Tela ne demek? | Tela anlamı nedir? | Tela

Tela anlamı nedir?

Tela ne demek?

Tela anlamı nedir?

Tela | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tela

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interfacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beyin zarı, zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şato sahibi kadın; buyük ve güzel bir evin hanımı; kadınların anahtar taşımak için bellerine taktıklan zincir; kadınların yakalarına taktıkları süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâ» dan imef.). T. Düşkün: Bir derde mübtelâ oldu, işrete mübtelâ. 2. Aşık: O kadının mübtelâsıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtelâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. in love with. suffering from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. affiliated with. given. hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iafz»dan İf.) (mü. mütelaffıza). Bir sözü ağzından çıkaran, talaffuz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iefâ»dan if.) (mü. mütelâfiye). Elden keçırdığı bir şeye karşı diğer bir şey kazanan, telâfî eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «luhûk» dan if.) (mü. mütelâhika). Birbiri arkasından gelen, birbirine katılan, birbiri ardınca yetişip birleşen: Asâkir-i mütelâhika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likâ» dan if.) (mü. mütelâkıyye). Kavuşmuş, ulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa» dan if.) (mü. mütelakkıye). Alan, telâkki eden, kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iakab»den İf.) (mü. mütelkkıbe). Lakaplanmış, lakaplı, bir lakabı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lâşey» den if.). Telâşlı (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «latm» dan if.) (mü. mütelâtıma). Birbirine çarpan, çarpışan, çalkalanan, çırpıntılı, dalgalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Iutf»dan if.) (mü. mütelattıfa). Lutuf ve naziklikle muamele eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğramak, tutulmak, yakalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutulmak, yakalanmak, uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحت الارض] yeraltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lafz» dan). Bir harf veya kelimeyi tam gerektiği şekilde söyleme: Biz «re» yi Fransızlar gibi telaffuz edemeyiz; İngilizce «th» nin telaffuzu zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diction. pronunciation. pronunciation söyleyiş. söyleniş. sesletim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. diction. pronounciation. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pronounce. enounce. enunciate. get get one's tongue round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamir; bozulan, kaçırılan bir şeyin yerine getirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. making up for making good (a loss. recoup. recoupment. restitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلافی] zarar karşılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. recompense. retrieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compensate for. to repair. atone. compensate. counterbalance. to make good. make compensation. make up. make it up. offset. recoup. restitute. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lahm» dan) (tıp). Şişmanlama, et peyda etme, et hâsıl eyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iühûk»dan). Birbiri arkasından gelip birleşme, birbirine katılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاقی] buluşma, görüşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa.dan) Birbirine ulaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa.dan) (c. telakkiyyât). 1. Alma, kabûl etme: Bazı emirleri telakki etmeye gitti. 2. Bir suretle kabûl etme: Verdiğiniz haberi nasıl telakki etti?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. view. consideration. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. evaluation. viewpoint. view. way of looking at a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقی] anlayış, görüş, değerlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlamak, değerlendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقيات] görüşler, anlayışlar, değerlendirmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lakab» dan). Lakablanma, lakab takınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıîdama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاميذ] öğrenciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tilmiz), (bk.) Tilmiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- mones) mim. erkek heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Iztırapla karışık acele: Çok telâş etti; telâş etmeyin. 2. Gürültü, patırtı: Evin içinde bir telâş var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. alarm. hastiness. panic. rush. whirl. fuss. excitement. fussiness. ado. fever. flap. flutter. helter-skelter. precipitance. precipitancy. precipitateness. precipitation. racket. taking. bustle. commotion. directness. discomposure. disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. dither. ferment. fever. flap. fluster. flutter. haste. hurry. hustle. precipitation. rush. stew. stir. sweat. trepidation. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. haste. flatter. commotion. agitation. bustle. discomposure. excitement. fever. fidget. fuss. hastiness. hurry. hurry skurry. hustle. pother. precipitance. precipitation. stir. to do. turmoil. whirl. white heat. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lâşey» den). Asıl mânâsı değer ve ehemmiyetten düşme OİUp, Türkçe’de bazen telâş mânâsıyla kullanılır, (bk.) Telâş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاشی] dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be alarmed. get flurried. ferment. flap. fluster. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. ferment. to get flurried. get anxious. to be in a flap. to get into a flap. to flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distracted. feverish. hectic. het up. jumpy. precipitate. taut. tense. uptight. flurried. agitated. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitated. done in a hasty. hit-or-miss way. agitatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of a person who easily gets agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhurried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of a person who keeps his calm in general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. A. «lüsûk» dan). Yapışma, ulaşma, birbirine bitişik olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاصق] bitişme, yapışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). I. Eskiden beri Rusya’da yapılan bir cins sağlam ve yumuşak deri ki, kendine mahsus bir kokusu vardı. 2. Bu deriden yapılan: Telatin çizme, telafin pabuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iutf»tan) (c. telattufât). Lutuf ve incelikle davranma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلطف] yumuşak davranma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lutuf la, nezaketle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «!utm»dan). (dalgalar) Birbirine çarpma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاطم] çalkantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lûb» dan). Oynama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasilik, vesayet; vasi idaresi altında olma; eğitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vasi olan, himaye eden; vasiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorak toprak, metruk arazi, beyaban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by