Ters Tencere Tava | Ters Tencere Tava ne demek? | Ters Tencere Tava anlamı nedir?

Ters Tencere Tava | Dream Meanings


Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklardakoltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerdekat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorlakişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayangünü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birdenbire olan, ani olan, acele ile olan; ters, haşin; birbirini tutmaz, kesik, pürüzlü; çok dik abruptly (z). birdenbire; terslikle abruptness (i). acele; sertlik, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Composition Explorer Located with SOHO at L1, ACE provides 24 hour coverage of the solar wind parameters and solar energetic particle intensity ACE may give as much as an hour's warning of CME's that can cause geomagnetic storms here at Earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekşilik, acılık; terslik, sertlik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Birbiriyle kesişen iki satıh veya iki çizginin birleştiği yerde meydana gelen açıklık, zaviye. Açı ölçü birimi 360 eşit parçaya bölündüğü takdirde «derece», 400 eşit parçaya bölündüğü takdirde «grat» tır. Açıların büyüklüğü kenarlarının uzunluğuna değil, iki kenar arasındaki açıklığa bağlıdır. Bu açıklık iletki (minkale) ile ölçülür. Açıların ölçülmesinde daha çok «derece» kullanılır. Birbirini bütünleyen açılar: Toplamı bir yatık açıya eşit iki açıdır. Birbirini tümleyen açılar: Toplamı bir yatık açıya eşit iki açıdır. Çevre açısı: Köşesi bir dairenin merkezinde bulunan açıdır. Dar açı: Dik açıdan küçük olan açıdır. Dik açı: Doğru açının yarısı büyüklüğünde olan açı. (90 derece veya 100 grat). Doğru açı: Bir kenarı öbür kenarının uzantısı olan açıdır. (İSO derece veya 200 grat). İki düzlemli açı: Aynı doğrudan geçen iki yarım düzlemin meydana getirdiği açıdır. Karşı durumlu açılar: Bir doğru, iki paralel doğruyu kesince, kesen ve kesilen doğrunun aynı tarafındaki açılara denir. Kiriş teğet açısı: Bir dairenin aynı noktasından çizilen bir teğetle bir kiriş arasındaki açıdır. Komşu açılar: Birer kenarları ve köşeleri ortak olan ve öbür kenarları ortak kenarın başka başka tarafında bulunan iki açıdır. Merkez açısı: Köşesi bir dairenin merkezinde bulunan açıdır. Tam açı: Bir doğru çizginin bir noktası etrafında kendi üstüne gelinceye kadar döndürülmesiyle meydana gelen açıdır. Ter» açılar: Kenarları birbirlerinin uzantılarından ibaret olan açılar. Terseş açılar: Bir doğru iki paralel doğruyu kesince doğruların aynı yönünde bulunan açılardır. İki çeşittir: Açı kesilen doğruların içerisinde ise iç ters açı; kesilen doğruların dışında ise dış ters açı denir. Yöndeş açı: Bir doğrunun paralel iki doğruyu kesmesiyle meydana gelen, kesen doğrunun aynı yönünde, kesilen doğruların biri içinde, biri dışında olan aç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim düzlemi üzerinde betimlenen gerçekliğin, gerçekte resmin sınırları dışında da sürüp giden doğal gerçekliğin bir parçası olduğu izlenimini verecek şekilde kompoze edilmesi. Kapalı kompozisyonun tam karşıtı bir sanatsal davranış biçimidir. Açık kompozisyon, asıl gerçekliğin tüm öğelerini resim düzlemi içine sığdırmayı amaçlamaz; tersine, böyle bir çabanın olanaksız olduğunu varsayar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittersih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ters, haşin, sert. ac'rimony (i). acılık, haşinlik, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Administrative Domain Group of hosts, routers, and networks operated and managed by a single organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Athletic Director- responsible for organizing, scheduling and supervising interscholastic sports for the high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scottish brothers Robert and James Adam practiced as architects and designers, employing cabinetmakers, painters, and sculptors to execute their designs. earthborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt, muhalif, ters, karşı, aksi. adversely (z). karşı olarak, muhalefet ederek. adverseness (i). terslik, zıtlık, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naughty. mischievous. rascal. impish. puckish. pickle. urchin. little perisher. little monster. imp. guttersnipe. scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, Parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır.

Örneğin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda ağrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf ağrılar ise, doğrudan kişinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali ağrılardır. Nedeni hayali de olsa ağrı gerçektir. Bu tip ağrıların yüzde 30’unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiği bilinmektedir.

Baş ağrısını ise diğerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araştırmalara göre, baş ağrılarının yüzde 90’ı kas ağrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuşmak, başın öne eğik olduğu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baş kaslarını etkilemesi, baş ağrılarının en yaygın nedenlerini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşulan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi, vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır. Örneğin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda ağrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf ağrılar ise, doğrudan kişinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali ağrılardır. Nedeni hayalide olsa ağrı gerçektir. Bu tip ağrıların yüzde 30’unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiği bilinmektedir.

Baş ağrısını ise diğerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araştırmalara göre, baş ağrılarının yüzde 90’ı kas ağrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuşmak, başın öne eğik olduğu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baş kaslarını etkilemesi, baş ağrılarının en yaygın nedenlerini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirlerle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşılan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir yere çarpma, vurma: Duvara aksetti. 2.Işık ve şeklin bir yere vurup geri dönmesi veya orada görünmesi: Güneş duvara aksediyor. Sureti aynaya aksediyor.

3.Sesin bir yere vurup geri dönmesi; yankılanma: Topun sesi dağlara aksetti. 4.Ters, zıd, hilâf, aykırı: Yalan, doğruluğun aksidir; siz benim dediğimin aksini iltizam ediyorsunuz. Edebiyat. Sözün bir kısmını diğer kısmından önce getirerek aksetme: «Kelâm-ı kibar, kibar-ı kelâmdır» gibi. Aksine: Tersine, zıddına, ters ve zıd olarak. Bilakis. Ber aks = Büsbütün zıddı ve tersi olmak üzere.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yankı. 2.Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3.Zıt, ters, muhalif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «akis» ten imen. ise de doğru Arapça değildir).

1.Ters, zıt, muhalif, aykırı.

2.Uğursuz, ters, iyi gitmeyen: Aksi iş.

3.inatçı, kötü huylu, kimseye uymaz: Pek aksi adamdır.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکسی] inatçı. 2.ters, zıt. 3.huysuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ters davranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terslik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tersine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the contrary. counter to sth tersine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli renkler taşıyan şeyin hali. mec. Sebatsızlık, mizaç değişikliği, karaktersizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Soluble mineral matter, other than common salt, contained in soils of natural waters. a mixture of soluble salts found in arid soils and some bodies of water; detrimental to agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Substance which neutralizes acids; calcium, potassium or sodium. any base or hydroxide having the following properties: solubility in water, the power of neutralizing acids, and the property of altering the tint of many coloring matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Al = harf-i tarif ilâh = mabûd). Kâinatı yaratan vücûd-ı mutlak, Tanrı, Rab, Mevlâ, Hudâ, Allahu a’lem = Allah daha iyi bilir, galiba, zannederim. Allahu ekber = Allah büyüktür (hayır temennisi). Allah Allah = Hayret ve hiddet ifade eder. Allah ıslâh etsin = Islaha muhtaç bir kimse hakkında denilir. Allah encâmını hayreyleye = Neticesi tehlikeli görünen bir iş hakkında. Allah için, Allah hakkı için = Yemindir; doğrusu: Hakkâ. Allah etmesin = Maazallah. Allah inandırsın = Hilâfım yoktur. Allah iyilik versin = Allah belâ vermesin beddua niyetiyle acıyarak dua. Allah bir = Yemin makamında. Söz bir Allah bir = Sözden dönülmiyeceğini temin makamında. Allah belâ versin = Beddua. Allah bilir = Allahu Alem, Hudâ Alem. Allah’tan bul, bulsun = Beddua. Allah’tan kork = Yapma, günahtır. Allah’tan korkmaz = ZAlim, insafsız. Allah selâmet versin = Yola çıkanlara dua. Allah sabır versin; Allah sabır ecir ihsan eyleye = Bir acı ve Afet halinde söylenilir teselli duası. Allah aşkına = Allah hakkı için; Allahı seversen = Yemin. Allah akıllar versin = Yolsuz bir harekette bulunanlar hakkında. Allah ömürler versin = Dua ve teşekkür makamında. Allah kavuştursun = Sevdiğinden ayrılana olunan dua. Allah kerim = Bir mahrumiyet ve ihtiyaç halinde söylenilir teselli ve ümit duasıdır. Allahım, rabbim, ilâhî; Allah versin = Bir nimete nail olanlar hakkında sevinç ifadesi ve olmıyanlar hakkında duadır. Allahı seversen = Allah aşkına; yemin. Aman Allah, aman Allahım = Aman ya rabbî. El-hükmullah = Emir Allah indir, rızâ ve tevekkül tâbiri. El-hamdüllllah = Şükür Allaha, itmam duasıdır. El-iyazübillah = Allaha sığındık. İnşallah — Allah isterse. Billahi; tallahi; vallahi = Allah hakkı için, yemin. Bismillah Allah’ın emriyle. Tecâvüzullah-i anhü, ann-seyyiate = Allah kusurunu affetsin. Taalallah = Makam-ı hayrette denilir. Hasbin-allah = Allah bize kâfidir. Rahmallah (müz.) rahmeallah (mü.) rahmehümallah (tes.), rahmehimallah (c.) ve rahmetullahı aleyhe, aleyhâ, aleyhimâ, aleyhim = Allah rahmet eyleye; ölüler hakkında dua. Radiallahü-anhü, anhâ, anhümâ, anhüm — Allah râzı olsun; sahabe ve tabiîn vesair millet büyükleri hakkında dua. Subhânallah = Takdis ve hayret makamında müstameldir. Şehdullah = Allah şahidimdir. Afaallah-ı anhu, anhâ, anhümâ, anhüm = Allah affetsin. Ilmullah = Allah bilir, yemin. Gufrullahu lehO, lehâ, lehümâ, lehüm = Allah affetsin. Kudusullah-ı sırre = Allah sırrını takdis etsin, evliyâ ve sofular hakkında dua. Kef-i billahi şehiden = Allahın şehadeti kâfidir. Maşallah = Makam-ı tahsin ve takdirde ve nazardan koruma duası. Meded-ullah = Ya rabbi meded. Maazallah, neüzu-billah = Allaha sığındık. («AlIahî» ve «Allahiyân» dememeli; «ilâhî» ve «ilâhiyûn» denir. Halk dilinde «elâlem» kelimesi Allah-u Alem terkibinden galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Keyboard Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Alt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input. alternate. the Alternative ke

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ALTernate key on the keyboard, used to access alternate characters or modify mouse actions You can move a polygon after selecting it, for example, by holding down the Left Mouse Button and the ALT key simultaneously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See section Kinds of User Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- See User Input.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alt is the name of a modifier bit which a keyboard input character may have To make a character Alt, type it while holding down the ALT key Such characters are given names that start with Alt- Alt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lifts the spirits High electrical charge for positive energy Harmonizes Yin and Yang Powerful healing stone with large amount of organic energy In ancient times, ground to a powder and mixed with honey or oil of roses for various physical problems Filters

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ümran» dan if.) (mü. Amire).

1.Mamur, Abâdân, harap zıddı.

2.Meskûn, şen, ahalisi ve şenliği olan, terkedilmiş, metrûk ve hâlî olmayan: Bilâd-ı Amire (şenlikli ülkeler).

3.Güzel işlenmiş, imar olunmuş: Arâzî-i Amire.

4.Devlete ait, resmî, Osmanlı devletine mensup ve müteallik: Tersane-i Amire, Tophane-i Amire, matbah-ı Amire, Istabl-ı Amire. (Bu gibi resmî tâbirlerde kelime müzekker veya Farsça olduğu halde, sıfatın müennes kullanılması galat-ı meşhur olarak gelmiştir).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Network Analyzer - A computer-controlled test system that measures microwave devices in terms of their small signal S-parameters The use of this instrument by both engineering and production permits quick and accurate characterization of the inp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, the letters of a word read backwards, but in its usual wider sense, the change or one word or phrase into another by the transposition of its letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To anagrammatize. a word or phrase spelled by rearranging the letters of another word or phrase read letters out of order to discover a hidden meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a word spelled out by rearranging the letters of another word When both lexical forms appear in the same poem, especially in proximity, a reader may reasonably suspect that the anagram is a figure of speech If only one form occurs, the encoding of an asso

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a recognizable word, phrase or message by rearranging letters This is the permutation of letters to achieve meaning Also see: multiple anagramming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rearrangement of the letters of a word or phrase For example, orchestra is an anagram of cart-horse and Old England is an anagram of golden land Anagrams are a common type of Wordplay in Cryptic Clues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word that is spelled with the exact same letters as another word Example: RIDES is an anagram of SIRED and vice versa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

These are a jumble of words and letters You need to rearrange the letters of words to make a new word or phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word, which when its letters are rearranged, becomes another word - e g MOTE becomes TOME, or MOOT POINT becomes O MOTTO PIN. a word or phrase spelled by rearranging the letters of another word or phrase. read letters out of order to discover a hidden m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information represented continuously Because computers require digital information, analog-to-digital converters are available to 'condition' analog data before it is sent to a computer A watch with hands is usually analog One with only numbers is digital

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü niyet, ters mizac; gaye, hedef, maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule that makes it more difficult for a post-synaptic cell to be influenced by neurotransmitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek). Karşı, zıt, ters, aksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan tiyatrosunda koronun stropheden sonraki dönüş hareketinde okuduğu satırlar; dansta ters hareketler yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür, tarziye, itizar; mazeret; savunma, müdafaa; yetersiz bir örnek veya taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

are (100 square meters. shame. modesty. skyness. bashfulness. stigma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armor Rating To achieve a hit, you must roll over the character's AR Rolls Equal to or less than the AR, down to a 10, are considered a hit to the opponents armor, and damage is figured to the SDC All Player Characters have a natural AR of 12 Others have

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breather. interim. interlude. intermediate. intermission. interspace. interval. lapse. pause. distance. space. break. playtime. cessation. half time. relation. terms. footing. intermediary. middle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half time. intermediate. break. interval. intermission. distance between two things. relation between people. interlude. space. spacing. intermediary. interstice. hiatus. cessation. inherent delay. interruption. interspace. letup. lull. meantime. recess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AppleTalk Remote Access A protocol that provides system-level support for dial-in connections to an AppleTalk network With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available services - files, printers, servers, e-mai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AppleTalk Remote Access With ARA, you can call your desktop Mac from a PowerBook and remotely access all the available files, printers, servers, e-mail, and so on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ajar. half-open. crack. dec. december. space. gap. interval. interspace. separation. time. aperture. daylight. gangway. hiatus. interstice. lacuna. rift. spacing. corridor. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

December. slot. chasm. lag. leeway. joint. deadspace. hiatus. aperture. break. cranny. dead space. distance. intermission. interspace. lacuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Autobot starship which brought the Autobots to Earth This ship served as the Autobot headquarters for many years on Earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sırt, arka, püşt: Arkaya almak, arkası üstü yatmak.

2.Geri taraf, halef, verâ, pes: Dağın arkasında.

3.Yüz mukabili, ters, zahr: Kâğıdın arkasına yazmak.

4.Alt taraf, sonra, mâbâd: Arkadan gitmek, arkaya kalmak.

5.Hâmî, iltimasçı, koruyucu: O adamın arkası yoktur.

6.Himaye, yardım, müzaheret, iltimas: Arkasız bir şey olmaz.Batın, kuşak, nesil: Arkadan arkaya: Batnen bâde batn = Soydan soya, nesilden nesle. Arka arkaya vermek = Yardımlaşmak, elbirliğiyle çalışmak. Arka arka = Gerisin geri. Arkadan arkaya = Gizliden, belli etmeksizin. Arkası pek, kuvvetli = Üşümeyecek surette giyinmiş. Bir şeyin arkasına düşmek = Takip etmek. Arkasında dolaşmak = Araştırıp ele geçirmeye çalışmak: Bir hizmet arkasında dolaşıyor. Arka vermek = Dayanmak, istinad etmek. Arkada ve geride bulunan: Arka kapı, arka sokak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri, bir yandan öbür yana geçen, hamaylı. Arkurı adam = Ters adam. Arkurıdan gelmek = Kötü muamele etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strictly speaking, aroma can't be separated from acidity and flavor Acidy coffees smell acidy, and richly flavored coffees smell richly flavored Nevertheless, certain high, fleeting notes are reflected most clearly in the nose of a coffee, as some tasters

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

US Advanced Research Projects Agency This agency developed the first system of networked computers in the United States [week 1].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Learning; study; applied knowledge, science, or letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional skills of fine artists like painters or sculptors in visually defining and describing objects is a core influence on the work of the designer for industry Designers in Britain in the early years of the 20th century were called commercial a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arius adlı bir papaz tarafından IV. yüzyılda kurulan ve Hıristiyan inanışının tersine olarak isa’yı tanrı tanımıyan mezhep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Apollo-Saturn The NASA mission designator for Apollo project missions launched using one of the Saturn family of rocket boosters NASA's convention in the 1960s and 1970s for designating a mission used one letter to represent the responsible project and on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Autonomous Systems Part of the internet layer that routers use to relate to network connectivity and packet addressing; the router checks the network address and only routes on the host address if the source and destination are on the same network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, çadıruşağı otu, kötü kokulu bir sinir ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yukarı mukabili, Osmanlıca, sâfil, tahtânî, zîrîn: Evin aşağı katı.

2.Eksik, noksan, dûn: Bunun kıymeti aşağıdır.

3.Alçak, dûn, bayağı, değersiz: Aşağı adam, aşağı mal, aşağı taraf, alt, mâdûn: Bu tarlanın aşağısı sulaktır. Alt, taht, zîr: Bir aşağı bir yukarı koşmak, aşağı inmek, aşağıda, aşağıdan aşağıya. Aşağı atmak = Yabana atmak. İtibar etmemek. Aşağı almak: = Düşürmek, yıkmak. Aşağı vurmak = Çıkartmak ve eksiltmek, düşürmek. Başaşağı = Tersine dönmüş. Aşağı düşmek = Sukut etmek, çıkartmak. Aşağı, yukarı = Takriben, az çok.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a speech directed to the audience that supposedly is not audible to the other characters onstage at the time When Hamlet first appears onstage, for example, his aside 'A little more than kin, and less than kind!' gives the audience a strong sens

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In drama, a few words or a short passage spoken by one character to the audience It is a theatrical convention that the aside is not audible to other characters on stage Compare with soliloquy, below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short speech made to the audience not heard by other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When the character breaks away from the situation to talk to the audience without being heard by the other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. usul).

1.Kök, bih: Ağacın kökü ve dalları.

2.Dip, kütük, ben.

3.Temel, esas, kaide: Aslı çürük.

4.Mebde, başlangıç, iptidâİ, masdar, baş, bir şeyin çıktığı ve başladığı yer, kaynak, menbâ: Bunun aslı nerededir? Hastalığın aslı anlaşılamadı.

5.Suret veya tercüme olmayıp ilk hâlinde bulunan: Sureti aslına mutabıktır. Tercümesini buldumsa da, aslını arıyorum.

6.Hakikat, sıhhat, gerçek ve vakî olma: Bu havadisin aslı yoktur. İddia ettiği zarar ve ziyanın aslı var mıdır?Soy, neseb. Aslı bellisiz = Asıl ve nesli meçhul. Bed-asl — Kötü asıllı soysuz.Bir şeyin esaslı ve başlı kısmı, fer’in mukabili: Dirayet aslı, tecrübe ise fer’dir. Bir fennin usul ve fürûu.Bir şeyin zâtî ve kadîmî (eski) ciheti: Bunun aslı böyle değildi.Aslî, kadîmî, en önce ve en evvel ve en eski: Asıl vatanı orasıdır. Asıl evim yıkıldı.Başlı, esaslı, en mühim: Onun asıl işi dalkavukluktur.Hakikî, sahih, zâtî, doğru: Benim asıl vazifem budur. Asıl ortağı odur.Hâlis, sâfî: Asıl tereyağı ararsanız onda bulursunuz.Esasen, zaten: Kendisi asıl Konyalı’dır.Başlıca, en ziyade, alelhusus, mahzâ: Ben asıl ona bakıyorum. Asıl sizi düşünüyorum. 16. Gerçekten, sahihan, hakikaten: Burada asıl iş gören budur. Asıl anlamak isterseniz. Bed-asl = Soysuz. Bî-asl = Esassız, yalan. An-asl = Aslından, esasen. babadan oğula: An asi Mısırlı bir tacir. Fil-asl = Başlangıçta, aslında Fil-asl iş oradan başladı. Aslından, aslında = Ibtidâ, başlangıçta, asıl hâlinde: O, aslında tacir değildi. Aslında ziraatla meşgul idi. Asıl ve fasıl = Asıl ve esas, sıhhat, hakikat: Bunun aslı ve faslı. Aslı ve esası yoktur, büsbütün esassızdır. Asıl ve nesil = Neseb, soy: Aslı ve nesli maruf. Ne asıl, kelimeleri birleşerek «nasıl» olmuştur, (bk.) Usûl.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sütun, direk, kolon. 2.Mersingiller, mersin ağacı türünden ağaçlar. 3.İsyan eden, itaatsiz, başkaldıran, serkeş, bagi. 4.Allah’ın emirlerini yerine getirmeyen, günahkar. 5.Haydut, şaki. -Bu isim Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. İçerdiği anlam İslami anlayışa terstir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maker of early computers such as the Atari 400 and 800, which brought computers home for low prices, and later the Atari ST, which again earned attention for power at a low price, but also at a low quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat çapraz; aykırı, tersine, karşı; edat bir taraftan karşı tarafa; karşı, zıt. athwartship (z)., (den), alabandadan alabandaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Tüysüz ve parlak demek olan «tals»dan). Yüzü ipek ve tersi pamuk maruf bir cins kumaş, atlas, dîbâ. (Astronomi). Felek-i atlas = Astrolojide bütün felekleri çevirdiğine inanılan felek. (Coğrafya). Harita mecmuası, bütün arzın haritalarını sırasiyle toplayan kitap veya botanik, zooloji, geometri gibi bir fennin şekiller mecmuası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). çarpık, yan, ters, yanlış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Zıt, ters; alışılagelen ve doğru olarak bilinen şekle uygun olmayan: Aykırı bir fikir.

2.Uygun olmayan: Adetlere aykırı bir davranış.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Uygun gitmeyen, ters, düzensiz: İşler aynasız gidiyor.

2.Külhanbeyi ağzında polis.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (z). elin tersi öne gelecek şekilde yapllan vuruş; geriye doğru veya sola yatık olan el yazısı; (s). elin tersi öne doğru olarak yapllan ; (z). dolayısıyle, dolaylı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). elin tersi öne doğru olduğu halde vurulan; samimi olmayan , sinsice, zıt anlamı ima eden. backhanded compliment tenkit niteliğinde olan kompliman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sekte, aksilik, işin ters gitmesi; ters akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ters akıntı anafor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ters vuruş, geri tepme; sırt üstü yüzüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). geriye doğru, tersine, geri geri; geçmiş zamanlara doğru, geri; (s). geç kavrayan , geç ve yavaş öğrenen; isteksiz, çekingen ; geç backwardly (z).geriye doğru olarak backwardness (i). geriye doğru olma; geç kavrama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir set vasltaslyle geri çevrilen su; dümen suyu, gemi pervanesinin geriye attlğı su; durgun su; durgunluk , ilgisizlik; (f)., (den). siya etmek, tersine kürek çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aksi, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Blood alcohol level The usual ratio standards are the number of grams of alcohol either per 100 milliliters of blood, or per 210 liters of breath. comes from the Gaelic baile Originally meaning 'a place,' ir came to be applied to a farmstead and a village

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A front laced shoe in which the quarters meet and the vamp is stitched over the quarters at the front of the throat The word is an abbreviation of Balmoral. yes. indicates that the options applies to main programs coded in Assembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A package of wool, compactly compressed, warped in a protective cover One or more bales can make up a sale lot A bale of wool is 1 25 meters high, up to 204 kg and is one cubic meter in capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sort of table used by printers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who administers baptism; specifically applied to John, the forerunner of Christ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İnsan ve hayvanlarda en yukarı kısım ki beyin, göz, kulak, ağız ve burun gibi duygu organlarını havi olmaka, bedenin en mühim kısmıdır. Re’s, ser, kelle, kafa: insan bajı, at başı.

2.Bir şeyin en yukarısı, tepe, zirve, re’s: Dağ başı.

3.Uç, düğme şeklinde tepe: Meme, çıban başı.

4.Kenar, uç: Köprü başı, çarşı başı.

5.Bir şeyin başladığı yer, mebde’, menbâ: Su başı.

6.Top ve gülle suretinde şey: Bir baş şeker, bir baş peynir, bir baş soğan.Her şeyin önden olan kenarı, kıç mukabili: Gemi başı: Bu şeyin başı ne taraftadır?Yukarıya, üste gelen cihet: Yatağın, odanın, sofranın başı.Mebde, evvel, ibtida, başlangıç: Aybaşı, sene başı, kitabın başı.Canlı hayvan adedi, re’s: Beş baş sığır, iki yüz baş koyun. (Osmanlıca’da re’s daha çok kullanılırdı).Reis, Amir, birinci: Bölük başı, aşçı başı.Akıl, fikir, zekâ.Zübde, kaymak: Süt, yağ, bal başı. Baş açmak = Beddua etmek.Yağlı güreşteki beş derecenin en yükseği. Baş aşağı =

1.Tersine dönmüş, mâkûs.

2.Nehrin mansabına doğru, mukabili: Baş yukarı. Baştan aşmak = Pek ziyade olmak, pek çoğalmak. Baş ağrısı = Başa Arız olan ağrı, Ar. sudâ ve mecazı: Rahatsız eden, faydasız ve nafile iş, gaile. Başını almak =

1.Kurtulmak, teneffüse vakit bulmak.

2.Kaçmak, önüne gelen tarafa kaçıp gitmek. Başucu = Pek yakın yer: Başı ucunda. Yanı başında. Başucundan ayrılmadı. Baş örtüsü = Kadınların baş, boyun ve gerdanlarıyle saçlarını örttükleri bez. Baş vurmak = Müracaat etmek. Başa vurmak = Sersemlik vermek. Başüstüne = Peki, alâ re’sül-ayn: (ata) Baş öğretmek = TAlim etmek. Baş olmak = Becerilmek, başa çıkmak. Başetmek =

1.Galebe çalmak.

2.(Hesabı) toplamak. Baştan inmek = Nüzul isabet etmek. Başbaşa vermek = Mahremâne müzakere etmek, gizlice konuşmak. Başa baş = Tamamı tamamına: Hesap başabaş geldi. Baştan başa = Bir uçtan bir uca, Fars. ser-A-pâ. Baş bağlamak =

1.Intisâb etmek.

