Tıb ne demek? | Tıb anlamı nedir? | Tıb

Tıb anlamı nedir?

Tıb ne demek?

Tıb anlamı nedir?

Tıb | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tib

Türkçe Sözlük

(TIBB) (i. A.). Hastaları iyi etme ilmi, hekimlik, tabiblik. Adlî tıp (tıbb-ı adlî) = Hekimliğin adalete yardım eden kolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طيب] güzel koku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sırasıyle.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antibiyotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Birçok mikroplara karşı öldürücü etki yapan aureomycetin, neomycin, penicillin, streptomycin ve terramycin gibi maddelerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic. antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kana dışarıdan giren yabancı cisimlere karşı koyan madde, antikor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tereddüt edilecek nokta, şüpheli olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (nad). yenilebilir; (gen). (çoğ). yiyecek şey, gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıllk, alçak, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). değiştirilebilen herhangi bir şey; üstü açılıp kapanabilen spor araba; (s). değiştirilebilir, tahvili mümkün. convertible bonds tahviii kabil bonolar. convertible money madeni paraya çevrilebilen kâğıt para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yok edilebilir, imhası mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabib). Tabipler, doktorlar, (bk.) Tabip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطبا] doktorlar, tabipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de halk ağzında: HâTİP (i. A.). 1. Camide hutbe okuyan ve bu vazife İle görevli bulunan din adamı ki, bir camideki en yüksek rütbeli görevlidir. 2. Hitâbeti kuvvetli, iyi söz söyliyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطيب] hatip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hitab eden, söz söyleyen. 2.Camide hutbe okuyan. 3.Güzel, düzgün konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

