Tıp, Tıpır, Tıpış ne demek? | Tıp, Tıpır, Tıpış anlamı nedir? | Tıp, Tıpır, Tıpış

Tıp, Tıpır, Tıpış anlamı nedir?

Tıp, Tıpır, Tıpış ne demek?

Tıp, Tıpır, Tıpış anlamı nedir?

Tıp, Tıpır, Tıpış | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tip tipir tipis

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hafif surette yürüme sesini ifade eder: Tavşan karın üzerinde tıp tıp, tıpır tıpır yürüyordu, çocuk küçük ayaklarıyle tıpış tıpış yürümeye başladı, yüreğim tıp tıp ediyor.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart tip bir objektif montajı

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic medicine. medical jurisprudence. legal / forensic medicine. forensic / legal medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elinde fazla bir parmağı olan (Adam). 2. Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3. Yol yol bir cins kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antiparasite

tıp asalaksavar

Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr ). Parlamento tutumuna aykırı veya karşı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (fiz). zıt zerre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan öldürücü (silahlar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ter kesici ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). iltihabı azaltan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilâhi okuma usulü; karşılıklı okunan ilâhi, dua vb,, antifoni antiphonal, antiphon'ic (s). karşılıklı okuma usulüne ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kon). (san). bir kelimenin aksi anlamda kullanılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yeryüzünün aksi tarafında olan; bir şeyin taban tabana zıddı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çog).. yeryüzünün aksi tarafında bulunan yer; yeryüzünün aksi taraflarında oturanlar; tabiat, mizaç ve ahlâkça bir başkasına taban tabana zıt olan kimse yahut şey; birbirine zıt iki kimse yahut iki şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanunlar gereğince seçilmiş Papaya muhalefet eden kanun dışı Papa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (tıb). harareti teskin eden, ateş düşürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. archétype

kök örnek

Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir dairedeki kâtiplerin başı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırkayak, çıyan, (zool). Scolopendra. yellow centipede sarı ,çıyan, (zool). Cermatia nobilis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kapasiteli mobil bellek için depolama çözümünün CompactFlash standart formatı

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of linotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerden, çöpten.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. génotype

soy yapısı

Bir canlının genlerinin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hatîb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. preacher. pulpit orator. elocutionist. rhetorician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. preacher. public speaker. good speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orator. public speaker. a good speaker. preacher. elocutionist. public orator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oratory. power of elocution. preaching. eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boş şey, ehemmiyetsizlik, saçma sapan, ehemmiyetsiz ve gülünç: Intipüften şeyler, intipüften ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Stenotip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hustle. rough. rough up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KATİB) (i. A. «kitâbet» ten if.) (c. ketebe, küttâb). Bir resmî dairede veya mühim bir kimsenin maiyetinde yazı yazmakla görevli memur, yazıcı, Fr. sekreter, eski Türkçe: bitikçi, Fars. debîr: Meclis kâtibi. Ketebe-i aklâm = Kalem kâtibleri. Başkâtip = Birinci kâtip, bir kalem veya heyet kâtiplerinin başı: Meclis başkâtibi. Katib-i husûsi = Bir büyük kimsenin hususî ve şahsî işlerine ait yazıları yazan, resmî sıfat taşımayan yazıcı, eskiden: mühürdâr, dîvân efendisi. Ser-kâtib = Başkâtip. Sır kâtibi = Hükümdar, sadrâzam veya elçinin gizli yazılarını yazan kâtip. Kâtib-i vahy = Kur›Ani nâzil oldukça yazan sahâbeler. Kâtib Çelebî = XVII. asrın büyük Türk bilgininin unvanı, mü. kâtibe, t. Yazan, yazmak bilen: O zaten kâtiptir, kâtibe ihtiyacı yoktur. 2. Bir konuyu kaleme almasını iyi bilen, Ar. münşî, muharrir, râkım, nâmık: İyi kâtiptir, onun gibi kâtip olamaz. Kâtib-ül-hurûf = Elde olan mektup veya kitabı yazan (asıl Arapça’da kâtip bir şeyi kaleme alan münşî mânâsına olmayıp temize çeken veya kopya eden demektir ki, bu halde iyi kâtip yazısı güzel olana denilip, iyi kaleme alan adama ise münşî demek lâzımsa da, dilimizde münşî mânâsıyle kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاتب] yazıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yazıcı ve münşî sıfat ve görevi, yazıcılık, Ar. kitâbet: Kâtiplik ediyor, kâtiplik insanı yoran bir iştir. 2. Yazıcılık mahareti, Osm. inşâ, yazılı olarak istediğini ifade edebilmek: Onun kâtipliği meşhurdur, öyle kâtiplik görmedim. Başkâtiplik = Osm. ser-kitâbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adî, değersiz, kötü, bayağı: Kıtipiyos bir oyuncak almışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Matbaa harflerini birleştirip satır halinde döken dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linotype. letterpress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