2.(Nebat) habbe vermek, başaklanmak. Başını bağlamak = Evlendirmek. Baş belâsı = Başa belâ olan angarya ve müşkülâtlı iş. Başıbozuk = Gayrı muntazam asker. Başıboş =

1.Boş gezen, serseri. 2.Bağlanmamış. Başa çıkmak = Başarabilmek, muvaffak olmak, becermek. Baştan çıkmak = Azmak Baştan çıkarmak = Azdırmak Başı hoş olmamak = Hoşlanmamak, rahat olmamak. Baştan, yeni baştan = İhtidadan, yeniden, Fars. ez-ser-i nev. Baştan kara etmek Gemi tehlike hâlinde başını karaya vurup sahile oturmak. Baştan savmak = Defetmek. Baştan ayağa, tırnağa = Bütün, tekmil, Fars. ser-A-pâ. Başı taşa gelmek = Felâkete uğrayıp nedamet etmek. Başkaldırmak = Serkeşlik etmek. Başkaldırmamak = Pek meşgul olmak, aralık bulamamak. Başa kakmak = Yapılan iyiliği yüze vurmak. Baş komak (baş koymak) = Feda olmak, vücudu vakfetmek, hayatını tehlikeye atarak bir işe girişmek. Başa geçmek = Yüksek makama, üste gelmek, geçmek. Başa geçirmek = Öne almak, yukarıya çıkarmak. Başa gelmek = DÜçâr olmak, uğramak: Başa gelen çekilir. Başgöstermek = Zuhûr etmek. Baş, göz yarmak = Becerememek, yüze göze bulaştırmak. Baş vermek = Çıkmak, zâhir olmak. Baş yemek, başının e


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in deep waters. to be in deep waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. first. foremost. in the first instance. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluffy layer which is composed of interlaced and matted strands of fibrous material used for filling or insulating articles such as mattresses or comforters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Many people in Europe use the term 'bat' to refer to kiln shelves Thus 'bat wash' is kiln wash However in North America, 'bat' most often refers to wood, plastic, or plaster disks which are used on the potters wheel A bat is held in place by pins, an inte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cylindrical equipment piece players use when hitting All Major League Baseball bats are wooden; most are 34-40 inches long and weigh 31-40 ounces On non-major league levels, most hitters use aluminum bats, which provide more power than wooden bats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The area surrounding the lane, including the approach, the pit, and the gutters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin aleyhinde olunan dua, tersine dua: Birinin bedduasını almak, bedduasına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بدطينت] tıynetsiz, karaktersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F. Farsça ber = yükselme edatı, Arapça aks = ters). Tersine, aksine, hilâfına, bilâkis: Kendisi ne kadar cahil ise, oğlu beraks o kadar Alimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tersine dönmüş, mâkûs, ters: Baht-ı ber-geşte = Aksi ve kötü talih.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plank. deal. cutting. sawing. slitting. clipping. shearing. intersection. chopping. mowing. harvesting. reaping. assessment. prism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. f. A.). Tersine, aksine olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالعکس] aksine, tersine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its characteristic constituents are the bile salts, and coloring matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick brown liquid made by the liver that helps the body digest fats It is stored in the gallbladder and released when food enters the small intestine. a greenish-yellow fluid secreted by the liver and stored in the gallbladder Bile contains cholesterol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. öd safra; huysuzluk, terslik, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intersection of bottom and sides The chine for boats with chines and the point of contact of a 45o tangent for boats with round bilges. the lowest part of the ship inside the hull The bilge water, either from rain or from seas breaking abroad would collec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şey hakkında vukuf ve malûmatı olmak, vâkıf olmak: Bu işin böyle olduğunu bilirim. O adam mühendisliği iyi bilir.

2.Öğrenmek, vukuf kesbetmek ve malûmat edinmek: Sizin geldiğinizi bilemedim, sonradan bildim. Tanımak, Aşinâsı olmak, Aşinâ çıkmak: Sizi bilemedim. Bu adamı bileceğim geliyor.

4.Hatıra getirmek, yâd ve tahattür etmek: Şimdi bildim.

5.Zan ve itikat etmek, bir fikir ve zanda bulunmak: Ben sizi gitmiş biliyordum. Ben onu dost biliyordum. Herkes seni Alim biliyor.

6.(Yardımcı fiil olarak): Muktedir olmak: Yazabilmek = Yazmaya muktedir olmak. Gidebilmek = Gitmeye muktedir olmak. Menfisi yazamarrıak, bilememk gibi olur.Tanımak, mes’ul tumak: Ben sizi bilirim.Şüphelenmek, bir şey isnad etmek: Ben, ondan bilirim.Müteşekkir ve minnettar olmak İyilik bilir adamdır. O adam iyilik bilmez. İyilik bilmek = Vefalı olmak. Bilen bilir = Erbabına malûmdur. Çok bilmiş = Hilekâr, aldenmaz. Kendini bilmek = Edepli, terbiyeli olmak: Kendini bilir adamdır. Kendini bilmez adam = Terbiyesiz, Fars. nâ-dân. Kendini bilm»mek = Baygın yatmak. Kendi bilir, siz bilirsiniz = Nasıl isterse yapsın, nasıl isterseniz yapın. Bilerek = Ar. Amden, kasden. Bilmeyerek = Kasdî olmayarak, istemeyerek. Bilmiş ol = Malûmun olsun.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si). Sayının en küçüğü ve ilki. Ar. ahad, vâhid, Fars. yek: Bir adam, bir ev, bir taş.

1.Tenkir (bilinmezlik) beyan eder, Arapça’deki tenvîn veya bazı kelimesi ve Farsça’da isimlere kalılan (ye) gibi: Bir adam ki nasihat kabul etmez, bir iş ki elde değildir.

2.Fiillerin başlarında «bir kere» den hafifletilmiş olarak lüzum ifade eder: Bir gidelim. Sıfat halinde

1.Tek, Ar. vahîd: Allah birdir.

2.Müsavi, eşit, mümâsil, benzer, farksız: İkisi birdir, hep bir.

3.(Cümlede) hiç bir, asla: Bir türlü kanmıyor, bir türlü razı olmadı.

4.Mübalağa beyan eder: Bir gidiş gitti kl. Bir vakit, bir zaman, hiynen: Bir var imiş, bir yokmuş. Biraz = Azıcık, az vakit: Biraz ekmek, biraz su, biraz bekleyin. Bir uğurdan = Hep birden, Ar. defaten. Bir iki = Birkaç, az ve belirsiz miktarda: Bir iki kuş vurdular, bir iki taş atmış. İkide birde = Pek sık, çok defa, daimâ. Blrbir =etraflıca ve tafsilâtıyle bir bir sayarak: Kabahatlerini kendisine bir bir söyledim. Birbirine, birbirini, birbirinin = Ortaklaşa birbirini gördüler, birbirine haber verdiler, birbirinin işini görürler. Birbiri üstüne = Cümlesi bir ve eşit sayılarak, bir seviyede: Bu çantaları birbiri üstüne yirmişer liraya aldık. Biroblr = Asla yanılmaz, pek müessir: Bu ilâç filân hastalığa birebir gelir. Birçok = Hayli, hayli miktar, fazla. Ar. kesir, müteaddid: Birçok kitap toplamış. Bir türlü:

1.Bir çeşit: Bu, bir türlü ottur.

2.(Cümlede) hiçbir suretle: Bir türlü razı olmuyor. Birden = Bir defada, birlikte, beraber: Bir bardak suyu birden içti, hepsi birden geldiler. Birdenbire = Ansızın, Ar. vehleten: Birdenbire kalkıp gitti. Bir de = Hem de, şurası da var ki, velev ki: Bir de o size haber vermeye mecbur değildir, bir de haber vermemiş, ne olur. Bir daha ss Bir kere daha, tekrar: Bir daha söyleyin, bunu bir daha yapmayın. Bir zaman = Bir vakit, vaktiyle. Birkaç = Belirsiz miktarda, bir miktar, bazı: Birkaç adam geldi, buna birkaç kuruş verin. Bir kere, bir defa =

1.Defa, kere: Ben lakırdıyı bir kere söylerim, sen bir defa git.

2.Vaktiyle, günün birinde: Bir kere gitmiştim, bir defa görüştüm.

3.Hele: Sen bir defa vazifeni ifa et. Ben bir kere söyleyeyim de istersen dinleme. Birle =

1.Anîde, ansızın, derhal: Beni gördüğü birle kalkıp gitti. 2.Vasıtasiyle: llm-i hendese birle (geometri yoluyla) ispat etti (Bu iki tâbir eskimiştir). Bir nice = Miktarı müphem hâle getirir. Bir nice Ademler. Nice bir = Ne vakte dek, daha ne kadar? (eskimiştir). Bir vakitler = Vaktiyle, eski zamanda: Bir vakitler insanlar mağaralarda barınırlardı. Biri, birisi = Tenkir (bilinmezlik) beyan eder, kim olursa: Kapıya biri gelmiş, sizi istiyor, bugün birisini gördüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of a key which enters the lock and acts upon the bolt and tumblers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measurement that represents one figure or character of data A bit is the smallest unit of storage in a computer Since computers actually read 0s and 1s, each is measured as a bit The letter A consists of 8 bits which amounts to one byte Bits are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Affects digestive system and nutrition due to its ability to stimulate the appetite Bitters stimulate the secretion of saliva and gastric juice reflexively by exciting the taste buds They are not effective if given directly into the stomach, as in the for

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bitter is a style of ale which provides a strong hops taste to the palate In color, they normally range from gold to a coppery red Originally, every brewery in England generally had two ales, a bitter and a mild Compared to the mild, bitters were both dry

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BOLometers technical device. [Welsh belly] Also as 'bwl'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sequence of characters written on a magnetic tape to signify the beginning of medium See also EOF and file mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sequence of characters written on a magnetic tape to signify the beginning of medium See also EOF , file mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first god, he was licked out of pure ice by Audhumla ' The Great Nurse' He later married one of the frost giant's daughters see 'Creation'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank. space. cavity. emptiness. vacancy. vacuum. gap. clearance. room. expanse. hollow. margin. unemployment. windage. looseness. float. interstice. interval. dead space. cavitation. weightlessness. shack. backlash. idleness. vanity. suction. displacemen

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bozmak işi, Ar. ifsâd, ihlâl, fesh.

2.Bozulup bir halden diğer hale geçme. Bozum olmak = Beklenmeyen ters bir cevap alarak mahcup olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Düzgünlüğünü izale etmek, başka hâle sokmak: Odayı düzeltmiştim, kim bozdu?

2.Harap ve vîran etmek: Bahçenin duvarını bozmuşlar.

3.Muattal ve battal etmek, işlemez bir hâle getirmek: Saatini kim bozdu?

4.İzâle, fesh ve lağvetmek: O usûlü bozdular.

5.ifsad, ihlâl etmek: Terbiyesiz adamlarla görüşmesi ahlâkını bozdu, yağmur yolları bozmuş.

6.Dokunmak, zarar etmek: Ham meyveler sıhhati bozar, şeker mideyi bozar.Geri almak, nakzetmek: Yeminini, pazarlığı bozdu.Mağlûp ve münhezim etmek: Düşmanın bir tümenini bozdu.Beklenmeyen bir ters cevapla mahcup etmek: Herkesin önünde adamı bozmak iyi bir şey değildir.Çıldırmak.Çıldıracak surette bir şeyin üzerine düşmek: Bu adam atıyla bozacaktır. Abdest bozmak = Defi hâcet etmek. Ağız bozmak = Sövmek, küfretmek. İstifini bozmak = Kımıldamak, rahatını ihlâl etmek. Oruç bozmak = iftar etmek. Bağ bozmak = Üzümleri toplamak. Tarla bozmak = Açmak, işlemek. Latifey», şakaya bozmak = Ciddî olarak başlanmış bir sözü lâtifeye çevirmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Düzgünlüğünü kaybetmek, başka hâl almak: Bu kitap bozuldu, bahçe bakımsızlıktan bozulmuş.

2.Harap ve vîran olmak, yıkılmak: Duvarlar bozulmuş.

3.Muattal ve battal olmak, işlemez ve kullanılmaz olmak: Saat bozuldu.

4.Fenâ bulmak, mahvolmak, perişan olmak, fesholunmak: O usul şimdi bozuldu.

5.Kötüleşmek, fenalaşmak: Bu çocuğun terbiyesi bozuldu, yağmurdan yollar bozulmuştur.

6.Çürümek, kokmak veya ekşimek: Bu et, bu yemek bozulmuş.Mağlûp ve perişan olmak, bozgun vermek: Düşmanın filân tümeni bozuldu.Beklenmeyen, ters bir cevap almakla mahcup olmak: Zavallı çocuk o cevaptan bozuldu.Zayıflamak, benzi solmak: Hastalıktan çok bozulmuş.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, ters kaba. brusquely z. kabaca. brusqueness i. kabalık terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this. that alters matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. biçimini değiştirmek, tersyüz etmek, onarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çakmak işi. (bk.) Çakmak.

2.Vurup çakmakla yapılmış kuyumcu işi: Erkek çakma = Bunun kabartmalısı. Dişi çakma = Bu işin çukurlusu, yani kabartmanın tersi. 3.Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

4.içki içmek, kadeh yuvarlamak (argo): İki kadeh çakalım!


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağırma, çağırma, bağırış, haykırma; ötüş ötme (kuş); boru (avcılıkta); boru sesi; kısa ziyaret, kapıdan uğrama; celp, davet, çağrı; lüzum ihtiyaç; hak iddia etme, talep etme; yoklama. call girl fahişe.calling card kartvizit. call letters radyo istas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The use of computers to assist in manufacturing. computer aided manufacture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fender. wing. muddy place. gaiters. scraper. shoe scraper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Eğrilip bükülmüş, bir tarafa yatık, doğru olmayan. Eğri büğrü: Çarpık direk, odun.

2.Bir tarafa yatık, muntazam olmayan: Çarpık duvar, çarpık arsa.

3.Çarpılmış, felce uğramış veya cin tutmuş: Çarpık adam.

4.Ters, uğursuz: Çarpık ayak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). atlı yük arabası; el arabası; (f). at arabası ile taşımak; taşımak. get the cart before the horse ters iş!er yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clash. to collide. to have a quarrel. to be in conflict with. to fit into one another. to interconnect. to jam. to intersect. to engage. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interstitial. split. cracked. chapped. chappy. hoarse. crack-brained. nutty. queer. queer in the head. off one's rocker. balmy. barmy. batty. cloven. cuckoo. disordered. fractured. pixilated. potty. screwy. shaken. shaky. touched. off one's chump. cr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(transtraemiaceae): Çaygillerden bir ağaçcıktır. Yapraklarında tanen, legumin, esans ve teofilin vardır. Tesirli maddesi, teindir. Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulursa siyah, önce kavrulursa yeşil çay elde edilir. Kullanıldığı yerler: Aşırı miktarda olmamak şartıyla içilecek olursa bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Sinirleri uyarır. Mide tembelliğini giderir. İdrar söktürür. İshal ve dizanteriyi keser. Damar kireçlenmesini önler. Damar sertliği, kalp yetersizliği, kan kanseri, guatr, nefrit, kolera ve bağırsak hastalıkarında koruyucu ve tedavi edicidir. Haddinden fazla içilecek olursa çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir. Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, kabızlık ve yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD Kızılderili midillisi c.c., cc(kıs). cubic centimeters, carbon copy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya 9 voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsanız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgalan, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralından gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmalarını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Size şaşırtıcı gelebilir ama, telefon evimizdeki en basit cihazdır. O kadar basittir ki, ana yapısı yüzyıldır değişmemiştir. Eğer 1920’li yıllardan kalma bir antika telefon bulabilirseniz, fişini duvardaki deliğe takın, gayet iyi çalışır.

Telefon sistemi o kadar basittir ki, evimizin bir ucuna bir aparat, diğer ucuna bir başka aparat koyup, bunları birbirlerine araya dokuz voltluk bir pil ve bir rezistör koyarak bağlarsınız, kendi interkom sisteminizi yaratmış olursunuz. Bu telefonlarla kendi aralarında rahatça görüşme yapılabilir.

Telefonlarımızı duvardaki duylara ve oradan da santrallere bağlayan, genellikle biri kırmızı, diğeri yeşil iki kablo vardır. Yeşil kablo konuşma için ortak hat olup, kırmızı kablo vasıtası ile santralden telefonumuza 6 ile 12 volt arası, 30 miliamper seviyesinde bir akım gelir.

Eğer basit bir granüllü ahizeye sahipseniz, sesinizin dalgaları, bu granülleri az veya çok sıkıştırarak, santralden kırmızı kablo ile verilen, yaklaşık bu 9 voltluk akımın karşı tarafa değişik kuvvetlerle gitmesini sağlar. Karşı tarafta kulaklıkta da, bu defa tam tersi olur ve bu değişik akımlar titreşim yolu ile sese çevrilir.

Telefon konuşmasını ileten bu çok zayıf akımı çok uzaklara taşıyabilmek için bir frekans limitlemesi yapılmıştır. Yani frekans olarak 400 saykılın altında ve 3400 saykılın üstündeki sesleri sistem kabul etmez, yok farz eder. Bu nedenledir ki, bazılarının sesleri telefonda daha farklı gelir.

Telefonun çalışabilmesi için gerekli 6-12 volt akımın telefon santralınden gelen bakır telle sağlandığını belirtmiştik. Bu nedenle evinizde cereyan kesilse bile, telefona gerekli akım santralden sağlandığı için, çalışmaya devam edecektir.

Peki telefon santralının cereyanı kesilirse ne olur? Bu duruma karşı santrallerde çok büyük bir batarya sistemi bulunmaktadır. Ayrıca bir de yedek elektrik jeneratörü vardır ki, cereyanın kesilme durumunda bütün telefon şebekelerini beslerler ve telefonların çalışmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir dizi veya uyguyu tersinden başlatma. Meselâ do mi aralığını mi do şekline getirme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). meydan okuma, mücadeleye davet; bir konuda açıklama yapmaya çağırma; (ask). nöbetçinin dur emri veya kimlik sorması; (huk) hâkim veya jüriyi reddetme; (ABD). oy pusulasının geçersizliğinin veya seçmenin yetersizliginin iddia edilmesi; (f). me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karaktersiz, seviyesiz, zayıf ahlaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [جبلتسز] karaktersiz, kötü yaratılışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Çizgi çekmek. Osm. hat tersim etmek: Şu defteri çizmeli. 2.Sivri bir şey sürülmekle boyuna tırmalamak: iğne yüzümü çizdi. 3.Çıkartmak. Osm. hazf ve terkin etmek: Onun ismini defterden çizdiler. Yazıp çizmek = Yazı ile uğraşmak. Yan çizmek — Sıvışmak. Bir işi yapmaktan kaçmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). Çökelmeye uğratmak, tersip etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). bilakis, aksine; ters istikamete.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (z). ters, karşı, muhalif, aksi, zlt, aykırı; nahoş; aksi istikamette olan; (man). mütenake; (i). aksi ters; (z). aksine. contrary child inatçı çocuk. evidence to the contrary aksini ispat. on the contrary aksine, bilakis. to the contrary..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). zıt, aksi, ters; karşıt; (i)., (man). karşıt olan şey; nakzedici önerme converse'ly (z). aksine olarak,tam tersine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meclis, konsey, encümen, danışma kurulu, divan, şüra. councilman (i). encümen üyesi, bilhassa belediye encümeni üyesi. Council of Ministers (huk). Bakanlar Kurulu, Kabine. Council of State (huk). Danıştay, Devlet Şurası. council of war harp me

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (z). karşıt şey; karşılık; karşılıklı vuruş; (s). ters, zıt, aksi; karşı, mukabil: (z). aksi yolda; tersine, aksine. go counter to, run counter to aykırı düşmek, uymamak; zıt gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anafor, ters akıntı; ters eğilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tasdik için ikinci olarak imza etmek. countersignature (i). ikinci imza, tasdik imzası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, huysuz, sert, haşin; anlaşılması güç, muğlak (yazı). crabby (s). ters, huysuz, sert, haşin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (mak). dirsek, krank, kol, manivela; (k.dili). garip huyları veya sabit fikirleri olan kimse, huysuz kimse; (f). krankla hareket ettirmek. crank up hareket ettirmek. cranky (s). ters, huysuz, asabi; (den). yan yatma ihtimali olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darılmış, öfkeli; huysuz, ters, titiz; aksi, zıt; çapraz; aykırı; melez; karşıya geçen. cross action. (huk). mukabil dava. cross section kesit, profil. cross street ara sokak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). damarları ters veya kırışık olan (tahta); ters, huysuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ters ve huysuz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak çengel; garip bir merak, tutku delilik. crotchety (s). ters, tuhaf, acayip, meraklı, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) ters ve kısa (söz) curtly (z). tersçe. curtness (i). terslik, kısa ve yetersiz cevaplar verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D). (k).dili küfretmek, sövmek, lanetlemek; (i). Iânet; (k).dili herif. a queer cuss (k).dili acayip yaratık. cussedness (i)., (A.B.D)., (k).dili terslik, huysuzluk; Iânetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disperse. separate. scatter. disband. come apart. disintegrate. crack up. go to pieces. fly to pieces. go splinters. go into splinters. be scattered. adjourn. clear. clear away. decay. decompose. diffuse. disrupt. dissolve. fall. splinter. spread. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal diseases. internal matters in a government office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dal. a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a barrier constructed to contain the flow of water or to keep out the sea. a metric unit of length equal to ten meters. female parent of an animal especially domestic livestock. obstruct with, or as if with, a dam; 'dam the gorges of the Yangtse River'. A

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the suspension connected to the bottom of the cone at the voice coil that centers the voice coil in the air gap It is sometimes referred to as the spider 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Valve for controlling airflow When ordering registers, make sure each supply outlet has a damper so the air flow can be adjusted and turned off Dampers maybe either manually or automatically operated Automatic dampers are required for exhaust air ducts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Daughters of the American Revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Daughters of the American Revolution Amerika'da milliyetçi ve tutucu bir kadın derneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of facts, concepts, or instructions in a formal manner suitable for communication, interpretation, or processing by human beings or by computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A re-interpretable representation of information in a formalized manner suitable for communication, interpretation, or processing Operations can be performed upon data by humans or by automatic means Any representations such as characters or analog quanti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, noksanlık, kusur, yetersizlik, kifayetsiz!ik; hesap açığı. deficiency disease (tıb). gıda eksikliğinden ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eksik, noksan; yetersiz, kifayetsiz, zayıf, açık (hesap). be deficient in -de eksik olmak. deficiently (z). yetersizce, kifayet etmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. exchange. convert. alter. vary. shift. switch. swop. swap. replace. alternate. commute. disguise. diversify. doctor. falsify. garble. interchange. intersperse. juggle with. metamorphose. modify. recast. switch to. transmute. unmake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land measurement of a thousand square meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Large deposit of alluvial sediment located at the mouth of a stream where it enters a body of standing water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A separately evolving subset of the whole population The subsets may be evolved on a different computers Emigration between subset may be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka ait; ammeye ait. demotic characters hiyeroglifin el yazısı şekli. demotics (i). geniş anlamda sosyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. ocean. the wave. a large body of water. the waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Liman.

2.Tersane.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small fast lightly armored but heavily armed warship. a person who destroys or ruins or lays waste to; 'a destroyer of the environment'; 'jealousy was his undoer'; 'uprooters of gravestones'. , the agent employed in the killing of the first-born; the de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Aşağıdan yukarıya doğru amûdî vaziyette bulunan: Dik ağaç, duvar. Dimdik.

2.Pek sarp: Dik yokuş, dik kaya.

3.Tiz, sert, yüksek, pek: Dik ses.

4.Doğrudan doğruya, dikkatli ve sert: Dik bakış.

5.Haşin, hırçın: Dik mizaç.

6.Aşağıdan yukarıya kılların dikine: Dik tıraş Dik rüzgâr = Gemi giderken karşıdan esen ters rüzgâr.Sert, inat ve muhalefetle: Dik söylemek. Dik gelmek — Karşı gelmek, muhalefet etmek. Dikine, diki dikine =

1.Zıddına, aksine.

2.Tersine: Dikine tıraş etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of German standards recognized throughout the world The 1/8 DIN standard for panel meters specifies an outer bezel dimension of 96 x 48 mm and a panel cutout of 92 x 45 mm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The German Institute for Standardization This institute establishes standards for testing and classifying air filters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İki farklı TV kaynağı, birleştirilebilir ve aynı ekranda yan yana görüntülenebilir. Görüntü boyutu sorunsuzca ayarlanabilir. Sağ görüntünün boyutu, soldakinin boyutuyla ters orantılıdır. Soldaki görüntünün sesi TV hoparlörlerinden verilirken, sağdakinin sesi kulaklık yuvasından verilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In many countries the academic status associated with a Diploma is very high, being equivalent to that of a good university degree at the Masters level For example, the Dip Ing is the title conferred upon the University Geodetic Engineer in Germany, Finla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Graduate program for which the minimum admission requirement is a baccalaureate, and which has fewer requirements than a masters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malûliyet; yetersizlik, kifayetsizlik, kuvvetsizlik, zaaf; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nahoş, hoşa gitmeyen; kötü, huysuz, kavga eden, aksi, ters, sert. disagreeableness (i). uygunsuzluk, nahoşluk; terslik. disagreeably (s). terslikle, nahoş derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A storage system for computers There are two types of disks in common use on computers: Floppy and Hard Floppy disks are the limited storage devices used to initally boot up your computer, and used by many as a convient way to loose data and spread viruse

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In computing, a thin disk coated with magnet material, on which information can be recorded Sometimes spelled disc. A round platter, or set of platters, of a magnetized medium organized into concentric tracks and sectors for storing data such as files See

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disk is a circular-shaped material with a magnetic coating that can be used for storing data Most microcomputers have two types of disks: floppy disks and hard disks Floppy disks can be removed from the computer, while most hard drives are not removable

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). huysuzluk, aksilik, terslik; rahatsızlık; karışıklık; bir çeşit köpek hastalığı; (f). rahatsız etmek, hasta etmek,keyfini kaçırmak,sirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Persian term initially designating the official registers,later the administrative offices of the state, and finally the sovereign's council of state There was a distinction between the Divan i-Am, or chamber for public audience with the prince which was

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In England and America the same syllables are used by many as a scale pattern, while the tones in respect to absolute pitch are named from the first seven letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (den). havuz, gemi havuzu, dok: iskele, rıhtım; (f). rıhtıma yanaşmak, havuza çekmek, havuza girmek. dockage (i). havuz veya rıhtım ücreti. docker (i). havuz veya tersane işçisi. dockmaster (i). tersane müdürü. dockyards (i). tersane. floa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köpek gibi; ters, aksi, huysuz; (A.B.D.)., k.dili gösterişli, fiyakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about 920 square meters. about a quarter of an acre. turning. returning. rotating. revolving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The introduction of an element that alters the conductivity of a semiconductor Adding boron to silicon will create a P-type material, while adding phosphorus or arsenic to silicon will create N-type material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şüphe, tereddüt, güvensizlik, itimatsızlık; şüpheli husus. beyond doubt şüphesiz. in doubt şüpheli, henüz belli olmayan. no doubt hiç şüphesiz, elbette. give the benefit of the doubt şüphe edildiği halde delil yetersizliğinden suçsuz olduğunu k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asık yüzlu, ters, haşin, aksi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş; talihin ters dönmesi. ups and downs hayattaki iniş çıkışlar, iyi ve kötü günler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dynamic Random Access Memory: a type of memory used in most personal computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dynamic Random Access Memory Dynamic RAM is the most common type of electronic memory used in computers today Memory amount and type have a significant effect on applications performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advertising technique of indirect address in which the characters speak to each other rather than to the audience. Exploration Drama Action Drama Bias Drama Growth Drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pislik, hayvan tersi, gübre; (f). gübrelemek. dung beetle zool Scara baeidae familyasından bokböceği, pabuç tartan böceği .dung fork gübre çatalı .dung heap, dunghill (i). gübre yığını, fışkılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Sert, katı, kaba: Dürüşt taş, kâğıt.

2.Dokunaklı, sert, ters: Dürüşt söz, cevap hareket.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sade, Adî, pürüzsüz ve müşkülâtsız yahut süssüz: Düzce iş, adam, yazı. Sadece, sadelikle, gösterişsiz, doğrudan: Düzce söyliyeyim. Düzce hareket ediyor.

2.işin sade ve külfetsiz olan doğru ciheti: Düzcesini isterseniz bunu yeniden yapmalı.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) beslenme yetersizliği; adalenin gelişmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

E-kitap okuyucuları okuma konusundaki yeni kuşaktır. Sony’nin Reader’ı, 160 adete kadar orta boy e-kitabı her yere yanınızda götürmenizi sağlar. Normal bir karton kapaklı kitaptan daha küçük, daha ince ve daha hafif olan Reader, tıpkı bir müzik ve MP3 çalarda olduğu gibi elektronik kitapları anında karşıdan yükleyip aktarmanızı sağlayan yazılımla birlikte gelir. Waterstone’s.com/ebooks sitesinde, isterseniz PC’nizde veya dizüstü bilgisayarınızda ya da bir flaş bellek çubuğunda saklayabileceğiniz Reader kitaplığınıza ekleyebileceğiniz binlerce kitap bulunmaktadır. Reader kitaplara yer işareti koymanızı veya sayfadaki metni büyütmenizi sağlar; en son nerede kaldığınızı da hatırlar – siz hatırlamasanız da. Son derece uzun pil ömrü sayesinde şarj etmeden neredeyse 7.000’e yakın sayfa çevirebilirsiniz. Tatilde, trende, evde veya çalışma odasında, nerede kullanırsanız kullanın, E Ink® ekran teknolojisinin kağıda benzeyen kalitesi tıpkı gerçek kitaplarda olduğu gibi parlama olmayan bir görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. belles lettres. polite letters. letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. letters yazın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. letters. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters. teacher of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters. man of letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edep ve terbiyesi olmayan, terbiyesiz, utanmaz, arsız, hayâsız. Çok bağırıp çağıran, sert tabiatlı, ters: Edepsiz bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The abbreviation for Electronic Data Interchange, EDI system allows linked computers to conduct business transactions such as ordering and invoicing over telecommunications networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Data Interchange Exchange of business data through computers between trading partners. electronic data interchange Electronic communication of operational data such as orders and invoices between organizations. - Older version of electronic com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Data Interchange Usually refers to the automated and electronic method of ordering products via computers. - this happens when organisations, or departments within them, share information electronically across organisational boundaries This can

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Data Interchange is the application-to-application transfer of business documents between computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for electronic data interchange A set of standards for controlling the transfer of business documents, such as purchase orders and invoices, between computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.).

