Tis’a ne demek? | Tis’a anlamı nedir? | Tis’a

Tis’a anlamı nedir?

Tis’a ne demek?

Tis’a anlamı nedir?

Tis’a | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tisa

Türkçe Sözlük

(si. A.). Dokuz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسعه] dokuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Beherine yahut beher defasında altı: Koyunları taksim ettik, cümlemize altışar düştü; altışar altışar alıp götürdüler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esnaf, zanaatçı, endüstri işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki tarafı da tutan, iki tarafı da temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm»den). Zarafet ve letâfetle gülümseme (Arapça’da »tebessüm» kelimesiyle aynı mânâda iken, Türkçe’de tebessüm bazen alayla gülümseme mânâsını taşır. Halbuki ibtisâm kelimesi, mutlak bir gülümseme, letafeti ve güzelliği mânâsını verir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «başarıdan masdar). Kalb ve zihin gözü ile görme, Ar. basîret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cesâret» ten masdar). Cür’etlenme, korkmayıp atılma (bu kelimenin Arapça’da böyle mânâsı yoktur ve doğrusu tecâsür’dür).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتسار] yüreklenme, cesaret bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

cesaretlenmek, cesaret bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gasb» dan masdar) (c. iğtisâbât). Zorla elinden alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gusl»dan masdar). Yıkanma, yunma, gusül alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A.) (c. iğtişâşât). Kargaşalık mânâsiyle çok kullanılmışsa da Arapça’da böyle bir mânâsı olmayıp, asıl mânâsı, bir hilekârın hileli ve aldatma maksadına dayanan öğütüne kapılmadır. Zaten gış kelimesi bir şeye hile karıştırılması, halis ve sâfî olmayış mânâsındadır ve eskiden bazı sikkelere «mağşûş» denilmesi ve «gıll-u-gış» tâbiri de bu mânâyı kuvvetlendirir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغتشاش] karışıklık, kargaşa, anarşi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغتشاشات] karışıklıklar, anarşiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hisâb’dan masdar). 1. Hesap sorma, hesaba çekme, mesuliyet. 2. Ceza. 3. Vaktiyle polis ve belediye işlerini yapan, başlıca görevi esnafın ölçülerini kontrolden ibaret olan muhtesib veya ihtisâb ağalığı işi ve dairesi. 4. Bu daireye ait her türlü vergi. İhtisâb ağası; nâzırı = Muhtesib, daruga, şehremini, belediye reisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(j. A.) (rüsum-ı ihtisâbiyye’den kısaltılmış), ihtisâba yani belediyeye ait resim ve vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» ten masdar). Düşmanlık, Ar. muhâsama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşmet» ten masdar) (c. ihtişâmât). Zenginlik, büyüklük, parlaklık, ululuk, Ar. dârât, debdebe, tantana, Fars. şükûh: Kemâl-I ihtişâm ile, ihtişâmât-ı fevkalâdesiyle halkın gözlerini kamaştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendour. state. magnificence. grandeur. splendor. brilliancy. resplendence. resplendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandeur. magnificence. pomp and circumstances. glory. lustre luster. majesty. pomp. resplendence. splendour splendor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتشام] görkem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Büyüklük, göz alıcılık, gösterişlilik, görkem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificien. splendid. deluxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificient. magnificent. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hasr» dan masdar) (c. ihtisârât). Sözün kısa kesilmesi, merâmız az sözle ifadesi, bir cümleden lüzumsuz veya ikinci derecede lüzumu olan tafsilâtın çıkarılması: Ibni Haldûn’un tarihi ihtisâr edilmemiştir. Ihtisâr suretiyle (İcâz ve icmâl’den farkı vardır: İhtisâr, fazla tafsilâtı çıkarıp ifadeyi tabiî hâlinde bırakmak, İcâz, ifadeyi lüzumundan fazla kısaltıp zor anlaşılacak bir halde bırakmak, icmâl ise yalnız hulâsa ve neticesini almaktır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختصار] kısaltma, özetleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kısaltılmak, özetlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kısaltmak, özetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tafsilâtsız, muhtasar olarak, ihtisâr yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختصارا] özetle, kısaltarak, kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. ihtisâsât). Fransızca «sensation» denilen hâli ifade için Ar. «hiss» (his, duygu) masdarından Türkler’in icat ettiği bir kelimedir: Hislenme, his alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHTİSAS) (i. A. «husûs» tan masdar). 1. Bir kimsenin bir işe veya bir fen, ilim veya sanata kendini vakfedip o sahada geniş bilgi ve tecrübe kazanması ve yalnız onunla uğraşması: Bu doktorun kalb hastalıklarında ihtisâsı vardır, Fransızca: spicialiti. Erbâb-ı ihtisâs = Mensup bulundukları fen ve sanatın yalnız bir dalıyla uğraşanlar, Fransızca: spicialistes. 2. Bir adama bağlı olma, hususiyet, intisap: Falân zâta öteden beri ihtlsâsım vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert. expertise. specialization. speciality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specialization. specialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختصاص] uzmanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. ihtisâsiyye). ihtisâse alt: Bu doktorun kadın hastalıkları hakkında malûmât-ı ihtisâsiyyesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Mütehassıslar, Fransızca: sp6cialistes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to specialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısvet» ten masdar). Giyme, giyinme: Resmî elbisesini iktlsi etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکتسا] giyinme, bürünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

