Teh ne demek? | Teh anlamı nedir? | Teh

Teh anlamı nedir?

Teh ne demek?

Teh anlamı nedir?

Teh | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: teh

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dip, Ar. ka’r. Teh-i çâh = Kuyunun dibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ته] dip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bazan: Atah). Bunama, ihtiyarlıktan alıklaşma, bunaklık: Ateh getirmek = Bunamak: Kendisine ateh gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عته] bunama. ateh getirmek bunamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتهلکه] tehlikesizce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرشته خو] melek gibi, melek huylu, güzel huylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. = köfte yiyen). Şarlatan, tafra satan, gösterişçi (ekseri takılmak için kullanılır): Seni köftehor senil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa, bodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kısa kollu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa elli. mec. Pinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa düşünceli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mete)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «behcet» ten if.). Memnun, sevinçli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevinçli, sevinmiş, memnun, mesrur, şad. (bkz.Behçet, Şadan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den İf.) (c. müctehidin). Kur’an ve hadislerden yeni hükümler çıkaracak kudrette din ve hukuk bilgini, imam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İctihad eden, gücü yettiği kadar çalışan. Ayet ve hadislerden şer’i hükümler çıkaran din alimi. - İmam-ı Azam gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan if.) (mü. müftehire). 1. Övünen, iftihar eden, bir şeyi övünme vesilesi sayıp onunla sevinen ve koltukları kabaran, zeki ve terbiyeli evlât babası olmakla İnsan müftehir olur. 2. Şanlı, şerefli. 3. Fahrî. Hey’etin ta«y-l müftehiresi = Fahrî üyeleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İftihar eden, övünen. Şanlı, şerefli. 2.Parasız işgören, fahri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehb» den if.) (mü. mültehibe). 1. Alevlenmiş, tutuşmuş. 2. (tıp) Şişip kızarmış, iltihap yapmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mültehlfe). 1. Alevlenmiş, tutuşmuş. 2. Pek fazla kederli ve hasretli, yanıp yakaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lühûk» tan lf.). İltihak etmiş, ilhak olunmuş, katılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehnet» ten imef.). Denenen, imtihan ve tecrübe olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cmehnet» ten if.). Deneyen, imtihan ve tecrübe eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nihâyet» ten im.). Bir şeyin varabildiği en uzak yer, son derece. 2. Son, nihayet, Akıbet, uc: Memleketin müntehây-ı hududu. Sidretü’l-müntehâ (bk.) Sidre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Son, nihayet, uç, en son, akıbet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nahb» dan if.) (c. müntehabât). Intihâb edilmiş, seçilmiş, seçkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Seçilmiş eserler veya fıkralar, bir veya birkaç müellifin eserlerinden seçilmiş kısımlar, antoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nihâyet» ten). 1. Biten, nihayet bulan, sona eren. 2. Son, en son.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nahb» dan if.) (c. müntehibîn). intihâb eden, seçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehb» den if.) (mü. müntehibe). Yağma ve çapul eden, Osm. nehb-ü garet eyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nahl» den if.) (c. müntehilîn). Bir başkasının edebî eserine sahip çıkan, eser çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nehr»den if.) (c. müntehirîn). İntihâr eden, kendini öldüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nehz» den if.) (mü. müntehize). Vakit’ve fırsatı kaçırmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şehvet» den imef.). Arzu olunan, iştiha ve şehvet veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havase»den imef.) (mü. müstehâse). Toprağın altında kalıp saklanmış, fosilleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. müstehâsât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir) (jeoloji). Pek eski zamandan yer altında kalıp taşlaşmış hayvan veya bitkiler, fosil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hücnet» ten imef.) (mü. müstehcene). Ayıp, edep dışı, açık saçık: Müstehcen sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lewd. obscene. pornographic. ribald. risqué. rough. rude. salacious. smutty. suggestive. bawdy. salacious açık saçık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obscene. pornographic. dirty. filthy. salacious. scabrous. smutty. suggestive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obscenity. pornography. salacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (if. suretinde müştehiyât şekli galattır). Arzu olunan, şehvet veren şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şehvet» ten if.) (mü. müştehiyye). iştihası olan, arzu eden, şehvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şöhret» ten if.) (mü. müştehire). Şöhret bulan, meşhur, adlı sanlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İştihar eden, şöhret bulan, meşhur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten imef.) (mü. müstehleke). Sarf ve istihlâk olunan, yenip içilerek bitirilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten if.) (mü. müstehlike). Sarf ve istihlâk eden, yiyip içerek bitiren, (maliye) Kendi ihtiyacı için bir şeyi satın alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müstehziyye). istihzâ eden, biriyle eğlenen, herkesle eğlenmek tabiatında olan, alaycı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarcastic. jeering. mocking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İstihzâ ile, eğlenerek: Müstehziyâne bir tebessümle, o sözleri müstehziyâne söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEHABB) (i. A. «hubb»den if.) (mü. mütehâbbe). Sevişen, İyi münasebetlerde bulunan, birbirine dost olan. Düvel-i mütehâbbe = Dost devletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacer» den if.) (mü. mütehaccire). Taş hâline gelmiş, taş olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hudûs» tan if.) (mü. mütehaddise). Ortaya çıkan, yoktan var olan, meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hakk»dan if.) (mü. mütehakkıka). Doğruluğu meydana çıkan, gerçekliği ispat olunan, gerçekleşen, tahakkuk eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. A. «hükm.den if.) (mü. mütehakkime). Hâkimlik takınan, hâkim ve Amir kesilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperious. domineering. masterful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «half» ten if.) (mü. mütehalife). Birbirine aykırı bulunan, birbirine uymayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten lf.) (mü. mütehâlike). Kendini tehlikeye atacak derecede arzu ve telâşla bir işe koşan, tehâlükle bir işe girişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huly» den if.) (mü. mütehâlliye). Donanmış, süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «hulk» tan if.) (mü. mütehallika). Tabiatlanmış, iyi, güzel huylar edinmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hail» den if.) (mü. mütehallile). 