Tiz ne demek? | Tiz anlamı nedir? | Tiz

Tiz anlamı nedir?

Tiz ne demek?

Tiz anlamı nedir?

Tiz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tiz

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir sesin pes olmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Türkçe’si: tez). 1. Çabuk, süratle, hızlı, acele olarak: Tiz gel. 2. Sık: Tiz tiz nefes almak. (bk.) Tez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high pitched. sharp. high-toned. shrill. clear. strident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill. strident. treble. shrill. sharp. high. high-pitched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill. sharp. high. penetrating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تيز] keskin. 2.sivri. 3.çabuk tez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Af, bağışlama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). (-tise) (f). (tic). bir borcun anaparasını taksitlerle ödemek, amortize etmek. amortiza'tion (i). itfa, masrafın imhası amortisman, bir borcun anaparasını taksitlerle ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(tıp) HAlât-ı nâdire = Az görülen hastalık belirtisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kokulandırmak, baharat kokusu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini geliştirmeye yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan beden çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athleticism. athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletism. athletics. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vaftiz etmek; ad koymak vaftiz ayini ifa etmek; ilk defa kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski zaman kale bedenlerinden dışarı çıkmalı olan kulecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاقتضا] gerektiğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالالتزام] bilerek, bile bile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bi’l-İcâb. (bk.) B’ilİcâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, iltizam = iş edinme). Bile bile iş edinerek, hususî surette, kasd ve niyetle: B’il-iltizâm bu işi bu kadar uzattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzinle, ruhsat alarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (elek). mıknatıs hassasını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vekil olarak tayin etmek; for ile bir kimsenin yerini doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hassasiyetini azaltmak; (tıb). hassaslığını azaltmak veya ortadan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesin olarak fikrini söylemek veya yazmak; kestirip atmak, tartışmaya meydan vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmaları esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To compose in the form of the drama; to represent in a drama; to adapt to dramatic representation; as, to dramatize a novel, or an historical episode. represent something in a dramatic manner; 'These events dramatize the lack of social responsibility amon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put into dramatic form; 'adopt a book for a screenplay'. represent something in a dramatic manner; 'These events dramatize the lack of social responsibility among today's youth'. add details to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dram şekline sokmak, tiyatro oyunu şeklinde ifade etmek. dramatiza'tion (i). dram şekline koyma; romanın oyunlaştırılmış şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égotisme

fel. benlikçilik

Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. exotisme

yabancıllık

Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Seçmecilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éclectisme

fel. seçmecilik

Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert evaluation. expert appraisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert opinion. appraisal. expertise. evidence of opinion. expert advice. expert valuation. appraisal by experts. opinion evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİZMA (i. Y. fizik). Elektrik akımının kendi civarında manyetik bir alan meydana getirmesi vasfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mus.). Türk musikisinde kullanılan 4 sekizlinin en tizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساتيذ] ustalar. 2.üstadlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üstâz). Üstadlar, bir güzel sanatın ustaları, (bk.) Ustad.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatisme

