Tel-kari ne demek? | Tel-kari anlamı nedir? | Tel-kari

Tel-kari anlamı nedir?

Tel-kari ne demek?

Tel-kari anlamı nedir?

Tel-kari | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tel kari

Türkçe Sözlük

(bk.) Tel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. franchise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belkemiği, omurga kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Yakından, çok geçmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yakın vakitten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قریب] yakında, yakından, çok geçmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay phone. pay telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antilop; ceylan, gazal, ahu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apart hotel. apartment hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). Yunan filozofu Aristo'ya ait; (i). Aristo nazariyeleri taraftarı. Aristotelianism (i). Aristoculuk. Aristotelic (s). Aristo'ya veya felsefesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr) imalâthane, atölye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zanaat sahiplerinin veya sanatçıların çalıştıkları işyeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önemsiz şey; bilardoya benzer bir oyun; çoğunlukla piyano için bestelenmiş kısa ve hafif parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sığır cinsine has.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. (bâme»den gelir ki sakal demektir). 1. Alt dudağın altındaki kıllar. 2. Sazın en kalın ses veren teli. Bamteline basmak = Hiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. F. T.). Beste yapmak, Fr. composer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. to compose. to set to music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compose. make up. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu Hindistan'da yerlilerin çiğnediği fındığa benzer bir yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek kabartmalı bir çeşit kumaş; özellikle ispanya ve italya'ya has bir çeşit renkli süs mermeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kartel, ticaret birlikleri veya sendikalar arasında yapılan anlaşma; savaş halinde olan devletlerin esir mübadelesi için aralarında yaptıkları anlaşma; düelloya davet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale kumandanı veya muhafızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kale tipinde inşa edilmiş, mazgallı ve kuleli olarak yapılmış; çok kulesi olan castella'tion (i). mazgallı barbata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکاری] cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobile phone. cell phone. cellular phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

GSM phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazı bilmeyen ekmekçi vesair esnafın tuttukları hesap Aletidir ki, uzunlamasına ikiye ayrılmış bir çubuktan ibarettir. Gerektiği zaman çubuğun alıcı ve satıcıda bulunan iki parçası birleştirilerek üzerine bıçakla eski Latin rakamlarına benzer rakamlar veya sadece kertikler çentillr ve biri satıcıda, diğeri de alış veriş eden adamda kalır: Çetele tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tally. tally stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tally. tally stick. notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegram with notice of delivery. reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şato sahibi kadın; buyük ve güzel bir evin hanımı; kadınların anahtar taşımak için bellerine taktıklan zincir; kadınların yakalarına taktıkları süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). menkul mal, taşınır mal; köle. chattel mortgage menkul rehin. goods and chattel ev bark.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arka ayaklarıyla tepmek (at, katır vs.). 2. sert havalarda geminin ikinci demirini de atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. İki art ayağıyla birden vuran: Çifteli katır. 2. mec. Hilekâr, madrabaz, serseri: Çifteli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstanbul menşeli bir oyun ve oyun havası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of employment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarıya atılmak, ihraç olunmak: Erkenden evden çıkarıldı. Dolaptan bir kitap çıkarılmış. 2. Tard edilmek, kovulmak: Mektepten çıkarıldı. 3. Alınmak, suyu veya özü alınmak: Bu çiçeklerden güzel su, bu sütten yağ çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken out. to be expelled. to be extracted. to be omitted. to be produced. to be published.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Cântllk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). müşteriler, müvekkiller, hastalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). takımyıldız, burç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). counterespionage.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Surgu darısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iplikle örülen yahut bazı kumaşların kenarına işlenen türlü biçimde ince örgü, tentene. Dantel ağacı: Dulaptalgillerden, Antiller’de yetişen bir ağaç (lagetta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lace. ruche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lace. lacework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lace. lacework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü göz göz oymalı, taşı andıran bir çeşit polip birikintisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in sheaves. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbed wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbed wire. basket wire. wire entanglement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Uyuşmuş, anlaşmış devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi akreb dilimizde kullanılmaz). Yakın akrabalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقارب] yakınlar, akrabalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerem). Keremler, cömertlikler, (bk.) Kerem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. highbrow. egghead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egg head. pseudo-intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. şekil veren neden veya kuvvetin gerçekleşmesi, entelekya; bireysel olgunluğa erişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. intellect

ruh b. anlık

Anlama gücü.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. intellectualisme

fel. anlıkçılık

Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral. longhair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. anatomi). İç zarların dış tabakası: Geniş ağız, mide gibi iç boşluklar epitelyumla kaplıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. adjournment. delay. putoff. suspension. suspense. continuance. holdover. procrastination. respite. retardation. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay. suspension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjournment. deferment. postponement. putting back. putting off. standoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erteye bırakmak, bir gün geriye atmak: Orada ertelemeye mecbur oldu, yemek ertelerse bayatlaşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. delay. adjourn. defer. suspend. carry over. continue. hang up. hold off. hold over. lay aside. lay by. lay over. leave over. procrastinate. reserve. respite. scrub. shelve. sidetrack. stay. table. waive. put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. defer. delay. postpone. shelve. stay. suspend. to postpone. to delay. to defer. to put sth off. to put sth back. to hold over. to adjourn. to suspend. to adjurn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postpone. defer. to postpone. to delay. to defer. to put off. to adjourn. carry over. continue. hold over. procrastinate. put back. put over. remit. respite. stall. stand adjourned. stay. suspend. table. wait. waive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postponement. deferment. adjournment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be hung up. lie over. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be postponed / deferred / delayed. to be put off. to stand adjourned. to be delayed. to lie on the table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Fedakârlık, fedâkâr olanın hâli, menfaatini, canını fedâ etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فداکاری] özveri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. fıkrarîyye). Omurga kemiğine alt: AmOd-ı fıkarî = Omurga kemiklerinin teşkil ettikleri zincir ki, vücudun direği yerinde olup, ensenin başlangıcından kuyruksokumuna kadar uzanır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philatélie

pulculuk

Pul derleyiciliği veya derleyenlere satma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. philatéliste

pulcu

Pul derleyen veya derleyenlere pul satan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (told telling) önceden haber vermek; kehanette bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تأليف] birleştirilemez, uzlaştırılamaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the papers. printed word media.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newspaper rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newspaper rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Günahkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güvertesi olan, yani üstü döşeme ile örtülmüş gemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. -la) bazı böcek ve kabuklu hayvanların emme organı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bisiklet turuna çıkan veya yürüyerek seyahat eden gençlerin kaldıkları han; talebe yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski han, otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İnkâriyye). İnkârla alâkalı, yollu. Istifhâm-ı inkârî = Olmaz maksadiyle olur mu yollu sual.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Intel’İn eski İşlemcilere göre iki kat güçlü fakat aynı boyutta olan işlemcisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). İdrakin -duygu ve iradenin üstünde olduğunu kabul eden doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akıl, zihin, idrak, anlık; akıl sahibi kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlama, anlayış, idrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. akli, zihni; akıllı, yüksek zekâ sahibi; çok okumuş, âlim, bilgili, münevver; i. münevver kimse, entellektüel kimse. intellectuality i. münevverlik, zihni kabiliyet. intellectually (z.) zeka ile, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münevverlik, anlıkçılık, ilmin mantıktan çıktığını ileri süren kuram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akla fazla kıymet veren kimse; ilmin mantıktan çıktığını iddia eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) âlimce ifade etmek; düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) akıl, zekâ, anlayış; istidat; zekâ sahibi; malumat, haber; bilgi, vukuf. intelligence bureau istihbarat bürosu. intelligence quotient zekâ bölümü, öIçülmüş zeka derecesini gösteren rakam. intelliqence service istihbarat teşkilâtı. intelligence te

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akıllı, zeki, anlayışlı; kabiliyetli; maharetli, usta. intelligently (z.) akıllıca, anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aydınlar, münevverler sınıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) anlaşılır, idrak edilebilen. intelligibly (z.) anlaşılır surette. intelligibil'ity (i.) anlaşılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SpeedStep® işlemcinin işlem hızının yazılım tarafından dinamik olarak değiştirilebilmesini sağlar. İşlemcinin daha yüksek işlem hızlarında çalıştırılması, daha yüksek performans sağlar. Ancak, işlemci düşük hızda çalıştığında, çekirdek gerilimi azalarak, daha düşük güç tüketimi ve ısı dağılımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Intel® Viiv™ teknolojisi, dijital eğlencenin keyfini çıkarmanız için tasarlanmış yeni Intel® platformudur. Çift çekirdekli işlemcisi çoklu görev gücünü arttırır. Çevrimiçi hizmetler arasında kolayca gezinme özelliği, basit bir kullanıcı deneyimi sağlar. Bilgisayarı anında açma ve kapama özelliğine de sahiptir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yıldızlar arasında vaki olan, yıldızlar arasındaki mesafelere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin yeni model DVD kaydedicilerinde kullandığı bu sistem görüntü ayarlarını ve diğer uygulamaları kendi yapay zekasıyla en uygun hale getirerek kullanmanızın önünü açıyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İşvekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). itmek, geriye itmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

