Tıb-hane ne demek? | Tıb-hane anlamı nedir? | Tıb-hane

Tıb-hane anlamı nedir?

Tıb-hane ne demek?

Tıb-hane anlamı nedir?

Tıb-hane | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tib hane

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tıb = hekimlik, Fars. hâne = ev, yer). Tıbbî işler idarehanesi, tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (Abdest-hâne = Abdest evi). 1. Abdest almaya ve el, yüz yıkamaya mahsus musluklu ve kurnalı yer. 2. Abdest bozacak yer, ayakyolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدستخانه] tuvalet. 2.abdest alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sırasıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hastaların ameliyat edildiği oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. theater. theatre. operating theater. operating theatre. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatre. operating theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. operating theater. operating theatre. operating theater theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antibiyotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Birçok mikroplara karşı öldürücü etki yapan aureomycetin, neomycin, penicillin, streptomycin ve terramycin gibi maddelerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic. antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kana dışarıdan giren yabancı cisimlere karşı koyan madde, antikor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir veya birkaç arslanın vesair yırtıcı hayvanların konulup saklandığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup kitchen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشخانه] mutfak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş yanan yer, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very learned person. walking dictionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Galatı: Babullâne). Eskiden Babil şehri gibi fuhuş yeri olan fâhişeler mahalli, fuhuşhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Bahane, vesile, sebep: Falan hususu yakınlık göstermeye bahane ittihaz ettim. 2. Asılsız özür, sahte itizar: İşine devam etmemek için bahane arıyor; ecel geldi baş ağrısı bahane. Bîbahane = Kusursuz, noksansız, özürsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. cover. pretext. allegation. blind. cavil. cloak. cop-out. evasion. guise. peg. plea. pretence. putoff. rise. salvo. shift. stalking-horse. subterfuge. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. shift. stall. subterfuge. put-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuse. pretext. blind excuse. cloak. cop- out. cover. poor excuse. handle. stalking horse. idle pretext. peg. pretense. professed excuse. put off. rationalization. slim evidence. subterfuge. thin excuse. veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهانه] bahane. 2.sebep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهانه جو] bahaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakkal dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالاخانه] tavan arası, çatı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Balık saklamaya mahsus büyük depo. 2. Vaktiyle balık avcılığı emininin idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centre for the marketing and taxation of fish. fish market. fishstore. fishhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Yük yeri. 2. Yolcu eşyası indirilecek ve saklanacak yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Barut imal olunan yer, barut fabrikası 2. Barutun konulup saklandığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gunpowder factory. powder magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Basma yeri, matbaa. Ar. dâr-üt-tab’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devam eden akılsızları soymaya ve bazan büsbütün mahvetmeye mahsus kumarhane ve fuhuş yeri: Orası Adî bir batakhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. gambling den. den of thieves. den of vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Eski nezâket dilinde) köle evi, kulunuzun evi yani evim, bizim ev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنده خانه] benim evim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Barhâne). Büyük ve muntazam olmayan konak ve daire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخانه] harap vaziyetteki ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Şüphesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawmill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawmill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hastane, Ar. Dar-üş-şifâ, Fars. bîmâristân. 2. Tımarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J.) Bira içmeye mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. beer house. public house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyacı dükkânı veya fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyehouse. dye-works. paint-works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye works. dyeing plant. dyehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye-house. dyer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scullery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari’dir. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(BUZ-HANE) (i.) (Türk çe: Buz, Farsça: Hâne). Yaz için kıştan buz saklanılan veya makine ile buz yapılan yer, buzluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بت خانه] puthane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nezaket ve tevazu tâbiri: Kul ve bendenin yani konuşan şahsın evi, bende-hane, fakir-hâne: Çâkerhâneyi teşrif buyurursanız...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cam fabrikası, atölyesi, cam imal edilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamaya mahsus yer: Bu evin çamaşırhanesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry. launderette. coin-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launderette. laundry. wash. washhouse. laundrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAN-BAZ-HANE) (i. F.). Cambazların temsil verdikleri tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tereddüt edilecek nokta, şüpheli olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). içilmek üzere demli çay satışı yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teahouse. tea- room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç yüz kantar ağırlığında çekiçleri havi fabrika. Çeşitli çekiçl

