Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku ne demek? | Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku anlamı nedir? | Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku

Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku anlamı nedir?

Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku ne demek?

Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku anlamı nedir?

Ters Çevrilebilir Öğrenen Ku | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ters cevrilebilir ogrenen ku

Teknolojik Terim

Başka üreticilerinkiler de dahil olmak üzere video kaydediciler, Lazer Disk oynatıcılar ve ses cihazlarının temel çalıştırma işlevlerini öğrenme ve kullanma kapasitesine sahip bellekli kızılötesi uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Uzaktan kumanda sinyalleri alıcıya iletmenin yanı sıra, alıcıdan menüler, RDS bilgisi gibi bilgileri de alır. Bunlar uzaktan kumandanın LCD ekranında görüntülenir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pisliklerin aktığı yol ve delik, lâğım çukuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eski çağlardan beri basit hesap işlemleri yapmakta kullanılan bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus. abacus sayıboncuğu. çörkü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abacus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah’ın kulu. - Şekür, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadly force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıç direk yelkenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treefrog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçları delerek içlerinde yaşayan bir cins kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gross negligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشناس] yıldızbilimci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اخترشمار] yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of domestic relations. family law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kayınağacı): Kayıngillerden; nemli topraklarda yetişen bir ağaçtır. Meyveleri küçüktür. Yaprakları ilkbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. Şişmanlamayı önler. Romatizma ağrılarını dinlendirir. Ayak kokularını keser. Saçları gürleştirir, kepekleri yok eder. Cilt hastalıklarını tedavi eder. Kalp kifayetsizliğinin sebep olduğu idrar tutukluğunu giderir. Vücutta biriken tuzu atar. Üremi ve albüminde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit akçıl çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.’den) (gramer). Bir isim hali, ismin yapma ifade eden hali, ismin geçişli bir fiilin tesirinde olduğunu gösteren hali: Camı kırdı veya cam kırdı misallerinde «cam» akküzatif halindedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقل کل] doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. battery akümülatör.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. accumulator. automobile battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acupuncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Isırır, kudurmuş, azgın: Kelb-i akûr = Kudurmuş, azgın köpek. (kuduz mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقور] azgın, kudurmuş, saldırgan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقورانه] kudurmuşçasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yerin veya salonun sesi aksettirme durumu. 2. Bu mevzu ile uğraşan fizik ve musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acoustique

1. yankı bilimi, 2. yankılanım

1. Fizik biliminin konusu ses olan kolu. 2. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustic. audible. whispering. acoustics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustic , acoustics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. akut

tıp iveğen

Çabuk ilerleyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severe , acute , acutely , acute accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accusatif

db. belirtme durumu

Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(A). Şöyle böyle, olduğu kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arapça terkip. «Sizin üzerinize» demektir. Esselâmü aleyküm = Size selâm olsun, ve Aleyküm Selâm = Size de selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hep, bütün, herkes.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i ). Pekvâne denilen bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ipeka): Güney Amerika’da yetişen bir bitkidir. Kullanılığı yerler:Az miktarda kullanıldığı takdirde tatlandırıcıdır. Yüksek dozlarda kullanılırsa kusturur, ishal yapar. Müzmin bronşitte ifrazatı artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Sizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), ikinizden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother's pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindergarten. playgroup. nursery school. playschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school. kindergarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrovetide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieldfare. ousel. ouzel. mavis. song-thrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Okçe veteri, eğrice (sinir), Fr. tendon d’Achille. (mec.) Yalanla aldatan, vâdinde durmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri, bir yandan öbür yana geçen, hamaylı. Arkurı adam = Ters adam. Arkurıdan gelmek = Kötü muamele etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz, uğurlu, kutlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden bir bitki, yer prasası da denir (Leonurus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artesian well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Şifalı Bitki

(zemberekotu): Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu giderir. İdrarı artırır. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar torbasındaki iltihabı giderir. Kan işemeyi keser. Albümin miktarını düşürür. Zatülcenp ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Nikris ve romatizmanın şikayetlerini giderir. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nemli yerlerde çok yetişen ve ilâç olarak kullanılan bir bitki. Atkuyruğugillerdendir (Hippuris vulgaris). 2. Genç kızların, saçlarını başlarının arkasına toplayıp soktukları at kuyruğuna benzer biçim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare's-tail. ponytail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası. Örneği atkuyruğudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of prey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Diz kapağından, ayak parmaklarına doğru sargı bezi dolanır. Ancak bu işlemi ayak şişmeden önce uygulamak gerekir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yatanın veya yatılan yerin ayak tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakta durarak: Ayaküstü sohbet ettik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kutlu, uğurlu ay. 2.Karşılık, mükafat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren bahadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minority government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر قلزم] Kızıldeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mevsiminden evvel yetişen meyve, turfanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tub. bath tub. washing tub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakterileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığının bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Banyodaki havlular yıkanıldıktan sonra, yani vücudumuz tertemiz iken kullanılır ve sadece vücudumuza değerler. Buna rağmen birkaç gün içinde bu havlular kokmaya başlarlar. Bunun sebebi vücudumuz değil vücudumuzdaki ölü deri hücreleridir. İstediğimiz kadar bol su ve sabunla yıkanalım, su ile birlikte kirlerin ve bakterilerin gittiğini zannedelim, yine de vücudumuz üstünde ölü deri hücreleri kalır ve kurulanırken bunlar havluya geçer.

Bundan sonraki sorun havalandırmadır. Zaten havası devamlı nemli olan banyolar küflenme için ideal ortamlardır. Bu nedenle banyoları yıkanma sırasında değil de az sonra açıp havalandırmak gerekmektedir. Aksi takdirde havluya sinmiş deri hücreleri süratle kokuşmaya başlarlar.

Ellerimizi yıkadığımızda sabunun görevi derimiz üzerindeki bakierileri gevşetmektir. Ellerimizi bir havlu ile kuruladığımızda bu gevşemiş bakteriler de havluya geçer. Dolayısıyla ellerimizi sabunla yıkadıktan sonra kurulamadan ıslak bırakmanın temizlik bakımından pek faydası yoktur.

Daha ziyade halka açık yerlerde ve işyerlerinde tuvaletlerde kullanılan elektrikli el kurutucuları elleri kuruturlar ama bakteriler yine deride kalırlar. Bu nedenle temizlik açısından havlular, tabii ki temiz olmak şartıyla, sıcak hava üfleyen elektrikli kurutuculardan daha etkindirler.

Havluların diğer kumaşlardan farkını yaratan, suyu kolayca emme özelliğini veren, kullanılan ipliğin cinsi ve daha önemlisi havlu kumaşının dokunuş biçimidir. Havlu kumaş, kumaşın iki yüzünde halka gibi kıvrılmış iplikler bırakan, ana çözgüden ayrı bir çözgüyle dokunur. Havlu kumaş yapımında daha çok pamuk ipliği kullanılır ve özel bir işlemden (apre) geçirilerek su emme gücü arttırılır.

Türkiye’de havluculuk 18. yüzyılın başından itibaren Bursa’da gelişmiştir. Bunun nedeni Bursa’da kadife dokumacılığının dünya çapında gelişmiş olmasıdır. Havluculuk, kadife dokumacılığınm bir yan ürünü olarak doğmuştur. Havlu ismi de Hav’lı kumaş anlamında Arapça’dan gelmektedir. ‘Hav’ Arapça’da kadife, çuha gibi kumaşların yüzeylerindeki ince tüylere verilen addır. Hav’sız olarak yapılan ve peşkir de denilen keten havlular ise ayrı bir imalat konusudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbecue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük ağırlıkları, küçük bir ağırlık yardımıyle tartmayı sağlamak üzere birkaç kaldıracın uygun bir tarzda birleştirilmesi ile meydana getirilmiş ilet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighbridge. weighing machine. platform scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighbridge. platform balance. platform scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighting machines. scales. bascule. platform. weighlock. track scale. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i T. Fr). Başkomutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme commander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supreme command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Türkler’in Kıpçak koluna mensup bir soy. Başkurtlar Ural dağları bölgesinde yaşar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt’tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, talihli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Western Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykoca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kukumav kuşu, bûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl. night owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu talihli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykut).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Tohumun içinde, embriyonu çevreleyen kısım.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Vukufsuz, malûmatsız, bihaber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Durmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Durmadan, beklemeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenlore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science fiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

BİSKÜİ, BİSKÜİT (i. Fr.). Bir çeşit ufak ve gevrek peksimet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cracker. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie. cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit. cookie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. içine acı otlar da karıştırılan bir nevi içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hem acı hem tatlı olan; aynı zamanda iyi ve kötü olan; i. yaban yasemini, bot. Celastrus scandens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif, külliyet = umumiyet, bütünlük). Bütün bütüne, tamamen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasavvurda olarak, düşünce hâlinde, iş hâline gelmemiş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Yeterince su içilmemesi, A vitamini eksikliği, böbrek üstü bezlerinin fazla çalışması ve bazı böbrek hastalıkları, böbreklerde kum birikmesine neden olur. Böbreklerde kum görüldüğü zaman aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kiraz sapı, su

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 5 çorba kaşığı kiraz sapı konur. Kaynatılıp, süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gourmand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

today's. of today. current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible. pliable. supple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twist. bend. curvature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion. convolution. distortion. flexion. inflection. torsion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprained. to be twisted. to be rolled up. to be coiled. to be contorted. to be buckled. to be plyed. to be winded. to be spined. to be curled. to be curved. to be distorted. to be kinked. to be wreathed. contort. crook. curl. curve. fold. sag. twirl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigid. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist. twine. torsion. bend. fold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuous. twisted. spun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to writhe (with pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. fold. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili boş laf, palavra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. buncombe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. buckling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. twist. wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURKULMAK (bk.) Burkmak, burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rick. to be twisted. to be sprained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

El ve ayak bilekleri herhangi bir kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır. Sonra aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Burkulan yere çiğ lahana yaprağı sarılır. 15 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş, enenmiş, iğdiş olmuş at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURGUTMAK (f.). Uzvun birini burup incitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Türkçe «buruşmak» tan). Dil buruşturan şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Püskü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biraz yakılmış şeker ve tereyağı ile yapılan bir nevi karamela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice mass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru fazla olan bozuk satıhlar için kullanılır: Yol pek çakır çukurdu, içimiz dışımıza çıktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı kulu- Abdullah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrub bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry. campanile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifesaver. lifeguard. meat waggon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2.Mutlu talihli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross rate. cross-rate. cross exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current exchange rate. current rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoopoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکوچ] çekiç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik), (bk.) Şakul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumb. plumb line. bob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird of paradise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penal law. criminal law. criminal / penal law. crown law. penal code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıbbi muayene. check valve emniyet valfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor bir cins yâkut.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ilex auifolium): Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanpüskülügillerden bir süs bitkisi (ilex aquifolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ilex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luckily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunately. happily. thankfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökmüş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökkün olma hali. Ar. inhifaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çarşaflık çözmeli pamuk bezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekiç (çekiç dediğimiz Aletin asıl ismi «çöküç»tür). (bk.) Çekiç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çökmüş, batmış, çukurlaşmış, eğilmif, batık: Çökük göz, bel, omuz. Çökük kuşu = Bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapsed. sunken. dent. graben. rift valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken down. hollow. saggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerin taşıdığı ve ovalarda bıraktığı tortu, çöküntü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı inmek, duruşmak, tortulaşmak. 2. (deve) Diz çökmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I). Dibe çöken şey, tortu. Ar. rüsûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. debris. depression. sag. collapse. sinking. subsidence. wreckage. sediment. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. ruin. debris. wreckage. sediment. deposit. subsidence. depression. collapsing. settlement. slip. residue. crash. deposition. landslide. residual. slump. cup hole. sedimentary. cave in. dent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak. 2. Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek. 3. İndirmek: Başına yumruk çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çökmek fiili ve tarzı, (bk.) Çökmek. 2. ihtiyarlayıp kuvvetten düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. ruins. decline. fall. breakup. decadence. decay. descent. downfall. smash-up. sunset. twilight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. decay. decline. downfall. decadence. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. collapse. decline. decadence. downgrade. ebb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Her taraftan birden gelip çökmek, toplanıp inmek: Kuşlar tarlaya çöküştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthusiasm. excitement. exuberance. ebullition. ecstasy. abandon. effervescence. elation. furor. furore. glow. gush. exuberancy. rave. rhapsody. spring tide. temperament. yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. emotion. euphoria. fervour. flurry. high. kick. verve. exuberance. vigour. ebullience. enthusiasm. fervor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotion. enthusiasm. delirium. exaltation. excitement. the jerks. rage. rapture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarated. rapturous. excited. cock-a-hoop. declamatory. dithyrambic. effusive. enthusiastic. glowing. gut. stirring. sweeping. vehement. in a glow. transported with joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. bubbly. enthusiastic. vigorous. exuberant. ebullient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fervid. lyrical. rapturous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Coşkun, taşkın, feyezân etmiş (nehir vesaire). 2. Coşmuş, galeyana gelmiş, tehevvür sahibi, hiddetli: Coşkun adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebullient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ebullient. exuberant. exultant. fervent. frenzied. full. hysterical. impassioned. impetuous. lyrical. zealous. enthusiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthusiastic. ardent. effusive. fervent. flushed. high. impetuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Coşmuş, galeyana gelmiş. 2.Duyarlı, aşın hareketli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Coşup taşmış olan nehir vesairenin hali, taşkınlık. 2. Coşmuş adamın hâli, coşuş, hiddetlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abandon. ebullience. ecstasy. enthusiasm. fervour. flame of enthusiasm. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sel, gürültüyle akan su.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mak). ana şaft ile makinaları işleten şaft arasında vasıta vazifesi gören şaft grup mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ask). parola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasdik için ikinci olarak imza etmek. countersignature (i). ikinci imza, tasdik imzası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). havşa, havşa açmaya mahsus kalem; (f). havşa açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı casus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza; sinir krizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakao tanelerinin tozundan yapılmış bir çeşit şekerleme, (bk.) Çikolata (çikolata sözü Meksika dilinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş) Gaga ile vurmak, gagalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyulmuş, Ar. muka’ar, derin, amîk: Çukur bostan, çukur ova, çukur göz. 1. Oyulmuş yer, delik, hufre: Çukur kazmak, çukur doldurmak, ağaç dikmek için çukur açmak. 2. Derin kazılmış yer, kuyu. Fars. çâh: Çukur kazıyor. 3. Mezar, kabir: Bir ayağı çukurda = Ölümü yaklaşmış, çok ihtiyarlamış 4. Bedenin bazı yerlerinde bulunan ufak çökük yer: Çene çukuru = ÇAh-ı zenahdân, çenenin altındaki çukur. Göz çukuru = Çeşm-hâne. Yanak çukuru = Bazı kimselerde gülerken yanakta beliren çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep-set. sunk. hollow. concave. hole. hollow. dip. cavity. scoop. pit. dimple. excavation. fosse. gully. gully drain. gutter. indent. sink. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burrow. cavity. concave. crater. dent. depression. fold. hollow. pit. socket. sunken. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavity. dent. hollow. pit hole. depression. bore. bowl. dip. fold. pit. pocket. scoop. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukura batmak, derinleşmek, çökmek: Gözleri çukurlanmış, çukurlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çukurlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dented. to become bowl-shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derinleştirmek, ‘daha derin kazmak: Havuzu biraz daha çukurlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyukluk, çöküklük: Gözlerinin çukurluğu. 2. Derinlik, Ar. umk: Bu arsanın çukurluğu kıymetini azaltıyor. 3. Çukurları ve hufreleri çok yer: Orada bir çukurluk vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşlar gagalaşmak, gaga ile vuruşup oynaşmak, gaga gagaya tutuşmak, didişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). 1. Sebep ve illet beyan eder, olduğu için, olduğundan: Gidemem çünkü hastayım. 2. Mademki: Çünkü bilmiyorsun, söyleme, (bk.) ÇÜn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forwhy. because. for. inasmuch as. cos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because. for. as. cos. forasmuch as. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuk kelimesinin bir eski şekli. Eski Türk takviminde 8. yıldır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kütüphâne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ebu’l-Hasen Ali b. Öm(Erkek İsmi) Tanınmış muhaddislerdendir (917-995) yıllan arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat’ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالکتب] kütüphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. exchange. interchange. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. barter. commutation. permutation. swap. trade. trading. traffic. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commute. interchange. swap. swop. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty. maritime law. marine law. admiralty / maritime / naval law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces. sea forces. marine / naval / sea forces. marine. marine forces. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acı bademyağı

