Tem ne demek? | Tem anlamı nedir? | Tem

Tem anlamı nedir?

Tem ne demek?

Tem anlamı nedir?

Tem | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tem

Türkçe Sözlük

(bk.) Tema.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transmission electron microscopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transition electron microscopy, used for very high magnification study of internal metallic structures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transmission Electron Microscope, STEM - Scanning Transmission Electron Microscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The transverse electromagnetic mode that is a means of describing the cross sectional shape of a laser beam Typical TEM modes for industrial lasers include a Gaussian shaped beam energy distribution, a bimodal-shaped beam, and a ring shaped distribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sol ve sağ kanallar için hoparlörler ve bir pasif subwoofer’dan oluşan üç yollu ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok yemek ve içmekten sakınan, perhizkâr abstemiously (z). perhiz yaparak, ılımlı bir şekilde, az yiyip içerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akdemir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

öğleden evvel, sabah; (kıs). AM.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). Artemisia familyasyndan bir tür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(it)., (müz). evvelki tempoya dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) zamanla ilişkisi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek; çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek; hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak; (i). teşebbüs, yeltenme, kalkışma; deneme, tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aksi, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Margin)

Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyonalan yatırımcının pozisyon açarken yatırması gereken teminattır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kişileri, bilhassa suçluları, vücut ölçülerine göre teşhis eden bir sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتأمينات] güvencesiz, teminatsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Horasan eyaletinde El-Bürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev 2.Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır. Elmaslanyla ünlüdür.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work habit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspire. crave. itch. yearn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long. yearn. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hor görmek, küçük görmek, adam yerine koymamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, düşünüp taşınmak; niyetinde olmak, tasarlamak; seyretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tefekkür, düşünme; tasarlama; dalgınlık. in contem plation of düşüncesiyle,...ihtimalini göz önünde tutarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dalgın, düşünceye dalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çadaş, muasır; aynı zamanda vaki olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çağdaş, muasır; aynı yaşta olan; günümüze ait. contemporary with ile çağdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük görme, hor görme, yukandan bakma; hürmetsizlik; zillet, ayıp; (huk). bilerek kurallara karşı gelme. contempt of court (huk). mahkemeye itaatsizlik. beneath contempt hor görmeye bile değmez. Familiarity breeds contempt. Fazla samimiyet hürmetsi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıllk, alçak, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hakir gören, hor gören, kibirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaf, pot; insanı mahcup eden veya zor duruma düşüren bir olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous equations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). huysuzluk, aksilik, terslik; rahatsızlık; karışıklık; bir çeşit köpek hastalığı; (f). rahatsız etmek, hasta etmek,keyfini kaçırmak,sirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yumurta karıştırılmış bir çeşit boya; bu boyayı kullanma usulu; (f). boyaya yumurta karıştırmak; bu boya ile sahne veya duvar boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yerde bulunan bütün canlılar topluluğu ile çevreleri ve hayat şartları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şey verilince tam olmalı, bir iyilik edilince bu iyilik tamamlanmalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fels.) epistemoloji, bilgi kuramı, bilginin esas ve sınırlarından bahseden bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlmin felsefe bakımından incelenmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. épistémologie

bilgi kuramı

Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(ETEMM) (i. A. «tâm» dan itaf.). Daha veya en yahut pek tam ve mükemmel, noksansız, en iyisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daha tam daha noksansız, mükemmel. - (bkz.Ekmel).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتم] tam, mükemmel, eksiksiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) heyecan, telâş, galeyan, tahrik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan. extemporaneously (z). doğaçtan, irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). irticalen yapılan veya söylenen, evvelce düşünülüp hazırlanmamış. extemporar'ily (z). irticalen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير محتمل] ihtimal verilmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid bond. provisional cover. provisional bond. caution money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to demand back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; noted for low per capita income and illiteracy; politically unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in Central America; achieved independence from Spain in 1821; noted for low per capita income and illiteracy; politically unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemala.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Amerika, Karayip Denizi’nin kıyısında, Honduras ve Belize arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, El Salvador ve Meksika arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 15 30 Kuzey enlemi, 90 15 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 108,890 km².

Sınırları: toplam: 1,687 km.

sınır komşuları: Belize 266 km, El Salvador 203 km, Honduras 256 km, Meksika 962 km.

Sahil şeridi: 400 km.

İklimi: tropikal; mevsimler alçak bölgelerde sıcak ve nemli, yüksek arazilerde serin yaşanır.

Arazi yapısı: Arazi çoğunlukla dar kıyı ovaları olan dağlık bölgelerden ve engebeli kireçtaşı platolarından oluşmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Tajumulco yanardağı 4,211 m.

Doğal kaynakları: petrol, nikel, seyrek ağaçlar, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %13.22.

daimi ekinler: %5.6.

Diğer: %81.18 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,300 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlarda sayısız yanardağlar, arada sırada ser depremler ortaya çıkmaktadır. Karayip sahilleri kasırga ve tropikal fırtınalara meyillidirler.

Coğrafi Not: Batı kıyısında hiçbir doğal korunak yoktur.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 12,293,545 (temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.27 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -1.94 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 30.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: Toplam nüfus: 69.38 yıl.

Erkeklerde: 67.65 yıl.

Kadınlarda: 71.18 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.82 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 78,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 5,800 (2003 verileri).

Ulus: Guatemalalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Melezler, yaklaşık %55, Amerika yerlileri, yaklaşık %43, beyazlar ve diğer %2.

Din: Roma Katolikleri, Protestanlar, yerel Maya inançları.

Diller: İspanyolca %60, Amerika dilleri %40 (Quiche, Cakchiquel, Kekchi, Mam, Garifuna ve Xinca’yı da içine alan 20 den fazla Kızılderili dili).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %70.6.

erkekler: %78.

kadınlar: %63.3 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guatemala Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guatemala.

Yerel tam adı: Republica de Guatemala.

yerel kısa şekli: Guatemala.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Guatemala.

İdari bölümler: 22 bölge; Alta Verapaz, Baja Verapaz, Chimaltenango, Chiquimula, El Progreso, Escuintla, Guatemala, Huehuetenango, Izabal, Jalapa, Jutiapa, Peten, Quetzaltenango, Quiche, Retalhuleu, Sacatepequez, San Marcos, Santa Rosa, Solola, Suchitepequez, Totonicapan, Zacapa.

Bağımsızlık günü: 15 Eylül 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Eylül (1821).