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). selofan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «cebehâne). 1. Barut vesair yanıcı maddelerin konulup, saklandığı yer: Cephanenin muhafazasına memur. 2. Yanıcı maddeler levazımı: Cephane arabası, cephane sandığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition. armoury. magazine. munitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammunition. munitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenal. depot. ammunition store. magazine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arsenal. ammunition dump. powder magazine. depot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı parlatan, aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dünyaya bedel kişi, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (nad). yenilebilir; (gen). (çoğ). yiyecek şey, gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşağıllk, alçak, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). değiştirilebilen herhangi bir şey; üstü açılıp kapanabilen spor araba; (s). değiştirilebilir, tahvili mümkün. convertible bonds tahviii kabil bonolar. convertible money madeni paraya çevrilebilen kâğıt para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Adâlet isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضرب خانه] darphane, para basımevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DARBHANE) (i. F. A. darb = damgalama, F. hâne = ev, yer). Para basılan yer, sikke dökmeye mahsus fabrika, resmî idare (Darphane-i Amire terkibinin müennes olması meşhur galattır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mint. mint for coining moneys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داروخانه] eczane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tabakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Osmanlı devrinde tapu ve kadastro dairesi. Defter-i hakanî, vergi emaneti. Defter-hlne nizırı = Defter-i hakanî emini, vergi nâzırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işlerinin yapıldığı iş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. ders, F. hâne = ev, yer, mahal). Ders yeri, ders vermeye mahsus salon: Bu mektebin dershaneleri dardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classroom derslik. sınıf. private teaching institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private establishment preparing students for various exams. schoolroom. classroom. form room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. F.). Rum piskoposunun dairesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yok edilebilir, imhası mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir büyük şahsın veya saygı ifadesi olarak hitâb edilen birinin evi, meskeni, konağı: Dün devlet-hânelerine gittimse de kendilerini bulamadım. Yarın devlet-hânede misiniz?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeffaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tabakhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beylik elbise vesairenin dikildiği yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odalar arasındaki geniş sofa, sale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aile, hânedân, kabile, silsile, soy, sop.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابلهانه] bön bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجزاخانه] eczane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdetshane, ayakyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bıçkı yeri, bıçkıhane, hizar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabib). Tabipler, doktorlar, (bk.) Tabip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطبا] doktorlar, tabipler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. F.) Konuşanın evi (tevazu tâbiri): Fakirhâneye teşrifinizi rica ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home for impoverished old people who are homeless or handicapped. wretched little hole. mean house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فقيرخانه] bendenizin evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıklıkla, fasahatle, fasih söyleyip yazanlara mahsus tarz ve usulde: Fasîhâne ifâde, fasîhâne ifade etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Fetvâ verilen yer. Eskiden İstanbul’da meşîhat (şeyhülislâmlık) dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek yapılan veya saklanan yer, fişek fabrikası ve mahzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fotoğraf yeri, fotoğraf çekilen dükkân, atelye, ticaret evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photographer's studio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gazete idarehane ve matbaası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havagazı fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasworks. gas board. gas house. gas plant. gas works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling library.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şer’an gusül abdesti almak üzere yıkanmaya mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حبس خانه] hapishane, tutukevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökümevi, döküm yapılan fabrika. Osmanlı devrinde tersanenin, döküm işleri yapan bölümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming mill. rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller mill. rolling mill / plant. drawing mill. tilt. rolling mill. rolling plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halvet yeri, halvete mahsus hücre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hahambaşının iş gördüğü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde eserlerin bölündüğü büyük kısımlar. Musiki eserlerimiz çok defa dört hânedir: Peşrevin birinci hânesi, şarkının miyân-hânesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ev, mesken: Bu şehrin kaç hânesi vardır? HAnesi misafirden boş kalmaz. 2. Küçük kısımlara bölünmüş bir şeyin gözcüklerinin beheri: Dama, tavla, kasa hanesi. 3. Rakamların sağdan sola doğru olan sıra ve derecelerinin her biri: Onlar, yüzler, binler hânesi. 4. Diğer bir isme katılarak yer ve mekân gösteren mürekkep isimler yapar: Kütüphane, hastahane, eczahane, tophane, baruthane vs. Yazıhane = 1. Yazı masası. 2. İş yeri. Devlet-hâne = Saygı tâbiri olarak eviniz. Bend-hâne = Tevazu tâbiri olarak evim (kulunuzun evi). Hâne-berdûş — Evi omuzunda, omuzundaki kilimden ibaret, serseri. Hine-harâb = Evi yıkılmış, evsiz, perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house. dwelling. place. order. digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

place. house ev. konut. household ev halkı. division. section. place basamak. square. house. building. household. compartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house. household. division. section. blank. square. place of a digit in decimal notation. residence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An attachment to an enemy stone which diagonally connects to your own piece, already attached to the same stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A diagonal move played in contact with an enemy stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spring. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خانه] ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yıkıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâne, ev yıkacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ev yıkıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). «Evi omuzunda»: Yersiz, yurtsuz, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev, hâne, satan, ev tellâlı, ev komisyoncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yakıcı, mec. Ailesini düşünmeyen, gözü dışarıda olan kimŞ6-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Büyük sülâle, asil ve büyük aile: Al-I Osman Osmanlı hânedânı, Habsburg, Hohenzollern, Romanof hânedanları. 2. Bir yerde evi daima misafirlere açık, cömert ve asil adam (bu mânâ ile isim ve sıfat gibi, müfred ve sonundaki «An» a bakılarak yanlış olarak cemî gibi kullanılır): O hânedân adamdır. Bu memleketin hânedânındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynastic. heraldic. dynasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. of noble descent. generous and hospitable. family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. dynastic family. house. ruling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاندان] sülale, hanedan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kökten, asil ve büyük aile.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, büyük bir aileye mensûp olma. 2. Kapısı gelene geçene açık olmaklık, misafirperverlik, ikrâm. edicilik, cömertlik: O adamın hanedanlığı meşhurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğruluk, istikamet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanefiyye). I. Dört Sünnî mezhepten Imâm-ı Azam Ebûhanîfe’nin mezhebine ait: Mezheb-i Hanefî. 2. Imâm-ı Azam’ın mezhebine tâbi veya mensub olan: Fıkh-ı Hanefî. Bu mânâ ile isim de olur: Hanefîler, bütün Müslümanların yarısından fazlasını teşkil ederler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmamdı Azam Ebu Hanife’nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanefî mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzelî tarîkatinden ayrılan bir küçük tarîkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hanefî). Hanefîler, Hanefî mezhebinden olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eve ait, evde yaşar, Ar. beytî, ehlî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خانه خراب] perişan. 2.evsiz yurtsuz. 3.cahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Ağız tavanı, damak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanekiyye anatomi, tıp). Damağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hânesi olan. (bk.) HAne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprising houses. having digits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hanedan, sülâle. 2. Ev halkı ve eşyası: Hânemânım harap oldu. (bk.) HAnmân, hanümân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hânende-gân). Ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواننده] şarkıcı. 2.okuyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hânende). Hânendeler, ses san’atkârları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânendelik, ses san’atkârlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T. musiki). Ses san’atkârlığı ilmi, Fr. chant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HABS-HANE, aslı: MâHBÜS-HANE) (i ). Suçluların hapis ve tevkif edildikleri yer: Cezaevi, Ar. mahbes: Hapishâne müdürü, umumi hapishâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jail. prison. gaol. cage. pen. bull pen. can. choky. clink. cooler. coop. institution. nick. penal institution. penitentiary. pound. quod. roundhouse. shop. stir. stockade. tank. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaol. jail. penitentiary. prison. goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prison. jail. goal. big house. cage. chokey. cooler. gaol. hockey. hold. inside. institution. penal institution. jug. limbo. nick. in the nick of time. penitentiary. porridge. prison house. convict prison. stir. tollbooth. wire city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حبس خانه] tutukevi, mahpushane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HASTA-HANE) (i. F ). Hastaların kabûl ve tedavi olunduğu umumî bina, Fars. bîmâr-sitân. Seyyar hastahane = Savaşta kolayca yer değiştirmeye elverişli hafif ve gezici hastahBne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de halk ağzında: HâTİP (i. A.). 1. Camide hutbe okuyan ve bu vazife İle görevli bulunan din adamı ki, bir camideki en yüksek rütbeli görevlidir. 2. Hitâbeti kuvvetli, iyi söz söyliyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطيب] hatip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hitab eden, söz söyleyen. 2.Camide hutbe okuyan. 3.Güzel, düzgün konuşan kimse. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayal kurma

