Tiz-rev ne demek? | Tiz-rev anlamı nedir? | Tiz-rev

Tiz-rev anlamı nedir?

Tiz-rev ne demek?

Tiz-rev anlamı nedir?

Tiz-rev | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: tiz rev

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yürüyüşü çabuk çabuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunger strike. bread riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Af, bağışlama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). (-tise) (f). (tic). bir borcun anaparasını taksitlerle ödemek, amortize etmek. amortiza'tion (i). itfa, masrafın imhası amortisman, bir borcun anaparasını taksitlerle ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iştah açan şey, çerez, meze, iştah açıcı içki, aperitif, açar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iştah verici, iştah açıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(tıp) HAlât-ı nâdire = Az görülen hastalık belirtisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kokulandırmak, baharat kokusu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini geliştirmeye yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan beden çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athleticism. athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletism. athletics. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). Allaha ısmarladık; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çevirmeye gerek olmaksızın kasetin her iki yüzünü de çalana sistem.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vaftiz etmek; ad koymak vaftiz ayini ifa etmek; ilk defa kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski zaman kale bedenlerinden dışarı çıkmalı olan kulecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Berât’ın c.). Eskiden rütbe, nişan ve imtiyaz verildiğini bildiren fermanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بروات] beratlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde Devr-i Revân usûlünün bir adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاقتضا] gerektiğinden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالالتزام] bilerek, bile bile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Erkek ve dişi organları aynı kök üzerindeki ayrı çiçeklerde bulunan mısır, ceviz, fındık gibi bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bi’l-İcâb. (bk.) B’ilİcâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = edat, el = harf-i tarif, iltizam = iş edinme). Bile bile iş edinerek, hususî surette, kasd ve niyetle: B’il-iltizâm bu işi bu kadar uzattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzinle, ruhsat alarak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. iki tam notaya eşit nota; huk. resmi yazı; sesli harflerin kısa okunması için üzerlerine konulan ^ işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. subayların fahri ve salâhiyetleri sınırlı olarak atandıkları bir üst rütbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katolik kilisesinde okunan günlük dua ve okuma parçalarından ibaret kitap; diğer kiliselerde kullanılan buna benzer kitap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. 8 puntoluk harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısalık, kısa oluş; bir fikrin kısaca ifade edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چابک رو] hızlı giden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L. «küçük çar, Sezarcık»). Çarın büyük oğlu, Rusya imparatorluk veliahdi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyuk yarık, buzulda veya bir seddin yüzünde açılan yarık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarık, çatlak, rahne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cue/review işlevi, kasette hızlı ileri ya da geri çalma olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çareviç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dâireviyye). Daire şeklinde: Dairevî bir yer, dâirevî bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائروی] dairemsi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (elek). mıknatıs hassasını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vekil olarak tayin etmek; for ile bir kimsenin yerini doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hassasiyetini azaltmak; (tıb). hassaslığını azaltmak veya ortadan kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 14 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekin biçme, hasat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.), Delicesine hareket eden, çılgın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesin olarak fikrini söylemek veya yazmak; kestirip atmak, tartışmaya meydan vermemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dogmaları esas alan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki Auto Reverse mekanik yuvaya sahip bir kaset deck’i

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To compose in the form of the drama; to represent in a drama; to adapt to dramatic representation; as, to dramatize a novel, or an historical episode. represent something in a dramatic manner; 'These events dramatize the lack of social responsibility amon

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put into dramatic form; 'adopt a book for a screenplay'. represent something in a dramatic manner; 'These events dramatize the lack of social responsibility among today's youth'. add details to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dram şekline sokmak, tiyatro oyunu şeklinde ifade etmek. dramatiza'tion (i). dram şekline koyma; romanın oyunlaştırılmış şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égotisme

fel. benlikçilik

Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. exotisme

yabancıllık

Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Seçmecilik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éclectisme

fel. seçmecilik

Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert evaluation. expert appraisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert opinion. appraisal. expertise. evidence of opinion. expert advice. expert valuation. appraisal by experts. opinion evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appraisal report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİZMA (i. Y. fizik). Elektrik akımının kendi civarında manyetik bir alan meydana getirmesi vasfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mus.). Türk musikisinde kullanılan 4 sekizlinin en tizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساتيذ] ustalar. 2.üstadlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üstâz). Üstadlar, bir güzel sanatın ustaları, (bk.) Ustad.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fanatisme

bağnazlık

Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fanaticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emri yürüyen, hükmü geçen: Falan yerlerde fermân-revâ bulunan zât.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (ing). for ever ebediyen daima: mütemadiyen, durmadan. forevermore (z). ebediyen, ilelebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. phototactisme

bit. b. ışığa göçüm

Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rehin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Vazife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duty. mission. job. work. function. service. part. assignment. commission. appointment. billet. business. charge. devoir. employment. incumbency. office. piece of work. position. situation. stint. task. workings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. assignment. commission. duty. function. job. office. onus. part. place. position. post. service. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

task. duty. function. office. administrative function. assignment. bailiff. billet. business. cakewalk. charge. commission. employment. incumbency. job. jurisdiction. onus. part. place. portfolio. position. business position. role. service. station. stint

