Tiğ-bend ne demek? | Tiğ-bend anlamı nedir? | Tiğ-bend

Tiğ-bend anlamı nedir?

Tiğ-bend ne demek?

Tiğ-bend anlamı nedir?

Tiğ-bend | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tig bend

Türkçe Sözlük

(i. F„ tiğ = kılıç, benden = bağlamak). Kılıç bağlayan, kılıç kuşanan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel vücutlu, güzellik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka arkaya ve kapalı olarak uç uca eklenmiş altı kenardan ibaret türlü şekillerin umumî adı, müseddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hexagon. hexagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Bir ağaç ve bu ağacın kabuklu meyvesi. Yanlışlıkla şamfıstığı da denen bu bitki Antepfıstığıgillerin örnek bitkisidir. (Pistacia vera).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Şam fıstığı): Antepfıstığıgiller familyasındandır; Gaziantep havalisinde yetiştirilen, 5-10 metre yüksekliğinde bir ağaç ve bunun meyvesidir. İçeriğinde sabit yağ, sakkaroz ve proteinli maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücudun gelişmesini sağlar. Bedeni ve zihni gücü arttırır. Cinsel istekleri kamçılar. Böbrek ve safra kesesi ağrılarını hafifletir. Göğsü yumuşatır, öksürük söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

( i.c ). Ayrı taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). antijen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında bulunan bir ada, Porto Riko’nun güney doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 17 03 Kuzey enlemi, 61 48 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 442.6 km² (Antigua 281 km² ; Barbuda 161 km²).

Kara: 442.6 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 153 km.

İklimi: tropikal deniz iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla yassı olan kireçtaşı ve mercan adaları, birkaç volkanik arazi bulundururlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Boggy Doruğu 402 m.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

Otlaklar: %9.

ormanlık: %11.

Diğer: %62 (2005 verileri).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar (Temmuz - Ekim arası); periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 69,108 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.6 (erkek 9,716; kadın 9,375).

15-64 yaş: %68.5 (erkek 23,801; kadın 23,524).

65 yaş ve üzeri: %3.9 (erkek 1,020; kadın 1,672) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.55 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -6.08 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.04 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.61 erkek/kadın Toplam nüfusta: 1 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 18.86 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.16 yıl.

Erkeklerde: 69.78 yıl.

Kadınlarda: 74.66 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

Ulus: Antiguanlar, Barbudanlar.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar, Britanyalılar, Portekizler, Lübnanlılar, Suriyeliler.

Dinler: Anglikan (baskın), diğer Protestanlar, Roman Katolikleri.

Dil: İngilizce (resmi), yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %85.8 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Antigua ve Barbuda.

ingilizce: Antigua and Barbuda.

Yönetim biçimi: Anayasal monarşi altında parlamenter demokrasi.

Başkent: Saint John’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 2 bağımlı bölge; Barbuda, Redond, Saint George, Saint John, Saint Mary, Saint Paul, Saint Peter, Saint Philip.

Bağımsızlık günü: 1 Kasım 1981.

Milli bayram: Bağımsızlık Günü, 1 Kasım (1981).