Hazırlanışı : Yatmadan önce, vücut acı bademyağı ile iyice ovulur. Sabahleyin ılık su ile banyo yapılıp iyice kurulanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep / sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Afrika’da yaşayan, vücudunun ağırlığı ve tüylerinin azlığından dolayı uçamayan büyük bir kuş ki, kanatlarının tüyleri terbiye olunarak şapka süslerinde kullanılmakla pek kıymetlidir. Devekuşu tüyü, yumurtası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to read between the lines. to peruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü zedeleyen, vuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, küşâden = açmak). Gönül açan, kalbe ferahlık veren. Ar. müferrih. (bk.) Dil-güşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü açılmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. oration. harangue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eastern bloc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Eastern Block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlıların vücutlarında, aynı işi görmek üzere farklılaşmış olan hücre veya liflerin meydana getirdiği anatomik bütün, nesiç. Kemik dokusu, kemikleri; kan dokusu, kanı; sinir dokusu sinirleri vs. meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. tissue. histo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tissue. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. fabric. texture. tissue. structure. make. configuration. cambium. fibre. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Dokuları inceleyen bilim, histoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free. falling down to. dilapidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. outpour. outpouring. spilth. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. dropping. flow. pour. spillage. disintegration. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı veya tahıl çeşidinden bir şeyin, bulunduğu kap veya yerden dışarı çıkıp akması: Testiden su, fıçıdan yağ, çuvaldan buğday, saman döküldü; yere döküleni toplamak. 2. Düşmek, Osm. sukut etmek: Dişleri, saçı döküldü; kuraklıktan ağaçlardan bütün meyveler, yapraklar döküldü. 3. (akarsu) Son bulmak: Tuna Karadeniz’e dökülür. 4. Çıkarılmak, Osm. sevk ve tahşîd edilmek: Hududa, karaya birçok asker döküldü. 5. Hücum etmek, üstüne düşmek: Bütün halk sokağa dökülmüş; şimdi herkes sayfiyeye döküldü. 6. Dönmek, çevrilmek. Osm. münkalib olmak, müncer olmak: Moda mini eteğe döküldü. 7. Eritilmiş maden vesaire kalıba boşalmak: Kurşun ile antimuan halitasından harfler dökülür. 8. mec. Pek fazla eskimek. Osm. harap ve virân olmak: O yalı dökülüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be poured. fall into. fall out. fall off. pour forth. pour out. spill. fall into decay. go to pieces. feel cheap. come off. course. disembogue. disgorge. drape. empty. fall. flow. molder. moulder. rub off. run down. slop over. teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder. pour. slop. spill. to spill. to pour. to slop. to be shed. to be cast. to fall into ruin. to disintegrate. to flow into. to spill over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poured out. to be spilled. to be thrown away. to be shed. to get old and shabby. to be tired. to be in a miserable state. to drop. to fall. to pour. to flow. to run. to spill. to crumble. to decompose. to disintegrate. empty. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez. 2. Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak. 2. Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işleme, geçme, tesir. 2. Zarar verme, bozma. 3. Başa vurma, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iliştirmek, temasa getirmek. Osm. lems ve massettirmek: Şuraya elinizi dokundurun; şu masayı duvarlara dokundurmayarak götürebilir misiniz? 2. El sürdürmek, bozdurmak: Eşyanıza kimseyi dokundurmadım. 3. İncitmek, sataşmaya bırakmak: O zavallı adama çocukları dokundurmayın. 4. Sözle birine târizde, imâda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. make touch. adumbrate. gibe. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth touch another thing. to hint about sth to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunmak işi. (bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Derinin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi vasıflarından duygulanması hususiyeti, lâmise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile. tactual. touching. contact. touch. feeling. handling. palpation. tact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. dab. feeling. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. touching. sense of touch. tangency. strike. pat. slap. handling. impression. feel. contingency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile veya vücudun diğer bir organıyle ilişmek, sürülmek. Osm. temas etmek: Soğuk havada mermere dokunmak fenadır; elim dokunmakla soğukluğunu duydum. 2. El sürüp bozmak, halel getirmek, değiştirip bozmak, ilişmek: Kimse bu kâğıtlara dokunmasın; ben o yemeğe hiç dokunmadım; buna asla el dokunmamıştır. 3. İncitmek, zarar vermek, rahat bırakmamak, sataşmak: Bu çocuğa dokunmayın; şu fakire niçin dokunuyorsunuz? 4. Tesir etmek, işlemek, tesirli olmak: Bana, onun sözü dokunmaz; söylediği söz bana çok dokundu. 5. Sarhoşluk vermek, çok sert gelip sersemlik getirmek: Bu tütün, bu şarap bana dokunur. 6. Hüzün, keder, üzüntü vermek, merakı arttırmak: Böyle şarkılar bana dokunur; kaval sesi adama dokunur. 7. Sıhhatçe zararlı olmak, yaramamak, rahatsızlık vermek: Ekşi şeyler bana dokunur; zeytinyağı cilt hastalığı olanlara dokunur; her yemeğin çoğu dokunur. 8. Ait olmak: Hayrı dokunmuyorsa bari şerri de dokunmasın; o işte bana dokunur bir taraf göremiyorum. 9. Tecavüz ve tasallut etmek: Irza, namusa dokunmamalı; o söz haysiyetine dokundu. Su ya sabuna dokunmamak = Hiçbir tara fa zararı olmamak, karışmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. feel. handle. tip. affect. disagree. be intolerant of. clap. kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affect. disagree. meet. rasp. touch. to touch. to move. to affect. to upset. to harm. to get on. to jar. to concern. to be woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. to touch. to contact. to make contact with. to touch with one's hand. to disturb. to upset. to affect adversely. to affect. to move one. to touch on. to deal with. to relate. to tap. to feel. to strike. to hit. to harm. handle. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi üstüne dökmek: Sabahları soğuk su dökünmeyi Adet edinmiştir. Soyunup dökünmek = İstirahat için soyunup, rahat bir hal ve kıyafette oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dökülmüş perakende şey: Buğday, taş döküntüsü; zahire bitip yalnız biraz döküntü kalmıştır. 2. Denizin dalgalarını kesmek için sahilin biraz ilerisine bilhassa dökülmüş veya tabiî halde perakende taşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. refuse. spoils. waste. debris. sweeps. detritus. fall-out. skin eruption. dreg. excuse. fallout. heap. junk. litter. refuse. residuum. rubbish. rubble. scrap. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castoff. dilapidated. eruption. oddment. refuse. scrap. sleazy. remains. remnants. remainder. rubbish. skin eruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. litter. spillage. waste. discarded remnants. skin eruption. refuse. dust. rubbish. brushings. offscouring. crumblings. outfall. offal. tailing. reef. material. waste product. junk. leaving. scraping. dross. rummage. garbage. rummage goods. rift-ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunulmak işi: Bu kitaplara dokunulmaz. 2. incitilmek, sataşılmak, zarar verilmek. Osm. ızrar edilmek: Bu fakir adama dokunulmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrosanct. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untouchable. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunaklı, tesirli: Dokunur ses. 2. Zararlı, yaramaz: Dokunur yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DOKURCİN) (i.). 1. Do kuzar yani on sekiz taşla oynanılan dama gibi bir oyun, üçleme de denir. 2. Buğday demetleri yığını, çeç. 3. Gelin çeyizi kafesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dokunmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekizden sonra ve ondan evvel gelen sayı. Ar. tis’a. 9: Dokuz kişi, dokuz gün, dokuz kere; on dokuz; yüz yirmi dokuz; dokuz yüz; dokuz bin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like a cat with nine lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defada dokuz: Dokuzar lira aldılar; kompartımanlara dokuzar kişi bindiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz kısımdan meydana gelmiş. 2. iskambil kâğıdının dokuz beylisi: Kupanın dokuzlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk. 2. Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş. 3. Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuz taşla oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange rate. foreign exchange rate. rate of exchange. level of exchange. foreign exchange quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bütün, tam. 2. Kuvvetli, tüvânâ, dinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gün evvel olan: Dünü, kıdemi olmayan: O, dünkü adamdır. Dünkü gün = Bugünden önce olan gün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yesterday's. of yesterday. inexperienced. green.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide durak perdesinin bir üstündeki nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşmüş, sâkıt, aşağıya sarkmış, düşük. 2. Saadet ve refah hâlini kaybetmiş: Asaleti var ise de düşkündür. 3. Müptelâ, Osm. dûçâr, üftâde: Tütüne, işrete çok düşkündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addicted. down at heels. fond. doting. fallen. fallen on hard times. poor. decayed. affected. jealous. jealous of. keen. keen on. partial. sharp-set. addict. almsman. devotee. given to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buff. devoted. devotee. doting. fond. freak. given. mad. nut. partial. addicted. fond of. enamoured. inveterate. broken down. decayed. poor. needy. addict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigent. excessively fond or addicted. bound up in. freak. given. hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home for indigent people incapable of making their own living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düşmüş olanın hâli, düşüklük. 2. Saadet ve refahtan sonra gelen mahrumiyet. 3. Tutkunluk, alışkanlık: İşret düşkünlüğü pek fenadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrepitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affection. attachment. craze. devotion. indulgence. liking. mania. partiality. passion. rage. addiction. fondness. decay. being broken down. poverty. adversity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poverty. excessive fondness or addiction. devotion. fixation. indulge. lust. misfortune. penchant. weakness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Yer küresini düz bir satıh üzerinde gösteren harita. Osm. küre-i musattaha.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Eleğimsağma (alâim-i semâ), gökkuşağı, yağmur kuşağı; alkım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective rate. actual quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Konuyu iyi bilen, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل وقوف] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écu

avro

Avrupa Birliği’nin ortak para birimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. ek!’den imüb.). Çok yiyen, obur, pisboğaz

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکول] pisboğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Oburcasına.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écurie

ahırdaş

Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اندرالوقوع] az rastlanır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scruff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, dayanıklı erkek. 2.Mübarek insan, kutlu insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu ayda doğan erkek.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(mayasılotu): Sığırdiligillerden; çiçekleri beyaz ve menekşeye çalar renkte, yaprakları neşter şeklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Müzmin ishali keser. Nefes darlığını giderir. Göğsü yumuşatır. Bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Ağız, dil ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Karakafes denilen bitkinin bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old and battered. ragged. shabby. tattered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. facule

gök b. benek

Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Üniversitelerin, ihtisas konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. faculty. school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. school of a university. college of a university. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çuhaçiçeğigillerden bir bitki cinsi. 2. Yabanî mercanköşk.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(güveyotu): Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir kitabın ayrı bir kapak içinde satılan kısımlarından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Yerelması, patates gibi toprak altı mahsullerinin köklerindeki nişastaya verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Art arda kullanılarak kaynamayı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling up. bubbling noisily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızla ve ses çıkararak kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bubble noisily. to boil up. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taşkırangillerden bir çalı ve bunun kırmızı ve mayhoş meyvesi (ribes rubrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ribes rubrum): Taşkırangillerden; bir çalıdır. Yemişi uzun salkım şeklinde olup, taneler, ufak ve kırmızıdır. Tadı mayhoştur. 150 kadar türü vardır. Daha çok şurubu yapılarak kullanılır. İçeriğinde organik asitler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. Böbreklerdeki taşların düşürülmesine yardımcı olur. Karında toplanan suyu söker. Karaciğer şişliğini giderir. Sarılığı giderir. Romatizma ve mafsal kireçlenmelerinde de faydalıdır. Sindirim yollarındaki iltihapları temizler. Şurubu, çok besleyicidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. L. T. botanik). Suyosunlarından bir yosun familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate property. realty. landed property. landed estate. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. estate. realty. immovable goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. real asset. real property. real-estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mess. place of confusion. pit of hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Gazeteler

Günün manşetlerini, öne çıkan haberlerini burdan takip edebilirsiniz.