bağnazlık

Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phototactisme

bit. b. ışığa göçüm

Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerektiğinden dolayı, ötürü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr). Hipnozla alâkalı tatbikatın ve hadiselerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesmerist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bezi» den masdar). 1. Bir şeyin hor kullanılması. 2. Pek bol ve değersiz, mübtezel olma: Portakalın bu seneki ibtizâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افتضاح] rezillik, skandal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ» dan masdar). Beslenme, gıdalanma (tegaddî daha çok kullanılır; d ile iğtidâ yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Tevazu, alçak gönüllülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (tırnak, saç, sakal vesaireyi) Boyama: Sakalını kına ile Ihtizâb ederdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «huzur» dan masdar). Ölüme hazır olma, can çekişme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتضار] can çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihtizâzât). 1. Hafif surette titreme, oynatılan bir telin bir süre titremesi gibi bir hareket, ürperme. 2. (fizik) Titreşim, havanın sesten dalgalanıp ses iletmeye vasıta olması, Fransızca: vibration.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration. quivering. tremor. trembling. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهتزاز] titreme, titreyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ihtizâziyye) (fizik). İhtizâz (titreşim) denilen hafif titremeye ve dalgalanmaya ait: Hareket-I ihtizâziyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. «kazâ» dan masdar). 1. Lüzum, lâzım gelme: Sizin gitmeniz İktizâ ediyor. Çiçeklerin artık açılması iktizâ ederdi. 2. İhtiyaç, muhtaç olma: Bir yağmura çok İktizâ vardır. Bu bahçenin bir havuza iktizâsı Aşikârdır. 3. Lüzum ettirme, icap, lâzım getirme: Bu İş sizin hazır bulunmanızı İktizâ ediyor (bu mânâda icap kelimesi veya iktizâ ettiriyor denmesi daha iyi görünüyor). 4. İşe yarama: Onun bana İktizâsı yoktur. O, bana iktizâ etmez. İktizâsına göre: İcabına göre. İktlzây-ı hâl = HAlin, vaziyetin icabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requirement. necessity. need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقتضا] gerekme. 2.ihtiyaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumlu, lâzım, gerekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz, gerekli olmayan, fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar) (c. iltizâmât). 1. Kendi üzerine lâzım sayma: lltizâm-ı sükût. İşe karışmamayı yi iltizâm ettim. 2. Birinin tarafını tutma, tarafgirlik etme: Biri Akif’i ve diğeri Fikret’i iltizâm ederek münakaşaya giriştiler. 3. İcap ettirme, gerektirme: Serveti iyi yaşamasını iltizâm etmez, yaşamasını bilmez ne zenginler vardır. 4. (mülkî idare) Osmanlı devrinde belirli bir bölgedeki belirli bir vergiyi, devlet nâmına toplamak: Bir kazanın Aşârını iltizâm etti. İltizâm almak, iltizâma vermek, iltizâmâta karışmak. Bil-iltizâm = İş edinerek, bilip isteyerek, rasgele değil: Bil-iltizâm bu işi yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax farming. partiality. finding sth necessary. land tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ التزام] gerekli görme. 2.taraf tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden iltizâm işini üzerine alan adam, Ar. mültezim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmer of revenues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde iltizâm usûliyle vergi toplama işi, mültezimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İltizam yoluyla: Aşâr iltizâmen idare olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat) (mü. iltizâmiyye). Mânâ-yı iltizâmi, delâlet-i iltizâmiyye = Biri diğerini icabettiren iki şeyden birini anarak diğerinin kasdolunması. Siga-yı iltizâmiyye = Türk gramerinde yazmalı ve sevmeli gibi lüzum gösteren kip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التذاذ] lezzet alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den masdar). 1. Karışabilme, birden fazla cismin karışıp bir cisim teşkil etmesi: Kimyevî imtizâc. 2. Birbirini tutma, uygunluk, uyuşma: İmtizâc-ı elvan = Renklerin uygunluğu. 3. Geçinme, alışma, uyuşma: O adamlarla imtizâc olunmaz. Karı koca arasında imtizâc olmazsa birlikte yaşamak pek müşkül olur. 4. Alışma, sıhhata uygun bulma: Oranın havasiyle imtizâc edemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatibility. harmony. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امتزاج] uyuşma, uzlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to get on well together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyuşmak, uzlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتزاع] söküp alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar). Çekip koparma, koparıp alma. Fransızca abstraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nizâm» dan masdar) (c. intizâmât). Yolunda dizilmiş olma, düzgünlük, tertip: Bu işlerde hiç intizam yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neatness. regularity. order. orderliness. regulation. system. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتظام] düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). intizamlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. regular. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتظام پرور] düzeni seven, düzenli, tertipli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlüne göre tertiplenmemiş olan; yoluna konmayıp karmakarışık halde bulunan, .düzensiz, nizam ve tertibi olmayan: intizamsız bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. untidy. halting. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlünce dizilmemiş olan şeyin hali, düzensizlik, tertipsizlik, karmakarışık hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. untidiness. lack of rules or a plan. disarray. disorderliness. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar). Bekleme, gözleme, Ar. terakkub: Bahara intizâr ediyorum, baharın intizârındayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. cursing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. curse. cursing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتظار] bekleme, bekleyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hipnotizma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrédentisme

kurtarımcılık

Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Memeden süt emme mânâsiyle kullanılıyorsa da, yanlış olup, asıl mânâsı: Keçinin, satılmayıp sahibi tarafından yine kendine verilen kendi sütünü içmesidir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Razı olma, uygun bulma, beğenme, seçme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتزاق] rızıklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ölülerin, ruhlarıyla, bazı şartlar altında haberleşilebileceğine inanan görüş ve bu gaye ile yapılan denemeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyâ» dan). Işıklandırma, aydınlanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ziyâde olmasını isteme veya ziyade olması istenilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzûh» tan masdar) (c. Istîzâhât). Bir işin açık ifade edilmesini, bir mesele hakkında izahat isteme, (yeni terim) Gensoru, bk. Gensoru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيضاح] gensoru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzâhât yolu ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.,«azamet» ten masdar). Büyütme, büyük görme, küçük bir şeye ehemmiyet verip büyük gösterme: Bu adam hastalığını daima istîzâm eder (Arapça’da saygı ve kendini büyük görme mânâlarına da gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «izn»den masdar). izin isteme, müsaade, mezuniyet isteme, danışma: Bil-istîzân, ledel-isttzân, indel-istizân = izin istenildikte. Bilâ-istîzîn = Ruhsat ve izin istemeksizin, danışmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيذان] izin isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahr» dan). 1. Dayanma, güvenme, arka verme. 2. Yardım isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıll»dan masdar). Gölgelenme, gölge altına girme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استضعاف] zayıf düşürme, zayıf görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl»den masdar). 1. Bir tarafa çekilme, yalnızlığa çekilme. 2. İşten çekilme, istifa. 3. Abbâsîler devrinde MÜtezile mezhep ve itikadı. 4. Umumiyetle sünnî görüşe aykırı itikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التزام ما لا یلزم] abesle iştigal etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİZAR) (i. A. «özr» den masdar). Bir özür, sebep ve vesile ileri sürüp bir mânî göstererek af dileme, mâzeret beyân etme: Dâvete gidemediğinden dolayı itizar ediyor. İtizar şehidetnâmesi = Mazereti tasdik eden doktor raporu veya başka bir resmî veya yarı resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offering an excuse. apologizing. regrets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتزال] köşesine çekilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتذار] özür dileme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yemek aralarında 100’er gram çilek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortisone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mıknatısiyet vermek, mıknatıslamak; cezbetmek, meftun etmek magnetization i. mıknatıslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetizma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mangal, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Maltalı, Malta Arapçası konuşan: Bir Maltız denizci geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Malta’da konuşulan Arapça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). 1. Bir mıknatıs alanındaki fizik hadiselerini sağlayan kuvvet. 2. Telkin ve hipnoz olayları ile bunların nazariyelerine verilen ed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Sarhoş, sızmış (argo).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski yöneticisinin unvanı ve bazı yetkileri kendisinde kalmak üzere bir ülkeyi başka bir ülkeye bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metis, melez, kırma, iki ayrı ırktan gelen insan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını azar azar artırarak zehir alıp vücudu zehirlenmekten muaf kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. occultisme