Anayasa: 1 Kasım 1981.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Feder


Ülke by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tigin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Batı’da açan yetişen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâzû = Kol, benden = Bağlamak). Süs için kola bağlanan gümüşten veya sırma ile işlenmiş meşinden mahfaza ki, ekseriya içinde bir muska veya sûre-i şerife vesaire bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bağlama, rabt, kayd: Bendetmek = Bağlamak. 2. Kendi hükmü altına alma, ayrılamıyacak ve her hususta tâbî olacak surette celbetme: Kendisine bend etmek. (Bu iki mânâda masdar hâlini ifade eder). 3. Bağ, rabıta, kayd: Bend-i Ahenîn = Demirden bağ. 4. Boğum, mafsal, boğmak: Kamışın bendleri. 5. Kanun ve kavâid kitaplarında rakam altında veya rakamsız fıkra, madde: İkinci faslın beşinci bendi. 6. Yüksekten suyu akıtmak için yapılan kemerli veya düz su yolu yahut suyu biriktirmek için yapılan sed. 7. Gazete ve benzeri evraka konulan makale, sütun, bahis: Bend-i mahsûs, bend yazmak. 8. (edebiyat) Çeşitli kafiyelerde birkaç kısımdan mürekkep bir manzumenin her kısmı nihayetinde aynen tekrar veya kafiyeli olarak irad olunan beyit ki, birinci takdirde manzumeye «tereî-i bend» ve ikinci takdirde «terkîb-i bend» derler. 9. Bağlayan, rabt ve kaydeden. (Bu mânâ ile sıfat terkibi teşkiline girer: Dİv-bend = Devleri bağlayan, pâ-bend — Ayak bağlayan, bukağı. 10. Bağlanmış, bağlı, merbut, kayıtlı, mukayyed. (Keza sıfat terkibi teşkiline girer): Zencîr-bend = Zincirle bağlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بند] bağ. 2.zincir. 3.boğum. 4.bend, fıkra. 4.baraj, su bendi. bend olmak bağlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kıvlrmak, bükmek, eğmek; yola getirmek (birisini), razı etmek; den. bağlamak; kıvrılmak, bükülmek, edilmek; kuvvetini bir tarafa yöneltmek bend to veya towards aklı yatmak (bir şeye).on bended knee yalvararak, diz çökmüş durumda. bendable s. eğilir, eğ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıvtılma, kıvrılış, kıvrım; dirsek; kavis; inhina; dönemeç, viraj; den. bağ, düğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «besten» fiilinden) (c. bende-gân). 1. Bağlı, tutsak, esir. 2. Kul, köle, abd: Bende-i diremhârîde = Para rle satın alınmış köle. Bende-i dîrîne = Eski kul. 3. Kapılanmış, mensup, dost, tâbî: O, filânın bendesidir. Bende-hânem = Kulunuzun evi, evim. Bende-zâdem = Kulunuzun oğlu, oğlum. Bendeniz, bendeleri, kulunuz, çâkerleri: Birâder bendeniz. Bende-gân = Doğrudan doğruya padişah hizmetinde bulunanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satellite. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنده] kul. 2.köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars). 1.Bağlanmış kimse, tutsak. 2.Kul, köle. 3.Yürekten bağlı. 4.Büyük aşkla seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. bende). Bendeler (kullar), (bk.) Bende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Eski nezâket dilinde) köle evi, kulunuzun evi yani evim, bizim ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, nuvâhten = okşamak). Kendi mensuplarını okşayıp taltif eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, perverden = beslemek). Mensuplarını kayırıp refahlarına çalışan, ikram edici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mensuplarını kayıran efendiye bağlı olan veya bende-perver şekilde: Eltâf-ı bende-perverâneleri: Eski nezaket tâbirlerinden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendeperverlik, kendi mensuplarını kayırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köle çocuğu, mec. Çocuğunu onun kölesi yerinde tutup mütevâzı muâmelede bulunan (konuşmada nezaketen kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندگان] kullar. 2.köleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendelik, kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندگی] kulluk. 2.kölelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنده خانه] benim evim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik, bağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (c. benâdir). Ticaret-gâh, iskele: İzmir, büyük benderdir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندر] liman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kerpeten gibi eğme ve bükme işlerinde kullanılan araç; A.B.D. (argo) içki âlemi; ing, (argo) altı penilik para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ve BENDER-GEH (i.). Ticaret limanı, iskele, (-gâh ve -geh ilâvesi fazladır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Bender’in küçültülmüşüdür). 1. Küçük iskele. 2. Boğaz ve liman ağızlarında yapılan küçük kale. (Mendirek lügati bunun galatıdır, (bk.) Mendirek).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندرگاه] rıhtım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. F.). Bir kimseyi mânevî bağlarla kendisine bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنده زاده] köle çocuğu. 2.benim çocuğum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğme, bükme, kıvırma, inhina, meyil. bending claw kıskaç. bending iron eğme demiri. bending machine eğme makinas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Africa Bendir a drum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A North African frame drum usually with strings stretched across the underside of the drum head to create a buzzing tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bendir is a drum of western North Africa, which is round and 20 inches in diameter Two snares are connected underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., k.dili the ile dalglçlann su yüzüne fazla süratle çıkmalanndan ileri gelen tehlikeli bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mental exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir’e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine ut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pine nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