Gazeteler by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret. clip joint. nighterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general shareholders'assembly. general meeting. plenary meeting. General Assembly. General Meeting. plenary committee. house floor. full assembly. plenary assembly. plenary session. full session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealistic. surreal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealist. surrealistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surrealism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

default judgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgment given in default.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparel. array. toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress and finery. wearing apparel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçecek hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canopy. firmament. vault of heaven. welkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow. bow. iris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rules of good forms. rules of etiquette. canons of conduct. code of conduct. manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kurutulmuş penbe gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÜNKİ) (i.). Bir güne mahsus olan, bir gün vaki olan (yalnız kullanılmayıp aşağıdaki gibi terkiplerde ge;er): Bugünkü, o günkü, geçen günkü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sokak çocuğu, köprüaltı çocuğu, küçük külhanbeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(jatrorrhiza palmata): Jatrorrhiza palmata adlı bitkinin köküdür. İçeriğinde kolombin ve barberin denilen maddeler vardır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İshali keser. İştahı açar. Mideyi kuvetlendirir. Fazla kullanıldığı takdirde, mide ve bağırsaklara zarar verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. fragrance. lavender. perfume. perfumery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حافظ کتب] kütüphaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HAFIZ-I KÜTÜB) (i. A.). Eskiden kütüphanelerdeki kitapların bakım ve korunmasını sağlayan kimse, kütüphane memuru.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Japonlara has üç mısralık kıtalardan meydana gelen kısa şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sükût hakkı, susma payı, bir kimseye bildiğini söylememesi için verilen para veya tâviz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. halkaviyye, halkumiyye) (anatomi). Boğaza mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşi görülmemiş, şaşılacak, (bk.) HArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. stupendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارق العاده] olağanüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. war college. war academy. cadet school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air legislation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airforce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air force. air forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atmosfer.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karargâh; kumanda merkezi; merkez büro; merkezde çaIışanlar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ırmağı besleyen kaynaklar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift voucher. free gift coupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). aceleyle, telâşla; (s). karmakarışık; gelişigüzel; (i). telâş, karmakarışık şey, kanşıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diurnal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of every day. quotidian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürdî’li Hicâzkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). but (bilhassa kesilmiş hayvanda), kaba et.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [حس قبل الوقوع] önsezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HİSS-İ KABLELVUKU) (i. A.). Bir hâdiseyi olmadan önce sezmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo seyircinin ilgisini çekmek için baş vurulan oyunlar; saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birkaç cihaz veya elektrik devresinin birbirine bağlanması; k.dili ilişki, bağlantı; birkaç radyo istasyonunu birleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eskiden dervişler). Hep bir ağızdan yüksek sesle zikretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hak). 1. Haklar. 2. Kanunlar ilmi. 3. Kanunların ceza ile alâkalı olmayıp alacak, verecek davalarını ilgilendiren kısmı: Hukuk davası, hukuk mahkemesi. 4. Dostluk, ahbaplık: Onunla hukukunuz eskidir, (bk.) Hak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. juristic. juristical. law. jus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurisprudence. law. law tüze. rights haklar. friendship ahbaplık. dostluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. jurisprudence. jus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حقوق] hukuk. 2.haklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقوق سياسيه] siyasal hukuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Haklara saygılı, geçmişi unutmayan, vefalı ve sadık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Hukuk ilmini bilen. 2. Vefâlı insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hukuku meslek edinen kimse (asıl mânâsı: hukuk müthassısı, hukuk bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurist. legist. lawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurist. lawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jurist. barrister. gentleman of the robe. jurisconsult. counsellor at law. lawyer. legist. legal practitioner. solicitor at law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal career. law business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. in jure. legally. on from a point of law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hukuka ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial. legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal. juridical. jural. juristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حقوق شناس] hukukçu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HÜKM) (i. A.) (c. ahkâm). 1. Hâkimlik, hükümet, Amirlik: Filânın hükmü geçer, filânın hükmü altındadır. 2. Emir, irade, kumanda: Hükmetmek; hükmü geçmek; hükmü nâflz olmak; filânın hükmüyle hareket ediyor. 3. Karar; bir dâva veya meseleyi dinleyip iyice tahkik ve muhakeme ettikten sonra verilen katî karar ve netice, kanun icabının ortaya çıkması: Hüküm vermek; mahkemenin hükmü; beş sene müddetle hapsine hükmolundu. 4. Kuvvet, ehemmiyet, nüfuz: Onun Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmünü icra ediyor; kışın hükmü geçti. 6. Makam, mesâbe. Kayınpeder de baba hükmündedir. 7. İktizâ, icap, gerek: Kanun hükmünce; zarafet kaidesi hükmünce. Hükmü olmak = Kuvvetli ve nüfuzlu olmak. Hükmünde olmak = Değerinde bulunmak. Hüküm sürmek = 1. Hâkim olmak, hükümet etmek. 2. Cârî olmak. Hükmü geçmek = 1. Emri nüfuzlu ve cârî olmak. 2. Kuvvet ve tesiri geçmek, c. 1. Emirler, irâdeler: Ahkâm-ı llâhiyye. 2. Nizamlar, kanunlar: Adlî ahkâm, ahkâm-ı dîniyye. 3. Yıldızlardan başka tabiî ve semâİ alâmetlerden çıkarılmak istenilen mânâlar, Ar, istihrâcât, gaipten haber vermeler: Ahkâm çıkarmak: Müneccimlerin ahkâmı, mec. Garip ve gülünç hükümler: Ahkâm kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. authority. provision. sentence. decision. judgement. verdict. adjudication. assize. award. conclusion. deliverance. dicta. dictum. doom. estimate. fiat. operation. predication. proviso. ruling. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. decree. force. judgment. possession. provision. ruling. sentence. verdict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitrament. judgement. decision. judgment. thought. sovereignty. jurisdiction. validity. influence. adjudication. ascendance. award. clause. legal decision. decree. determination. dictum. doom. finding. government. hold. judicium. operation. precept. pre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prevail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. ride. to be rife. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicate. decide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdara mahsus veya lâyık bir hal ve şekilde: Hükümdârâne azametle; hükümdârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Hükümdara mensup ve ait: Bâ-emr-i hükümdarı = Hükümdara ait emirle, hükümdar emriyle. 2. Hükümdarlık: Icrâ-yı hükümdârî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜKÜM-DAR) (i. F„ Ar. hükm = emir, hükümet, Fars. dâşten = mâlik olmak) (c. hükümdârân). Hüküm ve emir sahibi olan kral, melik, şah, padişah: Osmanlı hükümdarı, Avrupa hükümdârânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suzerain. ruler. monarch. sovereign. sov'ran. potentate. prince. rex. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potentate. ruler. sovereign. monarch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarch. ruler. sovereign. crown. emperor. lord. prince. suzerain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monarchism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. royalty. kingdom. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingdom. rulership. sovereignty. empire. crown. regality. regency. royalty. ruling. suzerainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2. Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3. İdare usûlü: Demokrat hükümet. 4. İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governmental. political. government. executive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administration. cabinet. government administration / office / building. the administration. authority. dominion. government. ministry. polity. power. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coup. coup d'état. usurpation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government commissioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat of government. centre of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir hüküm ve emri bildiren: Hükümlü bir tahrirat. 2. Mahkemece hüküm giymiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict. prisoner. culprit. lag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemned. sentenced. convict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convict. sentenced. condemned. con.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hükm = hükümet, Fars. rânden = sürmek). Hüküm ve saltanat süren, hâkim, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruling. reigning. sovereign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hüküm süren kimseye ait. Hüküm sürme, hükümdarlık. Hukuk-ı hükümrânî = Hükümranlık hakları, Fr. suzeraineti denilen siyasî terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hükümran olma. 2. Hâkimiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüküm, kuvvet ve tesiri olmayan, Osm. keen-lem-yekün olan: Feshedilmiş kanunlar hükümsüzdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. inoperative. nude. nugatory. statute-barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalid. null. void. abolished. null and void geçersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

null and void. invalid. null. no longer in force. without effect. inoperative. lapsed. nugatory. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invalidity. voidness. void.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity geçersizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullity. invalidity. negation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Boğazdan mideye olan yol. Râhat-ül-hulkum = Rahat lokum denilen maruf şekerleme, lokum, lâtilokum. (bk.) Halkum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلقوم] boğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüseynî Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kesin karar vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومات] hükümetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمدار] padişah, sultan, hüküm sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) hükümdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکومت] hükümet. 2.hakimiyet. 3.devlet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hakim olmak, hükmetmek, hüküm sürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکومت مستبده] istibdat hükümeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمران] hüküm süren, hakim olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hakim olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حکمرانی] hüküm sürme, padişahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

executive power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrative low. administrative law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. nurse. spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türklerde bir şan. 2.Devlet yönetme gücü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kutlu, saadetli. 2.Yüksek rütbeli. 3.Eski Türklerde bir hükümdar ünvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İlk öğretim veren okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. grade school. grades. junior school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. parish school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu, mutlu, uğurlu ülke.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutsal ülke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signature circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İnanılan doğru, uğurlu ve kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah’ın yardımı, nafakası, infakı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. incubateur

kuluçkalık

Küçük işletmeleri büyümelerine zemin hazırlamak amacıyla altyapı hizmetleri yanında danışmanlık ve çeşitli destek hizmetleri sağlamak üzere genellikle üniversiteler veya kamu araştırma kuruluşlarınca oluşturulmuş birimler.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Korktuğumuzda, ölüm tehlikesi veya bize çok rahatsızlık veren bir durumla karşılaştığımızda verdiğimiz tepki, ilk çağlarda yaşayan atalarımızın tepkileri ile hemen hemen aynıdır. Acıktığımızda karnımız guruldar, güzel bir yiyecek gördüğümüzde tükürük salgımız artar, yani ağzımız sulanır, korkunca çenemiz titrer, tüylerimiz diken diken olur.

Bedenimizin yüz binlerce yıl öncesine ait bu işleyiş düzeni bugün bile etkinliğini sürdürüyor. Fizyolojik olarak taş devri insanlarından farkımız yok, dış tehlikeler karşısında hala onlar gibi tepki veriyoruz. Ancak günümüzde strese yol açan modern etkenler karşısında bu tepkiler pek yararlı olamıyor.

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman kendini savunmaya hazırlar. Bunu yaparken karşı tarafla savaş için bazı kasları hazır hale getirir, gerekirse kaçmada kullanacağı bazı kasları da seçer.

Diğer canlılarda olduğu gibi insanda da dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. Şüphesiz ilk insanlarda bugün yırtıcı hayvanlarda olduğu gibi saldırmanın da etkili bir unsuruydular ama evrim sonrası bu işlevlerini kaybettiler.

İşte bu nedenle bir saldırının korkusu hissedildiğinde kalıtımsal olarak önce çene ve dişler savunma pozisyonunu alır. Çenedeki kaslar titremeye başlar, bu da sanki dişler takır takır birbirlerine vuruyorlarmış gibi bir görüntü yaratır.

Bu arada aynı şekilde bacaklardaki kaslara da koşmaya hazırlanma uyarısı gider. Buradaki kaslar da hazırlık halinde titremeye başlarlar. Çok korkan bir insanın bacaklarının zangır zangır titremesi de bundandır.

Korkunca tüylerimizin diken diken olması da vaktiyle vücutları tamamen kıllarla kaplı atalarımızdan kalmadır. Cildimizdeki her kıl ve saç teli bir küme istemsiz kas hücresi ile donatılmıştır. Korkunca başta kedi olmak üzere hayvanların bir çoğunda görülen savunma refleksiyle bu minik kaslar kasılır ve tüylerimiz dikleşir.