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

functionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

co worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entrusted with a task. to be charged with a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrusting. employment. commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrust. employ. place. give work. commission. deploy. draft. draught. draw out. elect. instruct. post. set on. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. commission. designate. employ. to commission. to charge. to employ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to charge sb with a duty. to entrust sb with a task. charge. nominate. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be assigned duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vazifeli, görevi olan, vazifedar, memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on duty. employee. attendant. functionary. incumbent. office-bearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. officer. official. charged. employee. in charge. on duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged. assigned. appointed. on duty. commissional. commissioned. functionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonjurisdiction. lack of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

işverene kabûl ettirmek için, işlerini hep birden bırakması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike. walkout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike. walk-out. industrial acuse. layoff. strike action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picheter. picket. strike picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strikebreaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike breaker. blackleg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come out. lay down tools. leave work. strike. to lay down tools. walk out. to leave off work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Grev yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

security employees / guard / man / officer. security guard. security man. security officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İhtiyâcı gören, gideren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerektiğinden dolayı, ötürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber giden, yol arkadaşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,,(tıb). bir dokunun bir hastalık esnasında karaciğer rengini ve kıvamını alması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr). Hipnozla alâkalı tatbikatın ve hadiselerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypnotism. hypnosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mesmerist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hücre» den imen.) (mü. hücreviyye) (anatomi). Ufak hücreleri ve oyukçukları olan. Fr. cellulaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdar, şah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hükümdar, padişah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Padişah, hükümdar, sultan. 2.Hüsrev şirin masalının erkek kahramanı. - Hüsrev: Eserlerini daha çok Farsça yazmış bir Türk şairi ve edibi olup 1253-1325 yıllan arasında Hindistan’da yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing home. rest home. home for the aged. eventide home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home. old age asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خسرو] hükümdar, padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bezi» den masdar). 1. Bir şeyin hor kullanılması. 2. Pek bol ve değersiz, mübtezel olma: Portakalın bu seneki ibtizâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افتضاح] rezillik, skandal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gızâ» dan masdar). Beslenme, gıdalanma (tegaddî daha çok kullanılır; d ile iğtidâ yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Tevazu, alçak gönüllülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (tırnak, saç, sakal vesaireyi) Boyama: Sakalını kına ile Ihtizâb ederdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «huzur» dan masdar). Ölüme hazır olma, can çekişme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتضار] can çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihtizâzât). 1. Hafif surette titreme, oynatılan bir telin bir süre titremesi gibi bir hareket, ürperme. 2. (fizik) Titreşim, havanın sesten dalgalanıp ses iletmeye vasıta olması, Fransızca: vibration.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibration. quivering. tremor. trembling. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهتزاز] titreme, titreyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ihtizâziyye) (fizik). İhtizâz (titreşim) denilen hafif titremeye ve dalgalanmaya ait: Hareket-I ihtizâziyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A. «kazâ» dan masdar). 1. Lüzum, lâzım gelme: Sizin gitmeniz İktizâ ediyor. Çiçeklerin artık açılması iktizâ ederdi. 2. İhtiyaç, muhtaç olma: Bir yağmura çok İktizâ vardır. Bu bahçenin bir havuza iktizâsı Aşikârdır. 3. Lüzum ettirme, icap, lâzım getirme: Bu İş sizin hazır bulunmanızı İktizâ ediyor (bu mânâda icap kelimesi veya iktizâ ettiriyor denmesi daha iyi görünüyor). 4. İşe yarama: Onun bana İktizâsı yoktur. O, bana iktizâ etmez. İktizâsına göre: İcabına göre. İktlzây-ı hâl = HAlin, vaziyetin icabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requirement. necessity. need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقتضا] gerekme. 2.ihtiyaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerekmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumlu, lâzım, gerekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lüzumsuz, gerekli olmayan, fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar) (c. iltizâmât). 1. Kendi üzerine lâzım sayma: lltizâm-ı sükût. İşe karışmamayı yi iltizâm ettim. 2. Birinin tarafını tutma, tarafgirlik etme: Biri Akif’i ve diğeri Fikret’i iltizâm ederek münakaşaya giriştiler. 3. İcap ettirme, gerektirme: Serveti iyi yaşamasını iltizâm etmez, yaşamasını bilmez ne zenginler vardır. 4. (mülkî idare) Osmanlı devrinde belirli bir bölgedeki belirli bir vergiyi, devlet nâmına toplamak: Bir kazanın Aşârını iltizâm etti. İltizâm almak, iltizâma vermek, iltizâmâta karışmak. Bil-iltizâm = İş edinerek, bilip isteyerek, rasgele değil: Bil-iltizâm bu işi yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax farming. partiality. finding sth necessary. land tenure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ التزام] gerekli görme. 2.taraf tutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden iltizâm işini üzerine alan adam, Ar. mültezim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmer of revenues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde iltizâm usûliyle vergi toplama işi, mültezimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İltizam yoluyla: Aşâr iltizâmen idare olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat) (mü. iltizâmiyye). Mânâ-yı iltizâmi, delâlet-i iltizâmiyye = Biri diğerini icabettiren iki şeyden birini anarak diğerinin kasdolunması. Siga-yı iltizâmiyye = Türk gramerinde yazmalı ve sevmeli gibi lüzum gösteren kip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التذاذ] lezzet alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meze» den masdar). 1. Karışabilme, birden fazla cismin karışıp bir cisim teşkil etmesi: Kimyevî imtizâc. 2. Birbirini tutma, uygunluk, uyuşma: İmtizâc-ı elvan = Renklerin uygunluğu. 3. Geçinme, alışma, uyuşma: O adamlarla imtizâc olunmaz. Karı koca arasında imtizâc olmazsa birlikte yaşamak pek müşkül olur. 4. Alışma, sıhhata uygun bulma: Oranın havasiyle imtizâc edemedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compatibility. harmony. concord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امتزاج] uyuşma, uzlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to get on well together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyuşmak, uzlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتزاع] söküp alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nez’» den masdar). Çekip koparma, koparıp alma. Fransızca abstraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nizâm» dan masdar) (c. intizâmât). Yolunda dizilmiş olma, düzgünlük, tertip: Bu işlerde hiç intizam yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neatness. regularity. order. orderliness. regulation. system. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتظام] düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). intizamlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. regular. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [انتظام پرور] düzeni seven, düzenli, tertipli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlüne göre tertiplenmemiş olan; yoluna konmayıp karmakarışık halde bulunan, .düzensiz, nizam ve tertibi olmayan: intizamsız bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. untidy. halting. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usûlünce dizilmemiş olan şeyin hali, düzensizlik, tertipsizlik, karmakarışık hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. untidiness. lack of rules or a plan. disarray. disorderliness. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar). Bekleme, gözleme, Ar. terakkub: Bahara intizâr ediyorum, baharın intizârındayım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. cursing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectation. curse. cursing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتظار] bekleme, bekleyiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hipnotizma.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. irrédentisme