((pinus pinea): Çam kozalaklarının içinden çıkarılır. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığı kadar (25 gram)’dan fazla yenilmemelidir. Kullanıldığı yerler: Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Cinsel istekleri artırır, ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den). yama bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paylamak, kakımak, azarlamak; kınamak. castiga'tion (i). paylama, azarlama. castigator (i). paylayıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüz dereceye bölünmüş; santigrat termometreye ait. centigrade thermometer santigrat termometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). santigram.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki aslı cild-bend yani deri yahut meşinle bağlı). Büyük cüzdan, evrak koymaya mahsus birçok gözlere ayrılmış cüzdan şeklinde çanta ki, koltuk altına alınır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (şaka). dolambaçlı yol; boş laf etme dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hemhudutluk; yekpare bir saha veya kütle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bitişik, hemhudut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mücellitlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دربند] dar geçit. 2.sınır kalesi. 3.hudut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kapılar kapısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Liman. 2. Tersane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık bağlayan, mec. Din adamları sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül bağlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلبند] gönül bağlanan, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hassock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (endünd = dağınık). 1. Parça parça: Endibend olmak = Paralanmak. 2. Mahcup, utanmış, kabahati yüzüne vurulmaktan benzi sararmış: Endibend oldu (halk dilinde= Enbend).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yorgunluk, bitkinlik; zahmet, meşakkat, ağır iş; (mak). eskime, dayanıklığı kaybetme; (ask). kışla hizmeti; (çoğ)., (ask). kışla hizmeti sırasında askerlerin giydiği kalın ve dayanıklı elbise; (f). yormak, yorgunluk vermek; (mak). dayanıklığını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aldatan, Ar. muğfil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hoppa ve geveze kimse, dedikoducu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, saka sopa ile döv mek fustiga'tion i dayak, kötek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyuna bağlanan şey, gerdanlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن بند] kolye, gerdanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saç bağı, saç örgüsü. 2. Altından yapılmış kadın tarağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گيسوبند] saç bağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köşebent. Kitap kapaklarının köşelerine yapılan süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. har = eşek, bende = kul, Türkçe söylenişi harmanda). Eşekçi, katırcı, mekkâreci (vaktiyle ordu maiyetindeki mekkârecilere denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bag. air pillow / bumber / cushion / buffer / pilow. blast. blow up. air pillow. cushion of air. air cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Talep, istek, arzu: Allah’ın rızasını ibtigaen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puncushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafifletilmesi ve yatıştırılması mümkün olmayan, bastırılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bir nevi cerahatli deri hastalığlı.impetigo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz, yorulmak bilmez, usanmaz, bıkmaz indefatigabil'ity i. yorulmazlık. indefat'igably z. yorulmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kışkırtmak, tahrik etmek, teşvik etmek. instiga'tion i. kışkırtma, tahrik, teşvik. in'stigator i. kışkırtıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) incelemek, tetkik etmek, gözden geçirmek, teftiş etmek, tahkik etmek, araştırmak. investigable (s.) incelenebilir, teftişi mümkün. investigative (s.) teftiş ve incelemeye ait. investigation (i.) tahkik araştırma, tetkik, inceleme, teftiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) . (i. A. «şugUden masdar) (c. iştigalât). Meşgul olma, bir işleme, uğraşma: Dersle iştigal ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being busy. occupying oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being busy with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتغال] uğraşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğraşmak, meşgul olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. iştigal). İştigaller, meşgul olmalar, bir şeyle uğraşmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «gavs» den masdar). Yardım ve imdad isteme, e. Edat-ı istigase = Aman ve ah gibi imdat isteği gösteren edat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استغاثه] yardım isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gufrân»dan masdar). Cenâb-ı Hak’tan günahların af ve bağışlanmasını yakarma, Estağfirullah diyerek tövbe etme: Tövbe ve istiğfâr edelim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