Üşüyünce tüylerimizin dikleşmelerinin amacı ise ayrıdır. Atalarımız bizler gibi gerektiğinde kalın giysilerle dolaşamadıkları için vücutlarındaki kıllar onların derilerini soğuktan koruyan bir izolasyon tabakası görevini de görüyordu. Aşırı soğukta bu kıllar dikleşerek daha geniş bir yüzey oluşturuyor ve ısı alışverişini en aza indiriyorlardı. Atalarımızdan genetik olarak aldığımız bu reaksiyon şekli sayesinde sıcak bir havanın ardından serin bir meltem çıktığında ürpeririz ve tüylerimiz diken diken olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Şekil ve yapısı ne olursa olsun hemen hemen bütün omurgalılarda kuyruk vardır ve hepsinde de kuyruk aynı biçimde oluşmuştur. Sayıları 3 ile 49 arasında değişen kuyruk omurlarının üstü yağla kaplanmış ve böylece kuyruk ortaya çıkmıştır. Kuyruk canlı türüne göre değişik fonksiyonlara sahiptir ve kesinlikle bir süs değildir.

Kuyruk omurganın devamıdır. Timsah, kertenkele gibi hayvanlarda gövdenin bir uzantısı gibi durur. Balıklarda kuyruğun son tarafı bir yüzgeçle son bulur. Kuşlarda ise güdük ve yaygın olan kuyruk kısmında dümen görevi yapan telekler vardır.

Kangurular iyice kalınlaşan ve kaslanan kuyruklarını dinlendikleri zaman bir koltuk değneği veya üçüncü bir ayak gibi kullanabilirler. Köpekte olduğu gibi bazı hayvanlar kuyruklarını bir iletişim aracı olarak kullanırlar. Kertenkelenin kuyruğu ise bir savaşma ve aldatma mekanizmasıdır. İsterse hasmına kuyruğunu bırakıp gider, yerine de yenisi çıkar.

Çıngıraklı yılan kuyruğunu ses çıkartan bir enstrüman gibi kullanırken, aslan sadece sinekleri kovalamada kullanır. Tilki uzun kıllara sahip kuyruğu sayesinde hızla avını kovalarken dengesini kaybetmeden manevra yapabilir. Bir tür sincap ise kuyruğunu başının üstüne götürüp onu şemsiye olarak kullanır.

Bazı canlılarda ise vücudun bir bölümü ile kuyruk birbirine karıştırılır. Balinanın suya dalarken gördüğünüz yaklaşık 3 metrelik yatay kısmı kuyruğu değil vücudunun bir parçasıdır. Tamamen kastan oluşan kuyruğu ise dışarıdan kolaylıkla görülemez. Akrebin de ucunda zehirli iğnesi olan kısmı kuyruğu değil aşırı uzamış olan karın kısmıdır.

Gelelim asıl soruya. İnsanın niçin kuyruğu yok? Maymun türleri birbirleri ile karşılaştırıldıklarında görülüyor ki tür ne kadar gelişmişse kuyruk da o kadar küçük kalmış. İnsanda ise kuyruk, derinin altına gizlenmiş olan, üç ya da dört omurun kaynaşmasıyla ortaya çıkmış, kuyruk sokumu kemiği adı verilen küçük bir kemikten oluşmuştur. Daha doğrusu insanın kuyruk kemikleri tek bir kemik oluşturacak şekilde birbirleriyle birleşmişlerdir.

Bu durumun sebebi insanın iki ayağı üzerinde durabilme ve yürüyebilme özelliğidir. Düşey konumdaki bu hareket biçimi bir takım mekanik zorlamalar ortaya çıkarır. İnsanın ayakta durabilmesi için vücudun üst kısmını taşıyabilmesi gerekir. Aslında kuyruğu meydana getirmesi gereken kemik ve kaslar birleşip, tek bir kemik şeklinde kaynayarak vücudun destek aldığı bu dayanak noktasını oluşturmuşlardır.

Çok ender de olsa bazı erişkin insanlarda kuyruk kemiğinin on santimetreye varan bir kuyruk oluşturabildiği, bu kuyrukta kas, sinir ve damarların bulunabildiği görülmüştür. Her hangi bir ırkta ortaya çıkabilen bu anormalliğin kalıtımla ilgisinin olup olmadığı araştırılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okullar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesişmek; katetmek, kesmek, ikiye bölmek, birbiri üzerinden geçmek (yol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kesişme, kavşak; (geom.) kesişme noktası veya hattı, ara kesit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yağışların bir kısmının, bitkilerin toprak üstü kısımları tarafından tutularak tekrar buharlaştırılması sürecidir. Bu yolla, toprağa varmadan tekrar atmosfere dönen yağış suyu miktarı, özellikle ormanlarda yağışın yüzde 30’una kadar varabilir. ( Interzeption/interception )

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tatil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ara vermek, aralık bırakmak; (i.) ara, aralık, fasıla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) arasına serpmek, karıştırmak. interspersion (i.) serpiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ABD eyaletleri arasında olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yıldızlar arasında vaki olan, yıldızlar arasındaki mesafelere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarık, çatlak; birbirine yakın iki parça arasındaki açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çatlağa ait; dokulararasında bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) başka tabakalar arasında tabaka olarak bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hakkuşu, Fars. mürg-ı şeb-Avîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin yüzünü kaplayan ışık tabakası, fotosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bahçe râvendi denilen bitki. 2. Küçük asma filizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. scuffa). Örme külâh veya takke ki, ekseriya tepesi devrik ve püsküllü olur, üsküf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing ). İki direkli bir çeşit yelkenli gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. denizcilik). İki direkli, yelkenli, hafif bir cins gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Top tomarının pöstekisi veya süngeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir cins kara kök ki, reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik): Büyük yelkenleri kullanmaya mahsus ip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD yükselme, artış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. jacuzzi

sağlık havuzu

İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacuzzi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo), (the ile) fazla sinirlilik. jittery s. çok sinirli. get the jitters sinirli olmak, korku duymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brute force. brute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Kadılar kadısı, bk. Kad.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی القضات] başkadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saç, Ar. zülf, yüzün iki yanına veya alna sarkan saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hint’ten gelir baharattan bir cins tane: Küçük kakule, salkık kakule = çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardamom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cardamon): İkiçenekliler sınıfının, zencefilgiller familyasından bir bitkidir. Hindistan’da ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Meyvesi 1-2 cm boyunda bir kapsüldür. İçinde birbiri üzerine oturan siyah, prizmatik tohumları vardır. Meyveler tamamen olgunlaşmadan toplanır. İçeriğinde sineol, terpineol ve asetat vardır. Kullanıldığı yerler: Ferahlık verir. İştah açar. Mide rahatsızlıklarını ve gazları giderir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafına sarkar saçları olan, zülüflü, mec. Kâküllü belâ = İçinden çıkılması zor dertler ve engeller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuzey ülkelerinde bulunan sansar ve gelinciğe benzer boz ve siyah kuyruklu bir hayvan ki, kürkü pek makbuldür, bk. Kakım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاکل] perçem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hemoptizi denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır. Ayrıca tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, sirke, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kuru nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna bir kahve kaşığı saf sirke ilave edilip, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görülen kana, doku ilminde verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Adamotu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inscrutable person. thing that one knows very little about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conning tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilothouse. wheelhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental power. land forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık, çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür. İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu, kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayva

Hazırlanışı : 2 tane ayva külde pişirilip, yemeklerden önce yenir. Bunun yerine ayva marmelatı da yenebilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. worthless. characterless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprincipled. lacking moral fiber. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagül koyununun asıl adı. bk. Karagül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astrakhan, esp. in fine grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caracul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardy coarse-haired sheep of central Asia; lambs are valued for their soft curly black fur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. karagül; karagül kuzusunun kıvırcık kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş. 2. Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı hayvanlardan, kartaldan az küçük, bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eagle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i.). Karakuş adında eski bir kadıya yakışır şekilde: Hükm-i karakuşî = Bu Karakuş’un hükmü gibi keyfî, kanuna aykırı olduğu kadar mânâsız ve gülünç, fakat insan zaaflarını aksettiren hüküm.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(geum urbanum): Gölgelik yerlerde yetişen sarı çiçekli bir çeşit bitkinin, karanfil kokulu köküdür. İlkbahar ve yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde tanen vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak bozukluklarını giderir. İshali keser. İştah açar. Ağrıları dindirir. Sinirleri kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ant bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hile ve gözbağcılıkla aşırma, gürültüye getirip usulle yok etme: Bizim kitabı katakulli ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert ve kaba ses çıkararak: Elmayı katır kutur yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruchingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, acı bir bitki (gippocrepis comosa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kirli sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Eğri külâhlı, çarpık başlık giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kemiklerin hususî dokusu (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyükçe ve öne çevrik kulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunun bunun sırtından geçinen, tufeyli.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden Hind dilencilerinin ve kalenderlerin kollarına asılı tuttukları ve herkesin önüne uzattıkları büyük hindistancevizi kabuğundan ibâret kap ki; aldıkları şeyleri içine koyarlardı. Keşkül-i fukara = Muhtelif şeylerden mürekkep bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کشکول] dilenci çanağı. 2.keşkül, bir tür tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Süt tatlılarından biri. bk. Keşkül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük ve ulu padişah. 2.Keykavus’un dedesi olan ünlü padişah. 3.Key’lerin ilk padişahı. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کأن لم یکن] olmamışçasına, yok sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canon law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kılıksız, fakir, zibidi, züğürt. 2. Bir cins yaban ördeği (anas acuta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pintail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pintail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). 1 kilogram ağırlığındaki bir kitlenin yere doğru çekilme kuvvetine eşit enerji birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lime pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken or worn out. broken. disjointed. candle end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hibernation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forty winks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catnap. snooze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشورکشا] fatih, ülkeler alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Serçegillerden, göçmen bir kuş (Lat. phoenicurus).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coalition government. coalition ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Narcil denilen va hindistancevizi dediğimiz büyük meyveyi veren ağaç kökü ki, teşbih vesaire yapmaya yarar sert ve parlak bir maddedir. 2. Bu kökten yapılmış: Koka teşbih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Burunla duyulan şey kl, İyi yahut kötü olur. Ar. râyiha, nükhet, Fart. bûy. Güzel koku = Osm. tayylbe. Fena koku = Osm. ufûnet. Koku almak = Koku duymak. Kokusu gelmek = Kokmak. Kokusu çıkmak = mec. Meydana, ortaya çıkmak: Artık bu işin kokusu çıktı. 2. Giyecek, mendil veıaireye güzal koku vermeye mahsus su, ruh vesaire, Oım. ıtrıyyât, parfüm: Birçok kokular almış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. scent. odor. odour. fragrance. aura. exhalation. flavor. flavour. redolence. whiff. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma. savour. smell. trail. whiff. scent. odour. odor. perfume. stink. pong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scent. smell. perfume. fragrance. odour. relish. savour. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ of smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. İyi veya kötü bir kokusu olan, kokan, koku veren. 2. Güzel kokan. Ar. muattar, Fars. hoş-bO: Kokulu gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odorous. odoriferous. scented. aromatic. fragrant. savory. savoury. perfumed. balsamic. nosey. nosy. redolent. spiced. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. fragrant. perfumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. sweet smelling. fragrant. perfumed. odorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(melilotus): Baklagiller familyasından, Avrupa’da ve yurdumuzda yetişen, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçimindedir. Tüysüzdür. Çok dallıdır. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Sarı çiçekleri güzel kokuludur. Meyvesi 4 mm kadar boyunda 1-2 tohumludur. Çiçekli ve yapraklı dallarında kumarin, melilotik ve kumarik asitler ile uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Hafif kabız vericidir. Romatizma ağrılarını dindirir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kökünden, temelinden, esasından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilerin fide yeri, tohumların ekilip fidan oldukları yer, fidelik, fidanlık. 2. mec. Aslî yer, vatan, menşe. Kökünde büyümek — Vatanından dışarıya çıkmamak, dünya görmemek, dünyadan habersiz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterminate. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root out. kill off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendisine kokmak, bozulmak, çürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go bad. putrefy. rot. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell rotten or putrid. putrefy. stink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birine bir şeyin kokuıunu duyurmak, koklamak üzere vermek ve tunmak: Aldığım kolonyaları size koklatayım. 2. mec. Az miktarda vermek (cümlede): Kokuıunu bile duyurmamak = Asla vermemek: Koyunlarının sütünü bize koklatmadı; kendiline hediye olarak o kadar yemiş geldi de klmıeye koklatmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koku vermek, iyi veya kötü bir koku aldırmak: İlâçlar odayı kokutmuş; çayır çiçekleri havayı kokutuyor. 2. Taaffün ettirmek, bozulmasını gerektirmek: Bu eti, bu peyniri kokutmuşlunuz. Iıkemleyi kokutmak = Ticiz etmek, sıkıntı vermek (etkimlştlr).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give off a smell. to make a place smell. to break wind. to let sth spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth / sb smell. to let sth spoil. to make sb / sth smell. to make sth stink. to break wind. to cause to lose its appeal. stink up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police force. gendarmerie force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Müsabaka, yarışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit engelli binicilik müsabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lallophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika'ya özgü beyaz çizgili iri ceylan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ko İle başlayan bazı Türkçe sıfatların başına girip mübalağa ve şiddet bildirir: Kopkolay, kupkuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İtüzümünün başka bir adı (solanum nigrum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bir tehlike ihtimalinin yaklaşmasıyle ortaya çıkan heyecan, Ar. havf, Fars. bîm: Fırtına korkusundan vapura binmiyor, köpek salmasa bile insan korkusundan yanaşamaz. Can korkusu, baş korkusu = Ölüm korkusu. 2. Tehlike ve hoşa gitmez ihtimal: Fena rüyalar görmek korkusuyle uyumak istemem. 3. Korkaklık, Osm. cebânet: Sende bu korku varken askerlik edemezsin. 4. Ürkme, dehşet: Çocuğa korku vermişler, korku iliğine kadar işlemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic. horror. fear. fright. awe. scare. phobia. horror. affright. alarm. apprehension. dismay. dread. funk. misgiving. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. anxiety. apprehension. boggle. consternation. creeps. dismay. dread. fear. fright. horror. reassure. terror. thrill. care. danger. threat. menace. phobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. horror. dread. fright. terror. alarm. apprehension. consternation. dismay. funk. misgiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku duyulmak: Bu havada bir fırtınadan korkulur, burada emniyet tam olduğundan hiç korkulmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korku veren, korkutucu, korkutan, Ar. mahûf: Korkulu rüya, korkulu hikâyeler. 2. Muhataralı, teh likeli: Korkulu yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. apprehensive. awestruck. fearful. grim. frightening. horrifying. dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scary. frightening. dangerous. perilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkutmaya mahsus şey. Bostan korkuluğu = Kuşları korkutup kaçırmak için bostanlarda odun ve bezlerden adam biçiminde yapılan şey. 2. Düşme tehlikesi olan yerlerde duvar, parmaklık vesaireden çekilen kenar: Köprü, minâre, merdiven korkuluğu, mec. Bostan korkuluğu = Yalnız gösterişi olup elinden bir şey gelmeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. guy. banister. parapet. barrier. balustrade. guardrail. railing. rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. barrier. parapet. scarecrow. banister. mere figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. banister. balustrade. railing. parapet. figurehead. paper tiger. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korku veren, korkutan, müthiş: Korkunç adam, korkunç bir böcek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scary. frightening. terrifying. dreadfull. fearful. awful. frightful. horrific. appalling. awesome. cruel. desperate. dire. direful. disastrous. disgusting. eldritch. fearsome. formidable. ghastly. ghoulish. gory. grim. grisly. gruesome. hair-raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appalling. awesome. awful. bloodcurdling. dire. dreadful. fearful. formidable. frightful. ghastly. grisly. gruesome. hideous. horrendous. horrible. horrid. horrific. lurid. macabre. scare. scary. spooky. terrible. terrific. tragic. unearthly. unspeakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awful. dreadful. terrible. terrifying. terrific. rightful. extreme. tremendous. very. terrifically. awfully. frightfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become terrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearsomeness. dreadfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusu olmayan, korkmaz, pervasız: Korkusuz adam. Korkusuz yol, korkusuz ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. dauntless. intrepid. unafraid. safe. courageous. stalwart. undaunted. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. dauntless. fearless. intrepid. reckless. stalwart. undaunted. unflinching. courageous. daring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. intrepid. safe. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık. 2. Cesurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Telve ve bulamaç gibi koyu şey, çöküntü. 2. Un ve yağla yapılan tatsız helva gibi bir yemek ki, başlıca dişsiz ihtiyarlara ve ufak çocuklara yedirilir. Korkuttan yanan yoğurdu üfler. 3. Korkuyu mucip, korkunç, yavuz (bu mânâ ile erkek adıdır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük dolu tanesi. 2.Korkusuz, yavuz, heybetli. 3.Cin, şeytan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Korkut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korkmasına sebep olmak, korku vermek. Çocuklar küçük yaşta korkutulurse büyüyünce çekingen, ürkek olurlar. 2. Önceden bir ceza göstererek korkuya düşürmek, tehdit etmek: Çocukların bağı çiğnememeleri için bahçıvan kendilerini korkutmalıdır. 3. Ürkütüp kaçırmak: Şu tavukları korkut da kaçsınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frighten. scare. daunt. intimidate. threaten. horrify. administer a shock. affright. alarm. appal. appall. awe. bulldoze. cow. dismay. fright. funk. overawe. startle. terrorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. boggle. chill. cow. daunt. dismay. frighten. horrify. overawe. scare. startle. terrorize. to frighten. to scare. to cow. to daunt. to startle. to horrify. to worry. to threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frighten. to scare. to intimidate. to alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightening. scary. startling. alarming. dark. forbidding. horror. lurid. minacious. minatory. spine-chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. fearsome. formidable. hairy. scare. scary. frightening. threatening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrifying. frightening. appalling. minatory. off- putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misusage. adverse use. improper exploitation. misapplication. misemployment. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Trading)