Anayasa: 31 Mayıs 1985.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BCIE, CACM (Orta Amerika Ortak Pazar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Guatemala .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solar system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hata düzeltme sistemi, zorlu veri okuma koşulları altında bile en iyi çalma kalitesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. havâtım). 1. Mühür, imza yerine mektubun sonuna basılmak üzere sahibinin ismi kazılmış damga ki, ekseriya bir halkaya bağlı olup yüzük gibi parmağa geçirilirdi: Vaz’-ı hâtem, vaz’-ı mühür. 2. Yüzük: Elmas hâtem. 3. Mühür gibi bir şeyin en sonunda bulunan, en sonraki: Hâtem-ül-enbiy! = Peygamberlerin sonuncusu olan Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خاتم] mühür. 2.yüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Mühür, üstü mühürlü yüzük. 2.En son. 3.Hatemü’l-Enbiya: Peygamberlerin sonuncusu, Hz.Muhammed. 4.Halemi Tai: Arap kabileleri arasında tanınmış “Tayy” kabilesine mensup ve cömertliğiyle meşhur olan “İbn Abdullah b. Sa’d”ın lakabı. 5.Çok cömert olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hâtemce.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İltekin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İltekin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İltekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. bir insanın üstüne yakışmayan, yakışıksız, İng, k.dili infra dig.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aşırılık, ifrat, taşkınlık; aşırı düşkünlük; ayyaşlık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) taşkın, aşırı; sert, fırtınalı, bozuk (hava); şiddetli (söz); ayyaş, bekri. intemperately (z.) ifratla, taşkınca. intemperateness (i.) ifrat, taşkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bilgisayardaki temel kontrol yazılımıdır. Çok bilinen işletim sistemleri arasında DOS, Microsoft® Windows® 95/98/2000/XP ve Windows NT® bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). İra-, de ve isteğin fiil hali, iş halinde belirmesi, irtiyâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. request. volition. solicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volition. will. demand. request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand. formal request. will. volition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Zulüm ve sitem. 2.İsim olarak kullanılması uygun değildir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), istemek işi. bk. İstemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asking. wishing. desire. wish. demand. encore. requisition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wanting. desiring. requisition. solicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Dilemek, talep etmek: Biri gelmiş para istiyor. 2. Arzu etmek, isteklisi ölmek: Herkes zengin olmayı ister. 3. Aramak, araştırmak: Kimi istiyorsunuz? 4. Çağırmak, celp ve davet etmek: Sizi istiyorlar, kendisini mahkemeden istediler. 5. Kast ye niyet etmek: Ava gitmek isterim. 6. Muhtaç olmak, lüzum ve ihtiyacını hissetmek: Mahallemiz muntazam bir mektep ister. Lüzum ve ihtiyacı olmak, lâzım olmak: Bu odaya bir avize ister. İstemez = Lüzumu yoktur, hâcet yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. wish. will. desire. ask for. ask. request. like. long. hope. bespeak. call for. call on. call upon. choose. claim. court. demand. enjoin. exact. fancy. hanker. intend. invite. require. requisition. seek. solicit. be spoiling for. sue. sue for. beg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. to want. to desire. to wish. to ask sb for sth. to be necessary. to require. to ask for marriage. call for. choose. court. crave. demand. drive at. insist. list. need. petition. please. postulate. purpose. request. requisition. seek. sue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Yapılıp yapılmaması insanın kendi isteğine bağlı olan, ihtiyari. 2. İstemle yapılan, iradi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voluntary. unprompted. optional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optional. voluntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). İstem dışında yapılan, gayr-ı iradî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary. reflex. automatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

involuntary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforce. unavoidably. inevitably. necessarily. needs. willy nilly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (z.) parça, kalem, adet; bent, madde, fıkra; hesapta münferit rakam; (f.) aynntıları ile yazmak veya kaydetmek, not etmek; (z.) keza, dahi. itemize (f.) ayrıntıları ile yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowplough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

final guarantee. performance bond. fixed guarantee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Kasımpatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum kasımpatı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olmayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’lı yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz ve kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada “perkloroetilen” veya kısaca “perk” diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu “perk” isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapaşı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulmsı ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine “sadece kuru temizleme” şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda odukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elde yıkanabilirler.,


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry-cleaners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Colateral)

Borsa üyeleri tarafından hisse senetleri piyasasında işlem yapabilmek için yatırılması gereken teminatın tüm aracı kuruluşlar için sabit tutar olarak belirlenen kısmıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir ölü için ağlaşıp yas tutma, zevk ve eğlenceden kaçınma, yas: Mâtem tutmak. 2. Şîİler’de Muharrem’in ilk on gününde Hazret-i Hüseyin’in şehâdeti için yas tutup mersiyeler okuma töreni ki, aşura günüyle sona erer: Mâtem-i Muharrem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bereavement. mourning yas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mourning. lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماتم] yas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.) (musiki). Mâtem ifade eden marş ki, cenaze törenlerinde de çalınır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yas tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yas evi, birinin ölümüyle mâtem tutulan ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. mâtem = yas, Fars. zeden = vurmak). Yasa tutulmuş, yaslı, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1.Aritmetik, cebir, geometri gibi müsbet ilimlerin ortak adı. 2.Eski Yunanca matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve ben bilirim anlamına gelmektedir. Daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen μάθημα (máthema) sözcüğünden türemiştir. μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. Osmanlı Türkçesinde ise Riyaziye denilmiştir. Matematik sözcüğü Türkçeye Fransızca mathématique sözcüğünden gelmiştir. 3.Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Çok eskiden matematik, sayıların ve şekillerin ilmi olarak tanımlanırdı. Matematik de diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme gösterdi; artık onu birkaç cümleyle tanımlamak mümkün değil. Matematik bir yönüyle resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematikçilerin büyük çoğunluğu onu bir sanat olarak icra ederler. Matematik, başka bir yönüyle bir dildir. Galileo Galilei tabiat matematik dilinde yazılmıştır der. Matematik başka bir yönüyle de satranç gibi entelektüel bir oyundur. Kimi matematikçiler de ona bir oyun gözüyle bakarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matematikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمدار] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمی] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaslı, yası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is in mourning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتمسرا] yas tutulan ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماتم زده] yaslı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı şekilde her gün bir taraftan esen kara rüzgârı (denizden esenine «imbât» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeze. etesian winds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeze. zephyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeze. gale. gentle breeze. light breeze. moderate breeze. offshore breeze. offshore wind. sea breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yazın düzenli olarak karadan denize doğru esen rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Menü sistemleri, kullanım kolaylığını geliştiren ekranda gösterimli iletişim sistemleridir. Kullanıcıya, menülerdeki renkli öğelerle ya da Gelişmiş Menü işlevleriyle yol gösterilir. Menülere, uzaktan kumanda birimi ile ulaşılır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. méristème