praying for forgiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kirası veya muhsulü borca karşı verilmek üzere bir mülkün rehine verilmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استغنا] kimseye muhtaç olmama. 2.eyvallah etmeme. 3.tokgözlülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «garâbet» ten masdar). Şaşma, şaşırma, taaccüp etme, hayrette kalma. Kemâl-i istiğrâb ile işittim. «Istiğrâb», bir şeyin garip ve bambaşka olmasına ve «istTcâb» ise pek güzel ve fevkalâde beğenilecek bir halde bulunmasına şaşmak hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gark» tan masdar). 1. Dalma, bir şeyin içine gömülme, bir şeyle kaplanma. 2. Dalgınlık, tasavvuf erbâbının vecde dalıp kendilerinden geçmeleri ve dünya işlerini unutmaları: Hâlet-i istiğrakta ne yaptığın bilmiyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استغراق] dalma, gömülme. 2.boğulma. 3.kendinden geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kal’a = kale, Fars. benden = bağlamak). Bir kalenin içinde serbest gezip ancak dışarısına çıkması yasak edilen mahkûm: Eskiden Geçici veya müebbeden kal’a-bend olmak cezası verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemer bağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمربند ]] bel kayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Özellikle toprak erozyonunu denetlemek amacıyla kullanılan, suyun ve molozun kanaldaki akışını geciktirmeye yönelik küçük bent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Köşe tutturan; köşeyi tutturmaya yarayan şey.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mahkemeye müracaat etmek; dava açmak; (bir maddeyi) mahkemeye arzetmek. litigant i. davacı; mu- hasım. litiga'tion i. dava etme, dava, muhasamat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. davadan hoşlanır: kavgacı; davaya ait; davalı, çekişmeli, kavgalı. litigiously z. kavga edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) sanrı uyandıran uyuşturucu madde; bu maddeyi kullanan kimse; şaşırtıcı şey; başkalarının aklını çelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) sanrı uyandıran; zihni bulandıran; şaşırtıcı; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yatıştırmak; azaltmak, hafifletmek. mitigating causes huk. cezayı hafifletici sebepler. mitigable s. yatıştırılabilir; azaltılabilir, hafifletilebilir. mitiga'tion hafifletme, azaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mühürlenmiş, mühürle kapanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. ufak bir matbaa makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ağaç budayıp düzenleyen adam. 2. (Türkçe) Balmumundan ağaç taklidi yapıp süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nakış yapan, ressam, nakkaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAKŞİBENDİ) (i. A.) (mü. nakşbendiyye). Bahâeddin Nakşbend’in kurduğu tarikata mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nalbant.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نعلبند] nalbant.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(bk.) PAy-bend.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابند] ayak bağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ pây = ayak, besten = bağlamak) (Türkçe: payvand). At vesair hayvanların yürümelerini önlemek için iki veya çift olarak dört ayağına vurulan bağ, bukağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پایبند] ayak bağı. 2.engel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) BAzû-bend.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پشه بند] cibinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., zool. insan ve ayı gibi butun tabanına basarak yuruyen; i. tabanına ağırlık vererek yurüyen hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Prangaya vurulmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. katedralin papaza bağladığı tahsisat; bu tahsisatı temin eden vakıf; katedralden tahsisat alan papaz. prebendary i. katedralden tahsisat alan papaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prestij, itibar, nüfuz, tesir, ün, şöhret. prestigious s. prestijli, tanınan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağmur geçmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (denizcilik). Halatla sahile bağlı: Gemi resen-bend iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şehbender.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Konsolos.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıçrayarak yürüyen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antep fıstığı eskiden yanlış olarak bu adle anılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio. pistachio nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. Y.). «Gram» ın yüzde biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. centigrade). Bugün kullanılan termometrelerdeki derece adı. (bk.) Selsius.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centigrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celsius. centigrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centigrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Satı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolos; başşehbender — başkonsolos. Şehbender vekili = Konsolos muavini (bk. Şâhbender).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر] konsolos.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolosluk bina ve makamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر خانه] konsolosluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk, konsolos sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شلواربند] uçkur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başa bağlanan veya sarılan şey.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سينه بند] sütyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri gibi vucuda yapışan (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -mata,-s) leke, ar; dağ, yanık izi; tıb. sinir gerginliğinden hasıl olan kırmızı leke; doğum lekesi; bot. stigma, tepecik; biyol. soluk deliği, solunum deliği; çoğ. İsa'nın çarmıha gerildigi zaman aldığı yaralar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekeli, damga kabilinden; şekilleri berrak gösteren mercekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lekelerden etkilenmiş olma; şekilleri berrak ve doğru gösteren merceklerin durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rezil etmek; leke sürmek, damgalamak, damga vurmak. stigmatization i. rezil etme; damgalanma; vücutta doğaüstü alametler belirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Jeolojinin yer tabakalarını inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğu katmanlarının düzeni; yerbilimin katmanları inceleyen kolu, stratigraf. stratigraphical s. stratigrafik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlayan, ışık yayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تابنده] parlak, ışık veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlayan, ışık veren

