Tic ne demek? | Tic anlamı nedir? | Tic

Tic anlamı nedir?

Tic ne demek?

Tic anlamı nedir?

Tic | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tic

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tik. tic douloureux tıb. yüz nevraljisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sirke gibi, ekşi. acetic acid asetik asit, sirke asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işitme duyusu ile ilgili, ses ilmine ait, işitmeye ait. akustik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akustik ilmi; akustik bina inşa etme ilmi. acoustics (i)., bir odanın akustik vasfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cambazlık, akrobasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrostiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Adriya Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragic. causing to cry / to weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). agnostisizm , bilinemezcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münakaşa yoluyla istediğini elde etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humiliating. degrading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İğfal eden, muğfil, hilekâr. 2. Yalan söyleyen, yalancı, aldatan. 3. Dış görünüşü emniyet verip insanın itimadını celbeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. deceitful. deceptive. specious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. misleading. baffling. candied. catching bargain. catchy. colourable. deceitful. deceiver. delusive. dishonest. fallacious. funny. hollow. illusory. specious. two dime. will- of-the-wisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). seçme, seçilmiş. an'alects(i)., (çoğ). seçme eserler veya parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). okuması yazması olmayan, ummi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel tahlili. analytic geometry çözümsel geometri. analytically (z). tahlil yolu ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). anestetik, eter, kloroform vb gibi hissi iptal eden ilâç; (s). uyuşturucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). animizmle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Güney Kutbu ve civarı; (s). Güney Kutbuna ve o civara ait. Antarctic Circle Güney Kutup dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). eklem ağrısını teskin eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). astımı teskin eden, antiazmatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). solucanları bağırsaktan defeden;(i). solucan ilâcı, solucan düşürücü ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). antibiyotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). soytarılık, maskaralık, tuhaflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Deccal, Sahte Mesih; Mesih düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Hıristiyan dinine karşı gelen veya çIkan; Deccal'e ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). papaz sınıfına muhalif, papazların siyasete karışmalarına karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kon). (san). ani bir değişiklikle daha az etkili bir hale gelen ifade ile ilgili; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). ifadenin ani bir değişiklikle daha az etkili bir şekil alması; daha önemli bir olayın etkisiyle gölgelenen vaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). bir eksenden zıt yönlere giden tabakaların bükülmesi veya kemeri, yukaç. anticli,nal (s). yukaça ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanın pıhtılaşmasına engel olan ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çırpınmayı önleyen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek basınç alanı, karşı- döngü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kusmayı önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). böbrek hastalıklarına karşı faydalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). raşitizme karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iskorbüt hastalığını önleyen (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). antiseptik. antiseptically (z). antiseptik suretiyle. antisepsis (i). antisepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karşıt olan, tezatlı;tezat mahiyetinde .antithetically (z). tezat teşkil ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). darbımesel kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Işıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sabit, belli, itiraz kaldırmaz, müsellem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özür dileme. apologetic (s). özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden; savunma şeklinde olan. apologetically (z). özür diler gibi; mazeret beyan ederek. apologetics (i) dini inançları savunan ilahiyat dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inme veya felce ait; felce meyilli. an apoplectic fit inme gelmesi, felç inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) çırak; (den). miço; (f). usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak. apprenticqship (i). çıraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). suda yaşar; suya ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). arktik, Kuzey Kutbuyla ilgili veya o bölgede bulunan; çok soğuk. Arctic Circle Kuzey Kutup dairesi. Arctic Current Kuzey Buz Denizinden gelen akıntı. arctic fox kutup tilkisi. Arctic Ocean Kuzey Buz Denizi. Arctic Zone Kuzey Kutbu ile Kuzey Kutup

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aritmetik, hesap, hesap ilmi.arithmet'ical (s). aritmetikle ilgili. arithmet'ically (z). aritmetik yoluyla. arithmetician (i). aritmetikçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detergent. conditioner. sterilizer. purger. refiner. rectifier. filter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mütareke, ateşkes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, baharat gibi kokan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s), (tlb) arterit; (s) mafsala ait; mafsal iltihabına ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) enginar, (bot) Cynara scolymus Jerusalem artichoke beyaz yerelması, yıldız kökü prickly artichoke kenger, yaban enginarı, bot Cynara cardunculus wild artichoke yabani deve dikeni

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) makale, yazı; bent, madde, fıkra, fasıl, bahis; ey, nesne, madde; kısım; gram harfi tarif ve harfi tenkir : (zool) boum, bitki boumu articles of apprenticeship usta ile çırak arasında anlama articles of association şirket mukavelesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) maddeler halinde tertip etmek; madde madde şikayetleri içine alan bir dilekçe vasıtasyyla bir kimseyi dava etmek; usta yanyna mukavele ile çırak vermek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) mafsallara ait articularly (z) mafsallara ait olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) mafsal ile birletirmek ; mafsallarla bitişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mafsallı; düzenli bir şekilde birbirine bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça beyan etmek, ifade etmek; telaffuz etmek, söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşüncelerini rahatça ifade edebilen; konuşkan. articulately (z). açıkça ifade ederek, kolay anlaşılır bir şekilde. articulateness (i) açıkça ifade etme kabiliyeti, belagat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mafsal, eklem, oynak yeri; bitiştirme; telâffuz; telâffuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sanat yönü olan, estetik güzellie sahip, sanatkârane, güzel sanatlara ait. artistically (z). sanatkârca, sanatkârane bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). din urğuna dünya zevklerini feda eden kimse, zahit kimse, münzevi kimse, riyazetçi, sofu kimse, derviş. ascetic (s). zahit, sofu; kendi zevkini çok düşünmeyen. asceticism (i). koyu sofuluk, aşırı riyazet, çilecilik, zahitlik; sade bir hayat s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Asyalı; (s). Asya kıtasına veya halkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kuşkonmaz otu ve pancardan çıkarılan özel bir asit, asparagin asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., fiz. tesirsiz denkligi olan; sabit olmayan, belirli bir yeri veya yönu olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) fezada yolculuk ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) gramer kurallarına uymayan, biçimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sakinleştirici, yatıştırıcı, huzur verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). atletik, atletlere ait. athletically (z). atletik bir şekilde.athleticism (i).atletizim sporculuk.athletics (i ). atletizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi silâh atan, nişan alıp vurmada mahir, nişancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braggart. four-flusher. projectile. marksman. good shoot. shooter. thrower. brag. braggart. pistol. swaggerer. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good shot. marksman. eliminator. launcher. line shooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship. boastfulness. braggardism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Atlas Okyanusu; (s). Atlas Okyanusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavan arası; tavan arasındaki oda veya odalar; (mim). klasik mimari tarzda cephe üzerindeki kat veya süslu duvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i ).Atinalı; ince, doğru; sade; (i ).Atina lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Atik Yunanca'sına has dil özelliği; güzel ve ince ibare; Atinalılara baglılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güvenilir, inanılır, sahih, hakiki. authentic'ity (i). güvenilir olma, sıhhat, salâhiyet. authen'tically (z). güvenilir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğru olduğunu ispat etmek, sıhhatini tevsik etmek. authentica'tion (i). doğru olduğunu ispatlama , sıhhatini tevsik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).özünerosçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kendiliğinden hareket eden, otomatik; (i). otomatik tabanca. automatic pilot uçağı idare eden otomatik tertibat. automatically (z). otomatik olarak, otomatikman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debaucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seductive. corrupting. perverting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seductive. enticing. corrupting. perverting. seducer. abusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrative. informative. illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balistik ilmi, askerlikte atış ilmi. ballistic (s). atılan gülleyle ilgili. ballistic curve bir güllenin çizdiği eğri. ballistic missile ask. roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Baltık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

