Tık Tık ne demek? | Tık Tık anlamı nedir? | Tık Tık

Tık Tık anlamı nedir?

Tık Tık ne demek?

Tık Tık anlamı nedir?

Tık Tık | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tik tik

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert bir şeye vurulduğu zaman çıkan ince ve kuru sesi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. agnostique

fel. bilinemezci

Tanrı’nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnostic. agnostic bilinemezci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agnostic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد عتيق] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir yerin veya salonun sesi aksettirme durumu. 2. Bu mevzu ile uğraşan fizik ve musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acoustique

1. yankı bilimi, 2. yankılanım

1. Fizik biliminin konusu ses olan kolu. 2. Kapalı bir yerde seslerin dağılım biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustic. audible. whispering. acoustics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustics. acoustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acoustic , acoustics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Alfabe sırasına göre dizilmiş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alphabétique

abecesel

Alfabe sırasına göre dizilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic. alphabetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical. alphabetical abecesel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. analytique

çözümlemeli

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytic. analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

analytical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Güney kutbu ile ilgili, güney kutbu yakınında olan. Güney kutbundaki kara bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the antarctic. antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Birçok mikroplara karşı öldürücü etki yapan aureomycetin, neomycin, penicillin, streptomycin ve terramycin gibi maddelerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic. antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibiotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. ancient. archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique , antiquely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. antiqua). 1. Eski zamandan kalma eserlerden heykel, madenî para vesaire. 2. (mec.) Kendisine has tuhaf halleri olan: Antika adam. 3. Mendil, örtü, yatak çarşafı v.s. nin kenarlarına yapılan bir çeşit süs; sıçandişi de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antique. queer. eccentric. crusted. kooky. old world. quaint. antique. curiosity. curio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. curio. oddity. odd. funny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. queer. eccentric. hemstitch. curiosities. curiosity. quaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuhaflık. 2. Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bric a brac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yüksek hava Antilop basınçlarının merkezi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiquité

1. eskilik, 2. tar. İlk Çağ

1. Eski olma durumu. 2. En eski zamanlardan başlayarak Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküş yılı olan miladi 476’ya kadar süren çağ.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., oto vuruntu kesici yakıt ilâvesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Hastalık Amillerini zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antikörper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Antisepsi yapmakta kullanılan veya antisepsi vasfı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15 - 25 kilometre süratle çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişirme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi ‘sodyum azide’dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanıyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaNS’ün bulunduğu tüpe bir elektrik sinyali gönderir. Burada çok küçük bir spark oluşur ve bunun yarattığı ısıdan da NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hava yastıkları 80’li yılların başında ortaya çıktıklarından beri binlerce hayatı kurtarmışlardır. Aslında hava yastıkları İkinci Dünya Savaşı sırasında uçakların yere çakılmalarında bir önlem olarak tasarlanmış ve ilk patent o zamanlarda alınmıştı.

Hava yastıklarının arabalara uygulanmasında birçok problemle karşılaşıldı. Basınçlı havanın araba içinde muhafazası, süratle şişmenin sağlanması, ani şişme sırasında yastığın patlamasının veya kişiye zarar vermesinin önlenmesi vs...

Hava yastığında üç ana parça vardır. Birincisi yastığın kendisi ki, ince naylon iplikten yapılmış ve konsolda bir silindir üzerine sarılmıştır. Aslında sürücü tarafındaki hava yastığı diğerlerinden farklıdır. Diğerleri tipik bir silindir şeklinde iken sürücü tarafındaki direksiyonun ortasına uyacak şekildedir.

İkinci olarak yastığa ne zaman şişeceğini bildiren, arabanın ön tarafında bir sensör vardır. Bir tuğla duvara yaklaşık saatte 15-25 kilometre süratlşe çarpıldığında oluşacak kuvvet karşısında sinyal verecek şekilde ayarlanmıştır.

Son olarak da şişme sistemi vardır. Hava yastıkları sıkıştırılmış veya basınç altındaki havanın veya bir gazın salıverilmesiyle şişmezler. Bir kimyasal reaksiyonun sonucunda şişerler. Bu kimyasal reaksiyonun ana maddesi “sodyum azide”dir, yani NaN3. Normal şartlarda durağan olan bu molekül ısıtılınca anında ayrışır ve ortaya nitrojen gazı çıkar. Çok az miktarından, yani 130 gramından 67 litre nitrojen çıkabilir.

Ancak bu ayrışmadan ortaya bir de sodyum (Na) çıkar ki, çok reaktiftir. Su ile birleşince vücuda bilhassa gözlere, buruna ve ağza ağır tahribat verebilir. Bu tehlikeyi önlemek için hava yastığı üreticileri kimyasal reaksiyonda sodyum ile birleşebilecek bir gaz daha kullanabiliyorlar ki, bu da potasyum nitrattır (KNO3). Bu reaksiyondan da yine ortaya nitrojen çıkar.

Arabanın önündeki sensör belli bir seviyenin üstündeki çarpmada, NaN3 çözülür, açığa çıkan nitrojen hava yastığına dolarak şişirir. Burada ilginç olan sensörün çarpmayı algılaması ile yastığın şişmesi arasında geçen zamandır. Sadece 30 milisaniye yani 0.030 saniye.

Bir saniye sonra yastık üzerindeki özel delikler vasıtası ile kendi kendine söner ve kazazedeye devamlı baskı yapılmasına mani olur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Arabic studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Sayılardan, sayıların işlemlerinden bahseden matematik kolu, sayı ilmi. 2. Bu ilimle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical. arithmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. arithmetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic progression. arithmetical progression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Kuzey kutbuyla ilgili. Kuzey kutbu yakınında olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromatique

hoş kokulu

Hoş kokusu olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksiğin zıddı, fazla, ziyade. 2. Geriye kalan, artan, bakıyye: Artık yemek = Yendikten sonra kapta kalan, fazla gelip artan şey: Yemek artığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Daha. gayrı, bundan ziyade: Artık istemem. 2. Şimdi, öyle ise: Artık gidelim. 3. Elverir, kâfi: Artık insaf. Artık çok oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. waste. residual. anymore. no longer. no more. at that. dregs. leftover. scraps. waste. discard. spoils. rest. dreg. dross. effluent. fag-end. hog-wash. refuse. remainder. remnant. residual. residue. shoddy. tag end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dross. oddment. offal. refuse. remainder. remains. remnant. residual. residue. rump. scrap. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left. leftover. overage. rest. remainder. refuse. surplus. excess. residue. offal. waste product. increment. residual. anyhow. anyway. ever. hangover. leavings. now. remnant. residuary. scrap. tag. tag end. trim. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pest tarafına bemol yahut tiz tarafına diyez konarak yarım ses genişletilmiş musiki aralığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surplus value. residual cost / value. incremental value. appreciation surplus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incremental labour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odd / leap day. leap-day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde 12, bazen 13, nâdiren 14 koma aralıklı ikili aralığı. Batı musikisinde bir buçuk ton değerinde aralık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bissextile year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap year. leap-year.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlalık, ziyadelik, mezid. 2. Üstün olma. Osm. tefevvuk, fazi ve rüchan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(Yeni kelime) (i.). Dört yılda bir gelen 366 günlük yıl, sene-i kebîse: 1932, 1936, 1940 gibi dört ile bölünebilen yıllar artık yıldır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güzel sanatların gerektirdiği hususiyetleri taşıyan, sanatlı, sanatça, sanatlıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic. artistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atk» dan if.). 1. Azat olmuş, azatlı, itâk olunmuş (köle), müz. 2. Eski, kadîm. («Atik» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk davranan, çevik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i.A. «atık»dan smüş.) mü. atîka) (c. uteka). 1. Eski, kadîm, beyt-i atîk-ı kâbe-i şerife. Ahd-I atîk = Tevrât. Atîk, Sahâbelerin en eskisi olan Ebû Bekr’in lâkabıdır. 2. Azatlı, azat olmuş (köle). Asâr-ı atika = Eski zamanlardan kalan san’at eserleri: Asâr-ı atîka ilmi; Asâr-ı atîka müzesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevrede başkalaşmaya yol açacak miktarda çevreye boşaltılan, sıvı, katı, gaz ya da radyoaktif istenmeyen her tür madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste. waste. waste product. faecal matter. contaminant. fallout. fall-out. contamination. faeces. refuse. rejectamenta. rejection. throw-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small churn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. lissom. nimble. nippy. swift. alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. alert. nippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيق] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sırtın üst kısmı. 2.Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3.Eski, kadim, kühen, dirin. 4.Azatlı, hür. 5.Güzel genç kız. 6.Çok hareketli, çevik, hızlı hareket eden. 7.Asil. 8.Hz.Ebubekir’in lakabı. Peygamber (s.a.s)’in “Sen ateşten kurtulmuş kimsesin” müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Atığın toprak katmanları arasına gömülmesinden ibaret, katı atık tasfiyesinin en yaygın yöntemi; Atıkların gömüldüğü çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقه] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Atik). Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b. Amr’ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine’ye hicret edenler arasındadır. Hz.Ebubekir’in oğlu ile evlenmiştir. Abdullah, Taif te şehid olunca Hz.Ömer’le O şehid edilince Zübeyr b. el-Avvam ile, o da şehid edilince Hz.Hüseyin ile evlendi. Ve Hz.Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقيات] arkeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atlet veya atletizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. askerlik). Merminin ateşlendikten sonra hedefe varıncaya kadar uğradığı tesirleri İnceleyen bilim. BâLİŞ (i. F.). Yüz yastığı. BâLKABAĞI (i.), (bk.) Kabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balloon tyre. baloon tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baltic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the baltic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash dispenser. cashomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated teller machine. automated teller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pestil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batmış, çökük: Batık gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunken. submerged. submersed. ingrown. ruined. lagan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aground. sunken. sunk. submerged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunken. submarine / submerged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dyed fabric; a removable wax is used where the dye is not wanted dye with wax; 'Indonesian fabrics are often batiked'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of applying dye to cloth which is covered in part with a dye resistant, removable substance such as wax After dying, the wax is removed, and the design appears in the original color against the newly colored background The cloth itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originated in Java; a method of dyeing textiles Wax is applied to sections of material which are to remain uncolored; the dyes do not penetrate wax Once dyed, the wax can be removed by various methods, one of which is boiling Repeated waxing and dyeing re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A non-directional geometric type design with an East Indian influence The background has a tie-dyed appearance The word itself refers to a method of dyeing designs on cloth by coating with removable wax the parts not to be dyed. an Indonesian method of pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technique using hot wax as a resist applied with a tjanting tool; a drawing instrument with a cup and spout from which molten wax is poured onto fabric in a design Dye is then applied in progressive layers over the wax Batik is traditionally done on eithe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Malay word, it refers to a method of creating designs by laying downwax on the parts of the surface not to be dyed. a traditional dyeing process in which portions of cloth are coated with wax and therefore resist the dye Batik fabrics are characterised