1. Erimiş. 2. Çözülmüş, sökülmüş. 3. (kimya) Mürekkep olan bazı cisimler birbirinden ayrılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hllm» den if. (mü. mütehallime). Yalandan yumuşaklık, uysallık gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulûs» tan if.) (mü. mütehalllse). 1. Kurtulmuş, halas bulmuş. 2. Mahlası olan, şiirde kullanılan bir mahlası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hami» den lf.) (mü. mütehammile). 1. Tahammül eden, çeken, yüklenebilen, dayanabilen: Bu direk o kadar ağırlığa mütehammil değildir. 2. (denizcilik) Mütehammil su hattı = Geminin son derecedeki yükle çektiği su derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enduring. patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «harb» den if.) (mü. mütehâribe) (tes. mütehâribeyn). Savaşan tarafların her biri: Düvel-i mütehâribe, tarafeyn-i mütehâribeyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hareket» ten if.) (mü. müteharrike). 1. Kımıldanan, oynayan, dönüp hareket eden: Buharla müteharrik makine. 2. Harekesi olan, harekeli (harf). Gayr-ı müteharrik = Hareketsiz, sabit, müteharrik olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powered by. driven by. mobile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşy» den if.) (mü. mütehâşiyye). Çekinen, sakınan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» ten if.) (mü. mütehâsıma) (tes. mütehâsımeyn). 1. Karşılıklı husumet, düşmanlık eden: Terafeyn-i mütehâsımeyn. 2. Karşılıklı davaları olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huşû» dan if.). Kendisini alçak tutan, tevâzû sâhlbi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşd» den İf.) (mü. mütehaşşide). Birlikte, bir harekette bulunmak veya birbirlerine yardım etmek için koşuşup toplanan: Sınır üzerinde mütehaşşid olan asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl.dan if.) (mü. mütehassıla). Hâsıl olan, husule gelen, vücut bulan: Yağmurlardan mütehassıl bataklıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hısn.dan if.) (mü. mütehassına). Kaleye kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasret» ten if.) (mü. mütehassire). Hasret çeken, hasrette kalan, isteğine erişemeyen, mahrum kalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûs» tan if.) (mü. mütehassısa) (c. mütehassisin), t. Bir şeye mahsus olan, ayrıca bir işte kullanılan. 2. Bir ilim ve san’atın yalnız bir dalıyla uğraşan, ihtisas sahibi: Mütehassıs bir tarihçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hiss» ten if.). Duygulu, pek duygulu (Arapça’da mânâsı: haberlere kulak asan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialist. expert uzman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. specialist. connoisseur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatm» dan if.) (mü. mütehattime). Son derece lüzumlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «havi» den if.) (mü. mütehavvile). 1. Değişmiş, başka bir hâl almış. 2. Çabuk değişen, bir hâlde kalmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayâl» den if.) (mü. mütehayyile). Kuruntu, kuran, hayalle meşgul. Kuvve-i mütehayyile = Kuruntu ve hayal gücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hayret» ten İf.) (mü. mütehayyire). Şaşmış, şaşırmış, hayrete uğramış, ne yapacağını bilmeyen. Hâmse-I mütehayyire = Eskilerce bilinen beş gezegen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hayz» dan if.) (mü. mütehayyize) (c. müteheyyizîn) (Fars. c. mütehayyizân). Haysiyet ve itibar sahibi, ehemmiyetli: Mütehayyizân-ı memleket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huzû»dan if.). Alçak gönüllü, mütevâzî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevr»den if.) (mü. mütehevvire). Hiddet ve öfkeye uğramış olan, neticeyi düşünmeksizin saldıran, gözü dönmüş, coşkun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiddete kapılıp neticesini düşünmeksizin saldırarak, coşkunlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heyecân» dan if.) (mü. müteheyyice). Heyecana gelmiş, coşkun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezz» den if.) (mü. mütehezzize). Titreyen, zangırdayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ahz» dan imef.) (mü. müttehaza) (»müttehız» yanlıştır). İttihaz olunan, kabûl edilen, geçer, kullanılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vehm» den imef.) (mü. mütteheme) («müttehim» şekli yanlıştır). 1. İtham olunan, şüphe olunan, kendisine bir cürüm ve kabahat yüklenen. 2. Kabahatli, bir suç işleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vahdet» ten if.) (mü. müttehide). Birleşmiş, birlik olan, müttefik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birlikte, beraber olarak, birden: Müttehiden hareket ettiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفتخر] iftihar eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممتحن] sınav yapan, sınayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتها] son.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sona ermek, son bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتهن] rehinli, ipotekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتهر] ünlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستهلک] tüketici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستهزی] alaycı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحجر] taşlaşmış, fosilleşmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متخالف] birbirine uymayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحمل] dayanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحری] araştırıcı, araştıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحرک] hareket eden, kıpırdayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحاشی] çekingen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحسر] özlem duyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متخصص] uzman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحسس] duygulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحول] değişken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحير] şaşkın, şaşırmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متحد] birleşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سدرة المنتها] uzayda bulunduğu varsanılan ve ötesine geçilemeyen bir ağaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) eyalet olma durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hecâ» dan). 1. Hicvetme. 2. Karşılıklı hiciv söyleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهاجی] hicivleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücûm» dan.) (c. tehacümât). Birlikte ve birden hücûm etme, her taraftan koşup toplanma, üşüşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concerted attack. rush. rushing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تهاجم] saldırı. 2.üşüşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

üşüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbiri üstüne atılma, tehacüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخلف] uygunsuzluk, uymama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخلص] mahlas kullanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hukuk), iki tarafin ikisine de yemin verilme, ikisinin de yemin etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hulf»ten). Birbirine uymama, birbirine zıd olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten). Büyük bir istekle atılma, tehlikeyi düşünmeksizin bir şeye dalma, birbirini itip çiğneyecek surette koşuşma: Halk büyük bir tehâlükle bu işe girişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تخالف] uygunsuzluk, uymama. 2.farklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهالک] can atış, can atma, atılma, çok arzu etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşy» den). Korkup çekinme, Ar. ihtirâz, ictinâb: Bu işten tehâşî ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحاشی] çekinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasm» dan). Karşılıklı düşmanlıkta bulunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخاصم] birbirine düşmanlık gütme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تخاصم] birbirine düşmanlık gütme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevn» den). Ehemmiyet vermeme, mühimsemeyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهاون] hafife alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tahiyye). (bk.) Tahiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hicret» ten). Göç ettirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهجير] göçe zorlama, göç ettirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

göç ettirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهدید] gözdağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözdağı verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözdağı vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tehdîd, Fars. Amihten = karıştırmak). Tehdit karıştıran, tehditle karışık, korkutucu şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تهدید آميز] gözdağı vererek, tehdit edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهدیدا] gözdağı vererek tehdit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تهدیدکار] gözdağı verici, tehdit edici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تهدیدکارانه] tehdit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEHDİD) (i. A. «hüdûd» tan) (c. tehdidât). İlerde verilecek bir ceza ile korkutma: Hapis ile, silâhla tehdit etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threat. menace. threatening. danger. intimidation. jawbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. menace. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coercion. menace. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