1.Şart edatı olup şart sigası bulunan şart cümlesine girer ki, bu siga şart göstermeye kâfi olduğundan bu edat fazladır. Bunun için dilimizde böyle bir edat yoktur: Eğer sevaba nail olmak isterseniz bu işi yapın. Yaşamak çok hoş olurdu, eğer ölüm olmasaydı.

2.Gerek, Fars. hâh, ister: (mükerrer olarak) Eğer Aşık, eğer sâdık ziyaret eylese bir kez (şimdi bu mânâ ile kullanılmamaktadır). Nadiren hemzesi kaldırılıp yalnız «ger» kalır: Ger dilersen bulasın ondan necât. Şiirde bazen şart cümlesinin sonuna katılır: Olmasaydi kalemin çâk-i girîbânı eğer.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. dip. inflection. stoop. the act of bending or curving. an oblique. intersection. magnetic inclination. warping. deflection. in flexion. declination. buckling. cantling. reclination. lurch. warp. sag. tilt. bow. bending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İĞTİ (I.).

1.Kekre, acımtrak: Eğti yemiş.

2.Ekşi yüzlü, haşin: Eğti adam.

3.Ters, acı: Eğti söz (eski kelime).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İĞTİLİK (i.).

1.Kekrelik, acımtrak lezzet.

2.Ekşi yüzlülük. Osm. huşûnet.

3.Sertlik, terslik, acılık (eski kelime).


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Ekşi olan şeyin hali, ekşi lezzet. Ar. humz, humûzet.

2.mec. Terslik, sertlik, kötü huyluluk. Osm. bedhûyluk.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The elements define the hierarchical structure of a document The majority of elements have opening and closing pointers Within these pointers, pieces of text or even the whole document being written can be found There are empty elements which contains onl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The elements define the hierarchical structure of a document The majority of elements have opening and closing pointers Among these pointers, pieces of text or even the whole document being written can be found There are empty elements which contains only

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uç, son, nihayet, baş; akıbet, encam; gaye, amaç, niyet, maksat, meram; sonuç netice. end for end uçları ters çevrilmiş. end on den. baş başa, tam pruvada; tos vuruşu gibi baş başa. end to end s. sıra ile veya uç uca dizilmiş. at loose ends. boşlu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., jeol. eosen, üçüncü zaman arazisinin en eski tabakası, tersiyen tabakalarının eskisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An effusion of wit; a bright thought tersely and sharply expressed, whether in verse or prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a short speech addressed directly to the audience by an actor at the end of a play. a short passage added at the end of a literary work; 'the epilogue told what eventually happened to the main characters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Takılar hariç üzerimizdeki her giysinin bir fonksiyonu vardır. Peki kravatın boğazı sıkmaktan başka fonksiyonu nedir? Her iki yakayı bir araya getirmekse düğme o işi görüyor. Düğmeleri örtüp giysimizi güzel ve renkli kılmaksa kadınlar niye takmıyor? Pek de kravat sever bir millet olmadığımız açıktır ama ister inanın, ister inanmayın kravatın ortaya çıkışında Türklerin de rolü var.

1660’da Osmanlılar Avusturya ordusuna yenilince o zamanlar Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde olan Hırvatistan’dan (Croatia) bir alay asker zaferin kahramanları olarak Paris’e götürüldüler ve kralın huzuruna çıkarıldılar. Bu askerler boğazlarına renkli mendiller takmışlardı. Bu mendiller Romalılar devrinde hatiplerin, ses tellerini sıcak tutmak için boğazlarına sardıkları mendillere benziyordu. Kral çok beğendi ve kendisi de krallık kravatları takan bir alay kurdu. Kravat kelimesi de Hırvat anlamındaki ‘Croat’tan türedi.

Çok geçmeden bu moda İngiltere’ye sıçradı. Hiçbir centilmen boğazına bir şey sarmadan kendini iyi giyinmiş hissetmiyordu. Kravat o zamanlar o kadar yüksek bağlanırdı ki, insanlar vücudunu döndürmeden etrafa bakamıyorlardı, ama hiç olmazsa bir faydası vardı. Kılıç darbelerine karşı boyunu koruyordu.

Kravat çeşitli şekillerde yüzyıllarca yerini korudu, yüzden fazla değişik bağlama şekli geliştirildi. Bağlama şekilleri üzerine kitaplar yazıldı. 1960 gençliğinin düzene baş kaldırması sırasında biraz gözden düştü ama 1970’li yıllardan başlayarak popülaritesi yine arttı. Tabii ki patronlar kravat takınca çalışanlara da başka seçenek kalmıyordu.

Kravatlar erkeklerin elbise dolaplarının en kolay yıpranabilir aksesuarlarıdır. Genellikle erkekler kravatı düğümünün bir tarafından, ince ucunu çekerek çıkarırlar. Halbuki doğru yol kravatı bağlarken hangi hareketleri yaptıysanız, sökerken de ters sıra ile aynısını yapmanızdır.

Kravatı çıkardıktan sonra her iki ucunu birleştirip iki kat yapmanız, parmağınızın üzerine bir kemer gibi sarmanız, parmağınızı içinden çektikten sonra bütün gece o şekilde muhafaza etmeniz uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Eğer söz konusu olan bir ipek kravat ise sabahleyin de hemen askıya asmanız gerekiyor, bu şekilde içindeki fiberler orijinal şekillerine gelecektir. Son bir uyarı: Üzerinde leke olsa bile ipek kravatları kuru temizlemeye göndermeyin, deforme olabilirler, mümkün olduğunca kendiniz temizlemeye çalışın bu da bir sonuç vermezse dikişlerim söküp mendil olarak kullanabilirsiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Love; the god of love; by earlier writers represented as one of the first and creative gods, by later writers as the son of Aphrodite, equivalent to the Latin god Cupid. god of love; son of Aphrodite; identified with Roman Cupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historically used to refer to indigenous people of Arctic North America The term derives from the Algonquin word for 'eaters of raw meat '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Language created by Ludwig Zamenhof in 1887 The foundation blocks are: The alphabet consists of 28 letters, each of which has one sound Six standard accented letters exist: c, g, h, j, s, u Stress falls on the penultimate syllable of each word Verbs do no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ethereal salt, or compound ether, consisting of an organic radical united with the residue of any oxygen acid, organic or inorganic; thus the natural fats are esters of glycerin and the fatty acids, oleic, etc. formed by reaction between an acid and an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ester is a compound formed from the reaction between an acid and an alcohol In esters of carboxylic acids, the -COOH group of the acid and the -OH group of the alcohol lose a water and become a -COO- linkage. an organic compound produced by the reactio

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (biyol.) ters çevirmek, tersyüz etmek, içini dışına çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tersine döndürme, tersyüzetme; ters dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (fizyol.) tersine döndürmek, içini dışına çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flight Attendant. -- Russian AF command in charge of tactical fighters FAA - Federal Aviation Administration ; Fleet Air Arm ; -- Argentine AF FAB - -- Brazilian AF FAC - Forward Air Control; -- Chilean AF; -- Colombian AF FAE - Fuel Air Explosives; -- Ec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of computers, one of the three historic choices offered by DOS when it could not complete the requested operation Also see Abort and Retry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Term of Sale which means the seller fulfills his obligation to deliver when the goods have been placed alongside the vessel on the quay or in lighters at the named port of shipment This means that the buyer has to bear all costs and risks of loss of or

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. gap. intermission. interruption. interval. pause. space. interstice. time lag. time interval. period. break-down. hiatus. distance. interim. interspace. vacancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(phaseouls vulgaris): Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Kullanıldığı yerler: Taze fasulye, bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar. Pankreas bezi’nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur. Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür. İdrar tutukluğunu giderir. Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer yetersizliğini tedavi eder. Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir. Kalp çarpıntılarını giderir. Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar. Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu en azından 2-3 kere değiştirmek gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sedge or reed dominated peatland, often with some shrubs or small trees, characterized by mineral-rich, aerated waters at or near the surface Fens with lower calcium content often evolve into Sphagnum lawns and, eventually, acid bogs An Old English word

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, (bot). Ferula; çomak, asa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the fiber optic cable used to carry high volumes of data in the form of light pulses Fiber optic cable forms the backbone of networks such as the one Conxion uses to connect datacenters around the world. optical fiber: a very long, narrow, flexi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An orderly collection of papers, arranged in sequence or classified for preservation and reference; as, files of letters or of newspapers; this mail brings English files to the 15th instant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collection of characters, instructions, or data that can be referenced by a unique identifier Files are usually stored on various types of media, such as disk, or magnetic tape A CP/M file is identified by a file specification and resides on disk as a col

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of information treated as a single unit by computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow waters of even depth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Orta parmağı baş parmağa sıktıktan sonra şiddetle bırakmakla parmağın tersiyle vurulan darbe.

2.Fiske vurmaktan hasıl olan bere ve şiş. Parmak ve deynek vesaire darbesi olan veya hastalıktan gelen kabarma: Yanağı fiske fiske olmuş, fiske fiske kabarmış.

3.Adı geçen iki parmağın yine o vaziyetiyle ufak taş vesaire atma: Fiske taşı. Fiske dokundurmamak — Toz kondurmamak, müdafaa etmek, sahip çıkmak. Fiskeşamdanı = Küçük el şamdanı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mood of any kind which masters or possesses one for a time; a temporary, absorbing affection; a paroxysm; as, a fit of melancholy, of passion, or of laughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The consistencies, coherence and congruence of the organisation. find the values that make the equation agree best with the data You can use a least squares fit program to get a and b, the parameters of a straight line that describe the data well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete assortment of printing type of one size, including a due proportion of all the letters in the alphabet, large and small, points, accents, and whatever else is necessary for printing with that variety of types; a fount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A design for a set of characters A font is the combination of typeface and other qualities, such as size, pitch, and spacing For example, Arial is a typeface that we are using in this page, but within Arial, there are many fonts to choose from--different

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of glyphs used for the visual depiction of character data A font is often associated with a set of parameters , which, when set to particular values, generate a collection of imagable glyphs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete collection of letters, punctuation marks, numbers, and special characters with a consistent and identical typeface, weight , posture and font size Technically, font still refers to one complete set of characters in a given typeface, weight, and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a simplistic sense, a font can be thought of as the physical description of a character set While the character set will define what sets of bits map to what letters, numbers, and other symbols, the font will define what each letter, number, and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete assortment of letters, numbers, and symbols of a specific size and design There are hundreds of different fonts ranging from businesslike type styles to fonts composed only of special characters such as math symbols or miniature graphics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particular collection of characters of a typeface with unique parameters in the 'Variation vector', a particular instance of values for orientation, size, posture, weight, etc , values The word font or fount is derived from the word foundry, where, orig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A font is a complete set of characters in a particular size and style of type This includes the letter set, the number set, and all of the special character and diacritical marks you get by pressing the shift, option, or command/control keys For example,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A typeface style, such as Helvetica, Times Roman, etc , in a single size A single font includes all 26 letters, along with punctuation, numbers, and other characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A text formatting term: A complete assortment of printer characters in a particular type style, typeface, size and orientation Most fonts include letters, numbers, punctuation and some special symbols Note that the Roman , Italic, Bold and BoldItalic type

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A font is a style and size of type, such as Times New Roman, 12 point, bold A font is a set of all the characters available in one typeface and size, including uppercase and lowercase letters, punctuation, and numerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A logical set of related patterns representing text characters or point symbols Courier, Helvetica and Times are three types of font.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A font is a complete set of characters in a particular size and style of type This includes the letter set, the number set, and all of the special character and diacritical marks you get by pressing the shift, option, or command/control keys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The source or mother of the letter shapes that appear on a page A collection of glyphs used for the visual depiction of character data A font is often associated with a set of parameters, e g , size, posture, slant, weight, serifness, etc , which, when se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A font is the design for a set of characters, including qualities like size and spacing A variable font is one where different characters have different widths A fixed width font is one where every character has the same width.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete set of characters in one typeface design See also Styles Source: NUIG.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Format strings are used to control the appearance of output in the printf statement Also, data conversions from numbers to strings are controlled by the format string contained in the built-in variable CONVFMT See section Format-Control Letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The set of unique bit-string patterns of Zeros and Ones corresponding to the set of data characters used in magnetic stripe encoding; many different data formats are used, the best known being the ANSI/ISO BCD and ALPHA formats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, huysuz, kavgacı. fractiously (z). ters ters. fractiousness (i). huysuzluk, aksilik, çocuk terbiyesizliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The privilege of sending letters or other mail matter, free of postage, or without charge; also, the sign, mark, or signature denoting that a letter or other mail matter is to free of postage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sinirli, huysuz, aksi, ters. fretfully (z). terslenerek, söylenerek. fretful ness (i). huysuzluk, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters, aksi, inatçı, asi, serkeş. frowardly (z). terslikle. frowardness (i). terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. General Headquarters merkez, idare merkezi başkumandanlık karargahı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ecza şeytantersi, kasnı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A TADS data file Typically it will represent an interactive fiction story It is binary but will work on any machine with some flavor of TADS interpreter, and such interpreters are available for several different platforms, usually for free It is currently

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandit , gunman , mobsman , mobster , racketeer , thug , gangsters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive predaceous North American fish covered with hard scales and having long jaws with needle-like teeth. elongate European surface-dwelling predacious fishes with long toothed jaws; abundant in coastal waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrison. garrison town. headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix meaning produced, generated; as, exogen. informal term for information; 'give me the gen on your new line of computers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

informal term for information; 'give me the gen on your new line of computers'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bugün artık hemen hemen her evde buzdolabı var. Günlük gıdalarımızı bozulmasınlar diye buzdolabında saklarken, uzun süre saklayacaklarımızı da buzluk veya derin dondurucu dediğimiz kısmına koyuyoruz. Gıdaların normal hava şartlarında bozulmalarının nedeni, bu ortamda gıdada bulunan bakterilerin, mikropların kısacası mikro organizmaların gelişerek faaliyetlerini sürdürmeleridir.

Gıdaları soğukta veya dondurarak muhafaza en çok başvurulan ve püf noktaları olan yöntemlerdir. Bu arada gıda muhafazasında tam tersi yollar da vardır. Isıtarak muhafaza ve kurutma gibi. Hatta turşu kurmak bile bir muhafaza yöntemidir. Dondurarak muhafazaya geçmeden önce pastörizasyon, sterilizasyon gibi sık sık ismini duyduğumuz veya etiketlerin üzerlerinde gördüğümüz terimlerin anlamlarına bir bakalım.

Gıdaları daha dayanıklı kılmak amacıyla uygulanan yöntemlerden pastörizasyon ve sterilizasyon ısıl uygulama ile muhafaza anlamına gelmektedirler. Sterilizasyonda gıda 100 derecenin üzerinde ısıtılır. 100 derecenin altındaki ısıl uygulamalar ise pastörizasyon adını alır. Her iki yöntemde de amaç daha işin başında bakteri ve mikropları öldürmektir.

Hangi yöntemin uygulanacağını gıdanın asit durumu belirler. Asit oranı fazla gıdalarda bakteri ve mikropların ısıya dirençleri azalır. Bunun için düşük asitli gıdalar sterilize edilirlerken yüksek asitli gıdalar pastörize edilirler. Ancak sütte durum farklıdır. Süte pastörizasyon işleminin uygulanmasının asıl amacı dayanıklı bir ürün elde etmekten ziyade verem mikrobunu öldürmektir.

Kurutarak saklamada, su ortamdan uzaklaştırılır. Böylece bakteri ve mikropların gelişmesi önlenir, biyokimyasal reaksiyonlar en aza indirilir. Ancak yine de bazı kimyasal reaksiyonlar oluşur ve bunlar da renk koyulaşmasına ve gıdanın acılaşmasına yol açarlar.

Soğukta muhafazada, gıdanın hücre suyu, en fazla donma noktasına kadar soğutulur. Meyve ve sebzelerde bu sıcaklık +4 ile -2 derece arasındadır. Bu yöntemin en yaygın kullanma yeri buzdolabıdır ve dondurarak muhafaza ile karıştırılmaması gerekir.

Günümüzde gıdaların dondurularak saklanması çok yaygın bir şekilde uygulanan en iyi muhafaza yöntemidir. Bu yöntemde hücre suyunun donması ve hücrelerin ölmesinin sağlanmasına kadar sıcaklık düşürülür. Gıdalar genellikle -40 derecede dondurulur, -18 veya -20 derecede muhafaza edilir.

Gıdadaki su miktarının azalması bakteri ve mikropların yaşamalarına uygun olmayan bir ortam yaratır. Ancak dokulardaki suyun donarak buza dönüşmesi sırasında hacim büyüdüğünden hücrelerdeki doku yapıları da bozulabilir. Bunu önlemek için donma olayının hızı çok iyi kontrol edilmelidir.

Gıdaları yavaş yavaş dondurursak oluşan buz kristalleri hücre dokularını parçalayacağından, yapısı bozulmuş olan bu gıda çözünme sırasında dışarıdan gelecek bakterilerin hücumuna karşı direnç gösteremez ve çabucak bozulur, donma sırasında oluşan buz kristallerinin boyutları, donma hızına bağlıdır. O halde donma, buz kristallerinin büyümelerine fırsat bırakmayacak şekilde mümkün olduğunca hızlı olmalıdır (şok donma).

Bu şekilde dondurulmuş gıdalar tüketiciye ulaşana kadar dondurulmuş durumda olmalı ve depolarda -18 derecenin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü bir kere dondurulduktan sonra çözülen gıda artık steril değildir, hatta bu durumda bozulma daha hızlı oluşur, tekrar dondurmak da çare değildir.


Genel Bilgi by

Ülke

Başkent: Konakri.

Nüfus: 6.392.000.

Yüzölçümü: 245.857 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gine-Bissau ve Senegal, Kuzeydoğuda Mali, Doğuda Fildişi Kıyısı, Güneyde Liberya ve Sierra Leone, Batıda Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Labe, Kankah, Kindla.

Din: Müslüman %85, Hıristiyan %8.

Dil: Fransızca, Mandinka ve Ful dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: XVIII.yy. da bölgenin kuzey bölümü Gana imparatorluğunun bir parçasıydı. 1891’de Fransız sömürgesi oldu. 1958’de halkın bağımsızlık oylamasına evet demesiyle Fransızlar çekildi. Fransızların çekilmesinin ardından başkan Toure yüzünü Komünist ülkelere çevirdi. Başarısız bir Portekiz işgal girişiminin ardından binlerce muhalif 1970’lerde hapse atıldı. 1984 yılında Touren’in ölümünden sonra kanlı bir darbeyle askerler iktidarı ele geçirdi. 1991 yılında yeni bir anayasa kabul edildi, ancak demokrasi çabaları çok yetersizdi. 1993 yılındaki başkanlık seçimlerini Lansana Conte kazandı.

Glorioso Adaları.

Konum: Güney Afrika, Hint Okyanusunda adalar grubu, Madagaskar’ın kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 11 30 Güney enlemi, 47 20 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 5 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 35.2 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Alçak ve düz.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 12 m.

Doğal kaynakları: guano, hindistancevizi.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal afetler: Periyodik kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır. (sadece küçük bir Fransız askeri birliği yer almaktadır.) (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Glorioso Adaları.

yerel adı: Iles Glorieuses.

Bağımsızlık durumu: Fransa’nın müstemlekesidir.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

İletişim Bilgileri.

İletişim notu: 1 meteoroloji istasyonu.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: Yok, sadece kıyıdan uzakta demir atılabilir.

Hava alanları: 1 (2006 verileri).


Ülke by

Türkçe Sözlük

(GİRD-AB) (i. F).

1.Su çevrintisi, girve, aylanma.

2.(denizcilik) Ters taraflardan gelen iki akıntının kavuşmasından veya bir akıntının yolunda bir engele tesadüfünden, yahut denizin birdenbire derinleşmesinden hasıl olan çevrinti. 3.mec. Muhâtaralı, çok tehlikeli yer, Ar. mühlike: Bir girdâba düştüm.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Yakından uzağa geçmek, varmak, göç etmek: Eve gittim, çarşıya gitti, gurbete gidecektir.

2.Bir yerden ayrılıp uzaklaşmak, hareket, Osm. azîmet, rihlet etmek: Kendisi buradan gitti. Gelen misafirler daha gitmediler.

3.Kaçmak, bırakıp ayrılmak: Aşçısı gitmiş.

4.Yok olmak, Osm. gaib ve nâ-bedîd olmak: O kadar servet nereye gitti? Oranın bir zamanki güzelliği gitti. 5.Sarfolunmak, tüketilmek: Bu ziyafete çok para gitti. Bu binaya birkaç bin lira gider.

6.Geçmek, savuşmak, Osm. def ve zail olmak. Bütün kış benden sızılar gitmez.Sonra ermek, müntehi olmak; varmak: Bu çay, bu yol nereye gider?Yürümek: O, pek çabuk gider. Geçmek, bitmek: O zamanlar gitti. Çoğu gitti, azı kaldı.Ayakyoluna taşınmak, Osm. def’-i tabiî etmek, ishali olmak: Bu gece beş on defa gitmiş.Götürülmek, sevkolunmak: Cenazesi gidiyordu. Yarın çeyiz gidecektir. Araya, aralığa gitmek = Telef olmak. Ere gitmek = Kocaya varmak, evlenmek. Eğri gitmek = Şaşmak. Elden gitmek = Ölmek. İç gitmek = Ishâle uğramak. İçeri gitmek = zarar etmek. İleri gitmek = İlerlemek, ileri geçmek, Osm. takaddüm ve terakki etmek. İlerisine gitmek = Tecavüz eylemek, çok olmak. Batasıya gitmek — Çıkmayacak bir yol tutmak, batakçılık etmek. Ters gitmek = İyi gitmemek, talihi müsait olmamak. Can gelip gitmek = AyıIıp bayılmak. Hasır altına gitmek = Bakılmamak, minder altı olmak. Hoşa gitmek = Haz olunmak, sevilmek. Renk gitmek = Solmak. Sokağa gitmek = Dışarı çıkmak. Suyunca gitmek = İyi geçinmek, Osm. mümâşât etmek. Suyun akıntısına gitmek = Uymak, muvafakat etmek. Tat gitmek = Tatsızlanmak. Bok yoluna gitmek = Boşuna telef olmak, heder olmak. Doğru gitmek = İyi harekette bulunmak. Akıl gitmek = Hatırlamak. Akıl baştan gitmek — Çok şaşmak ve telâşlanmak, şaşakalmak. Geri gitmek =

1.Avdet etmek, geri dönmek.

2.Gerilemek, Osm. tedenni etmek. Gelip gitmek = Tereddüt etmek. Yanlış gitmek = Yolu şaşırmak. Yayan gitmek = Yayan yürümek. Yol gitmek = Yol yürümek. Yola gitmek = Seyahat etmek. Git git, git gide = (bk.) Git.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. parıldamak, parlamak; göze çarpmak; i. parıltı, parlaklık; şaşaa, gösteriş. All that glitters is not gold. Parlayan her şey altın değildir. Görünüşe aldanmamalı. glittery s. parıldayan, parlak, şaşaalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at close quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burying. inlaid. buried. set-in. recessed. sunken. embedded. engaged. build-in. sinking. insertion. embedding. countersunk. inset. inserted. inlay. inlaying. inlaid work. impression. inlet. fitment. built in. bury. committal. funeral. nesting. sepu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Amerika’lı matematikçi Edward Kasner, bir matematik teorisi üzerinde çalışırken işlemleri kısaltmak için 100 sıfırlı sayıya bir isim bulayım demiş ancak isim yada soyadını vermek yerine bir bebek olan yeğeni Milton Sirotta‘ya bu sayının yazılı olduğu bir kağıdı göstermiş ve “bu ne?” diye sormuş? Bebekte kendine yakışır şekilde gogol demiş.Sadece bir bebek hecelemesi ve son derece anlamsız, üstelik hiçbir matematikçide bu ismi bir teorisinde kullanmamış diyor ve adını gogol olarak koyuyor. Zamanla “Googol” diye daha sempatik okunan kelimemiz, Kasner’in “Mathematics and the Imagination” adlı kitabıyla birlikte popülerleşiyor. Google’ı kuran yazılımcı mühendis arkadaşlarda hayatları boyunca matematikle cebelleştikleri için ilk akıllarına bu kelime geliyor. Aramalar da birçok sonuç çıkacak, goooooooooooooogle diye uzayıp gider diyede bir mantik yürürüyorlar ve bu ismi begeniyorlar tabi anlamsız oldugu için internet isim hakkıda boşta bulunuyor ve birkaç doları bastırıp isim hakkınıda alıyorlar... Google şu anda 3 milyar siteyi sizin için tarıyor. Bilgiye ulaşmak dipsiz bir kuyuda dolaşmaya benziyor. İnternet’te dolaşmakta bundan farksız. Bu dipsiz kuyuda size en büyük yardımcıların başında ise arama motorları geliyor. Bu arama motorlarının başında ise iki genç adamın kurduğu Google şirketi geliyor. Google 1998 Eylül'ünde kurulmuştur. Google’da günde 400 milyon arama yapılıyor. Google ismini veren şirket kendini şöyle tanıtıyor: hayal edilemeyecek kadar büyük bir sayıya (10 üzeri 100) verilen ad.Evrendeki atomların sayısından bile daha fazlaymış! Buna kaçımız inanır bilinmez ama,şu ana kadar bilgilerin derlenip toparlandığı tek adres olarak karşımıza çıkıyor. Google ana sayfası hiç reklam almıyor ama aradığınız her kelime ile ilgili bir firma karşınıza çıkıyor. Kurumsal reklamlar ile google cirosu Dünyanın en fazla artış gösteren şirketi oldu. İKİ GENÇ ADAM KURDU Google’ın kurucuları ve şu andaki başkanları 30 yaşında, gencecik iki adam: Larry Page (Kurucu Ortak ve Ürün Başkanı) ve Sergey Brin (Kurucu Ortak ve Teknoloji Başkanı) 2002 yılında dünyaca ünlü teknoloji dergisi Wired tarafından “Yılın İşadamları” seçildiler. Google’da 88 dilde arama yapabiliyor. Ve yarım saniye içinde 3 milyar siteyi tarıyor. Google’ın arama sonuçları anahtar kelimeyle sitenin birbirine olan uyumluluğuna ve o sitenin o anahtar kelimeye verdiği öneme dayanıyor. Herkesin en objektif ve aradıklarıyla en alakalı sonuçları bulabilmesi için değişik teknolojiler kullanarak siteleri belirliyor Şu anda 3 milyardan daha fazla adres var Google’da. Ve hepsi tek tek inceleniyor. Aranan anahtar kelime sitenin neresinde geçiyor, kaç kere geçiyor ve nasıl geçiyor diye bakılıyor. Bu arada sitenin başka hangi sitelere link verdiğine ve bunun tam tersine de dikkat ediliyor. NET’TE BAŞLANGIÇ NOKTASI Google, internette bilgi bulmak isteyen kişilerin adeta başlangıç noktası oldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oksijen yetersizliğinden meydana gelen ve bilhassa pilotlarda gorülen geçici körlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’nın kuzeyinde, Kuzey Buz Denizi ile Atlas Okyanusu arasında, Kanada’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 72 00 Kuzey enlemi, 40 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Arktik Bölge.

Yüzölçümü: 2,166,086 km².

Kara komşuları: 0 km.

Sınırları: 44,087 km.

İklimi: Kuzey kutbu iklimi. Ortalama sıcaklığın 7 C olmasına karşın iklim kuru ve güneşlidir. Kışlar soğuktur ve buzlu bölgelerde sıcaklık yazın bile donma noktasının altındadır.

Arazi yapısı: Ülkenin beşte dördü buz tabakasıyla kaplı olup adanın ortalarına doğru buzlar bir hayli irtifa kazanır ve ada, kocaman bir beyaz kubbe görünümü alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Gunnbjorn 3,700 m.

Doğal kaynakları: Çinko, kurşun, demir, kömür, molibden, altın, platin, uranyum, balık, fok balığı, balina, hidro enerji, petrol ve doğal gaz.

Coğrafi Not: Grönland Buz Katmanı, Antarktika`dan sonra dünyanın ikinci büyük buz kütlesidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 56,361 (Temmuz 2006 verileri) Nüfusun büyük kesimi batı kıyısındaki küçük kasabalarda yaşar.

Nüfus artış oranı: %-0.03 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -8.37 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 15.4 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 69.94 yıl.

Erkeklerde: 66.36 yıl.

