Tek Yönlü Yol ne demek? | Tek Yönlü Yol anlamı nedir? | Tek Yönlü Yol

Tek Yönlü Yol anlamı nedir?

Tek Yönlü Yol ne demek?

Tek Yönlü Yol anlamı nedir?

Tek Yönlü Yol | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tek yonlu yol

Türkçe - İngilizce Sözlük

one way road. one way street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opiated. containing opium. opiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru ve iyi yol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main artery. main stem. main route. main path. main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Likenlerin çiçekliği.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Daha çok kadınların kullandığı bir hitap sözü: Ayol, bu zamana kadar neredeydin?

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmıştır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay şehzadesi, ay prensi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakteriyoloji dalında ihtisas yapmış hekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bakterilerin ve umumiyetle mikropların biçimlerini, hususiyetlerini inceleyen bilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacteriology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bakteriologie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balaban).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baytal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beste yapan müzisyen. Fr. compositeur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسته کار] besteci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beste yapma san’atı ve ilmi. Fr. composition (musicale).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. bibliothèque

kitaplık

Kuruluş amaç ve görevine uygun kitap, film, plak gibi her türlü düşünce ve sanat ürününü toplayan, düzenleyen ve genel olarak ilgilenen okurlara sunan kuruluş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Ing.). Izgara veya tavada pişirilen yumuşak sığır eti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Izgara veya tavada pişirilen yumuşak sığır eti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beefsteak. steak. rump steak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steak. beefsteak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steak. beefsteak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (Bilgin Biot’nun adından). Kara mika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Biyoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). (Blos = hayat, lo gos = söz). Bitki ve hayvanların doğma, gelişme, üreme gibi yaşayış tezahürlerini inceleyen ilim, hayat ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologie

dirim bilimi

Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. biologique

dirim bilimsel

Biyoloji ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Niçin bahar gelince insanların yaşama sevinçleri yükselir? Niçin koyunlar baharda ve hemen hemen aynı zamanda kuzularlar? Niçin kuşlar vakti gelince bir anda hep beraber göç yollarına düşerler? Bu zamanlamayı, fiziksel ve psikolojik davranış biçimlerindeki değişimi sağlayan nedir?

İnsan vücudu her gün aynı saatte otomatik olarak belirli fonksiyonları yerine getirir, vücut ısısını değiştirir, hormonlar salgılar. Biz bunların çoğunun farkına bile varmayız. Örneğin bu biyolojik beden saatine uygun olarak vücudumuz akşam saatlerinde ısı kaybını önlemek için beden ısısını düşürür, sabahları ise bedeni günlük aktivitelere hazırlamak için arttırır. Yani vücut ısısı insanlarda, bir günde yaklaşık bir derece iner ve çıkar.

Tabiattaki bu müthiş dengeyi sağlayan, canlılarda beynin merkezine yakın yuvalanmış, küçük ve gösterişsiz bir organ olan hipofiz salgı bezidir. Varlığı milattan yüzyıllarca önce bile bilinen, insanda bir hap kadar küçük ve hafif olan bu bez, balıklarda, sürüngenlerde, hem suda hem karada yaşayan hayvanlarda, kuşlarda ve memelilerde, hemen hepsinde vardır.

Bilindiği gibi hayvanların bir çoğunun üreme aktiviteleri mevsimlere bağlıdır. Deneylerde hipofiz bezi çıkartılan hayvanların aynı zamanda doğurmaları daha doğrusu tabiatın takvimine bağlı kalmaları özelliklerini yitirdikleri görülmüştür. Aynı şekilde vücut sıcaklıklarını ve günlük yaşam ritimlerini düzenleyemedikleri, kuşların göç etme içgüdülerini kaybettikleri tespit edilmiştir.

Biyolojik ritmi düzenleyen hipofiz bezinin bunu, salgıladığı ‘melatonin’ hormonu ile yaptığı biliniyor. Bu hormonun salgı miktarı dış dünyanın gece ve gündüz zamanları, daha doğrusu havanın karanlık ve aydınlık süreleri tarafından ayarlanmaktadır. Yani beden saati gün ışığı döngüsüyle eş zamanlı çalışmaktadır.

Sürekli gece çalışanlarda, uçakla uzun yolculuk yapanlarda hatta kış mevsimine girerken gündüz saatlerinin kısalmasıyla bazı insanlarda, beden saatinin ritminin bozulmasıyla oluşan fiziksel ve psikolojik sorunlar görülmektedir.

Melatoninin beyne nasıl bir sinyal göndererek bu kontrol mekanizmasını yarattığı ve bu saatin moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığı tam açıklığa kavuşabilmiş değil.

Koyun ve benzeri hayvanların sonbaharda günlerin kısalmasıyla çiftleşip, bütün bir kış yavruyu karnında taşıyıp, baharda doğurmalarına karşın, kuş, balık gibi memeli olmayan hayvanlarla diğer bazı küçük memelilerin hipofizlerinin bu iş için niçin ve nasıl bahar aylarını seçtikleri ve üreme mevsimi dışında hipofizden gelen hangi emirle doğurganlıklarını kaybettikleri konularını açıklığa kavuşturmak için çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların bir diğer amacı da hayvanların çoğunun sonbaharda hep beraber aktif üreme dönemine girmeleri, doğumların da aynı tarihlere rastlamaları, bu nedenle belli mevsimlerde piyasalarda lüzumundan fazla et bulunmasıdır. Araştırmacılar hayvanların biyolojik saatlerinde ayarlama yaparak, üreme döngülerini değiştirmeye, üremenin yıl içine dağılmasına çalışıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Organizmaların çeşitlerinin alan ya da hacim birimi başına sayısı; belli bir zamanda belli bir yerdeki türlerin bileşimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasındaki denge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın varlığını sürdürme ve üreme yeteneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. botaniğin yosunlar kısmı, yosun bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. soul mate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek can, eşsiz can.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local road. orbital road. ring road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan bu benzersiz özellik, Piksel x Piksel başına I/P (Titreşim/Kademeli) Dönüştürme ve V-Kenar Telafisi teknolojilerini kullanarak olağanüstü kademeli video sinyali üretir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatile. protean. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versatility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mad). flüor sodyum ve alüminyumdan mürekkep bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Dağaşan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryolu işlerinde çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lane / road / route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarınden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir duvar ve binayı yahut bir ağacı durdurup takviye etmek için vurulan dayak: Destek vurmak, destekle tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary. backup. supporting. support. stand-by. brace. prop. rest. underlay. upholder. buttress. backing. backup. aid. supporter. friend. anchorage. assistance. bolster. booster. bracer. bracket. contribution. cooperation. corbel. countenance. crut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. assistance. auspices. backing. boost. brace. bracket. buttress. comfort. console. cooperate. countenance. favour. pier. promotion. prop. reinforcement. rest. shore. shoulder. stand. strut. support. truss. beam. reinforcements. help. helper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. backing. crutch. plank. prop. reinforcement. stanchion. stay. strut. truss. stand. base. pedestal. stock. poppet. rest. backstay. outrigger. cleat. stay-by. skid. bolster. strutting. holdfast. staff. counterfront. angle tie. abutment. aid and com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer. booster. buttress. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporting. bracing. boost. corroboration. logrolling. pump priming. strutting. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. supporting. backing. truss. propping. shoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek vurarak sağlamlaştırmak. 2. Bir kimseye, bir işte yardımcı olmak, kolaylık sağlamak, desteklemek, arka çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. to support. to prop up. to bolster. to bolster up. to boost. to back. reinforce. to skid. to truss. to sustain. to second. to assist. back up. build up. buttress. to lend countdown to sb. countenance. espouse. prop. pull for. root for. sell short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supported. to be propped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported. propped up. upborne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbacked. unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.). Gizli araştırma ve soruşturmalar yapmakla vazifeli polis, polis hafiyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police detective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective. detective officer. dick. gumshoe man. nab. plain- clothes man. snoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Gizli bir madde veya hadiseyi meydana çıkarmaya, tesblt etmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discotheque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discothéque. a collection of recorded music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahmin ağzından dışarıya doğru uzanan yol, mehbil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortuous course. detour. devious path. ramble. twisty road. roundabout route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Oğulcuğun cenin haline gelinceye kadar geçirdiği safhaları inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyot. embriyoloji. embryologist i. embriyoloji bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu erkek. - Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opium den.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köstek kelimesiyle beraber «oyalamak, yersiz bahaneler uydurmak» mânâsına gelen «estek etmek, köstek etmek» şeklinde kullanılır. Estek etti, köstek etti, sonunda dediğini yaptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belden aşağı inen elbiselerin aşağı sarkan kısmı ve bilhassa köşeleri. Ar. zeyl, Fars dâmen. 2. Entari eteğine benzer çeşitli şeylere de denir: Çadır eteği. Etek etek = Etek dolusu, bol bol. Etek öpmek = Bayram günlerinde bir büyük adamın eteğini öpmek. mec. Dalkavukluk etmek: El, etek öpmeye alışmadım. Etek bağı = Eskiden kadınların entarilerin ferace ve çarşafın altından görünmemek için kaldırıp bele bağladıkları şerit veya kaytan. Etek bezi = Çocuk kundağının belden aşağı geleni. Etek belde = Hazır. Etek serpen = Kıyafeti toplu olmayan, pasaklı. Etek silkmek = Çekilmek, artık karışmamak, münasebet kesmek. Eteğe düşmek, sarılmak — Sığınmak, rica etmek. Eteğine yapışmak = Himaye talep etmek. Dağ eteği = Dağın etek şeklinde aittikçe alçalarak ova veva dereye doâru uzanan kısmı. Mini etek = Diz kapağının çok üstünde kalan kısa etek. Maksi etek = Diz kapağının çok altına kadar inen uzun etek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirt. lap. foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom. foot. skirt. foot. skirt. foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lap. skirt. shirttail. coattail. the overhanging part of a bedspread or tablecloth. foot. apron. skirting. outskirt. approaches. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaps. lots of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin eteğine varmak, eteğini öperek selâmlamak veya tebrik etmek. 2. Etekle yellemek, eteği yelpaze gibi kullanarak havalandırmak. 3. Bol bol eteğe doldurmak, etek etek alıp götürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belden aşağı sarkmak üzere giyilen rob, fistan. Ar. tennure. 2. Kadınların, sıcak tutmak veya fistanı kabartmak için alttan giydikleri giyecek, imâme etekli = Çubuk takımının alt tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirt. material for a skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. étiologie