menace. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intimidate. to menace. to threaten. impend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hedy ve hidyet» ten). Hediye verme, bahşetme, bağışlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hecâ» dan). Heceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهجی] heceleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hecelemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hecd» den). 1. Gece uyumayıp namaz kılma. 2. Gece vakti kılnan nâfile namazı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f.,( ünlem )kıkır kıkır gülme; f. kıkır kıkır gülmek; (ünlem )bu gülüşü belirleyen söz; slang. Ayvayı yedin mi ?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hekeme» den). Görünüşte ciddî, gerçekte ise küçültecek bir şekilde alay etme: Tehekküm için bu fıkrayı yazdı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İri yan, boylu boslu yiğit. Eski İran kahramanı Zaloğlu Rüstem’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tahran, İran'ın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهوع] kusma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kusmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yahûdî dinin! kabûl etme, Yahûdî olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonunu düşünmeden bir işe saldırma, hiddet ve şiddetle atılma: Tehevvürle söze karıştı; tehevvüründen gözleri karardı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهور] küplere binme, köpürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

küplere binmek, köpürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heyecân» dan). Heyecana gelme, coşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهيج] heyecanlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hafifçe titreme, Osm. lerzân olma, Fars. lerze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Boş: Tehî bir evde. 2. İlim ve hüneri olmayan, Fars. bî-behre: O adam tehî değildir. Tehî değil = Sebepsiz, hikmetsiz: Böyle geceleyin gelmesi tehî değildir. Tehi-dest = Eli boş, züğürt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی] boş. 2.anlamsız, yararsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی دست] yoksul. 2.eli boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهيدستی] yoksulluk. 2.eli boşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تهی مغز] samankafalı, boşkafalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی ميان] içi boş. 2.kof.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. delay. putoff. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay. postponement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deferment. delay. postponement. delaying. deferral. adjournement. late arrival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. te’hîrât). Geriye, sonraya bırakma, geciktirme: imtihanı bir hafta daha tehir ettiler; bir haber alıncaya kadar gelişinizi tehir edin. Bilâtehir = Sonraya bırakmaksızın, acele olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hey’et» ten). Hazırlama, hazır etme, tedarik etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهيه] hazırlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Selam. Selam verme. 2.Hayır dua etme. 3.. Be(Kadın İsmi) 4.Mülk, malikiyyet.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEHLÜKE) (i. A. «helâk» den). Helâki, yok olmayı gerektirebilecek hâl, Ar. muhâtara: Tehlikeye girmek; kendini, canını tehlikeye koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. danger. risk. jeopardy. emergency. hazard. peril. shoal. storm cloud. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. distress. hazard. jeopardy. menace. peril. pitfall. risk. threat. trouble. emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. hazard. peril. risk. adventure. gravity. jeopardy. off the hook. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikesi olan, Osm. muhâtaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. risky. unsafe. hazardous. perilous. venturesome. adventurous. breakneck. danger. daring. forbidding. hairy. noxious. parlous. pestilent. pestilential. touch-and-go. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. dangerous. desperate. dodgy. fatal. forbidding. hazardous. nasty. noxious. perilous. precarious. risky. serious. treacherous. unhealthy. vicious. noxious res.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. hazardous. perilous. risky. riskiness. adventuresome. adventurous. critical. desperate. dodgy. hairy. insecure. mean. murderous. parlous. precarious. serious. speculative. unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. safe. dangerless. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. free from danger. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endanger. hazard. imperil. jeopardize. risk. stake. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hazard. to peril. decoy. endanger. imperil. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to endanger. to imperil. risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tehlîlât). «LAilâhe illallâh» cümlesini söyleme: Tehlîl ile meşgul idi. Tehlîl-hân = Tehlîl okuyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Eskiden İranlı kahraman ZAloğlu Rüstem’in lâkabı olup, kahraman mânâsıyla kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehl» den). Mühlet verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهنيت] kutlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tebrik, kutlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hevn» den) (c. tehvînât). 1. Kolaylaştırma, hafifletme: İnsan, işini mümkün mertebede tehvîn etmeye çalışmalıdır. 2. Fiyatını azaltma, ucuzlatma, ehven hâle getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «heyecân» dan). Heyecana getirme, coşturma: Böyle şarkılar insanı tehyîc ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهيئه] hazırlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Düzeltme, temizleme, tesviye, Ar. ıslâh ve tathîr. Tehzîb-i ahlâk = Ahlâkı temizleyip ıslâh etme (hemen yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهذیب] süsleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهزیل] alaya alış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), ince ve devamlı surette titretme, Osm. lerzân etme, ihtizaza getirme: Sazın tellerini tehzîz etmek; sinirlerimi tehzîz etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهزیز] titretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.

Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. İüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kızgın, akkor; k.dili kızgın, öfkeli, ateş püsküren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Pislemek, büyük aptes etmek.

Türkçe Sözlük by