Title Play İşlevi (müzik Tar ne demek? | Title Play İşlevi (müzik Tar anlamı nedir? | Title Play İşlevi (müzik Tar

Title Play İşlevi (müzik Tar anlamı nedir?

Title Play İşlevi (müzik Tar ne demek?

Title Play İşlevi (müzik Tar anlamı nedir?

Title Play İşlevi (müzik Tar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: title play islevi muzik tar

Teknolojik Terim

Bu işlevle, her parçanın başlangıcı kısaca çalınarak dinleyicilere kısa bir önizleme sağlanır. Oynatma zamanı, 10, 20 ve 30 saniye arasından seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Günahları örten, gizleyen Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Advanced Titler özelliği, çeşitli dillerde 8 ön ayar ve 2 özel alt yazı sağlar. Alt yazının ekrandaki konumu ver rengi ayarlanabildiğinden, ayarlama esnekliği sunar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخطار] tehlikeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kutur). Kuturlar, çaplar, (bk.) Kutur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attâr). (i. A. «ıtır» dan imüb.) 1. Güzel kokulu ruhlar, yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taciri. Fr. Parfumeur. 2. Ecza, ilâç vesaire satan adam. Fr. Droguiste. 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik vesaire satan dükkâncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herbalist. haberdasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of medicinal herbs. herbalist. dealer in small wares.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار] taraflar, yöreler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık sabah.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقطار جهان] dünyanın her tarafı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremitleri yeniden sıralayan, kırılmışları yenileyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiler. transposer. transmitter. passer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who repairs tile roofs. transmitter. transmitting-medium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be transferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be relaid. to be transferred. to be quoted. to be translated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. quotation. translation. transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: Attarlık). (i.). Kokular yahut kimya maddeleri veya baharat satan adamın işi ve ticareti: Attarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükün bir yerden bir yere veya karaya indirilmeksizin bir gemiden diğerine nakli. 2. Dam kiremitlerinin alt üst edilerek yeniden tanzimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. connection. quotation. transmission. transposition. adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. quotation. transit. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transshipment. transfer. changing. quotation. retiling. buffered transfer. change. connection. hand over. trans s hipment. transshipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aktarmak, bir yerden veya bir kaptan diğerine nakletmek, taşımak, devretmek. 2. Arayarak alt üst etmek. 3. Altını üstüne getirmek: Damın kiremitlerini aktarmak. Tarım: (tarlayı) altı üstüne gelecek surette bellemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. change. quote. adapt. transpose. transfuse. cite. hand on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. narrate. to transfer. to transmit iletmek. to cite. to quote alıntılamak. iktibas etmek. to translate çevirmek. to narrate anlatmak. to retile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Altüst, karma karışık, allak bullak: Evde ne varsa alan talan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Karşı olan, aleyhte olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opponent. opposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beslenmeye ait, besleyici alimentary canal hazım borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower part. the underside. remainder. the rest. the outcome. all that is involved (is only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurban kesilen yahut buhur yakılan özel yüksek yer, sunak, kurban taşı, mezbaha; altar, mihrap; aşai rabbani sofrası. altar-piece (i). mihrabın arkasındaki veya üstündeki mozaik, heykel veya resim. altar rail mihrabın önündeki parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca) Açıcı. t. Açar, miftah, kilit. 2. Açma ve kurmaya yarayan çeşitli cins Alet: Piyano, kanun, saat, vida anahtarı. 3. Şifre çözmeye yarayan cetvel, miftah. mec. Vasıta: Çalışma, servetin anahtarıdır. Anahtar uydurmak = Hile ve desise kurmak. Cebinde yüz anahtar: Desise çokluğundan kinaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cipher. clew. clue. cotter. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clef. key. clue. code. wrench. spanner. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. switch. electric switch. clef. chatelaine. clue. cock n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key-maker. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key maker / repairer. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key making. work of a locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key chain. key ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key holder. keyring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key ring. key holder / ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Güney Kutbu ve civarı; (s). Güney Kutbuna ve o civara ait. Antarctic Circle Güney Kutup dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Antarktika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. coğrafya). Güney kutbu ile ilgili, güney kutbu yakınında olan. Güney kutbundaki kara bölgesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the antarctic. antarctica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). eklem ağrısını teskin eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Askerlik tutumuna zıt olan düşünce ve davranış.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD’lerde bulunan hızlı ileri ve geri ses aramasına izin veren bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body search. police search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minimal amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski ve Doğu Türkçesi’nde alt. Ar. taht, Fars. zîr demek olan «ast» tan). 1. Esvapta yüzü teşkil eden kumaşın altına yani içine kaplanan bez vesaire: Astarı yüzünden pahalı. 2. Sıva ve boya vesaire altına geçirilen kaba kat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining. liner. undercoat. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coating. liner. lining. undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining. priming. undercoat. coating. casing. furring. line. liner. inlet. insert. ground. prime coat. ground work. wash. bond coat. sheath. rough coating. back lining. primer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Astar geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. to line. to prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to line. to apply an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astarı olan, astar geçirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lined. having an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Astara yarar (bez, sıva, boya vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material for lining. paint for undercoating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Fenikelilerin aşk ilâhesi, Kibele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sakinleştirici, yatıştırıcı, huzur verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataraksiya; huzur, sukun, rahat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kanın kalpten vücudun her tarafına gitmesine yarayan damar. Büyük atardamar: Kalpten çıkıp akciğerden başka vücudun her yanına dal salan ve kalça atardamarlarına ayrılarak sona eren kalın atardamar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery. arterial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maker of early computers such as the Atari 400 and 800, which brought computers home for low prices, and later the Atari ST, which again earned attention for power at a low price, but also at a low quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move that threatens to capture an enemy pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atari is an arrangement of stones where there is only one more move until a capture In the middle of the board, for example, if your stone is surrounded on three of the four sides by opposing stones, your stone is in atari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move which occupies the second last liberty of an enemy stone or group, thus threatening to capture it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan imüb.). 1. Güzel kokulu ruhlar ve yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taeiri. (Fr. parfumeur). 2. İlâç ve ecza vesaire satan adam. (Fr. droguiste). 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik ve saire satan dükkâncı. Halk ağzında: Aktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطار] attar, baharatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıtır attar of roses gülyağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2.İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3.Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطاری] attarlık. 2.attar dükkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ecza veya baharat satan adamın işi ve ticareti. Attarlık ediyor. (Halk arasında: Aktarlık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mutlak hâkimiyet; muhtariyet , özerklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağımsız ekonomi politikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). serbestlige imkan vermeden yöneten; (i). sıkı idare taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu mitolojisinde bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paternal line. paternal side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ). Kaptanın veya tayfaların gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek yaptıkları ziyankârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). piç, nikahsız doğan çocuk; (argo) alçak herif, kepaze kimse; (s). gayri meşru (çocuk); sahte, hakiki olmayan, kalp; alışılmışın dışında; matb. normal boyda olmayan. bastardy (i). piçlik. bastardly (s). gayri meşru olarak doğan; hileli; bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca bastarda) (denizcilik). Bir cins küçük gemi, kadırganın küçüğü. Geminin başındaki ufkî direk. Ş ile baştarda da denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir nevi harb gemisi, (bk.) Bastarda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). piç olduğunu ispat etmek; alçaltmak; şerefi lekelenmek, alçaltılmak; değiştirip kıymetini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi eğrelti otu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. batterie, askerlik). 1. Altı (veya dört) top ile asker ve levazımından mürekkep bölük: Bir batarya top. (mec.) Sert muamele, şiddetli tekdir, alabanda: Bataryayı yemek 2. (fizik) Birkaç cihazın bir araya getirilerek usulüne göre bağlanmasından meydana gelen takım: Elektrik bataryası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery. battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

battery fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe bayrak, Farsça dâşten: Tutmak. Yanlış mürekkep kelime. Doğrusu alem-dâr). 1. Askerde bayrağı taşıyan er veya çavuş veya subay. 2. Cengâver ve harbe giden bir kabilenin reisi: İşkodra Malisorları’nın bayraktarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standard bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). At vesair hayvanların hastalık ve tedavisine ve bakımı usûlüne vâkıf adam, hayvan doktoru, veteriner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veterinary. veterinarian. vet. horse doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vet. veterinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيطار] veteriner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Baytarlık ilim ve fenni: Fenn-i baytara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). (mü. baytariyye). Baytarlığa mensup ve müteallik: Fenn-i baytarî, ulûm-ı baytariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the veterinary art or profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At vesair hayvanların tedavi ve tımarları ilim ve usûlü: Baytarlık bilir, baytarlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدرفتار] kötü davranışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça ber = istilâ edatı, Arapça = taraf). Ortadan çıkmış, zâil olmuş. Bertaraf etmek: Ortadan kaldırmak, defetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aside. out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برطرف] bir yana. 2.giderilmiş. bertaraf etmek gidermek. bertaraf olmak giderilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بيطار] veteriner.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir tarafı tutmayan, tarafsız. Bîtaraflık = Devletler hukukunda iki veya daha fazla devlet arasında açılan savaşa katılmayan devletin siyasî vaziyeti, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseyi tutmama hali, tarafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lug wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartial. neutral. unprejudiced. without prejudice. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرف] tarafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی طرفانه] tarafsızca, yan tutmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. neutrality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili “Gelişmiş Ses Dağıtım Profili’. MP3 çalar, cep telefonu ve PDA gibi taşınabilir ses cihazlarından kablosuz yüksek kalite ses aktarımı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Burtmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toy kuşu, zool. Otis tarda; Avrupa ve Afrika'da yaşayan diğer birkaç cins kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). özellikle sahnede asıl oyunun yanı sıra yapılan hareket veya konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifesaver. lifeguard. meat waggon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

live music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şelâle, buyük çağlayan, çavlan; (tıb). katarakt, perde, aksu, akbasma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir İpekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). nezle. catarrhal, catarrhous (s). nezleyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince ve dar burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(mat). santiar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sabah vakti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ipekle üç pamuktan mürekkep bir nevi yerli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Mercan balığına benzer bir cins alaca balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ipek ve pamukla dokunan bir çeşit kumaş. 2. Sarı çizgili, en büyüğü yarım kiloyu aşmayan, bir balık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kolalamak, kolalayıp ütülemek. clearstarcher (i). kolacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). piyes veya filimde baş oyunculardan biri; (f). baş rollerden birinde oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iri bir cins ingiliz elması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, beyaz çiçekli bir bitki (scandix).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuyrukluyıldız gibi veya ona ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tamamlayan, tamamlayıcı, tümleyici. complementary angle tümler açı. complementary colors (bak). color.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cue/review işlevi, kasette hızlı ileri ya da geri çalma olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Palan örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğurt koyuluğunda, süt ve yumurtadan yapılmış bir tatlı, krema. custard apple Hint ayvası, (bot). Annona reticulata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairing a roof by overhauling its tiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alçak kimse; (s). alçak. dastardly (s). alçak, korkak, namert. dastardliness (i). alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Örneğin CD çalar gibi aygıtlarda belirli parçaların tekrar çalınmasını önleyen bir programlama işlevi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Belirli parçaların, karışık çalma dizisinden çıkartılmasını sağlayan bir CD çalar özelliği.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). emanetçi, depo, ambar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık, Ar. amâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستار] sarık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık bağlayan, mec. Din adamları sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin durdurulduğu noktadan otomatik olarak çalmaya devam etmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). perhiz kuralları, perhiz hakkında broşür; perhiz yemeği: beslenmeyi ayarlama: (s). perhize ait. dietary laws Musevilerin dini yemek kuralları. dietetic, ical (s). perhize ait. dietetics (i). diyet ihtisası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). rütbe veya mevki sahibi kimse, büyük adam, ileri gelen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside. surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). unvan veya iddiadan mahrum etmek, yetkisini elinden almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gösterme, teşhir, sergileme, arz, izhar, gösteriş; (f). göstermek, teşhir etmek, göz önüne sermek, izhar etmek, arz etmek; (matb). iri harflerle teşhir etmek. make a display gösteriş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl nehirden dışarı akan kol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). belge, vesika; senet, delil; (f). tevsik etmek, belgelerle ispat etmek. documenta'tion (i). tevsik, belgelerle ispatlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yazılım içeriğine bağlı olarak çocukların izlemesini önlemek için ebeveynler tarafından yazılımın “kilitlenmesini” sağlar. Ebeveyn kilitli diskin normal izlenmesi için, kayıtlı tanımlama kodu gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary history. history of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). siyasal ve sosyal eşitlikle ilgili; (i). siyasal ve sosyal eşitliğe inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. keter). Haysiyetler, şerefler, şanlar, unvanlar, soylar, soplar, mertebeler, dereceler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic / synthetic music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basit, sade, öz; ilk, başlangıç, giriş. elementary education ilköğretim. elementary proposition man. asıl önerme. elementary school ilkokul; ilk ve ortaokul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EMEK-DAR) (i. T. F.) (c. emek-dârân) (Türkçe emek, Farsça «dâşten» den yanlış terkip). Emeği keçmiş, kıdem ve mükâfata hak kazanmış memur, hizmetçi vesaire: Emektar bir hizmetçisi vardır. Emek-dârân bende-gân meyânında = Emektar bendeler (maiyet) arasında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful and long in service. veteran. old and faithful servant. old and loyal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emeği geçmiş kıdemli memur veya hizmetçinin hal ve sıfatı: Emektarlıkta ondan ileri kimse yoktur. Onun emektarlığı göz önünde tutulmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veteran service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça’da «anterî» denilirse de Türkçe’den gelir). 1. Basma, patiska ve kumaş gibi ince bir şeyden yapılma uzun elbise. 2. Kadınların düz ve süsüz elbisesi: Vaktiyle erkekler de entari giyerdi. Gecelik entarisi = Kadınların gece yatarken ve ev içinde giydikleri uzun gömlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady's dress. dress- gown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gewand. kleid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Entari giyen: Entarili bir kadın geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Entari denilen elbiseye uygun: Entarilik basma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hak kazandırmak, yetki vermek, salâhiyet vermek; ünvan vermek, ad takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid-stemmed key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «setr» aslı: istâr). Örtü, perde: Estâr-ı KAbe = KAbe örtüsü (astar bundan gelmez, katıksız Türkçe’dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. veter). Veterler. (bk.) Veter.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. fair play

sp. dürüst oyun

Kurallara ve karşılıklı hoşgörüye bağlı kalınarak oynanan oyun.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Fairplay DRM (Dijital Haklar Yönetimi), iTunes® dosyalarının başka bir formatta kopyalanmasını sınırlayan bir erişim kontrol teknolojisidir. Bu şekilde kontrol edilen dosyalar arasında AAC, M4V ve M4P formatları sayılabilir. Fairplay DRM ile kodlanan bir dosya, Apple iPod® dışındaki hiçbir cihazda oynatılamaz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir disk yerleştirildiğinde sistem otomatik olarak iki ses modundan birini seçer: Müzik Modu, CD kayıttan çalımı için en iyi bas ayarlarına önceden ayarlanmışken Film Modu DVD filmi kayıttan çalması için idealdir. Film / Müzik Modu, diğer karmaşık ses ayarlamalarınızı kolaylaştırarak müzik ve filmlerinizi hayata geçirir

