Tere ne demek? | Tere anlamı nedir? | Tere

Tere anlamı nedir?

Tere ne demek?

Tere anlamı nedir?

Tere | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tere

Türkçe Sözlük

(i.). Salata yerine yenen az yakıcı, dar ve uzun bir yaprak. Tereotu = Salataya ve kebaba konan pek ince bir ot ki, dereotu denir. Su teresi = Terenin bir cinsi. Frenk teresi = Latin çiçeği. Tereyağı = Taze tuzlu veya tuzsuz sade yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cress. garden cress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lepedium sativum): Turpgiller familyasından; bahçeteresi, çayırteresi, kışteresi, suteresi, yabanteresi, yerteresi gibi çeşitleri olan bir bitkidir. Tadı oldukça acı ve nahoş kokuludur. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler, öksürük söktürür. Bol miktarda idrar söktürür. Böbrekleri ve idraryollarını temizler. Karaciğer hastalıklarında faydalıdır. Safra ifrazatını arttırır. Grip ve soğukalgınlığının çabuk geçmesini sağlar. Cinsel istekleri kamçılar. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Kansızlığı giderir. Kanı temizler. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sinirleri yatıştırır. Sigaranın zararlarını azaltır. Suyu, saç dökülmesini ve kepeklenmeyi önler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl tesirden sonra görülen tali tesir, tali reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sertlik, haşinlik; parasızlıktan dolayl masraftan kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® Stereo, iki uyumlu cihaz arasında dahili Bluetooth® temelli iletişim için geliştirilen kablosuz arayüz özelliğidir. Bluetooth® özellikli WALKMAN® ürününüzü uyumlu cihazlara (araç stereo’su, mini HiFi, kablosuz kulaklıklar, vb.) kolayca bağlamanızı sağlar. Bu teknoloji ile ses sinyallerinin akış biçimi kontrol edilerek kablosuz kulaklıklarınızdan yüksek kaliteli ses elde etmeniz sağlanır. Sonuçta, kablo sıkıntısı olmadan özgürce müzik dinlemenin keyfini yaşayabilirsiniz. İster aracınızda ya da salonunuzda ister hareket halinde olun, en sevdiğiniz şarkıları kablolarla uğraşmadan dinleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). sazlarda tiz teli; beğenilerek yenilen sarı renkli bir mantar, horozmantarı, (bot). Cantharellus cibarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıl yolmaya ve batan diken vesaireyi tutup çıkarmaya yarayan maşa şeklinde düz Alet, cımbız.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Clear Stereo, ses sinyallerinin sağ ve sol kanallar arasında kaymasını önlemek üzere geliştirilen bir Sony teknolojisidir. WALKMAN® cihazınızda en sevdiğiniz şarkıları dinlerken daha dengeli, net ve temiz sesler duymanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı casusluk , casusluk faaliyetlerini meydana çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça dest-ere = el bıçkısı. Türkçe söylenişi: testere). El bıçkısı. El ile kullanılan küçük bıçkı. Zemin testeresi = Yuvarlak kesmeye mahsus testere. Kıl testeresi = İnce tahtadan oyma çıkarmak için ufak bıçkı. Testere balığı = Uzun burunlu bir cins balık. (bk.) Testere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستره] testere, bıçkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarafsızlık; meraksızlık, alâkasızlık, ilgisizlik. disinterested (s). tarafsız, önyargısı olmayan; kendi çıkarını gözetmeyen, kendi menfaatini düşünmeyen; ilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Charadriidae familyasından bir cins kuş, dağ yağmur kuşu, (zool). Eudromias morinellus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kızlık, bekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ilgi çekici, dikkate lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. interesse). Menfaat, istifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. T.). Sade kendi menfaat ve istifadesini düşünen, menfaatperes

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). yemiş satan kimse, meyvacı, manav.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative. indicative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Bir mıknatıs alanında tutulan bir çelik parçasının bu alandan uzaklaştırıldığı zaman, kendisinde yine bir kısım mıknatıslığın saklı kalması hâdisesi ve bunun derecesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. rahmin ameliyatla alınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. histerezis. hysteret'ic s. histerezise ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Avrupa’nın kuzey batısındaki ada ve buradaki krallık. Büyük Britanya Devleti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarını emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaşaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileşti ve yüzyıllar boyu devam etti.

18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiği posta arabalarında, sürücü koltuğu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiğinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaştırıyordu.

Çok geçmeden ABD’de trafik sağdan işlemeye başladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Robespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yolların sağından gitmelerini istedi.

Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, ordularındaki ikmal arabalarının yolların sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediğinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklarından vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

Modern araba teknolojisinin gelişmesi ile bu gelişimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuğu ve direksiyon sağdan gidişe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu şekilde yaygınlaştı.

İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını sağ şeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alaka, ilgi, merak; merak uyandırma, zevk verme kabiliyeti; hisse, pay; menfaat; kar, kazanç; faiz; (çoğ.) iktisadi hayatta hakim grup. in the interest of menfaatine, için. vested interests (ikt.) alakadar menfaatler; hakları tanınmış iktisadi m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alakadar etmek, ilgilendirmek; merakını uyandırmak; hissedar etmek, ortak etmek. interested (s.) meraklı; bir şeyde hakkı olan; menfaat gözeten. interested in a thing bir şeye meraklı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) enteresan, dikkate değer, çekici. interestingly (z.) alâka uyandıracak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Y.). Mersin yağı ve zamkı, mey’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fretsaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret / scroll saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değirmen taşı imalinde kullanılan taş. 2. Bileği çarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küstere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahsil görmüş, okumuş, münevver, edip; harflerle işaret olunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (feriy’den imef. olup müfteriyât şekli galattır. Müfredl dilimizde kullanılmaz). Birine yalandan isnat olunan »uçlar, iftiralar, uydurma ithamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hürmet» ten imef.) (mü. muhtereme). Hürmetli, saygı değer: Bir pîr-i muhterem; vâlide-i muhteremem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimable. honorable. honourable. venerable. reverend. august. patriarchal. worshipful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverend. venerable. respected. estimable saygıdeğer. sayın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. respected. estimable adj. honourable. venerable. worshipful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محترم] saygın, saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İhtiram olunmuş. Saygıdeğer, sayılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten imef.) (mü. müştereke). İki veya daha fazla şahıs veya heyet tarafından kullanılan, arada bulunan, ortaklaşa kullanılan, (matematik) Fasl-ı müşterek = İki yüzeyin temas ettikleri çizgi. Kaasınvı müşterek, mahrec-i müşterek = İki rakamı kesirsiz bölebilen rakam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. joint. collective. communal. consociate. mutual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. joint. collective. communal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. common. mutual. joint. combined. corporate. concurrent. conjugate. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ortaklaşa, birlikte: Bir araba alıp müştereken kullanacağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jointly. collectively. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «recâ» dan if.) 1. Ümit eden, uman. 2. Rica eden, yalvaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redy, redeyân» dan if.). Tereddi etmiş, soysuzlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEREDDİD) (I. A. «redd»den if.) (mü. mütereddide). 1. Gidip gelen, devâm eden. 2. Karar vermeyen, kararsız, tereddüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresolute. hesitant. undecided. wavering. dotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «refh»den İf.) (mü. mütereffihe). Bolluk ve rahatlıkla yaşayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb» dan İf.) (mü. müterekkibe). Birleşmiş, iki veya fazla cismin birleşmesinden hâsıl olan, mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «renim» den İf.) (mü. müterennime). Terennüm eden, güzel sesle ve yavaş sesle şarkı söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüsûb» dan if.) (mü. müteressibe). Dibe çöken, durulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «retb»den if.) (mü. müterettibe). 1. Sıralanmış, sıra ve düzene girmiş. 2. Ait olan, düşen: Bana mürettib görevle. 3. Doğan, netice: ihmalden müterettlb yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشترکا] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نسترن] yaban gülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabani gül ve ağustos gülü denilen çiçek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,(argo)sarhoş, kufelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. postrestant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavukçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaydedilmiş, kayıtlı, müseccel. registered letter taahhütlü mektup. registered nurse ABD kayıtlı hemşire. registered tonnage ton olarak bir geminin yük veya yolcu taşıma istiabı, safi tonaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(şahterec): Şahteregiller familyasından; çok parçalı yapraklı, küçük, düzensiz, beyazımtırak veya pembe renkli çiçekleri olan otsu bir bitki cinsidir. 50 kadar türü vardır. En önemlisi tıbbi şahtere yurdumuzda yetişir. Tıbbi şahtere yol kenarlarında rastlanan 20-60 cm boyunda bir yıllık otsu bir bitkidid. Yaprakları mavimsi-yeşil; çiçekleri mor renklidir. Bitkinin içeriğinde tanen, şeker, fumarin ve fumar asidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Vücudu terleterek zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Damar sertliğinde faydalıdır. Mide ağrısı ve mayasılda da şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden tıpta kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden küçük bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Bitkimsi heyvanlardan önemli bir takım.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hep kendini düşünen, benci, benlikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişisel çıkar, hodbinlik, bencillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hıthıt): İran, Suriye, Afganistan ve Horasan dağlarında yetişen şeytanotu adlı bitkinin köküne yapılan kesiklerden akan koyu bir maddedir. Sarı esmer renkli, yumuşak balmumu kıvamında reçineli zamktır. Kullanıldığı yerler: Bağırsak gazlarını giderir. Hazmı kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Balgam söktürür. İsteri ve sinir hastalıklarında yatıştırıcı olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ster.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. stereo (teyp, pikap)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). katı, üç boyutlu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. temel. stereobatic s. temele ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atom ve moleküllerin tertibini inceleyen kimya dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soda silikatlı boya vurma usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İzdüşümle bir ekran üzerine alınan hayallerin müşahhas ve canlı olarak gösterilmesi usûlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereografi. stereographic(al) s. stereografik stereographically z. stereografik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oylum ölçme aleti. stereometry i. katı cisimlerin oylumunu ölçme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ayrı sesli, stereofonik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. stereoskop. stereoscopic s. stereoskopik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İçine konulup bakılan resimleri üç buutlu gibi gösteren Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereoscopic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Matbaacılıkta dizilmiş sayfaların bütün halinde kalıbını alıp, baskıyı bu kalıpla yapma usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotypy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sayfa halinde baskı klişesi, stereotip; stereotipi; basma kalıp söz; f. stereotip klişesi yapmak; saptamak, tespit etmek, sabit bir şekilde vermek. stereotypy i. stereotipi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garden cress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watercress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, çok nemli topraklarda yetişen bir cins tere (roripa nasturtium).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(sezab): Turpgiller familyasından; akarsu kenarlarında yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi yeşil renkli, köşeli, parlak ve yatıktır. Boyu 30-40 cm kadardır. Kökü çoktur. Çiçekleri beyazdır. İçeriğinde; kükürtlü bir glikozit, sabit yağ, A, C, D vitaminleri ve mirozin vardır. Ev ilaçlarında usaresi kullanılır. Salata olarak da yenir. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. İdrar söktürür. Vücudu kuvvetlendirir. İştah açar. Skorbüt tedavisinde faydalıdır. Cinsel gücü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seesaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seesaw. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turpentine. turps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turpentine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sakız ağacı, yabani fıstık ağacı, (bot.) Pistacia terebinthus. terebin'thic, terebin'thine (s.) sakız ağacına ait veya bu familyadan olan; terementi yağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Umma, ümit etme, emel. 2. Yalvarma, rica, niyaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir tarafı tutma, taraflı olma, tercih etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tere satan kimse. Tereciye tere satmak = Bir kimseye çok iyi bildiği bir sahada akıl öğretmeye kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soysuzlaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soysuzlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. indecision. doubt. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavering. faltering. indecision. compunction. demur. doubt. hesitancy. hesitation. humph. incertitude. quandary. shilly shally. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. hesitate. vacillate. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to doubt. to hesitate. boggle. demur. falter. hang back. hover. pause. scruple. stagger. vacillate. vibrate. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redd» den). 1. Gidip gelme, birinin yanına devamlı gitme:Filan zata tereddüd ederdi (bu mânâ ile az kullanılmıştır). 2. Karar veremeyiş, kararsızlık. Bilâ tereddüd = Tereddüd etmeksizin, düşünmeksizin, hemen karar vererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant. wavering. faltering. indecisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaltering. unhesitant. unwavering. without gloves. without hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تردد] gidip gelme.2.ikirciklenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ikirciklenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi kerestesini delen kurt, gemi kurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «ref’.den). Yükselme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «refah» dan). Refaha kavuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sandpiper of the Old World, breeding in the far north of eastern Europe and Asia and migrating to South Africa and Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It frequents rivers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERİKE) (i. A.). Ölen adamın bıraktığı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession. estate (left by a deceased person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترکه] ölenin geride bıraktıkları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb»dan) (c. terekkübât). Mürekkeb olma, birkaç şeyin birleşmesinden meydana gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. being composed. being put together. formation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be composed of. to be made up of. to be put together. to be formed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترکب] oluşum. 2.bileşim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

oluşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترکبات] oluşumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yabanî fıstık ağacı. 2. Bu ağaçla sakız ağacından ve çam ağacından çıkan bir nevi yağ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nesteren denen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kudret helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. terennümât). Güzel ve yavaş sesle şarkı söyleme, ötme: Kuşlar terennüm ediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerdeki söz partisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترنم] şarkı söyleme, şakıma. 2.dile getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.şarkı söylemek, şakımak. 2.dile getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

either of two muscles in the shoulder region that move the shoulders and arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastard. son of a bitch. primp. procurer. pander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

either of two muscles in the shoulder region that move the shoulders and arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Suyun dibine çökme ve durulma mânâsıyle kullanılıyorsa da bu mânâyı ifâde için rüsub demek daha doğrudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir musiki makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sızma, terleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترسب] tortulanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tortulanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترشح] sızıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being incumbent on. falling to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be incumbent on or upon. to fall to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rütûb» dan). 1. Sıralanma, sırasında olma, sırası gelme. 2. Ait olma, icap etme, gerekme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترتب] gerekme. 2.üzerine görev düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gerekmek. 2.üzerine görev düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütten elde edilen taze yağ. Tereyağından kıl çeker gibi = Her türlü güçlükten kolayca sıyrılarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butter. fresh butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir kenarı diş diş olan ve katı şeyleri biçmekte kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangsaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw. handsaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handsaw fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Burnu uzun ve iki yanı testere gibi dişli olan bir balık (pristis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haritası yapılmamış; meçhul, bilinmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alakadar olmayan, ilgisiz, aldırışsız, lakayt. uninterestedly z. ilgisizce. uninterestedness i. ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okuma yazması olmayan, okumamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ufak parçalara ayrılmamış, parçalanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by