kurtarımcılık

Dil, gelenek, görenek ve çeşitli kültür değerleri bakımından bir birlik gösterdiği hâlde ana yurt dışında kalmış halkın yaşadığı toprakları ana yurt sınırları içine almak düşüncesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hürmetsiz, riayetsiz, saygısız. irreverence (i.) saygısızlık. irreverently (z.) saygısızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ters çevrilemez; değiştirilemez, geri alınamaz, kesin, kati. irreversibil'ity (i.) tersine çevrilememe, değiştirilemez oluş. irrevers'ibly (z.) değişrilemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geri alınamaz, değişmez, değiştirilemez, feshedilemez. irrevocable letter of credit (dönülemez) akreditif. irrevocabil'ity, irrev'ocableness (i.) geri alınamaz oluş, feshedilemez oluş. irrev'ocably (z.) feshedilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Memeden süt emme mânâsiyle kullanılıyorsa da, yanlış olup, asıl mânâsı: Keçinin, satılmayıp sahibi tarafından yine kendine verilen kendi sütünü içmesidir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Razı olma, uygun bulma, beğenme, seçme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارتزاق] rızıklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ölülerin, ruhlarıyla, bazı şartlar altında haberleşilebileceğine inanan görüş ve bu gaye ile yapılan denemeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıyâ» dan). Işıklandırma, aydınlanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ziyâde olmasını isteme veya ziyade olması istenilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vuzûh» tan masdar) (c. Istîzâhât). Bir işin açık ifade edilmesini, bir mesele hakkında izahat isteme, (yeni terim) Gensoru, bk. Gensoru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيضاح] gensoru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzâhât yolu ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.,«azamet» ten masdar). Büyütme, büyük görme, küçük bir şeye ehemmiyet verip büyük gösterme: Bu adam hastalığını daima istîzâm eder (Arapça’da saygı ve kendini büyük görme mânâlarına da gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «izn»den masdar). izin isteme, müsaade, mezuniyet isteme, danışma: Bil-istîzân, ledel-isttzân, indel-istizân = izin istenildikte. Bilâ-istîzîn = Ruhsat ve izin istemeksizin, danışmaksızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استيذان] izin isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahr» dan). 1. Dayanma, güvenme, arka verme. 2. Yardım isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zıll»dan masdar). Gölgelenme, gölge altına girme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استضعاف] zayıf düşürme, zayıf görme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «azl»den masdar). 1. Bir tarafa çekilme, yalnızlığa çekilme. 2. İşten çekilme, istifa. 3. Abbâsîler devrinde MÜtezile mezhep ve itikadı. 4. Umumiyetle sünnî görüşe aykırı itikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [التزام ما لا یلزم] abesle iştigal etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İTİZAR) (i. A. «özr» den masdar). Bir özür, sebep ve vesile ileri sürüp bir mânî göstererek af dileme, mâzeret beyân etme: Dâvete gidemediğinden dolayı itizar ediyor. İtizar şehidetnâmesi = Mazereti tasdik eden doktor raporu veya başka bir resmî veya yarı resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offering an excuse. apologizing. regrets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتزال] köşesine çekilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتذار] özür dileme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. reften = gitmek). Bir hükümdar veya hükümetin kalemi hüküm sürdüğü yani idaresi altında bulunan yer, ülke: Osmanlı devletinin kalem-revi dâhilinde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قلمرو] ülke, diyar, topraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yemek aralarında 100’er gram çilek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