westernism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. nauseating. causing to faint. narcotic. anaesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overpowering. narcotic. anesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güzellik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالنتيجه] sonuçta, sonuç olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay yolculuğunun canlılar üzerindeki etkisini inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. uzuvların bünyeleri ile faaliyetleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. canlıların fonksiyonlarını inceleyen bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz ,konuşma). bombastically z. şişirilmiş bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir maden ocağında hava deliği meydana getiren tahta v.b.'nden yapılmış bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz ingilizcesine has deyim veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupefying. suffocating. mind-bending. oppressive. sweltering. sweltry. close. muggy. stuffy. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muggy. oppressive. sultry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distressing. suffocating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezmurların bestelenmiş şekli, ilâhi; (b.h)., (çoğ). Süleyman;ın neşideleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbe ve akciğerlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soru cevap metoduyla öğretme usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). müshil, bağırsakları temizleyici;(i). müshil ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kostik, yakıcı; iğneli, kınayıcı, sert (söz); optik ışınların kırılması veya eğilmesi sonucunda yakıcı hale gelen; (i). yakıcı madde; ışınların kırılmasına veya eğilmesine sebep olan eğri yüzey. caustic soda (kim). sodyum hidroksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumundan heykel yapımına ait; balmumundan yapılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumu ile ilgili. cert (kıs). certificate, certified, certify.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karmakarışık, düzensiz, nizamsız .chaotically (z). karmakarışık bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). diğerlerinden aylrıcı nitelikte olan, tipik; kendine has; (i). özellik, hususiyet, vasıf; logaritma karakteristiği. characteristically (z). ayırıcı nitelikte olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). masajla tedavi usülü, omurga masajı ile tedavi. chi'ropractor (i). masajla tedavi eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çinlilerin yemek yemek için çift olarak kullandıkları çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maddening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Atlantik Okyanusunun bu tarafında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırılır, parçalanır; parçalardan teşekkül etmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zirve ile ilgili; en kritik devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproducer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). (tar). gizli dini toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kozmetik, güzelleştirici, plastik (cerrahi); (i). her türlü makyaj malzemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir şeyin değerini öIçen kimse; eleştirici, münekkit; muhalif kimse, karşı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çözümsel, tahlili; tenkit eğilimli, tenkitçi; eleştiren, eleştiri mahiyetinde; buhranlı vahim, nazik, tehlikeli; dönüm noktasına ait. critical condition buhranlı durum, kriz hali. critical mass (fiz). uranyum gibi radyoaktif elemanların fasılasız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eleştirme, tenkit; yerme, kınama. adverse criticism yerme kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eleştirmek, tenkit etmek; yermek, kınamak, kusur bulmak; değerini ölçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). örtülü, gizli, kapalı, hafi, mestur; şifreli. cryptically (z). tam manasını belirtmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sibernetik, kibernetik, ayarlama-yönleme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kiste ait; safra kesesine veya mesaneye ait; kist ihtiva eden; kistte olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Saçan, perakende ve perişan eden. 2. Tevzi ve taksim eden, müvezzi. 3. Püskürtüp defeden. 4. Müsrif, israf eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersive. distributor. distributer. deliveryman. peddler. pedlar. runner. spreader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. distributive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributor. spreader. postman. letter carrier. catalyst. divider. dissolving. diffuser. decomposer. mailman. deliveryman. analyzer. catalyzer. catalytic. agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distributorship. distributor trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distiller. still. distillery. distilling apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alembic. distiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kabuğunu soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). işaret eden, gösteren; (man). aracısız ispat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka ait; ammeye ait. demotic characters hiyeroglifin el yazısı şekli. demotics (i). geniş anlamda sosyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submariner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişleri olan. denticulated (s). diş1i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ayıran, belirten, tefrik ve temyiz eden; (i). fonetik işaret. diacritical mark harfin fonetik değerini belirten herhangi bir işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). diyalektik, eytişim; mantığın esasları; münazara ilmi; fikirlerin tenkitli tahlili. dialecti'cian (i). mantık âlimi. dialectical (s). mantık ve münazaraya ait; lehçeye ait. dialectical materialism (fels). diyalektik materyalizm. dialectica

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (fiz). diyamagnetik, mıknatıs geçirme hassası düşük olan. diamag'netism (i). diyamagnetizm, mıknatıs geçirme hassası düşüklüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). doğum öncesi meydana geldiği farz olunan ruh hastalılıklarını teşhis ve tedavi sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşünme kabiliyeti olan; düşünme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). terletici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diyaframa ait, diyafram gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nişastayı şekere çeviren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki renkli; (tıb). esas renklerin yalnız ikisini görebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öğretici, öğretsel, didaktik, ahlâki yönden eğitici, bilgi verici. didactically (z). öğretici bir şekilde; ahlâki yönden eğitmek için fazlasıyla üstüne düşerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğretke, didaktik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). diplomatik, milletlerarası siyasete ait; başkaları ile ilişkide ince, usta, siyasi; diplomasi ilmine ait. diplomatic affairs diplomatik işler. diplomatic agent elçi veya maslahatgüzar. diplomatic immunity diplomatik dokunulmazlık. diplomatic serv