neden bilimi

1. Olgulara yol açan sebeplerin bütünü. 2. Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء متقدمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Doku ve organların görevlerini ve bu görevlerin nasıl yapıldığını inceleyen ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physiological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu teknoloji, bazen düşük ışık koşullarında ortaya çıkan görüntü ‘parazit’ini azaltır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologue

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologie

buzul bilimi

Fiziki coğrafyanın buzulları ve yeryüzündeki işlevlerini konu alan bölümü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. glaciologiste

buzul bilimci

Buzul bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Glayöl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. L. gladiolus’tan). Bir süs bitkisi, kuzgunkılıcı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı, nazik.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Daha net bir işitilebilir aralık için insan konuşma sesini geliştirir ve kayıt alırken dikkati dağıtan arka plan gürültüsünü azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sa. manyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air line. airline. airway. skyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HDMI™ anahtarlı ev sinema alıcıları ya da sistemlerini HDMI™ kablosu kullanarak kaynak cihazlara bağladığınızda, bu alıcı ve sistemler video sinyalini saptar ve sinyalleri değiştirir. Bu nedenle ses sinyali için fazladan bir dijital ses giriş kablosuna (koaksiyel ya da optik) ihtiyacınız vardır. Ama HDMI™ tekrarlayıcılı ev sinema alıcıları ve sistemleri, HDMI™ kablosuyla bağlandığında video ve ses sinyallerini saptayıp işleyebilir, bu nedenle fazladan bir kablo gerekmez. Anahtar ya da tekrarlayıcı ne olursa olsun, tüm sinyalleri alıcı ya da sisteminizden TV’nize aktarmak için yalnızca bir HDMI™ kablosu gereklidir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zoolojinin balıklar bahsi. ichthyologist i. balık bilgisi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar yollarında veya idrar yaparken yanma çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Belsoğukluğu, ülser, mesane iltihabı, prostat iltihabı, mesane uru, yumurtalık iltihabı, apandisit düşünülebilir. Bu nedenle tedaviye geçmeden önce, hastalığı doğuran nedeni tespit etmek gerekir. Tedavi, hastalığı doğuran nedene göre yapılır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 bardak sıcak suya 1 tutam nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Tamamı bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası iltihabı; idrar yolları taşı, belsoğukluğu veya eklem hastalıklarının neden olduğu bir hastalıktır. Çok içki içenlerde görülür. İdrar yollarında acıma hissedilir. Tedaviye yardımcı olmak için bol miktarda su içilir, sıcak banyolar yapılır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 çay bardağı dolusu arpa konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz ülke.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İnalkut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (mülk hakkında). Rehin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. hypothèque

tic. tutu

Bir borcun ödeneceğine teminat olarak ödenince geri alınmak şartıyla borçlunun alacaklıya verdiği değerli şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothec. lien. security. charge. encumbrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. hypothecation. to redeem a mortgage. heritable security. hypothec. lien. mortgage lien. wadset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to create with a mortgage. to give in a mortgage. to hypothecate. to mortgage. to impignorate. to pledge. to encumber with a mortgage. to deliver with a mortgage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Rehine konulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgaged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encumbered. hypothecary. incumbered. burdened with mortgage. mortgaged. servient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Şafak vaktinde doğan. 2.Masal, efsane.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). ispanyalı, İspanya ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İspanyol tarz, usul veya dilinde: İspanyol lisanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spanish. spanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Pencere kanatlarını kapadıktan sonra sürgülemeye yarayan ve ortasındaki tutamak vasıtasıyle işleyen demir sürgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espagnolette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

espagnolette. cremone bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.). 1. İrâde, Ar. ihtiyâr: Kendi isteğiyle. 2. Arzu, rağbet, meyil, iştiha: İsteğiniz var mıdır? İstek etmek = Arzu etmek, istemek, imrenmek (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

will. desire. want. wish. request. claim. mind. adjuration. alacrity. appetite. aspiration. avidity. bent. demand. device. devoutness. disposition. earnestness. enthusiasm. grace. hunger. instance. intentness. pleasure. propensity. readiness. relish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambition. appetite. ardour. aspiration. calling. claim. demand. desire. disposition. fancy. market. relish. request. run. rush. sale. stomach. want. will. wish. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

request. appetite. aida. anxiety. bidding. cry. demand. desire. disposition. eagerness. exigency exigence. inclination. itch. lyrical. mind. pretension. requisition. stomach. want. will. wish. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Cerm.). 1. Bilardo oyununda kullanılan değnek. 2. Matbaalarda kitap formalarını kırmak, katlamak için kullanılan tahta veya kemikten yapılmış küçük Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue. billiard cue. bone folder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billiard cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şey yapmak isteğini uyandırmak, teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. to motivate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to want to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsteği olan, tâlib, arzu eden: Bu işin isteklisi değilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. anxious. keen. willing. wishful. inclined. eager. disposed. dead-set. ambitious. agog. athirst for. cheerful. covetous. devout. enthusiastic. forward. hellbent. inclinable. intense. intent. itching. itchy. minded. ready. solicitous. strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agog. applicant. avid. bouncy. desirous. disposed. eager. game. intent. longing. prepared. ready. solicitor. solicitous. willing. zealous. enthusiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. willing. wanting. person who wants sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi yapmaya isteği olmayan, gönülsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. undesirous. reluctant. gutless. halfhearted. grudging. averse. backward. disinclined. indisposed. jaded. languid. loath. loth. repugnant. sticky. undisposed. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

averse. disinclined. grudging. indisposed. loath. reluctant. unwilling. half-hearted. involuntary. averse. unwillingly. involuntarily. grudgingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctant. unwilling. indifferent. having no desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingly. reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. aversion. disinclination. indisposition. reluctance. repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness. indisposition. disinclination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital bilgi işleme alanında (bilgisayar sektörü, monitör üreticileri vs.) faaliyet gösteren endüstrileri ve firmaları ifade eden genel bir terimdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push roughly. to manhandle. goad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice of motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Şehir içindeki tenha bir yerde ölümle tehdit edilerek yapılan soygunculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karmanyola yoluyla adam soyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robber. mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Kartay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstüne yatak konulup yatılan demir veya tahta kerevit, yataklık; Ar. serîr: Karyola kurmak, karyolada yatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedstead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. bedstead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedstead. bed having a headboard and a footboard. bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawl. detent. ratchet (on a ratchet wheel or capstan. ratchet. trip. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch on a ratchet wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

path. pathway. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot path. footpath. footway. packway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), içine kimyon konmuş, kimyon karıştırılmış: Kimyonlu köfte.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kıralp).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. contexte

