Tef ne demek? | Tef anlamı nedir? | Tef

Tef anlamı nedir?

Tef ne demek?

Tef anlamı nedir?

Tef | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tef

Türkçe - İngilizce Sözlük

tambourine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tambourine. tambourine with cymbals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tambourine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). artifact.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتفریق] hiçbir ayırım gözetmeksizin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tatsız, nahoş, sevilmeyen, makbul olmayan. diststefully (z). tatsız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İttifak etmiş, birleşmiş devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: Türkiye, Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorlukları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mukadderatı tayin eden, mukadder, kaçınılmaz; tarihi önem taşıyan; meşum. fatefully (z). kaçınılmaz bir surette, mukadder olarak; meşum bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balık koftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) minnettar, müteşekkir, değerbilir; hoş, güzel, makbul. gratefully (z.) minnetle, şükranla. gratefulness (i.) minnet, şükran borcu; minnettarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nefret edilen, kötü; nefretle dolu, kötü niyetli, hatefully (z.) nefretle. hatefulness (i.) kötü davranış; nefret .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Hayat artıran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Asıl mânâsı taç olup, Hıristlyanlar’da nikâh sırasında eşlere çiçek ve mücevherden taç giydirmek Adet olduğundan, Hıristiyan nikâhı mânâsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesaplaşma, uyuşma: Istefil oldular (Türkçe’ye benzemiyor, aslı anlaşılamadı. Rumca (istofilikon) yani dostane ve sevgiyle tabirinden çıkmış olması ihtimali vardır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafî» den if.) (mü. muhtefiyye). Ihtifâ eden, gizlenen, saklanan, gizlenmiş, saklı: Birkaç gün muhtefî kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kafâ» dan if.) (mü. muktefiyye). Birinin ardı sıra giden birine uyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kifâyet» ten if.) (mü. müktefiye). Kanaat eden, iktifâ eden: O kadarla müktefî oldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İktifa eden. 2.Ardı sıra izinden gidilmiş örnek olan. - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «left» ten lf.) (mü. mültefite). 1. İltifat eden, yüzünü çevirip bakan, iltifatçı: Çok mültefit adamdır. 2. Ehemmiyet veren: Benim fikirlerime mültefit olmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obliging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nef’» ten if.) (mü. müntefia). Faydalanan, kâr eyleyen, kazanan: Bu ticaretten epeyi müntefî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy» den if.) (mü. müntefiyye). Görünmeyen, gelip geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefh» ten if.) (mü. müntefiha). Şişmiş, şişkin, hava ile dol muş, üfürülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ref’»den if.) (mü. mürtefia). Yükselmiş, yüksek, yüce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «feyd» den imef.) (mü. müstefâde). 1. Kazanılmış, kâr edilmiş. 2. Anlaşılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den imef. (mü. müstefheme). Anlaşılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den if.) (mü. müstefhime). Anlamak isteyen, soran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şifâ» dan if.) (mü. müştefiyye). Şifâ bulan, hastalıktan kurtulan, iyi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyd» den if.) (mü. müstefide). Fayda gören, faydalanan, kazanan, istifade eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyz»den if.) (mü. müstefîze). Feyz kazanan, ilerleyen, gelişen: Sayenizde müsteflz oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «ferâğ» dan if.) (mü. müstefriğa) (tıp). Istifrağ ettiren, kusturan (ilâç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «fesr» den if). (mü. müstefsire). Bir şeyin açıklanmasını isteyen, soruşturup araştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetvâ» dan İf.). İstiftâ eden, bir müftüye başvurup fetvâ isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs» dan if.). Araştıran, yoklayan, her şeyi anlamayı merak eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Araştırıp yoklayarak veya yoklamakla olan; her şeyi anlamayı merak ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if). Tefâhür eden, övünen, kurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «fakd» dan if.). Araştırıp soran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevt» ten if.) (mü. mütefâvite). Farklı, aralarında fark bulunan, miktar ve cinsleri çeşitli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikr» den if.) (mü. mütefekkire). 1. Düşünen, düşüncesi olan, dalmış, dalgın. 2. (Türkçe) Filozof, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fenn» den if.) (mü. mütefennine). Çeşitli fenler okuyup öğrenmiş: Mütefennin adam (Arapça’da fen «çeşit, türlü» demek olduğundan, asıl mânâsı «birkaç türlü olan» veya «türlü şeyler düşünen» dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fer’» den if.) (mü. müteferria). 1. Dallanan, dal ve budağa ayrılan, bir asıl ve kökten ayrılmış. 2. Bir esastan ayrılmış ve bir maddeye ait olan: Evrâk-ı müteferria.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den lf.). Teferrüc eden, gezinen, gezip eğlenmeye giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den lf.) (mü. müteferride). 1. Kalabalıktan çekilip yalnız başına kalmış. 2. Başkaldıran, tâbiiyetten çıkıp kendi başına idare olunan, Osm. teferrüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( i. A. «fark» dan if.). Ayrılmış, dağılmış, perakende, perişan, toplu olmayıp ötede beride bulunan: Müteferrik bölükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundry. miscellaneous. diverse. scattered. dispersed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mebâliğ-i müteferrika veya mesârif-i müteferrika’dan kısaltılmıştır). Cins ve çeşitleri önceden belirtilemeyen, muhtelif mesraflar ve bunlara karşı verilen para, ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferâset» ten if.). Anlayan, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» ten lf.). Tefessüh etmiş, çürümüş, kokmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «fevk» den if.) (mü. mütefevvika). Üst gelen, üstün, diğerlerini geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» den if.) (mü. müttefike). Uyuşmuş, birlik, birleşmiş, biriyle ittifak etmiş, muahede ile bağlı: Aynı fikir ve reyde, uygun, muvafık: Bu hususta ikimiz müttefikiz. Müttefikur-re’y = Bir reyde bulunan. Müttefiku’n-aleyh = Hakkında ittifak olunmuş, birlikte kararlaştırılmış. Mütteflku’l-kavl = Sözleri bir olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allied. unanimous. ally. confederate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allied. confederate. ally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. allied. confederate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İttifakla, oy birliğiyle, el birliğiyle, hep beraber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملتفت] iltifat eden, güleryüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتفع] yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yararlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متفکر] düşünür. 2.düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متفکرانه] düşünceli düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متفلسفانه] bir filozof gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفنن] fen bilimleri ile uğraşan, teknik ile uğraşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفرق] dağınık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفسخ] bozulmuş, kokuşmuş, çürümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفق] birlik olmuş, ittifak yapmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kıl yolma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Rahat artıran. Türk müziğinin bileşik makamlarından. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeşilköy'un eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. garezkar kinci, hain, nispet veren. spitefully z. haince. spitefulness i. garezkârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyumlu, zarif. taste fully z. zevkle. tastefulness i. zevk; zevklilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Ar. kelimedir) («kömür» demek olan «fahm»dan) (kimya). Kömürleşme, kömür kesilme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفخر] şişinme, övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefahhurât). Övünme, kurulma, Osm. fahretme: Dünyada hiçbir şeyle tefahhur etmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs»dan) (c. tefahhusât). Etrafıyla araştırıp inceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفحص] derinlemesine araştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefâhürât). Birine karşı tefahhur etme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاخر] övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tef’İl, tef’ile bu mânâya gelmez) (edebiyat). Aruz’da mısraın belirli hecelere bölünmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fakd»dan) (c. tefakkudât). Hazır olmayan birini arayıp sor ma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفقد] arkasını arayıp sorma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fıkh»dan). Fıkh (İslâm hukuku) öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tefrik). Ufak tefek şeyler, az kıymetli hediyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tafsil). Tafsiller, teferruât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاصيل] ayrıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tefsir). Tefsirler, açıklamalar, (bk.) Tefsir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاسير] tefsirler, yorumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevt» den). İki şey arasındaki fark, birinin diğerinden farklı olması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاوت] farklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevk» den) Üste çıkma, başkalarından üstün olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفوق] üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fazUdan). 1. FazI ve fazilette yarışma 2. (matematik) Miktar fazlası, farkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tefâzuliyye) (matematik). İki rakamın arasında miktarca olan farktan doğan nisbet: Hesâb-ı tefâzulî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفضل] üstünlük taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sley. slay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Wholesale Price Index)