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski resmi ve sikaları çözme ve gerçeğe uygunluğunu tayin etme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign trade. foreign commerce. external commerce / trade. foreign business / commerce / trade. external / foreign trade. foreign business. oversea business. overseas commerce. external trade. overseas business. oversea commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade deficit. foreign trade deficit / gap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beyit, iki mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dikey iki sıra halinde düzenlenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dogmatik, kesin, iman ve itikada ait, kesin kurallarla ilgili; kestirip atan, tartışma kabul etmeyen; kesin. dogmatics (i). dini dogmaların sistematik olarak incelenmesi. dogmatically (z). kesinlikle, katiyetle, tartışma kabul etmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). eve ait, evcimen, ev işlerine bağlı; ehli, evcil; kendi memleketine ait; (i). hizmetçi. domestic animals evcil hayvanlar. domestic industries yerli sanayi. domestic science ev bakımı, ev idaresi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). evcilleştirmek, ehlileştirmek; medenileştirmek; evcilleşmek. domestica'tion (i). ehlileşme, ehlileştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eve ve aileye bağlılık, evcimenlik; ev hayatı, aile hayatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tiyatro ile ilgili; tiyatro türünü andıran (özellikle çatışma ve zıtlık ifade eden turü); hareketli, canlı, et kileyici, tesirli, çarpıcı. dramatically (z). bir oyunu andırır şekilde canlı olarak, çarpıcı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şiddetli, zora baş vuran; ağır ve kesin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformative. corrective. reformatory. amendatory. correctional. emendatory. regenerative. proofreader. corrector. improver. rectifier. corrector of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrective. rectifier. troubleshooter. proofreader düzeltmen. musahhih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrective. rectifier. proofreader. conditioner. coordinator. improver. restorer. commutating. reviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz eden, tesviye eden, doğrultan. 2. Tanzim ve tertip eden, yoluna koyan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beğenmeyen, eleştiren, tenkit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çeşitli sistem ve kaynaklardan derlenmiş; seçme şeylerden ibaret; seçen, derleyen; (i). felsefe ve sanatta belirli bir inancı olmayıp çeşitli fikirler ve üsluplar içinden kendine uygun gelenleri seçen kimse, değişik sistem ve fikirleri bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (astr.) ekliptik, dünyanın etrafını dolaşan ve tropiklere değen büyük halka; (s). güneş ve ayın tutulmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vecit haline ait. ecstatically (z). vecit halinde olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. educative. instructional. instructive. pragmatic. pragmatical. didactic. educator. trainer. handler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educational. instructive. trainer. tutor. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructor. supervisor of the education of children. tutor. governess. animal trainer. informative. instructional. instructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (psik). önceden algılanan objelerin zihinde net bir şekilde canlandırılması yeteneğine ait, bu yetenekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elâstikî, esnek, eski şeklini alan, toplanıp çekilen; lâstikli; hoş görü sahibi, şartlara kolayca uyabilen; üzüntü, hastalık veya yorgunluktan sonra çabucak kendine gelen, kendini çabuk toparlayan, kolay kolay yılmayan; ekon. ihtiyaca göre artı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elâstikîyet, esneklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. statik elektrik bilimi. electrostatic s. statik elektriğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beyzi, oval, eliptik; kısa, kısaltılmış, bazı kelimeleri çıkarılmıs (yazı, konusma). elliptically z. beyzi olarak, eliptik şekilde. elliptic'ity i. elips şeklinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temsil eden, temsil edici sembolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. küstürücü, istifrağ ettirici (ilâç)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üzerinde durulmuş, kuvvetle ifade olunmuş, etkili; önemli, dikkati çeken; vurgulu, kuvvetli ifa desi olan, kesinlikle hareket eden. emphatically z. üzerinde durarak, belirterek; kesin olarak, muhakkak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., güz. san. tahta veya çömlek üzerine yakmak suretiyle tezyinat yapılmış olan; i. sıcak balmumu ile resim yapma, ısı vasıtasıyla renkleri sabitleştirme; bu gibi işler, çini, fayans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., gram. kendisinden önce gelen kelime ile birleşip bir kelime gibi okunan kelime, ekleme; s. mustenit. enclitically z. bitişik veya ekli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.bilmece kabilinden, karışık, anlasıaz, saşırtıcı. enigmat'ically z. anlaşılması zor bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayartmak. enticement i. kandırma, baştan çıkarma, ayartma. enticing s. ayartan, baştan çıkaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli bir bölgede görülen (hayvan hastalığı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) kabarcık hası1 eden; (i.) yakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (bayt.) salgın olan (hayvan hastalığı)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ihtilâflı, münakaşa kaldırır; (i.) münakaşa etmeyi seven kimse; (fels.) didişimcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defroster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) cinsel aşkla ilgili; cinsel arzu uyandıran; erosal, şehvani; (i.) âşıkane şiir; şehevî kimse. erotica (i.) şehvet uyandıran resimler ve kitaplar. eroticism (i.) erosallık, şehvetperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kararsız, sebatsız; düzensiz, intizamsız; seyyar; (jeol.) buzul veya akıntı gibi şeyler dolayısıyla asıl yerinden başka yere naklolunan taşa veya çakıl taşına ait. erratically (z.) sebatsızca, düzensiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) estetik,bedii, güzellik ile ilgili. esthetics (i.) estetik ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (fiz.), (kim.) maksimum erime yeteneği olan, ötektik (madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tefsir ilmi. exegetical (s.) yorumlama ile ilgili, tefsire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dışarıdan gelme, ecnebi,harici, yerli olmayan; garip, tuhaf, alışılmamış, dikkati çeken, ekzotik. exoticism (i). dışarımalı, dışarıdan gelme; başka ülkelere ait olanları benimseme eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Samanyolu'nun dışında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşırı derecede bir parti veya din meraklısı; mutaassıp; müfrit, aşırı,öIçüsüz; (i). aşırı fikirleri olan kimse. fanaticals aşırı, müfrit, ölçüsüz olarak. fanatically (z). aşırı bir bağlılıkla, sabit fikirle; tutuculukla,taassupla. fanaticize (f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). garip, tuhaf, acayip; mantıksız; hayali, gerçekten uzak; kaprisli, hayalperest; (i). hayali ve garip fikirleri olan kimse; sÜs düşkünü. fantastical (s). hayali;fantezi seven. fantastically (z). aşırı derecede;acayip bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keman yayı; saçmalık, boş şey. Fiddlesticks! ünlem, eski Saçma!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boks sporuna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumruk yumruğa kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çıIgın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış. frantic(al)ly (z). çıIgınca, kendini kaybetmişcesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, çok heyecanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çalıya benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i san boya veren bir ağaç; bu ağaçtan çIkan boya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, astr gökadaya ait; samanyoluna ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. geniş yukaç, bak. anticline.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeyin aslına ait; jenetige ait genetic heritage biyol., psik. kalıtım. genetically z. jenetik bakımından, jenetik yoluyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. jenetik, soyaçekim olaylarını inceleyen biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. geodesy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyasi ve iktisadi coğrafya; jeopolitik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arz küresinin içindeki tazyikler ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedensel, özellikle dansa ait hareketlerle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. söz söylerken el hareketleri yapmak, jestler yapmak. gesticula'tion i. jestler yapma. gestic'ulator i. konuşurken eliyle hareketler yapan kimse. gestic'ulatory s. jest kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. kocaman, cesim, cüsseli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bugün ancak Dalmaçya ve Hırvatistan'daki Katolik kiliselerinde kullanılan eski bir İslav alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bilhassa kıymetli taş oymacılığına ait. glyptics i. kıymetli taş oymacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gnostik, arif; ilmi, ilme ait; i. gnostik; çoğ. Hıristiyanlığın başlangıcında ruhani sırları bilmek iddiasında olan dini fırkalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hıristiyanlığın başlangıcında ruhani sırları ve yaradılışın sırrını bilmek iddiasında olan mezhep, gnostisizm. GNP kıs. gross national product.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. guard. protector. observer. line-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gramere ait, sarfi, dilbilgisi kurallarına uygun. gram - matically (z.) gramer bakımından, sarfça, gramer kurallarına uygun olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) cirostat bahsi, topaç denkliği bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extenuating. giving relief. attenuating. deadening. palliative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.); (s.) Kuzey Afrika'da bir dil ailesi (Eski Mısır dili, Berberce); (s.) bu dil ailesine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Erken doğan kız çocuğu. Hz.Haticetü’l-Kübra; Hz.Peygamber’in ilk eşi ve 6 çocuğunun annesi. Ümmü’l-Mü’minin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı, telaşlı; ihtiraslı; (tıb). verem hastalığında veya müzmin iltihaplı bir hastalıktan meydana gelmiş (humma); yanaklara verem kızartısı veren. hectically (z). telâşla, plansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Yunan tarihinde Büyük iskender zamanından sonraki devreye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kanla ilgili; kanla dolu, kanlı, kan renginde; (tıb). kana tesir eden; (i). kanı etkileyen ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarım mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). karacigere ait; karaciğer renginde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ciğerotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul olunmuş doktrinlere karşı olan kimse; kendi kilisesinin itikatlarına karşı gelen kimse. heret'ical (s). kabul olunmuş doktrinlere aykırı olan. heret'ically (z). kabul olunmuş doktrinlere aykırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tefsir eden, açıklayan tefsiri. hermeneutics (i). tefsir ilmi; dini kitapları tefsir ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava geçirmez, sımsıkı kapalı; simya ilmine ait, büyüye ait. hermetically (z). hava geçmez bir şekilde (kapalı); simya ilmine göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keşfe yarayan, anlamaya vesile olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). papaz sınıfına ait; (i). eski Mısırlılar tarafından kullanılan ve hiyerogliften türeyen bir yazı türü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebepsiz kavga eden, kavgacı, huysuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaızlara veya vaız hazırlanmasına ait. homiletics i. vaız verme sanatı veya ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul' tural s. bahçıvanlığa ait. horticul'turist i. bahçecilik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hidrostatikle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrostatik, makina ilminin sıvıların dengesinden ve basıncından bahseden dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı tenkitçi kimse. hypercritical s. aşırı tenkit niteliğinde. hypercritically z. aşırı derecede tenkit ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyutucu, suni uyutma usulüne ait; i. uyuşturucu madde; suni uyutma usulü ile uyutulmuş kimse. hyp'notism i. suni uyutma, hipnotizma. hyp'notist i. hipnotizma yapan kimse. hyp'notize f. suni uyutma usulü ile uyut mak, hipnotize etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. küçültme ve sevgi isim şekillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, bir, tıpkı, özdeş. identically z. aynen, aynı ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hicâb» dan masdar). Örtünme, saklanma, görünmeme, gizlenme, perde vesaire arkasına girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hüccet» ten masdar). Delil gösterme, bir davanın ispatı için bir şeyi delil ve senet sayma: Sâdî’nin bir şiiri ile ihticâc ediyorö Ihticâca yarar bir şey bulamadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتجاج] kanıt gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hacâmet» ten masdar). Hacamat olma, boynuz yapıştırarak kan aldırma: Ihticâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Sığınma, birine kaçıp kendisinden himaye isteme: Allah’ın merhametine iltica etmekten başka çare yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refuge. asylum. defection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taking refuge. seeking refuge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التجا] sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right of asylum. right of sanctuary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [التجاگاه] sığınak, sığınma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’a sığınma, iltica etme.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygunsuz, isabetsiz, münasebetsiz; siyasete aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaplamaz; uygulanamaz; idare olunamaz, ele avuca sığmaz; kullanışsız, elverişsiz, pratik olmayan; geçilmez, çetin (yol). impracticabil'ity i. elverişsizlik, pratik olmayış imprac'ticably z. elverişsiz bir şekilde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişsiz, uygulanması mantığa aykırı; beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendisini iyi ifade edemeyen; meramını anlatmaktan âciz; anlaşılmaz; dilsiz; ifade edilmemiş; biyol. mafsalsız, oynak yeri olmayan. inarticulately z. meramım anlatamayarak, ifadeden âciz bir şekilde. inarticulateness i. meramını anlatamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sanat değeri olmayan; içinde sanat zevki veya kabiliyeti bulunmayan. inartistically z. sanatsız şekilde, zevksizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner. thinner tiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnciten, ağrıtan, Cefa eden. 2. mec. Gönül kırıcı (söz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptionable. hurtful. indelicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elastikiyetsiz, esnek olmayan, çekilip uzamayan; uydurulamayan. inelastic'ity i. esnek olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeni doğan çocuğu öldürme; çocuk öldüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haksızlık, insafsızlık, adaletsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşarat ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (astr.) gökadalar arası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) okullar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yarık, çatlak; birbirine yakın iki parça arasındaki açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «recâ»dan masdar). limit etme, umma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geriye dönme, geriye yönelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارتجاع] geriye dönüş. 2.gericilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ارتجاعکار] gerici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Önceden hazırlanmadan veciz şekilde konuşma veya şiir söyleme: İrticâle muktedir bir şair.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Düşünmeksizin önceden hazırlanmadan, o anda içine doğduğu şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extempore. extemporaneously. off the cuff. off hand. offhand. offhanded. unscripted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتجالا] düşünmeden söyleyerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extemporaneous. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (fiz.) sesin şiddeti ve berraklığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), işiten. Ar. sâmî, müstemî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. warmer. space heater. fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater. heating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heating. heating element. warming. heater. heat exchanger. warmer. warming apparatus. hot-plare. calorific. heat exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wetting. wetting agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşleten, çalıştıran: Demiryolu hattının işletici şirketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «aceb» den masdar). Şaşma, taaccüp etme, hayrette kalma, Ar. istiğrâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâb» dan masdar). Duânın Tanrı katında kabûl olunması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استجابت] kabul edilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «acl»den masdar). Acele ettirme, bir şeyin çabuk olup bitmesini isteme, Ar. tâcîl: Köprünün açılmasını istîcâl ediyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar). Kira ile tutma, kiralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Himâye ve sığınak isteme, sığınma (ecr’den olan istîcâr ile karıştırılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevaz» dan masdar). 1. Icâzet isteme, izin isteme. 2. Câize yâni bir şiir için ihsan ve mükâfat isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celb» den masdar). Çekmeye, celb ve yöneltme, sebep olma: Şefkat ve merhametini isticlâb etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâb» dan masdar) (bu kelime yanlış olup doğrusu «isticâbe»dir). Sorup cevap isteme, söyletme, istintak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sorgulamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booster. cold. colourless. impulsive. repulsive. standoffish. pushing. motive. driving. forbidding. off-putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propulsive. thrusting. booster. projectile. rebarbative. repulsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impulsion. impulsive force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.), ilâç kullanma veya kullanılma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. joy-stick