Kadınlarda: 73.6 yıl (2006 veriler).

Ortalama çocuk sayısı: 2.4 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 (1999).

Ulus: Grönlandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Grönlandalı %88, Danimarka ve diğerleri %12 (Ocak 2000).

Din: Evangelist Luthercilik.

Diller: Grönlandaca (Eskimo dialekti), Danimarkaca, İngilizce.

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Grönland.

yerel adı: Kalaallit Nunaat.

ingilizce: Greenland.

Bağımsızlık durumu: Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı bir adadır. Grönland’ın savunmasında ve dışişlerinde Danimarka söz sahibi olmakla beraber Grönlandlılar 1979’da yer alan bir anlaşma sonunda içişlerinde krallığa bağlı olmaktan kurtuldular.

Yönetim biçimi: Federal Demokrasi.

Başkent: Nuuk (Godthab).

İdari bölümler: 3 bölge; Avannaa (Nordgronland), Tunu (Ostgronland), Kitaa (Vestgronland).

Bağımsızlık günü: yok (Danimarka Krallığı’na bağlıdır).

Milli bayram: Haziran 21 (en uzun gün).

Anayasa: 5 Haziran 1953 (Danimarka Anayasası).

Hukuk sistemi: Danimarka.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), NC, NIB (İskandinavya Yatırım Bankası).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Topraklarının ancak %1’i tarıma elverişli olduğundan buranın yerlileri olan Eskimolar balıkçılık ve avcılıkla geçinmektedir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 1.1 milyar $ (2001 veriler).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %1.6 (1999 veriler).

İş gücü: 24,500 (1999 veriler).

İşsizlik oranı: %10 (2000 veriler).

Endüstri: Gıda maddeleri, el sanatları, post, küçük tersaneler.

Elektrik üretimi: 295 milyon kWh (2004).

Elektrik tüketim


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters, sert, huysuz; boğuk, boğuk sesli. gruffly (z.) terslikle; boğuk bir sesle. gruffness (i.) sertlik, terslik, huysuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır. Guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır.

- Basit Guatr : Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.

- Yumrulu Guatr : Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir. Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir. Aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meşe dalı kabuğu.

Hazırlanışı : 1 avuç meşe dalı kabuğu toz haline gelinceye kadar dövülür. Bu tozla guatırın üzeri ovulur. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski fışkı, araziye atılan hayvan tersi: Bu toprak gübre ister.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunanve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip

3.tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunanve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip

3.tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzelliği ve etinin lezzetiyle tanınmış kuş ki, yabânî ve evcil olarak birçok cinsi vardır ve bazıları pek süslüdür. Ar. hamâme, fâhte, Fars. kebûter: Beyaz, siyah, paçalı, sorguçlu, ters tüylü güvercin, güvercin beslemek. Güvercinotu = Bir cins mine çiçeği. Güvercin budu = Bir cins yumurtalı köfte. Güvercin gerdanı = Yeşil ile mavi ve pembe arasında değişen renk, böcekkabuğu renginin daha güzeli ki, canfeste olur. Posta güvercini = Haberleşmede kullanılan güvercin, Fars. kebûter-i nâme-ber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

HIV/AIDS Bureau The bureau within the Health Resources and Services Administration of the DHHS that is responsible for administering the Ryan White CARE Act Within HAB, the Division of Service Systems administers Title I, Title II, and the AIDS Drug Assis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ahbâr). I. Bir vakanın tebliği, bir hâdiseden, hazır bulunmayanlara verilen malûmat, bilgi, havâdis, asıl Türkçe’si: Salık. Haber gelmedi; o işden bize haber veren olmadı; bir şey olursa ben size haber ederim.

2.İlim, vukuf, malûmat, bilgi: Fenden, senattan haberi yoktur; bu işden haberim olmadı.

3.Hadîs-i şerif = Peygamberimiz’in sözleri ve fiilleri: Haberde böyle denmiştir.

4.(edebiyat) Gramerde bir isme yakıştırılan sıfat, müsnet: «Allah büyüktür» denildiğinde «Allah» mübtedâ ve «büyük» haberdir.

5.(edebiyat) Olayı bildiren bir fiil veya cümle; mukabili: İnşâ. Bî-haber = Bir işten haber ve bilgisi olmayan, vukufsuz, malûmatsız, gafil (tersi olan «bâ-haber» tâbiri kullanılmayacak kadar soğuktur). İlmühaber =

1.Bir şeyin alındığını gösteren resmî senet.

2.Bir hususu göstermek üzere ekseri muhtarlarca verilen resmî kâğıt. Kara haber — Birinin ölümü hakkında akrabasına verilen haber.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökümevi, döküm yapılan fabrika. Osmanlı devrinde tersanenin, döküm işleri yapan bölümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hail is a destructive form of precipitation that is 5 to 190 millimeters in diameter The large downdrafts in mature thunderstorm clouds provide the mechanism for hail formation Hailstones normally have concentric shells of ice alternating between those wi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation composed of balls or irregular lumps of ice with diameters between 5 and 50 mm. precipitation composed of chunks of ice that form atop cumulonimbus clouds and fall as soon as they become too heavy for the cloud updrafts to hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Precipitation in the form of transparent or partially opaque balls or irregular lumps of concentric ice Hail is normally defined as having a diameter of 5 millimeters or more and is produced by thunderstorms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), (s.) ortada, yan yolda; yetersiz olarak; (s.) yetersiz; yarı yolda bulunan (han veya otel). halfway house hapisten çıkanlann geçici olarak kalabileceği yurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katı, sert, pek; güç, müşkül, zor, çetin; zalim, merhametsiz, kalpsiz, şefkatsiz; şiddetli, kötü, acı; anlaşılmaz, zor; ağır; çalışkan, faal; inatçı, ters; çirkin, kötü; acı (su); gram. kalın sesli (harf); cimri, pinti, hasis; eksi, ekşimiş, alkol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The family of wives and concubines belonging to one man, in Mohammedan countries; a seraglio. living quarters reserved for wives and concubines and female relatives in a Muslim household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living quarters reserved for wives and concubines and female relatives in a Muslim household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quarters for Muslim women in a palace;. the mating and association of several adult females with one male. a women's compound associated with the royal palace and some temples, including quarters for queens and other women of distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sert, acı; kaba, haşin, ters, huysuz, insafsız. harshly (z.) sertçe, huysuzca, kaba bir şekilde. harshness (i.) kabalık, haşinlik, terslik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. handwriting. calligraphy. railway. trackway. lap. railway track. stroke. row. lettering. letters. route. verge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As it pertains to the Headline puzzle, one of the two words necessary to create the mixed alphabet The hat is used to create a sequence of numbers which is then used to number the columns of a matrix containing the letters of the alphabet The columns are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin. bath. pond. pool. baths. dock. coal cutters. rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) headquarters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldukça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri uçaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri, kendi eksenleri etrafında dönebilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktur ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave bir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru denilir. Kuyruk rotoru aynen uçak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devirde döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalma ve yükselme sağlanır. Kanatlar arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüz taşıtları içinde en çok yönlü ve şaşırtıcı olanı helikopterdir. Üç boyutta da hareket edebilmesi, hemen hemen her yere gidebilmesi nedenleri ile uçaklarla yapılamayan birçok özel görevlerde de kullanılabilirler. Ancak helikopterlerin uçma mekanizmaları uçaklara göre oldkça karışık, üretim maliyetleri de daha yüksektir. Helikopterleri çaklardan ayıran önemli özellikler, havada asılı durabilmeleri ve geri geri uçabilmeleridir.

Uçaklarda gerekli gücü motor sağlar ama asıl havada kalabilmelerini sağlayan kanatlarıdır. Helikopterlerde ise havada kalmayı sağlayan motora bağlı pervanelerdir. Onları bir çeşit dönen kanat olarak düşünebiliriz. Bir helikopterde iki veya daha fazla kanat olabilir.

Kanatlara hafif bir açı verilip, ana motor çalıştırılınca, dönen kanatlar helikopteri kaldırmaya çalışır. Yerde iken sorun yoktr ama havalanınca helikopterin gövdesi, pervanenin dönüş yönünün tersine dönmeye başlar. İşte burada bu hareketi durdurabilecek ilave bir güce ihtiyaç vardır.

Bu ilave gücü sağlamanın en kolay yolu, dönüş yönüne dik ilave ir pervane koymaktır. Buna kuyruk rotoru aynen çak pervanesi gibi bir itiş gücü yaratır ve helikopterin gövdesinin dönmesini dengeleyerek sabit kalmasını sağlar.

Kuyruktaki pervaneyi döndüren ayrı bir motor yoktur. Hareketini ana motordan bir şaft ile alır ve altındaki dişli kutusu vasıtası ile dönmesi gereken devire döner. Helikopterleri tam olarak kontrol edebilmek için ana ve kuyruk pervanelerinin ayarlanabilir olmaları gerekir. Kuyruk pervanesinde kanatların eğimlerinin, yani açılarının ayarlanması ile helikopterin kendi ekseni etrafında dönebilmesi sağlanır.

Ana pervane ise çok önemlidir. Yükseklik değiştirmeyi, ileri ve geri gitmeyi, dönmeyi o sağlar. Bunun için de inanılmaz derecede dayanıklı olması gerekir. İşin asıl sırrı ise ana pervanenin dönen kanatlarının eğiklik açılarının bir tam tur süresince değişmesidir.

Helikopterlerin havada hareketsiz kalabilmeleri için pervanelerin açıları da sabit olmalıdır. Bu açıları tüm kanatlarda aynı anda değiştirmekle alçalmave yükselme sağlanır. Kanatlar arka arkaya geldiklerinde açıları büyük, öne geldiklerinde daha küçük ise ileri doğru hareket, tersi durumda da geriye doğru hareket sağlanır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an airport for helicopters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landing pad for helicopters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indicator of whether a heliport is present. an airport for helicopters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Birer birer olarak hepsi, hep, beher, her bir: Her kişi, her ev. Her bâr = Her zaman, daima. Her biri = Beheri: Her biri bir tarafa çeker. Her telden çeler = Her işten anlar, çok işler bilir. Her çend = Her ne kadar. Her-çi bâdl-bâd = Ne olursa olsun. Her dem — Her an, daime. Her dem bahar, her dem taze = Bir cins çiçek. Herkes = Her bir adam. bütün halk. Her gün = Art arda devam eden bütün günler. Her günlük (gündelik) = Her gün kullanılan eşya. Her kim = Kim olursa. Her nasıl = Her ne türlü. Her nasılsa = Nasıl olduysa oldu, uzatmayalım. Her ne = Her şey: Her ne olursa, her ne istersen. Her ne ise (her nayse) = Nasılsa, tafsilâta lüzum yoktur. Her nedense = Herhangi sebepten dolayı ise, sebebi lâzım değil. Her nerede = Her bir yerde. Her ne kadar = Ne kadar olsa, gerçi. Her vakit = Ne zaman olsa, her bir defa, daima. Her yandan = Her taraftan. Her yerde = Her tarafta. Herhangi bir = Rastgele bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ).

1.Kim varsa hepsi. Herhangi bir kimse: Bu, herkesin yapacağı iş değil. Herkes gider Mersin’e, biz gideriz tersine = Bir işin, göz göre göre ters yapıldığını ifade eder. Herkes kaşık yapar, ama sapını ortaya getiremez = Becerilememiş işler hakkında söylenerek, temiz iş yapmanın zor olduğunu anlatır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. animation. ardour. emotion. excitement. feeling. ferment. fever. flurry. fluster. flutter. jitters. kick. scene. spirit. state. stew. stir. storm. thrill. tumult. turn. the jitters. enthusiasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİLAF) (i. A.).

1.Karşı, zıt, aksi: Adet hilâfına = Gerçeğe aykırı, yalan.

2.Uyuşmazlık, Ar. mugayeret, muhalefet, ihtilâf, zıddiyet: Bu iki şey arasında hilâf vardır. Bu sözde hilâf yoktur. Aralarına hilâf düştü.

3.Yalan: Hilâf söylemem, hilâfım yoktur. Hilâfına = Tersine, aksine, karşı olarak. Hilâf-ı Ade = Usul ve kaideye karşı, Adet haricinde olarak. Hilâf-gir = Aksini, zıddını iddia eden, muhalif, zıddı: Taraf-gîr.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aksine, tersine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

High Performance Parallel Interface - ANSI draft standard X3T9

3.High performance parallel interface; a point to point 100 MByte/sec interface standard used for networking components of high performance multicomputers together.


Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for high performance parallel interface as defined by the ANSI X3T9 3 document, a standard technology for physically connecting devices at short distances and high speeds Primarily to connect supercomputers and to provide high-speed backbones

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The High Performance Parallel Interface is a network link, often used to connect computers It is slower than shared memory transfers but faster than TCP/IP transfers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method for connecting heterogeneous supercomputers with IBM mainframes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek inatçı, titiz, sert ve ters, Fars. bed-hûy: Pek hırçın bir çocuğu vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). inatçılık, titizlik, sertlik, terslik: Bu kadının hırçınlığı tahammül olunur şey değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message or data packet travels a path among routers on a network through a series of hops from the source to the destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On the Internet, most data packets go through several routers to get to their final destination The more hops, the longer it takes to get where you're going Think of it as flying from Los Angeles to New York, with a stop in Chicago--that stops in Chicago

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used in routing A path to a destination on a network is a series of hops, through routers, away from the origin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In data communications, one segment of the path between routers on a geographically dispersed network A hop is comparable to one 'leg' of a journey that includes intervening stops between the starting point and the destination The distance between each of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe the data link between two gateways or routers that a packet must travel to reach its destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Describes routing through a network A hop is a data packet moving through routers from the point of origination to the destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In network routing, hops are a measure of the distance from source to destination In some contexts, the number of hops is the number of routers through which a packet must travel to reach its destination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. waterspout. whirlwind. hosepipe. trunk. proboscis. tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hose. tornado. whirlwind. trunk. proboscis. waterspout. tube. hosepipe. rubber / flexible / elastic pipe. nozzle. cyclone. whirlblast. hurl wind. twister. waterskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir salon oyunları ansiklopedisinin ismi. according to Hoyle kurallara uygun, doğru olarak. HP., HP, h.p. kıs. high pressure, horse- power HQ kıs. Headquarters. HR kıs. House of Representatives. hr. kıs. hour.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insancı, merhametli, müşfik, insaniyetli; yükseltici, uygarlaştırıcı. humane letters, humane studies beşeri ilimler, konusu insan olan bilimler. humane society insan veya hayvanları himaye eden kurum. humanely z. insanca, merhametle, şefkatle. hu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To comply with the humor of; to adjust matters so as suit the peculiarities, caprices, or exigencies of; to adapt one's self to; to indulge by skillful adaptation; as, to humor the mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkilerin rutubete doğru veya tersine dönme eğilimi, suya doğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of electronic indexes in a variety of subject areas, available at library terminals, from campus networked terminals, and from home computers using a modem. or Nile-bird The Egyptians call the sacred Ibis Father John It is the avatar' of the god Tho

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

- An international, independent, non-profit organization which administers a rating system to identify potentially objectionable material included in rated Web sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önem vermemek, bilmezlikten gelmek, anlamazlıktan gelmek; huk. delil yetersizliğinden kabul etmemek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent. patent right. letters patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (worse, worst) i., z. hasta, rahatsız, keyifsiz; fena, kötu; ters, meşum, uğursuz; sert, acı, hain, haksız; çirkin, kerih; kabili- yetsiz; i. fenallk, kötülük, zarar; hastalık, ra- hatsızlık, acı; z. fena surette; guçlükle, sıkıntı çekerek; uygunsu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (şart edatı olup bazı Arapça terkiplerde bulunur): İn-şâ-Allah = Allah isterse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Industrial Nucleonics Multics customer 1977-1991, located in Columbus, OH Produced industrial process controllers and measurement instrumentation such as thickness gauges Used Multics as a software factory for Level 6 minicomputers Later called AcuRay Cor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At T-intersection when stops cannot be listed as farside or nearside. is used in GEMIS as the acronym for industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kifayetsiz, yetersiz, liyakatsiz, elvermez, eksik, nakıs. inadequacy, inadequateness i. yetersizlik. inadequately z. kifayetsiz olarak, yetersiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.inat olsun diye.

2.Aksine, tersine: Kız da inadına çirkin.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oransız, nispetsiz, kıyas edilemez; yetersiz. in commensurately z. nispetsiz olarak; yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetersiz, kifayetsiz; huk. ehliyetsiz. incompetence, incompetency i. işinin ehli olmayış, ehliyetsizlik, yetersizlik. incompetently z. yetersizce, işinin ehli olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istenilen tesiri uyandırmayan, etkisiz, kifayetsiz, yetersiz. inef'ficacy i kifayetsizlik, yetersizlik, tesirsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşman, hasım, zıt, muhalif, karşıt; ters, uygunsuz. inimically z. düşmanca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İNŞAALLAHI TAALA (A. ibare). Allah isterse, Allah’ın emri olursa mânâsıyle çok kullanılan dua tabiridir ki, gelecekten bahsolunurken kullanılır: Yarın inşaallah erkenden çıkıp gideriz. Yarın gelecek misiniz? -inşaallah. Bazen inşael-mevlâ da denilir (doğrusu «inşâ Allâh» suretinde ayrı yazılmaktır).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Şekil ve yapısı ne olursa olsun hemen hemen bütün omurgalılarda kuyruk vardır ve hepsinde de kuyruk aynı biçimde oluşmuştur. Sayıları 3 ile 49 arasında değişen kuyruk omurlarının üstü yağla kaplanmış ve böylece kuyruk ortaya çıkmıştır. Kuyruk canlı türüne göre değişik fonksiyonlara sahiptir ve kesinlikle bir süs değildir.

Kuyruk omurganın devamıdır. Timsah, kertenkele gibi hayvanlarda gövdenin bir uzantısı gibi durur. Balıklarda kuyruğun son tarafı bir yüzgeçle son bulur. Kuşlarda ise güdük ve yaygın olan kuyruk kısmında dümen görevi yapan telekler vardır.

Kangurular iyice kalınlaşan ve kaslanan kuyruklarını dinlendikleri zaman bir koltuk değneği veya üçüncü bir ayak gibi kullanabilirler. Köpekte olduğu gibi bazı hayvanlar kuyruklarını bir iletişim aracı olarak kullanırlar. Kertenkelenin kuyruğu ise bir savaşma ve aldatma mekanizmasıdır. İsterse hasmına kuyruğunu bırakıp gider, yerine de yenisi çıkar.

Çıngıraklı yılan kuyruğunu ses çıkartan bir enstrüman gibi kullanırken, aslan sadece sinekleri kovalamada kullanır. Tilki uzun kıllara sahip kuyruğu sayesinde hızla avını kovalarken dengesini kaybetmeden manevra yapabilir. Bir tür sincap ise kuyruğunu başının üstüne götürüp onu şemsiye olarak kullanır.

Bazı canlılarda ise vücudun bir bölümü ile kuyruk birbirine karıştırılır. Balinanın suya dalarken gördüğünüz yaklaşık 3 metrelik yatay kısmı kuyruğu değil vücudunun bir parçasıdır. Tamamen kastan oluşan kuyruğu ise dışarıdan kolaylıkla görülemez. Akrebin de ucunda zehirli iğnesi olan kısmı kuyruğu değil aşırı uzamış olan karın kısmıdır.

Gelelim asıl soruya. İnsanın niçin kuyruğu yok? Maymun türleri birbirleri ile karşılaştırıldıklarında görülüyor ki tür ne kadar gelişmişse kuyruk da o kadar küçük kalmış. İnsanda ise kuyruk, derinin altına gizlenmiş olan, üç ya da dört omurun kaynaşmasıyla ortaya çıkmış, kuyruk sokumu kemiği adı verilen küçük bir kemikten oluşmuştur. Daha doğrusu insanın kuyruk kemikleri tek bir kemik oluşturacak şekilde birbirleriyle birleşmişlerdir.

Bu durumun sebebi insanın iki ayağı üzerinde durabilme ve yürüyebilme özelliğidir. Düşey konumdaki bu hareket biçimi bir takım mekanik zorlamalar ortaya çıkarır. İnsanın ayakta durabilmesi için vücudun üst kısmını taşıyabilmesi gerekir. Aslında kuyruğu meydana getirmesi gereken kemik ve kaslar birleşip, tek bir kemik şeklinde kaynayarak vücudun destek aldığı bu dayanak noktasını oluşturmuşlardır.

Çok ender de olsa bazı erişkin insanlarda kuyruk kemiğinin on santimetreye varan bir kuyruk oluşturabildiği, bu kuyrukta kas, sinir ve damarların bulunabildiği görülmüştür. Her hangi bir ırkta ortaya çıkabilen bu anormalliğin kalıtımla ilgisinin olup olmadığı araştırılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iç, iç taraf, dahil; iç yüz; s. iç, içteki, dahili. inside in formation içeriden sızan haberler. have the inside track yarış alanının en iç ve dolayısıyle en kısa kısmına yakın olmak; daha elverişli mevkide olmak. inside out ters yüz. insider i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eksik, kiyafetsiz, yetersiz, ehliyetsiz. insufficiently z. yetersiz derecede. insufficiency i. yetersizlik, yetmezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two meanings: A short comic opera, usually with just two or three characters and lasting less than a half hour. a short movement coming between the major sections of a symphony. a short piece of instrumental music composed for performance between acts of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) arasına serpmek, karıştırmak. interspersion (i.) serpiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ters çevrilmiş, ters, aksi; (i.), (mat.) ters sonuç. inverse ratio veya proportion (mat.) ters orantı. inverse'ly (z.) tersine olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ters dönme, altüst olma; tersine dönmüş şey; ters çevirme; (kon.) (san.) bir cümledeki kelime sırasının değişmesi; (kim.) değişim, değişme, sakarozun früktoz ve glikoza ayrılması ve bu esnada polarize ışınların titreşim düzleminin sağdan sola çevr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tersine çevirmek, tersyüz etmek, altüst etmek; bir müzik parçasında notaların sırasını değiştirmek. invert sugar dekstroz ile levüloz karışımı; meyva ve balda bulunan tabii şeker. invertedly (z.) tersine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internet Protocol The communications protocol underlying the Internet, IP allows large, geographically-diverse networks of computers to communicate with each other quickly and economically over a variety of physical links An Internet Protocol Address is t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolay öfkelenir, sinirli, huysuz, ters tabiatlı. irascibil'ity (i.) kızgınlık, huysuzluk. iras'cibly (z.) sinirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters çevrilemez; değiştirilemez, geri alınamaz, kesin, kati. irreversibil'ity (i.) tersine çevrilememe, değiştirilemez oluş. irrevers'ibly (z.) değişrilemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for information technology, the science of managing and processing information systems Because computers are the central components in these systems, IT is usually used as shorthand for computer skills in general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Paylama, Ar. tekdir, tâzîr, tevbîh, azarlama, tersleme: Itâb etmek; itâba uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low and dark place. damp and dingy living quarters. secluded. isolated. hell hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo), (the ile) fazla sinirlilik. jittery s. çok sinirli. get the jitters sinirli olmak, korku duymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kabartmak işi. 2.Tersinden kakarak yapılmış çıkıntılı (nakış, yazı vesaire): Çakmağına kabartma olarak kendi ismini yazdırmış; bulunan eski bir ta;ın üzerinde kabartma bazı yazılar ve resimler vardı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir şeyin ağırlığını arttırmaksızın hacmini büyütmek, seyrekleştirmek: Döşeği, yünü, pamuğu kabartmak.

2.Gevşetmek, karıştırıp yukarı kaldırmak: Toprağı kabartmak.

3.Arttırmak, ziyadeleştirmek , (hesabı, yekûnu) yükseltmek, yukarı çıkarmak: Siz bu işin sarfiyatını kabartmışsınız.

4.Yükseltmek, tersinden kakıp yüzünü çıkıntılı yapmak: Kutunun kapağına işaret ettiğim yazıyı kabartmalı. Kulak kabartmak = (hayvan) Kulaklarını dikip dinlemek, (insan) Kulak vermek, dinlemek, dinlemeye çalışmak: Bizim ona dair konuştuğumuzu anlayınca kulak kabartmaya başladı. Koltuklarını kabartmak = Övünmek, böbürlenmek, iftihar etmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. administration. small room. consulting room. ministry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Başın ve boynun arka tarafı, ense.

2.Arka, geri. 3.Baş, Ar. re’s, Fars. ser: İnsan, koyun kafası.

4.Baş kemiği, beyni çeviren kemik, Ar. kıhf, cimcime: Toprağın içinden pek eski birtakım kafalar çıktı.

5.Zekâ, kabiliyet, akıl, anlayış: O adamda kafa vardır; onda kitap yazacak kafa yoktur.

6.Aptallık, akılsızlık: Na kafa. Sende bu kafa varken bir iş göremezsin. At kafalı = Ahmak. Kafa almamak = Anlayamamak. Boş kafalı = Cahil, bilgisiz. Kafa tutmak = Terslemek, dinlememek, istememek. Her kafadan bir ses çıkıyor = Herkes başka bir reyde bulunup kimse kimseyi dinlemiyor.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(kafur): Tabiatta, bir çok bitkide bulunur. Tıpta kullanılan kafuru “Japonya Kafuru”dur. “Cinnamomun Camphorea” ağacının odunu, su buharıyla distile edilerek elde edilir. Kafuru renksiz, şeffaf, billuri yapılı, gevrek parçalarıdır. Kokusu hususi ve keskin, lezzeti sonradan serinlik veren acı ve yakıcıdır. 204 santigrat derecede kaynar. Adi sıcaklıkta uçar. Suda çok az erir. Alkolde, eterde, kloroformda, benzolde ve yağlarda çok erir. Kullanıldığı yerler: Kan dolaşımını kuvvetlendirir. Beyni ve sinirleri uyarır. Kalp yetersizliğini giderir. Solunum sistemini uyarır. Bronşların ifrazatını arttırır. İspirto ile karıştırılmış kafuru, ağrıları ve kepeklenmeyi keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. Ateşli hastalıklarda, uyuşturucu maddelerde zehirlenmelerde ve gece terlemelerinde de kullanılır. Tıpta kafurulu yağ, kafurulu ispirto gibi terkipler kullanılır.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Kalbin sağ, sol veya her iki karıncığının; içindeki kanı, her vuruşunda muntazaman boşaltamaması şeklinde ortaya çıkar. Üç şekilde görülür.

Sol Kalp Yetmezliği : Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.

Sağ Kalp Yetmezliği : Hastanın ayak ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.

Kaonjestij Kalp Hastalığı : Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.

Aşağıdaki tavsiyelere uymak gerekir:

- Sigara içmeyin

- Yemeklere fazla tuz koymayın.

- Uykularınızı ihmal etmeyin.

- İstirahat edin ama devamlı olarak yatmayın.

- Sinirlenmeyin, üzülmeyin, her şeyi kendinize dert etmeyin.

Ayrıca aşağıdaki reçetelerden dilediğinizi kullanın.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

territorial waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğer, diyaframın hemen altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.

Karaciğerin görevi :

- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.

- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.

- Vücudun ısısını ayarlar.

- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.

- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kan miktarını ayarlar.

- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.

Karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra kesesi taşıdır.

Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri :

Hasta, sağ böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve işitme duyguları da zayıflar. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limonsuyu.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı saf zeytinyağına, 1 çorba kaşığı yeni sıkılmış limon suyu karıştırılır. Sabahları aç karnına içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police station. central police station. gendarme station. any official force upholding public order. patrol. police headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. governmental decree or decision. statutory order / decree. decree-law rule of law. order in Council. governmental decision signed by the Council of Ministers and / or President. presidential decree. emergency enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Birleşip, birbirinin içinde dağılmak, erimek, altüst olmak. Osm. meze ve haltolunmak, ihtilât ve imtizâç etmek, uyuşmak, birleşmek: Yağ ile su karışmaz. Yumurta ile süt karıştı.

2.Karma karış olmak, düzeni bozulmak: Bu kâğıtlar pek karışmış. Saçları karışmış. Birbirine girmek, fesat ve fitne düşmek.

4.Müdahale etmek, taraf olmak, işin içine sokulmak: O da gelip karıştı. Ben hiç karışmayıp uzaktan baktım. Ben karışmam ne isterseniz yapın.

5.Bulanmak: Midem karıştı.