( (i. F.). Eğri giden, aykırı yol tutmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Tahtadan, oturmak veya yatmak için yüksekçe ve iğreti yer: Minder kereveti = Sedir Yatak kereveti = Karyola: Kerevette yatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cot-like wooden bedstead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Göllerde yaşayan bir çeşit ıstakoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur sebze ki, yaprağı ve az çok kalın olan kökü yemeğe ve turşu vesaireye girer. Sukerevizi, yabankerevizi = İnciden, selâmotu. Dağkerevizi = Imparatorya denilen bitki cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery. celeriac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celeriac. celery root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(apium graveolens): Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Uyarıcı ve idrar söktürücüdür. İktidarsızlığı giderir. Cinsel istekleri kamçılar. Şeker, guatr ve yüksek tansiyonda faydalıdır. Böbrek, akciğer ve karaciğer hastalıklarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Sürmenajda faydalıdır. Sinir yorgunluğunu giderir. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini giderir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesinde yardımcı olur. Safra ifrazatını düzenler. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Susuzluğu keser ve vücuda serinlik verir. Kalp hastalarına tavsiye edilir. Ses kısıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Adil ve ulu padişah. 2.Keykavus’un torunu, Siyavuş’un oğlu olan meşhur hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortisone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kureviyye). Köye ait, köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küre» den imen.) (mü. küreviyye). Küre şeklinde, yuvarlak, müdevver, küre ile alâkalı, küreye alt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کروی] küresel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Libreville.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herdemtaze, bot. Sedum purpureum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mıknatısiyet vermek, mıknatıslamak; cezbetmek, meftun etmek magnetization i. mıknatıslama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Manyetizma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mangal, içinde ızgarası bulunan, ayaklı ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Maltalı, Malta Arapçası konuşan: Bir Maltız denizci geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brazier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Malta’da konuşulan Arapça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). 1. Bir mıknatıs alanındaki fizik hadiselerini sağlayan kuvvet. 2. Telkin ve hipnoz olayları ile bunların nazariyelerine verilen ed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetism. mesmerism. hypnotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Sarhoş, sızmış (argo).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski yöneticisinin unvanı ve bazı yetkileri kendisinde kalmak üzere bir ülkeyi başka bir ülkeye bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفکوروی] ülkü ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Terementi ağacının tohumu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metis, melez, kırma, iki ayrı ırktan gelen insan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını azar azar artırarak zehir alıp vücudu zehirlenmekten muaf kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Morali.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aklı, fikri, düşünüşü görünüşü sağlam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «revâc» dan imef.) (mü. mürevvice). 1. Geçiren, revaç kazandıran. 2. mec. Yürüten, nüfuz kazandıran, itibar veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مروج] revaç veren, propagandasını yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık olmayan, yakışmaz, yersiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناروا] yakışık almaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.h.i.) (Erkek İsmi) - İran’da 531-579 yıllan arasında hükümdarlık etmiş ve doğruluğuyla şöhret bulmuş olan Sasani Şahı, “adil” lakabıyla anılır.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. occultisme

gizlicilik

Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). İçe kapanış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. autisme

ruh b. içe yöneliklik

Gerçeklerden kaçarak hayalî olaylara bağlılığı geliştirme ve düşünceleri, genellikle dileklerin yönetmesine bırakma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism içeyöneliklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism içeyöneliklik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Kendi kendisine Aşık olma sapıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Otomatik olan şeyin karakteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitdown strike. stay-down strike. sit-down strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. partizan, taraftar; ask. gerillacı, çeteci; s. partizanla ilgili. partisanship, partizanship i. partizanlık, taraftarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kendi partisine aşırı düşkün, başkasına hak tanımak istemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisan. factionist. henchman. jay hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ardent and enthusiastic supporter of some person or activity. a pike with a long tapering double-edged blade with lateral projections; 16th and 17th centuries. devoted to a cause or party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partisanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe) Derslerini, gezinerek vermeye alışmış olan Aristo’nun felsefesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. péripatétisme

fel. Aristotelesçilik

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles’in felsefesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. «pîşrev» = önden giden). 1. (musiki) Türk musikisinde açış parçası olarak çalınan ekseriya 4 hâneli saz eseri. 2. Pehlivanların, tutuşmadan evvel ellerini kisbetlerine vurarak yaptıkları gösteri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prelude. overture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Türk müziğinin en meşhur saz eseri formu. 2.Güreşten önce güreşçilerin yaptıkları gösteri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ pey = arka, reften = gitmek). Birinin arkası sıra giden, izinden giden, birini taklit eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Ardı sıra giden. Arkasından giden, izinden yürüyen. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Peşrev.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiir yazmak ,şiir söylemek;şiirle ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Pragmacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pragmatisme