kumanda kolu

Genellikle bilgisayar oyunlarında oyunu yönetebilmek için kullanılan özel bir araç.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adalet, hak; hakkaniyet, doğruluk; hâkim. justice of the peace sulh hâkimi. bring a person to justice birine ettiğini buldurmak, birine cezasını buldurmak. chief justice yüksek mahkeme reisi, danıştay başkanı. do justice to haklı muamele etmek hak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahkeme edilebilir, sorguya çekilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek hâkim; İng., tar. Norman kralları devrinde tüzel ve yönetimle ilgili kanunları incelemekle görevli kral vekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. catalysis, catalytic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Celtic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Çingene dilinde veya Çingenelerin tarz ve tavrına uygun: Kıbtîce lâkırdı, Kıbtîce yaşayış. Çingene dilinde veya Çingeneler tarz ve usûlünde: Kıbtîce söylemek; Kıbtîce yaşamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. devinduyumsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harekete ait. kinematics i., fiz. hareket ilmi, kinematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. kinaesthetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devimsel, kinetik. kinetic energy kinetik enerji. kinetics i. cisimlerde hareket meydana getirme veya değiştirmede kuvvetlerin etkisiyle uğraşan fizik dalı, kinetik bilimi. kine'toscope i. sinema makinasınm eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Arzu edilmeyen etkilere yol açan katı, sıvı yada gaz halindeki madde. Birincil kirleticiler gürültü ve lağım suyu gibi doğrudan oluşmuş kirleticileri içerir; ikincil kirleticiler ise kirlenmiş ortamla tepkimeye giren birincil kirleticiler tarafından üretilir, ör. ozon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kışkırtma işini yapan, tahrik eden, tahrikçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocative. instigating. coat-trailing. factious. incendiary. rabble-rousing. seditious. provocateur. provocative. factionist. instigator. setter-on. plotter. incendiary. agitator. demagog. demagogue. fomenter. stumper. irritant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incendiary. inflammatory. provocative. inciting. agitator. inciter. instigator. provoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocative. fomenter. instigator. agent provocateur. impulsive. inciter. inflammatory. rabble rouser. seditious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent provocateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. instigation. fomentation. criminal mischief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtında “renkli” anlamında niteleyici olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) süte ait, ekşimiş sütten çıkarılan. lactic acid süt asidi, laktik asit. lactic fermentation yoğurt yapımında sütte meydana gelen kimyasal değişim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) pencere kafesi, kafes; üzerinde kafes şekli bulunan arma; (f.) kafes yapmak, kafes şekline koymak; kafesle çevirmek. latticework (i.) kafes işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mercimek şeklinde; iki yüzü dışbükey mercek şeklinde; merceğe ait. lenticularly z. mercek gibi eğri olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hürriyeti yıkmaya çalışan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dile ait; dilbilime ait. linguistic stock dil ailesi. linguistically z. dil bakımından. linguistics i. lengüistik, dilbilim. comparative linguistics karşılaştırmalı dilbilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dudak boyası, ruj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mesanedeki taşı dağıtıcı veya eritici (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. orduları yığma ve hareket ettirme ile besleme sanatı, lojistik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. deli, mecnun, akıl hastası, çılgıca yapılan; delilere mahsus; i. deli kimse. lunatic fringe aşırı hareketlerle bir fikir veya hareketi destekleyen kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. lenfatik; içinde lenf bulunan; lenfe ait; heyecansız, aşırı serin kanlı, kaygısız, tembel halli; i. lenf damarı. lymphatic gland lenf bezi. lymphatic system lenf sistemi. lymphatic vessel lenf damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mıknatısi, mıknatıs özelliği olan, manyetik, mıknatısla çekilen; çok cazip, çekici (kimse); manyetizmaya ait. magnetic coil mıknatıs bobini magnetic field mıknatısın tesir alanı, manyetik alan. magnetic induction temas olmadan bir mıknatısın diğe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. maulstick.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihinde şekil almamış bir düşünceyi Sokrat tarzında sorgu usulü ile meydana çıkarmaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haşmetli, şahane, muhteşem, heybetli. majestically z. heybetli bir sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolsuzluk, kötü hareket; huk. itinasızca veya yanlış tedavi; vazifede ihmal veya suiistimal, görevi kötüye kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanet veya peygamberliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakız ağacı, bot. Pistacia lentiscus; sakız: macun; sakızlı rakı, mastika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnemek, dişlerle çiğneyip ezmek. mastica'tion i. çiğneme. mas'ticatory i., s. çiğnenen şey, çiklet, sakız; s. çiğnemekle ilgili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Öküzgözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. matematikle ilgili, kesin, tam. mathematically z. matematik yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. matematik. abstract veya pure mathematics kuramsal matematik. applied mathematics . uygulamalı matematik. higher mathematics yüksek matematik. mathemati'cian i. matematikci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ressamın çalışırken sağ kolunu dayadığı değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Son derece küçük Memory Stick PRO-Duo, dosyaların yüksek hızlı aktarımını ve anında kayıttan çalmayı destekleyen bir medya aygıtıdır. Dosyaları bir bilgisayar veya dizüstünden diğerine aktarmaya ek olarak, Memory Stick PRO-Duo cep tipi dijital fotoğraf makineleri, PSP® avuç içi oyun konsolları ve cep telefonlarıyla kullanmak için mükemmeldir. 16 GB’ye varan depolama kapasitesi seçenekleriyle, müzik, video ve oyunlardan dijital fotoğraf makinelerine ve büyük belgelere kadar beğendiğiniz dosyaları hızlı ve kolay bir şekilde aktarabilirsiniz. Memory Stick PRO-Duo’nuzu takın, dosyaları sürükleyip bırakın ve yola koyulun.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasite ve yüksek hızlı çıkarılabilir bellek formatı ile büyük fotoğraf, video ve diğer dosyalarınız için ideal. Memory Stick PRO™ aygıtları ile uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cyber-shot® fotoğraf makinesi, dijital fotoğraflar ve MPEG filmler için 1 GB’a varan alan sağlayan Memory Stick PRO™’yu, isteğe bağlı bir depolama ortamı olarak kullanabilirler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Her türlü dijital veri için gelecek sistemlerle uyumluluğu garantili, kompakt ve elverişli bir veri depolama birimidir (Flash bellek).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çıkarılabilir Memory Stick™’den daha küçük olan Memory Stick™ DUO, genellikle boyut ve ağırlığı minimumda tutmanın öneminin arttığı cep telefonlarında, fotoğraf makinelerinde ve diğer taşınabilir cihazlarda kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MemorystickPRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı adaptörün içine yerleştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Boyut açısından diğer memorysticklere göre çok daha küçük tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MemoryStick PRO, gerçek zamanlı DVD kalitesindeki videoları kaydetmek ve oynatmak için geliştirilmiş bir hafıza kartıdır. MemoryStick’e göre kapasitesi daha fazladır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Memory Stick PRO’nun yarısı kadar bir boyutta ve aynı yüksek hızda veri transfer imkanını sunan hafıza kartıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok titiz, çok dik katli, kılı kırk yaran. meticulos'ity, meticulousness i. titizlik, kılı kırk yarma. meticulously z. kılı kırk yararak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı korumalı müziklerin saklanması ve çalınmasıyla ilgili SDMI (Secure Digital Music Initiative) gereklerini yerine getiren bir Memory Stick™.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taklide ait, taklit kabilinden, taklitçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. manastıra veya manastır hayatına ait; inzivaya çekilip kendini dini hayata adamış; i. keşiş. monastical s. manastıra ait. monasticism i. manastır hayatı veya sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi olmayan (izdivaç). morganatic marriage krallık ailesinden birinin aşağı tabakadan biriyle unvan ve miras hakkı vermemek şartıyle evlenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. cenaze işleriyle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Memory Stick™ Yonga Kaydedici için ses sıkıştırma biçimi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. çok hücreli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gizemli; bâtıni, sırri; mistik, tasavvufa ait, gizemcilikle ilgili; gizli, sır kabilinden; gizli manası olan, esrarlı; i. gizemci, tasavvuf ehli, mutasavvıf. mystical s. tasavvufa ait; bâtıni, sırri, esrarlı. mystically z. mistik şekilde. mystic