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A paste or wax resist dyeing technique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fabric is dyed over wax resist in simple patterns. is a method of dyeing fabric by covering parts of the cloth with a wax design The cloth is dipped into cool vegetable dye which dyes the uncovered cloth, but does not melt the wax When the design is

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Centuries-old fabric dyeing technique that uses wax to resist dyes Original designs are hand traced, then hand painted on both sides of the fabric using brushes or droppers Hot wax is applied to the design in the areas where color is not required The fabr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of dyeing cloth which involves the use of removable wax to repel the dye on parts of the design, where dye is not desired Batik originated in Indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fabric dying process that uses wax as a resist, usually with layers of wax and colors applied, one over the other When the image is completed, the wax is removed to reveal the gradients of color in the image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of producing printed effects by resist- dying, developed in Java A design is drawn on both sides of a cloth and the parts not to be colored by the first dye are covered with molten wax, which on solidification resists dyeing The cloth is crushed

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Indonesian method by which fabric is printed by coating with wax the parts of the textile that are not to be dyed; also, a patterned fabric created by such method. a dyed fabric; a removable wax is used where the dye is not wanted. dye with wax; 'Indon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i batik, kuma51 boyama iSi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. letter. document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

script.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, fena bulmuş, ümitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mektup, yazılmış şey Ar. muharrerât, Fars. nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finished. exhausted. worn out. bad. serious. in trouble. flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. in love. wan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yazıcı, kâtip, muharrir, münşî, mektupçu (beylikçi bundan galat olsa gerek). Eski Türk devletlerinde devlet kâtibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstiklâl üzere, başlıbaşına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureaucratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boutique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boutique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stallkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uçlarından bitişik, kavuşuk. 2. Birbirine kavuşmuş, bitişmiş, fasılasız: Çatık kaşlar. 3. Buruşturulup ekşitilmiş, abûs: Çatık çehre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted together. joined. stocked. frowning. sulky. carcass. construction. structure. skeleton. stack. frame. framework. studding. cage. truss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowning brows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabuğu içinde olup dövülmemiş pirinç. 2. Pirinç tarlası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rice in the husk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyin kenarında açılan küçük kertik: Bıçağın ağzı çentik çentik olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip. indentation. joggle. nick. notch. score. notched. nicked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch. dent. hack. indent. indentation. nick. gap. jag. kerf. cut. scallop. score. wiper. joggle. knurl. serrate. scoring. slap. serration. chip. dint. snick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch. to nick. jag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nicked / notched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Vücut organlarını alıştırıp kuvvetlendirmek için yapılan idman, beden terbiyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ufak gedik, çetele dişi. 2. mec. Ayıp, kusur. (bk.) Çentik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatık, sıkı, buruşuk: Çıtık alın, kaş, çehre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Damıtma yoiuyle elde edilmiş. Ar. mukattar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demokrasiye uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Öğretici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. didactique

öğretici

Öğretme, yetiştirme ve açıklama niteliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactic öğretici. didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

didactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital giriş/çıkışa sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu optik bağlantı, optik Dijital girişe sahip diğer HiFi bileşenlere kayıpsız dijital iletim sağlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dış siyasetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dramatik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tyre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Münakaşa yahut muhakeme sanatına has olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dialectique

eytişim

Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmayla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dogmetique

fel. inaksal

Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic inaksal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. domestique

1. evcil, 2. yerel, yerli

1. Yerli. 2. Belli bir yöre ile ilgili. 3. Ülke içi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Dramla alâkalı. 2. Heyecan yahut üzüntü verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic. stagey. stagy. theatrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic. tragic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dramatic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exotique

yabancıl

Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exotic. outlandish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éclectique

fel. seçmeci

Seçmecilik yanlısı olan (filozof, görüş vb.).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Güneşin dünya etrafındaki zahirî hareketinde çiziyor gibi göründüğü yol.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écliptique

gök b. tutulum

Bir yıl boyunca Güneş’in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political economy. politico-economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: 4lastique). Toplanıp çekilir, esner (elastikî, elastikiyet gibi gülünç tabirler kullanılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élastique

esnek

Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. flexible. supple. resilient. responsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. springy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİK (i. Y. fizik). Elektromanyetizması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic. electromagnetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik) Cisimlerin sathındaki durgun elektrikle alâkalı hadiseleriinceleyen fizik kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatic. electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik). Elips ile ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Elektrikli aletler ve enerji nakil hatlarından yayılan radyasyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemler sonucunda ortaya çıkan atık, özellikle sıvı atıklar. Bu atıkların hava, toprak ve su üzerinde olumsuz etkileri vardır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. informatique

bilişim

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. éristique

fel. didişim

Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism , erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). 1. Felsefenin, güzeli inceleyen kolu. 2. Güzellik duygusıyle alâkalı olan; güzellik hususiyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. esthétique

fel. güzel duyu

Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aesthetic. aesthetical. plastic. cosmetic. aesthetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aesthetic. aesthetics. esthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aesthetics. aesthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Estetikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éthique

töre bilimi

Yarar, iyi, kötü vb. sorunları inceleyen, töre ile ilgili bir davranış yasası geliştirilen, neyin uğrunda savaşılmaya değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve hangisinin kötü olduğu gibi sorunları kendine konu edinen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. ethics törebilim. ahlakbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethics. ethic. ethical. moral science. morality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). 1. Bir şeyin cinsini, miktarını yahut fiyatını belli etmek için üzerine konan küçük yafta. 2. Teşrifat, görgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. sticker. tab. ticket. etiquette. docket. flag. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. mark. sticker. tab. tag. ticket. etiquette teşrifat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. etiquette. sticker. tag. tally. ticket. signet. facing slip. price marker. docket. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling. ticketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. to label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to label. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Evlerin ve işyerlerinin oluşturduğu ve fabrikaların endüstriyel nitelik taşımayan pis sularının da dahil olduğu atık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sağlığa ve çevreye yönelik tehlikenin azaltılması amacıyla atık suyun arıtılması işlemi; ilkin mekanik işlemlerin kullanıldığı, daha sonra bunu biyolojik ve kimyasal işlemlerin izlediği bütünsel bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatique

bağnaz

Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanatic. fanatical. rabid. red-hot. roaring. fanatic. devotee. energumen. rooter. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigoted. fanatic. zealot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigot. fanatic. gold buck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic. fantastical. fanciful. raving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fantastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. füttâk). Her fırsatta adam öldüren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. fevâtik). Her fırsatta adam öldüren kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Al.). Argoda «kaçmak» mânâsında kullanılan «fertiği çekmek» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Yarma, yarılma, çatlama. 2. (tıp) Kasık yarığı, kasık zarının yarılmasıyle bağırsakların torba içine dolmasından ibaret sakatlık: Fıtık hastalığı (bu mânâda galat olarak fetk yerine fıtık denir). Fıtk-ı rahim, fıtk-ı mesane = bu organların aşağıya sarkması, (bk.) Fıtık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça püste’den Arapça’laştırılmıştır). 1. Gaziantep bölgesinde yetişen bir cins ağaç ve bunun verdiği meyve ki, kolay açılır ince kabuklarının içinde badem cinsinden yeşilimtrak, lezzetli bir meyvesi vardır: Antep fıstığı. 2. Çam çeşitlerinden çok dallı bir ağaç ve bunun verdiği bir meyve ki, bir büyük kozalağın içinde sert kabukla çevrili fındık uzunluğunda lâkin ince bir meyvesi vardır. Fıstık, kuş üzümüyle beraber pilav ve dolma gibi yemeklere konur: Çamfıstığı, fıstık ağacı. Hindfıstiğı — Bahârattan, arakıton da denilen bir madde. Fıstık gibi = Semiz ve eti pek katı, şişman ve sülpük olmayan, balıketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Filân» kelimesine katılarak kullanılan bir halk tâbiri: Falan fıstık, falan fıstık festegiz diyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peanut. pistachio. crumpet. fluff. bit of fluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babe. babunbaby. cracker. pistachio. pistachio nut. peanut. chick. peach. smasher of a girl. baby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio nut. beautiful woman. babe. cracker. dolly bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peanut butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıstık satan veya fıstık yetiştiren kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller or grower of pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the cultivation or selling of pistachios.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i.). Antep fıstığının içi renginde olan, açık yeşil: Fıstıkî kumaş, boya. Fıstıkî makam = 1. Hırıltı. 2. Çok yavaş ve telâşsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antep yahut çamfıstığı ağaçlarından ibaret koruluk: Orada bir fıstıklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Barsakların karın çeperini geçip deri altında ur gibi bir şişkinlik meydana getirmesi, kavlıç, (bk.) Fetk.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir organının; genellikle bağırsağın, kaslar arasındaki zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına fıtık denir. Fıtık olan yerde, şişlik görülür. Öksürünce veya ıkınınca büyür. Ağır işler yapmaktan, öksürmekten ve ıkınmaktan, hoplayıp zıplamaktan kaçınmak gerekir. Ameliyat olunmayacaksa, fıtıkbağı kullanmak faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Keçiboynuzu