fel. yararcılık

Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pragmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenmek, galip olmak; hakim olmak; yürürlükte olmak; yaygın olmak, âdet olmak; başarmak, etkili olmak. prevail on razı etmek, ikna etmek, gönlünü yapmak. prevail over, prevail against galip gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. galip gelen, hâkim olan, üstün gelen; en sık esen (rüzgar); geçerlikte olan, yaygın. prevailingly z. galip gelerek; en çok, genellikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hüküm sürme, hakim olma; yaygınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olagelen, hüküm süren, etkili, yaygın, âdet hükmünde olan. prevalently z. genellikle; hâkim olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L ). Zafiyete uğramış kimselerin bakıldığı sağlık evi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yalan söylemek; kaçamaklı cevap vermek, kaçamaklı sözle aldatmak. prevarica'tion i. yalan. prevaricator i. yalancı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. başkalarının ihtiyaçlarını evvelden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önünden giden, önce gelen; koruyucu. prevenience i. önce gelme, önceden yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önlemek, engellemek, durdurmak, önünü almak. preventable s. önlenebilir, önüne geçilebilir, durdurulur. prevention i. önleme, engelleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. önleyici, engelleyici; i. önleyici şey; önleyici tedbir. preventive detention A.B.D. suçluların, yeni suç işlememesi için, yargılanıncaya kadar hapse atılması. preventive measures önleyici tedbirler. preventive war önleme savaşı. preventively z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prevantoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sin. gelecek programdan gösterilen parçalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evvel, evvelki, eski, sabık; k.dili vaktinden evvel olan. previous to this bundan evvel. move the previous question mecliste görüşmeyi kısa kesmek için meselenin oya konup konmaması. ko- nusunda oya baş vurmak. previously z. önceden, evvelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basiret, sağduyu; önceden görme, önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mümkün olan niceliklerini bulmak; bir niceliğin katsayıları olarak göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Çocuklarda kemiklerin çarpılması hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çocuklarda görülen bir çeşit kemik hastalığıdır. Nedeni, yeteri kadar D vitamini almamaktır. Çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. Çocukta huysuzluk ve devamlı terleme görülür, iştahı azdır. Bazıları kabızlık çeker, bazıları da ishal olurlar. Adaleleri gevşektir. Derileri soluk ve kansızdır. Dişleri geç çıkar ve erken çürür. Ayakta durmayı ve yürümeyi geç öğrenir. Bacak kemikleri çarpıktır. Düztabanlık görülür. Deniz, kum veya güneş banyoları, kış aylarında da, haftada 3 kere ılık banyo yaptırmak yaralıdır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı veya cevizyağı.

Hazırlanışı : Hastanın vücudu zeytinyağı veya cevizyağı ile ovulur. 6 saat sonra ılık banyoda yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rickets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yola giden, yol alan, yolcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «reften» fiilinden Imas. olup birleşik sıfat teşkilinde bulunur). 1. Giden, yürüyen. Tîz-rev = Çabuk giden. Rih-rev = Yolda giden, yol alan. 2. Gittiği, yürüdüğü. Kalem-rev = Kalemin yürüdüğü, hüküm sürdüğü yer. mec. Ülke.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (revved, -ving) i. bir dönüş, çevrim, devir (motor); f., (up ile) hızını değiştirmek (motor).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Revelation, Reverend.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. revenue, revised.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyik, münasip, câlz: Revâ görmek. Ni-revi = LAyık, câlz ve münasip olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable. worthy of. befitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روا] uygun, layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yakışır, uygun, yerinde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. râbıta). Râbıtalar, ilgiler, (bk.) RAbıta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روابط] bağlar, ilgiler, ilişkiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(REVAC) (i. A.). 1. Sürüm, iyi sürülen şeyin hâli, itibar: Bu sene bu malın revâcı vardır. 2. Tedâvülde bulunan, geçerli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vogue. marketability. saleability. sales appeal. market price. current price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رواج] yaygınlık, revaç, sürüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. revac.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. râfızt). Râfıztler. (bk.) RAfızt.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyi elde etmeden doğan neşe. 2.Güneş battıktan sonra gece oluncaya kadar geçen zaman.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Revah). Ünlü sahabi Abdullah b, Revaha’nın babası.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bal arıları.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gürleyen bulutlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portico. porch. colonnade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portico. collonnade. arcade. prostyle. portal. porch. canopy. arch. gallery. archway. stoop. cloister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رواق] sundurma. 2.çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ervika). 1. Üstü örtülü, önü açık yer. 2. Kemeraltı, sundurma, saçak altı, çardak, (bk.) Rlvak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. felsefe). Zenon felsefesinin adı, Fr. portique, stoîcisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Eski Yunan’da bir felsefe akımının mensupları, stoacılar, Fr. stoîciens.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. révaluation