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizemcilik, tasavvuf, mistisizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. uyuşturucu, uyuşukluk verici, narkotik; i. uyuşturucu ilâç, narkotik; narkotiğe alışmış kimse; uyuşturucu herhangi bir şey. narcotize f. ilâç ile uyuşturmak veya uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denizciliğe veya denizcilere ait, bahri, denizel, denizsel. nautical astronomy göksel cisimlere göre geminin yerini belirtmekle ilgili astronomi dalı, denizel astronomi. nautical mile deniz mili (1852 metre). nautical science denizcilik ilmi. nauti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. böbreklere ait; tıb. böbrek hastalığına ait; i. böbrek hastalığı ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NETİCE) (i. A.) (c. Jietâic). 1. Bir durumun icab ettirdiği hâl: Alkolizmin neticesi deliliktir. 2. Hulâsa, öz, özet: Netîce-i kelâm. 3. Olma, çıkma: O işten bir netice çıkmadı, o kadar yorgunluk bir netice vermedi. 4. Son, Akıbet, nihayet: Neticede yine ben zararlı çıktım. Netîce-bahş = Netice veren, neticesi görülen. Netîce-pezîr = Neticelenen, maksada yakın olan. Netîce-i kelim = Elhâsıl, hâsılı, sözün kısası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upshot. result. conclusion. outcome. consequence. effect sonuç. end. effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequence. result. outcome. conclusion. final judgment. end. culmination. denouement. event. harvest. inference. payoff. process. product. sequel. termination. upshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نتيجه] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuç çıkarmak, sonuca varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sonuçlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to an end sonuçlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude. to bring to a conclusion. deduct. knock sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Netice bulmak, sona ve maksada varmak: İş neticelendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to end. to come to an end. to result in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sonuçlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neticelenmeyen, sonu gelmeyen, maksada varmayan: Bu İş netisiz kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconclusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. nevrozlu, sinir hastalığı olan; k.dili evhamlı; sinirlere ait; nevrozlu kimse; fazla duygulu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD cop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Nil'e veya yöresine ait; bu civarda yaşayanlara ait; Sudan dillerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (fels.) akli faaliyetle ilgili. nofault insurance suçluyu aramaksızın kazazedeye para ödeyen sigorta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanun koyan; bilimsel kanunlar meydana getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) katılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ilan, ihbarname, haber, bilgi; ihtar, uyarma, ikaz; dikkat, önemseme; riayet; eleştiri (kitap); saygı; (f.) dikkat etmek; bahsetmek; önem vermek; farkına varmak; saygı göstermek. give notice işten çıkacağını önceden haber vermek. serve not

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) para türünden, paraya ait. numismatics (i.) para ve madalya ilmi. numis'matist (i.) para uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic. instructive. educational didaktik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructive. didactic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i rüya yorumcusu. oneirocritical s. rüya yorumlayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimler ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sesleri yansılayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göze veya görme duyusuna ait; göz ilmine ait; i., k.dili göz; çoğ. optik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. optikle ilgili; göz veya ışık vasıtasıyle işleyen; görme duyusuna yardım eden; görme duyusuna ait. optical illusion gözün yanılması. optically z. optik vasıtalarla; gözle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözlükçü, dürbüncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sefahatle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişleri koruma veya bozuklukları düzeltme ile uğraşan dişçilik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. geçişmeli, osmotik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. kemik meydana getiren; tıb. kemik düzeltme tedavisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preciosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., foto. bütün renklere hassas olan (filim)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. inmeli, felçli, kötürüm; i. felçli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mıknatıs tarafından çekilme hassası olan, mıknatısla çekilebilen, paramagnetik. paramag'netism i. paramagnetizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıklayıcı, şerh kabilinden. paraphrastically z. açıklayarak, şerh mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otonom sinir sistemine ait, parasempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail polish. polisher. shiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail polish. polisher. shiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. suç ortağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party man. sb who is an all-out party man. party member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party man. sb who is an all-out party man. party member.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Partizanlık. 2. Parti işleriyle uğraşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iştirakçi; s. paylaşan, katılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. katılan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katılmak, iştirak etmek, hissedar olmak, ortak olmak, pay almak. participate with a person in a thing bir kimse ile bir şeye iştirak etmek. participa'tion i katılma, iştirak; ortaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. ortaç sıfat-fiil. present participle -en yapılı ortaç. part participle -miş yapılı ortaç. participial s. ortaç kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüz, zerre, tanecik, atom; gram. edat, ek, takı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rengârenk, alaca, iki veya daha fazla rengi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. belirli, muayyen, özel, hususi, has, mahsus; her bir; zata mahsus, şahsi; dikkate lâyık; titiz, meraklı, dikkatli; ayrıntılı, teferruatlı, etraflı; huk. ferdi, mahalli, kısmi;i. madde, tafsilâtın bir maddesi, husus; çoğ. ayrıntılar, tafsilât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kimsenin kendisini belirli fikir veya partiye adaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. particularization i. ayrı ayrı mütalaa etme; isim zikretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhtelif eserleri taklit edip hicvederek yapılan müzik parçası veya resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acıklı, dokunaklı, etkileyici, tesirli, heyecan verici. pathetically z. dokunaklı veya etkileyici bir surette; heyecanlandırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (eski) kilise ileri gelenlerine veya onların yazdıklarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beş mısralı (şiir), beşli, muhammes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazmı kolaylaştıran, hazım, sindirici, hazımla ilgili; i. hazmı kolaylaştırıcı madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş kemik ve etlerinin hastalıklarını inceleyen diş bilimi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gezginci, bir yerden bir yere yaya dolaşan; b.h. Aristo felsefesine ait; i. Aristo felsefesi taraftarı kimse; gezginci adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fizyol. solucan halkalarının hareketine benzeyen ve içindeki maddeleri aşağı doğru iten mide ve bağırsak hareketlerine ait, sığamsal, peristaltik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbin, kötümser, karamsar. pessimistically z. bedbince, karamsarlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iç etekliği, jupon; etekliğe benzer şey; (şaka) kadın; elek. fincan, cam izolatör. petticoat government kadın hâkimiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eczacılığa ait; ilâç kullanımına ait. phar- maceutic chemistry farmasotik kimya. pharmaceutically z. eczacılık usullerine göre. pharmaceutics i. eczacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğukkanlı, ağır tabiatlı, sakin, kendine hâkim. phlegmatically z. soğukkanlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fonetik, sesçik. phonetic alphabet fonetik alfabe. phonetic spelling fonetik imlâ. phonetically z. fonetik olarak. phonetics i. sesbilim, fonetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız ışıkta yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeraltı suyu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. frenetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. filuma ait; ırka özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. i.plastik; naylon; şekil verilebilen; yoğrulabilen; i.plastik.plastic arts plastik sanatlar.plastic surgery plastik ameliyat.plasticity i.istenilen şekle konulabilme, yoğrulabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz sözlerle ilgili. pleonastically z. gereksiz sözlerle ifade ederek, lüzumundan fazla şey söyleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava veya diğer gazlarla ilgili; hava basıncı ile işleyen; içinde sıkıştırılmış hava bulunan; şişirilmiş lastik tekerlekleri olan; manevi, ruhsal. pneumatic tire şişirilmiş otomobil lastiği. pneu matic tube hava basıncı ile öteberi nakleden boru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şişirilmiş otomobil lastiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hava ve diğer gazların mekanik özelliklerinden bahseden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.şiir veya şairliğe ait;koşuk dilinde,şiir niteliğinde,manzum;şiir gibi en ince duyguları ifade eden,şairane.poetic justice kaderin tecelli ettirdiği adalet. poeti licenceyazıda kurallara veya gerçeğe aykırı olduğu halde güzelliği veya tanımlayıcı nite