Hazırlanışı : Her gün 100 gram keçiboynuzu dövülüp yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture. rupture kavlıç. yarımlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hernia. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. gramer). Ses bilgisi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phonétique

1. db. ses bilgisi, 2. sesçil

1. Bir dilin seslerini boğumlanma noktaları, boğumlanma özellikleri vb. bakımlardan inceleyen dil bilimi kolu. 2. Sesleri bütün özellikleri ve ayrıntılarıyla gösteren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetic. phonetics sesbilgisi. phonetic sesçil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phonetics. phonetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fosse septique

lağım çukuru

Atık suları ve pislikleri toplamak için kazılmış kapalı kuyu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

septic tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlılardaki veraset hadiselerini inceleyen biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Genetik

kalıtım bilimi

Bitki, hayvan ve insan genlerinin yapısını, görevini ve bir dölden diğerine nasıl aktarıldığını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics. genetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmadan alınan genleri izole etmek, bu genleri yönlendirmek ve başka bir organizmaya katmak için kullanılan teknolojiler. Bilim adamları, 1973 yılında DNA’yı kesip yapıştırmayı öğrendiler. Ticari genetik mühendislik firmaları ise 1976 yılında kuruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German philology , German studies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gitgide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasingly. steadily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lastik gibi çeşitli şeyler imaline yarayan bir çeşit zamk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Gothlar’a ait. Gotik harfler = İlk basın denemelerinde kullanılmış olan köşeli harfler. Gotik sanat = Temel özelliği sivrilik olan ve XII. asırdan sonra Avrupa’da gelişen sanat ve mimarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic. face. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gothic period , Gothic style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black letter type. gothic type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir. Ayrıca, kısa sürede geçmeyen göz tiklerinde, aşağıdaki reçetelere başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Ihlamur, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı ıhlamur konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Üzerine 3 kahve kaşığı toz şeker ilave edilerek içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrostatics. hydrostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. suppositious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. matematik). Aralarında homoteti hali olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic policy. home policy. internal politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aynı tesis içinde yeniden işlenip kullanılan atık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 müzik dosyalarında, parça ve başlık bilgisinin yanı sıra sanatçı hakkında bilgiler içeren ID3 etiketleri bulunmaktadır. Herhangi bir PC ya da Macintosh® bilgisayarda düzenleme yapılabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. identique

mat. özdeş

Kendinde özdeşlik bulunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «fakr» dan masdar). 1. Fakirlik ve ihtiyacın açıklanması. 2. Büyük ihtiyaç, fazlasıyle muhtaç olma: Memleketimizin eğitim ve kültüre iftikarı vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افتقار ]yoksulluk çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar) (tıp). 1. Şırınga kullanma. 2. Bir organa kan birikmesiyle oranın şişip kızarması, Osm. terâküm-i dem, Fransızca: congestion.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Zahire ve başka ürünlerin toptan alınıp saklanmasıyla, fiyatının yükselmesinden sonra ağır paha ile satışı muamelesi, karaborsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «hakaret» ten masdar). 1. Hakarete katlanma, Ar. tezellül, tevazu. 2. Hor ve hakir görme, göz tutmama: ihtikar etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتکار] vurgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «lika» dan masdar). Birleşme, kavuşma: İltika-i nehreyn = İki nehrin birleşmesi. Iltika-i bahreyn = İki denizin birleşmesi. Dicle ile Fırat’ın iltika ettikleri yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rast gelme, kavuşma, karşılaşma, buluşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. »lokma» dan masdar). Lokma lokma yutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (c. iltikatât). Devşirip toplama. Kitaplardan bilgi toplama, tetkik, inceleme: Tarih kitaplarından iltikat ettiği bilgiler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Allah’a kavuşma, hidayete erme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer science , computer sciences , informatics , information science , information technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nakd»den masdar) (c. intikadât). Edebî ve fennî eserlerin tarafsız bir görüşle incelenmesi sonuna fikir ileri sürülmesi: Intikad, edebiyatın eleğidir (sonraları intikad yerine tenkid kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتقاد] eleştiri, tenkit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nakUden masdar) (c. intikalât). 1. Göçme, bir yerden bir yere geçme, yer değiştirme, Osm. tebdîl-i mekân: Anadolu’dan Rumeli’ye intikal edenler (bu mânâ ile nakil kullanılması daha uygundur). 2. Geçme, sirayet, bulaşma: Sâri hastalıklar ekseriya temasla intikal eder. 3. Miras olarak veya miras gibi kalma, soydan geçme: Babamdan birçok arâzi İntikal ett. 4. Vefat, ölüm, Osm. dâr-ı bekaya gitme, göçme, irtihâl (eskiden irtihal daha çok kullanılmıştır). 5. Dinleyenin, konuşanın sözünden maksadını anlaması, açıkça söylenmeyen şeyi de kavraması: Bu adamın intikali yoktur. Birdenbire intikal edemedim. 6. Sözün, bahsin bir şeye geçmesi: Söz mikropların tesirine intikal etti. Sür’at-i intikal — Kapalıca ve dolayısıyle ifade olunan sözden bile çabuk ve derhal maksadı anlama, zihin açıklığı. Serî-ül-intikal = Çabuk anlar, zihni açık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. transition. succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. passing. passage. change of place. understanding. comprehension. transfer inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. change of place. passing. passage. understanding. group. comprehension. inferring. inference. transfer. transfer of title. demise. devolution. legal succession. piracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتقال] göçme, taşınma. 2.kavrama. 3.miras geçmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçmek

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (c. intikamat). Oc, acı çıkarmak, Ar. sâr: İntikam almak, Osm. Ahz-ı intikam etmek = Oc almak, acısını çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. payoff. vengeance. vindication. retribution. nemesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. vengeance. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. vengeance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتقام] öc.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öc almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İntikam almaya meyilli, intikamını bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revengeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful. revengeful. revenger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful. vindictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتقام جو] intikamcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüks» den masdar). Baş aşağı dönme veya düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Farazi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Yukarı çıkmak, daha yüksek derecelere erişme. Ar. İtilâ: Bulunduğu mesleğin en büyük rütbesine kadar irtikâ etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارتقا] yükselme. 2.yüksek mevkiye gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb» dan masdar). 1. Kötü bir iş, bir günâh işleme: Yalanı irtlkâb ediyor. 2. Rüşvet alma: O adam irtikâb etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتکاب] suç işleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). 1. Aristo’ nun eserlerinden alınarak kilise anlayışına tatbik edilen ve Ortaçağ’da okutulan felsefe. 2. Bu felsefe ile ilgili olan. 3. mec. Görenekçi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kanal hafızalarını otomatik olarak tanımlamak ve etiketlemek için her bir TV yayın istasyonu tarafından gönderilen bilgileri kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y„ Fr. statistique). Bir memleketin nüfus, gelir, ithalât ve ihracat gibi şeylerini her sene muntazam surette kayıt ve mukayesesi ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). İstatistikle alâkalı (nisbet bildirmek için Arapça ekle yapılan istatistikî sözü yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. statistique

1. sayımlama, 2. sayım bilimi

1. Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi. 2. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistic. statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistics. statistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the science of statistics. a statistic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mathematical statistician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statistician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ» dan masdar). Şikâyet etme, birinin haksız muamelesinden veya bir dertten yanıp yakılma, Ar. tazallüm: Ahali kuraklıktan iştikâ ediyor; kendisi müzmin bir hastalıktan iştikâ ediyordu (şikâyet kelimesi de bu mânâyı ifade eder), (hukuk) İştikâ-i al’el-hükkâm = HAkimlerin hüküm ve kararına itiraz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «şakk» tan masdar) (c. iştikakât). Bir kökten türeyen kelimelerin birbirleriyle ve asıllarıyla olan münâsebetleri ve meydana geliş şekilleri; ilm-i iştikak: Bundan bahseden ilim, Fr. etimologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتقاق] türeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. iştikakıyye). İştikak kaidesine ve etimolojiye ait veya muvafık olan, Fr. itimologique: Iştikaki kaideler; iştikak! tedkikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan masdar). 1. Doğruluk, dürüstlük, eğrilik zıddı: Çizginin, yolun, hattın istikameti. 2. Doğru, namuslu davranış, doğruluk, Ar. sıdk: İstikametten ayrılmamalı; istikamet insanı selâmete çıkarır. 3. Bir şeyin bir tarafa doğru uzanması, yön, yönelme: Sıra dağların istikameti doğudan batıya doğrudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. doğrultu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. straightness. uprightness. integrity. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استقامت] doğruluk. 2.dürüstlük. 3.yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yön vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقباح] ayıplama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «kabl»den masdar). 1. Gelecek zaman, mazi zıddı ve hâl olmayan zaman. Ar. Ati: İstikbalde ne olacağını ancak Allah bilir; istikbalden haber vermek iddiesı. 2. Karşılama, gelmekte olan kimseyi ağırlamak için önüne çıkma: Pek parlak bir istikbâle mazhar oldu; onu merasimle istikbal ettiler; istikbâline çıktılar. 3. (astronomi) Güneş ve Ayin birbirine karşı bulunması: İstikbâl-i kamer. 4. Fiilde gelecek zaman kipi ki, dilimizde «cek» ve «cak» edatiyle son bulur: Gelecek, yazacak gibi. Istikbâl-i mâzt = Geçmiş zamanın içinde bir gelecek gösteren kip: Gelmiş olacak gibi. Hikâye-i istikbâl — Nakil ve rivâyet olunan bir geçmiş zamana göre gelecek gösteren kip: Gelecekmiş gibi. İstikbâl-i kıble = Kıbleye yönelme, doğrulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

futurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future. future gelecek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future. futurity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استقبال] karşılama. 2.gelecek. 3.kıbleye dönme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Gelecek zaman. 2.Geleni karşılama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

karşılamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İleride gelecek zamanda, Ar. Atiyen: Hâlen ve istilcbâlen = Şimdiki halde ve gelecek zamanda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. istikbâliyye). Gelecek zamana veya karşılamaya alt: Te’ mînât-ı istikbâliyye, teşrîfât-ı istikbâliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kibr» den masdar). 1. Büyük bulma, büyük görme, büyütme, çok ehemmiyet verme («istîzâm» daha çok kullanılmıştır). 2. Kibir, azamet («tekebbür» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکبار] büyüklenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکفاف] yetinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «killet» ten masdar). 1. Kendi başına olma, kimseye bağlı olmama, kendi bağlı olma, bağımsızlık («istiklâliyet» demek yanlıştır). 2. Az görme, azımsama: Kendisine tâyin olunan maaşı istiklâl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence bağımsızlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. liberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقلال] bağımsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). İstiklâl arayan, istiklâl peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. istiklâliyye). İstiklâle, bağımsızlığa, kendi başına olmaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müstakil olma, istiklâl halinde bulunma, başlı başına buyruk olma, bağımsızlık (Türklerin yanlış yaptıkları bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den masdar). 1. Bitirme, tamamlama, eksiğini tamarnlama, istikmâl-i esbâb-ı müdafaa. 2. Bir işin noksansız ve mükemmel olması, olgun hâle getirilmesi: Yolların istikmâli lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکمال] tamamlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «iktinâh» tan galattır), bk. iktinâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kira ile tutma ve kiralama mânâsıyla kullanılmış ise de, Arapça’ da doğrusu ikrirâ’dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten masdar). Kerih görüp nefret etme, tiksinme, iğrenme: Kıyafetinden insan istikrah eder (asıl Arapça’da mânâsı bir şeyi kerhen yani zorla ve istemeyerek yapmaktan ibarettir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکراه] iğrenme, tiksinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

iğrenmek, tiksinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «karâr» dan masdar). 1. Yerleşme, karar bulma, bir yerde sabit olma, oturma: Uzun yıllar seyahatten sonra filân yerde istikrâr etti. 2. Kararlaşma, tamamiyle ortaya çıkıp belli olma: Bunun nizamı henüz istikrâr etmedi (bu mânâ ile takarrür daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stableness. stability. constancy. steadiness. ballast. easiness. permanence. permanency. steady. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stability. stabilization. steadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stability. stabilization. firmness. permanency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقرار] kararlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. steady. stable. stabilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable. established. stabilized. settled. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İstikrarlı Ses özelliği programlar ile reklamlar arasında tutarlılık olması için ses düzeylerini eşitler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıt ve kayıttan çalma sırasında oluşabilecek ciddi zararları önlemek için gelişmiş döküm ve birleştirme teknolojisi, titremeyi azaltıp istikrarlı yazmaya ve yüksek hızda kopyalamaya olanak sağlayan düz bir diski güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. changeable. changeful. choppy. desultory. fluid. precarious. undecided. unequal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable. unsteady. unsettled. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instability. unsteadiness. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İSTİKRAZ) (k kalın) (i. A. «karz»dan masdar) (c. istikrâzât). Faizle para alma, borç etme: Istikrazsız idare mümkün değildir (asıl Arapça’da bu mânâda «iktirâz» kullanılır, «istikraz» ise borç istemek demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

borrowing. loan. accomodation. amount of a loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anleihe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقراض] borçlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). 1. Bir şeyin gerçeğine varmaya çalışma, derin teftiş ve İnceleme, (tıp). 2. Bir iç hastalığını iyi teşhis edebilmek için Alet kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «iktisâb» dan galattır). Kazanma, edinme, bk. İktisâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. istikşâfât). 1. Keşif ve tahkik etmeye çalışma, bir şeyin teferruatını ortaya çıkarma. 2. (askerlik) Düşman ordusunu veya kuruluş durumunu anlamaya çalışma: Askerî istikşâfât, istîkşâf-ı taarruzî, istikşâf-ı Adî, istikşâf haritası; istikşâf kolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکشاف] keşif çalışması yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten masdar). Çok görme, çoğumsama: Aldığı maaş istiksâr olunamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «kutb» dan masdar) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). (coğrafya) Istiktâb-ı zıyâ = Güneş ışınlarının yedi renge bölündükten sonra bir noktada toplanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «katr» dan masdar) (fizik). Bir sıvıyı Inbikten çekme («taktîr»den daha doğru ve daha ilmîdir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Itk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) itikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقاد] inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادات] inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادیات] inançla ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) inanç besleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Mâbed veya tekkede yahut kutsal bir yerde, bilhassa Harem-I Şerîf’te kapanıp ibadetle meşgul olma: Bir sene Mekke-i Mükerreme’de İtikâf etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «eki» den masdar) (tıp). Yenme, aşınma, oyulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİKAD) (a uzun) (i. A. masdar) (c. İtikaadât). 1. İnanma, kalben tasdik, iman: Tanrı’nın birliğine itikadım vardır. 2. Bir din ve mezhebin inanç yönü yani muamelât kısmı dışında esasını teşkil eden inanış: Itikad-ı ehl-l sünnet. Itikadât-ı bâtıla — Hurâfe çeşidinden asılsız şeylere inanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creed. faith. belief. faith inan. inanç. iman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm belief in God. conviction. a firm belief. creed. faith. persuasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensub olduğu mezhebe inanan, itikadı tam olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who has religious conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensûb olduğu mezhebe itikadı olmayan, inanmayan, Ar. mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. without religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mensûb olduğu mezhebe inanmama, Ar. Ilhâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Dayanma, yaslanma: Yastığe ittikâ etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «vikaye» den masdar). 1. Sakınma, Ar. ictinâb: Günahlardan ittika etmeli (tevakkî daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتکا] dayanma, yaslanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dayanmak, yaslanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Gözle görmüş gibi iyi ve sağlam bilme, Ar. teyakkun, itmînân (teyakkun daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتکاف] bir yere kapanma, köşesine çekilerek yaşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yerkürenin katı dış kabuğuna (litosfer) ait kimyasal özellkleri kapsar. (Çeşitli kimyasal bileşimdeki mineraller ve bunların ayrışma ürünleri olan kimyasal elementler.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitics. geopolitical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geopolitical. geopolitic. geopolitics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. gymn«stique). bk. Cimnastik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastic. gym. gymnastics. callisthenics. calisthenics. setting-up exercises. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym. gymnastics. physical jerks. physical education. remedial gymnastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnastics. gymnastic. calisthenics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gymnast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyüklük ve yolcu taşıma kapasitesi bakımından otomobil ve otobüs arasında yer alan bir nakil vasıtası, minibüs. 2.. Bir çeşit iskambil oyunu. 3. Kalabalık yerlerde birinden bir şey kapıp kaçmak şeklindeki hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing by snatching. minibus. getaway van. station wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. musiki). Klasik Türk musikisinde bir kâr çeşidi. Bu çeşit büyük ve uzun kâr’da, eserin güftesindeki makam adları geçtikçe o makam yapılır ve bu şekilde birçok makam dolaşılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ayırıcı vasıf. 2. (matematik) Bir logaritmanın tam birimler ifade eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. characteristical. typical. significative. distinctive. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca charismatique "Etkileyebilecek özellikte olan." anlamındaki bu söz için etkileyici karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. charismatique

etkileyici

Etkileyebilecek özellikte olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charismatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Katalizle alâkalı, kataliz vasfında olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catalytic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekmek ile beraber yenilen şey, ekmeğe katılan peynir, yemek vs. Katıksız ekmek pek aç olmadıkça boğazdan geçmez. Katık bahası = Vaktiyle işçiye ve askere katık bedeli olarak verilen belirli para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something eaten with one's bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a food eaten with bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Müsemmen usûlüne bir zamanlar verilmiş uydurma ad. bk. Müsemmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unadulterated. pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solitary confinement with bread and water as food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çentik, çizik, nişan çentilerek yapılan baş: Dingillerin başı kertikli olursa tekerlek çıkmaz; çetele kertiği. Kele kertik = Yara izinden yamrı-yumru olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch. tally. score. dint. gain. nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerbe. scharte. einschnitt. schnitt. kimme. schlitz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi, hareketli nesnelere net şekilde odaklanılması için ‘burst’ çekimi sırasında kesintisiz olarak otomatik odaklanmayı ayarlar.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Yun.