2000 üzerinde antik arcade oyununu emule edebilen bir yazılım parçası.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Harfleri ayrı ayrı döküp dizen dizgi makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci defa anne olan veya birden fazla çocuğu olan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. çok safhalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çok yönlü, çok kısımlı, katmerli; i., elek. çok safhalı cereyan; mat. katsayı. multiple choice testlerde cevaplardan birini seçme usulü. multiple circuit elek. çok safhalı devre. multiple reentry vehicle birkaç ayrı bomba taşıyan roket. least c

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir hat üzerinde, aynı zamanda birkaç konuşma yapılmasını sağlayan ve elektrikle çalışan bir cihaz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok kısımlı, kat kat, katmerli; elek. tek kanalda iki yönlü iletim sağlayan sisteme ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çoğaltma, çoğalma; mat. çarpma. multiplica tion table çarpım tablosu, kerrat cetveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çokluk, çok türlülük, çeitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. çarpan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çoğaltmak, artırmak; mat. çarpmak; çoğalmak, yayılmak; üremek, türemek; çok misal getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRETTİB) (i. A. «retb» den imef.) (mü. mürettibe). 1. Tertip eden, sıraya koyan, kuran, hazırlayan, (i. A.) (bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur). 2. Matbaada harfleri dizen işçi: Matbaa mürettipleri, başmürettip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typesetter. composition. compositor. maker up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Matbaalarda yazıların dizildiği ve sayfa hâlinde tertip edildiği yer ve servis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

case room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri dizme işi: Matbaada mürettiplik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prototype