Toptan Eşya Fiyat Endeksidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer. pawnbroker. loan shark. moneylender. money lender. cutthroat. shylock. discount broker. broker. jew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan shark. usurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer. loan shark. blood sucker. money broker. pawn broker. collybist. excess profiteer. moneymonger. pawn shop. pawnbroker. pawnbroker's business shop. money scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Tefek» sıfatının küçültülmüşü olup «ufacık» sıfatına katılarak kullanılır. Ufacık tefecik = Pek küçük yapılı, zarif ve nazik: Ufacık tefecik bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan sharking. pawn brokery pawn broking. ramp. unconscionable bargain. usurious trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm»den) Azar azar, fakat iyice anlama; farkına varma Meseleyi tefehhüm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming to understand sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفهم] anlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlamak, farkına varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ufak» sıfatına katılarak kullanılır). Ufak tefek = 1. Küçük yapılı 2. Küçük ve ehemmiyetsiz işler, öte beri, şundan bundan, (bk.) Tefecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikriden) (c. tefekkürât). Düşünme, derin düşünce, fikir edinme, zihin yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemplation. meditation. thinking. though. consideration. reflection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفکر] düşünme, kafa yorma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düşünmek, kafa yormak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفکرات] düşünmeler, düşünceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «felsefe» den). Felsefe yapma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفلسف] felsefe yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «fenn»den). Fen bilgisi edinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fer’» den) (c. teferruât). 1. Dallanma, dal ve budaklanma, ayrılma. 2. Bir asıldan ayrılan küçük şube ve dallar, ayrıntılar, tafsilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. details. particulars ayrıntılar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendant. appurtenance. details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den). 1. Açılma, ferahlanma: Teferrüc için gezmeye çıkmıştı. 2. Eğlenmek için gezinme, gezme, seyahat: Deniz kıyılarında teferrüc etmekte idiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A, «ferd» den). Tek-olma, herkesten ayrılıp üstün, ileri olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferâğ» dan). 1. Fâriğ olma, bir işi bitirip kurtulma. 2. Satın alınan bir mülkün ferağ muamelesini yaptırma yani eski sahibine ferağ ettirip kendi adına çevirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan) Ferahlanma, içi açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» dan). Ayrılma, dağılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feraset» ten). Çehreden insanı anlama, zekâ ile anlama, sezme. ,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفرج] gezinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تفرجگاه] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفرد] yalnızlık. 2.benzersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفرعات] ayrıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. rotting. putrefaction. decay. degeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسخ] çürüme, çürüyerek dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çürümek, çürüyerek dağılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevh»den) (c. tefevvühât). 1. Ağza alma, söyleme, telaffuz etme: Birtakım sözler tefevvüh etti. 2. Münasebetti münasebetsiz sözler, dedikodu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفوه] dile getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevk» den). Üste çıkma, üstün olma, yükselme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفوق] üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyz.den) (c. tefeyyüzât). 1. Feyz bulma, ilerleme, yükselme. 2. Taşıp yayılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفأل] fal açma. 2.hayra yorma, uğur sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.fal açmak. 2.hayra yormak, uğur saymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm» den) (c. tefhîmât). Anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronouncement explanation. explaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفخيم] yüceltme, ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفهيم] anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Anlatma, bildirme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Düşündürme, düşündürülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teflon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a material used to coat cooking utensils and in industrial applications where sticking is to be avoided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teflon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dupont Company trademark for flourocarbon resins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trade name for a synthetic sometimes used to coat hard bullets to protect the rifling Other synthetics, nylon for instance, have also been used as bullet coatings None of these soft coatings has any effect on lethality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A DuPont Company trademark for polytetrafluoroethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DuPont Company trademark for fluorocarbon resins. an inert polymer, sometimes used in the manufacture of conveyor belting because of its ability to resist heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dupont Company trade name for fluorocarbon resins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DuPont's trademark for tetrafluorethylene, a tough heat and chemical-resistant thermoplastic used as conductor and jacket insulations for plenum cables Chemical designation is FEP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trade name for a synthetic sometimes used to coat hard bullets to protect the rifling Other synthetics, nylon for. a material used to coat cooking utensils and in industrial applications where sticking is to be avoided. not to be trusted; 'how extraordina