giymek

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «klsb» den masdar) (ci. iktisibit). Kazanma, edinme, Ar. tahsil: İktlsib-ı maarif. Ticaretle çok mülk iktisîb etti (Kisb’ten farkı ancak bir çeşit tekellüf ve (kendi İçin) minisini taşımasıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکتساب] kazanma, çalışarak kazanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İktisat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقتصاد] tutum. 2.ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İla) (i. A.). İktisada alt, Fr. Economique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. pertaining to economics. amalgamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادی] ekonomik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). İktisat ilmi veya iktisada alt şeyler, ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیات] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیون] iktisatçılar, ekonomistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (I. A. «kısm» dan masdar) (c. iktlsimit). Paylaşma, bölüşme, kısımlara bölünme: Mirası aralarında iktisim ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to acquire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kısa kesme, Ar. İhtisir, iktifi: Bu kadarla iktlsir eylerim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصار] kısaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İKTİSAD) (ka ile) (I. A. «kasd» dan masdar) (c. iktisidit). 1. İtidal ile hareket. 2. Tasarruf, idare etme. İlm-I iktlsid = Ekonomi, Osm. ilm-l idare, llm-i servet, Fransızca: iconomie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economy. economics. thrift. saving. economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to economize. to spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). İktisat mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Yapışma, birleşme, kavuşma, bitişme: İki demiryolu hattının iltisakı. (tıp) lltisâk-ı ecfân: Göz kapaklarının yapışması. Iltisâk-ı mafsal = Oynak yerde kemiklerin birbirine yapışmasından doğan hastalık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التصاق] kavuşma, yapışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kavuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mesel» den masdar). 1. Bir şeyi örnek ve misal alıp ona uyarak hareket etme, uyma. 2. Alınan emre tamamiyle baş eğme ve itaat edip ona göre hareket etme: Emirlere imtisâl etmeyen memur mes’ul olur. İMTİSALEN

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امتثال] boyun eğme. 2.verilen işi yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mass»dan masdar). Emme, emerek çekme: Suyu imtisâs etti. 2. (tıp). Hazmolunan yiyecek maddesinin damarlara yayılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gelişme, yetişme. Osm. neşvünemâ bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nisbet» den masdar) (c. intisâbât). Bir büyük adama veya bir daire, heyet ve hânedâna bağlı ve alâkalı olma, bağlılık, Osm. irtibat, taalluk, mensubiyet: Bu hânedâna eskiden intisâbı vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتساب] bir yere mensup olma. 2.bir yere bağlanma, bir yerde çalışmaya başlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesc» den masdar, iftiâl). Mensucet gibi iki taraftan çizgili ve dokumalı olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Nizam üzere dizilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İntisâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joining. affiliation. membership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a member of. to gain. to become affiliated with (a group , family , organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nesr» den masdar). 1. Saçılma, dağılma, serpilme. 2. Burundan su çekip püskürtme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cneşr»den masdar) (c. intişârât). 1. Yayılma, dağılma, üreme. 2, Dillere düşme, Osm. fâş olup şuyû bulma: O hadise şehrin her tarafına intişar etti. 3. Taammüm etme, herkes hissedar olacak surette çoğalıp yayılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffusion. publication. dissemination. evolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انتشار] yayılma. 2.yayınlanma. 3.üreme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yayılmak. 2.yayınlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüşvet» ten masdar). Rüşvet alma, kötü bir iş yapma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتشا] rüşvet yeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «resm»den masdar). Resimli olma, İzi düşme mânâsiyle kullanılıyorsa da yanlış olup, Arapça’da «alınan emre uyma» ve «Cenâb-ı Hakk’ı tekbîr» mânâlarından başka mânâsı olmadığından ve bu mânâlarla dilimizde kullanılması uygun olmadığından, büsbütün terki gerekir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resmedilmek, izi düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asi» dan masdar). Kökünden koparıp çıkarma, varlığını ortadan kaldırma: Bu memleketten eşkıyayı istîsâle muvaffak oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şûrâ»dan masdar) (c. istişârât). Danışma, birinin fikir ve görüşünü alma. Istişâre Odası = Tanzimat devri Osmanlı teşkilâtınde, hâriciye nezâretinde, devletlerarası hukuk mütehassıslarından kurulu komisyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. consulting. asking for advice and council. advisory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استشاره] danışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

danışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisory council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. İtisâfât). Doğru yoldan sapma, yolsuzluk, hakkaniyetsizlik: İddia olunan itisâfâtın aslı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتساف] yolsuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asemm»den masdar). 1. Bir şeye yapışıp sıkı tutma. 2. Günahlardan sakınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Genişlenme, bollanma, genişlik kazanma: Siyasî nüfuzu ittisâ etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اتساع] genişlik. 2.genişleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan masdar). Vasıflanma: İyi ahlâk ile ittisâf etmek (muttasıf olmak tâbiri daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan masdar) (c. ittisâlât). 1. Ulaşma, bitişme. 2. Aralık yokluğu, temâs, biribirine dokunma: ittisâli kesmek. 3. Biribirine yakınlık. Ittisâlinde = Tâ yanında, bitişik olarak. Kesb-i ittisal etmek = Yanyana gelmek, temas etmek, bitişmek. 4. Bir bina, arsa ve arazinin dört tarafındaki hududu. 5. (askerlik) Orduyu meydana getiren tümen ve başka birlikler arasındaki muhabere ve bitişme yolları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. communication. liaison. junction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اتصال] birleşme, kavuşma. 2.bitişik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kızgın demirle deriye vurulan damga, damgalanma, muttasıf olma (yalnız edebi dilde kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) partiye bağlı olmayan; tarafsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastalara içirilen arpa suyu veya ıhlamur; üzüm suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. chance. coincidental. concurrent. fortuitous. random. incidental. casual. fortitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual / adj ,. coincidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, ıhlamur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by