push. repel. repulse. elbow. hustle. poke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to keep on pushing. to force on. to shove. to nudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili yeni gelen kimse, yeni katılan kimse, tecrübesiz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kahkariyye). Arkasını çevirmeyerek ve daima harp ederek dönmek hareketine ait; ric’at-ı kahkariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalem-kâr elinden çıkmış, kalem işi, el ile nakş veya hâkkolunmuş: Kalemkârî yemeni, tavan, kutu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ قلمکاری] nakkaşlık. 2.kalem işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of good quality. of high quality. choice. classic. glorified. high-toned. jammy. pukka. qualified. wire-wove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. de luxe. fine. solid. of good quality. high-class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high quality. of good quality. in quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâmkârlık, bahtiyarlık, saadet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eş, Ar. refika, zevce, halîle: Filânın karısı. Karı koca = Ar. zevceyn. Karı koca kavgası = Karı ile koca arasındaki kıskançlık kavgası. Karakoca olmak = Evlenmek. 2. İnsanın dişisi, çamaşırcı karı, aşçı karı (hürmet için, kadın denilir). Çarşamba karısı = 1. Umacı, sihirbaz. 2. mec. Saçları dökük ve birbirine karışmış, üstü başı intizamsız kadın. Karılar (kadınlar) hamamı = mec. Gayet gürültülü yer. Karı düzeni Kadın hilesi. Kocakarı = Yaşlı kadın, Ar. acûz, Fars. pîre-zen. Kocakarı masalı, ilâcı. Kocakarı soğuğu = Kış aylarının sayılı soğuğu, berdelacûz

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kırâatı ten if.) (c. kariîn, kurrâ). 1. Okuyan, mütalaa eden, okuyucu. 2. Kur’an-ı Kerîm’i okuma işini usul ve kaidesince ve tecvîd ile okumayı bilen adem (birinci mânâda birinci ve ikinci mânâda İkinci cem’i kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dutch. wife. spouse. woman. dame. jane. bedfellow. broad. the old woman. old lady. old woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. consort. momma. skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. spouse. married woman. broad. consort. dame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارء] okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couple. pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband and wife. married couple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the married state. matrimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارئه] bayan okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ckurb» dan smüs.) (mü. karîbe). 1. Mekân veya zamanca uzak olmayan, yakın: Bursa, İstanbul’a karîbdir. Bayram karîbdir. 2. Nesil, soy ve zürriyetçe veya münasebetçe insana yakın bulunan, akraba, komşu: İnsan yalnız kendini düşünmeyip karîbini de düşünmelidir. 3. Yakın, yaklaşık, hemen: Uç seneye karîbdir ki bu işle uğraşıyorum. Beş seneye karîb zaman geçti. An-karîb = Yakında, çok geçmeden: O iş an-karîb bitecektir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریب] yakın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریبا] yakında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kabuklulardan, tuzlu veya tatlı sularda yaşayan bir böcek. Teke veya deniz tekesi adıyla da anılır (palaemon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâih). 1. İnsanda kendiliğinden hâsıl olan fikir, kasit ve ninyet. Fransızca: initiative. 2. Padişahın bir resmî yerden sunulmadan kendiliğinden verdiği yazılı veya sözlü irâde: Karîha-i seniyye-i hazret-i pâdişâhîden filân zâta mîralaylık rütbesi tevcih buyruldu. Karihadan falan memuriyete tayin olundu. 3. Fikir, zihin, düşünüp hiçten bir şey meydana koyabilen fikir kuvveti: O şairde kariha vardır. Karihasının genişliğine insan hayran olur. O adamda hiç kariha yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریحه] düşünme gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kara bakmaktan hâsıl olan göz karartısı Kara bakmaktan kararmış, hastalıklı: Karık göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir kimsenin, bir şeyin veya bir olayın biçimi gülünç hale getirilerek çizilmiş resmi. 2. mec. Beceriksizce yapılmış şey, taslak: Ev karikatürü, insan karikatürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. take-off. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricature. cartoon. comic strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Karikatürist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the art or work of a caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karikatür çizmeyi meslek edinen ressam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caricaturist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karikatür haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caricature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı koca olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kadınlaşmak, huyları kadın huylarına benzemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısı olan: Bazı toplumlarda erkekler çok karılı olabilir. Karılı kocalı = Karı koca birlikte: Karılı kocalı bize geldiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having wives. having wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of husbands and their wives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadın sıfat ve hâli: Karılık bazı ağır işleri yapmaya mânidir. 2. Zevcelik, eşlik, eşin sıfat ve vazifesi: On dört yaşında bir kız, kocalık, karılık nedir bilmez. Adama üç ay karılık etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wifehood. wifeliness. being a broad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do her wifely duty by her husband. to double-cross sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karışmak. 2. mec. Hayvan çiftleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanın karnını yoklayıp semizliğine bakmak: Kuzuyu karımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan ve hayvanın belden aşağısında, mide ile barsakları ve böbreklerle mesaneyi ve kadında rahmi içine alan boşluk, Ar. batn, Fars. şikem: Karnı şiş. Karın ağrımak, karın acıkmak, karın doymak. 2. Her şeyin boşluğu, boş yeri: Geminin karnı. İki gemi karın karına gelmek: Yan yana bitişik durmak. 3. Rahim: Beni dokuz ay karnında taşıyan annem. Bir karından doğan kardeşler. 4. iç, batın: Herkesin karnındakini Allah bilir. 5. Arap harflerinde bazı harflerin içi: Cİm’in karnı (nûn ve sâd gibilerininkine kâse denir). Karın ağrısı = 1. Karındaki ağrı, sancı. 2. (halk dilinde: karnaksı) bedduâ tâbiri olup seslenen ve çağırıp bağıran adama cevaben söylenir. Aç karnına = Aç iken, bir şey yemezden. Karnı burnunda = Dokuz aylık gebe, doğurması yakın (kadın). Karnı geniş = Tahammüllü, Ar. mütehammil, hazımlı: Cim karnında bir nokta = Cahil. Karnıyarık = Ortadan yarılmış ve içine kıyma konmuş patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karn» dan smüş.). (mü. karine) (c. kurenâ). 1. Yakın, karîb. 2. Bir adamla akrabalık ve münasebeti olan, hısım, komşu, arkadaş, Fars. hem-dem, hem-cins: Bir edamın hâli karîninden sorulur. 3. Bir şeye erişen, bir hâl ile sıfatlanan: Karîn-i kabûl = Makbûl. Karîn-i takdir = Takdire erişmiş. SaSdetkarin = Saadete erişmiş 4. Mâbeynci: Karîn-i sini = İkinci mâbeynci. Kurenâ-yı hazreti şehr-yârîden. Ser-kurenâ = Başmabeynci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventral. abdomen. belly. stomach. tummy. tum. inside. paunch. pod. venter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdomen. abdominal. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdominal region. abdomen. belly. stomach. tummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قرین] yakın. 2.eş dost.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Yakın. 2.Nail olan. 3.Hısım komşu. 4.Mabeynci.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar. Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir. Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Hazımsızlık ve yemeklerin neden olduğu karın ağrılarını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tarçın, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 10 gram tarçın konur. Kaynatıldıktan sonra 1 çay bardağı içilir. Aynı işlem yemeklerden sonra tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache. bugger. stomachache. thingamajig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stomach ache. colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abdominal cavity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemi kaburgalarının temeli vaziyetinde olan omurganın altına bağlı iğreti omurga ve umumiyetle teknenin deniz altındaki kısmı: Bu geminin karinası temizlenmeye muhtaç. Karına etmek, karinaya basmak Gemiyi karinası meydana çıkacak surette öbür yanı üzerine yatırmak: Gemiyi karına edip altını tamir etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilge. underwater hull. bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottom of a ship. bottom. careenage. keel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (gömiicü mânâsıyle «karmak» tan). Toprağın içinde kendilerine has bir usul ve nizamla yaşayan; yazın taneler toplayıp müşterek yuvalarında biriktiren küçücük ve incecik bir siyah böcek, Ar. nemel, Fars. mûr: Atlı, ak, kara, kızıl, kanatlı, kum karınca: Bu böceğin çeşitleri, mec. Mütevazı şahıs: Karınca kaderince (kadrince). Karıncanın Hazret-i Süleyman’a bir çekirge budu sunması, eski edebiyatta tevazu ve mahviyet örneği olarak çok geçer. Çokluk da gösterir: Karınca gibi kaynıyor. Karınca yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic. ant. pismire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant. blowhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı. 2. Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor. 3. Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Zarkanatlıların, beş bin kadar türü sayılan bir şubesi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

* İşçi karıncaların neredeyse tamamı dişidir. Erkekler çiftleştikten kısa bir süre sonra ölürler.

* Karıncalar yaklaşık 60 milyon yıldır değişim geçiriyorlar.

* Kraliçe karınca 20 yıl yaşayabilir. Ve yaşamı boyunca yaptığı tek şey yumurtlamaktır.

* 500 binin üzerindeki bir karınca grubu bir kuşu, bir domuzu ya da atı öldürebilir.

* Bir karınca kendisinden 50 kat fazla bir ağırlığı taşıyabilecek güçte.

