Tıka Basa ne demek? | Tıka Basa anlamı nedir? | Tıka Basa

Tıka Basa anlamı nedir?

Tıka Basa ne demek?

Tıka Basa anlamı nedir?

Tıka Basa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tika basa

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sıkıştırarak doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Değerli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(solidago officinalis): İdrar tutukluğu, albümin, nefrit, üremi ve sistit tedavisinde kullanılan bir çeşit bitkidir. Kullanıldığı yerler: Asabi çarpıntıları giderir. Sinir bozukluğunu geçirir. Yüksek tansiyonu düşürür. Aritmide kullanılır. Uykusuzluğu giderir. Kalbi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve göğüs nezlesinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the antarctic. antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. antiqua). 1. Eski zamandan kalma eserlerden heykel, madenî para vesaire. 2. (mec.) Kendisine has tuhaf halleri olan: Antika adam. 3. Mendil, örtü, yatak çarşafı v.s. nin kenarlarına yapılan bir çeşit süs; sıçandişi de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antique. queer. eccentric. crusted. kooky. old world. quaint. antique. curiosity. curio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. curio. oddity. odd. funny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antique. queer. eccentric. hemstitch. curiosities. curiosity. quaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuhaflık. 2. Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bric a brac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eccentricity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقه] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

only just enough. at par.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. basiret). Ba siretler, ibretli görünüşler, deliller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «baş» tan). Ekin başı, Ar. sünbüle, Fars. hûşe: Başak bağlamak, tutmak: (Ekin) başak hasıl etmek, başaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. spike. spica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. spike. ear of grain. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. gleanings. head. spike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, dayanıklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Tahıl tanelerini taşıyan kısım, sünbüle: Buğday başağı. 2.Hasattan artakalan şey. 3.Okun uç kısmındaki sivri demir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Orak zamanında döğülüp tarlada kalan başakları toplayan fakir, kesmik toplayan, Fars. hûşe-çîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). (Ekin) başak hasıl etmek, başak tutmak, bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başağı olan (ekin), başak tutmuş. 2. Başak resminde (ok).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). esasa ait, temele ait; kaidevi. basal metabolism tıb. bazal metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazalt, volkanik karataş, siyah mermer. basaltic (s). bazalta ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gemilerin baş tarafında, tayfa ve er koğuşları. 2. Yağlı güreşte baş’ın altındaki derece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven pilesi, kademe: Kırk basamak merdiven. Basamak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stair. step. order. digit. echelon. footstep. grade. ladder. pitch. place. rung. scale. tread. tread board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foothold. footstep. place. step. stair. round. rung. footboard. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karabasan: Ağırlık, kâbus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A), (c. ebsâr-absâr). 1. Görme, rüyet. 2. Göz, Ar. ayn, Fars, çeşm, dîde. 3. Hakikat gözüyle göreme. Kalb gözü. Ul-ül-absâr = Basiret sahipleri, görüp anlayanlar. Ilm-ül-basar = Görme hâdiselerini inceleyen fizik dalı. (Fr. optique).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بصر] görme. 2.görme yetisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başarılı ol, işi sonuçlandır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off badly. to turn out crabs. fail. flap. flop. to fall through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Gözaçıklığı, inceden inceye, etraflı derin görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. basariyye). Gör meye veya ilm-ül-basara (optik’e) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir konuyu gerektiği gibi sonuçlandırmak işi, mesut sonuç, muvaffakiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. achievement. accomplishment. victory. win. triumph. hit. performance. click. deed. effort. feat. go. joy. prosperity. show. smash. speed. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplishment. achievement. diplomacy. hit. prosperity. success.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

success. accomplishment. achievement. feat. go. hit. smash. win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çulha tezgâhının ayaklığı. 2. Piyano ayaklığı gibi çifte ayaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başarı gösteren. 2. Başarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful. victorious. well-done. accomplished. going far. prosperous. thriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. clean. coming. crack. enviable. prosperous. successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

