greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulation. congratulating. greeting card. congratulory card / letter / telegram. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبریک] kutlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compliment. congratulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to congratulate. to felicitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kutlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greetings card. congratulation card. congratulation / greetings cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tebrik yazısı, kutlama yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebrik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبریکات] kutlamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تبریک نامه] kutlama yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berâet» ten masdar). 1. Birini bir şüphe ve suçtan uzak tutma. 2. Borçtan kurtarma. Tebriye-i zimmet etmek = İlişiği olmadığını isbat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki) (Güney Azerbaycan’ın başkenti). Türk musikisinde ar tık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beşr» den masdar) (c. tebşîrât). Müjde verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبشير] müjdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

müjdelemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «basar» dan). İnsanın gözünü açacak durum, ibret.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tebşir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bâb» dan masdar). Bâblara, kısımlara bölme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyân» dan masdar). Açık ifade ve beyân etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıklığa kavuşturmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beyâz» dan masdar). 1. Beyazlatma, ağartma. 2. (bir müsveddeyi ) Beyaza çekme, temize çekme, istinsah etme (bu ikinci mânâ dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temize çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bezr» den masdar) (c. tebzârât). Dağıtma, serpme, israf: Malını tebzîr etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

savurganlık etmek, israf etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «bu’d» dan masdar). Uzaklaştırma, uzağa sürme, defetme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تبعيد] uzaklaştırma. 2.sürgün etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uzaklaştırılmak. 2.sürgün edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.uzaklaştırmak. 2.sürgün etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tetebbuât). Bir şeyin arkasına düşüp her tarafını araştırma, arkasını bırakmayarak etraflıca inceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تتبع] derinlemesine araştırma, inceleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incelemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تتبعات] incelemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -brae, -bras) anat. omur, vertebra, fıkra. vertebral s. omurga kemiklerine ai. vertebral; omurga kemikleri olan, omurlu. vertebral column belkemiği, omurga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belkemiği olan, omurgalı; i. omurgalı hayvan. vertebrated s. omurgalı, belkemikli. vertebra'tion i. omurların yapısı; belkemiğinin omurlara bölünmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöp sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ringa familyasından bir çeşit balık yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by