* Karıncalar acımasız savaşçılardır. Isırabilirler, sokabilirler ve arkalarından asit fışkırtabilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karıncası olan, karınca dolmuş: Karıncalı reçel. 2. Pastan veya fena dökülmekten dolayı ince delikleri olan: Karıncalı top, demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anteater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalbin tepe ksımında bulunan iki odacık. Sağ karıncık = Kanı akciğerlere basan karıncık. Sol karıncık = Kanı vücuda basan karın cık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçalardan, karınlarındaki uzantıları bacak gibi kullanarak ve sürünerek yürüyen kabuklu hayvanlar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uterine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâin). Kapalı ve müphem bir şeyin açıklanıp anlaşılmasına sebep olan hal, bir meçhulün malûm olmasına yarayan şey, emâre, ipucu: Hırsızın buradan geçmiş olduğuna dair karineler vardır. Karine ile okumak; anlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presumption. evidence. trace. clue. prima facie evidence. circumstantial evidence. prima-facie evidence. intendment. presumptive evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرینه] ipucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemiler). Karın karına gelmek, yan yana gelip dokunmak: Vapur rıhtıma karınlamıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull up alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karnı büyük, karnı şiş, şişman: Karınlı adam, at 2. İçi geniş, boşluğu çok: Karınlı şişe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki yana sallanıp karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşların tüy değiştirdikleri mevsim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Anafor sularına karışan akıntının hâsıl ettiği çevrinti. 2. Bir dağ veya başka engelin görünmesiyle rüzgârın kesildiği sükûn yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. karîre) (kurret’ ten smüş.). Sevinmiş, Fars. şâd. Ar. mesrûr. Karîr-ül-ayn = Gözü aydın, iyi bir şey görmekle sevinen: Evlât ve ahfâdınızın mürüvvetini görmekle karîr-ül-ayn olasınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık elin başparmağı ucundan serçe parmağı ucuna kadar olan mesafe ki, ölçü gibi kullanılır: Uç karış bir arşın sayılır. Bir karış = Kısalık için kullanılır: Bir karış boyu ile. Karış karış = Karışla ölçer gibi her tarafı tafsilâtlı şekilde: Ben Anadolu’yu karış karış bilirim. Karış karış gezdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span. hand span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birleşen, karışmış olan, Ar. muhtelit, mümtezic. 2. Müdahale eden: Sizin işinize karışan yoktur, işime karışan olmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışmış, Ar. memzûc, mahlut, muhtelit, muhtelif şeylerden veya çeşitten mürekkep: Karışık un, karışık çiçekler. Süt ile yumurta karışık. Hâlis ve sâf olmayan, hile veya Adi şeyle karıştırılmış: Karışık su, yağ. 3. Birbirine geçmiş karma karış, Ar. müşevveş: Karışık saç, ipek, iplik. 4. Tertipsiz, intizamsız, nizamsız: Bu kâğıtlar, bu kitaplar pek karışık. 5. Müşevveş, muğlâk, anlaşılmaz: Karışık iş, karışık yazı. 6. Cinler ile le karışmış, rûhen dengesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. complicated. compound. composite. disorganized. confused. adulterated. complex. knotty. knotted. calico. chequered. combined. blended. deep. disconcerted. disordered. hugger-mugger. huggermugger. hybrid. inexplicit. inextricable. intricate. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex. complicated. composite. convoluted. disconnected. garbled. impure. indiscriminate. kinky. mixed. turbid. turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed. motley. assorted. miscellaneous. heterogenous. adulterated. not pure. confused. disorganized. jumbled. complicated. complex. in a state of commotion. intricacy. convoluted. impure. indiscriminate. intricate. involute. prolix. of sorts. troublous. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’deki tüm parçalar rasgele sırada çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Armonide uyguların seyrek ve sık duruşlarının bir araya gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İntizamsızlık, nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evde daima bir karışıklık vardır. 2. Fesâd, kargaşa, fitne, Asâyiş zıddı: Çin’de yine bir karışıklık çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty kettle of fish. confusion. disorder. riot. chaos. mess. mix-up. bedlam. bungle. cataclysm. clamor. clamour. clutter. commotion. complexity. complication. disarrangement. disorderliness. disorganization. disturbance. dogs dinner. embroilment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaos. clutter. commotion. complication. confusion. disarray. disorder. disturbance. ferment. intricacy. mess. misunderstanding. muddle. shuffle. tumble. turbulence. turmoil. welter. tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Müdahale olunmak: Allah’ın işlerine karışılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interfere. to invervene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Birleşmeksizin birbirine karışmış olan şeylere verilen ad, Ar. mahlût.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mix. blend. combo. admixture. alloy. amalgam. amalgamation. commixture. concoction. farrago. hodgpodge. hotchpotch. intermixture. medley. melange. potpourri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admixture. assortment. blend. medley. mix. mixture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend. mix. mixture. blood. compound. concoction. interference. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karışla ölçmek. Alın karışlamak = 1. Beğenmek ve övmek, Aferin okumak. 2. Meydan okumak: Bunu yapabilecek adamın alnını karışlarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the span of one's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karışmak işi. bk. Karışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. mixing. interference müdahale. involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interference. mixing. mingling. meddling. interposition. intervention. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleşip, birbirinin içinde dağılmak, erimek, altüst olmak. Osm. meze ve haltolunmak, ihtilât ve imtizâç etmek, uyuşmak, birleşmek: Yağ ile su karışmaz. Yumurta ile süt karıştı. 2. Karma karış olmak, düzeni bozulmak: Bu kâğıtlar pek karışmış. Saçları karışmış. Birbirine girmek, fesat ve fitne düşmek. 4. Müdahale etmek, taraf olmak, işin içine sokulmak: O da gelip karıştı. Ben hiç karışmayıp uzaktan baktım. Ben karışmam ne isterseniz yapın. 5. Bulanmak: Midem karıştı. 6. Birleşmek, iki nehrin suyu bir olmak, biri diğerine dökülmek: Yeşilırmak, Kızılırmak’a karışır. 7. Bakmak, idare etmek, idaresi kendisine ait olmak; idaresinden mesul olmak: Bu işe polis karışır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut into. have one's hand in. poke one's nose into. put one's nose into. thrust one's nose into. put one's oar in. be mixed up. mix in. mix. get mixed. blend. interfere. meddle. cut in. be confused. amalgamate. butt in. combine. commingle. commix. co.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. embroil. interfere. intervene. meddle. mingle. mix. tangle. to mix. to mingle. to tangle. to interfere. to intervene. to meddle. to become complicated. to be confused. to join. to flow into. to run into. to be involved in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix with. to be mixed with. to be dispersed in. to get mixed up. to become confused. to become fumbled. to become turbid / rough. to interfere in. to meddle in. to flow into. to join. to become part of. to become responsible for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karışma işini yaptıran: Bu eşyayı, bu kitapları böyle karıştıran kimdir? 2. Fesat, ayrılık koyan: Araları iyi idi, şimdi elbette bir karıştıran vardır. 3. İki nehrin birleşip karıştıkları yer, kavşak. Fransızca: confluent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fesat, ayrılık koyan, ortalığı birbirine katan, fesatçı, nifakçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixer. blender. agitator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitator. blender. liquidizer. mixer. mixing. seditious. mischief-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blender. mixer. mixing machine. that stirs up trouble. one who breaks up a friendship by talebearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işine konu olmak, altüst olunmak: Harç ara sıra karıştırılmak lâzımdır. 2. Karmakarışık edilerek bozulmak, ifsâd edilmek: Çocuklar dersleriyle meşgul olup rahat dururken, bir yaramaz çocuğun içlerine girmesiyle, hepsi karıştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mixed together. to be confused with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. combination. implication. infusion. mix. mixture. scramble. shuffle. shuffling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karıştırma işini yapmak, altüst etmek: Sütle yumurtayı karıştırmak. Sıva harcını iyice karıştırmalı. 2. Kışkırtmak, ifsâd eylemek: O, fena bir adamdır, kerkesi birbirine karıştırdı. 3. Nizam ve tertibini bozmak, karma karış etmek: Benîm kitaplarımı kimse karıştırmasın. Bu kâğıtları kim karıştırdı? 4. Birinden bahsetmek, bir işe veya söze sokmak: Rica ederim beni karıştırmasın. İşin içine o zavallıyı da karıştırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mess smth. about. make hay of smth. mix. mix up. blend. stir up. disarrange. disorder. complicate. confuse. mistake. shuffle. add. admix. amalgamate. churn. commingle. commix. concoct. confound. darken. diffuse. disarray. discompose. disconcert. dis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admix. blend. cloud. complicate. confound. confuse. disarrange. disorder. disturb. entangle. mingle. mistake. mix. muddle. obscure. perturb. pick. ravel. root. ruffle. scramble. shuffle. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mix. to stir. to blend. to confuse sb or sth with. to get things mixed up in one's mind. to rummage through. to thumb through. to get sb involved in or mixed up in sth. to introduce one topic alongside another. adulterate. amalgamate. combine. commingl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career. carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

career.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاریز] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: kâh-rîz, halk dilinde: keriz). Yer altında çirkef yolu, lâğım (Farsça’da yer altındaki su yoluna da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charisme "Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç." anlamındaki bu söz için Kurumumuzca etkileyicilik karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charisme