6.Birleşmek, iki nehrin suyu bir olmak, biri diğerine dökülmek: Yeşilırmak, Kızılırmak’a karışır.Bakmak, idare etmek, idaresi kendisine ait olmak; idaresinden mesul olmak: Bu işe polis karışır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Landscape produced by the dissolution of limestones by by percolating ground waters and underground streams Named after the Karst region of the former Yugoslavia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kasılarak vücudun hareketlerini sağlamaya yarayan organlardan her birine ve bunların tersi olan dokularına, kas (adale) denir. Herhangi bir kaza sonucu, kas yırtılacak olursa; aşağıdaki reçeteler uygulanır ve doktora başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek, sirke, sargı bezi, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kepek üzerine azar azar su ve sirke dökülüp, hamur yapılır. Sonra, orta ateşte ısıtılır. Soğumadan sargı bezine konup, kasın üzerine sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to travel over. to traverse. to intersect. to cut. to cut off. to terminate. cover. drive through. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junction. intersection. interchange. road junction. crossroads. crossroad. confluence. conflux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection. junction. crossroads. koru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junction. intersection. crossroads. confluence. cross road. crossing. node.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Eğri bakan, şaşı.

2.Yanlış, ters düşünen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kec-fehmân). Ters ve yanlış anlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Aksi tabiatlı, ters adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kusurlu yaratılıştı, ters huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Reyi, düşüncesi, fikri sakat, ters olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tabiatı, karakteri ters olan, aksi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulayamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belli bir noktada tam tersini yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.

Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fazla hasar yaratacağı tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık bin metre yüksekliğindeki, otuz iki katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, yedi katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da “limiz hızı” ile izah ediyorlar.

Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve “limit hız” denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu “limit hız” olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etmeselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.

Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte yüz kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya’da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.

Tabii bütün bu deney sonuçlerı ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanalerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(KEFF) (i. A.).

1.El içi, el ayası: Keffül-yed.

2.Avuç, avuç dolusu.

3.Ayakdüzü, taban: Keff-ül-arûs = Şeytan tersi. Keff-i meryem = Beşparmak. Keffün-nesr = Altınotu. Keff-ül-hirre = Kediayağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KESR) (i.A.) (c.küsûr). 1.Kırma, paralama: Camı kesretti; kol kemiğinin kesri. 2.Bozma, halel getirme: Nüfuzunu kesretti; kesr-i nâmûs. 3.(e.) Arap harflerinde bir harfin esre (i) ile okunması: Siz zamiri kesr-i sin iledir. 4.(matematik) Bir sayı toplamından bir veya birkaç pay gösteren miktar ki, iki türlüdür: Birincisi Adî kesir ki, ufkî bir çizgi ile ayrılmış iki rakamla yazılıp yukarıdaki rakam payların sayısını ve aşağıdaki rakam da toplamı gösterir: — ikide bir, yada; — üçte bir. Ar. sülüs; — dörtte bir, 3 Ar.rub’; çeyrek — üçte iki. Ar.sülüsân; — 4 dörtte üç, Ar.üç rub’, üç çeyrek. İkincisi ondalık kesir ki, bir toplamın on kısma ve bunun kısımlarından her birinin yine on kısma bölünmesiyle ve bu şekilde bölünmeye devam olunarak bu bölümlerinden bir miktar gösteren rakam olup ayrılarak yazılır, meselâ: 3,25,72 kilo yazıldığı zaman üç kilo ile 25 gram ve yetmiş iki santigram demektir. 5.Kesirler (Latince: fractus, «kırılmış») iki sayının oranı olarak ifade edilen sayılar olmakta ve genellikle bütünle parçanın karşılaştırılmasında kullanılır. İlk kesirler tam sayıların çarpmaya göre tersleriydi: iki parçanın biri, üç parçanın biri, dört parçanın biri şeklinde devam eden tarihi simgeler.Zamanla beraber gelişen kesirlerin daha ileri bir türü ise bayağı kesirlerdi bu kesir türü bir pay ve paydadan oluşuyor zamanımızda hala kullanılıyorlar(½, ⅝, ¾, vb...), pay birbirine eşit parça sayısını, payda ise bu parçalardan kaç tanesinin bütüne ulaştırdığı. Örneğin payın 3 paydanın ise 4 olduğu 3/4 kesrinde 3 kaç eşit parça olduğu 4 ise bu parçalardan bütüne ulaşmak için kaç tane gerektiği. Kesirlerin dahada gelişmiş bir hali olan ondalık kesirler paydası virgül›den sonraki rakamların sayısı tarafından belirlenen 10 ve 10›un kuvvetleri olan kesirler. Örnek olarak 0,75 bu durumda pay 75 payda ise virgülden sonra 2 rakam olduğuna göre 10 un 2’nci kuvveti olan 100 dür. Kesirlerin 3›üncü bir türü olan yüzdelerde payda herzaman 100'dür bu yüzden 75% 75/100 demektir. Kesirlerin diğer işlevleri ise; Oranları göstermek ve bölme işlemini belirtmek.Bu nedenle 3/4 kesri 3 ün 4 e oranını aynı zamanda 3÷4 bölme işlemini gösterir. Matematikte kesir olarak gösterilebilecek bütün sayıların kümesi m/n, m ve n nin birer tam sayı ve n nin 0 olmadığı bu durumda oluşan küme Rasyonel Sayılar olarak adlandırılır. Bu küme Q ile gösterilir. Kesir terimi sürekli kesir ve cebirsel kesir terimlerinin içindede geçmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intersection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concur. cross. cut. intersect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. to intersect. to cross. to ogle at each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercept. to intersect. to cross. to come to an agreement on the price of sth. to exchange amorous glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. break. clip. cease. stop. discontinue. interrupt. disconnect. intersect. abandon. butcher. carve. chop. chop off. close. close down. crop. cut back. cut off. cut out. deaden. dock. drop. dry up. excise. fair. fell. gash. give over. hack. hew. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her nasıl. Keyfemâ-yeşâ = Her nasıl isterse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’da «nasıl» ve «nice» demek olup Türkçe’si bundan gelir).

1.Mizaç, sıhhat: Keyfiniz iyi midir? Keyif sormak.

2.Haz, memnuniyet, hoşlanma: Keyfine gidiyor.

3.Ferahlık, sevinç, açılıp sevinme: Keyfetmek.

4.Neşe, hafif sarhoşluk: Keyif yetiştirmek; keyif vermek.

5.Arzu, heves: Keyfine göre hareket etmek; keyfince gitmek. Keyfince = Nasıl isterse. Az sarhoş, yarı mest: Akşam kendisi keyif idi. Keyfolmak = Az sarhoş olmak. Keyif bozulmak = Canı sıkılma. Keyif çatmak = Neş’eli olmak, sevinmek. Çakırkeyif = Hafif sarhoş. Keyfince gitmek = Heves ve arzusuna göre hareket etmek. Keyif vermek — Hafif surette sarhoşluk vermek, neş’e getirmek. Keyif yetiştirmek = İçip az sarhoş olmak, neş’elenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stern. buttocks. haunches. butt. hindquarters. ass. nates. rump. slats. rear end. bottom. stern. arse. backside. behind. breech. bum. can. fanny. fundament. ham. hip. posterior. rear. tail. tail end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ters tepki gösterme;(A.B.D.),( argo) baskı veya anlaşma sonucunda bir ücret veya komisyon üzerinden başkasına verilen pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yetersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yetersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Koyun tersi. 2.Kuru gübre.

3.Kuru meyvenin bayağısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (koyun) Terslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being a thousand meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.

- Erkeklerde Kısırlık : Normal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir.

- Kadınlarda Kısırlık : Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir.

Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir. Bundan sonra, kısırlığı doğuran hastalıkların tedavisinde uygulanan reçetelerle birlikte aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Isırganotu, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 tutam ısırganotu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks. quarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barracks. barrack. quarters. quarterage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inshore. side. edge. coast. sea coast. shore. bank. brink. littoral. strand. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shore. coast. bank. edge. side. outskirts. beach. brink. coastal. sea front. seaboard. seaside. strand. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing. house. domicil. domicile. residence. abode. condo. dwelling. habitation. quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put down the elevations of places on a map. to show the dimensions of things on a plan. to spell out a word using the first letters in the name of cities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökyüzünün kuzey kutup bölgesinde olup aşağı yukarı Büyükayı gibi fakat bunun ters durumunda saplı bir tencereye benzeyen takımyıldız (dübbüasgar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandership. command post. command headquarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir.yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a local computer network for communication between computers; especially a network connecting computers and word processors and other electronic office equipment to create a communication system between offices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Area Network This may for example be the network connecting together a company's computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Area Network - A computer communications system limited to no more than a few miles and using high-speed connections A short-haul communications system that connects ADP devices in a building or group of buildings within a few square kilometers, inc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Area Network A group of computers and associated devices that share a common communications line More details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Local Area Network connects computers in a relatively small area, such as the same floor or building, or a group of buildings like a campus Users on the same LAN can share devices as well as data Back to Top. - A network connecting computers in a relati

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local area network; a network where computers are connected in close proximity, such as in the same building or office park; a system of LANs connected at a distance is called a wide-area network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Area Network, a data communications system consisting of a group of interconnected computers, sharing applications, data and peripherals The geographical area is usually a building or group of buildings. A computer network technology that is designe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local area network; a network that extends over a small area Connects a group of computers for the purpose of sharing resources such as programs, documents, or printers Shared files often are stored on a central file server.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for Local Area Network A LAN is a collection of computing equipment at a single location that communicate with each other to share resources and information, such as disk storage and files, printers, and email See also WAN.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for local area network A LAN is a system comprising multiple computers that are physically interconnected through network adapter cards and cabling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Area Network A network of computers within a limited area. -- A computer network limited to the immediate area, usually the same building or floor of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Local Area Network - a network of computers confined within a small area, such as an office building. A network of computers, usually in the same building or group of buildings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A peculiar fatlike body, made up of cholesterin and certain fatty acids, found in feathers, hair, wool, and keratin tissues generally. an emollient containing wool fat a yellow viscous animal oil extracted from wool; a mixture of fatty acids and esters; u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Emollient derived from animal sources for high performance conditioning of skin. purified sheep's sebum. a yellow viscous animal oil extracted from wool; a mixture of fatty acids and esters; used in some ointments and cosmetics. an emollient containing wo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman letters. the Latin characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The glass or plastic element through which light first enters your camera If you have a poor-quality lens, it doesn't matter how many megapixels or other features a camera has, the picture will be poor Plastic lenses can make your photo look as though the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who favors greater freedom in political or religious matters; an opponent of the established systems; a reformer; in English politics, a member of the Liberal party, so called.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Life Income Fund A registered plan that shelters earnings from tax on a locked-in basis while generating income for the fund holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wind shift during which the wind enters the boat from further back It allows the helmsman to head up or alter course to windward, or the crew to ease the sheets. 1 The maximum number of airline seats available to a specific destination during a specific

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wind shift during which the wind enters the boat from further back It allows the helmsman to head up or alter course to windward, or the crew to ease the sheets. 1 The maximum number of airline seats available to a specific destination during a specific

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or describe as similar, equal, or analogous; 'We can compare the Han dynasty to the Romans'; 'You cannot equate success in financial matters with greed'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or describe as similar, equal, or analogous; 'We can compare the Han dynasty to the Romans'; 'You cannot equate success in financial matters with greed'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which, when selected with a mouse, takes the user to another document or a different section of the current document For example, this glossary has links for each of the letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a hypertext document which, when selected with a mouse, takes the user to another document or a different section of the current document For example, this glossary has links for each of the letters of the alphabet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which holds liters / litres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which holds liters / litres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of characters and/or graphics creating a single design used to identify a company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A company, partnership or corporate creation that denotes a unique entity A possible combination of letters and art work to create a 'sole' entity symbol of that specific unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An often-stylized group of letters, words or symbols used to represent a business or product The use of a company's logo is regulated by the federal government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An often stylized group of letters, words or symbols used to represent a business or product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A company, partnership or corporate creation that denotes a unique entity A possible combination of letters and art work to create a 'sole' entity symbol of that specific unit. symbol that represents a person, firm, or organization. a company emblem or de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A combination of characters and/or graphics creating a single design used to identify a company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A company, partnership or corporate creation that denotes a unique entity A possible combination of letters and art work to create a 'sole' entity symbol of that specific unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An often-stylized group of letters, words or symbols used to represent a business or product The use of a company's logo is regulated by the federal government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An often stylized group of letters, words or symbols used to represent a business or product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A company, partnership or corporate creation that denotes a unique entity A possible combination of letters and art work to create a 'sole' entity symbol of that specific unit. symbol that represents a person, firm, or organization. a company emblem or de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local headquarters local. club house. recroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local headquarters local. club house. recroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters yönde olan; karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Letters of Response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Letters of Response.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large number or amount or extent; 'a batch of letters'; 'a deal of trouble'; 'a lot of money'; 'he made a mint on the stock market'; 'it must have cost plenty'. a parcel of land having fixed boundaries; 'he bought a lot on the lake'. your overall circum

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large number or amount or extent; 'a batch of letters'; 'a deal of trouble'; 'a lot of money'; 'he made a mint on the stock market'; 'it must have cost plenty'. a parcel of land having fixed boundaries; 'he bought a lot on the lake'. your overall circum

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lotus of the lotuseaters, probably a tree found in Northern Africa, Sicily, Portugal, and Spain , the fruit of which is mildly sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A database or look-up table that contains standard parts and their associated part parameters The Relex CAD Import/ExportWizardTM is completely compatible with Lotus files, able to import information from, and export data to, the Lotus format. [n] a water

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (mâ = bağlama edatı, fevk = üst).

1.Üstte bulunan şey, üst taraf, bir şeyin üstü: O dağın üç bin metrelik yüksekliğine kadar olan yerlerini gezdim, mâfevkıni bilemiyorum.

2.Üstte bulunan adam, Amir, mâdûn zıddı: Mâdûnuna söz geçirmek istersen mâfevkıne itaat et.

3.Makam, mevki, gaye ve servetçe üstte bulunan, daha ileri olan adam: insan mâfevkıne bakıp üzüleceğine biraz da mâdûnuna bakıp teselli bulmalıdır.

4.Bir miktarın yukarısı, üstü, fazla: Yirmi, otuz lira verebilirim, mâfevkıne iktidarım yetmiyor.

5.Üst, yukarı, ziyade, fazla, fevk (ki bu halde «mâ» fazla sayılmak gerekir): Onun mâfevkınde kimse yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kahramanlık, yararlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara hatıra olarak verilen madenî nişan: İstiklâl madalyası. Madalyanın ters tarafı = Bir işin, hesaba katılması gereken pürüzlü tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master in any art, especially in music; a composer. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A northwesterly wind in the Adriatic, most frequent on the western shore and in summer This is also applied to northwesterly winds in other parts of the Mediterranean. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A master in any art, especially in music; a composer. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A northwesterly wind in the Adriatic, most frequent on the western shore and in summer This is also applied to northwesterly winds in other parts of the Mediterranean. an artist of consummate skill; 'a master of the violin'; 'one of the old masters'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any crude mixture of mineral or organic matters in the state of a thin paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any crude mixture of mineral or organic matters in the state of a thin paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bag or bags with the letters, papers, or other matter contained therein, conveyed under public authority from one post office to another; the whole system of appliances used by government in the conveyance and delivery of mail matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which comes in the mail; letters, etc., received through the post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bag or bags with the letters, papers, or other matter contained therein, conveyed under public authority from one post office to another; the whole system of appliances used by government in the conveyance and delivery of mail matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which comes in the mail; letters, etc., received through the post office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The main method for testing of the WebsterSocket class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction F A Q Characters Glossary Sample Writing Gallery Shoppe Dedications Guestbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The main method for testing of the WebsterSocket class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Introduction F A Q Characters Glossary Sample Writing Gallery Shoppe Dedications Guestbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» ten imef.) (mü. maklûbe).

1.Tersine çevrilmiş, altı üstüne yahut içi dışına döndürülmüş.

2.Değiştirilmiş, başka bir hale konulmuş: Eski bir sarnıçtan maklûb havuz.

3.Harfleri aşağıdan yukarıya okunduğu halde yine aynı olan kelime veya terkip.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten imef.) (mü. mâkOse).

1.Tersine dönmüş, başaşağı çevrilmiş: Mâkûs tâlihiml

2.Diğer bir şeyin zıddı ve aksi olan, ters: Bu iş onun büsbütün mâkûsudur.

3.Bir yere vurup geri dönen veya şekli görünen, akseden: Aynada mâkûs sureti; camdan mâkûs ışık.

4.mec. Ters, iyi gitmeyen, uğursuz: Bu iş pek mâkûs gitti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ معکوس] ters. 2.uğursuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâkûs olarak. Tersine, ters. Mâkûsen mütenasip = Ters orantılı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kötü veya yetersiz beslenme, gıdaslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive, animistic conception of psychic energy A developed person gives off this 'mana' and has an unconscious, positive influence on other people Also includes magic, spirits, demons. 'Conceit', pride, is one of the ten fetters binding one to existenc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Conceit, pride, one of the ten fetters binding to existence, also one of the underlying tendencies. mind; mind stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip).

1.Allahın istediği, Cenâb-ı Hak her ne isterse (tâbirin tamamı böyledir: Mâşâ-Allâhü kâne: Allah’ın istediği olur).

2.Takdir ve övmeyle beraber nazardan korumak için kullanılır: Mâşallah ne terbiyeli çocuk, mâşallah ne güzel binal

3.Varlığı memnuniyet veren bir şahıs veya şey görüldüğü zaman söylenilir: Mâşallah, buyrun. Mâşallah, siz burada mısınız?

4.Ekseriya küçük çocuklara takılan yassı ve ince, yürek biçiminde «Maşallah» kelimesi yazılı altın.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yetersiz, eksik, az; bereketsiz, mahsulsüz, kuru, yavan, tatsız; zayıf. meagerly z. yetersizce; fena, kusurlu olarak; zayıf halde. meagerness i. zayıf lık; kısırlık, kıtlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters. intercommunications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to correspond. to exchange letters. to be in correspondence with sb. communicate by letter. to be in correspondence. to stand in correspondence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivation. spring. fountainhead. source. origin. well. resource. rise. head waters. waterhole. mother. fount. fountain. fountain head. parent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untersagt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. onarmak (çamaşır); ıslah etmek; tashih etmek, düzeltmek; daha iyi hale koymak; iyileşmek. Least said, soonest mended Ne kadar az laf söylenirse mesele o kadar çabuk kapanır. mend matters vaziyeti düzeltmek. Mend your ways Davranışlarına dikkat et. m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «neks» ten imef.) (mü. menkûse). Tersine dönmüş, başaşağı, Ar. mâkûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centric. focal. centrical. centrically. center. centre. headquarters. head office. station. bosom. hub. navel. omphalos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arterial. artery. base. centre. focus. heart. root. seat. station. center. headquarters. central office. head office. administrative centre. police station karakol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center. heart. centre. center. head quarters. main office. police station. midpoint. centre point. middle. focus. central point. principal firm. principal office. head office. home office. central office. head. central core. centrum. head firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the physical universe A word coined from the initial letters of Matter, Energy, Space and Time, which are the component parts of the physical universe Also used as an adjective to mean 'physical'-as in 'mest universe,' meaning the 'physical universe '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram bir kelimede harf veya seslerin yer değiştirmesi; kim çift dekompozisyon; şartların tersine dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (F. korkma demek olan «meters» ten Arapçalaşmış). Çarpışan askeri düşman atışından korumak için kazılmış toprak siper, geçici tabya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name given Jaycee chapters in Population Divisions VII and VIII, as well as chapters with over 150 members in Population Divisions I through VI. electric underground railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana gelen yaraya mide ülseri denir. Sinir bozukluğu, midede asit fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır. Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır. Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse; yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide ağrıları başgösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler, ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa ilk bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır. Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri, başlangıcında teşhis edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak, aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarfetmektir. Sonra tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle uymak gerekir.

- Tedavi süresince istirahat edin.

- Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin.

- Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın.

- Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın.

- Diş sağlığına önem verin.

- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı, pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini sofranızdan eksik etmeyin Ayrıca aşağıdaki reçetelerden herhangi birini kullanmak da faydalıdır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : İki avuç dolusu lahana yaprağı, önce soğuk su ile yıkanır. Sonra ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kahve fincanı içilir. Aynı işlem 6 saat ara ile 3 hafta boyunca yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Musical Instrument Digital Interface A standard protocol for communication between electronic musical instruments and computers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Musical Instrument Digital Interface; enables a computer to control devices, such as synthesizers and sound cards, that emit music Computers with a MIDI interface can record sounds created by a synthesizer and then manipulate the data to create new sounds

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Musical Instrument Digital Interface A serial interface standard that allows for the connection of music synthesizers, musical instruments, and computers The MIDI standard is based partly on hardware and partly on a description of the way in which music a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Musical Instrument Digital Interface A set of standards by which computers can work with other digital equipment, such as synthesisers and tape recorders, to record and play back sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Musical Intruments Digital Interface A digital music instrument standard which has been around for about twenty years and is still going strong MIDI is a way in which keyboards, synths, drum machines and computers convey musical information to each other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. micro

küçük, dar

1. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan.

2.Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Impregnated with minerals; as, mineral waters. solid homogeneous inorganic substances occurring in nature having a definite chemical composition of or containing or derived from minerals; 'a mineral deposit'; 'mineral water' composed of matter other than

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ayna; f. ayna gibi göstermek, aksetmek. mirror writing aynada görüldügü gibi ters yazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk düşürme, düşük; işin boşa çıkması, işin ters gitmesi, başarısızlık; yanlış yere sevketme. miscarriage of justice adli hata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başaramamak; boşa çıkmak, ters gitmek; çocuk düşürmek; yanlış yere götürülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış yorumlamak, yanlış anlamak, ters mana vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-stood) yanlış anlamak, ters anlamak. misunder standing i. yanlış anlama; anlaşmazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circulation model is any mathematical simulation used to forecast overall financials and circulation levels or revenue Although most modeling today is done with computers, some companies still work models manually, with spreadsheets List modeling is the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic equipment consisting of a device used to connect computers by a telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator/de-modulator A hardware device that allows a computer to transmit and receive information over telephone lines A modem converts digital data from computers into analog data that can be transmitted over the telephone lines Traditional

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator: a device, which allows computers to communicate over telephone lines by converting digital signals to analog, and vice versa When you dial in to SBC Yahoo!, your modem is actually placing a telephone call to our POP Modems can be ei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows computers to communicate with each other over telephone lines or other delivery systems by changing digital signals to telephone signals for transmission and then back to digital signals Modems come in different speeds: the higher the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hardware device that allows computers to communicate with each other by transmitting signals over telephone lines, enabling what is called 'dial-up access ' Modems come in different speeds The higher the speed, the faster the data are transmitted The fa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator, DEModulator A device that you connect to your computer and to a phone line, that allows the computer to talk to other computers through the phone system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem allows two computers to communicate over ordinary phone lines It derives its name from modulate / demodulate, the process by which it converts digital computer data back and forth for use with an analog phone line. - Devices that convert digital a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That thing that made all those horrible bleeping noises when you logged in to read this Short for modulator/demodulator: a device that converts data between digital and analogue formats Computers 'think' digitally, but telephone lines 'talk' in analogue,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device allowing computers to communicate over telephone lines Acronym for MODulate-DEModulate, meaning that analog information is modulated to digital information and vice versa The current generation of modems is Hays-compatible, operates at 56KB/sec,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that connects your computer to other computers via phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Displaying design characteristics from the late eighteenth century, modern typefaces have an extreme variation between thick and thin strokes, narrow, straight-sided counters, a vertical curve stress; and straight, unbracketed serifs. for philosophical pu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

among the largest bony fish; pelagic fish having an oval compressed body with high dorsal and anal fins and caudal fin reduced to a rudder-like lobe; worldwide in warm waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruh durumu, hal; çoğ terslik, huysuzluk, karamsarlık. in the mood for - e hazır. mood music duygulandırmada kullanılan müzik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To substitute motor- driven vehicles, or automobiles, for the horses and horse-drawn vehicles of. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage' equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on hor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip with a motor vehicle; 'The police around here are not motorized and patrol the streets on horseback'. equip with a motor; 'motorized scooters are now the rage'. equip with armed and armored motor vehicles; 'mechanize armies'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

berichterstattung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. muhtırât).

1.Bir işi hâtıra getirtmek maksadıyla, hatırlatmak için sunulan yazı: Bir muhtıra takdim eyledi; benimki bir muhtıradır, isterse kabûl eder, isterse etmez.

2.Hatıra gelen bir şeyi unutmamak için yazılan pusula: Bir muhtıra yazıp cebime koydum; muhtıra defteri.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Arabic word for headquarters or administrative center; 'Arafat was holed up in the mukataa of his West Bank compound'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Arabic word for headquarters or administrative center; 'Arafat was holed up in the mukataa of his West Bank compound'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» ten if.) (mü. mün’akise).

1.Tersine dönmüş, çevrilmiş. Ar. mâkûs.

2.Bir yere çarpıp geri dönen, akseden: Ses, duvardan mün’akis oldu.

3.Parlak bir şeye vurup oradan ışığı, resim ve şekli gelen veya görünen: Şekli aynaya, suya mün’akis oluyordu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb / sth which constantly pesters or annoys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ism, semv, sümüvv» den imef.) (mü. müsemmât). Bir ismi olan, adlandırılmış: Ahmed ismiyle müsemmâ bir adam. İsmiyle müsemmâ = Kendisine yaraşır ve hâline uygun bir isimle isimlendirilen. Müsemmâ b’ln-nakiz = Hareket ve tutumunun tam tersi mânâda ismi olan: Kötü bir adamın adının «Hayri» olması gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java expression that refers to a particular object or value Examples include variables, parameters, fields, class names, and interface names Every name has an associated type Within its scope, the name is generally bound to a value See the chapter on Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word consisting solely of letters, numbers, and underscores, and beginning with a letter or underscore Names are used as shell variable and function names Also referred to as an identifier. hostname - This is a required parameter used in PPP authenticat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The self articulation of reality entering the world of human consciousness, as Namu- amida-butsu Also referred to as the Name in six letters or six syllables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mentha): Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur. Kullanıldığı yerler: Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır. Kusmaları önler. Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Sütle şişen memelerin şişini indirir. Soğuk algınlığında faydalıdır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar söktürür. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Network Attached Storage Portable devices containing storage space or stand alone self-contained devices that attach directly to your network This storage space can be shared by all of the computers on a network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. donanma, devletin gemi kuvveti; deniz kuvvetleri; deniz filosu. navy bean küçük kuru fasulye. navy blue lacivert, koyu mavi. navy yard harp gemileri tersanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde “nazar değmesi” adı verilen inanç, diğer lisanlarda “şeytan göz” veya “şeytan bakışı” olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti yoktur. Zaten nazarı değen kişinin genellikle kötülüğü değil, kıskançlığı ve çekemezliğidir söz konusu olan.

Noel Baba ve benzeri batıl inançlar çocuklukta kuvvetli olup yaş ilerledikçe azalırken, nazar değme inancı bunun tam tersidir. Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam odaklanır ve daha duygusaldır. Birçoğumuz arkamız dönük olduğumuz halde kalabalık içinden birinin bize baktığını hissetmişizdir.

Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eğer karşınızdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsanız, gözlerinde kendi görüntünüzün yansıdığını görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı.

Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak’ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı sanılıyor, Sümerlerin inançlarına göre bazı insanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bakışla yaşayan şeyleri de kurulabilme yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen çocukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi, bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.

Bu inanç doğuda Hindistan’a, batıda Portekiz ve İngiltere’ye, kuzeyde İskandinavya’ya kadar yayıldı. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya’ya ise kaşifler, denizciler ve göçmenler tarafından taşındı. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika’da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.

Doğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bu inanca, mavi gözlü insanların daha fazla nazarlarının değdiği inancı da ilave edilmiştir. Bu yörelerde mavi gözlü insanların azlığı bunun sebebi sanılıyor. Bu nedenle buralarda nazarı geri itmek veya ayna gibi yansıtmak için mavi göz şeklinde, camdan yapılan nazarlıklar başta bebekler olmak üzere nazarın değebileceği düşünülen her yere takılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(e.).

1.Bir şeyden bazen soru sormak için kullanılır: Sİz kimsiniz, elinizdeki nedir? Ne istiyorsunuz? Bu ne adamdır.

2.Şaşkınlık ve bolluk gösterir: Ne güzel! Ne soğuk! Ne yağmur! Bu ne hava! Yalnız olarak şaşma edatı gibi de kullanılır: Ne!

3.Soru olmaksızın müphemlik ve umumîlik gösterir: Ne buldu ise aldı; ne :şitse inanır; ne isterse yapsın.