itibarı geri verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cibâyet» ten masdar). 1. Seçip toplama. 2. Tahsildarın vergi ve para tahsil etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den masdar). Yoklayarak ve deneyerek öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «habs» den masdar) (tıp). Tutulma, tutukluluk: lhtibâs-ı bevl = İdrar tutulması. İhtibâs-ı safra vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKTİBAS) (ka ile) (i. A.) (c. iktibâsât). 1. İğreti alma, faydalanma: Iktlbâs-ı maârif. 2. Bir fıkra veya sözü aynen veya mânâca nakil: Hadislerden iktibâs etmiştir. Bu kitabın Ayetlerden Iktibâsâtı çoktur (asıl mânâsı ateş yakmak üzere birinden ateş almak olup, bizce kullanılanı, yukarıdaki mecâzî mânâlarıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation. extract. excerpt. quoting. citation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباس] alıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alıntı yapmak, ödünç almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباسات] alıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Faydalanma yoluyla alarak. 2. Parça alarak: Sâdt’nin Güllstân’ından iktibâsen bazı hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. iltibâsât). Fazla benzeyen şeylerin birbirinden ayrılması için hasıl olan şüphe ve tereddüt. İltibâs oldu. Iltibâsı gidermek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion between two similar things. ambiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التباس] benzerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yanmaz, ateş almaz, tutuşmaz; i. ateş almaz madde. incombustibil'ity i. yanmazlık. in combus'tibly z. ateş almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhakkak; gerçekli, itiraz kabul etmez. incon trovert'ibly z. yadsınamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilemez; madeni paraya çevrilemez (kağıt para). inconvertibly z. değiştirilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, rüşvet kabul etmez; ahlâklı bozulmaz; bozulmaz, çürümez, kokuşmaz. incorruptibil'ity i. dürustlük; bozulmazlık. incorrupt'ibly z. dürüstçe; bozulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazmolunamayan, sindirilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tükenmez, tüketilemez, arkası alınamaz; yorulmaz. inexhaustibly z. bitip tükenmeden, yorulmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’» dan masdar). 1. Basılma, tab’olunma: Resimlerin intibâı. 2. (felsefe). Bir şeyin zihinde duygular vasıtasiyle iz bırakması, Fransızca: impression.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. feeling izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. feeling. imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انطباع] izlenim. 2.basılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İNTIBAH) (i. A.). 1. Uyanma, uyanıklık. 2. Gafletin zıddı, göz açıklığı, ders, ibret olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتباه] uyanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar). Uyma, uygun ve tıpkısı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. adaptation. accommodation izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. adjustment. adaptation. conformation. suitability. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انطباق] uyum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to adjust oneself to. to conform to. adjust oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maladjusted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karşı konulamaz, mukavemet edilemez, çok kuvvetli, çok çekici. irresistibil'ity (i.) karşı konulamama. irresistibly (z.) karşı konulamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan masdar). 1. Bir şeye bağlı ve merbut oluş, bağlanma, ilgi: Kalbî irtibat. 2. Münasebet, birbirini tutma: Bu iki cümle arasında irtibat yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. connection. liaison. concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. communications. connection. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communications. contact. connection link. communication. connection. liaison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتباط] bağlantı, ilişki, ilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphe etmek, Fars. şek: iştibâha yer yoktur. Bî-iştibâh, bilâiştibâh = Şüphesiz, şeksiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتباه] kuşkuya düşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. Helâl ve mubah sayma. 2. Bir kitlenin topluca öldürülmesine göz yumma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sabr’dan masdar). Sabır ve tahammül etme, katlanma, dişi ni sıkıp dayanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصطبار] sabretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedd» den masdar). Kendi başına ve hiçbi nizam ve kanuna tâbî olmaksızın hükmetme, dikta, diktatörlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استبداد] baskı rejimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İstibdadla yapılan, müstebide yakışır şekilde, istibdadla, müstebitçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استبدادکار] baskıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den masdar). Değiştirme, bir şeyi verip yerine diğer bir şey isteme. Osmanlı devrinde müddeti biten erlerin yerine yeni kur’a erleri getirip eskilerine izin verme. Istibdâl neferâtı = Bu şekilde izin alıp giden erler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism despotizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. absolute rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «beka» dan masdar). Beka ve devamını isteme: İstibkay-i teveccühleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. idrardan sonra tenâsül organının temizlenmesi. 2. Nikâhla alınan dul kadının gebe olmadığına inanmak için bir Adet görünceye kadar yaklaşmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Müjde alma, bir haber alıp sevinme. Bir haberi müjde gibi kabûl etme: Avrupa’dan İstanbul’a gelişinizi istibşâr ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A. masdar). Uzak sayma, ihtimal vermeyiş, yakıştırmama: O adam için böyle bir hareket istib’Ad sayılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استبعاد] uzak görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİBAR) (i. A. «ubûr» dan masdar) (c. İtibârât). 1. Ehemmiyet verme: Halk şairleri kafiyeye o kadar itibar etmezler. 2. Hürmet, saygı, riâyet: Kendisine çok itibar ederler. 3. Ticarette birinin sözüne ve imzasına olunan emniyet ve itimat: izmir’de itibarı vardır: İtibarlı tüccarlardandır. 4. Şeref, haysiyet: Namus ve itibar sahibidir. 5. Bir zamandan başlayarak sayma: Mart başlarından itibar edeceğiz. 6. Gerçek olmayarak bir şeye verilen değer, farazî kıymet: Doların itibârı 9 lira ise de gerçek değeri daha fazladır. 7. Farz, takdir: Her tavuk senede yüz yumurta yumurtlamak itibariyle yirmi tavuktan iki bin yumurta alınır. 8. İbret alma, bir kötü hareketin kötü neticesini görerek ders alma (Arapça’da esil mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılır). Havlle-i semi itibâr etmek = Ehemmiyet vermek, kulak asmak. İtibardan düşmek = İtibarını kaybetmek, artık muteber ve makbûl olmamak. Sâhib-I itibâr = İtibar sahibi, Ar. mûteber. Nazar-ı itibâra almak = Ehemmiyet vermek, makbûl tutmak. İtibariyle — Farzederek. c. İtibârât = Faraziyeler: Itibârâtla uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. esteem. consideration. dignity. prestige. importance. regard. standing. effectiveness. respectability. altitude. ascendancy. ascendency. authority. eminence. eminency. estimation. face. odor. odour. reputation. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. credit. esteem. face. honour. prestige. regard. repute. value. eminence. consideration. credit kredi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. regard. esteem. credit. ascendance. authority. dignity. eminence. esteem n. estimation. honour. importance. kudas. note. odour. prestige. reputation. repute. respect. respectability. value. vogue. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبار] saygınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirmek, dikkate almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başlayarak: Hazirandan itibaren beş ayda; bugünden itibaren derslerin proğramı değişecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. as from. upwards. upward. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. beginning from. dating from. as from. as of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning from. as from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبارا] –den beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İtibâriyye). Gerçek ve fiilî olmayan, farazi olan: Doların gerçek değeri ile İtibârî değeri arasındaki fark; bu bir emr-l İtibârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiduciary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. nominal saymaca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اعتباری] göz kararı. 2.var sayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmet, saygı, şeref ve haysiyet sahibi, itibarı olan, sayılan: İtibarlı adam, tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. valued. trusted. influential. bill. draft acceptable. redeemable. having a good credit rating. estimable adj. fiduciary. hono u rable. important. prestigious. reputable. reputed. weighty. well- reputed. well thought of. worthy of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. itibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unesteemed. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of esteem. discredit. disrepute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «teba’»dan masdar). Uyma, tâbî olma, birinin söz, mezhep veya mesleğine uyma, Ar. imtisâl, iktidâ, iktifâ: imâm-ı Azam’a ittibâ edenler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباع] uyma, izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak, izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Uyarak, yolundan giderek: Onun sözüne ittibâen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباعا] uyarak, izleyerek, ardından giderek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAtip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاتب] yazıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yazıcı. Bir kuruluşta yazı işleriyle vazifeli kimse, sekret(Erkek İsmi) 2.Osmanlı devletinde divanın resmi yazılarını yazan vazifeli. 3.Devlet memuru. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır. - Katib Çelebi 1609-1658 yıllan arasında yaşamış ünlü bilgin. En mühim eseri Keşfü’z-Zünun’dur