bit. b. sürgen doku

Bitkilerde kök ve sapların gelişebilecek durumda olan uç bölümlerindeki, çok yüzlü, kolay üreyebilir hücrelerden oluşan bir doku türü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir vücuttan diğerine geçişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin besinleri gereği gibi ve normal sürede hazmedememesine mide tembelliği bir başka ifadeyle mide zafiyeti denir. Nedeni, midede asit fazlalığı, mide kaslarının zayıflamış olması veya midenin hazım için gerekli olan salgıyı yapamamasıdır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tutam fesleğen konur. Kaynatılıp, süzülür Yemeklerden 10 dakika sonra, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., tar. her an savaşa hazır gönüllü asker; yeraltında saklanan kıtalararası roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cem» den if.) (mü. müctemia). Toplanmış, toplu, bir yere gelmiş, birleşmiş, birleşik. MemSlik-i müctemia = Birleşik ülkeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Toptan, toplanmış oldukları halde, hep birden, cemâatle: Müctemian gittiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hami» dan imef.) (mü. mhtemele). Olmak ihtimali olan, mümkün, kabil, beklenen: Bugün gelmeleri muhtemeldir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probable. likely. a priori. contingent. eventual. liable. prospective. a priori. in the cards. on the cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likely. possible. presumptive. probable. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likely. probable. possible. potential. presumptive. prospective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c). Mümkün olan ve beklenen şeyler: O işin böyle olması muhtemelâttandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probably. likely. presumably. perhaps. easily. presumedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtless. likely. presumably. probably. chanches are.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probably. doubtless. easily. maybe. ought. perchange. perhaps. possibly. presumably.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hamr» dan imef.). Mayalanıp ve ekşlyip kabarmış mânâsiyle «muhammer» ve «mütehammer» yerine kullanılmışsa da, Arapça mânâsı büsbütün başkadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «lems» ten imef.) (mü. mültemese). İltimas olunan, biri tarafından korunarak İlerlemesi rica olunan: O adam mültemestir; o, filânın mültemesidir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Parlayan, parıldayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lems» ten if.) (mU. mültemise). İltimas ve rica eden, birinin lehinde aracılık edip işinin yapılmasını isteyen.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Additional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde, her bir temerrüt matrahı 20 milyon TL. veya üstü olmak kaydıyla, Hisse Senetleri Piyasası işlemlerinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek birden fazla günde Borsaca geçerli kabul edilmeyen şekilde savunmalı olarak temerrüde düşen üyelerin, toplam temerrüt matrahının % 10’u oransal teminat veya ortalama teminatı aştığı takdirde ödenen aradaki farka munzam teminat denir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şetm»den masdar) (c. müşâtemât). İki kişinin birbirine sövmesi, sövüşme, atışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şümûl» den imef.) (mü. müştemele). Bir şeyin içinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (if. şeklinde müştemilât şekli galattır). Bir şeyin içinde bulunan şeyler, bir şeyin ekleri: Çiftliğin müştemelâtı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zavallı, kederli, çaresiz, dertli, hüzünlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hüzünle, dertli bir şekilde, yalvarırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sem’» den if.) (mü. müstemia). Dinleyen, dinleyici, kulak veren, Osm. istimâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEMİDD) (i. A. «meded» den if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şümûl» dan if.) (mü. müştemile). Iştimâl eden, saran, kavrayan: Birçok araziyi müştemil bir çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞTEMELAT) (bk.) Müştemilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annexe. annexes. outhouses. appurtenances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary buildings. appurtenance. annex. appurtenances. fixture. outbuilding. outhouse. accessory. dependencies. dependency. outhouses. outlying building. quasi personality. pertinents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSTEMİRR) (i. A. «mü. müstemirre). 1. Sürekli, devamlı, dâimî, kesiksiz. 2. Muhkem, sabit, değişmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sürekli ve devamlı olarak, bir düzüye, daimi şekilde, kesiksiz: Müstemirren oruç tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. A.) (cem’I: müstemlekât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Koloni, sömürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medy» dan if.) (mü. mütemâdiyye). Uzanan, süren, sürekli, devamlı, arasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual sürekli. aralıksız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mütemâdi olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. all the time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. invariably. always. on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan if.) (mü. mütemârıza). Yalandan hastalanan, hastalık taslayan, Osm. temârüz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den if.) (mü. mütemâsile). Birbirine benzer: Bu da ona mütemâsildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEMAİL) (i. A. «meyi» den if) (mü. mütemâile). Bir tarafa eğilmiş, bir yana meyleden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «meyz» den İf.) temayüz eden, beliren, kendini gösteren, sivrilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umde» den imef.) (mü. mûtemede). 1. Üzerine dayanılan, güvenilen: O adam benim mûtemedimdir. 2. Kendisine güvenilebilir, sağlam, emin, inanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معتمد] güvenilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meden» den if.) (mü. mütemeddine). Medenileşmiş olan: Mütemeddin milletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mehdi» isminden). Mehdtlik iddiasında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehd» den if.) (mü. mütemehhide). Yayılmış, serilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mekânet» ten İf.) (mü. mütemekkine). Mekân edinen, oturan (Arapça’da mânâsı: muktedir, kudretli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «malaka»dan if.) (mü. mütemellika). Yaltakçılık eden, yaltaklanan, dalkavuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melk, mülk» ten if.). Temellük eden, malın sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «emn»den imef.) (mü. mûtemene). Emniyet olunan, emniyetli, emin, güvenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «münye» den imef.). İstenen, arzu olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «münye» den if.) (mü. mütemenniye). Dinleyen, isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekz» den if.). Temerküz eden, toplanmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merâdet» ten if.) (mü. mütemerride). Kötü bir hareket ve işte devam ve ısrar eden, inatçı, Osm. temerrüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnatla: Mütemerridane karşı koydu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mesâket» ten if.) (mü. mütemessike). 1. Sıkı sıkı tutunan, yapışan. 2. Bir şeyi delil ve senet alarak ona dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misliden if.) (mü. mütemessile). 1. Kendine benzeten, birinin şekil ve suretine giren. 2. Cismâni bir şekilde görünen, Osm. tecessüm eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiduciary. paymaster. trustee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trustee. paymaster. reliable and trustworthy person. money collector. confidant. stand-by. pay master. fiduciary. syndic. trustee for administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mütû» dan if.) (mü. mütemettia). Kazanan, kâr eden, faydalanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mevc.den if.) (mü. mütemevvice). 1. Dalgalanan, dalgalı. 2. Dalga şeklini gösteren, dalga şeklinde hareket eden. Llvly-ı mütemevvic = Dalgalanan sancak, bayrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mâl» dan if.) (mü. mütemevvile). Zengin, mal ve servet sahibi: Mütemevvil adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «umre» den İf.). (mü. mûtemire). Hac sırasında KAbe’yi ziyaret eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «temâm» dan if.) (mü. mütemmime). 1. Bitiren, Osm. itmâm ve ikmâl eden. 2. (matematik, geometride). Zâviye-i mütemmime = Bir yay veya açı 180 dereceye varmak için eklenmesi icab eden yay veya eçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complementary. supplementary. additional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجتمع] derli toplu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشتملات] eklentiler, ek yapılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستملکه] sömürge, koloni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادی] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمادیا] sürekli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متمایل] eğimli. 2.eğilimli, yönelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمدن] uygar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متملک] dalkavuk, yardakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمرکز] bir merkezde toplanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متموج] dalgalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمول] varlıklı, zengin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متمم] tamamlayıcı. 2.tümleç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security given or possessed in the form of ready money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, onurlu, gösterişli, korkusuz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Öktem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal system. algorism. metric system. numeration decimal. decimal scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal system. algorism. metric system. numeration decimal. decimal scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Proportional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde hesaplanan ve Borsa üyelerinin Hisse Senetleri Piyasası’nda gerçekleştirdikleri işlemlerin günlük ortalama tutarının % 4’üdür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Average Collateral)