4.izafet zamirleri ile birleşerek «hangi şey» mânâsını ifade eder: Nem, nemiz, nen, neniz, nesi, neleri, nemiz eksik? Nen var? (c.). Başlıca «ne kadar şeyler» mânâsıyle kullanılır: Ne umurum, ne umurun, bana ne vs. Neme, nene lâzım; ne vazifem, ne vazifen. Ne o = Nedir? Ne oluyor? Ne olursa = Her ne olsa. Ne olursa olsun — Her halde, netice iyi de olsa, kötü de olsa, Fars. herçi-bâd-Abâd. Ne ola (nola) = Bir şey değildir, büyük bir şey mi? Ne çıkar? Ne için (niçin) = Ne sebepten, ne maksatla? Ne ise = Tafsilâta hâcet yoktur, ne olursa olsun. Nece = Ne dilde, hangi dille= Türkçe söylemiyorsa nece söylüyor? Neci =

1.Hangi san’at sahibi, hangi san’ atla meşgul: Bu adam kunduracı mıdır necidir?

2.Hangi münasebetle: Sen, burada necisin? Ne hâcet = Daha neler? Ne hâl = Keyfiyet, nasıliık: Ne haldedir? Ne hâle geldi? Ne hâl peydâ etti? Ne haber, bir şey var mı, bir şey bilir misiniz? Nedir = Ne var, ne oluyor? Ne türlü = Nasıl: Bu ne türlü işdir? Ne türlü yaptınız? Neden = Ne sebepten; neden dolayı, Ne için? Ne demek =

1.Mânâsı, nedir?

2.O nasıl söz, öyle şey mi olur? Ne demek olsun = Öyle şey olmaz. Ne zaman, ne vakit = Hangi vakit ve zamanda? Ne aceb = Acaba. Ne kadar =

1.Sayı sualidir: Ne kadar kâğıt istiyorsun? Bu bardak ne kadar su alır?

2.Çok, ne çok: Ne kadar su içiyorsunuz. Bu havayı ne kadar severim.

3.Her ne miktarda: Ne kadar çalışsanız ona yetişemezsiniz. Her ne kadar = İle beraber, olduğu halde: Her ne kadar okumamış ise de sözü sohbeti yerindedir; her ne kadar ihtiyacım var ise de ondan bir şey istemeyeceğim. Ne gerek, re lâzım = Neme gerek, neme lâzım = Bana ait değildir, ben karışmam; nene, nenize, nesine gerek, lâzım. Ne münasebet = Hiç, asla, öyle şey olmaz. Ne var = Nedir, ne oluyor? Ne var ne yok = Ne haber? Neye = Ne için, ne maksatla: Neye geldiniz? Ne sebepten: Dün neye gelmediniz?


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinmemektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme altı saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.).

1.(matematik) Sıfırdan küçük, önünde eksi işareti bulunan sayı, pozitif karşıtı.

2.Gerçekteki karanlık ve aydınlık kısımları tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olumsuz, menfi; mat. negatif, menfi; aksi, ters; elek. menfi, negatif; gram. olumsuz, onaysız. negative evidence olumsuz kanıt. negative in come tax hükümetin fakirlere para yardımı yapmasını öne en teklif. negative sign eksi işareti, eksi. negati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inland waters. river. inland shipping. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A glass vacuum tube filled with neon gas and phosphors formed into signs, letters or shapes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Net is an abbreviation for the term Internet which stands for Interconnected networks When these letters appear at the end of an address , they may indicate that the host computer is run by a network but is more often used interchangeably with com It also

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An open fabric, which is created by connecting the intersections in a woven, knitted, or crocheted construction to form a mesh-like appearance that won't ravel End-uses include veils, curtains, and fish nets. abr ie Internet - A worldwide system of commun

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Net is an abbreviation for the term Internet which stands for Interconnected networks When these letters appear at the end of an address they may indicate that the host computer is run by a network but is more often used interchangeably with com.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The top level domain designated for entities and computers that represent part of the Internet's infrastructure Originally intended for use by Network Information Centers , Network Operations Centers , administrative computers and network node computers O

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. supervision. arrest in quarters. prospect. view. ministry bakanlık. surveillance gözaltı. gözetim. inspection denetim. kontrol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overscrupulous or exacting; hard to please or satisfy; fastidious in small matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış aylarında güneş ışınları çok güçlü olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0. l milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar.

Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuksa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi başarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3000 metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, biz buna ‘sulu sepken’ diyoruz. Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.

Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya ‘don’ şeklinde yeryüzünde kalır ya da ‘kırağı’ oluşur. Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi algılarız.

Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacıklarının olduğunu biliyoruz. Eğer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.

İlk olarak 1975 yılında Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow ‘snomax’ denilen bir proteini toz parçacıkları yerine kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç’te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı.

Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12’li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş şekli olduğu sanılıyor.

Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülür. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükselerek 12.000 metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.

Bu buz taneleri ağırlıkları nedeni ile o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kış aylarında güneş ışınları olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0.1 milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar.

Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuksa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi başarabilirler. Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3 bin metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, biz buna “sulu sepken” diyoruz. Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır.

Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya “don” şeklinde yeryüzünde kalır ya da “kırağı” oluşur. Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi algılarız.

Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacılarının olduğunu biliyoruz. Eğer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.

İlk olarak 1975’de Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow “snomax” denilen bir proteini toz parçacıları yerine kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç’te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı.

Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12’li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş şekli olduğu sanılıyor.

Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülğr. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükelerek 12 bin metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.

Buz taneleri ağırlıkları nedeniyle o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İşte hayatımızla ilgili son derece önemli bir soruya bir sürpriz cevap daha! ‘Hiç kimse bilmiyor.’ Cevabın kolay olduğunu, uykuda enerjimizi şarj ettiğimizi söyleyebilirsiniz, ama bilimsel araştırmalar bunu göstermiyor. Yapılan araştırmalarda, İngiltere’de 70 yaşında bir kadının, her gece bir saat uyuyarak, hatta bir keresinde 56 saat uyanık kaldıktan sonra sadece l,5 saat uyuyarak ertesi gün tam performans ile hayatını sürdürebildiği gözlemlenmiştir.

Aslında normalde, hepimizin bildiği gibi, bir gece dahi uyumasak, ertesi gün adrenalin nedeni ile bütün aktivitelerimiz yavaşlamaktadır. İki gece üst üste uyumayan insanda ise durum daha kötüdür. Dikkat ve konsantrasyon düşer, hatalar artar.

Üç günden sonra insan hayal görmeye başlayabilir, düşünce berraklığı kaybolur. Daha sonra ise artık insan gerçekle ilişkisini keser. Fareler üzerinde yapılan deneylerde bir canlıyı uyanık tutmaya çalışmakla ölümüne neden olunabileceği ispatlanmıştır.

Ayrıca arka arkaya geceleri yetersiz uyuyanlarda da benzeri problemler gözlemlenmiştir. Uyku süresince oluştuğu gözlemlenen diğer iki olaydan biri çocukların büyüme hormonlarının gelişmesi, diğeri ise bağışıklık sistemimiz için gerekli olan kimyasalların salgılanmasıdır.

Fakat soru hala yerinde duruyor! ‘Niçin uyuyoruz?’ Kimse bilmiyor. İşte size çeşitli teoriler.

Uyku, insana kaslarını ve diğer dokularını onarma, yaşlanan veya ölen hücrelerini yenileme şansı verir.

Uyku, insan beynine hafızasındaki bilgileri düzenleme, gereksizleri unutma ve arşivleme şansı verir. Rüyalar da bu işlemin bir parçasıdır.

Uyku, enerji tüketimimizin miktarını azaltır. Bu nedenle günde 4-5 kez yerine üç öğün yemekle yetinebiliriz. Gece karanlığında zaten hiçbir şey yapamayacağımızdan, anahtarı kapatarak enerji tasarrufu yaparız.

Uyku, bütün gün çalışan beynin bir şarj süresi olabilir. Diğer organlardaki enerji harcanmasını kısarak, beyin hücre aktiviteleri için gerekli olan enerjiyi artırabilir.

Uyku hakkında tüm bildiğimiz, geceleri iyi bir uyursak, sabahları kendimizi iyi hissettiğimiz, hem vücudumuzun, hem de beynimizin yeni bir gün için kendisini tazelediği olgusudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İşte hayatımızla ilgili son derece önemli bir soruya bir süpriz cevap daha! “Hiç kimse bilmiyor.” Cevabın kolay olduğunu, uykuda enerjimizi sarj ettiğimizi söyleyebilirsiniz, ama bilimsel araştırmalar bunu göstermiyor. Yapılan araştırmalarda, İngiltere’de 70 yaşında bir kadının, her gece bir saat uyuyarak, hatta bir keresinde 56 saat uyanık kaldıktan sonra sadece 1,5 saat uyuyarak ertesi gün tam performans ile hayatını sürdürebildiği gözlemlenmiştir.

Aslında normalde, hepimizin bildiği gibi, bir gece dahi uyuyamasak, ertesi gün adrenalin nedeni ile bütün aktivitelerimiz yavaşlamaktadır. İki gece üst üste uyumayan insanda ise durum daha kötüdür. Dikkat ve konsantrasyon düşer, hatalar artar.

Üç günden sonra insan hayal görmeye başlayabilir, düşünce berraklığı kaybolur. Daha sonra ise artık insan gerçekle ilişkisini keser. Fareler üzerinde yapılan deneylerde bir canlıyı uyanık tutmaya çalışmakla ölümüne neden olunabileceği ispatlanmıştır.

Ayrıca arka arkaya geceleri yetersiz uyuyanlarda da benzeri problemler gözlemlenmiştir. Uyku süresince oluştuğu gözlemlenen diğer iki olaydan biri çocukların büyüme hormanlarının gelişmesi, diğeri ise bağışıklık sistemimiz için gerekli olan kimyasalların salgılanmasıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Herhalde siz de haberlerin sonunda hava durumunu merakla izliyorsunuzdur. Acaba yarın yağmur yağacak mı? Şemsiyemi yanıma alayım mı? Yağmur günlük yaşantımızın çok önemli bir parçasıdır. Bazı yerlerde kuraklıktan yağmur duasına çıkılırken, bazı yerlerde de caddelerde sandallarla dolaşılıp, sel basan evlerden, eşyaları kurtarmaya uğraşırlar. Peki nasıl oluyor da başımıza böyle gökten sular geliyor?

Aslında mekanizma basit. Güneş ışığının etkisi ile yeryüzünden su buharlaşıyor, yani gaz haline geçiyor. Bu durumda havadan hafif olduğundan atmosferde yükseliyor. Yükseldikçe hava soğuyor ve hava basıncı azalıyor. Su buharı soğudukça havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlası haline dönüşüyor ve bunların milyonlarcası havada birleşerek gözümüze bulut olarak görülüyorlar.

Bulutları oluşturan bu su damlacıkları hemen yakınlarındakilerle sürekli birleşiyorlar, büyüdükçe büyüyorlar, ağırlıkları artıyor, yeterli ağırlığa ulaşınca yer çekiminin etkisi ile yere düşmeye başlıyorlar. Yeryüzünden buharlaşıp, bulut oluşturup sonra yağmur olarak yeryüzüne dönen su buharının havada geçen bu macerası ortalama 8 gün sürüyor.

Ancak bulutun içindeki su damlacıklarının tümü yağmur olarak yeryüzüne inmiyor. Bir bulutun en fazla yarısı yağmur olarak yağabilir ve bu da normalde 30 dakika sürer ama bulut devamlı olarak yeniden oluştuğundan yağmur saatlerce, hatta günlerce sürebilir. Bu arada rüzgara bağlı olarak bulutlar devamlı hareket ettiklerinden yağmur çok geniş bir alana yağabilir. Bugüne kadar dünyamızda tespit edilebilmiş en yoğun yağış 26 Kasım 1970 tarihinde Guadaloupe’de olmuş, sadece bir dakikada 3.81 santimetre yağmur yağmıştır.

Atmosferde, yani başımızın üzerindeki havada 13 milyar ton su buharı bulunuyor. Bunun hepsinin bir anda yeryüzüne indiğini düşünebiliyor musunuz? Dünyamızda yağmurun çoğu, yani yüzde 78’i okyanusların üzerine yağıyor. Bu da çok normal, çünkü havanın içindeki su miktarının kaynağı hemen hemen aynı oranda okyanuslardan geliyor.

Yağmur damlalarının yarı-çapları 0.5 milimetreden 6.35 milimetreye kadar değişebiliyor. 5.0 milimetre yarı-çapındaki bir yağmur damlasının 1800 metre yükseklikteki bir buluttan çıkıp başınızın üstüne düşmesi için geçen zaman yaklaşık 3 dakikadır. Yani aslında şemsiyenizi açabilmeniz için yeterli süre vardır.

Suni yağmur yaratabilmek için günümüzde bazı teknolojiler geliştirildi ki, temeli su damlacıklarının yapışabilmesi için çekirdek görevi yapabilecek tozları bulutun içine gönderebilmektir. Bunun için bulut uçak veya helikopterden gümüş iyodür ile bombalanıyor. Bu işte de en usta olan İsrailliler. Onlar bu yöntemle yağmur miktarını yüzde 13 oranında arttırabilmişler. Yağmurun oluşabilmesi için ana etkenlerden biri olan toz parçacıklarının, yani hava kirliliğinin artması ise tam ters etki yapıyor, bu durumda damlacıklar küçülüyor ve yağmur olarak yere düşmeyi başaramıyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Heralde siz de haberlerin sonunda hava durumunu merakla izliyorsunuzdur. Acaba yarın yağmur yağacak mı? İemsiyemi yanıma alayım mı? Yağmur günlük yaşantımızın çok önemli bir parçasıdır. Bazı yerlerde kuraklıktan yağmur duasına çıkılırken, bazı yerlerde de caddelerde sandallarla dolaşılıp, sel basan evlerden, eşyaları kurtarmaya uğraşırlar. Peki nasıl oluyor da başımıza böyle göklerden sular geliyor?

Aslında mekanizma basit. Güneş ışığının etkisi ile yeryüzünden su buharlaşıyor, yani gaz haline geçiyor. Bu durumda havadan hafif olduğundan atmosferde yükseliyor. Yükseldikçe hava soğuyor ve hava basıncı azalıyor. Su buharı soğudukça havadaki toz parçacıklarına tutunarak su dalası haline dönüşüyor ve bunların milyonlarcası havada birleşerek gözümüze bulut olarak görünüyorlar. Bulutları oluşturan bu su damlacıkları hemen yakınlarındakilerle sürekli birleşiyorlar, büyüdükçe büyüyorlar, ağırlıkları artıyor, yeterli ağırlığa ulaşınca yer çekiminin etkisi ile yere düşmeye başlıyorlar. Yeryüzünden buharlaşıp, bulut oluşturup sonra yağmur olarak yeryüzüne dönen su buharının havada geçen bu macerası ortalama 8 gün sürüyor.

Ancak bulutun içindeki su damlacıklarının tümü yağmur olarak yeryüzüne inmiyor. Bir nulutun en fazla yarısı yağmur olarak yağabilir ve bu da normalde 30 dakika sürer ama bulut devamlı olarak yeniden oluştuğundan yağmur saatlerce, hatta günlerce sürebilir. Bu arada rüzgara bağlı olarak bulutlar devamlı hareket ettiklerinden yağmur çok geniş bir alana yağabilir. Bugüne kadar dünyamızda tespit edilmiş en yoğun yağış 26 Kasım 1970’de Guadaloupe’de olmuş, sadece bir dakikada 3.81 santimetre yağmur yağmıştır.

Atmosferde, yani başımızın üzerindeki havada 13 milyar ton su buharı bulunuyor. Bunun hepsinin bir anda yeryüzüne indiğini düşünebiliyor musunuz? Dünyamızda yağmurun çoğu, yani yüzde 78’i okyanusların üzerine yağıyor. Bu da çok normal, çünkü havanın içindeki su miktarının kaynağı hemen hemen aynı oranda okyanuslardan geliyor.

Yağmur damlalarının yarı-çapları 0.5 milimetreden 6.35 milimetreye kadar değişebiliyor. 5.0 milimetre yarı-çapındaki bir yağmur damlasının 1800 metre yükseklikteki bir bulutun çıkıp başınızın üstüne düşmesi için geçen zaman yaklaşık 3 dakikadır. Yani aslında şemsiyenizi açabilmeniz için yeterli süre vardır.

Suni yağmur yaratabilmek için günümüzde bazı teknolojiler geliştirildi ki, temeli su damlacıklarının yapışabilmesi için çekirdek görevi yapabilecek tozları bulutun içine gönderebilmektir. Bunun için bulut uçak veya helikopterden gümüş iyodür ile bombalanıyor. Bu işte de en iyi olan İsrailliler. Onlar bu yöntemle yağmur miktarını yüzde 13 oranında artırabilmişler. Yağmurun oluşabilmesi için ana etkenlerden biri olan toz parçacıklarının, yani hava kirliliğinin artması ise tam tersi etki yapıyor, bu durumda damlacıklar küçülüyor ve yağmur olarak yere düşmeyi başaramıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Başaşağı, tersine dönmüş. Ser-nigûn = Başaşağı.

2.Ters, aksi, uğursuz. Nigûn-baht = Talihsiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum yetersayı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Denoting the standard or ideal values of the parameters specified for the elements that make up bar code symbol characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When used in reference to micron rating of cartridge filters, refers to an approximate size particle that will not pass through a filter Thus, a nominal one-micron filter is one that gets most of the particles larger than one micron See also Absolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The recognized standard value of a meteorological element as it has been averaged in a given location over a fixed number of years Normals are concerned with the distribution of data within limits of common occurrence The parameters may include temperatur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) değil, olmayan. not a little epey not at all hiç, asla, katiyen. Not guilty. Suçsuzdur. Not half bad. Çok iyi. Hiç fena değil. not only this yalnız bu değil. Not that it matters. Mühim değil. whether he goes or not gitse de gitmese de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Such appearances are supposed to result from cosmic collisions, as of a dark star with interstellar nebulosities. a star that ejects some of its material in the form of a cloud and become more luminous in the process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) obovat, ters yumurtamsı (yaprak), geniş ucu yukarıya doğru olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) paranın yüz tarafı, yüz; herhangi bir şeyin yüz tarafı; bir meselenin öbür tarafı; (man.) bir önermeyi tersine çevirerek çıkarılan başka bir önerme: Bütün insanlar fanidir. Hiç bir insan baki değildir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (man.) bir önermeyi ters yönde ifade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) başka tarafını göstermek için çevirmek; (man.) bir önermeyi ters yönde ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A standard, defined by both ISO and the CCITT, which allows documents containing graphics, text, spreadsheet data and so on to be passed between computers and software of different manufacturers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Oil filters. , prep w dat , from, out of, of, away from, contrary to, by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a teacher. mastership. profession of teaching. scholastic profession. schoolteaching. teaching job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a teacher. mastership. profession of teaching. scholastic profession. schoolteaching. teaching job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation of Object Linking and Embedding, pronounced as separate letters or as oh-leh OLE is a compound document standard developed by Microsoft Corporation It enables you to create objects with one application and then link or embed them in a second

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel LED’lerin tersine, OLED (Organik Işık Yayan Diyot) ekranın arka ışığa ihtiyacı yoktur. Üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ışık veren özel bir katman kullanır. Bu da, Sony’nin 3 mm kalındığında ekrana sahip XEL-1 ürününde olduğu gibi, evinizde çok daha az yer kaplayan ultra ince bir ekran demektir. Yeni teknoloji enerji tasarrufu da sağlar – arka aydınlatma olmadan, çalışması için çok daha az elektrik gerekir ve bu da çevre ve elektrik faturalarınız için çok daha iyidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Bir durumdan bir duruma geçmek, yeni bir hâl almak: Şarap sirke oldu, ateş kül oldu.

2.Bir unvan, makam veya durum ve sıfat kazanmak: Müfettiş olmak, yüzbaşı olmak, adam olmak.

3.Haberi ile beraber fiil mânâsını verip değişiklik gösterir. İyi olmak = iyileşmek. Sağ olmak = Yaşamak. Hasta olmak = Hastalanmak. Sakat olmak = Sakatlanmak.

4.Arapça sıfatlar ve masdarlarla mürekkep fiiller yapar: Nâdim olmak, me’yûs olmak, defolmak, fevtolmak, zâyî olmak.

5.Yardımcı fiil gibi kullanılıp Türkçe fiillerin bazı mürekkep kiplerini teşkil eder: Gitmiş olacağım, gitmiş olursam, gidecek oldu, gelecek olursa.

6.Var ve mevcut olmak: Bu şartın olması ile olmaması birdir.Vuku bulmak, vâki olmak, cereyan etmek: Ne oldu? Dışarda kavga oldu.Câiz ve münasip olmak, yakışmak, elvermek: Bunu ikiye bölsek olur mu?Yapılmak, imal veya icrâ olunmak: Turşu böyle olur.Mümkün ve kabil olmak: Hiç olur mu? Dünyada olmayacak şey yoktur, her şey olur, olur iş değildir.Ermek, yetişmek, olgunlaşmak: Üzüm oldu, armut iyice olmadıkça yenmez.Gelmek, vâki olmak, ortaya çıkmak: Bir gün olur meydana çıkar.Gelmek, çatmak: Sabah oldu, akşam oluyor. Olan oldu = iş işten geçti Oldum olası, oldum olalı = Çok eskiden, baştanberi. Oldubitti = Artık geçti, Osm. emr-i vâki. Olsa olsa = Nihayet, son ihtimal olarak, bundan fazla olamaz. Olsun = Peki, öyle olsun, zararı yok. Olursa o kadar = Son derecede, bundan fazla olmaz Ne oldum budalası, ne oldum delisi = Sonradan elde ettiği durumuna ve servetine mağrur olup övünen. Ne olacak = Daha ne istersin, bundan fazla ne olabilir? No’la = Ne ola, ne olacak. Hiç olmazsa = En az, en azından.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. give countenance to. lend countenance to. approve. confirm. ratify. affirm. authorise. authorize. acknowledge. endorse. indorse. verify. validate. accept. attest. bear out. certify. corroborate. countersign. grant. hear. homologate. legiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ago. before. first. at first. prior to. ante. firstly. notion and protest. primo. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primarily. principally. first. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dramatic work in which the characters sing, rather than speak, the text, and in which music links themes, story and characters Originated in 17th-century Italy. a dramatic performance presented through music in which all or most of the characters sing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşıki, karşıda olan; zıt, aksi, karşıt, ters; bot. karşılıklı, yaprakları karşı karşıya olan; i. karşı olan şey veya kimse; karşıda olan şey veya kimse. opposite number tekabül eden kimse veya şey. oppositely z. zıt olarak. oppositeness i. zı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When these three letters appear on the end of an address or web site , it indicates that the host computer is run by a specific organization, usually non-profit. nonprofit organizations. organization address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When these three letters appear on the end of an address or web site , it indicates that the host computer is run by a specific organization, usually non-profit. nonprofit organizations. organization address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel LED’lerin tersine, OLED (Organik Işık Yayan Diyot) ekranın arka ışığa ihtiyacı yoktur. Üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ışık veren özel bir katman kullanır. Bu da, Sony’nin 3 mm kalındığında ekrana sahip XEL-1 ürününde olduğu gibi, evinizde çok daha az yer kaplayan ultra ince bir ekran demektir. Yeni teknoloji enerji tasarrufu da sağlar – arka aydınlatma olmadan, çalışması için çok daha az elektrik gerekir ve bu da çevre ve elektrik faturalarınız için çok daha iyidir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a closed plane curve resulting from the intersection of a circular cone and a plane cutting completely through it; 'the sums of the distances from the foci to any point on an ellipse is constant'. rounded like an egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coaster layout that traces an oval shape This is very common with Junior Coasters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulpy. pithy. dense. sincere. genuine. fertile. succinct. compendious. concise. juicy. meaty. sappy. stiff. substantial. succulent. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rag. tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tersinden de aynı şekilde okunabilen kelime, cümle veya mısra. msl. makam, radar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen ve beslenme yetersizliğinden kaynaklanan bir hastalıktır. Tıp dilinde Candia albicans denir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wood surface within a surrounding frame All panels have structural frames, the interstices of which are filled with sheets or fields called panels. material sized for fabrication of printed circuit boards Panels come in many, many sizes, the most common

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wood surface within a surrounding frame All panels have structural frames, the interstices of which are filled with sheets or fields called panels. material sized for fabrication of printed circuit boards Panels come in many, many sizes, the most common

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smashed to bits. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of a vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof. a low protective wall or railing at the edge of a roof, walkway, or embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That portion of the vertical wall of a building which extends above the roof line at the intersection of the wall and roof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragmentary. piecesmeal. piecemeal. in tatters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. disintegrate. come apart. fall to pieces. break to pieces. go splinters. smash. go into splinters. go to pieces. break. crash. crumble. crush. decay. digest. disrupt. fly to pieces. rend. rupture. shatter. shiver. shred. spall. splinter. sp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A partially inclosed basin in which oysters are grown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. bar. guardrail. balustrade. banisters. grating. grill. grille. fence. fencing. grid. hurdle. paling. palisade. rack. trellis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. fence. grid. parapet. rail. railing. guard. banisters. grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

password. watchword. word. countersign. slogan. catchword. cipher. motto. parole. shibboleth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countersign. motto. password. watchword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

password. catch phrase. catchword. word in code. countersign. key word. motto. parole. rallying cry. watchword. identification words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MassNetworks' goal is to make networked computers as commonplace a curriculum tool as pencils and blackboards To accomplish this requires created an electronic infrastructure including Local Area Networks connecting all the classrooms in every school, Wid

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation A function provided by some routers which allows hosts on a LAN to communicate with the rest of a network without revealing their own private IP address All outbound packets have their IP address translated to the routers external

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation - one public IP address used by many private addresses Common in WAN access routers to the internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation A function provided by some routers which allows hosts on a LAN to communicate with the rest of a network without revealing their own private IP address All outbound packets have their IP address translated to the routers external

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Port Address Translation - one public IP address used by many private addresses Common in WAN access routers to the internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patent. patent. letters patent. charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Open to public perusal; said of a document conferring some right or privilege; as, letters patent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Letters patent, under 3d Letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Appropriated or protected by letters patent; secured by official authority to the exclusive possession, control, and disposal of some person or party; patented; as, a patent right; patent medicines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A letter patent, or letters patent; an official document, issued by a sovereign power, conferring a right or privilege on some person or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A patron, or benefactor, is one who enters into a contract with a client and provides goods that are not normally available to the client In return, the benefactor receives honor and loyalty Click here for examples.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. baba veya soy ismine ait; i. şahıs isminden yapılan soyadı Peterson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azlık, nadir oluş, kıtlık, yetersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device operated by the foot of the player which moves the registers, the buff stop, or the coupler In modern harpsichords, one pedal is usually provided for each register and one each for the buff stop and the coupler. use a foot-operated lever, as in:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titiz, huysuz, ters, aksi, hırçın. peevishly z. huysuzca, hırçınlıkla. peevishness i. huysuzluk, aksilik, hırçınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arbor with an open roof of rafters supported by posts or columns ;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Public Environmental Reporting Initiative US voluntary corporate initiative for reporting to the public on environmental matters Similar to EMAS's requirement. a beautiful and graceful girl. a supernatural being descended from fallen angels and excluded f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters; aksi; yoldan çıkmış, ahlâksız, sapık, huysuz, kotü huylu. perversely z. aksilikle; ahlâksızca. perverseness, perversity i. sapıklık, ahlâksızlık; yoldan çıkma; aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sapıklık, cinsel sapıklık; ifsat etme, ayartma; dalâlet; ters anlam verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. saptırmak, ifsat etmek, ayartmak, dalâlete sürüklemek; alçaltmak; ters anlam vermek, yanlış izah etmek; i. cinsi sapık kimse .perversive s. yanıltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. huysuz, ters, titiz, alıngan, sinirli. petulance, -cy i. terslik, huysuzluk. petulantly z. huysuzca, titizlikle, alınganlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, a person duly qualified, and licensed by authority, to conduct vessels into and out of a port, or in certain waters, for a fixed rate of fees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fly, or act as pilot of. someone who is licensed to operate an aircraft in flight a person qualified to guide ships through difficult waters going into or out of a harbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who is licensed to operate an aircraft in flight. a person qualified to guide ships through difficult waters going into or out of a harbor. a program exemplifying a contemplated series; intended to attract sponsors. an original model on which some

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The person who actually steers the ship A good Pilot is familiar with the waters they are navigating, and can avoid hidden dangers, such as snags and sandbars A Captain, on the other hand, has the foremost authority and responsibility of a vessel On small

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person who aids the Master in ship navigation, usually in confined waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the animals and plants, taken collectively, which live at or near the surface of salt or fresh waters. the aggregate of small plant and animal organisms that float or drift in great numbers in fresh or salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Passively floating or weakly swimming plant and animal life in either fresh or marine waters From the Greek, planktos , 'to wander or drift '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of sand, lime and water of a consistency that can be applied to a wall or ceiling with a trowel Various plasters have different uses, such as for patching holes, or for finishing a smooth surface. a type of finish that is applied over the concre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the hardware and software that makes a computer function The most common platform for desktop computers on Capitol Hill, for example, is PC computers running Windows 95, 98, 2000, or NT This term is also often used to refer only to the operating

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The operating system used to access the internet Windows 98 and 95 are the most popular, but when you're designing your website, that doesn't mean you can ignore Macintosh, Sun, or Linux computers, which are used by significant portions of the internet co

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roughly speaking, a platform represents a computer's family It is defined by both the processor type on the hardware side and the OS type on the software side Computers belonging to different platforms cannot typically run each other's programs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Athenian, Plato was the student of Socrates and the teacher of Aristotle Of the philosophical works he wrote, 25 dialogues, some letters, and the Apology survive He was concerned primarily with the nature of knowledge and the study of ethics and politi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exhibiting polarity: a molecule with opposite charges. as in polar angle The angle between two perpendiculars to two lines forming a true angle; as a noun it refers to polarizing filters, see polars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

There are many types of polyester resins, and they are manufactured by reacting together two basic raw materials These are dicarboxylic acid and a dihydroxy alcohol Polyesters are used in one and two-part systems for coatings and molding compound The manu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By analogy with the French portail, used by recent writers for the whole architectural composition which surrounds and includes the doorways and porches of a church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a porta, especially the porta of the liver; as, the portal vein, which enters the liver at the porta, and divides into capillaries after the manner of an artery. a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the port

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point Of Sale - Refers to computer equipment and software specialized for retail point of sale, particularly cash drawers, pole displays, receipt printers, bar-code scanners and software that supports them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A messenger who goes from station; an express; especially, one who is employed by the government to carry letters and parcels regularly from one place to another; a letter carrier; a postman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An established conveyance for letters from one place or station to another; especially, the governmental system in any country for carrying and distributing letters and parcels; the post office; the mail; hence, the carriage by which the mail is transport

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indians of the Koluschan stock. the delivery and collection of letters and packages; 'it came by the first post'; 'if you hurry you'll catch the post' an upright consisting of a piece of timber or metal fixed firmly in an upright position; 'he set a row o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Signs used to advertise simple messages Classic posters, such as those of Toulouse-Lautrec, are considered art masterpieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally used to identify those prints created to advertise an event Now this term designates any print produced with a decorative boarder The Art Nouveau and Art Deco periods are identified with vintage posters. an outdoor advertising medium; a billboa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poster , posters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kırma, buruşuk.