etkileyicilik

Bir kimsenin kişiliği etrafında oluştuğu kabul edilen ve niteliği kolay açıklanamayan, hayranlık uyandıran etkileyici güç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charisma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قارئين] okuyucular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter disorder. in complete confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek karışık, çok karışık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaotic. haywire. higgledy-piggledy. intricate. messy. topsy-turvy. upside down. in utter disorder. in a mess. in confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birtakım ticaret ve yapım kuruluşlarının daha çok kazanmak veya başka kuruluşlara karşı tutunabilmek için aralarında meydana getirdikleri dayanışma birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Felekelerde kullanılan ufak su mancanası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartel. keg for drinking water on a ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartellising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cartellize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Oyun, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lutuf ve kerem sahibine, kerem-kâr olanlara ait: Zât-ı keremkârîleri; bir muâmele-i keremkârî ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradualness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. castello). Hisarcık, küçük hale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyar kadın. Kocakarı IIScı = Hekim olmayanlarca tavsiye edilen ve çoğu eczane dışındaki maddelerden yapılan sözde İliç. Kocakarı soğuğu = İlkbaharda belli günlere rastlayan soğuk havalar, Ar. berdü’l-acûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crone. old woman. hag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. old woman. mother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folk remedy. nostrum. patent medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlığı olan (yağmurluk, pelerin vesaire).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı veya pencerenin üst sövesi, üst eşik, lento.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalogue. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

list. to list.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrelsome woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

metrdotel, baş garson; (tereyağ, maydanoz ve limon suyu ile yapılan) soslu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kati» den im.). Öldürme yeri, insanların katledildiği yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقتل] öldürme yeri. 2.ünlü birinin ölümü üzerine yazılan şiir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şömine rafı ve kenarları. mantelpiece i. şömine rafı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa manto; topçuları muhafazaya mahsus top kalkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eskiden düşman akınlarına karşı deniz kıyısında inşa edilen yuvarlak kule seklinde kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık yahnisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Eşya ve mal nakli için kira ile tutulan hayvan: Orada mekâre (mekârî) bulunmaz. 2. Kira hayvanlarına yükletilmiş eşya ve mal: Mekâremfz arkada kalmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eşya ve mal nakli için kira ile hayvan işleten adam, katırcı. 2. Naklolunan eşya ve askerî malın nakil ve korunmasıyle görevli er.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekremet). Mekremetler, cömertlikler, (bk.) Mekremet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکارم] cömertlikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mert).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Az gümüşle karışık bakır para. 2. Daha sonraları on paraya geçen eski yirmilik karışık madenî para: Bir meteliğe, beş meteliğe satıyor: Meteliğe kurşun atmak: mec. Parasız kalmak, çok fakir olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yoksul, parasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lüks otel ve lokantalarda başgarson, sofracıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. maître d’hôtel

şef garson

Garsonların başı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (doğrusu: mînâ-kârî). Mine işi, mine çeşidinden: Üzerini minekârî işlemiş; minekârî resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. minkariyye). Gaga şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «mo (teur) ve (ho) tel» den). Çok işlek karayollarında; gelip geçen otomobilli yolcuların dinlenmesi için yapılmış otel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motel. auto court. front of the house. tourist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of hotel in which parking is provided at or near the room and the room door gives out onto the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings in which lodging is offered to the general public for compensation, and where entrance to rooms is made directly from the outside of the building Motel includes such terms as tourist cabins and tourist court And transient

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings on the same lot designed or used primarily for providing sleeping accommodations for automobile travelers and providing automobile parking conveniently located on the premises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An inexpensive, single-story hotel near a highway with guest rooms facing and directly accessible from the parking lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building or group of buildings, whether detached or in connecting units, used as individual sleeping or dwelling units designed primarily for transient automobile facilities The term 'motel' shall include buildings designed as 'auto courts,' 'tourist co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A facility which offers lodging for the general public. a motor hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. motel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâ» dan imef.). T. Düşkün: Bir derde mübtelâ oldu, işrete mübtelâ. 2. Aşık: O kadının mübtelâsıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatele» den). Aldatma, dolandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHTELL) (i. A. «halel» den if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haleffe» den imef.) (mü. muhtelef-ün fîhâ). Hakkında ihtilâf, anlaşmazlık bulunan, uyuşulamayan, herkesçe kabûl olunmayan: Mes’ ele-i muhtelef-ün fîhâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختلف فيه] ihtilaflı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halecân»dan if.) (mü. muhtelice) (tıp). İhtilâca uğramış, devamlı titreyen insan veya organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haleffe» den İf.) (mü. muhtelife). 1. Bir çeşitten olmayan, türlü türlü olan, çeşitli: Muhtelif işler. Muhtelifüi-levn = Renkleri türlü türlü. Elvân-ı muhtelife = Çeşitli renkler. 2. Bir fikir ve görüşte olmayan, fikirleri farklı olan, muhtelif: Kendisi bu işte muhtelif idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

various. different çeşitli. türlü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diverse. various. of various sorts. assorted. different. miscellaneous. multifarious. several. sundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختلف] türlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halese» den if.) Çalıp çarpan, zimmetine geçiren, ihtilâs eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «halt» dan if.) (mü. muhtelite). Karışık, çeşitli şeylerden mürekkep: Muhtelit komisyon, (matematik, geometride) Sath-ı muhtelit = Çeşitli şekil ve durumları olan yüzey, Fr. surface mixte. (anatomi) Adale-i muhtelite = Boynun arkasındaki kas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختلط] karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kirâ» dan if.), Kira ile hayvan işleten adam: Katırcı (dilimizde «mekârî • mekkâreci» şeklinde kullanılır). (bk.) Mekârt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» (mü. mukaribe). Birbirine yakın ve karîb olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «karn» dan if.) (mü. mukarine). Bitişik, ulaşmış, bir yere gelmiş: Mukarin-i sıhhat = Sahih, doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kati» den). 1. Birbirini öldürme, vuruşma. 2. Muharebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melâ» dan if.) (mü. mümteliyye). 1. Dolu, dolgun, dolmuş. 2. Mide dolgunluğuna uğramış:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Münkariz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karz» den if.) (mü. münkarize). Tükenip bitmiş, çökmüş, arkası, soyu sopu kesilmiş: Mamut denilen filin nesli münkariz olmuştur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقرض] yıkılan, çöken, sönen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yıkılmak, çökmek, sönmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtelâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. in love with. suffering from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. affiliated with. given. hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misket üzümü; misket şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «lüzûm» dan if.) (mü. müstelzime). Tabiî ve zarurî bir netice olarak icab eden: Tenbelliği cahil kalmasını müstelzim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requiring. exacting. what is necessary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» dan if.) (mü. mütekaribe). Yakın, birbirine yakın olan şeylerin herbiri. (edebiyat, Arûz’da) Bahr-i mütekaarlb = Her mısraında dört defa «feûlün» olan vezin, (matematik) Hutût-ı mütekaaribe = Bir noktaya doğru uzatılan çizgiler, Fr. convergent. (fizik) Eşi’a-i mütekaaribe = Bir noktaya toplanan ışınlar. Zıddı: mütebâid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(mOtELLİ) (.i A. «İllet» den if.) (mü. mûtelle). 1. illet sahibi, İlletli, Ar. altl, hasta veya sakat. 2. (Arapça gramerde) Aslî harfleri İçinde harf-l illet yani (elif, vav, ye) bulunan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iafz»dan İf.) (mü. mütelaffıza). Bir sözü ağzından çıkaran, talaffuz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iefâ»dan if.) (mü. mütelâfiye). Elden keçırdığı bir şeye karşı diğer bir şey kazanan, telâfî eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «luhûk» dan if.) (mü. mütelâhika). Birbiri arkasından gelen, birbirine katılan, birbiri ardınca yetişip birleşen: Asâkir-i mütelâhika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likâ» dan if.) (mü. mütelâkıyye). Kavuşmuş, ulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa» dan if.) (mü. mütelakkıye). Alan, telâkki eden, kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iakab»den İf.) (mü. mütelkkıbe). Lakaplanmış, lakaplı, bir lakabı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lâşey» den if.). Telâşlı (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «latm» dan if.) (mü. mütelâtıma). Birbirine çarpan, çarpışan, çalkalanan, çırpıntılı, dalgalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Iutf»dan if.) (mü. mütelattıfa). Lutuf ve naziklikle muamele eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan if.) (mü. mütelebbise). Giyinmiş («lâbis» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ieheb»den if.) (mü. mütelehhibe). Alevlenmiş, alev çıkaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lehef» den if.) (mü. mütelehhife). Kederli, yanıp yakılarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ievn»den if.) (mü. mütelevvine). 1. Renkli, boyalı. 2. Birkaç renkli, alaca. 3. mec. Rey ve fikrinde sabit olmayan, pek çabuk fikir değiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» den if.) (mü. mütelevvise). Pis, kirli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lezzet» ten if.) (mü. mütelezzize). Bir şeyin tadını duyan, lezzet alan, hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ülfet» ten if.) (mü. mûtelife). 1. Ülfet ve alışkanlık kazanmış, alışık, alışmış. 2. Muvafık, uygun, zıddı: muhtelif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğramak, tutulmak, yakalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutulmak, yakalanmak, uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متلبس] giyinmiş, kuşanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متلون] renkten renge giren, yanar döner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. coğrafya). Denizlerin çekilmesiyle meydana gelen yerleşmeye müsait bölge.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualitative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualitative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.). Vasıflandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Vasıflandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to describe. to modify. to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualify. to qualify. feature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterization. description.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualify. characterize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterize. to qualify. to describe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to characterize. to describe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (i.) Varlıkları arasında olan ve sayıyla ilgisi bulunmayan farkları şu veya bu bakıma göre meydana getiren hâl, keyfiyet, vasıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualitative. quality. eligibility. attribution. qualification. character. kind. characteristic. attribute. composition. essence. hallmark. plate-mark. property. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. character. point. property. qualification. quality. ring. stamp. feature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality. attribute. characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualitative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualified. having the quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of high quality. well-qualified. of a certain quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ropy. lacking quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of average or poor quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epigrammatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humo u rous. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Mızraplı bir halk çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Paralı misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel. inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel. civil rights acts. concept facility. front- office. public house. inn. common inn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otel işleten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel-keeper. hotelier. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotelkeeper. hotelier. common victualler. host. innkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotel management. operating a hotel. hotel business. hotel trade. hotelhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition intikal. translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to translate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Resim yapmada kullanılan renkli kurşun kalemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crayon made of a paste composed of a color ground with gum water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant affording a blue dye; the woad ; also, the dye itself. any of various pale or light colors delicate and pale in color; 'pastel pink' lacking in body or vigor; 'faded pastel charms of the naive music'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel. pastel crayon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pastel drawing. in crayon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A color to which a lot of white has been added to make it very light in value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, soft color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing made by rubbing colored chalks on paper. a light, pale tint of color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of pure pigment and binder forming permanent colored sticks; noted for colors which go from soft to brilliant When the ground is completely covered with pigment, the work is considered a pastel painting; leaving much of the ground exposed pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soft chalk made of pigments, water and a binder, blended into a stiff paste and dried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pale or light color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chalklike stick that is of a color having a soft, subdued shade used for drawing. a crayon made from pigment mixed with gum and water and pressed into a stick-shaped form A work of art created from these crayons is also called a pastel Pastel can also i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pure pigments ground into a paste with a dash of gum binder, which is then rolled and dried into stick form Pastels are not chalk, and will not fade, yellow, crack or blister with time or exposure to light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technique of painting using sticks, called pastels, made of dry powdered pigments mixed with a small amount of gum They are used on paper or fine textured canvas. [Spanish] cake; pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pigments mixed with gum and pressed into a stick for use as crayons Work of art done with such pigments are referred to as pastels It comes in a stick form and consists of dry pigment that is bound with gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry pigment mixed with bum and fixative used in stick form for drawing also a soft, pale shade or any work of art made with pastels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pastel is basically a pigment presented in a stick form and held together by an extremely weak binding medium that is ineffective once the pastel has been applied The pigment relies on being embedded in the surface of the ground and on static and friction