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kısım kısım, parça parça, parça halinde; eksik kalmış, ikmal edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocket launcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, MiniDisc kaydediciden çıkartılmadığı ve kayıt düğmesine basılmadığı sürece son düzenleme adımlarının geri alınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Özellikle ülkemizde orman arazileri üzerindeki doğal vejetasyon kaldırılarak, tarla ve bahçe tarımı yapılır. Fakat çoğunlukla yamaçlarda olan bu tarlalar 2-3 yıl sonra fakirleşip verimsiz hale gelince terk edilir, yeni tarla elde etme için yeni ormanlar ortadan kaldırılır. Onun için buna “gezici orman tarımı” da denmektedir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cebelitarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tutulmuş, tutsak, esir: Düşmanın eline giriftâr oldu. 2. Düşkün, tutkun, esir: Aşka giriftâr oldu. Bir derde giriftâr oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گرفتار] yakalanmış, tutulmuş, müptela.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giriftârcasına, giriftâr olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD üzerindeki her parçanın başlangıcı çalınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Telli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitar player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guitarist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Görsel İndeks Taraması ekranı dokuz parçaya bölünmüştür. İndeks işareti konulmuş başlangıç sahneleri otomatik olarak bulunur ver fotoğraflar şeklinde gösterilir. Böylece kayıtlı kaset içeriğine kolayca bakılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Türe göre (örn. pop, rock) ayrı bölümler seçmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söz, lâkırdı. Güft»ra gelmek = Söz söylemek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Söz, kelam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.). gitar. guitarist (i.) gitarcı, gitarist, gitar çalan kimse. guitarfish (i.) vatoz gibi bir balık, (zool.) Rhinobatus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

customs tariff. tariff duty. book of rates. rate book. statement of duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Afrika’nın güney kısmında, Hint Okyanusu’nun güneyinde yer alan adalar, Afrika, Antarktika ve Avustralya arasında kalmaktadırlar.

Coğrafi konumu: 43 00 Güney enlemi, 67 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Antarktik Bölgesi.

Yüzölçümü: 7,781 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 1,232 km.

İklimi: Antarktik iklim.

Arazi yapısı: Volkanik.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Kerguelen Adasındaki Ross Tepesi 1,850 m.

Doğal kaynakları: Balık, kerevit.

Sulanan arazi: 0 km² (2006).

Doğal kaynakları: Amsterdam Adası ve Saint-Paul Adası volkanik özelliğe sahiptirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Issızdır (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Güneydeki Fransa ve Antarktik Bölgesi.

yerel uzun adı: Territoire des Terres Australes et Antarctiques Francaises.

yerel kısa adı: Terres Australes et Antarctiques Francaises.

Bağımsızlık durumu: 1955 yılından beri Fransa’nın müstemlekesidir; Paris Komisyon üyeleri tarafından yönetilmektedir.

Hukuk sistemi: Fransız hukuku.

Bayrak: Fransa bayrağı.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinlikleri meteorolojik hizmetler, jeofizik araştırma istasyonları ve Fransa balıkçılık filoları ile sınırlıdır. Kerguelen adası civarında avlanan balıklar gemilerle Fransa ve Reunion’a ihraç edilir.

İletişim Bilgileri

Internet ülke kodu:.tf.

Ulaşım ve Taşımacılık

Su yolları: yok.

Limanları: yok; sadece kıyıdan uzakta demir atılması mümkündür.

Hava alanları: yok.


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گفتار] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطر] tehlike.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korkulu, muhâtaralı, tehlikeli, emniyetsiz: Bir rlh-ı hatar-nâk = Tehlikeli bir yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خطرات] tehlikeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطرناک] tehlikeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way of life. life pattern / style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler. Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü?

Bir kısmı daha ılıman yerlere göçeler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalın yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Daha doğrusu kış uykusu bir çeşit uyku değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir.

Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: Havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkanı azalır. Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar.

Kış uykusu bildiğimiz şekilde uymak değildir. Buna bilim dilinde ‘’hibernasyon’’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz.

Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece brkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.

Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağarlıklarının yüzde kırkına yakınını kaybederler. Bu kaybın yüzde doksanına periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde on kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uyksu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartları ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

HDMI™ anahtarlı ev sinema alıcıları ya da sistemlerini HDMI™ kablosu kullanarak kaynak cihazlara bağladığınızda, bu alıcı ve sistemler video sinyalini saptar ve sinyalleri değiştirir. Bu nedenle ses sinyali için fazladan bir dijital ses giriş kablosuna (koaksiyel ya da optik) ihtiyacınız vardır. Ama HDMI™ tekrarlayıcılı ev sinema alıcıları ve sistemleri, HDMI™ kablosuyla bağlandığında video ve ses sinyallerini saptayıp işleyebilir, bu nedenle fazladan bir kablo gerekmez. Anahtar ya da tekrarlayıcı ne olursa olsun, tüm sinyalleri alıcı ya da sisteminizden TV’nize aktarmak için yalnızca bir HDMI™ kablosu gereklidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hektar, yeni dönüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yüz ar değerinde ölçü birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectare. 2,47 acres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). miras yoluyla intikal eden; irsi, kalıtsal, soydan geçme. hereditar'ily (z). miras olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Histogram işlevi açık olduğunda, ekranda bir histogram grafiği görüntülenir. Bu grafik, siyah ve beyaz geçişlerini kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeden işlem yapılması önlemek için kontrol unsurlarını kilitler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşek şakası; hoyratlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). Güzel gidişli, yürüyüşlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Vücuda giren mikropların, yutucu hücreler tarafından yutulup yok edilmesi hâdisesi (fagositoz).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. insaniyetperver, hayır seven, insancı, insani; yardımsever kimse. humanitarianism i. hayırseverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İFTAR) (i. A. «fıtr» dan masdar). 1. Oruç bozma, oruç açma: Yirmi dört saatte bir iftar ederdi. 2. Ramazanda güneş batınca orucu bozmak üzere yenen yemek: İftara davet etmek, iftar hazırlamak. 3. Oruç bozma vakti, ramazanda akşam: iftarda geldi, iftar vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the breaking of the ramadan fast. the evening meal during ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the breaking of the Ramadan fast at sunset. the evening meal during Ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افطار] oruç açma. 2.Ramazan ayında verilen akşam yemeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

oruç açmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. İftara mahsus yemek, çerez vesaire. 2. Davetlilere diş kirası namıyla iftarda verilen hediye, para.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افطاریه] iftarlık, iftar için hazırlanan yiyecek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İftara mahsus, iftara yakışır: İftarlık reçel, iftara mahsus çerez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snack eaten when breaking the fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHTAR) (i. A. masdar) (c. ihtârât). 1. Bir şeyi birinin hatırına getirme: Yarın derse başlayacağımızı kendisine ihtar ettim. 2. Bir adamın bilmediği ve fark etmediği bir şeyi gösterip dikkatini çekme: Durumu ihtar eden olmadı, iyi niyetle yaptığı ihtar faydalı oldu. (ihtâr’ın tenbih’ten farkı budur ki, tenbih üstten asta, ihtar ise asttan üste veya akrandan akrana olur). 3. İdarî küçük ceza: Kendisine bir ihtar verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. remark. notice. admonition. injunction. monition. reprehension. tip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caution. warning. admonition. reprimand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admonition. caveat. warning. notice. denunciation. formal notice. observation. rap on the knuckles. sermon. tip- off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخطار] uyarı, hatırlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarılmak, hatırlatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarmak, hatırlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihtâr). ihtarlar, hatırlatmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Tüm Sony stereo video kameralarda, önceden kaydedilmiş iki dilli yazılımın çalması için kullanılan kanalı seçen bir anahtar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reciprocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bilateral. two-sided. two-way. mutual. reciprocal. two sided. two way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İndeks Araması, kaset üzerindeki işaretli noktaları bulmanızı sağlar. İndeks Taraması, tüm işaretli noktaların ilk birkaç saniyesini göstererek kasette neler bulunduğunu görmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlığa zararlı, pis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böcek beslemeye ve üretmeye mahsus yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) yıldızlarla donatmak; yıldız gibi yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. iki deri dökme zamanı arasında meydana gelen değişim safhasındaki böcek; bu safha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kakmacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (astr.) gezegenler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) karşılıklı etkileme; (f.) karşılıklı etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) istenilmeden yapılan ihtiyar harici; tasarlanmamış. involuntar'ily (z.) istemeyerek, ihtiyar harici olarak, elde olmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Trading Volume)

Bir piyasada, bir seansta ya da belli bir dönemde alınıp satılan (el değiştiren) menkul kıymet adedidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «satr» dan masdar). Yazma ve tahrir mânâsı ile kullanılmış ise de, gerçek mânâsı «satır atlamak» ve «yanlış okumak» tan ibarettir. «Tastîr» daha doğrudur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldız, necm, sitare.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «katr» dan masdar) (fizik). Bir sıvıyı Inbikten çekme («taktîr»den daha doğru ve daha ilmîdir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» den masdar). Örtünme, saklanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استتار] örtünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tayerân»dan masdar). 1. Uçurma, Osm. tayerân ettirme. 2. Hızla gönderme, yollama: Tarafına bir mektup itâre olundu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD Text bilgileri bir CD WALKMAN®’den, CD Text kaydedebilen MD WALKMAN®’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبل التاریخی] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ağır şeyleri tartmaya mahsus tartı Aleti kl, ağırlık rakamlar yazılı bir sapla onun üzerine hareket edecek surette asılı bir toptan ve tartılacak şeyi kaldıracak iki zincirli çengelden ibaret olup bir yere asılı olur veya iki kişinin omuzlarına koydukları bir sırığa takılır. El kantarı = Bunun küçüğü. 2. Başlıca kırk dört okkadan ibaret olan ve bölgeye göre değişen ağırlık miktarı: On kantar kireç. Maden kömürünün kantarı kaçadır? Yeni kantar = Yüz kilogramdan ibaret ağırlık. Kantar ağası = Eskiden ölçülerin teftişine memur görevli. Kantarı belinde = Gözü açık, aldanmaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelyard. weigher. weighbridge. weighing machine. spring balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelyard. scales. weighbridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh-bridge. steelyard. scales. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قنطار] baskül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kanâtır). Köprü, kârgir ve kemerli köprü, Ar. cisr, Fars. pül (cisr’den farklı için cisr maddesine bk.).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Köprü, özellikle taştan yapılmış. 2.Su yolu, bend, hisar anlamına da gelir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Alınıp satılan şeyleri tartıp buna mahsus resmi alan belediye memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kantarcı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kantar resmi, satılıp alınan şeyleri tartan kantarcının aldığı resm: Kantâriye müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Ağır küfür» mânâsındeki kantarlı küfür sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Gem, azılı atların ağızlarına vurulan demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kana kana su içirmek, suya doyurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centaury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kantariyyon): İkiçenekliler sınıfının, bileşikgiller familyasından, bütün dünyada, özellikle ılıman bölgelerde yaygın olan çok yıllık veya bir yıllık bitkidir. Kırmızı, sarı, mavi ve nadiren beyaz çiçekli olanı bulunur. Kökü acıdır. Bu türüne “Büyük Kantaron” da denir. Çoğunlukla kökü kullanılır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Nekahat devresini kısaltır. Nezle ve bronşite faydalıdır. Öksürüğü keser. Mide ağrılarını dindirir. Yaraların iyileşmesinde yardımıcı olur. Astım, mide ülseri, midede asit fazlalığı, akciğer hastalıkları, damar sertliği ve sinir iltihaplarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (Yunanca’dan). Dağlarda ve kırlarda bitip zeytinyağı içinde şişe ile güneşte bırakıldığı zaman bıçak yaralarına iyi gelen tanınmış bir ilâç hâsıl eden bir çeşit sarı çiçek. Kılıç çiçeği. Kantaron çiçeğine «eşekkulağı» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kantaron.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kaplayan, çeviren, örten. 2. Kaplamacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplamak işi, tarz ve usûlü. bk. Kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâret» ten galat). Pamuk ipliğinin ağartılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (pamuk ipliği vesaireyi) Ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağartılmış (pamuk ipliği vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Taşıt dizisi: Deve katarı, otomobil katarı. Katar komutanı. 2. Vagondan ve lokomotiften meydana gelen dizi, tren: Bugün beş katar kalkacak Katar katar = Katar gibi dizilmiş, birçok: Kuşlar katar katar geçiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

train. waggon. wagon. convoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qatar. qatari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

train. caravan of motor vehicles. convoy of military vehicles. railway train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Arab country on the peninsula of Qatar; achieved independence from the United Kingdom in 1971; the economy is dominated by oil. a peninsula extending northward from the Arabian mainland into the Persian Gulf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Qatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi kıyısında yarımada, Suudi Arabistan sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 25 30 Kuzey enlemi, 51 15 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 11,437 km².

Sınırları: toplam: 60 km.

sınır komşuları: Suudi Arabistan 60 km.

Sahil şeridi: 563 km.

İklimi: Çöl iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla düzlükler ve kumla çakıllardan oluşan çöller yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Qurayn Abu al Bawl 103 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, balık.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %1.64.

daimi ekinler: %0.27.