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cybernetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cybernetics. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Mekanik ilminin cisimlerin hareketlerini, yörünge, hız ve ivme gibi hususlar bakımından inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics. kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Hareketle ilgili, hareket dolayısıyla meydana gelen, hareketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic. kinetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: kırtık = kabuk veya kırkmak demek olan «kırtmak» tan). Keten ve kendir kabuğu ki, minder vesaire doldurmaya yarar: Kıtık doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir memleketteki diplomatların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic corps. corps diplomatique. diplomatic body. consular corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzellik ve sağlığı koruma maksadıyla dıştan kullanılan her çeşit madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmetic. cosmetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a cosmetic. dope. paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. critique

1. ciddi, 2. ed. eleştiri, 3. nazik

1. Tehlikeli, endişe veren. 2. Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü. 3. Gerekli önlemler alınmadığında daha kötü olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. crucial. tight. climacteric. supreme. review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. criticism. critique. crucial. critic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. criticism. critique. crucial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticism , cutup , review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Yarım seslerin biribirini takip ettiği dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtında “renkli” anlamında niteleyici olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Yaprakların iki yüzünde de bulunan ince zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Fr. 6lastique). 1. Kauçuk veya goma-lâstikten yapılmış, çekilince uzayan madde: Lâstikten kaytan, şerit, boru. 2. Çamurdan muhafaza için ayakkabının üzerine giyilen kauçuktan galoş: Kışın lâstik giyiyor, (i.). Lâstik şerit, boru, galoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. elasticated. rubber. india-rubber. galosh. gum. gum elastic. rubbertire. tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber. elastic band. rubber band. tyre. tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galosh. storm rubber. elastic band. elastic garter. ribbing. eraser. rubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lâstikten yapılmış veya lastik gibi esnek ve çekilince uzayıp yine toplanan şey: Lâstikti kaytan, şerit. 2. mec. Her istenilen tarafa çekilebilir, çeşitli şekillerde anlaşılabilir: Lâstikli söz («lâstikî» ve «lâstikiyet» gibi gülünç tâbirleri dilimiz kabûl edemez).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lenfa sistemi normalden çok gelişmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lymphatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. linguistique

dil bilimi

Dil bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kendi kendine temizlenen, hızla akan sular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. askerlik). Herhangi bir askerî harekette yol, haberleşme, ikmal gibi hizmetleri sağlayan strateji bölümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. logistique

1. ask. geri hizmet, 2. man. modern mantık

1. Askerlik mesleğinin savaşta veya askerî harekâtta, yol, haberleşme, sağlık, yiyecek, içecek, silah sağlama vb. çok yönlü hizmetleri en akılcı, etkili ve seri bir biçimde plan ve programa bağlayıp uygulayan hizmetler bütünü. 2. Kavramları kelimelerle değil göstergelerle göstererek işlem yapan, matematiğe dayalı mantık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logistic. logistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logistics. symbolic logic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «nutk»dan). 1. Söz, kelâm, nutuk, Fars. suhan. Mantıku’t-tayr = Kuş sözü, kuş dili. 2. ilimler felsefesi.Makul ve mantıklı düşünme kabiliyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dialectic. reasoning. logic. reason. rationale. rationality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic. rationale. reason. sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logic. sense. good judgment. emotional appeal. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقا] mantık bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Mantığı her türlü felsefenin aslı sayan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mantıkıyye). 1. Mantık ilmine ait. 2. Kaidelerine uygun, mâkul söz: Mantıki söz. (i. A. c.) Mantıkıyyûn = Mantık ilmi bilginleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقی] mantıklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقيون] mantıkçılar, mantık bilginleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logical. reasonable. plausible. common-sensical. just. legitimate. level. level-headed. likely. rational. sensible. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conservative. feasible. hardheaded. legitimate. likely. logical. lucid. mature. philosophical. prudent. rational. sane. sensible. valid. wise. reasonable. level-headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

logical. very sensible. fly in the face of. levelheaded. rational. realistic. reasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mantığa aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. unreasonable. absurd. senseless. illegitimate. implausible. impractical. inadvisable. inconsequent. inconsequential. injudicious. insensate. irrational. opaque. preposterous. unconscientious. unconscionable. unreasoning. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagant. fallacious. gratuitous. illogical. impractical. imprudent. injudicious. irrational. nonsensical. preposterous. unadvised. unreasonable. unreasoning. vacuous. wanton. inconsequent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illogical. brutish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. extravagance. imprudence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence of sense. inconsequence. unreason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Mıknatısla alâkalı, mıknatıs özelliği bulunan. Manyetik alan = Bir mıknatıs Kuzey Kutbundan (N) çıkıp dağıldıktan sonra, tekrar toplanarak Güney Kutbundan (S) içeri giren kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Yunanca). Başlıca Sakız adasında olan bir küçük ağacın verdiği bir çeşit zamk ki, çiğ yenilir, rakıya konur ve başka işlerde de kullanılır, sakız, mastika rakısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1.Aritmetik, cebir, geometri gibi müsbet ilimlerin ortak adı. 2.Eski Yunanca matesis kelimesi matematik kelimesinin köküdür ve ben bilirim anlamına gelmektedir. Daha sonradan sırasıyla bilim, bilgi ve öğrenme gibi anlamlara gelen μάθημα (máthema) sözcüğünden türemiştir. μαθηματικός (mathematikós) öğrenmekten hoşlanan anlamına gelir. Osmanlı Türkçesinde ise Riyaziye denilmiştir. Matematik sözcüğü Türkçeye Fransızca mathématique sözcüğünden gelmiştir. 3.Matematik insanlık tarihinin en eski bilimlerinden biridir. Çok eskiden matematik, sayıların ve şekillerin ilmi olarak tanımlanırdı. Matematik de diğer bilim dalları gibi geçen zaman içinde büyük bir gelişme gösterdi; artık onu birkaç cümleyle tanımlamak mümkün değil. Matematik bir yönüyle resim ve müzik gibi bir sanattır. Matematikçilerin büyük çoğunluğu onu bir sanat olarak icra ederler. Matematik, başka bir yönüyle bir dildir. Galileo Galilei tabiat matematik dilinde yazılmıştır der. Matematik başka bir yönüyle de satranç gibi entelektüel bir oyundur. Kimi matematikçiler de ona bir oyun gözüyle bakarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Matematikle uğraşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında çok eğlenceli olabilecek matematik bizlere katı formüllerle ve mantığın kolay kabul edemeyeceği ifadelerle öğretilince bir kabus olup çıkıyor. Artının artı ile, eksinin eksi ile çarpım sonucu artı iken artı ile eksinin çarpım sonucu eksi oluyor. Peki bunun mantıki izahı nedir? Yani -5 derece sıcaklıkla -8 derece sıcaklığı çarpınca sonuç +40 derece olup ortalık ısınıyor mu?

Tabii bu bir şaka, şaşırtmaca. Esas bilmemiz gereken (-2)x(-2)=(+4) diye bir eşitlik yazdığımızda, bunun sadece rakamların ve önlerindeki işaretlerin belirlediği mantıksal bir denklem olmadığı, bir beyan, bir ifade olduğudur.

Eğer sayıları bir çizgi üzerinde gösterirsek, ‘-1’ sıfırın eksi tarafındaki ilk sayı olarak düşünülebilir ama eşitlik içinde bu böyle değildir. Çizginin neresinde olursanız olun bir adım geri atmaktır. Yani çizgide ‘+4’ noktasında iseniz ve ona ‘-1’ ilave ederseniz, bir adım geri atarak ‘+3’e gelmiş olursunuz.

Toplama ve çıkartmada nispeten kolay olan bu açıklama, iş çarpmaya gelince biraz zorlaşıyor. Örneğin haftanın 5 günü işe otobüs ile gidip geliyorsunuz. Her sefer bir milyonluk bir biletle yapılıyor. 10 milyon tutarında 10 tane bilet aldınız. Her gün gidiş-geliş kullandıkça iki tanesi eksiliyor. Bunun eşitlikteki yeri ‘-2’ dir. Siz bu işi 5 gün süresince yani 5 kere yaparsanız (-2)x(+5)=(-l0) olur ki biletler biter.

Diyelim ki bayram tatilinin iki günü o haftanın perşembe ve cuma günlerine denk geldi ve tatil. Bu sefer yapmanız gereken hareketi yapmıyorsunuz. İki günlük 4 bileti kullanmıyorsunuz. Bu hareket yapmanız gerekene göre negatif yani ters yönde bir harekettir. Her gün bilet almak yerine iki gün süresince hiç bilet kullanmıyorsunuz. İki kere negatif hareketi ‘-2’ bilet üzerinde yapınca o hafta elinizde (-2)x(-2)=(+4) bilet kalıyor.

Hala biraz karışık değil mi? Bir örnek daha verelim. Bir eşitliğin başına ‘-2’ yazdığınız zaman başlangıçta bu sizin sıfır noktasından iki kere geri sıçrayarak ‘-2’ noktasına ulaşacağınız anlamına gelir. Ama siz yapacağınız bu hareketin tam tersini yani negatifini iki defa yapıyorsunuz. Sıfırdan ‘-2’ye sıçrama hareketini iki kere ters yönde (-2) yapıyorsunuz ve sonunda ‘+4’ noktasına ulaşıyorsunuz. Ters bir kararın tersini yapınca doğruyu buluyorsunuz yani.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mıntaka). Mıntakalar, bölgeler, (bk.) Mıntaka.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناطق] bölgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Medik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. zone. area. region. circumscription. precinct. sector. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tasavvufî.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mystique