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tabanı yaylı olup ayakları koymak için iki çıkıntısı bulunan ve bir kimsenin üstüne çıkarak birkaç zıplamayla yüriyebileceği sırık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Avrupa sanatında üçten fazla sayıda birbirine bitişik resim levhasını içeren dinsel içerikli sanat yapıtlarına verilen genel ad. (2) Antik Roma`da üzerine yazı yazmak için kullanılan, birbirine bağlı, katlanabilir ikiden fazla levhayı içeren ahşap tablet. (3) Erken Orta Çağda, Batı Avrupa manastırlarının emlak ve gelirlerinin kaydedildiği defter.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. maharetli;siyasi, politik, tedbirli, ihtiyatlı, basiretli;kurnaz;iyi düşünülmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete veya hükümete ait; siyasi, siyasete ait, siyasal;siyasi bir partiye ait. political agent siyasi delege. political economy iktisat ilmi. political science idari ilimler, siyasal bilgiler. politically z. siyaset bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyasetçi, politikacı, siyaset uzmanı; devlet adamı; kendi yararına politikayla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. politika, siyaset;parti entrikaları, siyasi desiseler;siyasi partilerin idaresi, politikacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Pontus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Portfolio Management)

Kıymetli madenlere dayalı olanlar dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarından oluşturulan portföylerin müşteriler hesabına vekil sıfatıyla yönetilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük bir binanın kapısı önündeki direkler altı, revak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bitiminden sonra eklenmiş; suni, yapmacık; i. taklit, yapmacık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yara lapası; f. yaraya veya cerahatli yere lapa koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapılabilir, icrası mümkün; kullanışlı, elverişli. practicabil'ity i. kullanışlılık, pratiklik. practicably z. pratik surette, kullanışlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pratik, ameli; işe gelir, kullanışlı, elverişli, uygulanabilir; tecrübeli; işlek; fiili. practical joke eşek şakası. practical nurse pratikten yetişme hemşire. practically z. hakikaten, gerçekten; hemen hemen, yaklaşık olarak, takriben; faydalı su

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygulanabilme, tatbik imkanı, elverişli olma; pratik iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. practise i. tatbikat, uygulama; pratik; egzersiz, idman; alışkanlık, itiyat, adet; huk. dava açma usulü; sanat icrası; iş, müşteri çokluğu; çoğ. desise, hile, oyun. Practice makes perfect. Eg- zersiz veya idman yaparak ilerleme kaydedilir. Meşk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. practise f. fiilen icra etmek, yapmak; çalışmak; uygulamak, tatbik etmek; bir meslekte çalışmak; pratik yapmak, egzersiz yapmak, talim etmek; kendini alıştırmak. Practice what you preach. Davranışlarınız sözlerinize uysun. Verdiğiniz telkini k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebep ile sonuç arasındaki bağlantıyı araştıran çalışma ile ilgili; fels. pragmatizme ait; pratik. pragmatic sanction hükümdar fermanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pragmatik; pratik, ameli; günlük işlerle ilgilenen. pragmatically z. pragmatik olarak; ameli olarak, pratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. prizma şeklindeki, biçmesel, prizmatik; şeffaf prizmadan oluşan (renk). prismatically z. prizma şeklinde olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vurgu bakımından sonradan gelen kelimeye bağlı (sözcük).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. prognozla ilgili; neticeyi önceden gösteren, kılavuzluk eden; i. alâmet, belirti; kehanet; tıb. prognoz için hüküm verdirecek belirti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ileride meydana geleceğini söylemek; belirtisi olmak; belirtisinden anlayıp söylemek, ilerisini tah- min etmek. prognostica'tion i. kehanet, önceden tahmin; belirti. prognosticator i. kehanet eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazırlık dersi ile ilgili; yeni bir ilme başlangıç olan; i. ilk ders, hazırlık dersi. propaedeutics i. herhangi bir ilimde ilk çalışma, başlangıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanette bulunmayla ilgili; gelecek için isabetli (tahmin); peygambere veya kehanete ait; peygamberlik kabilinden; kehaneti olan. prophetically z. isabetli olarak; kehanetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. hastalıktan koruyan; i. koruyucu ilaç; prezervatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. su bitkisi olmayıp sulak veya rutubetli yer- lerde biten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl ile beden arasındaki ilişkiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhi tedavi, psikoterapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. psikozlu (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. hummaya ait, humma ilâcına ait; i. humma ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. jeol. volkanik hareketler tesiriyle parçalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., min. bir madenin erime kabiliyeti veya alevinin rengi gibi ateş tesiriyle meydana çıkan hususiyetleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıcaklık ve mıknatısın birleşik tesirinden meydana gelen veya bu tesire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dörtgen gibi; mat. ikinci dereceden. quadratics i. ikinci derece denklemlerden bahseden cebir dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. iki veya daha fazla birinci dereceden homogen değişkenlerden meydana gelmiş işlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -ical s. donkişotvari, saçma şekilde romantik. quixotically z. donkişotçasına. quixotism i. don- kişotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gerçekçi, gerçeğe uygun. realistically (z.) gerçeğe uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağız sıkılığı, sır saklama, sükut etme, susma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sır saklayan, ketum, çok konuşmaz, suskun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dürbünün göz merceğine yerleştirilen çizgi veya telden ibaret ağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağ şeklinde, ağ gibi, karışık, dolaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. ağ şekline koymak; şebeke gibi göstermek veya yapmak; s. ağ gibi, şebekeli; bot. ağsı, retikulat. reticulation i. şebekeleşme, ağ gibi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadına mahsus ufak el çantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağ, şebeke; anat. ağcık, ağ, retikül; zool. gevişgetiren hayvanların ikinci midesi, börkenek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiilden türetilmiş (kelime); kelime yapımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. romatizmayla ilgili, romatizmalı; i. romatizmalı kimse. rheumatic fever ateşli romatizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayinden ibaret; ayine göre; yapılan âdet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir aşk ilişkisiyle ilgili; romantik; romana benzer, hayali. romantically z. romantik olarak. romanticism i. romantizm. romanticist i. ro- mantik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köye veya kıra ait; köylü; kaba, yontulmamış; kıra uygun, sade, basit; i. köyde yaşayan kimse; basit ve kaba kimse . rustically z. köylü gibi; kabaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir süre köyde yaşamak; ceza olarak köye veya kıra göndermek; ing. (üniversiteden) geçici olarak uzaklaştırma cezası vermek; kaba işçilikle inşa etmek. rustication i. bir süre köyde oturma; ing. üniversiteden geçici olarak uzaklaştırılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köylülük, köylü havatı: kabalık cahillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sebt gününe ait; tatile ait sabbatical i., sabbatical year üniversite öğretim üyelerinin çoğunlukla yedi senede bir yaptıkları ücretli izin yılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sadistçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğneleyici, müstehzi, alaylı, küçümseyici sarcastically z. istihza ile; alay ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evvelce Sarmatia ismiyle tanınan Güney Rusyaya ait; (şiir) Polonyaya ait; i. bu bölgelerin halkından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surprising. astonishing. striking. spectacular. amazing. astounding. incredible. bewildering. twisty. confusing. puzzling. mind-bending. dazzling. perplexing. baffling. colossal. confused. intriguing. rum. staggering. startling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amazing. baffling. dynamite. shocking. spectacular. surprising. unaccountable. unbelievable. astonishing. starting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusing. astonishing. amazing. baffling. breathtaking. mind- bending. mind boggling. off- putting. surprising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satan, Ar. bâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salesperson. salesman. seller. dealer. vendor. vender. saleslady. salesclerk. saleswoman. monger. shop assistant. supplier. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk. dealer. purveyor. rep. salesman. saleswoman. seller. tradesman. vendor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resaler. seller. supplier. vendor. clerk. reseller. dealer. salesman. saleswoman. sales representative. peddler (Br pedlar. salesperson. free dealer. disposer. monger. purveyor. vendor vender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokaklarda öte beri gezdirip bağırarak satan adamın hâl, sıfat ve İşi: Satıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being seller. peddler (Br pedlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. skeptic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ayrılık yaratan, dinde mezhep ayrılığı husule getiren; i. hizipçi. schismatically z. bölünme yaratarak, hizip kabilinden. schismaticalness i. hizipçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. okul veya öğrenciye ait; ortaçağda yüksek felsefe veya din mekteplerine ait; iskolastik; âlimane; kuru, cansız; i. ortaçağda alim adam; felsefe veya din konularında ilmi metotlarla çalışan kimse. scholastically z. iskolastik olarak, iskolastik u