Diğer: %98.09 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 130 km² (2002 verileri).

Doğal afetler: Duman, toz fırtınası, kum fırtınası.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 885,359 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.5 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 14.12 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 18.04 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.9 yıl.

Erkeklerde: 71.37 yıl.

Kadınlarda: 76.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.81 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.09 (2001 verileri).

Ulus: Katarlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %40, Pakistanlı %18, Hintli %18, İranlı %10, diğer %14.

Din: Müslüman %95.

Diller: Arapça (resmi), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %89.

erkekler: %89.1.

kadınlar: %88.6 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Katar Devleti.

kısa şekli : Katar.

Yerel tam adı: Dawlat Katar.

yerel kısa şekli: Katar.

ingilizce: Qatar.

Yönetim biçimi: İslam Hukukuna Dayalı.

Başkent: Doha.

İdari bölümler: 9 belediye; Ad Dawhah, Al Ghuwayriyah, Al Jumayliyah, Al Khawr, Al Wakrah, Ar Rayyan, Jarayan al Batinah, Madinat ash Shamal, Umm Salal.

Bağımsızlık günü: 3 Eylül 1971 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 3 Eylül (1971).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Ör


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Aksu, ekbasma, perde.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şap, bal.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bala, 1 kahve kaşığı dövülmüş şap konur. İyice karıştırıldıktan sonra göze sürülür. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract. cataract aksu. akbasma. perde.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cataract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. katre). Ketreler, damlalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قطرات] damlalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanları bir sırada dizip katar yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşten kaçmak. 2. Geri çevirmek, iade etmek, kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodge. skip. shirk. duck. evade. loaf. loaf about. loaf around. scrimshank. shuffle. skive. skive off. skulk. sneak out of. swing the lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duck. evade. loaf. malinger. procrastinate. shirk. skive. slack. to shirk. to slack. to loaf. to wriggle out of sth. to slope off. to skive. to duck sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to avoid doing work. soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kec-rev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zooloji). Sırtlan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفتار] sırtlan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanları giydiğine bakarak değerlendirmek yanlışlara yol açar, değerli kişiler de bazen eski giymiş olabilir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yun. A.). Telli bir çalgı, gitar. bk. Gitar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KIYMET-DAR) (i. F., Ar. kıymet = değer, Fars. dâşten = mâlik olmak). Pahalı, kıymeti büyük, değerli: Kıymettar kumaşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Ikiçeneklilerden, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Meşe, çam gibi ağaçların köklerinde yerleşen, iplik görünüşünde bir mantar çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition key / switch / cut-out / lock. key switch. starter key. switch key. contact breaker. fire lock. breaker trembler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kotra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boşaltmak. 2. Yemeği tabaklara bölüştürmek: Yemeği pişirip kotardı. 3. mec. Bir İşi tamamlanmış hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dish up. to complete. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikeden uzaklaştıran, Osm. tahlîs eden. Cankurtaran = Denize düşüp boğulmak tehlikesinde bulunanları kurtaran veya bu işle resmen görevli adam. Cankurtaran demir = Tehlike hâlinde atılmak üzere gemide yedek bulunan ağır demir. Cankurtaran simidi = İcabında tutunup boğulmamak üzere gemilerde bulunan mantarlı halka. Cankurtaran sandalı, flikası = Gemilerde ve tahlisiye idarelerinde yanları mantarlı olarak batmaz bir surette yapılmış sandal. Cankurtaran otomobili = ilk yardıma muhtaç hastaları taşıyan otomobil, ambülans.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurtulmasını sağlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving. life-saver. savior. saviour. saver. rescuer. a card up one's sleeve. liberator. messiah. redeemer. salvor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messiah. salvation. saver. saving. saviour. savior. breakdown lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverer. wrecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurtarmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be saved. to be rescued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea-rescue. wrecking. rescue. redemption. saving. salvage. salvation. deliverance. extrication. liberation. recovery. relief. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverance. redemption. relief. rescue. salvation. saving. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. rescue. rescue operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship. relief ship. salvage-ship. rescue vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birini tehlikeden çıkarmak, selâmete eriştirmek, Osm. tahlîs eylemek: Denize düşeni kurtardılar, doktor hastayı kurtardı; herkes canını kurtarmağa çalışıyordu. 2. Verilmiş ve rehin bırakılmış bir şeyi o kayıttan çıkarmak: Evimi rehinden kurtarmak İsterim, borcumun bir miktarını verip bir senedi kurtarmalıyım. 3. Cezadan veya mesuliyetten uzaklaştırmak. 4. Sarfedilecek bir parayı sarfetmemek yolunu bulmak, kazanmak: Aramızda pazarlık ederek uyuşabilirsek komisyoncuya vereceğimiz parayı kurtarmış oluruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save. set free. deliver. redeem. rescue. salve. salvage. recover. free. help. absolve. bail. bail out. bring off. bring through. clean up. clear. disabuse. disabuse of. disembarrass. disembody. disengage. extricate. get smb. out of a jam. keep from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. extricate. free. purge. reclaim. rescue. save. to save. to rescue. to deliver. to redeem. to bring sb through. to get sb off. to be acceptable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. to deliver. to rescue from. to save. to redeem sth pawned. to recover one's losses in a game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bazitli mantarlardan, şapkası etli, kalın, koni biçiminde ve pürüzlü olan, zehirsiz bir mantar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sütten, sütle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit pazı, iri karalahana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolu çevrilerek çalınan bir çeşit müzik sandığı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Geçen elektrik akımı, küçük kristallerin ışığın geçmeyecek biçimde dizilmesini sağlar. Bu küçük likit kristallerin her biri bir pikseli yaratır ve görüntü oluşur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. dansöz ve akrobatlann giydiği vücuda oturan esnek bir giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Günlerce ve bazen aylarca, hattâ pek seyrek olerak yıllarca süren derin uyku hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bilhassa düşünce ve harekette serbestlik taraftarı kimse; hürriyet taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif silâhlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. lodestar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanyıldızı, Kutupyıldızı; yol gösterici rehber veya prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferret socket wrench. socket wrench M.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.) (musiki). Ağır dönen plak ki, uzun parçaların kaydedilmesi mümkündür ve son çeyrek asırda yavaş yavaş hızlı dönen Adî plağın yerini almıştır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. long-play

müz. uzunçalar

1. Üzerine seslerin düşük devirle kaydedildiği büyük boyutlu plak. 2. Bir sanatçının eserlerinin bir bölümünün yer aldığı kaset, albüm.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzun devirli (plak), dakikada 331/3 devir yapan (büyük plak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Küçük lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Numara veya isim çekierek oynanan bir çeşit kumar, piyango.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماء مقطر] damıtık su.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elected head of a neighbourhood executive officer of a district of a to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elected head of a neighbourhood executive officer of a district of a to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asker, eski zamanda süvari neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diğer bir memleket üzerinde mandası olan memleket. man dater; vekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. R. Y.). 1. Topraktan çıkan veya karanlık ve rutubetli yerde yetiştirilen ve tuzla tavada pişmişi veya etlisi yanen bitki. Çeşitleri çoktur: Ak, . kızıl mantar; kuzugöbeği mantar. Keçlmantarı = içi tuzla dolu bir küçük topcuk ki, çayırlarda olur. 2. Bir cins meşe ağacı kabuğundan çıkan yumuşak bir madde ki, şişe, fıçı vesaire tıpası yapılır ve batmamak için balıkağının köşelerine ve bu gibi şeylere takılıı 3. Umumiyetle tıpa: Mantarını attı. Mantar atmak = mec. Yalan söylemek. Mantar gibi = Aldatmak, hileyle kandırmak. Mantara bastırmak = I. İlk mânâsından alınarak; pek çabuk yetişen şey. İkinci mânâsından alınarak; çürük şey. Mantar meşesi = Kabuğu mantar gibi kullanılan meşe çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. fungal. corky. fungoid. fungous. mushroom. cork. fungus. athlete's foot. blight. myco-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fungus. mushroom. cork. bottle cork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. fungus. mushroom. toadstool. bottle cork. blight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fütr): Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayiide kullanılanlar vardır. Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve 13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir hif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerimtırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür. Kullanıldığı yerler: Etin yerini tutar. Protein değeri etten fazladır. Yorgunluğu giderir. Düşünme ve öğrenme yeteneğini geliştirir. Kansızlığı giderir. Bedenin gelişmesinde yardımcı olur. Romatizma ve üremi olanlar yememelidir.

Şifalı Bitki by

Sağlık Bilgisi

Mantar yedikten bir süre sonra; şiddetli karın ağrısı, bulantı veya kusma, şiddetli derecede susama, vücutta soğuma ve morarma veya ishal görülürse, mantar zehirlenmesinden şüphe edilir. Bu durumda yapılacak ilk iş; hastayı kusturmaktır. Sonra gerekiyorsa, sunni solunum yaptırılır. Ağır vakalarda, hastayı mutlaka hastaneye götürmek gerekir. Aksi halde 48 ile 72 saat arasında ölümle sonuçlanabilir. Hafif vakalarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, limon suyu, su.

Hazırlanışı : 2 diş sarımsak dövülür. Üzerine 1 su bardağı limon suyu ve 1 su bardağı su konur. Karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Klorofilsiz, İlkel bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. botanik). Hücre zarlarının mantar özü karışmasıyla geçirimsiz hâle gelmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mantarı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Masdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinitive. infinitive. infinitive mood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infinitive. template. infinitive eylemlik. jig. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauge. pattern. straight edge. model. templet. template. module. normal gage. gauge stick. gauging rod. caliber. calibration instrument. source. ruler. face mold. origin. seed. gager. infinitive. face mould. gauger. jig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Açı ölçme cedvell.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savaş gemisinde güvenlik görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emtâr). Yağmur, Fars. bârân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mutahhara» dan galat). 1. Meşinden veya tenekeden eğer kaşına veya arkaya asılan su kabı. 2. Uzun boğazlı kimyager şişesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. flask. water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen or flask ; leather flask. canteen. flask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanlarda su taşıyıp yolculara dağıtan adam, kafile sakası.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dört kata varan depolama süresi sağlayan, MiniDisc için bir uzun oynatma/kayıt modu; örneğin standart 60 dakikalık boş diske, 240 dakikaya varan ses kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبدأ تاریخ] tarih başlangıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcının düşük ses seviyelerinde bas sesleri güçlendirmesini sağlayarak, kulaklık çıkışının ses kalitesini en üst seviyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

İng. megastar

başyıldız

Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçılarının en önde geleni.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. ayak tarağı. metatarsal s. ayak tarağına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MİKDAR) (i. A.) (c. mekaadir). 1. Değer, kemiyet: Havuzdaki suyun, dükkândaki eşyanın, sandıktaki paranın miktarı. 2. Cüz, kısım, parça, kıt’a, bölük: Arsanın bir miktarını ayırdı; alacağının bir hayli miktarını aldı; bir miktar asker gönderildi. 3. Kadir, kıymet, itibar derecesi: insan herkesin miktarını anlamalı; ben ona miktarını anlatırım. 4. (tıp) Birden verilecek ilâcın münasip ölçüsü, Fr. dose. 5. (kimya) Nisbî kemiyyet, Fr. proportion. Bir miktar = Biraz, bir parça: Bir miktar su verin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantitative. quantity. amount. proportion. deal. measure. number. portion. quantum. sum. supply. quanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amount. bit. deal. dose. extent. lot. measure. number. quantity. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity. amount. deal. number. portion. part. group. magnitude. rate. quantitative. dosage. dose. lot. matter. mass. figure. gauge. measure. parcel. quantum. shot. specification as to quantity. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askerlik ruhu, asker zihniyeti; savaşçı siyaset, militarizm; askeri üstünlük. militarist i. militarizm taraftarı. militariza'tion i. askerileştirme. mil- itarize f. askerileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bütün yurt davalarının sadece ordu gücüyle çözülebileceğini esas alan siyasî görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. askeri; askerliğe veya savaşa ait; ordu veya silâhlı kuvvetler tarafından yapılan; i., the ile silâhlı kuvvetler, ordu. military law askeri hukuk. military police askeri inzibat teşkilâtı; inzibat eri, kıs. MP As. İz. militarily z. askeri bakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grateful. indebted. obliged. thankful. appreciative. appreciatory. beholden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative. indebted. thankful. touched. grateful. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grateful to. indebted to. beholden. grateful. indebted. obliged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinden gördüğü iyiliğe karşı mahcup ve müteşekkir bulunan, minnet altında kalmış: Bu iyiliğinizden dolayı size ömrüm oldukça minnettar olacağım; beni minnettar buyurdunuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir iyiliğe karşı mahcup ve minnettar olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. gratitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.yanlış oyun, hatalı oyun .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» dan la), (c. mesâtir). Satırların doğru gitmesi için kâğıdı çizmeye mahsus Alet ki, ince bir mukavva üzerine uzatılmış ipliklerden ibaret olup kâğıdın altına konarak üstünden el ile basıldıkta kâğıt muntazam surette çizilir (taşçı cetveline de «mıstar» denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. “satr”dan). Açıların derecelerini ölçmeye mahsus hendese Aleti, açı cetveli. Ar. idâde (Fr. alidade, Ar. el-idâde’den alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.) (musiki). Askeri orkestra.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir an süren, bir an için; bir anda; geçici, çok az devam eden. momentarily z. anbean.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. paraya ait, sikkeye ait; parayla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havan, dibek; havan topu; bina yapımında kullanılan kireçli harç; f. harç ile sıvamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harç tahtası veya tepsisi;üniversite mezuniyetinde giyilen kep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ıtr»dan imef.) (mü. muattara). Güzel kokulu, güzel koku sürülmüş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Güzel kokulu, ıtırlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hatar»dan) (c. muhâtarât). Zarar ve ziyan veya can korkusu, tehlike: Bu işte muhâtara vardır; bile bile muhâtaraya girmemeli, (ticaret) Şirket-i muhâtara = Kâr ve zararı ortaklaşma olmak şartıyle kurulan şirket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مخاطره] tehlike. 2.zarar, ziyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkulu, tehlikeli: Muhataralı yol; muhataralı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHTAR) (i. A. «hayr» dan İmef) (mü. muhtâre). 1. Seçilmiş, ihtiyâr olunmuş, seçkin (bu mânâ ile Peygamberimiz hakkında kullanılır). Ahmed-i Muhtâr. 2. Aklı, iradesi tam, yerinde olan, istediği gibi hareket edebilen, cebir ve tahakküm altında bulunmayan: Fâil-i muhtâr. 3. İdaresi kendinde olan, imtiyazlı, iç idaresinde müstakil, fakat dış idaresinde başka bir devlet veya makama bağlı: Idâre-i muhtâre. 4. Bir köy veya mahalle ahalisi tarafından köy ve mahalleye ait işlere bakmak üzere seçilen adam: Köy, mahalle muhtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demarch. reeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomous özerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village headman. autonomous. self-governing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İhtiyar eden, seçilmiş, seçkin. Hareketinde serbest olan, istediği gibi davranan, dilediğini yapan. 2.Köy veya mahalle işlerine bakmak üzere halkın seçtiği kimse. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. self-government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختاریت] özerklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Arapça kelimedir). Aklı, irâdesi yerinde olanın hâli. Muhtiriyyet-i idâre = Ayrıca ve bazı İmtiyazlarla idare olunan eyâletin hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köy veya mahalle muhtarı sıfat ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a mukhtar. the work of a mukhtar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kantara» dan imef.) (mü. mukantara). Kemerli, kemer şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukantarât). 1. (astronomi) Güneşin gölgesiyle saatleri gösteren Alet, Osm. basîta-i şemsiyye. 2. Ufka paralel olarak gökyüzünde tasavvur olunan daireler, Fr. almicantarat (bu kelime Arapça’dan alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «katr»dan imef.) (mü. mukattara). Taktîr olunmuş, inbikten çekilmiş, damıtılmış. MS-İ mukattar = Inbikten çekilmiş su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقطر] damıtılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