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin veya herkesin iyiliğini arzu edene mahsus: Hayrhâhâne fikirler, hayr-hâhâne öğütler. Hayırhahlıkla, birinin veya herkesin iyiliğini isteyerek: Ben size hayr-hâhâne söylüyorum. (bk.) Hayırhah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Helva vesaire pi şirmeye mahsus geniş ve az derin tencere veya kazan. Kuşhanenin büyüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir evde oturanların beheri: Kendisiyle bir sene hem-hâne bulunduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eskiden hendese, mühendis okulu, teknik üniversite. 2. Bayındırlık ve belediye gibi dairelerin mühendislere mahsus şubesi. Mühendis dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Humbara yapılan beylik fabrika. 2. Humbaracılar kışlası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarap küplerinin veya fıçılarının konduğu yer, meyhâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خم خانه] şarap mahzeni. 2.meyhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

itibarı geri verilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İBADET-HANE ) (i. F„ Ar. ibâdet = tapınma, Fars. hâne = ev). Cenâb-ı Hakk’a veya mâbud olduğuna inanılan bir ilâha ibâdet etmeye ve tapınmaya mahsus bina, mâbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple. house of God. place of worship tapınak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عبادت خانه] ibadet edilecek yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cibâyet» ten masdar). 1. Seçip toplama. 2. Tahsildarın vergi ve para tahsil etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDARE-HANE) (i.). Bir işe bakan hey’etin toplanarak iş gördükleri yer ve daire: Bu gazetenin idarehanesi başka ve matbaası başka yerdedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اداره خانه] yönetim bürosu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Haksız yere alay veya hakaret etme, haksızlık. 2. Hiyânet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betrayal. treachery. infidelity. sellout. defection. judas kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betrayal. treachery. treason. unfaithfulness. infidelity. disloyalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betrayal. treachery. unfaithfulness to one's spouse. high treason. treason-felony. infraction of faith. misprision. perduellion. prodition. sell-out. stich up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهانت] hainlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to betray. to be unfaithful to. cheat. double cross. grass. rat on. sell down the river. shop. squeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haber» den masdar). Yoklayarak ve deneyerek öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «habs» den masdar) (tıp). Tutulma, tutukluluk: lhtibâs-ı bevl = İdrar tutulması. İhtibâs-ı safra vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKTİBAS) (ka ile) (i. A.) (c. iktibâsât). 1. İğreti alma, faydalanma: Iktlbâs-ı maârif. 2. Bir fıkra veya sözü aynen veya mânâca nakil: Hadislerden iktibâs etmiştir. Bu kitabın Ayetlerden Iktibâsâtı çoktur (asıl mânâsı ateş yakmak üzere birinden ateş almak olup, bizce kullanılanı, yukarıdaki mecâzî mânâlarıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation. extract. excerpt. quoting. citation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباس] alıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alıntı yapmak, ödünç almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباسات] alıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Faydalanma yoluyla alarak. 2. Parça alarak: Sâdt’nin Güllstân’ından iktibâsen bazı hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. iltibâsât). Fazla benzeyen şeylerin birbirinden ayrılması için hasıl olan şüphe ve tereddüt. İltibâs oldu. Iltibâsı gidermek için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion between two similar things. ambiguity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التباس] benzerlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. factory. workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shop. small factory. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tebliğ olunabilir, öğretilebilir, verilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünemez, taksim edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görülemez, seçilemez, farkedilemez, hissolunamaz; gayri mahsus. imperceptibil,ity, impercep'ti bleness i. görülemez oluş, farkedilmez oluş. impercep'tibly z. farkedilmez bir şekilde, görülmez olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hükmü geçmez; sahibinin hakkı baki kalan, sürekli, daimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yanmaz, ateş almaz, tutuşmaz; i. ateş almaz madde. incombustibil'ity i. yanmazlık. in combus'tibly z. ateş almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbirine uymayan, birbirine zıt, bir diğerine uymaz, birbiriyle geçinemeyen. incompatibil'ity i. birbirine uymayış; geçimsizlik. incompat'ibly z. birbirine uymayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhakkak; gerçekli, itiraz kabul etmez. incon trovert'ibly z. yadsınamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. değiştirilemez; madeni paraya çevrilemez (kağıt para). inconvertibly z. değiştirilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, rüşvet kabul etmez; ahlâklı bozulmaz; bozulmaz, çürümez, kokuşmaz. incorruptibil'ity i. dürustlük; bozulmazlık. incorrupt'ibly z. dürüstçe; bozulmaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazmolunamayan, sindirilemeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tükenmez, tüketilemez, arkası alınamaz; yorulmaz. inexhaustibly z. bitip tükenmeden, yorulmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusuz, hissiz; to ile hissetmez, etkisinde kalmaz; of ile çözümlenemez, yapılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’» dan masdar). 1. Basılma, tab’olunma: Resimlerin intibâı. 2. (felsefe). Bir şeyin zihinde duygular vasıtasiyle iz bırakması, Fransızca: impression.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. feeling izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impression. feeling. imprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انطباع] izlenim. 2.basılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İNTIBAH) (i. A.). 1. Uyanma, uyanıklık. 2. Gafletin zıddı, göz açıklığı, ders, ibret olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتباه] uyanış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tıbk» dan masdar). Uyma, uygun ve tıpkısı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. adaptation. accommodation izlenim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodation. adjustment. adaptation. conformation. suitability. matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انطباق] uyum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to adjust oneself to. to conform to. adjust oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maladjusted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of adjustment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. ipek, Fars. hâne). İpeğin yetiştirilip hazırlandığı yer, ipek fabrikası (hâne sözünün Türkçe isimlerle birleşerek meydana getirdiği isimler pek çok olduğundan, hapishâne, yazıhâne ve ipekhâne gibi isimleri doğru gibi kabûl etmeliyiz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). İplik yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karşı konulamaz, mukavemet edilemez, çok kuvvetli, çok çekici. irresistibil'ity (i.) karşı konulamama. irresistibly (z.) karşı konulamayacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rabt» tan masdar). 1. Bir şeye bağlı ve merbut oluş, bağlanma, ilgi: Kalbî irtibat. 2. Münasebet, birbirini tutma: Bu iki cümle arasında irtibat yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. connection. liaison. concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. communications. connection. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communications. contact. connection link. communication. connection. liaison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتباط] bağlantı, ilişki, ilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Liasion Offices)