2.Dikişte iki taraftan biri fazla gerilip diğeri gevşek bırakılmakla hâsıl olan şiş: Pot yapmak. Pot kırmak = Münasebetsiz söz söylemek, istemeyerek birine dokunacak bir söz söylemek. İşi pot gitmek = Ters gitmek.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yoksulluk, fakirlik, parasızlık, zaruret, ihtiyaç; yetersizlik, kifayetsizlik, eksiklik. poverty line fakirlik ile orta hallilik arasındaki gelir sınırı. poverty-strick-en s. çok fakir, muhtaç, zarurete düşmüş, yoksul .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fetter. irons. shackle. fetters. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To use or practice the art of typography; to take impressions of letters, figures, or electrotypes, engraved plates, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Printed letters; the impression taken from type, as to excellence, form, size, etc.; as, small print; large print; this line is in print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is adapted for use in shallow waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To punt a football. a kick in which the football is dropped from the hands and kicked before it touches the ground; 'the punt traveled 50 yards'; 'punting is an important part of the game' an open flat-bottomed boat used in shallow waters and propelled by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a goalkeeper kicks the ball high down field toward the opposing goal. formerly the basic unit of money in Ireland; equal to 100 pence. an open flat-bottomed boat used in shallow waters and propelled by a long pole. a kick in which the football is dro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bir çeşit dantela kenarı; dantela için sırma teli; yün örgüsünde ters iğne; elbisede kıvrım, pli; f. ters iğne örgü yapmak. knit one purl one bir düz bir ters örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kavgacı, ters, huysuz. quarrelsomely z. kavga etmeye meyilli olarak, kavgacı tavırla. quarrel someness i. kavgacılık, kavgacı tabiat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ,sikâyetci, titiz, bir şeyi beğenmez, ters huylu, söylenen. querulously z. sikayet edercesine. querulousness i. şikayetçilik, söylenme huyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir meclis veya kurulda işin yürütülebilmesi için bulunması gereken üyelerin sayısı, nisap, yetersayı; seçkin kimselerden meydana gelmiş kurul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restoration Advisory Board A citizens' advisory group designed to act as a focal point for the exchange of information between the base and the community The RAB works in partnership with the Air Force on cleanup issues and related matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas that comes from the natural decay of uranium that is found in nearly all soils REBAR Steel reinforcing bars embedded in concrete to assist in carrying imposed loads; gives a 'backbone' to concrete, ranges in diameters from 3/8 inch to 2

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas produced by the decay of one of the daughters of radium Radon is hazardous in unventilated areas because it can build up to high concentrations and, if inhaled for long periods of time, may cause lung cancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aries, the sign of the zodiac which the sun enters about the 21st of March.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) den ise, tercihan, e kalırsa; den ziyade; daha doğrusu; oldukça; tersine, aksine; (İng.) Öyle, ya ! I had rather go. Gitmeyi tercih ederim. Bana kalırsa gideceğim. I had rather not do it. Yapmasam daha iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Streak of material blasted out and away from an impact crater. is a closed half-line. bright elongated streaks radiating from certain craters on the Moon and Mercury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tepki göstermek, tepkimek; tersine hareket etmek; (fiz.) tepmek, geri vurmak; (kim.) reaksiyona girmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ret; azarlama, ters cevap; geri püskürtme; (f.) reddetmek; ters cevap vermek, azarlamak; geri püskürtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reel originated around 1750 in Scotland and the Irish dance masters brought it to full development The music is 4/4 time and it is danced at a relatively fast tempo Both men and women dance the reel For women, it is a light, rapid soft shoe dance that

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çevrilmiş, ters, yansıyan; (fizyol.) elinde olmayarak vukua gelen; (i.) akis, yansımış şekil; (fizyol.) gayri ihtiyari vukua gelen hareket, refleks, tepke, yansı. reflex action gayri ihtiyari hareket, refleks. reflex center gayri ihtiya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme.

2.tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Reiki, şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan binlerce yıllık ve enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı bir tekniktir. Batı’ya yayılmaya başladığında “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme edilmiştir. Ancak ezoterik olarak “yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisi” açıklaması anlamını daha iyi ortaya koyar. Yani Reiki, bir ruhsal şifa tekniğidir.

Kaynağının Tibet olduğu sanılan Reiki, 19. yüzyılda Japon Budisti olan Dr. Mikao Usui tarafından yeniden ortaya çıkarılmış ve bir şifa tekniği halinde sunulmuştur.

Reiki, bedende meydana gelen enerji dengesizliklerini ve negatif enerji blokajlarını çözebilmek için yetersiz veya eksik kalan kendi enerji bedenimizi dengeleyip, tamamlayarak ve temelde bilinç değişikliği gerçekleştirerek ruhsal, dolayısıyla da fiziksel iyileşme sürecini başlatmamız yolunu açar.

Reiki fiziksel, zihinsel, duygusal sorunların tümünde kullanılabilir. Reiki bir din değildir ve hiçbir inanca bağlı tutulmaz. Japonya, Amerika ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde Reiki klinikleri bulunmaktadır. Türkiye’de de son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Reiki, bir Reiki Master’ının, öğrencisine Reiki’yi kullanma yeteneğini transfer etmesiyle olur. Seminere katılan kişi enerjiyi, enerjinin çalışma sistemini ve el ile tedavi etmeyi öğrenir.

Enerji aktarımı sırasında uygulama yapılan kişiye, o kişiden de uygulama yapan kişiye herhangi bir problem geçmez. Reiki, uygularken konsantrasyon ve inanmak şart değildir. Siz inanmasanız bile o çalışır ve şifa verir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılşan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasını görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile tanınır. Silindir ve çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılarlar. Gözümüzde yedi milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkeler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışılarında “dur” sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanmaları gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine katlanmış; katlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geriye bükük. retroflex'ion i. geriye dönme veya kıvrılma; anat. rahmin ters dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tersine çevirme; huk. kararın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, arka, ters, tersine dönmüş; terslik yapan. reverse curve S şeklinde demiryolu hattı dönemeci. reverse frame den. ters posta. reverse side ters taraf. reverse turn ters tarafa dönüş. reversely z. tersine, aksi olarak, bilâkis; diğer taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ters çevirmek, tersine çevirmek; yerlerini değiştirmek; iptal etmek, feshetmek; tersine hareket ettirmek; tersine dönmek; geri vitese almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters taraf, arka taraf; ters, aksi, zıt olan şey; durumun kötüleşmesi, aksilik, felâket; mak. geri çevirme, tornistan; geri vites.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine çevrilebilir. reversibil'ity, reversibleness i. tersine çevrilebilme. reversibly z. tersine çevrilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski haline veya inancına dönme; ters yöne dönme; biyol. iki veya daha fazla kuşak boyunca görülmemiş olan ilkel özelliklerin yeniden belirmesi; huk. tekrar intikal; bir mülkün bir veya birkaç kişinin kullanımına geçtikten sonra başka belirli bir ki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network configuration in which all computers and devices are connected to a circular pathway See star and bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the Church a ring is worn as part of the insignia of bishops, abbots, et al ; by sisters to denote their consecration to God and the Church The wedding ring symbolizes the love and union of husband and wife. sequence of nonintersecting chains or string

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters akıntıların birleşmesinden meydana gelen dalgalı su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Read Only Memory; a special type of memory used to store programs that start a computer and do diagnostics Data stored in ROM can only be read and cannot be removed even when your computer is turned off Most personal computers have only a few thousand byt

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Read-only memory A semiconductor-based memory system that stores information permanently and does not lose its contents when power is switched off ROMs are used for firmware, such as the BIOS used in the PC; and in some portable computers, application pro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Read Only Memory; memory that can be read but not updated or changed Memory that is nonvolatile and does not disappear when power is shut off Commonly used in computers and CD formats such as CD-ROMs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Read Only Memory Portion of computing machinery where information is encoded and cannot be changed Compact Discs are said to be ROM since most computers cannot write to them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upright; erect; said of the letters or kind of type ordinarily used, as distinguished from Italic characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Expressed in letters, not in figures, as I., IV., i., iv., etc.; said of numerals, as distinguished from the Arabic numerals, 1, 4, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman type, letters, or print, collectively; in distinction from Italics. a typeface used in ancient Roman inscriptions a resident of modern Rome an inhabitant of the ancient Roman Empire of or relating to or characteristic of Rome ; 'Roman architecture';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type face or type style in which the characters are upright Compare italic and oblique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe letters written in an upright style, as differentiated from an Italic style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A typeface, widely used in printing It is characterised by the presence of serifs on the letters, and by the vertical lines being slightly thicker than the horizontal lines. type which is not italic or bold, e g like this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur. 3 çeşit romatizma vardır:

- Akut eklem romatizması.

- Romatoid artrit.

- Dejeneratif romatizma.

Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane kabukları soyulmamış elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Rosbi oğlu. Orostopoğlu, orospu oğlu. mec. Kalleş, karaktersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of numbers and/or letters given to a particular batch of wallpaper rolls printed at the same time Each time a new ink or different batch is printed, the dye-lot number will change BACK TO TOP. a piece of meld consisting of one Ace, Ten, King, Queen,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, mahzun, gamlı; hazin, acınacak, esef edilecek; keder verici, kasvetli; bedbaht; hayırsız, yetersiz; çok kötü. sad sack A.B.D., (argo) miskin. sadly z. kederle, hüzünle. sadness i. keder, hüzün, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Society of American Foresters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adventure trip, typically in Africa, using off-road vehicles and tent-like accommodations for the purpose of viewing and photographing wildlife. an overland journey by hunters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drench. shower. heavy shower. rainfall. downpour. squall. down pour. flurry. hail. soak. soaker. spate. spatter. torrent. waterspout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş tersi, kuş gübresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaside. coastal. coast. shore. beach. seashore. seaboard. seaside. waterside. bank. littoral. sea coast. strand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast. shore. bank. coastal. sea front. seaboard. seaside. strand. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessive. possessory. possession. ownership. mastership. dominion. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personality. personal matters. private affairs. figure. person. personage. self-hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the 18th and 19th centuries, a government-sponsored exhibition named after a room in the Louvre where court painters exhibited their works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reception room or drawing room in a large house Also, the exhibition of work by living painters held in Paris at first biennially and since the mid-eighteenth century annually; so called because it was formerly held in the Salon Carre of the Louvre in P

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sulphate of magnesia having cathartic qualities; originally prepared by boiling down the mineral waters at Epsom, England, whence the name; afterwards prepared from sea water; but now from certain minerals, as from siliceous hydrate of magnesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Connects a group of computers to high-capacity storage devices May be incorporated into local area networks , metropolitan area networks , and wide area networks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brahma letters The classical Aryan language of ancient India, systematized by scholars With the exception of a few ancient translations probably from Pali versions, most of the original texts in Buddhism used in China were Sanskrit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centimeters. centimeter. centimetre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Advertising protocol SAP packets, along with RIP packets, allow the server to broadcast its known routes and services to the network and obtain this information from other routers on the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.En yaygın başlıklardan biri: Hasır şapka, silindir şapka.

2.Gemi direğinin tepesindeki tekerlekcik.

3.Soba borusunun tepesindeki döner fırıldak. Şapkayı ters giymek, yere vurmak = Hiddet etmek. Şapkayı çıkarmak =

1.Saygı göstermek

2.Yaltaklanmak.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. az, kıt, dar; kifayetsiz, yetersiz; sınırlı, tahdit edilmiş; f. tahdit etmek, sınırlamak, kısmak. scant'ly z. yetersizce . scant'ness i. yetersizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bir çeşit tiriz, boyunsak, ters deveboynu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dikiş yeri, dikiş; tıb. dikiş; derz; iki tahtanın yan yana birleştiği çizgi, bağlantı yeri; den. armuz; jeol. ince maden damarı; yara izi, kırışık; f. dikmek, birbirine dikmek; üzerine yara izi veya çizgi yapmak; ters ilmekle örgü örmek; çatla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) karaktersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeties. sweets. sugar candy. sugarplum. goodies. toffy. nap. snooze. catnap. forty winks. lay-down. lie-down. doze. boiled sweet. bonbon. butterscotch. candy. confection. confectionery. fondant. goody. kip. kiss. sweetie. sweetmeat. sweety. taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of packsaddles or porters'frames.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Substitution Error Rate or the rate of occurrence of incorrect characters from an automatic identification system. serial. to be.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sprinkle or scatter sth here and there in small quantities. to sprinkle down. to spit down. intersperse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collectively, the crop of young oysters in any locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That dimension of the body of a type called by printers the width.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) aksilik, işin ters gitmesi; ters akıntı; (mim.) yüksek binalarda üst katların alt katlara nazaran daha geriden inşa edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tersane işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tersane, dok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (i). kısa; kısa boylu; bodur; ters ve kısa (cevap); eksik, nakıs, dar, ihtiyacı karşılamayan; satılırken elde bulunmayan (mal); gevrek, çabuk kırılan; çok yağIı; (z). birdenbire; elde bulunmayan malı satmak üzere; tersçe; eksik; (i). kısa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soreks, (zool). Soricidae; şirret kadın, ters huylu kadın. shrewmouse (i). (çoğ. mice) soreks water shrew su soreksi, (zool). Neomys fodiens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ters huylu, aksi, her zaman kusur bulan. shrewishly (z). terslikle, aksilik ederek. shrewishness (i). terslik, aksi huylu oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. mark. token. badge. emblem. distinguishing characteristic or trait. password. watchword. countersign. trademark. motto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matters pertaining to health. sanitary matters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chimiotropisme

bit. b. kimya doğrulumu

Kimyasal maddelerin etkisi ile bitkilerde görülen, maddeye doğru veya ters yöne yönelme durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sanâyi).

1.Tecrübe ve alışkanlıkla elde edilen san’at, meslek ve iş: Terzilik, demircilik, marangozluk vesaire gibi, Ar. hırfet.

2.Yalnız tahsil İle elde edilemeylp, tecrübeye muhtaç olan İlim ve fen, doktorluk ve mühendislik gibi. 3.Maharet, ustalık: Bu işte sınaAt vardır. Dârü’s-sınâat = Tersane ve umumiyetle fabrika. Sanâyî-i nefise = Güzel sanatlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short INterspersed Element Families of selfish DNA elements that are a few hundred basepairs in size and dispersed throughout the genome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short interspersed nuclear element A group of retropseudogenes that occur in the hundreds of thousands in the human genome and each of which is typically about 300 bases long. the sine of an angle in a right-angled triangle is opposite. the y coordinate o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sineklerin duvarlarda, camlarda hatta tavanlarda baş aşağı bu kadar rahat hareket etmeleri, yer çekimi yasasına meydan okurmuşcasına davranışları hep merak konusu olmuş, bilim insanlarının da dikkatini çekmiştir. Bu arada şunu söyleyelim ki, sinek diye küçümsememek gerekir. Dünyamızda bulunan her canlı organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak, kendi tabiatı ve eko sistemi içinde, insana bir faydası vardır.

Vücutlarının hacimlerine oranla, sinekler ağır sayılmazlar ve onları yere çeken güç pek önemli değildir. Bu güce karşı gelen tuzlar ayrıca yapıştırıcı, yağlı bir madde salgılarlar. Sinekler ayaklarındaki bu yüzlerce vantuz ve salgıları sayesinde her türlü yüzeyde gezinebilirler. Ancak yüzeyin yağ çözücü, örneğin solvent gibi bir madde ile kaplanmamış olması gerekir. Sinekler tavanda yürürken, altı bacaklarından ikisi hareketlidir. Diğer dört bacak daima sabit durumdadır.

Karıncalarda ise durum biraz farklıdır. Ortalama bir karıncanın vücudunun hacmine göre ağırlığı, sineğe nazaran daha fazladır. Hatta toprakta yaşayan bazı türleri düz bir zemine bile tırmanamazlar. Evlerimize giren küçük karıncalar, çok hafif olduklarından duvarlarda yürüyebilirler.

Belki böyle şeyler ilginizi çekmiyor olabilir ama, asıl merak edilen konu sineklerin tavanda nasıl yürüyebildiklerinden çok oraya nasıl konduklarıdır. Öyle ya, başı yukarıda, ayakları aşağıda uçan bir sineğin tepetakla konabilmesi için bir yerde takla atması, uçuş konumunu değiştirmesi gerekir, ama nerede, ne zaman ve nasıl?

Uzun süre inanılan teoriye göre, sinekler tam konma anında, yuvarlanan bir varil gibi yandan yarım dönüş yapıyorlardı. Bu teorinin yanlış olduğu, ancak yüksek süratli, saniyede birçok film çekebilen kameralar sayesinde ortaya çıktı ve sineklerin bir sırrı daha açığa kavuştu.

Çekilen filmlerden görüldü ki, sinekler tavana konarken yandan değil, sirklerdeki trapezciler gibi geriye yarım ters takla atmaktadırlar. Tavana yaklaşınca, ön ayaklarını başlarının üzerine çekerek ters dönmekte ve tavana önce ön ayakları ile dokunmaktadırlar. Sonra sıra ile diğer ayaklarını da koyarak vücutlarının tavanda tutunmasını sağlamaktadırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontier. border. frontier. borderline. boundary. limit. borderland. bound. bourn. bourne. butting. circumscription. compass. confine. deadline. line of demarcation. extreme. extremity. limitation. march. pale. purlieu. skirting. stint. verge. waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of three sea nymphs, or, according to some writers, of two, said to frequent an island near the coast of Italy, and to sing with such sweetness that they lured mariners to destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

File compressed in the StuffIt format commonly used on Macintosh computers See also: hqx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik) Küreği tersine kullanarak kayığı geriye ve kıça doğru yürütme: Siya etmek, siya. Siya kürek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrol döküntüsü, petrol kuyusu veya orman yangını gibi nedenlerle atmosfere dağılan kurumun yağışla yeryüzüne inmesi. SU KİRLİLİĞİ: Suyun yararlı kullanımını etkileyecek miktarlarda kimyasal, fiziksel ya da biyolojik maddelerin katılmasıyla kalitesinin bozulması. Su kirlenmesinin en yaygın kaynakları; yetersiz evsel atık su arıtma tesisleri, endüstriyel atıkların boşaltılması, yüzeysel akış, madencilik faaliyetleri ve sulamadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ince, ince uzun; zayıf, kuvvetsiz, narin; az, yetersiz, ancak yetişecek kadar. slenderly z. ince uzun olarak; kuvvetsizce. slenderness i. kuvvetsizlik, incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-mer, -mest) ince, uzun yapılı; zayıf; yetersiz, cüzi. slim'ly z. ince olarak. slim'ness i. incelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Serial Line Internet Protocol is a communications protocol used by TCP/IP routers and PCs to connect your computer to the Internet using a telephone line SLIP has been pretty much replaced by PPP Back to Top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The acronym for Serial Line Internet Protocol, SLIP refers to a method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet without having to connect to a host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol As with PPP, SLIP is a method to connect computers to the Internet, but it is older and less reliable than PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol SLIP refers to a method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet without having to connect to a host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol A method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet SLIP is not supported at MHC See also: PPP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Serial Line Internet Protocol, SLIP refers to a method of Internet connection that enables computers to use phone lines and a modem to connect to the Internet without having to connect to a host.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. köpek gibi hırlamak; ters veya kaba konuşmak; i. hırlama, köpek hırlaması; ters laf. snarly s. hırlamaya hazır, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. ters ve kısa; kibirli, kurumlu; parça halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. canlı, hararetli; ters, huysuz. Make it snappy! Çabuk ol!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. enfiye gibi; enfiye çeken; pis kokan; huysuz, ters. snuffiness i. pis kokma; huysuzluk, terslik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street boy. guttersnipe. street arab. urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monetary unit in Ironrealm, now used heavily via electronic methods, such as credit, but originally copper coins about the size of quarters with the image of a rising engraved into the surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A SOMA with parameters is a semi-Latin square with these parameters having the further property that the sets of entries in different cells of the array have at most one symbol in common. cell body; the part of the neuron that contains the cell's nucleus

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Word is derived from 'sound navigation and ranging ' It describes a devise that transmits frequency sound waves in water and registers the vibrations reflected back from an object It is used in detecting objects such as submarines, locating schools of fis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The letters signified by the signal prescribed by the International Radiotelegraphic Convention of 1912 for use by ships in distress. an internationally recognized distress signal in radio code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standard Organizational Structure refers to the projects-based organizational structure that a 1994 directive from Corps of Engineers Headquarters required all Corps Operations Divisions nationwide to adopt. 1 Same Old Stuff 2 Help!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

International distress signal The letters do not stand for anything, such as 'save our souls,' they are simply very distinctive and easy to remember in Morse code Replaced the more awkward CQD In voice communication, 'Mayday' is used instead See also Mayd

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f., i. ekşi; ters, huysuz, hırçın, titiz; (eski) tatsız; asitli (toprak); acı, acıklı; f. ekşitmek, ekşimek; kesilmek, bozulmak; i. ekşi şey; ekşi içki; asit mahlülü ile yıkama. sour cherry vişne. sour cream ekşi krema, smetane. sour grapes ulaşıl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An implement shaped like a knife, flat, thin, and somewhat flexible, used for spreading paints, fine plasters, drugs in compounding prescriptions, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small implement with a broad, flat, flexible balde that is used to mix plasters, elastomers and similar substances Artists' spatulas are usually finer and more flexible, while cement spatulas are stouter and stiffer. Ground and polished fingers of soft

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. dalak; terslik, huysuzluk; garaz, kin; eski melankoli. spleeny s. ters, huysuz, titiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters huysuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dalağa ait; ters huylu, aksi, titiz; i. titiz veya ters huylu kimse. splenetical s. dalakla ilgili; aksi, huysuz, ters. splenetically z. dalakla ilgili olarak; aksilik ederek, huysuzlanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systeme Pour l'Observation de la Terre French, polar-orbiting Earth observation satellite with ground resolution of 10 meters SPOT images are available commercially and are intended for such purposes as environmental research and monitoring, ecology manag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shortest cross-country race, usually 1 5 kilometers, in which any style of skiing is allowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprinter , sprinters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classification of network technology defined by a network which consists of a central element attached to its client computers via wires leading out from the central element A LAN that consists of a number of computers each directly attached to an ATM s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network configuration in which all computers and devices are connected by direct cables to a central hub. a ball of gas which radiates energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. açlıktan ölüm derecesine gelen çocuk veya hayvan; s. aç, aç kalmış, çok yoksul, perişan; yetersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jitters. state. stress. tension. the jitters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. somurtkan, asık yüzlü, suratlı; ters, huysuz, melankolik, yüzü gülmez; kasvetli; için için kaynayan. sullenly z. somurtarak, asık yüzle. sullenness i. somurtkanlık, asık yüzlülük; kasvet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yaşlılık veya yetersizlik sebebiyle işten çıkarmak, emekliye ayırmak; geçersiz diye çıkarmak. superannuated s. emekli; eskimiş; kullanılmaz hale gelmiş; modası geçmiş. superannua'tion i. emeklilik; emekli maaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the sections or chapters of the Koran, which are one hundred and fourteen in number. one of the sections in the Koran; 'the Quran is divided in 114 suras'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic word for a chapter - used for designating the chapters of the Holy Quran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 114 chapters of the Qur'an Where I have quoted the Qur'an in this writeup, I have used the suras from the Pickthall translation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, haşin, aksi, kaba, asık yüzlü. surlily z. kabaca, terslikle. surliness i. terslik, aksilik, kabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Yüzleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her İkisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small table. 1 A stone or metal plate or bounded surface to carry words, letters, emblems, or carvings 2 A coping stone set flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. plank. batters. wooden. industrial arts. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Text telephone: a service that permit two people who are logged in to host computers to engage in a split-screen 'conversation,' in which what one user types is presented on the top half of both screens while the other user's typing is presented on the bo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protocol which allows two people on remote computers to communicate in real-time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protocol which allows two people on remote computers to communicate in a real-time fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huysuzluk nöbeti, aksilik, terslik fly. into a tantrum. hiddetten ter ter tepinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşi, mayhoş; ters, keskin, acı. tart'ly z. terslikle; ekşice .tart'ness i. ekşilik; keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşice; tersçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweet. agreeable. amiable. beautiful. blancmange. delightful. dulcet. fruity. honeyed. honied. luscious. mellifluent. mellifluous. mellow. pleasant. saccharine. sapid. smooth. soft. suave. subtile. subtle. sugary. toothsome. dessert. sweeties. afters. app

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Yağ eritilip balık ve köfte gibi şeyler kızartmaya mahsus yassı ve uzun kulplu mutfak Aleti. 2.Tavada pişmiş yemek: Ciğer tavası, balık tavası.

3.Bazı madenlerin eritildiği uzun saplı Alet: Kurşun tavası.

4.Kireç karıştırmakta kullanılan büyük tekne: Kireç tavası.