1. dil b. bağlam, 2. db. çevre

1. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü. 2. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

context.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçmasını engellemek için hayvanın iki veye üç ayağına vurulan bağ: At kösteği; ata köstek vurmak. Süs için saate veye diğer süs eşyasına bağlanan ve üste takılan altın veya gümüşten yahut taklit madenden zincir, kordon: Saat kösteği; küpe kösteği. Boyun kösteği = Boyuna geçirilen uzun zincir. (denizcilik) Cıvadra bastonları altından bordalara alınan sabit halat. 4. Kösteği çözmek: Kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Estek kelimesinin tekrarı olarak kullanılır. Estek köstek = Mırın kırın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. tether. fetter. watch chain. albert chain. albert. fob chain. fob. clog. gyve. lanyard. shackle. sprag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shackle. watch chain. fetter. hobble. obstacle. tie. a drag on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. watch charm. key chain. obstacle. impediment. clog. trig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impede. to hinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı). Köstekle bağlamak, köstek vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hamper. to bring a job to a standstill. to hobble a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Köstek vurulmak. 2. Ayağına bir engel takılmak: At birden kösteklendi. 3. mec. Bir iş, yürümez hâle sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobbled. having a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race track. racing track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deynek ve sopa ile dövme, dayak, Ar. darb. Kötek vurmak, çalmak = Dövmek. Kötek yemek = Dövülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beating. thrashing. cudgeling. drubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cudgeling. beating. fustigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların bacaklarının arkasında, ayaklarının altına kadar uzanan ‘fleksor tendonu’ denilen bir kilitleme mekanizması vardır. Kuş uyuyacağı vakit bacaklarını kısar ve ağırlığı bu bağlantıya yüklenir. Bunun sonucu pençelerini tünediği yer etrafında iyice kapatır.

Bu kilitleme o kadar güçlüdür ki, kuşun minik gövdesinin salınımına hiç bir şekilde müsaade etmez. Kuş hareket edeceği vakit bacaklarını düzleştirir, tendon gevşer ve kilit açılır. Bu sayede kuşlar elektrik tellerinin üzerlerinde, evcil olanlar kafeslerinde incecik bir tel veya tahta parçası üzerinde düşmeden uyuyabilirler.

İşin bir başka ilginç boyutu da kuşların bir kısmının, özellikle leylek, flamingo gibi uzun bacaklı olanlarının sadece uykuda değil uyanıkken de tek bacak üzerinde durmayı tercih etmeleridir. Bu durum basitçe diğer ayaklarını dinlendirme olarak yorumlanır ama asıl sebep başkadır.

Kuşların bacaklarında tüy yoktur. Kar, buz veya soğuk sığ suların üzerlerine konduklarında, vücutlarından önemli miktarda bir ısı enerjisini bacakları yoluyla kaybederler. Bu nedenle tek bacakları üstünde durarak ciddi bir enerji tasarrufu sağlarlar.

Belki dikkat etmişsinizdir kuşların büyük bir kısmı uyurken kafalarını kanatlarının altına sokarlar. İşte bunun sebebi de kafalarından oluşacak ısı kaybını sıcacık tüylerinin altında önlemektir.

Kuşların niçin hep havada pislediklerini düşündünüz mü hiç? Kuşların, özellikle güvercinlerin yoğun olduğu yerlerde çok fazla kuş pisliği göremezsiniz, çünkü kuşlar tuvaletlerini havada yani uçarken yaparlar. Bu da nedense insanlar tarafından bir uğur olarak kabul edilir. Kafasına kuş pisliği isabet eden biri önce onu nasıl temizleyeceğini düşüneceğine en yakın piyango bayisini aramaya başlar.

Aslında üzerimize düşen kuşun dışkısı değil idrarıdır. Kuşun idrarında üre değil suda çözülemeyen ürik asit bulunur. Bu ürik asit toksik değildir, kendi vücutlarına zarar vermez {arabalarımızın boyalarını ise mahveder). Böylece idrarlarını yaparken su kaybını da önlemiş olurlar. Bu güç/ağırlık oranlarını korumaları için kuşlara tanınmış bir ayrıcalıktır.

Ancak bu durum kuşların hiç dışkıları yok anlamına gelmez. Kuşların pisliği genellikle beyaz renktedir ama ortasındaki küçük siyah kısım, dışkıdır. Yani kuşlarda idrar ve dışkı aynı anda aynı yerden atılır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lastex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lastex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hilekâr, kurnaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hilekârlık, kurnazlık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD, DVD ve manyeto optik (MO) sürücüler gibi geleneksel optik lazer teknolojileri, kırmızı lazer kullanarak verileri yazarlar. Fakat depolama sistemleri ve kayıt ortamı üreticileri, daha etkili mavi lazer kullanarak okuma ve yazma yolları geliştirmiştir. Mavi lazerler daha kısa optik dalga uzunluklarında çalışırlar, bu nedenle kırmızı lazer kullanan cihazlara göre aynı alana daha fazla veri yazabilir, verileri daha hızlı yazıp okuyabilirler. Blu-ray Disc ortamı mavi lazer teknolojisi tabanlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dört köşeli, uzun kereste. Elif’i mertek zannetmek = Cahil olmak, okur yazar olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. baulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tıbbın mikroplarla uğraşan kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hafızayı geliştirme sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fakr» dan if.) (mü. müftekıre). 1. Fakra düşmüş, fakir, züğürt. 2. Muhtaç, bir şeye ihtiyacı olan: Hiçbir şeye müftekir değilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakere» den if.). Yiyecek ve başka zarurî ihtiyaç maddelerini ucuz alıp biriktirdikten sonra fiyatlarını arttırarak satan, karaborsacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محتکر] vurguncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «lika» dan im.). İki şeyin ve bilhassa iki deniz veya nehrin birleşip biribirine kavuştukları yer: Mülteka’l-bahreyn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Kavuşma, buluşma, birleşme yeri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «lika» dan if.) (mü. mültekıyye). Iltika eden, kavuşan, buluşan, birleşen: Fırat, Dicle’ye mültekî olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lakt» tan lf.) (mü. mültekıte). Yerde bulunen şeyi kaldırıp alan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(MÜRTEKİB) (i. A. «rükûb»dan) (mü. mürtekibe). 1. Haram, kötü ve yakışmaz bir iş yapan, öyle bir işe tenezzül eden: Yalanı mürtekib olmaK. 2. Rüşvet alan, rüşvet karşısında iş gören: Mürtekip bir memurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ» dan imef.). 1. Şikâyet olunan. 2. Şikâyet, şekvâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Kibirlenen kendini büyük gören, büyüklenen. 2.Alah’a karşı büyüklenen kafir ve mülhid. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yetecek kadarını isteyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ’dan if.) (mü. müştekiyye). Şikâyet eden, şikâyetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who complains about / of. complainant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerâhet» ten imef.) (mü. müstekrehe). İğrenç, iskirâh olunan, mekrûh, nefret edilen: Pek müstekreh yer, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kabz» dan İf.) (mü. mütekabbıza). Toplanan, buruşan, çekilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kabl» den if.) (mü. mütekabile). 1. Karşılıklı, karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında bulunan. 2. (matematik) Zevâyây-ı mütekabile = Biri diğerinin karşısında bulunan açılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal. mutual. corresponding. correlative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEKABİLİ YYET) (a uzun) (i. A.). Karşılıklı olma, birbiri karşısında bulunma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocity. mutuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akd» den if.) (mü. mûtekide). 1. İnanan, bir şeye itikadı olan: Tenasühe mûtekid bir mezhep. 2. İtikat sahibi, inancı doğru ve sağlam, dindar: MÜtekid bir zattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudüm» dan if.) (mü. mütekaddime). 1. Karşılıklı, karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında bulunan, ileri geçen, baştaki: Bu iş diğerlerine mütekaddimdir. 2. Geçmiş eski, eskimiş. 3. Takdim olunan, sunulan, birinin önüne ve huzuruna götürülen: Filân tarafından mütekaddim hediyeler. (I. A. c. mütekaddlmîn). 4. Eski adam: Mütekaddimînin söylediğine bakılırsa, zıddı: müteahhir, müteahhirîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kuûd» dan if.) (c. mütekaidin). Emekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kılâde» den İf.) (mü. mütekallide). 1. Boyna takan. 2. Kuşanan, beline bağlayan. Mütekailid-i seyf = Kılıç kuşanmış. 3. mec. Üstüne alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kulûs» tan if.). Takallüs eden, gerilen, kasılan, kasılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den İf.). Tekâmül etmiş, gelişmiş, olgunlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» dan if.) (mü. mütekaribe). Yakın, birbirine yakın olan şeylerin herbiri. (edebiyat, Arûz’da) Bahr-i mütekaarlb = Her mısraında dört defa «feûlün» olan vezin, (matematik) Hutût-ı mütekaaribe = Bir noktaya doğru uzatılan çizgiler, Fr. convergent. (fizik) Eşi’a-i mütekaaribe = Bir noktaya toplanan ışınlar. Zıddı: mütebâid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan if.) (mü. mütekarribe) (c. mütekarribîn). Yaklaşan, yaklaşmaya çalışan, Tanrı’ya veya bir büyük zâta yaklaşmaya çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karh» dan İf.) (mü. mütekarrlha) (tıp). 1. Yaralı, çıbanlı. 2. Cerahatli, yara ve çıban çeşidinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesafet» ten if.) (mü. mütekâsife). Sıklaşmış, koyulaşmış, kesîf bir hâl almış: Mütekâsif cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kese!» den if.). Üşenen, tembellik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. «kesret» ten if.) (mü. mütekâsire). Kesretli, çok çoğalmış, (edebiyat, ArOz’da) Bahr-i mütekâsir = Arûz’ da bir vezin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kat’» tan if.) (mü. mütekatıa). Birbirini kesen, birbirinin üstünden geçen, ağ ve satranç şeklinde uzayıp çaprazlaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavs» ten if.) (mü. mütekavvise). Yay gibi eğri, eğrilmlş, bükülmüş, kavisli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kayh»dan if.) (mü. mütekayyiha) (tıp). İrinli, cerahat bağlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kibr» den if.) (mü. mütekebbire). Tekebbür eden, kibirli, azametli, ululuk satan, fodul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kibir ve azametle: Mütekebbirâne cevap verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten if.) (mü. mütekeffile). Tekeffül eden, kefil olan, kefâlet kabûl eden: O adam için, bu iş için ben size mütekeffillm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kelâm» dan if.) (mü. mütekellime). t. Tekellüm eden, söyleyen. 2. (edebiyat, gramerde) 1. şahıs: Ben, biz, gelirim, gideriz... gibi. Türkçe’de müfred ve cem’i vardır. 3. Nutuk söyleyen, hatip. (I. A. c. mütekellimîn). Kelâm konuşan (İslâm felsefesi) bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den if.) Tekevvün eden, hâsıl olan, meydana gelen, var olan, vücut bulan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتقد] inanan, inancında olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akf» den if.) (mü. mûtekife). Bir mâbet veya türbenin yanına çekilip vakit geçiren, İtikâf ve inzivâya çekilen: İki sene Harem-i Şerîf’e mûtekif kaldı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vekâ» dan ia). Dayanılacak Alet, koltuk değneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vekâ» den if.) (mü. müttekiyye). Dayanan, dayanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yakn» dan if.). Yakından bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مفتقر] yoksul. 2.bağlı, muhtaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتکب] kötü bir iş yapan, işleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتکی] şikayetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقابل] karşılıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقابله] karşılıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقابلا] karşılıklı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقدم] geçmiş, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقاعد] emekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکامل] olgun, tam, gelişmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکبر] kendini beğenmiş, şişinen, büyüklenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکدر] kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متکلم] konuşan. 2.birinci tekil şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kasbilim, anatomide adaleler konusu. myologist i. kasbilim uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Nitekim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nasıl ki, olduğu gibi. (bk.) Nite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeed. as a matter of fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as a matter of fact. just as. in fact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurtane).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Aydın ve güvenilir, emin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle course. mean course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle course. mean course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, Daha uzakça’ bulunan, diğer birine nisbetle uzak olan, uzağa işaret için olup, yakına mahsus olan «beriki» zıddıdır: Berikini bilirim, lâkin öteki kim? 2. Diğer, başka, öbür: Öteki iş nasıl oldu? Öteki eve nakledeceğiz. Öteki beriki = Olur olmaz kimseler: Öteki beriki gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other. second. the other. the other one. the one over there.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yanlış dönüş olması durumunda seyahatinizi otomatik olarak yeniden yapılandıran araba navigasyon sistemi