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel ve iyi kaleme alınmış, Osm. münşîyâne: Kâtibâne ifade, bir tarz-ı kâtibânede. Eski yazı usûlüne uygun: Kâtibâne yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bütün, hep, cümle: Katıbe-i ahvâlde emr-ü fermân hazret-i menlehül-emrindir (Osmanlı devrinde padişaha yazılan yazıların son cümlesi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Katib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A ). 1. Hepsi, cümleten, kâffeten, alelumum: Onlar katıbeten bu düşüncededirler. 2. Aslâ, hiç: Kat’a ve katıbeten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاطبة] asla, kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشتيبان] kaptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ketâib). Arapça’ da yüzden bine kadar süvariden mürekkep birliğe denilirse de, dilimizde umumiyetle asker mânâsıyle kullanılır (Arapça’da mektup, emirnâme, diploma gibi mânâları da vardır, bizde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ketîbe = asker, Fars. perverden = beslemek). Asker besleyip yetiştiren, askere iyi bakan: Şehenşâh-ı ketîbe-perver.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convertibilité

ekon. çevrilgenlik

Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convertible

ekon. çevrilgen

Serbestçe dövize çevrilebilen (para).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekteb). Mektepler, (bk.) Mektep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mektûb). Mektuplar, (bk.) Mektup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتيب] mektuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب] okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عاليه] yüksekokullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عسکریه] askerî okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mertebe). Mertebeler, dereceler, (bk.) Mertebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراتب] rütbeler, mertebeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «itab» if. müfeâlı) (mü. müâtibe). İtâb eden, çıkışan, tekdtr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıtâb» dan if.) (mü. muhatıba). Birine söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketb.den İf.) Biriyle mektuplaşan, sık sık yazan, muhaberede bulunan: Orada bir mükâtibim vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kutb» dan if.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Işıkların bazı şeffaf yüzeylerden geçerken aldıkları şekilleri belirtmeye mahsus Alet, Osm. mıkyâs-ı Istiktâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «retb»den if.) (mü. müterettibe). 1. Sıralanmış, sıra ve düzene girmiş. 2. Ait olan, düşen: Bana mürettib görevle. 3. Doğan, netice: ihmalden müterettlb yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتب] dizgici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Nominal/Face Value)

Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise, vade sonunda ödenecek değerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پشتيبان] destek. 2.destek veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaş ve nemli (Ar. aslı: ratîb).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راطب] nemli, rutubetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sıralayan, düzenleyen (kimse). 2.Sabit, sağlam, yerleşmiş. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راتبه] aylık, maaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ratib).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı konulabilir, dayanılabilir, mukavemet edilebilir. resistibil'ity i. mukavemet kuvveti, dayanma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Satı).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سرکاتب] başkâtip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلسلهء مراتب] hiyerarşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden hükümdar vs. nin yanında çalışan hususi kâtip.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. antimon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teklif edilebilir; kolaylıkla tesir altında kalan. suggestibility i. kolaylıkla tesir altında kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas; alıngan; kolay aşık olan, şıpsevdi. susceptibil'ity, susceptibleness i. hassasiyet, alınganlık. susceptibly z. hissedilir derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ratab» dan). Rütûbetlendirme, ıslatma, ıslatılma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden düşülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketebe» den). Yazdırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tertip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترتيب] dizme. 2.düzen. 3.hazırlama, düzenleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlanmak, düzenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlamak, düzenlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. kerde = edilmiş). Tertip ve tanzim edilmiş, kurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. sahten = yapmak). Tertip edici, tertiple uğraşan, tertipçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tertip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting. gear. setup. arrangement. disposition. apparatus. installation. arrangements. dispositions. appliances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setup. the manner in which sth is organized. disposition of troops. mechanism. apparatus. system. appliance. contrivance. gear. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترتيبات] düzenlemeler, düzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dizgi için mat baaya verilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rütûb»dan) 1. Sıralama, sırasına koyma, dizme, tanzim, 2. Ayrı parçalan bir yere getirip terkip ve teşkil etme. Sanatkârları toplayıp bir fasıl tertip etmiş. 3. Usul, nizam, tarz: Bu tertip üzre. 4. Takım, sınıf, fasıl: Tah villerin birinci, ikinci tertibi. 5.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tıb = hekimlik, Fars. hâne = ev, yer). Tıbbî işler idarehanesi, tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiat, yaradılış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kitap vesaire basma işi, matbaacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Aşçılık, yemek pişirmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Debbağ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طب] tıp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıb bakımından, tıbba uygun olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medically. in medical terms. for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tıbbiyye). Tıbla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical. surgical. medicinal. aesculapian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical. medicinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical. medicine. medical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبی] tıp ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical school. school of medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيه] tıp fakültesi, tıp okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., mekteb-i fünûn-ı tıbbiyye’den kısaltma). Üniversitelerin hekim yetiştiren kısmı, tıp fakültesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). 1. Orta Asya’da büyük bir yayla. 2. Buraya mahsus keçilerin yumuşak ve nefis kılından yapılma bez (bu mânâ ile halk dilinde: dibet).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thibet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibet. tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Asian country under the control of China; located in the Himalayas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Asian country under the control of China; located in the Himalayas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tibet. Tibettan s., i. Tibetli; i. Tibet dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çin’in batısında bağımsız bir bölge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -ae) anat. kaval kemiği, incik kemiği; hayvanın kaval kemiğinden yapılan eski bir çeşit flüt. tibial s. kaval kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir şeyin uygunu, çok benzeri. 2. Ayniyle, tamamıyle, büsbütün benzer ve uygun olarak: Tıbkı bunun gibi yazabilir misiniz? Tıbkı emriniz üzre hareket ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «tıbk» dan imen.). 1. Aynı, tamamıyle, benzer ve uyar olan: Tıpkısını yapamadım, tıpkısını buldum. 2. Ayniyle, tamamıyle: Tıbkı vücuduna geldi, tıbkı ölçüsü alınmış gibi geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toz halinde altın veya altın külçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Açık ifade ve beyan etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. giriş, antre; trende vagonlar arasındaki kapalı geçit; anat. kanal; dehliz; f. antre veya dehliz yapmak; vagonlan kapalı geçitlerle birleştirmek. vestibuled s. kapalı geçitleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by