Aracı kurumu ve aracı kurumun yetkili olduğu sermaye piyasası faaliyetlerinin tanıtımını yapmak amacı ile aracı kurumu temsil etmekle görevli hizmet birimleridir. İrtibat büroları sadece müşteri emirlerini aracı kuruma iletebilirler.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Islah evi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphe etmek, Fars. şek: iştibâha yer yoktur. Bî-iştibâh, bilâiştibâh = Şüphesiz, şeksiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتباه] kuşkuya düşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. Helâl ve mubah sayma. 2. Bir kitlenin topluca öldürülmesine göz yumma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sabr’dan masdar). Sabır ve tahammül etme, katlanma, dişi ni sıkıp dayanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصطبار] sabretme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedd» den masdar). Kendi başına ve hiçbi nizam ve kanuna tâbî olmaksızın hükmetme, dikta, diktatörlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استبداد] baskı rejimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İstibdadla yapılan, müstebide yakışır şekilde, istibdadla, müstebitçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استبدادکار] baskıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den masdar). Değiştirme, bir şeyi verip yerine diğer bir şey isteme. Osmanlı devrinde müddeti biten erlerin yerine yeni kur’a erleri getirip eskilerine izin verme. Istibdâl neferâtı = Bu şekilde izin alıp giden erler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism despotizm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despotism. absolute rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «beka» dan masdar). Beka ve devamını isteme: İstibkay-i teveccühleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. idrardan sonra tenâsül organının temizlenmesi. 2. Nikâhla alınan dul kadının gebe olmadığına inanmak için bir Adet görünceye kadar yaklaşmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Müjde alma, bir haber alıp sevinme. Bir haberi müjde gibi kabûl etme: Avrupa’dan İstanbul’a gelişinizi istibşâr ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A. masdar). Uzak sayma, ihtimal vermeyiş, yakıştırmama: O adam için böyle bir hareket istib’Ad sayılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استبعاد] uzak görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİBAR) (i. A. «ubûr» dan masdar) (c. İtibârât). 1. Ehemmiyet verme: Halk şairleri kafiyeye o kadar itibar etmezler. 2. Hürmet, saygı, riâyet: Kendisine çok itibar ederler. 3. Ticarette birinin sözüne ve imzasına olunan emniyet ve itimat: izmir’de itibarı vardır: İtibarlı tüccarlardandır. 4. Şeref, haysiyet: Namus ve itibar sahibidir. 5. Bir zamandan başlayarak sayma: Mart başlarından itibar edeceğiz. 6. Gerçek olmayarak bir şeye verilen değer, farazî kıymet: Doların itibârı 9 lira ise de gerçek değeri daha fazladır. 7. Farz, takdir: Her tavuk senede yüz yumurta yumurtlamak itibariyle yirmi tavuktan iki bin yumurta alınır. 8. İbret alma, bir kötü hareketin kötü neticesini görerek ders alma (Arapça’da esil mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılır). Havlle-i semi itibâr etmek = Ehemmiyet vermek, kulak asmak. İtibardan düşmek = İtibarını kaybetmek, artık muteber ve makbûl olmamak. Sâhib-I itibâr = İtibar sahibi, Ar. mûteber. Nazar-ı itibâra almak = Ehemmiyet vermek, makbûl tutmak. İtibariyle — Farzederek. c. İtibârât = Faraziyeler: Itibârâtla uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. esteem. consideration. dignity. prestige. importance. regard. standing. effectiveness. respectability. altitude. ascendancy. ascendency. authority. eminence. eminency. estimation. face. odor. odour. reputation. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. credit. esteem. face. honour. prestige. regard. repute. value. eminence. consideration. credit kredi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. regard. esteem. credit. ascendance. authority. dignity. eminence. esteem n. estimation. honour. importance. kudas. note. odour. prestige. reputation. repute. respect. respectability. value. vogue. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبار] saygınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirmek, dikkate almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başlayarak: Hazirandan itibaren beş ayda; bugünden itibaren derslerin proğramı değişecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. as from. upwards. upward. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. beginning from. dating from. as from. as of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning from. as from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبارا] –den beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İtibâriyye). Gerçek ve fiilî olmayan, farazi olan: Doların gerçek değeri ile İtibârî değeri arasındaki fark; bu bir emr-l İtibârîdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiduciary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. nominal saymaca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nominal. conventional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اعتباری] göz kararı. 2.var sayılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmet, saygı, şeref ve haysiyet sahibi, itibarı olan, sayılan: İtibarlı adam, tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. valued. trusted. influential. bill. draft acceptable. redeemable. having a good credit rating. estimable adj. fiduciary. hono u rable. important. prestigious. reputable. reputed. weighty. well- reputed. well thought of. worthy of credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. itibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discredited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unesteemed. disreputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İtibar, hürmet, şeref ve haysiyet eksikliği veya yokluğu. 2. Makbûl olmayış, revaçtan düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disreputability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of esteem. discredit. disrepute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «teba’»dan masdar). Uyma, tâbî olma, birinin söz, mezhep veya mesleğine uyma, Ar. imtisâl, iktidâ, iktifâ: imâm-ı Azam’a ittibâ edenler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباع] uyma, izleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uymak, izlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Uyarak, yolundan giderek: Onun sözüne ittibâen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتباعا] uyarak, izleyerek, ardından giderek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. F.). Kadiri tekkesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kâğıt fabrikası. 2. (hi.). İstanbul civarında vaktiyle böyle bir fabrikanın bulunduğu yerdeki mesire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahve içilip oturulan yer, kahve: Kahvehâne havadisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffeehouse. cafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffeehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