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awl. knitting needle. crochet needle. needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awl. needle. crochet. bodkin. crochet-hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked needle. awl. plane bit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيغ] kılıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ tiğ = kılıç, benden = bağlamak). Kılıç bağlayan, kılıç kuşanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., tîğ = kılıç, dâşten = tutmak, taşımak). Kılıç taşıyan, kılıçla silâhlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ tîğ = kılıç, zeden = vurmak). Kılıç vuran, çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ağaçtan çıkan bir çeşit zemk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sapçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaplan, zool. Panthera tigris; kana susamış adam, zalim adam. tiger cat kaplan gibi derisi yollu yaban kedisi; tekir kedi. tiger lily siyah benekli portakal rengi zambak, pars zambağı. tiger moth bir çeşit benekli pervane. tigerish s. kaplan gibi,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. sıkı, gergin; akmaz, sızmaz, su geçmez; dar; sıkışık; k.dili eli sıkı, cimri; k.dili müşkül, zor; zorluk çeken; tıkanmış; ucu ucuna; sıkı gerilmiş (ip); kesat; (argo) sarhoş; tedariki güç; kısaltılmış (üslup); z. sımsıkı. tightly z. sıkıca ti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıkıştırmak; sıkışmak; gerginleşmek. tighten one's belt kemeri sıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli sıkı, cimri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sofu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağzı sıkı, sır söylemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cambazlara mahsus sıkı gerilmiş ip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. cambaz ve balerinlere mahsus sıkı giysi; külotlu çorap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) cimri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Keskin bir ağrı ile ağrımak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişi kaplan; zalim kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Dicle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eğri olan şeyi düzeltmek; gevşemek, yumuşamak; dinlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararından dönmez, boyun eğmez; kararlı, sabit, azimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tam, daniska; dinmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (A.B.D.),( argo) sıkıntılı, sinirli, hırslı, tutaraklı; telâşlı; biçimci, tutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. baş dönmesi olan; sersemletici, baş döndürücü; terelelli. vertiginously z. baş döndürücü bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. vertigoes, vertigines) i., tıb. baş dönmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eser, iz; biyol. zamanla küçülmüş ve görevini yitirmiş olan. vestigial s. iz bırakmış; artakalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. girdap gibi dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su geçirmez, akmaz, sızmaz; çok sıkı, göz açtırmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Bulucu, bulan. Keşfeden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Baklagillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir bitki ve bunun yağı ıkarılan tohumları; Amerikan fıstığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastiğıgillerden zehirli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(danaayağı): Yılanyastığıgiller familyasından; yaprakları büyük ve koyu kırmızı olan mide bulandırıcı bir koku salan, büyük yumrulu bir bitkidir. İstanbul çevresinde, Ege ve Akdeniz Bölgesinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür. Terletir, vücuda rahatlık verir. Sinirleri uyarır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi yılanyastığıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زنجيربند] zincire vurulmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

zincire vurulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakışıklı, güzel: RÜy-i zîbende: Güzel yüz.

Türkçe Sözlük by