ekon. değer katma

Bir paranın değerini altına ve dövize göre yeniden ayarlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden değerlendirmek. revalua'tion i. yeniden değerlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tamir etmek, yenileştirmek; ayakkabının yüzünü değiştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giden, yürüyen, akan. Ab-ı revân = Akarsu. Taht-ı revân = Hayvan ve insanların arasına alınarak taşınan bir çeşit mahfil. Rûh-i revân = mec. Sevgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yerevan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روان] giden. 2.akan. 3.ruh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Akan, su gibi akıp giden. 2.Ruh, can. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gitmek, yola koyulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Revan-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can bağışlayan, taze hayat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giden, yürüyen. Reyine olmak = Gitmek, yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: Fars. «revganî», yani sadeyağla yapılan). Tepside pişen irmik yahut undan bir tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rövanş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(REVAİH) (i. A. c.) (m. râyiha). Râyihalar, kokular, (bk.) RAyiha.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. pencere veya kapı çerçevesinden duvarın kenarına kadar olan kısım, açıt yanağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ifşa etmek, açıklamak, açığa vurmak; göstermek; ilham yoluyle bildirmek. revealment i. açıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. kalk borusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cümbüş etmek, eğlenip oynamak; i. cümbüş, eğlence, şenlik. reveller i. cümbüş eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli şeyi gösterme veya söyleme; gizli şeyin meydana konması; ifşa, açığa vurma, keşif; ilah. Allah tarafından verilen ilham, vahiy; b.h. Kitabı Mukaddes'in son cüz'ü, Vahiy Kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şenlik, neşeli ve gürültülü toplantı, eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri dönen kimse veya şey; hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Giden, yürüyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. öç almak, intikam almak, hıncını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öç, intikam; kin, intikam arzusu; öç alma fırsatı. revengeful s. intikam alıcı, kinci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelir, irat, varidat; bir hükümetin yıllık geliri; varidat dairesi. revenue cutter gümrük kaçakçılığına engel olmak için kullanılan silahlı deniz motoru; gümrük muhafaza gemisi. revenue office maliye tahsil şubesi. revenue stamp damga pulu. public

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Selâm veya teşekkür maksadıyla öne doğru bel kırarak eğilme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. bow. reverence. courtesy. curtesy. curtsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow. curtsy. curtsey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aksettirmek, aksolunmak, yankılamak, yankılanmak, geri vurmak, geri tepmek, yansımak. reverbera'tion i. yankılama, yansıma; yankı, yansı, akis. reverberator i. aksettirici alet; yansıtaç, yansı lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yankı meydana getiren; yansımalı. rever- beratory furnace uzun alevli fırın, yansımalı fırın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hürmet etmek, saymak, saygı göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hürmet, ihtiram, saygı, ululama; huşu; f. hürmet etmek, saygı göstermek, ulu tutmak, yüceltmek, huşu göstermek. your Reverence saygıdeğer efendim (papaz veya vaizlere hitapta kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmete layık, saygıdeğer, sayın, muhterem (papaz veya vaizlerin lakabı olarak kullanılır; kıs. Rev).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmetkâr, saygılı, riayetkar, hürmet gös- teren, hürmetten ileri gelen. reverently, rev- erentially z. saygı ile, huşu ile, ihtiramla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgınlık, derin düşünüş;hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devrik yaka gibi astarını gösterecek şekilde katlanmış elbise kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tersine çevirme; huk. kararın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aksi, arka, ters, tersine dönmüş; terslik yapan. reverse curve S şeklinde demiryolu hattı dönemeci. reverse frame den. ters posta. reverse side ters taraf. reverse turn ters tarafa dönüş. reversely z. tersine, aksi olarak, bilâkis; diğer taraftan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ters çevirmek, tersine çevirmek; yerlerini değiştirmek; iptal etmek, feshetmek; tersine hareket ettirmek; tersine dönmek; geri vitese almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters taraf, arka taraf; ters, aksi, zıt olan şey; durumun kötüleşmesi, aksilik, felâket; mak. geri çevirme, tornistan; geri vites.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine çevrilebilir. reversibil'ity, reversibleness i. tersine çevrilebilme. reversibly z. tersine çevrilerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski haline veya inancına dönme; ters yöne dönme; biyol. iki veya daha fazla kuşak boyunca görülmemiş olan ilkel özelliklerin yeniden belirmesi; huk. tekrar intikal; bir mülkün bir veya birkaç kişinin kullanımına geçtikten sonra başka belirli bir ki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri gitmek, dönmek; tekrar intikal etmek, ait olmak; i. geri dönen kimse, özellikle eski dinine dönen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski mevkiini iade etmek; eski sahibine dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ted, -ting) toprak kaymasına engel olmak için meyilli duvar çekmek, kaplama duvarı yapmak. revetment i. istihkâmların dış kaplaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rûgan» galattır). Yağ. Revgan-ı sâde — Sadeyağ. Revgan-ı zeyt = Zeytinyağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. rugan

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RCganî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahatlık. Gönül rahatlığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden gözden geçirme, bir daha inceleme; yeniden yoklama, resmi teftiş; eleştiri, tenkit; edebiyat ve fikir mecmuası; huk. bir davanın temyiz mahkemesince yeniden incelenmesi. court of review yargıtay, temyiz mahkemesi. pass in review geçit töre