Bir aracı kuruluş nezdinde, müşteri adına kredi hesabı açılması koşulu ile müşteri ve aracı kuruluş arasında yapılacak sözleşme hükümleri çerçevesinde kredi kullanarak borçlanmak suretiyle menkul kıymet alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairdresser. coiffeur. hairstylist. tonsorial artist. hairdressing salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coiffeur. hairdresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coiffeur. hairdresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Dört ses veya saz için yazılmış musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. quartette

müz. dörtlü

Dört kişiden oluşan müzik topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quartette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.) (musiki). Kuartet ile aynı mânâdadır, bk. Kuartet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Tuzlu balgam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında ada devleti, Florida’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 21 30 Kuzey enlemi, 80 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 110,860 km².

Sınırları: toplam: 29 km.

sınır komşuları: Guantanamo Körfezinde ABD Donanma Merkezi 29 km.

Sahil şeridi: 3,735 km.

İklimi: Ülkede subtropik iklim hakimdir. Yıllık ortalama sıcaklık 26Cº. Ocak ayıyla Ağustos ayındaki sıcaklık arasında az bir fark vardır. Küba’da Haziran-Ekim arasında görülen ve saate 265 km’lik bir hıza ulaşan kasırgalara rastlanır. Mayıs-Ekim arası yağışlı mevsim, Kasım-Nisan arası kuru mevsim görülür. Yaz ortalama sıcaklık; 27.4Cº civarındadır. Ortalama Sıcaklık: 22.2Cº.

Arazi yapısı: Yatık ve inişli çıkışlı ovalar, dik kayalar ve güneydoğuda dağlar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Turquino 2,005 m.

Doğal kaynakları: kobalt, nikel, demir, bakır, manganez, tuz, kereste, silis, petrol, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.63.

Sürekli ekinler: %6.54.

Diğer: %65.83 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 8,700 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Doğu sahillerinde Ağustos - Ekim aylarında kasırgalar ortaya çıkar, kuralıklar genel sorunlardandır.

Coğrafi Not: Karayipler’in en büyük ülkesidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 11,382,820 (Haziran 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.31 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -1.57 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.06 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.85 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.22 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.41 yıl.

Erkeklerde: 75.11 yıl.

Kadınlarda: 79.85 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kübalı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %51, beyaz ırk %37, siyah ırk %11, Çinli %1.

Din: Roma Katolikleri %85 Protestanlar, Musevileri, diğer.

Diller: İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %97.2.

kadınlar: %96.9 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Küba Cumhuriyeti.

kısa şekli : Küba.

Yerel tam adı: Republica de Cuba.

yerel kısa şekli: Cuba.

Yönetim biçimi: Sosyalist Cumhuriyet.

Başkent: Havana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 1 belediye; Camaguey, Ciego de Avila, Cienfuegos, Ciudad de La Habana, Granma, Guantanamo, Holguin, Isla de la Juventud, La Habana, Las Tunas, Matanzas, Pinar del Rio, Sancti Spiritus, Santiago de Cuba, Villa Clara.

Bağımsızlık günü: 20 Mayıs 190


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü kubâiyye). Tuzlu balgama ait veya bu illet çeşidinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cuban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaba, battal, hantal. 2. Telâffuzu ve şivesi kaba: Kubad bir şive, kubad bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağaç kavununu andıran büyük bir çeşit yumuşak limon, kitre: Kübbâd reçeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yarım küre şeklinde yapılmış kârgir dam, künbet: Ayasofya’nın birçok kubbesi olup ayrı ayrı sütunlar üzerine dayandıkları halde, Süleymâniye bir tek kubbe ile örtülüdür. Kubbealtı = Tanzimat’tan önce «dîvân-ı hümâyûn» denen Türk imparatorluk hükümetinin toplandığı Topkapı Sarayı’ndaki bina. Habbeyi kubbe etmek = Ehemmiyetsiz bir şeyi büyük göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dome. vault. cupola. sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dome. sky. vault of heaven. firmament. canopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Damı yarım küre şeklinde olan: Kubbeli câmi, kubbeli hamam; bu yüzüğün taşı pek kubbeli. 2. Kubbe şeklinde olan: Kubbeli dam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaulted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kebîr). Kebîrler, büyükler, bk. Kebîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çirkinlik: Yüzünün kubhu. 2. Çirkin iş, kötü iş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبح] çirkinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Çirkin ve kötü işler: O adam kubhiyyâta düşkündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. (matematik). Küp biçiminde olan. 2. Kübizm çığırına uyularak yapılmış olan: Kübik bina, kübik resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cubic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cubic. cubical. cubistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cengiz Han’dan sonra Moğol imparatorluğu tahtına çıkan büyük kağanların en meşhuru 35 yıl saltanat sürmüş ve 1294 yılında 80 yaşında ölmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Eşyayı geometrik biçimlerle ifade etmeyi gaye edinen sanat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cubism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Öpme, bûse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (müz. ekber) En kebîr, en büyük. bk. Ekber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Büyük olan (Ekber’in müennesi). 2.Hadicetü’l-Kübra: Hz.Peygamberin ilk hanımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kabr). Kabirler, mezarlar, bk. Kabir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. içi boş, dar ve uzun üstüvane şeklinde kab ki, bir tarafı kapa lı veya iki tarafı açık olur: Kalem kuburu. Eğer kuburu = Eğere bağlı tabanca kılıfı. Ok kuburu = Okların konduğu mahfaza, Fars. tîrkeş. 2. Abdesthane deliğinden lâğıma inen künkler. Pek dar olan üstüvânî şeylere denir: Kubur pantolon.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبور] mezarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barut kabı. 2. Tabanca kılıfı, bk. Kubur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Açık kollarla göğüs arası, Fars. Ağûş: Kucağına aldı; kucağında büyüttü; kucakta gezdirmek. 2. Açık kollarla göğsün arasına sığabilen, bir defada sarılıp kaldırılan miktar: Bir kucak odun, ot vesaire. Kucakta, kucaklarda gezmek = Çocuk olmak. Kucağına düşmek = Sığınmak için en sonunda düşmanın eline düşmek. Kucak kucağa = Biribirine sarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bosom. lap. arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lap. embrace. armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. armful. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. clasp. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı. 2. mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kucak kucağa sarılmak, biribirini kucaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle up. embrace one another. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinch. cuddle. to embrace one another. to cuddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace or hug each other. cuddle. neck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوچه] sokak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köpekleri çağırmak için kullanılır, bk. Kıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eski şekil: KÜÇÜCEK) (i.). 1. Pek küçük: Küçücük bir ev. 2. Sevimli küçük (sevgi için): Küçücük oğlum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiny. wee. very small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maddesi, hacmi veya genişlik ve mesafesi az olan, ufak, Ar. sagıyr, Fars. hurd: Küçük taş, küçük dağ, küçük köy, küçük dere. 2. Ehemmiyetsiz, değersiz: Küçük iş, küçük adam. 3. Yaşı az, genç: Küçük kardeş, küçük oğlum, o, benden küçüktür. 4. Yavru, Fars. beçe: Devenin küçüğü de yanında idi. Her hayvanın küçüğü güzeldir. 5. Çocuk, Ar. tıfl, sabî: Küçüklerin oynaması için bahçe yapmalı. 6. Küçüklük, Ar. sabâvet, tufOliyyet: Küçükten beri derse çalışmıyor. Küçük düşmek = Karşılıkta bulunamayıp mahcûb olmak. Küçük yaş = Çocukluk: Küçük yaşından beri böyledir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. little. minor. mini. petty. petit. slight. younger. young. baby. junior. bantam. fiddling. not healthy. inconsiderable. minuscule. niggardly. one-horse. paltry. peanut. piccolo. piddling. poky. remote. snug. tiddly. trifling. trivial. undersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compact. fine. inconsiderable. junior. kid. little. mini. minor. petty. piddling. poky. scrubby. skimpy. slight. small. young. insignificant. child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor. small-minded. low-ranking. miniature. small scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on a small-scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chit. infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uvula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. degrade. demean. disgrace. humiliate. mortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humiliate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asteroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signorina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowercase. small letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutmeg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(myristica): Myristicaceae familyasından; Anavatanı Molük olan, diğer sıcak bölgelerde de yetiştirilen, 16 - 18 m yüksekliğinde bir ağaç ve onun meyvesidir. Görünüş itibariyle Portakal ağacına benzer. Tohumları beyazımsı kül halinde ve yuvarlaktır. Kabuğu soyulmuş halde satılır. İçeriğinde uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar. Kalp ve sindirim ilaçları yapmakta kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jackdaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chapel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerinde aralık. s