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorway. expressway. freeway otoban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway. the high roads. trunk road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorway. expressway. freeway otoban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway. motorway. the high roads. trunk road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz tek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yapısında emniyet ve güven taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) rüşvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çocuk biyolojisi, ruhiyatı ve sosyolojisi prensiplerinin tatbikî maksatla uygulanması, tatbikî çocuk ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dili ısırarak söyler gibi ve «r, I, ş» yi s gibi telâffuz ederek söyleyen. 2. Bu türlü telâffuzla: Peltek söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a lisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lisping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pelteklik peydâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop a lisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peltek olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lisp. lisping. impediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğrafların çekildiği andaki kadar canlı görünmesini sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Arıların barındığı yer olan altı köşeli mum yığını, balı alınmış gömeç. 2. Bu şekilde muhtelif şey parçası, tekerlek: Bir petek afyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeycomb. comb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Kovanda arıların içine bal yaptıkları göz, mum tekerleği. Kovan. 2.Minarenin şerefe ile külah arasındaki kısmı. Bacalarda külahın altındaki çıkıntılı kısım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı böceklerde olduğu gibi façetalı göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kullanılan bir cep saati çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Avrupa’da İspanya’nın batısında bir memleket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese. portugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugal. portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portugal. portugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa’da, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, İspanya’nın batıısnda yer alır.

Coğrafi konumu: 39 30 Kuzey enlemi, 8 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 92,391 km².

Sınırları: toplam: 1,214 km.

sınır komşuları: İspanya 1,214 km.

Sahil şeridi: 1,793 km.

İklimi: Ilıman deniz iklimi; kuzeyde hava soğuk ve yağışlı, güneyde daha kuru ve ılımandır.

Arazi yapısı: Tagus Nehrinin kuzeyi dağlıktır, güneyde inişli çıkışlı ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Ponta do Pico 2,351 m.

Doğal kaynakları: Balık, orman, tungsten, demir, uranyum, mermer, işlenebilir arazi, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %26.

daimi ekinler: %9.

Otlaklar: %9.

Ormanlık arazi: %36.

Diğer: %20 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,300 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Azores depreme meyillidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,066,253 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.5 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.94 yıl.

Erkeklerde: 72.44 yıl.

Kadınlarda: 79.68 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.48 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.74 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 36,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 280 (1999 verileri).

Ulus: Portekiz.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen Akdenizliler soyu; sömürgeleştirme döneminde Afrika’dan göç edip yerleşmiş olan zencilerin sayısı 100,000 civarındadır.

Din: Roma Katolikleri %94, Protestanlar (1995).

Diller: Portekizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.4.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Portekiz Cumhuriyeti.

kısa şekli : Portekiz.

Yerel tam adı: Republica Portuguesa.

yerel kısa şekli: Portugal.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Lizbon.

İdari bölümler: 18 bölge ve 2 özerk bölge; Aveiro, Acores (Azores), Beja, Braga, Braganca, Castelo Branco, Coimbra, Evora, Faro, Guarda, Leiria, Lisboa, Madeira, Portalegre, Porto, Santarem, Setubal, Viana do Castelo, Vila Real, Viseu.

Bağımsızlık günü: 1140 (5 Ekim 1910 tarihinde cumhuriyet bağımsızlığını ilan etmiştir).

Milli bayram: Portekiz Günü, 10 Haziran (1580).

Anayasa: 25 Nisan 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), A


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Portekizliler’in usulünde veya Portekiz dilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portoguese (people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun veya keçi postu. Deliye pösteki saydırmak = Birine içinden çıkılmaz bir iş verip uğraştırmak. Pöstekisini sermek, çıkarmak = Şiddetle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepskin. goatskin. fell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eteği olan. Uzun etekli = Etekleri kaldırıp bele bağlanan eski bir çeşit uzun eihise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Radyoloji, rönt gen mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiologue

ışın bilimci

Işın bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fizik ve tıbbın X ışınlarını konu alan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiologie