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «ferd» den) (tasavvuf). Dünyadan ayrılıp yalnız Allah ile meşgul olma: Ehl-i tefrîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan). Ferahlandırma: Kalbimi tefrîh etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریح] ferahlık verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEFRİK) (ka ile) (i. A. «fark» dan) (c. tefârîk). 1. Ayırma: Sürüden beş koyun tefrik etti. 2. Ayrı tutma, seçme: Evlâdımdan hiçbirini diğerlerinden tefrik etmem. 3. Meclis-i tefrik = İdare meclisine yeni üye seçmek için toplanan kurul. (bk.) Tefârîk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishing. differentiating. discrimination. segregation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریق] ayırma, ayırdetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırılmak, ayırt edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distinguish. to differentiate (between two things. define. denominate. differentiate. discriminate. make a distinction. segregate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırmak, ayırt etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayrılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Ayrılma, ayrılık, anlaşmazlık: Aralarına tefrika düştü, girdi. 2. Gazete ve dergilerde devamlı olarak yayınlanan eser, yazı serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serial. serialized literary work. installment (of a serial. disagreement. discord. discursion. consecutive narrative. dissension. feuilleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفرقه] bölücülük. 2.ayrılma. 3.bölüm bölüm yayınlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEFRİŞ) (i. A. «ferş.ten) (c. tefrîşât). 1. Döşeme, döşetme, yayma. Seccâdesini odaya tefriş edip oturdu. 2. Bir yerin zeminini döşetme, bir şeyle örtme. Merdiven önünü mermerle ve yemek odasını çini ile tefriş etti. 3. Bir evi döşetme: Yeni biten dairesini daha tefriş etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spreading out over. paving. covering. furnishing. providing with furnishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریش] döşeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

döşenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

döşemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnishings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریشات] döşemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «fart» tan) Orta dere cenin altında kalma, zıddı: ifrât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tephrite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریط] aşırılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEFSİR) (I. A. «fesr» den) (c. tefsîrât, tefâsîr). 1. Açıklama, izah, Ar. şerh, tafsil: Bir sözü tefsîr etmek. 2. Kur’an-ı Kerîm’in sûrelerini şerh ve açıklayarak gereken tafsilât ve mütalâaları beyan etme ve buna dair kitap yazma: Kur’an-ı Kerîm’i tefsîr etmeye muktedir; Ayet-i Kürsî’yi tef.’’ etmiştir. 3. (masdar mânâsından ayrı oıarak) Kur’an-ı Kerîm’in şerhi, bütün Mushaf-ı Şerîf’in veya bir yahut birkaç SÜre-i Şerîfe’nin şerhini havi kitap: Tefsir yazmakla meşguldür; tefsîr-i kebîr, Zemahşerî’nin tefsîri (bu mânâ ile cem’i tefâsîr gelir). 4. Kur’an-ı Kerîm’in mânâsı, İrâbı vesair teferruatına ait ilim: Tefsir okuyor; tefsir okutmakla meşguldür; ilm-i tefsir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. commentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. explanation. expounding. commenting on the Koran. commentary on the Koran (in the form of a book. comment. commentary. construction. exegesis. exposition. gloss. paraphrase. rendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسير] yorum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yorumlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yorumlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسيرات] yorumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تفته] kızgın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feth» den). 1. Açma, Fars. küşâd. 2, (halk ağzında: teftîk) Mide ferahlaması, mideyi açan geyirme: Bu ilâç teftîh verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetk» den), (pamuk) Atma, (yün) tarama, açma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetl»den). Bükme, eğirme, fitil yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fitne» den). Fitne sokma, fesad çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفتين] fitne sokma. 2.meftun etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetş» ten) (c. teftîşât). 1. Araştırma, bir şeyin doğrusunu bulmak için her tarafını arayıp inceleme: Askeri teftiş etmek; okul, daire ve müzeleri teftiş etmek. Mahkeme-i teftiş = Eskiden evkaf-ı hümâyûn nezaretinde şeyhülislâmlığa bağlı şer’İ mahkeme. 2. (Teftiş memuru sözünden kısaltma). Müfettiş, teftiş ve inceleme memuru: Bİr teftiş gönderdiler (polis teşkilâtından evvel zabıtada «teftiş» memurları vardı ki, onlara yalnızca «teftiş» denilirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visitorial. visitatorial. inspection. examination. investigation. visitation. inspectorship. review. revisal. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

review. survey. visit. visitation. investigation. inquiry. inspection. control. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination. inspection. check. investigation. search. surveillance. survey. tour of inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفتيش] denetleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

denetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

denetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of examiners / examination. inspectional staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

review committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspectional report. certificate of inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. teftîşiyye). Teftiş ve incelemeyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفویض] birine bırakma. 2.ihale etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.birine bırakılmak. 2.ihale edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tefâil). Arûz’da mısraın vezin parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny weeny teensy weensy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minion. petty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nankör,iyilikbilmez; nahoş, tatsız. ungratefully z. nankörce. ungratefulness i. nankörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harap eden; müsrif, savurgan, boş yere ziyan eden. wastefully z. israf ederek. wastefulness i. israf, ziyankarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظلمت افزا] karanlığı arttıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by