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. A. Fr.) (musiki). Türk musikisinde 5 koma değerindeki diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the little finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.) (musiki). Türk musikisinde 2 ilâ 15 zamanlı usullerin hepsine verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökyüzünün kuzey kutup bölgesinde olup aşağı yukarı Büyükayı gibi fakat bunun ters durumunda saplı bir tencereye benzeyen takımyıldız (dübbüasgar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generic term for sheep and goats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sheep or goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakaret etmek, küçümseyerek bakıp ehemmiyet vermemek, Osm. istisgaar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küçük hâle düşmek, küçülmek. 2. Küçükler gibi davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küçültmek, küçük yapmak, Osm. tasgıyr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Küçüklü büyüklü = Küçük büyük karışık, birbiri üstüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük olan şeyin hâli, ufaklık. Ar. sigar: Bu taşın, dağın, tarlanın küçüklüğü. 2. Çocukluk, Ar. sabâvet, tufûliyyet: Küçüklüğünde pek yaramaz idi. 3. Yakışıksız, küçük düşürücü iş ve hareket, zül, hakaret: Bu sizin için bir küçüklüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diminutiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. childhood. pettiness. indignity. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

littleness. infancy. smallness. childhood. pettiness. meanness. small-mindedness. infancy status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. abasing oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrinking. dwindling. humiliation. abasement. decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha küçük olmak: İyi bakılmadığından ağaçların meyveleri gittikçe küçülüyor. 2. Yaşını gizleyip kendini küçük göstermek: Kadınlar daima küçülmek isterler. 3. Zillet göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrease. be reduced. shrink. wane. become small. be on the wane. feel insignificant. derogate. dwindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. dwindle. shrink. to become small. to dwindle. to shrink. to contract. to abase oneself. to be humiliated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shrink. to dwindle. to become small. to be humiliated. decrease. diminish. lessen. wane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük hâle getirme. 2. Değer ve itibarını azaltacak davranışta bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making smaller. diminution. reduction. reducing. depreciation. dispraise. lessening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. diminishing. humiliation. deprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). J. Bir şeyi olduğundan daha küçük yapmak, hacim veya genişliğini azaltmak, Osm. tasgıyr etmek: Bu taşı, bu tahtayı, odayı biraz küçültmek. 2. Ehemmiyet vermemek, ehemmiyetini azaltmak: O, daima işi küçültmeyi sever, büyütmek istemez. 3. Yaşını saklayıp küçük göstermak: Kızını pek küçültmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniaturize. make smaller. diminish. reduce. minimize. belittle. lower. decrease. lessen. abase. derogate. dispraise. minify. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. lower. shrink. to make small. to shrink. to contract. to diminish. to humiliate. to disgrace. to degrade. to lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. shrink. zoom out. to make sth smaller. to shrink. to diminish. to humiliate. to deprecate. to underrate. abase. demean. disparage. lessen. minify. minimize. overshadow. scale down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), küçükçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underestimation. setdown. disdain. contempt. contemptibility. contemptuousness. scoff. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looking down on. despising. disdain. minimization. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make light of. underestimate. underrate. belittle. disdain. undervalue. look down on. depreciate. contemn. defy. despise. flout. minimize. pooh-pooh. scorn. sneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belittle. depreciate. despise. disparage. flout. minimize. scorn. slight. sneer. snub. underrate. understate. to despise. to belittle. to scorn. to underrate. to minimize. to disparage. to snub. to look down on sb/sth. to look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look down on. to despise. belittle. condescend. depreciate. disdain. minimize. pity. pooh pooh. scorn. slight. sneer. snub. underestimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça küçük, küçükçe, az daha küçük: O, bundan küçürektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hıristiyanlar’ca «Fr. eucharistie» denilen Ayin. Kudas almak = Communlon (komünyon) törenini yapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قضات] kadılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Mübarek, aztz ve muazzez olsun: Kuddise sırrehû = Sırrı aztz olsun (büyük velîler hakkında söylenen bu dua tâbirine mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuds» ten imüb.). Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir. Pek aziz ve mübarek, pek mukaddes: Yâ Kuddûsl

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. 3.Çok aziz, mübarek. - Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kuddus olan Allah’ın nimetine mazhar olan 2.19.yy. Bor’lu meşhur mutasavvıf Türk şairi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çocukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çocuk, Ar. tıfl, sabî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کودک] çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kadîm). Kadîmler, eskiler, eski adamlar, bk. Kadîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدما] eskiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şöhret, şan, şeref.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuvvet, tâkat, iktidar: Kudretim yetmiyor; kudretim yok ki. 2. Tanrı’nın her şeye kaadir olması, kâinâtı kaplamış olan ezelî kuvvet: Kudret-i ilâhiyye. 3. Tanrı yapısı, tabiat, insan eli karışmaksızın vücude gelen şeylerin kaynak ve aslı: Kudretten insan şeklinde bir taş. Kudret helvası = Bazı ağaçlarda olan bir madde. Kudret hamamı = Sıcak mâden suyu, banyo, ılıca, kaynarca. Kudret topu = Gök gürlemesi, Ar. raad. 4. Mâlî iktidar, servet, zenginlik: Kudret sahibi bir zat. 5. Ehil ve bir mevzuda iktidar sahibi, çok geniş bilgili olma, otorite: ilmî kudret, edebî kudret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

might. power. might güç. erk. erke. ability yetenek. wealth zenginlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

might. power. strength. capacity. ability. the omnipotence. force. hand. oomph. rat race. rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدرت] güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kuvvet, takat, güç. 2.Allah’ın ezeli gücü. 3.Varlık, zenginlik. 4.Allah yapısı, yaratılış, insan eliyle yapılamayan şeyl(Erkek İsmi) 5.Ehliyet kabiliyet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kudret = güc, Fars. yâften = bulmak). Kuvvet bulan, muktedir olan, gücü yeten: Bu işe kudret-yâb olamadı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(manna): Bir çeşit dişbudak olan fraxinus ornus ağacının torba şeklinde ve içi sıvı dolu yerine yapılan kesiklerden çıkan sıvıdır. İçeriğinde mannit şekeri vardır. Yuvarlak, yassı, billuri, kuru parçalardır. Rengi soluk sarımsı ve içi beyazdır. Kokusu bala benzer. Lezzeti şekerlidir. Suda kolay erir. Kullanıldığı yerler: Kolay kullanılır, hoş bir müshildir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Muktedir, iktidar sahibi, gücü yeter. Kudretlû = Padişahlara verilen unvanlardandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

powerful. capable. mighty. puissant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(momordica): Kabakgiller familyasından, tırmanıcı, ince gövdeli, bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları saplı ve el gibi parçalıdır. Meyvesi olgunlaşınca, birbirinden ayrılır. Meyveleri 10-15 cm boyunda şişkin ve iki uçta incelmiş şeklindedir. Üzerinde kabarcıklar vardır. Turuncu - sarı renktedir. Ev ilaçlarında, zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ülserini tedavi eder. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır. Yaraların çabuk kapanmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidarsız, muktedir olmayan, zayıf, Aciz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotent. incapable. powerless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidarsızlık, kuv vetsizllk. Ar. zaaf, acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impotence. powerlessness. incapability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın gücü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kuds» ten imen.) (mü. kudsiyye). Kutsal, mukaddes, muazzez, azîz, Tanrı’ya ve meleklere ait. Alem-I kudsî = Tanrı katı. Hadîı-i kudsî = Peygamberimizin Allah’ın iihâmıyla söylediği sözler ki, kendiliğinden söylediği hedîs-i şeriflerden ayrılır. Fars. Kudsiyân = Tanrı katında oturanlar, yani melekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدسی] kutsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kutsal, muazzez, mukaddes. - Allah’a mensup, ilahi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kudsî). Kudsîler, melekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدسيان] melekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدسيت] kutsallık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدسيت شکن] kutsallığı bozan; kutsal olan şeylere karşı saygısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Tanrı’ya ve meleklere alt işler: Kudsiyyât ile uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kudsi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kutsallık, mukaddestik, azizlik, muazzezlik: Kâbe’ye yaklaşılınca bir kudsiyet duyulur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak) koodoo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Mevlevi musikisinde kullanılan usul vurma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدوم] gelme. 2.kudüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Mevlevîler’in kudûm’a verdikleri ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (musiki). Kudüm vuran san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Mevlevî Ayinlerinde kudüm vurarak mutrıbi yöneten san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden bir büyük adamın bir yerden dönüşünde veya bir yere gidişinde kendisine sunulan hediye, yazılan kasîde: KudCmiye takdimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدوم زن] kudüm çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. keder). Kederler, üzüntüler. Keder’in («ekdâr» şeklinde de cem’i vardır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bulanıklık. 2. Gam, tasa, kederli olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t.). Kudurmuş, azgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. uncontrollable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kudurmak işi, kuduz olma: Köpeğin kudurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuduz olmak, Kuduz hastalığına yakalanmak: Hayvanlardan en çok köpek kudurur. 2. mec. Azmak, heyecana gelmek, çok kızmak: Bunu. İşitince büsbütün kudurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be attacked by rabies. going mad. rage. fume. lash oneself into a fury. ramp. rampage. rave. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rampage. romp. simmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rabid. to go mad. to become hydrophobic. to be beside oneself with anger. to be foaming at the mouth. to go wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furious. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

berserk. rabid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuduz illetine uğratmak, kudurmasına sebep olmak, kudurmuş hâle getirmek, mec. Azdırmak, heyecana getirmek, çok kızdırmak: Bu sözleri işitince kudurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

send smb. up the wall. enrage. make hopping mad. frenzy. infuriate. lash into a fury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madden. to cause to become rabid. to madden. to enrage. to send sb berserk. to make sb's blood boil. to burn sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrage sb. to cause sb to blow his stack. to make sb uncontrollable. to drive sb wild. enrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kudurmuş, kudurgan, azgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KUDS) (i. A.). Kutsallık, azîzlik, mukaddeslik, mübareklik. Hazîretü’l-kuds = Cennet bahçesi. Rûhu’l-akdes = 1. Cebrâil. 2. Hazret-i İsâ’ya üfürülen ruh. 3. (hi. coğrafya) Filistin’de üç semâvî dince kutsal sayılan büyük şehir: Kuds-i Şerif.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Filistin’in merkezi olan şehir. - Ruhu’1- Kudüs: Cebrail, Hz.İsa’ya üfürülen ruh.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kudurmuş, Osm. dâ-ülkelbe uğramış: Kuduz köpek. Kudurma, = Osm. dâ-ül-kelb: Kuduz hastalığı. Kuduzotu = Ar. haşîşetüi-kelb, Fr. esctepiade. Kuduzböceği = Ezilmişi yakı yapmaya yarayan bir böcek, yanboliş kurdu, Fr. cantharia (galatı: kunduzböceği).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Tıp dilinde Rabies veya Hydrophobia denir. Kuduz virüsü, vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık tekrarlanır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabid. mad. rabies. hydrophobia. lyssa. lyssa-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrophobia. rabies. rabid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabid. rabies. hydrophobia. hydrophobic. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dişotu): Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F. zooloji). Baykuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Yaş yerde çok kalan, organik maddelerin üstlerinde hâsıl olan yeşilimsi ve atılmış pamuk gibi pek ince bir tüy şeklinde olan madde: Küf tutmak, bağlamak, küf kokmak. Limonküfü = Maviye çalar yeşil renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mold. mould. moldiness. mouldiness. mildew. blight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildew. mould. smut. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mold. mildew. blight. corruption. fungus. mould. rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dicle’de kullanılan yuvarlak bir çeşit kayık kl, hurma dallarından örülüp üzeri ziftle sıvanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: küfün). Taze dallardan veya kamıştan örülmüş derin ve çeşitli boyda kaba sepet: Ekmekçi, manav, rençber, süprüntü küfesi: Bir küfe üzüm, kum, saman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large wicker basket. buttocks. bottom. crate. pannier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوفه] küfe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sünger gibi şey, küfeki taşı: Bir cins kabaca taş ki Adî mezar taşı olur ve ocak vesairede kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkasında küfe bulunan, küfe ile eşya nakleden: Küfeli hamal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küfeye konmaya, küfe ile taşınmaya layık. 2. mec. Duramayacak ve yürüyemiyecek derecede sarhoş: İçip içip küfelik olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketful. too drunk to walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâfir). Kâfirler. bk. Kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Irak’taki tarihî Küfe şehrine ait. Hatt-ı kûfî = Arap yazı stillerinin en eskisi ve aslı olan düz ve köşeli yazı. c. KOfiyyûn = Eski Arap gramerinin ayrıldığı iki büyük ekolden merkezi KÜfe’de bulunan ekole mensup olan edipler: KOfiyyûn ile Basriyyûn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Küfi (yazı), (bak.) Cufic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekfâl). Kilit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قفل] kilit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf bağlamasına yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küf tutmak, küf bağlamak, bozulmak: Bu yemişler, bu çizme küflenmiş. 2. mec. Terkedilip eskimek: Onda küflenmiş altınlar vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mildew. to get mouldy. to become fusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mildew. to mold. to get moldy. to become frosty. to rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf tutturmak, rutubetli bir yerde bırakıp küf tutmasına sebep olmak: Bu yemişleri, çizmeyi, peyniri küfletmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küf tutmuş, rutubette kalıp bozulmuş: Küflü yemiş, peynir, yemek. 2. mec. Terkedilip eskimiş, çoktan el dokunulmamış: Sende küflü altınlar vardır. 3. Modası geçmiş, köhne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldy. mouldy. musty. mildewy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. musty. mouldy. moldy. mildewed. old-fashioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. moldy. mildewy. musty. fogyish. mouldy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Görülen iyiliği unutma, nankörlük. Küfrân-ı nimet = Velinimete karşı nankörlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swear. curse. vituperate. revile. blaspheme against. abuse. blackguard. blow. call names. rail. revile against smth. revile at smth. slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaspheme. revile. swear. to swear. to curse. to blaspheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curse. to swear. to become abusive. blaspheme. cuss. rail. use bad language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vurma, dövme, darb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کوفته] ezik. 2.köfte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. keff). El ayaları, avuçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seferden dönme: Kufûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜFR) (i. A.). T. Allah’a inanmama ve ortak koşma yahut yakışmayacak sıfatlar yakıştırma: Küfretmek, o söz küfürdür. 2. Dinsizlik, imansızlık, Ar. ilhâd: Bir adamın küfrüne hükmetmek. 3. Müşriklik, putperestlik. Semâvî olmayan çok tanrılı dinler: ASya ile Afrika’nın birer büyük kısımları hâlâ küfr içinde bulunuyor. 4. Ekseriya küfür kelimeleri olan ağır, çirkin ve ayıp sözler, Ar. seb: Küfretmek, küfür atmak = Kızdığı vakit kantarla küfür atıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swearing. curse. oath. swearword. abuse. a bad word. cuss word. strong language. blasphemy. contumely. cuss. expletive. invective. profanity. revilement. scurrility. invectives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blasphemy. abuse. curse. oath. sacrilege. swearword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad language. blasphemy. curse. oath. swearword. swearing. using profanity. cursing. impiety. atheism. abuse. abusive language. contumely. cuss. damn. filth. infidelity. insulting language. invective. strong language. profane word. blasphemous word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüzgârın tatlı ve hafif hafif esişini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul-mouthed. foul-spoken. swearing. abusive. scurrilous. vituperative. swearer. blackguard. obscene talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abusive. foul-mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul mouthed. scurrilous. vituperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peer. like. equal. match. of equal birth. of equal standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekfâ). Ortak, arkadaş, benzer, akran: Cenâb-ı Hakk’ ın küfvü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabânîsi ve evcili olan boynu uzun ve gagası siyah bir çeşit kaz: Kara kuğu, sarıca kuğu, Tuna kuğusu, sultân! kuğu = Bu kuşun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ, Ar. cebel: KOh-i Kaf = Kafdağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوه] dağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KÜh ve kûhsâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dağ gibi bedenli, iri yapılı, büyük vücutlu, azman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ kazan. Efsâne kahramanı Ferhâd’ın unvanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dağ vuran, dağ kazan. 2. Güçlü at, katır. 3. Kale döven top. 4. Ferhâd’ın unvanlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوهان] hörgüç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dağ. 2. Eyer. 3. Deve hörgücü. 4. Sivri ve kubbeli. 5. Hücum, saldırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cins Arap atı: KOheylan bir kısrağı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purebred arab horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dağa ait. 2. Dağ gibi. 3. Dağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağlık yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوهستان] dağlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dağlık memleket, İran yaylasında dağların çok olduğu bölge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Süs için göz kenarına sürülmüş boya, sürme. 2. Göz ilâcı, göze sürülecek veya damlatılacak her çeşit İlâç, Fr. collyre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کحل] göz sürmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Dağ ırmağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Dağlık. 2.Dağ tepesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. kehl). 30-50 (bugünkü anlayışla 50-70) yaş arasında bulunan olgunluk çağındaki insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olgunluk yaşı, 30 ile 50 aralarında olan yaş: Kühûlet yaşında bir adam.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. quintette