ışın bilimi

Işık, elektrik ve ısı ışınlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm disk ya da özel olarak programlanan bir seçim tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm CD, RMS programı veya istenen bir başlangıç noktası (A) ile bitiş noktası (B) arası tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(SAHTE-KAR) (i. F.). Bir şeyin taklidini yapan, yalandan ve düzme şeyler meydana çıkaran, kalpazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonest. fake. forger. impostor. phoney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساخته کار] sahteci. 2.kalpazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taklitçilik, sahte şey yapma, kalpazanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery. fraud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milky way. the galaxy. galaxy. via lactea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the galaxy gökyolu. hacılaryolu. kehkeşan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the Milky Way. galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneş sisteminin de içinde bulunduğu, yüz milyar kadar yıldızdan meydana gelmiş bir yıldızlar kümesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sav).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sebük).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. sémiologie

gösterge bilimi

İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını, işleyişini inceleyen bilim, im bilimi.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok sevilen, tek tutulan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Resim ya da çizimde renk ve tonlar arasında yumuşak geçişleri sağlayan gölgeleme yöntemi. İlk kez Leonardo da Vinci tarafından uygulanan bu yöntem, çoğu kez aydınlık alanlardan karanlık alanlara geçişlerde kullanılır. Bu tekniğin geliştirilmesiyle 15. yüzyılın keskin dış çizgili biçimleri belli bir yumuşaklık kazanmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinamathéque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Sosyoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sociologue

toplum bilimci

Toplum bilimi bilgini.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociologist. sociologist toplumbilimci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociologist. social student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Sosyal vâkıalar ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sociologie

toplum bilimi

Toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociology. social science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociology. sociology toplumbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociology. behaviouralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociological toplumsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit. - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravel road. macadam road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

STAMINA, her bir bileşenin güç tüketimini en aza indiren, tüm süreçleri dijitalleştiren ve birden fazla yongayı bir yongada birleştiren benzersiz bir Sony güç yönetimi özelliğidir. Güç tüketiminin önemli ölçüde azalması ve daha yüksek kapasiteli lityum iyon pillerin kullanılmasıyla, tek bir pil şarjıyla 17 saate varan çekim süresi elde edilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water route. waterway. canal. flume. gully. gutter. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sunguralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lane in a road set aside for the exclusive use of one type of vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaşş» tan masdar) (tıp). Tükürme, balgam çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kasr» dan mas.). Kusur etme, bir iş görmeye gücü varken görmeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kat» dan mas.). Birbirini kesme, birbirinin üstünden geçme: İki demiryolu hattı tekatû ediyor (Ar.’da birbirinden kesilip ayrılmak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «katr»dan). Damla damla akma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir), (tıp) İrinlenme, irin peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Gökkuşağı (kavs-i kuzah) şeklini gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak yolu, aydınlık yol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlığa götüren, yol açan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, dayanılır, sağlam kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir tane. 2. Çift mukabili: Tek dizgin, tek tabanca. lkiâdört, altı sayıları çift ve bir, üç beş sayıları tektir: Tek mi çift mi? 3. Bir çift teşkil eden İki şeyin herbiri: Bunun teki nerede? Tekini bulamadım. 4. Yalnız, tenha: Büyük bir evde tek ve tenha oturmak insanı korkutur. 5. Eşsiz, Ar. vahîd, Fars. yektâ: O adam bu memlekette tektir. 6. Rahat, sâkin: O adam tek durmaz. Tek başına = Kendi başına, yalnız, kendi kendine. Tek tük = Seyrek, nâdir: Tek tük bulunur; tek tük misafir gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F. «tâ ki» tâbirinden galat olmak ihtimali vardır). TS ki, yalnız şu maksatla, olsun da: Tek gelsin diye kendisine yazı yazdıracağımı söylemedim, tek çabuk yazılsın diye yazının güzelliğine ehemmiyet vermedim, tek gelsin de geç gelsin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Siberian ibex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

univocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand alone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alone. solo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand-alone. solitary. unaccompanied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tek/çift katmanlı Super Audio CD’lerde (SACD), sırasıyla bir ya da iki yüksek yoğunluklu katman bulunur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

single seater. single.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isolated instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monochrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monochrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mono.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral. ex- parte. one- sided. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. some. one or two. sporadically. occasional. sporadic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun düğmeye bastığınızda TV otomatik olarak kendini ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde on iki zamanlı bir küçük usûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unidirectional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one way road. one way street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun} (i, A, «kabl» den.1. Karşı karşıya gelme, rast gelme, yüz yüze gelme: İki ordu tekabül edip harbe giriştiler. 2. Karşılık olma, bir şeye karşılık, onun yerini tutma: Ettiğim Kizmet vaktiyle kendisinden gördüğüm iyiliğe tekabül etmiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. equivalence. compensation. reciprocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقابل] karşılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teklif). Teklifler. (bk.) Teklif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکاليف] öneriler, teklifler. 2.vergiler. 3.ibadetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz, benzersiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den). Kemal bulma, olgunlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکامل] olgunlaşma. 2.evrim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

olgunlaşmak, gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Öteye beriye kokarak arama. 2. Dalkavukluk, etme ve yüzsuyu dökerek birinin her işini tasdik edip kavuk sallama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تکاپو] telaş, koşuşturma. 2.dalkavukluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاریر] önergeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» dan). Birbirine yaklaşma, birbirine yakın gelme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقارب] yakınlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. taksit). Taksitler, (bk.) Taksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesâfet» ten). Kesafet peydâ etme, sıklaşma, koyulaşma, (y. k.) yoğunlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesel» den). Tenbellik etme, üşenme, kayıtsızlık, ihmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i A. «kasem» den). 1. Karşılıklı yemin etme, yeminleşme. 2. Bölüşme, bölüşülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr» den). Tekâsür-i zıyl = Muhtelif noktalardan gelip bir noktaya akseden iki ışının birbirinin tesirini kırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten). 1. Çoğalma, Ar. taaddüd (tekessür gibi). 2. Çoklukla övünme; bende, senden çok var diye bir şey hakkında birine karşı iddia etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکاثف] yoğunlaşma. 2.koyulaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoğunlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکاسل] üşengeçlik, tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکاثر] çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kat’» dan). Kesişme, çatışma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاطع] kesişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuûd» dan), ihtiyarlık veya bir sakatlık sebebiyle vazifesini terkle belirli bir maaş alarak çekilme, emeklilik: Tekaüd maaşı, tekaüd (emekli) sandığı, tekaüd olmak (halk arasında «mütekaid» yerine sıfat gibi de kullalnılır: Tekaüd bir memur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pension. retirement day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Tekaüd maaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (tekaüd sözü mütekaid yerine kullanılarak, asıl tekaüd mânâsı büyük hatâ olarak bu kötü tâbirle ifade olunur). Bir memur veya subayın tekaüd olması: Tekaüdlüğünü istemiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاعد] emeklilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

emekliye ayrılmak, emekli olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاعدیه] emekli aylığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. takvim). Takvimler, (bk.) Takvim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاویم] takvimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavs» ten). Kavislenme, eğilme, eğri biçime girme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz ay.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکایا] tekkeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). 1. Karşılaştırma, birbiriyle ödeşme. 2. Takas, birinin alacağını vereceğine karşı tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Alacaklının borçluyu sıkıştırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kizb»den). Karşılıklı yalan söyleme, birbirini aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKBİR) (i. A. «kibr» den) (c. tekbîrât). Allah’ın azametini anarak «Allahu ekber» deme. Tekbir getirmek, almak = Allahu ekber demek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکبير] Allahuekber deme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