1. ilk örnek, 2. model

1. Örneklik eden biçim veya nesne. 2. Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype. antetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Stenografi usûliyle yazmak için yapılmış yazı makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Matbaacılıkta dizilmiş sayfaların bütün halinde kalıbını alıp, baskıyı bu kalıpla yapma usûlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stereotypy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitkilerin ana sapı; böceklerde sapa benzer uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burs; ücret, maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. maaşlı, ücretli; i. burslu kimse; (İng.) maaşlı vaiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (rjog stipites) zool. böceklerde sapa benzer uzuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. noktalarla hakketmek veya resmetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. noktalarla hakketme veya resimlendirme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şart koşmak, maddeler halinde belirtmek, kayıt ve şarta bağlamak; söz vermek, garanti etmek, taahhüt etmek; anlaşmak. stipulation i. şart, madde; şart koyma, taahhüt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaprak sapının dibinde çift olarak bulunan ufacık yaprak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tam bölen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişe vesaire tıkacı olan mantar. Tıpa burgusu = Şişe tapası çıkaracak burgu. mec. Tapayı atmak = Patlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Yazılı bir metni radyo tekniğiyle uzaklara nakletmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. arrangement. composition. scheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composition. method. order. arrangement. disposition. type-setting. prescription. plot. trick. plan. project. recipe. medical prescription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arraignment. arrangement. composition. contrivance. disposition. setting up. setup. organizing. planning. contriving. the manner in which sth is arranged. disposition of troops. typesetting. way. manner. series. order. formula. c.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to set up. to organize. to plan. to contrive. to dispose. to typeset. to compose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rütûb»dan) 1. Sıralama, sırasına koyma, dizme, tanzim, 2. Ayrı parçalan bir yere getirip terkip ve teşkil etme. Sanatkârları toplayıp bir fasıl tertip etmiş. 3. Usul, nizam, tarz: Bu tertip üzre. 4. Takım, sınıf, fasıl: Tah villerin birinci, ikinci tertibi. 5.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Her şeyi sırasına koyup güzel tanzim ve tertip etmeyi bilen. 2. Başkası aleyhine düzenler, tertipler kuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to set up. to organize. to plan. to contrive. to plot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzeni, tertibi yerinde, muntazam. 2. Önceden kurulmuş, bilhassa düşünülmüş: Bu hırsızlığın tertipli bir iş olduğu görünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organized. orderly. tidy. shipshape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. ordered. orderly. tidy. prearranged. organized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. tidy. orderly. organized. prearranged. planned in advance. premeditated. just so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. neatness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tertibi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidy. messy. disorganized. desultory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. messiness. lack of order. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. «tıbk» dan imen.). 1. Aynı, tamamıyle, benzer ve uyar olan: Tıpkısını yapamadım, tıpkısını buldum. 2. Ayniyle, tamamıyle: Tıbkı vücuduna geldi, tıbkı ölçüsü alınmış gibi geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Benzerlerinin ana vasıflarını geniş ölçüde kendinde toplayan ideal örnek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. sort. style. cut. specimen. guy. person. bugger. johnny. customer. tip. bakhshish. baksheesh. cast. codger. cuss. ilk. job. norm. number. perk. perquisite. pourboire. vintage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. sort. style. cut. specimen. guy. person. bugger. johnny. customer. tip. bakhshish. baksheesh. cast. codger. cuss. ilk. job. norm. number. perk. perquisite. pourboire. vintage. beggar. bird. kind. model. nature. stripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point or extremity of anything; a pointed or somewhat sharply rounded end; the end; as, the tip of the finger; the tip of a spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An end piece or part; a piece, as a cap, nozzle, ferrule, or point, applied to the extreme end of anything; as, a tip for an umbrella, a shoe, a gas burner, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A piece of stiffened lining pasted on the inside of a hat crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin, boarded brush made of camel's hair, used by gilders in lifting gold leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rubbish thrown from a quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a point upon; to cover the tip, top, or end of; as, to tip anything with gold or silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike slightly; to tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bestow a gift, or douceur, upon; to give a present to; as, to tip a servant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lower one end of, or to throw upon the end; to tilt; as, to tip a cask; to tip a cart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fall on, or incline to, one side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light touch or blow; a tap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gift; a douceur; a fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hint, or secret intimation, as to the chances in a horse race, or the like. an indication of potential opportunity; 'he got a tip on the stock market'; 'a good lead for a job' the extreme end of something; especially something pointed remove the tip fro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type. breed. cast. character. lot. mansions. stripe. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the extreme end of something; especially something pointed. a relatively small amount of money given for services rendered. an indication of potential opportunity; 'he got a tip on the stock market'; 'a good lead for a job'. a V shape; 'the cannibal's tee

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the wires that makes up the local loop, Tip is the end of the jack that was used when operators use to switch the calls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tribal Implementation Plan; a detailed description of the measures a tribe will use to carry out its responsibilities under the Clean Air Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An explanation or other information which appears when the pointer hovers over an object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation improvements program - this is the primary spending plan for federal funding expected to flow to the region from all sources for transportation projects of all types. the radiating surface of a horn or other final element of a stack or conv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation Improvement Plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The very end of part of the key that you stick into the lock first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation Improvement Program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Someone else's idea of what you should buy The newspapers are full of them and they abound in investing circles Ignore them and make your investment decisions on the basis of your own ideas, knowledge and research That way, you know what you're undertakin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called a toke A sum of money given to a dealer, cocktail waitress, or other employee of an establishment for efficient or well-performed service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Information given by one trader to another, which is used in making buy or sell decisions, but is not available to the general public. 1 The very frontmost section of a ski, where it is tipped upward 2) The entire front of the ski, from binding to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