müz. beşli

Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Narcil denilen ve hindistancevizi dediğimiz büyük meyveyi veren ağaç ki, teşbih vesaire yapmaya yarar sert ve parlak bir maddedir. 2. Bu kökten yapılmış: Kuka teşbih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenpin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’dan). 1. Kız çocukların oynadıkları bebek. 2. Kuklacıların parmaklarının ucuna takıp kendileri arkasında saklandıkları perdenin üstünde oynattıkları tuhaf bebekler: Kukla oynatmak. 3. mec. Pek ufak tefek adam. 4. Birinin elinde Alet gibi oynayan adam. 5. Gayet süslü, şık. Kirli kukla = Pis kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dummy. puppet. doll. dummy. dolly. dupe. marionette. poppet. putty. figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marionette. pawn. puppet. tool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppet government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galanty show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toy theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kukla yapan veya oynatan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppeteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puppeteer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Birleşik Amerika'da iç savaştan sonra güney eyaletlerinde zencilerin siyasi hakları olması aleyhinde kurulan gizli cemiyet; 1914'ten sonra kurulup Katoliklere, zencilere ve yabancı etkilere karşı çalışan gizli cemiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağzı köpürmüş, kızgın, azgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. roar. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağız köpürmek, azmak, kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roar. to shout. to bellow with rage. bellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuku kuşu. bk. Guguk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca «baykuş» demektir). Palamut çeşidinden bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood. cowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowl. hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rumca). İğreti veya yağmurluk ve pelerine bitişik başlık kî, yağmur ve rüzgâr olduğu vakit başa geçirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlığı olan (yağmurluk, pelerin vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). (Sesi dolayısıyla verilen İsim). Baykuş cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little owl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça kükürd’den). S senbolü ile gösterilen 32,06 atom ağırlığında bir eleman. Tıpta ve sanayide kullanılır. Kükürt çiçeği = Saf halde olanı.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: S

Atom Numarası: 16

Kütle Numarası: 32,065

Yoğunluk: 2,07 g/cm3

Erime Sıcaklığı:115,21 °C

Kaynama Sıcaklığı:444,72 °C

Genellikle yanardağların ve sıcak su kaynaklarının yakınlarında bulunur.

Barut ve sülfürik asit yapımında, kuru meyvelerde mikrop öldürücü olarak kullanılır.

Canlılar için önemli bir elementtir.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphur. sulfur. brimstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphur. sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulfur. brimstone. sulphur sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İşlem görmemiş kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtlarının içerdiği kükürdün yanması sonucunda ortaya çıkan zehirli gaz. Yakılan her yüz ton kömür ve kokun ortaya üç ton kükürt dioksit çıkardığı bilinmektedir. Metallerde paslanmaya neden olmasının yanı sıra, solunum sistemine de zarar verir. Asit yağmurunun baş suçlusu kükürt dioksittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusting with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dust with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dusted with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kükürdü olan, kükürtle yapılmış: Kükürtlü su; kükürdü olan maden suyu: Bursa’nın kükürtlüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphurous. sulfurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulfurous. containing sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esir, tutsak, eskiden savaşta esir edilip satılan adam. 2. Hizmet için satın alınmış, adam, köle, Ar. abd, Fars. bende, çâker: Kulları çok bir zengin. 3. Yaratık, Ar. mahlûk, Fars. Aferîde, Tanrı kulu: Allah, kullarına dünyada nice nimetler vermiştir. 4. Vaktiyle başlıca esir ve kölelerden teşkil olunan padişahın şahsına bağlı asker: Kapıkulu. Kuloğlu = Cezâyir, Tunus ve Trablusgarb’de Osmanlı idaresinde Türk baba ve yerli anadan doğmuş melez ki, Türkçe konuşur ve bir askerî sınıf teşkil ederlerdi. Kulunuz, kulları = Tevâzu maksadıyla konuşan şahsın kendisi hakkında kullandığı tâbir; bendeniz, bendeleri, abd-i memlûklerî ile aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yanan odun vesaireden kalan toz Ar. remâd, Fars. hâkister. 2. Kurşunî, sincabi: Benzi kül oldu. 3. Yanmış, Ar. mahruk: Koca bina iki saat içinde kül oldu. 4. Harap, çöküntüye uğramış: O aile kül oldu. Kumardan kül oldu.Külbastı = bk. Külbastı. Külrengi = Kurşunî ve sincabi renk: Külrenginde bir çuha. Kül suyu = Çamaşır yıkamak için kül ile kaynattıkları su. Külkedisi = Soğuktan çok korkan, ateş başından ayrılmayan adam, miskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creature. slave. servant. helot. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. subject. slave. man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slave. mortal. human being. subject. vassal. villein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray. ash gray. ashen. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash tray / pan. ash-tray. ash tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızıl ile boz renkleri arasında bir çeşit renkte bulunan: Kula saçlı adam. Kula at = Kula donlu at, Farsö semend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kumral. 2.Sarışın, mavi gözlü. 3.Vücudu koyu sarı, kuyruğu ve yelesi siyah olan at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). İnsan iki kolunu açtığı vakit birinin ucundan diğerinin ucuna kadar olan mesafe ölçüsü ki, iki mimar arşını sayılır: Bu kuyunun sekiz kulaç derinliği vardır. Kulaç kulaç = Bol bol, ferah ferah, fersah fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom. stroke. crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir). 2. Denizde yüzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Düzkanatlılardan karnında çatal şeklinde iki uzantı bulunan bir böcek (forficula auricularia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone. conical hat. cone-shaped container. cornet. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conical hat. paper cone (used as a bag. coif. cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hile ile, oyunla aldatmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eski tarzda başlık ki, üzerine sarık sarılırdı, Fars. serpûş, Ar. kalensüve. 2. Bilhassa dervişlerin başlığı ki, ekseriya ucu sivri olur: Mevlevî külahı, külâh giymek. Hırka külah = Derviş kıyafeti. 3. Keçeden başka konacak hafif şey: Arnavut külahı, gecelik külâh. 4. Bir şeyin üzerini örtmeye mahsus ve ucu sivri şey: Minare külâhı, nargile külâhı. 5. mec. Hile, dolandırma: Bana külâh etti. Külâh-tabya = Sivri bir çeşit tabya. Külâh kapmak = Bir karışıklıktan faydalanıp kendi menfaatine uydurmak. Keçe külâh = Rütbesi kaldırılmış (vaktiyle rütbe ile beraber, onun alâmeti olan kavuğu da alınıp en alttaki keçe külâhla bırakılırdı). Gec külâh = Başlığını eğri giyen. mec. Nazlı, cilveli, edâlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kula).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Külâh yapan ve satan adam. 2. mec. Hilekâr, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külâh giyen, başında külâh bulunan: Külâhlı bir derviş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanda işitmeye mahsus olan iki organ ki, başın iki tarafında bulunur. Ar. üzn, Fars. gûş: İnsan kulağı; at kulağı. 2. İşitme, Ar. sem’, sâmia: Kulağı ağır; kulak vermek. 3. Dinleme, dikkat. 4. Bir şeye bir ucundan bağlı parça, bir şeyin pahasını veya isim, ölçü vs. yi gösteren ilişikte bulunan kâğıt, bez, meşin parçası veya bir mektup ve telgraf vesaireye alıcı tarafından imza ve iade olunmak üzere bağlı ilmühaber kâğıdı: Bu vazoların kulağı düşmüş; kıymeti kulağında yazılıdır; götürdüğünüz tezkerenin kulağını imza ettirdiniz mi? 5. İçi kıyma vesaire ile dolmuş yassı hamur parçası: Kulak çorbası. 6. Kasatura ve bıçak gibi kesici Aletlerin kabzasının başındaki çatal çıkıntı: Sivri, yassı kulaklı bıçak. Kulak asmak = Dikkatle dinlemek, söylenilen sözü kabûl etmek: Kendisine söyledim, nasihat verdim kulak asmadı; benim sözüme kulak asmaz. Ağır kulak = Kolay işitmez, sağırca. Eşekkulağı = Bir cins bitki. Ayıkulağı = Yer şakayıkı. Eli kulağında = Hazır. Kulak uğultusu = Aslı olmaksızın kulakta hâsıl olan uğultu ve ses. Kulak, gözkulak olmak = Dikkatli davranmak. Balık kulağı = Balığın kulağa benzer organı ki, teneffüs için suyu oradan alır, tarak. Kulak bükmek = Tavsiye ve ihtar etmek, aklına getirmek. Kulaktozu (doğrusu kulakdozu) = İnsan kulağının aşağı sarkan yumuşak yeri ki, küpe buraya takılır. Can kulağı ile dinlemek = Gayet dikkatle dinlemek. Çıkrıkçı kulağı Bir çeşit demir kalem. Kulak çınlamak, kulağı çınlasın. = bk. Çınlamak. Denizkulağı = Bir cins bitki. Kulağıdelik = HAdiseleri kolayca duyabilen, uyanık insan. Devede kulak = Nisbeten büyük şey, büyük bir şey yanında pek küçüğü. Şeytanın kulağına kurşun = Şeytan işitmesin, nazar değmesin (gıpta edilecek bir hâl için söylenir). Tavşankulağı = Bir ot. Kulak tutmak := Dinlemek, dikkat etmek. Kulak doldurmak = Dinlemek, kandırmak, inandırmak. Kulak dolgunluğu — Çok işitmekle elde edilen bilgi. Kulağakaçan Çabuk yürüyen kulağı çatal bir küçük kara böcek. Kulak kabartmak = Renk vermeksizin dikkatle dinlemek, gizliden kulak vermek, kulak misafiri ölmek. Kabakulak = Bir çeşit hastalık. Karakulak = Postu kürk yapılan ve arslanın artığını yediği söylenen bir cins vaşak, Anadolu vaşağı. Kalemkulak = Bazı atların kesilmiş kalem biçiminde küçük ve güzel kulakları. Kuzukulağı = Sebzeden sayılan mayhoşça bir cins yaprak. Kulak kıkırdağı = Kulağın baştan dışarı olan çıkıntısı. Kulağa koymak = İhtar, tavsiye etmek: Bu işi kulağa koymuşlar. Keçikulağı = Kuzukulağıntn bir çeşidi, sebze gibi kullanılan mayhoşça yaprak. Kellekulak = Vücut, kılık, çalım. Kulağa küpe = Dikkatle işiterek ezberlenen söz: Bu söz kulağınızda küpe olsun. Kulağa girmek = Dikkatle dinlenmek: Onun kulağına söz girmez. Bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmak = İşitip dinlememek. Kulak kirişte olmak = İşitmek üzere dikkatli olma, daima uyanık bulunmak. Kulak misafiri olmak = Renk vermeksizin söylenilen sözlere kulak verip işitmek: Bir şey konuşuyorlardı, ben de kulak misafiri oldum. Kulak vermek = Dinlemek. Yerin kulağı var = Bir şey ne kadar gizli

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural. ear. lug. oto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. lug. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulak ağrısı başka bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi, ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak külde pişirildikten sonra ufalanır. Üzerine 1 kahve kaşığı zeytinyağı ilave edilip, karıştırıldıktan sonra kulak deliğine sokulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Basit kulak çınlamalarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : 2 su bardağı sirke kaynatılır. Çıkan buhar kağıttan bir huni yardımıyla kulağa verilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.