click. prosper. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring home the bacon. bear sail. bring off. to go down. prosper. to stand the racket. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Başa çıkarılmak, becerilmek, neticelendirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be accomplished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful. unfruitful. unfortunate. unlucky. abortive. ineffective. ineffectual. inefficacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortive. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. unsuccess. washout. abortion. balk. bankruptcy. baulk. bomb. bust. collapse. cropper. defeat. dud. fizzle. flivver. frost. ineffectiveness. ineffectualness. inefficacy. miscarriage. reverse. setback. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclipse. fail. failure. fiasco. flop. miscarriage. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement. success. accomplishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «baş» tan). Başa çıkarmak, becermek, neticelendirmek, bitirmek, ikmal etmek, tamamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hit the mark. bring home the bacon. succeed. accomplish. achieve. overcome. get through. win through. arrive. bring off. carry out. carry through. click. come through. compass. conquer. contrive. get things done. make out. negotiate. pan out. pan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplish. achieve. arrive. effect. fare. manage. to succeed. to manage. to accomplish. to achieve. to pull off. to get ahead. to bring sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve. to succeed. to accomplish. to get ahead. bring off a difficult task. carry off. carry out. catch on. come good. cope. effectuate. execute. fall on one's feet. get along. get around / round. get on. get one's act together. get it together. to m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalyanlarda büyük halatların bağlandığı kazık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Birinci, ilkay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Köpeğin kuyruk sallayıp sokulması. 2. Dalkavukların yaltaklanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from end to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superstition. false belief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foreign policy. foreign politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eralp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic policy. home policy. internal politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «fakr» dan masdar). 1. Fakirlik ve ihtiyacın açıklanması. 2. Büyük ihtiyaç, fazlasıyle muhtaç olma: Memleketimizin eğitim ve kültüre iftikarı vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افتقار ]yoksulluk çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar) (tıp). 1. Şırınga kullanma. 2. Bir organa kan birikmesiyle oranın şişip kızarması, Osm. terâküm-i dem, Fransızca: congestion.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Zahire ve başka ürünlerin toptan alınıp saklanmasıyla, fiyatının yükselmesinden sonra ağır paha ile satışı muamelesi, karaborsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «hakaret» ten masdar). 1. Hakarete katlanma, Ar. tezellül, tevazu. 2. Hor ve hakir görme, göz tutmama: ihtikar etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتکار] vurgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتباسات] alıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «lika» dan masdar). Birleşme, kavuşma: İltika-i nehreyn = İki nehrin birleşmesi. Iltika-i bahreyn = İki denizin birleşmesi. Dicle ile Fırat’ın iltika ettikleri yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Rast gelme, kavuşma, karşılaşma, buluşma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. »lokma» dan masdar). Lokma lokma yutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.) (c. iltikatât). Devşirip toplama. Kitaplardan bilgi toplama, tetkik, inceleme: Tarih kitaplarından iltikat ettiği bilgiler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Allah’a kavuşma, hidayete erme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nakd»den masdar) (c. intikadât). Edebî ve fennî eserlerin tarafsız bir görüşle incelenmesi sonuna fikir ileri sürülmesi: Intikad, edebiyatın eleğidir (sonraları intikad yerine tenkid kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتقاد] eleştiri, tenkit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nakUden masdar) (c. intikalât). 1. Göçme, bir yerden bir yere geçme, yer değiştirme, Osm. tebdîl-i mekân: Anadolu’dan Rumeli’ye intikal edenler (bu mânâ ile nakil kullanılması daha uygundur). 2. Geçme, sirayet, bulaşma: Sâri hastalıklar ekseriya temasla intikal eder. 3. Miras olarak veya miras gibi kalma, soydan geçme: Babamdan birçok arâzi İntikal ett. 4. Vefat, ölüm, Osm. dâr-ı bekaya gitme, göçme, irtihâl (eskiden irtihal daha çok kullanılmıştır). 5. Dinleyenin, konuşanın sözünden maksadını anlaması, açıkça söylenmeyen şeyi de kavraması: Bu adamın intikali yoktur. Birdenbire intikal edemedim. 6. Sözün, bahsin bir şeye geçmesi: Söz mikropların tesirine intikal etti. Sür’at-i intikal — Kapalıca ve dolayısıyle ifade olunan sözden bile çabuk ve derhal maksadı anlama, zihin açıklığı. Serî-ül-intikal = Çabuk anlar, zihni açık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. transition. succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. passing. passage. change of place. understanding. comprehension. transfer inheritance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. change of place. passing. passage. understanding. group. comprehension. inferring. inference. transfer. transfer of title. demise. devolution. legal succession. piracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتقال] göçme, taşınma. 2.kavrama. 3.miras geçmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