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crayon made of a paste composed of a color ground with gum water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plant affording a blue dye; the woad ; also, the dye itself. any of various pale or light colors delicate and pale in color; 'pastel pink' lacking in body or vigor; 'faded pastel charms of the naive music'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel. pastel crayon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pastel drawing. in crayon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A color to which a lot of white has been added to make it very light in value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light, soft color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing made by rubbing colored chalks on paper. a light, pale tint of color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of pure pigment and binder forming permanent colored sticks; noted for colors which go from soft to brilliant When the ground is completely covered with pigment, the work is considered a pastel painting; leaving much of the ground exposed pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A soft chalk made of pigments, water and a binder, blended into a stiff paste and dried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pale or light color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chalklike stick that is of a color having a soft, subdued shade used for drawing. a crayon made from pigment mixed with gum and water and pressed into a stick-shaped form A work of art created from these crayons is also called a pastel Pastel can also i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pure pigments ground into a paste with a dash of gum binder, which is then rolled and dried into stick form Pastels are not chalk, and will not fade, yellow, crack or blister with time or exposure to light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technique of painting using sticks, called pastels, made of dry powdered pigments mixed with a small amount of gum They are used on paper or fine textured canvas. [Spanish] cake; pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pigments mixed with gum and pressed into a stick for use as crayons Work of art done with such pigments are referred to as pastels It comes in a stick form and consists of dry pigment that is bound with gum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dry pigment mixed with bum and fixative used in stick form for drawing also a soft, pale shade or any work of art made with pastels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pastel is basically a pigment presented in a stick form and held together by an extremely weak binding medium that is ineffective once the pastel has been applied The pigment relies on being embedded in the surface of the ground and on static and friction

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastel kalemi; pastel ile yapılmış resim; fantezi hikâye, zarif ve hayal mahsulü yazı; pastel renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. diz kapağı; eski Roma'da ufak sahan veya herhangi bir yayvan kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pelte kıvamını almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dil peltekliğinin nedenleri çeşitlidir: Müzmin nezle, bademciklerin hastalanmasından dolayı burundan konuşma, kısmi sağırlık, yarık damak bu duruma neden olabilir. Burundan konuşma şeklinde görülen pelteklikte aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, bal, papatya çiçeği.

Hazırlanışı : Bir çay fincanı süzme bala, 2 çorba kaşığı nane ve 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Hafif ateşte ısıtılarak macun yapılır. Sonra dilin üstü, altı bununla ovulur. Her gün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. huk. davası görülürken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestişkârlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pul koleksiyonculuğu, posta pullarını toplama merakı. philatelist i. pul meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telle resim gönderme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökcisimlerinin fotoğrafını çekebilen teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plhtılaşmaya yardımcı olan kan elemanı, trombosit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önlük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelgraf, telsiz telgraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radyotelefon, telsiz telefon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telefon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotéléphone

telsiz telefon

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telgraf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotélégraphe

telsiz telgraf

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour receiver. colour set. colour television.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (retold) tekrar anlatmak; yeniden saymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma ve düzme yahut taklit olan şeyin hâli: Bu malın sahteliği bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saccharine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saccharin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uydu navigasyon sistemi. Uydudan gelen sinyaller sayesinde, küçük elektronik araçların koordinatları belirlenebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uydu, peyk, satelit, bir gezegenin uydusu; büyük bir kimsenin peşinde dolaşan kimse, bende, uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sert pulları olan, kalkan şeklinde. scutella,tion i. kuş ayağındaki gibi sert pullar veya bunlann düzeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tella) zool., bot. kalkan şeklinde pul veya uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, katı, acımasız el.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Türkçe: şekre). Şahin ve doğan gibi av kuşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکاری] avcı. 2.av ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Avlak, av yeri, avı çok olan yer.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İnsan gözünü yormadan titreşimli görsel görünümler sağlamak için ince ayarlanmış resimler elde etmeyi sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haymatlos, vatansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşmetli, azametli; heybetli, gösterişli stateliness i. haşmetli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitki kök veya sapının iç tarafı, orta silindir, stel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikili taş, taş anıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlara ait, yıldız gibi. stellar wind yıldızlardan çıkan yüklü zerrelerin cereyanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldız şeklindeki, yıldız gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla dolu, yıldızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldız şeklindeki, yıldızımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla donanmış; küçük yıldız gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikaye anlatan kimse, masalcı; k.dili. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعصبکاری] fanatiklik, mutaassıplık, taassup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Denizaltı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحت الارض] yeraltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحت البحر] denizaltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masalcı; yalancı kimse; jurnalci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Napoliye mahsus oynak bir dans; bu dansın havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatssız, yavan; zevksiz; uygunsuz. tastelessly z. tatsızca. tastelessness i. tatsızlık; uygunsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقاریر] önergeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzun ve ince şey: Saç teli. 2. Altın veya gümüş yahut bakır vesaireden iplik gibi ince çekilmiş şey ki, gelin süsü olur ve nakış işlemede kullanılır: Gelin teli; sırma teli; tel ile işlenmiş. 3. Çelik tellerden çeşitli kalınlıkta bükülmüş uzun halat: Tel ile bağlamak. 4. Tanbur ve kanun gibi musiki Aletlerinin her biri başka bir ses çıkaran kirişi. 5. Telden yapılma, telden örülmüş: Tel kafes, tel çit 6. Tel gibi ince ve uzun: Tel kadayıf, te makarna. Tel tel = Her teli ayrı olan Bıyığı tel tel duruyordu. Teller takınmak = mec. Sevinmek: Sebep olanlar teller takınsın. Tel kırmak = Pot kırmak, hatâ etmek. Telkârî = Tel hâlindeki gümüşü tahta eşya üzerine kakarak yapılan süsleme: Telkârî baston, sigaralık, tabanca. Şamata teli = Dokunulunca çok ses çıkaran pek ince bir cins sarı teneke ki, vaktiyle tavanların oymaları içine konurdu. Her telden çalmak = mec. Her iş hakkında az, çok bilgisi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «telgraf» tan kısaltılmış) (halk arasında telgraf kelimesindeki «tel» sözünü ve bu muhabere cihazının telden ibaret olduğunu görerek, bu ismi «tel» sözünden yapılma zannıyla, yanlış olarak bu suretle kullanılmıştır). 1. Telgraf: Tel vurmak, tel çekmek. 2. Telgraf-nâme: Falandan bir tel geldi; bir tel aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire. wiry. wire. string. fiber. fibre. chord. thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord. cord. fibre. flex. kink. slack. staple. strand. string. thread. wire. fiber. single thread or hair. telegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire. filament. strand. string. thread. fiber. screening. screen cloth. mesh used for window and door screens. window screen. door screen. cord. telegram. feather. yarn. filar. film. file. chord. hairwire. cable. catgut. textile. telegraph. sleeve. fibre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trans Europe Line. 44 1425-471753.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Telephone. 905-773-4054. 2524-8176. or TEL. 998-8880 351-2130 fax: 351-2137.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) telegram, telegraph, telephone.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telefon araması yaparken ya da bir telefon geldiğinde sesi otomatik olarak azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wire fence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funicular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stapler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stapler. stapling machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interfacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beyin zarı, zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lafz» dan). Bir harf veya kelimeyi tam gerektiği şekilde söyleme: Biz «re» yi Fransızlar gibi telaffuz edemeyiz; İngilizce «th» nin telaffuzu zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diction. pronunciation. pronunciation söyleyiş. söyleniş. sesletim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. diction. pronounciation. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pronounce. enounce. enunciate. get get one's tongue round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamir; bozulan, kaçırılan bir şeyin yerine getirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. making up for making good (a loss. recoup. recoupment. restitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلافی] zarar karşılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. recompense. retrieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compensate for. to repair. atone. compensate. counterbalance. to make good. make compensation. make up. make it up. offset. recoup. restitute. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lahm» dan) (tıp). Şişmanlama, et peyda etme, et hâsıl eyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iühûk»dan). Birbiri arkasından gelip birleşme, birbirine katılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاقی] buluşma, görüşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa.dan) Birbirine ulaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa.dan) (c. telakkiyyât). 1. Alma, kabûl etme: Bazı emirleri telakki etmeye gitti. 2. Bir suretle kabûl etme: Verdiğiniz haberi nasıl telakki etti?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. view. consideration. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. evaluation. viewpoint. view. way of looking at a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقی] anlayış, görüş, değerlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlamak, değerlendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقيات] görüşler, anlayışlar, değerlendirmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lakab» dan). Lakablanma, lakab takınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıîdama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاميذ] öğrenciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tilmiz), (bk.) Tilmiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- mones) mim. erkek heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Iztırapla karışık acele: Çok telâş etti; telâş etmeyin. 2. Gürültü, patırtı: Evin içinde bir telâş var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. alarm. hastiness. panic. rush. whirl. fuss. excitement. fussiness. ado. fever. flap. flutter. helter-skelter. precipitance. precipitancy. precipitateness. precipitation. racket. taking. bustle. commotion. directness. discomposure. disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. dither. ferment. fever. flap. fluster. flutter. haste. hurry. hustle. precipitation. rush. stew. stir. sweat. trepidation. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. haste. flatter. commotion. agitation. bustle. discomposure. excitement. fever. fidget. fuss. hastiness. hurry. hurry skurry. hustle. pother. precipitance. precipitation. stir. to do. turmoil. whirl. white heat. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lâşey» den). Asıl mânâsı değer ve ehemmiyetten düşme OİUp, Türkçe’de bazen telâş mânâsıyla kullanılır, (bk.) Telâş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاشی] dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be alarmed. get flurried. ferment. flap. fluster. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. ferment. to get flurried. get anxious. to be in a flap. to get into a flap. to flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distracted. feverish. hectic. het up. jumpy. precipitate. taut. tense. uptight. flurried. agitated. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitated. done in a hasty. hit-or-miss way. agitatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of a person who easily gets agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhurried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of a person who keeps his calm in general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. A. «lüsûk» dan). Yapışma, ulaşma, birbirine bitişik olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاصق] bitişme, yapışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). I. Eskiden beri Rusya’da yapılan bir cins sağlam ve yumuşak deri ki, kendine mahsus bir kokusu vardı. 2. Bu deriden yapılan: Telatin çizme, telafin pabuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iutf»tan) (c. telattufât). Lutuf ve incelikle davranma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلطف] yumuşak davranma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lutuf la, nezaketle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «!utm»dan). (dalgalar) Birbirine çarpma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاطم] çalkantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lûb» dan). Oynama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırmızı meşinden kuş biçiminde top ki, av için kullanılan doğanlar onunla geri çağırılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten) (c. telbîsât). Bir şeyin ayıbını örterek sahte hâle getirme; hile, sahtekârlık: Birtakım telbîsâtla...

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلبيس] hile yaparak aldatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebbeyk» ten). Hac merasimi sırasında «lebbeyk» diye seslenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تله] kapan, tuzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan). Giyinme: Yeni elbise telebbüs etmişti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلبس] giyinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-cast veya -ed) i. televizyonla yaymak; i. televizyon yayını .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekomünikasyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. telefât). 1. Mahv, helâk, yok etme, öldürme: Malını, ömrünü bu yolda telef etti. 2. Bozma, harâb etme: Bu elbise her gün giyilirse çabuk telef olur. 3. Katlolunan kimseler, ölen hayvanlar veya kaybolan eşya vesaire: Muharebedeki telefât çok büyük oldu. Bu zelzelede nüfusça telefât yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destruction. death. ruin. perdition. waste. trash. husks. cuttings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste. loss of life. death. being wasted or squandered. wasting away. going to ruin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تلف] ölme. 2.boşa gitme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

harcamak, tüketmek, yok etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.ölmek. 2.boşa gitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Telef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losses. casualties. loss of human or animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلفات] can kaybı, ölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir veya birkaç taşıyıcı kablo üzerinde hareket eden bir kabin vasıtasıyle yükseklere eşya ve insan taşıma usûlü ve tesisatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telpher. cable car. cableway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable car. teleferic. telpher. cable-car. cable railway. telpher telfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Aradaki tel ve alıcı, verici ahizeler vasıtasıyle uzaktan ko nuşmayı sağlayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone. phone. blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone. phone. blower. lineman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phone. telephone. telephone call. bell. blower. buzz. buzzer. coaxial cable. directory advertising. earpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog and bone , phone , telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phone. telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ring sb up on the telephone. to telephone. to phone. to call. to call up. to ring. to ring up. dial. give a tinkle. to give a ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunk. telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth. telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone directory. telephone book / directory / index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switchboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone exchange. telephone exchange / switchboard. switch board. chief operator. subscriber's main station. telephone switchboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switchboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan New York ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamalanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. İüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 448 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara göre bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan NewYork ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının ‘5’ tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkıntı en ortadaki tuşu el yordamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede ‘F’ ve ‘J’ ya da ‘A’ ve ‘K’ tuşlarında da böyle birer çıkıntı olduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar da klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada l, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam ters şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun başlangıcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde ‘l’ ve ‘0’ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde ‘Q’ ve ‘Z’ harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere l ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer l tuşunun üzerinde de harfler olsa idi, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

‘O’ ise bilindiği gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefonlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu ‘O’ tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koyamayınca, geriye kalan 8 tuşa 24 harf yerleştirilebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan ‘Q’ ve ‘Z’ harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

Şimdiki cep telefonlarında’ l’ ve ‘0’ın üzerinde hala harf yok ama teknolojinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden ‘Q’ 7 tuşunda, ‘Z’ ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının “5” tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkntı en ortadaki tuşu el yoprdamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede “F” ve “J” ya da “A” ve “K” tuşlarında da böyle birer çıkntı lduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada 1, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam tersi şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun baçlangcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde “1” ve “0”ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde “Q” ve “Z” harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere 1 ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer 1 tuşunun üzerinde de harfler olsaydı, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

“0” ise bilindiğ gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefnlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu “0” tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koymayınca, geriye kalan sekiz tuşa 24 harf yerleştirebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan “Q” ve “Z” harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

İimdiki cep telefonlarında “1” ve “0”ın üzerinde hala harf yok ama teknolijinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden “Q” 7 tuşuna, “Z” ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk over the telephone. to talk on the telephone (with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Telefotogral usûliyle çekilmiş fotoğraf (radyofoto il karıştırmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart geniş açı ve portre objektiflerinden daha fazla odak uzaklığı olan objektif. Dar görüş açısı, nesnenin büyütüldüğü izlenimini verir. Uzaktaki nesnelerin yakın çekimi için uygundur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Teleo jektifle uzaktaki cisimlerin resmini büyü’ rek çekme tekniği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf, telgrafla gönderilen haber .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telgraf makinası; telgraf sistemi, telgraf; f. telgraf çekmek . telegraph board at yarışı meydanımda yüksek bir yere konulup at ve binicilerin isimlerini gösteren levha. telegraph cable telgraf kablosu. telegraph key telgraf anahtarı, telgrafla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telgrafçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. telgrafla ilgili veya telgraf makinalarına ait; çok kısa .telegraphically z .telgrafla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telgraf sistemi veya kullanma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leheb.den). Al lenme, tutuşma, parlama, Ar. iltihâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «iehef» den). El. çıkan bir şeye üzülüp teessüf ederek a yıp sızlama: Evine ve eşyasına acımıyor yanan kitaplarına telehhüf ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلهف] yanıp yakılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşların kanat ve ruk tüyü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanat teleklerinin ve sert olanı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekinezi, uzadevim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (metapsişik). Dokunmadan uzaktaki eşyanın hareket etmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télékinésie