Üçer aylık hesaplama dönemlerinde tüm Borsa üyeleri için hesaplanan oransal teminat tutarlarının basit ortalamasıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Kaset her takıldığında video kafasını otomatik olarak temizler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde erdemli olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «püşt-mâl» den galat; sırt silecek demektir ). 1. Büyük havlu, hamam havlusu, büyük silecek. 2. Hamamda veya çalışırken bele bağlanan futa. Peştemallık = İtibarlı bir dükkânın müşterisine karşılık, kiralayanın diğerinden aldığı ikramiye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشتمال] peştemal, hamam havlusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük havlu yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. ufak para çantası, para cüzdanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i öldükten sonra; i. otopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. geçici olarak, muvakkaten, şimdiki zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitsel FM radyo sinyalleriyle birlikte dijital veriler ileten bir sistemdir. RDS, sinyali veren istasyonun ismini görüntüler ve o istasyon için en güçlü sinyali otomatik olarak bulur. Özellikleri arasında aşağıdakiler bulunmaktadır: Program Servis İsimi (Program Service Name – PS): 8 karaktere kadar istasyon ismi bilgisi; Trafik Anonsu (Traffic Announcement – TA): trafik bilgisi bültenlerine otomatik olarak geçen bir özellik; Alternatif Frekans (Alternative Frequency – AF): Aynı istasyon için birden fazla sinyal olduğunda, güçlü sinyalin otomatik olarak seçilmesi; Gelişmiş Diğer Şebeke (Enhanced Other Network – EON): trafik anonsu sırasında otomatik olarak başka bir istasyona geçme; Saat (Clock Time – CT): Doğru saatin otomatik olarak ayarlanması.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Buy in / Sell out)

Temerrüt halinin Borsa Yönetim Kurulu’nun belirlediği süreyi doldurması halinde, sürenin bitimini takip eden ilk iş günü işlem konusu hisse senetlerinin temerrüde düşen üyenin pozisyonuna göre Hisse Senetleri Piyasası Müdürlüğü’nce elektronik ortamda ayrı hisse koduyla, cari fiyattan alım satımının yapılmasıdır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yiğit, kahraman. İran’ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

SATTC (Sony Acoustic Twin Turbo Circuit – Sony Akustik Çift Turbo Devresi) küçük kulaklıkların ses özelliklerini geliştirir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eylül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Paris'te 26 eylül 1792 katliamına katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çabuk kızan, öfkeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nervous system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Birbirine uygun prensiplerin, esasların, ilmî bir bütün meydana getirecek şekilde birleşmesi. 2. Bir bütün meydana getiren muhtelif kısımların düzeni, tertibi: Sinir sistemi, güneş sistemi. 3. Bir netice meydana getirmeye hasredilen usullerin düzeni, tertibi: Eğitim sistemi. 4. Bir işte muvaffak olmak İçin kullanılan yol, vasıtalar: İyi bir sistem takip ediyoruz. Metre sistemi, metrik sistem = Metre esasına dayanan çeşitli ölçülerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system. the system. regulation. regime. framework. graticule. grid. gridiron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method. system. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system. fabric. system now obtaining. regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematical. scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematic dizgesel. dizgeli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to systematize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. methodical. orderly. schematic. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsystematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsystematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zulüm, haksızlık. 2. Eziyet, cefâ. 3. Nazikâne çıkışma: Ziyaretime gelmedi diye bana sitem etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach. complaint. reproval. reproof. animadversion. expostulation. rebuke. remonstrance. representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproach. animadversion. remonstrance. reproof. reproval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستم] zulüm. 2.haksızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sitem = zulüm, dîden = görmek) (c. Sitem-didegân). Haksızlık görmüş, Ar. mazlûm, mağdûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zulüm ve haksızlık veya sitem eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİTEM-GER) (I. F ). Zulüm ve haksızlık veya sitem eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Sitem = zulüm, keşiden = çekmek). Haksızlık çeken. Ar. mazlûm, mağdûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siteme uğramış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ست دیده] zulme uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ستمگر] zalim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ستمکار] zalim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproachful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproachful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiratory system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respiratory system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifade; takrir, ifade olunan şey, beyanat, demeç; rapor; hesap raporu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sap; ağaç gövdesi, gövde; sap gibi şey, kol; muz hevengi; kadeh ayağı; kol saati kurgusu, aks, direk; silsile; harfin yukarı uzantısı; dilb. gövde; müz. nota kuyruğu; f. saplarını koparmak; sap takmak; çıkmak, den. gelmek. stemwinder aksla kuru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. geminin baş bodoslaması; pruva, baş; f., den. baş verip gitmek, göğüs verip ilerlemek; set çekmek, önlemek. from stem to stern baştan kıça; baştan aşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. durdurmak; tıb. akmasını önlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılıman iklim kuşağının nispeten daha soğuk bölgelerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. şakak üstü (kemiği).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Maintenance Margin)

Borsa tarafından belirlenen ve başlangıç teminatının, vadeli işlemler piyasasındaki olumsuz fiyat değişmeleri sonucu oluşan zarar dolayısıyla, ineceği asgari teminat seviyesini gösteren tutardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi huylu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usul, düzen, nizam, kural, kaide, yol, sistem; intizam: âlem, evren, bütün kâinat; fels. dizge: uzuv; kibernetik. system of philosophy felsefe sistemi. system of pulleys makara takımı. mountain system sıradağlar, birkaç dağ silsilesinden ibaret tak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. usul ve kaideye göre veya uygun; usulüne göre iş gören, sistematik. systematic liar daima yalan söyleyen kimse. systematic worker düzenli çalışan kimse. systematically z. sistemli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzene sokma, sistemleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün sisteme tesir eden; (tıb.) bütün vücuda tesir eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Mevzua hâkim olan duygu, fikir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theme. subject. topic. plot. leitmotif. leitmotiv.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject. motif. theme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzama, sürme, devam edip gitme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمادی] uzama, sürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzamak, sürmek, devam etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «maraz» dan). Yalandan hasta olma, hasta gibi görünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malingering. feigning illness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMAS) (i. A. «mess»den). Birbirine değme, dokunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. communication. contiguity. feel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. contact. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تماس] dokunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dokunmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bakıp seyretme. 2. Gezme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewing. contemplating (with pleasure. play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشا] seyretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hoşlanarak bakma, seyretme. 2.Gezme, gezi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seyretmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gezinti, eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشاگاه] seyir yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. timsâl). Timsâller. (bk.) Timsâl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تماثيل] resimler. 2.semboller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den). Benzeme, benzeyiş, Ar. müşâbehet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تماثل] benzeşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meyi» den) (c. temâyülât). 1. Bir tarafa eğilme, çarpılma. 2. mec. Bir şeye, kimseye ilgi duyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tendency. inclination. propensity. liking. fondness. affection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yükselme, üstün olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming distinguished / noted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایل] eğilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایلات] eğilimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمایز] seçkinlik, üstünlük, ayrıcalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