geçmek

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (c. intikamat). Oc, acı çıkarmak, Ar. sâr: İntikam almak, Osm. Ahz-ı intikam etmek = Oc almak, acısını çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. payoff. vengeance. vindication. retribution. nemesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. vengeance. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenge. vengeance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتقام] öc.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öc almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İntikam almaya meyilli, intikamını bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revengeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful. revengeful. revenger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengeful. vindictive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vengefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتقام جو] intikamcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüks» den masdar). Baş aşağı dönme veya düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Yukarı çıkmak, daha yüksek derecelere erişme. Ar. İtilâ: Bulunduğu mesleğin en büyük rütbesine kadar irtikâ etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارتقا] yükselme. 2.yüksek mevkiye gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rükûb» dan masdar). 1. Kötü bir iş, bir günâh işleme: Yalanı irtlkâb ediyor. 2. Rüşvet alma: O adam irtikâb etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتکاب] suç işleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekvâ» dan masdar). Şikâyet etme, birinin haksız muamelesinden veya bir dertten yanıp yakılma, Ar. tazallüm: Ahali kuraklıktan iştikâ ediyor; kendisi müzmin bir hastalıktan iştikâ ediyordu (şikâyet kelimesi de bu mânâyı ifade eder), (hukuk) İştikâ-i al’el-hükkâm = HAkimlerin hüküm ve kararına itiraz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «şakk» tan masdar) (c. iştikakât). Bir kökten türeyen kelimelerin birbirleriyle ve asıllarıyla olan münâsebetleri ve meydana geliş şekilleri; ilm-i iştikak: Bundan bahseden ilim, Fr. etimologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتقاق] türeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. iştikakıyye). İştikak kaidesine ve etimolojiye ait veya muvafık olan, Fr. itimologique: Iştikaki kaideler; iştikak! tedkikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan masdar). 1. Doğruluk, dürüstlük, eğrilik zıddı: Çizginin, yolun, hattın istikameti. 2. Doğru, namuslu davranış, doğruluk, Ar. sıdk: İstikametten ayrılmamalı; istikamet insanı selâmete çıkarır. 3. Bir şeyin bir tarafa doğru uzanması, yön, yönelme: Sıra dağların istikameti doğudan batıya doğrudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. doğrultu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. straightness. uprightness. integrity. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استقامت] doğruluk. 2.dürüstlük. 3.yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yön vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) itikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقاد] inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادات] inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادیات] inançla ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) inanç besleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Mâbed veya tekkede yahut kutsal bir yerde, bilhassa Harem-I Şerîf’te kapanıp ibadetle meşgul olma: Bir sene Mekke-i Mükerreme’de İtikâf etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «eki» den masdar) (tıp). Yenme, aşınma, oyulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİKAD) (a uzun) (i. A. masdar) (c. İtikaadât). 1. İnanma, kalben tasdik, iman: Tanrı’nın birliğine itikadım vardır. 2. Bir din ve mezhebin inanç yönü yani muamelât kısmı dışında esasını teşkil eden inanış: Itikad-ı ehl-l sünnet. Itikadât-ı bâtıla — Hurâfe çeşidinden asılsız şeylere inanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creed. faith. belief. faith inan. inanç. iman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm belief in God. conviction. a firm belief. creed. faith. persuasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensub olduğu mezhebe inanan, itikadı tam olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who has religious conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mensûb olduğu mezhebe itikadı olmayan, inanmayan, Ar. mülhid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbelieving. without religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mensûb olduğu mezhebe inanmama, Ar. Ilhâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of religious faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Dayanma, yaslanma: Yastığe ittikâ etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «vikaye» den masdar). 1. Sakınma, Ar. ictinâb: Günahlardan ittika etmeli (tevakkî daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتکا] dayanma, yaslanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dayanmak, yaslanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Gözle görmüş gibi iyi ve sağlam bilme, Ar. teyakkun, itmînân (teyakkun daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتکاف] bir yere kapanma, köşesine çekilerek yaşama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve geniş sakallı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyüklük ve yolcu taşıma kapasitesi bakımından otomobil ve otobüs arasında yer alan bir nakil vasıtası, minibüs. 2.. Bir çeşit iskambil oyunu. 3. Kalabalık yerlerde birinden bir şey kapıp kaçmak şeklindeki hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing by snatching. minibus. getaway van. station wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Sıkıntılı, korkunç rüya, kâbus. 2. Bir kimsenin içine düştüğü pek sıkıntılı ruh durumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightmare. heaviness. incubus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightmare. incubus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقا] mantık bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Yunanca). Başlıca Sakız adasında olan bir küçük ağacın verdiği bir çeşit zamk ki, çiğ yenilir, rakıya konur ve başka işlerde de kullanılır, sakız, mastika rakısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district. zone. area. region. circumscription. precinct. sector. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Kuvve-i nâtıka = Düşünüp söylemek gücü. 2. Açık ve güzel söylemek kuvveti, cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the faculty of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناطقه] konuşma gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Natık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açık ve güzel konuşabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâtıka kuvveti çok olan, açık ve güzel konuşan: Nâtıkalı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz başak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçi yolu, çoban çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath. track. pathway. path. walkway. alley. gate. lane. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. footpath. path. pathway. track. trail. trail keçiyolu. çığır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pathway. trail. track. rough path. foot track. trackway. foot path. footpath. packway. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Levreğe benzeyen bir tatlı su balığı (acerina cernua).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilere karantinadan verilen tezkere ki, gittiği yere onu göstermedikçe yolcu ve yük çıkarıp alamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Siyasî işler, siyâset. 2. mec. Yüze gülme: Çok politikacı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