Allahuekber demek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tekbîr, Fars. hânden = okumak). Tekbîr okuyan, tekbîr getiren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok değerli, eşsiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Memeli hayvanların Avustralya’da yaşayan bir takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keder» den) (c. tekdîrât). 1. Bulandırma. 2. Kederlendirme, keder verme. 3. Azarlama, Ar. tâzîr: Bir kabahati ilk defa yapınca tekdir etmeli; tekdir etmek; tekdir işitmek; tekdir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reprimand. severe reproof. upbraiding. dressing down. punishment. rating. reprehension. reproval. setdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکدیر] azarlama. 2.bulandırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tekdîriyye) (hukuk). Mücâzât-ı tekdîriyye = Kabahat çeşidinden olan suçların gerektirdiği hafif ceza.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz, benzersiz doğmuş olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. humdrum. flat. soul-destroying. drab. singsong. uniform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drab. dull. flat. humdrum. monotonous. toneless. workaday. drab monoton. yeknesak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. humdrum. soul destroying. uneventful. uniform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçinin erkeği. Yabanî teke = Dağ keçisinin erkeği. Tekeburnu = Kemerli ve büyük burun. Tekesakalı = Bir cins bitki. Deniztekesi yahut sadece teke = Karides.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İmparatorluk devrinde Muğla sancağının adı ki, Tekeoğulları’ndan gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billy goat. goat. he-goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billy goat. goat. shrimp. male goat. prawn. he- goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kibr» den). Kibirlenme, büyüklük taslama, Ar. taazzum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکبر] büyüklük taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. 2.Çayırlarda biten bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keder» den). 1Bulanma, saflığı kaybetme. 2. Kederlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keff»den). Avuç açma, dilenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefalet» ten). Kefalet verme, taahhüt etme: O adamın bu parayı vereceğini ben tekeffül ederim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفل] kefil olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kefil olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly. monopoly inhisar. monopol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly. sole trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist. monopolistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (keçi) Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (erkek keçi) Hücum etmek, azgınlık etmek. 2. mec. Görgüsüz adam zengin olup burnu büyümek, ne oldum delisi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into a monopoly. monopolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten) (c. tekellüfât). 1. Bir zahmete, zahmetli bir işe katlanma: Bu kadar tekellüfe ne hacet? 2. Özenme: Bu şiirde tekellüf vardır; tekellüf ile yapılmış bir iş olduğu anlaşılıyor. 3. Gösteriş, sahte tavır ve hareket, özeniş: Tavır ve hâlindeki tekellüf pek soğuktur. Bî-tekellüf, bilâ-tekellüf = Ozenmeksizin, tabiî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan). Söyleme, konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kils» ten) (kimya). Kirece dönme, kireç hâline geçme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکلم] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den) (s. tekemmülât). Kemale erme, kemal bulma, mükemmel olma, olgunlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturation. being perfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kümün» dan) Pusuya yatma, pusu tutma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکمل] tamamlanma. 2.olgunlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tamamlanmak. 2.olgunlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlanmayı tasvir edip «meker» le beraber kullanılır: Teker meker yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekerlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk. one at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birer birer, ayrı ayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individually. singly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one by one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Olamayacak şeyleri olur duruma getirmek. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. yuvarlanmak demek olan «tekürmek» ten). 1. Yerde yuvarlanarak yürüyen daire biçimli şey ki, çok defa mihverlerinden bağlı bir çift olur: Araba tekerleği. 2. Tekerleğe benzer şey: Peynir tekerleği; bir tekerlek balmumu. Dört köşeli tekerlek = mec. Yürümez iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. tire. tyre. roller. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire. disc. disk. rim. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Masalların başlarında söylenen mânâsız, fakat hoşa giden söz yığını. 2. Bir dilin hususiyetine mahsus ifadeler: Bir berber bir berbere...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister. nursery rhyme. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. jingle. playful formula used in folk narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Yuvarlak şeyi harekete geçirip yürütmek: Arabayı tekerlemek. 2. Dikkatsizlikle salıvermek, kaçırmak: Lâkırdı tekerlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlanmak, yuvarlanarak yürümek yahut düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rolled. to roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr.den) (c. tekerrürât). Bir daha olma, bir daha vuku bulma, tekrarlanma: Bu kelime çok tekerrür ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recurrence. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repetition. recurrence. repetition of a crime or offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکرر] tekrarlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tekrarlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten). Çoğalma, çok olma: Hayvanların tekessürü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکسر] kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکثر] çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den) (c. tekevvünât). Var olma, vücut bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekevvün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکون] oluşum, oluşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.oluşmak. 2.meydana gelmek, olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکونات] oluşumlar, oluşmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «keyf»ten). Keyiflenme, keyiflendirecek bir şey alma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکيف] keyiflenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten) (hukuk). Kefil gösterme, kefalet ettirme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفيل] kefil etme, kefil gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefen» den), (ölüyü) Kefene sarma, kefenleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفين] kefenleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küfr» den). Küfre nisbet etme, küfür isnâd etme, birinin bir söz veya fiiline dayanarak kâfir olduğuna hükmetme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفير] kafirlikle suçlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Hâkim, Amir Tekfurdağı, tekfur sarayı 2. Bizanslı sınır beyi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül ailesi içinde benzeri olmayan güzellikte. Yalnız gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (uyd. k.). Teklik, müfred.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tequila.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tequila.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir tane, Fars. yektâ, yegâne, bî-misl, bîmânend. 2. Boş: Bu ev, bu adam tekin değildir (yani boş değildir, cinlerden uzak değildir, cinler musallat olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious. deserted. empty place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Boş, ıssız. 2.Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. 3.Tek, eşsiz. 4.Uyanık, tetikte. 5.Şehzade, prens. 6.Uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted. eerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Biricik ve hayırlı ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uğurlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), ilkel topluluklarda uğursuz şey, tabu. (bk.) Tekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Siyah benek yahut çizgilerle karışık kül renginde: Tekir kedi, kaplan. Tekirördeği = Bu renkte bir cins ördek. Tekirbalığı = Barbunyanın küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabby. tabby. tabby cat. mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked with spots. tabby. striped goatfish. striped. spotted. tabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to renew a request. to reissue an order. to reiterate a statement. to confirm. to corroborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dervish lodge. can. jug. poky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dervish lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit 'corner,' a dervish gathering place, synonymous with Khaniqah and Zawiyya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dominant Turkmen tribe in the second half of the nineteenth century, makers of a great variety of refined weavings Their carpets, eagerly collected by Europeans, were baptized 'Royal Bukhara' by merchants wishing to enhance their appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large Turkoman tribe currently inhabiting the northeastern part of Iran and the area around Herat in Afghanistan 19th century rugs are very sought after by collectors today and the rugs' designs are usually of brownish red fields decorated with rows of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misfire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chug. malfunction. to miss. to stammer. to pink. to ping. to thin. to single. to stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to miss. to misfire. to stutter. to stammer. to falter. to jam. to misfare. to single. to skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten) (c. teklîfât, tekâlif). 1. Birinden zahmetli ve diğeri hakkında faydalı bir iş isteme, böyle bir iş veya şartın kabûlünü yükletme: Bana, yapamıyacağım bir iş teklif ediyor; bu, ağır bir tekliftir; bana bu teklifi etmeyin, bunu teklif etmeyin. 2. Yabancıya edilen muamele, yakın ve lâubâli olmayanlara yakışır resmî muamele: Teklifle kabûl etmek, aramızda teklif yoktur. 3. Şeriat veya devlet düzeninin herkese yüklediği vazife veya ödenmesini emrettiği meblâğ, vergi (bu mânâ ile ekseriya cem’i, tekâlîf kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proposal. offer. bid. tender. motion. offering. overture. proffer. proposition. resolution. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. estimate. offer. offering. proposal. proposition. resolution. submission. tender. suggestion. motion. etiquette. formality. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motion. offer. proposal. suggestion. formal ceremony. bidding. nomination. offering. proffer. proposition. question. resolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکليف] öneri. 2.vergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکليفات] öneriler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teklif ile yapılan. 2. Resmî muamele edilmesi gereken: Teklifli bir misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arada teklif olmayan, resmî muamele edilmesi gerekmeyen, içli dışlı, senli benli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal. unceremonious. related. easy. casual. unconstrained. without ceremony. cheek by jowl. without circumstance. at ease. familiar. folksy. free. frc- and-easy. frc- form. hail fellow well met. laid back. rakish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal conversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unceremoniously. familiarly. casually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informality. lack of ceremony or constraint. casualness. familiarity. fellowship. frc- and-easiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). 1. Müfred, bir şeyin tek olması (uydurması: tekil). 2. (argo) Bir lira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «iklîl» den). Birinin başına taç veya yaprak ve çiçekten çelenk koyma, Ar. tetvîc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kils» den) (kimya). Kirece çevirme, kireç hâline koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «tepme» den galat). 1. Hayvanın art ayağı ile vurması, çifte atması: Tekme vurmak, tekme atmak. 2İnsanın ayakla vurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kick. hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kick. boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tekme atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boot. kick. to kick. to boot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to kick sb. boot. hoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kicked. to get a kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all. the whole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکميل] tamamlama. 2.bütün, tüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den) (c. tekmîlât). 1. Olgunlaştırma, kemâle erdirme. 2. Bitirme, sona erdirme, tamamlama: Bazı işlerini tekmil etti. Tekmil-i sülüseyn = Otuzu doldurarak, tam Otuz hesap ederek (eskiden hilâl görülemediği vakit Arafeî 3yi tüm otuz gün hesap etmek hakkında kullanılırdı); HiUİ go’rülemediği takdirde tekmîl-i sülüseyn ile falan gün bayram olacaktır. 3. Bütün, hep, tamamı: Tekmil Alem bilir; tekmil işlerimiz böyledir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکمله] ek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tekmil).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tek parça ağaçtan veya tahtadan yapılma kap: Hamur, çamaşır teknesi. 2. Çeşme suyunun döküldüğü ve ekseriya hayvanların su içtiği taştan büyük kap: Çeşme teknesi; taş tekne. 3. Gemi ve kayığın direk, yelken vesaire dışındaki asıl kısmı: Bu geminin teknesi pek eskidir; o vapurun teknesi sağlamdır ama makinesi işe yaramaz. 4. Tanbur ve bozuk gibi musiki Aletlerinin sesini çınlatmaya yarayan yarım küre şeklindeki kısımları. Teknede hamur = Hazır iş. Tekne kazıntısı = mec. ihtiyarlıkta doğan zayıf ve cılız çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat. ship. hull. trough. tub. bottom. glider. vat. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat. trough. tub. vat. vessel. hull. wooden trough. ship's hull. ship. craft. sink. basin. tank. syncline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. tub. vat. trough. boat. hull of a ship. basin. bucket. pan. tray. ship's body. sink. keel. kid. sail. hulk. hutch. hog. hopper. beck. skip. bottom. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Yalnız bir sanata, bir ilme ait olan: Teknik ifade, teknik tâbir. 2. Fen ve matematik gibi tatbikî ilimlerle alâkalı. 3. Usul, tarz, hareket şekli: Kolaydır ama, tekniğini bilmek lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical. technic. technique. technics. technic. mechanism. practice. science. style. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical. technique. technics. technology. method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical. tech. the mechanics. technics. technique. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Technical Analysis)