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. shtick.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalçaya ait, kalçada olan; siyatik sinirine ait. sciatic nerve siyatik siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. siyatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kitin veya kireçten meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. göz akına ait; tıb. doku sertleşmesi olan, dokusu katılaşmış; i göz akı, sklera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. iskorbüt hastalığı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskoçya'ya mahsus deyim, terim veya telaffuz özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. anlambilim, semantik. semantic s. anlamsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaret eden; biyol. tehlikeyi belirten (zehirli veya tehlikeli hayvanların renkleri gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. semiotic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. işaretlere veya işaretler ilmine ait; hastalık arazına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Sami; Sami dillerine ait. Semitics i. Sami kavimlerinin tarih, dil ve edebiyatını inceleyen ilim. Semitic languages Sami dilleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (tıb.) mikrop veya toksinden hâsıl olan; bulaşık, mikroplu; (i.) kan zehirlenmesi meydana getiren madde. septic tank fosseptik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) kan zehirlenmesi, septisemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) ek yerlerinden bölünen veya ayrılan, zardan ayrılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispersant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler. pedlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street peddler. hawker. pedlar. peddlar. badger. chapman. cheap jack. crier. itinerant merchant. itinerant pedling. itinerant trader. packman. pitchman. street hawker. street trader-. trafficker. transient merchant. travelling vendor. trucker. van sa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawking. itinerant trade. peddling. nonestablished retail trade. trafficking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., argo uydurma, gösteriş, dalavere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ABD., kdili. çekici, sempatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim değneği; değneklerle oynanılan eskrim; kısa kalın sopa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şüpheci kimse, septik kimse; Hıristiyanlıktan şüphe eden veya inanmayan kimse. skeptical s. şüphe edici, şüpheci, septik. skeptically z. inanmayarak, şüphe ile. skepticism i., fels. septisizm, şüphecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. güldürü; s. gürültülü, şakacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) sürgülü hesap cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Sokrat'a ait; Sokrat'ın felsefesine ait. Socratic method Sokrat usulüne göre sorulara cevap vermek suretiyle karşılıklı konuşma tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. gündönümü, gün durumu. summer solstice yaz gündönümü. winter solstice kış gündönümü. solsti'tial s. gündönümüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. gövdesel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sofistçe, safsata kabilinden; i. sofistlerin sanat veya yöntemleri. sophistically z. sofistçe davranışlarla. sophisticalness i. sofistlik taslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. masumluğunu kaybettirmek; tecrübelendirmek; nad. hile ve safsata karıştırmak; aydınlaştırmak; hile ve safsata öğreterek ahlâkını bozmak. sophisticated s. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş; incelikli; bilmiş; karmaşık; ileri, teferruatlı (teçhi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., tıb. ıspazmozlu; i. ıspazmozlu felci olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. spermaya ait, spermatik. spermatic cord sperma kordonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damga veya mühürler bilgisi sphygmo önek, tıb nabız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dalağa ait; ters huylu, aksi, titiz; i. titiz veya ters huylu kimse. splenetical s. dalakla ilgili; aksi, huysuz, ters. splenetically z. dalakla ilgili olarak; aksilik ederek, huysuzlanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s, i. statik, duran cisimlere ait; sakin, dengeli; fels. dural; pasif elemanlara ait; ikt. varidattan ayrı sermaye ile ilgili olan meselelere ait; elek. sürtünmeden hâsıl olan elektriğe ait, statik; i. radyo parazit; kdili. istenilmeyen itiraz . stati

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. statik ilmi; sosyol toplumsal dengeyi sağlayan kuvvetlerden bahseden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istatistik, istatistik ilmi. statistic(al) s. istatistiğe ait. statistician i. istatistik uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan tiyatro eserlerinde oyuncuların karşılıklı birer mısra söyledikleri diyalog. stichomythic s. böyle diyalog kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta parçası, değnek, baston, çubuk sopa, ağaç, sırık, tahta; matb. tertip cetveli, kumpas; (argo) içeceğe katılan alkollü içki; k.dili. gemi direği; orkestra şefinin değneği; ask. zincirleme atılan bombalar; hav. manevra kolu, idare kolu. the stick

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stuck) saplamak; delmek; koymak; sokmak; çakmak; saplanıp kalmak, hareket edememek, kopmamak; yapıştırmak, yapışmak; bıçaklamak, hançerlemek; batmak (iğne, diken); k.dili. şaşırtmak; (argo) aldatmak;( argo) mesuliyet yüklemek; matb. harfleri dizme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sticker