ruh b. uza devim

Fiziksel etkili medyumların gerçekleştirdiği öne sürülen olaylardan biri olan, nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call girl. hullo girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) türlü yazı, işaret, resim, ses vesairen1 li, telsiz, optik, elektromanyetik vasi: yayınlanması ve alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télécommunication

uz iletişim

Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunications. telecommunication uziletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunication. telecomms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Telefon hatları vasıtasıyle uzak mesafelerden kumanda edilerek yazan yazı makinesi. Bir teleks makinesinde yazılan yazıyı başka şehirdeki teleks makinesi veya makineleri ayrten yazar. PTT ve basında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telex. teletype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak mesafelere elektrikle tesir eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teleprinter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayakta dönmek veya çabucak durabilmek için ağırlığı öndeki kayağa verip ucunu içe doğru çevirerek yapılan dönüş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of soft and unsalted cheese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir makina veya aleti radyo vasıtasıyla uzaktan idare etme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telemetre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telemeter. range finder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلمذ] öğrencilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öğrenci olmak, öğrencilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kaptan köprüsündeki dümen dolabı ile dümen arasındaki donanım .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaktaki cisimlerin resmini büyüterek çekmeye yarayan objektif.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kozmolojinin son gayeler üzerinde çalışmalarını yürüten dalı; tabiatta hâkim olan yaratıcı düzeni inceleyen bir evrenbilim dalı; tabiatta belirli bir düzen bulunduğunu iddia eden öğreti. tell teleolog'ical s .tabiattaki düzene ait; ereksel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.) (felsefe). Gaye, asıl sebep fikrini esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. téléologie

erek bilimi

1. Evreni ereklerle araçlar arasında bir ilişkiler dizgesi olarak gören öğreti. 2. Yalnızca insan hareketlerinin değil, tarih ve tabiat olaylarının ve bütünün olduğu gibi tek tek olayların da ereklerle belirlenmiş ve yönetilmiş olduğunu kabul eden öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .telepati, uzaduyum . telepath'ic s telepatiye ait. telepath'ically z. telepati ile. telepathist i. telepatiye inanan kimse; telepati kabiliyeti olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Uzaklardaki bir hâdiseyi tabiatüstü ve bilinmeyen bir hisle duyma hâli.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télépathie

ruh b. uza duyum

Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy. telepathy uzaduyum. telephaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telepathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. telefon; f. telefon etmek, telefonla konuşmak. telephone central, telephone exchange telefon merkezi, santral on the telephone telefonda, telefonla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzağa ses götüren: telefona ait. telephonically z. telefon ile .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sesi uzağa nakletme ilmi, telefon kurma veya işletme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., telephoto. lens dürbün gibi fotoğrafı büyüten mercek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzak mesafeden çekilen fotoğraf. telephotograph'ic s bu usule ait .telephotog'raphy i .telefotografi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiyip telleri meydana çıkmış (kumaş vesaire).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .dürbün, teleskop: f. teleskop ayar kısımları gibi birbirine geçirmek; iç içe geçmek: kısaltmak: birbirinin içine girmek. reflecting telescope aynalı dürbün. refracting telescope iki ucunda merceği olan teleskop. telescopy i. dürbün kullanma us

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answerphone. answering phone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answering machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kumaş) Eskiyip telleri meydana çıkmak, tiftiklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Yıldızları incelemekte kullanılan çok kuvvetli dürbün.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télescope

gök b. gözlemci, ırakgörür

Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope. telescope ırakgörür. astronomical telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. uzaktan hissedilen tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, o sırada ekranda gösterilen teletekst sayfasını takip eden sayfaları kaydeder. Böylece bundan sonraki sayfalara doğrudan ve daha hızlı biçimde ulaşabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yazılı bir metni radyo tekniğiyle uzaklara nakletmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tel ile bağlanan otomatik yazı makina sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyona bakmak, televizyonda görmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. televizyonla yaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. televizyon, uzagörüm .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). T. Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyle hareketli veya hareketsiz şekillerin hayâlini uzaklara nakletme usûlü. 2. Bunun alıcı cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

t.v. television. tv. boob tube. box. gogglebox. telly. the tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tele. television. telly. the box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television. above- the-line-advertising. advertising medium. communication media. console. gross rating point. high- involvement product. telly. theme advertising. tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecine. television film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television program / schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

television broadcast. television broadcasting. telecast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i’. A. «Ievn»den) (c. televvüntât). 1. Renkten renge girme, renk değiştirme. 2. Döneklik, sebatsızlık, sözünde ve bir holde durmayış, kararsızlık: O adamda bu televvün varken kendisiyle iş görülmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» ten). Kirlenme, pislenme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلون] yanardönerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leyn» den). Yumuşama, peklikten kurtulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûcet» ten). Lüzûcetli ve yapışkan olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lezzet» ten) (c. telezzüzât). Lezzet duyma, hazzetme, zevkle gitme: Kaba şakalardan ancak terbiyesiz adamlar telezzüz eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلألؤ] ışıldama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lefk» den). Birleştirme, katma, bir yere götürüp ulaştırma, toplayıp bir erada birleştirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırık taşla çakıl ve kumdan yapılmış (yol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Elektrik akımından faydalanılarak iki merkez arasında mors işaretleriyle haberleşme işi. 2. Telgrafla gönderilen haber ve bunun yazıldığı kâğıt, telgraf-nâme: Bir telgraf çekti, telgraf geldi («telgraf» taki «tel» sözü Yunanca uzak demek olup, Türkçe «tel» ile münasebeti olmadığından, telgraf ve tefgrafnâme yerine «tel» kullanılmamalıdır). Telgrafçiçeği = Tel ile asılı bir saksıda bitip dalları aşağı sarkan sarmaşık kabilinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cablegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. telegram. telegraph. wire. cablegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable. telegram. telegraph. wire. cable advice. lettergram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraph post (Br pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraph wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla gelen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgraf memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegrapher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegrapher. operator. telegraphist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تلخ] acı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ telh = acı, kâm = damak). Her şey kendisine acı gelen, üzgün, meyus, muztarib: Telhkâm eyledi firâkın beni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kötü huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fena, acı lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leheb» den). Alevlendirme, tutuşturma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. telhîsât). 1. Hülâsa etme, uzun uzun yazılmış bir şeyin en ehemmiyetli yerlerini alıp kısaltarak ifade etme. 2. Eskiden sadrâzamlıktan, padişaha arzolunacak meselelerin hulâsa edilmesi ve bu şekilde hulâsa edilmiş yazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تلخيص] kısaltma. 2.özetleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

özetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telhîsî. (bk.) Telhisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hülâsa olarak, kısaltılarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلخيصا] özetle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Babıâli’den padişaha arzolunacak işleri hulâsa etmeye memur zat ve bu işle meşgul kalemin reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تلخکام] üzgün, acılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. amaçlı, gayeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TE’LİF) (i. A. «ülfet» ten) (c. te’lîfât). 1. Uzlaştırma, barıştırma. 2. Toplayıp düzenleyerek yazma: Bir lügat kitabı telif etti. 3. Yazılıp tertip olunmuş kitap, eser: Kamûs-ı Türki Ş. Sami’nin telifdir. Teiîf-i beyn = Aralarını bulma, barıştırma («telif» ile «tahrir» arasındaki fark şudur: Telif akıldan yazılmayıp toplayarak tertip olunan, tahrir ise akıldan yazılan kitap hakkında kullanılır. Meselâ bir gramer veya lügat kitabı hakkında telif, gramer hakkında mütalaaları havi bir kitap hakkında tahrir denilmek lâzımdır). «NAzım» ise «manzum» eserlere mahustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. compilation. reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. compilation. copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copyright. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursing. damnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filigree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [تل کاری] gümüş işleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «Iakab»dan) (c. telkîbât). Lakab koyma, lakablandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. telkîhât). 1. Dişi hurma veya incir vesaireye erkeğinin çiçeğini asma. 2. (botanik) Aşılama, aşı vurma. 3. (tıp) Aşılama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقيح] aşılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. telkînât). 1. Birine bir şey anlatıp zihnine koyma, öğretip kabûl ettirme: Bu fikri size kim telkin etti. 2. Ölü defnolunduktan sonra imam tarafından mezarın başında yapılan konuşma: imam telkin ediyordu; telkin-i meyt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. inspiration. inculcation. infusion. prompting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. inspiration. inculcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration. suggestion. instilling. inculcation. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقين] öğretme, kulağına anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inspire. to instill. to inculcate sth into sb. implant. inculcate. infuse. preach. suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقينی] telkine dayalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tllâl). Tepe, tümsek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تل] tepe, sırt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ark höyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (told) söylemek, nakletmek, hikâye etmek, anlatmak; ifade etmek, beyan etmek, tebliğ etmek, bildirmek; saymak, birer birer saymak; emretmek; keşfetmek, ifşa etmek, yaymak; temin etmek; itiraf etmek; tesiri olmak, tesir etmek; haber vermek, haber