café (serving only coffee , tea or soft drinks. cafe. coffee house. coffee stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kal işi yapılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskici dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis karakolu. Karakol binası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karantina idarehanesi, 2. Karantina yeri, Osm. tahaffuzhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaz için kar saklayıp sattıkları mahal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: kerhâne). 1. İş yeri, iş işlenen yer, bir san’ atla uğraşanların çalıştığı ve makineler kurulup işletilen atelye, fabrika: Yünden dokuma imali için geniş bir kârhâne kurdu. 2. Süt kaynatılıp satılan ve yoğurt vesaire yapılan yer veya dükkân, sütçü dükkânı: Sütü kârhâneden almayıp mandıradan yahut bir inek sahibinden almalı. 3. Umumhâne, genelev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کارخانه] fabrika. 2.işlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Umumhâne, genelev işleten adam veya kadın. 2. mec. Namussuz, ahlâksız kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük kasap dükkânı, kasabın et sattığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAtip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاتب] yazıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yazıcı. Bir kuruluşta yazı işleriyle vazifeli kimse, sekret(Erkek İsmi) 2.Osmanlı devletinde divanın resmi yazılarını yazan vazifeli. 3.Devlet memuru. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır. - Katib Çelebi 1609-1658 yıllan arasında yaşamış ünlü bilgin. En mühim eseri Keşfü’z-Zünun’dur

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel ve iyi kaleme alınmış, Osm. münşîyâne: Kâtibâne ifade, bir tarz-ı kâtibânede. Eski yazı usûlüne uygun: Kâtibâne yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bütün, hep, cümle: Katıbe-i ahvâlde emr-ü fermân hazret-i menlehül-emrindir (Osmanlı devrinde padişaha yazılan yazıların son cümlesi).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Katib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A ). 1. Hepsi, cümleten, kâffeten, alelumum: Onlar katıbeten bu düşüncededirler. 2. Aslâ, hiç: Kat’a ve katıbeten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاطبة] asla, kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hazır ayakkabı satan dükkânların bulunduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayığı çekip bağlamaya veya kızak üzerine almaya mahsus dalgadan muhafazalı yer: Bu yalının kayıkhanesi var mıdır? Bu iskelenin güzel bir kayıkhanesi var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boathouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boathouse. boat house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİHANET) (i. A.) Eski ibrânîler’de, Yunanlılar’da vesair eski kavimlerde bazı ruhanîlerin ve kimselerin çeşitli vasıtalara başvurmak iddiasıyle gaaipten haber vermeleri: İslâm’da kehânet yasak ve haramdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oracular. sibylline. soothsaying. divination. augury. prophecy. oracle. prediction. denouncement. omen. portent. presage. prognostic. prognostication. second sight. vaticination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omen. prediction. prophecy. soothsaying. augury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prediction. soothsaying. prophesy. augury. omen. presage. prognostication. prophecy. second sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کهانت] falcılık, kahinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a prediction. cast. predict. prophesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kârhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel genelev.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whorehouse. brothel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kerhane işleten kimse. 2. Ağır küfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel keeper. son of a bitch. bastard. whoremonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşişlerin oturmasına mahsus inzivâ yeri, manastır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشتيبان] kaptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ketâib). Arapça’ da yüzden bine kadar süvariden mürekkep birliğe denilirse de, dilimizde umumiyetle asker mânâsıyle kullanılır (Arapça’da mektup, emirnâme, diploma gibi mânâları da vardır, bizde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ketîbe = asker, Fars. perverden = beslemek). Asker besleyip yetiştiren, askere iyi bakan: Şehenşâh-ı ketîbe-perver.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kehânet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden askerin kılıçlarıyla ona benzer silâhların yapıldığı askerî fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müşterileri için gazete ve mecmua bulunduran genişçe, temiz ve iyi döşenmiş kahvehane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