seçkinlik kazanmak, ayrıcalık kazanmak, dikkat çekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lazy. idle. do-nothing. inactive. asleep. bonelazy. indolent. inert. laggard. languid. languorous. slack. slothful. sluggard. sluggish. stagnant. tired. torpid. workshy. lazy person. lazybones. idler. drone. do-little. slug. do-nothing. idle fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idle. indolent. inert. lax. layabout. lazy. shiftless. slothful. slouching. sluggard. sluggish. inactive. slothfu. lounger. lazybones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolent. lazy. supine. slothful. lame / lazy dog. gadabout. inert. lackadaisical. laggard. lymphatic. no-work. remiss. shiftless. slow coach. torpid. work shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow lazy. to get lazy. rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. inertia. laze. sloth. laziness. inaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indolence. sloth. laziness. idleness. laze. sluggishness. torpor. vacuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjuration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. admonition. admonition uyarı. stimulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cautioning. admonition. warning. demerit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caution. to warn. to admonish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.) yer sarsıntısı, deprem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins biber ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMCİD) (i. A. «mecd» den). 1. Ululama, ağırlama, Ar. tâzîm ve tekrîm. 2. (masdar mânâsının dışında olarak) TAzîm yolunda sabah ezânından sonra minarelerde okunan dua: Temcîd okumak. Temeîd pilâvı = Sık sık tekrar edilip usanç veren şey (imamın bîrine her sahurda ısıtıp verilen aynı bulgur pilâvından kinâyedir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمجيد] ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ululama, ağırlama. 2.Sabah ezanından sonra okunan, Allah’ın ululuğunu anlatan dua.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the same old cant. standing dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medd» den). 1. Çekip uzatma, uzun etme. 2. Sürdürme, sürmesine sebep olma. 3. Kelimenin bir harfini uzun okuma, çekme, Osm. medle okuyuş: «Amîn» in «a» ve «i» sesini temdîd etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمدید] uzatma. 2.süre uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uzatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok övme.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tem-dih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolongation. extension. continuance. continuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extension of time. extending. ampliation. continuation. extension. prolongation. renewal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to extend. to prolong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» ten ). Kendi kendini medhetme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medeniyyet» ten). 1. Medenî olma, çadır altında yaşamaktan yani göçebelikten vazgeçip bir şehir ve kasabada oturma. 2. Kültür, ilim, sanat vesair medenî sahalarda ilerleme, yükselme, gelişme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمدن] uygarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمکن] yerleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Büyük yapılarda duvarın sağlam yer buluncaya kadar toprağın içine sokulan kısmı ve bunun için yerde kazılan çukur, üs, esas (Türkçe’si: koyuk). 2. Bir işin evveli, aslı, esası. 3. Sağlamlık, devam, metanet: Temelli, temelsiz iş. Temel atmak, temelini yapmak, Osm. vaz’-ı esâs etmek. Temel direği = Ahşap binalarda temele dayanan ana direklerin herblri, ocaklık. Temel taşı koymak = Bir binaya başlamak. Temel tutmak = Yerleşmek, temelleşmek. Temelinden = Aslından, esasından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic. bread-and-butter. fundamental. primary. principal. underlying. elementary. basal. abecederian. constitutive. elemental. guiding. parent. rudimental. rudimentary. staple. working. foundation. base. basis. footing. ground. groundwork. root. back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. basic. basis. bed. central. cornerstone. elementary. essential. footing. foundation. fundamental. ground. grounding. groundwork. keynote. leading. main. precept. primary. principal. rationale. rudimentary. rudiments. chief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic. basis. foundation. basic principle. origin. basic fundamental. principal. chief. main. most important. footing. foot. ground work. ground. support. basement. bedding. base. bottom. essence. fabric. grounding. groundwork. leading. master. pedestal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Erkek İsmi) 1.Yapılardan toprak içinde kalan ve yapıya dayanak teşkil eden duvar ve taban kısımları, koyuk. Bu kısımların yapılması için açılan çukur. 2.Asıl, esas. 3.Dayanak. 4.Belli, başlı en mühim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education. basic study / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fundamental rights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation block / stone. foundation block. foundation stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fix. to establish firmly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become firmly fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temelli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temelli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Temeli olan, esaslı. 2. Sebatlı, devamlı, sürekli, geçici olmayan. 3. Eski, eskiden kurulmuş: Oranın temelli bir mektebi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a foundation. true. well-founded. permanent. permanently. fundamental. for good. for good and all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has a foundation. permanent. old. application for life. for good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dalkavukluk, yaltaklanma, Ar. tabasbus, müdâhene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten). Sahip ve mâlik olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming the owner / possessor of. acquiring. taking possession of. appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تملق] yaltaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Acquisition)

Alacağın devralınm


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تملک] mülk edinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mülk edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temeli olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groundless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfounded. without foundation. groundless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Selâm ve Aşinalık yahut teşekkür makamında muhtelif vaziyetlerle sağ eli az çok aşağıya indirdikten sonra ağza dokundurup başın üzerine koymak hareketi (eteğinizi veya ayağınızı öpüp başımın üzerine koyarım demekten gelir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - El ile selam verme. - (bkz.Temenni).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «münye» den) (c. temenniyyât) (yukarıdaki sözün aynı olduğu hâlde, kullanış yeri ayrılmıştır). T. İstek, arzu, talep. 2. Arzu olunan şey. 3. Dua, rica, niyaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. wish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartfelt wish. earnest desire. request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمنی] istek, arzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dileme, istek, dilek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arzu edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

arzu etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hurma. Temer-i hindî (halk ağzında: demirhindi) = Hindistan’dan çıkma olup başka yerlerde de yetiştirilen bir ağaç ki, kabuğu hakikaten demir gibi sert ve ağır, meyvesi mayhoştur: Temer-i Hindî (demirhindi) şerbeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .delicesine cesur, lüzumsuz derecede cesur, cüretkâr, atılgan. temerariously z. cesurca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .delice cesaret, aşırı cüret .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merkez» den). 1. Merkez tutma. 2. Toplanma, bir yere birikme, yığılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration. centering. being centered. gathering in. coalition. being concentrated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concentration camp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمرکز] toplanma, yığılışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

toplanmak, yığılışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Dudakların elde olmadan titremesinden ibaret hastalık ki, ekseriya sayıklamayla beraber görülür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karşı durma, inat, dikbaşlılık, direnme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default. obstinacy. perverseness. recalcitrance. failure to meet a financial obligation. default in delivery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Default)