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden incelemek, bir daha dikkatle muayene etmek; eleştiri yazmak; (askeri kuvvetleri) teftiş etmek; huk. (mahkeme kararını) yeniden incelemek; tekrar gözden geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eleştirmen, tenkit yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövmek, yermek, küfür savurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Okul, kışla gibi yerlerde ufak tefek hastalıkları olanların yatırıldıkları hasta odası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infirmary. sick bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sick bay. infirmary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gidiş, yürüyüş. 2. Tarz, uslûb: Hareket tarzı: Bu revişle, bu revişte.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ روش] gidiş. 2.tarz, yöntem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranış, yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar gözden geçirip düzeltmek; İng. tekrarlamak (ders); değiştirmek; i. düzeltme, yeniden gözden geçirme; matb. ikinci prova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzeltme, tashih; düzeltilmiş baskı. revisionist i. değişiklik taraftarı (öğreti veya siyaset konusunda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tashih edici, düzeltici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeniden canlanma, taze hayat bulma; ayılma, kendine gelme; yeniden revaç bulma; uyanma, uyanış; yeniden uyanan merak; dini inançları kuvvetlendirici toplantılar serisi. revivalism i. inançları canlandırmak üzere yapılan heyecanlı dinsel toplantıların

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden canlanmak, taze hayat bulmak; eski halini bulmak; canlandırmak, taze hayat vermek, ihya etmek; eski kuvvetini yerine getirmek; tekrar rağbet kazandırmak; tazelemek, yeni alâka uyandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeni hayat vermek, yeniden canlandırmak. revivifica'tion diriltme, canlandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Etraflı düşünme, ileriyi görüş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. révisé

düzeltilmiş, yenilenmiş

“Düzeltmek, yenilemek” anlamındaki revize etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revision. revisal. revise. review. turnaround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhaul. reconsideration. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overheal and repair. reconsideration. reexamination. revision. overhauling. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parlaklık, güzellik, letâfet, tazelik, süs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رونق] parlaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Parlaklık, güzellik, tazelik, süs.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

canlılık kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Revnak, parlaklık, tazelik arttıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونق بخش] parlaklık veren, canlılık kazandıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رونقدار] revnaklı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak, lâtif, güzel, süslü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geri alınabilir; feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müsaade veya imtiyazın geri alınması; fesih, hükümsüz kılma, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fesih veya iptal kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri almak, hükümsüz kılmak, feshetmek, iptal etmek; sözünü geri almak; (iskambil) kurallara aykırı olarak aynı renkten kâğıt oynamamak; i., (iskambil) aynı renkten kağıt oynamayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. isyan etmek, ayaklanmak; karşı gelmek; (at veya against ile) tiksinmek; i. isyan, ayaklanma; şiddetli anlaşmazlık halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tiksindirici, iğrenç, korkunç. revoltingly z. tiksindirici surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. geriye veya aşağıya doğru kıvrılmış (yaprak kenarları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönme, devir; bir cismin bir merkez etrafında dönmesi; bir gezegenin güneş etrafında dönmesi; devir süresi, devre; inkılâp, devrim, fikir devrimi, hal ve kıyafetlerin değişmesi; devlet yönetiminin tamamen değiştirilmesi; ihtilâl, isyan. revolution

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. devrim kabilinden, inkılâpçı, devrimci; ihtilâlci; i. devrimci veya inkılâpçı kimse; ihtilâlci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döndürmek, çevirmek; devrettirmek; dönmek, devretmek; bir devre içinde dönmek; mutalaa etmek, düşünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Tabanca, altıpatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, revolves; specifically, a firearm with several chambers or barrels so arranged as to revolve on an axis, and be discharged in succession by the same lock; a repeater. a pistol with a revolving cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolver. pistol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pistol with a revolving cylinder. a door consisting of four orthogonal partitions that rotate about a central pivot; a door designed to equalize the air pressure in tall buildings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gun, usually a handgun, with a multi-chambered cylinder that rotates to successively align each chamber with a single barrel and firing pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term credit card issuers use for card holders who roll over part of the bill to the next month, instead of paying off the balance in full each month About seven out of 10 card holders revolve the debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term credit card issuers use for cardholders who roll over part of the account balance to the next month, instead of paying off the balance in full each month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projectile weapon of the pistol type, having a breechloading chambered cylinder so arranged that the cocking of the hammer or movement of the trigger rotates it and brings the next cartridge in line with the barrel for firing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of pistol named for its unique feeding system consisting of a revolving cylinder with multiple cartridge chambers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gat , gun , revolver , sixgun , revolvers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tabanca, mükerrer ateşli tabanca, altıpatlar, revolver.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. döner, devir yapan. revolving door döner kapı. revolving fund döner sermaye, işleyen para; daima ödünç verilip iade edilen para. revolving light döner fener.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çeşitli dans ve oyunlardan meydana gelen sahne gösterisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşitli dans ve oyunlardan meydana gelen sahne gösterisi, revü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duygularda ani ve kuvvetli değişiklik; şiddetli çekilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. revâzin). Pencere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روزن] pencere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Pencere.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). XVIII. yüzyıl sonunda başlayan ve hislere fazlaca yer veren edebiyat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. the romantic movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Bazı oynak yerlerin şişlp kızarmasıyle kendini gösteren bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur. 3 çeşit romatizma vardır:

- Akut eklem romatizması.