Geçmişte piyasada oluşmuş çeşitli verilerin, bilgisayar ve grafikler yardımıyla geleceği tahmin etmede kullanıldığı bir değerleme yöntemidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical education / training. technical instruction / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering college. polytechnic. technical school. technological school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical university.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Al.). Teknisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. technician teknikçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bir işin ilim tarafından ziyade tatbikatıyla uğraşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. operator. operative. engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. mechanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. operator. repairman. technical man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. -A. «künye» den). Bir kimseye Arap usûlü üzere künye koyma, ebû falan yahut ibni falan künyesini verme: Sehâbe-i kiramın çoğunu doğrudan doğruya Hz. Muhammed tekniye buyurmuştur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technology. technic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technology. technology uygulayımbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technologic. technological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technological. technological uygulayımsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anneye veya babaya çocuğun ismini verme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin tek parmağı olan hayvanları (gergedan gibi) içine alan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKRAR) (i. A). Bir işi bir daha yapma, yenileme: Bir sözü, bir ricayı tekrar etmek. Tekrâr-ale’t-tekrâr = Defalarca tekrar ederek. Be-tekrâr = Bir daha, yine, bir def’a daha: Tekrar geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. anew. over again. over. all over. repeat. repetition. reiteration. recap. recapitulation. recurrence. re-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. anew. over again. over. all over. repeat. repetition. reiteration. recap. recapitulation. recurrence. re-. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. repeat. repetition. recurrence. over. over again. once more. all over. anew. reissue. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکرار] yine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retrieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again and again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over and over again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrarlanarak, defalarca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکرارا] tekrar tekrar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recursion. repetition. return. repeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeat. repetition. reprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir başlangıç noktası (A) ile bir bitiş noktası (B) arasında işaretli bölüm tekrarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir daha yapmak, tekrâr etmek: Bu sözü tekrarlamayın; bu tâbiri çok tekrarlamışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeat. reiterate. say over. duplicate. go over. ingeminate. iterate. play back. re-enact. rebroadcast. recap. recapitulate. recur. rehearse. relapse. renew. replicate. retell. return. say.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. echo. reiterate. renew. repeat. rerun. retrace. to repeat. to reiterate yinelemek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repeat. to do sth again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir daha yapılmak, tekrar edilmek: Bir sözün bu kadar çok tekrarlanması iyi bir şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repeated yinelenmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be repeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir daha yaptırmak, tekrar ettirmek: Dersini tekrarlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb repeat sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekrar edilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked by repetition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den) (c. tekrîmât). Yüceltme, hürmet etme, büyütme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکریم] saygı gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ululama, saygı gösterme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tekrim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüceltip hürmet ederek, hürmet ve tâzîm maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerre»den). Tekrarlama, tekrar etme, bir daha yapma veya söyleme: Bir sözü tekrir etmek («tekrar» dan farkı yok gibidir. Fakat bazı edebi eserlerde «tekrir» «güzel, sanatlı tekrar» mânâsında kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکریر] tekrarlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sen teksin, eşsizsin anlamında. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(1.). Musiki eserinin çoksesli olmaması, çokseslilik zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesb» den). Kazandırma, Osm. kesbettirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKSİF) (i. A. «kesâfet» ten). 1. Koyu ve sık yapma, bir sıvıyı koyulaştırma, dokuma vesaireyi sıklaştırma. 2. Şeffaf bir cismin şeffaflığını giderme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condensation. inspissation. thickening. densening. concentration. making sth opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکثيف] yoğunlaştırma. 2.toplama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoğunlaştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKSİR) (i. A. «kesret» ten). Çoğaltma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication. duplication çoğaltma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication. copying. making duplicates of sth written. increase. argumentation. multiplication. propogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکثير] çoğaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çoğaltılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çoğaltmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine. duplicator. manifold writer. manifolder. mimeograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz bir soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. texte

metin

Basılı veya el yazması parça.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Dokuma. 2. Dokumacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. textile

1. dokuma, 2. dokumacılık

1. Dokumak işi. 2. Dokumacının yaptığı iş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. textiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. soft goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tek tanrıya inanan, Ar. muvahhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketebe» den). Yazdırma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. Avustralya ve diğer bazı yerlerde bulunan ve atmosferin dışında oluştuğuna inanılan cam gibi yuvarlak cisimler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Parçalanıp dağılmış yer tabakalarının birbirleriyle olan alâkasını araştıran jeoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tectonics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den) (c. tekvînât). 1. Var etme, vücuda getirme, vücut verme, hâsıl etme. 2. Yaratış, Fars. Aferîniş. Ar. halk, hilkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکوین] yaratma, var etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکيه] tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tekâyâ). 1. Dayanma, Ar. istlnad. 2. (belki «tekyegâh» tan kısalma) Bir şeyhin idaresinde dervişlerin oturduğu, zikr ve mukabele ile uğraştıkları hususî bina, Fars. hânkah, dergâh, Ar. zâviye (Türkçe’de ekseriya ve cem’i daima bu ikinci mânâ ile kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dayanacak yer, Fars. istinad-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tekye, Fars. nişesten = oturmak). Tekyede oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکذیب] yalanlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yalanlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yalanlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKZİB) (i. A. «kizb»ten). Yalan isnâd etme, yalancı çıkarma, yalan olduğunu belirtme: Beni, benim sözümü tekzip etmek istiyor; gazetelerin neşrettikleri havadisi resmen tekzip ettiler; o gazete, bugün yazdığını yarın tekzip eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denial. contradiction. denial yalanlama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaring sth to be false. disclaimer. calling sb a liar. confutation. contradiction. dementi. denial. impugnment. refutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to declare sth to be false. to deny. to disclaim. to call sb a liar. to show sb to be a liar. to make a formal denial of a declaration. confute. contradict. controvert. impugn. return a denial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, o sırada ekranda gösterilen teletekst sayfasını takip eden sayfaları kaydeder. Böylece bundan sonraki sayfalara doğrudan ve daha hızlı biçimde ulaşabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sağlamlaştırma, takviye ve tahkim etme. 2. Evvelce yazıldığı, söylendiği hâlde yapılmayan veya cevabı gelmeyen bir mevzuyu tekrarlama: Tekid ettiler. 3. (Arapça gramerde) Bir kelimeyi sağlamlaştırmaya yarayan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Sağlamlaştırarak, kuvvetlendirerek. 2. Evvelce yazılıp neticesi alınmayan yazışmayı tekrar ederek defalarca: Tekîden yazdılar