- Ortakulak İltihabı : Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.

- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı : Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, havlu.

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı zeytinyağı ısıtılır. Ilıdıktan sonra kulak borusuna 3 damla konup ılık bir havluyla kapatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earlobe. lobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eavesdropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear splitting. harsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulak, burun ve boğaz hekimi (halk tâbiri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalpte kanı karıncıklara veren iki boşluğun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium. auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe «kulak» ile Fars. «çîn» den mürekkep yanlış tâbir). Bazı takke ve külâhların kulakları örtmeye mahsus uzantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulakları veya uzun kulakları olan: Uzun kulaklı; kesik kulaklı. 2. Bir bıçak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having ears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf. 2. Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağı kesik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast. paederast. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. 2.İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. 3.Zafer kazanmış kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşin üzerinde ıskarada pişmiş et parçası. 2. Koyunun belkemiği ucundaki et: Külbastı pişirmek, koyun, sığır külbastısı. Sahan külbastısı = Sahanda kendi suyu ile pisio kızarmış et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. cutlet. grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külbastıya yarar: Külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Yunanca’dan). Çalı çırpıdan barınacak yer, kulübe, basit, uydurma oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eritilip tasfiye olunmamış veya topraktan çıktığı halde bulunan maden: Demir, altın külçesi. 2. Büyük parça suretinde dökülmüş maden: Beş kiloluk bir külçe altın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingot. nugget. pig. chunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingot. bullion. nugget. pile. heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullion. ingot. nugget. lump. chunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden in a lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Paldır küldür tabirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dağ tepesi, zirve: Kule-i cebel. 2. Yüksek ve ekseriya dâire şeklinde yapı: Yangın kulesi; saat kulesi; bekçi kulesi. 3. Bazı evlerin üstünde cihannümâ gibi yüksek, manzaralı çıkıntı: O köşkün üzerinde güzel bir kulesi var. 4. (denizcilik) Bazı zırhlı savaş gemilerinin güverteleri üzerinde makine ile dönen çelik kule ki, içinde ağır toplar bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. gun turret. dungeon. gazebo. steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Külâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derince, yoğurt, bal vesaire koymaya mahsus tahtadan kap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قلل] kuleler. 2.doruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zahmet, meşakkat, zahmetli iş, ağır görev: Faydalı bir iş, lâkin külfeti çok. O kadar külfete kim katlanır? 2. Lüzumsuz zahmet ve meşakkat, boş yorgunluk, kolay yapılması mümkün bir işin zahmetli olarak yapılması: Böyle şeylerle uğraşmak külfettir. Bu külfete ne lüzum var? 3. Kendini zorlayarak zahmetle iş görme, özenerek yapılan iş. Sâdelik zıddı: Onun şiirlerinde külfet vardır. Külfetle söylenilen şiir bellidir. 4. Resmî muamele, uzun protokol, teklifli muamele: Aramızda öyle külfete hiç lüzum yoktu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax. trouble. bother. fatigue. great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. inconvenience. bother. great expense. obediential obligation. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublesome. inconvenient. burdensome. cumbersome. cumbrous. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdensome. troublesome. involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. untroublesome. not involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsizce, kolaycacık: Külfetsizce bir servete kondu. 2. Teklifsiz ve törensiz olarak: Sizden külfetsizce bir ziyafet isteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hamam ateşliği. Külhanbeyi = Geceyi hamam ateşliğinin sıcak olan dış kısmında geçiren serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the boiler room under a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)„ Kendilerine has giyiniş ve konuşma tarzı olan haylaz delikanlı, kabadayı, bk. Külhan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. tough. toughie. hoodlum. hooligan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner boy. rounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geceyi hamam külhanlarında geçiren serseri, haylaz: Külhânîye bak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Tiyatroda sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan kısım. 2. Sahne san’atkârları Alemi. 3. Borsa dışında alışveriş yeri. Kulis faaliyeti = Toplantı yerlerinde oturum dışında çeşitli gurupların yaptığı gizli çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstage. wings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstage. wings. lobbying. coulisse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underlings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activities behind the scenes. lobby. lobbying. lobbying activites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ful-i kıbtî denilen bir cins bitki ki, «kulkasiyye» familyasının örnek türüdür, Fr. colocasia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-idle. sltohful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rûhu hafif, çabuk hareketli. 2. Akıştan, bilhassa içkinin kadehe akışından çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Hep, bütün, cümle, cemî, her. Külli yevm = Hergün. Umum, umumiyet, bir şeyin bütün, umumu. Ustâd-ı küll = Birbirine yakın birkaç ilimde tam otoritesi olan bilgin. Akl-ı küll = Umûma şâmil olan akıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bütün makamları dolaşmak iddiasında bulunan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çengel, kanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cerrâhî). Kanca ve çengel gibi cerrah Aleti. Küllâb-ül-cenîn — Kolay doğmayan çocuğu tutup çekmeye mahsus demirden Alet, forseps lavta (küllâbe dahi denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قلاب] kanca, çengel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (çengel demek olan «küllâb»dan imen.). Tımarhanede delileri zapt ve idare eden hademe. Halk dilinde: Deli güllâbicisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl ettirmek: Kalaysız bakırları aşçıya kullandırmamalı. 2. Bir iş veya görevde ve hizmette bulundurmak: Ticaret bilmeyen adamları mağaza ve dükkân hizmetlerinde kullandırmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make / to let sb use sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl olunmak, geçerli olmak: O kumaşlar şimdi kullanılmıyor. 2. Bir hizmet veya memuriyete tâyin olunmak, işte bulundurulmak, kayırılmak, hizmete alınmak: Devlet memuriyetlerinde böyle değerli adamlar kullanılır. 3. idare olunmak, zapt altında bulundurulmak: Kullanılamayacak derecede serttir; azgın atın kullanılması ne kadar müşkül. 4. Eskitilmek, giyilmek veya döşenmek: Bu potin kullanılmıştır: O kitap hiç kullanılmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelce kullanılan, kullanılmış olan, yeni olmayan. Kullanılmış, bir otomobil aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. secondhand. hand-me-down. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spent. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. used. hand- me-down. thrift shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. use. utilization. access. application. disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposal. usage. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. use. using. tenancy. utilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Strike Price, Exercise Price)

Opsiyon sözleşmelerinde, opsiyona konu olan kıymetin, opsiyonun kullanılacağı anda alınacağı veya satılacağıu fiyattır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kullanma, istimâl. 2. Kolaylık, suhûlet, uygunluk, rahatlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. way of using. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanması kolay ve rahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. convenient. practical. functional. useful. serviceable. purposive. all-purpose. available. general-purpose. manageable. operable. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. manageable. practical. serviceable. useful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

user friendly/user-friendly. handy. useful. seviceable. available. commodious. convenient. down to earth. practical. purposive. serviceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. serviceableness. usability. usefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanılması güç: Kullanışsız mobilya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. cumbersome. clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhandy. useless. unserviceable. cumbersome. impracticable. incommodious. unworkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating. using. use. usage. handling. driving. exercise. exploitation. imposition. operation. tenure. utilization. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. manipulation. use. wear. handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. use. using. putting in use. carnet. disposal. exercise. taxiing. utilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşte bulundurmak, işletmek, Osm. istimâl etmek: Bu Aleti hangi işte kullanıyorsunuz? Yazı yazmak için kurşun kalem kullanıyor. 2. Hizmet ve bir göreve tâyin etmek, hizmette bulundurmak, kayırmak, Osm. istihdâm etmek. 3. Giymek, döşetmek, eskitmek: Bu çizmeyi hiç kullanmadım; bu keçeyi pek az kullandı. 4. Bir şey yiyip içmeyi veya almayı Adet edinmek. 5. İdareli sarfetmek yoluyla harcamak: Parasını İyi kullanmadı; kullanmasını bilse geliri iyidir. 6. işletmek, çevirmek: Araba kullanabiliyor musunuz? O, pek güzel yelken kullanır; alışmayan adam kılıç kullanamaz. 7. İdare etmek, tutmak. Ağız kullanmak = Konuşmasını idare etmek. 8. İcabına göre muamele etmek: Ne çare kendisini kullanmalı. 9. Metres ve dost edinmek. Bol kullanmak = Esirgememek, israf etmek. Hor kullanmak = Kötü kullanmak, gözetmemek. Tepetepe kullanmak = Kahır ve zorla veya rahatlıkla kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use. make use of. employ. handle. run. apply. drive. put account. turn to account. take advantage of. call forth. dispose. dispose of. draw on. engage. exert. exploit. harness. head. operate. pilot. ply. ride. roll. utilize. wield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. economize. employ. enjoy. exercise. exert. tap. touch. use. utilize. to use. to drow on/upon sth. to employ. to utilize. to drive. to wear. to take. to smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to use. to drive. to make use of sth. to take or consume regularly. draw on. draw upon. employ. exert. exploit. govern. handle. make use. make with. manage. ply. run. utilize. wear. wield. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قله] kule. 2.doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüme dadanan bir hastalık ki, tanelerin kararıp mantar peyda etmesinden ibarettir: Külleme olmamak için bağa kükürt serpmek lâzımdır. Ak külleme = Ağaçlara dadanan hastalık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünü külle örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Üstü kül bağlamak. 2. mec. Bir acının zamanla unutulması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küll» den imen.) (mü. külliyye). 1. Bütüne ve umûma ait, umumî, cüz’İ mukabili. Husûf-ı külli, küsûf-ı külli = Ay veya güneşin tam tutulması (zıddı: Husûf-ı cüz’İ, küsûf-ı cüzî). Kaide-i külliyye = İstisnası olmayıp herkese ait olan kaide (umûmî’den farkı şudur ki: Umûmî, husûsî’ye ve külli ise cüz’İye karşı kullanılır). 2. Çok: Bunların arasında küllî fark vardır. Külli kitap almış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete works. collected works. corpus. corpus juris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex of buildings adjacent to a mosque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totally. entirely. completely. up to the -.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. a great deal of. great. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde pek çok makamı içine alan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. külliyye bu mânâda kullanılmaz). 1. Bir işin teferruatı olmaksızın toptan olan kısım ve ciheti: O, işin külliyâtı ile meşguldur, teferruata girişemez. 2. Bir yazarın ve şairin bütün eserlerini veya bütünüyle bir mevzuu içine alan seri, Lat. corpus: Külliyyât-ı SAdî, külliyyât-ı Zİyâ Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün, topluluk: Fatih Külliyesi, Süleymaniye Külliyeti. bk. Külliyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Bütün bütüne, büsbütün, tamamen, tamamiyle: Külliyyen inkâr ediyor. 2. (menfî cümlede): Hiç, asla: Külliyyen görmedim. Külliyyen haberim yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar. tâbirlerde «külliyye» şeklinde de kullanılır). 1. Bir şeyin umûmî olması, bütünlük. Bu defa güneş külliyetle tutuldu. 2. Bol, çok, toptan olan şeyin hâli: Bu sene ekin külliyyet üzere oldu. Külliyyetle koyunlar geldi. 3. Eskiden medrese ve müştemilâtına külliye de denirdi. Bi’l-külliyye = Bütün bütüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok, bol: Anadolu’dan külliyetli buğday elde edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kül bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulun hâl ve sıfatı. 2. Tanrı’ya karşı kulluk görevi, ibâdet, tâat: İnsan Allah’a karşı kulluğunu bilmelil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kül ve süprüntü atılan yer. 2. Kül, sigara tablası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vassalage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servitude. yoke. slavery. police station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slavery. servitude. worship. adoration. villeinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray. ash heap. ash pile. ash can. ashpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray. ashpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle karakol zabiti. 2. Yeniçeri ocağında bir küçük zabit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. XIX. asırdan önce erkek pantolonu. 2. Kadın iç çamaşırı (dilimizde yanlış olarak erkek iç çamaşırı için de kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. underpants. panties. briefs. drawers. a pair of drawers. scanties. shorts. step-ins. undershorts. panty-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpants. panties. underpants. pants. briefs. knickers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefs. underpants. panties. undershorts. drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panty hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantihose. tights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapların tutulacak, yeri, halkası: Bardak, kazan, testi, güğüm kulpu. 2. mec. Vesile, bahane, sebep. Kulp takmak = Bahane söylemek, vesile aramak. Yumurtaya kulp takmak = Her şeye bir bahane aramak. Ucunu, kulpunu kaybetmek = Nereden tutacağını bilememek, hesabı şaşırmak. Kulpu kulağı yok = mec. Tutacak yeri yok, işe yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handhold. handle. holder. grip. handgrip. pretext. bail. lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grip. handle. pretext.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug handle. loophole. a way out. holder. lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutacak yeri, halkası olan: Kulplu bardak, kulplu şamdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa, bodur, boysuz (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (y. k.). Aynı yapı ve terkipte olan büyük taş parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir milletin manevî varlığını ve düşünce birliğini meydana getiren fikir ve sanat mahsullerinin, an’anelerin bütünü. 2. Fikrî çalışmalarla çeşitli zihnî melekelerin gelişmesi, zenginleşmesi. 3. Bu zenginleşmeye temel teşkil eden bilgilerin bütünü. Kültür-fizik = Beden eğitimi.