If you get lots of results look for one that is in the /usr/ directory and ends in just sendmail This should be the path you require.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TIROS Information Processor, handles instrument data signals and status telemetry from NOAA satellites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The interchangeable part of a gas welding or cutting torch containing exit orifices for the mixture of the combustible gases. money paid to someone for his or her personal use rather than for the use of the selling company -- 'How much Gary tipped the wai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To attach with a thin bead of glue Since 4-page signatures and single sheets cannot be Smyth sewn, endsheets, 4-page and 2-page signatures, plates, etc are tipped to other signatures in a sewn book. an explanation or other information which appears when t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i .hafif hafif vurmak, tıkırdatmak; i hafif vuruş, tıkırdatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) uç, burun; tepe, doruk; f. uç yapmak, burun şekli vermek; ucunu kapamak, ucuna bir şey takmak. tip to tip uç uca. on the tip of my tongue dilimin ucunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -pinu), i. bir yana yatırmak veya eğmek; şapkayla selam vermek; hafifçe vurmak; bir yana yatmak veya eğilmek; i. meyil; hafif vuruş; İng. çöplük. tip over devirmek, devrilmek. tip the scales ağırlığında olmak; etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) sadaka, bahşiş; ima; tavsiye; f. bahşiş vermek. tip off k.dili sır vermek; tavsiye etmek. tipping i. bahşis verme usulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hafif surette yürüme sesini ifade eder: Tavşan karın üzerinde tıp tıp, tıpır tıpır yürüyordu, çocuk küçük ayaklarıyle tıpış tıpış yürümeye başladı, yüreğim tıp tıp ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. plug. cork. bung. stopple. tampon. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. spigot. stopper. stopple. plug. peg. cap. bling flange. tap. dowel. stopcock. bung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Şişe vesaire tıkamaya yarayan mantar. Tıpayı atmak = mec. Patlatmak,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. to the life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly. exactly. to a hair. toucher to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük taşıyıp boşaltmaya mahsus at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çelikçomak oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağarken sis gibi ortalığı kapayan pek sık kar: Tipi vardı, tipiden göz gözü görmüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blizzard. snowstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blizzard. snowstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a native American tent; usually of conical shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. characteristic. characteristical. modal. normal. ordinary. representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characteristic. classic. representative. typical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typical. modal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıpır sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif surette yürümeyi anlatır: Karın üzerinde yakalarının tıpırtısı işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tıbkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. same. selfsame. the same. just like. just as. to a hair. all over. all of a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selfsame. exactly like. in just the same way. just like. all over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

identical. spitting image. just like. exactly like sb / sth. exactly (the same. according as. facsimile. to the life. self-same.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascimile. exact copy. facsimile. facsimile edition. facsimile print.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile. living image of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look alike. same. very.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ima, ihtar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Kabartma şekiller üzerine baskı yapma tekniği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Tipografi ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat dalında ya da onun belirli bir alanındaki tüm yapıtların ya da yapıtı oluşturan ögelerin tek tek incelenerek, tiplerin belirlenip gerçek örneklerin bunlara göre sınıflanması işlemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içki içmeyi adet haline getirmek; i. içki. tippler i. akşamcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. staves) maden başlıklı asa; (çoğ staffs) bu asayı taşıyan memur, kavas, mübaşir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili yarışlarda önceden gizli bilgi veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarhoş, çakırkeyif; çarpık. tipsily z. sarhoşça; eğri bir şekilde. tipsiness i. sarhoşluk; eğrilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ayak parmağmın ucu; f. ayak parmağının ucuna basarak yürumek; sessizce yürümek; s. ayak ucunda yürüyen veya danseden; meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. en yüksek derece; bir şeyin tam tepesi; k.dili en iyi kalite; s. en âIâ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. savaş sonunda başka bir antlaşma olmadığı tak dirde işgal edilen toprakların elde tutulmasını öngören prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by