9 farklı kamera açısından çekilen video görüntüleri (örneğin canlı konserler ve spor etkinliklerinde) DVD’de saklanabilmekte ve oynatım sırasında kullanıcı tarafından anında seçilebilmektedir. Bu DVD oynatıcı işlevi, yalnızca oynatılan DVD’de çok açılı çekimler bulunduğu zaman kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, diske, bir dizi farklı film öyküsünün kaydedilmesine izin vermektedir. İzleyiciler, oynatma sırasında hikayenin nasıl gelişeceğini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hardal: hardal bitkisi. mustard gas zehirli bir gaz, iperit. mustard plaster hardal yakısı. mustard seed hardal tohumu. hedge mustard yaban hardalı, çalgıcı otu, bot. Sisymbrium officinale. white mustard akhardal, bot. Sinapis alba. wild mustard y

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» dan imef.) (mü. müstârebe). Arap’laşmış, Arap değilken zamanla Arapça konuşmaya başlamış: Arâb-ı müstârebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somebody who is suffering mental or emotional anguish. sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leidend. drückend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad» dan if.) (mü. mutarassıda). Gözeten, bekleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTAREKE) (i. A. «terk» ten masdar). Savaşın iki tarafça kesilmesi, silâh bırakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truce. armistice ateşkes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cessation of arms. suspension of arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terâvet» den imef.). Taze.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çok taze, parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ırâz»dan imef.) (mü. mutarraza). işlemeli, işleme kenarlı, süslü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطردا] biteviye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tard» dan if.) (mü. muttaride). İttırad üzere giden, sıralı, muntazam, bir düzüye olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir sıra ve tertip üzere, bir düziye, intizamla, ittirâd üzere: Dünya muttariden döner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. ‘«zıyk» dan if.) (mU. muztka). Sıkan, darlaştıran, sıkıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., Y.’dan). Musiki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüleri sırayla makinenin ekranında görüntüler. Slayt gösterileri görsel efektler ve fon müzikleri ile zenginleştirilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Müzik Kutusu, doğrudan Sony HDD/DVD kaydedicinizden dijital müziğe erişmenizi ve bu müziği dinlemenizi sağlar. Kullanımı kolay grafik kullanıcı arayüzünden (GUI) sevdiğiniz müziği seçerek, sürekli CD değiştirmek zorunda kalmadan tüm müzik kitaplığınızın keyfini çıkarabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamaları onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının, demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi(C=do, D=re, E=mi, F=fa, G=sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz lohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete lohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştığımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, coğrafya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır.

Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle ‘bilgi seven’ anlamındaki ‘filozof’ sözcüğünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduğuna inanıyordu.

Pisagor’un müziğin içindeki matematiği bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettiği rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandığı aletlere göre değişik sesler çıkarması Pisagor’un ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müziği 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşağa aktarılıyor, bu arada değişime uğruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı.

Arezzo’lu Guido’nun (Gui d’Arezzo) notalama sisteminin seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildiği beş çizgiden oluşan “porte”nin kullanılmasıyla notaların yüksekliği (do, re, mi,....) ve süresi (birlik, ikilik, dörtlük,....) kesin biçimde belirlenebilir hale geldi.

Aslında müziğin dört parametresi vardır: Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kağıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizce’de ve Almanca’da ise notalar harflerle gösterildi (C=do, D=re, E=mi, F=fa, G-sol, A=la, B=si-ing.-, H=si-alm.-).

Nota isimlerinden ‘do’nun önceki ismi ‘ut’ idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdığından 12. yüzyılda ‘do’ olarak değiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ‘ut’ hala kullanılır.

‘Si’ hariç diğer notaların isim babası Gui d’Arezzo’dur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman ‘B’ olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen ‘si’ adını almıştır.

Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratiğine olağanüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Tüm programı ya da mevcut parçalara genel bakışı gösterir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mızıka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mızıka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical. musical comedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musikiyi duyabilmek kabiliyeti ki, musiki icrâsında teknik kabiliyetin zıddı sayılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician. teacher of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

musician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Çalgılı fantezi oyunlar gösterilen tiyatro.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologue

müzik bilimci

Müzik bilimi alanında araştırmalar yapan bilgin veya uzman.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologie

müzik bilimi

Müzik konularını, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki delisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki deliliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music-loving. keen on music. music lover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

music lover. musical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUZTARR) (i. A. «zarûret» ten lf.) (mü. muztara). Icbâr olunan, mecbur, çaresiz: İnsan bazı defa istemediğini yapmaya muztar olur: Muztar kalınca ne yapsın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUSTARİB) (I. A. «zarb»

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مضطرب] acı çeken, ızdıraplı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متارکه] bırakışma, karşılıklı silah bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. nektar (tanrıların içkisi), abıhayat, bengisu; bot. balözü, nektar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüysüz şeftali, durakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Balözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nectar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nectar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Müzik nedir? Düz biçimde konuşarak söylenebilecek bir şeyin değişik ses dalgaları ile söylenmesinden niçin hoşlanırız? Müzik niçin keyif veya tam aksi hüzün duygusu verebiliyor?

Müzik aslında ses dalgalarının, belirli kurallar içinde bir düzene sokulmasıdır. Bilindiği gibi, ses dalgalar halinde yayılır. Bir saniye içindeki dalga sayısı sesin karakterini tespit eder. Saniyede 260 dalga yapan, yani titreşen ses ‘Do’ notasıdır.

Bu şekilde 7 temel nota oluşur. Do-Re-Mi-Fa-Sol-La-Si. Son notadan sonra, Do’nun titreşim sayısının bir katı kadar titreşimde daha ince bir Do gelir ki, bu iki Do arasına bir oktav denir. İşte bu oktav, gam, akort denilen matematiksel diziler, bir çeşit dizilerek müzik oluşturulur. Ancak tüm bunlar bize, bu matematiksel diziden bihaber, Afrika yerlilerinin, dağ başındaki çobanın enfes müziğini açıklayamaz.

Aslında kültürün müzik ve bundan alınan zevk üzerinde doğrudan ilgisi vardır. Doğu müziğinde yukarıda belirtilen matematik dizilerdeki perdelerin arasında karışık gezinilme, Afrika’da baş döndürücü ritimler, Avrupa’da ise notaların ideal düzeni öne çıkar. Ancak bunlar da, değişik müzik türlerine ilgi duyan bizlerin ve müziğin hoşlanılma nedenini açıklamaya yetmez.

Müzik ve dil yetenekleri birçok yönden birbirine benzemektedir. Bilimciler insanların müzik yeteneği kazanmalarının, konuşmaya başlamaları ile aynı zamanlara denk düştüğünü ileri sürüyorlar. Konuşma yeteneği şüphesiz daha iyi bir iletişim ve yaşama şansı avantajını getirmiştir ama müziğin hangi ihtiyacı karşıladığı hala meçhul.

Bebekler anlamlı kelimelere benzer sesler çıkarmaya başlarken aynı zamanda şarkı söyler gibi mırıldanmaya da başlarlar. Uzun ve karışık cümleler kurmayı becerdikçe, daha uzun ve karışık şarkıları söyleme yetenekleri de artar. Ancak beynin konuşmaya kumanda eden kısmında hasar olan hastaların konuşamamalarına rağmen müzik yeteneklerinin devam ettiği de görülmüştür.

Son zamanlarda, beynimizde müziği algılayan bir alıcı bulunabileceği tezi ileri sürülmektedir. Eğer bir gün bu alıcı bulunsa bile, bunun niçin beynimize konulduğunun sebebi yine anlaşılamayacaktır.

Öğretilme yoluyla bir çeşit dans yapabilen veya dans olarak algılanamayacak hareketleri olan canlıları saymazsak, doğada müzik ve ritim duygusu sadece insanda vardır. Bu özelliğin nedeni ise hala tam olarak açıklanamıyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mezhebe bağlı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) notere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) noterde tasdik ettirmek, noter tarafından onaylatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) noter. notary public noter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok tar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forefront. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. fore / n , adj / ön ;. front. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayvanları otlatan çoban.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. «ot» tan). Otlatmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tarihi otomatik olarak kaydeder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, otto bak. attar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. büyütmek, abartmak, mübalağa etmek; çok iyi oynamak. over play one's hand kendi olanaklarına fazla güvenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Büyük nüfuz sahibi. 2.Komutan, han. 3.Toprak zengini. - (bkz.Tarhan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. askeri niteliği olan fakat orduya bağlı olmayan (kuruluş, örgüt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde pas denilen lekeler yapan bir mantar takımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinenizi USB ile PC’nize bağladığınızda görüntülerin otomatik olarak aktarılmasını sağlayan PC görüntü transferi yazılımı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizmetçi, kul, köle. 2. Besleme, halayık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستار] tapan. 2.besleme. 3.dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. eskiden kapı veya duvar yıkmak için kullanılan barut kutusu; bir çeşit fişek. hoist with veya by one's own petard kazdığı kuyuya kendi düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. filme alınan sahne oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, çalma hızının hassas biçimde değiştirilmesine olanak tanır ve örneğin, enstrümanların akordunun yapılmasında kullanılır. Çalma süresi, kalite kaybı olmaksızın azaltılabilir ya da uzatılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıb. balgam salgılayan; biyol. sümüksü. pituitary gland, pituitary body hipofiz guddesi. pituitous s. balgama ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldızları ve güneş sistemini hareket halinde canlandlran cihaz; bu cihazın içinde bulunduğu bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gezegenlerle ilgili, gezegen gibi; seyyar, gezginci; dünyasaı. planetary gear mak. büyuk bir dişli çarkın içinde dönen küçük dişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. planétarium

gök b. gökevi

Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbenin iç yüzeyinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı, yıldızlık.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f .oynamak; eğlenmek; hareket etmek, sallanmak, kımıldanmak; çalgı çalmak; rol yapmak, temsil etmek, canlandırmak; kumar oynamak; su fışkırtmak (flskıye); hortumla fışkırtmak; ateş etmek (top); hareket ettirmek, gezdirmek; oyuna iştirak etmek. play at k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun, eğlence; sahne oyunu, piyes; şaka, latife; fiil, hareket; oynama, faaliyet; davranış; işleme; ilgi; hareket serbestliği. a play on words kelime oyunu. at play oynamakta, oyunda. child's play çocuk oyunu; çok kolay iş. come into play meydana ç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dakikası dakikasına veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. play-off

sp. üst küme

İçinde bulunulan lig maçlarının bir üst ligi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynanabilir; çalınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. playback

söylemseme

Söylemsemek işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. banda aldıktan sonra sesi tekrarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro afişi; oyun programı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek; mirasyedi erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncu; aktör; çalgı çalan kimse, çalgıcı; eğlence ile vakit geçiren kimse; kumarbaz; (ing), (spor) profesyonel oyuncu; müzik aletini çalmak için kullanılan otomatik cihaz. player piano otomatik tertibatı bulunan piyano.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oynamayı seven; şen, şakacı, latifeci. playfully z. şenlikle; şaka olarak. playfulness i. şen oluş, oyunculuk; şakacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro meraklısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .oyun sahası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tiyatro; çocukların içinde oynadıkları kuçük ev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

oyun kâğıdı, iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçuk piyes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. playmaker

sp. oyun kurucu

Karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (spor) rovanş maçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük çocuklar için etrafı parmaklıklı oyun yeri, park.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un online müzik mağazası’ servisinin genel udi. Üzerinde ‘plays for sure’ logosu taşıyan cihazlar bu servisten çekilen herhangi bir içeriği oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PLAYSTATION®3, Sony tarafından sunulan gelecek nesil eğlence sistemidir. Sizi kristal netliğinde görüntüler ve cesur renklerle dolu, sinema kalitesinde bir film deneyiminin tam ortasına sokmak için Blu-ray Disc™ teknolojisine sahiptir. Gerçeğe yakın grafikler ve çarpıcı seslerle, teknoloji harikası oyunlar inanılmaz bir deneyim yaşatıyor. High Definition filmler izlemek, tüm sevdiğiniz şarkıları ve fotoğrafları depolamak ve PLAYSTATION®Network ile İnternet’e bağlanmak için PS3™’ünüzü kullanın. Sabit Disk Sürücü tüm dijital video dosyalarınızı tek bir güvenli yerde tutmak için idealdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyuncak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oyun zamanı, tatil saati.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kutupyıldızı;yönmetici unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popular music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ücretle çalışan sınıftan; i. proleter, emekçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avam; işçi sınıfı, proletarya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Proleterler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prolétariat