Borsa’da yapılan işlemler sonucunda, taahhütlerin gerektirdiği ödeme veya menkul kıymet teslimatlarının belirlenen süreler içinde gerçekleştirilmemesi sonucu oluşan durumdur.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be obstinate. to be perverse. to be recalcitrant. to be in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default interest. moratory interest. past due interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمرد] dikbaşlılık, direniş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

direnmek, dikbaşlılık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mashara» dan). Maskaralık etme, birini alaya alma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمسخر] maskaralık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

maskaralık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meskenet» ten). Miskin olma, miskinleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tutunma, yapışma, sarılma. 2. Bir borç için alacaklının elinde dayanak olmak üzere, borçlu tarafından verilen senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «misi» den). 1. Bir şekil ve biçime girme, bir şekil ve biçimde cisimleşme, canlanma. 2. Uyma, alışma, birine veya bir şeye benzeme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şekil değiştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sımsıkı tutunmak, sarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.cisimlenmek. 2.benzeşmek. 3.özümlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMETTÜ’) (i. A. «metâ» dan) (c. temettuât). Kâr etme, fayda görme. Temettü vergisi = Herkesin kazancıyla mütenasip olarak devlete verdiği vergi, gelir vergisi. Hisse-i temettü = Bir şirket hissesine isabet eden kâr, Fr. dividende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend. capital bonus. profit kazanç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dividend. dividends. capital bonus. financial profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Dividend)

Ortaklıkların dönem içinde elde ettikleri kârdan mevcut ortakların pay alma hakkıdır. Sözkonusu hak, hisse senedine bağlı “Kâr Payı Kuponları” karşılığında ve ayrıca hisse senedi ibrazına gerek kalmaksızın kullandırılır. Borsa’da işlem gören şirketler kar payı dağıtmaları halinde nakit ve/veya hisse senedi şeklinde dağıtılabilir.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمتع] kazanç, kâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mevc» den masdar). Dalgalanma, çalkanma, karışıp dalgalar kalkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mâl» den). Zengin olma, mal edinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mevt» ten) (cerrâhî). Bir uzvun veya vücudun bir parçasının çürüyüp ölü hâline geçmesi, Fr. mortification.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تموج] dalgalanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dalgalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمول] zenginlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mey’» den). Bir cismin mâyî, sıvı hâline geçmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akran ve emsalinden ayrılıp daha yüksek bir hâl ve mevkide bulunma, farklı olma, seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تميز] kendini gösterme, sivrilme, ayrıcalık kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kendini göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yırtılma, açılma, paralanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mehd» den). 1. Yayma, döşetme. 2. Düzeltme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İptal etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

süre tanımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mühürleme mânâsiyle kullandığımız bu acayip kelime, Fars. «mühr» ün Ar. sanılmasıyle yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nazar boncuğu, nazarlık. 2.Beşinci Fatımî halifesi el-Aziz’in kardeşinin adı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nazar boncuğu, nazarlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TE’MİN) (i. A. «emn»den) (c. te’mînât). 1. Emniyet verme, korkusunu giderme. 2. Sağlamlaştırma, şüphe bırakmama: Evlâdının maişetini, kendi hâlini temin etti. 3. (çokluğu) Emniyeti mucib olmak üzere gösterilen kefil, verilen söz veya emanet bırakılan para vesaire: Teminat verdi, gösterdi, teminat akçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supply. assurance. confidence. getting. obtaining. achieving. realization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. making sb feel sure. inspiring with confidence. guaranteeing. promising. ensuring. making sure / certain. securing. achieving. bringing about. obtaining. getting. procuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تأمين] gerçekleştirme, sağlama. 2.gerçekleştirilme, sağlanma. 3.emin kılma, güvence verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.sağlanmak, gerçekleştirilmek. 2.güvenci verilmek, emin kılınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assure. to make sb feel sure. to secure. to achieve. to bring about. to obtain. to get. to procure. ensure. insure. make for sth. make out the money. safeguard. supply. warrant. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

güvence vermek, kesin konuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. warrant. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution. caution money. guarantee. assurance. guaranty. sth given / possessed in order to guarantee sth. word of assurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأمينات] güvence parası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Collateral)

Borsa üyelerinin, borsa işlemleri dolayısı ile müşterilerine ve borsaya verebilecekleri zararlara karşılık olmak üzere, Borsa tüzel kişiliği adına yatırdıkları meblağa denir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of guarantee. tender guaranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security bond. guaranteed bill of exchange. covering deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Call)

Vadeli işlemler piyasasında alınan pozisyonlar için yatırılmış bulunan teminatın sürdürme teminatı düzeyine gerilemesi vya daha altına düşmesi durumunda, yatırımcının teminatını başlangıç teminatı seviyesine çıkarması için borsa tarafından yapılan çağrıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cover. on one's own recognizance. unassured. uncovered. unsecured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأمينا] sağlanarak, temin edilerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. - Timur han.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «temyiz» den galat). 1PAk, temiz, kirli olmayan: Temiz adam, temiz elbise. 2. Yıkanmış, kirli ve yağlı mukabili: Temiz çamaşjir, temiz tabak. 3. Pak olarak, temizlikle: Temiz yiyip içiyor, temiz süpürür, temiz yıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. pure. clear. neat. fresh. chaste. clean-handed. fair. respectable. sanitary. spruce. tidy. unpolluted. unsoiled. unspotted. unstained. white. cleanly. neatly. fairly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. clean. cleanly. clear. fair. fresh. hygienic. neat. pure. respectable. sanitary. shipshape. sleek. spruce. tidy. virtuous. net. good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaste. clean. decent. fresh. morally upright. virtuous. net. blank. cleanly. clear. crisp. crystalline. neat work. pristine. sharp. / adj. stainless. unspotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean- cut. well groomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor's report stating that sb is in good health. clean bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İyi ahlaklı kimse. 2.Temiz yapılı ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İçi temiz olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça temiz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi vasıflı lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Her zaman doğru ve dürüst kal.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizlemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleanup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning. scouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temiz hâle getirmek: Bu evi yukarıdan aşağıya kadar güzelce temizlemek gerekir. 2. mec. Bir şeyin bütününü alıp götürmek veya yiyip bitirmek, süpürüvermek: Bir tabla yemeği iki kişi temizleyiverdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depurate. expurgate. clean. clean up. cleanse. purify. clarify. clear. bump off. clean out. clear up. decontaminate. do. do out. erase. excise. get rid of. gut. houseclean. mop up. purge. rid. rub out. scavenge. swab down. sweep. give smth. a sweep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. clean. do. purge. purify. remove. rid. scrape. square. to clean. to clean sth up. to cleanse. to pick. to tidy. to do out. to purify. to clear away. to rid. to pay sth off. to kill. to bump off. to rub out. to do away with. to rub sb out. to clean