café (usually serving only cofee , tea or soft drinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ قرائت خانه] kahvehane. 2.okuma salonu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kiremit ve ona benzer topraktan şeyler yapılan yer, kiremit fabrikası. 2. Kiremit satılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde kiriş yapılan fabrika.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کتابخانه] kütüphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kitap koyup saklamaya mahsus oda veya umuma ait bina («kütüphane» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk binası, dairesi ve makamı, Osm. şehbenderhâne, şehbender konağı, dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consulate building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convertibilité

ekon. çevrilgenlik

Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convertible

ekon. çevrilgen

Serbestçe dövize çevrilebilen (para).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convertible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kumar oynanılan yer: Orası Adetâ kumarhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. disorderly house. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gambling house. gaming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küplerin konduğu yer, mahzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KUŞ-HANE) (i.). 1. Kuş evi. Vaktiyle büyük konaklarda avcı kuşlara mahsus yer. 2. Başlıca kuş etlerini pişirmeye mahsus yayvan küçük tencere, helvahanenin küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aviary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arsızca, edepsizce, terbiyesizce, haddini bilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜTÜB-HANE) (i. F.). 1. Kitaplarla dolu yer, kitaplar konup muhafaza edilen bina. 2. Hayır eseri olarak herkesin okuması ve başvurması için kurulan ve içine kitaplar konulan bina (kitapçı dükkânlarına da «kütüphane» denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. athenaeum. bibliotheca. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library. bookcase. bookshop. library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

librarianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کتبخانه] kütüphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ماهانه] aylık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Hapishane, mahbes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahbushâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. 1826’dan önce Türk askerî musiki teşkilâtı. 2. Umumî hapishane. Mehter musikisi = Mehterhâne repertuarı, klasik Türk askerî musikisi. Mehter takımı = Mehter musikisi çalan Türk askerî muzikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekteb). Mektepler, (bk.) Mektep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mektûb). Mektuplar, (bk.) Mektup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتيب] mektuplar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب] okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عاليه] yüksekokullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عسکریه] askerî okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abteshane. (bk.) Memşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar beygirlerinin durdurulduğu yer, posta konağı: Menzil-hâneden bir beygir aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mertebe). Mertebeler, dereceler, (bk.) Mertebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراتب] rütbeler, mertebeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mesîh’e, Isâ’ ya yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Musiki parçaları geçilen yer. Eskiden bir çeşit hususî küçük konservatuvar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mey = şarap, hâne = ev). Şarap satılan ve içinde şarap ve başka içkiler içilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyân-hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boozer. pub. saloon. wine shop. bar. joint. public house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tavern. restaurant. pub. bar room. bistro. dive. dive bar. drinking house. grog shop. public house. joint. pothouse. saloon. taphouse. taproom. watering hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ميخانه] şarap içilen yer, içkievi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki), (bk.) Piyasa musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir meyhâne idare eden adam, şarapçı, meyhaneci çırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Son, fakat ümitsiz bir gayretle: Mezbûhâne bir karşı koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yolcuların dinlenmesine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. village house built to accomodate travelers. house of accommodation. house of call. guest house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskin illetine, cüzzama yakalananlara mahsus yer, Ar. dârü’l-mezcûmîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerin 3. hânesi kl, geçki yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «itab» if. müfeâlı) (mü. müâtibe). İtâb eden, çıkışan, tekdtr eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir veya birkaç doktor tarafından hastalara bakmak İçin kullanılan büro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor's office. consulting room. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookbindery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıtâb» dan if.) (mü. muhatıba). Birine söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (« hendese-hâne» den galat). 1. Eskiden mühendis yetiştiren okul, teknik üniversite. 2. Mühendis-hine-i Berri-i Hümâyûn = İmparatorluk devrinde topçu okulu. 3. Mühemüthine-i Bahrî-i Hümâyûn = İmparatorluk devrinde deniz subayı yetiştiren askerî okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketb.den İf.) Biriyle mektuplaşan, sık sık yazan, muhaberede bulunan: Orada bir mükâtibim vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blank space (on a printed form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Matbaalarda yazıların dizildiği ve sayfa hâlinde tertip edildiği yer ve servis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Barış yoluyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kutb» dan if.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Işıkların bazı şeffaf yüzeylerden geçerken aldıkları şekilleri belirtmeye mahsus Alet, Osm. mıkyâs-ı Istiktâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «retb»den if.) (mü. müterettibe). 1. Sıralanmış, sıra ve düzene girmiş. 2. Ait olan, düşen: Bana mürettib görevle. 3. Doğan, netice: ihmalden müterettlb yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekseri büyük camilere bağlı oda ki, içinde ayarlı saatler ve irtifâ alıp bunları ayar etmeye memur olan muvakkit bulunur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتب] dizgici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Mehter takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockup. jail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigâristân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mehter-hâne.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Nominal/Face Value)