emekçi sınıfı

Emeğini sermayeciye satarak geçimini sağlayanların oluşturduğu toplum kesimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the proletariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proletariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. birinin mülkü olan, hususi; mal sahipliğine ait; müseccel; i. mal sahibi; mal sahipleri, hissedarlar. proprietary medicine tescilli ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş katip; İstanbul Rum patriğinin baş katibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. prothonotary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormantavuğugillerden kuzey yarıküreye özgü bir kuş, zool. Lagopus. willow ptarmigan bataklık ta- vuğu, zool. Lagopus albus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızılkuyruk, (zool.) Phoe nicurus phoenicurus; Amerika'ya mahsus bir çeşit sinekyutan kuşu, (zool.) Setophaga ruticella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gidiş, yürüyüş, hareket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رفتار] gidiş. 2.davranış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Salınarak, edalı yürüyüş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm disk ya da özel olarak programlanan bir seçim tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm CD, RMS programı veya istenen bir başlangıç noktası (A) ile bitiş noktası (B) arası tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. i. geciktirmek; tehir etmek, geriye bırakmak; gecikmek; i. tehir; gecikme, geciktirme. retarda'tion i. tehir, geciktirme; geciktiren şey; gecikme süresi. retardative s. geciktirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. ritardando.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., müz. gecikerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oyuncuların oynadıkları karakterlerin rollerine bürünerek birleşik bir hikaye yarattıkları oyun türü.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. retard

gecikme

Gecikmek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rotary kulüp üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çark gibi dönen ekseni üzerinde dönen, dönel; i., çoğ. devir makinası. Rotary Club 1905'te Chicago'da kurulan milletlerarası sosyal bir dernek. rotary engine dönel devimli motor. rotary harrow döner tapan. rotary press rotatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Rüzgâr gibi hafif ve çabuk giden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cumartesi veya pazar gününü kutsal kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Nişancı takımyıldızı; Yay burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Tek, yalnız. 2.Yalnız başına giden. 3.Temiz, saf. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaravan, sıhhi, faydalı, hayırlı, yararlı. salutarily z. sıhhate yararlı olarak, faydalı olarak. salutariness i. sıhhilik, faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Doğrusu: alemdâr). Sancağı tutan asker.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sağlığa veya sağlık kurallarına ait; i. sağlık uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sanatorium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlıkla ilgili, sıhhi sanitary napkin kadınların adet zamanında kullandıkları ve hazırlanmış olarak eczanede satılan pamuk. sanitary regulations sağlık kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli kılıç, pala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin. senaryo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üsküdar; İşkodra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sekreterliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müdüriyet, müdüriyet personeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sekreter, özel kâtibe, kâtip, yazman; bakan; bir çeşit yazıhane (kıs. sec., secy., sec'y). secretary bird Güney Afrika'ya mahsus yılan avlayan bir kuş. Secretary of State A.B.D.'nde Dış işleri Bakanı. secretary treasurer i. hem sekreter hem vezne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mezhep veya fırkaya ait; i. bir mezhep veya fırkanın bağnaz üyesi. sectarianism i. fırka veya mezhep usulü veya aşırı taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezhep taraftarı; Anglikan kilisesine bağlı olmayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarı çıkmayan, daima oturarak vakit geçiren; seyyar olmayan, sabit; bir yerde yerleşmiş olan, yerleşik, sakin; zool. bir yere yapışık. sedentarily z. yerleşik olarak. sedentariness i. yerleşik oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çökmüş çamur ve posa nev'inden, tortulu. sedimenta' tion i. posa veya tortu birikmesi, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ şeker; güftâr = söz). Sözü şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., oto marş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Altı telli eski bir telli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Şeştâr çalan sâzende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. se = üç, târ = tel). 1. Üç telli bir çeşit tanbura. 2. Ahenk, nizam, düzen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şenlik (Ar.’daki mânâsı: Hilekârlık ve şaklabanlık).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شطارت] neşe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Neşe, sevinç, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. csetr» den imüb.). Mübalâğa ile setreden, örten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ستار] örten. 2.günahları örten Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Örten. Günahları örten, Allah. - Allah’ın isimlerinden “abd” takısı alarak kullanılır. Abdüssettar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. «zevk ve eğlence») (musiki). Türk Musikisi’nde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolar için analog radyolarda bulunan ayarlama düğmelerine benzer bir ayarlama sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(1.). Silâhtar görevi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı, derin GPS sinyal aramasına olanak veren GPS alıcı teknolojisi, dış mekanda konumunuzun bulunmasının yalnızca bir saniye süreceği anlamına gelir. Geleneksel GPS alıcılarından farklı olarak SiRFstarIII o kadar duyarlıdır ki, uzun binalarla çevrili bir yerde ya da ağaçlar altında olsanız bile GPS sinyallerini alabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ستاره] yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldızlar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Scutari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Duraklama boşluğunu otomatik olarak 3 saniyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun alarmının, belirlenmiş bir süre sonra tekrar etkinleşmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treble clef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. kükürt benzeri gazlar yayan volkan ağzı; püskürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yalnız, münferit; ıssız, tenha; kasvetli; tek, bir; tek başına; i. münzevi kimse. solitary confinement hücre hapsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlendirmek için garip kıyafete girip türlü maskaralıklar yapan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clown. buffoon. jester. fool. harlequin. merry-andrew. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. jester. zany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoon. clown. fawning. untrustworhy person. fool. harlequin. jester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soytarının işi. 2. Güldürmek için kendi de gülünç duruma düşen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffoonery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clowning. buffonery. fawning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., s. dışa doğru meyletmek, meyil yapmak; yayılmak; meyilli olmak; atın omuzunu yerinden çıkarmak; i. yayvanlık; mim. (çerçevede) meyilli kısım, pah, şataf; s. geniş ve yayvan; pahlı; kaba; acayip; eğri büğrü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. enli ve yayvan ayak, taraklı ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük ve biçimsiz ağız, yayvan ağız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. star

yıldız

Sinema, tiyatro veya müzikhol sanatçısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The polestar; the north star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planet supposed to influence one's destiny; a configuration of the planets, supposed to influence fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which resembles the figure of a star, as an ornament worn on the breast to indicate rank or honor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A composition of combustible matter used in the heading of rockets, in mines, etc., which, exploding in the air, presents a starlike appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of brilliant and attractive qualities, especially on public occasions, as a distinguished orator, a leading theatrical performer, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set or adorn with stars, or bright, radiating bodies; to bespangle; as, a robe starred with gems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be bright, or attract attention, as a star; to shine like a star; to be brilliant or prominent; to play a part as a theatrical star. a celestial body of hot gases that radiates energy derived from thermonuclear reactions in the interior any celestial b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ball of mostly hydrogen and helium gas that shines extremely brightly Our Sun is a star A star is so massive that its core is extremely dense and hot At the high stellar core temperatures, atoms move so fast that they sometimes stick to other atoms when

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classification of network technology defined by a network which consists of a central element attached to its client computers via wires leading out from the central element A LAN that consists of a number of computers each directly attached to an ATM s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A self-luminous gaseous body that typically generates energy by nuclear reactions in its interior Note that white dwarfs and neutron stars that no longer possess nuclear reactions, but shine by radiating stored-up heat that originally was derived from nuc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cosmic structure that generates energy by means of nuclear fusion at its core.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A giant ball of hot gas that creates and emits its own radiation through nuclear fusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most of the objects you see in the night sky are stars, and they come in many different varieties Stars usually emit light , but this is not true for all stars Some are as small as the Earth and others are bigger than the Earth's orbit around the Sun Even

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large hot ball of gas which generates energy in its core by nuclear reactions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network topology where each node is connected to a central hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large ball of gas which releases energy produced by nuclear reactions in its core.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network topology in which nodes are connected to a central hub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large and very massive, self-luminous celestial body of gas that illuminates via the radiation derived from its internal source of energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

STAR is the acronym for Self-Defining Text Archive and Retrieval The syntax used by CIF and mmCIF is derived from the STAR grammar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Student Technology Assistance Resource Program Basically the STAR Program is an interest free loan through the university to help undergraduate students purchase the computer they need for their academic career at CWRU.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coil connection scheme for 3 phase alternators and generators in which all 3 coil phases are connected in parallel--they all share a common connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A self-luminous object that shines through the release of energy produced by nuclear reactions at its core. a large celestial body, composed of highly condensed, hot gases Energy in stars is produced by nuclear fusion it the stars core and is released in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A glowing ball of hot gases; a naturally luminous body visible in the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the Dallas Public Library automated system Includes the online catalog , patron, circulation, serials, acquisitions, and other modules, and all databases offered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A network configuration in which all computers and devices are connected by direct cables to a central hub. a ball of gas which radiates energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two couples, four ladies or four gents take R or L hands in the centre and dance around the set in 8 bars, or around in 4 bars and back in 4 bars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standard Terminal Arrival Route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common starling , star , celebrity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldız; yıldız şekli; yıldız işareti; tiyatro, sin. yıldız; mümtaz şahsiyet, sporda mükemmel oyuncu; talih. star apple meyvası elmaya benzer ve Antiller'de yetişen bir ağaç, bot. Chrysophyllum cainito Star Chamber eskiden İngiltere'de hudutsuz yetk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red, -ring) yıldızlarla süslemek; yıldız koyarak işaret etmek; yıldız yapmak; başrolde oynamak; başrolde göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ünlü, meşhur, en iyi olan; yıldıza ait; yıldızla işaretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. geminin sancak tarafı, sancak; s. buna ait

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nişasta, ket; kola; resmiyet; (A.B.D.) canlılık, dinçlik; f. kolalamak. starchiness i. sertlik, bol kolalılık; resmiyet. starch'y s. nişastalı; kolalı; resmiyete meyilli, soğuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bedbaht, şanssız, yıldızı sönük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin., tiyatro. yıldızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gözünü dikip bakmak, uzun uzun bakmak; dik durmak (saç); i. uzun ve küstahca bakış; bakışların bir noktaya takılıp kalması. stare at dik dik bakmak . stare down yüzüne dik dik bakıp şaşırtmak veya utandırmak. stare one in the face önünde olmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşparmak, denizyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yıldızlara bakmak, yıldızları tetkik etmek; hayallere dalmak. star gazer i. yıldızlara bakan kimse; dalgın kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepegöz, kurbağa (balık), zool. Uranoscopus scaber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müneccim gibi yıldızlara bakma; dalgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. süssüz, sade; bütün bütün, tam; katı, kaskatı kesilmiş (ölü gibi); şiddetli, fırtınalı; suratsız, sert; anadan doğma; z. tamamen. stark naked anadan doğma, çırılçıplak, üryan. stark raving mad çılgın, tam deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızsız, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük yıldız;( A.B.D.), k.dili. genç yıldız adayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldız ışığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sığırcık kuşu, çekirge kuşu, zool. Sturnus vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köprü ayağının etrafına kakılan kazıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlarla donanımı; her hangi bir şeyin yıldızı olarak gösterilmiş; yıldız işaretli; burçların etkisinde olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıldızlı, yıldız gibi. starryeyed s. hayranlıkla bakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. start

sp. çıkış, başlama

1. Çıkmak işi. 2. Başlamak işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geyik boynuzunun ucu; kuş kuyruğu biçiminde parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, harekete geçmek, yola çıkmak; harekete geçirmek, başlatmak, yola koymak; kalkmak; ürküp sıçramak; irkilmek, fırlamak; dışarı uğramak; gevşemek, gevşetmek; çatmak; kurmak, tesisetmek; uçurmak (av kuşları). start in başlamak, işe koyulmak st

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; yola çıkma, kalkış; gelip geçici gayret; sıçrama, irkilme; öncelik; mühlet; evvelden başlama; başlangıçta bir işe verilen kuvvet ve yardım; geminin tahtalarında çatlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlayan veya başlatan kimse; trende hareket memuru; oto. marş; mak. harekete geçirme tertibatı; yoğurt mayası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ürkmek, sıçramak, irkilmek; ürkütüp sıçratmak; korkutup şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şaşırtıcı, ürkütücü. startlingly z. ürküterek, şaşırtarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. açlık, ölüm derecesinde açlık; açlıktan ölme. starvationwages geçindirmeyen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. açlıktan ölmek veya öldürmek; çok açlık çekmek; yoksulluk çekmek, yokluğundan mustarip olmak; açlık çektirerek istenilen duruma getirmek. be starved for çok özlemek, hasretini çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. açlıktan ölüm derecesine gelen çocuk veya hayvan; s. aç, aç kalmış, çok yoksul, perişan; yetersiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikincil başlık; sin. altyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok güçlü radyo dalgaları gönderen gökcismi; as, mesleğinde üstün olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

express train. vestibule train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerin özellikle tahılların dokularında yaşıyan ve bitki hastalığına sebep olan mantarlar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

3B ses oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskrim, kılıç oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Telli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tel, iplik. Târ tir = Tel tel. 2. Dokuma ipliği. Târ-ı ankebût = Orümcekağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sailor; a seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thick, black, viscous liquid obtained by the distillation of wood, coal, etc., and having a varied composition according to the temperature and material employed in obtaining it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To smear with tar, or as with tar; as, to tar ropes; to tar cloth. coat with tar; 'tar the roof'; 'tar the roads'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of various dark heavy viscid substances obtained as a residue. a man who serves as a sailor. coat with tar; 'tar the roof'; 'tar the roads'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tape archiver, a program commonly used on UNIX systems for archiving and transporting large collections of files and/or directories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A file compression format generally found on UNIX platforms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for the tape archive utility that combines a group of files into a single file with a tar extension In most cases file compression is used when a file is tarred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A brown or black bituminous material, liquid or semi-solid in consistency, in which the predominating constituents are bitumens obtained as condensates in the processing of coal, petroleum, oil-shale, wood, or other organic materials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The filename extension used by files made into an archive by the Unix tar program. tar archiving utility. the Tibet Autonomous Region; the Tibetan area west of the Drichu and south of the Kunlun mountains This is the only area recognised by modern-day Chi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A file compression format used on UNIX and Linux systems, performs the same function as winzip on PCs, disc doubler and compact pro on Macs. A utility for bundling files and directories together into one file for archival storage on a tape or for transmis