policy. politics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politics. political policy. path. policies. stand pat. walkway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with small checks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pratique (a document. bill of health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سریع الانتقال] kıvrak zekalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sanskritçe’den). Gamalı haç işareti, eski Alman NAZI partisinin senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gamalı haç, Nazilerin sembolü olan işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sıkıştırarak doldurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şişe vesaire ağzını tıkamaya mahsus tıpa. 2. Vaktiyle işkence maksadıyla suçluların ağızlarına tıkılan çeşitli şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. plug. gag. tampon. cork. wadding. bung. filler. packing. spigot. spill. stopple. wad. plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. plug. stopper. tap. wad. plug of cloth. gag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. plug. stopper. tap. wad. tampon. peg. spigot. gag. clog. dowel. stopple. spile. faucet. bung. fill- up. pad. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plugged. blocked. choked up. stuffy. stuffed. bunged up. engorged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congested. stopped up. plugged. blocked. congested. stuffed up. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopped. stopped up. clogged. congested. locked. plugged. choked. stoppled. stuffed. corked. stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plugging. stopping. obstruction. choking up. stoppage. obturation. occlusion. sealing. springing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstruction. stopping. clogging. barrage. choke. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir şişe vesaire ağzını tıpa vesaire ile basarak kapamak, bir deliği bir şeyle kapamak: Şu şişeyi tıkamalı; su yolunu, boruyu tıkamışlar; şiş boğazını tıkadı. Ağzını tıkamak = Susmaya mecbur etmek, iskât. Lâkırdıyı ağzına tıkamak = Sözünün yanlışlığını ortaya koyuvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. plug. choke up. choke. obstruct. block. block up. stop up. clog. stuff. bung. bung up. congest. engorge. foul. foul up. glut. hold. jam. obturate. occlude. plug up. seal off. spike. spile. stopple. tampon. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. chock. choke. clog. cover. jam. obstruct. plug. stop. stuff. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stop. to clog. to congest. to obstruct. to stuff. to block. to lock. to stopple. to cork. to seal. to tamp. to shut in. to shut down. to occlude. to obturate. to jam. to smother. bung up. choke. choke up. close. cram. stop up. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıkanmış, yolu kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopped up. chokeed. congested. choked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congested. stopped. obstructed. clogged. stuffed. blocked. tamped. shut. jammed. suffocated. stuck. restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapalılık. 2. Nefes tutulması, göğsün darlaşmasıyle nefes almamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. stoppage. blockage. deadlock. bottleneck. hold-up. jam. tie-up. congestion. stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. blockage. congestion. jam. stoppage. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. congestion. stoppage. cloggage. obstruction. blocking. jam. stagnation. suffocation. jamming. snarl up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. being stopped. occlusion. stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. clogging. obstruction. congestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. obstruction. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol, su borusu vesaire kapanıp işlememek. Kapalı olmak, kapanıp işlememek: Boğazım tıkandı, boru çamurdan tıkanmış. 2. Nefes tutulmak, göğüs darlaşıp nefes alamaz olmak. 3. İştiha kapanıp yiyememek: Tatlıdan tıkandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be choked up. be stopped. come to a deadlock. be jammed. be stuffy. choke. choke up. clog. congest. deadlock. foul up. stifle. suffocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be plugged. to be stopped. to be clogged. to be congested. to gasp for breath. suddenly to feel full. choke up. clog. congest. engorge. obstruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins çiçek, virane papatyası. Kızıl varatıka = Miskotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession duty. inheritance tax. estate tax. duty on inheritance. death duty. inheritance / succession tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by