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Biricik, uğurlu tuğ. 2.Büyük Selçuklu’ya bağlı Börüler Hanedanı’nın kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Yücelikte eşsiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneş tayfında bulunan ve yapma olarak da elde edilen ışın, morötesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ultraviolet

fiz. mor ötesi

Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemdeki organik madde üretimini belirlemeyi, inceleme ve araştırma konusu olarak almış bulunan ekoloji dalıdır. Ekosistemdeki madde üretimiyle, enerji tüketimi arasındaki ilişkileride inceleyen toplum ekolojisi dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek, yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (m. atîk). Eskiler, atîkler. (bk.) Atîk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uz - tekin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highway driver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. musiki). Kemanın bir beşli pesti olan yaylı çalgı, Fr. alto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Kemânî, keman çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Keman ailesinden bir yaylı çalgı, çello.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello. violoncello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cello. violoncello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Viyolonsel çalan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer, güçlü, erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Havaya tâbî, rüzgâr ne taraftan eserse o tarafa dönen, sebatsız, dönek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeler).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geçecek yer, Ar. tarîk, Fars. râh: Buradan karşıya yol var mıdır? Bu yol nereye çıkar? 2. İnsan ve hayvanların her vakit geçmesiyle basılıp belli olan çizgi, çığır: Dağ yolu, keçiyolu. 3. İnsanlar ve arabalar geçmek üzere yapılmıiş çizgi, tarîk, sebîl: Asfalt yol, yol yapmak. 4. Çizgi, hat, sopa: O kumaşın kırmızı yolları vardır. 5. Yürüyüş, hareket, sürat: Bu vapurun yolu nasıldır? Yolu yoktur. 6. Usul, üslûb, tarz: Bu yolda bir şey yapmalı, o, başka yoldadır. 7. Usul, Adet: Bu iş yolunda değildir, her işin yolu vardır, yoluyla yapmak. 8. Gidiş, tavır, hâl: Tuttuğunuz yolu beğeniyorum. 9. Uğur: Sizin yolunuza canımı feda ederim. Araba yolu = Araba geçebilecek muntazam yol, şose. Yol aramak = Tedbir almak. Yol almak = ilerlemek. Ayakyolu = Abdesthane, halâ. Yol vurmak = Eşkıyalık etmek. Yola vurmak = Yolcu geçirmek. Yolüstü = Yolun üzerine tesadüf eden, önünden geçilecek. Yol uğrağı = Yolun uğradığı, yol üstü. Uğrun yol = Hırsız yolu, gizli yol. Ulu yol = Cadde. Yolunu bulmak = Çaresini bulmak. Yol bilir = Usul bilir, terbiyeli. Paytak yolu = Yayakaldırımı. Pîr yoluna = Bedava. Tatar yolu = Posta yolu, cadde. Yol tezkeresi = Müruriye, pasaport. Yola çıkmak = Hareket etmek. Yola çıkarmak = 1. Hareket ettirmek. 2. Yolcu etmek. Yoldan çıkmak = 1. Demiryolu katarı veya tramvay kendi yolundan dışarı fırlamak. 2. mec. Sapmak, kötü yola düşmek. Yol harcı = Yol masrafı, harcırah. Dörtyol ağzı = İki yolun kesişmesiyle dört yolun merkezi olan yer. Yolu düşmek = Tesadüfen geçmek, münasebet almak: Yolunuz düşerse bize uğrayın. Yola düşmek = Yola çıkmak, Osm. revân olmak. Sidikyolu = Mesâne kanalı, ihlîl. Yol şaşmak = Çatallaşmak, karışmak. Yol hiç şaşmıyor: Sapmıyor. Yola salmak = Defetmek. Su yolu = Yer altında su geçmeye mahsus örtülü kanal. Top yoluna gitmek = Heder olmak. Yol tası = Sefer tası. Yol tutmak = Bir işe, yola girmek. Yoldan kalmak = Engel yüzünden gidemeyip geri kalmak. Kaçamak yolu = Bahane, çekilmeye vesile. Yola koymak = Düzenlemek, nizamına koymak. Yoldan koymak = Geri bırakmak, gitmesine mâni olmak. Yola gelmek = 1. Hâlini düzeltmek. 2. Razı olmak. Yol görünmek = Yolculuk çıkmak. Gözler yolda kalmak = Çok beklemek. Yol göstermek = Rehberlik etmek. Yoluna girmek = Islâh olunmak, düzene girmek. Yolunda = Gereği gibi, münasip, lâyık. Yol vermek = 1. İzin vermek, kovmak. 2. Denizde veya karada bir vasıtanın arkasına kalmak. Yola yatmak = Kabûl etmek. Yanlış yol = Yanlış inanç. Yol yol = Çizgili: Yol yol kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itinerary. road. angle. approach. avenue. channel. cutting. expedient. gateway. handle. itinerary. journey. meatus. outlet. path. road. route. tack. thoroughfare. trail. via. walk. way. weigh. wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

access. artery. course. dodge. expedient. lane. line. manner. means. method. mode. order. path. process. recipe. road. route. rule. streak. tack. way. ways. street. stripe. passage. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. path. way. access. alley. course. form. frontager. line. means. measure. method. order. outlet. process. proprieties. road. rule. sort. streak. street. stripe. system. tack. thoroughfare. tracing. track. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. marshal. pilot. shepherd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. guide. instruct. lead. pilot. take in tow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fare. travelling money. turnpike money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. dismiss. send about one's business. to make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yol gösteren, kılavuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yola çıkıp giden, misafir, seyyah. 2. Vapur, tren, uçak vs. gibi bir nakil vasıtasında bulunanlar: Bu vapurda yolculara iyi bakıyorlar. 3. Bir yola ve bir seyahata hazırlanmış adam: Ahmed yolcudur. 4. Ümitsiz hasta, ahret yolunu tutmuş adam: Biçare, galiba yolcudur. Yolcu olmak = Yola ve seyahata hazırlanmak. Yolcu çıkarmak = Geçirmek, Osm. teşyî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fare. passenger. pilgrim. traveler. traveller. voyager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passenger. traveller. goner. traveler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fare. journeyer. passenger. traveller. viator. voyager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggage. luggage. things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Seyahat, sefer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruising. itinerary. headway. journey. peregrination. travel. trip. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. journey. run. travel. voyage. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. tour. travel. voyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birlikte yola çıkan adam, yol ve seyahat arkadaşı. 2. Arkadaş, Ar. refîk, Fars. hempâ. 3. Vaktiyle yeniçeri ortasının Azası. 4. (Rus ihtilâlinden sonra) Komünist, aynı yolun yolcusu. Kapıyoldaşı = Efendileri müşterek olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. comrade. consort. fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. comrade. fellow. fellow traveller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol ve seyahat arkadaşlığı, Osm. hemrâhlık. 2. Arkadaşlık, refakat. Yoldaşlık etmek = Birlikte seyahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camaraderie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çektirip kopartmak, söktürmek: Bahçenin otlarını yoldurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yolgeçen hanı = mec. Girip, çıkanı çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumurta sarısı; yapağı yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. shipment. sending. forwarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwarding. referral. shipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yola çıkarmak, göndermek, Osm. irsâl etmek: Adam, mektup, haber yolladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey. dispatch. expedite. forward. order away. send. send forth. send off. send out. ship off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch. emit. send. to send. to dispatch. to forward. send off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forward. send. send off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yol almak, ilerlemek, Osm. kat’-ı tarîk etmek: Gemi yollandı. 2. Gönderilmek, Osm. irsâl olunmak: Mektup yollandı mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir türlü yolu olan: Uzun, kısa yollu. 2. Yolunda, usûlünde, nizamanında olan: Yollu, yolsuz bir iş oldu. 3. Çizgili, sopalı: Yollu kumaş, mavi, penbe yollu. 4. Filan tarz ve üslûbunda olan: Nasihat yollu sözler. 5. Hızlı giden: Bu araba yolludur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripy. having roads. striped. loose. slut. slag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barred. high speed. streaky. striated. striped. stripy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yolculuk sırasında yemek için hazırlanan yiyecek. 3. Yol keçesi. 4. Yol masrafı, harcırah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling allowance. provisions for a journey. travelling expenses. travelling rug. hall rug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadheading pay. transportation allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekip koparmak, Osm. kal’ etmek: Ot, kıl yolmak, saçını, sakalını yolmak. 2. Soymak, dolandırmak, malını gasbetmek: Zavallı adamı yoldular. Saç, baş, yüz yolmak = Çok üzüldüğünü ifâde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. fleece. pull. screw. strip. to pluck. to tear out. to strip bare. to rob. cheat. to milk. to bleed. to fleece. to rib sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick. pluck. pull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yolunda olmayan, münasip ve lâyık olmayan, münasebetsiz, Fars. nâ-hemvâr: Yolsuz iş, yolsuz hareket. 2. Nizam ve usûle aykırı. 3. Eskiden esnaf arasında veya kâhyaları tarafından işten men’olunmak cezasına uğratılmış: Filân arabacıyı yolsuz ettiler. 4. (argo) Parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless. unlawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improper. irregular. trackless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Münasebetsizlik, münasebetsiz hâl. 2. Nizamsızlık, usûle aykırı hareket. 3. Esnaf arasında işten menetme cezası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defraudation. graft. lawlessness. malpractice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graft. illegality. malpractice. lack of roads. pennilessness. being broke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregularity/corruption. corrupt practices. fraudulent conversion. graft. irregularity. malpractice. malversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüyleri yolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip koparılmak, Osm. nez’ ve kal’ edilmek. 2. Saçını yolarak üzüntüsünü göstermek, matem etmek, yırtınıp ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yönü olan, üzerinde bir yön varsayılmış olan (vektör, eksen).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yüce).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Hayvan yetiştirme tekniği.

Türkçe Sözlük by