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

UNIX compression program called a Tape Archiver, and produces the file extension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A North-African frame drum, played with the fingers of both hands, while the edge of the drum rests in the upturned-palm of one hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Unix file archiving utility It is used to create a single file which contains a number of other file Oftentimes a software distribution will be tarred then compressed or gziped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A UNIX utility for making a single file out of a set of files that a user wishes to store together The resulting file has the extension tar Unlike PKZIP, tar does not compress files, so compress or gzip is usually run on the tar file to produce a file wit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tar is a tool used for the archiving of files in so-called tar-files which you recognize by their suffix tar You'll find KOffice source and binary distributions as gzipped tar-files However, you shouldn't use them if there are special packages for your sy

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tar is a tool used for the archiving of files in so-called 'tar-files' which you recognize by their suffix ' tar' You'll find KOffice source and binary distributions as gzipped tar-files However, you shouldn't use them if there are special packages for yo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The total particulate matter in cigarette smoke, minus the nicotine and water, that is retained on a Cambridge filter pad when smoke passes through it under specific smoking and testing conditions known as the FTC method.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Treatment Authorization Request.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tape Archives - based on the tape back-up devices used by early Unix platforms A useful way to transport many files without compression while retaining the original file names, data and permission settings One tar file could contain tens, hundreds or even

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TAR is the standard Unix program to create, add, and extract files from file archives It can be used to store an entire tree of directories and files onto a magnetic tape To use it, you have to known the name of the device on which to read the tape Check

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تار] tel. 2.saç teli. 3.enstrüman teli. 3.karanlık. 4.tepe. 5.karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-red,- ring) katran; f. katranlamak, katran sürmek. tar and feather ceza olarak üzerine katran sürüp tüy yapıştırmak. tarwater i. katranlı su. tarred with the same brush aynı fikir veya huy- ları olan, aynı maldan, al birini vur ötekine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kararmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk TArmâr

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Yıldız, necim. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sevinç, şenlik, ferah, sevinçten gelen coşkunluk ve tepinme: Taraba gelmek; tarab vermek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرب] şenlik, neşelenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Sevinç, şenlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tarab = sevinç, Fars. engîhten = koparmak). Sevinç veren: Tarab-engîz bir hava, bir makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرب انگيز] neşe veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevindirici, coşturucu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طربگاه] neşelenme yeri, eğlence yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağma, çapul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاراج] yağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). Oturup hava almaya yarayan etrafı açık yüksekçe seki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrace (flat roof or open platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yalan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. etrâf, tarafîn). 1. Yan, cihet, üst ve alt, ön ve arka, sağ ve sol gibi cihetlerin herbiri: On taraf, arka taraf, üst taraf, alt taraf, yan taraf, sağ taraf, sol taraf. 2. Yer, memleket, kıt’a, ülke, cihet: Bazı taraflara yağmur yağdı; o tarafların meyvesi güzeldir. 3. Ind, nezd, yan: Tarafınıza gönderildi, tarafınızdan geldi. 4. Taraftarlık, tarafgirlik, koruma: Siz onun tarafını tutuyorsunuz; o, sizden tarafa çıkıyor. 5. Fırka, parti, bölük, aralarında muhalefet bulunan kısımların herbiri: Onlar iki taraf olmuşlar, birkaç tarafa ayrılmışlar. 6. Muharebe veya muhâkemede yahut güreş ve oyun gibi bir müsabakada bulunan iki muhalif şahıs veya topluluğun herbiri: Bir tarafın vekili geldi öbür taraf daha vekil göndermedi. Alt taraf = Ar. mâbaad: Romanın alt tarafını yarın okuyacaksınız. Üst taraf = 1. Ar. mâkabl: Bunun üst tarafını okuduk. 2. Fazla, artık, kalan, bakıyye: Ust tarafını sonra veririm. O taraf = Orası. Bu taraf = Burası. Bir taraftan = Bir yönden Ber-taraf = Aradan çıkmış: O mesele ber-taraf oldu; orası ber-taraf. Onu ber-taraf et = O, şöyle dursun, onu şöyle bırak, aradan çıkar. Bitaraf = Tarafsız. Taraf taraf = Cihet cihet, her yanda. Taraf tutmak = Taraftarlık etmek. Her taraf = Her yer, her cihet, her yan Her taraftan = Her yerden veya herkesten. Hiçbir taraftan = Hiçbir yerden veya hiç kimseden: Hiçbir taraftan yardım beklemiyorum. 7. Havali, civarlar: Etrafta yağmur yağdı. Etrâf-ı erbaa = Dört cihet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side. part. end. party. hand. way. contractor. facet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. part. side. way. aspect. direction. district. edge. border. party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. side. portion. area. region. direction. party. aspect. behalf. facet. hand. quarter. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرف] yön. 2.ülke. 3.muhatap iki kişiden her biri. 4.yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer yer, kısım kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. dâşten = tutmak). Birinin tarafını, bir tarafı tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taraftarlık. TâRAFDARLIK (i. F.). Taraf tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. taraf, Fars. giriften = tutmak) (c. F. tarafgîrân). Taraf tutan, taraftar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Taraf tutma, taraf çekme, taraftarlık, Osm. tarafgirlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفدار] yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداران] yandaşlar, taraftarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طرفداری] yandaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.), iki taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the two parties (to a contract in a legal proceeding. the plaintiff and the defendant. the prosecution and the defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفين] iki taraf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفگير] yan tutan, yandaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafgiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partiality. biased behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yan tutmak, taraf tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. taraf), (bk.) Taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. on the part of. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yan ve ciheti olan. İki taraflı = İki tarafı Olan. Üç taraflı = Üç yanı olan, üç tarafa da mensup bulunan. 2. Taraftarları çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided. partial. partisan. tendentious. unfair. colored. coloured. biased. biassed. interested. one-sided. one-way. prejudiced. warped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composed of or affecting sides. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taraf tutmayan, Osm. bî-taraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral. impartial. objective. fair-minded. even-handed. non-partisan. non-party. free from bias. candid. clinical. colorless. colourless. detached. disinterested. dispassionate. equitable. judicial. non-committal. noncommittal. nonpartisan. nonparty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispassionate. impartial. neutral. objective. unbiased. impertial. unbiassed. detached. disinterested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even handed. impartial. neutral. unbiased. adlaphrous. candid. clinical. disinterested. dispassionate. equitable. even. on the fence. noncommittal. nonpartisan. nonparty. unprejudiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neutral zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinterest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartiality. detachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. disinterest. disinterestedness. equity. fair mindedness. impartiality. neutrality. objectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarafdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorable. favourable. sympathetic. fan. follower. supporter. partisan. sympathizer. adherent. advocate. pro. side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. advocate. follower. partisan. pro. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. follower. partisan. supporter. adherent. partial. disciple. fan. favo u rable. people. proponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. partiality. adherence. partisanship. discipleship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Az bulunur, ince şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tarikat). Tartkatler. (bk.) Tarikat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Saç ve sakal kıllarını birbirlerinden ayırıp temizlemeye ve düzeltmeye yarayan dişli Alet ki, ekseriya şimşir, boynuz, kemik, fildişi, abanos ve çeşitli plastik maddelerden yapılır, Ar. meşt, Fars. şâne: Saç tarağı; sakal tarağı; seyrek tarak; sık tarak. 2. Çulha tezgâhında ipliklerin geçirilmesine mahsus tarak şeklinde pek sık telli Alet: Bezi tarağa koymak. 3. Yün ve keten açıp ayıklamaya mahsus Alet: Yün tarağı, keten tarağı. 4. Taşçıların taşları düzeltmeye mahsus ufak dişli çelik kalemi: Taşçı tarağı; tarakla düzeltmek. 5. Toprağı çekip düzeltmek için enli ve birçok kısa dişli çapa şeklinde tahta veya demirden bahçıvan Aleti, gelberi, tırmık: Toprağı kazdıktan sonra tarakla düzeltmeli. 6. Suyun dibindeki çamur vs. yi ayıklamaya mahsus geniş kazma şeklinde Alet. 7. Liman ve nehir vesairenin altını temizlemeye mahsus makineli duba: Limanı temizlemek için büyük bir tarak lâzım. 8. Kadınların saçlarını tutturmak ve bu vesile ile de süs için başlarına taktıkları tarak gibi süs Aleti: Başında elmaslı bir tarak, bağa bir tarak vardı. 9. Bazı kuşların başında bulunan yassı ve yelpaze şeklinde tüy, tepelik. 10. El ve ayak parmaklarının bağlı bulundukları kemikler: Ayağının tarağı yüksektir; elinin tarağı geniştir. 11. Balığın nefes yerine su alıp verdiği delikleri kapayan kulak gibi kanatçıklar, Ar. galsame: Balık tarağı. 12. İstridye gibi kabuğu diş diş bir cins deniz böceği. Tarakotu = Bir bitki. Bin tarakta bezi vardır = Çok işe birden teşebbüs etmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. scallop. card. comber. doffer. rake. harrow. instep. scollop. reed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. rake. scallop. card. hackle. harrow. reed. metacarpus. metatarsus. gill. crest. dredge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dredger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarak yapan veya satan: Tarakçılar çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comber. maker or seller of combs. carder. hackler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarakçı işi ve tico reti: Tarakçılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tarakla tesviye olunmak: Bahçe öyle taraklanmaz. 2. Temizlenmek ve tasfiye olunmak: Bu liman kaç yıldan beri taraklanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzelttirmek: Şu küçük tarlaları bahçıvana taraklatmalı. 2. Havuz, nehir, liman vesairenin dibini ayıklatmak: Şu limanı birine taraklatmak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başında yelpaze şeklinde sorgucu olan: Taraklı kuş. 2. Diş diş nakışlı: Taraklı kumaş. 3. Parmaklarının üst tarafındaki tarağı enli: Taraklı ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crested. embroidered in a striped pattern. wide. big.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin jelatinli deniz hayvanlarını içine alan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taramak işi. 2. Topografyada, haritalarda yükseklikleri çizgiyle gösterme usûlü: Tarama öğrenmek; taramayı güzel yapmak. Tarama havyar — Diş diş duran bir cins havyar. Tarama = Sahte ve değersiz havyar taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. combing. carding. line drawing. hatch. crosshatching. scanning. screening. hachure. hachures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hatch. combing. hatching. cross-hatching. hachure. a spread made with fish return. carding. rabbing. dredging. raking. sweep. sweeping. lining. lineated. scoop. scarification. grating. ruling. trawling. rippling. gilling. comb. cross hatchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En sevdiğiniz istasyonların hafıza alınması ve ayarlanmasını sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Saç, sakal vesaireyi tarakla ayırıp temizlemek: Başını, sakalını, çocuğunu taramak. 2. Yün ve keteni tarak denilen Aletle açmak: Şiltenin yününü taramak. 3. Taşı, dişli çelik kalemle tesviye etmek: Bu mermeri iyi taramamışlar. 4. Her tarafını açıp bakmak, karıştırmak: Bütün eşyayı arayıp taradılar. 5. mec. Hırsızlık maksadiyle karıştırmak: Yankesiciler adamcağızını cebini taramışlar. 6. (denizcilik) Tarak dubasıyle deniz dibini temizleyip derinleştirmek. Arayıp taramak = Etraflıca sorup anlamak, araştırma yapmak, (denizcilik). Demir taramak = Gemi rüzgâr veya akıntıya uyarak demiri sürüklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. groom. drag. sweep. scan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. drag. dredge. rake. sift. to comb. to rake. to harrow. to tease. to card. to heckle. to rove. to drag. to scan. to rake. to rake about/around. to hackle. to search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scan. to comb. to rake. to harrow. to card. to hackle. to dredge. to rake strafe. to search thoroughly. to scan. to hachure. to rabble. to hatch. to rule. to sweep. to scoop. to skim. to survey. to break. to trawl. to ripple. to garnett. comb out. drag. d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Geniş alan. 2.İn. 3.Kuş ya da balık kümeleri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rençper, çiftçi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit tatlı su balığı. Kurusu ringa diye satılır (abramis brama).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendini, yani kendi başını veya sakalını taramak: Sabahleyin daha taranmamıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb oneself. primp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be combed. to be raked. to comb oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be combed. to comb one's hair. to be racked. to be harrowed. to be carded. to be hackled. to be dredged. to be raked or strafed. to be hatched. to be hachured. comb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Napoliye mahsus oynak bir dans; bu dansın havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taramaktan çıkan süprüntü. dökülen kıllar vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combings. rakings. dredgings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dans ve müzik manisi husule getiren sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüteyla, bir çeşit büyük örümcek, zool. Lycosa tarentula.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad» dan masdar). Gözetme, bekleme, dikkatle bekleme: Tarassud etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترصد] gözleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. surveillance. close watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taramaya zorlama veya müsaade etmek: Çocukları kime taratıyorsunuz; kendi saçını başkasına taratıyor; bu çocuk kendini taratmıyor. 2. Taş ve mermeri tarak denilen dişli çelik kalemle kazdırmak, düzeltmek: Şu taşları taratmalı. 3. Havuz veya deniz dibini tarak denilen kazma şeklinde kürekle veya bu işi gören duba ile ayıklatmak: Havuzu, limanı taratmak. Aratıp taratmak = Her tarafını karıştırarak teftiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb comb / rake / card / hackle / dredge / strafe / hatch / crosshat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık veya ceviziçi ezmesiyle ekmek içi, sirke ve sarmısaktan yapılan salça ki, bazı yemeklere ve salatalara konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut and garlic sauce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a rich sauce made with walnuts. bread. garlic. olive oil and vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Körpe, taze olma, tazelik: Çehrenin tarâveti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طراوت] tazelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, tazelik, genç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Taze; yüzü pek tarâvetlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. hindiba kökü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweep. scanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scanner. scanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scanner. comber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taramaktan olan pürüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raveled threads on the surface of a fabric. ravels. ravelings. fuzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ipeğin) Tel tel pürüzleri çıkmak, pürtükleri kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ravel. to fuzz. to frizz. to become frizzy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamuruna katran karıştırılan bir çeşit sağlam mukavva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Ar. fes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katran fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Defnegillerden bir ağaç ve bunun baharat olarak kullanılan kokulu kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cinnamomum): Defnegiller familyasından; anayurdu Güney ve ve Güneydoğu Asya olan, yaprak dökmeyen kokulu bir ağaçtır. Yaprakları derimsi ve genellikle üç damarlıdır. Birçok türü vardır. Kabuğu baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Mide tembelliğini giderir. Vücudun direncini artırır. Kadınlardaki beyaz akıntıyı keser. Bağırsak solucanlarının dökülmesine yardımcı olur. Cinsel arzuları artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kovma, sürme, çıkarma: Onu hizmetinden, evinden tard etti. 2. Bir subayın askerlikten çıkarılarak rütbesinin kaldırılması cezası: Tard cezasına mahkûm oldu, tardına karar verildi. Memuriyetten tard = (hukuk) Memurun memurluk görevinden alınma cezası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرد] kovma. 2.görevden uzaklaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kovmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yavaş yürüyen; i. suda veya yosunda bulunan mikroskobik hayvan, tardigrad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Bir mesnevi arasında bir münasebetle söylenen gazel ve başka formda şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., it., müz. yavaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Armağan, hediye. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yavaş hareket eden; geç kalan veya gelen, geciken. tardily z. gecikerek. tardiness i. gecikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Defa, kerre.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dara; f. darasını düşmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delice, bot. Lolium temulentum; burçak cinsinden bir ot, bot. Vicia sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çardak. 2. Kubbe, künbed. 3. Gök, gökyüzü, gökkubbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تارم] kubbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Harp gemilerinde veya kalelerde topun makine kısmını ve topçuları koruma maksadıyla yapılan zırhlı kule.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir kere veya bazı kere, daha sonra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geliverme, oluverme, birdenbire çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. «Taraf» tan hafifletilmiştir, bazen şiirde kullanılır, (bk.) Taraf. 2. Bakış, nazar. 3. Göz ucu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرف] akış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gözkapağının bir kere açılıp kapanması. Tarfetü’l-aynda = Göz yumup açıncaya kadar, bir lâhzada.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفه] göz açıp kapayış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرفة العين] göz açıp kapayıncaya dek, bir anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hedef; nişangâh; tenkide hedef olan kimse; demiryolu makası üzerinde hattın açık veya kapalı olduğunu gösteren işaret; yuvarlak kalkan. on target hedefe yöneltilmiş. target date hedef edinilen tarih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Musevilerin kullandığı Arami diline tercüme olunan Tevrat kısımlarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. drill. border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. flower bed. garden border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower bed. border. subtraction. imposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرح] atma. 2.düzenleme. 3.desen. 4.plan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assess. to subtract. to impose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F„ Ar. tarh = düzen, Fars. efgenden = atmak), (bk.) Tarhendâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F, Ar. tarh = düzen, Fars. endâhten = atmak). Düzenleyen, kuran, tertip eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türk toplumunda asılzâde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Oğuzlarda demirci ve zanaatçı ustaları. 2.Esnaf temsilcileri. 3.Büyük toprak sahipleri, büyük tüccarlar. 4.Han ve komutan unvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Ekşimiş süt veya yoğurt ile undan ve bazen et suyu eklenerek yapılan ve kurutularak toz hâline getirilen bir madde ki, kışın pişirilip çorbası yapılır: Tarhana çorbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried yoghurt and dough for soup. soup with dried yoghurt. tomato and pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dried food stuff made chiefly of curds and flour (used for making soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Doğu Türk şiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Y.’dan, botanik) Güzel kokusu olan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tarragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(artemisia dracunculus): Bileşikgiller familyasından; anayurdu Sibirya olan ıtırlı bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken tuz ve suyu atar. Hazımsızlığı giderir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanamalarının ağrısız olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tırâ» dan if.) (mü. târiyye). Arız, ansızın bir şahıs veya şeyde ortaya çıkan: Gözlerine bir hastalık târi oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Arab» tan mas.). Arap’ laştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kovulmuş, çıkartılmış, tardedilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİF) (i. A. «irfan» dan mas.) (c. târîfât). 1. Etraflıca hususiyetlerini belirterek bildirme: Evini bana tarif etti; bir yemek tarif edeyim; insan tarifle her yeri bulabilir. 2. Bir ilim ve fenne ait bir meseleyi ilmî şekilde anlatma: Coğrafyada nehri nasıl tarif edersiniz? 3. Harf-i târîf = Fransızca, Arapça, Almanca, İngilizce gibi dillerde isimleri belirten kelime. Her dilde ve Türkçe’de yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. specification. characterization. delineation. depiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. definition. description tanım. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. recipe. account. characterization. depiction. direction. elucidation. explanation. portraiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge , tariff , rate , scale of charges.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin yapılışını, kullanılışını anlatan yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİFE) (i. A.). 1. Fiyat tistesi: Lokanta tarifesi. 2. Nakil vasıtalarının gidiş, geliş saatlerini bildiren liste: Vapur tarifesi. 3. Bir şeyin nasıl kullanılacağını anlatan kâğıt: İlâç tarifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tariff. price list. schedule. timetable. recipe. prospectus. receipt. scale. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rate. tariff. price list. timetable. schedule. directions. instructions. instruction sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tariff. schedule. schedule of rates. prices or charges. timetable. directions. recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tariffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ithalât veya ihracat üzerine hükümetin koyduğu vergi; tarife; f. gümrük tarifesi yapmak; vergi koymak. preferential tariff dost memleketlere uygulanan indirimli gümrük tarifesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indefinable. indescribable. ineffable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unspeakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİH) (i. A.) (c. tevârth). 1. Olayın olduğu veya bir mektup vesairenin yazıldığı vakit, gün, ay ve senesr: Bu mektubun tarihi nedir? Hangi tarihte yazıldı? 2. Bu vakti tâyin eden rakam ve yazı: Tarih atmak. 3. Ebced hesabiyle bir olayı gösteren mısra, cümle, kelime vs.: Tarih söylemek. 4. Geçmiş olayları, tarihin başlangıcı olan yazının keşfinden başlayarak, belirli devreler ve yerler içinde inceleyen ilim ve eser: Tarih yazmak, tarih okumak, tarih dersi vermek. Târih-ı mutavassıt = Ortaçağ tarihi. Târîh-ı ahir = Yeniçağ tarihi TArih-ı muasır = Yakınçağ ve sonrasının tarihi TArîh-i tabiî = Botanik, jeoloji ve mineraloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. history. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Son kuşak fotoğraf makinelerinde, hızlı bir şekilde görebilmek için fotoğraf görüntüsünün üzerine tarih ve saat basılma olanağı bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F A ). Tarih yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tarih hulâsası, kısa tarih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short history. brief historical account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tarih bilgini (tarih öğretmeni mânâsıyle kullanılması yanlıştır)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historian. historiographer. annalist. chronicler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historian. history teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historian. historiographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİHİ) (i A.) (mü. târîhiyye). Tarih ilmine, tarihe ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical. historic. diachronic. historied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic. historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historcal novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put a date on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarihi yazılmış, üzerinde bir tarih taşıyan: ... tarihli mektubu aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dated. bear the date of. bearing date of. bearing date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاریخ نویس] tarihçi, tarih yazarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic. historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاریخ شناس] tarihçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tarihi atılmamış, yazıldığı vakit yani gün, ay ve yılı kaydolunmamış: Tarihsiz bir mektup aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zühre gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. turûk) I. Yol. 2. Meslek, herkesin geçinmek için tuttuğu yol: Tarîk-ı ilmiyye, tarîk-ı askeriyye. 3. Tasavvufta tutulan yol, tarikat: Tarîk-ı Mevlevî, Tarîk-ı Nakşibendî. 4. Seçilen yol, tutum: Tarîk-ı Hak. Kat-ı tarîk etmek = Çabuk erişmek. Kutta-i tarîk = Eşkıya, haydut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karanlık