çıkartma

Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etiket; yapıştıran kimse; k.dili. şaşırtıcı şey; diken; yapışkan ot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. mıymıntı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. püruz çıkarmak; ince eleyip sık dokumak, titizlenmek; tereddüt etmek, kararsız olmak. stickler i. bir konuda titizlenen kimse. a stickler for order düzen meraklısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikenli balık, zool. Gasterostus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.) kravat iğnesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. sebatkâr, azimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) soygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapışkan; sıcak ve nemli; (İng), k.dili. zor, ıstırap veren. stickily z. yapışkan bir şekilde. stickiness i. yapışkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekeli, damga kabilinden; şekilleri berrak gösteren mercekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahmini; hedefe ulaşmak için en uygun imkânları seçme işlemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağza ait; bot. stomalı, ağızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strategic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (jeol.) ince tabakalardan meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. damarları büzücü (ilaç); kan durdurucu (ilâç). styptic pencil şap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı arktik, kutup dairesine oldukça yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanlarda bulunan, orman böcekleri tarafından yayılan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ical s. karşısındakinin hislerine katılan; sevgi ve acıma belirten; uygun, ahenkli; anat. sempatik. sympathetic heart başkasının duygularından veya halinden anlayan kimse. sympathetic ink yazarken görünmeyip ateşe gösterilince meydana çıkan yazı mü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. araz olan, alamet olan; araza göre (tedavi) . symptomatically z. araz kabilinden. symptomatology i., tıb. araz bahsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğrisi ya hep iç bükey yada hep dışbükey olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bağlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. beraber çalışan; işbirliği yapan, birbirine kuvvet veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birlikte çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özet halinde olan; bir konuyu aynı yönden ele alan. Synoptics i., (çoğ.) Matta, Markos ve Luka incilleri. synoptically z. özet halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. sözdizimi kurallarına ait. syntactically z. sözdizimi yönünden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sentetik; suni; dilb. çekimli, yanaşık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. devamlı büzülüp açılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. usul ve kaideye göre veya uygun; usulüne göre iş gören, sistematik. systematic liar daima yalan söyleyen kimse. systematic worker düzenli çalışan kimse. systematically z. sistemli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabiyeye ait; tedbirli, tedbir ve intizama ait. tactically z. tabiye bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. muharebe usulü, tabiye; bir usul dairesinde hareket, manevra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introductory. introducer. presenter. advertiser. promotional. informative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identifier. sth which gives knowledge about sb / sth. advertiser. initiatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigher. reflector. ponderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ter döktüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (anat.) erbezi, testis, husye, haya, taşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) testis şeklindeki, yumurta şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dört mısralı kıta veya şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir konuya ait; (dilb.) köke ait; (müz.) esas makama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) nazariyeye ait, nazari, kuramsal. theoretically (z.) kuramsal olarak. theoretics (i.) bir ilmin nazari kısmı, nazariyat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tedavi edici, şifa verici. therapeutics (i.) terapi ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ısı ile yumuşayan (madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcaklığı bir düzeyde tutma ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek sesli ve küfürlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Taçlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tâc). Taçlar, (bk.) TAc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikatten olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Toprak mahsullerini veya sanayi mamullerini alıp satarak, alış ve satış arasındaki fiyat farkından faydalanma. 2. Ticarî çalışmadan elde edilen istifade, temettü: Bu sene hayli ticaret ettik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile. trade. commerce. business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. traffic. trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. commerce. trade. traffic. trading. boom. business trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial attaché. commercial counsellor. commercial secretary. trade service diplomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commodity exchange. commercial exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercantile fleet. commercial fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merchant marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trader. merchant ship. merchant vessel. merchantile vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial port. trading port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial court. tribunal of commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emporium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial centre. emporium. centre of trade. trading / commercial center. central business district. centre center of trade. business center. commercial domicile. hub of commerce. merchandise mart. business centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber of commerce. trade chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial register. commercial registry. trade register. commercial / trade register. business index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be engaged in business. to trade. to carry on a business. carry on commerce. merchandise. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ticaret, Fars. gâh = yer). Ticaret yeri, ticaret yapmaya elverişli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business. firm. trading house. business concerns. business establishment. business firm. business house. incorporated business. commercial house. commercial concern. trading concern. trading firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجارت خانه] ticaret yapılan işyeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ticareti olan, ticaret yapmaya elverişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ticâriyye). Ticaret ve tüccarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial. trading. mercantile. merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial. mercantile. trading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article of merchandise. articles of merchandise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng., k.dili. kredi, itibar; borç veresiye alışveriş. buy on tick veresiye almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tıklamak, tıkırdamak; İng. çetele çekmek, işaretlerle hesap tutmak; tıkırında götürmek; i. tıkırtı, saat tıklaması; dikkat işareti. tick off tık tık vurarak saymak; işaretleyerek saymak; İng., (argo) azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıf, minder veya yastık kılıfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakırga, kene. tick fever kenelerin naklettiği ateşli hastalık. camel tick deve kenesi, zool. Trichodectes cameli. dog tick köpek kenesi, zool. Haematopinus piliferus. sheep tick koyun kenesi, zool. Trichodoctes ovis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mısır baklası, ufak bakla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkırdayan şey; (argo) saat; (argo) kalp; özellikle borsa fiyatlarını şeride kaydeden cihaz. ticker tape bu cihazın üzerine fiyatları kaydettiği kâğıt şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bilet; etiket; A.B.D. bir partinin seçim namzetleri listesi; k.dili. trafik suçunu cezalandırmak için verilen karakol davetiyesi; ehliyet, ehliyet kâğıdı; f. etiket yapıştırmak, markasını koymak; bilet vermek. ticket agent bilet satan memur. ti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minder veya tente için kullanılan sıkı dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gıcıklamak, gıdıklamak; k.dili. eğlendirmek, memnun etmek; hafif hafif dokunmak; gıdıklanmak; i. gıdıklama, gıdıklanma. tickle one's fancy hoşuna gitmek. tickle the palm of rüşvet vermek. tickle grass çayırgüzeli, bot. Eragrostis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gıdıklayan kimse veya şey; muhtıra defteri, borç ve vadeleri gösteren defter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok gıdıklanır; nazik, korkulur, tehlikeli. ticklishly s. nazikçe. ticklishness i. gıdıklanma; naziklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiktak sesi, saat tıkırtısı; şaka yapmak için tıkırtı çıkaran bir alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâğıt üzerinde oynanan üç taş oyununa benzer bir oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maden oymacılığına ait. toreutics i. maden oymacılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kasılma sonucu boynun çarpılması, boyun tutulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Atlantik okyanusunun ötesindeki; Atlantik aşırı; Atlantik okyanusunu geçen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

den. direk kulumbirleri arasındaki ıstralya, karanfil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirine menteşeli üç ahşap levhadan oluşan Avupa resim sanatı ürünü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç satırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletory. consumer. user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. consumer müstehlik. consuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. user. enjoyer. exhausting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inventor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eleştirmeyen, tenkit etmeyen, değerlendirici olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. diplomatik olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dilbilgisi kurallarına uygun olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vatanperver olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. acemi; kullanılmayan, geçersiz, yürürlükte olmayan; denenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hile bilmez, tecrübesiz, sade, saf, masum; halis, hakiki, katıksız. unsophistica'tion i. saflık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (stuck) koparmak, açmak (yapışmış şeyi). come unstuck kopmak, çıkmak, açılmak; (argo) boşa çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sistemsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idrara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üretimle uğraşan kimse, müstahsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproductive. generative. producer. manufacturer. breeder. grower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer. grower. producing. generating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeder. fabricant. fabricator. generating. generator. grower. maker. manufacturer. manufacturing man. producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Biyolojik kütleleri üretme ve değiştirme yeteneğine sahip organizmalardır. Ototrof (kendibeslek) organizmalar. Bunlar, inorganik maddelerden organik madde üreten canlılardır. Eğer bu üretim için güneş enerjisini kullanılırsa, bunlara fotoautotrof, kimyasal enerji kullanırlarsa kemauototrof denmektedir. Her iki grup canlıya birden “birincil üreticiler-primer üreticiler” denmektedir. İkincil (sekunder) üreticiler ise birincil üreticilerin meydana getirdiği organik maddelerle beslenerek bunlardan yeni ürünler meydaha getirirler. Bunlara hetetrof organizmalar, sekunder üreticiler denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creepy. macabre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. ısırgangillerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. ürtiker, kurdeşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (diken gibi) batmak, acıtmak: acımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kehanet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vatikan; papalık. Vatican City Vatikan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peygamber katili; peygamber öldürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kehanette bulunmak. vaticinal s. kehanet kabilinden. vaticina'tion i. kehanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) ava ait, avla ilgili, avda kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. düşey, dikey; tam tepede olan; bot. dikey; i. dikey çizgi, dikey düzlcm; dikey kiriş. vertical circle astr. ufuk düzlemine dikey olan büyük daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikeylik. vertically z. dikey olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. yaprak veya dokunaç halkası; halkavi dizili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. halka şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yolculuğa ait, yolculukla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -cums, -ca) ölüm halindeki kimseye verilen Aşai Rabbani; kumanya, azık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağcılık, bağ yetiştirme. viticultural s. bağcılığa ait. viticulturalist i. bağcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., zool. çan hayvanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğrulanmış, ispat edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nükteli söz, şaka, espri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captious. colorable. elusory. fallacious. illusive. illusory. misleading. perversive. specious. token.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. facade. specious. misleading. fallacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misleading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaratan, Allah, Ar. halik, hallâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creative. fertile. imaginative. ingenious. inspired. inventive. original. originative. pregnant. procreative. productive. architect. author. builder. composer. creator. father. inventor. originator. procreator. worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

author. creative. creator. imaginative. inventive. original. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creative. creator. generating. imaginative. inventive. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art. creativeness. creativity. genius. ingeniousness. ingenuity. invention. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

originality. vision. creativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creativeness. creativity. ideality. ingenuity. inventiveness. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir yardalık ölçü çubuğu; mukayese standardı, denek taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasive. back-breaking. corrosive. wearing. back breaking. eating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbreaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing. wearisome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etlerini yiyip beslenmek için başka hayvanları diş ve tırnaklarıyle yırtan, paralayan, öldüren: Yırtıcı hayvan, yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. predaceous. predacious. predatory. rapacious. raptorial. ravenous. savage. ripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. predatory. savage. tearing. rending. rapacious. cruel. bloodthirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocious. predatory. rapacious. savage. wolfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı olma-hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. boss. controller. director. executive. governor. head. headman. intendant. manager. overseer. ruler. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. chairman. director. executive. governor. helm. helmsman. manager. master. principal. ruler. superintendent. administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

administrator. manager. corporate fiduciary. director. governer. dominant leader. manciple. officer. administrative officer. ministerial officer. overseer. ruler. superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. administration. management.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. managership. superintendence. superintendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balsamic. laxative. relaxing. plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

softener. softening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elmacık kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mayalanmadan ileri gelen; tıb. bulaşıcı hastalığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by