1. fel. gizemci, 2. gizemsel

1. Gizemcilik yanlısı olan, ilahiyat veya gizemsel yaşamla uğraşan. 2. Gizemle ilgili, gizeme ilişkin.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystic. mystical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mystic. mystical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A.). 1. İstinkab eden, sorguya çeken. 2. Sorgu hâkimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستنطق] sorgu yargıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Afyon, morfin gibi uyuşturucu maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. narcotique

uyuşturucu

Uyuşturma özelliği olan, uyuşturan (madde).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narcotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «natk» dan if.) (mü. natıka). 1. Söyleyen, lâkırdı eden, nutka gelen. 2. Düşünen, zekâ sahibi. Hayvân-ı nâtık = İnsan. 3. Bir ifadeyi içine alan: Beş yüz lira alacağım olduğunu nâtık bir senet. Gayr-ı nâtık = Söz söyleyemeyen ve düşünemeyen, hayvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناطق] konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Söyleyen konuşan. 2.Düşünen. 3.Bildiren, bildirici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Kuvve-i nâtıka = Düşünüp söylemek gücü. 2. Açık ve güzel söylemek kuvveti, cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the faculty of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناطقه] konuşma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Natık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açık ve güzel konuşabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâtıka kuvveti çok olan, açık ve güzel konuşan: Nâtıkalı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taş devrinin son çağı ve yeni taş çağı ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Taş devrinin son çağı ve yeni taş çağı ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neolithic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Objektif kapağı açıldığında, fotoğraf makinesi otomatik olarak açılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onomastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

onomastics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Konu olarak ışığı alan ilim kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optics. optical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical. optics. visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optical reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony DVD oynatıcılarda İki set analog ses çıkışı terminalinin yanı sıra, koaksiyel ve optik dijital ses terminalleri bulunur. Bunlar, her türlü MPEG-2/Dolby® Digital işlemciyle kalite kaybına yol açmayan bağlantılar kurulmasına izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Optik Vizör, LCD ekranın zor görülebildiği parlak güneş ışığı altında ya da düşük aydınlatma koşullarında kullanılır. Güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır. Optik vizör, aşırı aydınlık koşullarda LCD ekranın zor görüldüğü durumlarda fotoğraf çerçevesinin belirlenmesini sağlar. Vizör, güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Optik zoom, uzaktaki nesneleri net ve ayrıntılı yakın çekimler için büyütür. Görüntü kalitesi, resmin orta kısmını büyüterek resmin genelinde ayrıntı ve çözünürlük kaybına neden olan dijital zoom’dan üstündür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Basma düğme ile objektifin odak uzunluğunu değiştirerek optik zoom yapmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autocritique

öz eleştiri

Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği yargı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tamamen mekanik vasıtalarla çalışan: Otomatik pikap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. robot. self-acting. servo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. self-acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. system in which electric lights are turned on manually and turned off autom. mechanical. self- action. self-driven. self-winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yayın istasyonundan gelen kodlanmış bir sinyali aldığında TV’yi otomatik olarak 16:9 tam ekran moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

TV ilk kez açıldığında, ekranda çıkan mesajlar, kullanıcıya TV’sinin tüm alınan kanallara göre ayarlanmasını isteyip istemediği sorulur. Evet yanıtı verilirse, tüm kanallar otomatik olarak ayarlanır. Hayır yanıtı verildiğinde, kullanıcı tek tuş ayarlama ya da el ile ayarlama işlevini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Programın sonunu kaçırırsanız, Otomatik Bekleme Modu özelliği, TV’yi bekleme modunda otomatik olarak 60 dakika geç geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CRT arkadan projeksiyonlu TV’nin ön panelinde bir düğmeye basıldığında, gerçek resim saflığını sağlayacak kırmızı, yeşil ve mavi CRT’lerin birleşimini otomatik olarak ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Etiket işlevi, ayrı ayrı istasyonlardan yayınlanan teletekst mesajlarından alınan ek bilgileri kullanır. Tanımlama etiketi, ön-ayarlı istasyonu otomatik olarak tanımlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geniş Ekran TV’yi, 4:3 ya da letterbox yayınlarda otomatik olarak gerekli zoom moduna geçirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gündüz aydınlatma koşullarında, arkasından ışık gelen nesneler için pozlama seviyesini otomatik olarak ölçer.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Freeze)

Bir menkul kıymet yada menkul kıymet grubununfiyat ve/veya işlem miktarının, belirlenen bi r süre içerisinde belirlenen bir parametreyi aşan bir değişim göstermesi durumunda, o menkul kıymetlere aitişlemlerin geçicibir süre için otomatik olarak durdurulmasıdır.


Finansal Terim by

Teknolojik Terim

Video kasetlerden en iyi sonuçları almak için video kafalarının kayıtlı video izi bilgisine en iyi şekilde temas etmesi gerekmektedir. Gelişmiş bir elektro mekanik sistem, bunun, el ile ayarlama gereksinimi olmadan yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset her takıldığında video kafasını otomatik olarak temizler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sadece ülkeyi seçerek, VCR’ın tamamen ayarlı ve programı hale getiren otomatik kurulum işlevi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük ya da yüksek ışık koşullarında çerçevenin belirlenmesine yardımcı olmak için CCD kazanımı hafifçe artırılarak pozlamadan hemen önce LCD vizörde ekstra parlak görüntü sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony DVD kaydedicinizdeki, sahnede ya da ses düzeyinde belirgin bir değişiklik olma zamanına göre bir bölümü otomatik olarak işaretleyen akıllı bir özelliktir. Bölümler kullanımı kolay bir grafik kullanıcı arayüzünde (GUI) görüntülenir ve böylece en sevdiğiniz sahneleri hızlıca bulabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic fuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş giriş kısmını dinlemeden, seçimi tam başlangıcından başlatır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Surround modunda, uygun Dolby® Pro Logic® sinyaliyle yayınlanan bir program algılandığında Dolby® Pro Logic® dekoderi otomatik olarak devreye sokulur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

01.01.1998 ile 31.12.2100 arası tarihlerin kayıtlı olduğu saatli radyo. Bu, aygıtın tarihi bir kez ayarlandığında, bir kez daha ayarlama gerektirmeden (31 günden az olan aylar ve artık yıllar da dahil olmak üzere) her zaman doğru olacağı anlamına gelmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tarihi otomatik olarak kaydeder.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yanlış dönüş olması durumunda seyahatinizi otomatik olarak yeniden yapılandıran araba navigasyon sistemi

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Zamanlayıcıda standart oynatım moduna göre bir program yapılmışsa ancak kasetteki kalan süre program için yeterli değilse, tüm programın kaydedilmesi için kaset hızı otomatik olarak uzun oynatıma (Long play) geçirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATP (Otomatik Tuner Belleği), tüm mevcut kanalları otomatik olarak belleğe alan bir işlevidir. ITP (Akıllı Tuner Belleği), bellekteki kanalları, kanal adına ve ShowView® numarasına göre sıralar ve ayrıca saati otomatik olarak ayarlar ve düzeltir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palmitic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. particule

fiz. parçacık

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ihtiraslı, duyguları heyecanla telkin edici.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pathétique

dokunaklı

Etkili, insanın içine işleyen.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bebeklere giydirilen hafif ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby shoe. bootee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyschuh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçi yolu, çoban çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath. track. pathway. path. walkway. alley. gate. lane. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. footpath. path. pathway. track. trail. trail keçiyolu. çığır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathway. trail. track. rough path. foot track. trackway. foot path. footpath. packway. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizi USB ile PC’nize bağladığınızda görüntülerin otomatik olarak aktarılmasını sağlayan PC görüntü transferi yazılımı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzeyen bir tatlı su balığı (acerina cernua).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilere karantinadan verilen tezkere ki, gittiği yere onu göstermedikçe yolcu ve yük çıkarıp alamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski ve yırtık, Fars. fersude, parça parça: Yırtık pırtık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y,). 1. Basınç ve ısı altında biçim verilmeye elverişli organik veya sun’İ maddelerle yapılan: Plastik tabak. Plastik ameliyat = Bir vücudun organik eksikliğini gidermek için yapılan ameliyat. Plastik sanatlar = Resim, heykel gibi eserler meydana getiren sanatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. cosmetic. plastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic. made of plastic. acetate. plasticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture , plastic , plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perspex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plastic surgery. plastic operation / surgery. plastic operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The visual arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fine arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Avrupa sanatında üçten fazla sayıda birbirine bitişik resim levhasını içeren dinsel içerikli sanat yapıtlarına verilen genel ad. (2) Antik Roma`da üzerine yazı yazmak için kullanılan, birbirine bağlı, katlanabilir ikiden fazla levhayı içeren ahşap tablet. (3) Erken Orta Çağda, Batı Avrupa manastırlarının emlak ve gelirlerinin kaydedildiği defter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Siyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. political siyasi. siyasal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy , politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Siyasî işler, siyâset. 2. mec. Yüze gülme: Çok politikacı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy. politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. political policy. path. policies. stand pat. walkway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with small checks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatique

fel. yararcı

Yarar peşinde koşan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatic. pragmatical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatics , pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tatbikat. 2. Başarıya götürücü, yapılması kolay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. handy. convenient. applied. businesslike. rough-and-ready. practice. praxis. experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functional. handy. practical. practice. pragmatic. applied. application. practical experience/skill/knowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical. pragmatic. capable of being put into practice in everyday life. handy. useful. applied. down-to-earth. sensible. application. putting into practice. practical experience / knowledge / skill. down- to-earth. functional. in- service training. pra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pratique (a document. bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become practical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicality. practicability. gumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. problématique

sorunsal

Doğru olma ihtimali bulunmakla birlikte, şüphe uyandıran, kesin olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical sorunsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV alıcısının her bellek konumuna, kendi programlanabilir kodu (örn. BBC, Sky) atanabilir. İstasyon kodu, kanala her geçtiğiniz otomatik olarak kısa bir süre ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Düşük veya yüksek düzeyde radyasyon yayınlayan atık. Atomik çağın başlangıcından bu yana, radyoaktif atıklar çözülememiş ve büyüyen bir sorun oluşturmuştur. Nükleer silahlar üretilirken, kullanılan yakıtın işlemden geçirilmesi sonucunda ortaya yüksek düzey radyoaktif atık denilen bir atık çıkmaktadır. Bu atıklar genellikle sıvı, kimi zaman katılaştırmış biçimde saklanmakta ve binlerce yıl boyunca çevre için tehlike arz etmektedirler. Tıbbi ve endüstriyel faaliyetler sonucunda ortaya çıkan düşük düzey radyo aktiflerin de dikkatli olunmadığı takdirde, tehlikeli olabildikleri bilinmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rickety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «râsuht» tan). Kaşa sürülen siyah boya, Ar. vesme. Rastık çekmek = Kaşlara rastık sürmek. Rastıktaşı = Antimuan. Rastık mürekkep = SAbit mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kohl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kuvvete dayanan politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

robotics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Klasik kaidelerden kurtulmuş, daha çok duyguya önem veren san’at akımına mensup. 2. Bu karakterde olan eser, insan vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. poetic. poetical. escapist. dreamy. starry-eyed. romanesque. romantic. romanticist. poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. romanticist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batı musikisinde klasik devreyi tâkib eden ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Rustâyî, kıra ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustic. russet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Hiçbir şart ve hiçbir kayda bağlı olmayan, mutlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. absolute mutlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2.Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Satılmış, Buğra).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kelimelerin mânâsını birbiriyle karşılaştırarak veya bunların zaman içindeki gelişmelerini göz önünde tutarak inceleyen ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sémantique