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «terk» ten if.) Bırakan, terkeden, vazgeçen. Târik-i dünyâ = Dünyadan el, etek çekip münzevî olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «arak» tan masdar) (tıp). Terletme, tere batırma .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

road. profession. path. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طارق] Çulpan, Zühre, Venüs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طریق] yol. 2.yöntem. 3.meslek. 4.tarikat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تاریک] karanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sabah yıldızı, zühre, venüs, yol. Tarık b. Ziyad (Öl. Şam 720): Berberi asıllı İslam komutanı. Cebeli Tarık’ı geçip İspanya’yı fethetti. İslam egemenliğini sağlayıp Endülüs İslam Devleti’nin kurulmasını sağladı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tarikat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. «tarâik», «turûk») (Arapça terkiplerde «tarîka» şeklinde kullanılır). 1. Yol, meslek. 2. Tasavvuf ekolü: Mevlevî, Bektaşî tarîkatleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. sect. religious order. cult. denomination. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sect. dervish order. religious order. denomination. order of dervishes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious order. order of dervishes. sect. hierarchy. mysticism. way. path. road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk dini musikisinin cami musikisinden sonra ikinci dalı, tasavvuf musikisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of a religious order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ziraat

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüksek dam ve kubbe. mec. Gök, semâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agricultural. agrarian. cultivation. agriculture. farming. growing. husbandry. tillage. tilth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agriculture. farming ziraat. agrarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agriculture. farming. carrying out of agriculture / forestry and of fishing operations. terraculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Göllere, kumluklara dökülen çay kollan. 2.Verim almak için toprak üzerinde yapılan çalışmaların tümü. 3.(Uygurca’da) kadınlara verilen bir unvan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Çardak. Kubbe. 2.Gökyüzü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agriculture. farming. farming business. agricultural occupation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tarımla uğraşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agrarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agrarian. agricultural zirai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agricultural. agrarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soyma, çıplak etme

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİZ) (i. A. «arz» dan masdar) (c. târîzât). Dolayısıyle dokunacak söz söyleme, açıktan olmayarak dokunma: Bu söz bana tarizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Târiz yoluyla: Bu sözü bana târîzen söyledi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İslam’dan önce Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. 2.Ayrıcalıklı, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «taramak» tan). 1. Tahıl vesaire ekilen belirli toprak: Buğday, arpa, pirinç tarlası; tarlayı, tarlada işlemek. 2. Bahçenin bir çeşit sebze ve çiçek ekmek üzere ayrılmış parçası: Çiçek, sebze, bahçe tarlası. Tarla açmak Ham veya çalılık ve taşlık yeri kirizme edip tarlaya çevirmek. Tarlasıçanı = Kırsıçanı, farenin büyüğü. Tarlakuşu = Arapça kanberâ denilen bir küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. arable field. infield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. arable field. garden bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arable field. grounds. plantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harvest mouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Alamanadan küçük, iki çifte balıkçı kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skylark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tarlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of thin, transparent muslin, used for dresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ince ve şeffaf muslin, tarlatan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) asfalt yol; hav. asfalt iniş meydanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karma karışık, dağınık, perakende, perişan: Zülf-i târmâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağda bulunan ufak göl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem), (A.B.D.), leh. lânet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kirletmek, lekelemek; lekelenmek; donuklaştırmak, karartmak; kararmak, donuklaşmak; i. leke, kir; kararma, donuklaşma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kulkas, bot. Colocasia escu lenta; kulkas kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zaman iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. katranlı muşamba tente.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wild horse found in the region of the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

European wild horse extinct since the early 20th century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katranlı kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katranlı veya boyalı muşamba; katranlı muşambadan yapılmış şapka veya ceket; gemici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika körfezinde bulunan iri bir av balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taradiddle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarhun, bot. Artemisia dracunculus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(| A ). Gümbürtü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Yankesici, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طرار] yankesici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. i. oyalamak; geç kalmak, gecikmek; kalmak, durmak; i. bekleme, durma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. katran kaplı, katrana benzer, katranlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayak bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tarsîAt). 1. Mücevher kakarak süsleme: Bir kılıcı, kutuyu, nişanı tarsî etmek. 2. (edebiyat). Benzer sözlerle yapılan bir edebî san’at

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cadı maki, zool. Tarsius spectrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «resânet» ten masdar) Sağlamlaştırma, sağlam, kuvvetli yapma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasâs» tan masdar) (kimya). Kurşunlama, kurşuna çevirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ankle; the bones or cartilages of the part of the foot between the metatarsus and the leg, consisting in man of seven short bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plate of dense connective tissue or cartilage in the eyelid of man and many animals; called also tarsal cartilage, and tarsal plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The foot of an insect or a crustacean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It usually consists of form two to five joints. the part of the foot of a vertebrate between the metatarsus and the leg; in human beings the bones of the ankle and heel collectively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the leg between the knee and the foot. : the 'foot' of an insect consisting of from 1 to 5 segments attached to the tibia. the chief city of Cilicia It was distinguished for its wealth and for its schools of learning, in which it rivalled, nay, ex

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hock joint. : Last section of insect legs which are made up of several segments called tarsomeres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dense, plate-like framework within upper and lower eyelids that provides stiffness and shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The most distal segment of the legs and pedipalps In tarantulas the tarsus bears two claws. - cartilage-like stiffeneing layer extending across the eyelid. the part of the foot of a vertebrate between the metatarsus and the leg; in human beings the bones

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.(çoğ.. si) ayak bileği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tard.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sharp to the taste; acid; sour; as, a tart apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Sharp; keen; severe; as, a tart reply; tart language; a tart rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of small open pie, or piece of pastry, containing jelly or conserve; a sort of fruit pie. pastry cup with a filling of fruit or custard and no top crust a small open pie with a fruit filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismissal. discharge. debarment. exclusion. flan. pie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman who engages in sexual intercourse for money. a small open pie with a fruit filling. pastry cup with a filling of fruit or custard and no top crust. tasting sour like a lemon. harsh; 'sharp criticism'; 'a sharp-worded exchange'; 'a tart remark'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A secondary coffee taste sensation characterized by a predominantly puckering, sour sensation along the sides of the tongue Caused by higher-than-normal percentage of sour acids, almost giving the taste a puckering sensation. sharp; acceptable if not too