5.Tuzlada deniz suyunu çeken eleklerin herbiri: Tuz tavası.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fryer. frier. pan. broiler. skillet. frying pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pan. skillet. frying pan. fried food. fry-pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frying pan. skillet. frypan. spider. cast iron frying pan. fried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aks» dan). Tersine dönme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının ‘5’ tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkıntı en ortadaki tuşu el yordamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede ‘F’ ve ‘J’ ya da ‘A’ ve ‘K’ tuşlarında da böyle birer çıkıntı olduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar da klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada l, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam ters şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun başlangıcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde ‘l’ ve ‘0’ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde ‘Q’ ve ‘Z’ harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere l ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer l tuşunun üzerinde de harfler olsa idi, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

‘O’ ise bilindiği gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefonlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu ‘O’ tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koyamayınca, geriye kalan 8 tuşa 24 harf yerleştirilebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan ‘Q’ ve ‘Z’ harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

Şimdiki cep telefonlarında’ l’ ve ‘0’ın üzerinde hala harf yok ama teknolojinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden ‘Q’ 7 tuşunda, ‘Z’ ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının “5” tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkntı en ortadaki tuşu el yoprdamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede “F” ve “J” ya da “A” ve “K” tuşlarında da böyle birer çıkntı lduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada 1, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam tersi şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun baçlangcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde “1” ve “0”ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde “Q” ve “Z” harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere 1 ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer 1 tuşunun üzerinde de harfler olsaydı, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

“0” ise bilindiğ gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefnlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu “0” tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koymayınca, geriye kalan sekiz tuşa 24 harf yerleştirebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan “Q” ve “Z” harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

İimdiki cep telefonlarında “1” ve “0”ın üzerinde hala harf yok ama teknolijinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden “Q” 7 tuşuna, “Z” ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .terslik, huysuzluk; mizaç, huy, tabiat; kıvam, karar, terkip; tav, bir maddenin sertlik derecesi; bir şeyin aslını değiştirmek için karıştırılan şey. lose one's temper hiddetlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşte yemek pişirmeye mahsus madenî kap. Dökme tencere = Demirden yapılmışı. Toprak tencere = Güveç. Tencere haviyici = Et, sebze, baharat vesaire. Tencere kebabı = Bir çeşit et yemeği. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş = Biribirine uygun iki arkadaş veya karı koca hakkında alay yoluyla söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucepan. cooker. stewpot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. saucepan. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saucepan. saucépot. stewpan or stewpot. casserole. kettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpreting. being an interpreter. position of interpreters. translatorship. interpretership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A town lying at the end of a railroad; more properly called a terminus. station where transport vehicles load or unload passengers or goods a contact on an electrical device at which electric current enters or leaves electronic equipment consisting of a d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that provides a keyboard and display screen Characters typed at the keyboard are transferred to a host computer system, and characters sent from the host system are displayed on the screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device connected to a computer network that acts as a point for entry or retrieval of information Personal computers can be made to act as network terminals, by running terminal emulation programs. station where transport vehicles load or unload passeng

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) I. Yüzün zıddı, arka.

2.Bir Aletin kesmeyen tarafı, gerisi: Kılıcın, baltanın tersi,

3.Bir şeyin aşağıdan yukarıya, geriye öne olan istikameti. Ar. aks, hilâf.

4.Bazı hayvanların pisliği: Pire tersi, sinek tersi. 5.Yüzü arka ve arkası yüz olacak surette dönmüş: Ters kürk, ters pantolon

6.Doğru olmayan, doğru gitmeyen: Ters yol, ters yazı.Zıd, aykırı. Ters iş.Fena, aksi, uğursuz: Ticarete başladı, fakat işi ters gitti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse. inverted. inverse. upside-down. backward. adverse. wrong. opposite. opposing. bad-tempered. cranky. grumpy. unfavorable. unfavourable. acrimonious. agley. amiss. awkward. awry. bloody-minded. churlish. contradictory. contrary. converse. coun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse. inverted. inverse. upside-down. backward. adverse. wrong. opposite. opposing. bad-tempered. cranky. grumpy. unfavorable. unfavourable. acrimonious. agley. amiss. awkward. awry. bloody-minded. churlish. contradictory. contrary. converse. coun. ali

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverse. reverse. converse. reverse of sth. back of sth. opposite or other side. edge. or end. inverse or opposite of sth. blunt edge. abrupt. acerbic. adverse. amiss. anti. awry. bloody minded. brusque. churlish. contrary. counter. crabbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترس] korku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında, kaçış noktasının betilerin ardında ve ufuk çizgisi üzerinde değil, betilerle seyirci arasında yer aldığı perspektif türü. Böyle bir perspektifte betilerin seyirciye göre daha uzakta olan kesimleri küçük görüneceklerine, aksine daha irileşirler. Bu nedenle betimlenen nesneler gerçektekinin tam tersi bir görünümde resmedilmişlerdir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. tersana

gemilik

Gemi yapılan yer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kısa ve özlü (söz), veciz. terse'ly (z.) kısa ve öz olarak. terse'ness (i.) kısa oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( (.). ). Tersine dönmüş olan şeyin hâli. 2.Doğru olmayış, eğrilik.

3.Zıddiyet, muhalefet: Bu işin tersliği. 4.Fenalık, uğursuzluk Ticarete başladı, fa kat işinde bir terslik var.

5.Kötü tabiat, huysuzluk, sertlik.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters, hırçın, sinirli, alıngan, huysuz. testily (z.) hırçınlıkla. testiness (i.) terslik, hırçınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.inek tersi: Tezekle sıvanmış duvar: Tezek tütsüsü.

2.Odunu kıt yerlerde yakacak olarak kullanılmak için kurutulmuş samanla karışık fışkı kalıbı.

3.Büyük parça şeklinde sapan veya belden çıkmış toprak: Tarlanın tezeklerini kırmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.inek tersiyle sıvanmış, tezeğe bulanmış: Tezekli duvar.

2.mec. Sert: Tezekli hava.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (-ner, -nest) ince; seyrek; hafif, sulu; soluk, cansız; zayıf; cılız, çelimsiz, kuvvetsiz; eksik, yetersiz. disappear into thin air yok olmak; toz olmak. out of thin air hiç yoktan, havadan. My patience has worn thin. Sabrım tükendi. His anger wa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In solmization, the seventh degree of the major scale Also called the leading tone. - A non-profit organization governed by a Board of Directors elected by the membership The first Toastmasters club was established on October 22, 1924, in Santa Ana, Calif

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after-shave. aftershave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Afyon kullanmaya alışmış, afyonkeş.

2.Keyif verici şeyler kullanmaya alışık: Kahve tiryakisi. 3.mec. Huysuz, ters, titiz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A satellite of Saturn orbiting at a mean distance of 1,222,000 kilometers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) kötü mayalı, karaktersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in laserprinters, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A colored powder or liquid used to print onto various materials on non-impact printers, such as electrostatics, and contains a colorant, an electrostatic thermoplastic, charge control agent, and often a magnetic material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A very fine powder bonded to iron particles used to generate images in laser printers Comprised primarily of iron oxide and plastic resin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ultrafine colored plastic powder used in laser printers and photocopiers to produce the image on paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer Related terms: Laser printer, Printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dry ink powder which has been electrically charged Used in printers, fax machines and copiers Generally, the image is translated into bit mapped charges of the opposite polarity on a special drum in the printer The toner is attracted to the charged area

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specially formulated powdered ink used in laser printers It is stored in a disposable or refillable cartridge in the printer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vortex of rapidly moving air associated with some severe thunderstorms Winds within the tornado funnel may exceed 600 kilometers per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent storm where various natural forces cause a strong circular wind that can reach over 300 miles per hour Like some natural disasters, they are unpredictable and unpreventable, and they cause indiscriminate damage, so they tend to not cause a dimin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.).

1.Geminin geri geri gitmesi; bu maksatla pervanesini ters yönde çevirmesi. 2.mec. Ters yüz etme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leggings. shinguard. gaiter. legging. gaiters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ters çevirip yerini değiştirmek; sırasını değiştirmek, takdim ve tehir etmek; mat. işaretini değiştirerek denklemin bir tarafından öbür tarafma geçirmek; müz. aktarmak, perdesini degiştirmek transposable s. yeri değiştirilebilir, aktarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set traps for game; to make a business of trapping game; as, to trap for beaver. a device in which something can be caught and penned a light two-wheeled carriage a device to hurl clay pigeons into the air for trapshooters drain consisting of a U-shape

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., geom ikizkenar yamuk (Bazen trapezium ve trapezoid kelimeleri ters anlamda kullanılır). trapezoi'dal s. ikizkenar yamuk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He is represented by poets and painters as having the upper part of his body like that of a man, and the lower part like that of a fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A satellite of Neptune orbiting at a mean distance of 354,000 kilometers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tropisme

biy. yönelim

Bitki, hayvan vb. canlı varlıkların, ışık, ısı, besin gibi türlü uyarıcı sebeplerin etkisi altında, bu uyarıcılara doğru veya tersine yer değiştirmeleri olayı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedirgin, üzgün: meraklı. troubled waters bulanık sular: düzensizlik, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treeless biome mainly in the north polar areas that has long frigid winters and brief summers and where grasses, mosses, lichen, low shrubs, and a few flowering plants survive. [n] a flat or rolling treeless plain found in arctic and subarctic regions,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Treeless arctic or alpine biome characterized by cold, harsh winters, a short growing season, and potential for frost any month of the year; vegetation includes low-growing perennial plants, mosses, and lichens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döndürmek, çevirmek; devrettirmek, altüst etmek; torna tezgâhında biçim vermek; tersyüz etmek; burkmak; biçimini değiştirmek, bozmak, tahvil etmek, değiştirmek; kıvırmak; körletmek; uygulamak, faydalanmak; etmek yapmak; doğrultmak, tevcih etmek, yöne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detention. being under arrest. detention under remand. custody awaiting trial. protective / preventive custody. fetters. imprisonment in the second degree. vigorous imprisonment. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bükmek; sarmak; burmak; burkmak; ters anlam vermek; bükülmek; sarılmak; burulmak; şaşırtmak; helezoni döndürmek; kıvrımlar meydana getirmek; dolambaçlı yönde çevirmek; bozmak; i. bükülme; sarılma; burma; burkulma; ibrişim; burmalı ekmek; bükme,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tertiary sülasi. tersiyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thermoplastic underground feeder and branch circuit cable UHF -- Abbreviation for ultra high frequency, 300 to 3,000 MHz UL -- Abbreviation for Underwriters' Laboratories, a nonprofit, independent organization, which operates a listing service for electri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thermoplastic underground feeder and branch circuit cable UHF -- Abbreviation for ultra high frequency, 300 to 3,000 MHz UL -- Abbreviation for Underwriters' Laboratories, a nonprofit, independent organization, which operates a listing service for electri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çirkin; iğrenç; korkunç; k.dili. ters, huysuz; nahoş; fırtınalı. ugliness i. çirkin veya iğrenç olma. ugly duckling küçüklüğünde çirkin olan fakat sonra gelişip güzelleşen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collective term for Muslim religious scholars. , Islamic scholars. the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the Islamic comm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A college or corporation in Turkey composed of the hierarchy, namely, the imams, or ministers of religion, the muftis, or doctors of law, and the cadis, or administrators of justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That of Turkey alone now has political power; its head is the sheik ul Islam. the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the I

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the body of mullahs who are the interpreters of Islam's sciences and doctrines and laws and the chief guarantors of continuity in the spiritual and intellectual history of the Islamic community.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minding. caring. matters. affairs. matter of importance. concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) altında, altındaki; yetersiz, eksik; aşağısında; ikinci, muavin, yardımcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz yüzündeki akıntıya ters giden dip akıntısı, anafor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşitsiz, eşit olmayan; düzensiz; to (ile) yetersiz; haksız, adalete aykırı; birbirinden farklı, aynı vasıfta olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) unfavourable s. hayırlı olmayan; muisait olmayan; elverişsiz; mahzurlu, zararlı; aksi, ters. unfavorableness i. elverişsizlik. unfavorably z. zararlı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karaktersiz, prensipsiz, ahlaksız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, ters; huysuz; uygunsuz, münasebetsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastery. proficiency. skill. mastership. expertness. art. artfulness. craftsmanship. deftness. dexterity. facility. feat. finesse. hand. handiness. ingeniousness. ingenuity. knack. masterliness. perfection. sleight. subtility. subtlety. virtuosity. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competence. craft. dexterity. diplomacy. facility. feat. finesse. knack. proficiency. savvy. skill. stunt. trick. workmanship. mastery. masterstroke. expertise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ters, aksi, uğursuz, kötü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [واژگون] baş aşağı, tepetakla, tersyüz olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Boşluk, havasızlık anlamında kullanılan ‘vakum’ terimi çoğu kez yanlış anlaşılır. Normal şartlarda, deniz seviyesinde, vücudumuzun her santimetrekaresi üzerinde l kilogram hava basıncı vardır. Parmağınıza l kilogramlık bir yük taksanız zor taşırsınız ama parmağınızın minik bir bozuk para büyüklüğünde olan kısmı üzerinde her zaman bu ağırlık vardır. Bir de bütün vücudun üzerinde olanı düşünün.

Üzerimizdeki atmosfer tabakasının ağırlığının yarattığı bu hayli yüksek basınç altında ezilmeyiz hatta hissetmeyiz bile. Vücudumuz buna göre ayarlanmıştır. Bu basınç biraz artarsa (denize daldığımızda) veya biraz azalırsa (uçakta veya yüksek dağlara çıkıldığı zaman) vücudumuz, kulaklarımız başta olmak üzere bunu hemen algılar.

İşte basıncın, santimetrekareye l kilogram (l 000 gram) olan atmosfer basıncının altına düşmesine vakum denilir. Örneğin santimetrekarede 0,8 kilogramlık (800 gram) bir basınç pratikte atmosfer basıncının ne kadar altında ise o kadar yani l 000-800= 200 milibar vakum olarak ifade edilir.

Vakumda, yani hava basıncı atmosfer basıncından daha düşük olduğunda üzerimizdeki basınç da azalmış yükümüz hafiflemiş olduğuna göre vücudumuz da daha rahat etmez mi? Hayır, tersine. Vücudumuzun iç basıncı atmosfer basıncına göre ayarlıdır. Dışımızdaki basınç düşerse, denge bozulacağından ve iç basıncımız fazla geleceğinden başta damarlarımız olmak üzere tüm organlarımız zarar görebilir, devam etmesi durumunda ise insanı ölüme götürebilir.

Hakiki veya mutlak vakum tam sıfır hava basıncına ulaşmaktır ki, bu pratikte mümkün değildir. Uzayda bile hakiki vakum yoktur. Bir ortamın hakiki yani mutlak vakumda olması için içinde molekül, atom, elektron, ve atomun diğer küçük parçacıklarından hiçbirinin olmaması gerekir. Uzayda ‘neutrinus’ denilen partiküller vardır, bu nedenle uzayda bile hakiki vakum vardır diyemiyoruz. Ancak uzay o kadar büyük, parçacıklar da o kadar küçüktürler ki yüzde 99,9999.... vakumdur diyebiliriz.

Elinize bir şişe alıp havasını boşaltıp, ağzını da sızdırmaz şekilde kapatırsanız şişenin içinde vakum oluşmuştur diyebiliriz. İişenin kapağında bir delik açarsanız dışarıdaki hava derhal içeri hücum eder, içerdeki vakumun yerini alır. O halde dünyamızı çevreleyen hava tabakası niçin uzayın boşluğuna, vakumlu ortamına kaçmıyor?

Örnekteki havanın, şişenin içine dalmasına sebep üzerindeki atmosferik basınçtır. Atmosferde 10 bin metreye çıkıldığında (yolcu uçaklarının normal uçuş yüksekliği) hava basıncı santimetrekarede 0,3 kilograma, 16 bin metrede 0,1 kilograma düşer.

Atmosferin üst katmanlarına gittikçe de hava basıncı sıfıra yaklaşır. Havanın vakumlu ortama kaçmasını yaratacak bir hava basıncı yoktur, bu nedenle uzayın boşluğu hava moleküllerini çekemez, atmosfer tabakamız da uzayın boşluğuna kaçıp gitmez. Tabii dünyanın çekim gücünü de unutmamak lazım.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fan, or to cleanse by fanning; to winnow. a truck with an enclosed cargo space a camper equipped with living quarters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any creative group active in the innovation and application of new concepts and techniques in a given field. the leading units moving at the head of an army. a camper equipped with living quarters. a truck with an enclosed cargo space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ters, uğursuz. Ar. mâkûs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وارون] ters, başaşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وارونه] ters, başaşağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laconic. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short and to the point. pithy. succinct. concise. laconic. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aphorism. saying. epigram. maxim. aphorism özdeyiş. terse saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. tersine, karşılıklı olarak. call black white and vice versa siyaha beyaz ve beyaza siyah demek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A country seat; a country or suburban residence of some pretensions to elegance. pretentious and luxurious country residence with extensive grounds country house in ancient Rome consisting of residential quarters and farm buildings around a courtyard deta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mexican revolutionary leader. detached or semi-detached suburban house. country house in ancient Rome consisting of residential quarters and farm buildings around a courtyard. pretentious and luxurious country residence with extensive grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

team of sharp shooters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged,- ging) i. sallamak; çenesi ötmek; hareket etmek; İng., (argo) okuldan kaçmak; i. sallama. set tongues wagging dile düşürmek. The tail wags the dog dünya tersine dönüyor. the world wags on and we wag with it. Dünya ile birlikte yuvarlanıp gidi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, dik başlı, inatçı, aksi; düzensiz, intizamsız, darmadağınık. waywardly z. inatçılıkla, dik başlılıkla; düzensiz bir şekilde. waywardness i. inatçılık, dik başlılık; düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tekinsiz; esrarengiz, garip, acayip; sihirbazlıkla ilgili; kadere ait; i., iskor, büyü; kader. the Weird Sisters kader tanrıçaları. weird'ly z. tekinsizce. weird'ness i. tekinsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ters yöne; batıdan doğuya; soldan sağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. yaban kedisi; dağ kedisi, vaşak, zool. Lynx; şirret kadın, ters huylu kadın; lokomotif ve tender; rizikolu iş; değeri şüpheli maden ocağı; evvelce verimsiz olan bir sahada bol petrol veren ilk kuyu; s. çürük, rizikolu, sağlam olmayan (iş);

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. kış; soğuk hava; tatsız günler; (şiir) ihtiyarlık; f. kışı geçirmek, kışlamak; kışlatmak; s. kışla ilgili, kışlık. winter cactus subayra, bot. Epiphyllum grandiflora. winter cherry güveyfeneri, bot. Physalis alkekengi. winter quarters kışlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. yavan, sulu, hafif; karaktersiz, renksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vida somunu anahtarı; İngiliz anahtarı; burkutma, burkutuş, burkulma, bükülme, burma, bükme; ayrılış acısı; f. zorla çevirip burmak; burkutarak koparmak; burkutmak; kasten ters anlam vermek. He wrenched his ankle. Ayağını burktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. zorla çevirerek söküp almak; kasten ters mana vermek; aslından uzak bir anlam vermek; zorla elde etmek; i. çevirerek söküp alma; piyano veya harp gibi çalgıları akort etme anahtarı. wrest pin akort ayar mandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. yanlış; haksız; ters; uygunsuz; usule uygun olmayan; bozuk; makbul olmayan; istenilmeyen; ahlaksız; z. yanlış şekilde, yanlış olarak, fena surette; i. günah; hata, kusur; yalan; haksızlık; gadir, zulüm; zarar; sapıklık, yanlış yol; f. hakkı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elbise boynu, elbise veya çamaşırın boyun geçecek ve boynu örtecek yeri: Gömlek yakası, sırmalı yaka, yakası kirli. 2.Kenar, sahil: Deniz yakası. Yakadan atmak = Defetmek, kurtulmak. Yakası açılmadık = Duyulmamış, kullanılmamış. Yakayı ele vermek = Tutulmak, kaçamamak, ele geçmek. Yaka ısırmak = Hayret etmek, şaşmak. İki yakası bir yere gelmez = İşini bilmez, müsrif. Yaka paça = Sürükleyerek. Çalyaka etmek = Şiddetle tutmak, tevkif etmek, yakalamak. Yaka silkmek = Nefret etmek, usanmak. Yakasına yapışmak = Yakalamak. Yakayı kurtarmak = Kurtulmak, sıyrılmak. Yaka yırtık = Boynu etrafında bir sıra ters tüyleri olup uğursuz sayılan at. Yakayı ele vermek Yakalanmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strand. shore. beach. bank. waterside residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shore. strand. beach. bank. waterside house or mansion. coast. brink. seaside. water front. sea coast. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Tabiatta evini yapan arı, kayalara ve gemilerin altındaki kesimlerine tutunan midye gibi çok iyi yapıştırıcı üreten canlıların sayısı az değildir.

Yapıştırıcıların hikayesi tarih öncesi çağlara kadar uzanıyor. Mağara duvarlarına resim benzeri şekiller yapan atalarımız bunları duvarlara yumurta akı, kurumuş kan ve su bitkilerinin özleriyle sabitliyorlardı.

Sonraları, milattan önce 3500 yıllarından başlayarak eski Mısırlılar ve Sümerler hayvan derilerini ve kemiklerini kaynatarak daha sağlam yapıştırıcılar yapmayı öğrendiler. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yapıyorlar. 250 temel maddeden binin çok üstünde özel türler üretiyorlar.

Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olmaları gerekmektedir.

Aslında iki maddeyi birbirlerine ideal bir şekilde yaklaştırabilsek yapıştırıcı bile kullanmadan birbirlerine yapışabilirler. Her iki maddenin yüzeylerindeki atomların farklı kutupları birbirlerini çekerler. Pratikte ise bu oluşumu sağlamak mümkün değildir.

Atomların birbirlerini çekebilmeleri için iki cismin yüzeyleri arasındaki mesafenin milimetrenin 10 milyonda birini geçmemesi gerekir. Oysa son derecede pürüzsüz olarak görülen bir cismin bile yüzeyinde milimetrenin on binde dördü kadar yükseklikte girinti ve çıkıntılar vardır.

Bu durumda her iki malzeme aynı cins olsalar bile yüzeyleri hiçbir zaman ideal düzlükte olamayacağından, aradaki boşlukları doldurmak, en fazla miktarda bağ oluşturarak moleküllerin birleşmesini sağlamak için araya bir yapıştırıcı gerekir.

Yapıştırıcının akıcı ancak kuruduğunda katılaşıp kolay kolay kopmayacak özellikte, yüzeylerin ıslanabilir, tamamen temiz toz ve yağdan tamamen arındırılmış olmaları gerekmektedir. Peki nasıl oluyor da bu kadar güçlü olan yapıştırıcılar tüpün içinde tüpe yapışmadan durabiliyorlar?

Bir çok yapıştırıcının içinde iki tür katkı malzemesi vardır. Biri yapıştırıcı sıvının moleküllerini birleşmeye zorlar, stabilizer denilen diğeri de tersi. Tüpün içinde bunlar bir halatı birer ucundan çeken iki kişi gibidirler. Tüpün iç yüzeyi tamamen nötr olduğundan biri diğerine üstün gelemez, denge halindedirler. Yapıştırıcı tüpten çıkınca havadaki nem stabilizer kısmının etkinliğini yok eder, yapıştırıcı sertleşir ve sürüldüğü yere yapışır.

Yapıştırılacak yüzeylere yapıştırıcıdan ince bir tabaka sürülmesi tavsiye edilir çünkü fazlası yapıştırıcının kendi içinde bağlar oluşturup sertleşmesine yol açar.

Tüpün kapağı açıldıktan sonra ağız kısmında görülen ve tüpün kullanılması için delinen sızdırmaz kısım da yapıştırıcının hava ve nem alıp tüpün içine yapışmaması için alınmış bir tedbirdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada dokuz yüz değişik yarasa çeşidi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydaları dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde üç yüz böcek yiyebilir. Muz, avakado gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

İimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi il ebu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.

Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chappy. cloven. split. breach. chap. chink. cleft. cranny. crevasse. crevice. cut. fissure. gash. hiatus. incision. interstice. rent. rift. scissure. shake. slit. slot. split. tear. vent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author. composer. contributor. man of letters. novelist. penman. writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author. composer. contributor. man of letters. novelist. penman. writer. contemporary. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correspondence. exchange of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çehre, Ar. vech, Fars. rûy: Yüzü güzel, yüzü çirkin.

2.Satıh, bir şeyin dıştan görünüşü: Yeryüzü.

3.Bir kumaş vesairenin doğru tarafı, ters mukabili: Bu kumaşın yüzü, tersi belli değildir.

4.Elbisenin dış tarafı, astar mukabili: Astarı yüzünden pahalı.

5.Cihet, sebep: Bu yüzden zarar gördü.

6.Cüret, hayâsızlık: Bu adamda ne yüz vardır! Yüz akı, suyu = Namus, Fars. Ab-ı rû: Bu işten yüzümüzün akı ile çıktık. Ekşi yüz = Asık çehre. Yüz ekşitmek = Abusluk etmek, surat asmak. Yüze vurmak = Bir kabahati yapanın yüzüne karşı söyleyip mahcubetmek. Yüzüstü bırakmak = Düzensiz, eksik bir hâlde bırakmak, tamamlamamak. İçyüz. = l.Bir şeyin iç taraftan olan sathı.

2.mec. Bir işin saklı ve gizli olan ciheti, asıl sebep: Meselenin içyüzünü bilmem. Yüze bakmak, yüz yüze bakmak = Karşı karşıya gelince utanacak bir şey olmamak: Birbirimizin yüzüne bakacağız, o adamın yüzüne bakamam, nasıl yüzüne bakayım? Yüzüne bakılmaz =

1.Pek çirkin.

2.Pek güzel, göz kamaştırır. Yüz bulmak = İyi muameleden şımararak ileri varmak. Yüzü pek = Utanmaz, yüzü tutar. Yüz çevirmek = Terk ve feragat etmek, çekinmek, Osm. ictinâb etmek. Yüzünden düşen bin parça olur = Pek abus ve asık yüzlü. Yüztutmak =

1.Utanmamak, yüze karşı söyleyebilmek.

2.Başlamak, Osm. bede ve mübâşeret etmek, bir hâl kazanmaya yaklaşmak: İyileşmeye yüztuttu, harab olmaya yüztutmuş. Yüz tutmamak = Utanmak, yüzüne karşı söyleyememek. Dışyüz = Dış satıh. Yüzkarası = Namussuzluk, Arsızlık. Yüzükoyun = Yüz aşağıya gelecek surette. Yüz yüze gelmek = Karşı karşıya görüşmek. Yüzgörümlüğü = Güveyinin gelini ilk gördüğünde ve sanki yüzünü gördüğüne karşı verdiği hediye. Yüzgöz olmak = LAubâlî olmak, münasebetsiz teklifsizlik. Yüze gülmek = Yapmacık iltifat göstermek. Ne yüzle = Ne cür’etle, nasıl utanmadan: Ne yüzle yine geldi. Yüz vermek = Lüzumundan fazla iltifat veya müsaade edip şımartmak. Yüz yazısı = Köylerde gelinin yüzüne konulan tel, pul ve yapıştırmalar. Yüz yastığı = Baş dayamaya mahsus yumuşak ve yassı yatak yastığı. Yüzü yok = Yaptığı bir iş ve hareketinden dolayı mahcup: Yanınıza gelmeye yüzü yoktur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ZIDD) (i. A.) (e. ezdâd).

1.Bir şeyin aksi, muhalifi: Tatlı, acının zıddıdır.

2.Tabiata muhalif olan şey, ters, aksi İş: Zıddıma gidiyor.

3.Çâre, tedbir: çaresini bulmak.

4.Muhalif, diğer bir şeyin aksi olan: Bu, onun zıddıdır.

5.Hoşlanılmayan, Ar. menfûr, mekruh: Bu iş zıddımdır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Arka arkaya birbirine ters yönde açılar meydana getiren kırık çizgi. Zikzak yapmak = Sık sık sağa sola yol değiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chain. fetter. irons. linkage. sequence. shackle. fetters. series. succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Pumayı bilirsiniz. Hani vahşi kedilerin uzak atalarından. Yaklaşık iki metre uzunluğundaki benekli yırtıcı.

Birçok özelliği ile ünlüdür bu ormanların harika kedisi. Ama en çok ta hızlı ve kıvrak koşusu ile tanınır. Avının peşine düştüğü andan itibaren giderek hızlanan ve vücudunun tüm eklem ve kaslarını ortaya koyan hareketlerini seyretmek bir zevktir. Bu ölüm koşusu bazen pumanın , bazen ise hayatı için koşan kurbanın zaferi ile sonuçlanır.

Peki bir puma avının peşinden ne kadar koşar? İşte ormanların vahşi avcısını uygarlıkların kurucusu insan’a örnek yapacak olanda pumanın bu özelliğidir. Puma avının peşinden sürdürdüğü “ölüm koşusunu” her zaman avının cüssesine göre ayarlar. Yani bir ceylan ele geçirmek için koştuğu süre ile, bir tavşanın peşinden geçirdiği süre asla aynı değildir. Çünkü puma akıllı bir hayvandır ve koşarken harcadığı enerji miktarı, avdan elde edeceği potansiyel enerji miktarını aştığı anda puma koşmaktan vazgeçer. Yenilgiyi kabul edip başka av arar. Bu nedenle ceylanın peşinden fazla, tavşanın peşinden çok daha az koşar.

İşte “aptal puma sendromu” bunun tersini yapan insanların ruh halini ifade etmek için, yani bir tavşanın peşinden yıllarca koşan , sonra da yakaladığı avı bir öğünde bitiren akılsızlar için kullanılır. Başarının sırrı pumalıktan, yani harcanan emek, ulaşılan sonuç ilişkisindeki dengeyi iyi saptamaktan geçiyor.


Genel Bilgi by