Hisse senedi için pay senedinin üzerinde yazılı olan fiyattır. Tahvillerde ise, vade sonunda ödenecek değerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir cins şeylerin örneklerinin konulup teşhir edildiği yer (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müşterilerin oturarak pasta yemesine mahsus yeri olan pastacı dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir patrikin idarehanesi ve oturduğu yer: Rum, Ermeni patrik-hânesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılabilir, idrak edilebilir, algılanabilir, duyulur, farkına varılır. perceptibil'ity i. duyulabilme, görülebilme; duyuş, seziş. perceptibly z. gözle görülecek şekilde, hissedilecek derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) benzer, görünüşünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) görünen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. çiçekli bitkilerden her biri, fanerogam. phanerog'amous s. fanerogama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Posta idarehanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çelik fabrikası, çelik yapılan yer. (bk.) Polat-hâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پشتيبان] destek. 2.destek veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رصدخانه] gözlemevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RASAD-HANE) (i. A. F.). Gökcisimlerini Aletler ve teleskoplarla ilmî şekilde gözlemeye mahsus yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory. meteorological station. observatory gözlemevi. observatuvar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory. meteorological station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaş ve nemli (Ar. aslı: ratîb).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راطب] nemli, rutubetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sıralayan, düzenleyen (kimse). 2.Sabit, sağlam, yerleşmiş. - Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [راتبه] aylık, maaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ratib).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karşı konulabilir, dayanılabilir, mukavemet edilebilir. resistibil'ity i. mukavemet kuvveti, dayanma imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şap çıkarılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabun yapılan yer, sabun fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapery. soap factory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâha ait: Fermân-ı şâhâne. 2. imparatorlara lâyık, en üstün güzellikte: Şâhâne bir kadın, bir saray, bir yat, bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. wonderful. magnificent. brave. corking. fantastical. far-out. keen. princely. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. regal. royal. tremendous. magnificent. superb. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. splendid. superb. devastating. fantastic. glorious. kingly. majestic. regal. resplendent. royal. superduper. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهانه] şahlara yakışır. 2.şahlarla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sâhil = yalı, Fars. hâne = ev). Deniz kenarında yazlık mesken, yalı: Boğaziçi sâhil-hâneleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ساحل خانه] yalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SELH-HANE) (i. F„ Ar selh = yüzme, Fars. hine = ev, yer). Hayvanların boğazlanıp yüzülmelerine mahsus yer, mezbaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse. abattoir. butchery. meat house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şap çıkarılan yer, şap ocağı. 2. Şapın hazırlandığı yer, şap fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Saraç işlerinin yapıldığı çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Üzümü sıkıp şarap yapmaya mahsus yer, şarap fabrikası. 2. Şarap fıçılarının saklandığı yer, şarap mahzeni. 3. Büyük şarap fıçısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Satı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Allah rızası için gelip geçenin su içmesine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. building housing the residence and office of an ambassador or envoy. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفارت خانه] elçilik binası, elçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir sefir ile maiyyeti heyetinin makamı ve resmî dairesi, elçilik: Londra’da Türk Sefarethanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolosluk bina ve makamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر خانه] konsolosluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سلخ خانه] kesim yeri, mezbaha, salhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. semâ, Fars hâne — ev). 1. Mevlevi tekkesinin semâ icrasına mahsus salonu. 2. Tekkelerde zikr ve mukabeleye mahsus yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سماع خانه] mevlevî dervişlerinin semâ ettikleri özel mekan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapılıp satılan yer, şerbetçi dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerbet yapılıp satılan yer, şerbetçi dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سرکاتب] başkâtip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سراج خانه] saraçhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeş: altı, hâne: ev). İçi altı köşeli, namlusu yivli: Şeş-hâne tüfek, top. Namlusu içerden altı köşe teşkil eden yivli tüfek, top: Şeş-hâne tüfeği, topu. mec. Altı kaval üstü şeşhâne (şimdi şişhâne deniyor): Altı üstüne uymaz kıyafet, karışıklık, ahenksizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hastahene. 2. Tımarhane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شفاخانه] hastane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Sikke kesilen yer, darphâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh konan depo.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلسلهء مراتب] hiyerarşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sırma teli işlenilen fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden hükümdar vs. nin yanında çalışan hususi kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şeşhâne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. antimon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teklif edilebilir; kolaylıkla tesir altında kalan. suggestibility i. kolaylıkla tesir altında kalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk müteessir olan, hassas; alıngan; kolay aşık olan, şıpsevdi. susceptibil'ity, susceptibleness i. hassasiyet, alınganlık. susceptibly z. hissedilir derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طعام خانه] yemekhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. debbâğ-hâne). Derileri sepileyip meşin vesaire yapılan fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanyard. tannery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tannery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبق خانه] derilerin sepilendiği yer, tabakhane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طبع خانه] basımevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (musiki). Türk askerî mızıkası, mehter-hâne, mehter takımı ve teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tab’ = basma, Fars. hâne = ev). Kitap matbaası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşık bir yerden gelenlerin karantina bekledikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Askerin tâlim öğrenmesine mahsus yer ve meydan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair shop. repair-shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ratab» dan). Rütûbetlendirme, ıslatma, ıslatılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تصفيه خانه] rafineri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fars. «tâb-hâne» den). 1. Fakirlerin sığındıkları sıcak yer. 2. Ateşle ısıtılan çiçeklik, sobalı çiçeklik. Tavhane gibi = Karma karışık, altüst, muntazam olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden düşülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليم خانه] eğitim alanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketebe» den). Yazdırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Fertleri tenbel olan ev, memurları iş görmez daire, tenbeller yuvası, sığınağı ve topluluğu: Orası bir tenbel-hânedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F., Ar. teneffüs = dinlenme, Fars. hâne = ev). Teneffüse mahsus salon ve yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recreation room or play area (in a school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tertip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترتيب] dizme. 