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. flush. purge. to clean. to purify. to get rid of. to eliminate. to rob. to clean out. to clean sb out. to take all of sb's money during a poker's game. to kill. to bump sb off. to be cleared. to b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temizlemek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Temizlemek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temizlik işini yapan, elbise vesaireyi hususî usullerle temizleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleansing. cleanser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleanser. cleaning. cleansing (agent. purifying agent. cleaning agent. purificant. dry cleaner. person who does cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâklik, temiz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning. cleanup. house-cleaning. cleanliness. neatness. hygiene. purity. chastity. combout. purge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. cleanliness. hygiene. purity. cleaning. washing. cleanness. pureness. honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleanliness. pureness. the act of cleaning. purification. chastity. cleanup. staff management. purity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleanser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. domestic. char. charwoman. charlady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaner. cleaning woman. sb who works as a cleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

char.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning woman. charwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, dürüst olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz ve dürüst soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A, «mekânet» ten masdar). Ağırlık, vakar, sebat, metanet: Bu adamın temkini çok hoşuma gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-possession. dignity. equanimity. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equanimity. self-possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-possession. poise. deliberateness. deliberation. slowness and care in decision or action. equanimity. gravity. stability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمکين] ihtiyatlı davranma. 2.sağlamlık. 3.ağırbaşlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır, vakarlı, sebatlı, metanet sahibi: Temkinli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignified. chary. gingerly. leery. slow and sure. sure-footed. undemonstrative. unflappable. waiting. well-advised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. self-possessed. poised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-possessed. posed. deliberate. sb who acts with deliberation. even. serious. sober. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «milh» den masdar). 1. Tuzlama, tuz koyma veya tuza ve salamuraya yatırma. 2. (edebiyat) Söz arasında güzel bir tâbir söyleme san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mülk» ten masdar). Birini bir mülk ve mala sahip kılma, birine bir mülk kazandırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conveyancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alienation. assignment. transferral (of a property or right. conveyance (of a property. to assign. abalienation. alienor. assignation. cession. conveyance. making over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمليک] mülk verme, mülk edindirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Alienation, Assignment)

Alacağın Devredilmesi.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put into the possession of. to convey away. to alienate (a property or right. to transfer (a property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of conveyance. a bill of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) «Bitti» ve «tamam oldu» mânâsıyla «tamam» dan Ar. geçmiş zaman kipi olup eskiden kitabın sonuna yazılırdı: Temme’l-kitâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMMUZ) (i.) (Süryânîce’den). Ar. ve Fars.’da da kullanılır). Haziran ile ağustos arasındaki ay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

july.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

july.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. in the time of, temperance, temperature, temporary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yumuşatmak, hafifletmek: ölçülü hale getirmek, tadil etmek, ıslah etmek: kıvama getirmek; su karıştırıp yoğurmak (balçık); çeliğe su vermek, çeliği kızdırıp hemen soğutarak sertleştirmek, tav vermek, tavlamak; müz. çalgıyı gam dizisine göre akort e

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .terslik, huysuzluk; mizaç, huy, tabiat; kıvam, karar, terkip; tav, bir maddenin sertlik derecesi; bir şeyin aslını değiştirmek için karıştırılan şey. lose one's temper hiddetlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Boyar maddenin tutkallı suyla genellikle de yumurta akıyla karıştırılmasıyla elde edilen bir boya türü ve bu boya kullanılarak yapılmış resim. Tempera Orta Çağda sık kullanılmış, 15. yy.dan sonra yağlı boya resmin gelişmiyle birlikte ortadan kalkmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suluboya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .tabiat, yaratılış, mizaç, meşrep, huy; ölçülülük, muvazene, kıvam; müz. akort.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mizaca veya tabiata ait; değişen mizaçlı; huysuz, sinirli; azimsiz. temperamentally z. azimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ılımlılık, ölçülülük; içkiden kaçınma;( eski) kendine hakim olma, sükûnet. temperance drink alkolsüz içecek. temperance hotel (eski )içki bulun durmayan otel. temperance movement içki aleyhinde hareket. temperance society içkiyle mücadele derneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mutedil, ılımlı ılıman, ılık, sarhoş edici maddelere düşkün olmayan; perhiz yapan. Temperate Zone çoğ. ılıman bölge, dönenceler ile kutuplar arasındaki mıntıka. temperately z.ılımlı olarak. temperateness. ılımlı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı derecesi; sıcaklık, sühunet: tıb. insan vücudunun ısı derecesi; ateş,ısı, hararet. temperature curve belirli bir süre içindeki ısı değişikliğini gösteren eğri. critical temperature kritik sıcaklık. normal temperature normal vücut ısısı. take one's

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huylu, mizaçlı; ahenkli; karışımla değiştirilmiş; tavlanmış, (çeliğe) su verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .fırtına, bora, özellikle ,şiddetli rüzgâr fırtınası. tempestbeaten s. fırtınaya tutulmuş, fırtına yemiş. tempest in a teapot ufak bir meseleyi büyütme, pireyi deve yapma. tempesttossed s. fırtına ile öteye beriye atılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırtınalı; çalkantılı; şiddetli, dehşetli. tempestuously z. şiddetle. tempestuousness i. fırtınalı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) Londra'da Inner veya Middle Temple'da oturan hukuk talebesi. Knights Templars on ikinci asırda Kudüs'te kurulan şövalyeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalıp, şablon, mastar, model; silme kalıbı, kemer kalıbı; den. ana kalıp; takoz; gabari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mabet, tapınak, ibadethane; eski Kudüs'te Yahudi tapınağı; Mormonların ayinlerine mahsus kilise. templed s .tapmak veya kiliseleri olan; tapmak içinde muhafaza edilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaşı tezgâhta gergin tutmaya mahsus ağaç parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. template.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.) (musiki). Usul (musiki dışında «hız, sür’at derecesi» mânâsıyle kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat. movement. tempo. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate or degree of movement in time. the speed at which a composition is to be played the rate of some repeating event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tempo. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the speed at which a composition is to be played. the rate of some repeating event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of music. the speed of a musical piece Henry Reed discusses tempo in his performance of a clog, pointing out that the tempo should be moderate to enable the dancers to keep up with the music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of speed at which a musical composition is performed Tempo is indicated by a tempo marking , which describes the general speed of a piece or section Allegro , andante and adagio are common tempo markings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of a piece of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed at which a Musical Instrument Digital Interface file is played Tempo is measured in beats per minute ; typical MIDI tempo is 120 BPM See also Musical Instrument Digital Interface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate of speed in a musical work. the rate of speed at which a musical composition is to be performed. the rate of speed at which a musical composition proceeds Usually uses a quarter note as the timing reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rate at which the music moves measured in Beats Per Minute. the speed of a musical passage or composition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed at which music is played, designated in measures per minute and the number of beats per measure, or in beats per minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

How fast a piece of music goes How many beats, or pulses, there are in a minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of the music: Slow, Medium, Fast normally measured by the number of beats per minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed, at which a tune is played, measured in BPM.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Speed or pace of dance or music; the use of slower and faster beats and steps. the speed at which a piece or passage of music is played.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The speed of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term referring to how fast or how slow a piece is played which is quantified in beats per minute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rate of speed or pace of music Tempo markings are traditionally given in Italian; common markings include: grave ; largo ; adagio ; andante ; moderato ; allegro ; vivace ; presto ; accelerando ; ritardando ; and a tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chess equivalent to time involving moving pieces and keeping the initiative An example of a lost tempi is moving a piece twice in the opening before developing the rest of the army When moving a piece twice, the opponent is said to 'gain a tempi' beca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beats per minute, as would be determined by a metronome [NOTE: Some Europeans use the term 'tempo' to refer to what in English is more correctly called Pace ].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip , pace , speed , tempo , time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -pi) müz. tempo; tarz, gidiş, yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman değişti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