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'acidic'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Synonym for 'acidic'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pastry shell with shallow sides and no top crust that is filled with a savory or sweet filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sweet- or savory-filled baked pastry with no top crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pastry crust with shallow sides, a filling and no top crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wine whose taste is similar to that of vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sharp-tasting because of acidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shallow open-face savory or sweet pie, or similarly shaped dessert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A descriptor for wines with high acid content and unripe fruit flavors Not a compliment Thin: It is said of wines that lack substance and structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acidic; sharp tasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A taste due to an excess of acidity, or low pH.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sharp-tasting because of acidity Occasionally used as a synonym for acidic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also referred to as acidic Young white wines often have this characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pastry crust with shallow sides but no top crust It is filled with French cream and topped with fresh fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşi, mayhoş; ters, keskin, acı. tart'ly z. terslikle; ekşice .tart'ness i. ekşilik; keskinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turta; (argo) fahişe, sokak kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expel sb from. to dismiss. to discharge sb from. to repulse. to drive back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perişan, dağınık: Dardağan sarık. Daha mübalâğa için «darmadağın» denilir Dardağan darısı = LAnetleme niyetiyle saçılan darı. (bk.) Dardağan, darmadağın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be harassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. kareli ve yünlü İskoç kumaşı; s. bu kumaştan yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Latin yelkeni olan tek direkli ve Akdeniz'e mahsus bir gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reddish crust or sediment in wine casks, consisting essentially of crude cream of tartar, and used in marking pure cream of tartar, tartaric acid, potassium carbonate, black flux, etc., and, in dyeing, as a mordant for woolen goods; called also argol, w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A correction which often incrusts the teeth, consisting of salivary mucus, animal matter, and phosphate of lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native or inhabitant of Tartary in Asia; a member of any one of numerous tribes, chiefly Moslem, of Turkish origin, inhabiting the Russian Europe; written also, more correctly but less usually, Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of a keen, irritable temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to Tartary in Asia, or the Tartars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Tartarus. an incrustation that forms on the teeth and gums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a salt used especially in baking powder. a fiercely vigilant and unpleasant woman. a member of the Mongolian people of central Asia who invaded Russia in the 13th century. an incrustation that forms on the teeth and gums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tatar; düzenbaz kimse, çetin ceviz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .şarap tortusu; kefeki pesek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

asit tartarik, tar tar asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şarap tortusuna ait; şarap tortusu cinsinden; kefeki kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. ölüler diyarı ''Hadesten aşağıda bulunan derin uçurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tataristan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Tartmak işi: Kömürü tartı ile satarlar. 2. Denge, tahmin, takdir: Elinde hiç tartı yoktur 3. Karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. weighing. weigher. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weight. a weighing. balance. scale. measure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ratab» dan). Rütûbetlendirme, ıslatma, ıslatılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tartan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigher. reflector. ponderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Tartılmış, ölçülü: Bu denk tartılı mıdır? 2. Dengeli: Tartılı söz. 3. mec. İyi düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighed. balanced. ponderable. well-pondered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçülmek, kantar veya teraziye çekilmek: Bu kömür tartıldı mı? 2. Sendelemek, sallanarak bir çeşit tereddütle yürümek. 3. Birinin üstüne düşmek, sataşmak, sarkıntılık etmek. 4. Kesik kesik ve tereddütle söylemek S. Karşı koyup gitmemek istemek: Suçlu, karakola giderken tartıldı durdu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to weigh oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be weighed. to totter. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhythm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ekşice; tersçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be discussed. to be disputed. to be argued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tartılmamış, ölçüsüz: Kantarı olmadığından tartısız satıyor 2. mec. Dengesiz, düşüncesiz. Eli tartısız = İdaresiz, müsrif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unweighted. unbalanced. imponderable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. discussion. dispute. quarrel. cross talk. altercation. argumentation. bickering. brawl. breeze. broil. bust-up. contention. contest. contestation. controversy. debate. disagreement. disputation. hassle. jangle. moot. parley. rap. row. set-t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. contention. controversy. debate. discussion. dispute. dustup. fray. hassle. tiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguing. debate. deliberation. discussion. argument. argumentation. barney. brawl. breeze. confab or conflab. contest. controversy. debating. disputation. free for all. fuss. hassle. parley. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bahis üzerine bir şeyi birlikte tartmak, konuşarak halletmek. 2. Münakaşe etmek. 3. Elele gelip çekişmek, bir mesele için dövüşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. argue. discuss. dispute. debate. negotiate. wrangle. have words with smb. altercate. bicker. brawl. bust. canvass. contend. controvert. join issue with smb. take issue with smb. jangle. moot. have a row with. set to. have a set-to. spa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. debate. deliberate. discuss. dispute. fight. haggle. reason. spar. to dispute. to discuss. to argue. to have words. to have a tiff. to have a row. to debate. to talk sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to discuss. to dispute. to argue. to deliberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial. polemic. contentious. explosive. moot. vexed. eristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. argumentative. controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controversial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indisputable. beyond question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without dispute. without arguing. as sure as eggs is eggs. beyond controversy. beyond debate. beyond dispute. noncontestable. on the nod. unargued. unquestioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Derece derece ve tarta tarta gem çekme. 2. Kolan tokası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tartış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighing. pondering in the mind. assay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). ı. Ölçmek, bir şeyin ağırlığını anlamak için kantara veya teraziye çekmek: Kömürü, yağı, peyniri tartmak. 2. Elde sallamak, avucun içinde yukarıya atarak ağırlığını tahmin etmek: Altını elinde tartıyordu. 3. Çekip bırakarak sallamak: Atın dizginini tartıyordu. 4. İyice düşünmek, önceden iyi düşünmek: Sözünü tartmadan söylemez. S. Bir kimseyi tecrübe etmek, ne diyeceğini, ne yapacağını önceden anlamak istemek: Herifi tarttım, baktım ki benden kuvvetli. Papuç tartmak Ayak sürüyerek edâ ile yürümek. Sözü tartmak = mec. Söylenilen sözü iyice düşünüp söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh. weigh out. measure. scale. balance. debate with oneself. deliberate. gage. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh. weight. to weigh. to ponder. to consider carefully. to weigh sth out. to evaluate. to think sth over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weigh. to weigh. to sound out. to feel out. to size up. to evaluate. balance. deliberate. gauge. measure. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkrıkçı çarkı

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim tartar asidinin tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağırlığını ölçtürmek: Kömürü tarttırmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Moliere in bir piyesinde ikiyüzlü papaz; dindarlık taslayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تارومار] dağınık. 2.perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağıtmak, karıştırmak. 2.perişan etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.dağılmak, karışmak. 2.perişan olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تار و پود] kumaşın çözgü ve atkısı. 2.doku.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şekil, biçim, kılık Güzel bir tarza koymak. 2. Üslûp, edâ, tertip, düzen: Bu tarzda bir şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

style. method. way. manner. form. angle. brand. fashion. genre. modality. mode. modus. school. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. manner. mode. strain. style. tone. way. style stil. üslup. biçem. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

way. manner. sort. kind. style. fashion. form. genre. method. modalities. mode. plan. tone. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرز] şekil, biçim. 2.yöntem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki) Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki) Türk musikisinde artık kullanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarzan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rızâ» dan masdar). 1. Râzı ve hoşnud etme. 2. Bir tecavüzde bulunan kimsenin, pişmanlığını söyleyip affını dilemesi: Tarziye talebinde ısrar ediyor. 3. Sahâbe ve din büyükleri için «Radiyallâhüanh» duâsını okuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski bir Moğol kabilesi. 2. Kırım ve Volga İdil Türkleri’ne verilen ad. Tatarböreği = Kıymalı ve yoğurtlu ufak hamur parçalarından ibaret yemek. Tatar kalpağı = Kenarı kürklü kalpak, şubara. Tatar kaltağı = Eğerin bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden mektup taşıyan postacı, Ar. berîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Tatar people living from the Volga to the Ural Mountains a member of the Turkic-speaking people living from the Volga to the Ural Mountains a member of the Mongolian people of central Asia who invaded Russia in the 13th c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of the Mongolian people of central Asia who invaded Russia in the 13th century. a member of the Turkic-speaking people living from the Volga to the Ural Mountains. the Turkic language spoken by the Tatar people living from the Volga to the Ural M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir Türk kavmi. 2.Posta sürücüsü. 3.Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tatar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatar. the Tatar language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tartar. in Tatar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivrisineğe benzer, lâkin ondan küçük ve sessiz bir sinekçik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gnat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmemiş veya pek pişmiş (et). 2. Mektup iletmeye alıştırılmış, posta hizmetini yapan (güvercin),

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tatarstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «turûk» dan masdar) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Yol bulma, girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sided.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unilateral. ex- parte. one- sided. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one sidedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Telekomünikasyon işinde faydalanılan sun’İ peyk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Telstar, yayın için kullanılan sunî peyk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazino ve meyhane vesairede tezgâhı idare eden usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk. salesclerk. one who serves at a counter. salesman. shop assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başlık, serlevha, kitap başlşığı; lakap, ünvan, isim; rütbe ismi; huk. tasarruf hakkı, istihkak; huk. tasarruf se nedi, tapu; f. lakap veya ünvan vermek; kitaba ad koymak. title deed tapu senedi, tasarruf belgiti. title page baş sayfa, başlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlevle, her parçanın başlangıcı kısaca çalınarak dinleyicilere kısa bir önizleme sağlanır. Oynatma zamanı, 10, 20 ve 30 saniye arasından seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. unvan sahibi, şampiyonluk ünvanına sahip kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. totaliter, bütüncül; i. totaliter yönetim yanlısı. totalitarianism i. totalitercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Totaliter rejim veya doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totalitarism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. vergi veren; tabi olan, bağımlı; vergiye ait, haraç olarak verilen; yardımcı; bir ırmağa karışan (ayak); i. haraca tabi hükümdar veya hükümet; ırmak ayağı; göle dökülen ırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. teslis prensibine ait; i. teslis prensibine inanan kimse. Trinitarianism i. teslis prensibini kabul eden mezhep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayı bakımından bir şeyin topu, miktarı, bSliğ. 2. Pare miktarı, meğlâğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sum. total. amount. quantum. quanta. volume. aggregate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amount. sum. total. totality. sum of money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amount. sum. total. number. amount to. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retentively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit. seizure. epilepsy sara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her yanı birbirini tutan, arada çelişme bulunmayan, insicamlı, düzenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. coherent. logical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherent. consistent. consequent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherent. consistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coherence. consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency. consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aplomb. consistency. constancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent. contradictious. inconsequent. inconsequential. double-minded. abrupt. choppy. conflicting. contradictory. desultory. disconnected. discursive. disjointed. precarious. rambling. unconnected. as thin as a wafer. wafer-thin. wa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictory. incoherent. inconsistent. inconsequent. disconnected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherent. inconsistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherency. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoherence. inconsistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. incelikle oynamak; bir rolü eksik oynamak; ehemmiyet vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan muavini, bakan muşaviri, müsteşar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. teslis doktrinini kabul etmeyen kimse; b.h. teslis doktrinine karşı gelen inanca dayanan bir. Hıristiyan mezhebi üyesi; s., b.h. bu Hıristiyan mezhebine ait; birimsel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uniteye ait, birimsel; butün, bölünmez, tek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlamento usullerine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekelenmemiş, kararmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ünvansız; ünvan hakkı olmayan; isimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. birden zengin olan kimse; s. türedi, sonradan görme, zıpçıktı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB Media Player ile birçok USB aygıtını doğrudan BRAVIA TV’nize bağlayabilirsiniz. WALKMAN® mp3 çalar, Cyber-shot fotoğraf makinesi, VAIO dizüstü bilgisayar, Handycam® Video Kamera veya USB Memory Stick™ fark etmez; multimedya dosyalarınızın keyfini büyük ekranda çıkarmak için bağlamanız yeter. USB aygıtınızın içeriği doğrudan BRAVIA TV’ye aktarılır; böylece zahmet çekmeden müzik dinleyebilir (MP3), en sevdiğiniz fotoğrafların slayt gösterisini (JPEG) veya son çektiğiniz ev videolarını izleyebilirsiniz (MPEG1).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

USB Music Player, en sevdiğiniz şarkıları veya şarkı listelerini BRAVIA TV’nizde dinlemenizi sağlar. VAIO, WALKMAN® mp3 çalar veya USB Memory Stick™ gibi birçok USB aygıtı TV’nize kolayca bağlanabilir ve MP3 müzik dosyalarınız doğrudan büyük ekrana aktarılır; bu sayede tek bir hareketle odanızı en sevdiğiniz müzikle doldurabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneş’e en yakın gezegen, Merkür, Yun. Hermes.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Merkür. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. faydacıl; i. faydacıl kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. etyemez kimse, otobur; s. etyemez; yalnız sebzeden ibaret. vegetarianism i. etyemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Et ve başka organik maddeleri yemeyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. végétarien

etyemez

Genellikle et ve et türevlerini yemeyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vegetarianism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. volontarisme

fel. ve ruh b. istenççilik

Akla ve bilime değil de iradeye üstünlük tanıyan, ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ihtiyari, isteyerek, istemli, gönül rızası ile, gönüllü, fahri, gönülden kopan; iradeye bağlı; kendi isteğiyle hareket eden, irade sahibi; hür, serbest; i. ihtiyari hareket; müz. kilisede ayin başlamadan önce veya bittikten sonra org solosu. vo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. din ve eğitim kurumlarının yardımlarla desteklenmesi ilkesi; gönüllü iş veya para ile idare edilen sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini bir şeye adamış kimse. votaress i. bir şeye kendini adamış kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salkım, bot. Wistaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kullanıcıların müzik dinlerken en sevdiklerin CD ya da MiniDisc parçalarını işaretlemelerini sağlar. Daha sonra bu işaretlenen parçalar otomatik olarak çalınabilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Resim araması ve yavaş oynatım gibi tüm oynatma hızlarında yumuşak görüntü sağlayan geliştirilmiş bir işlev. Saniyede gösterilen resim sayısı %50 artırılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Mikroplarla savaşan, onları içine alarak yok eden kan hücresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Altın teli, sırma. 2. mec. Güneş ışını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Altın telle ve sırma ile işlenmiş veya dokunmuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altın tel, sırma. 2.Güneş ışını.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by