1. anlam bilimi, 2. anlam bilimsel

1. Dili anlam açısından inceleyen bilim dalı. 2. Anlam bilimi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics. semantic. semantical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sémiotique

gösterge bilimi

İletişim amacıyla kullanılan her türlü gösterge dizgesinin yapısını, işleyişini inceleyen bilim, im bilimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Sempati uyandıran. 2. İrademiz dışındaki hareketleri (kalb atışı, teneffüs vs.) idare eden sinirler: Sempatik sinirler.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathique

sıcakkanlı

Sevimli, cana yakın.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lovable. likeable. likable. caring. congenial. engaging. outgoing. sympathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likeable. attractive. likable. congenial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

likable. attractive. sympathetic. outgoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. syntactique

db. söz dizimsel

Söz dizimi ile ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birleştirme yoluyla, sun’İ olarak yapılmış olan: Senteik kumaş; sentetik, madde.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. synthétique

bileşimli

Doğadaki örneklerine benzetilerek insan eliyle yapılmış veya üretilmiş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. synthetical. synthetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. synthetic bireşimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

synthetic. man made. plasticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Septisizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sceptique

fel. kuşkucu

Açık bir biçimde kanıtlanmamış her şeyden kuşkuya düşen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptical. septic. skeptical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sceptic. sceptical. skeptical kuşkucu. şüpheci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سریع الانتقال] kıvrak zekalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. diluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cybernétique

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i, Y,), Hareketle alâkalı,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Ökçesiz ve arkalıksız terlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematical. scientific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic. systematic dizgesel. dizgeli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kalça sinirlerinin iltihabı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üst bacağın arka kısmı, arka bacağın dış tarafı ve siyatik siniri boyunca yayılan ağrıya siyatik denir. Ağrı, bazen birdenbire gelir. Bazen de yavaş yavaş ilerler. Otururken, kalkarken, uzanırken hareketler zorlukla yapılır. Belkemiğinin aşağı bölgesi, hassastır. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Halk arasında sinir romatizması da denir. Nedeni, omurlar arasında kıkırdak disklerin yerinden oynaması, yani disk kayması, omurganın alt bölümünün iltihaplanmış veya zedelenmiş olması, dizkapağı iltihabı veya sinir iltihabıdır. Tedavinin ilk şartı yatak istirahatidir. Ayrıca yatak altına kalın bir tahta koymalı, iki yastıktan fazla da yastık kullanmamalıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Andızotu.

Hazırlanışı : İki adet andızotu kökü dövülüp, ağrılı yerlere sürülür. 3 saat sonra ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sciatica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransızca sophistiqué "Yapmacık, içten olmayan (tavır, davranış, duygu)." anlamındaki bu söz için yapmacık karşılığı önerilmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sophistiqué

1. yapmacık, 2. karmaşık, 3. fel. yanıltıcı, 4. tekno. karmaşık

1. İçten olmayan (tavır, davranış, duygu). 2. Anlaşılması güç olan (durum). 3. Yanıltma özelliği olan. 4. Üstün teknolojisi olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of fashionable society. classy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spasticity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir kuvvetin denge şartlarını ve bununla ilgili olarak, cisimlerin hareketsiz hallerini inceleyen mekanik kolu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. statique

fiz. duruk

Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

static. statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

static. statics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. stylistique

anlatım bilimi

Üslup yöntemlerini ve türlerini inceleyen edebî araştırma ve dil bilimi dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stylistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sanskritçe’den). Gamalı haç işareti, eski Alman NAZI partisinin senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tâbiye, usûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversionary. tactical. tactics. strategy. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactic. tactical. tactics. tactics tabiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactics. maneuver. strategem. tactic. tactical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy , tactic , tactics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully automatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tatım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetk» den), (pamuk) Atma, (yün) tarama, açma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Eksik, noksan, kusur

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dinin görüşüne dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.). 1. Çabuk davranma, tez hareket, Fars. cüst ü çâlâk: Pek tetik adamdır. 2. Nazik, zarif: Tetik iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfek ve tabancayı ateşlemek için çekilen madenî dil: Tüfeğin tetiği, tabancanın tetiği, tabancanın tetiğini çekmek. Tetiğini bozmamak = mec. Hiç kımıldamamak, telâş etmemek. Tetikte olmak = mec. Olması muhtemel bir hâdiseyi büyük bir dikkatle beklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. awake. nimble. trigger. detent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. cock. trigger. trigger. quick. vigilant. agile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigger. alert. nimble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triggerman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uyanık, çevik, becerikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triggering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk hareket, çabuk davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness and alertness. quick-wittedness. vigilance. delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fetk» ten), (pamuk) Atma, (yün) tarama, açma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki kelimeden). 1. ince ve yumuşak keçi kılı. 2. Koyunun baharda kırkılan ince ve yumuşak yünü. 3. Tiftik kıllarını veren keçi cinsi. 4. Tiftik kıllarından yapılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair. angora wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair. fine soft wool. angora wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mohair. angora. angora-wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İnce, lif gibi pürüzlenip sökülmek, iplikleri ayrılmak: Bu kumaş çabuk tiftiklenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuzz. to become fuzzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hafif ve ince bir sesi ifade eder: Tık tık pencereye vurdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İkide birde göz kırpma, omuz oynatma gibi irade dışı yapılan hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tic. twitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tic. twitching. tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tic. twitching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Sert bir şeye vurulduğu zaman çıkan ince ve kuru sesi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sıkıştırarak doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şişe vesaire ağzını tıkamaya mahsus tıpa. 2. Vaktiyle işkence maksadıyla suçluların ağızlarına tıkılan çeşitli şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. plug. gag. tampon. cork. wadding. bung. filler. packing. spigot. spill. stopple. wad. plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. plug. stopper. tap. wad. plug of cloth. gag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. plug. stopper. tap. wad. tampon. peg. spigot. gag. clog. dowel. stopple. spile. faucet. bung. fill- up. pad. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plugged. blocked. choked up. stuffy. stuffed. bunged up. engorged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congested. stopped up. plugged. blocked. congested. stuffed up. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopped. stopped up. clogged. congested. locked. plugged. choked. stoppled. stuffed. corked. stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plugging. stopping. obstruction. choking up. stoppage. obturation. occlusion. sealing. springing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstruction. stopping. clogging. barrage. choke. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir şişe vesaire ağzını tıpa vesaire ile basarak kapamak, bir deliği bir şeyle kapamak: Şu şişeyi tıkamalı; su yolunu, boruyu tıkamışlar; şiş boğazını tıkadı. Ağzını tıkamak = Susmaya mecbur etmek, iskât. Lâkırdıyı ağzına tıkamak = Sözünün yanlışlığını ortaya koyuvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. plug. choke up. choke. obstruct. block. block up. stop up. clog. stuff. bung. bung up. congest. engorge. foul. foul up. glut. hold. jam. obturate. occlude. plug up. seal off. spike. spile. stopple. tampon. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. chock. choke. clog. cover. jam. obstruct. plug. stop. stuff. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stop. to clog. to congest. to obstruct. to stuff. to block. to lock. to stopple. to cork. to seal. to tamp. to shut in. to shut down. to occlude. to obturate. to jam. to smother. bung up. choke. choke up. close. cram. stop up. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıkanmış, yolu kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopped up. chokeed. congested. choked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congested. stopped. obstructed. clogged. stuffed. blocked. tamped. shut. jammed. suffocated. stuck. restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapalılık. 2. Nefes tutulması, göğsün darlaşmasıyle nefes almamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. stoppage. blockage. deadlock. bottleneck. hold-up. jam. tie-up. congestion. stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. blockage. congestion. jam. stoppage. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. congestion. stoppage. cloggage. obstruction. blocking. jam. stagnation. suffocation. jamming. snarl up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. being stopped. occlusion. stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. clogging. obstruction. congestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. obstruction. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol, su borusu vesaire kapanıp işlememek. Kapalı olmak, kapanıp işlememek: Boğazım tıkandı, boru çamurdan tıkanmış. 2. Nefes tutulmak, göğüs darlaşıp nefes alamaz olmak. 3. İştiha kapanıp yiyememek: Tatlıdan tıkandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be choked up. be stopped. come to a deadlock. be jammed. be stuffy. choke. choke up. clog. congest. deadlock. foul up. stifle. suffocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be plugged. to be stopped. to be clogged. to be congested. to gasp for breath. suddenly to feel full. choke up. clog. congest. engorge. obstruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See 2d Tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dog; a cur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A countryman or clown; a boorish person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tyke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça, yama, lime: Tikke tikke = Parça parça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokulmak, araya girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crammed into. to be jammed into. to be forcibly / quickly thrust into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acele ile yemek: Bir parça şey tıkırııp gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cram. tuck in. bolt. stuff oneself. batten. engorge. gorge. gormandize. guzzle. ingurgitate. put away. shift. stodge. stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gorge on. to gorge. to tuck in. to stuff oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stuff oneself with food to cram it in. to pack it away. to eat. bolt. cram. gulp. pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). 1. Kuru ve ince bir sesi tasvir eder ve art arda kullanılır: Tıkır tıkır yürüyordu, börek kuruyup tıkır tıkır olmuştu. 2. Fıkır fıkır gibi, sesle kaynamayı tasvir eder: Tencere tıkır tıkır kaynıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle. click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe tıkırtı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink. click. tick. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle lightly. to make a light rattling sound to tick lightly. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıkırtı çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle. tap. click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle sth lightly. click. tap. tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kuru ve hafif bir sesle yapılan gürültü: Ayak tıkırtısı, sahanların tıkırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinking. rattling. click. tick. clack. patter. tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clack. click. tick. a rattling or clinking sound. rattle. clink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light rattle. light chick / tick. click. tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crammed. squeezed. crowded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dar bir yere ve başkaları arasına sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to squeeze themselves into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Basarak sokmak. 2. Acele ile yemek: Biraz yemek tıkıştırıp gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck. stuff. cram. huddle. huddle together. shove. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlaca tıknaz, pek kalın. 2. Pek sıkı ve katı doldurulmuş: Tıkız dolma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very crowded. packed. jammed (with people. chock full. jam packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zorla ve iterek, basarak sokmak. 2. Dar veya sıkıntılı bir yere sokmak: Hapse tıkmak, deliğe tıkmak. Çanına ot tıkmak = mec. Birini mahvedecek surette işini bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck in. tuck. stuff. cram. coop. put. shove. wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cram. jam. stuff. tuck. to jam into -to cram into-. to thrust. to squeeze. to stuff. to cram. to coop sb/sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to jam. to thrust. to stick sb / sth into a place. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu ve toplu: Tıknaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blocky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dumpy. podgy. stocky. stumpy. tubby. plump. fat. chunky. thickset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short and plump. chunky. heavy set. podgy. pudgy. thickset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumpness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahat nefes alamayan, zor nefes alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent. abominable. odious. offensive. repellent. repugnant. repulsive. loathsome. disgusting. revolting. sickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repellent. repugnant. sickening. revolting. nauseating. abominable. aversive. cheap. execrable. hateful. heinous. loathsome. repulsive. sickly. slimy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mawkishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to revolt. to make sb sick. disgust. nauseate. sicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyden ikrah gelme, iğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aversion. disgust. disrelish. distaste. horror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tiksinme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhor. abominate. loathe. revolt. to be disgusted. to detest. to loathe. to abhor. to abominate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be revolted by. to feel sick at the thought or sight of. to find sb / sth repugnant. abhor. to hold in abhorrence. abominate. detest. disrelish. hate. loathe. nauseate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiksinmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. repugnance. revulsion. loathing. repulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrence. abomination. loathing. repugnance. repulsion. revulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapalı ağızla hafif aksırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapalı ağızla hafif surette aksırmak: Aksırıp tıksırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze with one's mouth shut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nick. notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full of nicks or notches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yankesici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo) Aşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steel. to nick. fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırtığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. uneven. jagged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notched. nicked. serrated. jagged. jaggy. rough. uneven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Okyanus seferleri için yapılmış gemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transatlantic. transatlantic liner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean liner. transatlantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triptyque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triptyque. triptique. tryptyque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirine menteşeli üç ahşap levhadan oluşan Avupa resim sanatı ürünü.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her canlının gözü ve görme sistemi, onun yaşadığı hayata uygun olarak gelişmiştir. Gece veya gündüz mü yaşadıkları, av ile mi beslendikleri, kara, hava veya deniz canlısı mı oldukları insanı hayrete düşürecek bir şekilde gözlerinden anlaşılır.