- Romatoid artrit.

- Dejeneratif romatizma.

Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane kabukları soyulmamış elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatic. rheumatical. rheumatism. rheumatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kls. Right Reverend.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sltîze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government health official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sıhhi hale getirmek, sterilize etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sistemli bir şekilde düzenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, reften = gitmek). Gece giden, yürüyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sebük = çabuk, reften = gitmek, yürümek). Çabuk giden, süratle yürüyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz., İng. tam nota, dörtlük nota, yuvarlak nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sympathisant

duygudaş

Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sympathizer. person who sympathizes with the views of a certain group. fringe supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Çeşitli mezhepleri veya fikirleri toplayıp birleştiren bir doktrin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. (kağıt, filim) hassas hale getirmek; tıb. hassas duruma getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرو روان] yürüyen servi. 2.yürüyen servi boylu güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1) Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu. (2) Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستيز] kavga. 2.çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kavga, anlaşmazlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ستيره] kavga. 2.çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sneak preview

sin. ön izleme

Yeni çekilmiş bir filmin gösterime girmeden önce az sayıda seçilmiş bir grup tarafından izlenmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rezil etmek; leke sürmek, damgalamak, damga vurmak. stigmatization i. rezil etme; damgalanma; vücutta doğaüstü alametler belirmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip-show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striptease. strip tease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser. peeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stripteaser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (farklı düşünceleri) birbirine uydurmaya çalışmak. syncretist i. iki tarafı birleştirmeye çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzene sokma, sistemleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seesaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seesaw. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAHT-I REVAN) (i. F.) (taht, revân = giden). Eskiden zenginlerin, kadınların veya hastaların nakline mahsus küçücük bir oda biçiminde vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palanquin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter. palanquin. sedan. sedan-chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palanquin. howdah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Huysuz, hizmeti zor edilir, zor memnun olur, müşkilpesent: Hastalığında çok titiz olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevish. fastidious. choosy. fussy. difficult. critical. careful. exacting. particular. cleanly. dainty. demanding. exact. exigent. finical. finicking. finicky. hypercritical. jealous. jealous of. meticulous. niggling. niminy-piminy. pernickety. rigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choosy. close. exact. fastidious. fussy. meticulous. particular. pedant. precise. punctilious. rigorous. scrupulous. strict. thorough. choosey. finicky. peevish. hard to please.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidious. particular. hard to please. exacting. choosy. discriminating. meticulous. peevish. accurate. captious. careful. dainty. delicate. difficult. finicky. fussy. nice. old maid. overparticular. pernickety. picky. precious. pricky. queasy. querulous

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Çok dikkatli ve özenli davranan. 2.Prensiplerine aşın düşkün. 3.Huysuz, öfkeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Titiz hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hard to please. to become particular / meticulous / peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titiz olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peevishness. fastidiousness. meticulousness. fussiness. particularity. daintiness. niceness. nicety. punctilio. rigor. rigour. scrupulousness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiousness. fussiness. meticulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiousness. choosiness. meticulousness. peevishness. enginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussily. meticulously. exactly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidiously. painstakingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religiously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir sesin pes olmaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Türkçe’si: tez). 1. Çabuk, süratle, hızlı, acele olarak: Tiz gel. 2. Sık: Tiz tiz nefes almak. (bk.) Tez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high pitched. sharp. high-toned. shrill. clear. strident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill. strident. treble. shrill. sharp. high. high-pitched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill. sharp. high. penetrating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تيز] keskin. 2.sivri. 3.çabuk tez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde 3. sekizli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., tiz = keskin, Ab = su) (halk ağzında: kezzap) (kimya). Azotik asit, yahut nitrik asit denen sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yürüyüşü çabuk çabuk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيزاب] kezzap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) heyecan. all in a tizzy çok heyecanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Türemiş, başka bir şeyden çıkmış olan. Ar. müştak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative. involution. differentiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative. derivative müştak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Oluşan, ortaya çıkan, türeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Derivatives Market)

İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi ibr malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Czar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Ahıret» demek olan «uhrâ» dan imen.) (mü. uhreviyye). Ahırete ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخروی] ahiret ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahırete ait işler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسطوروی] efsanevî, mitolojik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vaftis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptismal. christening. baptism. christening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godfather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to baptize. christen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baptistery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Bir köşeden bir köşeye kesilmiş veya bükülmüş: Verev bir bez, verev katlamak, kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. diagonal. cut / folded on the bias. oblique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z.,(bağlaç) her nereye, her nerede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün akşam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etrafı dikenli çitle çevrilmiş yer,şarampol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kur’an’daki sure-i Bakara ile Sure-i Al-i İmran. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Frengi ve belsoğukluğu gibi daha çok cinsiyet organlarında görülen (hastalık).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زهروی] cinsel ilişkiyle bulaşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by