O mores! Lat. Bu ne zamanlar! Bu ne ahlâk! Ne günlere kaldık!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şakağa ait. temporal bone şakak kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. zamana ait; dünyevi, bu dünyaya ait; geçici, şimdiki zamana ait; cismani, ruhani olmayan; lâik; gram. zaman belirten; i., gen. çoğ. dünyevi şeyler. temporal effairs lâik meseleler. temporal conjunction gram. zaman belirten bağlaç. temporal powe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muvakkatlik, geçicilik; gen., çoğ. kilise gibi dinsel bir kuruluşa ait emlâk ve gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muvakkat, geçici. temporary possession geçici tasarruf veya mülk. temporar'ily z. muvakkaten, geçici olarak. temporar'iness geçicilik, muvakkatlik..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zamana uymak; başkalarının fikrine uymak, ayak uydurmak; savsaklamak, ihmal etmek; uzlaşmak. temporiza'tion i. zamana uyma, başkalarına ayak uydurma .temporizer i. zamana uyan kimse. temporizingly z. zamana ayak uy- durarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. baştan çıkarmak, ayartmak; kandırmak; çekici olmak; teşvik etmek; öfkelendirmek, kızdırmak; eskidenemek. tempt fate kadere meydan okumak. tempt to (şeytan) dürtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günaha teşvik etme veya olunma; günaha teşvik edici şey veya kimse; yolu şaşırtma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teşvik eden adam, baştan çıkaran adam; ayartan adam; b.h. şeytan .temptress i. baştan çıkaran kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl çelici, cezbedici, çekici. temptingly z. çekici bir şekilde davet edici görünüşte. temptingness i. cazibe, çekicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Zaman (kuş gibi) uçar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمر] hurma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hurma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. temrînât). Tekrar ettire ettire alıştırma, ekzersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمرین] alıştırma, egzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit deri hastalığıdır. Yer yer küme küme bir takım kızartılarla kendini gösterir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı arpa, ateşte yakıldıktan sonra külü temriyelerin üzerine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(TEMSİL) (i. A.) (c. temsîlât). 1. Benzetme, teşbih: Bu işi falan şeye temsil ediyorum. 2. Bir şeyin aynını çıkarma, tiraj: Bu kitap ilk defa basıldı, temsil olundu. 3. Mesel söyleme: Durun size bir temsil ile anlatayım. 4. (Türkçe) Sahne oyunu, piyes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. acting. stage play. presentment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rendering. rendition. representation. show. spectacle. performance. for example. performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. performance analogy. comparison. assimilation. example. for example. show. simile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمثيل] tiyatro oyunu. 2.sözgelişi. 3.özümseme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. exponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perform. play. present. represent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to represent. embody. impersonate. stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمثيلات] tiyatro oyunları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. rep. representative. agent. spokesman. ambassador. commissionaire. coryphaeus. delegate. deputy. emissary. envoy. nominee. substitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. delegate. representative. substitute. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. agent. representative. sales account. commissary. concessionnaire. delegate. one's man of business. rep. vicarious agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative office. agency. representation. being representative. office of a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Temsile ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. imaginative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative. imaginative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meşy» den masdar). Yürütme, ilerletme, ileriye götürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Temşiye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mâ»dan masdar) (c. temvîhât). 1. (tıp ve kimya) Sulandırma, su ilâve etme. 2. Yaldızlatma. 3. mec. Haksız bir şeyi haklı gibi gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEMYİZ) (i. A. «meyz» den). 1. Ayırma, farketme: Hayır ve şerri temyize muktedir bir adamdır. 2. iyiyi kötüden farketmek duygusu: Bu adamda temyiz yoktur. 3. (hukuk). Bir davanın son bir defa görülmesi, en yüksek mahkemeden geçmesi: Dâvâyı temyiz etti. Dîvân-ı temyiz, sonra mahkeme-i temyiz, sonra temyiz mahkemesi ve kısaca temyiz = Yargıtay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellate. appeal. supersedeas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. discernment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. cassation. distinguishing. discerning. recognizing. to distinguish between right and wrong. differentiation. discrimination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمييز] ayırdetme. 2.seçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Temyiz yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Yırtma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’da da kullanılır). 1. Üşenen, üşengen. 2. İşte ağır davranan, ağır yürüyen: Tenbel hayvan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sürücü, tamamen bir iç muhafaza içinde yer almaktadır ve en iyi resim ve ses reprodüksiyonu sağlayacak tozsuz ve titreşimsiz bir okuma ortamı sunmak için şasiden tamamen izole edilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek temiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spick and span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spick-and-span. spotless. stainless. very clean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotless. very clean. without blemish. spanking clean. spick and span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Amerika yerlilerinin dilinden). Bir cemiyetin ceddi yahut koruyucusu sayılan hayvan ve bu hayvanın temsilî şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rude picture, as of a bird, beast, or the like, used by the North American Indians as a symbolic designation, as of a family or a clan. emblem consisting of an object such as an animal or plant; serves as the symbol of a family or clan a clan identified

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a plant or animal associated with a clan as a means of group identification It may have other significance for the group as well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object or thing in nature, often an animal, assumed as a token or emblem of a clan, tribe, family or related group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most commonly an animal utilized by nomadic tribesmen as a representation of mythic ancestor of the group; venerated as a progenitor and protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An animal symbol or spirit that guides one throughout life. in Australia, used to refer to the connection between people, ancestral beings and the landscape and includes the fauna and flora associated with it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An object, such as an animal or plant, that serves as the emblem for a lineage or clan The totem often serves as a symbolic representation of a guardian spirit or an ancestor. a clan identified by their kinship to a common totemic object. emblem consistin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ongun, totem: totem heykeli. totem pole totem heykeli. totemism i. ongunculuk, totemizm. totemist i. onguncu, toteme inanan kimse; totem uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Totemlere inanış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sistemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Member Representative)

Borsa’da işlem yapma yetkisine sahip aracı kuruluş temsilcisidir


Finansal Terim by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Bir gayeye varmak için tutulan düzenli yol. 2. Bir gerçeğe varmak için tutulan sistemli düşünme yolu, metod.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. deal. form. gateway. how. line. method. modality. mode. modus. order. practice. procedure. proceeding. process. rite. system. tack. technic. technique. way. the way. wise. technics. approach. art. course. means. principle. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

method. methodology. form. process. proprieties. technique. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Yol, tarz, metod. 2.Yetenek. 3.Uygun, kolay. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclectic / adj , n / (.

Türkçe - İngilizce Sözlük by