İnsan dış dünyayı üç boyutlu görebilen yani sağ ve sol gözü cisimleri eş zamanlı algılayabildiği için derinlik hissi olan nadir canlılardandır. İnsanda sağ ve sol gözün görme oranları çok ufak bir farkla hemen hemen çakışır ve bu ufak fark da üç boyutlu görmeyi sağlar. Hayvanlar sol gözle sol, sağ gözle sağ yanlarını görürler. Bu nedenle dış dünyayı bir resim tablosu gibi algılarlar yani derinlik boyutu yoktur.

Tavşan başını çevirmeden aynı zamanda hem arkasını hem önünü görebildiğinden arkadan habersizce yaklaşıp onu yakalamak mümkün değildir. Ancak bir tavşan başını çevirmeden burnunun ucunda olup biteni göremez. At da başını hafif çevirirse arkasındaki her şeyi görebilir.

Böylece ot yiyen hayvanların arkalarından yaklaşan et yiyici hayvanları fark edip kaçabilmeleri kabiliyeti sağlanmıştır. Yırtıcı et yiyicilerin ise gözleri önde olup görme alanları daha dardır ama gelişmiştir, düşmanın uzaklığını çok iyi ölçebilirler.

Su aygırlarının gözleri kulaklarına yakındır ve bu şekilde ağır vücutları suyun içindeyken bile etrafı gözetleyebilirler. Arının 12,000 gözü vardır, gözü meydana getiren bu binlerce merceğin her biri başlı başına bir gözdür. Bukelamunun gözleri birbirlerinden bağımsız çalışırlar. Bir göz avı izlerken diğer göz çevreyi tarayabilir. Eşeklerin gözlerinin konumu öyledir ki, her zaman dört ayaklarını da görebilirler.

Kurbağanın gözünün kapasitesi ise ancak önünden geçen bir sineği görüp yakalayabilmesini sağlayabilecek kadardır. Köstebeğin toplu iğne başı büyüklüğündeki gözleri onun toprak altındaki yaşamı için yeterlidir. Bazı hayvanlar renkleri gayet iyi görebilirken bir bölümü renge duyarlı değildir.

İnsan gözü ise bunların içinde en az bir amaç için kullanılanı ama en fazla şartlara uyum sağlayanıdır. Gözlerimiz insan oluşumuzdaki en büyük etkenlerden biridir. Bir çok memelinin en önemli duyusu koku, böceklerin ise tat iken insanlarda görme en üstün duygudur. Her ne kadar şahin kadar uzakları, kedi kadar karanlıkları, balık kadar su altını mükemmel görebilme yeteneğimiz olmasa da, yine de sadece sınırlı bir ortamı değil her şeyi iyi görürüz ve daha önemlisi iyi algılarız.

Yeryüzündeki tüm canlı türlerinin etraflarındaki nesneleri farklı biçimde gördüklerini biliyor muydunuz? Yani ne kadar canlı türü varsa, o kadar da farklı göz ve bakış açısı vardır.

Hayvanların gözleri ne kadar farklılık gösterirse göstersin aslında optik sistem aynıdır. Hepsi neticede birer fotoğraf makinesi gibi çalışır. Ancak görme sadece mekanik bir işlem değildir. Beynimiz gözden gelen sinyalleri algılamanın yanında ona duygularımızı da katar, yorumlar. Yani duygularımız ve çevre kavramları da gördüklerimizi etkiler. Kimine göre güzel olan bir şey bir başkasına çirkin görünebilir.

Tüm bunlardan insan gözünün kapasitesinin bir sınırı olduğu ancak kendi yaşam savaşını sürdürebilecek yeterlilikte olduğu sonucu çıkar. O halde yaşamda gözlerimizle göremediğimiz çok şey var. “Ben sadece gözümle gördüğüme inanırım” lafı da pek gerçekçi değildir. İnsan dünyanın pek çok özelliğini görememekte hatta hayal bile edememektedir. Siz, radyo dalgalarını, röntgen ışınlarını, uzaktan kumandanızın televizyonunuza gönderdiği sinyali görebiliyor musunuz?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touristy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touristic. with great tourist attractions. popular with tourists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tourism. tourist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adi köpek, sokak köpeği; k.dili, (şaka) haylaz çocuk; kaba herif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. urticaire

tıp kurdeşen

Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hives. nettle rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek, virane papatyası. Kızıl varatıka = Miskotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession duty. inheritance tax. estate tax. duty on inheritance. death duty. inheritance / succession tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. bir devletin dünya siyaseti; milletlerarası politika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yaratılmış canlı varlık, mahlûk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. creature. criter. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being. creature. thing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzerine dayanılan jey ki, pamuk, yün, ot vesaire dolu olur. Ya»5. Bir hizmete kabûl edip ismini deftere kaydetmek: Kendisini filân mektebe yazdılar. 6. Yardımcı fiil olarak «az kaldı» mânâsını ifade eder. Düşeyazdı = Az kaldı düşüyordu. Yazıp çizmek = Uzun uzadıya yazı ve hesapla uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. cushion. pillow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cushion. pillow. bolster. pad. seedbed. bed. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cushion. pillow. pad. padding. seed bed. underlay. wad. bolster. boss. skid. kapok.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Projektör, ekranın merkezine konumlandırılmadığında, görüntü belirli bir açıdan yansıtılır ve görüntüde bozulma görülebilir. Yastıklama Düzeltmesi bu bozulmayı otomatik olarak düzeltir. Sony SideShot™ ile yatay Yastıklama Düzeltmesi, gerektiğinde projektörü ekranın merkezinden eksen dışına konumlandırabilirsiniz. Fişe takıp açtıktan sonra izlemeye odaklanabilmeniz için otomatik olarak projektör yükselir, yastıklama düzeltme gerçekleştirilir, otomatik odaklanır ve giriş bulunur.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yetişmiş, erişmiş, büyümüş. Bilgili, olgun. 2.Güç işleri başaran, becerikli. 3.Delikanlı. 4.İri, büyük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yırtılmış, yarılmış, Fars. deride, çâk: Pantolonu, yakası yırtık. 2. Alıştırılmış (at). 3. Arsız, utanmaz, sıyrık. mec. İffetsiz, Adî kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. rupture. slash. slit. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. slit. torn. ragged. shameless. ripped. brazen-faced. forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rip. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by