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DELLAK) (ke ile) (i. A. «delk» ten imüb.) (halk ağzında: Tellak (ka ile). Hamamda müşterileri ovuşturup kese süren ve yıkayan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant who massages and bathes the customers of a Turkish bath. rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında tellaklık (ka ile)). Hamamda müşterileri ovuşturup kese süren ve yıkayan kimsenin hâl, sıfat ve vazifesi: Hamamda tellâklık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town crier. crier. bellman. broker. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. crier. towncrier. hawker. middleman. common crib. town crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dellâliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında: tellallık). Tellâl hâl, sıfat ve vazifesi: Tellâllık ediyor, (bk.) Tellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a town crier. hawker. brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tel ile süslemek, teller takmak: Telleyip pullamak. 2. mec Süslemek: Şu ibâreyi biraz tellemeli. Telleyip pullamak = mec. Birtakım süsler ve ilâveler ile bir şeyin aslını gizleyip sahte bir şekil vermek. 3. (halk ağzında) Telgraf çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Tel takmak, tel ile süslemek. 2. Tel ile içini temizlemek. 3. (sigarayı) Tüttürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smoke. to have sb string wire on or around sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlatan kimse: veznedar, kasa memuru; sayıcı, bir mecliste oylan sayan kimse .tellership i. veznedarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların dokundukları anda kömür oldukları binlerce volt cereyan taşıyan elektrik tellerine konan kuşlar nasıl oluyor da cereyana kapılmıyorlar? Çünkü topraklanmamışlardır. Çünkü tam bir devre meydana getirmezler. Çünkü kısa devre yaratmazlar. Tüm bu „çünkü’lerin anlamı esasında aynı yola çıkar.

Elektriğin, elektronların komşu atomlara çarpıp onları titreştirmesi ile iletilen bir enerji olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir jeneratörden, kablonun içindeki iki telden biri ile çıkan akım, lambayı yakıp, görevini yaptıktan sonar diğer nötr telden geri döner.

Elektrik akımı direnci sevmez. Eve dönmek için daima en kısa ve kolay yolu tercih eder. Bir su birikintisi içinde iseniz ve elektrikli bir tele dokunursanız, akım telden en kolay yol olan vücudunuza girer, oradan da son derece iletken olan su birikintisine geçerek, topraktan eve döner.

Elektrik telleri üzerine konan kuşların toprakla alakaları yoktur. Onlar elektriğin evine dönmesi için bir kısa yol yaratmazlar. Elektik onların vücudundan geçmektense, kendisine kuş vücudundan daha az direnç gösteren, iki ayakları arasındaki teli tercih eder. Kuşlar da bu nedenle bütün gün boyu, yüksek voltaj taşıyan, çıplak elektrik telleri üzerinde durabilirler.

Eğer bu arada kuş kazara elektril tellerini taşıyan direğe temas ederse, elektrik akımı kuşun gövdesi ve direk yolu ile toprağa geçer ve kuş ölür. Yüksek enerji hatlarının direklerinde oturan kuşların telleri gagalama alışkanlıkları vardır. Bir zamanlar Almanya’da bu şekilde kuş ölümleri o kadar arttı ki, direkler ve destekler topraktan izole edilerek kuşlar ölümden kurtarıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Teller takınmış, tel ile süslenmiş: Telli gelin. 2. Kaba bir surette süslendirilmiş, cicili bicili: Telli pullu. Telli bebek = mec. Delişmen, hoppa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string instruments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tesirli, etkili .tellingly z. etkili bir şekilde, tesirli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse, dedikoducu kimse; dümenin durumunu gösteren alet; org körüğünün dolu veya boş olduğunu gösteren cihaz; memurların işe gelip gitme saatini kaydeden saat: tren makinistine bir köprünün yaklaştığı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Te senbolüyle gösterilen, mavimtırak beyaz renkte bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tellurium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. arza ait, dünyaya ait: i. dünyadaki varlık: dünyanın hem güneş hemde kendi ekseni etrafındaki hareketlerini temsil eden model.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tellür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng), k.dili. televizyon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lemeân» dan) (c. telmîAt) (edebiyat). Bir mısraı bir dilde, başka mısraı diğer bir dilde yazılmış beyitlerden mürekkep şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Söylenen bir atasözünden, bir şiir veya meşhur bir hikâyeden mânâ çıkararak İmâ yoluyla dokunup açıkça söylememe

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. allusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميح] gönderme, îmâlı anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميحات] göndermeler, îmâlı anlatmalar..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلميحا] göndermede bulunarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Parıldatma, renk renk yapma. 2.Dizeleri başka başka dillerde olan koşuk, manzume yapma.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir kuvveti uzak bir mesafeye iletmeyle ilgili veya bu işte kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teleferik. telpherage i. teleferikle eşya nakletme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (telsiz telgraf sözünün kısaltılmışı) Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla çalışan telgraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. wireless. radio. walkie-talkie. transceiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio. wireless. radio-set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless. not wired. radio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotelephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless phone. cordless phone. wireless telephone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless telegram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wireless operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio operator. radiotelegraphist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. eklembacaklılarda karnın en son oynak kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Telekomünikasyon işinde faydalanılan sun’İ peyk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Telstar, yayın için kullanılan sunî peyk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Eksik, noksan, kusur

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). Kahve tortusu, fincan ve cezvenin dibinde oturan tortu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee grounds. dregs. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bodensatz. satz. kaffeesatz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levn» den) (c. telvînât). Renk verme, boyama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلوین] boyama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Renk verme, boyama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» den) (c. telvîsât). 1. Bulaştırma, kirletme. 2. mec. Bozma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirtying. sullying. fouling. ruining. making a mess of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kirletmek. Beni de telvis ettiniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «leyyin» den). Yumuşatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lezzet» ten). Lezzetlendirme, tatlandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ia’n»den). Lânet okuma, lânetleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلعين] lanetleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

lanetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

lanetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasilik, vesayet; vasi idaresi altında olma; eğitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vasi olan, himaye eden; vasiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akılsız, zekasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercollegiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üniversite öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undergrad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exponential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Üstek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstelemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «üst» ten). 1. Bir şeyin üzerine eklenmek, artmak. 2. Bastırmak, galip gelmek, üste çıkmak. 3. Tekrar dönmek, avdet etmek: Sıtma üsteledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persist. press. to persist. to insist. to dwell on. to recrudesce. to recur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üste verilen şey. 2. Ayrıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again. then again. also. besides. to boot. even. furthermore. moreover. on the top of it. on top of it. over and above. withal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

besides. further. furthermore. moreover. nay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in addition. also. into the bargain. beside. besides. to boot. moreover. for the rest. on top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. yumurta sarısında bulunan bir protein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Yumurtada kabuk ve çekirdek dışındaki maddelerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yumurta sarısı. vitelline s. yumurta sarısına ait; sönük sarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorak toprak, metruk arazi, beyaban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benzi uçuk, soluk yüzlü; alçak; korkak, ödlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılırsak, nefes alamadığımız için oksijenlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez. Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma süreleri inanılmazdır.

Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar. Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.

Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.

Yine de bir aksilik olr, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına ve yukarıda belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.

Gündelik hayatta artık yaygın olarak kullanılan mikrodalga fırınları kapaklarında kaçak yapmamaları, insanlara zarar vermemeleri için özel tedbirler alınır. Ancak bir mikrodalga fırınına girmiş karıncaya, fırın çalıştığı sürece bir zarar gelmeyeceğini biliyor muydunuz?

Mikrodalga fırınlarında ışın yolculuğu bir noktaya göre ayarlıdır. Bu nokta hemen hemen fırının ortasıır. Bu nedenle yiyecek, her tarafı eşit pişsin diye ortada dönen bir tabla üzerine konulur. Karıncalar fırında ışınların daha az olduğu bölgeleri hissederler. Zaten sıcak bölgelere girseler de, vücut yüzey alanlarının hacimlerine oranla yüksek olması nedeni ile ılık bölgeyi bulana kadar kendilerine zarar gelmez


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakarmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. begging. entreaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüksek, yüksekte bulunan, üstündeki, Ar. Alâ, mürtefî, fevkaan, Fars. bâlâ: Yukarı mahalle, yukarı kat. 2. Yüksek taraf, cihet: Yukarının havası serindir. Ağaçların, dağın yukarısı. 3. Yüksekte, yükseğe, üstte, üste, aşağı mukabili: Yukarı oturmak, yukarı çıkmak, yukarı kaldırmak. Aşağı, yukarı = Hemen hemen yaklaşık olarak. Yukarıdan aşağı = Baştan ayağa. Başı yukarıda = Mağrur, kibirli. Burnu yukarıda = Çok isteyen, aza kanaat etmeyen. Yukarı yığmak = . Pahalı tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high. up. upward. upwards. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. up. upwards. upstairs. high. upper. top. upper part. on high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come up. mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ES alıcımız gelen sinyali farklı bir çıkış sinyaline dönüştürebilir. Bu şekilde, yalnızca TV’nize bir bağlantı gerekir (HDMI™/ Komponent).

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. afore. aloft. hereinabove. overhead. supra. upstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. overhead. up. upstairs. on high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. foregoing. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i., F. «zerkâr» dan). Altın veya sırma ile işlenmiş, sırmalı; Zerkârî elbise.

Türkçe Sözlük by