2.düzen. 3.hazırlama, düzenleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlanmak, düzenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hazırlamak, düzenlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. kerde = edilmiş). Tertip ve tanzim edilmiş, kurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. sahten = yapmak). Tertip edici, tertiple uğraşan, tertipçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tertip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting. gear. setup. arrangement. disposition. apparatus. installation. arrangements. dispositions. appliances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setup. the manner in which sth is organized. disposition of troops. mechanism. apparatus. system. appliance. contrivance. gear. installation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترتيبات] düzenlemeler, düzenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dizgi için mat baaya verilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rütûb»dan) 1. Sıralama, sırasına koyma, dizme, tanzim, 2. Ayrı parçalan bir yere getirip terkip ve teşkil etme. Sanatkârları toplayıp bir fasıl tertip etmiş. 3. Usul, nizam, tarz: Bu tertip üzre. 4. Takım, sınıf, fasıl: Tah villerin birinci, ikinci tertibi. 5.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terzi dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teşrih ameliyatının yapıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تشریح خانه] otopsi odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockup. jail. detention house. gaol. prison. remand prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İng.) (tar.) krala refakat veya hizmet eden asılzade; İskoçya'da baron unvanı ile kral hizmetine giren kabile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TIBB) (i. A.). Hastaları iyi etme ilmi, hekimlik, tabiblik. Adlî tıp (tıbb-ı adlî) = Hekimliğin adalete yardım eden kolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طيب] güzel koku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tıb = hekimlik, Fars. hâne = ev, yer). Tıbbî işler idarehanesi, tıbbiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiat, yaradılış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kitap vesaire basma işi, matbaacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Aşçılık, yemek pişirmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Debbağ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طب] tıp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tıb bakımından, tıbba uygun olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medically. in medical terms. for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tıbbiyye). Tıbla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical. surgical. medicinal. aesculapian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical. medicinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical. medicine. medical science.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبی] tıp ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical school. school of medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طبيه] tıp fakültesi, tıp okulu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., mekteb-i fünûn-ı tıbbiyye’den kısaltma). Üniversitelerin hekim yetiştiren kısmı, tıp fakültesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). 1. Orta Asya’da büyük bir yayla. 2. Buraya mahsus keçilerin yumuşak ve nefis kılından yapılma bez (bu mânâ ile halk dilinde: dibet).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thibet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibet. tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Asian country under the control of China; located in the Himalayas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Asian country under the control of China; located in the Himalayas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tibet. Tibettan s., i. Tibetli; i. Tibet dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çin’in batısında bağımsız bir bölge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibetan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -s, -ae) anat. kaval kemiği, incik kemiği; hayvanın kaval kemiğinden yapılan eski bir çeşit flüt. tibial s. kaval kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir şeyin uygunu, çok benzeri. 2. Ayniyle, tamamıyle, büsbütün benzer ve uygun olarak: Tıbkı bunun gibi yazabilir misiniz? Tıbkı emriniz üzre hareket ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «tıbk» dan imen.). 1. Aynı, tamamıyle, benzer ve uyar olan: Tıpkısını yapamadım, tıpkısını buldum. 2. Ayniyle, tamamıyle: Tıbkı vücuduna geldi, tıbkı ölçüsü alınmış gibi geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Toz halinde altın veya altın külçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Açık ifade ve beyan etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. firm. trading house. business concerns. business establishment. business firm. business house. incorporated business. commercial house. commercial concern. trading concern. trading firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجارت خانه] ticaret yapılan işyeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. timar’dan yapılma veya bîmâr-hane’den galat). Akıl hastalarına mahsus hastahane, Ar. dâr-üş şifâ. Timarhane kaçkını = Deli, delice hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedlam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. bin. bughouse. nuthouse. lunatic asylum. mental hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. insane. nut house. bedlam. detention hospital. institution. mental institution. madhouse. nut college. reception institute. retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيمارخانه] akıl hastanesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escaped lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is fit for the insane asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i,). 1. Tanzimat ordusunda topçu sınıfını içine alan müstakil teşkilât. Tophâne-i Amire Müşiri = Tanzimat’tan sonra bu dairenin başı olan mareşal ki, hükümet üyesi sayılırdı. 2. Devlete ait top fabrikası. 3. İstanbul’da vaktiyle tophanenin bulunduğu semt: Tophane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon foundry. artillery school. arsenal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (eskiden) Tophâneye yani askerin topçu sınıfına mensup (subay vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfek koyup saklamaya mahsus yer (silâhhâne daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عموم خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptistery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. giriş, antre; trende vagonlar arasındaki kapalı geçit; anat. kanal; dehliz; f. antre veya dehliz yapmak; vagonlan kapalı geçitlerle birleştirmek. vestibuled s. kapalı geçitleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağ yapılan ve satılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dorm. dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. dorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escritoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. office. office desk. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mektep vesairede topluca yemek yenen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphanage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orphanage. charity school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. orphan asylum. children's home. crèche. orphanage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [یتيم خانه] yetimler evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضرب خانه] darphane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Spor yapılan kapalı yer, spor salonu.

Türkçe Sözlük by