gizlicilik

Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). İçe kapanış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autisme

ruh b. içe yöneliklik

Gerçeklerden kaçarak hayalî olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri, genellikle dileklerin yönetmesine bırakma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism içeyöneliklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism içeyöneliklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Kendi kendisine Aşık olma sapıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Otomatik olan şeyin karakteri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kendi partisine aşırı düşkün, başkasına hak tanımak istemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan. factionist. henchman. jay hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ardent and enthusiastic supporter of some person or activity. a pike with a long tapering double-edged blade with lateral projections; 16th and 17th centuries. devoted to a cause or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe) Derslerini, gezinerek vermeye alışmış olan Aristo’nun felsefesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péripatétisme

fel. Aristotelesçilik

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in felsefesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiir yazmak ,şiir söylemek;şiirle ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Pragmacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatisme

fel. yararcılık

Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümkün olan niceliklerini bulmak; bir niceliğin katsayıları olarak göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Çocuklarda kemiklerin çarpılması hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı veya cevizyağı.

Hazırlanışı : Hastanın vücudu zeytinyağı veya cevizyağı ile ovulur. 6 saat sonra ılık banyoda yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rickets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). XVIII. yüzyıl sonunda başlayan ve hislere fazlaca yer veren edebiyat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. the romantic movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Bazı oynak yerlerin şişlp kızarmasıyle kendini gösteren bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur. 3 çeşit romatizma vardır:

- Akut eklem romatizması.

- Romatoid artrit.

- Dejeneratif romatizma.

Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane kabukları soyulmamış elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatic. rheumatical. rheumatism. rheumatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sltîze.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıhhi hale getirmek, sterilize etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sistemli bir şekilde düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çeşitli mezhepleri veya fikirleri toplayıp birleştiren bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. (kağıt, filim) hassas hale getirmek; tıb. hassas duruma getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. (2) Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستيز] kavga. 2.çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kavga, anlaşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستيره] kavga. 2.çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rezil etmek; leke sürmek, damgalamak, damga vurmak. stigmatization i. rezil etme; damgalanma; vücutta doğaüstü alametler belirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip-show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (farklı düşünceleri) birbirine uydurmaya çalışmak. syncretist i. iki tarafı birleştirmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzene sokma, sistemleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Huysuz, hizmeti zor edilir, zor memnun olur, müşkilpesent: Hastalığında çok titiz olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevish. fastidious. choosy. fussy. difficult. critical. careful. exacting. particular. cleanly. dainty. demanding. exact. exigent. finical. finicking. finicky. hypercritical. jealous. jealous of. meticulous. niggling. niminy-piminy. pernickety. rigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choosy. close. exact. fastidious. fussy. meticulous. particular. pedant. precise. punctilious. rigorous. scrupulous. strict. thorough. choosey. finicky. peevish. hard to please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidious. particular. hard to please. exacting. choosy. discriminating. meticulous. peevish. accurate. captious. careful. dainty. delicate. difficult. finicky. fussy. nice. old maid. overparticular. pernickety. picky. precious. pricky. queasy. querulous

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Çok dikkatli ve özenli davranan. 2.Prensiplerine aşın düşkün. 3.Huysuz, öfkeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Titiz hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hard to please. to become particular / meticulous / peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titiz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. fastidiousness. meticulousness. fussiness. particularity. daintiness. niceness. nicety. punctilio. rigor. rigour. scrupulousness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiousness. fussiness. meticulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiousness. choosiness. meticulousness. peevishness. enginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussily. meticulously. exactly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiously. painstakingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religiously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 3. sekizli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., tiz = keskin, Ab = su) (halk ağzında: kezzap) (kimya). Azotik asit, yahut nitrik asit denen sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yürüyüşü çabuk çabuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيزاب] kezzap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) heyecan. all in a tizzy çok heyecanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vaftis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptismal. christening. baptism. christening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to baptize. christen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptistery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by